Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2010-4-82 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 11-65/1692-599
Karar Tarihi : 30.12.2011
A- TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE,
Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY, Dr. Murat ÇETİNKAYA, 10
Reşit GÜRPINAR, Prof. Dr. Metin TOPRAK
B- RAPORTÖRLER : Kerem TOMUR, Ali Fuat KOÇ, Bekir KOCABAŞ, Sinan BOZKUŞ,
Recep GÜNDÜZ, Zeynep ŞENGÖREN
C- ŞİKAYETÇİ : Pegasus Hava Taşımacılığı A.Ş.
Basın Ekspres Yolu No:2 34660 Halkalı/İstanbul
Temsilcisi: Av. Dr. Yılmaz ASLAN
Gazi Umur Paşa Sok. Bimar Plaza 38/8 Balmumcu Beşiktaş/ İstanbul
D. HAKKINDA SORUŞTURMA
YAPILAN : Türk Hava Yolları A.O.
Atatürk Havalimanı 34149 Yeşilköy/İstanbul 20
Temsilcisi: Av. Gönenç GÜRKAYNAK
Yıldız Mah. Çitlenbik Sok. No:12 Beşiktaş/İstanbul
E- DOSYA KONUSU: Türk Hava Yolları A.O.’nun İstanbul çıkışlı yurt içi ve yurt dışı hava
yolu ile yolcu taşıma hatlarında rakip teşebbüs aleyhine dışlayıcı eylemlerde bulunarak
hâkim durumunu kötüye kullandığı iddiası.
F- İDDİALARIN ÖZETİ: Şikayetçi tarafından, Türk Hava Yolları A.O. (THY)’nun, İstanbul
merkezli yurt içi ve yurt dışı hatlarda havayolu ile tarifeli yolcu taşımacılığı pazarında hâkim
durumda olduğu ve bu gücünü rakip teşebbüslerin yeni pazarlara girmesine engel olmak ve
mevcut pazarlardaki faaliyetlerini zorlaştırmak şeklindeki dışlayıcı eylemleri ile kötüye
kullandığı iddia edilmektedir. 30
G- DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 05.04.2010 tarih ve 2857 sayı ile giren şikâyet
çerçevesinde, 06.05.2010 tarih ve 10-34/552-M sayılı Kurul kararıyla önaraştırma
yapılmasına karar verilmiştir. Takiben şikâyete yönelik olarak yapılan inceleme ve
değerlendirmeleri içeren 06.07.2010 tarih ve 2010-4-82/ÖA-10-KT sayılı önaraştırma
raporunun ele alındığı 08.07.2010 tarihli Kurul toplantısında alınan 10-49/923-M sayılı Kurul
kararıyla, THY hakkında 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 6. maddesinin
ihlal edilip edilmediğinin belirlenmesi amacıyla, Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma
açılmıştır.
THY’ye soruşturma açıldığına dair bildirim 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin ikinci fıkrası
uyarınca 22.07.2010 tarihinde yapılmış ve 30 gün içinde birinci yazılı savunmasını 40
göndermesi istenmiştir. THY’nin ilk yazılı savunması 24.08.2010 tarih ve 6686 sayı ile süresi
içinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. THY hakkında soruşturma açıldığı aynı zamanda
şikâyetçi teşebbüs Pegasus Hava Taşımacılığı A.Ş. (Pegasus)’ye 22.07.2010 tarih ve 3623
sayılı yazı ile bildirilmiş ve varsa konuya ilişkin bilgi ve belgelerin Kuruma gönderilmesi talep
11-65/1692-599
2
edilmiştir. Pegasus, 06.07.2010 tarih, 5228 sayı ve 16.12.2010 tarih, 9451 sayı ile Kurum
kayıtlarına giren yazılarının ekinde soruşturma konusu ile ilgili ek birtakım bilgi ve belgeler
sunmuştur.
19.10.2010 tarih ve 7984 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal eden yazı ile THY vekili, 2010/3
sayılı Dosyaya Giriş Hakkının Düzenlenmesine ve Ticari Sırların Korunmasına İlişkin Tebliğ’in
6. maddesi kapsamında dosyaya giriş hakkı talep etmiştir. Buna ilişkin olarak hazırlanan 50
03.11.2010 tarihli Bilgi Notu, Kurulun 04.11.2010 tarih ve 10-69/1472-M sayılı toplantısında
görüşülerek talebin reddedilmesi gerektiğine karar verilmiştir.
Soruşturma kapsamında muhtelif yerlerden istenen bilgilerin elde edilmesinin ve
değerlendirmesinin zaman gerektirmesi sebebiyle Kurulun 29.12.2010 tarih ve 10-81/1697-M
sayılı kararı ile 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin birinci fıkrası uyarınca soruşturma
süresinin bitiminden itibaren 6 ay uzatılması uygun görülmüştür.
Yürütülen soruşturma sonunda hazırlanan ve Soruşturma Heyeti’nin görüş ve tespitlerini
içeren 08.07.2011 tarih ve SR/11-6 sayılı Soruşturma Raporu, aynı Kanun’un 45. maddesi
uyarınca tüm Kurul üyeleri ile hakkında soruşturma yürütülen teşebbüs temsilcilerine tebliğ
edilmiş ve 30 günlük savunma süre uzatım talebinde bulunan tarafa ek süre tanınmıştır. 60
Gönderilen bildirime cevaben hakkında soruşturma yürütülen teşebbüsün ikinci yazılı
savunması 19.09.2011 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. İkinci yazılı savunmaya
ilişkin Soruşturma Heyeti görüşlerini içeren Ek Görüş, aynı Kanun’un 45. maddesi uyarınca
Kurul üyeleri ile hakkında soruşturma yürütülen tarafa tebliğ edilmiş ve 06.10.2011 tarihinde
teşebbüs vekilince tebellüğ edilmiştir. Hakkında soruşturma yürütülen tarafın üçüncü yazılı
savunması 04.11.2011 tarihinde Kurum kayıtlarına girmiştir. 27.12.2011 tarihinde şikayetçi ve
taraf temsilcilerinin katılımıyla Sözlü Savunma Toplantısı yapılmış, toplantıya katılanlar iddia
ve savunmalarını bir defa da sözlü olarak dile getirmiştir.
30.12.2011 tarihli Kurul toplantısında nihai karar verilmiştir.
H- RAPORTÖR GÖRÜŞÜ 70
Soruşturma Heyeti’nde yer alan raportörler tarafından;
1- Hakkında soruşturma yürütülen THY’nin;
a) İstanbul merkezli yurt içi havayolu taşımacılığı hatlarından; Adana, Antalya, Dalaman,
Elazığ, Erzurum, Gaziantep, Hatay, Kayseri, Konya ve Samsun hatlarında hâkim durumda
olduğu; Diyarbakır, Trabzon ve Van hatlarında ise hâkim durumda kabul edilemeyeceği,
b) İstanbul merkezli yurt dışı havayolu taşımacılığı hatlarından; Amsterdam, Berlin, Beyrut,
Brüksel, Düsseldorf, Hannover, Kopenhag, Londra, Milano, Münih, Paris, Roma, Sofya,
Stockholm, Stuttgart, Viyana ve Zürih hatlarında hâkim durumda olduğu; Basel, Köln ve
Lefkoşa hatlarında ise hâkim durumda kabul edilemeyeceği,
3- THY’nin; 80
a) Hâkim durumda olduğu tespit edilen İstanbul merkezli Adana, Amsterdam, Antalya, Berlin,
Kayseri, Konya, Londra ve Stuttgart hatlarından oluşan havayolu ile tarifeli yolcu taşımacılığı
pazarlarında, maliyetlerinin altında satış yaptığı ve bu uygulamaların rakibi dışlama
stratejisinin bir parçası olduğu,
b) Hâkim durumda olduğu tespit edilen İstanbul merkezli Adana, Amsterdam, Antalya, Berlin,
Beyrut, Brüksel, Dalaman, Düsseldorf, Elazığ, Erzurum, Gaziantep, Hannover, Hatay,
Kayseri, Konya, Kopenhag, Londra, Milano, Münih, Paris, Roma, Samsun, Sofya, Stockholm,
11-65/1692-599
3
Stuttgart, Viyana ve Zürih hatlarından oluşan havayolu ile tarifeli yolcu taşımacılığı
pazarlarıyla yakın ilişkili ve komşu pazar niteliğinde olan, İstanbul merkezli Diyarbakır, Köln,
Lefkoşa ve Trabzon hatlarından oluşan havayolu ile tarifeli yolcu taşımacılığı pazarlarında da, 90
maliyetlerinin altında satış yaptığı ve bu uygulamaların rakibi dışlama stratejisinin bir parçası
olduğu,
4- Bu uygulamaların “yıkıcı fiyat” niteliği taşıdığı ve 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi
kapsamında hâkim durumun kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesinin yerinde olacağı,
5- THY’nin rakibin faaliyetlerini zorlaştırmaya yönelik fiyat temelli uygulamalar dışındaki
eylemlerinin de, teşebbüsün benimsediği dışlama stratejisinin bir parçası olarak
değerlendirilebileceği,
6- Dolayısıyla THY’ye 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesi çerçevesinde idari para cezası
uygulanması gerektiği,
7- Ayrıca ilgili pazarda sağlıklı bir rekabet ortamının tesisi bakımından; 100
a) Hâlihazırda THY Denetleme Kurulu üyesi olarak görev yapan Devlet Hava Meydanları
İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürü’nün THY Denetleme Kurulu üyeliğinin sonlandırılması
gerektiği yönünde Rekabet Kurulu görüşünün THY’ye gönderilmesinin uygun olacağı,
b) İlgili pazarda düzenleme ve denetleme yetkisine sahip kurum ve kuruluşlarda çalışan yetkili
kişilerin eşzamanlı olarak THY’de görev yapmak üzere atanmaması konusunda Ulaştırma,
Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığına görüş
gönderilmesinin yerinde olacağı
görüşleri ifade edilmiştir.
I- İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Hakkında Soruşturma Yürütülen Teşebbüs: Türk Hava Yolları A.O. 110
20.05.1933 tarih ve 2186 sayılı Kanun’la kurulan ve ilk adı Havayolları Devlet İşletme İdaresi
olan THY, 1956 yılında sermayesi 60.000.000 TL olan bir anonim ortaklığa dönüştürülerek
01.03.1956 tarihinde Türk Hava Yoları A.O. unvanı ile faaliyete başlamıştır. THY’nin ana
faaliyet konusu yurt içi ve yurt dışında yolcu ve kargo hava taşımacılığı yapmaktır.
THY, 2006 yılında gerçekleştirilen halka arz işlemine kadar bir kamu teşebbüsü olarak
faaliyetlerini sürdürmüştür.
31.03.2011 tarihi itibarıyla ilgili teşebbüsün THY Teknik A.Ş. (THY Teknik) adlı bir adet bağlı
ortaklığı ve ortak kontrole sahip olduğu 6 adet işletmesi bulunmaktadır. Ayrıca dosya
mevcudu bilgilere göre, Kuzey Kıbrıs Hava Yolları’nın sermaye payının %10’u THY’ye aittir.
Öte yandan THY’nin, herhangi bir tüzel kişiliğe sahip olmayan, alt markası AnadoluJet (AJET) 120
28.04.2008 tarihi itibarıyla faaliyete geçmiştir.
I.2. Yapılan Tespitler
THY’de yapılan yerinde incelemelerde elde edilen konuya ilişkin bilgi ve belgelere aşağıda yer
verilmektedir:
I.2.1. THY Pazarlama ve Satış Başkan Yardımcısı’ndan, Pazarlama ve Satış Başkanı’na
16.08.2010 tarihinde gönderilen e-postada, ilk 7 ay sonucunda;
- Almanya’dan İstanbul Atatürk Havalimanı (AHL)’na (…..) konma gerçekleştiği ve (…..) Euro
zarar edildiği,
11-65/1692-599
4
- Orta Avrupa’dan Sabiha Gökçen Havalimanı (SGH)’na (…..) konma gerçekleştiği ve (…..)
Euro zarar edildiği, 130
- Orta Avrupa’dan Ankara Esenboğa Havalimanı’na (…..) konma gerçekleştiği ve (…..) Euro
zarar edildiği
belirtilerek SGH ve ESB1 toplam sefer sayısının AHL seferlerinin (…..)’u kadar olmasına
rağmen zarar toplamlarının AHL zararından yaklaşık (…..) daha fazla olduğu ifade
edilmektedir.
I.2.2. THY Genel Müdür Yardımcılığının 09.10.2009 tarih ve 3197 sayılı, “Dönemsel Teşvik
Uygulaması” konulu olur yazısında, 02.11.2009-31.05.2010 tarihleri arasında aşağıdaki tablo
baz alınarak AHL, SGH, ESB ve Antalya Havalimanı (AYT)’na yönelik uçuşlar için farklı
düzeylerde dönemsel teşvik uygulamasının yapılmasına olur verilmiştir:
U-V-L T Class ve Üstü Business Class
AT2/BE3/DE4/NL5
(EUR) AYT6
SGH/ESB AHL
AYT
SGH/ESB AHL
AYT
SAW/ESB AHL
TROYA (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
CRS (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
I.2.3. THY Berlin Müdürü’nden, Genel Müdür Yardımcısı’na 03.11.2009 tarihinde gönderilen 140
e-postada, SGH seferlerinin Kasım 2009 ileri rezervasyon durumlarının ekte yer alan tabloda
bulunduğu ifade edilerek, normal şartlar altında sefer iptalini gerektiren bu düşük yolcu
sayıları ve düşük doluluk oranlı seferlerin, pazara yeni girilmesi ve ortaklığın SGH’ye uzun
vadeli bakması sebebi ile iptal edilip edilmemesi konusunda talimat beklendiği belirtilmektedir.
I.2.4. THY Pazarlama ve Satış Başkanlığı’ndan bir uzmanın bilgisayarından edinilen ve THY
Pazarlama ve Satış Başkanlığı Köln Müdürü’nün 10 haftalık ileri rezervasyon durumu ile ilgili
olarak değerlendirmelerini içeren 02.12.2009 tarihli e-postada aşağıdaki ifadelere
rastlanmıştır:
“(…) Yaz 2009 sonu, gerek Pegasus, gerek Oger ve Sunexpress’in yaptıkları kampanyaların
ileri rezervasyonlarımızdaki bu düşüşe etkisi büyük olmuştur. Kışın tatil planlayan birçok kişi 150
bu havayollarını tercih ederek erkenden biletlerini çok uygun rakamlara temin ettiklerinden,
THY’yi tercih edecek bir potansiyel low-cost’lara kaymıştır. Bu saatten sonra yapılacak aşırı
fiyat kırmaların bahsettiğimiz nedenden ötürü doluluğa çok büyük faydası olmayacak, aksine
gelir kaybını arttıracaktır. Burada dikkat etmemiz gereken husus Mehmet Bey’in de
vurguladığı gibi bilhassa Pegasus’un acenteler rez. başı (…..) € komisyon ödemesidir.
(…)
Köln olarak 15 yıldır zarar eden bir ara istasyon konumumuzu bu yıl ilk kez arzı kontrol ederek
kâr eden bir statüye geçirebildik. SAW seferlerinin başladığı Kasım ayı başı itibariyle CGN7
(…..) milyon Euro kâr etmiş bir noktaydı. Yanı başımızdaki DUS8 ve yine bize çok yakın
1 Ankara Esenboğa Havalimanının IATA kodu.
2 Avusturya
3 Belçika
4 Almanya
5 Hollanda
6 Antalya Havalimanının IATA kodu.
7 Köln Havalimanının IATA kodu.
8 Düsseldorf Havalimanının IATA kodu.
11-65/1692-599
5
noktadaki FRA’nın9 geçtiğimiz dönem 4. ve 5. IST’ları devreye alması ile arzı düşürmemiz 160
kaçınılmazdı. DUS’un 4. İstanbul’u devreye aldığı bir dönemde CGN olarak DUS’a destek
vermemiz, DUS meydanına girmeye ve burada tutunmaya çalışan diğer charter firmalarının
önünü kesti. Yani CGN’yi DUS ile birlikte mütalaa etmek gerekir.”
I.2.5. Brüksel Müdürü tarafından 21.04.2010 tarihinde Gelir Yönetim Başkanlığı Orta Avrupa
Gelir Yönetim ve Ücr. Müdürü, Pazarlama ve Satış Başkan Yardımcısı ve Network Planlama
Müdürü’ne gönderilen “BRU – SAW Seferleri” başlıklı e-postada;
“Ziya Bey;
Bildiğiniz gibi BRU – ESB seferleri 15 Mayıs’tan itibaren AJET verilmiştir. İST- BRU gelip
yatıya kalacak 4 seferimizi yaz döneminde hem Pegasus’u kesmek hem de IST aktarmalı
Anadolu’ya gidecek yolcularımızı oraya aktarmak için BRU-SAW-BRU olarak değerlendirmek 170
istiyoruz.”
ifadeleri bulunmaktadır.
I.2.6. Köln Müdürü tarafından 27.04.2010 tarihinde Gelir Yönetim Başkanlığı Orta Avrupa
Gelir Yönetim ve Ücr. Müdürü’ne gönderilen “Pegasus kış reklamı DUS ta konuştuğumuz gibi”
başlıklı e-postada;
“Hakan Bey;
PGS Kasım 2010 sonrası koltuklarını vergiler dahil (…..) Euro’ya şimdiden satışa sunmuştur.
Geçen yıl aynı konuda ön tedbir alınmadığı için fazla miktarda yolcu kaybedildiğini hatırlatır,
aynı durumun tekrarlanmaması için karşı tedbir alınması hususunda bilgi ve görüşlerinizi arz
ederim. İlgili havayolu bu kampanyayı geçen sene Eylül ayında başlatmış ((…..) Euro’ya (…..) 180
bilet) ve bizim ileri rezervasyonlarımıza oldukça ciddi darbe vurmuştu.
Yüksek sezonda bizim fiyatlarımızı yüksek tutmamız sayesinde ciddi kazançlar elde eden ve
kış sezonunda yaptıkları yukarıdaki gibi kampanyalarla cesaret toplayan bu firmaların daha
fazla güçlenmemeleri için özellikle 1 veya 2 yaz sezonunda düşük fiyat politikası izlememiz
(DUS’ta konuştuğumuz gibi gerekirse hiç kâr yapmayarak) hususundaki teklifimizi yenilemek
isterim.”
ifadeleri bulunmaktadır.
Gelir Yönetimi ve Ücr. Müdürü tarafından bu e-postaya cevaben Köln Müdürü ve Gelir
Yönetim Başkanlığından bir uzmana gönderilen 28.04.2010 tarihli e-postada;
“… 190
Sayın Almanya Müdürleri;
2010 yılı kış dönemi ile ilgili olarak ilk etapta şimdiden sistemlere yansıyacak şekilde
aşağıdaki şekilde aksiyon almayı planlıyoruz;
1- (…..) EUR ücretin 15 Ağustos’tan itibaren 31 Mart11 e kadar tüm Almanya için
uygulanması
2- (…..) EUR ücretin 01 Kasım’dan itibaren 31 Mar11 e kadar tüm Almanya için uygulanması
…
9 Frankfurt Havalimanının IATA kodu.
11-65/1692-599
6
NOT: (…..) EUR luk ücretin özellikle gruplar ile kapatılmasının uygun olmadığını
düşünüyoruz. Bu ücrete grup almadan münferit yolcu satarak pazarda ucuz imajının
oluşmasının önemli olduğunu düşünüyoruz.” 200
ifadeleri bulunmaktadır.
Bu e-postaya Pazarlama ve Satış Başkanlığı Düsseldorf Müdürü tarafından 28.04.2010
tarihinde verilen ve Gelir Yönetimi ve Ücr. Müdürü, Köln Müdürü ve bir uzmana gönderilen
yanıtta;
“Hakan Bey;
Malumunuz bizim DUSIST RT10 vergilerimiz ortalama 125 € (30€ DU dâhil) iç hat bağlantısı
eklenince (40 EUR ilave YR vergisi) 165 € sadece vergilerle bile Pegasusu 2 ye 3 e
katlıyoruz.
Bir de ücret geldiğinde (artı Add Onlar geldiğinde) cazibemiz Pegasus’a göre çok daha düşük
kalıyor. Pegasus bitecek dayanamayacak denilirken, Almanya çıkışlı destinasyon sayısını 210
arttırmakta, biz ise bu dönemlerde bolca sefer iptal etmekteyiz. (Neyse ki, Ajet’in ESB
seferlerini alması ile en azından DUSESB yi artık iptal etmemize gerek kalmayacak diye
düşünüyorum.)
Sadece reklam değeri olması açısından uygun görülen bir zaman diliminde (LF11 lerin en
düşük olduğu dönemler) (…..)-€ luk ücret ile çıkmak bence isabetli olacaktır. Bunu belirli bir
koltuk sayısı ile sınırlamak elimizde. 2011 yaz için ise erken satış yapılmasını tekrardan
önermekteyim. Erken alanlar ödüllendirilsin derim. Pegasusu biraz daha zor durumda
bırakmış oluruz. Uzun vadeli stratejik karar vermezsek, gelecekte daha da sıkıntıya
düşebiliriz, ya da ileride Anadolu Jet ile seferleri icra edeceğiz.”
ifadeleri bulunmaktadır. 220
Bu e-postaya cevap niteliğinde Gelir Yönetimi ve Ücr. Müdürü tarafından 30.04.2010 tarihinde
müdür düzeyindeki bazı THY görevlilerine gönderilen e-postada;
“Şuan LCC’ler dünya trafiğinin 1/3’ünü taşımaktadır ve yakın bir zamanda pazar payları 1/2
olacağı bilinmektedir. Pazarlama zirvesinde Rigas Doganiste yakın gelecekte LCC lerin point
to point olarak kısa mesafeleri taşırken Legacy’lerin transit olan yolculara yöneleceğini öne
sürmüştü. Bu süreç nasıl işler tabi tahmin etmek zor. (dediğiniz gibi belki de Ajet icra eder
bilemeyiz) içinde bulunduğumuz süreçte en iyisini yapmaya gayret edeceğiz.
… Orta ve uzun vadeli stratejik kararlar (diğer havayollarını zor durumda bırakmak gibi)
amirlerimizin oyları ile olmalıdır diye düşünüyorum. Çünkü bu tip uygulamalarda aynı
zamanda TK da zor durumda kalabilir.” 230
ifadeleri bulunmaktadır.
I.2.7. 29.04-03.05.2010 tarihleri arasında THY Uluslararası İlişkiler ve Anlaşmalar Müdürü ile
Roma Satış Ofisi Pazarlama Satış Başkan Yardımcısı arasında gerçekleşen ve bir Genel
Müdür Yardımcısı ile diğer bazı THY yöneticilerine de gönderilen e-posta mesajlarında 2010
yaz döneminde Alitalia’nın İstanbul-Milano seferini iptal ettiği, Pegasus ve Blue-Panorama
havayollarının Roma ve Milano’ya birer sefer icra etmek için girişimde bulunduğu bilgisinin
alındığı, müsaade verilmesi halinde Roma-İstanbul arasında günlük 7 seferin olacağı ve aşırı
kapasite arzının hattın kârlılığını menfi etkileyeceği ifade edilerek İkili Hava Ulaştırma
10 Round trip: Gidiş-dönüş.
11 Load factor: Doluluk oranı.
11-65/1692-599
7
Anlaşması çerçevesinde Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) nezdinde gerekli
girişimlerin yapılmasının tartışıldığı anlaşılmaktadır. Konu ile ilgi olarak Onur ALPHAN, 240
Dışişleri Bakanlığı ve SHGM nezdinde gerekli girişimlerde bulunulduğunu belirterek yazılan
yazıların birer örneğinin ekte bulunduğunu ifade etmiştir.
E-posta ekinde bulunan ve Dışişleri Bakanlığı ile SHGM’ye gönderildiği anlaşılan yazıda ise
Türkiye-İtalya arasında imzalanan anlaşmaya değinilerek her iki ülkeden havayollarının
(Türkiye’de THY, İtalya’da ise Alitalia ve Blue-Panorama) 28 frekansa sahip olduğu, yeterli
arzın bulunduğu ve aşırı kapasite artışı nedeniyle hâlihazırda THY’nin yeni frekans talebinin
bulunmadığı ifade edilerek, bahse konu havayollarının (Pegasus ve Blue-Panorama) ilave
frekans ve kapasite artışı taleplerinin mevcut anlaşmanın eşit ve adilane paylaşım ilkesine
aykırı olması nedeniyle olumlu değerlendirilmemesi talep edilmektedir.
I.2.8. 07.05.2010 tarihinde Uluslararası İlişkiler ve Anlaşmalar Müdürü’nce gönderilen e-250
postada ise bahse konu yazının değiştirildiği ve ekte yeni yazının bulunduğu ifade edilmiştir.
Buna göre SHGM ve Dışişleri Bakanlığına gönderilen yeni yazıda, daha önce gönderilen
yazıda sehven hata yapıldığı ifade edilerek, Blue Panorama havayollarının ilave frekans ve
kapasite artışı talebinin olumlu karşılandığı, öte yandan İtalya tarafından ilave verilecek
frekans haklarının THY tarafından değerlendirilebileceği belirtilmektedir.
I.2.9. Pazarlama ve Satış Başkanlığı Pazarlama Şefi tarafından Gelir Yönetim Başkanlığından
bir uzmana gönderilen ve bazı yöneticilere de bilgi olarak iletilen 26.05.2010 tarihli “SAW
Promosyonel ücret ihdası” başlıklı e-postada;
“Kerim Bey Merhaba;
BRU12 SAW seferlerimizin utilizasyonunu arttırmak ve yolcuları Pegasus havayollarından 260
Ortaklığımız seferlerine kanalize edebilmek amacıyla 15 Temmuz 2010 tarihine kadar (30
Haziran 2010 tarihine kadar biletlenmesi koşulu ile) olan uçuşlarda (…..) EUR + vergiler
olmak üzere SAW’a, (…..) EUR + vergiler olmak üzere diğer TR noktalarına ücret ihdas
edilmesi ivedi önem arz etmektedir.”
ifadeleri mevcuttur.
I.2.10. THY Üretim Planlama Başkanı’nın 11.06.2010 tarihli e-postasına istinaden THY
Pazarlama ve Satış Başkanlığı Köln Müdürü tarafından 11.06.2010 tarihinde üst düzey THY
çalışanlarına gönderilen e-postada, aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Sayın Başkanlarım,
Sn. Müdürlerim, 270
SAW seferleri sezonun en kötü olduğu zamanda (Kasım 2009) müdürlük olarak tüm
itirazlarımıza rağmen hem de daily olarak başlatıldı. Münferit iptallere müsaade edilmeden 2
ay boyunca seferin tutulması için yapılan operasyon sadece CGN hattında Ortaklığımıza
zararı (…..) Euro’dur.
2010 yılına girilince kısmen münferit iptallere onay verildi ve zararı bir miktar azaltabildik
Ocak-Haziran döneminde toplam (…..) karşılıklı seferden (…..) adet SAW sefer iptali yapıldı
(…..)). Tüm bu iptallere rağmen L/F aşağıdaki gibi olmuştur:
Kasım (…..)
Aralık (…..)
12 Brüksel’in IATA kodu.
11-65/1692-599
8
----2010------ 280
Ocak: (…..)
Şubat: (…..)
Mart: (…..)
Nisan: (…..)
Mayıs: (…..)
Başlangıçtaki düşük ücret politikasının terk edilmesi sayesinde kısmen R/Y ve RASK
değerlerinde kıpırdama olmuşsa da henüz istenen seviyeyi yakalayamadık. Ancak Temmuz-
Ağustos döneminde ciddi talep ve kârlılık beklenmektedir. Geçtiğimiz yıllarda da olduğu gibi
yüksek sezonda uçaklar asıl talebi son 10-15 günde aldıklarından ileri rezervasyonlardaki
verilere aldanmamak gerekir. 290
CGN-SAW hattı canlı bir pazardır. Pegasus, Sunexpress, TK ve Germanwings şu an bu
pazarın en önemli taşıyıcılarıdır.
Ocak – Nisan 2010 dönemi ilk 4 ay verilerine göre taşınan toplam yolcu (…..)pax olup
havayollarına göre orantısal dağılımı şu şekildedir:
Pegasus : %(…..)
Sunexpress : (…..)
THY: % (…..)
Germanwings: %(…..)
Ücrete duyarlı müşterinin yoğun ilgi ve talep gösterdiği bu hattın boş bırakılması stratejik ve
ticari açıdan hata olacaktır. Çekildiğimiz taktirde, şu an zararına sefer icra eden diğer 300
rakiplerin bir sezon daha nefes almalarına, ayakta kalmalarına müsaade ederek hem CGN-
İST seferini de vurmaya devam etmelerine göz yummuş olacağız. Ayrıca buradan aldıkları
güç ve moralle, bizi Avrupa’nın diğer noktalarında da vurmaya devam edeceklerdir.
THY olarak hattaki gücümüz gün geçtikçe artmakta olup, büyük zararlar ederek bu konuma
getirdiğimiz bu pazarın devam ettirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Maliyet ve gelir dengesi
açısından kış sezonu itibariyle hat AJ’ye devredilebilir/devredilmelidir. Pegasus’un ciddi yolcu
taşıdığı (ilk 4 ay (…..) pax) SAW-CGSAW hattında, AJ kalitesi ve servis standardı ile TK
olarak taşınan (ilk 4 ay (…..)pax) yolcunun rahatlıkla ikiye katlanacağı düşünülmektedir.
Bu sebeplerle TK 157/158 SAW-CGN-SAW seferlerinin planlandığı gibi yaz sezonuna kadar
sistemde tutulması elzemdir. Düşük doluluğu olan seferleri zaten münferiden iptal ediyoruz. 310
Ayrıca kış sezonu itibariyle de pazarın/Almanya’nın TK için önemini, stratejik ve ticari
durumunun da göz önüne alınarak boşluk bırakılmadan mutlaka AJ’nin13 bu hatta girmesi
gerektiğine inanıyorum.”
I.2.11. THY Gelir Yönetim Başkanı’nın bilgisayarından edinilen, THY Pazarlama ve Satış
Başkanlığı Berlin Müdürü ile Gelir Yönetimi Başkanlığı’ndan Gelir Yönetimi ve Ücret Müdürü
ve Charter Müdürü arasında 25-30.06.2010 tarihlerinde gerçekleşen “İlave Seferlerin
Sınıflarının Esnetilmesi-Acil” başlıklı e-posta silsilesinde Berlin Müdürü “Mevcut durumda
%100 rakibe kaptırmak istemediğimiz TR14-Anadolu ilave pazarı ile ilgili Pegasus’un yapmış
olduğu eski ve yakın tarihli bazı bilet örnekleri aşağıdadır.” ifadesini takiben Pegasus’un bilet
örneklerini sunmuş ve bilet sınıflarının esnetilerek ücretlerin düşürülmesini talep etmiştir. 320
Berlin Müdürü’nün e-posta silsilesinin devamında yer alan ifadeleri ise aşağıdaki gibidir:
13 AnadoluJet.
14 Türkiye.
11-65/1692-599
9
“Açıkçası rakiplerimizin bizlerin bu hantallığından ve karar mekanizmalarının yavaşlığından
faydalandığını ve palazlandığını görüyorum artık. Her şeyde bu böyle… Frekans arttırmaktan,
tip büyütmeye, sınıf takibinden, sınıfların vaktinde pazara göre esnetilmesine kadar…”
I.2.12. Gelir Yönetimi Başkanı’nın elektronik posta kutusundan örneği alınan, Gelir Yönetimi
ve Ücret Müdürü tarafından 28.06.2010 tarihinde gönderilen “BEY PAZARINDA YENİ
TAŞIYICI” konulu e-postada:
“…
Hafta sonu Haber Türk gazetesinde PC15nin (…..) USD BEY reklamını gördüm. 01 Eylülden
itibaren haftada 6 gün diyordu. Şimdiye kadar hep konuştuğumuz konu. Orta Avrupa gibi bir 330
pazara girmesinin ardından Ortadoğu gibi pazarlara da adım atmaları.
Almanya da BEY in bir çok noktada ilk 10 da çıkmakta (Almanya genelinde 8.)
Arkadaşlar hem Lokal de hem Beyond da aksiyon alınmaması durumunda kârlı
pazarlarımızda zarar görmeye başlayacağız.
…”
denilmektedir.
I.2.13. 29.06.2010 tarihinde THY Genel Müdür Yardımcısı başkanlığında gerçekleştirilen
Pazarlama ve Satış Koordinasyon Toplantısı’nda görüşülen ve soruşturma kapsamında
değerlendirilebilecek gündem maddelerine aşağıda yer verilmiştir:
Görüşülen Konular/Alınan Kararlar Termin Sorumlu
6. Bir low cost16 havayolu Şam’a uçuşlar başlatmıştır. Altan
BÜYÜKYILMAZ konu ile ilgili Sivil Havacılığa yazı yazacaktır. Tamamlandı Altan BÜYÜKYILMAZ
22. Lion noktasına low cost taşıyıcıların uyguladığı ücretin aynısı
uygulanacaktır. Belirtilmedi Mahmut KARAMAN
I.2.14. Gelir Yönetimi Başkanı’nın e-posta kutusundan örneği alınan, Bölgesel Uçuşlar 340
Başkanı tarafından 29.06.2010 tarihinde gönderilen “RE: STR17 SAW seferleri hususunda
bilgi” konulu e-postada:
“Pegasus str pazarını içhatlarla kurduğu güçlü transitlerle sawda oturttu, biz de bu nedenle
saw operasyonunda öncelikle içhatlarda sağlam bir network kurduktan sonra dışhat yapmayı
hatta daha da ötesi dışhatlardan doğrudan anadoluya gece uçuşları yapmayı düşünüyoruz,
bu nedenle str, fra, dus, zrh18 gibi birçok noktayı bu networku oturttuktan sonra düşünebiliriz.
Unutmayalım ki yolcu sayısı da tek başına çok anlamlı değil, kârlılık açısından çok dikkatli
olmamız gereken bir döneme giriyoruz. Ajet’in THY gibi yüksek kârlı hatları fazla değil. …”
denilmektedir.
Söz konusu e-postanın, Stuttgart Müdürü tarafından gönderilen ve özetle STR-SGH 350
seferlerinin kaldırılmaması gerektiği, THY veya AJET’in sefer yapmaması durumunda rakibin
(Pegasus) bu hatta güçleneceği ve bu güçlenmenin başka hatları da etkileyeceği ifade edilen
e-postaya cevaben yazıldığı görülmektedir.
15 Pegasus’un IATA kodu.
16 Low Cost Carrier (LCC): Düşük maliyetli havayolu taşıyıcısı.
17 Stuttgart’ın IATA kodu.
18 Zürih’in IATA kodu.
11-65/1692-599
10
I.2.15. THY Gelir Yönetimi Başkanı’nın bilgisayarından edinilen ve Gelir Yönetimi ve Ücret
Müdürü tarafından Başkan ve Başkan Yardımcılarına gönderilmek üzere hazırlanan ve Gelir
Yönetimi Başkanı’na onay amaçlı gönderilen 30.06.2010 tarihli e-posta ekinde, 29.06.2010
tarihli Genel Müdür Yardımcılığı Koordinasyon Toplantısı’nda sunulan THY’nin “W09” tespiti
ve rakiplerin ücret uygulamalarını içeren durum değerlendirmesi içerikli “W10 Orta Avrupa
Analizi” başlıklı Powerpoint dosyası yer almaktadır. E-posta içeriğinde ise mevcut durum
“Orta Avrupa bölgesi özellikle son iki yılda rakiplerin hızlı frekans artışları ve ücret düşürmeleri 360
ile yoğun rekabet içerisine girmiştir” ifadeleri ile belirtilerek anılan toplantı neticesinde alınan
kararlar şu şekilde özetlenmiştir:
“- Acenta teşviklerinin gözden geçirilerek kış döneminde TK satmayan acentaya teşvik
verilmemesi
- Rakiplerin ücrette her şey dahil RT (…..) eur ile match edilmesi ve her uçakta 15 koltuk
ayrılması, (Legacy19 rekabeti olmayıp LCC rekabeti olan noktalarda da fark konulmadan aynı
seviye ile match edilmesi)
- OW20 ücret yapısıyla desteklenmesi (her şey dâhil OW (…..) euro gibi)
- mevcut en düşük ücret ile (…..) eur arasına ara seviyeler konulması
- çıkarılan düşük seviyelerden teşvik verilmemesi 370
- yine çıkarılan düşük seviyelerden mil kazanımının engellenmesi
-çıkarılacak seviyenin satış kanalının belirlenmesi (WEB-TRYA-GDS-PRIVATE)
…”
I.2.16. “Toplantı Tutanağı Formu” başlıklı, 04.08.2010 tarihli “Genel Müdür (Pazarlama ve
Satış) Koordinasyon Toplantısı” konulu belgenin 1. Gündem maddesinde;
“… Low costlara karşı izlenecek genel ve özel stratejilerin belirlenmesi için bir toplantı
yapılacaktır. Toplantı ile ilgili bir tarih belirlenecektir. Konu ile ilgili Gelir Yönetimi ve Ücret
Müdürü Hakan İnce sunum yapmıştır. Acenteler teşvik almak istiyorsa off peak sezonunda
yaptıkları bilet sayısını ve getirdikleri yolcu sayısını azaltmayacaklardır. Acente teşvikleri
gözden geçirilecek ve kış döneminde TK satmayan acentelere teşvik verilmeyecektir. Troya 380
teşvikleri için ayrıca bir düzenleme getirilecektir. Low costlara karşı çıkarılacak ücretler ow
olarak çıkarılacak, özellikle Almanya’da bu ücretler ow olarak iyi bir şekilde duyurulacaktır.”
ifadeleri bulunmaktadır.
I.2.17. Üretim Planlama Başkanı’nın e-posta kutusundan örneği alınan 3 aşamalı e-postada,
Gelir Yönetimi ve Ücret Müdürü tarafından 13.08.2010 tarihinde “TK950/951 Şam Sabah
Seferleri Analizi” konulu bir e-posta gönderildiği, buna cevaben Pazarlama ve Satış Başkan
Yardımcısı’nın 20.08.2010 tarihinde yazdığı e-postada; “... İlave seferler ile LCC’ler üzerinde
kâr baskısı üretecek şekilde yeni bir planlama yaparak bu seferi kaldırabiliriz belki” denildiği
görülmektedir. Sonrasında 20.08.2010 tarihinde Yiğit Bilge AVCI tarafından gönderilen cevabi
e-postada, THY tarafından bazı seferlerin iptali durumunda boş kalacak uçuş haklarının 390
Pegasus, Cham Wings gibi şirketlerce doldurulması riskinin bulunduğu ifade edilmektedir.
I.2.18. Üretim Planlama Başkanı’nın e-posta kutusundan örneği alınan, Gelir Yönetimi ve
Ücret Müdürü tarafından 18.08.2010 tarihinde gönderilen e-postada Şam satış müdürlüğünün
“Şam kâr-zarar durumu” konulu e-postası iletilmektedir. Şam satış müdürlüğünün e-
postasındaki aşağıdaki ifadeler dikkat çekicidir:
19 Pazarda yerleşik olan ve düşük maliyetli taşımacılık modelinde faaliyet gösteren firmaların sunmadığı, business class, sık
uçan yolcu programı gibi hizmetleri sunan havayolu firmaları “legacy carrier” olarak adlandırılmaktadır.
20 One way (tek yön).
11-65/1692-599
11
“…Bu durumda rakiplerimiz olan havayollarının önlerinin kesilmesi ve stratejik işbirliğinin ve
bayrak taşıyıcı Ortaklığımızın bütün seferlerinin muhafazası için, uçaklarımızdaki bir miktar
koltuğun (%(…..) gibi) mutlaka rakip havayollarının seviyesinden satışa sunulması ve uçağın
L/F’sinin %(…..)’den aşağı olması durumunda, düşük sınıflı koltukların satışa açık muhafaza
edilmesi gerektiği kanaatindeyiz.” 400
I.2.19. Gelir Yönetimi Başkanı’nın bilgisayarından örneği alınan, bir gelir yönetimi uzmanı
tarafından 23.08.2010 tarihinde gönderilen “FW: Pegasus’un SOFYA seferleri başlıyor”
konulu e-postada; Pegaus’un Ekim ayında Sofya’ya uçmaya başlayacağı, bu teşebbüsü rakip
olarak alacaklarsa, faaliyete başlamasından 1 ay önce pazara şok promosyonlarla girip talebi
kendilerine çekebilecekleri, bunun için ücret yapısının değiştirilmesi gerektiği ifade
edilmektedir.
I.2.20. THY’de yapılan yerinde incelemede elde edilen çalışmada, Amsterdam hattı için “Low-
cost firmalarının, özellikle Pegasus’un agresif ücret politikasının iç transit pazarda yolcu
kayıplarına sebep olduğu” tespiti yapılarak bu duruma karşı alınacak önlem için “iç transit
pazarda yaşanan kaybın dış transit yolcu ile kapatılması için özellikle BSP acenteler sık 410
ziyaret edilerek markaj altına alınacaktır. Bu bağlamda yetersiz olan personel sayısının kısa
vadede yapılacak alım ile arttırılması elzemdir.” değerlendirmesi yapılmıştır. Benzer şekilde
Düsseldorf hattı için yapılan tespitler arasında “kısa vadede en büyük rakip olan Pegasus için
önlem alınması” sayılmış. Buna ilişkin önlemler arasında ise “Pegasus’un hamleleri göz
önünde bulundurularak teşvik programının etkin bir şekilde uygulanması ve ücret
politikasının…” ifadelerine yer verilmiştir.
I.2.21. THY’de yapılan yerinde incelemede elde edilen sunumda ileri rezervasyonlara ilişkin
birtakım analizler yer almış ve devamında ise “Öneri ve Aksiyon” başlığı altında bazı
değerlendirmeler yapılmıştır. Bunlardan “Öneri ve Aksiyon 2; ÖZMERAM ACENTESİ” başlıklı
değerlendirmede aşağıda belirtilen ifadeler bulunmaktadır: 420
“Acente Profili;
Etnik TR satan acenta yılda (…..) yolcuya sahip
CPH21 de 35 yıllık bir geçmişi var.
2008 yılından itibaren yolcularını TK22’dan Pegasus Havayollarına kaydırmıştır. (Yaz
dönemleri için TK dan uçak alamadığı için
Acente TK ya tekrar kazandırılmalı, TK ile çalışmaya gönüllü”.
I.2.22. Genel Müdür yardımcısı tarafından Genel Müdürlüğe hitaben yazılan yazıda SGH
çıkışlı bazı yurt dışı uçuşların TK markası ile icra edilmesinin düşük birim gelir elde edilmesine
neden olduğu, SGH’den icra edilen iç ve dış hat uçuşların AJET’e devredilmesinin
planlandığı, bazı dış hatların da iptal edilerek kapatılmasının düşünüldüğü ifade edilmektedir. 430
I.2.23. THY’de yapılan yerinde incelemede elde edilen “TK 2015 Strateji Toplantısı Oturum 1:
İş Modellerimiz” başlığını taşıyan dokümanın 22. sayfasında, “İç Hatlara Genel Bakış” başlığı
altında, THY’nin ve AJET’in iç hat uçuşlarındaki kâr-zarar durumuna ilişkin tablolar yer
almaktadır. İlgili tabloların incelenmesinden, THY’nin, 2009 yılının Ocak-Nisan döneminde
AHL çıkışlı iç hatlarda (…..) EUR kâr etmişken, 2010 yılının aynı döneminde (…..) EUR zarar
ettiği; AJET’in ise 2009 yılının Ocak-Nisan döneminde (…..) EUR zarar etmişken, 2010 yılının
aynı döneminde (…..) EUR zarar ettiği anlaşılmaktadır. Öte yandan, THY’nin tüm iç hatlarda
21 Kopenhag’ın IATA kodu.
22 THY’nin IATA kodu.
11-65/1692-599
12
2009 yılında (…..) EUR kâr etmişken, 2010 yılında (…..) EUR zarar ettiği anlaşılmaktadır. İlgili
belgede zarardaki bu artışın sebebi olarak “TK’nın Atatürk harici meydanlardan yaptığı
uçuşlar iç hat portfoyümüzün zarar oranını ciddi olarak arttırmıştır” ifadesine yer verildiği 440
görülmektedir.
I.2.24. THY’de yapılan yerinde incelemede elde edilen “TK 2015 Strateji Toplantısı Oturum 1:
İş Modellerimiz” başlığını taşıyan dokümanın 23. sayfasında,”Strateji” başlığı altında şu
ifadeler yer almaktadır:
“Aşağıdaki hatların, SAW’a kaydırılması:
- AHL’den zarar eden iç hatlar
- Transit oranı düşük olan iç hatlar
- Doygunluğa erişmiş olan ve ek frekans gereksinimi olan hatlar
- Yukarıdaki tanımda low cost;’ların yoğun olduğu hatlar
AHL’nin rahatlaması ve yüksek gelirli operasyonların oradan icrası 450
Low Costlar ile mücadele yöntemi
SAW’da güçlenip ESB’den ayrılmamak
AJET’i güçlendirmek”
2009 TK
Pazar Payı 2009 Rakip I
2009 Rakip
Pazar Payı 2009 Rakip II
2009 Rakip II
Pazar Payı
ISTAMSIST (…..) KL (…..) LX (…..)
ISTBRUIST (…..) LH (…..) LX (…..)
ISTBSLIST (…..) LH (…..) LX (…..)
ISTBUDIST (…..) MA (…..) LH (…..)
ISTCGNIST (…..) LH (…..) OK (…..)
ISTDUSIST (…..) LH (…..) LX (…..)
ISTFRAIST (…..) LH (…..) LX (…..)
ISTGVAIST (…..) LX (…..) LH (…..)
ISTHAJIST (…..) LH (…..) LX (…..)
ISTHAMIST (…..) LH (…..) LX (…..)
ISTMUCIST (…..) LH (…..) LX (…..)
ISTNUEIST (…..) LX (…..) LH (…..)
ISTPRGIST (…..) OK (…..) LH (…..)
ISTSTRIST (…..) LX (…..) LH (…..)
ISTSXFIST (…..) XQ (…..) 4U (…..)
ISTTXLIST (…..) LH (…..) MA (…..)
ISTVIEIST (…..) OS (…..) LH (…..)
ISTWAWIST (…..) LO (…..) MA (…..)
ISTZRHIST (…..) LX (…..) LH (…..)
SAWAMSSAW (…..) XQ (…..) H9 (…..)
11-65/1692-599
13
SAWCGNSAW (…..) XQ (…..) 4U (…..)
SAWHAJSAW (…..) XQ (…..) X3 (…..)
SAWSTRSAW (…..) 4U (…..) XQ (…..)
I.3. Taraf Savunmaları
THY’nin savunmalarını aşağıdaki başlıklar altında toplamak mümkündür:
- İlgili tarafın savunma hakkının zedelendiği iddiası.
- İlgili pazara ilişkin savunmalar aşağıdaki alt başlıklar altında toplanabilir:
İstanbul Atatürk Havalimanı ile Sabiha Gökçen Havalimanı’nın birbirine ikame pazarlar
olmadığı. 460
AHL ve SGH ikame pazarlar olmadığından, ilgili coğrafi pazarın “SGH’den icra edilen iç
ve dış hat seferleri” olduğu ve hâkim durumun tespitinde de SGH’deki pazar paylarının
dikkate alınması gerektiği.
AHL’nin transit uçuşlar için merkez konumunda bir havalimanı olduğu; buna karşın
SGH iniş ve kalkışlı transit uçuşların sayısının AHL’ye kıyasla çok düşük olduğu;
dolayısıyla transit yolcular açısından iki havalimanının birbirine ikame teşkil
etmeyeceği.
AHL ile SGH’nin arz ve talep açısından birbirine ikame olmadığı.
Aynı nokta varışlı uçuşlarda AHL pazarı talep ve pazar dinamikleri itibarıyla daha
yüksek fiyatları kaldırabilmesi ve buna bağlı olarak AHL çıkışlı uçak biletleri daha 470
pahalı olmasına karşın AHL'nin doluluk oranlarının SGH'den daha yüksek ya da başa
baş konumda olmasının ve AHL'den SGH'ye yolcu kaymasının bulunmamasının AHL
ile SGH’nin farklı pazarlarda olduğunu gösterdiği.
- Hakim duruma ilişkin savunmaların içeriği aşağıda üç başlık altında verilmiştir:
Genel olarak THY’nin hakim durum tespiti için kullanılan argümanların hepsinin
Pegasus için de geçerli olduğu, dolayısıyla THY’nin hakim durum tespitinin doğruyu
yansıtmadığı.
Soruşturma Raporunda THY’nin bayrak taşıyıcı firma olmasından kaynaklandığı ileri
sürülen avantajların hakim durum analizi için yeterli olmadığı.
Soruşturma Raporu’nda THY’nin filo durumu itibariyle hakim durum analizinde 480
kullanılacak avantajının bulunmadığı.
- Hâkim durumun kötüye kullanılmasına ilişkin savunmalar aşağıdaki şekilde sıralanabilir:
THY’nin SGH pazarında rekabet sürecine zarar veren, rakiplerin fiilen rekabet
edebilme imkânını büyük ölçüde azaltan ve tamamen ortadan kaldıran bir davranışının
bulunmadığı.
THY’nin SGH’den seçici fiyatlama ve yıkıcı fiyatlama uygulamasının söz konusu
olmadığı.
Mevcut soruşturmada slot veya devletlerarası ikili hava ulaştırma anlaşmalarına ilişkin
tespit ve değerlendirmelerde bulunulmasının uygun olmayacağı.
“Yıkıcı Fiyat” ihlalinin unsurlarından hiçbirinin oluşmadığı. 490
11-65/1692-599
14
Soruşturma Raporu’nda “yıkıcı fiyat” uygulamasının olup olmadığının incelenirken
sadece THY’nin ilgili hatlardaki toplam maliyet ve gelirlerinin analiz edildiği, birim
fiyatlar, sefer sayıları ve doluluk oranlarının göz ardı edildiği ve fiyat unsurunun gözden
kaçırıldığı.
Hakkında soruşturma yürütülen tarafın bilet fiyatlarının sürekli olarak Pegasus’un bilet
fiyatlarının üstünde olduğu.
Rakibin pazardan çıkması ve/veya çıkma riskinin bulunmasının söz konusu olmadığı.
Soruşturma Raporu’nda yanlış maliyet kalemlerinin dikkate alınarak değerlendirme
yapıldığı.
Soruşturma Raporu’ndaki ihlal tespitine konu olan davranışların süresinin kısa olduğu. 500
THY’nin hasat imkânının bulunmadığı.
THY’nin tüm işlem ve eylemlerinin nesnel ve meşru ticari gerekçelere dayandığı.
THY’ye işlenemez bir suç isnat edildiği.
Yıkıcı Fiyat uygulamasının esaslı unsurlarından olan “niyet”in ortaya konması gerektiği.
Soruşturma Raporu’nda niyet unsurunu ortaya koymaya yönelik belgelerin esasen,
pazarda yer alan düşük maliyetli havayolu şirketlerinin piyasaya getirdiği dinamizme
karşı THY’nin uygulaması gereken rakibi izleme ve fiyatını onlarla rekabet edecek
seviyeye ayarlama çabasını gösterir nitelikte olduğu.
- Diğer savunmalar aşağıdaki şekilde sıralanabilir:
Soruşturma Raporu’nda benimsenen yaklaşımın Rekabet Kurulunu rekabet hukukunun 510
maksadını aşacak şekilde teşebbüslerin fiyatlarına müdahale etmeye yol açacağı.
Soruşturma kapsamında hedeflenen amacın rekabet hukukunun amaçlarıyla
örtüşmediği.
Soruşturma Raporu’nun somut veri ve analizlerle hareket etmediği.
1.4. Değerlendirme
Pegasus tarafından Kurumumuza iletilen şikâyet dilekçesinde özetle; THY’nin İstanbul çıkışlı
yurt içi ve yurt dışı hatlarda havayolu ile tarifeli yolcu taşımacılığı pazarında hâkim durumda
olduğu ve bu durumunu rakip teşebbüslerin yeni pazarlara girmesine engel olmak ve mevcut
pazarlardaki faaliyetlerini zorlaştırmak şeklindeki dışlayıcı eylemleri ile kötüye kullandığı iddia
edilmektedir. Söz konusu başvuruda THY’nin hâkim durumunu kötüye kullanması olarak ifade 520
edilen eylemleri; i) Pegasus’un hâlihazırda faaliyet gösterdiği hatlarda seçici fiyatlama
uygulamak suretiyle Pegasus’un faaliyetlerinin zorlaştırılması ve ii) SHGM vasıtasıyla
Pegasus’un yeni hatlara girmesine engel olunması şeklinde iki başlık altında toplanabilir.
Bu çerçevede, soruşturma konusunu oluşturan hususlar 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi
kapsamında incelenmiştir.
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinde “Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya
da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu tek basına yahut
başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanması”
yasaklanmakta ve maddenin ikinci fıkrasında da kötüye kullanma halleri sayılmaktadır:
“a) Ticarî faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel 530
olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler,
11-65/1692-599
15
b) Eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri
sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayırımcılık yapılması,
c) Bir mal veya hizmetle birlikte, diğer mal veya hizmetin satın alınmasını veya aracı
teşebbüsler durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın veya hizmetin, diğer bir mal veya
hizmetin de alıcı tarafından teshiri şartına bağlanması ya da satın alınan bir malın belirli bir
fiyatın altında satılmaması gibi tekrar satış halinde alım satım şartlarına ilişkin sınırlamalar
getirilmesi,
d) Belirli bir piyasadaki hâkimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticarî avantajlardan
yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı amaçlayan 540
eylemler,
e) Tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın ya da teknik gelişmenin kısıtlanması.”
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, bir eylemin hâkim
durumun kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilmesi için teşebbüsün hâkim durumda
bulunması ve hâkim durumdaki teşebbüsün eyleminin kötüye kullanma olarak kabul
edilebilecek nitelikte olması gerekmektedir. Eylem kötüye kullanma niteliğinde değilse,
teşebbüsün hâkim durumda olup olmamasının önemi bulunmamaktadır. Bu noktadan
hareketle, mevcut olay bakımından, öncelikle şikâyete konu eylemin hâkim durumu kötüye
kullanma davranışı teşkil edip etmediği incelenmiştir.
Esasen, Kanun maddesinde sayılan kötüye kullanma halleri örnek kabilinden olup, hâkim 550
durumun diğer şekillerde de kötüye kullanılabilmesi mümkündür. Başvuru dilekçesinde
belirtilen hususlar incelendiğinde, Pegasus’un şikâyetleri, THY’nin, 4054 sayılı Kanun’un 6.
maddesi kapsamında Pegasus’un faal olduğu yurt içi ve yurt dışı hatlarda dışlayıcı nitelikte
fiyatlama ve fiyatlama dışı eylemlerde bulunmak suretiyle hâkim durumunu kötüye kullandığı
iddiasından oluşmaktadır. Rekabet hukukunda fiyata ilişkin dışlayıcı davranışlar; yıkıcı
fiyatlama, seçici fiyatlama, indirim sistemleri ve fiyat sıkıştırması gibi çeşitli şekillerde ortaya
çıkabilmektedir. Soruşturma sürecinde gerçekleştirilen incelemeler sonucunda, THY’nin
inceleme konusu fiyatlamaya ilişkin davranışlarının öncelikle yıkıcı fiyat uygulaması
kapsamında olup olmadığı incelenmiş; THY’nin iddia konusu fiyat dışı uygulamaları ise genel
olarak yıkıcı fiyat teorisi kapsamında değerlendirilmiştir. 560
Hakim durumun kötüye kullanılması hallerinden yıkıcı fiyatlamaya ilişkin olarak genel kabul
gören aşağıdaki tanım yapılabilir:
“Yıkıcı fiyatlama, teşebbüsün, mevcut veya potansiyel rakiplerini pazar dışına çıkarabilmek ve
özellikle disipline etmek gibi amaçlarla, belirli bir dönemde (kısa dönemde) maliyetinin altında
satış fiyatı belirleyerek zarar etmeyi kabul ettiği rekabet karşıtı bir fiyatlama stratejisidir.
Teşebbüsün yıkıcı fiyatlama yaparak belirli bir dönem için zarara katlanmasının, ancak bu
davranışı sonucunda pazardaki konumunu devam ettirmeyi ya da daha fazla pazar gücü elde
etmeyi tasarladığı zaman rasyonel/kârlı bir strateji haline dönüştüğü kabul edilmektedir.”
Yukarıda aktarılan, yerinde incelemelerde yapılan tespitlerin tek başına herhangi bir kötüye
kullanma fiiline işaret etmediği, daha çok bir teşebbüsün rekabetçi kaygılarından kaynaklanan 570
iç yazışmalardan oluştuğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, dosya mevcudu bilgi ve belgeler ile THY’nin savunmaları birlikte dikkate
alındığında, THY'nin İstanbul çıkışlı yurt içi ve yurt dışı hava yolu ile yolcu taşıma hatlarında
rakip teşebbüs aleyhine dışlayıcı eylemlerde bulunarak hakim durumunu kötüye kullandığı
iddiasına ilişkin olarak 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında ihlal tespiti yapılmadığı;
dolayısıyla adı geçen teşebbüs hakkında aynı Kanun'un 16. maddesi uyarınca idari para
11-65/1692-599
16
cezası uygulanmasına gerek olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu çerçevede, THY tarafından
yapılan savunmalar ayrıca cevaplandırılmamıştır Ancak, THY’nin savunma hakkının
zedelendiği iddiasının değerlendirilmesinin gerekli olduğu anlaşılmıştır.
Esasen THY’ye önaraştırma sonrasında ve soruşturma döneminde savunma hakkını 580
kullanabilmesi için mevzuat gereği olan bildirimler ve bilgilendirmeler zamanında ve gereğince
yapılmıştır. Diğer yandan 04.08.2011 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal eden yazı ile THY
vekilleri, 2010/3 sayılı Tebliğ ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu ve Bilgi Edinme Kanununun
Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik uyarınca 08.07.2010 tarih ve 10-
49/923-M sayılı Kurul kararı uyarınca yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan,
08.07.2011 tarih ve SR/11-06 sayılı Soruşturma Raporu’nda yer alan ve kendileri ile ilgili olan
tüm bilgi ve belgelerin birer kopyasının verilmesini talep etmiştir. Kurulun 17.08.2011 tarih ve
11-45/1105-M sayılı kararı ile söz konusu taleplerden; Önaraştırma Raporunun gizli bilgi ve
ticari sırlardan arındırılmış kısmının, Soruşturma Heyeti tarafından da uygun bulunan şikayet
dilekçesi ile Soruşturma Raporu’nun 41 ve 42. sayfalarında karartılmış halde iletilen bilgilerin 590
açık halinin verilmesine, diğer taleplerin ise reddine karar verilmiştir. Söz konusu Kurul kararı
hakkındaki bilgilendirme yazısı 18.08.2011 tarih ve 5006 sayı ile ilgili tarafa gönderilmiş olup,
Kurul tarafından verilmesi uygun görülen bilgi ve belgelerin örnekleri de 26.09.2011 tarih ve
5635 sayı ile ilgili tarafa gönderilmiştir.
Dosya konusu bir diğer husus olan THY’nin AHL’de sahip olduğu slot hakları ve bazı ikili
anlaşmalarda tek taşıyıcı olarak belirlenmesi ise pazardaki rekabeti olumsuz etkilemektedir.
Türk sivil havacılık sektöründeki rekabet koşulları genel olarak değerlendirildiğinde THY’ye
önemli bir rekabet avantajı sağlayan bu uygulamaların sektörün geneli açısından bir takım
yapısal sorunlara da yol açtığı ve sektörde adil rekabet koşullarının bozulmasına etki ettiği
görülmektedir. Bu çerçevede sivil havacılık sektöründe adil rekabet ortamını bozması 600
muhtemel bazı hususlara değinmekte fayda bulunmaktadır.
Raportörlerin sektörde faaliyet gösteren teşebbüslerle yapılan görüşmelerde, yürürlükteki
DHMİ Genel Müdürlüğü Uygulama Talimatı’nın 7. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Slot
Koordinasyon Merkezi çalışanları, tarife düzenleyici ve koordinatörler, bağımsız, tarafsız ve
şeffaf bir şekilde hareket edecektir.” hükmüne atıfta bulunularak, söz konusu hükmün
uygulanmasında sorunların bulunduğu belirtilmiştir. Bahse konu sorunların, DHMİ Genel
Müdürlük Merkezinde oluşturulan “Slot Koordinasyon Komitesi”nde çalışan personelin ağırlıklı
olarak THY personelinden oluşmasından kaynaklandığı ifade edilmekte ve THY yönetimi ile
DHMİ yönetimi arasında organik bağ bulunmasının sistemin etkin, şeffaf, adil ve uyumlu
hizmet yürütmesinin önünde engel oluşturduğu belirtilmektedir. Ayrıca, diğer havayolları AHL 610
çıkışlı slot tahsisinde güçlükler yaşarken, THY’nin artan uçak sayısına karşın AHL çıkışlı slot
alabilmesinde bir zorlukla karşılaşmamasının, bu durumun bir göstergesi olduğu ileri
sürülmektedir.
Bilindiği üzere ülkemizde, 2005 yılı Ağustos ayına kadar slot uygulaması, operasyonun
gerçekleşmesine 72 saat kalana kadar (Operasyonel Dönem) "Türk Hava Yolları Slot
Koordinatörlüğü", son 48 saat, hafta sonu, bayram ve tatil günlerinde ise "DHMİ Atatürk
Havalimanı Slot Koordinasyon Merkezi" tarafından gerçekleştirilmiştir. Ancak 2005 yılı
sonunda THY ile özel havayolu şirketleri arasında slot konusunda uygulamada yaşanan
sorunlar nedeniyle ve AB’ye uyum çerçevesinde Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme
Bakanlığı tarafından slot konusunda yeni bir düzenlemeye gidilmiştir. AB mevzuatındaki 620
gelişmeler, 2003 yılında iç hatlarda başlatılan serbestleşme ile oluşan uçak ve yolcu
trafiğindeki artış sonucu slot koordinasyon merkezinin daha bağımsız bir yapıya
kavuşturulması gereği anılan düzenlemede rol oynamıştır. Bu kapsamda Ağustos 2005’te
11-65/1692-599
17
yürürlüğe konulan “Slot Uygulama Prensipleri Talimatı (SHT-SLOT)” gereğince SHGM
bünyesindeki Slot koordinasyon Merkezi 14.02.2006 tarihinde faal hale gelmiştir. “Slot
Uygulama Prensipleri Talimatı (SHT-SLOT)” ile slot tahsisinin bağımsız, tarafsız ve şeffaf
gerçekleştirilmesine yönelik olarak Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına bağlı
SHGM bünyesinde Slot Koordinasyon Merkezi oluşturulmuştur.
17.08.2010 tarihinde yürürlüğe giren DHMİ Genel Müdürlüğü Slot uygulama Talimatı ile
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca 23.08.2005 tarihinde yayınlanan “Slot 630
Uygulama Prensipleri Talimatı (SHT-SLOT)” iptal edilmiştir. Bu talimat çerçevesinde SHGM
bünyesinde bulunan Slot Koordinasyon Merkezinin DHMİ yetki ve sorumluluğunda hizmet
vermek üzere yeniden düzenlendiği görülmektedir.
DHMİ Genel Müdürlüğü Slot uygulama Talimatının önemli görülen hükümlerine aşağıda yer
verilmiştir:
“Hukuki Dayanak” başlıklı 3. maddesi:
“Bu Talimat; 3348 sayılı Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve
2920 Sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu uyarınca, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMI)
Genel Müdürlüğü Ana Statüsü, Avrupa Birliğinin 95/93 ve revize 793/2004 sayılı
“Havaalanlarında Slotların Dağılımı için Genel Kurallar” Mevzuatı ile IATA kural ve standartları 640
referans alınarak, 17/06/2010 tarih ve B.11.1.SHG.0.61.00.00-1265/8090 sayılı Bakanlık
Makamı Oluru gereğince hazırlanmıştır.”
“DHMİ Merkez Koordinasyon Komitesi” başlıklı 6. maddesi:
“(2) Bu komite; Koordinatörlük ve Mahalli Komitelerden gelecek raporlar ile hava yolu
işletmeleri ve sektörün diğer hizmet paydaşlarından gelecek teklif ve talepleri değerlendirerek,
sistemin bir bütün olarak etkin, şeffaf, adil ve uyumlu hizmet yürütmesini sağlamaktan
sorumlu olacaktır…”
“Slot Koordinasyon Merkezi, Tarife Düzenleyiciliği ve Slot Koordinatörlüğü” başlıklı 7.
maddesi:
“(1) Slot Koordinasyon Merkezinin ve Koordinatörlüğün görev ve sorumlulukları, personel 650
planlaması ve organizasyon yapısı Genel Müdürlük tarafından tespit edilir. Tarife
düzenleyiciler ve Koordinatörler Genel Müdür tarafından atanır. Aynı tarife düzenleyicisi veya
koordinatör birden fazla havalimanı / havaalanı için atanabilir.
(2) Slot Koordinasyon Merkezi çalışanları, tarife düzenleyici ve koordinatörler, bağımsız,
tarafsız ve şeffaf bir şekilde hareket edecektir.
(3) Tarifesi düzenlenen bir havalimanı / havaalanında hava taşıyıcılarına tavsiyelerde
bulunulacak, yoğun taleplerin dengelenmesine yönelik alternatif varış ve/veya kalkış
zamanları önerilecektir.”
“Bilgi ve Belgeler” başlıklı 10. maddesi:
“(1) Tarifesi düzenlenen veya koordine edilen bir havalimanı / havaalanında faaliyet gösteren 660
veya göstermeyi planlayan tüm hava taşıyıcıları, tarife düzenleyicisi ve koordinatörlük görevini
yürütmekle sorumlu olarak DHMI Slot Koordinasyon Merkezine, kendilerinden istenen ilgili
tüm bilgi ve belgeleri uygun format ve süre içerisinde sunacaklardır. Hava taşıyıcıları, özellikle
slot talebi esnasında yeni giriş statüsünden faydalanıp faydalanmayacaklarını da
bildireceklerdir…”
11-65/1692-599
18
Slot tahsisinde DHMİ Genel Müdürlüğünün ve Genel Müdürün belirleyici bir rol oynadığı söz
konusu düzenlemeden açıkça görülmektedir. Diğer taraftan Talimat’ın 10. maddesi gereğince
havayolu taşımacılığı alanında faaliyet gösteren tüm rakip firmaların ticari sır sayılabilecek
ve/veya rekabet açısından hassas kabul edilebilecek her türlü bilgisinin DHMİ Slot
Koordinasyon Merkezi tarafından istenebileceği ve DHMİ bünyesinde bulundurulacağı 670
anlaşılmaktadır.
Esasen, ülkemizdeki sivil havacılık sektöründe rekabetin işleyişi açısından slot tahsislerine
ilişkin mevzuat ve uygulama çeşitli tarihlerde Kurul kararlarına konu olmuştur.23. Söz konusu
Kurul kararlarında, pazara girişler ve etkin bir rekabet açısından son derece önemli olan slot
dağıtımından sorumlu slot koordinatörünün her ne kadar özel bütçeli de olsa idari yönlerden
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığına bağlı olan SHGM tarafından belirlenmekte
olduğu, slot tahsisinin teknik yönlerden (kullanılan sistem ve teknik eleman) halen THY’ye
bağımlı olduğu, bu tür bir yapının potansiyel olarak, havayolu sektöründe rekabetin sağlıklı bir
şekilde tesisini olumsuz etkileyebileceği tespitlerinin yapıldığı, sivil havacılık sektöründe
rekabetin sağlıklı bir şekilde tesisi ve gelişimi açısından, sektöre yönelik düzenleme, 680
uygulama ve denetimlerin yeterli teknik kadrosu bulunan ve gerçek anlamda bağımsız idari
otorite kimliği olan bir sivil havacılık otoritesi tarafından gerçekleştirilmesinin ve özellikle slot
tahsisi konusunda bu türden bir bağımsızlığı sağlayacak tedbirlerin alınmasının yararlı olacağı
belirtilmiştir. Ayrıca yabancı ülkelerle yapılan ikili hava ulaştırma anlaşmalarında THY dışında
özel havayolu şirketlerinin de piyasa koşulları çerçevesinde pazara girmesine imkan sağlayıcı
düzenlemeler yapılmasının, dış hat tarifeli yolcu taşımacılığı piyasasında daha rekabetçi bir
ortamın tesisi açısından olumlu etkiler yapacağı kanaatine varılmış ve bu çerçevede
oluşturulacak Kurul görüşünün Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ve SHGM’ye
gönderilmesine karar verilmiştir.
Ancak en son düzenleme ile SHGM yerine DHMİ Genel Müdürlüğünün bu konuda 690
yetkilendirilmesi ile Kurulumuz kararlarında belirtilen hususların karşılandığını söylemek
mümkün değildir. Öncelikle DHMİ’nin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının ilgili
kuruluşu niteliğinde olan bir Kamu İktisadi Kuruluşu olması nedeniyle bağımsızlığından ve
özerkliğinden bahsetmek mümkün değildir. Diğer yandan DHMİ Genel Müdürünün THY
yönetiminde çeşitli görevler alması, ilgili talimatta ve talimatın hazırlanmasında referans
alınan Avrupa Birliğinin 95/93 ve revize 793/2004 sayılı “Havaalanlarında Slotların Dağılımı
için Genel Kurallar” mevzuatı ile IATA kural ve standartlarında yer verilen; slot tahsisinin
şeffaf, adil ve ayrımcı olmayan kurallara dayandırılması gereği ve slot koordinatörünün
herhangi bir ilgili taraftan bağımsız olması ve tüm sektör aktörlerine eşit mesafede faaliyet
göstermesi ilkeleri ile uyumlu olmadığı değerlendirilmektedir. 700
Yukarıda yer verilen bilgi ve değerlendirmeler çerçevesinde Ulaştırma, Denizcilik ve
Haberleşme Bakanlığına sivil havacılık sektöründe rekabetin sağlıklı bir şekilde tesisi ve
gelişimi açısından yapılması gereken düzenlemelere ilişkin görüş gönderilmesinin uygun
olacağı; ayrıca anılan Bakanlığa ve Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığına THY
yönetimine ilgili sektörde tüm rakip firmalara yönelik düzenleme yapma yetkisine sahip
kuruluşlarda görev yapan yetkililerin atanmaması ve var olan yöneticilerin değiştirilmesi
gerektiği yönünde görüş gönderilmesinin yerinde olacağı değerlendirilmiştir. Diğer taraftan
hâlihazırda THY’ye denetim kurulu üyesi olarak görev yapan DHMİ Genel Müdürünün THY
bünyesindeki görevine, ilgili piyasada DHMİ’nin yerine getirdiği düzenleyici görevlerde
2310.04.2008 tarih, 08-28/322-106 sayılı ve 14.9.2006 tarih 06-63/863-253 sayılı Kurul kararları. O dönemlerde
Ulaştırma Bakanlığına bağlı SHGM’nin bu konuda yetkili olduğu görülmektedir.
11-65/1692-599
19
tarafsızlık, tüm sektör aktörlerine eşit mesafede olma ve ayrımcılık yapmama kurallarının 710
sağlanabilmesini teminen, son verilmesi gerektiğinin bildirilmesi uygun olacaktır.
J. SONUÇ
Rekabet Kurulunun 08.07.2010 tarih, 10-49/923-M sayılı kararı uyarınca yürütülen soruşturma
sonucunda, tespitler ve ilgili tarafların savunmaları, toplanan tüm bilgi ve belgeler ile
Soruşturma Raporu, Ek Yazılı Görüş ve Sözlü Savunma Toplantısındaki açıklamalar
değerlendirilerek:
1- Türk Hava Yolları A.O.'nun İstanbul çıkışlı yurt içi ve yurt dışı hava yolu ile yolcu taşıma
hatlarında rakip teşebbüs aleyhine dışlayıcı eylemlerde bulunarak hakim durumunu kötüye
kullandığı iddiasına ilişkin olarak 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında ihlal tespiti 720
yapılamadığına; dolayısıyla adı geçen teşebbüs hakkında aynı Kanun'un 16. maddesi
uyarınca idari para cezası uygulanmasına gerek olmadığına Kurul Üyeleri İsmail Hakkı
KARAKELLE, Dr. Murat ÇETİNKAYA ve Reşit GÜRPINAR’ın farklı gerekçesi ve OYBİRLİĞİ
ile,
2- Bununla birlikte, ilgili pazarda sağlıklı bir rekabet ortamının tesisi bakımından, slot
tahsisleri, uluslararası ikili havacılık anlaşmaları gibi hususlara ilişkin olarak ilgili teşebbüsler
ile kamu kurum ve kuruluşlarına Rekabet Kurulu görüşünün bildirilmesine Kurul Üyesi Reşit
GÜRPINAR’ın farklı gerekçesi ve OYBİRLİĞİ ile
Danıştay yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
730
Rekabet Kurulu’nun 30.12.2011 tarih ve 11-65/1692-599 Sayılı Kararına;
FARKLI GEREKÇE
Pegasus Hava Taşımacılığı A.Ş. tarafından Türk Hava Yolları A.O. (THY)’nın, İstanbul merkezli yurt
içi ve yurt dışı hatlarda havayolu ile tarifeli yolcu taşımacılığı pazarında hâkim durumda olduğu ve bu
gücünü rakip teşebbüslerin yeni pazarlara girmesine engel olmak ve mevcut pazarlardaki faaliyetlerini
zorlaştırmak bir başka deyişle dışlayıcı nitelikte fiyatlama ve fiyatlama dışı eylemlerde bulunmak 740
suretiyle hâkim durumunu kötüye kullandığı şeklindeki eylemleri ile kötüye kullandığı iddiası ile
yapılan şikayet üzerine açılan soruşturma sonucunda Kurulumuz, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi
kapsamında ihlal tespiti yapılamadığına karar vermiş olup, gerek yerinde inceleme ve gerekse
teşebbüslerden gelen ve dosya içeriğinde bulunan belge ve bilgilere göre verilen bu karara, iddia edilen
ihlalin olup, olmadığının tespit edebilmesi için dosyadaki belge ve bilgilerin, yapılan analizlerin yeterli
olmadığı, bu nedenle ihlal olmadığı yolundaki çoğunluk görüşü yönünde oy kullanıldığı, ayrıca slot
tahsislerindeki yasal durumun açıklanmasının, ilgili pazarda sağlıklı bir rekabet ortamının tesisi
bakımından ilgili teşebbüsler ile kamu kurum ve kuruluşlarına gönderilmesine ilişkin Rekabet Kurulu
görüşüne ek gerekçe olarak eklenmesi gerektiği kanaatiyle ile karar sonucuna aşağıda açıklayacağımız
farklı gerekçe ile katılma gereği doğmuş bulunmaktadır. 750
Karara bizim gibi farklı gerekçe yönünde oy kullanan diğer Rekabet Kurulu Üyeleri Sn. İsmail Hakkı
Karakelle ve Sn. Dr. Murat Çetinkaya’nın farklı gerekçelerinde de belirtildiği gibi, İhlalin olup,
olmadığına sağlıklı bir şekilde karar verebilmek için;
11-65/1692-599
20
1- Öncelikle, Sabiha Gökçen Havaalanı (SGH) ile Atatürk Havaalanının (AHL) birbirlerine ne derece
ikame olup olmadığı hususunda Raporda yer alan analizlerin yeterli olması,
2- THY tarafından dosyaya intikal ettirilen ortalama fiyat verilerinin, dosyada yeterli derecede analiz
ve test edilmesi, 760
3- THY’nin Anadolu Jet ile birlikte SGH’de faaliyet göstermesinden önceki ve sonraki tarihleri ayrı
ayrı içerecek şekilde, bu tarihlerde Pegasus tarafından uygulanan fiyatların dosyada karşılaştırmalı bir
şekilde değerlendirilmesi ve böyle bir değerlendirme yapılırken de özellikle, uçuş hattı, uçuş
zamanı/saati, uçak kapasitesi gibi hususların dikkate alınarak ayrıntılı bir fiyat analizi yapılması,
4- İncelenen pazara biraz da geniş perspektiften bakılarak, THY ile Anadolu Jet arasında, bir rekabet
ihlali anlamına gelebilecek şekilde, doğrudan yada dolaylı bir çapraz sübvansiyonun olup olmadığı da
ayrıca bakılması gereken hususlar arasında bulunması,
770
5- Dosyada THY/Anadolu Jet’in yanı sıra, aynı yöntemle şikayetçi konumunda olan Pegasus’un da hat
bazında maliyet/fiyat analizinin de yapılması ve karlılık/zarar durumunun en azından ortaya konulması
gerekirdi.
Soruşturma heyetince yukarıda yapılması gerekli test ve analizlerin bulunmaması nedeniyle tarafıma
ihlalin olup olmadığı konusunda tam bir kanaat gelmediği için, ceza hukukunun ‘’şüphe sanık lehine
yorumlanır’’ (in dubio pro reo) ilkesinden hareketle, 4054 sayılı Yasanın 49.maddesine göre de
çekimser oy kullanmanın mümkün olmaması karşısında karar sonucuna katılmak zorunda kalınmıştır.
Kısaca bu farklı gerekçe oyu sahibi olarak ihlal olmadığı tespiti kararına delil yetersizliğinden değil,
mevcut delillerin yeterince test ve analizlere tabi tutularak değerlendirilmediği ve bu nedenle ihlalin var 780
olup olmadığının sağlıklı olarak ortaya konulamadığı görüşü ile bu yönde oy kullandığımızı belirtmek
istiyoruz. Ancak, Kurulumuzun 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun hükümleri
karşısında, dosyanın bulunduğu bu aşamada tarafımızdan eksiklikleri belirtilen hususların
tamamlanması adına kullanacağı bir usulün ve yetkinin bulunmamasının da anılan Kanunun bir
eksikliği olarak işaret edilmesinde yarar olduğu kanısındayız.
İdare Hukukunda yetki; kişileri, eşitlik kuralını, Temel Hak ve Hürriyetleri, kamusal para ve malları
doğrudan ilgilendiren ve kamu gücü kullanım aracı olan idari işlemin idare içindeki herkes tarafından
değil de, yalnızca kanunda belirlenmiş makamlar tarafından, yine yasada belirlenen konu ve sınırlar
içerisinde yapılabilmesini ifade eder. Bir başka deyişle yetki, idari makamı işgal eden kişi veya 790
kişilerin kamu tüzel kişisi adına hukuki işlemler yapabilme ehliyetidir.
Birinci anlamda yetki; idarenin görev alanını, hukuki olanağını, tesis edebileceği işlemlerin konu ve
sınırını ifade eder.
İkinci ve dar anlamda yetki ise; Anayasa ve Kanunların idareye bıraktığı alanlarda alınacak idari
kararların veya yapılacak işlemlerin hangi idari makam ve organlarca yapılabileceğini veya
alınabileceğini ifade eder. İdare Hukukunda Yetkilerin ortak özelliklerine gelince;
- İdare Hukukunda yetkiler Anayasa ve Kanunlardan kaynaklanır. 800
- İdare Hukukunda yetkiler verilmiş yetki niteliğindedir.
- İdare Hukukunda yetkiler istisnai niteliktedir.
- İdare Hukukunda yetkiler kanunla sınırlı olup, yorumla genişletilemez.
- İdare Hukukunda yetkiler dar yoruma tabi tutulur.
11-65/1692-599
21
- İdare Hukukunda yetkiler kamu düzenine ilişkindir.
Bu açıklamalarımızın ışığında belirtmek gerekirse, Rekabet Kurulunun 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun tarafından kendisine verilen ihlal iddialarını inceleme ve karar verme
görevini yerine getirirken, yine aynı kanunla verilen hukuki olanaklar ve sınırlar içerisinde kalmak
kaydıyla, aşağıda özetle açıklanan tüm usulü yetkilerini kullanarak, sonuca ulaştırması (nihai karar) 810
zorunludur. Başka bir deyişle Kurul kanunda öngörülen usulü süreci takip ederek nihai kararını
verecektir.
4054 sayılı Kanunda Rekabet Kurulunun resen veya kendisine ihbar, şikayet, Bakanlık talebi yoluyla
gelen başvurular üzerine, soruşturma açılıp açılmayacağına karar verebilmesi için öncelikle
önaraştırma yapılmasına karar vereceği, önaraştırmanın 30 gün içinde tekemmül ettirilerek rapora
bağlanarak Kurula sunulacağı (Md.40), önaraştırma raporunun Kurula verilmesinden sonra 10 gün
içerisinde Kurulun, tüm bilgi ve belgeleri değerlendirerek soruşturma açılıp açılmayacağına karar
vereceğini (Md.41), verilen kararların başvuru sahiplerine bildirileceği (Md.42), soruşturma kararı
verilmesi halinde Kurulun soruşturmayı yürütecek raportör veya raportörleri belirleyeceği, 820
soruşturmaya başlanmasından itibaren 15 gün içinde iddiaların türü ve niteliği haklında yeterli bilgiyi
göndermek koşuluyla ilgili taraflara bildireceği ve 30 gün içerisinde savunmalarını göndermesini
isteyeceği (Md.43), Kurulca görevlendirilen soruşturma heyetinin, soruşturma safhasında 4054 sayılı
yasada öngörülen 14 ve 15.maddelerde düzenlenen bilgi isteme ve yerinde inceleme yetkilerini de
kullanarak delilleri toplayacağı (Md.44), soruşturma safhası sonucunda hazırlanan soruşturma
raporunun tüm kurul üyelerine ve ilgili taraflara tebliğ olacağı, gerekli savunmanın taraflarca
verilmesinden sonra ek görüşünde aynı şekilde tüm kurul üyeleri ve taraflara tebliğ edileceği, taraflarca
30 gün içerisinde bu ek görüşe cevap verilebileceği (Md.45), Kurulca resen veya Tarafların cevap ve
savunma dilekçelerinde sözlü savunma toplantısı yapılması talebi halinde sözlü savunma toplantısı
yapılmasına karar verebileceği, sözlü savunmanın soruşturma safhasının bitiminden en az 30, en çok 60 830
gün içinde yapılacağı (md.46-47), sözlü savunma toplantısı yapıldıktan sonra aynı gün, bu mümkün
olmazsa gerekçesi ile birlikte 15 gün içinde nihai kararın verileceği, yine sözlü savunma toplantısı
yapılma kararı verilmesine rağmen taraflar gelmezse bir hafta içinde nihai kararın verileceği (Md.48)
hükme bağlanmıştır. Burada Rekabet Kurulunun resen veya kendisine gelen başvuruları sonuçlandırana
kadar takip edeceği süreçte yapacağı tüm usulü işlemler başka bir deyişle kullanacağı yetkiler özetle
gösterilmiştir.
Bu bölümle ilgili sonuç olarak; Rekabet Kurulunun resen veya kendisine gelen diğer tüm başvuruları
sonuçlandırırken yukarıda belirtilen yapacağı işler, takip edeceği süreç ve kullanacağı argümanlar
kanunda gösterilmiştir. Rekabet Kurulu bu kanunun verdiği tüm hukuki olanakları kullanarak nihai 840
kararını verir. Bu işlemleri yaparken kanunen kendisine verilmeyen bir yetkiyi kullanamayacağı gibi,
verilen bir yetkiyi de (konunun çözümünde gerekli olmaması hali hariç-örneğin bilgi isteme yeterli ise
yerinde inceleme yapmadan) kullanmaması söz konusu olamaz. 4054 sayılı yasa Rekabet Kurulu için
birtakım usul hükümleri ihtiva ettiği bir anlamda rekabet usul hukukunu da içinde barındırdığı için, bu
usul hükümlerine uyması, yasada öngörülen süreci takip ederek bunun dışına çıkmaması gerektiği
açıktır. Ayrıca kendisine yasayla verilmeyen bir yetkiyi de aksine hüküm yok savıyla hareket ederek
kullanamayacağı gibi, yine açıkça yetki devri öngörülmediği hallerde de bu yetkisini asla bir başka
makam veya organa da devredemez.
Yukarıdaki yasal açıklamalarımızı dikkate alarak somut olayı irdelediğimizde, Rekabet Kurulu 850
kendisine gelen başvuru üzerine önaraştırma kararı alarak, raportörlerce önaraştırma yapılmış,
önaraştırma sonucunda elde edilen bilgi ve belgelere göre soruşturma açılmasına karar verilmiştir.
önaraştırma ve soruşturma safhasında raportörlerce yukarıda anılan Kanunun 14.maddesine göre bilgi
11-65/1692-599
22
isteme yetkileri kullanılmış, yine aynı yasanın 15.maddesine göre yerinde inceleme yapılmış ve konu
ile ilgili tüm bilgi ve belgeler toplanmıştır. Toplanan bu ham bilgiler soruşturma heyetince
değerlendirilerek soruşturma raporu ve yine tarafların savunmasından sonra ise ek görüş düzenlenerek,
taraflarla birlikte tarafımıza tebliğ edilmiştir. Daha sonra taraf talebi üzerine sözlü savunma toplantısı
yapılarak nihai karar verilmiştir.
Yukarıda belirtilen hukuki açıklamalara göre, nihai karar verilene dek tesis edilen tüm işlemlerin 860
yasaya uygun ve eksiksiz yapıldığı görülmektedir. Bu durumda, kurul üyeleri soruşturma heyetinin
yaptığı ekonomik analizler ve tüm değerlendirmeleri dikkate alarak adeta bunlarla yetinerek karar
verme durumu ile karşı karşıyadır. Bir başka deyişle Yasanın bu düzenlemesi karşısında Kurul üyeleri
bu değerlendirmelere ve yapılan analizlere göre karar vermeye adeta mahkumdur. Oysa yukarıda
açıkladığımız analiz, test ve değerlendirmeler yapılsa idi konu bütün çıplaklığı ile en az bizim ve bizim
gibi düşünen üyeler açısından ortaya çıkacaktı. Nihai karar verilirken bu eksikliklerin verilecek bir ara
kararı ile giderilmesi veya daha önceki aşamada, soruşturma raporu ve ek görüşün tamamlanmasını
müteakip, bir başka deyişle dosyanın tekemmülünden sonra ve sözlü savunma toplantısı yapılmadan
önce, dosyanın kurul gündemine getirilerek, eksikliklerin giderilmesinin konunun çözümü için en
sağlıklı yol olduğunu düşünüyorum. Kanımca burada hiçbir kimsenin kusuru olmayıp, yasanın bir 870
boşluğu olduğu inancındayım. Çünkü Kurul adına bağımsız olarak hareket eden bir soruşturma
heyetinin, kendilerince yapılan mevcut analiz ve değerlendirmelerin, sonuca ulaşma adına yeterli
olduğunu düşünmesinin mümkün olması ve yine aynı şekilde çoğunluk oyu kullanan üyelerin de bu
analiz ve değerlendirmeleri yeterli bulması gibi bir durumun doğması doğal hatta 4054 sayılı yasa
hükümlerine göre de yasaldır.
Ancak, bizim gibi düşünerek karşı oy kullanan üyelerin, elde edilen mevcut bilgi ve belgelere göre
yapılan değerlendirme ve ekonomik analizlerin yeterli olmadığı kanaatinde olması halinde yapılacak
işlemler 4054 sayılı yasada öngörülmediği için sonuca sağlıklı bir şekilde ulaşmakta zorluk
çekilmektedir. Kanımızca, bu yasal boşluğun kanunda süratle yeni bir düzenleme yapılarak veya 880
Danıştay’ın bu yasal boşluğu içtihadı ile doldurması gerektiğine inanıyoruz. Bu konuda yasal bir örnek
vermek gerekirse; 2577 sayılı İ.Y.U.K da; idare mahkemelerine ve Danıştay’a böyle durumlar
karşısında kalınması halinde yapılacak işlemler 19.madde de gösterilmiştir. “Duruşmalı işlerde karar
verilmesi’’ başlıklı bu maddede, yasakoyucu aynen “Duruşma yapıldıktan sonra en geç onbeş gün
içinde karar verilir. Ara kararı verilen hallerde, bu kararın yerine getirilmesi üzerine, dosyalar
öncelikle incelenir.’’ Hükmünü getirerek idare mahkemesi ve Danıştay’a dosyanın tekemmülünden
sonra dosyadaki eksikliğin ara kararı ile giderilmesi yolunu öngörmüştür. Bu hükme göre, Danıştay
veya idare mahkemesinde tekemmül etmiş ve duruşması yapılmış bir dosyada eksiklik tespit edilirse,
bu eksikliğin ara kararı ile giderilerek dosyanın daha sağlıklı karar verilebilecek bir duruma getirilip,
karar verilmesi olanağı tanınmıştır.Yine ceza hukukunda tevsi-i tahkikat müessesesi de aynı sorunlara 890
çözüm üreten bir müessese olarak CMK’da düzenlenmiştir. Bu nedenle sonuç olarak, mevcut 4054
sayılı Yasa Hükümlerine göre yargı yeri olmamakla birlikte yargı benzeri fonksiyon icra eden ve karar
veren 24 Rekabet Kurulunun karşılaşabileceği böyle durumlarda yapabileceği usulü işlemler hükme
bağlanmadığı için, yasada bu yolda düzenleme yapılması gerektiği kanaatindeyim.
24 Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku, Bursa Ekin Kitabevi Yayınları, 2000, s.831-854
Bağımsız İdari Otoriteler Bu anlamda, hukukî uyuşmazlıklar veya hukuka aykırılık iddiaları, bağımsızlık ve tarafsızlık niteliğine sahip
organlarca çözümlense bile bunların verdiği kararlar kesin hüküm oluşturmuyorlarsa, bunların faaliyetleri yargı fonksiyonu kapsamında
değildir; bunların kararları yargı kararı olarak nitelendirilemez. Örneğin Rekabet Kurulu, Sermaye Piyasası Kurulu, RTÜK gibi bağımsız idarî
otoritelerin durumu böyledir. Gerçekten de bu Kurulların üyeleri belli ölçüde bağımsızlık niteliğine sahiptir. Keza bu Kurulların tarafsızlığını
sağlayıcı usûller de vardır. Dahası bu Kurullar maddî açıdan tamamıyla yargı fonksiyonuna benzer bir fonksiyon ifa etmektedirler. Bir hukuka
aykırılık iddiasını dinlemekte, bu iddianın gerçekliğini araştırmakta ve daha sonra da müeyyide uygulanıp uygulanmamasına karar
vermektedirler. Hatta bu Kurulların çalışma usûlleri de büyük ölçüde mahkemelerin yargılama usûllerine benzemektedir. Ne var ki tüm bu
özelliklere rağmen bağımsız idarî otoritelerin faaliyetleri bir yargı fonksiyonu, kararları bir yargı kararı olarak nitelendirilemez. Çünkü, bunların
kararları kesin hüküm oluşturmaktan uzaktır. Bunların kararları aleyhine ilgili kişiler yargı organlarında dava açabilirler.
11-65/1692-599
23
Olaya bir başka açıdan da bakılabilir. Denilebilir ki, Rekabet Kurulu Üyeleri konularında yetkin
kişilerdir. Soruşturma heyetince maddi bilgi ve bulgular ile tüm belgeler bilgi isteme ve yerinde
inceleme sonucu elde edilerek dosya içeriğinde bulunduğuna göre, Kurul Üyeleri bu bilgi ve belgeleri
kendileri değerlendirerek, soruşturma heyetinin değerlendirme ve analizlerinden ayrı değerlendirme ve
analizler yaparak karar verebilirler. Rekabet Hukuku hakkında yeterli bilgisi olmayan bir hukukçu veya 900
ekonomist bu konuya evet yapsınlar, yapmaları da görevleridir diyebilir. Ama Rekabet Hukukunun
hem hukuki, hem de ekonomik boyutunu iyi bilen bir rekabet Hukukçusu ise, bazı ekonomik
analizlerin kurum dışında da yapılabildiği gerçeğinden hareketle bu konuda yapılması gerekli
analizlerin çoğunun üyelerce yapılması olanağı bulunmadığı gibi, böyle bir görevlerinin bulunmadığını
da işaret ederek bunun mümkün olmadığını söyleyecektir. Kaldı ki, Kurum bünyesinde, belirtilen bu
ekonomik test, analiz ve değerlendirmeleri yapmak üzere görevlendirilen Ekonomik Analiz ve
Araştırma Dairesi Başkanlığı bulunmaktadır. Soruşturma heyetince, soruşturma aşamasında
tarafımızdan öngörülen bu test, analiz ve değerlendirmeler konusunda adı geçen daireden teknik
yardım alınmasının gerekliliğini de söylemeden geçmek mümkün değildir.
910
Burada belirtilmesi gereken bir hususta, yasa gereği soruşturma raporu ve ek görüş kendisine tebliğ
edilen Rekabet Kurulu Üyelerinin, rapor ve ek görüş üzerinde gerekli incelemeleri yaparak
soruşturma heyetini, dosyada gördüğü eksiklikler yönünde çalışma yapılması için uyarması gerektiği
düşünülebilir. Ancak, 4054 sayılı yasanın değişmeden önceki 43.maddesinde; Kurulun Soruşturma
kararı ile birlikte, görevli raportörlerle birlikte kurul üyesi veya üyelerini belirleyerek, soruşturma
heyetinin bu şekilde oluşması öngörülmüş, 5388 sayılı yasanın 5.maddesi ile, 43.madde de değişiklik
yapılarak Kurul Üyeleri soruşturma heyetinden çıkarılmıştır. Gerek Kanundaki bu yeni düzenleme ve
gerekse 43.maddenin eski haline göre soruşturma kararı verilip, soruşturma heyetinde yer alan kurul
üyelerinin aynı dosya ile ilgili nihai karar oturumuna katılarak karar vermesinin tarafsızlık ilkesine
aykırı olduğundan bahisle Danıştay Dava Daireleri Kurulu’nun ve yine Danıştay 13.Dairesinin verdiği 920
iptal kararlarının yerleşik içtihat haline gelmesi karşısında, Kurul Üyelerinin Soruşturma Raporlarının
kendilerine tebliğinden sonra bireysel olarak soruşturma heyetine müdahale etmesi tarafsızlık ilkesinin
çiğnenmesi sonucunu getirebilir. Burada ancak, yasa koyucu tarafından gerekli yasal düzenlemenin
yapılarak konulacak bir usul işlemi ile, dosyanın bu aşamada Başkanlıkça kurul gündemine getirilmesi
ve eksikliklerin Kurulun alacağı kararla tamamlanmasının uygun olacağı ve bu uygulamanın da
yukarıda belirtilen tarafsızlık ilkesine aykırı düşmeyeceği düşünülmektedir. 4054 sayılı Yasa’nın
43.maddesinde öngörülen soruşturma raporunun ve ek görüşün kurul üyelerine tebliği yolundaki
hükmün, maddenin gerekçesinde de bu konuda bir açıklamanın yer almaması da dikkate alındığında,
sadece Kurul Üyelerinin dosyadan bilgi sahibi olması ve dosyayı önceden incelemesi gerekliliğinden
dolayı sevk edildiği kanısındayız. 930
Slot tahsislerindeki yasal durumun açıklanmasının, ilgili pazarda sağlıklı bir rekabet ortamının tesisi
bakımından ilgili teşebbüsler ile kamu kurum ve kuruluşlarına gönderilmesine ilişkin Rekabet Kurulu
görüşüne ek gerekçe olarak eklenmesi yolundaki farklı gerekçemize gelince;
5431 Sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri hakkında Kanun’un Sivil Havacılık
Genel Müdürlüğü Hava Ulaşım Daire Başkanlığı’nın görevlerini gösteren 9.maddenin (h) fıkrasının
eski halinde aynen “Trafiği yoğun hava alanlarında slot uygulamasını sağlamak, bu konuda gerekli
düzenlemeleri yapmak ve takip etmek” hükmü yer alırken, bu fıkra 02.11.2011 gün ve 28103 sayılı
Resmi Gazetede yayımlanarak, aynı gün yürürlüğe giren 661 Sayılı K.H.K nin 68.maddesi ile 940
değiştirilerek ‘’Trafiği yoğun hava alanlarında slot uygulanmasına ilişkin gerekli düzenlemeleri
11-65/1692-599
24
yapmak ve slot uygulanmasını sağlayacak kurum ve kuruluşların Bakan onayı çerçevesinde
yetkilendirilmesine ilişkin iş ve işlemleri yürütmek.’’şeklinde değiştirilmiştir.
5431 Sayılı Yasanın 9.maddesinin (h) fıkrasının eski ve yeni halinin birlikte incelenmesi sonucu; eski
hükme göre slot tahsisinin Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’ne (Hava Ulaşım Daire Başkanlığı)
verilmiş bir yetki olduğu, yasada yetki devri konusunda açık bir hüküm olmaması nedeniyle Sivil
Havacılık Genel Müdürlüğü’nün bu yetkisini bir başka kurum veya kuruluşa devretmesinin bu hükmün
eski halinin yürürlükte olduğu tarihte mümkün olmadığı, slot tahsis yetkisinin devrine olanak getiren
hükmün, 661 sayılı KHK ile 9.maddede yapılan değişiklik sonucu konulduğu açıkça anlaşılmaktadır. 950
İdare Hukukunda yetki devri ile ilgili hukuki açıklamalar yukarıda daha önceki madde ile ilgili olarak
açıklandığından burada yinelenmemiştir.
Olayımızda dosya içerisinde bulunan belge ve bilgilerin incelenmesi sonucu, Sivil Havacılık Genel
Müdürlüğünün slot tahsisi konusundaki yetkisini 17 Ağustos 2010 tarihinden itibaren fiilen Devlet
Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü’ne devrettiği ve böylece slot tahsisi konusundaki yetkinin
17 Ağustos 2010 – 2 Kasım 2011 tarihleri arasında yaklaşık 14 ay süreyle yasal dayanaktan yoksun
olarak adı geçen Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü’nce kullanıldığı anlaşılmıştır.
Slot tahsisi konusu havayolu şirketleri arasındaki rekabeti doğrudan etkileyen çok önemli bir konu
olması nedeniyle bu şekilde yasal dayanağı olmaksızın yetki kullanımı ile rekabetin bozulmaması 960
hususunda tarafımdan öngörülen bu görüşün, ilgili pazarda sağlıklı bir rekabet ortamının tesisi
bakımından ilgili teşebbüsler ile kamu kurum ve kuruluşlarına gönderilmesine karar verilen Rekabet
Kurulu görüşüne ek gerekçe olarak eklenmesi gerektiği kanaatiyle ile karar sonucuna bu farklı
gerekçe ile de katılmak gereği duyulmuştur.
Yukarıda geniş olarak açıklanan nedenlerle, Kurulumuzun mezkur kararının 1 ve 2.maddelerine farklı
gerekçe ile katılıyorum.
Reşit GÜRPINAR
Kurul Üyesi 970
980
990
11-65/1692-599
25
Rekabet Kurulu’nun 30.12.2011 tarih ve 11-65/1692-599 Sayılı Kararına;
FARKLI GEREKÇE
Mezkur Kurul kararında soruşturmanın tarafı olan Türk Hava Yolları A.O. (THY) hakkında bir ihlal
tespiti yapılamadığına karar verilmiştir. Dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesi
neticesinde THY tarafından yıkıcı fiyatlandırma yoluyla hakim durumun kötüye kullanıldığına yönelik
böyle bir tespitin yapılamayacağına katılmakla birlikte, dışlayıcı bir kötüye kullanmanın olup olmadığı
hususunda tam bir kanaate ulaşmak için dosyadaki bilgilerin yeterli olmadığı düşünülmektedir. Şöyle
ki: 1000
1- Öncelikle, Sabiha Gökçen Havaalanı (SGH) ile Atatürk Havaalanının (AHL) birbirlerine ne derece
ikame olup olmadığı hususunda Raporda yer alan analizler yeterli bulunmamıştır.
2- THY tarafından dosyaya intikal ettirilen ortalama fiyat verilerinin, dosyada yeterli derecede analiz
ve test edilemediği görülmüştür.
3- THY’nin Anadolu Jet ile birlikte SGH’de faaliyet göstermesinden önceki ve sonraki tarihleri ayrı
ayrı içerecek şekilde, bu tarihlerde Pegasus tarafından uygulanan fiyatlar dosyada karşılaştırmalı bir
şekilde değerlendirilmemiştir. Böyle bir değerlendirme yapılırken de özellikle, uçuş hattı, uçuş 1010
zamanı/saati, uçak kapasitesi gibi hususların dikkate alınarak ayrıntılı bir fiyat analizi yapılması
gerekmektedir.
4- İncelenen pazara biraz da geniş perspektiften bakılarak, THY ile Anadolu Jet arasında, bir rekabet
ihlali anlamına gelebilecek şekilde, doğrudan yada dolaylı bir çapraz sübvansiyonun olup olmadığı da
ayrıca bakılması gereken hususlar arasında bulunmaktadır.
5- Dosyada THY/Anadolu Jet’in yanı sıra, aynı yöntemle şikayetçi taraf olan Pegasus’un da hat
bazında maliyet/fiyat analizinin de yapılması ve karlılık/zarar durumunun en azından ortaya konulması
gerekirdi. 1020
Yukarıda belirtilen hususlara yönelik herhangi bir değerlendirme yapılamadığından, dosyada mevcut
bilgi ve belgeler çerçevesinde THY’nin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiğine yönelik net bir
kanaate ulaşılamamıştır.
İsmail Hakkı KARAKELLE Dr. Murat ÇETİNKAYA
Kurul Üyesi Kurul Üyesi
1030
Full & Egal Universal Law Academy