Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2009-1-93 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 10-49/912-321
Karar Tarihi : 8.7.2010
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE,
Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY, Murat ÇETİNKAYA,
Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER : Emin Cenk GÜLERGÜN, Cumhur Atalay HATİPOĞLU,
Seda Nurtaç BAYRAMOĞLU, Burak SAĞLAM
C. ŞİKAYET EDEN : Re’sen
D. HAKKINDA SORUŞTURMA
YAPILAN : Türk Eczacıları Birliği
Willy Brandt Sokak No:9 06690 Çankaya/Ankara
E. DOSYA KONUSU : Türk Eczacıları Birliği’nin, eczanelerin alım koşullarını
piyasa dışında belirleyerek 4054 sayılı Kanun’u ihlal edip etmediğinin tespiti.
F. İDDİALARIN ÖZETİ : Türk Eczacıları Birliği (TEB)’nin, eczanelerin alım
koşullarını piyasa dışında belirleyerek 4054 sayılı Kanun’u ihlal ettiği iddiası.
G. DOSYA EVRELERİ : TEB ile ona bağlı eczacı odaları tarafından, eczanelere
sundukları ticari ıskonto ve vadeleri azalttıkları gerekçesiyle bazı ilaç
üreticileri/ithalatçılarına karşı boykot yapılması yönünde internet siteleri vasıtasıyla üye
eczacılara çağrıda bulunulduğu tespit edilmiştir. Bu gelişmelerin incelenmesi
sonucunda konuyla ilgili olarak hazırlanan 30.7.2009 tarih ve 2009-1-93/İİ-09-ECG
sayılı İlk İnceleme Raporu Rekabet Kurulunun 5.8.2009 tarihli toplantısında
görüşülmüş ve TEB’in eylemlerinin soruşturma başlatılmasını gerektirip
gerektirmediğinin tespiti amacıyla önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir.
Yapılan Önaraştırma sonucu hazırlanan 9.9.2009 tarih ve 2009-1-93/ÖA-09-ECG
sayılı Rapor, 11.9.2009 tarih ve REK.0.05.00.00-110/204 sayılı Başkanlık önergesi ile
Kurulun 16.09.2009 tarih ve 09-42 sayılı toplantısında görüşülmüş; TEB hakkında,
4054 sayılı Kanun’u ihlal edip etmediklerinin belirlenmesi amacı ile soruşturma
açılmasına karar verilmiştir.
Hakkında soruşturma açıldığını bildiren 23.9.2009 tarih ve 4108 sayılı yazıyı 24.9.2009
tarihinde tebellüğ eden TEB’in ilk yazılı savunması, 22.10.2009 tarih ve 7583 sayı ile
yasal süresi içinde Kurum kayıtlarına girmiştir.
Soruşturma Heyetince tamamlanan 15.3.2010 tarih ve SR/10-5 sayılı Soruşturma
Raporu, Kanun'un 45/1. maddesi uyarınca tüm Kurul Üyeleri ile soruşturma
kapsamındaki teşebbüs birliğine tebliğ edilmiş ve aynı maddenin ikinci fıkrası
10-49/912-321
2
gereğince, taraftan 30 gün içinde yazılı savunmasını göndermesi 16.3.2010 tarih ve
1276 sayılı yazı ile istenmiştir. TEB, anılan yazıyı 17.3.2010 tarihinde tebellüğ etmiştir.
TEB’in ikinci yazılı savunma süresinin uzatılması talebini içeren 7.4.2010 tarih ve 1446
sayılı yazısı 15.4.2010 tarihli Kurul toplantısında görüşülmüş ve teşebbüs birliğinin
ikinci yazılı savunma süresinin 30 gün uzatılmasına karar verilmiştir. TEB’in ikinci yazılı
savunması verilen ek süre de dikkate alındığında kanuni süresi içerisinde 14.5.2010
tarih ve 3877 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
Soruşturma Heyetinin hazırladığı 26.5.2010 tarihli Ek Yazılı Görüş, Kanun'un 45/2.
maddesi uyarınca 27.5.2010 tarihinde tüm Kurul Üyelerine ve TEB’e tebliğ edilmiştir.
İlgili teşebbüs birliği tarafından 28.5.2010 tarihinde tebellüğ edilen Ek Yazılı Görüş’ün
ardından üçüncü yazılı savunma hakkı kullanılmamıştır. Ayrıca, bir sözlü savunma
talebinde de bulunulmamıştır.
Kanun’un 45. maddesi uyarınca ek görüşün tarafça tebellüğünden itibaren 30 gün
içinde gönderilebilecek olan üçüncü yazılı savunmanın süresinin 28.6.2010 tarihinde
sona ermesi ve tarafça sözlü savunma talebinde de bulunulmamış olması neticesinde,
Kurul, Kanun’un 48. maddesi uyarınca 8.7.2010 tarih ve 10-49/912-321 sayı ile nihai
kararını vermiştir.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Soruşturma Raporu’nda;
- TEB’in eczanelerin alım koşullarını piyasa dışında belirlemesinin 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesi kapsamında olduğu,
- Anılan teşebbüs birliği karar ve uygulamalarının Kanun’un 5. maddesinin birinci
fıkrasında sayılan şartları karşılamaması nedeniyle aynı Kanun’un 4. maddesi
hükümlerinin uygulanmasından muaf tutulamayacağı,
- Kanun’un 4. maddesi kapsamında olan ve 5. maddesinde düzenlenen muafiyetten
yararlanamayan karar ve uygulamalarından dolayı TEB’e, Kanun’un 16.
maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ve beşinci fıkrasında sayılan unsurlar dikkate
alınarak idari para cezası verilmesi gerektiği,
- Kanun’un 9. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, eczanelerin alım koşullarının
piyasa dışında belirlenmesi yönündeki karar ve uygulamalara, ayrıca bu şekilde
belirlenen alım koşullarının elde edilmesi için sağlayıcı teşebbüslere yönelik her
türlü eyleme son verilmesi yükümlülüğünün TEB’e bildirilmesi gerektiği
ifade edilmektedir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Tespitler
I.1.1. Önaraştırma Safhasındaki Yerinde İncelemelerde Elde Edilen ve Eczacı
Odalarının İnternet Sitelerinden Alınan Belgeler
İEO’da yapılan yerinde incelemede bulunan ve Zonguldak Eczacı Odasından TEB
Merkez Heyeti Başkanlığına gönderilen 9.3.2009 tarihli belge:
“Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti Başkanlığına Ankara
Konu: İlaç Firmaları Hakkında
2008 yılı içinde SGK ile yaşadığımız sorunları uzaktan film izler gibi izleyen,
sorunlarımızın çözülmesi için en ufak bir gayret sarf etmeyen ilaç firmaları, şimdi de
eczacının ticari ıskontolarını hiçbir açıklamaya gerek duymaksızın kesmektedirler.
10-49/912-321
3
2009 yılının başından itibaren birçok ilaçta %20’nin üzerine aldığımız %7 ıskontolar
kesilmektedir. Kamu kurum ıskontolarının eczaneler üzerinden geçirilmesi sonucu %3
civarında “SANAL” olduğunu ima ettikleri ıskonto kayıplarımızın üzerine ticari
ıskontolarda yapılan bu keyfi uygulama ilaç firmalarının eczacıları kaale almadıklarının,
yaşadıkları sorunları görmezden geldiklerinin çok açık bir ifadesidir.
Ayrıca 2009 SGK Protokolü ile 45 günden 60 güne çıkan geri ödemeler nedeniyle tüm
eczacılar Mayıs 2009 ayından itibaren ilaç depolarına 15 günlük vade farkı ödemek
durumundadırlar. Hal böyleyken bir de ilaç depoları 2009 yılı başından itibaren eczane
ödemelerini 15 gün geri çekmişlerdir. Bu durumda her eczanede kendi sorunlarının
dışında bir aylık bir açık daha oluşmuştur.
Kamu Kurum ıskontosundaki kayıplarımız devam ederken, ticari ıskontolardaki
indirimler, eczacının ilaç deposu ödemelerinde oluşan bir aylık açık bizlerin 21 Aralık
eyleminden çok daha gerilere gittiğimizi göstermektedir.
21 Aralık’ta sizlerle birlikte haykırdığımız “Artık Yeter Eczanelerimiz Yangın Yeri”
sloganları bizim için sadece birer slogan olmaktan çok öte içimizdeki yangının da dile
getirilmesiydi. Bugün geldiğimiz noktada 2009 SGK protokolünün imzalanmasıyla
sorunlarımızın bitmediğini artarak devam ettiğini sizlerin de eczanelerinizden
gözlemliyor olmanız gerekir.
Türkiye’deki 24 bin eczanenin üst örgütü olarak bizlerin firmalar ve depolarla
yaşadığımız bu sorunların çözülmesi için bir şeyler yapmanız gerektiği çok açıktır. Bu
konuda nasıl ve ne zaman harekete geçmeyi düşünüyorsunuz bilmek istiyoruz…
Saygılarımızla Ecz. Sema Karagülle (Başkan)”
İEO’da yapılan yerinde incelemede bulunan ve 27.3.2009 tarihinde İEO’dan TEB
Merkez Heyeti Başkanlığına gönderilen yazı:
“Eczane ekonomilerimizi büyük ölçüde zarara uğratan ilaçlarla ilgili bir çalışma,
Odamız tarafından hazırlanmış ve Oda sayfamız üzerinden meslektaşlarımızın
bilgisine sunulmuştur.
Bu çalışmanın içeriğinde yer alan ilaçların firmalarına Odamız tarafından uyarı yazıları
yazılmış ve ilgili firmalardan, ilaçlarındaki eczacı aleyhine uygulamalarının ivedilikle
düzeltilmesi talep edilmiştir.
Ekte tarafınıza da sunulan ilaç listelerinde ilaçları bulunan firmalarla Türk Eczacıları
Birliği olarak gerekli her türlü yazılı ve sözlü girişimlerde bulunulmasını ve girişimlerin
olumsuz sonuçlanması halinde meslektaşlarımızın zararlarını engelleyici uygulamaya
yönelik tedbirlerin şimdiden belirlenmesi hususunda gereğini ivedilikle ve önemle arz
ederiz.
Saygılarımızla
İstanbul Eczacı Odası
Yönetim Kurulu Adına
Başkan
Ecz. A.Semih GÜNGÖR
Ek: Odamızın konuyla ilgili çalışmasını içeren ilaç listeleri (4 adet)”
10-49/912-321
4
İEO’da yapılan yerinde incelemede bulunan ve İEO’dan Toprak İlaç ve Kimyevi
Maddeler San. ve Tic. A.Ş., UCB Pharma A.Ş., Yeni Şark Ecza Deposu A.Ş., Umut
İlaç Tic. ve San. Ltd. Şti., Schering-Plough Tıbbi Ürünler A.Ş., Yeni İlaç ve
Hammaddeleri San. ve Tic. A.Ş., Sodhan Tıbbi Cihazlar San. ve Tic. Ltd. Şti. ve
Servier İlaç ve Araştırma A.Ş. adlı şirketlere 27.3.2009 tarihinde gönderilen yazılar1:
“İlacın %90’ının Sosyal Güvenlik Kurumları tarafından satın alındığı ve geri
ödemelerinin ortalama 120 günde yapıldığı içinde bulunduğumuz bu süreçte; vade,
ticari ıskonto ve kamu kurum ıskontosu uygulamalarınızla meslektaşlarımızı zarara
uğratan firmanıza ait ilaçlar ektedir.
İstanbul Eczacı Odası olarak meslektaşlarımızın maddi kayıplarına neden olan bu
uygulamalarınızın ivedilikle düzeltilmesi hususunda gereğini önemle rica eder ve
konunun sonuna kadar takipçisi olacağımızın tarafınızca bilinmesini isteriz.
Ekli listelerdeki ilaçlarınızda firmanız tarafından yapılacak her türlü düzenleme eczacı
kamuoyu ile paylaşılacak olup, gerekli düzenlemeleri yapmama hususunda ısrarcı
olacak firmalar ve ilaçları hakkında meslektaşlarımız gereken tedbirleri alacaktır.
[…]
İstanbul Eczacı Odası
Yönetim Kurulu Adına
Genel Sekreter
Ecz. Z. Cenap Sarıalioğlu”
AEO’da yapılan yerinde incelemede bulunan ve 28.3.2009 tarihinde AEO internet
sayfasında yayınlandığı anlaşılan duyuru:
“İlaçta Durum Hakkında
Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyetinin ilaç firmalarının ve ilaç dağıtım depolarının son
dönemde ilaç alım koşullarına dair hayata geçirdikleri değişikliklerin yarattığı sorunların
belirlenmesi ve çözümü ile ilgili oluşturulan komisyon kurulmuştur.
Yapılan çalışma hakkında Türk Eczacıları Birliği’nin duyurusu ekte sunulmuştur.
Meslektaşlarımıza önemle duyurulur.
Saygılarımızla,
[…]
İlaçta Durum -1-
Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyetinin 12.03.2009 tarihli toplantısında, ilaç
firmalarının ve ilaç dağıtım depolarının son dönemde ilaç alım koşullarına dair hayata
geçirdikleri değişikliklerin yarattığı sorunların belirlenmesi ve çözümü ile ilgili çalışma
yapmak üzere bir komisyon kurulmasına karar verilmiştir.
Türk Eczacıları Birliği Genel Sekreteri Ecz. Hilmi Şener, Merkez Heyeti Üyeleri
Ecz.Nevin Taşlıçay, Ecz.İsmail Başdil ve Ecz.Mustafa Sak’ın görevlendirildiği
Komisyon, 19.03.2009 Perşembe Günü saat 10.00’da TEB Merkez Binasında ilk
toplantısını gerçekleştirmiştir.
Toplantıya TEB Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak, TEB II.Başkanı Ecz.Şevket Kaya, TEB
Genel Sekreteri Ecz.Hilmi Şener, TEB Saymanı Ecz.Ali Aslan, TEB Merkez Heyeti
1 Aynı metnin GSK’dan da alınmış olması, bu yazının diğer ilaç firmalarına da gönderilmiş olabileceğini
göstermektedir.
10-49/912-321
5
Üyeleri Ecz.İsmail Başdil, Ecz.Mustafa Sak, Ankara Eczacı Odası Başkanı Ecz.Oğuz
Ekincioğlu, Adana Eczacı Odası Başkanı Ecz.Burhanettin Bulut, Konya Eczacı Odası
Başkanı Ecz.Harun Kızılay, Denizli Eczacı Odası Başkanı Ecz.Özen Ekiz, Kütahya
Eczacı Odası Başkanı Ecz.Hasan Basri Kale, Samsun Eczacı Odası Saymanı
Ecz.Onur Ferhat Karacan, Ankara Eczacı Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ecz.Tuğba İrat
ve Güney Ecza Koop. II. Başkanı Ecz.Tarkan Bir katılmışlardır.
Toplantıda, pazar payı yüksek olan ilaçların ticari ıskontolarının
düşürülmesi/kaldırılması, vade sürelerinin kısaltılması ilaç alım koşullarında serbest
eczacıların yaşadığı en temel sorunlar olarak ele alınmıştır.
İlaç üreticileri/ithalatçıları ve dağıtım kanallarının kendi kârlılıklarını arttırma adına
girişmiş oldukları bu tip değişiklikler, özellikle eczaneler tarafından karşılanan SGK
reçete bedellerinin ortalama 90 gün sonra alınıyor olması nedeniyle, serbest
eczacıların ticari varlıklarını sürdürebilmelerinin zor olduğu bir ortam yaratmaktadır.
Son dönemde ilaç alım koşullarında, ilaç sektörünün diğer bileşenleri (sanayi, dağıtım
kanalları ve kamu) tarafından tek taraflı yaratılan bu değişiklikler yüzünden, eczacıların
uğramış olduğu zararın ciddi oranlara ulaştığının eczacılık kamuoyu tarafından fark
edilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır.
Yapılan çalışmalarda, Türkiye’de en çok satılan 100 ürünün;
•Pazar payının % 34,82 olduğu,
•57 tanesinin ticari ıskontosunun “0” olduğu,
• 28 tanesinin vade süresinin 60 gün ve altında olduğu
tespit edilmiştir. Bu ürünlerle ilgili detaylı çalışmalar başlatılmış olup, öncelikli olarak,
ilaç üreticisi/ithalatçısı firmalar ve ilaç dağıtım kanalları ile ilaç alım koşullarında son
dönemde yaşanan değişikliklerin yarattığı sorunların aktarılacağı ve çözüm önerilerinin
paylaşılacağı görüşmelerin başlatılmasına karar verilmiştir.
Bu anlamda, konuyla ilgili görüşmeler başlamış olup, bu görüşmelerden
meslektaşlarımızın lehine sonuçlar alınamadığı takdirde, sorunların çözümü için
alınacak tavır süreç içerisinde paylaşılacaktır.
Komisyon görüşmeleri devam ederken, serbest eczacıların ve Bölge Eczacı Odası
Yöneticilerinin sürekli olarak bilgilendirilmesi ve konu hakkında kayda değer bir
farkındalık yaratılması amacıyla, web sayfamız aracılığıyla, yukarda bir kısmı yer alan
istatistiki verilerin daha detaylı bir şekilde yer alabileceği bilgilendirme faaliyetleri
yapılacaktır. Bu anlamda, Bölge Eczacı Odası yöneticilerimizin ve serbest
eczacılarımızın; komisyon tarafından yürütülecek olan bilgilendirme faaliyetlerini
(özellikle, Birliğimiz web sayfası aracılığıyla) takip etmelerinin, ilaç alım koşullarında
yaşanan sıkıntıların hızla çözüme ulaştırılmasında ciddi katkıları olacağı
düşünülmüştür.
Ayrıca Bölge Eczacı Odalarımızın, Komisyonun önümüzdeki dönem yürütecek
bilgilendirme faaliyetleri ile koordineli bir şekilde, bölgesel bilgilendirme toplantıları
düzenlemeleri de faydalı olacaktır.
Üretici firmaların ve dağıtım kanallarının, bu, yeni uygulamalarının ortaya çıkardığı
sorunlara yönelik yükselteceğimiz mücadelemizde, önceki mücadelelerimizde olduğu
gibi, mesleki dayanışma ve birlikteliğin yakalanacağına ve desteğinizin sağlanacağına
inanıyoruz.
Tüm meslektaşlarımıza duyurulur.
10-49/912-321
6
İlaçta Durum -2-
Serbest eczacılar halk sağlığına hizmet etme bilinci içindeyken işletmesinin geleceğini
de planlamak zorundadır. Bilindiği üzere, serbest eczacılar, toplum sağlığının
korunmasında ve geliştirilmesinde ciddi katkılar sunan ve sunmaya devam edecek
olan sağlık çalışanlarıdır. Bu katkıları sunabilmelerinin anahtarı, eczanelerinin ticari
olarak varlıklarını devam ettirebilmelerine bağlıdır.
Bir eczanenin ticari sürdürülebilirliğini belirleyen en önemli bileşenler ilaç alım koşulları
ve ilaç bedellerinin geri ödeme koşullarıdır. Bu kanalın bir ucunda kamu, diğer ucunda
sanayi bulunmaktadır.
İlaç dağıtım kanalları ve bu kanal vasıtasıyla üretmiş/ithal etmiş oldukları farmasötik
ürünleri eczanelere ulaştıran ilaç firmaları uzunca bir süredir ilaç alım koşullarında
eczanelerin ticari sürdürülebilirliliklerini tehdit eden uygulamaları hayata geçirmektedir.
İlaçta durum -1- başlıklı duyurumuzda,
Türkiye’de en çok satılan 100 ürünün
• Pazar payının % 34,82 olduğu,
• 57 tanesinin ticari iskontosunun “0” olduğu
• 28 tanesinin vade süresinin 60 gün ve altında olduğu
Bilgileri paylaşılmıştı.
Bu ilk 100 ürün üzerinden devam edersek, IMS verilerine göre;
• 18.306.755.777,00 TL’lik Türkiye ilaç pazarının, 6.373.729.013,00 TL’lik kısmını bu ilk
100 ürün oluşturmaktadır.
• Iskontosu “0” olan 57 tane ürünün, cirosu 3.640.194.052,00 TL
• Iskontosu “3,5” olan 6 tane ürünün, cirosu 543.680.706,00 TL
• Iskontosu “7” olan 38 tane ürünün, cirosu 2.189.854.255,00 TL’dir.
Ekteki tablodan da görüleceği üzere, Türkiye ilaç pazarında en çok satılan 100
farmasötik ürünün üreticileri/ithalatçıları ilaç alım koşullarında gözle görünür bir şekilde,
önemli değişiklikler yapmışlardır. Özellikle vade oranlarının düşürülmesi ve ticari
ıskontoların ‘0’’a çekilmesi gibi önemli düzenlemeler, ilaç alımlarında, serbest
eczaneleri önemli kayıplara uğratmaktadır. Üretici firmaların ve dağıtım kanallarının,
bu, yeni uygulamalarının ortaya çıkardığı sorunlara yönelik geniş ölçekli çözüm
önerileri geliştirilmektedir. Bu çözüm önerileri konusunda, Bölge Eczacı Odaları ile
Türk Eczacıları Birliğinin koordineli bir şekilde hareket edebilmesi için bölgesel
bilgilendirme toplantılarının sürdürülmesi önem arz etmektedir.
Ayrıca, dikkat çekmeyi istediğimiz bir başka nokta da eşdeğer ilaç konusudur. Bilindiği
üzere, eşdeğer ilaçlar; patent süreleri dolan referans ilaçlar ile aynı etken maddeyi
içeren, etkinlikleri, biyoeşdeğerlik çalışmaları ile kanıtlanan ilaçlardır ve referans
ilaçlara göre %20-%80 (ülkeden ülkeye değişiyor) daha ucuzdur. Referans ilaçlar
yerine eşdeğerlerinin tercih edilmesi, Avrupa’da, kamuya 20 Milyar € civarında,
Türkiye’de ise son 5 yılda 3.8 Milyar TL tasarruf imkanı sağlamıştır.
İlaç harcamalarının gün geçtikçe artıyor olması nedeniyle kamu ilaç harcamalarında
oluşan ciddi artışlardan tasarruf edilmesinin yolu, eşdeğer ilaç kullanımının
özendirilmesi ve bu sürece sağlık çalışanı olan serbest eczacılar tarafından etkin bir
katılım sağlanmasıdır. Halk sağlığının maliyet-etkin bir yöntem ile korunması ve ulusal
kaynakların verimli kullanılması bu şekilde sağlanacaktır. Serbest eczacıların, bu
konuda gerekli özeni göstereceğinden ve sahip oldukları sorumlu sağlık çalışanı bilinci
ile hareket edeceklerinden kuşkumuz yoktur.
10-49/912-321
7
Bu süreçte, meslektaşlarımızın, Eczacı Odaları ile sürekli irtibat halinde bulunmaları,
Birliğimizin web sayfasında yayımlanacak “İlaçta Durum” başlıklı bilgilendirme
duyurularını sürekli takip etmeleri ve özellikle eşdeğer ilaç verilmesi konusunda azami
dikkat göstermeleri son derece önemlidir.
Tüm üyelerimize duyurulur.“
AEO’da yapılan yerinde incelemede bulunan ve 2.4.2009 tarihinde AEO internet
sayfasında yayınlandığı anlaşılan belge:
“İlaçta Durum -3 Hakkında
İlaç alım koşullarında yaşanmakta olan süreç ve ithalatçı/üretici firma ve dağıtım
kanalları ile serbest eczaneler arasındaki ticari ilişkinin geldiği boyut hakkında bazı
göstergeleri ve bu göstergelerin değerlendirmesini, (İlaçta Durum -1- ve -2- başlıkları
ile) siz değerli meslektaşlarımıza duyurmuştuk. Ekte bulunan Tablo 3'te, vade
sürelerinde kısalma ve ticari ıskontoların ‘Sıfır’lanması ile alım koşulları değişmiş
ilaçların, IMS verilerine göre, Türkiye’de en fazla satılan 250 ilaç içerisindeki payları
sunulmaktadır.
Ticari işletmenin sürdürülebilirliği temelinde düşünüldüğünde serbest eczanelerin ilaç
alım koşullarında 90 Gün Vade ve % 7 Ticari Iskonto çıtasında ve altında alım koşulları
bulunan ilaçların sınıflandırılmış hallerinin yer aldığı Tablo 3’ün dikkatle incelenmesi
gerekmektedir. Özellikle, bu çıtanın altında bulunan ilaçların alım koşullarının,
eczanelerin ilaç hizmetlerine devam edebilmelerinin önünde yarattığı engeller tespit
edilmelidir.
Öte yandan sizlerle paylaşmak istediğimiz bir diğer veri 50.000 TL Aylık ciroya sahip
eczanelerin gelir-gider kalemlerini içermektedir.
Aylık 50.000 TL ciroya (yıllık 600.000 TL) sahip bir serbest eczanenin sahip olduğu
genel koşullar düşünülerek ortalama gider hesabı yapıldığında ortaya çıkan durum
ekteki tabloda detaylı bir şekilde sunulmuştur (Ek: Tablo 1). Görüleceği üzere, aylık
cirosu 50.000 TL olan bir serbest eczanenin ortalama işletme gideri 7.000 TL
civarındadır. Büyük şehirlerde kira masrafının küçük şehirlere oranla daha yüksek
olması ve eczanede istihdam edilen personel sayısının Tablo 1’de sunulan
ortalamadan daha fazla olması gibi nedenlerle daha fazla gidere sahip olunacağı
düşünülürse, büyük şehirlerdeki gider miktarı bu rakamdan daha fazla olacaktır. Bu
giderlere ek olarak perakende satış fiyatı üzerinden hesaplanan toplam cirodan;
ıskonto ve KDV tutarlarının düşülmesi ile oluşan yeni durum Tablo 2’de sunulmuştur.
Türkiye genelinde yıllık cirosu 600.000 TL’ye kadar olan eczanelerin toplam eczaneler
içindeki payı % 58’dir. Tablo 1 ve 2 içinde sunulan durumdan farklı olarak düşük cirolu
eczanelerde neredeyse sabit olan işletme giderleri (Tablo 1’de sunulan) diğer giderler
ve kesintiler ile birleştirildiğinde çok daha ciddi bir tablo ortaya çıkmaktadır. Bir diğer
deyişle, ekte sunulan Tablo 1’de gösterilen gider kalemleri bazı kalemlerin tutarlarında
yapılacak düzeltmeler sonrasında Türkiye’deki serbest eczanelerin yarısından fazlası
için geçerli hale gelecektir. Zira tablolarda verilen rakamlar için minimum oranlar
kullanılmıştır. Bu nedenle bütün tabloların tüm eczacılarımız tarafından ciddi bir şekilde
incelenmesi ve değerlendirilmesi önem arz etmektedir.
İlaçta Durum -4 Hakkında
Türk Eczacıları Birliği’nin İlaçta Durum Komisyonu tarafından, İlaçta durum başlığı
altında duyuruları devam etmektedir. Ayrıntılı bilgi aşağıda sunulmuştur.
10-49/912-321
8
Meslektaşlarımıza önemle duyurulur.
Saygılarımızla,
ANKARA ECZACI ODASI YÖNETİM KURULU
İlaçta Durum Komisyonumuzun tarafından, ilaçların ticari ıskontolarının
düşürülmesi/kaldırılması, vade sürelerinin kısaltılmasının ilaç alım koşullarında serbest
eczacıların yaşadığı en temel sorunlar olarak belirlenmesinin ardından, web sitemizde
eczacılarımızda farkındalık yaratmayı hedefleyen bilgilendirmeler için ‘İLAÇTA
DURUM’ başlığı ile duyurular yayımlanmaktadır.
Farkındalık yaratılmasının sağlanmasının yanı sıra, komisyonumuz tarafından,
öncelikli olarak, ilaç üreticisi/ithalatçısı firmalar ve ilaç dağıtım kanalları ile ilaç
alım koşullarında son dönemde yaşanan değişikliklerin yarattığı sorunların
aktarılacağı ve çözüm önerilerinin paylaşılacağı görüşmelerin başlatılması
yönünde alınan karar gereğince,
TEB Başkanı Ecz.Erdoğan ÇOLAK ve TEKB Başkanı Ecz.Abdullah ÖZYİĞİT
firmaların üst düzey yetkilileri ile gerekli görüşmeleri gerçekleştirmeye
başlamışlardır.
Yapılan görüşmelerin ardından, konu ile ilgili ilk bildirim Bilim İlaç Sanayi ve Tic. A.Ş
tarafından yapılmış olup, söz konusu bildirimde, ıskontoları kaldırılan 37 kalem
ürünlerinin ticari ıskontolarının Nisan ayı itibariyle yeniden uygulanmaya başlandığı ve
yine firmaları tarafından yapılan düzenlemenin ardından, kamu kurum ıskontosuyla
ilgili olarak, her ürünleri için, provizyon sistemine göre eczanelerden alınan oranın
eczanelere yansıtıldığı, bu konuda mağduriyet yaratacak hiçbir ürünlerinin bulunmadığı
belirtilmektedir.
Diğer firmalara örnek teşkil edebileceği düşüncesiyle, Bilim İlaç San. ve Tic. A.Ş’ye,
firmalarına ait geri kalan “0” ıskontolu ilaçlar için de ayrıca, resmi başvuru
yapılmıştır.
Diğer firmalara ait olan ve ticari ıskontoları ve/veya vadeleri geriye çekilen
ilaçlarla ile ilgili görüşmeler de yoğun bir şekilde devam etmekte olup, gerekli
bilgilendirmeler web sitemiz aracılığı ile duyurulacaktır.
Tüm eczacı kamuoyuna duyurulur.”
TEB’de yapılan yerinde incelemede bulunan ve 7.4.2009 tarihinde TEB’den Bölge
Eczacı Odalarının Yönetim Kurulu Başkanlıklarına gönderilen yazı:
“Önemli! İvedi!
9. Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı
[…]
Türk Eczacıları Birliği 36. Dönem Merkez Heyeti 9. Başkanlar Danışma Kurulu
Toplantısı, 12 Nisan 2009 Pazar Günü saat 10.00’da İstanbul’da […] aşağıda belirtilen
gündem maddesi ile yapılacaktır.
Bilgilerinizi ve katılımınızı rica ederim.
Gündem: İlaç Sanayi tarafından son zamanlarda yapılan uygulama değişikliği ile,
ticari ıskontosu “%7”nin altına ve vade süresi 90 günün altına düşürülen ilaçlarla
ilgili olarak, alınması gereken önlemlerin değerlendirilmesi.”
10-49/912-321
9
AEO’da yapılan yerinde incelemede bulunan ve 18.4.2009 tarihinde AEO internet
sayfasında yayınlandığı anlaşılan belge:
“İLAÇ ALIM KOŞULLARI HAKKINDA ÇOK ÖNEMLİ DUYURU
Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti, ilaç firmalarının ve ilaç dağıtım depolarının ilaç
alım koşullarına dair hayata geçirdikleri değişikliklerin yarattığı sorunların belirlenmesi
ve çözümü ile ilgili çalışma yapmak üzere bir komisyon kurulmasına karar vermiştir.
Başkanımız Ecz. Oğuz EKİNCİOĞLU ve Yönetim Kurulu Üyemiz Ecz. Tuğba İRAT’ın
da yer aldığı bu komisyonda, pazar payı yüksek olan ilaçların ticari ıskontolarının
azaltılması/kaldırılması ve vadelerinin kısaltılması, ilaç alım koşullarında serbest
eczacıların yaşadığı en güncel ve temel sorunlar olarak ele alınmıştır.
Eczaneler tarafından karşılanan SGK reçete bedellerinin ortalama 90 gün sonra
alınıyor olması nedeniyle, meslektaşlarımız ticari faaliyetlerini sürdüremez duruma
gelmişlerdir. Varılan noktada meslektaşlarımız ciddi bir maddi ve manevi zarar
sürecine girmiş bulunmaktadır. Sağlık sistemimizin vazgeçilmezi olan eczacılarımızın
düştüğü bu sıkıntılı durumun doğru bir şekilde anlatılabilmesi, farkındalık bilincinin
oluşturulması ve bir kez daha birlikte hareket etme kararlılığımızın ve
örgütlülüğümüzün ilaç sektörünün tüm bileşenlerine ve kamuoyuna gösterilmesi
elzemdir.
Herhangi bir işletmenin sürdürülebilirliği temelinde düşünüldüğünde serbest
eczanelerin ilaç alım koşullarında 90 gün vade ve %7 ıskonto çıtasında ve altında alım
koşulları bulunan ilaçların alımlarına daha fazla özen gösterilmesi gerekmektedir.
Özellikle, bu çıtanın altında bulunan ilaçların alım koşullarının, eczanelerin ilaç
hizmetlerine devam edebilmelerinin önünde yarattığı engeller doğru tespit edilmeli,
ulusal çıkarlarımızda göz önünde bulundurularak eşdeğer ilaç kullanımını artırıcı
önlemler alınmalıdır.
Konuyla ilgili olarak 21 Nisan 2009 Salı günü saat 20.00’da Kocatepe Kültür
Merkezi’nde çok önemli bir toplantı yapılacaktır. Toplantıda eczacı karlılıklarına ilişkin
sunum yapılacak olup, önümüzdeki süreçte ortak hareket anlamındaki yol haritamız
aktarılacaktır. Katılım büyük önem arz etmektedir.
Meslektaşlarımıza önemle duyurulur.
Saygılarımızla,
Ankara Eczacı Odası Yönetim Kurulu”
TEB’de yapılan yerinde incelemede bulunan ve 24.4.2009 tarihinde TEB’den Bölge
Eczacı Odalarının Yönetim Kurulu Başkanlıklarına gönderilen yazı:
“Bilindiği üzere 12.04.2009 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen 9. Başkanlar Danışma
Kurulu Toplantısında, ilaç sanayi tarafından son zamanlarda yapılan uygulama
değişikliği ile ticari ıskontosu %7’nin altına ve vade süresi 90 günün altına düşürülen
ilaçlarla ilgili olarak alınması gereken önlemler değerlendirilmişti.
[…]”
AEO’da yapılan yerinde incelemede bulunan ve 2.5.2009 tarihinde AEO internet
sayfasında yayınlandığı anlaşılan belge:
“İLAÇTA DURUM -6-
10-49/912-321
10
Ticari ıskonto ve vade süreleri ile ilgili olarak ilaç firmaları ile yapılan görüşmeler
sonucunda ilk geri dönüş Bilim İlaç Sanayii ve Tic.A.Ş. tarafından yapılmış olup,
konuyla ilgili ikinci geri dönüş Abdi İbrahim İlaç Pazarlama A.Ş. tarafından yapılmıştır.
Abdi İbrahim İlaç Pazarlama A.Ş.tarafından Türk Eczacıları Biriliği’ne gönderilen
27.04.2009 tarihli yazı ile Firmalara ait olan ve şimdiye kadar ticari ıskontosu ’0’
olarak uygulanan 13 kalem ürünlerinin ticari ıskontosunun ’7’ye çıkarıldığı
bildirilmektedir. İlaç ve Eczacılık Sektörünün paydaşları arasında bu tip haksız
mağduriyet yaratacak uygulamalar karşın Abdi İbrahim İlaç ve Pazarlama A.Ş.
tarafından gösterilen ilgi ve hassasiyet için teşekkür ederiz. Diğer firmalara örnek
teşkil edebileceği düşüncesi ile Abdi İbrahim İlaç Pazarlama A.Ş.’ye, firmalarına
ait geri kalan ’0’iskontolu ilaçlar için de ayrıca resmi başvuru yapılmıştır.
Ticari ıskontoları ve/veya vadeleri geriye çekilen ilaçlarla ilgili olarak başka Firmalar
tarafından yapılacak bildirimlerle ilgili bilgilendirmeler web sitemiz aracılığı ile
duyurulmaya devam edecektir.
…
Ankara Eczacı Odası Yönetim Kurulu”
İEO’da yapılan yerinde incelemede bulunan, “10. Başkanlar Danışma Kurulu
Toplantısı” başlığını taşıyan ve 22.5.2009 tarihinde TEB Genel Sektreteri Özgür
Özel’den Bölge Eczacı Odalarının Yönetim Kurulu Başkanlıklarına gönderilen yazı:
“Türk Eczacıları Birliği 36. Dönem Merkez Heyeti 10. Başkanlar Danışman Kurulu
Toplantısı 29 Mayıs 2009 Cuma Günü saat 11.00’da […] aşağıda belirtilen gündem ile
yapılacaktır.
[…]
Gündem: Mevcut ilaç alım koşullarının ve bu konuda firmalar ile yapılan
görüşmeler sonucunda varılan durumun değerlendirilmesi, bundan sonra
izlenecek olan yöntemin belirlenmesi.”
AEO’da yapılan yerinde incelemede bulunan ve 22.5.2009 tarihinde AEO internet
sayfasında yayınlandığı anlaşılan duyuru:
“ TEB İnternet Sayfasında Yayınlanan “İlaçta Durum -7-“ Hakkında
Söz konusu olan bilgi aşağıda ekleri ile birlikte yer almaktadır.
Ticari ıskonto ve vade süreleriyle ilgili olarak ilaç firmalarıyla yapılan görüşmeler
sonucunda, Bilim İlaç Sanayi ve Tic. A.Ş ile Abdi İbrahim İlaç Pazarlama A.Ş’den
sonra, Servier İlaç ve Araştırma A.Ş, Deva Holding A.Ş ve Merck Sharp&Dohme
İlaçları Ltd. Şti. tarafından Birliğimize gönderilen yazılar ile, tüm ürünlerinin satış
vadelerinin 90 güne yükseltildiği bildirilmiş olup, firmalarla yapılan
görüşmelerde, aynı iyileştirmenin ticari ıskontolarla ilgili olarak da yapılması için
taraflarınca gerekli çalışmaların devam ettiği bildirilmektedir.
Serbest eczacılarımızın ciddi sıkıntı çekmelerine neden olan bu sorunların çözümüne
yönelik gereken ilgi ve yaklaşımı sergileyen yukarıda ismi geçen ilaç firmalarına tüm
eczacı meslektaşlarımız adına teşekkür ediyoruz. Söz konusu firmaların, satış
vadeleriyle ilgili göstermiş oldukları bu olumlu yaklaşımlarının ticari ıskontolarda
yaşanan sıkıntıların çözülmesi yolunda da gösterileceğine inanıyor ve kısa süre
içerisinde sonuçlanmasını bekliyoruz.
10-49/912-321
11
Bununla birlikte, bu firmaların gösterdiği olumlu yaklaşımın diğer firmalara örnek teşkil
edeceğini düşünüyor; diğer firmalardan da aynı olumlu yaklaşımı sergilemelerini
bekliyoruz. Ticari ıskontoları ve/veya vadeleri geriye çekilen ilaçlarla ile ilgili olarak
başka Firmalar tarafından yapılacak bildirimlerle ilgili bilgilendirmeler web sitemiz
aracılığı ile duyurulmaya devam edecektir.
…
Ankara Eczacı Odası Yönetim Kurulu”
Yukarıdaki belgenin ekinde yer alan ve Merck Sharp & Dohme İlaçları Ltd. Şti., Servier
İlaç ve Araştırma A.Ş. ve Deva Holding A.Ş. adlı ilaç şirketlerinden gelen yazılarda,
bahse konu vade sürelerinin 90 güne çıkarıldığı ifade edilmektedir.
İEO'nun internet sitesinden alınan, “Servier ilaç firması erteleme talep etti" başlıklı
ve 2.6.2009 tarihli duyuru:2
"15 Mayıs 2009 tarihi itibarıyla başlattığımız ve büyük bir başarı ile devam eden
Sanayi eylemimizde ticari ıskontoları uygulamayan firmaların ilaçlarının yerine
eşdeğerlerini vermeye başlamıştık. Meslektaşlarımızın gösterdiği kararlılık
karşısında firma yetkilileri Odamızı arayarak olumlu bir adım atabileceklerini ve
bu konuda yurt dışından haber beklediklerini dile getirmişlerdir. Özellikle
Türkiye'deki diğer 50 Eczacı Odasının da aynı firmaya ve ıskontoları kaldırılan
ilaçlarına karşı Çarşamba gününden itibaren eşdeğerlerinin verilmesi
uygulamasına geçileceğini belirten yetkililer, bizlerden erteleme talebinde
bulunmuşlardır.
Yönetim Kurulumuz, bir ertelemenin kesinlikle söz konusu olamayacağını ancak
firmanın ticari ıskontoları %7 olarak geri vermesi halinde taleplerinin dikkate
alınacağını bildirmiştir.
Bu gelişmeler karşısında ‘Servier’ ilaç firmasının TEKB ve TEB yöneticileri ile
konuyu görüşmek üzere önemli bir toplantı yapacakları haberi tarafımıza
ulaşmıştır.
Siz meslektaşlarımızın gösterdiği kararlılık, sürecin bu noktaya ulaşmasını sağlamıştır.
Bundan sonra da bizlere ulaşan konuyla ilgili gelişmeleri sizlerle paylaşmaya devam
edeceğiz."
İEO'nun internet sitesinden alınan,"Servier ilaç firması erteleme talep etti başlıklı
Haberimize EK!" başlıklı ve 2.6.2009 tarihli yazı:3
"Servier” ilaç firmasının TEKB ve TEB yöneticileri ile ticari ıskonto uygulamaları
hakkında önemli bir toplantı yapacağını bildirdiğimiz haberimizin hemen
sonrasında, söz konusu toplantı gerçekleşmiştir.
Yapılan bu toplantıda “Servier” ilaç firması; ancak bazı ilaçlarında %7 ticari
ıskonto verebileceğini bildirmiştir.
Bu konudaki Odamızın tavrı, firmaya ait tüm ilaçlarda % 7 ticari ıskonto
uygulanana kadar devam edecektir."
2
3
10-49/912-321
12
AEO’da yapılan yerinde incelemede bulunan ve AEO internet sayfasında
yayınlanmak üzere taslak olarak oluşturulduğu anlaşılan belge:4
“Bilindiği üzere 03.06.2009 Çarşamba günü başlayan, eczacıyı yok sayan
firmaları boykot kararının ilk etabı, başarıyla devam etmektedir. 51 Eczacı
Odasının katılımı ile devam eden boykotumuzun üstünden sadece bir gün
geçmesine karşın depolardan alınan bilgiye göre boykot edilen firmanın
ilaçlarının satışında ciddi oranda düşüş görülmüştür. Söz konusu firma ile Türk
Eczacıları Birliği arasında görüşmeler halen devam etmekte olup, konuyla ilgili
olarak firmanın geri adım atmasının söz konusu olduğu ifade edilmektedir.
Bu süreçte boykotu destekleyen Ankara genelinde % 93’lük bir başarıya imza
atmamızı sağlayan tüm üyelerimize, gösterdikleri örgüt bilinci ile verdikleri
destek ve kararlılık için teşekkür ediyoruz.
Boykotumuz devam etmektedir ve firmalar ellerini cebimizden çekinceye kadar
eylemlilik süreci sürdürülecektir.
Gelişmeler anlık olarak duyurulacaktır.
İLAÇ5 TİC.İSK. VADE
DIAMICRON MR 30MG 30 TB 0 90
DIAMICRON MR 30MG 60 TB 0 90
GLUMİKRON 7 120
EFİKAS 7 150
BETANORM 7 120
ORAMİKRON 7 90
FLUDEX SR 0 90
FLUPAMİD 2,5 -60 TB 7 90
FLUPAMİD SR 7 150
VASTAREL 0 90
SİTOREL 7 90
…”
AEO’da yapılan yerinde incelemede bulunan ve AEO Başkanı Ecz. Oğuz
Ekincioğlu’nun, AEO’ya ait “Bizim Gazete”nin Haziran 2009 tarihli 22. sayısında
çıkan köşe yazısı:
“[...]
Bizlerden hiç esirgemediğiniz desteğinizle hep birlikte yürüyüşümüze devam ediyoruz.
Elbette sıkıntılarımı var, ama bir arada durduğumuzda neleri değiştirebildiğimizi yakın
zamanda pek çok kez gördük. Devam eden boykotta Ankara Eczacı Odası’nın
Türkiye genelinde en başarılı il olması tamamıyla sizlerin eseridir. Sizlerden
aldığımız bu güç bizlerin her yeni güne daha da umutla başlamasını sağlıyor.”
AEO’da yapılan yerinde incelemede bulunan ve 17.6.2009 tarihinde Bayer Türk
Kimya San. Ltd. Şti’den AEO’ya gönderilen elektronik posta:
“Konu: Bayer Schering Pharma Vade-İskonto Değişikliği Hakkında.
4 İlgili duyuru AEO’nun internet sitesinde de yer almaktadır:
5 Servier firmasının ilaçlarıdır. Koyu yazılı ilaçların eşdeğeri bulunmaktadır. Diğerlerinin eşdeğeri yoktur.
10-49/912-321
13
Sayın Yetkili,
Bayer Schering Pharma olarak 17.06.2009 tarihi ile vadelerimizi değiştirmiş
bulunmaktayız. 45 gün vadeli ürünlerimiz kalmamış olup, ürün özelliklerine göre
vadelerimiz 60-90-120 gün olarak düzenlenmiştir.
Avelox tb ticari iskonto %0 dan %7 yükseltilmiştir.
Konu ile ilgili yazılarımız ekte olup, yazılarımızın web sayfanızda yayınlanmasını
ve tüm eczacılarımıza duyurulması konusunda desteklerinizi rica ederiz.”
AEO Yönetim Kurulu tarafından 1.7.2009 tarihinde internet sitesinde yayınlanan bir
duyuru:6
"BOYKOTUMUZ KARARLILIKLA DEVAM EDİYOR VE 2. AŞAMASI DEVREYE
GİRİYOR!!!
Değerli Meslektaşlarımız,
Boykotumuzun başarısını arttırmak için eczanelerimizin stoklarında mevcut olan
ilgili firma ürünlerinin iade faturası kesilerek, çalışılan depolara geri
gönderilmesi gerekmektedir.
İlgili firma ürünlerinden muadili olmayanlar 1 kutu verilmek suretiyle hastaları
ikna yoluna gidilmesi, muadili olan ilaçların ise eşdeğerlerinin hastaya verilmesi
büyük önem arz etmektedir.
Konuyla ilgili olarak depolar Ankara Eczacı Odası Yönetim Kurulu tarafından
bilgilendirilmiştir. Ekte yer alan form doldurularak depolara iletildiğinde, iade
fatura örneği meslektaşlarımıza ulaştırılacaktır.
İlgili firma ile görüşmeler yoğun şekilde devam etmektedir. Tüm meslektaşlarımızın
meslek örgütü bilinciyle hareket etmesi boykotumuzun direncini arttıracaktır. Her
meslektaşımızın aynı hassasiyet içerisinde olduğunu biliyor, sizlere güveniyor ve
teşekkür ediyoruz.”
(……….TİCARİ SIR……….)
İEO’nun, Kurum kayıtlarına 18.8.2009 tarihinde 5807 sayı ile giren yazısının eki
olan ve TEB Başkanı Ecz. Erdoğan Çolak’ın 7.7.2009 tarihinde Bölge Eczacı
Odaları Yönetim Kurulu Başkanlıklarına gönderdiği yazı:
“İlaç firmalarının, son dönemde ilaç alım koşullarına dair hayata geçirdikleri
meslektaşlarımızın ticari faaliyetlerinin devamı noktasında ciddi sıkıntılar doğuran
uygulamalarla mücadele etmek atında hep bir beraber karar verdik.
Ticari ıskonto uygulanmayan ve vadeleri kısaltılan ürünlerle ilgili Merkez
Heyetimiz ve Eczacı Odalarımız bir çalışma başlattılar. Çalışma sonuçlarının
üyelerimizin dikkatlerine sunulmasının ardından, ekonomik anlamda ciddi
sıkıntılar yaşayan üyelerimiz, alım şartları oldukça kötü olan ürünler yerine, daha
iyi koşullarda alabilecekleri eşdeğer ürünlere yönlendirildiler.
6 Erişim Tarihi: 31.7.2009
10-49/912-321
14
Merkez Heyetimiz ve odalarımız tarafından ilk tepki, hiçbir ürününde ticari
ıskonto uygulamayan ve çoğu ürünün vadesi 60 gün ve altında olan Servier İlaç
Firması verildi.
Verilen tepkininin sonucunda, firma, önce 11.05.2009 tarihi itibariyle, tüm
ürünlerinin vadesini 90 güne çıkardı, ardından da 6.7.2009 tarihi itibariyle
eşdeğeri olan ürünlerine %7, olmayanlarına da %4 ticari ıskonto uygulamaya
başladı. Servier ürünlerinde ortalamada %5,25’e karşılık gelen bu ıskonto eczane
karlılıkları açısından önemli bir kazanımdır.
Bu sürece katkı koyan siz değerli Oda Başkanlarına ve yöneticilerine, bölge
temsilcilerine ve meslektaşlarımıza teşekkürlerimizi sunarız.
Bundan sonra da, hep birlikte hak arama mücadelemize devam edeceğiz, üyelerimizin
gözleri firmaların ilaç satış koşullarında, kulakları Odalarınızda ve Birliğimizde olsun.”
(……….TİCARİ SIR……….)
İEO’nun, Kurum kayıtlarına 18.8.2009 tarihinde 5807 sayı ile giren yazının eki olan
ve 23.7.2009 tarihinde Merck Sharp & Dohme’den TEB’e gönderilen yazı:
“Tarafınızla yapmış olduğumuz görüşmelere istinaden 1.8.2009 tarihinden
itibaren, ecza depoları aracılığıyla, şirketimizin tüm jeneriği mevcut ürünlerinde
%7, Ezetrol, Januvia ve Inegy hariç olmak üzere jeneriği olmayan diğer tüm
ürünlerimizde ise %4 oranında özel ticari ıskonto uygulamasına başlanacaktır.
Saygılarımızla
MSD İlaçları Ltd. Şti.
Mete Hüsemoğlu”
TEB'in internet sitesinden alınan, TEB Genel Sekreteri Özgür ÖZEL’in "Merck
Sharp&Dohmenin Vade ve Ticari İskontolarla İlgili Yaptığı Düzenlemeler Hakkında"
başlıklı ve 23.7.2009 tarihli yazısı:7
"BÖLGE ECZACI ODASI
YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞI’NA,
İlgi : 07.07.2009 tarih, 36.A.00.006041 sayılı yazımız.
İlgide kayıtlı yazımızda belirtildiği gibi, Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti tarafından
alınan kararla, ilaç firmalarının son dönemde ilaç alım koşullarına dair hayata
geçirdikleri değişikliklerin yarattığı sorunların belirlenmesi ve çözümü ile ilgili çalışma
yapmak üzere bir komisyon kurulmuş ve ilaç firmalarının ticari ıskontosu “0”, vadesi 90
günün altında olan ürünleriyle ilgili çalışmalar başlatılmıştı.
Yaşanan süreç ve yapılan çalışmaların ardından, Merkez Heyetimiz, firmalar
tarafından, vadenin en az 90 gün olarak, ticari ıskontonun da eşdeğerleri
bulunanlara en az % 7, bulunmayanlara ise, en az % 4 olarak uygulanmasını
referans olarak belirlemiş ve ilk olarak, Servier İlaç ve Araştırma A.Ş. tarafından
gerekli düzenlemenin yapıldığı bildirilmişti.
Merkez Heyeti Başkanı ile Üyelerinin ve Oda Başkanlarının bulunduğu heyetin
firmalarla görüşmeleri sonucunda, Servier’in ardından, 15.05.2009 tarihi itibariyle
7
Erişim Tarihi: 24.8.2009
10-49/912-321
15
tüm ürünlerinin vadelerini 90 güne çıkarmış bulunan Merck Sharp&Dohme
İlaçları Ltd.Şti tarafından, belirlenen referansa uygun düzenlemeler yapılmış
olup, Birliğimize gönderilen 23.07.2009 tarihli yazı ile, 01.08.2009 tarihinden
itibaren geçerli olmak üzere, “Ezetrol”, “Januvia” ve “Inegy” dışındaki tüm
ürünlerinde, eşdeğerleri bulunanlara % 7, bulunmayanlara ise, % 4 olarak ticari
ıskonto uygulanacağı bildirilmiştir.
MSD tarafından, “Ezetrol”, “Januvia” ve “Inegy” için, co-marketing ve uluslararası farklı
anlaşmalar içinde bulunduklarından şimdilik ıskonto uygulanamadığı, sorunun en kısa
sürede aşılarak bu üç ürün içinde ıskonto uygulamasına geçileceği ayrıca bildirilmiştir.
Eczacıların ticari anlamda varlıklarını sürdürebilmeleri açısından büyük öneme sahip
ilaç alım koşulları ile ilgili gösterdiğimiz mücadeleye, odalarımızın ve üyelerimizin
vermiş olduğu destek, örgütlü gücümüze güç katmıştır. Bu konuda gerekli özeni
göstermeyen diğer ilaç firmaları ile de gerekli görüşmeler yoğun bir şekilde
devam etmekte olup, bundan sonrasında da eczacılık mesleğini tehdit eder
boyutta yapılacak olan her türlü olumsuz değişiklikler karşısında göstereceğimiz
mücadeleye vereceğiniz desteğe olan inancımla saygılar sunarım."
“Zentiva'ya karşı EYLEM” başlıklı ve 24.7.2009 tarihli internet haberi:8
“Zentiva'ya karşı EYLEM
İEO ticari iskonto vermeyen Eczacıbaşı-Zentiva firmasının ürünlerini boykot
ederek eşdeğerlerini verme kararı aldı.
İstanbul Eczacı Odası Eczacıbaşı-Zentiva ilaç firmasına karşı çok dişli bir
kampanya yürütmeye başladı. İnternet sitesinden yaptığı duyuruda tüm
üyelerine Eczacıbaşı-Zentiva ürünlerini ticari ıskontolarını verinceye kadar
boykot etmelerini ve bu firmanın ürünlerinin yerine muadillerinin verilmesi
istediğini bildirdi. Ve muadillerin olduğu bir listeyi yayınladı.
Açıklamada Servier firmasının ticari ıskontolarını vermeye başladığını aynı
uygulamanın diğer firmalar tarafından da yapılmasını istediklerini belirtildi.
…
Açıklama metninde ;
‘Sanayi Eylemimiz giderek BÜYÜYOR! Güçlüyüz… Kararlıyız… Başaracağız…
‘Servier’ firması; eşdeğer ilaç uygulamasında meslektaşlarımızın ortaya koyduğu
kararlı tavır sonrasında geri adım atarak ticari ıskontolarımızı, eşdeğeri olan
ürünlerinde %7, eşdeğeri olmayan ürünlerinde ise %4 olarak geri vermiştir.
Sektörün diğer bileşenlerinden de talebimiz, ‘Servier’ firmasının uyguladığı şekliyle
ticari ıskontolarımızın geri verilmesidir. 24 bin eczacının daha fazla beklemeye
tahammülü yoktur. İlaç sanayisine düşen görev, en kısa sürede beklentilerimiz
doğrultusunda gerekli adımları atmaktır.
İstanbul’da yürüttüğümüz eylemimizde ‘Eczacıbaşı Zentiva’ ilaçlarının
eşdeğerlerini hastalarımıza vermeye devam ediyor, bu firmanın eczanelerimizde
kalan ürünlerini dağıtım kanallarına iade ediyoruz.
İlaç sanayinin bu konuda atacağı adımları ve eylemimize ilişkin yeni gelişmeleri web
sayfamız ve radyomuz aracılığıyla sizlere duyuracağız.
8 Erişim Tarihi: 24.8.2009
10-49/912-321
16
Yürüttüğümüz haklı mücadelemizde bugüne kadar örgütünün arkasında yer alan tüm
meslektaşlarımızı, bu kararlı tavırlarını bundan sonra da sürdürmeye davet ediyoruz.’
denildi.”
“MSD de Iskontoda Geri Adım Attı” başlıklı ve 24.7.2009 tarihli internet haberi:9
“MSD de iskontoda geri adım attı.
İEO tarafından yapılan açıklamada MSD'nin de bundan böyle ticari iskonto vereceği
belirtildi.
Açıklamada;
TEB ile İlaç firmaları arasında ticari ıskontolarımızın geri alınmasına yönelik
görüşmeler devam ederken Merck Sharp Dohme, Türk Eczacıları Birliği'ne gönderdiği
yazıyla üç ürünü (‘Ezetrol’, ‘Januvia’ ve ‘Inegy’ isimli ürünleri için şimdilik iskonto
uygulanamadığı ancak sorunun en kısa sürede aşılarak bu üç ürün için de iskonto
uygulamasına geçileceği belirtilmiştir) dışındaki ürünlerinde eşdeğerleri bulunanlarda
% 7, orijinal ürünlerinde ise % 4 olarak ticari ıskonto uygulanacağını bildirmiştir.
Meslektaşlarımızın kararlı tavrı, diğer firmaların da geri adım atmasını sağlayacaktır."
denildi.”
AEO’da yapılan yerinde incelemede bulunan ve TEB’in internet sitesinde 29.7.2009
tarihinde yayınlandığı anlaşılan açıklama:10
“Merkez Heyeti Başkanı ile Üyelerinin ve Oda Başkanlarının bulunduğu heyetin, ilaç
alım koşullarıyla ilgili olarak firmalarla sürdürmekte olduğu görüşmelerin sonucunda;
Servier, ve Merck Sharp&Dohme İlaçları Ltd.Şti’den sonra, GlaxoSmithKline
İlaçları San. ve Tic. A.Ş tarafından, ilaç alım koşullarıyla ilgili Birliğimizce
belirlenen referanslara uygun düzenlemeler yapılmış olup, Birliğimize gönderilen
28.07.2009 tarihli yazı ile, 01.08.2009 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, tüm
ürünlerinin vadesinin en az 90 gün olacağı ve ‘Seretide’ dışındaki ürünlerinde,
eşdeğerleri bulunanlara % 7, bulunmayanlara ise, % 4 olarak ticari ıskonto
uygulanacağı bildirilmiştir.
Ayrıca, GlaxoSmithKline Yetkilileri tarafından ‘Seretide’ isimli ilaçlarının pazarlamasının
küresel stratejilerle yurt dışından belirlenmesi sebebiyle, ‘Seretide’ ile ilgili ıskonto
kararlarını 15.08.2009 tarihinde Birliğimize bildirecekleri belirtilmiştir.
Süreçte, görüşme yapılan pek çok firma tarafından çeşitli şekillerde vade ve
ıskonto iyileştirilmesi bildirimi yapılıyorsa da, belirlenen referanslara uygun
olmayan iyileştirmeler Birliğimizce duyurulmamakta ve ilgili firmalarla
görüşmelere devam edilmektedir.
Merkez Heyetimizin, eczane ekonomileri açısından büyük öneme sahip ilaç alım
koşullarının iyileştirilmesi ile ilgili belirlediğimiz referanslara uygun düzenlemeler
yapılmasının sağlanması noktasında verdiği mücadele, Odalarımızın ve üyelerimizin
desteğiyle sürmektedir. Sürecin ayrıntıları ve bundan sonra izlenecek yol haritası ile
ilgili olarak, Merkez Heyeti ve Komisyon Üyelerimiz, oda yöneticileri ile temasa
geçeceklerdir.
9 Erişim Tarihi: 24.8.2009
10 Aynı yazı Bursa Eczacı Odasının internet sitesinde de aynı tarihte yayımlanmıştır.
Erişim tarihi:26.8.2009
10-49/912-321
17
…
Saygılarımla,
Ecz. Özgür ÖZEL
Genel Sekreter”
İEO’nun internet sitesinde yer alan “GlaxoSmithKline vade ve ticari ıskontolarımızı
geri verdi” başlıklı ve 29.7.2009 tarihli yazı:
“Vade ve ticari ıskontolarımızı geri almak üzre sürdürdüğümüz eylemimizde ‘Servier’
ve ‘Merck Sharp Dohme’ ilaç firmalarından sonra GlaxoSmithKline ilaç firması da
1.8.2009 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere tüm ürünlerini vadesinin en az 90 gün
olacağını, ‘Seredite’ dışındaki ürünlerinde jeneriği olanlarda %7, olmayanlarda %4
olarak ticari ıskonto uygulanacağını bildirmiştir.”
(……….TİCARİ SIR……….)
TEB'in internet sitesinden alınan 30.7.2009 tarihli yazı:11
"…
Son bir buçuk yıldır yaptığımız Protokollerle ortalama yüzde 4’lük bir ekonomik girdi
sağlandı, ancak erimenin boyutu düşünüldüğünde bu girdi yeterli değil. 19 Ocak’ta son
protokolün bağıtlanmasından itibaren ifade ettiğimiz gibi, tek ve örgütlü alıcı olma
gücümüzü kullanmanın zamanı çoktan gelmişti. Bu çerçevede başlattığımız eşdeğer
ilaç kampanyası sürmekte. Görsel ve basılı medya aracılığıyla Sağlık Bakanlığı’nın da
desteğiyle yaygın bir kampanya yürütmekteyiz. Diğer yandan, eczacılarımız da
ıskonto ve vadelerini kaşla göz arasında değiştiren firmaların ilaçlarının yerine,
eşdeğer ilaçlarını verme yetkilerini kullandılar. Bu gücün ne kadar büyük olduğu
kısa sürede anlaşıldı. Eczacılarımız bir firmanın satışlarını aylık ortalama yüzde
22 oranında düşürdüler. Sonuç olarak, söz konusu firma tüm ilaçlarda vadelerini
90 güne çekti, eşdeğeri olan ilaç gruplarında yüzde 7, diğerlerinin tamamında ise
yüzde 4 oranında ticari ıskonto uygulamaya başladı. Arkasından başka bir firma
ile de uzlaştık. Şimdi, diğer firmalarla da görüşmeye devam ediyoruz. Bu
görüşmeler sonuçlandığında geldiğimiz noktayı tüm eczacı kamuoyu ile
paylaşacağız. Aynı koşulları sağlamayan firmalara karşı aynı duyarlılığı
örgütlemeye ve göstermeye devam edeceğiz. Böylece erime karşısında
eczanelerimizin tutunma gücünü bir buçuk yılda ortalama yüzde 10-12 oranında
artırmış olacağız. “TEB ne iş yapar?”, sorusuna birinci ve güncel yanıtımız sanırım
budur. Ama elbette TEB, benmerkezci, tek adamcı bir yapılanma olmaktan
hassasiyetle uzak durduğu için, bunu tek başına yapmaz. Ne yapıyorsa, tüm eczacı
odaları, tüm eczacılarla birlikte yapar."
Adana Eczacı Odasının internet sitesinde yer alan, 30.7.2009 tarihli ve “Göreve
Çağırıyoruz” başlıklı yazı:12
“GÖREVE ÇAĞRIYORUZ !!!
Değerli meslektaşlarımız,
Eczane ekonomisinde önemli soruna neden olan ilaçta ticari ıskonto ve ilaç vadelerinin
iyileştirme adına ilaç firmalarından taleplerimiz sonuç vermeye başladı.
11 erişim tarihi:9.9.2009
12 erişim tarihi:26.8.2009
10-49/912-321
18
TEB önderliğinde yapılan görüşmeler ve Haziran ayı içinde tüm ülkede
gerçekleştirilen İlaç Alım Koşulları ile ilgili eylem sonucu; Servier, MSD ve Glaxo
firmalarının 90 gün vade ile birlikte eşdeğeri olan ilaçlarda %7, eşdeğeri
olmayan ilaçlarda %4 eczane ticari ıskontosunu vermeye başladıkları
bilgilerinize sunulmuş idi.
Konu ile ilgili olarak Türk Eczacılar Birliği’nin 24.000 eczacı adına ilaç üreticisi
firmalarla görüşmeleri devam etmektedir.
İlaç firmaları ile olumlu görüşmeler devam etmesine rağmen bazı firmalar keyfi
ve tek yanlı tutumlarında değişiklik yapmamaktadır.
Bu anlamda ticari ıskonto ve vade kapsamında İlaç Alım Koşullarının örnekleri aşağıda
bilgilerinize sunulmuştur.
Haklarımızın alınması noktasında tüm meslektaşlarımızın gereken hassasiyeti
göstereceğine olan inancımızla saygılar sunarız.”
Mersin Eczacı Odasının internet sitesinde yer alan 31.7.2009 tarihli yazı:13
“İLAÇTA DURUM
SERVIER, MSD (Merck Sharp Dohme), GLAXOSMITHKLINE firmalarında ticari
ıskontolarımız konusunda sağlanan gelişmeler aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.
Şimdi; Pfızer firmasının tüm ürünlerinde ıskontolarımızı geri alma mücadelesi
başlamıştır. Bu amaçla firmanın muadilli ürünlerinin karşılaştırmalı listesi ekte
bilgilerinize sunulmuştur.
Tabloların dikkatle incelenmesi, ekonomik anlamda ciddi sıkıntılar yaşayan
eczanelerimizin ticari faaliyetlerinin devamı noktasında büyük katkı sağlayacak ve
örgütlü gücümüze güç katacaktır.”
AEO’da yapılan yerinde incelemede bulunan ve 3.8.2009 tarihinde AEO internet
sitesinde yayınlanan belge:
“Elinizi cebimizden çekeceksiniz!!!
Boykot başladı!!!
03.08.2009 (bugün) tarihi itibariyle başlayan boykot kapsamında söz konusu
firmanın14 ilaç alımları durdurulacak, muadilleri olan ürünlerin yerine eşdeğerleri
(aşağıdaki tabloya bakınız), muadili olmayan ürünler ise bir kutu olarak hastaya
verilecektir.
Söz konusu firmanın satışları tarafımızca düzenli olarak depolardan takip
edilmektedir.
Eczacının içinde olduğu ekonomik sıkıntıyı görmezden gelen ve görüşme yoluyla
bu ısrarından vazgeçmeyen firmalara karşı örgütlü gücümüzü gösterme
kararlılığındayız. Haziran ayı içersinde yaptığımız boykotla ilgili olarak Ankaralı
eczacıların elde ettiği başarı, bu boykotta gücümüzü daha da arttıracaktır.
Gelişmeler duyurulacaktır.
…
Ankara Eczacı Odası Yönetim Kurulu”
13 erişim tarihi:26.8.2009
14 Söz konusu ilaç firmasının Pfizer olduğu düşünülmektedir.
10-49/912-321
19
AEO’nun internet sitesinde yer alan 4.8.2009 tarihli yazı:15
“ÖRGÜTLÜ GÜCÜMÜZÜ YOK SAYARAK BOYKOT KIRICILIĞI YAPMAYA ÇALIŞAN
DEPOLAR HAKKINDA ÇOK ÖNEMLİ DUYURU
03.08.2009 tarihinde başlayan boykotumuzla ilgili olarak bölgemizde faaliyet
gösteren bazı ecza depolarının eczacının örgütlü gücünü hiçe sayarak BOYKOT
KIRICILIĞI yapma eğiliminde oldukları meslektaşlarımızdan gelen şikayetler
üzerine tarafımızdan tespit edilmiştir. Bu depoların tavırları kestikleri faturalarla
belgelendirildiğinde, gereğinin yapılması için duyuru yapılacaktır.
…
ANKARA ECZACI ODASI YÖNETİM KURULU”
İEO'nun internet sitesinden alınan, İEO Başkanı Semih GÜNGÖR’ün 6.8.2009
tarihli yazısı:16
"Kırılma Noktası
Ticari ıskontolarımızı geri almak amacıyla başlattığımız sanayi eyleminde bugün çok
önemli bir noktaya gelmiş bulunuyoruz. Yaklaşık iki aydır süren eylemde önce Servier
firması geri adım atarak ticari ıskontolarımızı orijinal ürünlerinde yüzde 4, jenerik
ürünlerinde ise yüzde 7 olarak geri verdi. Servier firmasının bu kararının ardından TEB
Merkez Heyetinin ilaç firmaları ile yaptığı ve bizim de yer aldığımız görüşme sürecinin
sonunda MSD ve Glaxo firmaları da jenerik ve orijinal ürünlerinde aynı ıskontoları
vereceklerini açıkladılar.
İstanbul'da ilaç firmaları ile ticari ıskontolarımızın geri verilmesini sağlamak
amacıyla yapılan görüşmelere davetli olmasına rağmen katılmayan Pfizer, TEB
Merkez heyetinin daha sonra Ankara’da yaptığı toplantı çağrılarını da cevapsız
bırakarak uzlaşmaya yanaşmaya niyeti olmadığını ortaya koyan bir tutum
sergiledi.
İlaç firmalarının birçoğu taleplerimizi haklı bularak TEB Merkez Heyeti ile sürekli
diyalog halinde taleplerimizi karşılama hususunda çözüm üretmeye çalışırken,
Pfizer görüşme masasına oturmayarak niyetinin ne olduğunu açıkça ortaya
koydu.
Bu davranış karşısında 100'ü aşkın ürününde ticari ıskontolarımızı vermeyen
Pfizer ilaç firmasına karşı eylem başlatıldı. Pfizer'in 11 ürününün eşdeğerlerinin
verilmesi, kampanyalarına katılım sağlanmaması, firma temsilcilerinin kabul
edilmemesi ve bu firmanın eczane stoklarında yer alan ürünlerinin dağıtım
kanallarına iade edilmesi kararlaştırıldı.
Pfizer, Türk Eczacıları Birliği'nin görüşme talebini ciddiye almayarak, 24 bin eczacıya
meydan okumuştur. Bu tavrın arkasında ‘bana eylem sökmez, ben baskılara gelmem,
ben en güçlüyüm ve bildiğimi okurum, eczacı da buna uymak zorundadır’ mantığı
yatmaktadır.
Pfizer yetkilileri ticari ıskontoları, eczacılara firma tarafından verilen bir ulufe gibi
görmektedir. Onlara göre ticari ıskontolar kazanılmış hak değildir ve eczacıların bunu
talep etmeye hiçbir şekilde hakkı yoktur.
15 erişim tarihi:20.8.2009
16
10-49/912-321
20
Onların mantığına göre yaptıkları iş ticarettir ve ticaretin gereği olarak diledikleri zaman
diledikleri oranda ticari ıskontoyu eczacıya yansıtabilirler ve yine diledikleri zaman da
bu ıskontoları tümden kaldırabilirler. Kısacası ticari ıskontolarımızı piyasa koşullarına
göre diledikleri zaman verebilir, diledikleri zaman tümden kaldırabilirler ve bu
uygulamaya eczacının söz söyleme hakkı yoktur.
Kaldı ki onların gözünde Pfizer piyasanın en büyüğüdür ve ona eylem yapmak, web
sayfalarında taleplerini dile getirmek kimsenin haddine değildir!
Pfizer ilaç firması bizlere meydan okumakla kalmamış aynı zamanda dağıtım
kanalları üzerinde baskı kurarak bu eylemi kırmaya çalışmıştır. Dağıtım kanalları
ile yaptığımız toplantıda bu baskıya kulak asmamalarını, eczacıların haklı
taleplerinin yanında yer almalarını talep ettiğimizde, bizlere verilen cevap
‘Bizlerin de ayakta kalabilmesi eczanelerimizin güçlü ekonomik yapılara sahip
olmaları ile mümkün olacaktır, bu nedenle eczacı odalarımızın her türlü
taleplerini yerine getirmek bizim öncelikli görevimizdir’ şeklinde olmuştur.
Eczacılarımızın kararlılıklarının en büyük göstergesi olacak olan, ticari
ıskontoları verilmeyen ürünlerin dağıtım kanallarına iadesi hususunda her türlü
kolaylık dağıtım kanalları tarafından sağlanacaktır.
Pfizer ilaç firması bizlere karşı ortaya koyduğu tutumu ticaretin bir gereği olarak
nitelendirirken bir gerçeği göz ardı etmektedir. Biz eczacılar tüccar değiliz, sağlık
hizmeti veriyoruz ve ticaretle hiçbir işimiz olmaz. Ticari ıskontolarımızı vermeyen ilaç
firmalarına karşı sürdürdüğümüz eylemde de temel amacımız eczane ekonomilerimizi
ayakta tutan ve verdiğimiz hizmetin karşılığı olarak yıllardır aldığımız ıskontoların aynı
şekilde bugün de yarın da uygulanmasını sağlamaktır. Kaldı ki ticaret sözcüğünü
ağzından düşürmeyen firma yetkililerine hatırlatmak isteriz ki ticaretin her alanında
yazıya dökülmüş olmasa da çok uzun yıllar uygulandığı için artık kural haline gelmiş
olan, herkes tarafından da harfiyen uyulan birçok uygulama vardır. Ticari ıskontolar da
bu tip uygulamalara bir örnektir.
Sözün kısası kim nereden bakarsa baksın bu ıskontolar eczacılarımızın verdiği
hizmetin karşılığıdır ve eczacıların hakkıdır. Bu hakkı elimizden almak isteyen kim
olursa olsun gereken cevabı alacaktır.
Bu tartışmada Pfizer firmasına söyleyeceğim son söz şu olacaktır:
‘Ben baskı tanımam, bildiğimi okurum’ diyorsunuz. Ama siz değil misiniz bundan bir
süre önce ilaç kalemlerinizden o dönem pazar payı en yüksek olan tansiyon ilacınız
ödeme listesinden çıkarıldığında ortalığı birbirine katıp uluslararası gücünüzü o
dönemin hükümeti üzerinde kullanarak çok kısa sürede adı geçen ilacınızı yeniden
ödeme listesine aldıran?
Demek ki siz baskı yaptığınızda yapılan doğal ama eczacı hakkı olanı almak için size
baskı yaptığında ise bunun adı dayatma oluyor!
…
Eczacı sizi çok iyi tanıyor ve hakkını almak için gereği ne ise sonuna kadar
yapacaktır."
İstanbul ve Samsun Eczacı Odalarının internet sayfalarında yer alan, 20.8.2009
tarihli ve “Pfizer’e Açık Yanıt” başlıklı yazı:17
17 ,
Erişim Tarihi: 24.8.2009
10-49/912-321
21
“PFİZER'E AÇIK YANIT
Türk Eczacıları Birliği ve TEB'e bağlı Bölge Eczacı Odaları ilacın tek gerçek uzmanı
olan eczacıların, sağlık hizmet sunumundaki önemli rolünü toplum sağlığını önceleyen
bir biçimde güçlendirmek için çalışmaktadır. Bu çalışmalar kanuni hak ve görevlerine
ve 53 yıllık örgüt geleneğine dayanmaktadır.
Sağlığın dönüşümü sürecinde eczacılık alanının dört temel unsurundan biri olan
eczacılar her geçen gün omuzlarına gelen yeni ‘yükler’ nedeni ile adeta yaşam savaşı
vermektedir. Alanın diğer bileşenleri, ilacın halka ulaşarak gerçek döngüsünü ancak
eczacılar ve eczaneler aracılığı ile tamamladığını her zaman hatırlamak durumundadır.
Oysa adeta tek alıcı konumuna gelmiş Kurum'un dayatmalarına karşı mücadele
ettiğimiz bir dönemde, ilaç sanayiinin bir kısmı varlık sebebinin merkezinde bulunan
eczaneleri ‘zincirin zayıf halkası’ olarak görme hatasına düşmüş görünmektedir.
Eczaneleri yok olma noktasına getiren keyfi uygulamalara karşı başlattığımız, ilaç alım
koşullarının sektörün tüm bileşenleri için adaletli bir hale getirilmesi çalışmalarında;
‘dünya devi’ olarak anılmaya meraklı Pfizer'in haddini aşan yaklaşımı, bu hatayı
tekrarladığını göstermektedir. Görüşme tekliflerimize yanıt verme tenezzülünü bile
göstermeyen, eczacıyı ve eczacı meslek örgütünü hiçe sayan ‘dünya devi’, sanki bir
anlaşma varmış gibi, tek taraflı olarak yeni ilaç satış koşullarını açıklamıştır. Bu
açıklamayı yaparken, meslek örgütümüz ve oda başkanlarımızın imzasıyla yayınlanan
deklarasyona ilişkin haddini aşan ve aymaz ifadeler kullanmaya da kendinde hak
görmüştür.
Bugün eczacıyı tehdit eden ve ‘ürün bazında rekabetten’ söz eden Pfizer, 2004-2008
arasında Türkiye pazarında TL bazında yüzde 41.3, dolar bazında ise yüzde 53.2
büyümüştür. Bunun karşısında ise eczanelerimiz gün geçtikçe ekonomik olarak
küçülmektedir. İlaç fiyat düşüşleri ve düşüş zararlarının firmalar tarafından taahhüt
edildiği halde karşılanmaması, eşdeğer bandının daralması, firmaların SGK'ya yaptığı
indirimlerin artışına bağlı olarak eczanelerimizde yaşadığımız kayıplar, eczanelerimizin
yaklaşık yarısını iflas tehdidi ile karşı karşıya bırakmaktadır. İlaç şirketleri ticari
ıskontoyu kaldırarak, kamu ilaç fiyatlarını düşürerek, kamu kurum ıskontolarını
artırarak ve global bütçe uygulamasına geçerek, dağıtım kanalları ise teminatlı
satış uygulaması ile kendilerini korumaya çalışmaktadır. Bu noktada, bizlerin vade
ve iskonto ile ilgili isteği, eczanelerin geleceğini korumaya, eczanelerimizi yaşatmaya
yöneliktir. O nedenle, yeri gelince kanuni düzenlemelerin yerine geçebilen ticari
teamüllerin sektörümüzdeki yansıması olan ticari ıskontoların lütufmuş gibi verilip geri
alınabilecek bir parametre olarak görülmesine ve en çok gereksinim duyulduğunda
elimizden alınmasına izin vermeyeceğiz.
Bizim öne sürdüğümüz, eşdeğeri olan ilaçlarda yüzde 7, olmayanlarda yüzde 4
ve en az 90 gün vade referansı, Pfizer'in mektubunda yazdığı gibi, asgari
referanstır. Eğer bir şirket ticari iskontoları kullanarak rekabet yaratmak
istiyorsa, bunu bu asgari referansın üstüne çıkmak suretiyle halen yapabilir.
Ama meslek birliğimizi aşarak eczacılarımıza gönderdiği mektuptaki bu asgari
referansın altındaki teklifini, örgütümüz hiçbir şekilde kabul etmeyecektir.
Eczacı ilaç şirketlerinin ilaçlarını hastaların doğru kullanmasını sağlayarak bu şirketlere
son derece önemli bir katma değeri bedelsiz olarak sağlamaktadır. Eğer sektör bunun
bilincinde değilse, eczacı bunu sektöre bir şekilde anlatacaktır.
Birliğimizi yok sayarak eczacı odalarımıza, meslek örgütümüze ve eczacılarımıza ayrı
ayrı mektup yazıp, istediği gibi ıskonto veren, Eczacı Odası başkanlarımızı açıkça
10-49/912-321
22
yalancılıkla itham eden ve meslek örgütümüzü tehdit eden ‘dünya devine’ söyleyecek
sözümüz bitmedi. Hatta esas sözümüzü bundan sonra söyleyeceğiz. Biz eczacılar
‘toplum sağlığına hizmet edilen yolda’ yalnızca birbirimiz ve halkımız ile ‘kader birliği’
yapmış durumdayız. Bizler sırtımızı çok uluslu sermayeye değil, örgütlü gücümüze
dayıyoruz.
Bizler sağlık çalışanlarıyız. İlaç şirketleri arasındaki rekabet bizi hiç ilgilendirmiyor. Biz
rekabetten korkmuyoruz, çünkü rekabete inanmıyoruz. Biz yaşamaya ve yaşatmaya
çalışıyoruz. Pfizer'in yaptığı açıklamada yer alan ‘hasta sağlığını önde tutan sağduyu’
sözünün Nijerya'da hastanede yatan çocuklar üzerinde deney yapmak ve ölümlerine
neden olmakla yargılanan bir firma tarafından dile getirilmesi, ‘tarihin ironisi’ ödülüne
aday olmalıdır. Ayrıca, biz Pfizer'le birlikte sağlık hizmeti vermiyoruz. Bu ülkede, sağlık
hizmetini eczacının da içinde olduğu sağlık çalışanları vermektedir. ‘Dünya devi’ ise,
herhangi bir metaymış gibi ne yazık ki halen rekabete açık olan bu alanda ürünlerini
pazarlamaktadır.
Bugünden sonra, meslek örgütümüzü hiçe sayanlar, tehdit edenler, itham edenler ve
uzlaşma yerine kavga etmeyi seçenler karşısında yanıtımız çok daha sert olacaktır.
Meslek örgütümüzün gücü, daha bundan kısa bir süre önce sınanmıştır. Bunu
yenilemek isteyenler varsa, 24.000 yüreğin 70 milyar dolardan daha güçlü olduğunu
yaşayarak öğreneceklerdir.
TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ VE 51 ECZACI ODASI ADINA
…
Gücünü sermayesinden alan ve eczacıya meydan okuyan firmalar, eczacının
birlikteliğinden doğan gücünün görülüyor ki henüz farkında değiller!
Şimdi onlara eczacının gerçek gücünün ne olduğu gösterme zamanı!
YAŞATMAK İÇİN YAŞAYACAĞIZ!
Bu nedenle:
- Aşağıda yer alan ilaçların eşdeğerlerini vermeyi sürdürüyor,
- Kampanyalara asla katılmıyor,
- Ticari ıskontosu kaldırılan ilaçları dağıtım kanallarına iade ediyoruz.”
TEB’in internet sitesinde yapılan 28.8.2009 tarihli duyuru: 18
“NOVARTIS'İN VADE VE TİCARİ İSKONTOLARLA İLGİLİ YAPTIĞI DÜZENLEMELER
HAKKINDA
BÖLGE ECZACI ODASI
YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞI’NA,
Birliğimizin, eczane ekonomileri açısından büyük öneme sahip ilaç alım koşullarıyla
ilgili olarak firmalarla sürdürmekte olduğu görüşmelerin sonucunda;
Servier, ve Merck Sharp&Dohme İlaçları Ltd.Şti, GlaxoSmithKline İlaçları San. ve Tic.
A.Ş’den sonra Novartis Ürünleri A.Ş tarafından, ilaç alım koşullarıyla ilgili Birliğimizce
belirlenen referanslara uygun düzenlemeler yapılmış olup, Birliğimize gönderilen
28.08.2009 tarihli yazı ile, 04 Eylül 2009 tarihi itibariyle,
· Novartis İlaçları bünyesinde bulunan ilaçlardan jeneriği olmayanların ticari
iskontolarının % 4’e yükseltileceği,
· Novartis Consumer Health bünyesindeki ilaçlarından geri ödeme kapsamında
olmayan ürünlerinin iskontolarının %0’dan %4’e yükseltileceği,
18 Erişim tarihi: 8.8.2009.
10-49/912-321
23
· Miacalcic ve Co-Diovan dışında, jeneriği bulunan tüm ilaçlarının
iskontolarının % 7 olarak revize edileceği, bu iki ürün için de Aralık ayında yeniden
değerlendirme yapılacağı,
· Tüm ilaçlarının vadelerinin en az 90 güne çıkarılacağı
bildirilmekte olup, söz konusu yazı ekte tarafınıza iletilmektedir.
Bu süreçte, ilaç ve eczacılık sektörünün paydaşları olarak, eczanelerin yaşamış olduğu
ekonomik sıkıntılara hassasiyet göstererek, Birliğimiz talepleri doğrultusunda
düzenlemeler yapan ve bu suretle eczacılarımızın yanında olduğunu gösteren Novartis
İlaç A.Ş’ye ve daha önce düzenleme yapmış firmalara tekrar teşekkür eder ve bu
tavrın diğer tüm firmalara örnek olmasını temenni ederiz.
Eczacılarımızın sıkıntılarına sağ duyu göstererek düzenleme yapacak firmalarla ilgili
duyurular Birliğimiz internet adresi üzerinden yayımlanmaya devam edecek olup,
üyelerinizin odanız ve Birliğimizin internet adresini yakından takip etmeleri konusunda
bilgilendirilmesini önemle rica ederim.
Saygılarımla,
Ecz. Özgür ÖZEL
Genel Sekreter”
TEB’in internet sitesinde yapılan 2.9.2009 tarihli duyuru: 19
“DEVA İLACIN VADE VE TİCARİ İSKONTOLARLA İLGİLİ YAPTIĞI DÜZENLEMELER
HAKKINDA
BÖLGE ECZACI ODASI
YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞI’NA,
İlaç alım koşullarıyla ilgili, Servier, Merck Sharp&Dohme İlaçları Ltd.Şti,
GlaxoSmithKline İlaçları San. ve Tic. A.Ş ve Novartis Ürünleri A.Ş tarafından,
Birliğimizce belirlenen referanslara uygun olarak düzenlemeler yapılmış ve tarafımızca
duyurulmuştu.
Bunlara ilave olarak, Mayıs ayında yapılan görüşmeler sonucunda, 14.05.2009 tarihi
itibariyle tüm ürünlerinin vadelerini 90 güne çıkarmış bulunan Deva Holding A.Ş. ile
02.09.2009 tarihinde (bugün) yapılan son görüşme neticesinde vadelerle ilgili yapılan
düzenlemeye ilave olarak;
07.09.2009 tarihi itibariyle; Deva İlaç ruhsatlı, ekli dosyada bulunan, ticari iskontosu 0
(sıfır) olan ürünlerden, orjinal ürünlere %4, jenerik ürünlere %7 ticari iskonto
uygulanacağı ve bu konudaki yazılarının depolara gönderildiği bildirilmiştir.
Ayrıca, Deva İlaç A.Ş tarafından, birtakım şirket birleşmeleri sonucunda ülkemizde
satışını yaptıkları, Roche İlaç Firmasına ait 13 kalem (31 adet) ürünün iskontosunun
belirlenen referansa göre düzenlenmesi için de, lisansör firma görüşmelerinin devam
ettiği ve konuyla ilgili olumlu bir bildirimin 15.09.2009 tarihine kadar tarafımıza
yapılacağı belirtilmektedir.
Eczanelerin yaşamış olduğu ekonomik sıkıntılara hassasiyet göstererek, Birliğimiz
talepleri doğrultusunda düzenlemeler yapan ve bu suretle eczacılarımızın yanında
olduğunu gösteren Deva İlaç A.Ş’ye teşekkür eder ve bu tavrın diğer tüm firmalara
örnek olmasını temenni ederiz.
19 Erişim tarihi: 8.9.2009.
10-49/912-321
24
Deva A.Ş tarafından iskonto düzenlemesi yapılan ilaçlara ait liste yazımız ekinde
iletilmekte olup, bilgilerinizi ve konunun üyelerinize duyurulmasını rica ederim.
Saygılarımla,
Ecz. Özgür ÖZEL
Genel Sekreter”
Gaziantep Eczacı Odasının internet sitesinde “YENİ EYLEM” başlığı ile yer alan
tarihsiz duyuru:20
“Hepinizin bildiği gibi Servier ilaç firmasıyla başlayan eylemliliğimiz devam etmektedir.
Eylem sürecinde siz duyarlı eczacılarımızın verdiği büyük destekle Servier firmasının
ardından MSD (Merck) ve GSK (GlaxoSmithKline) firmaları da eşdeğeri olan ilaçlarda
%7, eşdeğeri olmayan ilaçlarda %4 ıskonto ve 90 gün vade uygulamasını
başlattıklarını bildirmişlerdir.
Ancak varlığımızı koruyabilme savaşına dönüşen bu durumda disiplinimizi, kendimize
olan güvenimizi, inancımızı, direngenliğimizi ve dayanışmamızı kaybetmeden
yolumuza devam etmemiz gerkmektedir.
Gelinen noktada ıskonto ve vadelerde taleplerimizi olumsuz yanıtlayan Pfizer’e
karşı da eylem yapılması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Pazartesi günden itibaren
daha önce uygulamış olduğumuız ‘eşdeğer ilacı önerme ve verme’ sistemini
yeniden harekete geçiriyoruz. Gerekli bilgiler ve listeler ektedir.
…
8. Bölge Gaziantep Eczacı Odası Yönetim Kurulu”
AEO’da yapılan yerinde incelemede bulunan ve bölge temsilcilerine toplu olarak
gönderilmek üzere hazırlandığı anlaşılan tarihsiz kısa mesaj metni:
“Bölge temsilcilerimizin sorumlu oldukları eczaneleri ziyaret ederek, boykotla ilgili bilgi
vermeleri gerekmektedir gereğini rica ederiz. AEO”
AEO’da yapılan yerinde incelemede bulunan ve AEO internet sitesinde yayınlandığı
anlaşılan tarihsiz belge:
“Boykotumuzun başarısını arttırmak için eczanelerimizin stoklarında mevcut olan
ilgili firma ürünlerinin iade faturası kesilerek, çalışılan depolara geri
gönderilmesi gerekmektedir.
İlgili firma ürünlerinden muadili olmayanlar 1 kutu verilmek suretiyle hastaları
ikna yoluna gidilmesi, muadili olan ilaçların ise eşdeğerlerinin hastaya verilmesi
büyük önem arz etmektedir.
Konuyla ilgili olarak depolar Ankara Eczacı Odası Yönetim Kurulu tarafından
bilgilendirilmiştir. Ekte yer alan form doldurularak depolara iletildiğinde, iade
fatura örneği meslektaşlarımıza ulaştırılacaktır.
İlgili firma ile görüşmeler yoğun şekilde devam etmektedir. Tüm
meslektaşlarımızın meslek örgütü bilinciyle hareket etmesi boykotumuzun
direncini arttıracaktır. Her meslektaşımızın aynı hassasiyet içerisinde olduğunu
biliyor, sizlere güveniyor ve teşekkür ediyoruz.
20 erişim tarihi:20.8.2009
10-49/912-321
25
Ağırlıklı olarak iadesi yapılacak ürünler21:
Lipitor Neurontin Dermo-Trosyd
Norvasc Viagra Aricept
Duocid Ansaid Olmetec
Lustral Etodin Cardura
...”
AEO’da yapılan yerinde incelemede bulunan ve AEO internet sitesinde
yayınlanmak üzere taslak olarak oluşturulduğu anlaşılan tarihsiz belge:
“Değerli Meslektaşlarımız,
Eczacıyı yok sayan, kamu kurum ıskontosu verme konusunda son derece
cömert olmasına karşın eczacıyı ekonomik dar boğaza itmek için, her geçen gün
vadelerini düşürerek, %7’lik ticari ıskontolarını geri çeken firmaları boykot
ediyoruz.
Tüm ilaçlarda en az 90 gün vade ve en az %7 ticari ıskonto verilene kadar, başka
bir deyişle firmalar ellerini cebimizden çekinceye kadar boykotumuza devam
edeceğiz.
Bu ilaçlara örnek olarak aşağıdaki ilaç alım koşullarını, eşdeğerleri ile birlikte
bilgilerinize sunuyor, ülke ekonomisini de göz önünde bulundurarak
hastalarınıza eşdeğerlerinin verilmesini öneriyoruz. Önümüzdeki günlerde
yaşanacak gelişmelere göre örnekler çeşitlendirilerek sizlere duyurulacaktır.
Saygılarımızla”
İstanbul Eczacı Odasının açılış sayfasında yer alan tarihsiz duyuru:22
“EYLEMİMİZ YÜKSELEREK DEVAM EDİYOR
Mayıs ayından bu yana ticari iskontolarımızla ilgili İlaç firmaları ile yürütülen
görüşmeler ve eylemler sonunda Servier, M.S.D., Glaxo S.K. ve Novartis, Deva
Holding A.Ş. firmaları;
Tüm ürünlerde 90 gün vade
Eşdeğeri olan ürünlerde %7 ticari iskonto
Eşdeğeri olmayan ürünlerde %4 ticari iskonto talebimizi kabul etmişlerdir.
Ancak Pfizer A.Ş., Birliğimizi ve Eczacı Odalarımızı yok sayarak taleplerimizi
görmezden gelmeye devam etmektedir.
Eylemin başarısı eczacıları ve taleplerini görmezden gelen firmalara karşı kararlı
duruşumuzu sergilemekle mümkündür.
Vade ve iskonto taleplerimizi vermeyen Pfizer ve Zentiva gibi firmaların ürünlerini
stoklarımızda bulundurmayarak eşdeğerlerini vermeye,
Bu firmaların kampanyalarına katılmamaya devam ediyor,
Vitrinlere astığımız afişlerle tepkimizi kamuoyu ile paylaşıyoruz.”
21 Pfizer’ın ürünleridir.
22 Erişim tarihi: 8.9.2009.
10-49/912-321
26
I.1.2. Soruşturma Safhasında TEB ve Bağlı Eczacı Odalarının İnternet
Sitelerinden Alınan Belgeler
Bu bölümde yer alan belgeler önaraştırmanın tamamlandığı tarih olan 9.9.2009’dan
sonra TEB, İEO, AEO ve İzmir Eczacı Odasının (İzEO) internet sitelerinden
raportörlerce alınmış olmakla beraber, aynı belgelerin TEB’e bağlı diğer eczacı
odalarının sitelerinde de bulunduğu tespit edilmiştir.
TEB’in internet sitesinden alınan, “Pfizer İlaç Firmasının Vade ve Ticari Iskontolarla
İlgili Yaptığı Düzenlemeler Hakkında” başlıklı ve 9.9.2009 tarihli duyuru:23
“BÖLGE ECZACI ODASI YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞINA
Birliğimizin, eczane ekonomileri açısından büyük öneme sahip ilaç alım koşullarıyla
ilgili olarak Pfizer İlaç Firması ile sürdürmekte olduğu görüşmelerin sonucunda;
Birliğimizce belirlenen referanslara uygun düzenlemeler yapılmış olup, Birliğimize
bugün (09.09.2009) gönderilen yazı ile 10 Eylül 2009 tarihi itibariyle;
• Tüm ürünlerin satış vadelerinin en az 90 gün olacak şekilde belirlenerek
ortalama vadenin 105 güne yükseltildiği,
• Jeneriği olan 73 adet ürünün ticari ıskontolarının %7, jeneriği olmayan 50 adet
ürünün ticari ıskontolarının ise %4 olarak belirlendiği,
• SUTENT, LYRİCA, OLMETEC/PLUS, DETRUSİTOL SR ürün gruplarının satış
koşullarının ise Aralık 2009’da yeniden değerlendirileceği bildirilmektedir.
Ayrıca ACUİTEL, EDRONAX, GYNO-TROSYD, KETALAR, LOPİD, PONSTAN isimli
6 kalem, 10 adet ilacın ticari iskontosu, muadilleri olmadığı halde %4 yerine %7
olarak uygulanacaktır.
Bu süreçte, ilaç ve eczacılık alanının paydaşları olarak, eczanelerin yaşamış olduğu
ekonomik sıkıntılara hassasiyet göstererek, Birliğimiz talepleri doğrultusunda
düzenlemeler yapan Pfizer İlaçları Ltd. Şti.’ne ve geçen bir aylık dönemde şirketteki
profesyonel görevleri sürdürürken birlikte ağır bir süreci paylaştığımız Pfizer İlaçları
Ltd. Şti.’nin merkezindeki ve sahada çalışan tüm çalışanlarına teşekkür eder; yaşanan
sürecin ve Pfizer firması tarafından bugün sergilenen tavrın, diğer tüm firmalara örnek
olmasını temenni ederiz.
Pfizer İlaçları Ltd. Şti. tarafından Birliğimize gönderilen yazı ekte iletilmekte olup,
bilgilerinizi ve konunun üyelerinize duyurulmasını rica ederim.
Biz eczacılar için büyük önem taşıyan ilaç alım koşullarının iyileştirilmesine yönelik
çabalara odalarımızın ve üyelerimizin vermiş olduğu destek, örgütlü gücümüze güç
katmıştır. Bundan sonra da eczacılık mesleğinin geleceği için her alanda hep birlikte
çalışırken üyelerimizin ve odalarımızın vereceği desteğe olan inancımla saygılarımı
sunarım.
Ecz.Özgür ÖZEL
Genel Sekreter”
AEO’nun internet sitesinden alınan, “Pfizer Firması da Geri Adım Attı” başlıklı ve
9.9.2009 tarihli haber:24
23
24
10-49/912-321
27
“İlaç alım koşulları ile ilgili olarak yapılan görüşmeler neticesinde Pfizer firması da geri
adım atarak gerekli düzenlemeleri yapmıştır. Konu ile ilgili Türk Eczacıları Birliği
duyurusu ve Pfizer yazısı ektedir.
Tüm meslektaşlarımıza hiç esirgemedikleri destekleri için teşekkür ediyoruz.
Saygılarımızla,
ANKARA ECZACI ODASI YÖNETİM KURULU”
TEB’in internet sitesinden alınan, “Bilim İlaç Firmasının Vade ve Ticari Iskontolarla
İlgili Yaptığı Düzenlemeler Hakkında” başlıklı ve 11.9.2009 tarihli duyuru:25
“[…]
Bunlara ilave olarak, Nisan ayından itibaren çeşitli düzenlemeler yapan Bilim İlaç
Sanayi ve Tic. A.Ş tarafından, ilaç alım koşullarıyla ilgili Birliğimizce belirlenen
referanslara uygun düzenlemeler yapılmış olup, Birliğimize gönderilen 08.09.2009
tarihli yazı ile, 13 Eylül 2009 tarihi itibariyle,
Tüm ilaçlarının vadelerinin en az 90 güne çıkarılacağı,
“Ceftinex” ve “Zimaks” dışında eşdeğeri bulunmayan tüm ürünlerine %4
ticari iskonto uygulanacağı ve bu iki ürünlerinin ticari iskontolarının da
Ocak 2010’da iyileştirileceği,
Jenerik ürünlerinin tamamına % 7 ticari iskonto uygulanacağı
bildirilmekte olup, söz konusu yazı ekte tarafınıza iletilmektedir.
[…]
Saygılarımla,
Ecz. Özgür ÖZEL
Genel Sekreter”
Benzer içerikteki duyuru, AEO’nun internet sitesinde de 12.9.2009 tarihinde, “Bilim İlaç
Firması da Gerekli Adımı Attı.” başlığı ile yer almıştır.
TEB’in internet sitesinden alınan, “Astra Zeneca İlaç Firmasının Vade ve Ticari
Iskontolarla İlgili Yaptığı Düzenlemeler Hakkında” başlıklı ve 11.9.2009 tarihli
duyuru:26
“[…]
Bunlara ilave olarak, Astra Zeneca İlaç Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından,
ilaç alım koşullarıyla ilgili Birliğimizce belirlenen referanslara uygun düzenlemeler
yapılmış olup, Birliğimize gönderilen 11.09.2009 tarihli yazı ile, 15 Eylül 2009 tarihi
itibariyle,
Tüm ürünlerde (Seroquel Grubu dahil) satış vadelerinin 90 gün olacağı,
Seroquel Ürün Grubu dışında kalan, jeneriği olan tüm ürünlerde %7 ticari
ıskonto uygulanacağı,
Jeneriği olmayan tüm ürünlerde %4 ıskonto uygulanacağı,
Seroquel Ürün Grubu ile ilgili gerekli düzenlemenin Aralık 2009’da
yapılacağı
25
26
10-49/912-321
28
bildirilmekte olup söz konusu yazı ekte tarafınıza iletilmektedir.
[…]
Saygılarımla,
Ecz. Özgür ÖZEL
Genel Sekreter”
Benzer içerikteki duyuru, AEO’nun internet sitesinde de 12.9.2009 tarihinde, “Astra
Zeneca İlaç Firması da Gerekli Adımı Attı.” başlığı ile yer almıştır.
TEB’in internet sitesinden alınan27, “GlaxoSmithKline İlaç Firmasının Vade ve Ticari
Iskontolarla İlgili Yaptığı Düzenlemeler” başlıklı ve 14.9.2009 tarihli duyuru:28
“{…]
Bilindiği gibi, GlaxoSmithKline İlaçları San. ve Tic. A.Ş tarafından Birliğimize gönderilen
28.07.2009 tarihli yazı ile ürünlerin referanslara uygun düzenlemeleri yapılmış olup,
“Seretide” isimli ilaçla ilgili düzenlemenin 15.08.2009 tarihinde yapılacağı bildirilmiştir.
Ardından, GlaxoSmithKline İlaç Firması tarafından ilaç sanayi ile ekonomi yönetimi
arasında yapılan global bütçe görüşmeleri gerekçe gösterilerek “Seretide” başta olmak
üzere yaklaşık 20 kalem ürüne belirlenen referanslara uygun hareket edilemeyeceği
bildirilmiştir.
Firma ile yapılan bir dizi görüşme sonucunda 14 Eylül 2009 (bugün) tarihi itibariyle
“Seretide” ve geri ödemesi olmayan tüm aşılar da dahil olmak üzere belirlenen
referanslara uygun davranılacağı, sadece “Pritor/ Pritor Plus” isimli ürün için
uygulamanın 1 Aralık 2009 tarihinde değerlendirileceği bildirilmiş olup, konuyla ilgili
firmanın yazısı ektedir.
Bilgilerinizi ve konunun üyelerinize duyurulmasını rica ederim.
Saygılarımla,
Ecz. Özgür ÖZEL
Genel Sekreter”
TEB’in internet sitesinden alınan, “Bayer İlaç Firmasının Vade ve Ticari Iskontolarla
İlgili Yapmış Olduğu Düzenlemeler” başlıklı ve 16.9.2009 tarihli duyuru:29
“[…]
Bayer İlaç Firması ile Birliğimiz arasında yapılan bir dizi görüşme sonucunda,
Birliğimize gönderilen 16.09.2009 tarihli yazılar ile, Birliğimiz tarafından belirlenmiş
referanslara uygun olarak,
Bayer Schering Pharma adına ruhsatlı ürünlerde, 17.09.2009 tarihinden itibaren
geçerli olmak üzere,
tüm ürünlerin vadelerinin 90 gün ve üzerine çıkartıldığı,
iskontoların jenerikli ürünlerde %7, jeneriksiz ürünlerde %4 şeklinde
düzenlendiği ve böylece ortalama satış vadelerinin 109 güne ulaştığı,
27 Aynı belgeye AEO’nun internet sitesinde de yer verilmektedir.
28
29
10-49/912-321
29
Adalat, Betaferon ve Yasmin/Yaz adlı ürünlerin vadelerinin 90 güne
çıkartıldığı, bu ilaçların ıskontolarının ise Aralık ayında tekrar
değerlendirileceği;
Bayer Consumer Care adına ruhsatlı ürünlerde, 17.09.2009 tarihinden itibaren
geçerli olmak üzere,
tüm ürünlerin satış vadesinin en az 90 güne yükseltildiği,
jeneriği olmayan tüm ürünlerde ( geri ödemesi olmayan Bepanthen grubu
hariç) %4 ıskonto oranı uygulanacağı,
jeneriği olan tüm ürünlerde (sadece %2’si reçete ile satılan Aspirin 0,5
hariç) %7 ıskonto oranı uygulanacağı,
Aspirin 0,5 ve Bepanthen grubunun ıskonto oranlarının ise Aralık ayındaki
şartlar ışığında tekrar değerlendirileceği
belirtilmiştir.
[…]
Saygılarımla,
Ecz. Özgür ÖZEL
Genel Sekreter”
Benzer içerikteki duyuru, AEO’nun internet sitesinde de 18.9.2009 tarihinde, “Bayer
İlaç Firması da Vade ve Ticari Iskontolarda İndirim Yaptı.” başlığı ile yer almıştır.
TEB’in internet sitesinden alınan, “Zentiva İlaç Firmasının Vade ve Ticari
İskontolarla İlgili Yapmış Olduğu Düzenlemeler” başlıklı ve 18.9.2009 tarihli
duyuru:30
“[…]
Bunlara ilave olarak, Zentiva Sağlık Ürünleri A.Ş. tarafından, 19.09.2009 tarihinden
itibaren geçerli olmak üzere tüm ilaçlarının vadeleri en az “90” gün ve
“Coumadin”, “Losefar”, “Piogtan” ve “Monax” dışındaki tüm ürünlerinin ticari
iskontoları %7 olarak düzenlenmiş ve 18.09.2009 tarihli yazıları ile Birliğimize
bildirilmiştir.
[…]
Saygılarımla,
Ecz. Özgür ÖZEL
Genel Sekreter”
Benzer içerikteki duyuru, AEO’nun internet sitesinde 18.9.2009 tarihinde, “Zentiva İlaç
Firması da Geri Adım Attı” başlığı ile yer almıştır.
TEB’in internet sitesinden alınan31, “Mustafa Nevzat İlaç Firmasının Vade ve Ticari
İskontolarla İlgili Yapmış Olduğu Düzenlemeler” başlıklı ve 23.10.2009 tarihli
duyuru:32
“[…]
Bu firmalara ilave olarak Mustafa Nevzat İlaç Sanayi A.Ş. ile Birliğimiz arasında
yapılan bir dizi görüşme sonucunda, bu firmaca pazarlanan ürünlerin satış
30
31 Aynı belgeye AEO’nun internet sitesinde de yer verilmektedir.
32
10-49/912-321
30
koşulları ile ilgili yaptığı düzenlemeler 21.10.2009 tarihinden itibaren geçerli
olacak şekilde, 19.10.2009 tarihli yazı ve ekindeki listeler ile Birliğimize
bildirilmiştir.
[…]
Saygılarımla,
Ecz.Özgür ÖZEL
Genel Sekreter”
TEB’in internet sitesinden alınan33, “Boehringer Ingelheim İlaç Firmasının Vade ve
Ticari İskontolarla İlgili Yapmış Olduğu Düzenlemeler” başlıklı ve 3.11.2009 tarihli
duyuru:34
“[…]
Bunlara ilave olarak, Boehringer Ingelheim ile Birliğimiz arasında yapılan bir dizi
görüşme sonucunda, firma tarafından Birliğimize gönderilen 02.11.2009 tarihli yazı
ile;
02.11.2009 tarihinden itibaren, tüm ilaçlarının vadelerinin en az “90” gün
olacağı
“Combivent” ve “Thomapyrin” dışında, jeneriği bulunmayan tüm
ilaçlarının iskontolarının % 4, jeneriği bulunan tüm ilaçlarının
iskontolarının ise % 7 olarak revize edildiği,
bu iki ürün için de Aralık ayında yeniden değerlendirme yapılacağı,
bildirilmiş olup, eczanelerin yaşamış olduğu ekonomik sıkıntılara hassasiyet gösteren
Boehringer Ingelheim İlaç Şirketine teşekkür ederiz.
[…]
Saygılarımla,
Ecz. Özgür ÖZEL
Genel Sekreter”
I.1.3. İlaç Firmaları İle Yapılan Görüşmeler
Raportörler, 13-14.8.2009 tarihlerinde, eczacı meslek örgütlerinin soruşturma
konusuyla ilgili yazışma ve duyurularında adı geçen teşebbüslerden bazılarının
yetkilileriyle görüşmüştür. Görüşmelerde yapılan açıklamalara aşağıda yer
verilmektedir.
(……….) yetkilisinin açıklamaları (13.8.2009):
“Eczacı meslek örgütleri 2009 yılında ticari indirimleri ve vadeleri dikkate alarak bazı
sağlayıcı teşebbüslerin satış koşullarını değiştirmesini istemiş ve buna uygun hareket
etmeyenlere yönelik olarak boykot eyleminde bulunmuştur. TEB ve eczacı odaları şu
anda üreticileri aşamalı olarak tek tek hedef almaktadır. Geçmişteki benzer boykot
uygulamalarında tüm üreticileri hedef almıştı ancak bu yöntem başarılı olmayınca
mevcut uygulamaya esas yöntemi tercih etmiş ve somut sonuçlara ulaşmıştır.
Bizimle temasa (……….) 2009’da başladılar. TEB Başkanı Erdoğan ÇOLAK bizimle
görüşmek istedi. 9 (……….) 2009 tarihinde saat (……….)’da (……….) yapılan
33 Aynı belgeye AEO’nun internet sitesinde de yer verilmektedir.
34
10-49/912-321
31
görüşmede Çolak ve toplantıda hazır bulunan diğer TEB Merkez Heyeti üyeleri bizden
aşağıdaki koşulları talep etti:
- Bütün ürünlerde vadenin en az 90 gün olması,
- Eşdeğeri olan ürünlerde ıskonto oranının en az %7, eşdeğeri olmayan ürünlerde
ise bu oranın en az %4 olması,
- İthal ve yerli ayırımı olmadan bu koşulların tüm ürünlerde uygulanması.
Görüşmede TEB yetkilileri, (……….) söz konusu koşullara uyulması için (……….)
kadar süre verdi ve bunlara uygun hareket edilmemesi durumunda karşımızda
eczacıların örgütlü tepkisini bulacağımızı belirtti. Ancak biz söz konusu koşulları
sağlayamayacağımızı 14 Temmuzda kendilerine ilettik. Ardından yapılan telefon
görüşmelerinde uymamızı istedikleri koşulları yinelediler ve konuyla ilgili
yazışmalarımız oldu.
Bizim alternatif bir perakende dağıtım kanalımız olmadığı için TEB alternatifsiz
durumdadır. Şu ana kadar boykot eylemine Servier, Eczacıbaşı-Zentiva ve Cuma günü
itibarıyla Pfizer hedef olmuştur. IMS verilerine göre, uygulanan boykot sonucunda
Servier’in satışlarında ve pazar paylarında ciddi düşüşler görülmüştür. Bunun ardından
Servier, koşullara uyacağını TEB’e bildirmiş ve satış koşullarını değiştirmiştir.
GlaxoSmithkline ve Merck Sharp Dohme gibi teşebbüslerin de bu taleplere uygun
hareket ettiklerini biliyoruz. Bu bilgileri TEB ve Eczacı Odalarının internet sitelerini
inceleyerek edindik.
Başlangıçta, ecza depolarının uygulamaya katkıda bulunacaklarını tahmin edemedik.
Ancak odaların boykot eylemine uygun hareket etmeyen eczanelere mal verilmemesi
yönündeki telkinlerinin etkisiyle, Servier boykotunun başarıya ulaştığını gözledik.
Ancak daha sonra ecza depolarının daha tarafsız hareket ettiklerini düşünüyoruz.
Halihazırda boykot eylemine katılımın yüksek olduğunu görüyoruz. Pazardaki önemleri
nedeni ile; İzmir, İstanbul ve Ankara illerindeki eczanelerin bu eylemin öncelikli
hedefleri olarak belirlendiğini düşünüyoruz.
Eczacının ilaç seçiminde önemli bir gücü bulunduğu için üreticiler eczacılara önemli
ölçüde ıskonto, vade ve mal fazlası sunmaktadırlar. Özellikle büyük şehir dışındaki
yerlerde eczacıların reçeteye müdahale gücü çok daha fazladır. Bu da uygulamanın
etkili olması potansiyelini desteklemektedir.”
(……….) yetkililerinin açıklamaları (13.8.2009):
“Önaraştırmanın konusu olan boykot uygulamasının ilk muhatabı Servier oldu. Eczacı
meslek örgütlerinin duyurularında yer verilen bilgilere göre, bu firma 1 haftada yaklaşık
%20’lik pazar payı kaybına uğradı. Servier, bunun üzerine TEB’in koşullarını kabul etti.
Ardından gelen Merck Sharp&Dohme ise şartlarını kabul ettiğinden bizim gibi boykota
maruz kalmadı. TEB’in konuyla ilgili temas ettiği (……….) teşebbüs ise biz olduk.
Konuyla ilgili yazılı olarak ilk aldığımız mektup (……….) 2009 başında bize ulaştı.
(……….) ürün hakkında vade, ticari ıskonto ve kamu kurumu ıskontosu konularında
gereğini yapmamızı isteyen bu mektubu İstanbul Eczacı Odasından aldık.
Mayıs-Haziran ayından itibaren uygulama daha etkin bir hal aldı. Görüşmeler daha çok
telefon yolu ile ve ayrıca birebir şeklinde oldu. (……….) TEB Merkez Heyeti ile ilk
toplantımız gerçekleşti. TEB Merkez Heyeti ile yapılan bu toplantıda muadili olan
10-49/912-321
32
ilaçlarda %7, muadili olmayanlarda ise %4 ıskonto vermemiz istendi, vadenin de en az
90 gün olmasını istediler.
(……….) TEB Başkanı Erdoğan ÇOLAK ile görüşmek üzere Ankara’ya gittiler.
Kendilerine 2 gün içerisinde yanıt verilmesi istendi ve aksi takdirde ürünlerimizin
boykot edileceği ifade edildi. Bunun üzerine, (……….) kendilerine koşullarını kabul
ettiğimizi bildirdik ve yeni satış koşulları ilan edilerek (……….) itibaren hayata geçirildi.
Bu kabulden sonra satış şartlarımız şu şekilde değişti: Daha önce herhangi bir ıskonto
uygulamadığımız ürünlerde ((……….) ürünümüz hariç olmak üzere) ıskontolar muadili
olanlarda %7 olmayanlarda ise %4’e çıktı, vadeler ise asgari 90 oldu.
(……….) ayı bizim için önemli bir dönemdir. (……….) üreticisi olduğumuz için ve bu
ürün çoğunlukla (……….) aylarında satıldığı için ve ayrıca bu dönemlerde yapılması
daha önceden planlanmış olan kampanyalarımızın olması sebebiyle bize yönelik
uygulamanın yaz döneminde yapılmasının bizi olumsuz etkilemesinden endişelendik.
TEB, eczacı odaları vasıtasıyla bu eylemlerde başarıya ulaşıyor. Özellikle eşdeğer
ilaçlarda son dönemde eczacının belirleyiciliği arttığından bu gibi uygulamalar etkili
olabiliyor. Uygulamaya tüm eczaneler uymasa, bir kısım eczane uysa bile bizim için
önemli bir zarara neden olabilir.
Eşdeğeri olmayan ürünlerde eczacılar ilacın kendilerinde bulunmadığını öne sürerek
boykota destek vermektedirler. Eşdeğeri bulunanlarda ise o ilacın muadilleri hastalara
verilmektedir.”
(……….) yetkililerinin açıklamaları (13.8.2009)35:
“TEB Merkez Heyeti Başkanı (……….) aylarında bizimle görüştü, eczacıların finansal
açıdan sıkıntıda olduğunu ifade etti ve satış koşullarımızı iyileştirmemizi istedi. Biz
onlara (……….) satış koşullarının geri ödeme koşulları, piyasa şartları ve rakiplerin
uygulamaları dikkate alınarak belirlendiğini ve özellikle vadelerimizin bunlara uygun
olduğunu ilettik. Ayrıca eczanelerin alacaklarını tahsil etme süresi ortalama 70-90 gün
iken vade sürelerimizin ortalamada (……….) günün üzerinde olduğunu ifade ettik.
Son (……….) konuyla ilgili gelişmeler yeniden hızlandı. Eczacı meslek örgütleri,
talepleri doğrultusunda alım koşullarının iyileştirilmesini istediklerini belirtti. Bu
kapsamda, muadilli ilaçlarda %7, muadilsiz ürünlerde ise %4 ıskonto ve tüm ürünlerde
en düşük 90 gün vade istediklerini ilettiler. Bize (……….) kadar süre verdiklerini, aksi
takdirde (……….) ürünlerinin boykot edileceğini belirttiler.
Bu gelişmelerden bağımsız olarak ve bu sırada, (……….) gün vadeli ilaçlarımızın vade
sürelerini 60 güne ve iki üründe de 90 güne çıkartmıştık. Ancak TEB bu vade artırımını
yeterli bulmadı. Buna karşın, satış koşullarında ek iyileştirmeler yapıp
yapamayacağımız üzerine çalışma yapıp kendilerine (……….) yanıt vereceğimizi
belirttik. Ancak yanıtımız beklenmeden, (……….) sabahı ürünlerimize karşı boykot
eczanelerce hayata geçirildi. Bunun üzerine Pfizer olarak boykot altında görüşmeye
devam edemeyeceğimizi belirttik.
(……….TİCARİ SIR……….)
35 Söz konusu tutanakla istenen bilgiler 4.9.2009 tarih ve 6401 sayılı yazı ile Kurum kayıtlarına girmiştir.
10-49/912-321
33
(……….) yetkililerinin açıklamaları (14.8.2009):
“Bizim yıllık ciromuz yaklaşık olarak (……….) milyon Euro, toplam Türkiye pazarı
içinde payımız %(….). Biz (……….) tarihli Fiyat Kararnamesinden sonra ıskontoları
kaldırdık. Muadili bulunan ve ciromuzun %(….) oluşturan (….) ürün için (….) gün
vade geri kalan ürünler için (….) gün vade uyguluyorduk.
(……….TİCARİ SIR……….). TEB, (….) 2009 ayı gibi bizimle görüşmeye başladı. İlk
olarak tüm ürünlerimizde bizden istedikleri 90 günlük vadeleri kabul ettik. Akabinde
TEB bizden ıskonto yapmamızı da istedi. (……….TİCARİ SIR……….)
TEB’e en son yazımızı (……….) gönderdik ve TEB’in %7 ve %4’lük vade ve 90 günlük
ıskontoya yönelik şartlarını kabul ettiğimizi bu yazıyla belirttik. Bunun (……….) getirdiği
yıllık maliyetin 7-7,5 milyon Euro olduğunu tahmin ediyoruz.
. (……….TİCARİ SIR……….).”
(……….) yetkililerinin açıklamaları (14.8.2009):
“(….) 2009 başında (……….) Eczacı Odasının ((….)) internet sitesinde firmamızdan ve
(……….) bahsedildiğini gördük. Bizim ticari ıskontosu olmayan ürünlerimizi liste
halinde internet sitesinde yayınlamışlar ve bu nedenle ıskonto verilmeyen ürünlerimizin
boykot edilmesini istemişlerdir. (……….) başkanı (……….) ile bu konuyu görüşmeye
gittik. Neden bizi seçtiklerini sorduk. Onlar da (……….) büyük firma olduğunu ancak
tesadüfen seçildiğimiz gerekçesini ileri sürdüler. Bizden ticari ıskontolarımızı
yükseltmemizi istediler. Biz TEB’e bu ıskontoları veremeyeceğimizi ve bunun ekonomik
gerekçelerle mümkün olamayacağını ilettik kendilerine.
(….) ayında ise, (….) internet sitesinde bu kez de, bazı ürünlerimizin ecza depolarına
iadesi yönünde bir çağrıya yer verildi. (……….) kendileriyle görüşerek ticari
indirimlerimizin yükseltilmesinin mümkün olamayacağını ekonomik gerekçeleriyle
açıkladı.
Sonuç olarak, boykot anlamında ciddi bir zararımız söz konusu olmadı. Satış
koşullarımızda da önemli bir değişiklik olmadı.”
I.2. Tespitlerin Özeti ve İlaç Firmaları ile Ecza Depolarından Alınan Bilgilerin
Analizi
Beşeri ilaçların dağıtımı ayrıntılı mevzuat düzenlemelerine tabi olup dağıtımın her
aşamasındaki kar payları Sağlık Bakanlığının Beşeri İlaçların Fiyatlandırılması
Hakkında Tebliği ile belirlenmektedir. Eczaneler, dağıtım sisteminde bulundukları yer
itibarıyla reçetede yazılı ilaçları ucuz eşdeğerleri ile değiştirme imkanına sahiptir. Bu
nedenle ilaç şirketleri, reçete sahiplerinin kendi ürünlerine yönlendirilmesi amacıyla
eczanelere sözü edilen Tebliğle belirlenmiş olan kar paylarının yanında ek indirimler
sağlama yoluna gitmektedir. Ayrıca, en büyük ilaç alıcısı konumundaki devletin geri
ödeme süreleri ve eczanelerin ecza depolarına yaptıkları ödemelerin vadeleri de
eczaneler bakımından önemli unsurlardır.
Önceki bölümde yer verilen bilgi, belge ve açıklamalardan, TEB’in dosya konusu
eylemlerinin, bölge eczacı odalarından gelen telkinlerle Mart 2009’da şekillenmeye
başladığı görülmektedir. Bu tarihlerde Zonguldak ve İstanbul Eczacı Odalarından
10-49/912-321
34
gönderildiği tespit edilen yazılar, eczanelerin ilaç firmalarının ıskonto oranları ve
vadeleriyle ilgili taleplerinin bulunduğunu göstermektedir. Nisan - Mayıs 2009
döneminde ıskonto ve vade indirimlerine karşı eczacı meslek örgütlerinin ne şekilde bir
tepki göstereceğinin müzakere edildiği anlaşılmaktadır. Tespitlere göre, TEB ve bağlı
eczacı odaları arasında yapılan değerlendirmeler sonucunda ıskonto ve vade indirimi
yapmayan ilaç şirketlerinin sonuç alınıncaya (istenilen ıskonto ve vade elde edilinceye)
kadar sırayla boykot edilmesi kararlaştırılmıştır. Buna göre; reçete sahibi hedef alınan
firmanın ilacı yerine eşdeğerine yönlendirilmekte, muadili olmayan bir ilaç söz
konusuysa sadece bir kutu verilmektedir. Eylem yöntemi kararlaştırıldıktan sonra
sektördeki birçok ilaç firması ile görüşmeler ve yazışmalar yapıldığı, istenilen satış
koşullarının sağlanmaması durumunda karşılaşacakları tavır hakkında firmaların
bilgilendirildikleri tespit edilmiştir. TEB’in taleplerini kabul etmeyen firmaların muhatap
olacağı boykotun;
- eşdeğeri bulunan ürünlerde talebin diğer ürünlere yönlendirilmesi,
- eşdeğeri olmayan ürünlerde reçete sahiplerini ikna yoluna gidilmesi,
- geçmişte satın alınmış ürünlerin ecza depolarına iade edilmesi,
- yeni alımların yapılmaması ve stokların en az düzeyde tutulması,
- teşebbüs kampanyalarına dahil olunmaması
şeklindeki eylemlerle gerçekleştirileceği hem TEB’in hem de birçok eczacı odasının
internet sitelerinden ilan edilmiştir.
Boykotun ilk hedefi Servier olmuştur. 2005 yılından itibaren eczanelere satışlarında
ticari indirim yapmayan firma, Nisan 2009’da TEB’in firmalarla yaptığı görüşmeler
neticesinde tüm ilaçlarına ilişkin vadeyi 90 güne yükseltmiş, yeterli görülmeyen bu
değişikliğin ardından Mayıs 2009’da kendisine yönelen ve etkisi Haziran ayında daha
açıkça görülebilen boykota dayanamayarak 29.6.2009 tarihinde eczane ıskontolarını
muadili olan ilaçlarda %7’ye, eşdeğeri olmayan bazı ilaçlarında36 ise %3,5’e çıkarmış
ancak yine eczacı meslek örgütleri tarafından hedeflenen oranlara ulaşmadığı
gerekçesiyle boykotun devam etmesi üzerine 6.7.2009 tarihinde satış koşullarını
tamamen istenen düzeye getirmiştir37.
Eldeki belgelerden Servier’den sonra Ağustos 2009’da Pfizer’in de boykota maruz
kaldığı anlaşılmaktadır. Boykota, sonraki bölümde grafikler yardımıyla ortaya konacak
olan etkileri nedeniyle daha fazla direnemeyen Pfizer de 10.9.2009 tarihi itibarıyla TEB
tarafından istenen koşulları kabul etmiş ve uygulamaya başlamıştır.
Servier ve Pfizer’in ard arda boykota maruz kaldığı Haziran, Temmuz ve Ağustos
aylarının ardından aynı akıbete uğramaktan çekinen bazı ilaç firmalarının da TEB’in
talep ettiği koşulları uygulamaya koyduğu görülmüştür. Yapılan tespitlere göre; Servier
6.7.2009, GSK ve MSD 1.8.2009, Novartis 4.9.2009, Deva 7.9.2009, Pfizer 10.9.2009,
Bilim 13.9.2009, AstraZeneca 15.9.2009, Bayer 17.9.2009 (Schering ve Pharma
firmaları adına ruhsatlı ürünleri de kapsayacak şekilde), Zentiva 19.9.2009, Mustafa
Nevzat 21.10.2009 ve Boehringer 2.11.2009 tarihlerinden itibaren TEB’in istediği
koşullarda ilaç satışı yapmaya başlamıştır.
Soruşturma konusu boykot eylemlerinin somut etkilerinin görülebilmesi amacıyla,
sağlayıcı firmalardan satışlarıyla ve ecza depolarından ürün iadeleriyle ilgili bilgi
istenmiştir. Alınan bilgiler kullanılarak firmaların eşdeğeri olan ve olmayan ilaçları için
36 Coversyl 5 mg, Coversyl 10 mg, Coversyl Plus ve Preterax için.
37 Muadili olan ilaçlarda %4, diğer tüm ilaçlar için %7 ıskonto.
10-49/912-321
35
hem kutu adedi hem de ciro bazında ayrı ayrı satış grafikleri oluşturulmuştur. Bu
grafikler, Servier ve Pfizer’in boykota uğradığı dönemde gerek eşdeğeri olan ilaçların
rakip ürünlerle ikame edilmesi gerekse de yeni alımların yapılmaması ve stokların en
alt düzeyde tutulması eylemlerinin sonucunda satışlarda meydana gelen sapmaların
daha iyi görülebilmesi için yararlı olacaktır. Diğer taraftan, geçmişte alımı yapılan
ilaçların ecza depolarına iade edilmesi yönündeki eylemin sonuçlarının tespitinde
kolaylık sağlaması bakımından depolardan gelen ilaç iade verileri de grafikleştirilmiş ve
analiz edilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki; firmaların satışlarında meydana gelen artış veya
azalışların, ürünlerin ve talebin özelliklerine göre dönemsellikten kaynaklanıp
kaynaklanmadığının değerlendirilebilmesi ve ayrıca boykotun olmadığı bir dönemdeki
verilerle boykot dönemindeki verilerin karşılaştırılabilmesi amacıyla, Aralık 2007-Kasım
2008 (ilk dönem) ve Aralık 2008-Kasım 2009 dönemlerindeki (ikinci dönem) aylık satış
ve iade verileri kullanılmıştır.
I.2.1. Boykotun Servier’e Etkileri
Servier’in gönderdiği bilgi ve veriler incelenerek TEB’in ilgili karar ve uygulamalarının
teşebbüsün satışları üzerinde yarattığı etkilere ilişkin grafiklere ve bu grafikler
yardımıyla yapılan tespitlere aşağıda yer verilmektedir.
Grafik 1– Eşdeğeri olan Servier ilaçlarının 2007/12-2009/11 dönemindeki kutu bazında toplam
satışları
12 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11
Aylar
K
u
tu
A
d
ed
i
Servier 2007/12-2008/11 Servier 2008/12-2009/11 Aylık Ortalama
10-49/912-321
36
Grafik 2– Eşdeğeri olmayan Servier ilaçlarının 2007/12-2009/11 dönemindeki kutu bazında toplam
satışları
12 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11
Aylar
K
u
tu
A
d
ed
i
Servier 2007/12-2008/11 Servier 2008/12-2009/11 Aylık Ortalama
Grafik 3– Servier’in tüm ilaçlarının 2007/12-2009/11 dönemindeki kutu bazında toplam satışları38
12 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11
Aylar
K
u
tu
A
d
ed
i
Servier 2007/12-2008/11 Servier 2008/12-2009/11 Aylık Ortalama
Yukarıdaki üç grafikte, ilk dönemin ikinci döneme göre daha istikrarlı bir satış seyrine
sahip olduğu dikkat çekmektedir. İlk dönemdeki istikrarlı seyir, Servier’in eşdeğeri
olan/olmayan tüm ilaçları bakımından herhangi bir dönemsel özellik bulunmadığının
38 İncelenen iki dönemin verilerinin sağlıklı bir şekilde karşılaştırılabilmesi amacıyla, firmaların gönderdiği satış
verilerine ait tablolardan, Aralık 2007-Kasım 2009 tarihleri arasındaki herhangi bir dönemde satışı yapılmamış olan
ilaçlara ait satış verileri çıkarılmıştır.
10-49/912-321
37
göstergesi niteliğindendir. Dolayısıyla, ikinci dönemde satışlarda görülen sapmaların
dönemsellikten kaynaklanmadığını söylemek mümkündür.
Grafiklerin karşılaştırılması sonucunda hemen göze çarpan diğer bir durum ise
eşdeğeri olan Servier ilaçlarının eşdeğeri olmayanlara göre daha büyük bir sapma
gösterdiğidir. Bunun en önemli nedeni, eşdeğeri olan ilaçlara yönelik talebin eczacılar
tarafından rakip ürünlere yönlendirilebilmesi, dolayısıyla, eşdeğeri olmayan ürünlerle
karşılaştırıldığında bu ilaçlar bakımından boykotta daha kolay sonuç elde
edilebilmesidir.
Yukarıdaki grafiklerden görüldüğü gibi, Servier’in eşdeğeri olan ilaçlarının Nisan
2009’da (……….) kutu olan satışları yaklaşık %47 oranında sert bir düşüşle Haziran
2009’da (……….) kutuya inmiş, bir önceki yılın aynı dönemindeki (Haziran 2008)
satışlara göre de %40,65 daha düşük gerçekleşmiştir (Grafik:1). Eşdeğeri olmayan
Servier ilaçları bakımından durum incelendiğinde; Nisan 2009’da (……….) kutu olan
satış miktarının, %22,76 oranındaki düşüşle Haziran 2009’da (……….) kutuya indiği,
Haziran 2008’deki (……….) kutuluk satışa göre ise yaklaşık %21,52 oranında daha
düşük gerçekleştiği görülmektedir (Grafik:2). Sonuç olarak, Servier’in tüm satışlarının
bir önceki yılın aynı ayına göre %34,93, Nisan 2009’a göre %40,24 daha düşük
gerçekleştiği tespit edilmiştir (Grafik:3). Yine Haziran 2009 satış verileri firmanın aylık
ortalama satış miktarları ile karşılaştırıldığında; eşdeğeri olan, eşdeğeri olmayan ve
tüm ilaçlar bakımından satışlarda sırasıyla %38,60, %15,50 ve %31,88 oranında düşüş
gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Servier açısından boykotun sona erdiği Temmuz 2009’da satışların hemen eski
düzeye çıktığı görülmektedir. Hatta satışların eski seviyenin dahi biraz üzerinde
gerçekleşmiş olması, en alt seviyeye çekilmiş olan stokların normal faaliyet
dönemindeki seviyeye çekilmesi şeklinde yorumlanmalıdır.
Boykotun satışlar üzerindeki -grafikler yardımıyla gösterilen- doğrudan etkileri
nedeniyle ortaya çıkan zararın yanında, Servier’in uygulamayı kabul etmek zorunda
kaldığı ticari ıskontolar nedeniyle de bir zarar oluşmaktadır. Firmadan alınan satış
koşullarına ait bilgilerin ve ciro bazındaki satış verilerinin incelenmesi sonucunda,
boykot nedeniyle ıskonto oranları artırılan ürünlerin toplam cirosunda yıllık olarak
yaklaşık 12 milyon TL’lik bir düşüş meydana geleceği hesaplanmıştır. Dolayısıyla,
TEB’in talep ettiği koşullarının uygulanması, firmanın boykottan doğan zararını
artırmaktadır.
Boykotun araçlarından biri olan “geçmişte satın alınmış ürünlerin ecza depolarına iade
edilmesi” yönündeki aracın etkilerinin görülebilmesi için, Servier ilaçlarının ecza
depolarına kutu adedi bazındaki iade miktarlarını gösteren bir grafiğe aşağıda yer
verilmektedir.
10-49/912-321
38
Grafik 4 – Ecza depolarına iade edilen Servier ilaçlarının aylık bazdaki toplam kutu adedi.
20
07
/1
2
20
08
/0
1
20
08
/0
2
20
08
/0
3
20
08
/0
4
20
08
/0
5
20
08
/0
6
20
08
/0
7
20
08
/0
8
20
08
/0
9
20
08
/1
0
20
08
/1
1
20
08
/1
2
20
09
/0
1
20
09
/0
2
20
09
/0
3
20
09
/0
4
20
09
/0
5
20
09
/0
6
20
09
/0
7
20
09
/0
8
20
09
/0
9
20
09
/1
0
20
09
/1
1
Aylar
K
u
tu
A
d
ed
i
Servier Aylık Ortalama Normal Aylık Ortalama
Haziran ayında ecza depolarına iade edilen Servier ilaçlarının sayısının ((……….)) -
yine kutu bazında- ortalama değerin ((……….)) yaklaşık 4,5 katı, bir önceki ayın
iadelerinin ((……….)) ise yaklaşık 10 katı olarak gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Temmuz ayındaki iadelerin bir önceki aya göre biraz daha az ((……….)) olmakla
birlikte yine ortalamanın çok üzerinde gerçekleştiği görülmektedir. Bu noktada
vurgulanması gereken husus, aylık ortalama iade miktarının sapmanın görüldüğü
Haziran, Temmuz ve Ekim aylarındaki yüksek iade miktarları nedeniyle aylık rutin iade
miktarı ortalamasının ((……….))39 oldukça üzerinde olduğudur. Bu durum dikkate
alındığında Haziran ve Temmuz aylarındaki iade miktarlarının normal aylık ortalamanın
sırasıyla 8,5 ve 6,9 katı olduğu anlaşılmaktadır. Bu tespit bir başka açıdan ele
alındığında, Haziran ve Temmuz aylarında iade edilen Servier ilaçlarının miktarının
((……….)), 24 aylık toplam iade miktarının ((……….)) yaklaşık %33,80’ini oluşturduğu
görülmektedir (Grafik:4). Bütün bu veriler, “geçmişte satın alınmış ürünlerin ecza
depolarına iade edilmesi” yönündeki boykot aracının yoğun bir şekilde kullanıldığının
göstergesi niteliğindedir.
I.2.2. Boykotun Pfizer’e Etkileri
Pfizer’in gönderdiği bilgi ve veriler incelenerek TEB’in ilgili karar ve uygulamalarının
teşebbüsün satışları üzerinde yarattığı etkilere ilişkin grafiklere ve bu grafikler
yardımıyla yapılan tespitlere aşağıda yer verilmektedir.
39 Bu ortalama değerinin hesabında 2009 yılının Haziran, Temmuz ve Ekim aylarına ait iade verileri dikkate
alınmamıştır.
10-49/912-321
39
Grafik 5 – Eşdeğeri olan Pfizer ilaçlarının 2007/12-2009/11 dönemindeki kutu bazında toplam
satışları
12 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11
Aylar
K
u
tu
A
d
ed
i
Pfizer 2007/12-2008/11 Pfizer 2008/12-2009/11 Aylık Ortalama
Grafik 6 – Eşdeğeri olmayan Pfizer ilaçlarının 2007/12-2009/11 dönemindeki kutu bazında toplam
satışları
12 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11
Aylar
K
u
tu
A
d
ed
i
Pfizer 2007/12-2008/11 Pfizer 2008/12-2009/11 Aylık Ortalama
10-49/912-321
40
Grafik 7– Pfizer tüm ilaçlarının 2007/12-2009/11 dönemindeki kutu bazında toplam satışları
12 01 02 03 04 05 06 07 08 09 10 11
Aylar
K
u
tu
A
d
ed
i
Pfizer 2007/12-2008/11 Pfizer 2008/12-2009/11 Aylık Ortalama
Yukarıdaki üç grafik birlikte incelendiğinde, Pfizer’in eşdeğeri olan/olmayan tüm ilaçları
bakımından dönemselliğin varlığına dair belirgin bir emare görülmemektedir.
Dolayısıyla, ikinci dönemde özellikle eşdeğeri olan ilaçların satışlarında görülen
sapmaların dönemsellikten kaynaklanmadığını söylemek mümkündür. Servier için
yapılan tespite paralel olarak, eşdeğeri olan Pfizer ilaçlarının satışlarında eşdeğeri
olmayanlarınkine göre daha dikkat çekici bir düşüş meydana gelmiş olması, eşdeğeri
olan ilaçlara yönelik talebin eczacılar tarafından rakip ürünlere daha kolay
yönlendirilebilmesi ile açıklanabilir.
Yukarıdaki grafiklerde görüldüğü gibi, Pfizer’in eşdeğeri olan ilaçlarının Temmuz
2009’da (……….) kutu olan satışları yaklaşık %24,35 oranındaki bir düşüşle Ağustos
2009’da (……….) kutuya inmiş, bir önceki yılın aynı dönemindeki (Ağustos 2008)
(……….) kutuluk satışa göre de %20,46 daha düşük gerçekleşmiştir (Grafik:5).
Eşdeğeri olmayan Pfizer ilaçları bakımından durum incelendiğinde; Temmuz 2009’da
(……….) kutu olan satış miktarının, %6,45 oranındaki düşüşle Ağustos 2009 ayında
(……….) kutuya indiği, Ağustos 2008’deki (……….) kutuluk satışa göre ise yaklaşık
%7,98 oranında daha düşük gerçekleştiği görülmektedir (Grafik:6). Sonuç olarak,
Pfizer’in tüm satışlarının ilk dönemin Ağustos ayına göre %17,43, Temmuz 2009’a
göre %20,24 daha düşük gerçekleştiği tespit edilmiştir (Grafik:7). Yine Ağustos 2009
satış verileri firmanın aylık ortalama satış miktarları ile karşılaştırıldığında; eşdeğeri
olan, eşdeğeri olmayan ve tüm ilaçlar bakımından satışlarda sırasıyla %26,62, %8,97
ve %22,57 oranında düşüş gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Pfizer açısından boykotun sona erdiği Eylül 2009’da satışların hemen boykot
öncesindeki (Temmuz 2009) düzeyin de biraz üzerine çıktığı görülmektedir. Bu
durumun da, en alt seviyeye çekilmiş olan stokların normal faaliyet dönemindeki
seviyeye çekilmesi şeklinde yorumlanması yerinde olacaktır.
Boykotun satışlar üzerindeki doğrudan etkilerinden kaynaklanan zararın yanında,
Pfizer’in uygulamayı kabul etmek zorunda kaldığı ticari ıskontolar nedeniyle de bir
zarar ortaya çıkmaktadır. Firmadan alınan satış koşullarına ait bilgiler ve ciro bazındaki
satış verileri incelendiğinde, boykot nedeniyle ıskonto oranları artırılan ürünlerin toplam
10-49/912-321
41
cirosunda yıllık olarak yaklaşık 15 milyon TL’lik bir azalma meydana geleceği
hesaplanmıştır. Dolayısıyla, TEB’in talep ettiği koşullarının uygulanması sonucunda
ortaya çıkan bu zarar da boykotun ne denli etkili olduğunu göstermektedir.
Boykotun araçlarından biri olan “geçmişte satın alınmış ürünlerin ecza depolarına iade
edilmesi” yönündeki aracın etkilerinin görülebilmesi için, Pfizer ilaçlarının ecza
depolarına kutu adedi bazındaki iade miktarlarını gösteren bir grafiğe aşağıda yer
verilmektedir.
Grafik 8 –Ecza depolarına iade edilen Pfizer ilaçlarının aylık bazdaki toplam kutu adedi
20
07
/1
2
20
08
/0
1
20
08
/0
2
20
08
/0
3
20
08
/0
4
20
08
/0
5
20
08
/0
6
20
08
/0
7
20
08
/0
8
20
08
/0
9
20
08
/1
0
20
08
/1
1
20
08
/1
2
20
09
/0
1
20
09
/0
2
20
09
/0
3
20
09
/0
4
20
09
/0
5
20
09
/0
6
20
09
/0
7
20
09
/0
8
20
09
/0
9
20
09
/1
0
20
09
/1
1
Aylar
K
u
tu
A
d
ed
i
Pfizer Aylık Ortalama 2009/08 Hariç Aylık Ortalama
Pfizer ilaçlarının depolara iade eğilimine bakıldığında daha çarpıcı bir grafik ortaya
çıkmaktadır. Zira firmaya yönelik boykotun yoğunlaştığı Ağustos 2009 ayında depolara
iade edilen Pfizer ilaçlarının sayısının ((……….)) oldukça dikkat çekici bir artışla
ortalama değerin ((……….)) yaklaşık 9,6 katına, bir önceki ayın iadelerinin ((……….))
ise yaklaşık 9,4 katına çıktığı görülmektedir. Aylık ortalama iade miktarının, sapmanın
görüldüğü Ağustos 2009 ayındaki yüksek iade miktarları nedeniyle, aylık rutin iade
miktarı ortalamasından ((……….)) oldukça yüksek olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum
dikkate alındığında Ağustos 2009 ayındaki iade miktarının normal aylık ortalamanın
15,45 katına çıktığı belirtilmelidir. Bu tespit bir başka açıdan ele alındığında, boykotun
yoğunlaştığı ayda iade edilen Pfizer ilaçlarının miktarının ((……….)), 24 aylık toplam
iade miktarının ((……….)) yaklaşık %40,18’ini oluşturduğu dikkati çekmektedir
(Grafik:8). Bütün bu veriler, “geçmişte satın alınmış ürünlerin ecza depolarına iade
edilmesi” yönündeki boykot aracının Pfizer’e yönelik olarak yoğun bir şekilde
kullanıldığını göstermektedir.
I.2.3. Koşulları Kabul Eden Diğer Firmalar Hakkındaki Tespitler
TEB’in taleplerini ilk aşamada kabul etmediği için boykot eyleminin hedefi haline gelen
Servier ve Pfizer’in yanı sıra, Zentiva ürünlerinin de boykot edilmesi yönünde İEO’nun
duyurularda bulunduğu görülmektedir. Ayrıca, bazı belgelerden ve eczacı meslek
örgütlerinin internet sitelerindeki duyurulardan söz konusu eylemlerin, istenilen satış
koşulları kabul edilene kadar, tek tek diğer firmalara karşı da uygulanacağının ilan
edildiği anlaşılmaktadır. Servier ile Pfizer’in maruz kaldığı boykot eyleminin sonuçlarını
takip eden ve aynı eyleme muhatap olmaktan çekindiği anlaşılan bazı firmaların da
TEB’in hedeflediği ıskonto ve vadeler doğrultusunda satış koşullarını değiştirdiği tespit
edilmiştir.
10-49/912-321
42
Daha önceki bölümde değinildiği gibi Servier’in 6.7.2009, Pfizer’in ise 10.9.2009
tarihlerinde kabul ettiği TEB koşulları GSK ve MSD tarafından 1.8.2009, Novartis
tarafından 4.9.2009, Deva tarafından 7.9.2009, Bilim tarafından 13.9.2009,
AstraZeneca tarafından 15.9.2009, Bayer tarafından 17.9.2009 (Schering ve Pharma
firmaları adına ruhsatlı ürünleri de kapsayacak şekilde), Zentiva tarafından 19.9.2009,
Mustafa Nevzat tarafından 21.10.2009, Boehringer tarafından 2.11.2009 tarihlerinden
itibaren kabul edilerek uygulanmaya başlanmıştır.
Boykota uğramamış olsalar da yukarıdaki paragrafta adı geçen firmaların boykot
baskısını ciddi bir şekilde üzerlerinde hissettiklerini söylemek mümkündür. Nitekim,
önaraştırma ve soruşturma aşamasında tespit edilen ve (……….) firması ile TEB
arasında geçen yazışmalar bu baskının aynası niteliğindedir. Bu yazışmaların safahatı
incelendiğinde; (……….) TEB Başkanına gönderilen (……….) tarihli ilk yazıda, daha
önceki bir tarihte yapılan ve TEB’in soruşturma konusu taleplerinin iletildiği düşünülen
bir toplantıya atıfta bulunularak zaten (……….) tarafından ortalama (……….) günlük
vade uygulandığı, (……….TİCARİ SIR……….) sonra vadelerle ilgili iyileştirme
yapmanın mümkün olabileceği ifade edilmektedir. (……….) tarihli bir yazıda ise,
(……….) tarihli mektuba ve (……….) tarihli bir toplantıya atıfta bulunularak TEB
tarafından istenen ticari ıskontoya yönelik (……….) teklifinin (……….TİCARİ
SIR……….) sonra sunulacağı belirtilmektedir. Bunun üzerine (……….) tarihli mektuba
karşın (……….) tarihindeki bir toplantıda, istenen koşulların (……….) tekrar iletildiği
anlaşılmaktadır. (……….) tarihli yazısına istinaden yapıldığı düşünülen (……….) tarihli
bir telefon görüşmesine atfen (……….) tarihinde yine (……….) TEB’e gönderilen bir
yazı ile, tüm ürünler için %(….) ticari ıskonto ve (……….) gün vade teklifi iletilmiştir.
Anılan yazıda (……….) tarafından, tüm firmaların aynı ticari ıskonto ve vade şartlarını
uygulamasını beklemenin (……….) yönünde bir hatırlatma yapılmıştır. Bu tarihten
sonra tespit edilen ilk yazışma yine (……….) tarafından TEB’e gönderildiği anlaşılan ve
istenen koşulların kabul edildiğini belirten (……….) tarihli yazı olmuştur. Bu noktada
(……….), TEB’in koşullarını tam da Pfizer’in 9.9.2009 tarihli ve yine koşulları kabul
ettiğini bildiren yazısının hemen ardından kabul etmiş olması oldukça dikkat çekicidir.
Bu durum bir anlamda, Pfizer’in maruz kaldığı boykot boyunca (……….) da boykot
baskısını hissettiğini, Pfizer’in dayanamayarak talepleri kabul etmesinin ardından
sıranın (……….) gelmesinden korkulduğunu göstermektedir. Böylece, (……….) da
TEB’in istediği satış koşullarını tam olarak karşılamak durumunda kaldığı
anlaşılmaktadır.
Aynı durumun, koşulları kabul eden diğer firmalar için de geçerli olduğu
düşünülmektedir. Nitekim, Pfizer’in koşulları kabul ettiği Eylül ayında altı firmanın daha
aynı şekilde vade ve ticari ıskonto oranlarını düzenlediği görülmektedir.
Aşağıda, soruşturma döneminde bilgi istenen 10 sağlayıcının ürünlerinin ecza
depolarına iade miktarlarını gösteren grafik yer almaktadır. Ardından Pfizer ve Servier
haricindeki sağlayıcı firmaların kutu adedi ve ciro bazındaki satışlarının 24 aylık seyrini
gösteren iki grafik gelmektedir40.
40 Pfizer ve Servier dışında bilgi istenen sekiz firmanın satış ve iade verilerine ilişkin ayrıntılı grafiklere raporun
hacmini artırmaması amacıyla eklerin içinde yer verilmiştir.
Grafik 9 – 10 Firmanın tüm ilaçlarının 2007/12-2009/11 dönemindeki depo iadeleri
43
20
07
/1
2
20
08
/0
1
20
08
/0
2
20
08
/0
3
20
08
/0
4
20
08
/0
5
20
08
/0
6
20
08
/0
7
20
08
/0
8
20
08
/0
9
20
08
/1
0
20
08
/1
1
20
08
/1
2
20
09
/0
1
20
09
/0
2
20
09
/0
3
20
09
/0
4
20
09
/0
5
20
09
/0
6
20
09
/0
7
20
09
/0
8
20
09
/0
9
20
09
/1
0
20
09
/1
1
Aylar
K
ut
u
A
de
di
AZ
Boehringer
GSK
J&J
MSD
Novartis
Pfizer
SA
Servier
Zentiva
Grafik 10- Pfizer ve Servier Haricindeki Sekiz Firmanın Kutu Adedi Bazındaki Toplam Satış
Miktarları41
12 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11
Aylar
K
u
tu
A
d
ed
i
2007/12-2008/11 2008/12-2009/11 Ortalama
Grafik 11- Pfizer ve Servier Haricindeki Sekiz Firmanın Ciro Bazındaki Toplam Satış Miktarları
12 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11
Aylar
C
ir
o
(T
L
)
2007/12-2008/11 2008/12-2009/11 Ortalama
Ecza depolarına iade edilen ilaçların kutu adedi bazındaki aylık miktarlarından oluşan
Grafik 9, boykota maruz kalan Servier ve Pfizer dışındaki firmaların ilaçlarına ait iade
41 Aralık 2007-Kasım 2009 tarihleri arasındaki herhangi bir dönemde satışı yapılmamış olan ilaçlara ait veriler
çıkarılmıştır.
10-49/912-321
45
verilerinin normal iade seyrinden önemli derecede sapmadığını göstermektedir42.
Dolayısıyla Servier ve Pfizer dışındaki firmaların boykota uğradığı yönünde bir çıkarım 10
yapmak sözü edilen grafik dikkate alındığında mümkün görünmemektedir. Kaldı ki,
daha önce de ifade edildiği üzere, bu iki firmanın karşılaştığı satış ve iade verilerini
takip eden firmalar, bir anlamda boykota gerek kalmadan, istenen vade ve ticari
ıskontoyu uygulamaya başlamıştır.
Firmalardan alınan satış koşullarına ve cirolara ilişkin bilgiler incelendiğinde, TEB’in
dayattığı koşulların uygulanıyor olmasının zarara yol açtığı görülmektedir. Nitekim,
firmaların rızası dışındaki ticari ıskonto artırımından kaynaklanabilecek zararlar yıllık ve
yaklaşık olarak tahmin edilerek AstraZeneca için (……….) TL, Boehringer için
(……….) TL, GSK için (……….) TL, MSD için (……….) TL ve Novartis için (……….) TL 20
olarak hesaplanmıştır. Dolayısıyla, Servier ve Pfizer için hesaplanan muhtemel zararlar
da dikkate alındığında analiz edilen yedi firmanın -TEB’in istediği koşulları uyguluyor
olmaları nedeniyle- yıllık olarak toplamda yaklaşık (……….) TL tutarındaki bir zarara
katlanmak zorunda kalacağı hesaplanmıştır. Bu zararın hesabında firmaların vadeleri
uzatmalarından kaynaklanan finansman maliyeti dikkate alınmamıştır43.
Servier ve Pfizer’in boykot edildiği dönemdekine benzer nitelikteki satış ve iade
verilerinin (satışlarda düşüş, ürün iadelerinde artış şeklinde görülen), hem Servier ve
Pfizer hem de diğer firmalar açısından Ekim 2009’da da gerçekleştiği görülmektedir.
Ancak, bu satış ve iade verilerine Fiyat Kararnamesinin44 yol açtığı,45 bir başka 30
ifadeyle, kararname sonucunda 4.12.2009 tarihi itibarıyla fiyatları düşecek olan
ilaçların eczaneler tarafından ecza depolarına iade edildiği veya alımlarının azaltıldığı
anlaşılmaktadır. Nitekim anılan kararname ile önemli oranda fiyat düşüşü
gerçekleşeceğinden, elindeki stoklar nedeniyle zarara uğramak istemeyen eczaneler -
bu sefer farklı bir gerekçeyle de olsa- yine stoklarını en alt seviyeye çekme, yeni alım
yapmama yönünde bir yol tercih etmişlerdir. Ancak bu durum tamamen eczanelerin
stok zararına katlanmamak üzere bireysel olarak aldıkları rasyonel bir karar olarak
değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, Ekim 2009’da satışlarda gerçekleşen sapmanın
soruşturmanın konusu ile ilgili olmadığı kanaati oluşmuştur.
40
I.3. Eczacı Odalarının Uygulama ile İlgili Görüşleri
İEO’nun önaraştırma döneminde gönderdiği ve Kurum kayıtlarına 18.8.2009 tarih,
5807 sayı ile giren yazıda; 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanunu’nun 20.
maddesinin ilgili hükümleri önaraştırma konusu uygulamanın yasal dayanağı olarak
gösterilmektedir. Eczacı odalarının idare heyetlerinin görev ve yetkilerinin sayıldığı
maddenin, yazıda işaret edilen (f) ve (h) bentleri aşağıdaki gibidir:
42 Sanofi-Aventis firmasının ilaçlarının iade verilerinde görülen Ocak 2008 dönemindeki sapma, soruşturma konusu
boykot eylemlerinin gerçekleştiği dönemle ilgili olmadığından değerlendirme dışı bırakılmıştır.
43 Sözü edilen zarar miktarının hesabında firmaların sadece ticari ıskontosu artan ilaçları dikkate alınmıştır. Hesaba
dahil edilen ilaçların ticari ıskonto artış miktarları da ayrı ayrı göz önünde bulundurulmuştur. Örneğin; ticari
ıskontosu %3’ten %7’ye çıkan bir ilaç için zarar miktarı, o ilacın Kasım 2009 ayı itibarıyla elde etmiş olduğu 12 aylık
ciro miktarının, ticari ıskontodaki artış miktarı olan %4 ile çarpılması yoluyla hesaplanmıştır.
44 3.12.2009 ve 4.12.2009 tarihli kararnamelerle değişik, 18.9.2009 tarihli ve 27353 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanan 2009/15434 sayılı Beşeri İlaçların Fiyatlandırılmasına Dair Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında
Bakanlar Kurulu Kararı.
45 Kararnamede, eşdeğeri olan orijinal ilaç ile bunun jeneriklerinin fiyatının en fazla referans fiyatının %66’sı
oranında olabileceği düzenlenmiştir. Eski kararnameye göre ise, jeneriğin piyasaya girmesi orijinal ilacın fiyatını
etkilememekte ve jeneriğe en fazla referans fiyatın %80’i oranında fiyat verilmekte idi. Kararname değişikliğiyle
birlikte, geri ödeme kuralları da gözden geçirilerek orijinal ilacının kamu indirimi de artırılmıştır. Tüm bunların
sonucunda, ilaçların resmi ve fiili fiyatlarında ciddi indirimler söz konusu olmuş, buna bağlı olarak da eczanelerin
stok zararlarının oluştuğu ileri sürülmüştür.
10-49/912-321
46
“(f) Azanın mesleki tekamüllerini temin için gerekli teşebbüslerde bulunmak ve
bu hususun yerine getirilmesi maksadıyla resmi ve hususi sağlık 50
müesseselerinden faydalanmaya çalışmak”
“(h) Meslekin şeref ve haysiyetini ve meslektaşların hukuk ve menfaatlerini
müdafaa etmek”
Öte yandan, aynı yazıda eşdeğer ilaç kavramına ilişkin açıklamalar ve dünyada
eşdeğer ilaç politikalarına ilişkin kaynaklardan alıntılar yer almaktadır. Söz konusu
alıntılarda ABD, Almanya ve Fransa’da eşdeğer ilaçların desteklenmesine yönelik bazı
kamu uygulamalarından örnekler sunulmaktadır. Yazıda bunun yanında;
- üyelerin, hangi ilaçların eşdeğer olduğu konusunda bilgilendirilerek verdiği 60
hizmetin kolaylaştırılmasının amaçlandığı, bunun da Odanın görevi olduğu,
- eczacılara yıllardır verilen ıskontonun bir ticari teamül haline geldiği ve
mahkemelerce de yazılı olan kuralların üstünde tutulmakta olan bu ticari örf ve
adetlere aykırı davrananların hukuka uygun davranmamış sayıldığı,
- bazı firmaların bu teamülü tek taraflı olarak uygulamadan kaldırmaları sonucu
Odaya üyelerden şikayetler geldiği,
- bu şikayetler üzerine, bazı firmalarla görüşmeler yapıldığı ve üyelerin
mağduriyetlerinin anlatıldığı,
- söz konusu görüşmelerin olumlu ve olumsuz sonuçlarını üyelerine bildirmenin,
Odanın bir sorumluluğu olduğu, 70
- Odanın, herhangi bir firma ismini zikretmesinin veya bazı ürünlerin satın
alınmasını ya da alınmamasını istemesinin söz konusu olmadığı, bu konuda
belirleyici olmasının mümkün olmadığı,
- üyelerin, kendilerine daha çok ticari avantaj sağlayan firmalara ait ürünleri tercih
etmesinin rekabetin ve ticaretin bir gereği olduğu,
- ancak bazı firmaların ürünlerinin tercih edilmemesinde kendi tutum ve
davranışlarının belirleyici olduğu
ifade edilmektedir.
19.8.2009 tarihinde yine önaraştırma döneminde raportörlerce görüşülen Ankara 80
Eczacı Odası yetkilileri ise şu açıklamaları yapmıştır:
“Biz, Ankara Eczacı Odası olarak (AEO) 6643 sayılı yasanın ilgili maddelerine göre
üyelerimizi, üyelerimizin maddi menfaatleri açısından bilgilendirmekle yükümlüyüz. Biz
de üyelerimizi, hangi ilacın reel olarak hangi vade ile satıldığını bilgilendiriyoruz. Bu
kapsamda yaptığımız şey rekabeti engellemek değil aslında rekabeti arttırmaktır. Bu
kapsamda eczacıları bilgilendirerek bilinçlendiriyoruz. Biz ‘x ilacı satın, y ilacı satmayın’
demiyoruz. Biz tüm ilaçların alternatifleri konusunda eczacıları bilgilendiriyoruz.
Bize gelen bazı haberlerde bir ıskonto standardı oluşturmak istediğimiz söyleniyor. 90
Oysaki firmaların eşdeğeri olan ilaçlarda yüksek, eşdeğeri olmayan ilaçlarda ise düşük
vade verdikleri görülmekte. Eczacıların yaşamlarını sürdürecek vade ve ıskonto
oranlarının üzerinde rekabetten yanayız. Standart bir vade ve ıskonto talebimiz yok.
Öte yandan bu faaliyete ilişkin hiçbir zorunluluk getirmiyoruz. Eczacıların,
duyurularımıza uyma konusunda herhangi bir zorunluluğu yoktur. Bu kapsamda
belirtilen koşulların dışında koşullarla alım yapan eczanelere eczacı meslek
örgütlerince yaptırım uygulanması söz konusu değildir.
Eczacılık sektöründe, her ne kadar alım koşulları şeffaf olsa da bilinmelidir ki 6000’den 100
fazla ürünün olduğu bir sektörden bahsedilmektedir. Ayrıca sürekli değişen mevzuat ve
10-49/912-321
47
ilaç alım koşullarının takibi de bir eczacı tarafından imkansızdır. Belki pahalı ve nadir
ilaçlar için depolar nezdinde alım koşulları araştırabilir. Ancak ürünlerin genelinde her
bir ilaç için eşdeğerleri araştırmak bir eczacı için imkansızdır. Zira her bir ilaç için
depoları arayıp fiyat almak mantıklı bir yöntem değildir. Bu bağlamda biz eczacıları
bilgilendiriyoruz. Nitekim, ucuz olan eşdeğer ilaçların eczaneye bıraktığı kâr oranı
yüksek ve maliyeti düşük olduğu gibi kamuya da faydalı olmaktadır. Ayrıca, biz
eşdeğer ilaç politikası kapsamında kamu yararı anlamında eczaneleri
bilinçlendiriyoruz.
110
Öte yandan, bir eczacının, bir firmadan aldığı şartlarda zarar görmesi üzerine bize
şikayet gelmesi normaldir. Örneğin, kamudan 90 vade ile ödeme alan bir eczacının
ödemesini 45 gün vade ile yapması onu ticari olarak zarara sokmaktadır. Bu bağlamda
görevimiz nedeniyle meslektaşlarımız bize başvuru yapıyor.
Rekabetin sınırlandırılması, eczacının tek bir firmaya veya ürüne yönlendirilmesi
halinde ortaya çıkacaktır. Tüm duyurularımızda, eşdeğer tüm ürünler gösterilmekte,
eczacı herhangi bir ürüne yönlendirilmemektedir. Öte yandan, bizim herhangi bir
firmayı piyasadan silmek gibi bir amacımız yoktur. Ayrıca, eşdeğer ilacın
desteklenmesi konusunda Sağlık Bakanlığı ile paralel bir görüşe sahibiz. 120
Kamu kurum ıskontoları için %11 taban bir orandır. Örneğin, bir firma %23 kamu
kurumu ıskontosu verirken %7’lik ticari ıskontoyu kaldırmaktadır. Bu durumun
anlaşılması zordur.”
I.4. DEĞERLENDİRME
I.4.1. Genel Değerlendirme
Önceki bölümlerde yer verilen tespit ve açıklamalardan, eczacı meslek örgütlerinin
sağlayıcı teşebbüslerden ticari indirimlere ve vadelere ilişkin taleplerinin olduğu, bunun 130
2009 yılı içinde çok sayıda duyurunun, yazışmanın ve görüşmenin konusunu
oluşturduğu, Servier ve Pfizer’in boykota hedef olduğu ve bunun somut etkilerinin
gözlenebildiği, bu teşebbüsler ile boykot tehdidinden korkan çok sayıda firmanın
TEB’in taleplerini kabul ederek satış koşullarını değiştirmek durumunda kaldığı
anlaşılmaktadır.
4054 sayılı Kanun’un 3. maddesinde, teşebbüs “piyasada mal veya hizmet üreten,
pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerle, bağımsız karar verebilen ve ekonomik
bakımdan bir bütün teşkil eden birimler”, teşebbüs birliği ise “teşebbüslerin belirli
amaçlara ulaşmak için oluşturduğu tüzel kişiliği haiz ya da tüzel kişiliği olmayan her 140
türlü birlikler” şeklinde tanımlanmaktadır. Bu tanımlara göre, eczanelerin teşebbüs,
eczacı odalarının ve TEB’in ise teşebbüs birliği sayılması gerektiği açıktır. Nitekim
Danıştayın ve Rekabet Kurulunun çok sayıda kararında da bu yönde tespitlere yer
verilmiştir.
Rekabet hukukuna göre, teşebbüsler alım ve satım davranışlarını birlikte
belirlememelidir. Zira Kanun’un 4. maddesinde “mal veya hizmetin arz ya da talep
miktarının kontrolü veya bunların piyasa dışında belirlenmesi” rekabeti sınırlayıcı haller
arasında sayılmıştır. Ayrıca “mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı
oluşturan maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit 150
edilmesi” de yine bu örnek haller arasında bulunmaktadır.
Resen açılan işbu soruşturmanın konusunu, eczanelerin alım koşullarının piyasa
dışında belirlenip belirlenmediğinin tespiti oluşturmaktadır. Soruşturma döneminin sonu
10-49/912-321
48
itibarıyla, TEB’in bu yönde iradesinin bulunduğu ve bu irade doğrultusunda yaşama
geçirilen uygulamaların da somut etkilerinin olduğu yönünde çok sayıda açık delil söz
konusudur. Bu çerçevede, Kanun’un 4. maddesinin “Belirli bir mal veya hizmet
piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama
amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler
arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri 160
hukuka aykırı ve yasaktır.” şeklindeki hükmünde aranan “amaç ve etki” koşullarının her
ikisinin de soruşturmada ele alınan olayda karşılandığı anlaşılmaktadır. Bu çerçevede,
soruşturma konusu teşebbüs birliği karar ve uygulamalarının Kanun’un 4. maddesi
kapsamında olduğu değerlendirilmektedir.
Bu noktada, soruşturma konusuyla yakından ilgili olan “kolektif boykot” kavramının
üzerinde kısaca durulmasında fayda bulunmaktadır.46 Kolektif boykot, birden fazla
teşebbüsün birlikte hareket ederek bir ya da birden fazla müşteri, sağlayıcı ya da
rakiple anlaşma yapmayı reddetmesini ifade etmektedir. Bu boykotun amacı, “sorun
çıkaran” bir müşteri, sağlayıcı ya da rakibin cezalandırılması ya da bunların belirli bir 170
davranışta bulunmaya zorlanması olabilmektedir. Kolektif boykot tek başına ihlal
oluşturabileceği gibi, diğer bir ihlale hizmet eder nitelikte de olabilmektedir.
“TEB’in taleplerini kabul etmeyen firmaların ürünlerinin varsa eşdeğerlerinin verilmesi,
ecza depolarına iade edilmesi vb” gibi eylemlerin de kolektif boykot kavramı içinde yer
bulduğu açıktır. Bu eylemlerle, sağlayıcı teşebbüsler üzerinde baskı oluşturularak
istenen alım koşullarının elde edilmesi hedeflenmiştir. Dolayısıyla, 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesi kapsamında olduğu belirtilen durum eczanelerin alım koşullarının
piyasa dışında belirlenmesi olup boykot tehdidinin ve uygulamasının ihlalin ağırlığı
bakımından ele alınması gerekmektedir. Diğer bir deyişle, boykot çağrıları ve bu 180
yöndeki eylemler, rekabet hukukuna aykırı hareket edilerek gelir elde edilmesinin aracı
ve ayrıca ihlal iradesinde kararlılığın göstergesi olarak değerlendirilmektedir.
Teşebbüs birliklerinin üyelerini bazı konularda bilgilendirmesi ve bu konular arasında
ticari hususların da bulunması mümkündür. Nitekim TEB ve eczacı odalarının internet
sitelerinde, geri ödeme ve fiyatlandırma gibi konularda bilgilendirici duyurularla sıklıkla
karşılaşılmaktadır. Bu duyuruların çoğu rekabet kurallarını ilgilendirmemektedir.
Soruşturma konusu olayda yapılanlar ise üyelerin bu şekilde bilgilendirilmesi niteliğinde
gerçekleşmemiş; bunun çok ötesine geçilerek firmalarla temas edilmiş, talepler ve
boykot tehdidi iletilmiş, bazı firmalar hedef gösterilmiş ve eczaneler bunlara karşı ortak 190
hareket etmeye çağrılmıştır. Dolayısıyla TEB’in Kanun’u ihlal etmek kastının varlığı
açıktır.
I.4.2. Muafiyet Değerlendirmesi
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde, birinci fıkrada sayılan şartların tamamının varlığı
durumunda anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararlarının aynı Kanun’un 4.
maddesi hükümlerinin uygulanmasından muaf tutulabileceği hükme bağlanmıştır.
TEB’in soruşturma konusu karar ve uygulamalarına muafiyet tanınması yönünde talebi
bulunmamakla birlikte, Kanun’da böyle bir zorunluluğun öngörülmemesi nedeniyle, 200
muafiyet değerlendirmesi resen yapılmıştır.
Kanun’un 5. maddesine göre, muafiyet kararı verilebilmesi için aranan ilk iki şart,
“malların üretimi veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve
46 Buradaki açıklamalarda, Van Bael ve Bellis’in “Competition Law of the European Community” adlı kitabından (4.
baskı, s.417-418) faydalanılmıştır.
10-49/912-321
49
iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmelerin sağlanması” ve “tüketicinin
bundan yarar sağlaması”dır. Soruşturma konusu olayda bu iki koşulun, beşeri ilaçların
dağıtımında yeni bir gelişmenin veya iyileşmenin sağlanması halinde karşılanacağı
düşünülebilecektir. Ancak söz konusu teşebbüs birliği kararı, eczanelerin alım
koşullarına yönelik olup belirli bir kaynağın sağlayıcılar ile eczaneler arasında dağılımı
dışında herhangi bir konuyu ilgilendirmemektedir. Bu noktada yalnızca, eczanelerin 210
alım koşullarındaki iyileşmeyi tüketicilerle paylaşması durumunda Kanun anlamında bir
faydadan söz etmek mümkün olabilecektir. Bunun da özellikle ilacın perakende satış
fiyatının aşağı çekilmesi şeklinde ortaya çıkması beklenmelidir. Oysa eczacı meslek
örgütlerinin perakende satış fiyatının sabit olduğu ve eczanelerin fiyat noktasında
rekabetinin söz konusu olamayacağı yönündeki söylemi malumdur. Ayrıca birçok
firmanın TEB’in talepleri doğrultusunda satış koşullarını değiştirmesi sayesinde
eczanelerin ilacı daha düşük fiyatla sattığı yönünde herhangi bir tespit veya savunma
yapılmamıştır. Dolayısıyla soruşturma konusu teşebbüs birliği kararının, eczanelerin
karlılığının ötesinde, hastanın ilaca daha uygun koşullarda ulaşması veya en büyük
geri ödeyici olan devletin ilaç harcamaları yükünün hafifletilmesi gibi amaçlarının 220
bulunduğunu söylemek mümkün değildir.
Rekabetin tüketiciler bakımından faydalarından biri de ürün çeşitliliğinin sağlanmasıdır.
Beşeri ilaç sektöründe de, orijinal ilacın ardından bunun eşdeğerlerinin de pazara
girmesiyle rekabet ortamı oluşmakta ve hasta ya da reçeteyi yazan doktor bakımından
birden fazla seçenek söz konusu olmaktadır. Ne var ki, TEB ve eczacı odaları,
üyelerini Servier ve Pfizer ürünlerinin eşdeğerlerini vermeye davet etmiş ve böylece
anılan firmaların ilaçlarının yazıldığı reçeteler bakımından seçenekler doktor veya
hastanın inisiyatifi dışında azaltılmıştır. Eşdeğeri olmayan ürünlerde ise, bir kutu
verilerek hastaları ikna yoluna gidilmesi “önlemi” gündeme getirilmiştir. Bu durumda da, 230
hastanın reçetede yazılı olan ilacın alternatifi bulunmadığı için tedavinin aksaması
kaçınılmazdır. O halde, TEB’in karar ve uygulamalarının Kanun’un 5. maddesi
anlamında bir fayda doğurmadığı, aksine tüketiciler bakımından zarar meydana
getirdiği açıktır.
Yukarıda yapılan değerlendirmeler çerçevesinde, Kanun’un 5. maddesinin birinci
fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde sayılan koşulları taşımadığı açık olan teşebbüs birliği
kararı aynı Kanun’un 4. maddesi hükümlerinin uygulanmasından muaf
tutulamayacaktır.
240
I.4.3. Yazılı Savunmaların Değerlendirilmesi
TEB’in ilk yazılı savunmasında özetle;
TEB’in Anayasa’nın 135. maddesi ve 6443 sayılı Kanun uyarınca kurulmuş, kamu
kurumu niteliğinde ve tüzel kişiliğe sahip bir meslek kuruluşu olduğu,
6643 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (a), (b), (f) ve (i) bentlerinde,
“Halk sağlığına ve hastalara fedakarlık ve feragatle hizmeti gaye bilen eczacılık
mesleğine ait gelenekleri muhafaza ve geliştirmeye çalışmak”,
“Azasının maddi ve manevi hak ve menfaatlerini korumak ve bunları halkın ve
Devletin menfaati ile en iyi şekilde telife çalışmak”, 250
“Halk sağlığını korumaya, azasını muayyen refah seviyesine ulaştıracak gerekli
iş sahaları bulmaya, iş kanunları ile içtimai kanunların ve bunlara müsteniden
çıkarılan nizamname ve talimatname hükümlerinin tatbikatında meslek ve
10-49/912-321
50
meslektaşların hak ve menfaatlerini korumaya ve her türlü iş tevzilerini adilane
bir şekilde tanzime çalışmak”,
“Yerli tıbbi müstahzarların revacını temin edecek tedbirleri almak”
hükümleri ile TEB’in bazı görevlerinin sayıldığı,
TEB’in 4054 sayılı Kanun’un 4.maddesi kapsamında herhangi bir eylem
gerçekleştirilmediği, yalnızca ilgili mevzuat gereğince eşdeğer ilaç uygulamaları
hakkında üyelerini bilgilendirildiği 260
ifade edilmektedir.
Kurum kayıtlarına 14.5.2010 tarih, 3877 sayı ile intikal eden TEB’in ikinci yazılı
savunmasında ise özetle;
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu ve Danıştay 13. Daire Başkanlığı nezdindeki
davalarda, 6643 sayılı yasadan kaynaklanan TEB uygulamaları hakkında
Rekabet Kurumunun inceleme yapmaya ve karar tesis etmeye yetkili olmadığına
karar verildiği,
Eşdeğer ilaç kullanımını teşvik amacıyla, eczacıların, eşdeğer ilaç satın almaları
konusunda hastaları ikna etmeye çalıştığı, dolayısıyla TEB tarafından 270
yürütülmekte olan bir boykotun bulunmadığı,
Tüm üreticilere aynı şekilde davranıldığı, üreticilere farklı davranışlarda
bulunulmasının mümkün olamayacağı,
Soruşturma dosyasındaki tespitlerin kendi içinde çeliştiği, boykot edildiği ileri
sürülen firmalardan bazılarının satışlarında düşüşler gerçekleşirken, bazılarının
satışlarında düşüş meydana gelmediğinin Rekabet Kurumuna yazılı olarak
bildirildiği, ilaç sektöründeki dönemsellikler ve diğer faktörler hiç dikkate
alınmadan bazı firmaların satışlarında görülen ciro düşüşleri hakkında yorumlar
yapıldığı
ileri sürülmektedir. 280
Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılan ve 22.9.2007 tarihli, 26651 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanan “Beşeri İlaçların Fiyatlandırılması Hakkında Tebliğ”in 2(i)
maddesinde eşdeğer ilaçlar, “etkin madde/maddeler, farmasötik form ve birim
hammadde miktarı aynı olan ürünler” şeklinde tanımlanmaktadır. Aynı Tebliğ’in 2(r)
maddesine göre, orijinal ürün47 baz alınarak sağlık otoritelerince ruhsatlandırılmış/izin
verilmiş olan jenerik ilaç, orijinal ürün ile aynı etkin madde/maddeleri içermektedir ve
aynı etki/emniyete sahiptir. İEO’da raportörlerce yapılan yerinde incelemede elde
edilen ve Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğünden (İEGM) TEB’e
gönderildiği anlaşılan 18.6.2009 tarihli yazıda da, eşdeğer ilaçların gerek bilimsel 290
gerekse hukuki açıdan birbirinin ikamesi olduğu belirtilmektedir. Bu çerçevede, jenerik
ürünlerin piyasada bulunması, rekabet ortamı yaratarak devletin ilaç harcaması yükünü
hafifletmekte ve hastaların ilaca daha uygun koşullarda erişmesini sağlamaktadır.
Nitekim İEGM’nin söz konusu yazısında, birçok gelişmiş ülkede kamu maliyesinde
tasarruf sağlamak amacıyla jenerik ilaçların desteklenmesinin bir devlet politikası
haline geldiği ve ülkemizde de bu yol izlenerek ilaç harcamalarında tasarruf
sağlanabileceği ifade edilmektedir.
47 Aynı Tebliğ’in 2(u) maddesine göre, dünyada pazara ilk defa sunulmak üzere ruhsatlandırılmış/izin verilmiş ürünü
ifade etmektedir.
10-49/912-321
51
Türkiye’de eşdeğer ilaç politikasıyla ilgili en önemli düzenleme, geri ödeme koşullarının
belirlendiği Tebliğlerde yer almaktadır. Şöyle ki, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) 300
tarafından çıkarılan ve 29.9.2008 tarihli, 27012 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete’de
yayımlanan “Sağlık Uygulama Tebliği”nin 14.2. maddesinin ilk fıkrası, “eşdeğer ilaç
uygulaması; temelde, sınırlandırılmış bir terapötik eşdeğerlik olarak, aynı endikasyon
için kullanılabilecek aynı etken maddeyi içeren ürünlerin benzer dozaj formları
arasında fiyat karşılaştırması esasına dayanır.” şeklindedir. Maddenin devamına göre,
ilaç tutarlarının geri ödenmesinde, eşdeğer ürün grubunda en ucuz ilacın fiyatının
%1548 fazlasına kadar olan tutar dikkate alınmaktadır.49 Reçetede yazılı ilacın tutarı, en
ucuz ilacın fiyatı ile bunun %15 fazlası arasında oluşan bandın içindeyse geri
ödenmekte, bu bandın üzerindeyse ve hasta söz konusu ilacı tercih ederse fark
kendisinden tahsil edilmektedir. Böylece reçete sahipleri cephesinde fiyat duyarlılığı 310
yaratılmakta ve ucuz ilacın tercihi dolaylı olarak teşvik edilerek tasarruf sağlanması
amaçlanmaktadır.
Eşdeğer ilaç uygulaması alanında, SGK ve Maliye Bakanlığının ilgili Tebliğlerinde
düzenleme yapmış olmasının yanında, jenerik ilaçların orijinal ürün ile aynı içerikte,
etkide ve güvenilirlikte olduğuna dair doktorlar, eczacılar ve kamuoyu nezdinde
bilgilendirme yapılabilecektir. Ayrıca fiyatlandırma, ruhsatlandırma ve geri ödeme
alanlarında jenerik ilaçların teşvik edilmesine yönelik yeni düzenleme önerilerinin
bulunduğu da bilinmektedir. Ancak bu gibi politika unsurlarının anılan kamu
otoritelerince oluşturulması ve yürütülmesi kaçınılmazdır. TEB’in soruşturma konusu 320
eylemleriyle bazı ürünlerin ve firmaların boykot edilmesini örgütlemesinin ise, eşdeğer
ilaç uygulamasının desteklenmesiyle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Burada yapılan,
eczacı meslek örgütlerinin beklentileri doğrultusunda bazı firmalar üzerinde baskı
yaratılması amacıyla “sonuç alınıncaya kadar” talebin yönlendirilmesinden ibarettir.
Öte yandan TEB cephesinde, talepleri kabul ederek satış koşullarını değiştiren firmalar
bakımından “sorun kalmadığı” görülmektedir. Ancak bu durumda ilacın devlet
tarafından geri ödenmesi koşullarında herhangi bir iyileşme gerçekleşmemektedir.
Örneğin TEB’in taleplerini kabul ederek satış koşullarında değişikliğe giden firmaların
ürünlerinin, eczaneler tarafından kamu kurum ve kuruluşlarına ya da kişilere daha 330
yüksek indirimle veya daha uzun vadeyle satılması söz konusu değildir. Ayrıca
koşulları kabul ettiği için boykot tehdidine hedef olmaktan kurtulan firmanın ürünleri
pekâlâ eşdeğer ilaçlar arasında fiyatı daha yüksek olan ilaçlar olabilecektir. Oysa
konuyla ilgili tek endişesinin jenerik ilaçların tercih edilmesi olduğunu iddia eden TEB’in
bu duyarlılığının, alım koşullarıyla ilgili beklentilerin karşılanmasıyla sınırlı olmaması ve
süreklilik göstermesi beklenmelidir. Dolayısıyla devletin eşdeğer ilaç konusuna
yaklaşımı tamamen tasarruf odaklı iken, soruşturma konusu karar ve uygulamaların ise
bütünüyle eczanelerin karlılığı üzerine tesis edildiği kolaylıkla görülebilmektedir. Bu
noktada da, AEO’nun internet sitesinde yayınlanmak üzere taslak olarak oluşturulduğu
anlaşılan bir belgede geçen, “Eczacıyı yok sayan, kamu kurumu ıskontosu verme 340
konusunda son derece cömert olmasına karşın eczacıyı ekonomik darboğaza itmek
için, her geçen gün vadelerini düşürerek, %7’lik ticari ıskontolarını geri çeken firmaları
boykot ediyoruz.” şeklindeki ifade, TEB’in soruşturma konusu karar ve uygulamalarının
amacını yeterince ortaya koymaktadır.
48 Tebliğ’in ilk halinde %22 olan bu oran, 20.6.2009 tarihli ve 27564 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tebliğ ile
%15 olarak değiştirilmiştir.
49 Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılan ve 23.9.2009 tarihli, 27033 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Tedavi
Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği”nde de benzer düzenlemeler yer almaktadır.
10-49/912-321
52
Yukarıdaki değerlendirmeler, TEB’in karar ve uygulamalarının hedefinde orijinal
ürünlerin bulunduğu, dolayısıyla eşdeğer ilaç politikasının desteklenmesine yönelik
olduğu savunması için geçerlidir. Ancak yapılan tespitler, eczacı meslek örgütlerinin
talep ve eylemlerinde böyle bir seçicilik içinde olmadığını göstermektedir. İlgili
yazışmaların ve duyuruların tamamına yakınında, adı geçen teşebbüslerin ürünlerinin 350
orijinal/jenerik olup olmadığına herhangi bir vurgu yapılmamıştır. TEB ve bağlı odalar
yalnızca, satış koşulları üzerinden bir ayrıma gitmiş ve bu merkezde taleplerini
şekillendirerek eczaneleri yönlendirmiştir. Hatta eldeki belgelere bakıldığında, çoğu
firmanın, ürün bazında herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın bütünüyle hedef
gösterildiği anlaşılmaktadır. Adı geçen bazı firmaların (örneğin Bilim, Eczacıbaşı
Zentiva, Mustafa Nevzat ve Deva) ürün yelpazelerinde jenerik ilaçların önemli yer
kaplaması da ayrıca dikkat çekmektedir. Dolayısıyla, TEB’in 4054 sayılı Kanun’un
4.maddesi kapsamında herhangi bir eylem gerçekleştirilmediği, yalnızca ilgili mevzuat
gereğince eşdeğer ilaç uygulamaları hakkında üyelerini bilgilendirildiği; eşdeğer ilaç
kullanımını teşvik amacıyla, eczacıların, eşdeğer ilaç satın almaları konusunda 360
hastaları ikna etmeye çalıştığı, dolayısıyla TEB tarafından yürütülmekte olan bir
boykotun bulunmadığı; tüm üreticilere aynı şekilde davranıldığı, üreticilere farklı
davranışlarda bulunulmasının mümkün olamayacağı yönündeki savunmaların yerinde
olmadığı kanaati oluşmuştur.
İşbu nihai kararın “Tespitlerin Özeti ve İlaç Firmaları ile Ecza Depolarından Alınan
Bilgilerin Analizi” başlıklı bölümünün son paragrafında, firmaların satışlarında meydana
gelen artış veya azalışların, ürünlerin ve talebin özelliklerine göre dönemsellikten
kaynaklanıp kaynaklanmadığının değerlendirilebilmesi ve ayrıca boykotun olmadığı bir
dönemdeki verilerle boykot dönemindeki verilerin karşılaştırılabilmesi amacıyla, Aralık 370
2007-Kasım 2008 (ilk dönem) ve Aralık 2008-Kasım 2009 dönemlerindeki (ikinci
dönem) aylık satış ve iade verilerinin karşılaştırmalı olarak kullanıldığı belirtilmiştir. Öte
yandan, yine nihai kararın “Koşulları Kabul Eden Diğer Firmalar Hakkındaki Tespitler”
başlıklı bölümünde, firmaların cirolarına etki eden diğer bir faktör olarak Fiyat
Kararnamesi50 de dikkate alınmıştır. Dolayısıyla, TEB’in ilaç sektöründeki
dönemselliklerin ve diğer faktörlerin dikkate alınmadan bazı firmaların satışlarında
görülen ciro düşüşleri hakkında yorumlar yapıldığı yönündeki savunması
dayanaksızdır.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu ve Danıştay 13. Daire Başkanlığı nezdindeki 380
davalar sonucunda alınan kararlarda, TEB’in soruşturma konusu karar ve
uygulamalarının 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanunu’nun 39. maddesi
kapsamındaki kanunla verilmiş görevden kaynaklandığı durumlarda Rekabet
Kurumunun bu madde kapsamında değerlendirilebilecek TEB karar ve uygulamaları
hakkında bir inceleme yapmasının ve karar tesis etmesinin mümkün olmadığı ifade
edilmektedir. Ne var ki, TEB’in, bu soruşturmanın konusu olan “eczanelerin alım
koşullarını piyasa dışında belirlemek” amacıyla firmaların boykot edilmesine yönelik
karar ve uygulamalarının 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanunu’nun 39.
maddesinde yer alan herhangi bir görevin kapsamına girmediği açıktır. Dolayısıyla bu
soruşturma özelinde, Rekabet Kurumunun TEB’in bu soruşturma konusu karar ve 390
eylemleri hakkında işlem tesis etmeye yetkili olmadığı yönündeki savunması yeterli
dayanaktan yoksundur.
Bu çerçevede, TEB’in birinci ve ikinci yazılı savunmaları hiçbir haklı gerekçe ve somut
veriyi içermemektedir.
50 3.12.2009 ve 4.12.2009 tarihli kararnamelerle değişik, 18.9.2009 tarihli ve 27353 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanan 2009/15434 sayılı Beşeri İlaçların Fiyatlandırılmasına Dair Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında
Bakanlar Kurulu Kararı.
10-49/912-321
53
I.4.4. İhlalin Ağırlığı
TEB’in eczanelerin alım koşullarını piyasa dışında belirlemeye yönelik karar ve
uygulamalarının 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında olduğu yukarıda
değerlendirilmiştir. Aynı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrasında Kanun’un 4, 6 ve
7. maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüs ve teşebbüs birliklerine 400
idari para cezası verileceği düzenlenmiştir. Aynı maddenin beşinci fıkrasında ise,
üçüncü fıkraya göre para cezası verilirken dikkate alınabilecek unsurlar sayılmıştır. Bu
noktada, nihai kararda ihlalin varlığına hükmedilmesi durumunda göz önünde
bulundurulması gereken, ihlalin ağırlığına ilişkin değerlendirmenin yapılmasında fayda
bulunmaktadır.
Öncelikle TEB’in eczaneler için sağlayıcı firmalardan kaynak yaratmak kastıyla hareket
ettiği, talep ettiği koşulların kabul edilmesi için boykot tehdidini kullanarak ihlal
iradesinde kararlılığını sergilediği belirtilmelidir. TEB’in kararlılığının gösterilmesi
bakımından, üye eczacıların ve bazı sağlayıcıların muhatap alınarak çok sayıda 410
yazışma, duyuru ve görüşme yapılmış olması da dikkate alınmalıdır. Servier ve Pfizer
ürünlerinin boykot edilmesi, bunun sonucunda anılan teşebbüslerin zarara uğraması ve
olası bir boykot eyleminin hedefi olmaktan çekinen teşebbüslerin TEB’in taleplerini
kabul ederek satış koşullarında değişikliğe gitmiş olması, Kanun’un 4. maddesinde
aranan “amaç” koşulunun yanında “etki” şartının da gerçekleştiğini ortaya koymaktadır.
Raportörlerce yapılan yerinde incelemelerde elde edilenlerin yanı sıra eczacı meslek
örgütlerinin internet sitelerinden ulaşılan belgelere göre, soruşturma konusuna ilişkin
deliller 9.3.2009-3.11.2009 tarihleri arasındaki döneme aittir. Ancak bu yöndeki
tespitler 2009 yılında yoğunlaşmakla birlikte, çok sayıda sağlayıcı firmanın -özellikle 420
boykot tehdidi ve uygulaması sonucunda gözden geçirmek durumunda kaldığı- satış
koşullarını halen TEB’in talepleri doğrultusunda uyguladığı anlaşılmaktadır. Nitekim
2009 yılında (özellikle Temmuz-Eylül döneminde) konuyla ilgili olarak üyelerine çok
sayıda duyuruda bulunan ve bunların bir kısmında da bazı sağlayıcı teşebbüslerin
TEB’in taleplerini kabul ettiğini bildiren eczacı meslek örgütleri tarafından, bu
teşebbüslerden herhangi birinin satış koşullarını soruşturma konusu gelişmelerden
önceki hale getirdiği yönünde herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Dolayısıyla ihlal
iradesi 2009 yılında oluşmasına karşın, bunun 2010 yılında da sonuç doğurduğu
görülmektedir. Ayrıca yapılan somut tespitlerin bir kısmının soruşturma kararının TEB’e
tebliğ edilmesinden sonraki döneme ait olduğu da vurgulanmalıdır. 430
Son olarak, ihlalin ağırlığının belirlenmesi açısından, TEB’in beşeri ilaç piyasasındaki
yeri ve gücünün değerlendirilmesi de önemlidir. 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği
Kanunu’na göre, eczacılar bulundukları bölgenin eczacı odasına üye olmak
durumunda olup TEB ise bu odaların üst birliği konumundadır. Dolayısıyla TEB,
eczane sahibi ve mesul müdürü olan tüm eczacıları temsil etmektedir. Beşeri ilacın
perakende satışının yapılabildiği tek kanalın eczaneler olması, TEB’i piyasada önemli
bir konuma getirmektedir. Nitekim boykota maruz kalan Servier ve Pfizer’in ilgili
dönemde eşdeğeri olmayan ilaçlarının bile satışının düşmüş olması, birçok firmanın
satış koşullarını değiştirmek durumunda kalması, ortada ihlalin varlığına ve etkisine 440
dair açık deliller bulunmasına karşın herhangi bir sağlayıcı teşebbüsün Kurumumuza
ihbar başvurusunda dahi bulunamamış olması TEB’in bu konumunu destekler
niteliktedir.
10-49/912-321
54
I.4.5. İhlale Son Verme
4054 Sayılı Kanun’un 9. maddesinin birinci fıkrasında; “Kurul, ihbar, şikayet ya da
Bakanlığın talebi üzerine veya resen bu Kanunun 4, 6 ve 7 inci maddelerinin ihlal 450
edildiğini tespit ederse ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliklerine bu Kanunun Dördüncü
Kısmında belirtilen hükümler çerçevesinde rekabetin tesisi ve ihlalden önceki durumun
korunması için yerine getirilmesi ya da kaçınılması gereken davranışları kapsayan bir
kararı bildirir.” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda soruşturma konusu teşebbüs birliği karar ve uygulamalarının 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesi kapsamında olduğu değerlendirilmiştir. Bu bakımdan söz konusu
ihlale ne şekilde son verileceğinin aynı Kanunun 9. maddesinin birinci fıkrasına göre
ele alınması gerekmektedir.
460
Önceki bölümlerde de değinildiği gibi, TEB’in Kanun’un 4. maddesi kapsamında olduğu
değerlendirilen soruşturma konusu karar ve uygulamalarını gerçekleştirmek amacıyla
çeşitli yol ve yöntemlere başvurduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda;
- Eczane alım koşullarının piyasa dışında belirlenmesi amacıyla TEB bünyesinde
toplantılar yapılmış,
- Bu toplantıların sonucunda belirlenen alım koşulları, TEB ve bağlı eczacı
odalarının internet siteleri ve SMS’ler yoluyla üye eczacılara duyurulmuş,
- Ayrıca firmalarla görüşmeler yapılarak bu koşullara uyulması istenmiş, uyulmadığı
takdirde alınacak “önlemler” bildirilmiş, 470
- Bu koşullara uymaları için telefon görüşmeleri yoluyla da firmalar üzerinde baskı
kurulmaya çalışılmış,
- Talep edilen koşulları karşılamaya direnen firmaların eşdeğeri bulunan ürünlerine
olan talep diğer ürünlere yönlendirilmiş, eşdeğeri olmayan ürünler ise “bir kutu
verilerek hastaların ikna edilmesi” yoluna gidilmiş,
- Geçmişte satın alınan ürünler ecza depolarına iade edilmiş,
- Yeni alımlar ve stoklar en düşük seviyeye çekilmiş,
- Boykot edilen firmanın kampanyalarına dahil olunmamıştır.
Soruşturma konusu karar ve uygulamaların 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi 480
kapsamında olduğu tespiti karşısında, ihlale son verilmesi için öncelikle, eczanelerin
alım koşullarının piyasa dışında belirlenmesi yönündeki iradenin ortadan kaldırılması
gerekmektedir. Söz konusu irade doğrultusunda sonuç almaya yönelik her türlü
uygulama da Kanun’un 4. maddesi kapsamında değerlendirilmektedir. Bu bağlamda
somut olarak eczacı meslek örgütleri, ihlal iradesine hizmet eden davranışlardan
kaçınmak durumundadır. Yukarıda sayılan ve sağlayıcı teşebbüsler üzerinde baskı
kurulması amaçlı yol ve yöntemlerin yanı sıra, yine aynı irade doğrultusunda yapılan
çalışma, duyuru ve yazışmaların bu kapsamda kabul edileceği kuşkusuzdur.
Diğer yandan, sağlayıcı teşebbüslerin, TEB’in baskı araçlarının etkisiyle, piyasa 490
dışında oluşan irade doğrultusunda satış koşullarını belirlemek durumunda kaldığının
tespit edilmesi, işbu kararda varlığı değerlendirilen ihlalin nihai karardan sonra da
devam ettiğini gösterecektir.
Bu çerçevede, Kanun’un 9. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, ihlale son verilmesi için,
anılan karar ve uygulamalar ile talep edilen alım koşullarını elde etmek üzere
gerçekleştirilen her türlü eylem ve işleme son verilmesi gerekmektedir.
10-49/912-321
55
J. SONUÇ
16.9.2009 tarih, 09-42/1058-M sayılı Kurul kararınca yürütülen soruşturma ile ilgili 500
olarak düzenlenen Rapor’a ve Ek Görüş’e, toplanan delillere, yazılı savunmalara ve
incelenen dosya kapsamına göre;
1. Türk Eczacıları Birliği’nin (TEB) eczanelerin alım koşullarını piyasa dışında
belirlemesinin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında olduğuna OYBİRLİĞİ
ile,
2. Anılan teşebbüs birliği karar ve uygulamalarının Kanun’un 5. maddesinin birinci
fıkrasında sayılan şartları karşılamaması nedeniyle aynı Kanun’un 4. maddesi
hükümlerinin uygulanmasından muaf tutulamayacağına OYBİRLİĞİ ile,
3. Kanun’un 4. maddesi kapsamında olan ve 5. maddesinde düzenlenen muafiyetten
yararlanamayan karar ve uygulamalarından dolayı TEB’e, Kanun’un 16. maddesi 510
ve Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun
Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik uyarınca
2009 mali yılı sonunda oluşan 12.039.676,55 TL tutarındaki gayrisafi gelirlerinin %3
(yüzde üç)’ü oranında olmak üzere 361.190,30 TL (üçyüzaltmışbirbinyüzdoksan lira
otuz kuruş) idari para cezası verilmesine OYÇOKLUĞU ile,
4. Kanun’un 9. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, eczanelerin alım koşullarının
piyasa dışında belirlenmesi yönündeki karar ve uygulamalara, ayrıca bu şekilde
belirlenen alım koşullarının elde edilmesi için sağlayıcı teşebbüslere yönelik her
türlü eyleme son verilmesi yükümlülüğünün TEB’e bildirilmesi için Başkanlığın
görevlendirilmesine OYBİRLİĞİ ile 520
karar verilmiştir.
530
540
10-49/912-321
56
Rekabet Kurulu’nun 08.07.2010 Tarih ve 10-49/912-321 Sayılı Kararına
550
KARŞI OY GEREKÇESİ
Kurulumuz mezkur kararıyla, kararın 3. maddesinde belirtilen 4054
Sayılı Kanun’un 4.maddesine aykırı uygulamaları nedeniyle, aynı Kanun’un 16.
maddesi ve Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim
Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
Yönetmelik uyarınca Türk Eczacılar Birliği’ne 2009 mali yılı sonunda oluşan gayri
safi gelirlerinin % 3’ü oranında idari para cezası kesilmesine karar vermiş
bulunmaktadır. Anılan bu para cezası belirlenirken 4054 sayılı yasa ile birlikte,
yukarıda anılan Yönetmelik’in ilgili hükümlerinin uygulanarak verilen ceza 560
miktarının hesaplanması ile ilgili bölümünü içeren sonuç cezaya aşağıda
belirteceğim gerekçelerle katılmıyorum.
4054 Sayılı ‘’Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 16.maddesinin
4.fıkrasında; ‘Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde yasaklanmış davranışlarda
bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin
üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun
hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda
oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna
kadar idarî para cezası verilir. ‘’ denilmiş, son fıkrasında da; ‘’ Bu maddeye göre 570
verilecek idarî para cezalarının tespitinde dikkate alınan hususlar, işbirliği halinde
para cezasından bağışıklık veya indirim şartları, işbirliğine ilişkin usul ve esaslar
Kurulca çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.’’ hükmü bulunmaktadır.
Bu hükümleri yorumlarsak; Yasa Koyucu, maddenin 4.fıkrası ile
verilecek cezalarda alt sınır koymayıp, sadece üst sınırı belirleyerek cezaların
yüzde ona kadar verileceğini hükme bağlamış, son fıkrasında ise sadece ‘’
cezanın tespitinde dikkate alınan hususlar ‘’ kavramını getirmiş ve Rekabet
Kurulu’na sadece cezanın tespitinde dikkate alınacak hususların belirlenmesine
ilişkin yönetmelik çıkarma konusunda sınırlı yetki vermiştir. Cezanın tespitinde 580
dikkate alınacak hususlar derken yasa koyucu neyi kastetmektedir? Burada
kastedilen hangi fiillere, ne miktarda ceza vereceğini tespit et demek anlamında
değil, 16.madde ile verilen ceza sınırları içerisinde ( % 10 ‘a kadar) ceza takdir
ederken hangi unsurlara göre veya hangi şartların varlığı halinde cezayı
ağırlaştıracaksın veya hafifleteceksin, bir başka deyişle yasada öngörülen
sınırlar içerinde ceza tayin ederken, takdir yetkini kullanma adına hangi unsurları
dikkate alarak ceza tesis edeceksin anlamındadır. Yasa koyucu Rekabet
Kurulu’na, Yönetmelik yaparken hangi fiillere ne ceza verileceğini tespit etme
yolunda bir yetki verseydi o zaman yasaya; ‘’Bu maddeye göre verilecek idarî para
cezalarının tespiti ve maddeye göre verilecek idarî para cezalarının tespitinde 590
dikkate alınan hususlar ‘’ kavramını birlikte getirirdi.
‘’ Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar İle Hakim
Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
Yönetmelik’in; ‘’Temel Para Cezası’’ başlığı altındaki 5.maddesinde;
‘’(1) Temel para cezası hesaplanırken, Kanunun 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde
yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu
birliklerin üyelerinin, nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun
10-49/912-321
57
hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda
oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin; 600
a) Karteller için, yüzde ikisi ile yüzde dördü,
b) Diğer ihlaller için, binde beşi ile yüzde üçü,
arasında bir oran esas alınır.
(2) Birinci fıkrada yazılı oranların belirlenmesinde, ilgili teşebbüs veya teşebbüs
birliklerinin piyasadaki gücü, ihlal neticesinde gerçekleşen veya gerçekleşmesi
muhtemel zararın ağırlığı gibi hususlar dikkate alınır.
(3) Birinci fıkraya göre belirlenen para cezası miktarı;
a) Bir yıldan uzun, beş yıldan kısa süren ihlallerde yarısı oranında,
b) Beş yıldan uzun süren ihlallerde bir katı oranında,
arttırılır.’’ denilmiş, yine 6.maddesinde Ağırlaştırıcı Unsurlar ve 7.maddesinde de 610
Hafifletici Unsurlar ayrı ayrı sayılmıştır.
Yukarıda açıkça görüleceği üzere Yasa Koyucu 16.maddeye göre
verilecek cezalarda; alt sınır koymayıp, sadece üst sınırı belirleyerek cezaların
yüzde ona kadar verileceğini hükme bağlamasına ve Rekabet Kurulu’na yukarıda
geniş olarak açıkladığımız gibi, Yönetmelikle düzenlenmesi yetki aşımı nedeniyle
mümkün olmayan bir konuda, Yönetmelikle düzenleme yapılarak belli suçlar için,
belirli cezalar getirilmiş, yine Yönetmelikte, Kanunda olmayan bir kural getirilerek
alt sınır ve yasada öngörülmeyen üst sınır belirlenmiş ve Karteller için yüzde iki ile
dört arası, diğer ihlaller içinse binde beş ile yüzde üçü şeklinde ceza verilmesi 620
öngörülmüştür.
Yönetmelikler, Kamu Kuruluşlarının kendi görev alanlarına giren
konularda yasa ve tüzük uygulanmasına yönelik yönetsel anlamdaki hukuk
kurallarıdır. Anayasanın 124.maddesine göre Başbakanlık, Bakanlıklar ve Kamu
Kuruluşları görev alanları ile ilgili yasa ve tüzüklerin uygulanmasını belirleyen
yönetmelik çıkarabilir. Anayasa’mızın 11.maddesinin 2.fıkrasına göre Kanunlar
Anayasa’ya aykırı olamayacağı gibi, bu kuraldan hareketle hukukun genel
ilkelerine göre; Yönetmelikler de yasa ve tüzüklere aykırı olamayacağı gibi üst
hukuk kurallarına da aykırı olamaz. Yönetmelikler yasanın açıkça yetki 630
vermediği bir konuda yeni bir düzenleme yapamayacağı gibi, Yasa ile öngörülen
kuralı sınırlayamaz. Yeni bir hüküm koyamaz.
Olayımızda 4054 Sayılı Yasanın 16.maddesi ile konulan kural, anılan
yönetmelikle bir anlamda değiştirilmekte ve Kurulun hareket alanı daraltılmaktadır.
Yasa ile getirilmeyen ve Yönetmelik Koyucuya ceza miktarlarını ve ceza sınırlarını
saptama konusunda verilmiş bir yetki olmamasına rağmen, belirli suçlara verilecek
cezaların saptanması, para cezasına alt sınır konulması ve yeni, bir üst sınır
konulması 4054 sayılı yasanın 16.maddesine aykırıdır. Öte yandan Öte yandan
4054 sayılı Kanun’da “kartel” şeklinde bir tanım bulunmadığı halde 5/1-a ve b 640
bendinde; “Karteller için, yüzde ikisi ile yüzde dördü,” ve karteller dışında kalan
diğer ihlaller için, binde beşi ile yüzde üçü oranında bir ceza öngörülmesi, Yasanın
16/son maddesinde Kurulca çıkarılması için verilen yönetmelik yetkisini
aşmaktadır. Zira yönetmelik ile temel ceza tespiti mümkün değildir. Bu nedenle
yasaya aykırı bulunan Yönetmelik hükümlerine göre ceza belirlenmesinin olanaklı
olmadığı, hukuken sakat olduğu açıktır. Öte yandan bu karşı oy sahibinin
yetkisinde bulunan ceza miktarını tespit etme yetkisi, daha önce görev yapan ve
aynı seviyede olan üyelerin çıkardığı bir düzenleme ile ipotek altına alınmaktadır.
10-49/912-321
58
Bu görüşe karşı bir sav getirilebilir. ’’Yönetmelik Danıştay’ca iptal
edilmediğine göre hukuken geçerlidir ve zaten verilen cezada yönetmeliğin 6. ve 7. 650
maddeleri uygulanarak sonuç olarak cezanın, yasanın öngördüğü alt ve üst
sınırlara ulaşmaktadır.’’ Hukukun genel ilkeleri, hafifletici ve ağırlaştırıcı unsurların
bulunmadığı olayda Rekabet Kurulu’nun anılan yönetmeliğe göre alt ve üst sınır
belirleme yönünden bağlı olması karşısında bu savın bir geçerliliği olamaz.
Öte yandan, yukarıda belirtilenlerin dışında anılan Yönetmeliğin hukukun
genel ilkelerine ve Kanuna aykırılıkları bulunmaktadır. Türk hukukunda, 5237
sayılı yeni Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile birlikte para cezası
kalmamıştır. Bu yani rekabet otoritesinin verdiği ‘’ İdari Para Cezası’’dır. Bu
nedenle yönetmelikte geçen para cezası kavramı ceza kanununa aykırıdır. 660
Karara karşı olduğum bir hususta şudur ; Kurulumuz kararının 2 nolu
hüküm fıkrasında aynen’’ Bu nedenle 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü
fıkrası ve “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim
Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
Yönetmelik” hükümleri uyarınca, Türk Eczacılar Birliği’nin 2009 mali yılı sonunda
oluşan gayri safi gelirlerinin % 3’ü oranında olmak üzere; 361.190,30 TL para
cezası verilmesine karar vermiştir. Bu hüküm fıkrası açık değildir. Ceza
kararlarında hüküm fıkralarının açık olması bir başka deyişle ceza hükmünün
hakkında soruşturma yapılan ve ceza verilen tarafça açıkça anlaşılması gerekir. 670
Ceza hükümlerinde arttırım ve indirimlerin neler olduğu, Yönetmeliğin hangi
maddelerinin uygulanarak sonuç cezanın verildiğinin açıkça anlaşılabilir bir şekilde
yazılması gerekir.Olayımızda Kurulumuz kararında hüküm fıkrasını bu şekilde
yazmamış sadece yukarıda belirttiğim gibi 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin
üçüncü fıkrası ve “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile
Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
Yönetmelik” hükümleri uyarınca, 2009 mali yılı sonunda oluşan gayri safi
gelirlerinin % 3’ü oranında olmak üzere; 361.190,30 TL para cezası verilmesine
şeklinde belirtmiştir. Bu nedenle de karara katılmıyorum.
680
Yukarıda açıklanan nedenlerle, Kurulun Yasaya aykırı yönetmeliğin
5.maddesini uygulamaksızın, 16.maddeye göre ve yönetmeliğin 6 ve
7.maddesinde öngörülen olaydaki ağırlaştırıcı ve hafifletici unsurları da göz önüne
alıp, takdir yetkisini kullanarak, Türk Eczacılar Birliği’nin kamu kurumu niteliğinde
meslek kuruluşu olması, 6643 sayılı Türk Eczacılar Birliği Kanun’unda verilen
görev ve konumu ve anılan Yönetmelik’te öngörülen indirim nedenleri göz ardı
edilmeksizin % 10 sınırı içinde kalmak koşuluyla sonuç ceza miktarını 2009 mali
yılında oluşan gayri safi gelirlerinin binde on’u olarak belirlemesi gerekirken aksi
yönde, Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim
Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin 690
Yönetmelik’in 5.maddesinin (a) fıkrasına göre kartel ihlalleri için öngörülen yüzde
iki oranını temel ceza olarak alıp ve aynı yönetmeliğin 7.maddesinde öngörülen
hafifletici unsurlarda göz önüne alarak; sonuçta 2009 mali yılında oluşan gayri safi
gelirlerinin yüzde üç’ü oranında değişen idari para cezası tesis edilmesi yolunda
verdiği kararın 3.maddesine katılmıyorum.
Reşit Gürpınar
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy