1 REKABET KURUMU
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : D3/2/Y.K.-02/01 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 02-13/126-53
Karar Tarihi : 8.3.2002
A- TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Tamer MÜFTÜOĞLU
Üyeler : Dr. Kemal EROL, İsmet CANTÜRK, Nejdet KARACEHENNEM,
A. Ersan GÖKMEN, R. Müfit SONBAY, Kubilay ATASAYAR, Murat GENCER,
Mustafa PARLAK, Prof. Dr. Zühtü AYTAÇ, Rıfkı ÜNAL
B- RAPORTÖRLER: Yüksel KAYA, Ali Fuat KOÇ
C- ŞİKAYET EDEN: Permak Makina Sanayi A.Ş.
Temsilcisi: B. Metin TUNÇ
Barbaros Bulvarı No: 93 Beşiktaş/İSTANBUL
D- HAKKINDA ÖNARAŞTIRMA YAPILAN: Türk Standartları Enstitüsü
Necatibey Cad. No: 112 06100
Bakanlıklar/ANKARA
E- DOSYA KONUSU: Türk Standartları Enstitüsü (TSE)'nün, marka kullanım
ücretlerini belirlerken yurtiçi-yurtdışı imalat ayrımı yaparak firmalar arasında
eşitsizlik yarattığı iddiası.
F- İDDİALARIN ÖZETİ: TSE'nin, marka kullanım ücretlerini belirlerken ayrımcılık
yaptığı iddia edilmektedir.
G- DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 14.6.2001 tarih ve 2550 sayı ile giren
başvuru üzerine hazırlanan Bilgi Notu, Rekabet Kurulu'nun 11.12.2001 tarih ve
01-59 sayılı toplantısında görüşülmüş ve başvuru konusu iddialara yönelik olarak
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 40/1. maddesi uyarınca
621-M sayı ile önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir.
İlgili karar uyarınca düzenlenen 26.2.2002 tarih, D3/2/Y.K.-02/01 sayılı
Önaraştırma Raporu 4.3.2002 tarih, REK.0.07.00.00/5 sayılı Başkanlık önergesi ile
02-13 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
H- RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda; TSE'nin, 4054 sayılı Kanun
anlamında teşebbüs olduğu, yurt içi ve yurt dışı ücret çizelgelerinde farklı taban ve
tavan ücreti belirlendiği, dolayısıyla 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’un 6. maddesi uyarınca hakim durumun kötüye kullanılması olarak nitelenen
ayrımcı uygulamaların ortadan kaldırılmasını teminen TSE hakkında soruşturma
açılması gerektiği ifade edilmektedir.
2 REKABET KURUMU
I- İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Olaylar
Şikayetçinin başvurusu üzerine hazırlanan Bilgi Notu'nda özetle;
TSE'nin Kanun’un 3. maddesindeki “piyasada mal veya hizmet üreten, pazarlayan,
satan gerçek veya tüzel kişi” tanımı uyarınca teşebbüs olarak
değerlendirilebileceği,
TSE'nin hakim durumda olduğu,
TSE’nin yasadan kaynaklanan fiyat belirleme yetkisini kötüye kullanıp
kullanmadığının belirlenmesi gerektiği,
TSE hakkında ihlale konu olan davranışın düzeltilmesini teminen 4054 sayılı Kanun
'un 40. maddesi uyarınca önaraştırma açılması gerektiği,
ifade edilmektedir.
Bilgi Notu'na ilişkin alınan kararda, önaraştırma kapsamında Türk
Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) ile TSE ilişkisinin araştırılması, TSE’nin 4054 sayılı
Kanun anlamında teşebbüs olup olmadığının 99-24/217-130 sayılı TOBB kararı da
gözetilerek incelenmesi ve işlemlerinin niteliğinin açıklığa kavuşturulabilmesi için
4054 sayılı Kanun’un 40/1. maddesi uyarınca önaraştırma yapılmasına karar
verilmiştir.
I.2. İnceleme
I.2.1. Belediyeler ve BOTAŞ İşletme Müdürlükleri’nin Doğal Gaz Teknik
Şartname ve Yönetmelikleri
Doğal gaz, Türkiye’de Ankara, Bursa, Eskişehir, İstanbul ve İzmit illerinde
kullanılmaktadır. Bu illerde doğal gaz dağıtımı yapan kuruluşlar olan belediyeler ve
BOTAŞ işletme müdürlükleri, doğal gaz kullanımına olanak tanıyan tesisatların
kurulması, doğal gaza dönüşümün gerçekleştirilmesi ile ilgili kuralları içeren
yönetmelik ve teknik şartnameleri hazırlayarak uygulamaya geçirmişlerdir. Anılan
yönetmelik ve teknik şartnameler uyarınca gerekli cihaz ve malzemelerin
kullanılabilmesi için bu cihaz ve malzemelerin TSE tarafından hazırlanan ilgili
standartlara uygun olması şarttır. Bir ürünün TSE tarafından belirli bir takım
standartlar/kriterler göz önüne alınarak değerlendirildiğini gösteren TSE/TSEK
markalarını ürün veya ambalajı üzerinde kullanma yetkisi münhasıran TSE ile
yapılacak sözleşme ile elde edildiğinden, TSE bu konuda tek başvuru kaynağı olarak
ortaya çıkmaktadır.
Belediyeler ve BOTAŞ işletme müdürlükleri tarafından uygulanan yönetmelik
ve teknik şartnamelerde birbirine benzer ifadelere yer verilerek, yönetmelik ve teknik
şartname kapsamında kullanılan bütün cihazlar ve gaz armatürleri boru, fitting vb.
malzemeler için Türk Standardı varsa Türk Standartlarına Uygunluk Belgesi; Türk
Standardı yoksa, Kalite Uygunluk belgesi (TSEK) alınmasının zorunlu olduğu
belirtilmiştir.
3 REKABET KURUMU
I.2.2. Zorunlu Standartlar
Doğal gazla çalışan cihazlar ve doğal gaz tesisatlarında kullanılan diğer
malzemelerin TSE/TSEK markalarını haiz olması gerekliliği sadece belediyeler ve
BOTAŞ İşletme Müdürlüklerinin uygulamasından kaynaklanmamaktadır. Bu
uygulamalara ilave olarak, anılan cihazlar ve malzemelerin bir kısmının tabi olduğu
zorunlu Türk standartları da bulunmaktadır. Sayısı 1254 olan gerek doğal gazla
kullanılan ürünler gerekse başka ürünler için uyulması zorunlu Türk standartlarından
249 adedinde ilgili ürünün TSE markasını haiz olması gerekirken, 1005’inde
üreticinin beyanı esas olup, herhangi bir belge ve marka zorunluluğu
bulunmamaktadır.
I.3. İlgili Pazar
Ürünlerin belirlenmiş kalite ve güvenlik kriterlerine göre yeterliliğini tespit
etmek için yapılan deney, muayene ve belgelendirme işlemleri "uygunluk
değerlendirmesi" kavramı içinde yer almaktadır. Uygunluk değerlendirmesi 4703
sayılı Ürünlere ilişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair
Kanun’da “Ürünün, ilgili teknik düzenlemeye uygunluğunun test edilmesi, muayene
edilmesi ve/veya belgelendirilmesine ilişkin her türlü faaliyeti” şeklinde
tanımlanmaktadır.
TSE tarafından bir ürünün ilgili olduğu standarda uygunluğunun
belirlenebilmesi için; ürünün üretildiği yerde tesis, ekipman, personel ve kalite
yönünden inceleme yapılmakta, incelemesi yapılan firmanın yeterli bulunması
halinde üretimi tamamlanmış veya nihai üründen numune alınmakta, numuneler ilgili
standarda göre muayene ve deneylere tabi tutulmakta, hazırlanan teknolojik rapor ile
muayene ve deney raporları TSE’nin Belgelendirme Komisyonu’nda görüşülüp
karara bağlanmakta, ürünün ilgili olduğu standarda uygun olduğunu göstermek
amacıyla TSE/TSEK markasını kullanma hakkı verilmesi kararı alınmışsa; TSE ile
üretici ve/veya ithalatçı arasında “TSE/TSEK Markasını Kullanmak İçin Tip
Sözleşme” imzalanmakta, firmaya üretim yerinin yeterliliğini gösteren İmalata
Yeterlilik Belgesi ve ürünlerinin Türk Standardına uygunluğunu ifade eden Türk
Standartlarına Uygunluk Belgesi veya Kalite Uygunluk Belgesi verilmektedir.
İncelemeler sonrasında imzalanan sözleşmeler, imalatçı ve/veya ithalatçıya
ürüne yönelik olarak hazırlanmış bir Türk Standardı olması halinde TSE markasını,
herhangi bir Türk Standardının olmaması halinde ise uluslararası standartlar ve/veya
diğer bazı kriterler dikkate alınarak yapılan inceleme sonrasında TSEK markasını
ürün veya ambalajı üzerine koyma yetkisi tanımaktadır. Anılan markanın kullanılması
karşılığında ödenecek ücret ise, TSE veya TSEK markasını taşıyan ürünün yıllık brüt
satış miktarı dikkate alınarak TSE Yönetim Kurulu’nca belirlenen ücret çizelgesine
göre hesaplanmaktadır.
Bu nedenle ilgili pazar, belediye ve BOTAŞ işletme müdürlüklerinin
yönetmelik ve teknik şartnameleri kapsamında kullanılan doğal gazla çalışan cihaz
ve diğer malzemelerin belirli standartlara uygun olduğunu tespit etme ve bu
durumu gösteren TSE ve TSEK markalarını kullandırma yoluyla sınırlı ürünlere
ilişkin uygunluk değerlendirmesi ve belgelendirme hizmeti pazarı olarak
tanımlanabilecektir.
4 REKABET KURUMU
Burada dikkat edilmesi gereken husus, TSE ve TSEK markalarının malın
kalitesini garanti eden, bir başka deyişle garanti markası işlevi olan markalar
olmasıdır. Bir ürün, üzerinde kalitesini garanti eden değişik garanti markalarını
barındırıyor olabilmektedir. Ancak Türkiye'de belediyeler ve BOTAŞ işletme
müdürlüklerinin hazırladıkları teknik şartname ve yönetmelikler uyarınca doğal gazla
çalışan malzeme ve cihazların dönüşümde kullanılabilmesi için TSE/TSEK
markalarını haiz olması gerekmekte, dolayısıyla anılan garanti markalarının ikamesi
söz konusu olmamaktadır. Örneğin şikayetçi firma ürünlerinin ilgili olduğu Avrupa
Birliği Direktifine uygunluğunu gösteren ve ürünün Avrupa Birliği’nde serbestçe
dolaşıma girmesine imkân tanıyan CE işaretini taşımasına rağmen, TSEK belgesini
de haiz olması şartı, uygulamada uluslararası standartlara uygunluğun da TSEK
belgesi alınarak gösterilmesi gereğine işaret etmektedir.
BOTAŞ Eskişehir İşletme Müdürlüğü ve İzmit Belediyesi’nin gaz dağıtım
kuruluşu olan İZGAZ A.Ş.’nin şartnamelerinde bulunan bazı ifadelerden, kullanılacak
cihaz ve malzemeler için TSE/TSEK belgelerinin, uluslararası standartlara
uygunluğu gösteren belgelerle ikame olabileceği, bu nedenle ilgili pazarın ürünlerin
standartlara uygun olduğunu tespit etmeye yönelik uygunluk değerlendirmesi ve
belgelendirme hizmeti olarak daha geniş tanımlanması gerektiği ileri sürülebilir.
Ancak uygulamada, bir ürün için TSE/TSEK belgelerinin verilmesine imkan
tanıyacak bir Türk Standardı veya uluslararası standart veya benzer kriterler
olmaması durumunda anılan uygunluk belgelerine başvurulduğu gözlenmektedir.
Nitekim, "cihaz ve malzemelerin uluslararası standartlara uygunluğu" ifadelerinin
yanısıra, Eskişehir BOTAŞ İşletme Müdürlüğü’nün uyguladığı şartname ve
yönetmelikte "bütün cihaz ve malzemeler için TSE/TSEK belgelerinin alınmasının
zorunlu olduğu" ifadesinin de yer alması, üretici ve ithalatçı şirketlerden istenen
yeterlilik şartları arasında "TSE belgelerinin en son vize işlemleri yapılmış şekilde
birer fotokopisi"nin de istenmesi, İZGAZ A.Ş.’nin uyguladığı yönetmelik ve teknik
şartname kapsamındaki cihaz ve malzemelerin üreticisi firmalardan TSE/TSEK
belgelerinin istenmesi, kullanılacak malzemeler için öncelikle TSE onayının
aranması, bu onayın olmadığı durumlarda uluslararası standartlara uygunluğun
aranması ve son olarak yine İZGAZ A.Ş.’den alınan gaz dağıtım kuruluşlarının “Gaz
Dağıtım Kuruluşları İç Tesisat Şartnameleri Değerlendirme Komisyonu tarafından
14.5.2001 tarihinde almış olduğu kararlar” başlıklı belgede kullanılan "tüm
malzemelerin TSE/TSEK onaylı olması" ifadeleri firmaları TSE/TSEK belgeleri
almaya yöneltecektir. Özetle belediyelerin hizmet talep eden üretici ve ithalatçılar
bakımından TSE/TSEK belgelerini şart koşması nedeniyle uluslararası standartlara
uygunluğu gösteren belgelerin ikame olarak görülmesi oldukça zor veya istisnaidir.
Yukarıda yapılan ilgili hizmet pazarı tanımında dikkat edilmesi gereken bir
husus da, doğal gazlı cihaz veya malzemelerin bir kısmının ilgili olduğu standardın
zorunlu olabileceğidir. 4.2.2000 tarih ve 23954 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
ÖSG-2000/13-14 sayılı Türk Standartlarına Uygunluk Belgesi ve TSE Markası
Hakkında Tebliğ’e göre; Tebliğ eki listede yer verilen ürünlerin satışı ile iştigal
edenler Türk Standardına Uygunluk Belgeli ve TSE markalı mamulleri satmak
zorundadır. Ayrıca, Kamu Kuruluşları, İktisadi Devlet Teşekkülleri, Kamu İktisadi
Kuruluşları, bunların müesseseleri ve Bağlı Ortaklıklarının her türlü satın alma ve
yatırım ihalelerinde zorunlu standarda konu mamuller için Türk Standartlarına
5 REKABET KURUMU
Uygunluk Belgesi ve TSE markasını aramak zorundadırlar. Aynı şekilde kamu kurum
ve kuruluşları, her türlü satınalma ve yatırım ihaleleri için hazırlanacak
şartnamelerinde, ekli liste dışında kalan ve mecburi Türk Standardı bulunan
konularda, standartlarına atıf yaparak, alınacak mamulün Türk Standartlarına
Uygunluk belgesi ve TSE markası olmasını prensip olarak kabul edecekler ve Türk
Standartlarına Uygunluk Belgesi ve TSE Markası bulunmayan mamuller için,
TSE’den alınacak uygunluk raporu isteyeceklerdir.
Her şeyden önce bu tür Tebliğler vasıtasıyla bazı Türk Standartlarının zorunlu
kılınması nedeniyle, listede yer alan ürünlerin üreticileri bakımından TSE'ye
başvurarak TSE markasını almak şart olmaktadır. Belediyelerin ve BOTAŞ işletme
müdürlüklerinin şartname ve yönetmelikleri kapsamındaki doğal gazla kullanılan bazı
ürünler için zorunlu Türk Standartlarının yanısıra, zorunlu olmayan Türk Standartları
da bulunabileceği gibi, herhangi bir Türk Standardı hazırlanmamış, dolayısıyla
uluslararası standartlar veya başka kriterler göz önüne alınarak uygunluk
değerlendirmesi yapılan ve Kalite Uygunluk Belgesi (TSEK markası kullanma hakkı)
verilen bir ürün de bulunabilir. Kamu kurum ve kuruluşları kendi alımlarında anılan
Tebliğ gibi düzenlemeler nedeniyle TSE markasını şart koşarken, can ve mal
güvenliğinin öne çıktığı doğal gaz kullanımına ilişkin olarak da kullanılan cihaz ve
malzemelerin TSE veya TSEK markasını haiz olmalarını zorunlu kılmaktadırlar.
Yukarıda belirtilen hususlara ilaveten, doğal gaz tesisatlarında kullanılan,
ancak doğal gazla çalışan cihazlar haricindeki ürünler için geçerli ve TSE markası
kullanımını gerektiren zorunlu Türk Standartları açısından TSE markasını kullanma
hakkını vermeyi de içeren uygunluk değerlendirmesi ve belgelendirme hizmeti de
ilgili pazara dahil edilmiştir.
I.4. Hakim Durum Değerlendirmesi
Yukarıda yer verildiği üzere, belediye ve BOTAŞ İşletme Müdürlükleri gibi
kuruluşların uygulaması nedeniyle firmalar açısından doğal gazla kullanılan cihazlar
ile diğer malzemelere ilişkin standartlara uyulması zorunlu hale gelmektedir. Ayrıca
bu ürünlere ilişkin bazı standartlara uyulması da TSE’nin gördüğü fayda üzerine ilgili
bakanlığın onayına sunması sonucunda kanunen zorunlu tutulmuştur. Bu nedenle,
TSE doğal gazla kullanılan cihazlar ve diğer malzemelerin (ve zorunlu standartlara
uyması gereken diğer ürünlerin) standartlara uygunluk değerlendirmesini yapma ve
bunun sonrasında sahip olduğu TSE/TSEK markalarını kullandırmayı da içine alan
belgelendirme hizmeti pazarında hakim durumdadır.
I.5. Taraflar
I.5.1. Türk Standartları Enstitüsü ve Türk Akreditasyon Kurumu
27.10.1999 tarih ve 4457 sayılı Türk Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve
Görevleri Hakkında Kanun ile kurulan Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK), anılan
Kanun’un “Kuruluş Amacı” başlıklı 1. maddesine göre; laboratuvar, belgelendirme ve
muayene hizmetlerini yürütecek yurt içi ve yurt dışındaki kuruluşları akredite etmek,
bu kuruluşların belirlenen ulusal ve uluslararası standartlara göre faaliyetlerde
bulunmalarını ve bu suretle ürün/hizmet, sistem, personel ve laboratuar belgelerinin
ulusal ve uluslararası alanda kabulünü temin etmek amacıyla, merkezi Ankara’da
6 REKABET KURUMU
olmak üzere Başbakanlıkla ilgili, özel hukuk hükümlerine tabi, tüzel kişiliği haiz, idarî
ve malî özerkliğe sahip bir kamu kurumudur.
1. maddede geçen akredite etmek terimi, Kanun’un 2. maddesinde “İlgili
mevzuat çerçevesinde ihtiyarî veya zorunlu alanlarda, özel veya kamu
laboratuarlarının, muayene ve belgelendirme kuruluşlarının ulusal ve uluslararası
kabul görmüş teknik kriterlere göre faaliyet gösterdiğinin Kurum tarafından
onaylanmasını”, “Belgelendirme Kuruluşu” ise belirlenen standartlara veya teknik
düzenlemelere uygunluğun belgelendirmesini yapan kuruluşu ifade etmektedir.
Kanun’un 3. maddesinin “b” bendinde “Akredite edilmek üzere başvuruda
bulunan; laboratuar, ürün/hizmet, sistem, personel ve benzeri belgelendirme
konularında faaliyet gösteren özel ve/veya kamu kurum ve kuruluşlarının ilgili
standartlara ve kriterlere göre değerlendirmesini yapmak ve bu değerlendirme
sonucunda kuruluşun akredite edilip edilmemesine karar vermek, akredite edilen
kuruluşları izlemeye almak ve gerektiğinde geçici veya devamlı olarak akreditasyon
kararını durdurmak ve bu alanlarda faaliyette bulunacak tüm kurum ve kuruluşlar
arasında koordinasyonu sağlamak” Kurumun görevlerinden biri olarak sayılmaktadır.
5. maddeye göre Kurumun en üst karar organı olan Genel Kurul üyeleri “a”,
“b” ve “c” olmak üzere 3 gruptan oluşmakta, “b” grubunda TSE’den 3 temsilci yer
almaktadır.
Yönetim Kurulu toplam 7 kişiden oluşmakta, üyeler arasında herhangi bir
kuruluştan sadece 1 temsilci bulunabilmekte ve kararlar toplantıya katılanların
çoğunluğu ile alınmaktadır. Yönetim Kurulu Başkanınının “a” grubundan seçilmesi
zorunluluğu ve bir kuruluştan en fazla 1 temsilcinin yönetim kurulu üyesi olabilmesi
vasıtasıyla TSE’nin karar alma sürecinde etkisi azaltılmıştır.
Kurumun ana hizmet birimleri arasında bulunan Ürün/Hizmet Akreditasyon
Başkanlığı’nın görev ve yetkileri arasında “Ürün ve hizmet belgelendirmesi yapan
kuruluşların akreditasyonu için teknik ve bilirkişi komiteleri oluşturmak”, “Akreditasyon
başvurularının sonuçlandırılması için teknik incelemeyi yapmak veya yaptırmak ve
onay için Yönetim Kuruluna sunmak” ve “Akredite edilen kuruluşları izlemek ve
kontrol etmek” yer almaktadır.
Kurumun gelirleri arasında, akredite edilmiş kuruluşların, yıl içinde
akreditasyon kapsamındaki faaliyetleri karşılığı elde ettikleri brüt gelirlerinin % 1’i ve
yapılan hizmetler karşılığı alınacak ücretler sayılmıştır.
Akreditasyonun gönüllülük esasına dayanması sebebiyle belgelendirme
faaliyetinde bulunan kuruluşlar ile laboratuarların akredite olma zorunluluğu yoktur.
TSE de, bu nitelikte laboratuar işleten ve belgelendirme sistemleri çalıştıran
kuruluşlardan biri olması sebebiyle, akredite olmak için TÜRKAK’a başvuruda
bulunduğu takdirde gerekli işlemler yapılacaktır. Nitekim dosya mevcudu bilgi ve
belgeden TSE’nin bazı faaliyetlerini akredite ettirmek için hazırlıkta bulunduğu,
örneğin Kalite ve Sistem Belgelendirme Dairesi Başkanlığı ile Meteoroloji ve
Kalibrasyon Merkezi Dairesi Başkanlığı’nın akredite olmak amacıyla başvuruda
bulunduğu, Laboratuarlar Dairesi Başkanlığı’nın hazırlıklarını tamamladığı ve
müracaat aşamasına geldiği, Ürün ve Hizmet Yeri Belgelendirme Dairesi
Başkanlığı’nın da akredite için çalışmalarını sürdürdüğü anlaşılmaktadır.
7 REKABET KURUMU
Ayrıca dosya mevcudundan Türkiye’de TSE haricinde ürün belgelendirmesi
yapan veya bu amaçla TÜRKAK’a akredite olmak için başvuran herhangi bir kuruluş
olmadığı, bu alanda faaliyet göstermenin iktisadi olarak güçlü bir yapıyı gerektirmesi
ve özellikle büyük alımlar yapan Milli Savunma Bakanlığı gibi kamu kurumlarının
TSE/TSEK markalı ürünleri şart koşması nedeniyle ürün belgelendirmesi faaliyetinin
rekabete açılamadığı, yurt dışında ise kamu kurumlarının akreditasyon kuruluşunun
akredite ettiği belgelendirme kuruluşlarından belge almış ürünleri talep ettikleri de
anlaşılmaktadır.
Ulusal standart hazırlamada çoğu ülkelerde kamunun görev aldığı, Türkiye’de
bazı standartların zorunlu tutulmasının nedeninin, bu uygulamanın kaldırılması
halinde yerini alacak bir alt yapının henüz bulunmadığı anlaşılmaktadır.
TÜRKAK ile TSE arasındaki ilişkiye dair TSE’den elde edilen bilgiler aşağıda
yer almaktadır;
“Enstitü … Yurt içinde ve dışında belgelendirme hizmetlerini yürütmektedir.
Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) ise; Laboratuar belgelendirme ve
muayene hizmetlerini yürütecek Yurt içi ve Yurt dışındaki kuruluşları akredite etmek,
bu kuruluşların belirlenen ulusal ve uluslararası standartlara göre faaliyetlerde
bulunmalarını ve bu suretle ürün/hizmet, sistem, personel ve laboratuar belgelerinin
ulusal ve uluslararası alanda kabulünü temin etmek amacıyla özel hukuk
hükümlerine tabi, tüzel kişiliği haiz idari ve mali özerkliğe sahip olmak üzere
4457 sayılı Kanunla kurulmuştur.
TÜRKAK’ın ülkemizde kurularak faaliyete geçmesiyle: Türkiye’de ürün/hizmet,
sistem, personel ve laboratuar belgelendirmesi yapacak özel ve tüzel kuruluşların bu
kurumdan akredite olarak faaliyet göstermelerine imkan sağlamıştır.
TSE ürün ve sistem belgelendirmesi yapan, deney ve kalibrasyon laboratuarı
işleten bir kuruluş olarak, ülkemizde kurulmuş olan TÜRKAK’a bu faaliyetlerini
akredite ettirmek için tüm hazırlıklarını tamamlamıştır. İlk etapta Kalite ve Sistem
Belgelendirme Dairesi Başkanlığı ile Metroloji ve Kalibrasyon Merkezi Dairesi
Başkanlığı akredite için TÜRKAK’a müracaat etmiş, Laboratuvarlar Dairesi
Başkanlığı da akredite için hazırlıklarını sürdürmektedir. Yakın zamanda da müracaat
edecektir."
I.6. Türk Standartları Enstitüsü’nün Teşebbüs Niteliği
Bir hizmetin 4054 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilme ölçütü Kanun’un
3. maddesine uygun olarak “serbestçe alım satıma, yani ticarete konu olma”,
“piyasada işlem görme”, “karşılığında bir bedel veya menfaat alınması” kriterleri
kullanılmalıdır.
TSE/TSEK marka müracaatları üzerine TSE tarafından, yapılan incelemelerle
ilgili olarak, firmalara her bir inceleme görevlisi için görevli olduğu gün başına
inceleme ve mühendislik ücreti, firmaca karşılanmayan ulaşım, iaşe ve ibade
masrafları, muayene ve deney masrafları, muayene, deney ve belge ücreti fatura
edilmektedir.
TSE'nin standartlara uygunluk değerlendirmesi sonrasında uygun bulunduğu
takdirde TSE/TSEK markalarına ilişkin marka kullanım sözleşmeleri imzalanmakta ve
8 REKABET KURUMU
bu markaların kullanılmasının karşılığı olarak markanın üzerine konulduğu ürünlerin
brüt satış tutarı üzerinden marka kullanma ücret çizelgesine göre hesaplanan bir
bedel ödemektedir.
Bu durumda, TSE'nin hem TSE/TSEK marka kullanım sözleşmeleri öncesinde
yaptığı standarda uygunluk değerlendirmesi hem de TSE/TSEK markalarının
kullanılması karşılığında ücret alması nedeniyle yapılan hizmet 4054 sayılı Kanun
kapsamında değerlendirilmesi için gerekli olan “karşılığında bir bedel sağlanması”
kriterini karşılamış olmaktadır. Bu nedenle TSE tarafından bir bedel karşılığında
yapılan belgelendirme hizmeti iktisadi bir faaliyettir. Buna dayanarak TSE de
Kanun’un 3. maddesinde “piyasada mal veya hizmet üreten, pazarlayan, satan
gerçek veya tüzel kişi” şeklinde yer alan tanım uyarınca teşebbüs olarak
değerlendirilmelidir.
Esasen Enstitü tarafından sağlanan bu hizmetin özel teşebbüsler tarafından
verilmemesi için herhangi bir engel de bulunmamaktadır. Dosya mevcudu bilgi ve
belgeden; TSE'nin sistem belgelendirmesi alanında faaliyet gösteren belgelendirme
kuruluşları ile rekabet halinde olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla, Enstitü’nün sistem
belgelendirmesi faaliyetinin iktisadi bir faaliyet olarak değerlendirilebileceği
anlaşılmıştır. Uluslararası Standart Organizasyonu tarafından ilk olarak 1987 yılında
hazırlanmış olan ISO 9000 standart serisi TSE tarafından Türkçe’ye çevrilerek TSE
ISO 9000 adıyla Türk Standardı haline getirilmiştir. Enstitü'den edinilen bilgilerden;
Türkiye’de halen ISO 9000 standardına göre belgelendirme yapan özel kuruluşlar
bulunduğu ve bu kuruluşların Enstitü ile rekabet halinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu tür bir belgelendirme kuruluşu olan Türk Loydu TS EN ISO 9001:1994
standardına uygun belgelendirme yaptığı, Türk Standardına göre sistem
belgelendirmesinin de özel kuruluşlarca yapılabileceğini göstermektedir. Nitekim,
gerek TÜRKAK'dan edinilen bilgilerden gerekse 4457 sayılı Kanun hükümlerinden
özel kuruluşların da sistem belgelendirmesinin yanısıra Türk Standartlarını dikkate
alarak ürün belgelendirmesi yapmalarının mümkün olduğu anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak, ürün belgelendirmesi de, sistem belgelendirmesinde olduğu
üzere, iktisadi bir faaliyettir. Bu çerçevede TSE'nin ürün belgelendirme faaliyetinin
de (TSE veya TSEK markası ayrımı yapılmaksızın) iktisadi aktivite olduğu ve bu
faaliyetleri nedeniyle TSE'nin teşebbüs olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine
varılmıştır.
I.7. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
TSE ve TSEK markaları sahibi olarak doğal gazla çalışan ürünlerin ticaretiyle
uğraşan şirketler karşısında hakim durumda olan Türk Standartları Enstitüsü'nün
farklı marka kullanım ücreti talep etmesinin ayrımcılık olup olmadığı, dolayısıyla
kötüye kullanma olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
TSE, TSE markasını veya TSEK markasını kullandırmak için teşebbüslerle
yaptığı sözleşme sonrasında, bu markanın üzerine konulduğu ürünlerin satışından
elde edilen cironun belirli bir oranını 'marka kullanım ücreti' olarak almaktadır. Yurt
içinde imalatta bulunan şirketlerle yurt dışından mal getiren şirketler arasında farklı
oranların uygulanması nedeniyle, farklı ücretlendirmenin maliyetlerden kaynaklanıp
kaynaklanmadığına ilişkin olarak TSE tarafından;
9 REKABET KURUMU
TSE markası kullanma hakkı verilen ürünlerin sebep olacağı zararlardan üretici
firmanın asli sorumluluğu yanısıra fer'i sorumluluğu olacağı, bu durumda
standardizasyon çalışmalarının TSE'ye sorumluluk yüklediği ve bunun sonucunda
tüketicinin rücu etmesi riski bulunduğu,
yurt dışından ithal edilen ürünler ile yurt içinde üretilen aynı nitelikteki ürünlerin
belgelendirmesinin TSE için aynı oranda risk getirmediği,
başta Avrupa ülkeleri olmak üzere Türkiye dışında pek çok ülkede tüketici
haklarının çok genişletildiği, tazminat miktarları ve cezai müeyyidelerinin artırıldığı,
oysa yurt içi veya yurt dışı belgelendirme hizmetinin bir fabrikanın belgelendirme
kapsamında yer alan tüm ürünlerine ait olduğu, ancak bu ürünlerin hepsinin kontrol
edilemediği, yurt içinde üretim yapan firmaların brüt satış tutarları (cirosu) üzerinden
bildirimlerde bulunduğu, yurt dışında imalat yapan firmaların ise belgelendirme
kapsamında yer alan ürünlerin tamamında marka kullanma hakları bulunmasına ve
hatta çoğunlukla bütün piyasalara söz konusu markayı kullanarak pazarlama
yapmalarına karşın çok sayıda marka kullandıklarından sadece belgelendirme
kuruluşunun merkezinin bulunduğu ülkeye yaptıkları ihracat cirosu üzerinden ücret
ödeyerek yüksek marka kullanma ücreti ödemekten kaçınmak istedikleri,
mahkemeler tarafından üretici firmaların tüketicilere tazminat ödeme şartlarının
Türkiye'ye kıyasla daha kolay olduğu,
TSE'nin herhangi bir Avrupa ülkesinde üretici firmanın ürünlerini belgelendirme
durumunda daha fazla yasal sorumluluk ve risk altına girdiği,
TSE'nin TSE markası taşıyan üründen zarar gören tüketicinin rücu etmesi
durumunda ödemek zorunda kalacağı tazminat ve yasal sorumluluk ile yurt içinde
üretilen ürünlere oranla daha fazla ücret alarak tüketicilere karşı sorumluluğun
finanse edilebilmesini garanti altına almak zorunda olduğu,
ayrıca TSE markasının yurt dışında üretilen mallar üzerine konulmuş olmasının bu
ürünlere bir takım kolaylıklar sağladığı, ithal edilen TSE belgesiz ürünlerin her
beyannamesinden mutlaka numune alındığı, muayene ve deneylere tabi tutulduğu,
uygunluk değerlendirilmesinden olumlu sonuç alındığı takdirde ithalatına müsaade
edildiği, bu süre zarfında ürünler gümrükte beklediğinden ithalatçı firmalar tarafından
ayrıca gümrük ve ardiye ücreti ödendiği, TSE belgeli ürün ithalinde ise her
beyannameden numune alınmadığı, ara sıra kontrol maksadıyla numune alındığı,
ancak partinin gümrükte kesinlikle bekletilmediği, mallar hiç bir engelle
karşılaşmadan numune alma, mühendislik hizmetleri, test masrafları gibi ücretlerin
hiç birisini ödemeden doğrudan pazara girebildiği,
bildirilmiştir.
TSE tarafından ayrıca aşağıdaki görüşler de ifade edilmiştir:
Şikayetin konusu TSE'nin belgelendirme faaliyetlerine ilişkindir. Belgelendirme
faaliyetleri, 132 sayılı Kanun gereği standartların hazırlanması ve diğer asli
hizmetlerle birlikte yürütülen faaliyetlerden olup, gerek yurt içinde ve yurt dışında
piyasa bakımından kanuni bir hakim durum ve monopol oluşmasına yönelik bir
10 REKABET KURUMU
mevzuat maddesi yoktur. Oysa aynı Kanun gereği standartların hazırlanması ve Türk
standardı olarak vücut bulması TSE'nin inhisarındadır.
Belgelendirme faaliyetleri serbest rekabete açık bir piyasa görünümü arz
etmektedir.
Türkiye piyasası ihtiyari veya hedef ülke mevzuatı kapsamında yabancı
belgelendirme kuruluşlarının hizmet vermesine açık olup bunların bazılarının Türkiye
büroları hatta Türk ortaklı şirketleri mevcuttur. Türkiye’de bu çerçevede hizmet veren
kuruluşların sayısı 25’ten fazla olup, Türkiye’de bürosu bulunmayan 200’den fazla
kuruluşta çeşitli konularda imalatçı işletmelerimize belgelendirme ve deney hizmeti
sağlanmaktadır. Gümrük Birliği kapsamında yürürlüğe giren 4703 sayılı Kanun'a
göre oluşturulacak ikincil mevzuatla bu sayının hızla artması beklenmektedir.
Yurt dışı belgelendirme piyasasında şartlar çok daha ağırdır. Enstitü, yurt dışında
çok sayıda teşebbüsten sadece 30 ülkeden, 75 teşebbüse TSE, 324'üne ise
TSEK markası kullanma hakkı vermiştir.
Şikayet konusu olayda belgelendirilen işletme, Almanya’da kurulu Certuss
firmasına ait fabrikadır. Fabrika Türkiye’de değildir. Yapılan belgelendirme işlemi
yurt dışında yapılmıştır. İki ayrı Türk firmasından iki ayrı ücret talep edilmemiştir.
Belgelendirilen Certuss fabrikasının, şikayette bulunan Permak'ın aracılığı
olmaksızın bu talebi yapması ve TSE’den aynı belgeyi alması mümkündür.
Permak'ın yapılan bu belgelendirme işlemine katkısı, yapacağı ithalat sebebiyle bu
işe aracılık etmesinden ibarettir. Bu aracılık sebebiyle ücret ödeme yükümlülüğü tabii
olarak kendisi tarafından yüklenilmiş ve Permak firması muhatap alınmıştır. Oysa
asıl yükümlü belgelendirilen yabancı firmadır.
TSE belgeleri sadece Türkiye’de değil karşılıklı belgelerin tanınması anlaşması
bulunan her ülkede, ihtiyari olarak ise ISO ve IEC üyesi olan ülkelerde geçerlidir.
TSE’den belge talebi sadece Türkiye'de ithalat yaparak satanlarla sınırlı değildir. Bu
amacı hiç bir şekilde taşımadan da belge talebinde bulunulmaktadır. Netice itibarıyla
TSE yurt dışı belgelendirme hizmetlerini uluslararası rekabetin yoğun olduğu yurt
dışı piyasasında rekabet ortamının mümkün kıldığı marka kullanma ücretleriyle
gerçekleştirmek zorundadır.
Belgelendirme faaliyetleri yurt içinde ve dışında serbest ticaret ve rekabet
ortamında yürütülen ticari faaliyetlerdir. Her iki piyasanın birbirinden ayrı olduğunun,
farklı rekabet koşullarının mevcut bulunduğunun teslimi zarureti vardır. Yurt dışı
belgelendirme için belirlenen fiyat adı üzerinde olduğu gibi, yurt dışı firmalardan
talep edilen ve yurt dışı piyasaya hitap eden bir ücret skalası olup, bu fiyatın TSE
tarafından yurt dışı piyasa şartları göz önüne alınmadan tek taraflı belirlenmesi
olanağı zaten mevcut değildir.
Yurt içinde faaliyet gösteren firmalardan ise, yerli ve yabancı ayrımı yapılmaksızın,
aynı ücret talep edilmektedir. Bunun tabii neticesi olarak yurt içinde veya yurt
dışında belgelendirme müracaatı yapan firmalar deneyler konusunda aynı teknik
hükümlere, aynı ücret tarifesine tabidir. Zira verilen laboratuar hizmeti yurt dışı
belgelendirmesinin aksine yurt içinde arz olunan bir hizmettir.
11 REKABET KURUMU
Bu ifadelerle ilgili olarak; şikayet konusu olayda bildirilen cirolar, Türkiye’de
yapılan satışlardan elde edilen cirolar olup, bu bağlamda ürünün üretici Alman
firması veya yetkili satıcısı olan Permak tarafından pazara sunulmasının farklı bir
ücretlendirmeyi makul göstermeyeceği söylenebilir. Yurt dışında yerleşik firmalardan
talep edilen ücret sonuçta Türkiye’de pazara sunulmuş olan ürünler üzerinden
hesaplanmaktadır. Ayrıca TSE'nin belirttiği belgelendirme kuruluşlarının varlığı ve
belgelendirme faaliyetlerinin serbest rekabet ortamında yürütülen ticari faaliyetler
olduğu yolundaki ifadeler verilen hizmetlerin iktisadi bir faaliyet olduğunu
göstermektedir.
Şikayet konusu ile ilgili hazırlanan dosya mevcudunda, kamu alımlarına ilişkin
bir iddia bulunmamakta, rekabet şartlarının bozulması ile ilgili olarak ise sadece
ayrımcı uygulamanın doğal gazla kullanılan ürünleri satmak isteyen ithalatçı firmaları
daha fazla marka kullanım ücreti ödemeye zorlayarak rekabette dezavantajlı bir
duruma düşürebileceği ifade edilmektedir. Aynı konuda imalat yapan ve TSE markalı
olmayan ürünlerin de yurt içine ithal edildiği, Enstitü markalarının aranmasının
münferit uygulamalar olduğu iddiaları konusunda, belediyeler ve BOTAŞ işletme
müdürlüklerinden alınan şartname ve teknik yönetmeliklerdeki ifadelerden bu
ürünlerin doğal gazlı kullanımlarının mümkün olmadığı veya istisnai olabileceği
anlaşılmıştır.
Ön araştırma raporunda yer verilen Enstitü'den elde edilen ve yurt içi veya
yurt dışı belgelendirmeye ilişkin açıklamalarına ise aşağıda yer verilmiştir:
Yapılan incelemelerde; dünyada marka kullanma ücreti alan belgelendirme
kuruluşlarının firmalara ülke sınırlaması olmadan marka kullanma hakkı vermekte
olduğu, ancak sadece beyan edilen ithalat cirosunu esas alarak ücretlendirme
yapmakta ve bu uygulamada özel bir ücret tarifesi uygulamakta olduğu görülmüştür.
Ücret tarifesinin tespiti konusunda ise bir birliktelik mevcut olmayıp her kuruluş kendi
tarifesini içinde bulunduğu rekabet şartlarına göre tespit etmekte ve uygulamaktadır.
TSE de bu çerçevede benzer bir tarife politikası benimsemiştir.
Yurt içinde bulunan firmaları ise yurt içinde satılsın veya ihraç edilsin brüt ürün
satış cirolarını toplamı üzerinden bildirimlerini yapmaktadır. Kısaca; yurt içi firmaların
TSE markalı tüm ürünleri (ithal edilip edilmediğine bakılmaksızın) ciro bildirimine
dahil edilebilmekte ve kontrolü de mümkün olabilmekte iken, yurt dışında
belgelendirilen firmaların kendi ülkelerinde pazarladıkları ve üçüncü ülkelere ihraç
ettikleri tüm mal ve hizmetler kontrol dışında kalmaktadır.
Aynı ücret tarifesinin uygulanabilmesi söz konusu fabrikanın belge kapsamındaki
ürünleriyle ilgili olarak tüm brüt satış tutarını bildirmesi ve yurt içi firmalarla aynı ücret
tarifesi uygulanmasına yönelik talebinin TSE'ye ulaşmasıyla mümkündür.
Bu hususlar dikkate alınarak Yönetim Kurulu kararları ile halihazırda yürürlükte
olan ücret tarifelerinin uygulanmasına karar verilmiştir. TSE bu tarihten sonra her iki
ücret tarifesinde bir ücret artışı yapmamıştır.
Bu nedenlerle TSE tüm satış miktarını bildiren müracaat TSE'ye ulaşmadığından
Certuss fabrikasını yurt içi firmalarla aynı kapsamda değerlendiremez.
12 REKABET KURUMU
Aksi uygulamanın ise, yurt içi rekabet koşullarını son derece olumsuz yönde
etkileyeceği aşikardır.
Diğer taraftan brüt satış tutarları dönem sonunda bildirildiğinden, yabancı firmalar
dönem sonundan önce brüt satış tutarı bildirmeden belge ve marka sözleşmesini
iptal edebilmekte, bu durumda TSE yurt dışında takibat yapıp alacaklarını tahsil
edememekte ve bu tür riskler; hizmet gelirleriyle belgelendirme hizmetini idame
ettirmeye çalışan TSE'nin hizmetlerinin ve özellikle nihai tüketiciye olan
taahhütlerinin devamını tehdit etmektedir.
Bunlara ek olarak tamamen uluslararası piyasa için belgelendirme talebinde
bulunan bazı yabancı firmalar Türkiye’ye ithalat yapmadıklarından durumu yazılı
olarak tarafımıza bildirmekte ve sadece taban ücreti ödeyerek belgelerinin devamını
sağlamaktadırlar.
Bu kısımda dikkate alınması gereken ve farklı ücretlendirmeyi makul
gösterebilecek husus, Türkiye’de yerleşik üreticilerin yurt içinde satılsın veya ihraç
edilsin brüt ürün satış cirolarının toplamı üzerinden bildirimlerini yapmalarına, yani
TSE markalı tüm ürünler ihraç edilip edilmediğine bakılmaksızın ciro bildirimine dahil
edilmesine ve kontrolü de mümkün olmasına karşılık, yurt dışında belgelendirilen
firmaların kendi ülkelerinde pazarladıkları ve üçüncü ülkelere ihraç ettikleri tüm mal
ve hizmetlerin kontrol dışında kalmasıdır. Firmalarla imzalanan TSE/TSEK
markalarının kullanımına ilişkin tip sözleşmelere göre; "Türk Standartları Enstitüsü
Belgelendirme Talimatı"nın bütün hükümlerine uyulması gerekmektedir. Anılan
talimatın “Firmanın Yükümlülükleri” başlıklı 9. kısmının “TSE ve TSEK Markalarının
Kullanılma Şekli” başlıklı 19. maddesindeki “TSE veya TSEK markasını sözleşmenin
aktinden sonra üreteceği ve belge kapsamında belirtilen malların ve ambalajların
tamamının üzerinde ayrıca televizyon ve yazılı basında vereceği ilan ve reklamlarda
müracaat formlarında beyan ettiği şekilde kullanmakla yükümlüdür.” ibaresi uyarınca
üretici firma ürettiği tüm mallar üzerinde TSE/TSEK markalarını kullanmak ile
yükümlüdür. Bu nedenle imalat yeri yurt dışında ise ve üretilen belge kapsamındaki
ürünlerin brüt satış tutarının tamamı yerine sadece yurt içine ithal edilen malların
brüt satış tutarları bildiriliyorsa, ithal edilmeyen ürünler üzerinde sözleşmeden
kaynaklanan markayı kullanma yükümlülüğü dolayısıyla kullanılan TSE/TSEK
markası için bir bedel ödenmemiş olacaktır. Kısaca, yurt dışındaki üretim yerinden
sadece Türkiye’ye yapılan satışlar ücretlendirilirken, yurt içindeki üretim yerinden
sadece yurt içine yapılan satışlar değil, aynı zamanda ihraç edilen ürünlerden elde
edilen cirolar da ücretlendirilmiş olmaktadır. Bu nedenle, iki farklı tarifenin
uygulanması makul görülebilir.
Ön araştırma raporunda yer alan ve Enstitü’nün açıklamaları arasında
bulunan yurt dışı üreticinin belge kapsamındaki tüm brüt satış tutarını bildirmesi
halinde yurt içi tarifeye tabi olabileceği ifadesi dikkate alındığında, yerli üretici ve
yabancı üretici/ithalatçı aynı ücret tarifesine tabi olacağından ayrımcı uygulama
ortadan kalkacaktır.
Bu çerçevede, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un
6. maddesi uyarınca hakim durumun kötüye kullanılması fiilinin gerçekleşmediği
kanaatine varılmıştır.
13 REKABET KURUMU
J- SONUÇ
Yukarıda yer verilen bilgiler çerçevesinde;
- Türk Standartları Enstitüsü'nün 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’un 3. maddesinde yer alan teşebbüs tanımı uyarınca 4054 sayılı Kanun
kapsamında teşebbüs olduğuna ve piyasada ilgili pazarda hakim durumda
bulunduğuna,
- ancak anılan Kanun’un 6. maddesi uyarınca hakim durumun kötüye kullanılması fiili
olarak nitelenen ayrımcı uygulamaların bulunmaması nedeniyle Türk Standartları
Enstitüsü hakkında dosya konusu iddialar bakımından soruşturma açılmasına gerek
olmadığına
OY BİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy