Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2007-2-65
Karar Sayısı : 08-65/1055-411 (Soruşturma)
Karar Tarihi : 19.11.2008
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI 10
Üyeler : Tuncay SONGÖR, M. Sıraç ASLAN, Süreyya ÇAKIN,
Mehmet Akif ERSİN, Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı
KARAKELLE
B. RAPORTÖRLER : Ali DEMİRÖZ, Ferhat TOPKAYA, Şerife Demet KAYA,
Ümit Nevruz ÖZDEMİR
C. ŞİKÂYET EDEN : - Resen
- Tellcom İletişim Hizmetleri A.Ş. 20
Salih Tozan Sokak Karamancılar İş Merkezi No:16 C Blok
Esentepe Şişli 34394 İstanbul
- Superonline Uluslararası Elektronik Bilgilendirme
Telekomünikasyon ve Haberleşme Hizmetleri A.Ş.
Esentepe Mahallesi, Salih Tozan Sokak Karamancılar İş
Merkezi No:18 K-4 Şişli/İstanbul
Temsilcisi: Av. Abdurrahman BAL
Cihan Sokak No:16/13 Sıhhiye/Ankara
30
- Tüm İnternet Derneği
Kore Şehitleri Cad. Kaya Aldoğan Sk. No:5 Zincirlikuyu
34394 Esentepe/İstanbul
- Borusan Telekom ve İletişim Hizmetleri A.Ş.
Büyükdere Cad. No:112 34394 Esentepe/İstanbul
Temsilcisi: Av. Dr. İ. Yılmaz ASLAN, Av. Banu GÜLTEKİN
Barbaros Bulvarı Tan Apt. 60/5 Balmumcu
Beşiktaş/İstanbul
40
D. HAKKINDA SORUŞTURMA
YAPILANLAR : - TTNet A.Ş.
Büyükdere Cad. No:71/A Kat:3 Nurol Plaza 34398
Maslak/ İstanbul
Temsilcisi: Av. Şahin ARDIYOK, Ali ILICAK
Maya Akar Center 100/10 Esentepe 34394 İstanbul
- Türk Telekomünikasyon A.Ş.
Turgut Özal Bulvarı Aydınlıkevler 06103 Ankara
08-65/1055-411
2
50
E. DOSYA KONUSU : Türk Telekomünikasyon A.Ş. ve TTNet A.Ş.’nin
genişbant internet erişim hizmetleri pazarında 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’u ihlal edip etmediklerinin tespiti.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Türk Telekomünikasyon A.Ş. (Türk Telekom) ve TTNet A.Ş.
(TTNet) hakkında, Rekabet Kurulu kararıyla resen yapılan önaraştırma sonucunda,
her iki tüzel kişiliğe 21.5.2007 tarihinde gönderilen ve aşağıda özeti verilen iddialar
dayanak gösterilerek soruşturma açılmıştır:
Türk Telekom ve TTNet, tüzel kişilikler olarak genişbant internet erişim
hizmetleri pazarının farklı seviyelerinde (toptan ve perakende) faaliyette 60
bulunmakla birlikte, aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer aldıkları ve pazarın
her iki seviyesinde de tek bir teşebbüs gibi davrandıkları,
Türk Telekom’un genişbant internet erişim hizmetleri pazarının hem toptan hem
de perakende seviyesinde (TTNet yoluyla) hâkim durumda olduğu,
Toptan pazarda, DSL (Digital Subscriber Line-Sayısal Abone Hattı) şebekesine
alternatif olacak altyapı bulunmaması ve tüm internet servis sağlayıcıların (İSS)
toptan hizmetleri sadece kendisinden alıyor olmaları nedeniyle, Türk
Telekom’un fiili tekel konumunda olduğu,
Perakende pazar, Telekomünikasyon Kurumu (TK)1 tarafından yetkilendirilen
çok sayıda İSS’nin faaliyet gösterebileceği bir alan olmakla birlikte, söz konusu 70
pazarda rakip İSS’lerin faaliyetlerinin çok sınırlı düzeyde kaldığı ve Türk
Telekom’un (TTNet yoluyla) hâkim durumda bulunduğu,
Türk Telekom’un perakende pazardaki abone tabanını korumak ve olabildiğince
artırmak için hem toptan hem de perakende pazarda koordineli bir şekilde
TTNet lehine, rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırıcı eylemler uygulamaya yönelik
bir strateji izlemekte olduğu,
Söz konusu stratejinin ilk ayağı olarak, Türk Telekom’un İSS’lerin ilgili dönemde
Türk Telekom şebekesine erişimlerinin fiili tek yolu olan al-sat yönteminde2,
Söz konusu yönteme ilişkin sözleşmelerde yer alan, garantili port
tahsisi olarak adlandırılan sistemde, İSS’lere büyükşehirlerin 80
yanında diğer bölgelerde de port alma zorunluluğu getirilmesine,
satılmayan (aboneliğe dönüştürülemeyen) portların
ücretlendirilmesine ve İSS’lere talep edecekleri portları belirli süre
önceden bildirme zorunluluğu getirilmesine yönelik hükümler
getirerek İSS’lere önemli bir maliyet yüklediği, bu uygulamaları hiçbir
haklı gerekçe olmadan gerçekleştirdiği,
Port talep ve tahsis yönteminde şeffaflığı engellediği, bu yöntemde
TTNet lehine ayrımcılık yaptığı,
Aboneleri İSS değiştirmeleri durumunda, aboneliği iptal ettirmek ve
yeniden bağlantı ücreti ödemek zorunda bıraktığı, bu yolla 90
1 Telekomünikasyon Kurumu’nun adı 10.11.2008 tarih ve 27050 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak
yürürlüğe giren 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu
olarak değiştirilmiştir.
2 “Yeniden satış” olarak da nitelendirilmektedir.
08-65/1055-411
3
perakende pazardaki abonelerinin diğer İSS’lere geçmesini
önlemeye yönelik bir engel oluşturduğu,
Rakip İSS’lerin abone aktivasyonlarını geç yaptığı,
Al-sat yöntemine göre İSS’lere daha rekabetçi bir erişim imkânı sağlayabilecek
olan veri akış erişimi (VAE) yönteminde, bu erişime ilişkin ilk tarifenin TK
tarafından 2004 yılında yayınlanmış olmasına rağmen, kendi perakende
abonelerinin %80’inden fazlasının kullandığı limitli paketlere yönelik bir tarife
bulunmaması nedeniyle, onaylanan tarifelerdeki en düşük hıza ilişkin fiyatın
TTNet’in perakende fiyatlarının üstünde kalması ve İSS’lere ek maliyetler
getiren sözleşme hükümleri nedenleriyle, bu erişim modelinin fiilen hayata 100
geçirilemediği,
TK’nin, TTNet’in tüzel kişilik itibariyle Türk Telekom’dan ayrılmasından sonra
TTNet’in tarifelerini onaylamadığı, dolayısıyla, diğer İSS’ler gibi TTNet’in de
tarifelerini serbestçe belirleyebildiği göz önüne alındığında, TTNet yoluyla
perakende düzeyde, yukarıda belirtilen uygulamaları yanında, uzun dönemli
hesaplanan maliyetlerini karşılamayacak ya da toptan fiyatlarla çok az bir marj
kalacak şekilde fiyatlandırma yaptığı ve bu şekilde pazardaki rekabeti
engelleyecek şekilde fiyat sıkıştırmasına neden olduğu,
Söz konusu uygulamaların, Türk Telekom’un toptan genişbant internet erişim
pazarındaki hâkim durumunu 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında 110
Kanun (4054 sayılı Kanun ya da Kanun)’un 6. maddesi kapsamında kötüye
kullanması niteliğinde olduğu.
Söz konusu iddialara yönelik olarak yürütülen soruşturma sürecinde, Kurum
kayıtlarına intikal eden ve soruşturma konusu iddialarla benzer iddiaları içeren
şikâyetlerin ilgili soruşturma kapsamında değerlendirilmesine karar verilmiştir.
Bu kapsamda, Tellcom İletişim Hizmetleri A.Ş. (Tellcom) tarafından gönderilen
şikâyet dilekçesinde özetle,
Sermayesinin tamamı Türk Telekom’a ait bir İSS olan TTNet’in bir takım
eylemleri nedeniyle, Tellcom’un ve diğer İSS’lerin genişbant internet erişim
pazarındaki faaliyetlerinin son derece zorlaştığı, 120
TTNet’in 4.6.2007-31.8.2007 tarihleri arasında 24 ay süreli abonelik sözleşmesi
imzalayan tüketicilere, 2008 yılına kadar genişbant internet erişim hizmetinin,
kablolu modemle birlikte aylık 14,99 YTL, kablosuz modemle birlikte ise 19,99
YTL karşılığında sunulmasını konu edinen “Yaz Fırtınası” adı altında, yıkıcı fiyat
uygulaması içeren bir kampanyanın başlatıldığı,
Türk Telekom’un, 1024 Kbps hızlı 4 GB kapasiteli paket için İSS’lere uyguladığı
fiyatın 23,78 YTL (KDV ve ÖİV dâhil) olduğu,
Bahse konu kampanyanın satış ve maliyet bedellerinin Türk Telekom’un
TTNet’e diğer İSS’lere uyguladığından daha düşük ücretler uygulamak suretiyle,
telekomünikasyon altyapısındaki fiili tekeli ve sahip olduğu hâkim durumunu, 130
eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar
ileri sürerek ayrımcılık yapmak suretiyle kötüye kullandığına ilişkin çekince ve
şüphelere yol açtığı,
Aynı zamanda, kampanya şartlarının, Türk Telekom ile TTNet arasında, ilgili
pazarda faaliyet gösteren teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması,
08-65/1055-411
4
kısıtlanması veya piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi amacını taşıyan bir
anlaşma veya uyumlu eylem olduğuna işaret ettiği,
Öte yandan, “Yaz Fırtınası” kampanyası kapsamındaki ücretlerin 2007 sonuna
kadar yaklaşık altı ay boyunca uygulanacağı, bu sürenin şirketin ilgili pazardaki
faaliyetlerinin zorlaştırılmasına, hatta pazar dışına itilmesine yetecek kadar uzun 140
bir süre olduğu ve kampanyanın etkilerinin çok daha uzun süreli olacağı,
Bunun dışında, kampanyadan yararlanan abonelerin TTNet’ten hizmet almayı
bırakarak başka bir İSS’den hizmet almaya başlaması durumunda yeniden
aktivasyon ücreti ödenmesi, dört gün internetten yoksun kalınması, cezai ücret
ödenmesi gibi çeşitli maliyetlere ve zorluklara katlanmak zorunda kalacakları,
Kampanya kapsamında uygulanmakta olan ücretlerin ekonomik ve rasyonel
gerekçelere dayanmadığı,
Superonline Uluslararası Elektronik Bilgilendirme Telekomünikasyon ve Haberleşme
Hizmetleri A.Ş. (Superonline) temsilcisi tarafından yapılan şikâyette özetle;
TTNet’in ADSL pazarında %99 pazar payı ile hâkim durumda olduğu ancak, 150
TTNet’in etkin piyasa gücüne (EPG) sahip işletmeci olarak ilan edilmediği,
Rekabeti bozucu fiyat uygulamalarının yalnızca EPG’ye sahip teşebbüsler
tarafından değil EPG’ye sahip olarak ilan edilmemiş teşebbüsler tarafından da
gerçekleştirilebileceği,
Bu bağlamda, TTNet’in 4.6.2007 tarihi itibariyle ADSL internet erişim hizmetinde
“Yaz Fırtınası” adı ile başlattığı kampanyada yeni abone olacaklara ücretsiz
modem vermenin yanı sıra 2007 sonuna kadar tüm tarifelerde %50 indirim
uyguladığı ve bu şekilde kampanyaların da devam edeceğine dair tespitlerin
yapıldığı,
Bu kampanyada TTNet’in sunduğu son kullanıcı fiyatlarının, diğer İSS’lerin TK 160
tarafından onaylanmış toptan alış fiyatlarının %32 altında olması nedeniyle Türk
Telekom ve TTNet’in yıkıcı fiyat uyguladığı,
Türk Telekom’un bu alanda katlandığı zararı (eski ADSL aboneleri ve sabit
telefon hizmetleri pazarı gibi) rekabetin olmadığı alanlardan elde ettiği kârla
telafi ederek, çapraz sübvansiyon yaptığı,
Diğer İSS’lerin pazar dışına çıkmasına sebebiyet verdiği, yeni işletmelerin
piyasaya girişini engellediği,
Türk Telekom’un Tarife Yönetmeliği’ne tabi olduğu göz önüne alındığında,
TTNet’e internet sitesinden bağlantı vererek ve TTNet aracılığıyla ADSL
pazarında belirlediği fiyatlarla Tarife Yönetmeliği’ni devre dışı bırakarak ve bu 170
fiyatlarla tüketici ve rakipler aleyhine rekabetçi olmayan davranışlarda bulunarak
4054 sayılı Kanun’u ihlal ettiği,
Borusan Telekom ve İletişim Hizmetleri A.Ş. (Borusan Telekom) temsilcisi tarafından
gönderilen şikâyet dilekçesinde ise,
Türk Telekom ve TTNet’in ortaklık yapıları ve yönetim kurullarındaki ortak kişiler
nedeniyle aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alması ve eylemlerinin birlikte
değerlendirilmesi gerektiği,
08-65/1055-411
5
Türk Telekom’un toptan seviyede yeniden satış yöntemi ile genişbant internet
erişim hizmetleri üst pazarında hâkim durumda olduğu,
Türk Telekom’un üst pazardaki hâkim durumunu bu kampanyada uygulanan 180
TTNet tarifeleri yolu ile fiyat sıkıştırması yapmak suretiyle kötüye kullandığı,
Türk Telekom’un TTNet aracılığıyla gerçekleştirdiği söz konusu uygulamasına
Rekabet Kurumu tarafından müdahale edilebileceği ve bu konuda TTNet’in
tarifelerine TK’nin hiçbir müdahalesinin olmadığı,
Tüm İnternet Derneği (TİD) tarafından gönderilen şikâyette özetle;
Derneğe üye işletmecilerin uzak mesafe telefon hizmetleri bakımından Türk
Telekom’a ve internet servis sağlayıcılığı bakımından Türk Telekom’un kontrolü
altında bulunan TTNet’e rakip oldukları,
TTNet’in ve Türk Telekom’un, TTNet’in ortaklık yapısı ve her iki şirketin yönetim
kurullarında bulunan ortak isimler nedeniyle rekabet hukuku anlamında tek bir 190
teşebbüs olarak nitelendirilmesi ve eylemlerinin birlikte değerlendirilmesi
gerektiği,
Genişbant internet hizmetleri piyasasında Türk Telekom’un, sahip olduğu sabit
telefon şebekesinin doğal tekel niteliğinde olması nedeniyle hâkim durumda
olduğu, TTNet’in ise ADSL internet servis sağlayıcılığı pazarı bakımından
yüksek pazar gücüne sahip olması nedeniyle hâkim durumda olduğunun
düşünüldüğü,
TTNet’in şikâyete konu “Yaz Fırtınası” kampanyasının yeniden satış yöntemi
kapsamında bir uygulama olduğu ve buna ilişkin üst pazarın toptan seviyede
yeniden satış yöntemi ile genişbant internet erişim hizmetleri pazarı; alt pazarın 200
ise perakende seviyede internet servis sağlayıcılığı pazarı olduğu,
“Yaz Fırtınası” kampanyası ile TTNet’in perakende ücretlerinde %52’ye varan
indirim yaptığı ve bu ücretlerin Türk Telekom’un İSS’lere sunduğu toptan ücretin
altında kalması nedeniyle diğer İSS’lerin bu perakende ücretlerle rekabet
edemez hale geldiği,
5369 sayılı Kanun kapsamında İSS’lere getirilen “Evrensel Hizmet
Yükümlülüğü” çerçevesinde “Evrensel Hizmet Fonu” ödemesi dikkate
alındığında oluşan perakende ücretler karşısında “Yaz Fırtınası” kampanyası ile
diğer İSS’lerin rekabet edemeyeceği gibi başka teşebbüslerin de pazara
girmesinin olanaksız hale geldiği, 210
Bu şekilde Türk Telekom’un alt pazarda fiyat sıkıştırması uygulamak suretiyle
üst pazardaki hâkim durumunu kötüye kullandığı,
TTNet’in TK tarafından EPG’ye sahip teşebbüs olarak nitelendirilmediği için
perakende tarifelerine TK’nin müdahale imkânının olmadığı, bu nedenle bu
konuda Rekabet Kurumu’nun önlem alması gerektiği
iddia edilerek Türk Telekom ve TTNet’e 4054 sayılı Kanun kapsamında gerekli
yaptırımların uygulanması ve şikâyete konu kampanyanın uygulanmasına devam
olunması halinde, ilgili pazarda ciddi ve telafisi mümkün olunamayacak zararların
doğma ihtimalinin yüksek olması nedeniyle Rekabet Kurulu tarafından alınacak nihai
karara kadar 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca gerekli tedbirlerin alınması 220
talep edilmiştir.
08-65/1055-411
6
G. DOSYA EVRELERİ : Rekabet Kurulu’nun 8.2.2007 tarih ve 07-13/96-M sayılı
Kararı ile Türk Telekom ve TTNet’in genişbant internet erişim hizmetleri pazarındaki
uygulamalarına yönelik olarak resen açılan önaraştırma kapsamında düzenlenen
24.4.2007 tarih ve 2007-2-65/ÖA-07-MÇ sayılı Önaraştırma Raporu, 30.4.2007 tarih
ve REK.0.06.00.00-110/135 sayılı Başkanlık önergesi ile Rekabet Kurulu’na
sunulmuş; Kurul tarafından 7.5.2007 tarih ve 07-38/411-M sayı ile, 4054 sayılı
Kanun’un 6. maddesinin ihlâl edilip edilmediğinin tespiti amacıyla toptan ve
perakende genişbant internet erişim hizmetleri pazarlarındaki uygulamalarına ilişkin
olarak Türk Telekom ve TTNet hakkında aynı Kanun’un 41. maddesi uyarınca 230
soruşturma açılmasına karar verilmiştir.
Türk Telekom ve TTNet hakkında soruşturma açıldığına ve 4054 sayılı Kanun’un
43/2. maddesi uyarınca ilk yazılı savunmalarını göndermelerine dair bildirim,
21.5.2007 tarih ve 1718 sayı ile Türk Telekom’a ve 21.5.2007 tarih ve 1719 sayı ile
TTNet’e yapılmıştır. Türk Telekom tarafından gönderilen İlk Yazılı Savunma
21.6.2007 tarih ve 4269 sayı ile Rekabet Kurumu kayıtlarına girmiştir. Türk
Telekom’un söz konusu savunmasında TTNet’e ilişkin iddialara da cevap verilmiş
olmakla birlikte, TTNet tarafından Kurum kayıtlarına 14.4.2008 tarih ve 2286 sayı ile
giren yazı ile 4054 sayılı Kanun’un 43/2. maddesinde öngörülen süre geçmesine
rağmen ayrı bir ilk yazılı savunma gönderilmiştir. 240
Soruşturma sürecinde, Kurum kayıtlarına 19.6.2007 tarih, 4221 sayı ile giren ve
Tellcom adına temsilcisi tarafından yapılan, 27.6.2007 tarih, 4366 sayı ile giren ve
Superonline adına temsilcisi tarafından yapılan ve 4.7.2007 tarih ve 4510 sayı ile
giren Borusan Telekom temsilcisi tarafından yapılan şikâyetler alınmıştır.
Daha önce yer verildiği üzere, temel olarak TTNet’in “Yaz Fırtınası” adlı
kampanyasının 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesine aykırılık teşkil ettiğine ve konuya
ilişkin geçici tedbir talebi verilmesine yönelik yapılan söz konusu şikâyetlerin Rekabet
Kurulu’nun 11.7.2007 tarih ve 07-59/676-235 sayılı kararı ile dosya konusu
soruşturma kapsamına alınmasına ayrıca 4054 sayılı Kanun’un 9/4. maddesi
uyarınca şikâyet konusu kampanyanın durdurulmasına karar verilmiştir. 250
Karar gereğince TTNet, düzenlemiş olduğu “Yaz Fırtınası” kampanyasını 17.7.2007
tarihinde durdurmuş; durdurmaya ilişkin bildirim yazısı, 23.7.2007 tarih ve 4965 sayı
ile Kurum kayıtlarına girmiştir.
Kurum kayıtlarına 16.7.2007 tarih ve 4791 sayı ile giren ve içeriğine özetle bir önceki
bölümde yer verilen TİD başvurusuna ilişkin olarak; Kurul’un 2.8.2007 tarih ve 07-
63/792-289 sayılı kararı ile TTNet’in “Yaz Fırtınası” kampanyasının durdurulmasına
yönelik olarak daha evvel 11.7.2007 tarih ve 07-59/676-235 sayı ile geçici tedbir
kararı alınması, TTNet’in de söz konusu kampanyayı durdurduğunu Kurum’a bildirmiş
olması nedeniyle şikâyette yer alan ve söz konusu kampanyanın durdurulmasına
yönelik geçici tedbir talebi hakkında bir işlem yapılmasına gerek olmadığına, 260
şikâyette yer alan diğer hususların dosya konusu soruşturma kapsamında
değerlendirilmesine hükmedilmiştir.
Borusan Telekom’un soruşturma kapsamına alınan şikâyetine ek beyanları Rekabet
Kurumu kayıtlarına 20.7.2007 tarih ve 4898 sayı ile intikal etmiştir.
TİD tarafından gönderilen ve 31.8.2007 tarih ve 5764 sayı ile Rekabet Kurumu
kayıtlarına giren başvuruda TTNet A.Ş.’nin “Son Sürat Yaz Fırsatı” ve “Modem
Kampanyası” şikâyet edilmiş, Rekabet Kurulu’nun 18.10.2007 tarih ve 07-79/990-385
08-65/1055-411
7
sayılı kararı ile söz konusu iddiaların da işbu soruşturma çerçevesinde
değerlendirilmesine hükmedilmiştir.
Rekabet Kurulu 18.10.2007 tarih ve 07-79/986-M sayılı kararıyla, 4054 sayılı 270
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 43/1. maddesinde yer alan “Gerekli
görüldüğü hallerde bir defaya mahsus olmak üzere Kurul tarafından 6 aya kadar ek
süre verilebilir.” hükmü uyarınca, 7.5.2007 tarih ve 07-38/411-M sayılı Kurul kararı ile
açılan soruşturmanın süresini, soruşturma süresinin bitiminden itibaren 6 ay
uzatmıştır.
4502 sayılı Kanun'la değişik 2813 sayılı Telsiz Kanunu'nun 7. maddesinde yer alan,
"Rekabet Kurulu, telekomünikasyon sektörüne ilişkin olarak yapacağı
inceleme ve tetkiklerde ve birleşme ve devralmalara ilişkin olarak
vereceği kararlar da dâhil olmak üzere telekomünikasyon sektörüne
ilişkin olarak vereceği tüm kararlarda, öncelikle Kurum'un görüşünü ve 280
Kurum'un yapmış olduğu genel düzenleyici işlemleri dikkate alır."
hükmü uyarınca TK’den (önaraştırma döneminde, soruşturma sürecinde geçici tedbir
taleplerine ilişkin olarak, soruşturma raporu hazırlanması sürecinde ve nihai karar
alınmadan önce olmak üzere) dört ayrı görüş talep edilmiştir. Söz konusu görüşler
24.4.2007 tarih ve 2855 sayı, 13.7.2007 tarih ve 4742 sayı, 14.3.2008 tarih ve 1603
sayı ve 10.10.2008 ve 6632 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
Raportörler tarafından hazırlanan 7.5.2008 tarih ve SR/08-1 sayılı Soruşturma
Raporu ve ekleri 8.5.2008 tarihinde Kurul üyelerine ve hakkında soruşturma
yürütülen taraflara tebliğ edilmiştir.
Türk Telekom ve TTNet İkinci Yazılı Savunmalarına ilişkin 30 günlük ek süre 290
talebinde bulunmuş, söz konusu talepler Kurul tarafından değerlendirilmiş ve 08-
37/488-M sayılı Kurul kararı ile kabul edilmiştir.
TTNet’in İkinci Yazılı Savunması 8.7.2008 tarih, 4346 sayı ile, Türk Telekom’un İkinci
Yazılı Savunması 8.7.2008 tarih, 4347 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
Türk Telekom ve TTNet’in İkinci Yazılı Savunmalarına karşı raportörlerce hazırlanan
Ek Yazılı Görüş, 23.7.2008 tarihinde hakkında soruşturma yürütülen taraflara ve
Kurul üyelerine bildirilmiştir.
TTNet, 7.8.2008 tarih ve 5134 sayılı yazıyla, Türk Telekom ise 8.8.2008 tarih ve 5204
sayılı yazıyla 4054 sayılı Kanun’un 45/2. maddesi kapsamında Üçüncü Yazılı
Savunma için ek süre talep etmiştir. Kurul’un 14.8.2008 tarih, 08-50/751-M sayılı 300
Kararı uyarınca, söz konusu ek süre talepleri kabul edilmiştir.
TTNet’in Üçüncü Yazılı Savunması 19.9.2008 tarih ve 6292 sayı, Türk Telekom’un
Üçüncü Yazılı Savunması ise 23.9.2008 tarihin 6376 sayı ile Kurum kayıtlarına
girmiştir.
8.8.2008 tarih ve 5189 sayılı yazı ile TTNet, 8.8.2008 tarih ve 5203 sayılı yazı ile Türk
Telekom, 4054 sayılı Kanun’un 44. maddesi uyarınca haklarında düzenlenmiş her
türlü evrak ve delili görmeyi talep etmişlerdir. Bu talepler 14.8.2008 tarih ve 08-
50/751-M sayılı Kurul kararı ile kabul edilmiştir. Bu çerçevede 9.9.2008 tarihinde Türk
Telekom, 10.9.2008 tarihinde ise TTNet, SR/08-1 sayılı Soruşturma Raporu ve ekleri
ile Ek Yazılı Görüş ve eklerini Rekabet Kurumu’nda incelemişlerdir. 310
08-65/1055-411
8
Tarafların Üçüncü Yazılı Savunmalarındaki talepleri üzerine Kurul, 9.10.2008 tarih ve
08-57/916-M sayılı kararıyla, 11.11.2008 günü sözlü savunma toplantısı yapılmasına
karar vermiştir. Kurul kararı 9.10.2008 tarihinde taraflara tebliğ edilmiştir.
Sözlü savunma toplantısının belirlenen tarihte yapılmasının ardından Rekabet
Kurulu, 19.11.2008 tarih ve 08-65/1055-411 sayı ile nihai kararını vermiş, söz konusu
karar 25.11.2008 tarihinde ilgililere tefhim edilmiştir.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Soruşturma Raporu ve Ek Yazılı Görüşte;
1. Haklarında soruşturma yürütülen Türk Telekom ve TTNet’in, 4054 sayılı
Kanun’un 3. maddesi kapsamında tek bir teşebbüs olduğu,
2. Türk Telekom ve TTNet’ten oluşan ekonomik bütünlüğün, toptan genişbant 320
internet erişim hizmetleri pazarında ve perakende genişbant internet erişim
hizmetleri pazarında hâkim durumda bulunduğu,
3. Türk Telekom ve TTNet’ten oluşan ekonomik bütünlüğün, toptan genişbant
internet erişim hizmetleri pazarındaki hâkim durumunu, perakende genişbant
internet hizmetleri pazarındaki rekabeti
a. Toptan genişbant internet erişim hizmetleri pazarında, port talep ve
tahsisi bakımından rakip internet servis sağlayıcılarına getirilen
yükümlülükler ve ayrımcı uygulamalar
b. Toptan genişbant internet erişim hizmetleri pazarında, abonelerin
hizmet aldıkları internet servis sağlayıcılarını değiştirmelerini 330
engellemeye yönelik uygulamalar
c. Perakende genişbant internet erişim hizmetleri pazarında fiyat
sıkıştırması
yoluyla kısıtlamak suretiyle kötüye kullandığı, dolayısıyla 4054 sayılı Kanun’un 6.
maddesinin ikinci fıkrasının (a), (b), (d) ve (e) bentlerini ihlal ettiği,
4. Perakende genişbant internet erişim hizmetleri pazarında fiyat sıkıştırması
uygulaması ve toptan genişbant internet erişim hizmetleri pazarında,
abonelerin internet servis sağlayıcı değiştirmelerini engellemeye yönelik
uygulamalar devam ettiğinden, 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin birinci
fıkrası çerçevesinde Türk Telekom ve TTNet ekonomik bütünlüğünün söz 340
konusu uygulamalardan kaçınarak ihlale son vermesi gerektiğine yönelik karar
alınması ve ilgili teşebbüse bildirilmesi gerektiği,
5. 3. maddede belirtilen 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesine aykırı uygulamaları
nedeniyle, aynı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Türk
Telekom ve TTNet ekonomik bütünlüğüne idari para cezası verilmesi gerektiği
sonucuna ulaşıldığı ifade edilmektedir.
I. İNCELEME, DEĞERLENDİRME VE HUKUKİ DAYANAK
Dosya konusu soruşturma kapsamında hakkında soruşturma yürütülenlere yöneltilen
iddialardan ve raportörlerin 4054 sayılı Kanun’un ihlali olarak gördükleri hususlardan,
Türk Telekom ve TTNet ekonomik bütünlüğünün toptan genişbant internet erişim 350
hizmetleri pazarındaki hâkim durumunu fiyat sıkıştırması uygulamak suretiyle
perakende pazarda kötüye kullandığına ilişkin kısmı ihlal olarak değerlendirilmiştir.
Bu çerçevede, işbu kararda dosya kapsamındaki sadece söz konusu hususa ilişkin
tespitler, deliller, değerlendirmeler, hukuki dayanak ve savunmalar ele alınmıştır.
08-65/1055-411
9
I.1. Hakkında Soruşturma Yürütülen Taraflar
I.1.1. Türk Telekom
Türk Telekom, Türkiye’de sabit telefon, veri ve internet hizmetleri ile katma değerli
hizmetleri sunan bir şirkettir.
Türk Telekom, %55 oranındaki hissesi blok olarak Ojer Telekomünikasyon A.Ş. (Ojer
Telekom)’ye satılmak suretiyle özelleştirilmiş bulunmaktadır. Türk Telekom’un %30 360
oranındaki hissesi T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından kontrol
edilmektedir. %15 oranındaki diğer hisseler ise halka arz edilmiş bulunmaktadır.
406 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, telekomünikasyon hizmetlerinin yürütülmesine
dair Türk Telekom’un yetkisine ilişkin hak ve yükümlülüklerin görev sözleşmesi
ve/veya görev sözleşmeleri ile belirleneceği hükme bağlanmış olup, bu çerçevede TK
ile Türk Telekom arasında imzalanmış bulunan Görev Sözleşmesi, Türk Telekom’da
kamu payının %50’nin altına inmesiyle imtiyaz sözleşmesi olarak yeniden
düzenlenmiştir.
Ana sözleşme hükümleri uyarınca Türk Telekom Yönetim Kurulu; Ojer Telekom’un
sahip olduğu A grubu hisseleri temsil eden 6, Hazine’nin sahip olduğu B tipi hisseleri 370
temsil eden 3 ve yine Hazine’nin sahip olduğu bir adet C grubu imtiyazlı hisseyi (altın
hisse) temsil eden 1 üye olmak üzere toplam 10 üyeden oluşmaktadır.
Türk Telekom, GSM işletmecisi olan Avea İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin %81,1
oranındaki hissesine sahiptir. Bunun yanında aşağıda detayları verileceği üzere,
başlıca faaliyeti kablolu ve kablosuz internet servis sağlayıcılığı hizmetini
sunmak/altyapısını kurup işletmek olan TTNet’in hisselerinin %99,9’u da Türk
Telekom’a ait bulunmaktadır. Ayrıca Türk Telekom Türkiye’de telekomünikasyon
alanında faaliyet gösteren Argela Yazılım ve Bilişim Teknolojileri San. ve Tic. A.Ş.,
Innova Bilişim Çözümleri A.Ş., Sebit Eğitim ve Bilgi Teknolojileri A.Ş. ve Asist
Rehberlik ve Müşteri Hizmetleri A.Ş. adlı şirketlerin kontrolünü elinde 380
bulundurmaktadır. Türk Telekom’un 2007 yılı satışları 7.524.286.818,26 YTL’dir.
I.1.2. TTNet
TTNet, Rekabet Kurulu’nun 2.9.2004 tarihli toplantısında benimseyerek Türk
Telekom’un özelleştirilmesine ilişkin olarak sunduğu “TTNet’in ayrı bir tüzel kişiliğe
kavuşturulması” yönündeki görüşü doğrultusunda, özelleştirme işlemi sonrasında
Türk Telekom tarafından 26.4.2006 tarihinde kurulmuştur. TTNet, Telekomünikasyon
Kurulu’nun 9.5.2006 tarihli kararıyla kablolu ve kablosuz internet servis sağlayıcılığı
hizmeti için genel izin kapsamında yetkilendirilerek faaliyetlerine başlamıştır.
TTNet İSS hizmetlerinin yanı sıra 2. tip telekomünikasyon ruhsatları olan rehberlik
hizmeti, karasal hatlar üzerinden veri iletim hizmeti ve A tipi UMTH işletmeci 390
ruhsatlarına sahip bulunmaktadır.
Merkezi İstanbul’da bulunan TTNet’in sermayesi, 14.8.2007 tarihli olağanüstü genel
kurul toplantısı sonrasında 100.000.000 YTL’den 500.000.000 YTL’ye çıkarılmıştır.
Türk Telekom TTNet’i ayrı bir tüzel kişilik haline getirirken, TTNet ile yaptığı
sözleşmelerle TTNet’e bir takım hizmetleri temin etmeye devam etmiştir. Türk
Telekom ile TTNet arasında yapılan ve soruşturma döneminde geçerli olan
sözleşmelere ve bu çerçevede verilen hizmetlere aşağıda kısaca yer verilmiştir:
Hizmet Alımı Konusunda Geçici Protokol: Hukuk, regülasyon, halkla ilişkiler,
pazarlama ve bazı teknik konularda insan kaynağı hizmetleri
08-65/1055-411
10
Çağrı Merkezi Hizmetleri Sözleşmesi3: Çağrı merkezi hizmetleri 400
Faturalama Protokolü4: Müşteri hizmetleri, otomasyon, fatura vb. hizmetleri
Mal ve/veya Hizmet Alımı Sözleşmesi: Proje, ürün/uygulama geliştirme, işletme
ve bakım, mal alımı, sunucu barındırma, web barındırma vb.
TTNet’in 2007 yılındaki net satışları yaklaşık (…………..) YTL’dir.
4054 sayılı Kanun açısından bakıldığında, ileride ayrıntılı olarak değerlendirileceği
üzere, hisselerinin %99,9’u Türk Telekom tarafından sahip olunan TTNet’in, Türk
Telekom ile aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alması nedeniyle, ayrı tüzel
kişilikler olsa bile tek bir teşebbüs niteliğinde olduğu görülmektedir. Bundan sonra
karar içerisinde tüzel kişiliklere ayrı ayrı yer verilmesi, yapılan tespitlerin ve
değerlendirmelerin net bir şekilde ortaya konulması amacına yöneliktir. 410
I.2. İlgili Pazar
I.2.1. Türkiye’de İnternet Erişim Hizmetleri Hakkında Genel Bilgi
Karara konu soruşturma, Türk Telekom ve TTNet’in toptan ve perakende genişbant
internet erişim hizmetleri alanındaki davranışlarına yönelik olarak yürütülmüştür. Bu
nedenle, Türk Telekom ve TTNet tarafından verilen hizmetlerin ait olduğu ürün
pazarlarının tanımlanması, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde Türk
Telekom ve TTNet’in soruşturma konusu davranışlarının doğru değerlendirilmesi
bakımından başlangıç noktasını oluşturmaktadır. Bu nedenle, Telekom ve TTNet
tarafından DSL teknolojisi kullanılarak sunulan internet erişim hizmetlerinin içinde
bulunduğu ürün pazarları tespit edilmeden önce, Türk Telekom ve TTNet tarafından 420
sağlanan ADSL5 internet erişim hizmetlerinin de içinde yer aldığı genişbant internet
erişim hizmetleri, bu hizmetlerin verilebildiği altyapılar ve söz konusu hizmetlerin
sağlanması amacıyla düzenlemeler yoluyla ortaya çıkan modeller dikkate alınmalıdır.
İnternet birbiriyle iletişim halinde olan çok sayıdaki şebekenin bir bütünüdür.
Kullanıcılar internet erişim hizmeti yoluyla diğer şebekelerle veri alışverişinde
bulunabilmektedir.
İnternet erişim hizmeti belli bir zaman diliminde alınabilen ya da gönderilebilen verinin
miktarına (bant genişliği) göre farklılaşabilmektedir. İnternetin ilk yıllarında daha çok
darbant internet erişim hizmetleri yaygın iken, günümüzde daha fazla verinin daha
hızlı bir şekilde iletilmesini temin edecek şekilde genişbant internet erişim 430
hizmetlerinin kullanımı yaygınlaşmıştır. Mevcut durumda sabit telefon şebekesi
üzerinden çevirmeli (dial up) bağlantı yoluyla sağlanan darbant hizmetler sınırlı
düzeydedir ve kullanımı giderek azalmaktadır6.
Hangi kapasitedeki erişim hizmetinin darbant ya da genişbant olarak niteleneceğine
dair birçok ülke ve kuruluş tarafından farklı standartlar7 getirilmiş olmakla birlikte,
3 1.7.2007 tarihinde tadil edilmiştir.
4 1.7.2007 tarihinde tadil edilmiştir.
5 ADSL (Asymmetric Digital Subscriber Line- Asimetrik Sayısal Abone Hattı), DSL teknolojisi üzerinden
kullanıcılara farklı (asimetrik) veri gönderme ve alma hızlarında verilen internet erişim hizmetin adıdır.
6 Örneğin Türkiye’nin en büyük internet servis sağlayıcısı konumunda olan TTNet’in Aralık 2007
itibarıyla dial up abone sayısı (…….)’dir. Aynı dönemde TTNet’in toplam ADSL abone sayısı
(………)’dir.
7 Örneğin, ITU tarafından genişbant eşik hızı olarak 2 Mbit/sn kabul edilirken, İngiltere’de bu düzey
512 Kbit/sn’dir. Bkz. Telekomünikasyon Kurumu, “Piyasa Analizi Çalışmaları Perakende Seviyede
08-65/1055-411
11
Rekabet Kurulu’nun 10.2.2005 tarih ve 05-10/81-30 sayılı Kararı’nda dar ve
genişbant erişim, bu hizmetlerin kullanıcılarına sağladıkları imkânlar ve kullanım
özellikleri bakımından birbirlerinden farklılaşmaları nedeniyle farklı pazarlar olarak
değerlendirilmiş ve yine kullanım özellikleri ve sağladıkları teknik kapasiteler gerekçe
gösterilerek 56 Kbps’ye kadar kapasiteli çevirmeli bağlantı (dial up) hizmetler ile 440
internete sürekli bağlı olma imkânı sağlamayan 128 Kbps ISDN BA erişim hizmetleri
darbant hizmetler, bunların dışındaki hızlardaki erişim türleri (ADSL, kablo internet
vb. hizmetler) genişbant hizmetler olarak tanımlanmıştır.
Ülkemizde soruşturma döneminde sunulan ve genişbant olarak tanımlanan hizmetler
dikkate alındığında en düşük hızın 256/64 Kbit/s (kablo internet), en yüksek hızın ise
6 Mbit/s (kablo internet) olduğu görülmektedir. Söz konusu bant genişliği ve bu
teknolojilerin diğer özellikleri (sürekli bağlı kalabilme ve aynı anda şebekenin ses ve
görüntü taşınması için de kullanılabilmesi), genişbant internet erişim hizmetlerini
darbant hizmetlerden farklılaştırmaktadır.
Genişbant internet erişim hizmetlerinin son kullanıcılara ulaştırılması için bilinen en 450
yaygın ve gelişmiş hizmet ve teknolojiler bakır kablo ağı üzerinden (DSL) sunulan
hizmetler ve Kablo TV şebekesi üzerinden sunulan hizmetlerdir (kablo internet).
Bunların yanı sıra kullanıcıların hareketliliğine olanak sağlayan daha esnek altyapılar
üzerinden internet erişim hizmetleri de son yıllarda dünyada teknolojik olarak
gelişmeye ve kullanıcılar arasında yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu teknolojiler
arasında uydu erişimi, sabit telsiz erişim, 3. nesil mobil iletişim ve Wi-Fi sayılabilir8.
Bununla birlikte, ilerideki bölümde detaylı olarak ele alınacağı üzere, Türkiye’de bu
altyapılardan bir kısmı soruşturma döneminde yetkilendirme yapılmaması nedeniyle
üzerinden fiilen hizmet verilmediğinden bir kısmı ise hizmetin özellikleri ve fiyatları
nedeniyle ADSL ve kablo internet hizmetlerine ikame olabilecek nitelikte 460
değerlendirilmemiştir.
Türkiye’de bu anlamda genişbant internet erişim hizmetlerine bakıldığında, aşağıdaki
grafikte görüleceği üzere, genişbant internet erişim hizmetlerinin büyük oranda ADSL
teknolojisi üzerinden verildiği, Kablo TV şebekesi üzerinden hizmet alan abone
sayısının Şubat 2008 itibariyle (……) abone sayısıyla yaklaşık % (…..) düzeyinde
kaldığı görülmektedir.
Kullanılan teknolojiden bağımsız olarak kullanıcıların internete erişimleri ve internet
uygulamalarından faydalanmaları ancak bir İSS vasıtasıyla mümkün olabilmektedir.
Mevcut düzenlemelere göre9 İSS’ler, TK tarafından genel izin kapsamında
yetkilendirilen işletmecilerdir. TK verilerine10 göre 81 adet İSS genel izin kapsamında 470
yetkilendirilmiş olmakla birlikte az sayıda İSS’nin fiilen pazarda faaliyette bulunduğu
görülmektedir11.
Genişbant Erişim Piyasasına İlişkin İlgili Piyasa Kamuoyu Görüşü Alınmasına İlişkin Doküman”,
Haziran 2007.
8 Tüm bunlara ek olarak genellikle İSS’ler ve büyük kurumsal yapılar tarafından şebeke haberleşmesi
için kullanılan nispeten daha yüksek kapasiteli Metro Ethernet, ATM, Çerçeve Röle (Frame Relay) gibi
diğer teknolojiler de söz konusudur. Fakat ürün nitelikleri ve kullanım amaçları bakımından bu
hizmetler, inceleme kapsamında olan hizmetlerle ikame olamayacakları için değerlendirmeye
alınmamıştır.
9 Telekomünikasyon Hizmet ve Altyapılarına İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliğinde Değişiklik
Yapılmasına Dair Yönetmelik (15.11.2005 tarih ve 25994 Sayılı Resmi Gazete - EK-A6 Kablolu ve
Kablosuz ISS Hizmeti),
10 TK’nin internet sitesinden ilgili dönemde alınmıştır. Bkz.
11 Şubat 2008 itibariyle ADSL hizmetlerinde aktif abonesi bulunan İSS sayısı 12’dir.
08-65/1055-411
12
Şekil 1: TTNet’in (ADSL), Diğer İSS’lerin (ADSL) ve Türksat’ın (kablo internet) Abone Sayıları
Açısından Pazar Payları (Temmuz 2006-Ocak 2008)
TİCARİ SIR
Bir İSS’nin abonelerine hizmet sağlayabilmesi için, öncelikle internet erişim
hizmetlerinin sunulmasına olanak tanıyan bir altyapıya sahip olması (örneğin, Kablo
TV şebekesi) ya da böyle bir altyapıya (örneğin, sabit telefon şebekesi) erişiyor 480
olması gerekmektedir. Ancak bu erişim sağlandıktan sonra bir İSS kurumsal ya da
bireysel kullanıcılarına perakende genişbant internet erişim hizmetlerini
sunabilmektedir.
Söz konusu İSS’lerden Türksat Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme A.Ş. (Türksat)
kendi şebekesi üzerinden genişbant internet erişim hizmetleri sunarken, TTNet de
dâhil olmak üzere diğer İSS’ler Türk Telekom’un sabit telefon şebekesine toptan
düzeyde erişim sağlayarak faaliyet göstermektedir. Bu çerçevede, İSS’lerin
abonelerine hizmet verebilmek için kullanabilecekleri ve sektörel düzenlemeler
çerçevesinde ortaya çıkan üç model bulunmaktadır. Bunlar; al-sat modeli, veri akış
erişimi (VAE) modeli ve yerel ağın paylaşıma açılması (YAPA) modelidir. Bu modeller 490
kısaca aşağıda bu modelleri gösteren şekille birlikte açıklanmıştır:
08-65/1055-411
13
Şekil 2: Sabit Telefon Şebekesine Genişbant İçin Erişim Modelleri12
Yukarıdaki şekilde de görüleceği üzere al-sat ya da yeniden satış modelinde Türk
Telekom’un sunduğu hizmetler İSS’ler tarafından Türk Telekom’dan toptan fiyatına
satın alınıp, perakende olarak yeniden satılmaktadır. Bu modelde İSS’ler (TTNet
dâhil olmak üzere), Türk Telekom’un paket ADSL hizmetini yeniden satış amacıyla
pazarlama faaliyetlerinde bulunmaktadır. Söz konusu erişim şeklinin aboneleri
internete bağlayan herhangi bir aşamasına İSS’lerce müdahale edilememesi 500
nedeniyle gerçek anlamda rekabetçi bir piyasa ortaya çıkarmadığı görülmektedir.
Esasen bu model, gerçek anlamda bir erişim de sağlamamakta, İSS’ler bir
işletmeciden çok Türk Telekom’un bayisi gibi çalışmaktadır. Ancak, bu modelin
önemi, diğer erişim modelleri ile birlikte (VAE ve YAPA) ya da onlar hayata geçene
kadar, İSS’lerin ilk aşamada belli bir abone düzeyi elde edebilmesine imkân
sağlamasıdır. Söz konusu model uzunca bir süre Türk Telekom ve İSS’ler arasındaki
sözleşmeler yoluyla yürütülmüş, 28.2.2007 tarihinde Telekomünikasyon Kurulu
kararıyla Türk Telekom’un söz konusu modele ilişkin bir referans teklif yayımlaması
istenmiş, söz konusu referans teklifin Türk Telekom ve İSS’lerce imzalanmasından
sonra 24.7.2007 tarihli Telekomünikasyon Kurulu kararıyla onaylanmıştır. Ayrıca, 510
Türk Telekom’un bu yöntemdeki tarifelerinin ve söz konusu tarifelerde (promosyonlar
12 Şekil AB Komisyonu’nun Telefónica Kararı’ndan (Case COMP/38.784 – Wanadoo España vs.
Telefónica, 4.7.2007) alınarak uyarlanmıştır.
PoP / Traffic hand-over DSLAM
erişimi
ATM seviyesi
(parent/distant
switch)
IP seviyesi
(managed)
www
(unmanaged
IP)
POTS/ISDN
(gerekirse)
Modem
xDSL
D
S
L
A
M
D
S
L
A
M
D
S
L
A
M
D
S
L
A
M
M
D
F
M
D
F
M
D
F
M
D
F
Ayırıcı ATM
Managed
IP
backbone
network
anaged
IP
backbone
net ork
WWW
(internet)(internet)
(x)DSL - Erişim Backhaul service
1 2 3
YAPA (1)
VAE (2)
Al-Sat (3)
BRASBRAS
08-65/1055-411
14
dâhil) yapılan değişikliklerin ilgili mevzuat uyarınca TK onayına tabi olduğu
belirtilmelidir.
VAE, “yerleşik firmanın son kullanıcının bağlantısının olduğu noktaya bir ADSL cihazı
ve donanımından oluşan yüksek hızlı erişim bağlantısı kurarak, üçüncü tarafların da
son kullanıcılara yüksek hızlı erişim sunabileceği şekilde bu erişim bağlantısını
üçüncü taraflara açtığı durum” olarak tanımlanmaktadır13. Benzer şekilde, VAE,
telefon bağlantısına bağlı bir son kullanıcı ile İSS’nin arabağlantı noktası arasında bir
taşıma kapasitesi sağlama hizmeti olarak da nitelendirilmektedir. Konuyla ilgili
çalışmalarda VAE’nin internet trafiğinin farklı noktalarında (pazara yeni giren) İSS’ye 520
erişim imkânı tanınması ve böylelikle İSS tarafından verilen hizmetin farklı düzeylerde
çeşitlendirilmesi bakımından hem al-sat modelinden hem de bir YAPA yöntemi olan
paylaşımlı erişimden farklı nitelik taşıdığı belirtilmektedir. Şöyle ki, VAE, (piyasaya
yeni giren) bir İSS’nin müşterilerine katma değerli servis sunabilmesine olanak
tanıyacak şekilde taşıma kapasitesinin sağlandığı bir toptan ürün niteliğinde olup bu
nedenle de (piyasaya yeni giren) İSS’nin sunduğu ürünün yerleşik operatörünkinden
bir fark arz etmesine olanak tanımayan al-sat modelinden kısmen farklılaşmaktadır.
Ayrıca, VAE ve paylaşımlı erişim de, İSS’nin son kullanıcıya sunduğu hizmeti katma
değerli hale getirebilmesi ve bunun için gerekli olan teknik noktalara erişebilmesi
açısından farklılaşmaktadır. Basitçe, telefon kabloları ile DSL’nin internete/internet 530
omurgasına daha hızlı bağlanmasına yarayan bir ağ cihazı olan DSLAM’ın yerleşik
firma tarafından işletilmesi nedeniyle VAE, DSLAM’ın (piyasaya yeni giren) İSS
tarafından işletildiği paylaşımlı erişimden de farklılık arz etmektedir. Bu noktada, VAE
modelinde, şekilde görüleceği üzere İSS santrallerde kendi ekipmanını (DSLAM)
kurmak ve bunun için bir yatırıma katlanmak zorunda kalmamaktadır.
Sonuç olarak, VAE modelinde, erişim şebekesinin kontrolü kısmen Türk Telekom’da
kalmakla beraber, diğer operatörler internet erişiminin diğer aşamalarında kendi ana
omurgalarını kullanabilmekte ve bu sayede verilen hizmetin kalitesini kısmen
kendileri belirleme imkânına sahip olabilmektedir.
Bu çerçevede VAE yöntemine ilişkin olarak Telekomünikasyon Kurulu’nun 25.7.2005 540
tarih, 2005/475 sayılı ve 15.12.2005 tarih, 2005/876 sayılı kararları ile sırasıyla ADSL
ve G.SHDSL tarifelerini onayladığı görülmektedir. Bununla birlikte, söz konusu
yönteme ilişkin ilk hizmet sözleşmesi 14.2.2007 tarihinde TK bünyesinde yürütülen
uzlaşmazlık süreci sonucunda Türk Telekom ile Netone Telekom A.Ş. (Netone)
arasında imzalanmıştır. Ancak söz konusu sözleşmenin TK müdahalesiyle
imzalanmış olması nedeniyle diğer İSS’lerle Türk Telekom’un VAE sözleşmesi
imzalaması gecikmiş ve Netone dışında ilk VAE sözleşmesi 1.11.2007 tarihinde
Teknotel ile imzalanmıştır. Buna göre İSS’ler 28 il ve 33 noktada trafiği teslim alarak,
tüm Türkiye genelinde hizmet verebilecektir. Trafik teslim noktasında trafik İSS'ye
teslim edilmekte olup, bundan sonra servis sağlayıcı trafiği ya kendi altyapısını 550
kullanarak taşıyabilmekte ya da trafik teslim noktalarındaki trafiğinin ücreti
karşılığında başka bir noktaya kadar taşınmasını talep edebilmektedir. VAE
modelinde ilk sözleşme Şubat 2007’de imzalanmış olmakla birlikte, Netone
tarafından VAE yöntemiyle ilk abonenin Mayıs 2007’de yapıldığı ancak bu tarihten
sonra yapılan toplam abone sayısının çok sınırlı düzeyde kaldığı (Mart 2008 itibariyle
(….)) ve VAE modeliyle yapılan abone sayısının toplam ADSL satışları içindeki
payının da ihmal edilebilecek düzeyde olduğu görülmektedir. Netone dışında
13 Bkz, ERG (European Regulators Group) Common Position, 2.4.2004.
08-65/1055-411
15
soruşturma döneminde VAE yöntemiyle Teknotel’in Şubat 2008’de sadece (…)
abone elde edebildiği görülmektedir.
YAPA modelinde ise (Şekil 2’nin 1 numaralı kısmında görüleceği üzere) alternatif 560
operatörler iki alt model (yerel ağa paylaşımlı erişim ve tam ayrıştırılmış erişim)
yoluyla yerleşik işletmecinin (Türk Telekom’un) santrallerine kendi ADSL
ekipmanlarını (DSLAM) yerleştirebilecektir. Bu model ilgili İSS’nin Türkiye çapındaki
tüm santrallere ADSL ekipmanlarını kurmasını ve bunların bakım ve muhafazasını
sağlamasını gerektirmekte ve ciddi miktarda yatırım ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır.
YAPA yöntemine ilişkin düzenleme olan 20.7.2004 tarih ve 25528 sayılı Resmi
Gazete'de yayımlanan Yerel Ağa Ayrıştırılmış Erişime İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkındaki Tebliğ, 1.7.2005 tarihinde yürürlüğe girmiş ve ilk sözleşmeler 31.5.2007
tarihinde imzalanabilmiştir. Dosya kapsamında Türk Telekom’dan verilen bilgilere
göre YAPA modeline açık santral sayısı 22.11.2007 tarihi itibariyle (…)’tir ve söz 570
konusu sayının 22.11.2008 tarihi itibariyle (….)’ya ulaşması öngörülmüştür. Bununla
birlikte, YAPA modelinin soruşturma döneminde fiilen çok sınırlı düzeyde14 hayata
geçmiş olması ve bununla ilgili olarak soruşturma bildirim yazısında Türk Telekom ya
da TTNet’e herhangi bir iddia yöneltilmediğinden bu modelin ayrıntılarının ele
alınmasına gerek görülmemiştir.
I.2.2. İlgili Ürün Pazarı
Yukarıda yer verilen bilgiler ışığında genişbant internet erişim hizmetleri pazarının
toptan ve perakende olarak farklılaştığı görülmektedir. İSS’lere bir altyapı işletmecisi
tarafından sağlanan hizmetlere toptan erişim hizmetleri, bu hizmetler vasıtasıyla
İSS’lerin son kullanıcılara sundukları erişim hizmetlerine ise perakende internet 580
erişim hizmetleri adı verilmektedir. Bu çerçevede Türk Telekom ve TTNet’in
hizmetleri baz alınarak söz konusu toptan ve perakende pazarların sınırları aşağıda
belirlenmiştir.
Perakende Genişbant İnternet Erişim Hizmetleri
Yukarıda da belirtildiği üzere, Rekabet Kurulu, önceki kararlarında, darbant ve
genişbant internet erişim hizmetlerini, kullanıcıların farklı internet uygulamalarından
faydalanmalarına olanak sağlamaları ve farklı fiyatlandırma rejimlerine tabi olmaları
nedeniyle farklı pazarlar olarak değerlendirmiştir15.
Genişbant hizmetlerin sunumunda farklı teknolojiler kullanılabilmektedir. Bu
bakımdan ilgili ürün pazarının belirlenebilmesi bakımından soruşturmaya konu teşkil 590
eden ADSL hizmetleri referans alınarak diğer genişbant teknolojilerin birbirleri ile olan
ikame ilişkisi dikkate alınmalıdır.
Bu çerçevede, ADSL ve kablo internet teknolojileri yoluyla sunulan perakende
genişbant internet erişim hizmetlerinin ülkemizde kullanıcılara sunulan genişbant
14 Dosya kapsamındaki bilgilere gore, Nisan 2008 itibariyle, YAPA’ya açılan santral sayısının toplam
santraller içinde %(…), kırsal alanlar hariç tutulduğunda %(…) olduğu, toplam PSTN abone sayısı
açısından bakıldığında abonelerin %(…)’sine YAPA yöntemiyle ulaşılabileceği anlaşılmıştır. Bununla
birlikte, Nisan 2008 itibariyle, Tellcom (…) paylaşımlı, Koçnet (…) paylaşımlı ve Grid
Telekomünikasyon (…) tam hat olmak üzere toplam YAPA yöntemiyle ayrıştırılan hat sayısı sadece
(…)’tir.
15 Darbant ve genişbant hizmetlerin, internete erişim hızları, bu hıza bağlı olarak internet üzerinden
destekledikleri hizmet türleri, kullanıcılara istenilen anda ya da sürekli bir bağlantı sağlamaları, aynı
anda başkaca hizmetlerin de (ses iletimi, video, konferans video gibi) sunulmasına olanak tanıyıp
tanımamaları, erişim hızının talep halinde anında değişip değişememesi gibi unsurlar nedeniyle
farklılaştığı görülmektedir.
08-65/1055-411
16
internet erişim ürünlerinin büyük kısmını oluşturduğu görülmektedir. Bu iki teknoloji
kullanıcılarına, benzer hızlarda erişim sağlama imkânı vermesi, sürekli internete bağlı
kalınma olanağı sağlaması (sürekli bağlı-always on), benzer fiyatlandırma rejimine
sahip olmaları nedeniyle karakteristik olarak benzeştikleri dolayısıyla ikame
seviyelerinin yüksek olduğu sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan, bu iki teknolojinin birbirinden farklılaştığı alanlar da bulunmaktadır. 600
Kablo TV şebekesi üzerinden internet erişim hizmetlerinde bu şebekenin paylaşımlı
yapısı nedeniyle kullanıcılara tahsis edilen bant genişliği şebekenin kullanım
yoğunluğuna göre her zaman garanti edilememektedir. ADSL hizmetlerinde de
santral ile kullanıcı meskeni arasındaki uzaklık ve bakır kablonun kalitesi verilen
hizmetin kalitesinde belirleyici olmaktadır. Bununla birlikte, her ne kadar mülkiyet
sorunları nedeniyle ADSL’ye ciddi bir rakip olamasa ve hâlihazırda Kablo TV
şebekesi üzerinden internete erişim hizmeti Kablo TV şebekesinin eriştiği yerlerde
verilebilse de16, en azından bu coğrafi bölgeler için ADSL hizmetleri ve Kablo TV
hizmetlerinin hem sağladığı hızlar hem de birbirine yakın fiyatları nedeniyle aynı
pazar içinde değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. 610
ADSL hizmetleri ile karşılaştırılması gerekli bir diğer genişbant erişim teknolojisi,
uydular yoluyla sağlanan internet erişim hizmetleridir. Uydu hizmetleri altyapının
götürülmesinde yüksek maliyetlerin söz konusu olduğu kırsal alanlara veri ve yayın
hizmetlerinin götürülmesi için tasarlanmış alternatif bir teknolojidir.
Yüksek kurulum maliyetleri gerektiren uydu erişim hizmetleri, hizmet kalitesi
bakımından kötü hava şartlarında belirgin bir düşüş sergilemektedir. Uydu
bağlantısının karasal bağlantıya nazaran birçok dezavantajı bulunmakta, özellikle;
“karadan uyduya ve sonrasında uydudan yer istasyonuna” şeklinde gerçekleşen
bağlantı nedeniyle, uydu bağlantısında karasal hatlara nazaran yaşanan gecikme ve
hava muhalefetinden kaynaklanan kesintiler dolayısıyla güvenilirlik sorunu 620
nedenleriyle, hız ve verimlilik açısından uydu bağlantısının performansının çok
değişken, servis kalitesi teminatı olmayan bir hizmet olduğu anlaşılmaktadır.
Uydu hizmetleri, bilgiyi geri gönderen uydu vericisinin olmaması durumunda
kullanıcının bunu bakır veya kablo şebekesi üzerinden yapmasını gerekli kılmakta,
çift yönlü uydu telekomünikasyon hizmeti ise çoğunlukla, veri trafiği yüksek
telekomünikasyon operatörleri (uluslararası hizmet sağlayan telefon operatörleri,
İSS’ler vb.) ve büyük ölçekli kurumsal kullanıcılar tarafından kullanılabilmektedir. Bu
bağlamda uydu yoluyla internet erişimi ADSL hizmetlerini ikame eden değil bu
hizmetleri tamamlayan hizmetler olarak değerlendirilmektedir.
Üçüncü nesil mobil telefon hizmetleri (UMTS) ve sabit kablosuz ağlar (WLL) 630
üzerinden internet erişim hizmetleri, her ne kadar genişbant erişim olanakları sağlıyor
olsalar da soruşturma döneminde bu hizmetlere yönelik herhangi bir ruhsat ya da
yetki tahsis edilmediğinden uygulanabilir, hayata geçmiş yöntemler değillerdir. TK’nin
konuya ilişkin çalışmaları kapsamında izin ve ruhsatların verilmesinin ardından bu
şebekelerin kurulumu için de belirli bir zaman geçeceğinden bu teknolojilerin kısa ve
orta vadede ADSL hizmetleriyle aynı pazarda değerlendirilmesi mümkün
görülmemiştir.
Yapılan incelemelerde elde edilen belgelerden, uydu, üçüncü nesil (UMTS gibi) ve
genişbant sabit telsiz erişimi (Wimax gibi) gibi yöntemlerin henüz ADSL hizmetlerine
16 İnceleme sürecinde Türksat’tan alınan bilgilere göre Kablo TV altyapısı 14 ilde, (……….) kurulu
kapasiteye sahiptir.
08-65/1055-411
17
rakip olamadığının, sadece Kablo TV şebekesinden verilen hizmetlerin mevcut 640
durumda ADSL hizmetlerini ikame edebileceğinin, Türk Telekom ve TTNet tarafından
da kabul edildiği görülmüştür. (………TİCARİ SIR……)
Sonuç olarak, yukarıda anılan gerekçeler dolayısıyla soruşturma kapsamında ele
alınacak ilgili ürün pazarının “Kablo TV şebekesi üzerinden internet erişimi ve ADSL
hizmetlerinden oluşan perakende genişbant internet erişim hizmetleri pazarı” olduğu
sonucuna ulaşılmıştır.
Söz konusu pazarda verilen hizmetlerin büyük ölçüde bireysel ve küçük işletmelerin
kullanımına yönelik olduğu belirtilmelidir17. Özellikle ADSL hizmetleri dikkate
alındığında, bireysel kullanıcıların önemli kısmının giriş seviyesi paketlerini talep ettiği
görülmekle birlikte, söz konusu hizmetler bakımından net bir kurumsal/bireysel pazar 650
ayrımının ortaya çıkmadığı görülmektedir. Bununla birlikte, böyle bir ayrım yapılsa
bile söz konusu ayrım, yapılacak değerlendirmeleri değiştirmeyecektir.
Toptan Genişbant İnternet Erişim Hizmetleri
Soruşturma kapsamında incelenen ve Türk Telekom tarafından sunulan ADSL
hizmetleri doğrudan tüketicilere sunulmamakta, dolayısıyla toptan seviyede satış
yapılan bir pazar niteliğini taşımaktadır.
Toptan genişbant internet erişim hizmetleri açısından bakıldığında, soruşturma
döneminde, Türk Telekom tarafından sunulan ADSL hizmeti büyük ölçüde yeniden
satış yöntemi kapsamında verilmiştir. Çok sınırlı düzeyde kullanılan VAE modeli ise
İSS’lerin başvurabileceği diğer bir toptan erişim modelini oluşturmaktadır. Bu iki 660
hizmete ek olarak, YAPA modeli çerçevesinde sunulan hizmetler yoluyla altyapı
yatırımı yapacak işletmeciler de genişbant internet erişim hizmeti sağlayabilecektir.
YAPA yöntemiyle sunulan toptan hizmetlerle VAE hizmetlerinin de içinde bulunduğu
toptan genişbant erişim hizmetlerinin farklı ürün pazarları oluşturdukları hem TK
tarafından rekabet hukuku ilkeleri göz önüne alınarak gerçekleştirilen piyasa analizi
çalışmalarında18 hem de AB Komisyonu’nun karar19 ve tavsiyelerinde20 belirlenmiştir.
Bu sonuca ulaşılmasının temel nedenleri, YAPA yönteminin diğer yöntemlere oranla
daha yüksek oranlarda yatırım gerektirmesi; dolayısıyla diğer erişim yöntemlerinden
YAPA yöntemine geçişte ciddi yatırıma ve zamana ihtiyaç duyulması, bu yönteme
göre yapılacak yatırımın batık maliyet oluşturacak olması nedeniyle diğer erişim 670
türlerinden kazanılan kritik ölçekte bir abone sayısının gerekliliği ve YAPA yöntemiyle
17 Kurumsal müşteriler kiralık hatlar (ATM, F/R ve Metro Ethernet gibi) ya da uydu yoluyla da
genişbant internet hizmetleri alabilmektedir. TTNet Temmuz 2007 verilerine göre, TTNet’in gelirlerinin
%(…)’i bireysel müşterilerden elde edilmiştir.
18 Bkz. Piyasa Analizi Çalışmaları IX Veri Akış Erişimini İçeren Toptan Genişbant Erişim Piyasası,
Şubat 2006, Piyasa Analizi Çalışmaları VIII Genişbant
ve Ses Hizmetlerinin Sunumu İçin Bakır Kablo Ağına Paylaşımlı Erişimi de İçeren Toptan Ayrıştırılmış
Erişim Piyasası, Şubat 2006,
19 Telefónica Kararı, Bkz. Dipnot 13, par.163-182.
20 Söz konusu hizmetlerin içinde yer aldığı pazarlar Komisyon’un üye ülke düzenleyici otoritelerine
yönelik olarak hem 2003 yılı tavsiyesinde (Recommendation on Relevant Markets.
Commission Recommendation On Relevant Product and Service Markets within the electronic
communications sector susceptible to ex ante regulation in accordance with Directive 2002/21/EC of
the European Parliament and of the Council on a common regulatory framework for electronic
communication networks and services C(2003)497, 11, Feb, 2003) hem de 2007 yılı tavsiyesinde
(Commission recommendation on relevant product and service markets within the electronic
communications sector susceptible to ex ante regulation in accordance with Directive 2002/21/EC of
the European Parliament and of the Council on a common regulatory framework for electronic
communications networks and services. 17 December 2007) ayrı pazarlar olarak belirlenmiştir.
08-65/1055-411
18
diğer erişim yöntemlerinin sağlanabilen perakende hizmetler bakımından fonksiyonel
farklılıklar barındırmasıdır. Bu nedenlerle söz konusu erişim türleri arasında talep
ikamesi ve alternatif bir yerel şebeke oluşturmanın maliyetlerinden dolayı arz ikamesi
bulunmamaktadır.
Bu noktada, al-sat yöntemi ile sağlanan toptan hizmetler ile VAE hizmetlerinin
birbirleriyle ikame olup olmadıkları, bir başka deyişle bu hizmetlerin tek bir ürün
pazarını mı yoksa ayrı ürün pazarlarını mı oluşturduğunun ele alınması
gerekmektedir. Bu iki hizmeti içine alan toptan pazar TK tarafından veri akış
yöntemini de içerecek şekilde “genişbant toptan erişim pazarı” olarak belirlenmiştir21. 680
AB Komisyonu ise düzenlemelere yönelik tavsiyelerinde22 bu hizmetleri tek bir pazar
altında değerlendirirken, rekabet kurallarının ihlaline ilişkin bir kararında23, söz
konusu erişim türlerinin farklılıkları nedeniyle ikame olmaktan çok birbirini
tamamlayıcı özellik gösterdiğini belirterek ayrı pazarlar oluşturduğunu ifade etmiş,
ancak yapılacak değerlendirmeleri değiştirmeyeceği gerekçesiyle kesin bir sonuca
ulaşmamıştır.
Soruşturma kapsamında değerlendirmeye alınan Borusan Telekom’un şikâyetinde,
telekomünikasyon endüstrisinde kabul gören ve telekomünikasyon sektörüne yeni
giren teşebbüslerin kendi altyapılarını kurmaya başlamadan önce mevcut altyapıdan
yararlanarak müşteri oluşturabilmeleri ve daha sonra altyapıya yatırım yapmalarını 690
öngören “yatırım merdiveni” yaklaşımı gerekçe gösterilerek, genişbant erişim
hizmetlerinde son kullanıcıya ulaşmak için geçerli olan toptan yöntemlerin birbirinin
ikamesi değil, tamamlayıcısı oldukları ifade edilmektedir. AB Komisyonu ve TK
tarafından da söz konusu pazarların farklı ürün pazarları olarak ele alındığından
bahisle, “toptan seviyede yeniden satış yöntemi ile genişbant internet erişim
hizmetlerinin” ayrı bir ürün pazarı olarak ele alınması gerektiği belirtilmiştir.
Soruşturma döneminde Türkiye’de geçerli olan toptan genişbant internet hizmetleri
dikkate alındığında, İSS’lerin büyük ölçüde al-sat modelini kullandıkları, VAE yoluyla
erişim sözleşmesi imzalayan 7 adet işletmeci bulunmakla birlikte bunlardan yalnızca
ikisinin çok sınırlı düzeyde faaliyet gösterdikleri, al-sat modelinden farklı olarak VAE 700
yoluyla faaliyette bulunabilmek için 28 il 33 noktada yatırım yapılması gerektiği
anlaşılmıştır. Bu hususlar dikkate alındığında, VAE’nin soruşturma dönemindeki
şartlarda al-sat yöntemiyle ikame olamayacağı dolayısıyla ayrı pazarlar olarak ele
alınması gerektiği sonucuna ulaşılmakla birlikte, soruşturmaya konu eylemlerin
gerçekleştirildiği dönemde VAE yönteminin sınırlı kalması, pazar tanımından
bağımsız olarak her iki toptan hizmet bakımından Türk Telekom’un rakibinin
bulunmaması dolayısıyla yapılacak değerlendirmeleri değiştirmeyecek olması
nedeniyle, bu konuda net bir değerlendirme yapılmasına gerek bulunmadığı
sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla, dosya konusu bakımından ilgili toptan ürün
pazarının YAPA yöntemini içermeyecek şekilde “toptan genişbant internet erişim 710
hizmetleri pazarı” olarak ele alınmasında sakınca bulunmamaktadır.
Söz konusu ürün pazarının içerisine, Kablo TV şebekesi üzerinden sağlanan
perakende hizmetlere yönelik toptan hizmetler teorik olarak dâhil edilebilecek olmakla
birlikte, TK’nin ilgili piyasaya yönelik pazar analizi çalışmalarındaki kısa dönemde
Kablo TV altyapı işletmecisinin toptan seviyede genişbant internet erişim hizmeti
21 Bkz. Dipnot 8.
22 Bkz. Dipnot 21.
23 Telefónica Kararı, Bkz. Dipnot 13, par.183-208.
08-65/1055-411
19
sunumunu gerçekleştiremeyeceği şeklindeki yaklaşımı dikkate alındığında,24 söz
konusu hizmetler teorik olarak pazara dâhil edilse bile 4054 sayılı Kanun bakımından
Türk Telekom’un ilgili pazarda hâkim durumda olup olmadığına ilişkin yapılacak
değerlendirmeleri değiştirmeyecek olması nedeniyle, Kablo TV şebekesi üzerinden
verilen hizmetlerin bu pazar içerisinde yer almaması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. 720
I.2.3. İlgili Coğrafi Pazar
Genişbant internet erişim hizmetleri, yetkilendirme yoluyla yürütülen hizmetler
olduğundan, söz konusu hizmet sadece Türkiye’de yetkilendirilmiş teşebbüsler
tarafından sunulabilmektedir. Söz konusu hizmet bakımından ülke çapında rekabet
şartlarının homojen25 olması nedeniyle ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak kabul
edilmiştir.
I.3. Yapılan Tespitler ve Deliller
I.3.1. Türk Telekom ve TTNet Ekonomik Bütünlüğünün İlgili Pazarlara Yönelik
Genel Stratejisine İlişkin Tespitler
Önaraştırma safhasında gerçekleştirilen yerinde incelemelerde bulunan belgelerde; 730
TTNet’in perakende pazarın %(…) ve üzerinde pazar payı elde ettiğinin, bu başarının
büyük ölçüde (……….TİCARİ SIR………) ortam sayesinde gerçekleştiğinin, yeniden
satış yönteminde getirilen “evrensel hizmet yükümlülüğü”26 (EHY)’nden kaynaklanan
düşük/negatif marjlar nedeniyle rakiplerin bugünkü faaliyetlerini gelecekteki
durumlarını geliştirmek amacıyla sürdürdüğünün, dolayısıyla potansiyel riskin yüksek
olmadığının, VAE’nin yüksek erişim fiyatları ve EHY nedeniyle kullanılmadığının,
dolayısıyla potansiyel risk bulunmadığının, YAPA’nın yakın bir tarihe kadar
kullanılabilir olmadığının, ama riskin diğer seçeneklere oranla yüksek olduğunun
ifade edildiği görülmüştür. Bu durum, elde edilen belgelerde bulunan “Yıldız Geçidi
Projesi (Project Stargate)” adlı sunumdan alınan aşağıdaki tabloda şu şekilde 740
gösterilmektedir:
Tablo 1: Yıldız Geçidi Projesi Adlı Sunumda Yer Alan Yansı
TİCARİ SIR
24 Bkz. Dipnot 19.
25 Kablo TV şebekesinin sadece kapsadığı alanlarda ADSL genişbant hizmetlere ikame olabileceği bu
durumun istisnasıdır.
26 Söz konusu yükümlülük kanuni bir yükümlülük olmayıp, Türk Telekom’un İSS’ler üzerine getirdiği ve
büyük şehirlerin yanında diğer yerleşim yerlerinden de port talebinde bulunmalarını zorunlu kılan bir
yükümlülüktür. Anılan yükümlülük soruşturma açıldığına ilişkin bildirimin tebliğinden sonra 01.06.2007
tarihinde dinamik satış modeline geçilmesiyle ortadan kaldırılmıştır.
08-65/1055-411
20
Bu çerçevede, söz konusu sunumda al-sat yönteminde Türk Telekom’un İSS’lere
getirdiği, büyükşehirlerin yanında diğer bölgelerde de port alma zorunluluğunun
kalkacak olması, VAE ve YAPA’nın devreye girecek olması ve orta ve uzun vadede
alternatif teknolojilerin tanıtılması nedenleriyle rekabetin artacağının beklendiği
görülmektedir.
Beklenen bu rekabete karşılık, Türk Telekom ve TTNet’in hedefi bundan önce
perakende düzeyde olabildiğince fazla sayıda abone yapmak ve abone tabanını 750
korumak olarak belirlenmiş, bunun için de satışları artırmaya yönelik promosyonlar
devreye sokulmuş, indirim karşılığı uzun dönemli sözleşmeler teklif edilmiş ve pazara
giriş yapmaya çalışan rakiplerin kampanyaları hedef alınmıştır. Aşağıda bu durumu
gösteren belgelerden örnekler verilmiştir:
9.1.2007 tarihli Türk Telekom Pazarlama Direktörlüğü yetkilisi (…………)’dan
Türk Telekom ve TTNet üst düzey yöneticilerine gönderilen “Bilgisayar
Kampanyası Sonuçları” konulu e-posta ekinde yer alan sunumda, kampanyanın
amaçlarından birinin müşterinin abonelik süresini ve sadakatini uzun dönemli
sözleşmeler yoluyla artırmak olduğu, kampanya sonucunda ortaya çıkan
faydalardan birinin uzun dönemli aboneliklerin garanti edilmesi olduğu ve 760
rekabet bakımından tam zamanında uygulandığı ifade edilmektedir.
TTNet’ten Türk Telekom Genel Müdürlüğüne gönderilen 10.10.2006 tarihli
yazıda,
“Şirketimizce sunulmakta olan ADSL hizmetinin yurt çapında tanıtılması,
gündemde kalmasını sağlayarak ADSL penetrasyonunu arttırmak amacıyla
promosyon ve kampanyaların yapılması gerekmektedir.
Gelecekte artacağı öngörülen rekabet koşullarında mevcut ve gelecekteki
müşterilerin korunmasını sağlamak amacı ile uzun süreli abonelik taahhüdü
alınarak abone sayısındaki muhtemel azalma riskinin azaltılması
planlanmaktadır. Bu kampanyadan (………) müşterinin yararlanacağı 770
öngörülmüştür. …”
ifadelerine yer verilmektedir.
Türk Telekom Genel Müdürü (………...) tarafından gönderilen bir e-postaya
cevaben TTNet Genel Müdürü (…………) tarafından gönderilen 7.1.2007 tarihli
e-postada,
“Birleşik Krallık’ın yüksek okuryazarlık oranı ve gelir seviyesi ile hane sayısı
bakımından ulaştığı %40’lık bir penetrasyon oranı, Türkiye’ye yönelik bir tahmin
yapılarak, hane sayısı bakımından %(…)’lik bir penetrasyon oranı ile
karşılaştırılabilir, bu da yaklaşık (…) milyon abone demek. Bu rakam anlamlı bir
orta vade hedef olabilir ve biz ciddi bir rekabet doğmadan bu rakama 780
olabildiğince hızlı ulaşmak zorundayız. Daha önemlisi, TTNET’in gelecekteki
karı muhtemelen bu (…) milyon aboneden gelecek. Yarış sürüyor.”
ifadeleri yer almaktadır.
TTNet Yönetim Kurulu üyesi ve Türk Telekom pazarlama bölümü yöneticisi
(…………)’dan Türk Telekom Pazarlama Direktörlüğü Bölüm Başkanı
(…………)’a gönderilen 20.8.2006 tarihli e-postada müşterilerin TTNet’ten
ayrılmalarını (churn) engellemek için acil bir şekilde uzun dönemli tekliflere (12
ve 24 aylık) ihtiyaç duyulduğu ifade edilmektedir.
08-65/1055-411
21
(…………)’ın bilgisayarında bulunan “DSL pazarına genel bakış ve Türk
Telekom’a stratejik tavsiyeler” başlıklı, Mayıs 2006 tarihli (Sadece Türk Telekom 790
İcra Kurulu – “Gizli” ifadeli) sunumun, “genişbant pazarında rekabet” başlıklı
yansısında, şimdiye kadar genişbant pazarında gerçek bir rekabetin olmadığı,
kablonun oldukça marjinal kaldığı, ancak VAE ve YAPA’nın 2007’de hayata
geçmesinin ve gerçek rekabetin başlamasının beklendiği, bundan önce,
(………TİCARİ SIR………) nedeniyle DSL abonesi sayısının olabildiğince çok
artırılması gerektiği ifade edilmektedir.
Önaraştırma safhasında elde edilen belgelere benzer olarak, soruşturma safhasında
elde edilen belgelerden de Türk Telekom ve TTNet’in genişbant internet erişim
hizmetleri pazarındaki yukarıda belirtilen genel stratejilerinde değişiklik olmadığı
görülmüştür. Örneğin; 800
TTNet Genel Müdürü (………..) tarafından (…………)’a gönderilen 24.4.2007
tarihli e-postanın ekinde yer alan “(………..)” başlıklı sunumda; yıl sonuna kadar
(……….) abone rakamına ulaşılması için uygulanması planlanan stratejilerden
bahsedilmekte, “TTNet Yönetim Kurulu’ndan Buna Ulaşmak İçin Neye İhtiyaç
Duyuyoruz?” başlıklı yansıda ise “(……..TİCARİ SIR…….)” anılan ihtiyaçlar
içinde sayılmaktadır. Söz konusu sunumdan (ve aşağıda yer verilecek diğer
örneklerden), TTNet Genel Müdürü’nün aralarında Türk Telekom ve TTNet
Yönetim Kurulu Başkanı’nın da bulunduğu üst düzey yetkililere gönderdiği e-
postada belirtilen (………..) rakamının gerçekten hem Türk Telekom hem de
TTNet tarafından somut olarak izlenen bir hedef haline geldiği görülmüştür27. 810
TTNet Planlama ve Strateji Başkanı (………….) tarafından (……………) ve
(……………)’a gönderilen 10.5.2007 tarihli e-postada ise “Planlanan
promosyonların son derece agresif olduğu ve rakipleri de zorlayacağı kesin.
Böyle bir endişeye istinaden (…..)'luk paketin piyasaya sunulmaması mantıklı,
fakat bizi buna zorlayan (………) ulaşma hedefiydi, (…)'le daha konuşmadım
ama benim ilk görüşüm hem agresif olmayıp hem de (……….) ulaşmamız
imkânsız denecek kadar zor.” ifadelerine yer verilmektedir.
Öte yandan Türk Telekom’da gerçekleştirilen yerinde incelemede elde edilen
TTŞ.0.08.00.07 sayılı ve “ADSL ve Yerel Ağ Ücretleri” konulu İcra Kurulu
kararının gerekçesinde “Bilindiği üzere Şirketimiz ADSL abone sayısı olarak 820
2007 sonu itibariyle yaklaşık (………..) üzerinde abone hedefi bulunmaktadır.”
ifadelerine yer verilerek Türk Telekom’un da toptan seviyede tıpkı TTNet gibi
(……….) abone hedefi olduğu ortaya konmaktadır. Bu bağlamda, toptan
pazarda faaliyet gösteren Türk Telekom ile perakende pazarda faaliyet gösteren
TTNet’in aynı abone rakamlarına ulaşma amacına sahip olması, diğer İSS’lere
pazarda sınırlı ya da çok az bir pay öngörüldüğünü göstermesi bakımından
dikkat çekici bulunmuştur.
Önaraştırma ve soruşturma döneminde yapılan incelemeler sonucu elde edilen
belgelerde ayrıca Türk Telekom ve TTNet’in müşteri tabanını korumak ve daha fazla
müşteri edinmek için toptan ve perakende seviyedeki faaliyetlerini koordineli bir 830
şekilde yürüttüğü, bir başka ifadeyle iki pazardaki uygulamaların birbirinden bağımsız
olmadığı ve pazarın toptan ve perakende seviyesinde faaliyet göstermekten
27 Bununla birlikte TTNet’in 2007 yılı 2. yarı satış planlarında söz konusu hedefin (………) abone
olarak revize edildiği görülmüştür.
08-65/1055-411
22
kaynaklanan dikey bütünleşik yapının avantajlarının kullanılmaya çalışıldığı tespit
edilmiştir. Bu çerçevede,
Türk Telekom ve TTNet’in üst düzey yetkililerinin yukarıda belirtildiği gibi
perakende ve toptan pazarda neredeyse aynı abone sayısını hedeflediği
yukarıda belirtilmiştir.
Buna ek olarak, bir e-posta silsilesine cevap olarak Türk Telekom Pazarlama
Direktörlüğü yetkilisi (…………...) tarafından gönderilen 4.6.2006 tarihli e-
postada planlanan bir kampanyanın ne kadar bir süre maliyetleri 840
karşılayacağına ve Türk Telekom ya da TTNet tarafından hangi maliyetler
üstlenilirse en iyi sonucun alınacağına yönelik bir değerlendirme yapılmıştır.
Ulaşılan sonuçta, (…………..TİCARİ SIR……….) ifade edilmektedir. Bu e-
posta’ya TTNet yönetim kurulu üyesi (………….) tarafından verilen cevapta ise
“stratejik olarak, o zaman biz promosyon maliyetlerini olabilecek en fazla şekilde
TTNet içine ve olabilecek en az şekilde Türk Telekom içine koyarak ve olabildiği
ölçüde en kötü senaryoda (…) ay içerisinde geri dönüşü sağlayacak şekilde
Türk Telekom ve TTnet arasında paylaştırırız.” denilmektedir. Buradan da Türk
Telekom’un promosyon maliyetlerini olabildiğince TTNet üzerine yönlendirdiği
ve rakip İSS’lerin faydalanabileceği şekilde toptan düzeye yansıtmak istemediği 850
anlaşılmıştır.
Benzer bir şekilde, TTNet yönetim kurulu üyesi (………..)’ın bilgisayarında
bulunan “DSL pazarına genel bakış ve Türk Telekom’a stratejik tavsiyeler”
başlıklı, (Sadece Türk Telekom İcra Kurulu – “Gizli” ifadeli) sunumda; “Türk
Telekom’un pazardaki stratejik pozisyonu” başlıklı yansıda, “Türk Telekom’un
stratejisinin, toptan seviyede regülasyonlardan kaynaklanan yükümlülüklerini
yerine getirirken, müşteri tabanını korumak ve artırmak için perakende seviyede
agresif bir şekilde mücadele etmesi gerektiği” ifade edilmektedir.
Türk Telekom Pazarlama Dairesi tarafından hazırlanan ve rakip İSS’lere tahsis
edilen portlarla ilgili Ekim 2006 tarihine ait olduğu düşünülen bilgi notunda ise 860
aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir.
“…
a. [Doğan İletişim tarafından] Kasım ayında tahsis edilmek üzere
(………) port talepte bulunulmuştur. Talepleri incelenmiş, TTnet’in
planladığı kampanyalar da göz önünde bulundurularak yaklaşık (………)
boş port içerisinden %(…)’lik boş port miktarı olan (……..) adet port
tahsis edilmiştir. İnternet Servis sağlayıcılara talepleri için ayrılan oran,
boş portun %(…) u şeklinde olmasına karşın talebin fazla olması ve
TTnet kampanyalarının da faaliyette olması sebebiyle düşük
tutulmuştur…” 870
Bu ifadelerin de Türk Telekom’un toptan pazardaki uygulamalarıyla TTNet’i
korumaya yönelik bir politika izlediğinin açık bir göstergesi olduğu görülmüştür.
Türk Telekom’un perakende ve toptan pazardaki stratejilerini birlikte ele aldığı,
TTNet Genel Müdürü (……….) tarafından TTNet yönetim kurulu üyesi (………..)
gönderilen 24.4.2007 tarihli e-postanın ekinde yer alan “(……..)” başlıklı
sunumda açıkça görülmektedir. Söz konusu sunum içinde yer alan “Ağustos’ta
büyük bir patlama için ne yapmalıyız” başlıklı yansıdaki tedbirler içerisinde “yeni
bir tarife yapısının dizaynı ve onaylatılması (TT ve TK)” da sayılmıştır. Aynı
08-65/1055-411
23
sunum içerisinde yer alan “TTNet Yönetim Kurulu’ndan Buna Ulaşmak İçin Neye
İhtiyaç Duyuyoruz?” başlıklı yansıda, Yönetim Kurulu tarafından “Ağustos 880
öncesi Türk Telekom’un yeni ürün portföyünün açıklanması ve buna uygun
toptan tarifelerin onaylatılmasının sağlanması (Ağustos ayında onay için Türk
Telekom’un toptan tarifeleri en geç Mayıs sonunda TK’ye sunması gerekiyor)”
beklendiği dikkate alındığında, TTNet’in kendi planları çerçevesinde Türk
Telekom ile ürün portföyünün dizaynı ve onaylatılması konusunda işbirliği içinde
olduğu görülmektedir.
Bu işbirliğinin daha somut hali ise, TTNet Planlama ve Strateji Bölümü Başkanı
(…………) tarafından Türk Telekom Hukuk Başkanı (…………..)’ye ve bilgi
olarak TTNet Genel Müdürü’ne de gönderilen 25.4.2007 tarihli e-postada;
“… 890
(…………..)]'in biraz önce size telefonda anlattığı üzere hukuki olarak
daha iyi anlamaya çalıştığımız iki husus var. Bu konulardaki görüşlerinizi
ve önerilerinizi Cuma günü yapacağımız bir toplantıda yüz yüze
görüşerek almak isteriz. Bahsettiğimiz iki hususu aşağıda özetlemeye
çalışacağım:
1 - ADSL paketlerinde yapılması planlanan değişiklik: Bildiğiniz gibi
hâlihazırda 7 değişik ADSL paketimiz bulunmakta. Bu paketlerin
bazılarında iyileştirmeler yapmayı planlıyoruz. Yapmayı istediğimiz
değişiklikler şöyle:…
(…………..TİCARİ SIR………..)…” 900
ifadelerine yer verilmektedir. Ağustos 2007’de hem TTNet hem de Türk Telekom
tarifelerinde yapılan düzenlemelerle söz konusu e-postada yapılması istenen
değişikliklerin büyük ölçüde gerçekleştiği görülmektedir.
TTNet’in Türk Telekom’un toptan tarifelerine müdahalesinin bir başka örneği ise
yine (………) tarafından 24.12.2007 tarihinde TTNet yetkilisi (………….)i’ye
gönderilen e-postadaki şu ifadelerden anlaşılmaktadır:
“Toplantıda bahsettiğim gibi TTNet olarak bizim gelecekteki gelirlerimizi
ve dolayısıyla bütçe performansımızı en çok etkileyen değişken olan TT
Türk Telekom] toptan tarifeleri ve bu konudaki gelişmeleri yakından
takip etmek için Türk Telekom içinde Regülasyon ve Pazarlama 910
departmanlarıyla yakın çalışma ilişkileri geliştirdik. (………..TİCARİ
SIR…………). Bu tip tarife değişiklikleri hem Türk Telekom Pazarlama
tarafından hem de regülasyon tarafından talep edilebiliyor ve bizim
üzerimizdeki etkisi çok büyük. Buna çok benzer bir durum da bit-stream
konusunda ortaya çıkan alternatif modellerle ilişkili olarak ortaya çıkıyor,
(………TİCARİ SIR…………). Biz elimizden geldiği kadar Türk Telekom
Finans takımını da güncelleyerek koordinasyona katkıda bulunmaya
çalışıyoruz.”
Benzer şekilde, “TTNet 2008 Nihai İş Planı” başlıklı sunumda, 2008 yılının ilk
yarısında (……...TİCARİ SIR……….)28 belirtilmektedir. TTNet’in söz konusu 920
projeksiyonları (örneğin, (…………..) sunulması) Türk Telekom’un
28 TTNet Tarife Stratejisi Başlıklı Aralık 2007 tarihli sunumda tarife ve ürün portföyü
((………………….) de dahil olmak üzere) daha uzun dönemli projeksiyonları kapsadığı görülmüştür.
08-65/1055-411
24
projeksiyonlarını bilmeden yapması imkânsızdır. Dolayısıyla bu durum
yukarıdaki e-postalarda ifade edilen koordinasyon ve işbirliğinin TTNet’in nihai iş
planlarına Türk Telekom’un toptan tarifesindeki değişiklik planlarını yansıtacak
derecede geliştiğini göstermektedir.
Yine bu konuda bir başka örnek ise, toptan ve perakende tarifeleri ile TTNet
promosyon koşullarının belirlenmesine yönelik olarak Türk Telekom ve TTNet
yetkilileri arasında geçen yazışmalardır:
(a) 9.5.2007 tarihinde (……………)’den (…………..)e gönderilen “tarifeler ve yaz
fırtınası” başlıklı e-posta: 930
“(………) aradı TT tarife toplantısından çıkınca. Planladığımız
promosyonda ve yeni tarifelerde daha az agresif olmamız gerektiğini
söyledi. iki sebep:
1 - Rakiplerin üstüne bir anda bu kadar güçlü gitmemek
2 – (……………)
Üzerinde konuştuğumuz ayarlamalar:
1 – (….) ilk aşamada uygulanmasın, 14.99, 19.99 modemli teklifler olsun
2 - Yeni tarifedeki limitsiz paketler daha yüksek planlanıyor, ancak biz
(…..)'cllara (…) YTL'yi TTNET promosyonu olarak verebiliriz. …”
(b) 10.5.2007 tarihinde (…………) (…………)’ye gönderilen “tarifeler ve yaz 940
fırtınası” başlıklı e-posta:
“ Promosyonların son derece agresif olduğu ve rakipleri de zorlayacağı
kesin. Böyle bir endişeye istinaden (…..)'luk paketin piyasaya
sunulmaması mantıklı, fakat bizi buna zorlayan (………) ulaşma
hedefiydi, (…..)’le daha konuşmadım ama benim ilk görüşüm hem
agresif olmayıp hem de (………) ulaşmamız imkânsız denecek kadar
zor. Tabi bu alınacak stratejik bir karar, hedef revizyonuyla beraber
tutarlı bir hale getirilebilir. Bunun senaryosunu (…)'le beraber
oluşturarak sonuçlarını paylaşacağım. Yeni tarifeler konusunda tam
planlarını bilemiyorum, ama 1 Mbps'Iık paketin fiyatı (…)'un üzerinde 950
olacaksa (….) ya da (…)'lik bir paketin (…)'dan devam etmesi zorunlu
hale geliyor. Bunu gözden kaçırmamaları son derece önemli, bu
durumda bizim TTNet promosyonu olarak (…)'lık paketi sürdürmemizin
bir anlamı kalmıyor, o zaten devam etmek zorunda. Bunun senaryosu
hazır, daha önce gönderdiğim. business plan'da senaryo 6 ve yaklaşım
(………) YTL'lik kayba yol açıyor.”
Yukarıdaki, elektronik postada bahsi geçen 14,99 ve 19,99 modemli tekliflerin
yaz fırtınası kampanyasında uygulandığı ayrıca belirtilmelidir.
Bunların yanında, Haziran 2007 tarihli TTNet’in 2008 Stratejisi başlıklı çalışma
dokümanında yer alan “TTNet’in “Yeni Faaliyetler” Stratejisi Türk Telekom’un 960
Hedeflerine Bağımlı Olacaktır” başlıklı yansıda, genişbant hizmetinin değerini
artırıcı bir araç olarak (…………..TİCARİ SIR………..) gerektiği ifade
edilmektedir. Bu şekilde sadece genişbant internet hizmetleri bakımından değil
TTNet tarafından sunulabilecek yeni hizmetlerin Türk Telekom’un başta sabit
ses hizmetleri olmak üzere faaliyet alanlarına yönelik genel stratejisi
kapsamında faaliyete geçmesinin düşünülmesi, Türk Telekom ve TTNet’in
08-65/1055-411
25
faaliyetlerinin ortak bir irade tarafından planlandığı ve birlikte değerlendirildiğinin
bir başka göstergesi olmaktadır.
I.3.2. TTNet’in Perakende İnternet Erişim Hizmetleri Pazarındaki Fiyatlaması ve
Kârlılığına İlişkin Tespitler 970
Tarifeler
Daha önce de belirtildiği üzere, TTNet Türk Telekom’un yavru şirketi olarak
26.04.2006 tarihinde kurulmuş ve 01.06.2006 tarihinde Türk Telekom ile 3. Tip Al-Sat
Sözleşmesi imzalayarak abone kaydı yapmaya başlamış, Türk Telekom’un bu tarih
öncesinde kaydettiği aboneler de TTNet’e devredilmiştir.
Soruşturma kapsamında TTNet’in faaliyete geçmesinden bu yana Türk Telekom ve
TTNet’in gerçekleştirdiği faaliyetler kapsamında incelenen fiyat sıkıştırması
iddialarının değerlendirmesinde gerek Türk Telekom’un TK’nin onayıyla uyguladığı
toptan erişim tarifelerinin gerekse TTNet’in TK onayına tabi olmadan uyguladığı
perakende tarifelerin incelenmesi büyük önem taşımaktadır. 980
Bu bağlamda, bu bölümde öncelikle Türk Telekom ve TTNet’in uyguladığı tarifelere
yer verilecektir.
Türk Telekom tarafından ADSL toptan satışıyla ilgili ilk tarife 25.10.2004 tarihinde
açıklanmıştır. Bu tarifenin yayınlandığı dönemde TTNet’in ayrı bir tüzel kişilik olarak
ayrışması henüz gerçekleşmediğinden, Türk Telekom hem toptan hem de perakende
pazarda faaliyet göstermektedir. Dolayısıyla, tarifelerde bu durumu yansıtır şekilde
hem toptan hem de perakende ücretler bir arada yer almaktadır.
Tablo 2: 25.10.2004 Tarihinde Yürürlüğe Giren Toptan ve Perakende ADSL Erişim Tarifeleri (KDV ve
ÖİV Dâhil)
Yürürlük Tarihi Hız (Kbit)/ Kota Bağlantı Ücreti Perakende Aylık Ücret
Toptan Aylık
Ücret
256/64 59 YTL 49 YTL 40,18 YTL
512/128 59 YTL 99 YTL 81, 18 YTL
1024/256 59 YTL 169 YTL 138,58 YTL
2048/512 59 YTL 269 YTL 220,58 YTL
256/64 3 GB 59 YTL 29 YTL 23,78 YTL
25.10.2004
512/128 5 GB 59 YTL 49 YTL 40,18 YTL
Yukarıdaki tarifenin yürürlüğe girmesinden yaklaşık 1 yıl sonra 1.11.2005 tarihinde 990
Türk Telekom yeni tarifelerini yayımlamıştır. Yayımlanan tarifelerle en düşük erişim
hızı 256 Kbit’ten 512 Kbit’e çıkarılmış ve yeni kotalı paketler uygulamaya konmuştur.
Bu tarifelerle ortadan kaldırılan 256 Kbit’lik erişim paketi 14.11.2005 tarihinde tekrar
yürürlüğe konmuştur. Her iki tarife de hem toptan hem de perakende ücretleri
içermektedir.
08-65/1055-411
26
Tablo 3: 1.11.2005 Tarihinde Yürürlüğe Giren Toptan ve Perakende ADSL Erişim Tarifeleri (KDV ve
ÖİV Dâhil)
Tablo 4: 14.11.2005 Tarihinde Yürürlüğe Giren Toptan ve Perakende ADSL Erişim Tarifeleri (KDV ve
ÖİV Dâhil) 1000
Yürürlük
Tarihi
Hız/Kota Bağlantı Ücreti Perakende Aylık
Ücret
Toptan Aylık
Ücret
256/64 59 YTL 49 YTL 40,18 YTL
512/128 59 YTL 99 YTL 81, 18 YTL
1024/256 59 YTL 169 YTL 138,58 YTL
2048/512 59 YTL 269 YTL 220,58 YTL
512/128 3 GB 59 YTL 29 YTL 23,78 YTL
512/128 6 GB 59 YTL 49 YTL 40,18 YTL
14.11.2005
512/128 9 GB 59 YTL 69 YTL 56,58 YTL
TTNet’in ayrı bir tüzel kişilik olarak faaliyete geçmesinin ardından Türk Telekom
tarafından yayımlanan ilk tarife 1.8.2006 tarihlidir. Yukarıda açıklanan tarifelerden
farklı olarak ve TTNet’in perakende tarifelerini kendisi hukuki olarak serbestçe
belirleyebilmesine paralel olarak bu tarife, yalnızca toptan ücretleri içermektedir. Yeni
tarifede kotalı paketlerin erişim hızlarının artırıldığı, limitsiz paketlerin en düşük erişim
hızına sahip olan paketi hariç olmak üzere limitsiz paketlerde indirime gidildiği
görülmektedir.
Tablo 5: 1.8.2006 Tarihinde Yürürlüğe Giren Toptan ADSL Erişim Tarifeleri (KDV ve ÖİV Dâhil)
Yürürlük Tarihi Hız/Kota Bağlantı Ücreti Toptan Aylık Ücret
256/64 59 YTL 40,18 YTL
512/128 59 YTL 72,98 YTL
1024/256 59 YTL 113,98 YTL
2048/512 59 YTL 187,78 YTL
1024/256 3 GB 59 YTL 23,78 YTL
1024/256 6 GB 59 YTL 40,18 YTL
1.8.2006
1024/256 9 GB 59 YTL 56,58 YTL
Türk Telekom tarafından 1.4.2007 tarihinde yeni bir tarife yayımlanmış, söz konusu
yeni tarifelerde, kotalı ve limitsiz paketlerin en düşük fiyatlı olanları hariç olmak üzere 1010
Yürürlük Tarihi Hız (Kbit)/ Kota Bağlantı Ücreti Perakende Aylık Ücret
Toptan Aylık
Ücret
512/128 59 YTL 99 YTL 81, 18 YTL
1024/256 59 YTL 169 YTL 138,58 YTL
2048/512 59 YTL 269 YTL 220,58 YTL
512/128 3 GB 59 YTL 29 YTL 23,78 YTL
512/128 6 GB 59 YTL 49 YTL 40,18 YTL
01.11.2005
512/128 9 GB 59 YTL 69 YTL 56,58 YTL
08-65/1055-411
27
indirime gidilmiş; 3 GB kotalı paketin kotası 4 GB’ye çıkartılmıştır. Ayrıca bağlantı
ücreti de 59 YTL’den 29 YTL’ye indirilmiştir.
1.4.2007 tarihinde yürürlüğe giren tüm tarifelerde toptan tarifeler ile önce Türk
Telekom’un daha sonra TTNet’in perakende tarifeleri arasındaki marj %18 iken bu
tarife ile bazı paketlerin marjları %24’e kadar çıkmıştır. Fakat abonelerin bu dönemde
%80’inden fazlasını kapsayan 1024 Kbit hızlı, 4 GB kotalı pakette marj %18 olarak
korunmuştur. Toptan ve perakende tarifeler arasındaki marj 6 GB kotalı pakette
%22’ye, 9 GB’lik pakette %24’e; limitsiz paketlerden 256 Kbit ve 512 Kbit’te %20’ye,
1 Mbit’te %22’ye 2 Mbit’te ise %24’e çıkmıştır.
Tablo 6: 1.4.2007 Tarihinde Yürürlüğe Giren Toptan ADSL Erişim Tarifeleri (KDV ve ÖİV Dâhil) 1020
Yürürlük Tarihi Hız/Kota Bağlantı Ücreti Toptan Aylık Ücret
256/64 29 YTL 39,20 YTL
512/128 29 YTL 63,20 YTL
1024/256 29 YTL 77,22 YTL
2048/512 29 YTL 105,64 YTL
1024/256 4 GB 29 YTL 23,78 YTL
1024/256 6 GB 29 YTL 30,42 YTL
01.04.2007
1024/256 9 GB 29 YTL 37,24 YTL
1.8.2007 tarihinde yürürlüğe giren toptan tarifelerle 256 Kbit’lik paket kaldırılmış ve en
düşük erişim hızı 512 Kbit’e yükseltilmiş; 4096 Kbit’lik bir limitsiz paket ve 2048
Kbit’lik bir kotalı paket oluşturulmuştur.
Söz konusu yeni tarifelerde kotalı paketlerde herhangi bir indirime gidilmezken
limitsiz paketlerde önemli indirimlere gidilmiştir. Bununla birlikte, Türk Telekom’un
toptan ve TTNet’in perakende tarifeleri arasındaki marjlarda limitli tarifelerde herhangi
bir değişiklik oluşmazken limitsiz tarifelerde marjlarda önemli düşüşler
gerçekleşmiştir. Örneğin, 1 Mbit’lik pakette marj %11,84’e, 2 Mbit’lik pakette
%16,35’e düşmüştür. 4 Mbit’lik yeni pakette ise marj %19,73 olarak belirlenmiştir.
Tablo 7: 1.8.2007 Tarihinde Yürürlüğe Giren Toptan ADSL Erişim Tarifeleri (KDV ve ÖİV Dâhil) 1030
Yürürlük Tarihi Hız/Kota Bağlantı Ücreti Toptan Aylık Ücret
512/128 29 YTL 39,20 YTL
1024/256 29 YTL 43,20 YTL
2048/512 29 YTL 57,72 YTL
4096/512 29 YTL 71,44 YTL
1024/256 4 GB 29 YTL 23,78 YTL
1024/256 6 GB 29 YTL 30,42 YTL
1024/256 9 GB 29 YTL 37,24 YTL
01.08.2007
2048/512 6 GB 29 YTL 37,24 YTL
TTNet’in faaliyete geçmesinden itibaren uyguladığı perakende genişbant internet
erişim tarifelerine aşağıda yer verilmektedir:
08-65/1055-411
28
Tablo 8: TTNet Limitsiz Genişbant İnternet Erişim Tarifeleri
Limitsiz Mart 2007’ye kadar Nisan-Temmuz 2007 Ağustos 2007’den sonra
256 Kbps 49 YTL 49 YTL -
512 Kbps 89 YTL 79 YTL -
1 Mbps 139 YTL 99 YTL 49 YTL
2 Mbps 229 YTL 139 YTL 89 YTL
4 Mbps - - 89 YTL
Tablo 9: TTNet Limitli Genişbant İnternet Erişim Tarifeleri (KDV ve ÖİV Dâhil)
Limitli Mart 2007’ye kadar Nisan-Temmuz 2007 Ağustos 2007’den sonra
1 Mbps 4 GB 29 YTL 29 YTL 29 YTL
1 Mbps 6 GB 49 YTL 39 YTL 39 YTL
1 Mbps 9 GB 69 YTL 49 YTL -
2 Mbps 6 GB - - 49 YTL
TTNet ve Türk Telekom’un Kampanyaları
Soruşturma döneminde, TTNet’in temel olarak perakende tarifelerinde bir değişikliğe
gitmeksizin, henüz ADSL kullanıcısı olmayan kişileri ve mevcut abonelerini hedef
alan ve (ücretsiz modem gibi) diğer avantajların yanında perakende tarifeler
üzerinden indirim ya da belli dönemle sınırlı ücretsiz hizmetler sunan kampanyalar 1040
düzenlediği görülmüştür.
Henüz ADSL kullanıcısı olmayan kişilere yönelik düzenlenen kampanyalarda, bu
kişileri abone olmaya özendirecek, ücretsiz kablolu/kablosuz modem verilmesi,
ücretsiz/indirimli kullanım sağlanması ve bağlantı ücretinin karşılanması gibi faydalar
sağlanırken, karşılığında 24 ay boyunca abonelik garantisi talep edilmektedir. Bu
süreden önce aboneliğin iptal ettirilmesi durumunda sağlanan faydalar geri talep
edilmekte ve böylelikle abonelerin taahhüt süresi boyunca ayrılmaması sağlanmaya
çalışılmaktadır.
Mevcut kampanyasız abonelerin yararlanabileceği kampanya kurgularında ise bu
abonelere çeşitli kullanım ücreti indirimi fırsatları sunularak karşılığında yine 12 veya 1050
24 aylık abonelik taahhüt süreleri talep edilmektedir. Böylece, bu abonelerin hem
TTNet’ten ayrılmasının önüne geçilmekte hem de uzun bir süre TTNet abonesi
olmaları sağlanmaktadır.
TTNet tarafından uygulanan ilk kampanya “Karne Hediyesi” kampanyasıdır. Anılan
kampanya her lisenin en başarılı öğrencisine yönelik son derece sınırlı bir kampanya
niteliğindedir. TTNet’in geniş kitlelere hitap eden yeni müşteri kazanmaya yönelik ilk
kampanyasının 2.10.2006 tarihinde başlayan “Bilgisayar (PC) Kampanyası” olduğu
söylenebilir. Bilgisayar Kampanyası ile birlikte başlayan süreçte TTNet tarafından
sürekli bir biçimde yeni kampanyalarla abone sayısı artırılmaya çalışılmıştır.
Aşağıdaki tablolarda, TTNet’in düzenlediği kampanyalar ve bu kampanyaların içeriği 1060
hakkında bilgiler verilmektedir.
08-65/1055-411
29
Tablo 10: TTNet’in İnceleme Konusu Kampanyaları
KAPSAM
KAMPANYA ÜCRETSİZ MODEM
ÜCRETSİZ
KULLANIM
ÜCRETSİZ
BAĞLANTI
TAAHHÜT
SÜRESİ
BAŞLANGIÇ
TARİHİ
BİTİŞ TARİHİ KAPSAM
PC KAMP. PC KABLOLU MODEM 2 AY YOK 24 AY 02.10.2006 31.12.2006
Kampanya kapsamındaki masaüstü
PC'lerden birini seçerek alan müşteriler
MODEM KABLOLU MODEM YOK 12 AY
MODEM+ 2 AY ÜCRETSİZ KABLOLU MODEM 2 AY 24 AY
HIZLI OLUN HIZLI OLUN YOK 2 AY VAR 24 AY 19.02.2007 23.04.2007
Tüm tarife hız ve paketlerindeki yeni abone
olacak tüm ADSL müşterileri
BİR YILLIK İNDİRİM YOK %3 İNDİRİM YOK 12 AY 16.10.2006 31.12.2006
Tüm tarife hız ve paketlerindeki mevcut
ADSL müşterileri
İKİ YILLIK İNDİRİM YOK %6 İNDİRİM YOK 24 AY 16.10.2006 31.07.2007
Tüm tarife hız ve paketlerindeki mevcut ve
yeni abone olacak tüm ADSL müşterileri
KABLOLU MODEM KAMPANYASI KABLOLU MODEM 2 AY
KABLOSUZ MODEM KAMPANYASI KABLOSUZ MODEM YOK
KABLOLU MODEM İLE KABLOLU MODEM
KABLOSUZ MODEM İLE KABLOSUZ MODEM
KABLOLU MODEM KAMPANYASI KABLOLU MODEM 2 AY
KABLOSUZ MODEM KAMPANYASI KABLOSUZ MODEM YOK
KABLOLU MODEM + 2 AY KABLOLU MODEM 2 AY
KABLOSUZ MODEM + 1 AY KABLOSUZ MODEM 1 AY
3 AY ÜCRETSİZ YOK 3 AY
KABLOLU MODEM + 2 AY KABLOLU MODEM 2 AY
KABLOSUZ MODEM + 1 AY KABLOSUZ MODEM 1 AY
3 AY ÜCRETSİZ YOK 3 AY
KABLOLU MODEM KABLOLU MODEM 3 AY 24 AY
KABLOSUZ MODEM KABLOSUZ MODEM 2 AY 24 AY
MODEMSİZ YOK 4 AY 24 AY
18.02.2007
24.04.2007 03.06.2007
17.07.200704.06.2007
YOK 24 AY
24 AY
01.11.2006
Tüm tarife ve hız paketlerindeki yeni abone
olacak ADSL müşterileri
MODEM
SON SÜRAT
FIRSAT
Tüm tarife hız ve paketlerindeki yeni abone
olacak ADSL müşterileriMODEM
YOK
YOK
İNTERNETSİZ
EV KALMASIN
VAR 01.01.2008
DEVAM
EDİYOR
30.10.2007
31.12.2007
Tüm tarife ve hız paketlerindeki yeni abone
olacak ADSL müşterileri
Tüm tarife ve hız paketlerindeki yeni abone
olacak ADSL müşterileri
MODEM-YENİ YOK 17.09.2007
EĞİTİME
DESTEK
VAR 01.12.2007
24 AY
24 AY
DEVAM
EDİYOR
Öneren abone bir kampanya döneminde
enfazla 3x5 YTL indirim alabiliyor
MODEM YOK 18.07.2007 16.09.2007
Tüm tarife ve hız paketlerindeki yeni abone
olacak ADSL müşterileri
24 AY
DEVAM
EDİYOR
Tüm tarife ve hız paketlerindeki yeni abone
olacak ADSL müşterileri
Tüm tarife hız ve paketlerindeki mevcut ve
yeni abone olacak tüm ADSL müşterileri
ÖNER-KAZAN -
Öneren ve önerilene
5 YTL indirim
YOK YOK - 11.06.2007
Tüm tarife ve hız paketlerindeki yeni abone
olacak ADSL müşterileri
2008'e kadar
indirim
YAZ FIRTINASI
TURBO
İNDİRİM
SON SÜRAT YAZ FIRSATI YOK
12 AY %12
İNDİRİM
YOK 24 AY 02.07.2007
08-65/1055-411
30
Şekil 3: TTNet’in Düzenlediği Kampanyalar (Zaman Serisi Üzerinde)
08-65/1055-411
31
Aşağıdaki grafikte ise, kampanyaların yeni abone kazanımlarındaki etkisini
göstermek amacıyla, TTNet ve diğer İSS’lerin yeni abone kazanım payları
verilmektedir. Eylül ve Ekim 2006 döneminde hemen hemen hiç yeni abonelik
yapamayan diğer İSS’ler, bu dönem sonrasında yeni abone kazanım paylarını zayıf 1070
da olsa %(…)’a kadar artırmışlardır. TTNet’in Temmuz 2007 döneminde başlattığı
“Yaz Fırtınası” kampanyası ile diğer İSS’lerin yeni abone kazanımı durma noktasına
gelmiştir. Rekabet Kurulu’nun almış olduğu tedbir kararı ile birlikte yeniden
hareketlenen pazar, son dönemlerde TTNet’in düzenlediği yeni kampanyalarla birlikte
İSS’lerin aleyhine gerilemeye başlamıştır.
Şekil 4: TTNet ve Diğer İSS’lerin Yeni Aboneler İçindeki Payı
TİCARİ SIR
Yine aşağıda yer verilen grafikten de görüleceği üzere, özellikle Kasım 2006’dan
itibaren, başlayan kampanyalarla birlikte, yeni kullanıcıların düzenlenen
kampanyaları tercih ettikleri, kampanyasız aboneliğin oldukça düşük miktarlarda 1080
gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Kampanyalar içerisinde, geçici tedbir kararına da
konu olan “Yaz Fırtınası” kampanyasının, yeni abone kazanma açısından oldukça
ciddi bir etkisi olduğu görülecektir. Kasım 2007’de tekrar gerilemeye başlayan yeni
abonelik düzeyi, Aralık 2007 ve Ocak 2008’den itibaren “Yaz Fırtınası” adı altında
düzenlenen kampanyanın da üzerinde bir artış göstererek yükselişe geçmiştir.
08-65/1055-411
32
Şekil 5: Kampanyalı ve Kampanyasız Yeni Abone Sayıları
TİCARİ SIR
Aşağıdaki şekilde ise aylar itibarıyla kazanılan ve kaybedilen abone sayılarına yer
verilmektedir. Şekil incelendiğinde yukarıda bahsedilen kampanyalarda yeni
abonelere sunulan fayda miktarı ile yeni yapılan abone sayısı arasındaki ilişki de 1090
ortaya çıkmaktadır. Örneğin, yeni abonelere kablolu modemin yanı sıra iki ay ücretsiz
kullanım sunan ve 1.11.2006 tarihinden 18.02.2007 tarihine kadar süren “Modem
Kampanyası” ile aylık yeni abone sayısının (……….)’in üzerine çıktığı görülmektedir.
Yine Rekabet Kurulu’nca hakkında geçici tedbir kararı alınan ve yararlanıcılarına
yüksek oranlarda indirimin yanında kablolu/kablosuz modem sunan “Yaz Fırtınası”
Kampanyası’nda aylık yeni abone sayısının (Haziran 2007) (……….)’in üzerine
çıktığı görülmektedir- ki bu sayı TTNet’in tüm rakiplerinin o zamana kadar elde ettiği
toplam abone sayısının yaklaşık (….) katıdır. Ayrıca, Aralık 2007’de geçerli olan ve
yararlanıcılarına kablolu/kablosuz modem, ücretsiz kullanım ve bağlantı ücretinin
karşılanması olanaklarını sağlayan “Eğitime Destek” Kampanyası ile (………)’e 1100
yaklaşan sayıda yeni abone kazanımı sağlanmıştır. Buna karşın, yararlanıcılarına
çok fazla fayda sağlayan kampanyaların bulunmadığı Nisan-Mayıs 2007 döneminde
ise aylık abone sayısı (………)’in altına düşmektedir ki- bu da abonelere sağlanan
fayda miktarı ile yeni yapılan abone sayısı arasındaki bağlantıya işaret etmektedir.
08-65/1055-411
33
Şekil 6: TTNet’in yeni abone sayısı ile ayrılan abone sayısı
TİCARİ SIR
2007 yılına ilişkin yapılan hesaplamalarda, TTNet’in toplam yeni satışları içerisinde
kampanyalı satışların oranı %(…)29 olmuştur. Dosya kapsamında elde edilen bilgi ve
belgelerde ise, TTNet’in 2008 projeksiyonlarına göre bu oranın 2008 ortalamasının
%(…) olmasının planlandığı görülmüştür. Ayrıca, TTNet’in 2017 projeksiyonlarına 1110
göre ise söz konusu kampanyaların 2017 yılına kadar TTNet’in satışlarında %(…-…)
arasında bir oranda yer tutacağı, bir başka ifadeyle promosyonların sürekli olarak
devam etmesinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
Bu kısım altında TTNet’in kampanyalarıyla birlikte değerlendirilmesi gereken önemli
bir husus Türk Telekom tarafından toptan pazarda uygulanan kampanyalardır. Türk
Telekom’un TTNet kurulduktan sonra TTNet de dâhil olmak üzere diğer İSS’lere
yönelik düzenlediği toptan seviyede çeşitli kampanyaları bulunmaktadır. TTNet’in
kurulma tarihi olan 26.4.2006 tarihinden itibaren Türk Telekom’un toptan seviyede
düzenlediği kampanyaları aşağıdaki tabloda görmek mümkündür.
Tablo 11: Türk Telekom’un Toptan İnternet Erişim Hizmetine Yönelik Düzenlediği Kampanyalar 1120
29 TTNet’in soruşturma döneminin sonunda yaptığı hesaplamalardaki kampanyalı satışların TTNet’in
toplam satışlarının %(…)’ini oluşturduğu varsayımı dikkate alınmıştır.
Kampanyanın Süresi Kampanya kapsamında yapılan promosyon
1 Ekim 2006 – 31 Aralık 2006
İSS’lerin 24 ay abonelik taahhüdü karşılığında 24.
ay ücretsiz kullanım hakkı
1 Şubat 2007 – 30 Nisan 2007
İSS’lerin 24 ay abonelik taahhüdü karşılığında 24.
ay ücretsiz kullanım hakkı
1 Ağustos 2007 – 31 Ekim 2007
İSS’lerin 24 ay abonelik taahhüdü karşılığında 24.
ay ücretsiz kullanım hakkı
1 Aralık 2007 – 31 Ocak 2008 Ücretsiz bağlantı ve 2 GB ek kota promosyonu
1 Mart 2008 – 30 Haziran 2008
500.000’in altında ADSL abonesi olan İSS’lere 4
ay süreyle ADSL tarifelerinde indirim yapılması
08-65/1055-411
34
Yukarıdaki tablodan görüleceği üzere, Türk Telekom bu süre içerisinde toplam beş
kampanya düzenlemiştir. Söz konusu kampanyalar Türk Telekom’un toptan fiyatları
dolayısıyla İSS’lerin Türk Telekom’a ödedikleri ücretler bakımından bir indirim etkisi
göstermekte olduğundan ileride yapılacak kârlılık analizinde dikkate alınacak
unsurlardan birini oluşturmaktadır.
TTNet’in Gelir ve Maliyet Unsurları
İlgili dosya kapsamında incelenen ve 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin ihlaline
neden olduğuna karar verilen uygulama, Türk Telekom’un toptan tarifeleri ile (TTNet
yoluyla uyguladığı) perakende tarifeleri arasındaki marjı, perakende seviyedeki
(TTNet’in) maliyetlerini karşılayamayacak şekilde belirlemesi ve bu yolla fiyat 1130
sıkıştırması yapmasıdır. Bir başka ifadeyle, Türk Telekom’un perakende seviyedeki
fiyatı, söz konusu hizmetin verilmesi için sağlanan erişim maliyeti ile diğer maliyetleri
karşılayamamaktadır. Söz konusu uygulamanın değerlendirilmesi için ise öncelikle,
TTNet’in gelir ve gider kalemlerinin hangi unsurlardan oluştuğunun tespit edilmesi ve
bu unsurların hesaplanması gerekmektedir.
Söz konusu hesaplamalar yapılırken gelir ve gider kalemleri gruplandırılmıştır. Buna
göre gelir ve gider kalemlerine ilişkin gruplama şöyledir:
Ortalama Aylık Gelir,
Ortalama Erişim Ücreti,
Ortalama Aylık Faaliyet Giderleri, 1140
Ortalama Abone Kazanma Maliyeti ve
Ortalama Satış Komisyonu Maliyeti.
Yukarıda verilen gelir ve maliyet kalemleri, TTNet’in kampanyalı abone yapmaya
başladığı Kasım 2006 tarihinden başlayarak incelemenin sona erdiği Mart 2008
tarihine kadar aylık bazda hesaplanmıştır.
Hesaplamanın Kasım 2006’dan başlatılmasının temel nedeni TTNet tarafından ilk
kampanyalı müşterilerinin bu ayda bildirilmesidir. İlgili pazarda rekabetin odak
noktasını yeni müşteri kazanmak oluşturmaktadır. TTNet’in de stratejisini bu yönde
oluşturduğu “Türk Telekom ve TTNet’in İlgili Pazarlara Yönelik Genel Stratejisine
İlişkin Tespitler” başlıklı bölümde ayrıntılarıyla açıklanmıştır. Yine daha önce yer 1150
verildiği üzere, soruşturma döneminde İSS’ler al-sat ve VAE yöntemleri imkânına
sahip olmakla birlikte, fiili olarak VAE yöntemi ile hizmet verilen abone sayısının
anlamlı bir düzeye ulaştığını söylemek mümkün değildir. Dolayısıyla, pazarda tüm
İSS’ler Türk Telekom’un verdiği toptan erişim hizmetini tüketicilere
pazarlamaktadırlar. Bu bağlamda, İSS’lerin verdikleri hizmetlerin içeriği kalite
bakımından hiçbir fark arz etmemekte, homojen bir yapı sergilemektedir. Bu noktada,
İSS’lerin rekabette kullanabilecekleri temel araç fiyat ve müşterilere sağlanan modem
gibi imkânlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Sektörde faaliyet gösteren tüm İSS’lerin
uygulamaları dikkate alındığında abone elde etmek için sürekli bir biçimde çeşitli
kampanyalar düzenleyerek müşteri kazanmaya çalıştıkları gözlemlenmektedir. Bu 1160
durum da İSS’lerin müşteri kazanmak için temel olarak kampanyaları aracılığıyla
08-65/1055-411
35
rekabet ettiğini göstermektedir. Bu çerçevede, hesaplamalar TTNet’in ilk geniş
tabanlı kampanyasının başladığı Kasım 200630’dan başlatılmıştır.
Gelir ve gider kalemleriyle ilgili ayrıntılı açıklamalara geçmeden önce,
hesaplamalarda dikkate alınan bir hususa daha değinilmesi gerekmektedir. TTNet’in
ayrı bir tüzel kişiliğe kavuşmadan önceki dönemde de Türk Telekom kampanyalar
düzenlemiş ve bu kampanyalar çerçevesinde abone kazanmaya devam etmiştir. Türk
Telekom’dan elde edilen bilgiler, Kasım 2005 itibariyle Türk Telekom’un abonelerinin
%(…)’sının bu kampanyalar kapsamında abonelik yaptırdığını ortaya koymaktadır.
Yapılan hesaplama ve değerlendirmelerde TTNet’in tüzel kişilik olarak 1170
ayrıştırılmadığı dönemde düzenlenen kampanyalardan doğan maliyetler ve bu
kampanyalar kapsamında yapılan abonelikler dikkate alınmamış; Kasım 2006’dan
itibaren TTNet tarafından düzenlenmeye başlanan kampanyalar ve yeni abonelikler
dikkate alınmıştır. Aşağıdaki grafikte bu döneme ait veriler değerlendirilmiştir. Türk
Telekom’un, TTNet’in ayrıştırılmasından önceki döneme ilişkin olarak yapmış olduğu
kampanyalı abonelikler de “kampanyasız” olarak değerlendirmeye alınmıştır. Bu
varsayım çerçevesinde yapılan değerlendirmeler göstermektedir ki, TTNet, Şubat
2008 itibariyle toplam abonelerinin (………) fazlasını düzenlediği kampanyalar
kapsamında elde etmiştir.
1180
TİCARİ SIR
Şekil 8: TTNet Kampanyalı – Kampanyasız Abone Dağılımı 1190
TİCARİ SIR
30 TTNet’in geniş tabanlı ilk kampanyası Ekim 2006’da başlamış olmakla birlikte, kampanyalarda esas
olarak Kasım 2006 döneminden itibaren müşteri kazanılmaya başlandığı bildirilmiştir.
Şekil 7: Türk Telekom ADSL Abone Dağılımı (Kasım 2005)
08-65/1055-411
36
Bu açıklamalar çerçevesinde, TTNet’in ilgili dönemde kampanyalı ve kampanyasız
tüm yeni aboneleri bakımından gelir ve giderleri gruplar halinde aşağıda ele
alınacaktır.
Ortalama Aylık Gelir: TTNet’in ana gelir kalemini abonelerinden aldığı “Ortalama
Aylık Abonelik Bedeli” oluşturmaktadır. Abonelerden tahsil edilen internet erişim
ücretlerinden oluşan ortalama aylık abonelik bedeli, aylara göre değişmekle birlikte,
TTNet’in toplam gelirlerinin %(…) ile %(…)’luk bir kısmını oluşturmaktadır. Ortalama
aylık abonelik bedeli, Kasım 2006 - Mart 2008 dönemini kapsayan inceleme
döneminde TTNet tarafından yapılan tüm kampanyalı ve kampanyasız aboneliklerin, 1200
paket bazındaki tarifeler üzerinden ağırlıklı ortalaması alınarak hesaplanmıştır.
Böylece, TTNet’in her bir yeni abonesinden kazandığı aylık ortalama gelir rakamına
ulaşılmıştır.
TTNet’in, aylık abonelik bedeli haricindeki ikinci gelir kalemi ise “Ortalama Kota Aşım
Bedeli”dir. Ortalama kota aşım bedeli kotalı tarifelerdeki abonelerin kendilerine
ayrılan limiti aşmaları durumunda tahsil edilen bedeldir. Ortalama kota aşım bedeli
TTNet tarafından gönderilen bilgiler dikkate alınarak aylık kota aşım miktarlarının
kota aşım tarifeleri ile çarpılması sonucu ortaya çıkmıştır. Ancak, TTNet tarafından
gönderilen veriler Ocak 2007 - Mart 2008 aralığını kapsadığından Kasım ve Aralık
2006 tarihleri için gerçekleşmiş rakamlara ulaşılamamış; bunun yerine, bu aylar için 1210
elde verileri bulunan zaman aralığının ortalaması kullanılmıştır. Hesaplamalar sonucu
ortaya çıkan ortalama kota aşım bedeli TTNet’in gelirlerinin %(…) ile %(…)’sı
arasındaki bir bölümünü oluşturmaktadır.
Bunun dışında, TTNet’in Aralık 2007’den itibaren sunduğu “TTNet Müzik” gibi katma
değerli hizmetlerden elde ettiği gelirler de bulunmaktadır. Fakat TTNet tarafından
gönderilen hesaplamalardan (montly briefing pack) ve gelir tablosundan görüldüğü
üzere, bu hizmetlerin aylık ortalama geliri (…) YTL olarak belirtilmiştir. Bu bağlamda,
hesaplamalarda dikkate alınması gerekmekle birlikte, katma değerli hizmetlerin
gelirleri, hesaplamada dikkate alınmamıştır. Öte yandan, katma değerli hizmetlerden
gelir elde edilememesine (ya da çok düşük gelir elde edilmesine) rağmen bu 1220
hizmetlere yönelik çeşitli maliyet kalemlerine de katlanılmaktadır. TTNet tarafından
gönderilen yazının ekinde yer alan hesaplamalarda (montly briefing pack) aylık
abone başı ortalama (…) YTL’lik bir gider kalemi oluşturan bu unsurlar da
hesaplamalarda dikkate alınması gerekirken, ilgili gelirler dikkate alınmadığından,
söz konusu hizmetlere yönelik yapılan giderler de hesaba katılmamıştır.
Yukarıda gelirlere yönelik yapılan açıklamalar, TTNet’in abonelerden tüm alacaklarını
tahsil edebildiği ve hiçbir alacağını zamanından sonra tahsil etmeyeceği varsayımına
dayanmaktadır. Hâlbuki bu türden bir varsayımın doğru olmasını beklemek gerçekçi
değildir. Nitekim, ilgili dosya kapsamında elde edilen bilgi ve belgelerden, TTNet’in
tahsil edilemeyen alacaklarının şu şekilde olduğu tespit edilmiştir: 1230
08-65/1055-411
37
Tablo 12: TTNet Alacak Yaşlandırma Tablosu
TİCARİ SIR
Tablodan da görülebileceği gibi TTNet’in tahsil edilememiş yaklaşık (………….) YTL
alacağı bulunmaktadır ve bu tutarın yaklaşık (…………) YTL’lik kısmı 1 yıl ve daha
eski tarihlidir. Ancak TTNet tarafından sağlanan bilgilerden TTNet’in 2007 yılında
(…………) YTL’lik bir tutarın “şüpheli alacaklar karşılığı” olarak ayrıldığı belirtilmiştir.
Tutarın 2007 yılına ait olduğu varsayılırsa aylık ortalama (….) YTL’lik bir şüpheli
alacak karşılığı oluşmaktadır. Fakat TTNet henüz geniş çaplı bir alacak tahsilâtı
faaliyetine girmediği için bu rakamın ne kadarının tahsil edilebileceği
öğrenilememiştir. Buna rağmen, yapılan değerlendirmelerde TTNet’in çok önemli bir
maliyet kalemini oluşturması gereken “tahsil edilememe maliyeti31” dikkate alınmıştır. 1240
Ortalama Erişim Ücreti: TTNet’in en önemli maliyet kalemi olan ortalama erişim
ücreti Türk Telekom’a ödenen “Ortalama Servis Ücreti” ve “Ortalama Kota Aşım
Ücreti”nden oluşmaktadır.
TTNet’in her bir pakette bulunan abone sayısının Türk Telekom’un paket için
uyguladığı toptan tarife ile çarpılması sonucunda ulaşılan rakamın aylık abone
sayısına bölünmesiyle ortalama servis ücretine ulaşılmıştır. Ortalama servis ücreti,
Kasım 2006 - Mart 2008 dönemini kapsayan inceleme döneminde TTNet tarafından
yapılan tüm kampanyalı ve kampanyasız abonelikler üzerinden kampanya bazında
ağırlıklı ortalama olarak hesaplanmıştır.
Ortalama kota aşım ücreti kotalı paketlerdeki abonelerin kendilerine ayrılan kotayı 1250
aşmaları durumunda tahsil edilen bedel karşılığında Türk Telekom’a ödenen ücrettir.
Ortalama kota aşım ücreti, dosya kapsamında elde edilen bilgilere dayanılarak aylık
kota aşım miktarlarının Türk Telekom’un toptan kota aşım tarifeleri ile çarpılması
sonucu ortaya çıkmıştır. Ancak TTNet tarafından gönderilen veriler Ocak 2007 - Mart
2008 arasını kapsadığından Kasım ve Aralık 2006 tarihleri için gerçekleşmiş
rakamlara ulaşılamamış; bunun yerine, bu aylar için elde verileri bulunan zaman
aralığının ortalaması kullanılmıştır.
Ortalama Aylık Faaliyet Giderleri: Ortalama aylık faaliyet giderleri TTNet’in aylık
faaliyetlerini sürdürebilmesi için katlandığı maliyet kalemlerinden oluşmaktadır.
Bunların yanı sıra, Katma Değer Vergisi ve Özel İletişim Vergisi rakamları da, faaliyet 1260
giderleri arasında yer almıştır. Faaliyet giderleri, “Özel İletişim Vergisi”, “Katma Değer
Vergisi”, “Evrensel Hizmet Fonu”, “Tahsilât Ücreti”, “Ortalama Çağrı Merkezi Ücreti”,
31 Tahsil edilememe maliyetinin, maliyet olarak nitelendirilmesinin sebebi gider artırıcı özelliğe sahip
olması değil, gelir azaltıcı özelliğinden kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda, hesaplamada gerçekçi gelir
rakamlarına ulaşılabilmesi için bu maliyetlerin dikkate alınması gerekmektedir.
08-65/1055-411
38
“Müşteri Hizmetleri İşlemleri Ücreti”, “Otomasyon İşlemleri Ücreti”, “Faturalama
İşlemleri”, “Fatura Kâğıdı ve Zarf Ücreti”, “Fatura Postalama Ücreti”,
“Reklâm/Sponsorluk Maliyeti”, “Boş Port Maliyeti” ve “Ortalama Kurulum Hizmeti
Komisyonu”ndan oluşmaktadır.
Faaliyet giderlerini oluşturan vergi harici kalemlerinin neredeyse tamamı alınan
hizmetler karşılığında TTNet tarafından Türk Telekom’a ödenen ücretlerden
oluşmaktadır. Daha önce de belirtildiği üzere, TTNet, faaliyetlerinin büyük bir
bölümünü Türk Telekom’dan aldığı hizmetler aracılığıyla sürdürmektedir. 1270
Yapılan hesaplamalarda ihmal edilebilir düzeylerde bulunan işçilik ücreti gibi bazı
genel giderler dikkate alınmamıştır.
“Özel İletişim Vergisi”, TTNet’in sunduğu hizmetler karşılığında tahsil ettiği/etmesi
gereken bedel üzerinden %15 oranında ödenmektedir. Özel İletişim Vergisi
hesaplanırken ortalama aylık gelir vergilerden arındırıldıktan sonra elde edilen
rakamın %15’i olarak dikkate alınmıştır.
“Katma Değer Vergisi”, TTNet’in sunduğu hizmetler karşılığında tahsil ettiği/etmesi
gereken bedel üzerinden %18 oranında ödenmektedir. Katma Değer Vergisi
hesaplanırken ortalama aylık gelir vergilerden arındırıldıktan sonra elde edilen
rakamın %18’i dikkate alınmıştır. 1280
“Evrensel Hizmet Fonu”, TTNet’in sunduğu hizmetler karşılığında tahsil ettiği/etmesi
gereken bedel üzerinden %1 oranında ödenmektedir. Evrensel Hizmet Fonu
hesaplanırken ortalama aylık gelir vergilerden arındırıldıktan sonra elde edilen
rakamın %1’i dikkate alınmıştır.
“Tahsilât Ücreti”, 1.12.2006 tarihli “Türk Telekomünikasyon A.Ş. ile TTNet Anonim
Şirketi Arasındaki ADSL Satış, Kurulum, Servis ve Tahsilât Sözleşmesi” ve buna “Ek
Sözleşme” ile belirlenmiştir. Bu sözleşmede yapılan tahsilâtın %(…)’ü olarak
belirlenen tahsilât ücreti Ek Sözleşme’de yapılan 1.7.2007 tarihli tadilat ile bu tarihten
itibaren %(…) olarak uygulanmıştır.
İnceleme çerçevesinde gerçekleştirilen hesaplamalarda da sözleşmede belirtilen 1290
oranlar dikkate alınmıştır.
“Ortalama Çağrı Merkezi Ücreti”, TTNet tarafından Türk Telekom’a aylık olarak
ödenen toplam çağrı merkezi ücretinin aylık mevcut abone sayısına bölünmesi ile
elde edilmiştir. TTNet tarafından Türk Telekom’a ödenen rakamın belirlenmesinde
taraflar arasında 15.11.2006 tarihinde imzalanarak yürürlüğe giren “Çağrı Merkezi
Hizmetleri Sözleşmesi” esas alınmaktadır. Buna göre, Türk Telekom sözleşmenin
ekinde yer alan Teknik Şartname’de hizmetin niteliğine göre belirlenen ücretler
üzerinden TTNet’e fatura düzenlemektedir. Ocak 2007 - Mart 2008 dönemine ilişkin
yapılan hesaplamada TTNet tarafından sağlanan rakamlar kullanılmıştır. Kasım ve
Aralık 2006 tarihleri içinse bu tarihlere ilişkin ayrıca bir veri sunulmaması nedeniyle, 1300
önaraştırma safhasında TTNet tarafından sağlanan verilerden yararlanılmıştır.
“Müşteri Hizmetleri İşlemleri Ücreti”, “Ana Devir Protokolüne Ek Faturalama"
protokolü ile belirlenmiştir. Bu protokol belirlenen müşteri hizmetleri işlemleri ücreti
TTNet tarafından belirtilen gerekçelerle 1.7.2007 tarihinde “Ek Sözleşme”de yapılan
değişiklikle bu tarihten sonra alınmamaya başlanmıştır.
Türk Telekom ile TTNet arasındaki "Ana devir Protokolüne Ek Faturalama" protokolü
uyarınca yapılan faturalama hizmetleri çerçevesinde Türk Telekom'a ödenen ücret
08-65/1055-411
39
olan “Otomasyon İşlemleri Ücreti”, anılan protokol yer verildiği biçimde
hesaplamalarda kullanılmıştır.
Türk Telekom ile TTNet arasındaki "Ana Devir Protokolüne Ek Faturalama" protokolü 1310
uyarınca yapılan faturalama tahsilâtları için Türk Telekom'a ödenen ücret olarak
açıklanan “Faturalama İşlemleri, Fatura Kâğıdı ve Zarf Ücreti” bu maliyet kalemi
hesaplamalara anılan protokol yer verilen rakamlar çerçevesinde dâhil edilmiştir32.
“Fatura Postalama Ücreti” için PTT Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan ve
yürürlük tarihi 2.1.2006 olan “Posta ve Telgraf Ücret Tarifesi33” kullanılmıştır. Anılan
tarife PTT Genel Müdürlüğü’nün internet sitesinde yer verilen bilgilere göre 4.12.2007
tarihinde güncellenmiştir34. Kullanılan rakamlar TTNet tarafından sunulan
hesaplamalarda kullanılan rakamla da tutarlılık göstermektedir.
Faaliyet Giderleri içinde yer verilen “Reklam ve Sponsorluk Maliyeti” ise TTNet’in
genel amaçlı, şirket tanıtımına ve şirketin bilinirliğini artırmaya yönelik reklam ve 1320
sponsorluk maliyetlerini içermektedir. Bu maliyet kaleminin hesaplanması için
TTNet’in gerçekleştirdiği tüm reklam ve sponsorluk harcamaları TTNet’ten sağlanan
veriler temelinde aylık olarak ayrıştırılmış ve yalnızca genel amaçlı olduğu tespit
edilen maliyetler bu kapsamda ele alınmıştır. Birim reklam/sponsorluk maliyetine elde
edilen toplam tutar aylık ortalama abone sayısına bölünerek ulaşılmıştır.
“Boş Port Maliyeti”, Türk Telekom ile İSS’ler arasında imzalanan al-sat sözleşmeleri
çerçevesinde “Dinamik Satış Modeli”ne geçilene kadarki süreçte aboneliğe
çevrilemeyen port tahsisi dolayısıyla ortaya çıkan bir maliyet kalemidir. Boş port
maliyeti al-sat sözleşmesinin tipine göre değişen sürelerle portların tahsisinden belirli
bir süre sonrasına kadar aboneliğe çevrilemeyen portlar için o sırada yürürlükteki en 1330
düşük hızdaki ADSL port tarifesi üzerinden ücretlendirilerek belirlenmektedir.
Dinamik Satış Modeli’ne 1.6.2007 tarihinde geçilmesine rağmen TTNet 2007 yılı için
herhangi bir boş port maliyeti bildirmemiştir. Bu bağlamda, boş port maliyetleri
yalnızca 2006 için hesaplamıştır. Yapılan hesaplamada Türk Telekom’a ödenen
toplam boş port bedeli o ayki toplam abone sayısına bölünmüştür.
“Türk Telekomünikasyon A.Ş. ile TTNet Anonim Şirketi Arasındaki ADSL Satış,
Kurulum, Servis ve Tahsilât Sözleşmesi” ve buna “Ek Sözleşme” ile belirlenen
“ortalama kurulum hizmeti”, 2006 yılında tüm müşterilere sunulurken 2007 ve 2008
için anılan hizmet ihmal edilebilir boyutlara gerilemiştir. Bu nedenle yalnızca 2006 yılı
için aylık toplam kurulum hizmeti komisyonu rakamı, aylık yeni abone sayısının 1340
müşteri ömrüyle çarpımına bölünerek ortalama kurulum hizmeti komisyonu rakamına
ulaşılmıştır.
Ortalama Abone Kazanma Maliyetleri: Yukarıda da belirtildiği gibi dosya
kapsamında incelenen perakende genişbant internet erişim pazarında temel rekabet
abonelerin kazanılması üzerinedir. Bu bağlamda, inceleme sürecinde pazarda
farklılaştırılmış bir internet erişim hizmetinden bahsedilemeyeceği ve tüm İSS’lerin
birbirleriyle hemen hemen “aynı” hizmeti sundukları göz önünde bulundurulduğunda,
İSS’lerin potansiyel müşterileri ikna edebilecekleri tek kaynak olarak tüketicilere
32 Abone başına; otomasyon hizmetleri için (………) YTL; faturalama işlemleri için (………) YTL;
faturada kullanılan A4 sayfa başına (……..) YTL; kullanılan zarf başına (………) YTL.
33 Hesaplamada 20 grama kadar mektup için ödenecek ücret olan 0,60 YTL’den 10.000’den fazla olan
gönderiler için uygulanan %25’lik indirim tutarı düşülerek bulunan rakam kullanılmıştır.
34 Hesaplamada 20 grama kadar mektup için ödenecek ücret olan 0,65 YTL’den 10.000’den fazla olan
gönderiler için uygulanan %25’lik indirim tutarı düşülerek bulunan rakam kullanılmıştır.
08-65/1055-411
40
sağlanan ücretsiz/düşük ücretli erişim, ücretsiz bağlantı (ücretsiz aktivasyon) ve
ücretsiz modem gibi unsurlar kalmaktadır. Bu unsurlar, taşıdıkları bu özellik 1350
nedeniyle, kampanyalara yönelik yapılan reklâm maliyeti ile birlikte “Ortalama Abone
Kazanma Maliyetleri”ni oluşturmaktadır.
Abone kazanma maliyetlerinin, erişim ve faaliyet giderlerinden farklı olarak tamamen
sarf edildikleri ayla ilişkilendirilmesi ilgili hizmetin sunulduğu pazarın özelliklerine
uygun bir yaklaşım olmayacaktır. Bu maliyetlerin, bir çeşit “duran varlık” olarak
değerlendirilip abonenin “yaşam süresi” boyunca amorti edilmesi gerekmektedir. Zira
bu maliyetlerin katlanılmasındaki temel hareket noktası sözleşme süresi
boyunca/sonrasında elde edilen kârla bu maliyetlerin karşılanması ve kâra
geçilmesidir.
Bu noktada, bir müşterinin ömrünün ne kadar olduğunun ortaya konması gerekmiştir. 1360
TTNet’in düzenlediği kampanyalardaki abonelerden talep ettiği taahhüt süresi müşteri
ömrünün belirlenmesinde önemli bir gösterge niteliğindedir. Taahhüt süresinin
belirlenmesi bakımından sınırlayıcı olabilecek 4077 sayılı Tüketicinin Korunması
Hakkında Kanun ve bu kanuna dayanılarak çıkarılan yönetmeliklerde konuya dair
herhangi bir sınırlamanın bulunmadığı göz önüne alındığında, TTNet tarafından yeni
abonelere yönelik düzenlenen kampanyaların tamamında 24 aylık bir taahhüt
süresinin öngörülmesi, TTNet’in bir abonenin yaşam süresini 24 ay olarak
düşündüğüne ilişkin önemli bir dayanak oluşturmuştur.
Dosya kapsamında rakiplerle yapılan görüşmelerde ve rakiplerden elde edilen bilgi
ve belgelerde maliyetlerin 1-2 yıldan fazla süreye yayılmaması gerektiği ifade 1370
edilmiştir.
AB uygulamalarına bakıldığında ise, AB Komisyonu’nun Fransa’da ADSL hizmetleri
veren Wanadoo’nun yıkıcı fiyat uyguladığına ilişkin Kararı’nda35 bu tür müşteri
kazanmaya yönelik maliyetleri 4 yıllık bir süreye yayarak maliyet hesabına yansıtmış
olduğu görülmektedir. Bu bakımdan, soruşturma açılmasına ilişkin bildirimde ve
TTNet’in “Yaz Fırtınası Kampanyası”na yönelik geçici tedbir kararında AB
uygulaması da göz önünde bulundurularak maliyetler 48 aya da dağıtılmış ve bu
maliyetlere ilişkin ayrı bir tablo düzenlenmiştir.
Bununla birlikte AB Komisyonu, daha güncel olan Telefónica Kararı’nda ise,
Wanadoo Kararı’nda yapılan analize de atıfta bulunarak, mevcut olayda, “ekonomik 1380
gerçeklik, rekabet ve düzenleyici otorite uygulamaları” da dikkate alınarak daha kısa
bir zaman diliminin uygun olacağını belirtmiştir36. Komisyon ilgili kararında, ayrıca,
İspanya genişbant pazarlarına yönelik yaptığı incelemede, İspanya düzenleyici
otoritesinin, diğer İSS’lerin de görüşünü dikkate alarak, Telefónica abonelerinin
ortalama ömrünün iki yıl olarak belirlenmesi gerektiği yönünde verdiği karara da yer
vermiştir37. Yine aynı kararda, diğer ulusal rekabet otoriteleri ve düzenleyici
otoritelerin en fazla üç yıllık bir “amortisman” süresi öngördüğüne de yer verilerek,
Fransa’da Rekabet Otoritesi’nin ve düzenleyici otoritenin France Telekom aboneleri
için üç yıllık bir amortisman süresi belirlediği belirtilmiştir38. Sonuç olarak, Telefónica
Kararı’nda, amortisman süresi, teşebbüsün kendi iş planlarında 1-2 yıl olarak 1390
belirtilmesine rağmen teşebbüsün lehine olmak üzere 3 yıl olarak belirlenmiştir.
35CaseCOMP/38.233 - Wanadoo Interactive, 16.7.2003 (Wanadoo Kararı).
36 Telefónica Kararı, Bkz. Dipnot 13, par. 486.
37 Agk., par. 487.
38 Agk., par. 488.
08-65/1055-411
41
Öte yandan, TTNet tarafından yürütülen kampanyaların geneli 24 aylık bir abonelik
süresinin garanti edilmesi önkoşulunu getirmektedir. Aboneler bu süre sonunda
hizmet aldıkları İSS’yi değiştirme olanağına sahip olabilmekte, sözleşmenin bu
süreden önce aboneliğin bitirilmesi durumunda yararlandığı avantajların maddi
bedelini iade etmek zorunda kalmaktadır. Sektörde süregelen uygulamalar göz
önünde bulundurulduğunda, İSS’ler tarafından sürekli olarak müşteri kazanmak için
çeşitli kampanyaların düzenlendiği görülmektedir. Ancak, bu kampanyaların sonunda
abonelerin diğer İSS’lere çeşitli nedenlerle taahhüt süresi tamamlanır tamamlanmaz
geçmelerinin beklenmesi de gerçekçi bir yaklaşım olmayacaktır. 1400
Bütün bunlar dikkate alındığında, TTNet aboneleri için ortalama yaşam süresinin 24
ay taahhüt süresinden daha uzun bir süre olarak belirlenmesi gerektiği kanaatine
ulaşılmıştır. Bu çerçevede, yapılan analizde diğer ülkelerdeki uygulamalar da dikkate
alınarak dosya kapsamında Türk Telekom ve TTNet ekonomik bütünlüğünün lehine
olacak şekilde 36 aylık bir amortisman süresi belirlenmiştir.
Abone kazanma maliyetlerinin belirlenmesine temel oluşturması amacıyla öncelikle
TTNet tarafından düzenlenen her kampanya için paket bazında abonelere sağlanan
faydalardan oluşan ve Türk Telekom tarafından düzenlenen kampanyaları da
yansıtan bir maliyet tablosu oluşturulmuştur39. Hazırlanan tabloda TTNet tarafından
sağlanan indirimler, ücretsiz erişim, ücretsiz kablolu/kablosuz modem ve ücretsiz 1410
aktivasyonla ilgili hesaplamalara yer verilmiştir.
Daha sonra, hazırlanan tabloda bulunan abone başı toplam abone kazanma
maliyetleri TTNet tarafından kampanya ve paket bazında yapılan abone sayısıyla
eşleştirilmek üzere aylık bazda yeni bir tabloya aktarılmıştır. Hazırlanan maliyetlerle
ilgili tablonun kampanya ve paket bazında yapılan abone sayılarını gösteren tablo
eşleştirilmesi sağlanmış ve oluşan rakamlar 36 aylık maliyet tablosunda kullanılmak
üzere çoklanmıştır. Örneğin, Kasım 2006’da PC Kampanyasının abone sayıları Ekim
2009 tarihine kadar taşınmıştır. Kampanya ve paket bazında oluşan maliyet
rakamlarının abone sayılarıyla çarpılması ve 36 aya bölünmesiyle oluşan kampanya
ve paket başına aylık maliyet kalemleri bulunmuştur. 1420
Oluşan tablolardaki rakamlar ay ve kampanya bazında (paketlerin ay bazında ağırlıklı
ortalamasını sağlar şekilde) toplam maliyet rakamlarını gösteren bir tabloda
özetlenmiştir. Bu tabloda aylık toplam abone kazanma maliyetleri bulunmuş ve aylık
toplam yeni abone sayısına (hesaplanan dönemlere ilişkin olarak kampanyasız
abone olanlar da yeni abone içerisinde yer almaktadır) bölünerek (kampanyalara
yönelik yapılan reklam maliyeti hariç) aylık ortalama abone kazanma maliyetine
ulaşılmıştır.
Bu çerçevede 36 ayda amorti edilmesi beklenen ”Ortalama Abone Kazanma
Maliyetleri”nin bileşenleri aşağıda açıklanacaktır.
“Ücretsiz Erişim Gideri”, abonelere düzenlenen kampanyalar kapsamında abonelik 1430
taahhüdü karşılığında sunulan ve belirli aylar için erişim bedeli alınmayan aylarda
ortaya çıkmaktadır.
Hesaplamada Türk Telekom tarafından düzenlenen kampanyalar da dikkate
alınmıştır. Örneğin; Türk Telekom tarafından 24 aylık abonelik taahhüdünde bulunan
müşteri kaydı yapılması halinde İSS’lerden 24. ayın bedelinin alınmayacağı
39 TTNet tarafından “diğer kampanyalar” başlığı altında toplulaştırılan kampanya maliyetlerinin
ayrıştırılması mümkün olamadığından, bu kampanyalar kapsamında sözleşme imzalayan (……..)
abonenin kampanya maliyeti, TTNet lehine, 0 (sıfır) olarak hesaba katılmıştır.
08-65/1055-411
42
yönündeki kampanyası hesaplamalara yansıtılırken, toplam kampanya maliyetinden
24. ay servis ücreti bedeli, mevcut toplam tarife üzerinden ve paranın zaman değeri
dikkate alınmaksızın düşülmüştür.
“Ücretsiz Bağlantı Bedeli”, abonelerce Türk Telekom’a ödenmesi gereken bağlantı
(aktivasyon) bedelinin TTNet tarafından karşılanmasıyla ortaya çıkan maliyettir. 1440
Hesaplamada TK tarafından onaylanan rakamlar dikkate alınmıştır.
“Ücretsiz Modem Bedeli”, abonelere sağlanan ücretsiz kablolu ve kablosuz modem
maliyetlerinden oluşmaktadır. Modemler çeşitli firmalardan yapılan sözleşmeler
uyarınca USD veya Avro üzerinden partiler halinde satın alınmıştır. Döviz kurundaki
değişikliklerin yansıtılması amacıyla partiler halinde alınan modemlerin fatura
bedelleri üzerinden ağırlıklandırılmasıyla oluşan bedeller modem maliyeti olarak
dikkate alınmıştır.
“İndirim Maliyeti”, abonelik taahhüdü karşılığında sağlanan ve TTNet tarafından
açıklanan tarife ile kampanyalı tutar arasındaki farktan oluşmaktadır.
“Kampanyalara Yönelik Yapılan Reklam Maliyeti”, “faaliyet giderleri” içinde yer verilen 1450
“Reklam ve Sponsorluk Maliyeti”nden farklı olarak, doğrudan kampanyaları
ilgilendiren reklam maliyetlerinden oluşmaktadır. Bu maliyet kaleminin hesaplanması
için TTNet’in gerçekleştirdiği tüm reklam ve sponsorluk harcamaları TTNet’ten
sağlanan veriler temelinde aylık olarak ayrıştırılmış ve yalnızca kampanyalara yönelik
olduğu tespit edilen maliyetler bu kapsamda ele alınmıştır. Kampanyalara yönelik
yapılan reklam maliyetleri tıpkı diğer abone kazanma maliyetleri gibi müşteri ömrüne
dağıtılarak hesaplanmıştır.
“Ortalama Satış Komisyonu Maliyeti”, TTNet’in yapılan her bir abonelik için satışı
yapan satış kanalına ödediği komisyonun ağırlıklı ortalamasının müşteri ömrüne
bölünmesiyle bulunmuştur. Yalnız, TTNet tarafından sağlanan veriler Ocak 2007 - 1460
Şubat 2008 arasını kapsadığından bu döneme ait bulunan ortalama rakam Kasım-
Aralık 2006 ve Mart 2008 hesaplamalarında da kullanılmıştır.
TTNet’in ortalama satış komisyonu maliyetine ilişkin olarak TTNet’in doğrudan
satış/bayi teşkilatına sahip bulunmamakta olduğu ve üç temel satış kanalı üzerinden
satışlarını gerçekleştirdiği belirtilmelidir. Bunlar, Türk Telekom ofisleri ( TT Ofis), Türk
Telekom bayileri (TT Bayi) ve çözüm ortaklarıdır.
Aşağıdaki grafikten de görüldüğü gibi TT Ofisleri ve TT Bayilerinden oluşan Türk
Telekom kanalı TTNet’in ana satış kanalını oluşturmaktadır. Çözüm ortakları da kimi
aylarda satışların yaklaşık %(…)’ını gerçekleştirerek TTNet’in satışlarını artırmasında
önemli katkı sağlamaktadır. 1470
08-65/1055-411
43
Şekil 9: Satış Kanalları Üzerinden Satışların Dağılımı
TİCARİ SIR
Yapılan incelemelerde, Türk Telekom kanalından gerçekleştirilen satışlarla çözüm
ortakları kanalından gerçekleştirilen satışlar arasında satış komisyonları bakımından
önemli farklar oluştuğu görülmüştür. Türk Telekom satış kanalına ödenecek satış
hizmeti komisyon miktarı 1.12.2006 tarihli “Türk Telekomünikasyon A.Ş. ile TTNet
Anonim Şirketi Arasındaki ADSL Satış, Kurulum, Servis ve Tahsilât Sözleşmesi”yle
belirlenmektedir. Buna göre, TT İşyeri (TT Ofis) ve TT Bayilerine satış başı (…) YTL
satış komisyonu ödenmektedir. Yapılan abone sayısının (……)-(…….) arasında
gerçekleşmesi durumunda bu rakam (…) YTL’ye, bunun da üzerine çıkması 1480
durumunda ise (…) YTL’ye çıkmaktadır. Sözleşmede 1.7.2007 tarihinde yapılan
değişiklikle TT Bayilerinin komisyon miktarı (…) YTL’ye çıkarılmış ve (…) YTL’lik
upsell (mevcut bir abonenin daha üst pakete çıkarılması) komisyonu belirlenmiştir.
TTNet’in Elkotek, Crea, Smile, Casper, Datateknik, Sentim ve Spintek ile çözüm
ortaklığı anlaşması (“TTNet Anonim Şirketi Çözüm Ortaklığı Sözleşmesi”)
bulunmakta ve çözüm ortaklarının da (……) adet aktif bayisi bulunmaktadır. Dosya
mevcudu bilgilere göre, Türk Telekom kanalından çözüm ortağı kanalına göre daha
ucuz satış yapılmaktadır. Aşağıdaki grafik TTNet tarafından satış kanalları bazında
ve toplamda ortalama satış komisyonu bedellerini göstermektedir. Grafik, Türk 1490
Telekom aracılığıyla yapılan satışların, çözüm ortakları aracılığıyla yapılan satışlara
göre çok daha ucuz olduğunu ve dolayısıyla Türk Telekom kanalıyla yapılan
satışların ortalama komisyon bedellerini önemli ölçüde aşağı çektiğini
göstermektedir. Dolayısıyla, TTNet tarafından Türk Telekom satış kanalının
kullanılması, TTNet’in diğer İSS’lere göre önemli bir maliyet avantajı sağladığını
ortaya koymaktadır.
08-65/1055-411
44
Şekil 10: Satış Komisyonu Bedelinin Süreç İçindeki Gelişimi
TİCARİ SIR
Net Kâr/Zarar: Net kâr/zarar rakamına ortalama aylık gelirden ortalama erişim ücreti,
ortalama aylık faaliyet giderleri toplamı, ortalama abone kazanma maliyetleri ve 1500
ortalama satış komisyonu maliyeti çıkarılarak ulaşılmıştır. Ulaşılan aylık rakamlar fiyat
sıkıştırması iddialarının değerlendirilmesinin temelini oluşturmaktadır.
TTNet’in Maliyetlerini Karşılayıp Karşılamadığına İlişkin Yapılan Hesaplamalar
ve Tespitler
Yukarıda yer verilen gelir ve maliyet kalemleri dikkate alınarak, aşağıda TTNet’in
maliyet ve kârlılığına yönelik sonuçlar ortaya konulmuş ve TTNet tarafından aylık
bazda hazırlanan gelir tablosu üzerinden yapılan hesaplamalara da yer verilmiştir.
Daha önce belirtilen nedenlerle TTNet’in abone kazanma maliyetlerinin 36 aylık
müşteri ömrü üzerinden hesaplanarak gelirlerinin maliyetlerini karşılayıp
karşılamadığına ilişkin tabloya aşağıda yer verilmiştir: 1510
08-65/1055-411
45
Tablo 13: TTNet’in Kâr/Zarar Tablosu
Kas 06 Ara 06 Oca 07 Şub 07 Mar 07 Nis 07 May 07 Haz 07 Tem 07 Ağu 07 Eyl 07 Eki 07 Kas 07 Ara 07
Ortalama Aylık Abonelik Bedeli … … … … … … … … … … … … … …
Ortalama Kota Aşım Bedeli … … … … … … … … … … … … … …
Ortalama Aylık Gelir … … … … … … … … … … … … … …
Ortalama Servis Ücreti … … … … … … … … … … … … … …
Ortalama Kota Aşım Ücreti … … … … … … … … … … … … … …
Ortalama Erişim Ücreti … … … … … … … … … … … … … …
Özel İlet işim Vergisi … … … … … … … … … … … … … …
Katma Değer Vergisi … … … … … … … … … … … … … …
Evrensel Hizmet Fonu … … … … … … … … … … … … … …
Tahsilat Ücreti … … … … … … … … … … … … … …
Ortalama Çağrı Merkezi Ücreti … … … … … … … … … … … … … …
Müşteri Hizmetleri İşlemleri Ücreti … … … … … … … … … … … … … …
Otomasyon İşlemleri Ücreti … … … … … … … … … … … … … …
Faturalama İşlemleri, Fatura Kağıdı ve Zarf Ücreti … … … … … … … … … … … … … …
Fatura Postalama Ücreti … … … … … … … … … … … … … …
Reklam/Sponsorluk Maliyeti … … … … … … … … … … … … … …
Boş Port Maliyeti … … … … … … … … … … … … … …
Ortalama Kurulum Hizmeti Komisyonu … … … … … … … … … … … … … …
Tahsil Edilememe Maliyeti … … … … … … … … … … … … … …
Ortalama Aylık Faaliyet Giderleri Toplamı … … … … … … … … … … … … … …
Ücretsiz Erişim Gideri … … … … … … … … … … … … … …
Ücretsiz Bağlantı Bedeli … … … … … … … … … … … … … …
Ücretsiz Modem Bedeli … … … … … … … … … … … … … …
İndirim Maliyeti … … … … … … … … … … … … … …
Kampanyalara Yönelik Yapılan Reklam Maliyeti … … … … … … … … … … … … … …
Ortalama Abone Kazanma Maliyetleri … … … … … … … … … … … … … …
Ortalama Satış Komisyonu Maliyeti … … … … … … … … … … … … … …
NET KÂR/ZARAR … … … … … … … … … … … … … …
Net Kâr Oranı … … … … … … … … … … … … … …
08-65/1055-411
46
Tablodan da görüleceği üzere soruşturma dönemi içinde analizi yapılan Kasım 2006-
Şubat 2008 dönemi boyunca TTNet’in tüm yeni müşterilerinden elde ettiği gelir,
katlandığı maliyetleri karşılamamaktadır. Zarar oranlarının ortalama gelirin %(…)’u ile
% (….)’si arasında gerçekleştiği görülmektedir.
Bu noktada, yapılan hesaplamalarda ulaşılan sonuçların desteklenmesi amacıyla
TTNet’in faaliyete geçmesinden Mart 2008’e kadar olan gelir tabloları da
incelenmiştir. Yapılan incelemede TTNet tarafından sağlanan aylık gelir tabloları
kullanılmıştır. Hesaplamada diğer (ADSL dışı) faaliyetlerden elde edilen gelirler, diğer 1520
faaliyetler için yapılan harcamalar, bağlantı gelirleri/giderleri ve pazarlama ve satış
giderleri dikkate alınmamıştır. Diğer (ADSL dışı) faaliyetlerle ilgili gelir ve giderin
dikkate alınmaması ilgili pazar tanımından kaynaklanmıştır. Bağlantı ücretleri
abonelerden tahsil edilip Türk Telekom’a iletildiğinden ve TTNet’e herhangi bir gelir
veya gider getirmediğinden hesaplamaya katılmamıştır. Pazarlama ve satış giderleri
ise müşteri kazanma maliyetlerinden oluştuğundan ve bu maliyetlerin 36 aya
yayılması gerektiğinden hesaplamanın basitleştirilmesi amacıyla dikkate alınması
gerektiği halde dikkate alınmamış; böylelikle, abone kazanma maliyetlerinden
bağımsız olarak, TTNet’in gündelik faaliyetlerini kârlı yürütüp yürütemediği ortaya
konmaya çalışılmıştır. Aşağıdaki tablo Kasım 2006 - Mart 2008 tarihleri arasındaki 1530
aylık gelir tablolarını özetlemektedir:
Tablo 14: Kasım 2006 - Mart 2008 Özet Gelir Tablosu (Milyon YTL)
Toplam ADSL
Gelirleri
Toplam
Faaliyet
Gideri
Toplam Genel
Yönetim
Gideri
Kar /
Zarar
Kar /
Zarar (%)
Kasım 06 … … … … …
Aralık 06 … … … … …
Ocak 07 … … … … …
Şubat 07 … … … … …
Mart 07 … … … … …
Nisan 07 … … … … …
Mayıs 07 … … … … …
Haziran 07 … … … … …
Temmuz 07 … … … … …
Ağustos 07 … … … … …
Eylül 07 … … … … …
Ekim 07 … … … … …
Kasım 07 … … … … …
Aralık 07 … … … … …
Ocak 08 … … … … …
Şubat 08 … … … … …
Mart 08 … … … … …
Tablodan elde edilen sonuçların değerlendirilmesinden önce, tabloda yer verilen gelir
ve maliyet unsurları ile bunların nasıl hesaplandığı hakkında bilgi verilecektir.
08-65/1055-411
47
Tabloda yer verilen “Toplam ADSL Gelirleri” rakamı TTNet’in abonelerinden elde
ettiği kullanım ücretleri toplamından oluşmaktadır. Rakama TTNet gelir tablolarından
farklı olarak yukarıda açıklanan sebeple bağlantı ücreti eklenmemiştir.
Tabloda yer verilen toplam faaliyet gideri personel, ADSL servis sağlayıcılara
ödemeler, ADSL kurulum ve servis komisyonları, çağrı merkezi servis komisyonu,
sanal POP sabit hizmeti için ödemeler, faturalama, katma değerli hizmet giderleri, 1540
amortisman ve diğer giderlerden oluşmaktadır. TTNet tarafından sunulan gelir
tablosunda faaliyet giderleri arasında yer alan ADSL servis sağlayıcılara bağlantı
ücreti ve ADSL Kurulum ve Servis Komisyonları yapılan hesaplamaya dâhil
edilmemiştir.
“Toplam Genel Yönetim Gideri” bileşenleri ise personel, seyahat, tören temsil, kira,
bakım onarım, amortisman, elektrik-su-gaz, sigorta, müşavirlik, tahsilât ücreti, karşılık
giderleri ve diğer maliyetlerdir.
Yapılan hesaplama TTNet’in (………), (………) ve (………) tarihleri haricinde
inceleme süresinin tamamında elde ettiği gelirlerle faaliyetlerini kârlı bir biçimde
sürdüremediğini göstermektedir. Tablonun abone kazanma maliyetlerini içermediği 1550
göz önüne alındığında abone kazanma maliyetlerinin de dikkate alınmasıyla TTNet’in
inceleme süresinin tamamında maliyetlerinin artarak, kârlılığının azalacağı ya da
zararının artacağı beklenmelidir. Bu bağlamda, TTNet’in özetlenmiş gelir tablosu
çerçevesinde kârda olduğunun göründüğü aylarda bile zarara geçme olasılığı
yüksektir. Aşağıdaki grafik aylık bazda tablo sonuçların seyrini göstermektedir.
Şekil 11: TTNet’in Özet Gelir Tablosundan Elde Edilen Sonuçlar (%)
TİCARİ SIR
08-65/1055-411
48
Son olarak, gerek yapılan hesaplamaların sonuçları gerekse TTNet’in gelir tablosu
üzerinden yapılan hesaplamalar dikkate alındığında TTNet’in hesaplanan dönemde
operasyonlarını kârlı bir biçimde sürdüremediği ve müşteri kazanma maliyetlerini 1560
karşılayacak bir kâr elde edemediği anlaşılmıştır.
TTNet’in Fiyatlaması, Maliyetleri ve kârlılığına Yönelik Yerinde İncelemelerde
Elde Edilen Belgelere Dayanan Tespitler
Bu bölümün ilk kısmında Türk Telekom’un toptan ve perakende pazara yönelik genel
stratejisi ile ilgili olarak, TTNet’in 2007 yılı içerisinde gelişmiş ülkelerdeki penetrasyon
oranlarıyla karşılaştırmalar yoluyla pazarda Türkiye açısından anlamlı bulunan ve
öncelikle (………) abone belirlenen, daha sonra (………) çekilen bir abone hedefine
rakipler açısından avantajlı erişim modelleri hayata geçmeden ulaşmaya çalıştığı,
söz konusu hedeflerin Türk Telekom’un toptan abone sayısı hedefleriyle uyumlu
olduğu belirtilmiştir. Bu amaca ulaşmak için ve aynı zamanda elde edilen müşterileri 1570
de korumak amacıyla, yeni ve mevcut abonelere yönelik kampanyalar
düzenlenmesinin ve abonelere çeşitli avantajlar (ücretsiz modem, ücretsiz bağlantı,
belirli süreler ücretsiz ya da indirimli hizmet gibi) verilmesinin benimsendiği
görülmüştür. Yukarıda TTNet’in promosyonlarıyla ilgili tespitlerde de yer verildiği
üzere, bu genel stratejiye yönelik olarak, TTNet, Kasım 2006 tarihinden itibaren
başlattığı kampanyalarını 2007 yılında artırarak sürdürmüş, bu kampanyalardan
önemli sayılarda abone elde etmiştir. Yine bu tür kampanyaların 2008 yılının ilk üç
ayında da sürdüğü ve gelecek yıllardaki projeksiyonlarda da kampanyalı abone
sayısının TTNet’in müşteri portföyünün büyük kısmını (%...-…) oluşturmasının
hedeflendiği görülmüştür. 1580
Bu çerçevede, bu kısımda, yukarıda yer verilen Türk Telekom’un toptan tarifeleri ve
TTNet’in perakende tarifeleri arasındaki marjlar dikkate alındığında, TTNet’in söz
konusu kampanyaları dâhil yeni abone kazanımında katlandığı maliyetlerle diğer
operasyonel maliyetlerini karşılayıp karşılamadığı, bir başka ifadeyle faaliyetlerini
kârlı bir şekilde sürdürüp sürdürmediği konusunda yerinde incelemelerde bulunan
belgelerin incelenmesi sonucu yapılan tespitlere yer verilecektir.
Öncelikle uygulanan toptan iş modellerinin genel olarak kârlı modeller olup olmadığı
konusundaki tespitlere yer verilmelidir. Daha önce yer verildiği üzere, Türk Telekom
ve TTNet yetkililerine yapılan sunumlarda, yeniden satış yönteminde evrensel hizmet
yükümlülüğü altında düşük/negatif marjların bulunduğu ve söz konusu yöntemin 1590
rakipler tarafından gelecekte var olabilmenin bir yolu olarak görüldüğü
belirtilmektedir.
Soruşturma döneminde TTNet’te bulunan, Temmuz 2007 tarihli “Karlı Büyüme için
TTNet’in Alternatifleri” adlı sunumun “Yönetici Özeti” başlıklı yansısında; düşük giriş
engelleri ve yatırım ihtiyacı nedeniyle yeniden satış modelinin yapısının bu modeli
rekabetçi, marjları çok düşük ve müşteri kazanma maliyetlerini ise çok yüksek hale
getirdiği, bu nedenle toptan pazarda yapılacak marj artışının fiyat rekabetini
artıracağından dolayı TTNet’in kârlılığını artırmayacağı, dolayısıyla TTNet’in (……)
yılında kâra geçebilmesi ve makul geri dönüş oranları yakalayabilmesi için
(…….TİCARİ SIR………) gerektiği belirtilmektedir. Aynı sunumun, “TTNet Yeniden 1600
Satış Modeliyle Karlı Büyüyemez” başlıklı yansısında düşük marjlar ve yüksek
müşteri kazanma maliyetleri nedeniyle başa baş noktasına ulaşmanın (….) ay aldığı
belirtilerek başlığında ifade edildiği üzere, TTNet’in yeniden satış modeliyle kârlı
büyüyemeyeceği ifade edilmektedir. Aynı sunum içinde karşılaşılabilecek düzenleyici
problemlerin ele alındığı bir başka yansıda ise, yeniden satış modelinin, makul
08-65/1055-411
49
olmayan başa baş noktalarının söz konusu olduğu/kara geçilmesi imkânının
bulunmaması nedeniyle çapraz sübvansiyon/yıkıcı fiyat endişelerini gündeme
getirebileceğine yer verilmektedir.
TTNet’in faaliyet gösterdiği al-sat modeline yönelik bu genel tespitlerden sonra,
yerinde incelemelerde bulunan belgelerde, TTNet yetkililerinin, kampanyasız /mevcut 1610
abonelerden sağlanan gelirle40 ancak belli düzeyde yeni abone sağlanmasını finanse
edebileceği, söz konusu düzeyin üstünde büyüme gerçekleşmesi durumunda kâra
geçilemeyeceği yönünde tespitleri olduğu belirtilmelidir. Örneğin, Temmuz 2007
tarihli “Karlı Büyüme için TTNet’in Alternatifleri” adlı sunumun, “TTNet’in kârlılığı
büyümesinin bir fonksiyonudur” başlıklı yansısında, %(…) müşteri kaybetme oranı
varsayılsa bile %(..)’den fazla bir büyümeyle TTNet’in (…) ayda başa baş noktasına
gelemeyeceği belirtilmektedir. Aynı yansıda Türk Telekom ile hizmet alımına (müşteri
hizmetleri, tahsilât gibi) ilişkin sözleşmelerde yapılan değişikliklerin41 TTNet’in brüt
marjını %(…) artıracağı, daha fazlasının (marj artırımının) ancak toptan marjları ya
da TTNet’in toptan iş modelini değiştirmekle mümkün olacağı belirtilmektedir. Bu 1620
durum TTNet’in kâra geçmesinin yollarından birinin Türk Telekom’un toptan fiyatları
düşürmesi olduğunu göstermektedir.
TTNet’in mevcut model ve maliyetleri ışığında kârlı büyüyemeyeceğine karşılık
olarak, TTNet’in nasıl bir politika izlediğinin göstergesi ise TTNet Genel Müdürü ile
Planlama ve Strateji Başkanı (……….) arasındaki e-postada görülmektedir:
(a) (……….)’den (…………)’ye gönderilen “TTNet Kârlılık” konulu 29.5.2007 tarihli e-
posta:
“……,
TTNet'in karlılığı hakkında yaptığımız bir çalışmayı çok kısa seninle
paylaşmak istedim. Bildiğin gibi bizim İSS olarak karlılığımız subscriber 1630
acquisition cost'umuz[Abone kazanma maliyeti] (SAC) ve direk
maliyetlerden sonra marjımızın bir fonksiyonu ve mevcut
müşterilerimizden elde ettiğimiz karın yeni müşterilerimizin SACını
ödemesine bağlı. Bu da doğal olarak karlılığımızı büyüme hızımızın bir
fonksiyonu haline getiriyor. Şu anda yaptığımız hesaplara göre:
Mevcut SAC (….. YTL/ sub) ve paket karlılığımız (….. YTL/ sub) göz
önüne alındığında ve churn' e (….% per month) göre adjust edildiğinde
senelik subscriber sayımızdaki büyüme %....'ü geçtiği sürece karlı
olamıyoruz (overhead öncesi karlılık); Temmuz' da geçerli olacak yeni
fiyatlar ve yaz fırtınası göz önüne alındığında yeni SAC (….. YTL/ sub) 1640
ve paket karlılığımız (…. YTL/ sub) ile aynı hesabı yaptığımızda ise
ancak %(....)’nın altında bir büyüme hızıyla karlı olabiliyoruz (overhead
öncesi karlılık).
Bu hesaplar tamamen büyüme oranının fonksiyonu ve toplam
subscriber sayımızın absolute anlamda ne kadar büyük olduğuna bağlı
değil. Pazardaki toplam subscriber sayısındaki büyümenin bu oranlara
inmesi için ise Batı Avrupa' daki örneklere bakacak olursak:
40 TTNet’in Türk Telekom’dan devraldığı aboneler bakımından müşteri kazanma maliyetine
katlanmadığı varsayılmıştır.
41 “TTNet’in Gelir ve Maliyet Unsurları” başlıklı kısımda belirtildiği üzere, TTNet Türk Telekom’dan
aldığı hizmetlerde ödediği fiyatlarda değişiklik yapan sözleşmelerini 1.7.2007 tarihinden itibaren
değiştirmiştir.
08-65/1055-411
50
%(…) seviyelerindeki bir büyüme hızı için en az (…) sene; %(…)
seviyesindeki bir büyüme hızı için ise en az (…) sene gibi bir süre
olduğunu öngörebiliriz. 1650
Yani bu SAC ve karlılık yapısıyla TTNet' in İSS olarak karlı bir şirket
olması ancak (…) sene sonra gerçekleşebilecek gibi gözüküyor.”
(b) Yukarıda yer verilen e-postaya cevaben (……….)’den (………...) gönderilen
31.5.2007 tarihli e-posta:
“Faydalı bir çalışma ...
Bu konuda bizden nasıl bir beklenti var netleştirmeye çalışıyorum, ama (…) sene
karsız bir operasyon bile "acceptable" görünüyor, yaptığım bir-iki konuşma sonrası...”
TTNet Genel Müdürü’nün söz konusu cevabı TTNet’in üst yönetimince uzun vadeli
kârlı olmayan bir operasyonun “kabul edilebilir” görüldüğünü göstermekte ve hatta
2007 yılı için uygulamaya konan agresif satış kampanyaları ve burada sağlanan 1660
büyüme oranları42 da söz konusu politikanın TTNet tarafından uygulamaya
geçirildiğini göstermektedir.
Bu genel politikaya ek olarak, kampanya bazında TTNet yetkilileri tarafından başa
baş noktaları 24 aydan fazla olan kampanyalar planlandığı ve bunların hayata
geçirildiği görülmüştür. Örneğin, TTNet Planlama ve Strateji Başkanı (……….)’den
Türk Telekom Hukuk Başkanı (………..)’ye gönderilen 25.4.2007 tarihli e-postada;
“Mevcut ve planlanan kampanyaların geri ödeme süreleri: Anladığımız
kadarıyla sattığımız paketlerin karlı değerlendirilmesi konusunda 36
aylık geri ödeme süresi gibi bir ölçüt var. Bizim yaptığımız
hesaplamalara göre mevcut kampanyalarımız çerçevesinde ortalama 1670
paketimizin karlılığı (….) ay olarak gözüküyor. Fakat bu geri ödeme
süresine paket bazında baktığımızda 1Mbps, 4GB paketimizin geri
ödeme süresi ortalama (….) ay olarak gözüküyor ve bu (…) aylık ölçüte
göre satışımızın çoğunu oluşturan bu paket bazında zararda
gözüküyoruz. Biraz daha da detaylı bir satış senaryosuna bakıp
kampanyalı olarak satılan 1Mbps, 4GB paketimizin geri ödeme süresini
incelediğimizde bu rakam (…)'e kadar çıkıyor. Hatta bir adım daha da
ileri gidip çözüm ortaklarımız tarafından satılan kampanyalı bir 1Mbps,
4GB paketimizin geri ödeme süresine baktığımızda bunun (…) aya
kadar uzayabildiğini görüyoruz.” 1680
denilerek, (….) aylık başa baş noktasına ulaşma zorunluluğunun hangi ölçütler
çerçevesinde gerekli olduğuna dair sorular sorulmaktadır.
Ancak, daha sonraki tarihlere ait şirket dokümanlarında yer alan hesaplamalara göre,
yukarıdaki e-postada yer verilen ve uyulması gereken düzenleyici bir kriter olarak
getirilen (…) aylık geri ödeme süresinin yapılan kampanyaların ağırlıklı
ortalamasında sağlanabildiği görülmektedir. Bu çerçevede, Aralık 2007 tarihli “TTNet
Tarife Stratejisi” adlı sunumda yer alan ve Haziran 2007 baz alınarak yapılan
hesaplamalarda, kampanyalarda ağırlıklı ortalama alınarak (…) aylık bir geri ödeme
süresi ortaya çıktığı ancak en çok satış yapılan 1 MB 4GB’lik pakette ise
kampanyalarda ortalama (…) aylık bir geri ödeme süresinin oluştuğu görülmektedir. 1690
42 Söz konusu e-postanın tarihini takip eden Haziran – Aralık 2007 döneminde TTNet abone sayısını
net %(…) artırmıştır.
08-65/1055-411
51
TTNet’in maliyetlerine ve kârlılığına ilişkin bir başka e-postada ise, TTNet Planlama
ve Strateji Başkanı (…………) şunları söylemektedir:
“… aşağıdaki tabloda özetlendiği gibi bizim ağırlıklı ortalama ürün
marjımız YTL (…) satış kanalına ödediğimiz komisyon ise (…) bunun
üzerine promosyon gideri olan YTL (…)'yi de ekleyince toplam satış
giderimiz YTL (…) oluyor (kampanyasız satışları da hesaba katarak,
sadece kampanyalı satışlara baksak durum daha kötü). Çok basit bir
hesapla (…/…. = …...) ay, eğer satış başına (…) YTL eklersen bu
hesaba (…………) ay, bu da kampanyanın bize sağladığı (…) aylık
taahhüt süresinin yaklaşık iki katına tekabül ediyor. Tabi ne yazık ki en 1700
çok sattığımız 29'luk pakete bakınca bu çok daha kötü gözüküyor . Bu
hesap Haziran için yapıldı, tabi bu her ay biraz değişiyor satışların
dağılımına göre, ama aşağı yukarı hesap hep böyle ...”
Söz konusu ifadeler, TTNet’in kampanyalarında yeni abonelerinde (kampanyasız
abone olanlar da dâhil olmak üzere) (…) aylık kriterlerini aşacak şekilde satış
yaptıklarını ortaya koymaktadır.
Bu çerçevede, yerinde incelemelerde bulunan 17.9.2007 tarihli bir e-postada yer alan
ifadeler, TTNet’in, maliyetlerinin yüksek olduğunu ve geri dönüş sürelerinin yasal
açıdan sorunlu olabileceğini bilmekle birlikte, bilinçli olarak söz konusu uygulamalara
devam ettiğini göstermektedir: 1710
“Bu harcama TT bayi kanalında yıl sonuna kadar yapılacak tek harcama
olarak alıyorsak o zaman bütçe açısından bir problem yok, ancak satış
hedefi özellikle agresif bir pazarlama kampanyası döneminde (bağlantı
ücreti yok + 3 ay bedava ya da +2 ay bedava ve modem ya da +1 ay
bedava ve kablosuz modem) bizim planımız çerçevesinde az gözüktü
bana, tabi bu satışın karar vereceği bir şey sonuçta sanıyorum.
Bu arada FYI [bilginize], mevcut satış komisyonlarıyla bile bu
kampanyalar (…) ay içerisinde karlı olmuyor, rekabet kurumu açısından
bu kabul edilebilir olmasa da biz bunlara belli ölçülerde risk alarak
devam ediyoruz. Mevcut komisyonlarda yaptığımız her artış bu riski 1720
biraz daha arttırıyor, onun için ancak bu riske değecek bir satış rakamı
için öyle artışları kullanıyor olmak lazım, nitekim atabileceğimiz kurşun
miktarı son derece kısıtlı.”
Benzer bir şekilde, Türk Telekom Hukuk Başkanlığı’ndan Regülasyon ve Rekabet
Dairesi Başkanlığı’na gönderildiği anlaşılan iç yazışmada, TTNet tarafından
düzenlenecek uzun dönemli kampanyanın Türk Telekom’un ilgili birimlerince hukuki
açıdan incelendiği ve bu birimlerden Regülasyon ve Rekabet Dairesi Başkanlığının
söz konusu promosyonun Rekabet Kurumu tarafından yıkıcı fiyat şeklinde
değerlendirileceği yönünde görüş bildirdiği görülmüştür. İnceleme döneminde söz
konusu yazılar ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Türk Telekom Pazarlama Dairesi 1730
Başkanlığı’nın 11.10.2006 tarihli yazısıyla, Regülasyon ve Rekabet Dairesi
Başkanlığı ve Hukuk Müşavirliği’ne uzun süreli taahhüt karşılığında abonelere %3 ve
%6’lık indirimler verilmesi şeklinde gerçekleşecek kampanyalar hakkında görüşlerini
sorduğu, buna karşılık olarak Regülasyon ve Rekabet Dairesi Başkanlığı’nın
11.10.2006 ve 1593 sayılı yazısında, söz konusu kampanya ile “TTNet’in fiyat
indirimleri suretiyle bir rekabet ihlaline yol açmasının ihtimal dâhilinde olduğu”nun
düşünüldüğü belirtilerek 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinde yasaklamadan
bahsedilmiştir. Söz konusu yazı üzerine, Türk Telekom Hukuk Başkanlığı önce
08-65/1055-411
52
12.10.2006 tarihli yazısıyla, Regülasyon ve Rekabet Dairesi Başkanlığı’nın mezkûr
yazısındaki görüşe TK’nin bu alanda yetkili olduğu ve onay için TK’ye başvurulması 1740
gerektiği görüşüyle karşı çıkılmış, ancak 13.10.2006 tarih ve 1805 sayılı yazısıyla ise
ilgili konuda Regülasyon ve Rekabet Dairesi Başkanlığı’nın yetkili olduğu dolayısıyla
ilgili birimin görüşü doğrultusunda işlem yapılması gerektiği belirtilmiştir. Regülasyon
ve Rekabet Dairesi Başkanlığı’nın söz konusu görüşüne karşılık, ilgili kampanyanın
uygulamaya sokulması ve sonraki dönemlerde abonelere daha fazla getiri sağlayan
kampanyaların yapılması, TTNet’in indirimlerinin rekabet ihlali oluşturabileceği
yönündeki hukuki görüşleri dikkate almadığını göstermektedir. Türk Telekom
7.3.2008 tarihli yazısında, söz konusu görüşün olan bir durumu değil olmaması
gereken bir durum hakkında diğer birimlere bilgi verilmesi olduğunu ifade etmekte, bir
başka deyişle söz konusu görüşün bir ihlalin varlığına delil teşkil etmeyeceğini 1750
belirtmektedir. Bu noktada söz konusu ifadenin soruşturmada ihlale delil olarak değil,
Türk Telekom’un böyle bir ihtimal konusundaki görüşleri dikkate almadığı, dolayısıyla
söz konusu uygulamalarının uygulanma amacı konusunda fikir vermek üzere tespitler
arasına alındığı belirtilmelidir.
Öte yandan, TTNet’in stratejisini daha anlaşılabilir kılmak bakımından inceleme
sürecinde elde edilen, TTNet’in “2017 için TTNet Özet Öngörüleri” tablolarında yer
alan bilgilerin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Söz konusu değerlendirmede
TTNet’in geçmiş gelir tablolarından elde edilen verilerin dikkate alınması durumun
anlaşılmasını daha da kolaylaştıracaktır.
TTNet 2006 yılında yaklaşık (………) YTL, 2007 yılında yaklaşık (…………) YTL ve 1760
2008’in ilk üç ayında ise yaklaşık (…………) YTL zarar etmiştir. TTNet’in giderek
artan zararlarının büyüyen bir pazarda pazar payı kazanmak için yapılan çabalardan
kaynaklandığı ve bunun ilerleyen aylarda/yıllarda kâra dönüşeceği iddia edilebilir.
Ancak böyle bir muhtemel iddianın cevabı “2017 için TTNet Özet Öngörüleri”nin
altında yer alan 2007-2017 arasındaki “Gelir&Gider Özeti” tablosunda yatmaktadır.
Tabloda 2008 yılında TTNet’in (…………) YTL kâr edeceği öngörülmekte fakat ilk üç
aylık performans dikkate alındığında bu öngörü pek de sağlıklı görünmemektedir.
Takip eden yıllara ilişkin öngörüler ise şöyledir:
Tablo 15: 2008-2017 TTNet Net Gelir Projeksiyonu
Yıl Net Gelir (milyon YTL)
2008 ...
2009 ...
2010 ...
2011 ...
2012 ...
2013 ...
2014 ...
2015 ...
2016 ...
2017 ...
Öngörülen net gelir rakamlarından, 2008 öngörülerinin gerçekleşeceği kabul edebilse 1770
bile TTNet’in faaliyete başlamasından bu tarafa katlandığı yaklaşık (……….) YTL’lik
zararı, paranın zaman değeri dikkate alınmadan dahi, önümüzdeki (….) yıl içinde
karşılaması mümkün görülmemektedir. Bu bağlamda, TTNet’in katlandığı zararları
ileride karşılayabileceği yönündeki bir iddia temelsiz kalmaktadır.
08-65/1055-411
53
Rakiplerin Kârlılığına İlişkin Tespitler
Yukarıda yer verilen hesaplamalarda görüldüğü üzere, temel olarak TTNet’in kendi
maliyetleri dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmıştır. Bununla birlikte, perakende
genişbant internet erişim hizmetleri pazarında faaliyet gösteren diğer İSS’lerin maliyet
kalemleri43 de incelenmiştir. Ölçek ekonomisi bakımından TTNet ile
karşılaştırılamayacak kadar az aboneye sahip olmalarına rağmen, diğer İSS’lerin 1780
hangi maliyet kalemlerine katlandıklarının görülmesinin, operasyonlarını kârlı
sürdürüp sürdüremediklerinin belirlenmesinin ve diğer İSS’lerin maliyet kalemlerinin
TTNet ile benzerliklerinin/farklılıklarının tespit edilmesi, TTNet’in faaliyetleri ve kârlılığı
ile ilgili yapılan değerlendirmelere katkıda bulunacaktır.
Bu kapsamda, pazarda hâlihazırda aktif aboneye sahip 12 İSS bulunmakla birlikte,
diğer İSS’lere göre sahip oldukları abone sayısı, pazarda bulunma süreleri, tüketiciler
tarafından tanınma ve VAE yöntemini kullanma gibi kıstaslar göz önüne alınarak
belirlenen dört İSS’nin maliyet yapılarına aşağıda yer verilmiştir.
Doğan İletişim Elektronik Servis Hizmetleri ve Yayıncılık A.Ş. (Doğan İletişim)
Şubat 2008 itibarıyla perakende genişbant internet erişim hizmetleri pazarında 1790
TTNet’in ardından (…….)’i aşkın abonesiyle en büyük ikinci İSS konumunda bulunan
Doğan İletişim’in maliyet kalemleri TTNet ile karşılaştırmada yetersiz kalmakla
birlikte, TTNet dışındaki en önemli veri seti olarak belirlenmiştir.
Doğan İletişim, Kurum’a sunduğu 16.4.2008 tarih ve 2323 sayılı yazıda, maliyet
kalemlerini iki ana grupta toplamıştır: “abone kazanma maliyetleri” ve “operasyon
maliyetleri”.
Doğan İletişim’in tanımına göre abone kazanma maliyetleri, bir aboneyi
kazanmak/ikna etmek için katlanılan, ücretsiz modem sağlanması, ücretsiz/düşük
ücretli erişim sağlanması ve ücretsiz kurulum sağlanmasından oluşan “aboneye
sunulan teklif”; “bayi primi”; “reklâm giderleri” ve “çağrı merkezi maliyetleri”nden 1800
oluşmaktadır. Dikkat edileceği üzere, abone kazanma maliyetleri TTNet’in abone
kazanma maliyetleri ile hemen hemen aynı kalemlerden oluşmaktadır. Doğan İletişim
tarafından yapılan maliyet analizinde dikkate alınmamış olmakla birlikte, Doğan
İletişim tarafından gönderilen yazının tamamının incelenmesi sonucunda Doğan
İletişim’in de TTNet’e benzer şekilde abonelerine düşük ücretli aktivasyon (bağlantı)
sunan promosyonları olduğu da görülmüştür.
TTNet’ten farklı olarak Doğan İletişim, abonelerinin tamamına “kurulum” hizmeti
verdiğini iddia ederek müşteri kazanma maliyetlerine bu maliyeti de eklemektedir.
Ayrıca, TTNet’in maliyetlerine yönelik yapılan analizlerden farklı olarak Doğan
İletişim, “çağrı merkezi” maliyetini hem abone kazanma maliyetleri içinde hem de 1810
“operasyon maliyeleri” içinde değerlendirmektedir.
Operasyon maliyetleri arasında “çağrı merkezi maliyeti”, “faturalama maliyeti”,
“gönderim maliyeti”, “tahsilât komisyonu”, “satış pazarlama maliyeti”, “personel ve
43 Bu bölümde yapılan değerlendirmelerde gelir kalemlerine ilişkin açıklamalara yer verilmemiştir. Zira
pazarda faaliyet gösteren tüm İSS’lerin temel gelir kalemini aylık abonelik ücreti oluşturmakta; bunun
dışında, kotalı paketlerde kota aşım ücreti de gelir kalemleri arasında yer almaktadır. Ayrıca TTNet
abonelerine bir kısım katma değerli hizmetler de sunmaktadır fakat gerek bu hizmetlerden elde edilen
gelirin soruşturma döneminde ihmal edilebilir düzeylerde kalması gerekse TTNet dışındaki İSS’lerin bu
türden hizmet vermemeleri nedeniyle bu bölümde gelir yönünden bir değerlendirme yapmaya ihtiyaç
duyulmamıştır.
08-65/1055-411
54
genel gider” kalemleri sayılmaktadır. Bu kalemler de tıpkı abone kazanma maliyetleri
gibi TTNet’in maliyet kalemleri ile benzerlik göstermektedir.
Doğan İletişim abone kazanma maliyetini aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere
ortalama (……..) YTL olarak bildirmiştir:
Tablo 16: Doğan İletişim Abone Kazanma Maliyetleri
Açıklama Tutar
Aboneye Verilen Teklif … YTL
Modem (Kablolu) … YTL
Ücretsiz Erişim (2 Ay) … YTL
Kurulum … YTL
Bayi Primi … YTL
Reklâm Maliyeti … YTL
Çağrı Merkezi Maliyeti … YTL
Toplam … YTL
Tablodan da anlaşılacağı üzere, reklâm maliyetleri ve çağrı merkezi maliyetleri
dışındaki maliyet unsurları TTNet hakkında yapılan değerlendirmelerde elde edilen 1820
rakamlara benzerlik göstermektedir. Bu durum TTNet ile ilgili yapılan hesaplamaların
ve analizlerin gerçekçi olduğunu göstermektedir.
Doğan İletişim tarafından aylık operasyon maliyetlerinin ise aşağıdaki kalemlerden ve
tutarlardan oluştuğu belirtilmektedir:
Tablo 17: Doğan İletişim Aylık Operasyon Maliyetleri
Açıklama Tutar
Çağrı Merkezi Maliyeti … YTL
Faturalama Maliyeti … YTL
Gönderim Maliyeti … YTL
Tahsilât Komisyonu … YTL
Satış Pazarlama … YTL
Personel … YTL
Genel Giderler … YTL
Toplam Operasyon Maliyeti … YTL
Doğan İletişim tarafından yapılan açıklamada “Abone Kazanım Maliyeti”nin (…….)
YTL olduğu, hiç operasyon maliyetinin olmadığı düşünülse bile ancak (…). ayda44
başa baş noktasına gelindiği ifade edilmektedir. 2 aylık ücretsiz erişim verildiğinin
dikkate alınmasıyla toplamda (…) ayda başa baş noktasına gelindiği öne
sürülmüştür. 1830
Doğan İletişim’in sunduğu rakamlar çerçevesinde, en ucuz ve en çok abone yapılan
paket olan 1 Mbps hızlı 4 GB kotalı paketin toptan ile perakende tarife marjı
44 Doğan İletişim tarafından (…) (……) aylık rakama (……..) YTL olan abone kazanım ücretinin en
ucuz paket olan 1 Mbps 4 GB’lik paketin toptan ile perakende tarife marjı arasındaki 3,92 YTL’lik marja
bölünmesi ile ulaşılmıştır.
08-65/1055-411
55
arasındaki 3,92 YTL’lik marj teşebbüsün operasyonel maliyetlerini karşılamasına
yetmemekte; anılan paket bazında teşebbüs aylık olarak (…...) YTL zarar etmektedir.
Bu bağlamda, abone kazanma maliyetlerinin ne olduğunun bir önemi kalmamaktadır;
çünkü abone kazanma maliyetlerinin zamanla kazanılacağı operasyonel bir kâr
bulunmamaktadır.
Son olarak, 2006-2008 arasındaki gelir tabloları incelendiğinde 2006’daki üç ay
haricinde Doğan İletişim’in faaliyete geçtiği günden bu tarafa sürekli zarar ettiği
görülmüş, bu da Doğan İletişim’in operasyonlarını kârlı yürütüp yürütemediği 1840
konusunda dikkat çekici bir bilgi olarak ortaya çıkmıştır.
Superonline
Superonline, inceleme kapsamında maliyet kalemleri değerlendirilen İSS’ler arasında
en eski geçmişe sahip olması ve dikkate değer bir abone tabanına sahip olması
bakımından önemli bir konuma sahiptir.
İnceleme sürecinde Superonline tarafından gönderilen bilgi ve belgelerde yer alan
”Superonline Super ADSL Maliyet Çizelgesi” tablosunda maliyetler 24 aylık bir zaman
dilimine yayılarak hesaplama yapılmış ve ilk ve ikinci yıl için ayrı hesaplamalara yer
verilmiştir.
Yapılan hesaplamada “çağrı merkezi gideri”, “satış komisyonu”, “kurulum 1850
komisyonu”, “faturalama ve gönderim” gideri, “banka komisyonu”, “tahsil edilememe
maliyeti”, “teknik/operasyonel/satış pazarlama personel gideri” ve “pazarlama gideri”
gibi maliyet kalemlerine yer verilmiştir.
Superonline tarafından sunulan çağrı merkezi gideri (……......TİCARİ SIR……..)45
çok daha küçüktür.
Satış için bayilere yapılan ödeme olarak tanımlanan satış komisyonu ise abone başı
yıllık (…..) YTL olarak belirlenmiştir. Abone kazanmak için yapılan reklam ve
promosyon maliyeti olarak tanımlanan pazarlama giderinin de Superonline tarafından
yıllık (…) YTL olarak belirtildiği (bu maliyet unsuru yalnızca ilk yıla yayılmıştır) göz
önüne alındığında toplamda Superonline’nın yaklaşık (…) YTL’lik bir satış pazarlama 1860
maliyeti bulunduğu ortaya çıkmıştır.
Öte yandan, Superonline’nın, kampanyalarında abonelerine sunduğu
kablolu/kablosuz modem, ücretsiz aktivasyon ve düşük erişim ücreti gibi müşteri
kazanma maliyetlerine ilişkin herhangi bir maliyet kalemini değerlendirmeye almadığı
da dikkate alınmıştır. Bu maliyet kalemlerinin, en büyük maliyet kalemleri olduğu ve
bir tür müşteri için yapılan sabit yatırım unsuru olarak değerlendirilebileceği
ortadayken, bu yaklaşım Superonline’nın operasyonel maliyetlerini hesaplamaya
çalıştığını düşündürmüştür.
Superonline tarafından gönderilen bilgilerde, kendilerinin fatura bedelinin %(…)’si
oranında bir tahsilât komisyonu ödediği belirtilmiştir. Bu kalem, hacim açısından 1870
dikkate alındığında TTNet’in Türk Telekom’a ödediği %(…) oranındaki komisyon
giderini gerçekçi kılmaktadır.
45 Örneğin, Şubat 2008 için bu rakam (…….) YTL/(……)= (……) YTL/abone olarak ortaya çıkmıştır.
08-65/1055-411
56
Tablo 18: Superonline Tarafından Sunulan Maliyet Analizi
TİCARİ SIR
08-65/1055-411
57
Superonline’nın ortaya koyduğu dikkat çeken bir diğer maliyet kalemi ise “tahsil
edilememe maliyeti”dir. Bu maliyet, gönderilen faturaların tahsil edilememesinden ve
tahsil edilmesi için katlanılan maliyet kalemlerinden oluşmaktadır.
Superonline’nın sunduğu maliyet tablosu içerdiği sonuçlar bakımından yapılan
değerlendirmelere önem kazandırmaktadır. İki yıllık sürecin tamamı için
değerlendirildiğinde tüm ADSL abonelerinin yaklaşık %(…)’ini içeren iki pakette (1
Mbps hız 4 GB kotalı paket ve 1 Mbps hızlı limitsiz paket) hesaplama yapılan her iki
yıl için de kâr elde edilmediği görülmüştür. Müşteri kazanım maliyetlerinin bu
maliyetler içinde olmadığı sonucun çarpıcılığını daha da artırmaktadır. Dolayısıyla,
Superonline’nın yaptığı değerlendirme de teşebbüsün operasyonlarını kârsız
yürüttüğü yönünde bir görüşe sahip olduğunu ortaya koymuştur. Superonline’nın gelir
tablosu incelendiğinde teşebbüs tarafından ortaya konan görüş hakkında daha
objektif bir fikir sahibi olmak olanaklıdır, zira teşebbüs (……) ve (……) yıllarını zararla
kapatmıştır ve herhangi bir üç aylık dönemde faaliyet kârı elde edemeyerek sürekli
zarar etmiştir.
Netone
Netone diğer İSS’lerle karşılaştırılamayacak kadar düşük bir abone sayısına sahip
olmasına rağmen, VAE yöntemi ile abone yapan en büyük İSS olması bakımından
yapılan değerlendirmelere ek bilgiler sunabilecek bir maliyet yapısına sahiptir.
İnceleme sürecinde Netone tarafından gönderilen bilgi ve belgede yer verilen
Netone’ın maliyet kalemleri aşağıdaki tablodaki gibidir:
Tablo 19: Netone Operasyonel Maliyet Kalemleri (Vergiler Hariç YTL)
512 1024 2048 4096 1024 1024 1024 2048 HIZ (Kbit)/ Kota
Limitsiz Limitsiz Limitsiz Limitsiz 4 GB 6 GB 9 GB 6
GB
Servis Ücreti … … … … … … … …
Evrensel Hizmet
Fonu
… … … … … … … …
Ortalama Çağrı
Merkezi Ücreti
… … … … … … … …
Müşteri Hizmetleri
İşlemleri Ücreti
… … … … … … … …
Otomasyon
İşlemleri Ücreti
… … … … … … … …
Faturalama
İşlemleri, Kâğıt,
Zarf
… … … … … … … …
Fatura Postalama
Ücreti
… … … … … … … …
Toplam Doğrudan
Maliyet (YTL)
… … … … … … … …
Tablodan da görülebileceği üzere Netone tarafından bildirilen operasyonel maliyetler
diğer İSS’lerle büyük ölçüde benzerlik göstermektedir. Operasyonel maliyetler
açısından temel farklılık noktaları “(………………………..)” rakamının diğer İSS’lere
göre yüksek bildirilmesi ve Türk Telekom’a ödenen servis ücretinin düşük olmasıdır.
Türk Telekom’a ödenen servis ücretinin farklı olmasının nedeni ise ilgili pazara ilişkin
bölümde ayrıntılı bir şekilde açıklandığı gibi VAE yönteminin al-sat yöntemine göre
daha farklı bir yapıya sahip olmasıdır. Ancak VAE yönteminin kayda değer bir
büyüklüğe ulaşmadığı bir noktada Netone bakımından hem kârlılık analizi
08-65/1055-411
58
yapılabilmesi için yeterli bir veri ortaya çıkmamakta ve genel itibariyle al-sat modeline
dayalı bir kârlılık analizi bakımından anlamlı sonuçlar ortaya koymak mümkün
olmamaktadır.
Tellcom
İnceleme sürecinde, Tellcom tarafından gönderilen bilgi ve belgelerde, modem
maliyeti, ücretsiz aktivasyon sağlanması, satış kanallarına ödenen primler, aylık
abonelik ücretlerinde yapılan indirimler ve operasyonel maliyetler olmak üzere beş
temel maliyet kaleminden söz edilmekte fakat bunlarla ilgili ayrıntılı bir maliyet
analizine yer verilmemektedir.
Diğer İSS’lerin maliyet kalemleri ile karşılaştırdığında, Tellcom’un maliyetleri içinde
de müşteri kazanma maliyetlerinin çok önemli bir konumda olduğu anlaşılmıştır. Yine,
diğer İSS’lere benzer şekilde Tellcom’un da faturalama, çağrı merkezi ve diğer
kalemlerden oluşan bir operasyonel maliyet kalemine sahip olduğu görülmüştür.
Bu kısımda yer verilen bilgiler çerçevesinde, genel itibarıyla homojen hizmetin
satıldığı bir pazarda, rakip İSS’lerin de TTNet ile benzer maliyet kalemlerine sahip
olduğu, TTNet’in satış fiyatlarını takip etmek zorunda kalan, TTNet ile aynı modelde
faaliyet gösteren ve kârlılık analizi yapılabilecek bir abone sayısı ve geçmişi bulunan
İSS’lerin de (Doğan İletişim ve Superonline) kâr edemedikleri görülmektedir.
I.4. TK Görüşleri
Dosya kapsamında, 4502 sayılı Kanun'la değişik 2813 sayılı Telsiz Kanunu'nun 7.
maddesinde yer alan
"Rekabet Kurulu, telekomünikasyon sektörüne ilişkin olarak yapacağı
inceleme ve tetkiklerde ve birleşme ve devralmalara ilişkin olarak
vereceği kararlar da dâhil olmak üzere telekomünikasyon sektörüne
ilişkin olarak vereceği tüm kararlarda, öncelikle Kurum'un görüşünü ve
Kurum 'un yapmış olduğu genel düzenleyici işlemleri dikkate alır."
hükmü uyarınca, önaraştırma aşamasında, soruşturma konusuyla ilgili geçici tedbir
kararına yönelik olarak, soruşturma sürecinde ve nihai karardan önce olmak üzere
dört defa TK’den görüş istenmiştir. Söz konusu görüşlerin, ihlal olarak kabul edilen
iddialara yönelik kısımları sırayla aşağıda özetlenmektedir.
Önaraştırma safhasında alınan Görüş’te özetle,
28.4.2006 tarihinde kurulan ve TK tarafından 15.5.2006 tarihinde internet servis
sağlayıcılığı hizmetlerini sunmak üzere genel izinle yetkilendirilen TTNet’in
kendilerine sunduğu Şirket Ana Sözleşmesi’nde, Şirket Yönetim Kurulu kararıyla
teşkilat yapısının oluşturulacağı ve çalıştırılacak personelin belirleneceğinin
öngörüldüğü,
Kurum’a kanun tarafından verilen görev ve yetkiler çerçevesinde, ayrımcılık
yapılmaması, rekabetin korunması yatırımların teşvik edilmesi gibi ilkeler de
gözetilerek ilgili ülke uygulamaları da incelenmek suretiyle dünya genelinde
uygulama bulmuş fiyat düzenleme yöntemlerinin uygulandığı,
Türk Telekom tarafından belirlenerek onaya sunulan ADSL toptan tarifelerinin
ve VAE tarifelerinin de bu ilkeler ve mevzuat hükümleri çerçevesinde
onaylandığı,
08-65/1055-411
59
Son olarak, 28.2.2007 tarih ve 2007/DK-07/112 sayılı Kurul Kararı ile Türk
Telekom’un ADSL toptan satış ve VAE tarifelerinin onaylanmış olduğu, bu
tarifelerin 1.4.2007 itibariyle yürürlüğe girdiği ve bu şekilde ADSL toptan-VAE
tarifeleri arasındaki marjların da arttığı,
VAE hizmetinin, sınırsız kullanıma dayandığı, bu nedenle bu hizmetle
perakende kotalı ADSL tarifelerinin karşılaştırılmasının teknik ve ekonomik
açıdan anlamlı olmadığının düşünüldüğü,
Türk Telekom’un toptan VAE tarifesi ile perakende internet erişimi sunan ve
Türk Telekom’dan ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olan TTNet’in perakende kotalı
ADSL tarifesinin karşılaştırılmasının doğru olmayacağı,
Mevcut durumda, Türk Telekom’un kotalı VAE konusunda TK tarafından
onaylanmış bir tarifesi bulunmamakla birlikte, 28.2.2007 tarih ve 2007/DK-
07/112 sayılı Kurul kararı ile “406 sayılı Kanun’un 30. maddesi, Erişim ve
Arabağlantı Yönetmeliği’nin 16, 17 ve 24. maddeleri çerçevesinde,
Ücretleri de içerecek şekilde, G.SHDSL ve ADSL toptan satış
hizmetlerine yönelik referans teklifin hazırlanarak üç (3) ay içerisinde
Kurum’a sunulmasının,
Ücretleri de içerecek şekilde, G.SHDSL ve ADSL toptan satıştaki
hizmetlere (kotalı hizmetler de dâhil) karşılık gelecek VAE hizmetlerine
yönelik referans teklifin hazırlanarak üç (3) ay içerisinde Kuruma
sunulmasının
kararlaştırıldığı,
12.7.2006 tarih ve 2006/DK-07/433 sayılı Kurul Kararı ile Türk Telekom’un
toptan tarifelerinin onaylanmasına, Türk Telekom’un internet servis sağlayıcılığı
faaliyetinde bulunamayacağı gerekçesiyle de perakende tarifelerin
onaylanamayacağına karar verildiği,
TTNet de dâhil bütün İSS’lerin Türk Telekom’dan toptan hizmet alınması
konusunda eşit durumda oldukları ve TK tarafından onaylanan tarifeler
üzerinden toptan hizmet alıp, tabi oldukları genel izin ve Kurum düzenlemeleri
çerçevesinde perakende tarifelerini serbestçe belirleyebildikleri
ifade edilmiştir.
TK’den TTNet tarafından düzenlenen 'Yaz Fırtınası' kampanyasına ilişkin şikâyetler
üzerine alınan Görüş’te ADSL abone sayılarına yer verilmiş, mevcut durumda TTNet
için etkin piyasa gücüne sahip işletmeci tespitine yönelik yayınlanmış bir TK kararı
bulunmadığından TTNet’in tarifelerinin “Tarife Yönetmeliği” hükümleri kapsamında
değerlendirilmediği ancak kurumları tarafından perakende genişbant erişim
piyasasına ilişkin piyasa analizi çalışmasının son aşamasına geldiği bildirilmiştir.
TK’den, 2813 sayılı Kanun’un ilgili hükmüne dayanılarak, yukarıda yer verilen
Görüşü’nden sonra toptan ve perakende genişbant internet erişim pazarlarında
faaliyette bulunan Türk Telekom ve TTNet’e yönelik olarak getirilmiş yeni
yükümlülükler olup olmadığı ve var olan yükümlülüklerde değişiklik yapılıp
yapılmadığı ve varsa buna ilişkin düzenleme ya da kararlara yönelik bilgi talep
edilmiş; ilgili TK yazısında, Türk Telekom ve TTNet’e yönelik olarak getirilen
yükümlülüklerde, Erişim ve Arabağlantı Yönetmeliği’nin Geçici 1. maddesi saklı
kalmak kaydıyla, belirtilen süre içerisinde bir değişikliğe gidilmediği bildirilmiştir.
08-65/1055-411
60
Son olarak, nihai karardan önce, Soruşturma Raporu’ndaki tespitlere yönelik olarak
alınan Görüş’te TK;
Toptan genişbant internet hizmetlerinde Türk Telekom’a rakip hizmetler
sunulmasını sağlayacak Altyapı Hizmetleri İşletmeciliği sunumuna yönelik
yetkilendirmenin yapıldığı, yetkilendirilen işletmeciler bakımından son dönemde
belirli ilerlemelerin kaydedildiği,
TTNet’in 7.8.2008 tarihinde A Tipi UMTH işletmeciliğine, 5.8.2008 tarihinde
belirli bölgelere Altyapı Hizmetleri İşletmeciliğine yönelik yetkilendirmeleri aldığı,
VAE toptan tarifeleri ile al-sat perakende tarifelerinin fiyat sıkıştırması
bakımından karşılaştırılmasının teknik ve ticari uygunluğunun tartışmalı olduğu,
Al-sat yöntemine alternatif VAE modelinin hayata geçirilmesi için bir takım
düzenlemeler yapıldığı,
3.6.2008 tarihli Kurul Kararıyla rekabet seviyesi belli bir düzeye ulaşıncaya
kadar TTNet’ten diğer İSS’lere geçmek isteyen abonelerden bağlantı ücreti
alınmamasının hükme bağlandığı,
6.8.2008 tarihli Kurul Kararıyla Türk Telekom’un al-sat ve VAE modelinde tüm
hızlar için TTNet dışındaki İSS’lere %5’lik indirim uygulanmasına yönelik
promosyon teklifinin kabul edildiği, ayrıca TTNet’ten diğer İSS’lere geçen
abonelerden ve al-sat modelinden VAE’ye geçirilen abonelerden 2009 yılı
sonuna kadar yeniden bağlantı ücreti alınmaması yönündeki teklifin
uygulanmasına karar verildiği,
Perakende seviyede genişbant erişim piyasasına yönelik piyasa analizi
çalışmalarının sürdürülmekte olduğu
hususlarına yer vermiştir.
I.5. Genel Değerlendirme ve Hukuki Dayanak
I.5.1. Türk Telekom’un ve TTNet’in 4054 Sayılı Kanun Kapsamındaki Teşebbüs
Nitelikleri
Karara konu soruşturmanın muhatabı Türk Telekom ve TTNet’tir. Söz konusu tüzel
kişiliklere ilişkin daha önce verilen bilgilerden görüleceği üzere, TTNet, Türk
Telekom’a özelleştirme sürecinde getirilen bir yükümlülük sonucunda Türk
Telekom’dan ayrı bir tüzel kişilik haline getirilmiş bir şirkettir. TTNet’in hisselerinin
%99,9’una Türk Telekom sahiptir. Söz konusu iki şirketin yönetim kurullarının
teşkiline bakıldığında da, Türk Telekom Yönetim Kurulu üyesi ve İcra Kurulu Başkanı
Boulos H.B. Doany’nin aynı zamanda TTNet’in Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini
yürüttüğü, Türk Telekom Yönetim Kurulu ve İcra Kurulu Üyesi Rıza Metin Ercan’ın ise
TTNet’in Yönetim Kurulu üyesi olduğu görülmektedir. Ayrıca, ilgili bölümde detayları
verildiği üzere, TTNet faaliyetlerini yürütebilmek için, kuruluş döneminden bugüne
kadar çeşitli sözleşmelerle Türk Telekom’dan toptan erişim hizmetlerinin yanında
çeşitli hizmetler almaya devam etmiştir.
4054 sayılı Kanun’un 3. maddesi “piyasada mal veya hizmet üreten, pazarlayan,
satan gerçek ve tüzel kişilerle, bağımsız karar verebilen ve ekonomik bakımdan bir
bütün teşkil eden birimleri” teşebbüs olarak tanımlamaktadır. Söz konusu hüküm
ışığında, soruşturma açıldığına dair Türk Telekom ve TTNet’e gönderilen soruşturma
bildirim yazısında da TTNet’in, Türk Telekom ile aynı ekonomik bütünlük içerisinde
08-65/1055-411
61
yer alması nedeniyle, tek bir teşebbüs olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Türk Telekom ve TTNet’in ayrı tüzel kişilikler halinde faaliyetlerini sürdürüyor olması,
söz konusu iki şirketin 4054 sayılı Kanun anlamında tek bir teşebbüs olarak
değerlendirilmelerini engellemeyecektir.
Sonuç olarak, 4054 sayılı Kanun anlamında Türk Telekom ve TTNet’in tek bir
ekonomik bütün ve dolayısıyla tek bir teşebbüs oluşturduğu ve her iki şirketin
faaliyetlerinin konu edildiği soruşturma sonucunda alınan nihai kararın Türk Telekom
ve TTNet ekonomik bütünlüğüne yöneltilmesi gerekmektedir.
I.5.2. Hâkim Durum
Dosya kapsamındaki incelemenin konusu Türk Telekom ve TTNet’in oluşturduğu
ekonomik bütünlüğün 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal edip etmediği
olduğundan öncelikle Türk Telekom ve TTNet’in ilgili pazarlarda hâkim durumda olup
olmadıkları değerlendirilmiştir.
4054 sayılı Kanun’un 3. maddesinde hâkim durum şu şekilde tanımlanmaktadır:
“Belirli bir piyasadaki bir veya birden fazla teşebbüsün, rakipleri ve
müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı
gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücü”
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesine göre, bir teşebbüsün söz konusu madde
hükmünde yasaklanan davranışlarda bulunması ancak söz konusu teşebbüsün
hâkim durumda olmasıyla mümkündür. Aşağıda Türk Telekom ve TTNet’in ilgili pazar
olarak belirlenen toptan genişbant internet erişim hizmetleri pazarı ile perakende
genişbant internet erişim hizmetleri pazarındaki konumu değerlendirilmiştir.
Toptan Genişbant İnternet Erişim Hizmetleri Pazarı
İlgili pazar bölümünde detaylı olarak ele alındığı üzere, inceleme sürecinde fiilen
kullanılan tek yöntem olan al-sat toptan genişbant internet hizmetlerinden ve İSS’ler
tarafından ihmal edilebilecek seviyede kullanılan VAE hizmetlerinden oluşan toptan
genişbant erişim hizmetleri pazarı, YAPA yöntemiyle verilen toptan hizmetlerden
farklılaşmaktadır. Aynı şekilde pazarın soruşturma dönemindeki durumu göz önüne
alındığında, İSS’ler için al-sat ve VAE yöntemleriyle sunulan hizmetlerin ikame
olamayacağı belirtilmiş, ancak hem VAE yönteminin soruşturma döneminde çok
sınırlı düzeyde kullanılması hem de soruşturma konusu iddialar bakımından
yapılacak değerlendirmeyi değiştirmeyecek olması nedeniyle toptan genişbant
internet erişim hizmetlerinin tek bir pazar olarak ele alınmasında sakınca olmadığı
sonucuna ulaşılmıştır.
Toptan genişbant internet erişim hizmetleri pazarında hizmetler, soruşturma
döneminde sadece Türk Telekom tarafından sunulmaktadır. Dolayısıyla Türk
Telekom bu alanda %100 pazar payına sahiptir ve fiili tekel konumundadır. Söz
konusu konumun, Türk Telekom’un ilgili hizmetleri sunduğu telefon şebekesinin
alternatifinin kurulmasının zorluğu ve YAPA gibi yollarla söz konusu hizmetlere ikame
hizmetler sunulmasının ciddi yatırım46 ve zaman47 gerektirmesi nedeniyle, yakın
gelecekte değişmeyeceği anlaşılmaktadır.
46 TTNet yetkilileri tarafından tartışmaya açılan Temmuz 2007 tarihli sunumda, YAPA modeline geçişin
yaklaşık (…….) YTL’lik bir yatırımı gerektirdiği tahmini yapılmaktadır.
08-65/1055-411
62
Benzer tespitler, TK tarafından gerçekleştirilen piyasa analizleri çerçevesinde de
yapılmış, Türk Telekom’un pazar payının %100 olduğu kabul edilmiştir. Bu
çerçevede, Türk Telekom, Telekomünikasyon Kurulu’nun 21.02.2006 tarihli kararıyla
ilgili pazarda EPG’ye sahip işletmeci olarak belirlenmiştir.
Bu değerlendirmeler ışığında, Türk Telekom’un toptan genişbant internet erişim
hizmetleri pazarında hâkim durumda bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Perakende Genişbant İnternet Erişim Hizmetleri Pazarı
Dosya konusunda esas olarak Türk Telekom’un toptan genişbant internet erişim
hizmetleri pazarında hâkim durumda bulunmasından kaynaklanan gücünü bu
pazardan sağlanan girdinin önemli ölçüde şekillendirdiği ve bu nedenle söz konusu
pazarla yakın ilişkili bir pazar niteliğinde olan perakende genişbant internet erişim
hizmetleri pazarındaki rekabetin kısıtlanması amacıyla kötüye kullandığı iddiası
olması nedeniyle, ileride ayrıntılarıyla belirtileceği üzere, 4054 sayılı Kanun’un 6.
maddesinin bu yolla ihlali bakımından ilgili pazarda TTNet’in (dolayısıyla Türk
Telekom’un) hâkim durumda olması gerekmemektedir. Bununla birlikte, söz konusu
pazarda 4054 sayılı Kanun bakımından TTNet’in konumunun belirlenmesinde fayda
görülmüştür.
Türkiye’de perakende genişbant internet erişim hizmetleri pazarının gelişimine
bakıldığında, ADSL hizmetlerinin verilmeye başlandığı dönemden itibaren Türk
Telekom tarafından pazara ilk girmenin avantajıyla önemli miktarda abone
kazanıldığı, söz konusu abonelerin 2006 yılında TTNet’e devredildiği, bu tarihten
itibaren TTNet’in pazar payının sürekli olarak %(…)’ın üzerinde kaldığı görülmektedir.
Aşağıdaki şekillerde, TTNet’in ve rakiplerinin Şubat 2008 döneminde pazar payı ve
abone sayısı, TTNet’in ve rakiplerinin Temmuz 2006 - Şubat 2008 abone sayılarının
ve pazar paylarının seyri gösterilmiştir.
Şekil 12: Şubat 2008 itibarıyla Perakende Genişbant İnternet Hizmetleri Pazarındaki Pazar Payları
TİCARİ SIR
47 TTNet yetkilileri tarafından tartışmaya açılan Temmuz 2007 tarihli sunumda YAPA modelinin 2008
yılı sonunda TTNet abone tabanının %(…)’ünü kapsayabileceği, dolayısıyla uzun vadeli bir çözüm
olduğu belirtilmektedir.
08-65/1055-411
63
Şekil 13: Temmuz 2006-Şubat 2008 Arasında Teşebbüslerin Perakende Genişbant İnternet Hizmetleri
Pazarındaki Abone Sayısının Gelişimi
TİCARİ SIR
Şekil 14: Temmuz 2006-Şubat 2008 Arasında Teşebbüslerin Perakende Genişbant İnternet Hizmetleri
Pazarındaki Pazar Paylarının Gelişimi
TİCARİ SIR
08-65/1055-411
64
Rekabet hukuku uygulamalarında, %40-50 oranında pazar payı hâkim durum eşiği
olarak ele alınmakta ve istisnai durumlar hariç olmak üzere, %50’nin üzerindeki pazar
payları tek başına hâkim durumun göstergesi olarak değerlendirilmektedir. TTNet’in
soruşturma döneminde istikrarlı bir şekilde sahip olduğu yaklaşık %(…) ve üzeri
pazar payı, tek başına, hâkim durumunun göstergesidir.
Pazar paylarının yanında, Türk Telekom’un bu pazara ilk giren teşebbüs oluşu ve
DSL şebekesine rakip İSS’lerin erişimine yönelik düzenlemelerin zaman alması, Türk
Telekom ile rakipleri arasında abone sayısı bakımından bir asimetri oluşmasına yol
açmıştır. Söz konusu asimetri ve dolayısıyla ölçek büyüklüğünden kaynaklanan
maliyet avantajları48, Türk Telekom ve daha sonra TTNet’in rakip İSS’lere oranla
abone başı sabit maliyetlerinin düşük kalmasına neden olmuştur. Bu nedenle,
TTNet’in özellikle son dönemde müşterilerine şebekesini daha değerli hale getirmeye
yönelik olarak sağladığı bazı hizmetleri (Aile koruma şifresi, TTNet Müzik gibi) olmak
üzere, hizmetlerini rakiplerine oranla daha düşük maliyetlere sunabilmesine imkân
sağlamıştır.
İlgili piyasa için önemli bir girdi oluşturan toptan hizmetleri sunan Türk Telekom ile
aynı ekonomik bütünlük içinde yer alması da TTNet’e önemli avantajlar sağlamakta,
rakiplerinin durumu ve gelecekte toptan pazarda ortaya çıkabilecek başta tarife
değişiklikleri olmak üzere, önemli bilgilere erişim imkânına sahip bulunmaktadır.
Bunlara ek olarak, günümüze kadar İSS’ler bakımından rekabetçi olabilecek bir
yöntem olmayan al-sat yöntemiyle İSS’lerin bir dağıtıcı konumunda kalmaları, TTNet’i
güçlendirmiş ve kendisine rekabetçi baskı ortaya çıkmasını engellemiştir.
Bunlara ek olarak TTNet, daha önce yer verildiği üzere Türk Telekom ile Türk
Telekom’un dağıtım ağı başta olmak üzere, müşteri hizmetleri vs. gibi hizmetleri
temin etmek için sözleşmeler imzalamıştır. Bu çerçevede TTNet, Türk Telekom
ofislerinde diğer dağıtım kanallarına ödediğinden daha az komisyonla abone
kazanabilmiş, böylece çok geniş bir satış kanalından hizmetlerini pazarlama imkânı
bulmuş, müşteri hizmetlerini Türk Telekom’dan almış, dolayısıyla rakip İSS’lerin
müşteri hizmetleri sistemlerinin (CRM) Türk Telekom’la bütünleşik olmamasından
kaynaklanan maliyetlere maruz kalmamıştır.
Yukarıda yer verilen tespit ve değerlendirmeler, benzer bir şekilde TK tarafından da,
ilgili pazarın analizine yönelik Haziran 2007 tarihli dokümanda49 yapılmıştır:
“… TTNet’in piyasadaki %97’lik pazar payıyla çok güçlü bir konuma
sahip olduğu, diğer işletmecilerin toplam %3 pazar paylarının
bulunduğu, alternatif işletmecilerin yeniden satış al-sat, veri akış erişimi
ve paylaşımlı erişim yöntemleriyle henüz TTNet ile rekabet edebilecek
seviyeye ulaşmadıkları ve bu durumun kısa vadede değişmesinin güç
olduğu…
Ölçek ve kapsam ekonomileri potansiyel işletmeciler için pazara giriş
önünde ciddi bir engel, mevcut rakipler için ise rekabet açısından
dezavantaj oluşturabilmektedir…
Ülkemizde hâlihazırda sadece yeniden satış uygulaması pratikte
uygulanmaktadır. Yeniden satışla hizmet sunmak üzere onbir işletmeci,
48 Ölçekten kaynaklanan avantaja bir örnek olarak, TTNet yetkilileri tarafından tartışmaya açılan
Temmuz 2007 tarihli sunumda TTNet’in VAE modelinde ölçek ekonomisi nedeniyle rakiplerinden daha
düşük maliyetlerle çalışacağı belirtilmektedir.
49 Bkz. Dipnot 8.
08-65/1055-411
65
veri akış erişimi sunmak üzere sadece bir işletmeci, yerel ağ sunmak
üzere de sadece iki işletmeci sözleşme imzalamış bulunmaktadır. Ancak
henüz veri akış erişimi ve yerel ağ modelleri etkin bir şekilde
uygulamaya geçmemiştir.
Yetkilendirme usulü ve ücretleri açısından piyasaya giriş kolaylığı
bulunmakla birlikte alternatif işletmecilerin pazarda etkin bir şekilde
rekabet etmesini sağlayacak yöntemlerin yeterince gelişmemiş olması
potansiyel rekabeti etkilemektedir. Bu durum Türk Telekom’un iştiraki
olan TTNet’in durumunu güçlendirmekte, Türk Telekom ve perakende
seviyedeki müşterilerinin TTNet’e aktarılması yoluyla kurulan şirketin
kısa vadede güçlü bir rekabet tehditi ile karşılaşmasını
engellemektedir…”
Bu noktada ileride açıklanacağı üzere, TK’nin söz konusu tespitlerine rağmen TTNet’i
EPG ilan etmemesinin, 4054 sayılı Kanun uygulaması bakımından TTNet’in hâkim
durumda kabul edilmesini engellemeyeceği belirtilmelidir.
Ayrıca, dosya kapsamında yapılan incelemelerde elde edilen TTNet yetkililerinin
şirket içi değerlendirmelerinde de, TTNet’in pazarda %(…) pazar payına sahip
olduğu, pazarda rakipler bulunmakla birlikte kârlı olmayan operasyonel modelden
dolayı rakiplerin özellikle bireysel kullanıcılar bakımından TTNet ile rekabet
edemedikleri daha çok kurumsal müşterilere ve ses hizmetlerine odaklandıkları
tespitlerine yer verilmesi, TTNet’in hâkim durumda bulunduğuna ilişkin bir başka
gösterge niteliğindedir.
Yapılan bu değerlendirmeler sonucunda, TTNet’in sahip olduğu pazar payı ve diğer
avantajlar ile pazarın özellikleri nedeniyle, perakende genişbant internet erişim
hizmetleri pazarında hâkim durumda olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
I.5.3. Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi “Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin
bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu
tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar yoluyla
kötüye kullanması”nı yasaklamaktadır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında da örnek
kötüye kullanma halleri şu şekilde sayılmıştır:
“a) Ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan
veya dolaylı olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki
faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler,
b) Eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için
farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayrımcılık
yapılması,
c) Bir mal veya hizmetle birlikte, diğer mal veya hizmetin satın
alınmasını veya aracı teşebbüsler durumundaki alıcıların talep ettiği bir
malın veya hizmetin, diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından
teşhiri şartına bağlanması ya da satın alınan bir malın belirli bir fiyatın
altında satılmaması gibi tekrar satış halinde alım satım şartlarına ilişkin
sınırlamalar getirilmesi,
08-65/1055-411
66
d) Belirli bir piyasadaki hâkimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik
ve ticari avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet
piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler,
e) Tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın ya da teknik
gelişmenin kısıtlanması.”
Bir teşebbüsün davranışının 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında bir ihlal
sayılabilmesi için, söz konusu teşebbüsün bir pazarda hâkim durumda olması ve
davranışı ya da davranışlarının yukarıda sayılan kötüye kullanma hallerinden biri ya
da birkaçını sağlayacak nitelikte olması yeterlidir.
Önceki kısımlarda yer verildiği üzere, Türk Telekom ve TTNet 4054 sayılı Kanun
anlamında tek bir ekonomik bütünlük oluşturmaktadır ve dolayısıyla dosya
kapsamında incelenen eylemlerinde tek bir teşebbüs gibi hareket etmiştir. Ayrıca,
Türk Telekom ve TTNet’in toptan ve perakende pazarı bir arada ele alarak
stratejilerini belirlediği de işbu kararın “I.3.1.Türk Telekom ve TTNet Ekonomik
Bütünlüğünün İlgili Pazarlara Yönelik Genel Stratejisine İlişkin Tespitler” başlıklı
bölümde yer verilen bilgi ve belgeler ışığında sabittir. Dolayısıyla, önceki kısımda yer
verildiği üzere, Türk Telekom toptan genişbant internet erişim hizmetleri pazarında
hâkim durumdadır ve dosya kapsamında incelenen davranışlarının 4054 sayılı
Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde ele alınmasının dayanağı Türk Telekom’un söz
konusu toptan pazarda hâkim durumda olmasıdır. Bir başka deyişle, Türk Telekom
ve TTNet ekonomik bütünlüğünün perakende genişbant internet erişim hizmetleri
pazarında da hâkim durumda olması, soruşturma konusu uygulamaların 4054 sayılı
Kanun’un 6. maddesinin ihlali olarak kabul edilmesi bakımından gerekli değildir.
Dosya kapsamında yapılan incelemelerde, Türk Telekom’un perakende pazardaki
abone tabanını korumak ve olabildiğince artırmak için hem toptan hem de perakende
pazarda koordineli bir şekilde rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırıcı eylemlerde
bulunmaya yönelik bir strateji izlemekte olduğu tespit edilmiştir. Bu çerçevede, Türk
Telekom’un gelişmekte olan ve yüksek abone potansiyeline sahip olan perakende
pazarı tekelleştirmek ve rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırmak amacını taşıdığı, bu
amaçla toptan pazardaki hâkim durumundan kaynaklanan gücünü kullanarak,
perakende pazardaki rekabeti kısıtlayacak şekilde perakende düzeydeki maliyetlerini
karşılayamayacak düzeyde fiyatlama yaptığı görülmüştür. İnceleme sürecinde
yapılan tespitler, Türk Telekom ve TTNet ekonomik bütünlüğünün fiyat sıkıştırması
olarak nitelendirilecek olan fiyatlamasını soruşturma döneminde artırarak
sürdürdüğünü ortaya koymuştur. Rekabet Kurulu bu nedenle bir tedbir kararı almak
durumunda kalmıştır.
Bu kapsamda, dosya kapsamında yapılan tespitler çerçevesinde, Türk Telekom ve
TTNet ekonomik bütünlüğünün söz konusu uygulamasının perakende genişbant
internet erişim hizmetleri pazarındaki rekabet üzerine etkileri aşağıda 4054 sayılı
Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu kapsamda öncelikle, ilgili
ürün pazarlarının yapısı ve gelişimi ile Türk Telekom’un uyguladığı genel stratejisine
değinilmiş, daha sonra Türk Telekom ve TTNet ekonomik bütünlüğünün fiyatlaması
ele alınmıştır.
I.5.3.1. Türk Telekom TTNet Ekonomik Bütünlüğünün Genel Stratejisinin
Değerlendirilmesi
Dosya kapsamında incelenen genişbant internet erişim hizmetleri, son yıllarda
toplumun hemen hemen tüm kesimleri tarafından hem bireysel hem de ticari
08-65/1055-411
67
anlamda önem taşıyan ve talep edilen hizmetlerden birisi olmuştur. Bilişim ve iletişim
teknolojilerindeki gelişmelere paralel olarak, internet, hem bireysel ve toplumsal
iletişimin önemli bir aracı haline gelmiş hem de birçok ticari işlemin ve kamu
hizmetinin sağlanmasının bir altyapısı olarak önemli bir dönüşüme yol açmıştır. Bu
anlamda internet kullanımı ve söz konusu kullanımın artırılması, toplumsal gelişme
için önemli görülmüş ve toplumların gelişmişlik derecelerinin değerlendirilmesi
bakımından önemli bir gösterge haline gelmiştir.
İnternet sadece toplumsal ve ticari anlamda değil, aynı zamanda telekomünikasyon
sektörünün yapısı bakımından da önem arz etmekte, Türk Telekom gibi sabit hat
işletmecileri açısından hem bir tehdit hem de bir fırsat oluşturmaktadır. İnternet
üzerinden başta ses olmak üzere verilecek hizmetler, zaten mobil telefon
işletmecilerine karşı trafik kaybeden sabit hat işletmecileri açısından bir tehdit
oluşturmakta, aynı zamanda İSS olarak belli ölçekte genişbant internet abonesi elde
eden işletmecilerin YAPA gibi yollarla sabit hat işletmeciliği alanında yerleşik
işletmecilerin rakibi olarak ortaya çıkmaları, söz konusu işletmecilerin pazar
paylarının azalmasında etkili olabilmektedir. Buna karşılık, sabit telefon altyapısının
genişbant internet erişim hizmetlerinin -özellikle bireysel kullanıcılar için- en önemli
(hatta Kablo TV altyapısı yaygın veya kullanılabilir değilse tek) altyapısı konumunda
olması ise, yerleşik sabit telefon işletmecilerinin gelirlerini artırıcı bir fırsat olarak
ortaya çıkmaktadır.
Bu genel çerçeve içinde ve dosya kapsamında Türk Telekom ve TTNet’te elde edilen
belgelere dayanılarak yapılan tespitler ışığında, Türk Telekom ve TTNet ekonomik
bütünlüğü İSS’lere getirilecek daha rekabetçi erişim yöntemleri hayata geçmeden,
uluslararası karşılaştırmalarla Türkiye’nin potansiyeli olarak belirlenen (……..) abone
sayısına ulaşmayı hedeflemiştir. Daha önce de yer verildiği üzere, Türk Telekom
Genel Müdürü (…………) tarafından gönderilen bir e-postaya cevaben TTNet Genel
Müdürü (…………) tarafından gönderilen 7.1.2007 tarihli e-postada yer alan,
“…Türkiye’ye yönelik bir tahmin yapılarak, hane sayısı bakımından
%(...)’lik bir penetrasyon oranı ile karşılaştırılabilir, bu da yaklaşık
(……..) abone demek. Bu rakam anlamlı bir orta vade hedef olabilir ve
biz ciddi bir rekabet doğmadan bu rakama olabildiğince hızlı ulaşmak
zorundayız. Daha önemlisi, TTNET’in gelecekteki kârı muhtemelen bu
(……) aboneden gelecek. …”
şeklindeki ifadelerinde açıkça yer verdiği üzere, TTNet’in gelecekteki kârının bu
(……..) aboneden geleceği ifade edilmiştir. Yine yapılan tespitlerden görüleceği
üzere, söz konusu (………) abone sayısının, birçok şirket içi dokümanda Türk
Telekom ve TTNet ekonomik bütünlüğünün hem toptan hem de perakende pazar
açısından hedefi olduğu gösterilmiştir.
Böyle bir amaca ulaşmanın, Türk Telekom’un toptan tarifelerinin TK denetiminde
olduğu ve bu alanın rekabet tehdidi altında olmaması da göz önüne alınarak, tarifeler
üzerinde sektörel denetimin bulunmadığı perakende pazarda fiyatın düşük tutulması
ve yapılacak kampanyalarla mevcut ve yeni abonelere çeşitli avantajlar
sağlanmasıyla mümkün görüldüğü yine yer verilen tespitlerde yer almıştır. Söz
konusu tespitlerde, Türk Telekom ve TTNet yetkililerinin belirlenen amaca ulaşmak
için TTNet’in uzunca süre kârsız çalışmasını göze aldıkları, maliyetlerini makul geri
dönüşüm sürelerinde karşılamayacak kampanyalar uygulamaya koydukları ve 4054
sayılı Kanun’un 6. maddesinin ihlali olabileceği yönündeki şirket içi görüşlere rağmen
söz konusu uygulamaları gerçekleştirdikleri sabittir.
08-65/1055-411
68
Şebeke endüstrisi niteliğinde olan genişbant internet erişim hizmetlerinde, (………)
gibi bir şebeke büyüklüğüne ulaşılması, rakiplerin söz konusu şebekeyle rekabet
etmesini imkânsız hale getirebilecek ve hizmetlerini kârlı olarak verebilecekleri kritik
eşiğe ulaşmalarını zorlaştıracaktır. TTNet’in kullanıcılarına bir takım katma değerli
hizmetleri (TTNet Müzik ve Aile Koruma Şifresi gibi) ölçek büyüklüğünden dolayı
düşük maliyetlerle vermesi de söz konusu şebeke etkilerini artıracak niteliktedir. Aynı
zamanda söz konusu şebeke VOIP ve IPTV gibi yeni hizmetlerin sağlanması
açısından Türk Telekom’a avantaj sağlamaktadır. Bu durum rakip İSS’lerin abone
kazanmalarını ve sonrasında alternatif erişim yöntemleriyle söz konusu aboneler
üzerinden Türk Telekom’a rakip altyapı işletmecisi olarak ortaya çıkmalarını ve
gelişmiş ülkelerde örnekleri sunulan ses, internet ve televizyon hizmetlerinin bir arada
(bundle) sunulması şeklinde ortaya çıkabilecek hizmetleri engelleyebilecek ya da bu
alanda Türk Telekom’u avantajlı kılacaktır. Bu yolla Türk Telekom hem VOIP gibi
hizmetlerle temel sabit ses hizmetleri alanındaki varlığını koruyacak hem de yeni
gelişen hizmetler bakımından avantajlı konuma gelecektir.
Bu genel strateji çerçevesinde Türk Telekom ve TTNet ekonomik bütünlüğünün
toptan ve perakende pazardaki fiyatlamasını perakende pazarda rekabet oluşmadan
önemli bir abone sayısı elde etmek, bir başka ifadeyle bu alanı tekelleştirmek
amacıyla gerçekleştirdiği sonucuna ulaşılmıştır.
I.5.3.2. Türk Telekom ve TTNet Ekonomik Bütünlüğünün Fiyatlandırma
Politikasının Fiyat Sıkıştırması Kapsamında Değerlendirilmesi
Türk Telekom ve TTNet ekonomik bütünlüğünün yukarıda belirtilen strateji
çerçevesinde toptan fiyatlar veri iken perakende pazardaki fiyatlamasının fiyat
sıkıştırması yapmak suretiyle rakiplerin faaliyetlerini zorlaştırıp zorlaştırmadığının
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ancak, bu hususa yönelik değerlendirmelerden önce fiyat sıkıştırması uygulamasının
ne şekilde oluştuğuna ve rekabet hukuku bağlamında ne şekilde ele alındığına
yönelik bazı açıklamaların yapılması gerekli bulunmaktadır.
Fiyat sıkıştırması, dikey bütünleşik ve üst (toptan) pazarda hâkim durumda bulunan
bir teşebbüsün, bu pazarda üretimini kontrol ettiği girdinin toptan fiyatı ve bu girdiden
üretilen alt pazar (perakende pazar) ürününün fiyatı arasındaki marjı, bu fiyatların
düzeyinde değişiklikler yaparak kısması sonucunda oluşmaktadır. Söz konusu
daralan marj karşısında ise, perakende pazarda faaliyet gösterebilmeleri bu girdiye
bağlı olan, teşebbüse toptan fiyatı ödemek ve aynı zamanda teşebbüsün perakende
fiyatıyla rekabet etmek durumunda kalan perakende pazardaki rakiplerin kâr marjları
sıkışmaktadır. Teşebbüs, toptan fiyatı yükselterek (perakende fiyata göre yüksek
belirleyerek), perakende fiyatı düşürerek (toptan fiyat ve alt pazardaki maliyetlere
göre düşük belirleyerek) veya her ikisini aynı anda uygulayarak fiyat sıkıştırmasına
yol açabilmektedir.
Teşebbüsün bu uygulaması sonucunda ise, perakende pazardaki mevcut veya
potansiyel rakiplerin bu azalan marj karşısında makul derecede kâr elde ederek
pazarda teşebbüs ile rekabet edebilmesi olanaksız hale gelmektedir. Diğer yandan,
teşebbüs söz konusu girdi fiyatını perakende pazardaki koluna / iştirakine doğrudan
uygulasa bile bu bedel teşebbüsün bu pazardaki kolundan toptan pazardaki koluna
sadece kâğıt üzerinde aktarılacağı için kendisi toptan ve perakende fiyatı arasındaki
marjdan etkilenmemekte ancak bu girdi fiyatını teşebbüse ödemek zorunda olan
08-65/1055-411
69
rakiplerin maliyeti yükselmekte ve pazarın bu rakiplere tamamen ya da kısmen
kapatılması olası hale gelmektedir50.
Sonuç olarak, aşağıda açıklanacağı üzere, fiyat sıkıştırması uygulaması, teşebbüsün
toptan pazardaki girdi üzerinde sahip olduğu pazar gücünü perakende pazara
aktarması neticesinde, bu pazardaki mevcut veya potansiyel rakiplerin dışlanması,
faaliyetlerinin/pazar paylarının kısıtlanması ve rekabetin engellenmesi gibi sonuçlar
doğurabileceğinden rekabet hukuku kapsamında ele alınmakta ve rekabet
kanunlarının hâkim durumun kötüye kullanılması hallerini yasaklayan hükümleri
çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Teşebbüsün fiyatlandırma stratejisi/politikası sonucunda oluşan fiyat sıkıştırmasına
yönelik rekabet hukuku incelemesinde ise öncelikle söz konusu teşebbüsün ve
rakiplerin ve faaliyet gösterdikleri pazarın yapısına ilişkin belirli ekonomik ve hukuki
koşulların eş zamanlı varlığının tespit edilmesi gerekmektedir. Konuya ilişkin doktrin
ve uygulamalardan bu koşulları kısaca,
Teşebbüsün öncelikle, bir üretim/hizmet zincirinde birbiriyle bağlantılı üst ve alt
pazarda (toptan ve perakende pazarda) faaliyeti olacak şekilde dikey bütünleşik
yapıda olması ve tek bir ekonomik bütünlüğü teşkil etmesi,
Söz konusu teşebbüsün toptan pazardaki girdinin üretiminde/sunumunda tekele
yaklaşan pazar gücüne sahip olacak şekilde hâkim durumda bulunması,
Toptan pazardaki girdinin perakende pazarda teşebbüsün kendisi ve rakiplerinin
üretim yapabilmeleri ve rekabet edip pazarda kalabilmeleri için zorunlu nitelik
taşıması, bir başka deyişle, söz konusu girdinin üst pazarda yakın ikamesinin
(alternatifinin) bulunmaması ve daha düşük bir maliyetle kısa sürede
üretilmesinin mümkün olmaması,
Toptan ve perakende fiyat arasındaki marjın teşebbüsün veya teşebbüs kadar
etkin bir rakibin alt pazarda kâr elde edemeyeceği ve uzun dönemde pazarda
kalamayacağı kadar düşük belirlenmesi, bir başka deyişle, teşebbüsün rakipleri
gibi aynı toptan fiyatı açıktan ödemek zorunda kalması durumunda alt pazarda
kârlı bir şekilde faaliyet gösteremeyecek olması,
Teşebbüsün fiyat sıkıştırmasına neden olan davranışı sonunda perakende
pazarda rekabetin kısıtlanması,
Teşebbüsün fiyat sıkıştırmasına neden olan fiyatlama politikasına ilişkin objektif
gerekçelerinin bulunmaması
şeklinde açıklamak mümkündür. Dolayısıyla, fiyat sıkıştırmasına ilişkin yapılacak
rekabet hukuku analizinde bir ihlal tespit edilmeden önce bu koşulların varlığı
aranmaktadır. Bu koşullardan bir ya da birkaçının sağlanamadığı durumlarda fiyat
sıkıştırmasının rekabete zarar veren bir davranış olarak nitelendirilmesi
güçleşmektedir.
Yukarıda açıklanan unsurlara esas olarak, konuya ilişkin AB Komisyonu’nun
telekomünikasyon sektöründe erişim anlaşmalarına rekabet kurallarının
50 Geradin, D. ve R.O’Donoghue (2005), “The Concurrent Application of Competition Law and
Regulation: The Case of Margin Squeeze Abuses in Telecommunications Sector”, Journal of
Competition Law and Economics, Vol:1, No:2, s. 359.
08-65/1055-411
70
uygulanmasıyla ilgili kılavuz niteliğindeki 1998 yılında yayınlanan Erişim Tebliği’nde51
yer verildiğini belirtilmekte de yarar vardır. Nitekim ilgili Tebliğ’de,
“… hâkim durumdaki firmanın, üst pazarda faaliyet gösteren kısmının alt
pazardaki rakiplerine uyguladığı fiyat temel alındığında alt pazardaki
faaliyetlerinden kâr sağlayamadığı52
veya
hâkim durumdaki firmanın rakiplerine (ve eğer varsa kendi alt pazardaki
faaliyetlerine) sunduğu erişim fiyatları ile alt pazarda sunduğu fiyat
arasındaki marjın makul etkinlikteki bir hizmet sağlayıcısının alt pazarda
normal bir kâr elde edebilmesi için yetersiz olduğu (hâkim durumdaki
firmanın alt pazardaki faaliyetlerinin istisnai bir şekilde verimli olduğunu
gösteremediği)…”53
durumlarda fiyat sıkıştırmasının oluşabileceği ve perakende pazardaki rakiplerin
dışlanmasına yol açabileceği ifade edilmektedir.
Fiyat sıkıştırması son dönemde ilgili piyasalardaki serbestleşme uygulamalarının
ortaya çıkardığı yapıya uygun olarak, telekomünikasyon sektöründe rekabet
otoritelerinin gündemine gelen rekabetçi olmayan bir davranış türü olarak ortaya
çıkmıştır.
Bu çerçevede, AB Komisyonu telekomünikasyon sektörüne yönelik olarak iki
kararında fiyat sıkıştırması nedeniyle AT Anlaşması’nın hâkim durumun kötüye
kullanılmasını yasaklayan 82. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir. İlgili
kararlardan biri yakın dönemde İlk Derece Mahkemesi’nin verdiği kararda ele
alınarak onanmıştır.
Bunlardan ilki AB Komisyonu’nun 4.7.2007 tarihli Telefónica54 kararıdır. Söz konusu
karara ilişkin inceleme, İspanya’da toptan genişbant internet erişim piyasalarında
hâkim durumda bulunan Telefónica S.A.’nın iştiraklerinin internet hizmetlerine yönelik
fiyatlandırmalarının 82. madde anlamında bir kötüye kullanma olup olmadığını tespit
etmeye yönelik olarak yürütülmüş ve ilgili teşebbüsün fiyat sıkıştırması uygulayarak
82. maddeyi ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
Komisyon’un ilgili kararında yer verilen bazı hususları soruşturma konusuna paralel
olması nedeniyle ayrıca belirtilmiştir. Bu bağlamda, kararda,
İspanya telekomünikasyon düzenleyicisi tarafından yerel ağa erişim ve toptan
hizmet sağlama yükümlüsü olarak belirlenen Telefónica ekonomik bütünlüğü55
(Telefónica), ilgili toptan ürün pazarları olarak belirlenen bölgesel ve ulusal
düzeydeki toptan genişbant internet erişimi pazarlarında çok yüksek pazar
payına sahip olması, kapsam ve ölçek ekonomisinden faydalanması, ulusal
düzeyde telekomünikasyon ağına sahip olması gibi gerekçelerle hâkim durumda
bulunmuş;
51 Notice on the Application of the Competition Rules to Access Agreements in the
Telecommunications Sector, Framework, Relevant Markets and Principles, 98/C 262/02, O.J. C 265/2
(Erişim Tebliği)
52 Erişim Tebliği, par. 117
53 Erişim Tebliği, par. 118
54 Telefónica Kararı, Bkz. Dipnot 13.
55 Ana şirket olan Telefónica S.A. ve genişbant toptan ve perakende internet erişim pazarlarında
faaliyet gösteren iştirakleri Telefónica de España S.A.U, Telefónica Data de España S.A.U. ve Terra
Networks España S.A.’yı kapsamaktadır.
08-65/1055-411
71
Aynı tespit, bireysel ve kurumsal kullanıcılar için ADSL de dâhil diğer benzer
teknolojilerle sunulan genişbant ürünleri olarak belirlenen perakende pazar için
de yapılmış, ancak, fiyat sıkıştırmasının tespiti için teşebbüsün alt pazarda
hâkim durumda bulunma zorunluluğunun olmadığı da ayrıca ifade edilmiş,
Rakip İSS’lerin genişbant internet erişimi hizmeti verebilmeleri için yeni bir ağ
oluşturmalarının yakın gelecekte mümkün ve ekonomik olmadığı gerekçesiyle
Telefónica’nın ağını kullanmak zorunda oldukları tespit edilmiş,
Teşebbüsün perakende fiyatlarının genel olarak düzenleyici otoritenin onayına
tabi olmadığı belirtilmiş,
Telefónica’nın bu pazarda 2001-2006 yılları arasında uyguladığı hem bölgesel
hem de ulusal toptan ve perakende genişbant internet ücretleri arasındaki
marjın, bu ücretlere uygulanan fiyat sıkıştırması testi sonunda kendisinin uzun
dönem artan maliyetleri göz önüne alındığında fiyat sıkıştırmasına yol açtığı
belirlenmiş,
Teşebbüsün perakende pazardaki maliyetleri hesaplanırken promosyonlar,
reklam, satış ağı komisyonları, kurumsallaşma maliyetleri gibi müşteri edinme
maliyetleri (bu konuda ulusal rekabet otoriteleri ve düzenleyici otoriteler
tarafından en fazla süre olarak kabul gören) üç yıl için amortize edilmiş, ancak
bir müşterinin Telefónica’dan hizmet alma süresinin ortalamada 2 yıl olarak
hesaplandığı da ayrıca belirtilmiş,
Teşebbüsün kendi iş planlarında da alt pazar faaliyetlerinden zarar ettiğinin
görüldüğü belirtilmiş,
Telefónica’nın bu davranışının rekabete ve tüketicilere karşı gerçekleşmiş ve
gerçekleşmesi olası olumsuz etkileri ayrıntılı bir şekilde gösterilmiş,
Telefónica’nın internet kullanımını teşvik etmek, etkinlik yaratmak ve rakiplerin
kampanyalarını takip etmek gibi savunmaları objektif gerekçe olarak
değerlendirilmemiştir.
Ayrıca, ilgili kararda fiyat sıkıştırmasının, alt ve üst pazar fiyatları arasındaki
orantısızlıktan kaynaklandığı, teşebbüsün hâkim durumda olduğu pazardaki gücünü
faaliyette bulunduğu bir başka pazara aktarmasının bir örneği olduğu ve fiyat
sıkıştırmasının oluşması için toptan fiyatın kendi başına aşırı veya perakende fiyatın
kendi başına yıkıcı olmasının gerekmediği56 ifadelerine yer verilmiştir. Bunun yanı
sıra, hâkim durumdaki teşebbüsün fiyat sıkıştırması yaparak rakiplerin maliyetlerini
yükselttiği ve onlara kendisinin alt pazardaki satışlarını yaparken üstlenmek zorunda
olmadığı ek etkinlik kıstı getirdiği; fiyat sıkıştırmasının, teşebbüsün kendisinin
toplamda zarar etmese bile eşit etkinlikteki rakiplerin zarar etmesine yol açtığı, bu
şekilde de pazarda devam eden ya da gelişen rekabetin engellenme olasılığının
doğduğu belirtilmiştir57.
Fiyat sıkıştırmasına yönelik son dönemde verilen ikinci karar ise, İlk Derece
Mahkemesi’nin 10.4.2008 tarihli Deutsche Telekom Kararı58’dır. Söz konusu kararda
Mahkeme, AB Komisyonu’nun fiyat sıkıştırması yapmak suretiyle AT Anlaşması’nın
82. maddesine aykırı davrandığını tespit ettiği Alman yerleşik telekomünikasyon
56 Bkz. Dipnot 85, par. 283
57 A.g.k. par. 284
58 Deutsche Telekom AG vs. Commission, Case T-271/03, Court of First Instance, 10.4.2008
08-65/1055-411
72
operatörü Deutsche Telekom AG (DT)’nin temyiz talebini değerlendirerek
Komisyon’un ilgili kararını59 onamıştır.
AB Komisyonu, 2003 tarihli dava konusu kararında, DT’nin yerel ağa erişim
hizmetleri pazarındaki gücünü kullanarak rakiplerine fiyat sıkıştırması yapmak
suretiyle hâkim durumunu kötüye kullandığına karar vermiştir. Kararda, DT yerel ağa
erişim konusunda hem toptan hem de perakende pazarda hâkim durumda bulunmuş
ve DT’nin perakende pazardaki rakiplerine uyguladığı toptan erişim ücreti ve
abonelerine uyguladığı perakende erişim ücreti arasındaki marjın 1998-2001 yılları
arasında negatif olduğu, 2002 yılından sonra ise DT’nin perakende pazardaki ürüne
özgü maliyetlerini karşılamaya yetmediği tespit edilmiştir. Bu tespite bağlı olarak da,
“…DT’nin toptan ve perakende ücreti arasındaki farkın negatif ya da
DT’nin kendi alt pazar maliyetini karşılamadığı durumda fiyat
sıkıştırmasının oluştuğu…”,
bu durumun
“…DT’nin, bu toptan erişim ücretini perakende pazardaki faaliyeti için bir
iç transfer ücreti olarak [üst pazara] ödemek zorunda kalsaydı
incelemenin yapıldığı 1998 yılından beri perakende hizmetlerini zarar
etmeden sunamayacağı…60”
anlamına geldiği belirtilmiş ve
“…rakiplerin, DT kadar etkin olsalar bile kâr marjlarının sıkıştığı, [DT’den
daha etkin olmadıkça] bu fiyatlarla perakende erişim [pazarında] faaliyet
gösteremeyecekleri…61”
sonucuna ulaşmıştır.
Bu açıklamalara ek olarak, fiyat sıkıştırması konusunda üç hususun açıklığa
kavuşturulması gerekmektedir.
Bunlardan ilki, fiyat sıkıştırmasındaki yetersiz marjın ne şekilde hesaplanacağına
yöneliktir. Fiyat sıkıştırmasının tespitinde öncelikle teşebbüsün perakende fiyatı ile
toptan fiyatı arasında marjın negatif olup olmadığına ve eğer negatif değilse bu iki
fiyat arasındaki marjın teşebbüs kadar eşit etkinlikteki bir firmanın inceleme konusu
ürüne özgü artan (ürünün üretilmesi sonucunda oluşan) perakende pazar
maliyetlerini karşılayıp karşılamadığına bakılmaktadır. Eşit etkinlikteki rakibin
maliyetine kıstas olarak ise inceleme kapsamındaki teşebbüsün kendi maliyetleri
dikkate alınmaktadır. Perakende pazar maliyetleri hesaplanırken ise bu maliyetlerin
arasında yer alan müşteri edinme maliyetleri, bir müşterinin ilgili firmadan müşteri
ömrü ve pazarın ekonomik yapısıyla bağlantılı olarak amorti edilebilmektedir.
Fiyat sıkıştırmasına yönelik olarak belirtilmesi gereken ikinci husus, bu uygulamanın
yıkıcı fiyattan farklı nitelik taşıdığı, fiyat sıkıştırmasının oluşması için perakende
fiyatın yıkıcı olmasının gerekmediği, yıkıcı fiyat tespiti yapılamadığında bile fiyat
sıkıştırması tespitinin yapılabileceğidir. Ayrıca ilgili teşebbüs perakende düzeyde
hâkim durumda olmadığı durumda yıkıcı fiyat zorlaşmakta ancak fiyat sıkıştırması
gerçekleştirebilmek için perakende pazarda hâkim durumda bulunmasına gerek
bulunmamaktadır. Fiyat sıkıştırmasında dikey ilişkinin olduğu iki pazarda fiyatların
59 O.J. L 263/9, 14.10.2003
60 A.g.k. par. 140
61 A.g.k. par. 141
08-65/1055-411
73
etkileşimi sonucunda ihlal ortaya çıkarken, yıkıcı fiyatta sadece belli bir pazardaki
fiyatlar üzerinde analiz yapılmaktadır.
Üzerinde durulması gereken üçüncü husus, fiyat sıkıştırması ihlalinin tespitinde göz
önüne alınacak süredir. Kısa süreli promosyonları/kampanyaları/indirimleri
teşebbüsün fiyat sıkıştırması iddialarına karşı objektif gerekçeleri arasında saymak
mümkündür. Ancak, kısa süreler ile yapılan bu indirimlerin süreklilik arz etmesi, bu
indirimler sonucu fiyatların aşırı derecede düşük olması veya negatif marjlara neden
olacak şekilde sık sık değişmesi sonucunda oluşan fiyat sıkıştırması dışlayıcı etki
yaratan bir uygulama olarak da değerlendirilebilecektir.
Fiyat sıkıştırmasına ilişkin yukarıda üzerinde durulan hususlar çerçevesinde, aşağıda
Türk Telekom’un toptan tarifeleri ışığında TTNet’in fiyatlamasının fiyat sıkıştırması
olup olmadığı ve bu anlamda 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde Türk
Telekom ve TTNet ekonomik bütünlüğünün hâkim durumunu kötüye kullanıp
kullanmadığı değerlendirilmiştir.
Bu konuda ilk olarak, daha önce de belirtildiği üzere TTNet’in 26.4.2006 tarihinde
Türk Telekom’dan ayrılarak ayrı bir tüzel kişilik olarak kurulmuş olmasına rağmen,
Türk Telekom ve TTNet’in aynı ekonomik bütünlüğü teşkil ettikleri ve tek bir teşebbüs
niteliğinde oldukları belirtilmelidir. Bu ekonomik bütünlük içerisinde Türk Telekom
belirlenen toptan genişbant internet erişim pazarında faaliyet gösterirken, TTNet
perakende genişbant internet erişim pazarında faaliyette bulunduğundan, her iki
şirketin birlikte dikey bütünleşik bir yapı sergilediği görülmüştür. Bunun yanı sıra,
Türk Telekom’un ilgili toptan pazarda hâkim durumda bulunduğu tespit edilmiş ve
bunun da ötesinde TTNet de dâhil diğer rakip İSS’lerin ADSL hizmeti sunabilmeleri
için erişmek zorunda oldukları yerel ağ üzerinde fiili tekel konumunda olduğu da
belirtilmiştir. Benzer şekilde, TTNet de perakende genişbant internet erişim hizmeti
pazarında hâkim durumda bulunmuştur. Ancak, bu noktada, daha önce de belirtildiği
üzere, TTNet’in kampanyalarında izlediği fiyat ve indirim politikalarının fiyat
sıkıştırması oluşturması ve bunun da rekabet hukuku bağlamında hâkim durumun
kötüye kullanılması olarak nitelendirilebilmesi için teşebbüsün (TTNet’in) bu pazarda
hâkim durumda bulunma zorunluluğu bulunmamaktadır ve aynı ekonomik bütünlük
içerisinde yer alan Türk Telekom’un toptan pazarda hâkim durumda bulunması fiyat
sıkıştırması eyleminin gerçekleşebilmesi için yeterlidir.
Ayrıca, 2813 sayılı Kanun’un 7(2) maddesi uyarınca, TK’nin genel düzenlemeleri ve
görüşleri dikkate alındığında, perakende genişbant internet erişim hizmetleri
pazarının düzenlenen pazarlar içinde yer almaması, dolayısıyla TTNet’in EPG ilan
edilmemesi ve fiyatlarının Tarife Yönetmeliği’ne tabi olmaması nedeniyle, perakende
düzeyde TTNet’in fiyatlarını serbestçe belirleyebildiği görülmektedir. Yine, TK
görüşlerinde fiyat sıkıştırması konusunda Rekabet Kurulu’nun 4054 sayılı Kanun
bakımından karar almasına yönelik herhangi bir husus dile getirilmemiş, sadece
ileride detaylı olarak ele alınacağı üzere, iddialar içerisinde yer alan VAE yöntemi
bakımından da fiyat sıkıştırması oluştuğu konusunun tartışmalı olduğu hususu dile
getirilmiştir. TK’nin bu görüşü dikkate alınarak, VAE tarifeleri yoluyla gerçekleştirilen
uygulamanın fiyat sıkıştırmasının bir parçası olduğu hususu kabul edilmemiştir.
Bu çerçevede, kararın I.3.2. bölümünde sunulan TTNet’in Kasım 2006-Şubat 2008
dönemi boyunca maliyetlerini karşılayıp karşılamadığına yönelik aylık bazda yapılan
hesaplamalarda (Tablo 13), TTNet’in söz konusu dönem boyunca, Türk Telekom’un
al-sat modelindeki toptan ücretleri ile kendi belirlediği perakende fiyatlar arasındaki
marjın, TTNet’in perakende düzeydeki maliyetlerini karşılamadığı görülmüştür.
08-65/1055-411
74
Söz konusu hesaplamalar kampanyalı ya da kampanyasız olduğuna bakılmaksızın
tüm yeni aboneler bakımından yapılmıştır. Tablo’dan görüleceği üzere, TTNet’in ilk
geniş çaplı kampanyasının sonuçlarını gösterdiği Kasım 2006’dan başlayan
hesaplar, aylık olarak Mart 2008’e kadar devam etmiştir. Söz konusu tablolarda
görüleceği üzere, müşteri kazanma maliyetleri, müşteri ömrü olarak belirlenen 36 aya
dağıtılmıştır.
Yukarıda yer verilen tespitlere ek olarak, TTNet’in aylık gelir tabloları üzerinden
yapılan incelemelerde, Kasım 2006 - Mart 2008 döneminde aylık olarak bakıldığında
(Tablo 14), TTNet’in gelirlerinin müşteri kazanma maliyetleri dışarıda bırakıldığında
bile, (………..), (………..) ve (………..) ayları hariç olmak üzere faaliyet giderlerini
karşılamaya yetmediği, hesaba katılmayan müşteri kazanma maliyetlerini finanse
edecek kârı elde edemediği görülmüştür.
Bu durum, maliyetler konusunda TTNet kadar etkin olan bir rakibin bile pazarda
faaliyet gösterebilmesi için zarar ediyor olması gerekeceğinin bir göstergesi
niteliğindedir. Nitekim, rakiplerin maliyetlerine ilişkin yapılan tespitlerde ve rakiplerin
beyanlarında da, soruşturma döneminde sürekli zarar ettikleri görülmüştür. Rakiplerin
TTNet kadar etkin olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmamakla birlikte,
etkin olmadıkları ve bu yüzden daha fazla maliyete katlandıkları varsayılsa bile bu
durum rakiplerin TTNet kadar etkin olsalardı bile yine de zarar etmiş olacakları
durumunu değiştirmemektedir.
Bunlara ek olarak, Türk Telekom ve TTNet’te yapılan yerinde incelemelerde elde
edilen iş planlarında ve kendi yaptıkları hesaplamalarda zarar ettiklerine ya da
kampanyaların makul sürelerde başa baş noktalarına ulaşamadığına yönelik tespitler
de yapılmıştır. Bir başka ifadeyle, Türk Telekom ve TTNet yetkililerinin şirket içi
sunumlardaki ve aralarında yaptıkları yazışmalardaki ifadeleri, perakende pazardaki
stratejiye uygun olarak, belirlenen amaçlara ulaşabilmek için rakiplerin faaliyetlerinin
zorlaştırılması ya da pazardan dışlanması yönündeki niyetlerinin göstergesi
niteliğindedir.
Uygulamanın gerçekleştirildiği dönemde Türk Telekom’un kendi birimleri tarafından
söz konusu uygulamanın 4054 sayılı Kanuna aykırı olabileceği şeklindeki görüşlerini
dikkate almaksızın uygulamayı gerçekleştirmesi, soruşturma açılmasına rağmen söz
konusu sonuca yol açan yüksek maliyetli kampanyaların artırılarak sürdürülmesi ve
alınan tedbir kararına rağmen benzer etkideki kampanyaların yürürlüğe konması da
dışlayıcı amaç ve niyetinin bir başka göstergesi niteliğindedir.
Anılan dönemde, fiyat sıkıştırması uygulamasının pazardaki etkilerine bakıldığında
ise kampanyalı ve kampanyasız yeni müşterileri kazanmanın bu pazarda rekabet
açısından önemli olduğu görülmektedir. İlgili bölümde rakamsal olarak da verildiği
üzere, söz konusu hesaplamalara konu olan aboneler, TTNet’in, Türk Telekom’dan
da devredilenler dâhil olmak üzere mevcut abone tabanının yaklaşık (……….)
oluşturmaktadır. Yukarıda yer verilen Şekil 13’den de görüleceği üzere, fiyat
sıkıştırmasının gerçekleştiği dönemde TTNet satışlarını artırırken rakipler pazarda
marjinal düzeylerde kalmıştır.
Sonuç olarak, yukarıda yer verilen tespit ve değerlendirmeler ışığında, Türk Telekom
ve TTNet ekonomik bütünlüğünün perakende genişbant internet erişim hizmetleri
pazarındaki maliyetlerini karşılayamayacak derecede fiyatlama politikası izleyerek
rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırmak amacıyla söz konusu pazarda fiyat sıkıştırması
uyguladığı ve bu şekilde pazardaki rekabetin kısıtlandığı kanaatine varılmıştır.
Dolayısıyla söz konusu uygulamanın, Türk Telekom ve TTNet ekonomik
08-65/1055-411
75
bütünlüğünün toptan genişbant internet erişim hizmetleri pazarındaki hâkim
durumunu 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesine aykırı olarak perakende genişbant
internet erişim hizmetleri pazarında kötüye kullanmasına yol açtığı sonucuna
ulaşılmıştır.
I.6. Hakkında Soruşturma Yürütülen Tarafların Savunmaları ve Söz Konusu
Savunmaların Değerlendirilmesi
Hakkında soruşturma yürütülen Türk Telekom ve TTNet’in tek bir ekonomik bütünlük
olduğu soruşturma açılmasına ilişkin bildirimde belirtilmiştir. Bununla birlikte, söz
konusu tüzel kişiliklerden Türk Telekom süresi içinde Kurum kayıtlarına giren İlk
Yazılı Savunması’nda, soruşturma konusu uygulamaların tümü bakımından savunma
göndermiş, TTNet ise 4054 sayılı Kanun’un 43/2. maddesinde öngörülen sürenin
bitiminden sonra, Soruşturma Raporu’nun tamamlanmasına az bir süre kala İlk Yazılı
Savunma olmak üzere bir yazıyı Kuruma göndermiştir. İkinci ve Üçüncü Yazılı
Savunmalar ile Sözlü Savunma her bir tüzel kişilikçe ayrı ayrı yapılmıştır. Söz konusu
savunmaların her birinde benzeri hususlar dile getirildiğinden, aşağıda, belirli konular
haricinde, söz konusu savunmalar bir bütün halinde ele alınacaktır. Ayrıca, Türk
Telekom’un İlk Yazılı Savunması haricindeki savunmalarında genel olarak ihlal tespiti
yapılan fiyat sıkıştırması konusuna ilişkin savunma yapmadığı belirtilmelidir.
Dolayısıyla aşağıda Türk Telekom’un savunmaları içinde fiyat sıkıştırması ile ilgili
olabilecek hususlar dikkate alınmıştır.
Türk Telekom ve TTNet tarafından, haklarında yürütülen soruşturmanın usulüne ve
esasına ilişkin olarak savunmalar yapılmıştır. Söz konusu savunmalar bu iki ana
başlık altında değerlendirilmiştir.
I.6.1. Usule İlişkin Savunmalar
1.6.1.1. Eksik Bilgi ve Belge Gönderilmesi Nedeniyle Savunma Haklarının
Kısıtlandığına İlişkin Savunmalar
Savunmalarda, hakkında soruşturma yürütülenlere soruşturma açılmasına ilişkin yazı
ve TK’nin ilgili görüşünün dışında herhangi bir bilgi ve belge gönderilmediği,
soruşturma açılmasına ilişkin bildirimlerde mutlaka ilgili ilk inceleme ve önaraştırma
raporlarının bulunması gerektiği, bu bakımdan savunma haklarının kısıtlandığı,
dolayısıyla müteakip savunma aşamalarının da sağlıklı yürümediği iddia edilmiştir.
Bilindiği üzere 4054 sayılı Kanun’un 43/2. maddesi; “…Taraflara tanınan ilk yazılı
cevap süresinin başlayabilmesi için Kurul’un bu bildirim yazısıyla birlikte iddiaların
türü ve niteliği hakkında yeterli bilgiyi ilgili taraflara göndermesi” gerektiğini
düzenlemektedir. Bu çerçevede, soruşturma açılmasına ilişkin olarak Türk Telekom
ve TTNet’e ayrı ayrı yetmiş birer sayfadan oluşan bildirim yapılmış ve soruşturma
kapsamında ele alınacak iddiaların türü ve niteliği hakkında detaylı bilgiler söz
konusu şirketlere gönderilmiştir. Söz konusu iddiaların büyük oranda soruşturmaya
muhatap tüzel kişiliklerden alınan bilgi ve belgelere dayandığı da belirtilmelidir.
Bununla birlikte, 4054 sayılı Kanun’un ilgili hükmünün soruşturma açılmasına ilişkin
Kurula sunulan raporların taraflara gönderilmesi zorunluluğunu getirmediği ve
hakkında soruşturma yürütülenlerin savunma haklarının kısıtlandığı iddiasının
dayanaksız olduğu, türü ve niteliği hakkında yeterli bilgi verilmeyen bir iddianın
bulunmadığı ve karara dayanak yapılmadığı görülmektedir.
Bu konuyla ilgili olarak taraflarca dile getirilen bir başka savunma ise, 4054 sayılı
Kanun’un 44/2. maddesi uyarınca tarafların dosyaya erişimleri sırasında rakip
08-65/1055-411
76
İSS’lerin maliyet rakamları ve şikâyet dilekçelerine ilişkin belgelere ticari sır olduğu
gerekçesiyle erişim sağlanmadığı, bu nedenle savunma haklarının kısıtlandığı iddia
edilmiştir.
Söz konusu savunmada dile getirilen rakip İSS’lerin şikâyetlerinde yer alan temel
hususlar Soruşturma Raporu’nda yer aldığından ve söz konusu Rapor taraflara tebliğ
edildiğinden, söz konusu şikâyetlerin tamamının taraflara sağlanmaması nedeniyle
savunma haklarının kısıtlandığı iddiasının geçerliliği bulunmamaktadır. Rakiplerin
maliyetlerine ilişkin bilgi ve belgeler ise, ihlalin ortaya konulması bakımından, temel
dayanak olarak ele alınmaması ve ticari sır niteliğinde olmaları bir arada
değerlendirilerek taraflara verilmemiştir.
I.6.1.2. TK ve Rekabet Kurumu Arasındaki Yetki ve Görev Konularına İlişkin
Savunmalar
Taraflar yaptıkları savunmalarda, Rekabet Kurulu’nun konuya ilişkin karar almadan
önce TK’nin görüşünü ve özellikle perakende internet hizmetleri pazarında yapmış
olduğu düzenlemeleri dikkate alması gerektiğini, bu kapsamda da genel olarak,
Telekomünikasyon mevzuatına atıflar yapılarak, Kanun Koyucu’nun
telekomünikasyon sektöründe kamunun müdahale yetkisinin münhasıran TK
tarafından uygulanmasını tercih ettiği ve bu amaçla TK’nin özel yetkilerle
donatılarak kurulduğu, mahkeme kararlarıyla TK’nin münhasır ve öncelikli
yetkisinin tasdik edildiği,
Soruşturma döneminde TK’nin görevlerini düzenleyen 2813 sayılı Telsiz
Kanunu’nun 7. maddesinin ilk fıkrasının (ı) ve (j) maddesi ve ikinci fıkrası
hükümlerine yer verilerek, TK’nin telekomünikasyon sektörü ile ilgili şikâyetleri
inceleme yetkisinin açıklığa kavuşturulduğu ve ayrıca TK’ye şikâyetleri
değerlendirme ve denetim işlevlerini gerektiği gibi yerine getirebilmesi için bilgi
ve belge toplama yetkisi verildiği, Rekabet Kurumu’nun görev alanına giren
konularda bile, eğer telekomünikasyon sektörüne ilişkin bir inceleme söz konusu
ise, TK’nin de konu ile ilgili görüşünün esas alınacağının öngörüldüğü,
TK’ce 406 sayılı Kanun’un 29. maddesi (b) bendi uyarınca TTNet hakkında etkin
piyasa gücüne/hâkim duruma sahip olduğu ya da bir rekabet ihlali yaptığı
yönünde bir karar ya da tespit bulunmadığı,
TK’nin TTNet’in EPG ilan edilmesi konusunda çalışmalar yaparak düzenleyici
yetkisini kullandığı, soruşturma sürecinde TK tarafından “perakende seviyede
genişbant erişim piyasasına ilişkin ilgili piyasa” analizi yapılarak kamuoyu
görüşü talep edildiği, söz konusu durumun TK’nin gerekmesi durumunda
piyasaya müdahale edebileceğinin işareti olarak görülmesi gerektiği, TK’nin
hâlihazırda müdahalede bulunmayarak pazarı kendi işleyişine bıraktığı, bu
durumun da bir regülasyon işlemi olarak değerlendirilmesi ve boşluk olarak
algılanmaması gerektiği, böyle piyasa analizi TK tarafından yürütülürken
Rekabet Kurumu’nun ilgili soruşturmaya son vermesi gerektiği,
2813 sayılı Kanun’un 7. maddesi uyarınca TK’nin telekomünikasyon sektöründe
rekabete aykırı plan, davranış ve uygulamaları incelemeye yetkili olduğu,
9.1.2008 tarihinde “Rekabet İhlallerinin İncelenmesine Yönelik Başvuru Formu”
yayınladığı ve söz konusu Form’da fiyat ihlallerinden de bahsedildiği dolayısıyla,
TK’nin telekomünikasyon sektöründe neyin ihlal olup olmadığını
belirleyebileceği ve cezalandırabileceği,
08-65/1055-411
77
406 sayılı Kanun’un 4. maddesinin genel olarak tüm telekomünikasyon alanında
4054 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla serbest rekabet ortamının
sağlanması ve korunması amacının gözetilmesini öngördüğü, söz konusu
hükmün 4054 sayılı Kanun’da belirtilen rekabetin korunması amacının
yürürlükten kaldırmadığı, söz konusu amacı TK’nin dikkate alması ve kendi
kanunuyla birlikte söz konusu amacı da gözetmesi gerektiği,
TK’nin TTNet’e öncül ve ardıl müdahale yetkisinin bulunduğu,
Kamu hizmeti özelliği olan ve kendine has teknik yönleriyle farklılık gösteren
teknoloji temelli ve baş döndürücü hızla değişen pazarda hangi davranışların
rekabet ihlali sayılacağının özel düzenleme kurumu olan TK’ye ait olması
gerektiği
hususlarını ifade etmişlerdir.
Bu bağlamda Rekabet Kurulu’nun da yine ilgili mevzuat gereğince TK’nin görüşünü
dikkate alması gerekmesine rağmen, soruşturma sürecinde Rekabet Kurulu’nun
TK’den görüş değil bilgi talep ettiğine, TK’nın bir bilgi edinme birimi olarak
kullanıldığına, TK’nın soruşturma sürecine aktif katılmadığına ve fiyat sıkıştırmasına
yönelik değerlendirmelerde perakende pazarda fiyat düzenleyicisi gibi davrandığına
yönelik iddialarda bulunulmuştur. Bu hususa ek olarak, TK’nin VAE yöntemindeki
tarifelerle al-sat yöntemindeki tarifelerin karşılaştırılamayacağı yönündeki görüşü
dikkate alınmadan bu tarifelerin fiyat sıkıştırması oluşturduğu tespiti yapılarak 2813
sayılı Kanun’a aykırı hareket edildiği ve usulen hataya düşüldüğü iddia edilmiştir.
Taraflarca öne sürülen iddialar aşağıda, Rekabet Kurulu’nun telekomünikasyon
sektörüne ilişkin yetkisi ve TK’den görüş alınma süreci çerçevesinde iki başlık altında
toplanarak değerlendirilmiştir.
Telekomünikasyon Sektöründe Rekabet Kurulu’nun Yetkisine İlişkin
Savunmaların Değerlendirilmesi
Meri mevzuat ile getirilen sektörel düzenlemeler kapsamında Rekabet Kurulu’nun
4054 sayılı Kanun kapsamında telekomünikasyon sektöründe karar alma yetkisi, bu
alanda inceleme ve soruşturmalara muhatap olan teşebbüsler tarafından sıkça
tartışma konusu yapılmaktadır.
Öncelikle belirtilmelidir ki, 4054 sayılı Kanun ekonominin tüm sektörlerine
uygulanmaktadır ve bankacılık sektöründe belli düzeydeki birleşme veya devralma
işlemlerine yönelik getirilen istisna62 dışında, herhangi bir sektörü açık ya da örtülü
biçimde 4054 sayılı Kanun uygulaması dışına çıkaran yasal düzenleme
bulunmamaktadır.
Bu durumun telekomünikasyon sektörü açısından da geçerli olduğu, ülkemizde
soruşturma döneminde telekomünikasyon mevzuatının temelini oluşturan 406 ve
2813 sayılı Kanun hükümlerinden de açıkça görülmektedir. Bu çerçevede
telekomünikasyon hizmetlerinin yürütülmesinde ve/veya telekomünikasyon altyapısı
62 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun “Birleşme, bölünme ve hisse değişimi” başlıklı 19. maddesi,
“...Bankaların bu Kanun hükümlerine göre birleşme, bölünme ve devirlerinde 6762 sayılı Türk Ticaret
Kanunu ile devir veya birleşmeye konu bankaların toplam aktiflerinin sektör içindeki paylarının yüzde
yirmiyi geçmemesi kaydıyla 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 7, 10 ve 11 inci
maddeleri hükümleri uygulanmaz…” hükmünü getirmektedir.
08-65/1055-411
78
işletiminde ve bu hususlarda yapılacak düzenlemelerde göz önüne alınacak ilkelerin
sayıldığı, 406 sayılı Kanun ‘un 4. maddesinin (ı) bendinde;
“ı) Bu Kanunda aksi belirtilmiş olmadıkça, telekomünikasyon
hizmetlerine ve/veya altyapısına ilişkin imtiyaz sözleşmesi veya
telekomünikasyon ruhsatı yoluyla yapılacak yetkilendirmelerde ve genel
olarak tüm telekomünikasyon alanlarında, 7.12.1994 tarihli ve 4054
sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun hükümleri ve Türk
Telekom'un Kanunda belirlenen tekel hakları saklı kalmak kaydıyla,
serbest rekabet ortamı sağlanması ve korunması,”
ilkesi getirilerek, 4054 sayılı Kanun hükümlerinin saklı olduğu
vurgulanmaktadır. Yine aynı Kanun’un 10. maddesinde;
“Bu madde hükümleri dâhilinde, mobil telekomünikasyon, data veya
Kurum’un belirleyeceği diğer hizmet veya altyapı işletmecileri, aynı
alandaki diğer işletmecilerin müşterilerine ait ekipmanların kendi
telekomünikasyon sistemleri üzerinden de çalışabilmesine izin
verilmesine yönelik yapacakları makul, ekonomik açıdan oranlı ve teknik
açıdan imkân dâhilindeki roaming taleplerini karşılamakla
yükümlüdürler.
Kurum; ilgili işletmecilerin, uygun olduğu ölçüde kendi standart hüküm
ve şartları içine dâhil edebilecekleri, standart ara bağlantı referans ücret
tarifeleri yayınlar ve gerektiğinde bunları değiştirir. Kurum; bu maddenin
uygulanma esaslarını ve standart referans tarifeleri, ara bağlantı ve
roaming anlaşmalarının tabi olduğu ayrıntıları gösteren yönetmelikler
çıkarır ve standart referans tarifeleri, şebeke ara bağlantıları ve roaming
ile ilgili anlaşmaların telekomünikasyon hizmetlerinin yürütülmesinde ve
altyapının işletiminde serbest rekabeti engelleyici sonuçlara yol
açmayacak tedbirleri alır, gerektiğinde 7.12.1994 tarihli ve 4054 sayılı
Kanun hükümleri çerçevesinde Rekabet Kurumuna başvurabilir.”
denilerek, gerektiğinde TK’nin belirtilen konularda Rekabet Kurumu’na başvuruda
bulunabileceği düzenlenmiştir.
Bu hükümlere ek olarak, TK’nin görev ve yetkilerinin sayıldığı 2813 sayılı Kanun’un 7.
maddesinde;
“ı)(Ek:27/1/2000-4502/16 md.) telekomünikasyon hizmetleri ve altyapısı
ile ilgili olarak işletmecilerin ve bu alanda kanuna uygun olarak ticari
faaliyet içinde bulunanların, hizmetlerin yürütülmesi, altyapının
işletilmesi ve çeşitli telekomünikasyon teçhizat ve cihazları üreten veya
satanların bu hizmet ve faaliyetlerini Türkiye dâhilinde tam bir rekabet
ortamı içinde gerçekleştirmelerini sağlamak, teşvik edici tedbirleri almak,
m)(Ek:27/1/2000-4502/16 md.) Kanunlarda verilen diğer görevleri yerine
getirmek.
(Ek:27/1/2000-4502/16 md.) Kurum telekomünikasyon hizmetlerinin
yürütülmesi ve alt yapısının işletilmesi ile ilgili hususları ve ayrıca hem
bu hizmetlerde hem de genel olarak telekomünikasyon sektöründe
rekabete aykırı davranış, plan ve uygulamaları re'sen veya şikayet
üzerine incelemeye ve görev alanına giren konularda bilgi ve
dokümanların sağlanmasını talep etmeye yetkilidir. Kurum,
08-65/1055-411
79
telekomünikasyon hizmetleri ve altyapısı ile ilgili yönetmeliklerin ve diğer
genel idari işlemlerin yayınlanmasından önce ilgili tarafların kamuya
açıklanacak olan ve üzerinde ilgili tarafların yorum yapabileceği
görüşlerini bildirmesine imkân verebilmek için gerekli tedbirleri alabilir.
Kurum tüketici menfaatlerinin korunması için de gerekli tedbirleri alır.
(Ek:27/1/2000-4502/16 md.) Rekabet Kurulu, telekomünikasyon
sektörüne ilişkin olarak yapacağı inceleme ve tetkiklerde ve birleşme ve
devralmalara ilişkin olarak vereceği kararlar da dâhil olmak üzere
telekomünikasyon sektörüne ilişkin olarak vereceği tüm kararlarda,
öncelikle Kurumun görüşünü ve Kurumun yapmış olduğu genel
düzenleyici işlemleri dikkate alır.”
hükümleri getirilmektedir. Maddede TK’ye “rekabete aykırı davranış, plan ve
uygulamaları re'sen veya şikâyet üzerine inceleme” görevi verilmektedir. Bununla
birlikte, 406 sayılı Kanunun daha önce incelenen hükümleri ve 2813 sayılı Kanunun
7. maddesinin son fıkrasında
“Rekabet Kurulu, telekomünikasyon sektörüne ilişkin olarak yapacağı
inceleme ve tetkiklerde ve birleşme ve devralmalara ilişkin olarak
vereceği kararlar da dâhil olmak üzere telekomünikasyon sektörüne
ilişkin olarak vereceği tüm kararlarda, öncelikle Kurumun görüşünü ve
Kurumun yapmış olduğu genel düzenleyici işlemleri dikkate alır”
hükmü göz önüne alındığında, anılan hükmün herhangi bir surette Rekabet
Kurulu’nun telekomünikasyon sektöründe 4054 sayılı Kanunu uygulama
konusundaki yetkisini dışlamadığı ve 4054 sayılı Kanun hükümlerinin bu
sektöre uygulanması konusunda TK’ye yetki ve görev vermediği görülmektedir.
Dolayısıyla, TTNet’in Birinci Yazılı Savunma olmak üzere gönderdiği yazıda
belirtilen, Kanun Koyucu’nun telekomünikasyon sektöründe kamunun
müdahale yetkisinin münhasıran TK tarafından uygulanmasını tercih ettiği, bu
amaçla TK’nin özel yetkilerle donatılarak kurulduğu ve mahkeme kararlarınca
TK’nin münhasır ve öncelikli yetkisinin tasdik edildiği şeklindeki iddiasının bir
dayanağı bulunmamaktadır. Aksine Danıştay 13. Dairesi, 2006/1219 E. Nolu,
2008/4195 Sayılı Kararı’nda, “…telekomünikasyon sektöründe yaşanacak
rekabet ihlalini belirleme ve bu konuda yaptırım uygulama görevi Rekabet
Kurumu’na verilmiştir” diyerek, benzeri savunmaları kabul etmemiştir.
Buna ek olarak, söz konusu maddenin gerekçesinde yer alan;
“Rekabet Kurumunun görev alanına giren hususlarda bile, eğer
telekomünikasyon sektörüne ilişkin bir inceleme söz konusu ise,
Telekomünikasyon Kurumu’nun da bu konuyla ilgili görüşünün alınması
hususu getirilmekte, bu sayede, telekomünikasyon sektörüne özel bazı
hususların rekabet hukukunda da göz önüne alınması sağlanmaktadır.”
ifadesi dikkate alındığında, Rekabet Kurumu’nun TK’den alması gereken görüşün
konusunu, TTNet tarafından iddia edildiği üzere herhangi bir hususun rekabete
aykırılık teşkil edip etmediği değil incelenen olayda varsa sektöre özgü hususların
oluşturduğu anlaşılmaktadır.
Bu çerçevede Rekabet Kurulu, 25.10.2004 tarih ve 04-68/976-236 sayılı Kararı’nda
bu konuyu detaylı bir şekilde tartışmış ve özetle;
08-65/1055-411
80
Telekomünikasyon düzenlemelerinin rekabet kurallarının kapsamını
genişletmediği, daraltmadığı ve Rekabet Kanunu ile korunan menfaatlere ilişkin
kurumlar arası bir görev değişikliğine sebep olmadığı,
Telekomünikasyon mevzuatının, daha rekabetçi bir yapı sağlanması için yeni
yükümlülükler getirmekte olduğu, ancak rekabet kuralları kapsamında yeni
yükümlülükler getirmediği ve 4054 sayılı Kanun çerçevesinde Rekabet
Kurulu’nca teşebbüslere rekabet kurallarının uygulanmasına yönelik açık veya
zımni bir bağışıklık da tanımadığı,
Uygulamada göz önüne alınması gerekenin, inceleme konusu uyuşmazlığın
aynı zamanda sektör spesifik düzenlemelere de aykırılık teşkil edip etmediği
değil, “rekabet kurallarının süregelen uygulamaları ile benimsediği
standartlar/prensipler çerçevesinde ortada bir ihlalin bulunup bulunmadığı”
olduğu
sonucuna ulaşmıştır.
Bu çerçevede, soruşturma temel olarak, Türk Telekom’un toptan ve (TTNet yoluyla)
perakende genişbant internet erişim hizmetleri pazarlarındaki davranışlarının 4054
sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal edip etmediğini konu etmiştir. Daha önce
değinildiği ve TK görüşlerinde yer aldığı üzere, perakende pazarda TK’nin TTNet’in
soruşturmaya konu davranışlarını etkileyen bir düzenlemesi bulunmamaktadır. Ayrıca
mevcut karar, TK tarafından onaylanan tarifelere ya da varsa yapılmış spesifik
düzenlemelere uygun ya da aykırı davranışları ele almamaktadır. Dolayısıyla, 4054
sayılı Kanun çerçevesinde, karara konu davranış bakımından, Rekabet Kurulu’nun
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde soruşturma yürütmesini ya da karar
almasını engelleyecek bir unsur bulunmamaktadır.
Bu kapsamda,
Perakende pazarda TK’nin TTNet’in soruşturmaya konu uygulamasını etkileyen
bir düzenlemesi bulunmadığı,
Dosya kapsamında yürütülen soruşturmanın TK tarafından onaylanan tarifelere
ya da varsa yapılmış spesifik düzenlemelere uygun ya da aykırı davranışları ele
almadığı, dolayısıyla, 4054 sayılı Kanun çerçevesinde, karara konu uygulama
bakımından, Rekabet Kurulu’nun 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde
soruşturma yürütmesini ya da karar almasını engelleyecek bir unsurun
bulunmadığı,
TK’nin sadece potansiyel olarak düzenleme yapma yetkisi ya da bu pazarda
herhangi bir düzenleme yapmaya gerek görmemesi gerekçe gösterilerek 4054
sayılı Kanun hükümlerinin uygulanamayacağının iddia edilmesinin hukuken
dayanaksız olduğu,
Bir pazarın sektörel anlamda düzenlemeye tabi olmamasının o pazarda rekabet
bakımından bir sorun olmadığı ve bu pazarda 4054 sayılı Kanun anlamında
hâkim durumda işletmeci bulunmadığı anlamına gelmediği,
TK’nin rekabet hukuku ilkelerine göre pazar analizleri yapıyor olmasının, AB’de
perakende internet erişim hizmetleri pazarının düzenleme yapılması için tavsiye
edilen pazarlar içerisinde olmamasının ve TK’nin TTNet’i ilgili pazarda şimdiye
kadar EPG ilan etmemesinin, 4054 sayılı Kanun hükümlerinin TTNet’e
uygulanmasını engellemeyeceği
08-65/1055-411
81
belirtilmelidir.
Bu hususlara ek olarak, Türk Telekom’un savunmasındaki, Türk Telekom’un toptan
tarifelerinin ve promosyonlarının TK onayından geçtiği ve söz konusu onay sürecinin
ilgili fiyatların/promosyonların aşırı fiyatlandırma, yıkıcı fiyatlandırma ya da fiyat
sıkıştırması içermediği anlamına geldiği, 24.5.2006 tarihinde Telekomünikasyon
Kurulu’nun fiyat sıkıştırması nedeniyle bir kampanyaya izin vermediği, böyle bir
durumda Türk Telekom’un fiyatlarını belirleme konusunda bağımsız bir teşebbüs
sayılamayacağı, Rekabet Kurulu’nun bazı kararlarında da TK onayının bulunması
nedeniyle bazı şikâyetlerin reddedildiği yönündeki iddialara cevap verilmelidir.
Türk Telekom’un yukarıda yer verilen savunmasında iddia ettiği hususların üç
nedenle geçerliliği bulunmamaktadır. Birincisi, söz konusu savunma Türk Telekom’un
pazarın her iki seviyesinde faaliyet gösterdiği, tüm fiyat ve promosyonlarının TK
tarafından denetlendiği, TTNet’in ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olmadığı dönemde
geçerlidir ve fiyat sıkıştırması nedeniyle izin verilmeyen kampanya söz konusu
dönemde teklif edilmiştir. Oysa mevcut durumda Türk Telekom’un sadece toptan
düzeydeki fiyat ve promosyonları TK onayına tabidir. İkincisi, söz konusu onay
esnasında, onay sonrasında TTNet’in perakende fiyatında yapacağı değişiklikler ve
promosyonlar bilinemeyeceği ve öngörülemeyeceğinden, toptan tarifelerdeki onay
sürecinin olası bir fiyat sıkıştırmasını engelleyecek tarzda işlemesi mümkün değildir.
Üçüncüsü, örnek olarak verilen Rekabet Kurulu kararlarının soruşturma konusundan
farklı nitelik taşıdığı, dolayısıyla işletmecinin toptan fiyatlarının onaya tabi, perakende
fiyatlarının ise serbestçe belirlendiği bir duruma örnek teşkil etmeyeceği ortadır.
Ayrıca, TTNet’in savunmasında yer verilen ve TK’nin telekomünikasyon mevzuatı
uyarınca rekabet ihlalleriyle ilgili ardıl müdahalede bulunmaya yetkili olduğu, söz
konusu yetkisini kullanmaya yönelik olarak 9.1.2008 tarihinde “Rekabet İhlallerinin
İncelenmesine Yönelik Başvuru Formu” yayınladığı ve söz konusu Form’da fiyat
ihlallerinden de bahsedildiği dolayısıyla, TK’nin telekomünikasyon sektöründe neyin
ihlal olup olmadığını belirleyebileceği ve cezalandırabileceği şeklindeki savunması
değerlendirilmelidir. Bu çerçevede öncelikle, telekomünikasyon mevzuatının Rekabet
Kurulu’nun telekomünikasyon sektöründe 4054 sayılı Kanunu uygulama konusundaki
yetkisini dışlamadığı ve 4054 sayılı Kanun hükümlerinin bu sektöre uygulanması
konusunda da TK’ye yetki ve görev vermediği hususu yinelenmelidir. Dosya
kapsamındaki soruşturma 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde yürütülmüş
ve mezkûr madde hükümlerince yasaklanan davranışların ortaya çıkıp çıkmadığı ele
alınmıştır. Ancak soruşturma döneminde telekomünikasyon mevzuatında, “rekabet
ihlali” kavramına yol gösterici bir yasak bulunmadığı gibi, 4054 sayılı Kanun’da
yasaklanan hususların TK tarafından soruşturulabileceğine ilişkin herhangi bir hüküm
de telekomünikasyon mevzuatında bulunmamaktadır. Bu nedenle, TK tarafından
hazırlanan Form’un içeriği ve bu Form yoluyla alınacak şikâyetlerin takip edilmesinin
4054 sayılı Kanun ile getirilen soruşturma sürecini ikame edeceğinin açıkça iddia
edilebilmesi mümkün değildir. Ayrıca, telekomünikasyon mevzuatında rekabet ihlali
kavramına karşılık gelebilecek hükümler bulunmadığından rekabet ihlali olabilecek
uygulamaların TK tarafından ardıl olarak denetlenip denetlenemeyeceği hususu
yukarıda yer verilen Danıştay Kararı çerçevesinde ele alınmalıdır.
Savunmalarda, özellikle TTNet tarafından, sektörel düzenlemeler ve rekabet hukuku
ilişkisi bağlamında TTNet’in ilgili pazarda EPG ilan edilmediği vurgulanmış, AB
uygulamalarından da örnek verilerek, düzenlemeye tabi olmak üzere AB’de tavsiye
edilen pazarlara yer verilmiştir. Ayrıca, Türkiye’de pazar analizleri ve EPG
08-65/1055-411
82
değerlendirilmesinde dikkate alınan unsurlarla ilgili mevzuata ayrıntılı olarak yer
verilerek, söz konusu mevzuatın ve AB uygulamalarının bir arada değerlendirilmesi
gerektiği ifade edilmiş, söz konusu pazara yönelik TK’nin piyasa analizi yürütüyor
olmasının, Rekabet Kurumu’nda yürütülen soruşturmanın sona erdirilmesi için bir
gerekçe olduğu iddia edilmiştir.
Bu iddialar çerçevesinde, AB uygulamaları ışığında pazar analizleri ve EPG
konusunun rekabet hukukuyla ilişkisi üzerine bazı açıklamalar yapılması ihtiyacı
ortaya çıkmıştır.
Pazar analizi, AB’nin elektronik haberleşme alanına yönelik olarak 2002 yılında kabul
ettiği Düzenleyici Çerçeve’nin getirdiği bir yeniliktir ve öncül (ex ante) düzenleme
yapılacak alanların tespitinde kullanılması gereken bir süreç ve yöntem olarak kabul
edilebilir. Söz konusu Düzenleyici Çerçeve’nin temel yasal metinlerinden biri olan
Çerçeve Direktif’in63 14, 15 ve 16. maddeleri, öncül düzenlemelerin nasıl yapılacağını
belirlemesi açısından merkezi öneme sahip hükümler olarak karşımıza çıkmaktadır.
Buna göre, ulusal düzenleyici otoriteler öncül düzenleme yapılacak alanları
Komisyon’un tavsiye64 ettiği pazarlar çerçevesinde rekabet hukuku yöntemlerini
kullanarak belirleyecek, bu pazarlar içerisinde etkin rekabetin bulunduğu pazarlarda
herhangi bir öncül düzenlemeye gidilmeyecek ve varsa işletmeciler üzerindeki
mevcut yükümlülükler kaldırılacak; belirlenen bu pazarlarda etkin rekabet yoksa
spesifik direktiflerde (Erişim ve Arabağlantı, Evrensel Hizmet) yer verilen
yükümlülüklerden biri veya birkaçı tespit edilen soruna uygun olarak ilgili operatörlere
yüklenecektir.
Bu çerçevede, bazı yükümlülüklerin muhatabı olan işletmecilerin belirlenmesinde ve
bir piyasada etkin rekabetin var olup olmadığının tespiti için yapılan pazar analizinde
kullanılan önemli bir kavram olan EPG kavramına kısaca değinmekte fayda
bulunmaktadır.
Çerçeve Direktif’in 14. maddesi, bu alanda önemli bir yenilik yaparak EPG kavramını
rekabet hukukunda (AT Antlaşması 82. Madde) kullanılan hâkim durum kavramı ile
eşitlemiştir. Buna göre, madde 14 (2):
“Bir teşebbüs, tek başına ya da diğerleriyle birlikte, hâkimiyete eşit bir
konuma, bir başka ifadeyle tüketicilerden, müşterilerden ve rakiplerden
önemli ölçüde bağımsız davranma imkânı veren ekonomik güce,
sahipse bu teşebbüsün etkin piyasa gücüne sahip olduğu
varsayılacaktır.”
diyerek EPG’yi tanımlamıştır. Bu tanım AB rekabet hukuku içtihatlarındaki hâkim
durum tanımıyla paralellik göstermektedir65. Dolayısıyla, Düzenleyici Çerçeve’nin
EPG kavramını “hâkim durum” kavramıyla eşitleyerek, bu kavramların sektöre özgü
düzenlemelerde kullanımı ve rekabet hukuku uygulamalarında farklılaşabileceği
belirtilse de, rekabet hukuku ve sektörel düzenleme arasında bir paralellik kurduğu
görülmektedir.
Komisyon’un Tavsiyesi’nde yer almayan pazarlar da üye ülkeler tarafından öncül
düzenlemeye konu edilebilecek ancak bu süreç belli bir prosedür içerisinde
Komisyon ile yürütülecektir. Belirtilen pazar analizi sürecinde öncül düzenlemenin
söz konusu olacağı pazarların belirlenmesinde, (i)- yüksek ve kalıcı giriş engellerinin
63 Directive 2002/21/EC, OJ L 108/33, 24.4.2002
64 Komisyonun bu çerçevede 2003 ve 2007 yıllarında yayınladığı tavsiyeler için Bkz. Dipnot 21.
65 Örn. bkz. United Brands v. Commission, 1978 ECR 207, par. 65.
08-65/1055-411
83
varlığı, (ii)- pazarların belli bir zaman diliminde etkin rekabete doğru bir gelişim içinde
olup olmayacağı ve (iii)- rekabet (hukuku) kurallarının tek başına bu pazarlardaki
pazar aksaklıklarına çözüp çözemeyeceği kriterleri dikkate alınmaktadır66. Çerçeve
Direktif’in 27 numaralı Dibacesi’nde de ifade edildiği üzere, öncül düzenleyici
yükümlülükler ancak Topluluk rekabet hukuku tedbirlerinin problemlerin çözümünde
yeterli olmadığı durumlar için getirilmelidir. Belirlenen bu pazarlarda EPG’ye sahip bir
teşebbüsün varlığı, o piyasalarda etkin rekabetin olmadığı67 ve spesifik direktiflerde
yer alan uygun yükümlülüklerin EPG’ye sahip teşebbüslere yüklenmesi anlamına
gelecektir.
Dolayısıyla, telekomünikasyon düzenlemeleri bakımından, rekabet hukuku
yöntemleriyle tanımlanmakla ve her iki mevzuatı uygulayan otoriteler arasında
işbirliği ve koordinasyon bulunmakla birlikte, pazar tanımı ya da EPG’ye karşılık
gelen hâkim durum konusunda, rekabet otoriteleri ve düzenleyici otoritelerin farklı
sonuçlara ulaşabilmesi her zaman mümkündür. Bir başka ifadeyle, yukarıda
belirtildiği gibi, düzenleyici otoritelerin bir pazarda etkin rekabetin bulunmadığı
sonucuna ulaşabilmeleri ve o pazarı öncül düzenleme yapılması gereken bir pazar
olarak değerlendirmeleri için daha geniş bir perspektiften hareket etmeleri
gerekmektedir. Dolayısıyla, bir pazarın sektörel anlamda düzenlemeye tabi olmaması
o pazarda rekabet bakımından bir sorun olmadığı ve bu pazarda 4054 sayılı Kanun
anlamında hâkim durumda işletmeci bulunmadığı anlamına gelmemektedir.
Bu çerçevede, AB Komisyonu’nun 2003 yılı Tavsiyesi’nde, toptan genişbant erişimle
ilgili iki ayrı toptan pazarı düzenleme yapılması için tavsiye edilen pazarlar içinde
saydığı, ancak perakende genişbant internet erişim hizmetleri pazarını söz konusu
listeye almadığı görülmektedir. Komisyon’un 2007 yılı sonunda yayımlanan Yeni
Tavsiye’sinde de söz konusu yaklaşımının değişmediği belirtilmelidir.
Türkiye’de 406 sayılı Kanun’un 29. maddesi ve bu çerçevede hazırlanan ve
28.8.2001 tarih ve 24507 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Tarife
Yönetmeliği ile 7.1.2007 tarih ve 26396 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Etkin
Piyasa Gücüne Sahip İşletmecilerin Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmelik” çerçevesinde, AB uygulamasına paralel olarak pazar analizleri yapılması
ve EPG’ye sahip işletmecilere sektörel yükümlülükler getirilmesi uygulamasına
geçilmiştir. Bu kapsamda daha önce de belirtildiği üzere toptan genişbant internet
erişim hizmetleri pazarında Türk Telekom EPG’ye sahip işletmeci olarak ilan edilmiş
ve ilgili sektörel yükümlülüklere tabi olmuş, ancak TTNet, bu yönde TK’nin bir
çalışması olmakla birlikte, EPG ilan edilmemiştir.
Dolayısıyla hâlihazırda TTNet üzerinde, başta tarifeler olmak üzere, bu sektördeki
tüm işletmecilere uygulanan yükümlülükler hariç herhangi bir yükümlülük getirilmemiş
ve bu pazar rekabet hukuku denetimine tabi kılınmıştır. Bu çerçevede, TK’nin rekabet
hukuku ilkelerine göre pazar analizleri yapıyor olmasının, AB’de perakende internet
erişim hizmetleri pazarının düzenleme yapılması için tavsiye edilen pazarlar
içerisinde olmamasının ve TK’nin ilgili pazarda şimdiye kadar EPG ilan etmemesinin
66 Komisyon Tavsiyesi, Dipnot 21, par.9; Ayrıca Bkz. 2003 Tavsiye’nin gözden geçirilmesine ilişkin
Taslak Komisyon Tavsiyesi’ne yönelik 28.6.2006 tarihli Çalışma Dokümanı (Commıssıon Staff
Working Document Public Consultation On A Draft Commission Recommendation on Relevant
Product and Service Markets within the electronic communications sector susceptible to ex ante
regulation in accordance with Directive 2002/21/EC of the European Parliament and of the Council on
a common regulatory framework for electronic communication networks and services (Second
edition), SEC (2006) 837, 28.6.2006.
67 Pazar Analizi ve EPG Değerlendirmesi Konusunda Komisyon Rehberi, 2002/C 165/3 par.5.
08-65/1055-411
84
4054 sayılı Kanun hükümlerinin TTNet’e uygulanmasını engellemeyeceği
görülmektedir.
Bu çerçevede, TTNet’in bu konudaki iddialarının ciddi bir çelişki ve tutarsızlığı da
içinde barındırdığını belirtmek gerekmektedir. İlgili yazısında TTNet, TK tarafından
“perakende seviyede genişbant erişim piyasasına ilişkin ilgili piyasa” analizi yapılarak
kamuoyu görüşü talep edildiğini, bu kapsamda TTNet’in söz konusu analiz sürecinde
görüşlerini TK’ye ilettiğini, söz konusu durumun TK’nin gerekmesi durumunda
piyasaya müdahale edilebileceği işareti olarak görülmesi gerektiğini, TK’nin
hâlihazırda müdahalede bulunmayarak pazarı kendi işleyişine bıraktığını, bu
durumun da bir regülasyon işlemi olarak değerlendirilmesi ve boşluk olarak
algılanmaması gerektiğini iddia ederek 4054 sayılı Kanun çerçevesinde Rekabet
Kurulu’nca müdahalede bulunulmamasını ima ederken, TK’ye söz konusu analize
yönelik olarak gönderdiği görüşte ise şu ifadelere yer vermektedir:
“Avrupa düzenleyici çerçevesi, ulusal düzenleyici otoritelere ek
piyasaları tanımlama hakkı vermesine rağmen, yukarıda bahsedilen
Tavsiye, (öncül düzenlemelere yatkın elektronik haberleşme sektörü
içerisinde ilgili ürün ve hizmet piyasalarına ilişkin) Komisyon tarafından
tanımlanan 18 ilgili piyasada olduğu gibi aşağıda yer alan 3 kriterin
sağlanması şartıyla ek piyasaların tanımlanmasını vurgulamaktadır.
Yapısal, hukuksal veya düzenleyici nitelikte yüksek ve geçici
olmayan giriş engellerinin varlığı
Eğer bir pazar etkin rekabetin geciktirilmesi benzeri bir
karakteristiğe sahipse
Rekabet Kanununun uygulanması pazar başarısızlıklarını adres
göstermiyorsa
Bunun yayında Tavsiye kararı “bu kriterler kümülatif bir şekilde
uygulanmalıdır” ifadesinin altını çizmektedir. Öyleki bu kriterlerden
herhangi birinin sağlanmaması halinde pazarın tanımlanmaması
gerekmektedir.
…
Genişbant erişime ilişkin perakende pazar, öncül düzenlemelere
yönelik/uygun bu marketi tanımlamak için gerekli üç kriterden herhangi
birisini karşılamamaktadır.
Yapısal, hukuksal veya düzenleyici nitelikte yüksek ve geçici olmayan
giriş bariyerlerinin olmaması…
Perakende genişbant erişim pazarı etkin rekabete doğru gecikerek
yönelebilir. …
Rekabet Kanununun uygulanması ilgili pazar başarısızlıklarını adres
göstermek için yeterlidir. Potansiyel pazar başarısızlıklarını göstermede
rekabet kanununun yetersizliği şöyle dursun, Kurumunuz tarafından
kamuoyuna açılan dökümanda perakende genişbant erişim hizmetleri
pazarında market başarısızlığının olmadığını belirtmektedir ve pazarda
Rekabet Kurumunun muhtemel müdahalelerinden hiç
bahsetmemektedir. Rekabet kurumu birçok durumda perakende
08-65/1055-411
85
genişbant erişim hizmetleri pazarına müdahale etmede ve bu pazarda
doğabilecek sorunları çözmede başarılı olduğunu ispatlamıştır.
Nitekim, Rekabet Kurulu’nun 11.7.2007 tarih ve 0759/675-235 sayılı
toplantısında almış olduğu karar uyarınca Şirket’imizin “Yaz Fırtınası”
kampanyasının durdurulmasına ilişkin bir geçici tedbir kararı tesis
etmiştir. Rekabet Kurulu’nun kararı ile … Rekabet Kurumu’nun pazara
fiilen müdahalede bulunduğu da sabittir.”
Bu ifadelerden de görüleceği üzere, TTNet’in TK’ye gönderdiği görüşler ile savunma
olmak üzere Rekabet Kurumu’na gönderdiği görüşler birbiriyle çelişmektedir. TTNet,
TK’nin ilgili pazarı düzenleme kapsamına alma girişimine karşı çıkarken Rekabet
Kurumu’nun bu alana müdahale ettiğini ve rekabet kurallarıyla müdahalenin yetersiz
kaldığının gösterilmediğini gerekçe olarak gösterirken, Rekabet Kurumu’nun
yürüttüğü soruşturmaya karşı ise TK’nin bu alana müdahale edebileceğini ve
hâlihazırda etmiyor olmasının bir boşluk olmadığını iddia etmektedir. Söz konusu
çelişkili ifadeler, TTNet’in ilgili piyasada ne TK ne de Rekabet Kurulu’nun
müdahalesini istediğini göstermektedir.
Nitekim, muhtemel bir EPG ilanı durumunda TTNet üzerine getirilecek yükümlülükler
geleceğe yönelik olacak, geçmiş dönemde TTNet’in davranışları sonucunda ortaya
çıkan rekabet sorunlarına çözüm getirilemeyecektir.
Dolayısıyla, pazar analizleri sonucunda perakende genişbant internet erişim
hizmetleri pazarının düzenlenen pazarlar içerisine alınmaması ve bu pazarda
TTNet’in EPG’ye sahip işletmeci ilan edilmemesi 4054 sayılı Kanun uygulamasını
etkilemeyecektir. Tam tersine bu alanda işletmeciler üzerine herhangi bir sektörel
yükümlülük getirilmiyor olması nedeniyle, ortaya çıkabilecek rekabet sorunlarına
rekabet hukuku yoluyla müdahale edilecektir.
TK’den Görüş Alınması Gerektiğine İlişkin Savunmalar
Usule ilişkin savunmaların bir kısmı telekomünikasyon mevzuatı uyarınca Rekabet
Kurulu’nun TK’nin görüşünü ve düzenleyici işlemlerini dikkate almasına yöneliktir.
Bu çerçevede ele alınması gereken ilk nokta, soruşturma konusuna yönelik olarak
önaraştırma ve soruşturma döneminde TK’den, görüş yerine sadece bilgi istendiği
iddialarıdır. Söz konusu iddialara ilişkin, soruşturma konusunda ilk olarak
önaraştırma sürecinde, henüz önaraştırma raporu tamamlanmadan; ikinci olarak
soruşturma sürecinde geçici tedbir kararı alınmadan önce TK’den görüş talep edildiği
ifade edilmelidir. Soruşturma Raporu tamamlanmadan hemen önce ise TK’den yine
2813 sayılı Kanun’un 7. maddesinin ilgili hükmüne yer verilerek, geçici tedbire yönelik
görüşlerinden bu yana geçen süre içerisinde toptan ve perakende genişbant internet
erişim pazarlarında faaliyette bulunan Türk Telekom ve TTNet’e yönelik olarak
getirilmiş yeni yükümlülükler olup olmadığı ya da var olan yükümlülüklerde bir
değişiklik yapılıp yapılmadığı hakkında bilgi ve varsa buna ilişkin düzenleme ya da
kararlar talep edilmiştir. Son olarak, Soruşturma Raporu’nun tebliğinden sonra TK’nin
görüşü istenmiştir.
Dolayısıyla, dosya kapsamındaki soruşturma konusuna ilişkin olarak önaraştırma
döneminde, geçici tedbir kararları alınmadan önce ve Soruşturma Raporu’nun
tebliğinden sonra olmak üzere üç kez TK’nin görüşü istenmiş ve alınmıştır.
Soruşturma döneminde ise, o zamana kadar yeni düzenleyici işlemler tesis edilip
edilmediği konusunda, 2813 sayılı Kanun’un ilgili hükmüne atıf yapılarak bilgi talep
edilmiş ve alınmıştır.
08-65/1055-411
86
Savunmalarda, önaraştırma döneminde de “görüş” yerine “bilgi” talep edildiği
yönündeki iddianın sebebi TK’nin kendisinden görüş talep edilen yazıya verdiği
cevabında “kendisinden bilgi talep edildiği” şeklinde bir ifadeye yer vermiş olmasıdır.
Ancak, yapılan yazışmalardan görüleceği üzere, konuyla ilişkili olarak TK’den görüş
ve düzenleyici işlemleri hakkında bilgi alınmış olup, Rekabet Kurulu açısından
kanunen yerine getirilmek durumunda olunan şekil şartı gerçekleşmiştir.
Yukarıda ele alınan konuyla ilişkili olarak, TK’den görüş istenirken ilgili raporların da
gönderilmesi gerektiği iddia edilmiştir. İlgili mevzuat hükmünün Rekabet Kurulu’na
böyle bir zorunluluk yüklemediği görülmekle birlikte, söz konusu soruşturmada, nihai
karar öncesi Soruşturma Raporu TK’ye gönderilerek görüş istendiğinden, söz konusu
savunmanın bir geçerliliği bulunmamaktadır. Dolayısıyla, tarafların iddia ettiği gibi bu
konuda usuli bir eksiklikten bahsetmek mümkün değildir.
Konuyla ilgili olarak Türk Telekom ve TTNet’in savunmalarında, Rekabet Kurulu’nun
aldığı önceki kararlarda TK’nin görüşünü ve düzenlemelerini dikkate aldığına yönelik
olarak Kurul’un 8.9.2005 tarih ve 05-55/833-226 sayılı kararı örnek verilmiştir. Söz
konusu kararda şikâyete konu kampanyaların TK’nin bilgisi ve onayı dâhilinde
gerçekleştirilmiş olması nedeniyle 4054 sayılı Kanun kapsamında bir işlem
yapılmasına gerek olmadığı belirtilmektedir. Ancak, bu karara konu eylemleri ve TK
düzenlemesi işbu dosya konusu ile farklılık taşımaktadır. Anılan kararın alındığı
tarihte Türk Telekom’un hem toptan hem perakende pazarda tek bir tüzel kişilik
olarak faaliyet gösteriyor olduğu ve teşebbüsün her iki pazardaki
tarifelerinin/promosyonlarının da TK düzenlemesine ve denetimine tabi olduğu
belirtilmelidir. Dosya kapsamında yürütülen soruşturma sürecinde ise TTNet’in
perakende tarifelerinin ve kampanyalarının TK onayına sunulmadığı, bir başka
deyişle TTNet’in tarifelerinin ve kampanyalarının TK’nin onayına tabi olmadığı tekrar
vurgulanmalıdır. TTNet perakende tarifelerini ve bu pazarda düzenleyeceği
kampanyaları serbestçe belirleyebilmektedir. Bu nedenle, anılan Rekabet Kurulu
kararının, 4054 sayılı Kanun ve telekomünikasyon mevzuatı ilişkisi ve fiyat
sıkıştırması bağlamında doğrudan dosya kapsamındaki soruşturmaya örnek
olamayacağının açık olduğu görülmektedir.
I.6.2. Esasa İlişkin Savunmalar
I.6.2.1. TTNet ve Türk Telekom’un Farklı Tüzel Kişilikler Olduğu, Her Bir Tüzel
Kişiliğin Faaliyet Alanındaki Uygulamalarından Sorumlu Tutulması Gerektiğine
Yönelik Savunmalar
Konuya ilişkin savunmalarda;
TTNet’in Türk Telekom’un özelleştirme sürecinde 1998/4 sayılı Tebliğ ve
Rekabet Kurulu’nun görüşü uyarınca 26.4.2006 tarihinde kurulmuş olduğu, Türk
Telekom’dan ayrı bir tüzel kişilik olarak hizmet vermeye başladığı, 9.5.2006
tarihinde TK’den kablolu ve kablosuz internet servis sağlayıcılığı hizmeti
sunmak üzere genel izinle kayıtlandığı ve Türk Telekom’un perakende ADSL
müşterilerini devraldığı,
TTNet’in ayrıca TK’den 2. tip telekomünikasyon ruhsatları olan rehberlik hizmeti
ve karasal hatlar üzerinden veri iletim hizmeti ruhsatları alarak
telekomünikasyon sektöründe hizmet yelpazesini genişletmeye çalıştığı,
TTNet’in Türk Telekom’dan tamamen farklı bir tüzel kişilik olarak teşkilat
yapısını kurduğu, hesap ve muhasebe ayrıştırmasını tamamladığı ve Türk
08-65/1055-411
87
Telekom tarafından sağlanan perakende internet erişim hizmetlerini devraldığı,
bu durumun Rekabet Kurulu’nun 7.6.2006 tarih ve 06-41/521-141 sayılı Kararı
ile teyit edilmiş olduğu,
Soruşturma açılmasına ilişkin bildirimde ilgili pazarın toptan ve perakende
ayrımına gidilmeden Türk Telekom’un toptan genişbant hizmetleriyle TTNet’in
perakende internet erişim hizmetlerinin, söz konusu iki şirketin rekabet hukuku
anlamında aynı ekonomik bütünlük içinde yer aldığı iddiasından hareketle, tek
bir pazar tanımı yapıldığı, oysa söz konusu iki pazarın niteliklerinin birbirinden
farklı olduğu,
TK’nin Türk Telekom’u toptan genişbant erişim hizmetlerine ilişkin piyasada
EPG olarak belirlemesine karşın perakende pazar bakımından bu yönde bir
tespit yapmamasının söz konusu iki pazarın niteliklerinin farklı olduğunu ortaya
koyduğu, dolayısıyla pazarın tanımlanmasının yeniden gözden geçirilmesi ve
TK tarafından yapılan pazar tanımlamalarının esas alınması gerektiği,
Türk Telekom ve TTNet’in genişbant internet erişimi hizmetleri piyasasının
toptan ve perakende seviyesinde tek bir teşebbüs gibi hareket etmediği,
TTNet’in Türk Telekom’dan tamamen farklı olarak perakende pazarda faaliyet
gösterdiği, TTNet’in ayrıca ISDN, ATM, Frame Relay ve ses hizmetleri
bakımından Türk Telekom’a rakip olmayı amaçladığı,
Türk Telekom’un dışında TTNet tüzel kişiliğinin oluşmasının temelde “toptan ve
perakende erişim hizmetlerinin birbirinden ayrılması gerektiği” düşüncesinden
kaynaklandığı, bunun ilgili pazarda ve hizmette meydana gelecek her türlü
sorunun muhatabının da ilgili tüzel kişilik olması sonucunu doğurduğu, hukukun
diğer dallarında geçerli olan bu ilkenin rekabet hukuku için de geçerli olduğu ve
4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddeleri hükmü gereğince de, ana ortaklığa
izafe edilmeği müddetçe yavru ortaklığın/iştirakin tek başına ayrı bir tüzel kişilik
olarak kabul gördüğü iddia edilerek Türk Telekom’un, faaliyette bulunmadığı
perakende pazardaki uygulamaların sorumlusu olarak gösterilmeye
çalışılmasının, Türk Telekom ve TTNet tüzel kişiliklerinin ayrı hizmetleri
sunmaları ve ayrı pazarlarda faaliyette bulunmalarını öngören Rekabet Kurulu
kararına aykırı bir durum oluşturduğu,
Rekabet Kurulu’nun geçmişte Türk Telekom’a yönelik olarak yürüttüğü bir
soruşturmadan örnek verilerek, her bir tüzel kişiliğin faaliyette bulunduğu
pazardaki davranışlarından sorumlu tutulması gerektiği, aksi halde Türk
Telekom çatısı altında kalan diğer teşebbüslerin de soruşturmaya dâhil edilip
edilmeyeceği sorusunun ortaya çıkacağı, fiyat sıkıştırmasının TTNet’in fiyatları
nedeniyle gerçekleştiği öne sürüldüğünden bu davranıştan sadece TTNet’in
sorumlu tutulması gerektiği,
Ek Yazılı Görüş’te Telefónica hakkındaki AB Komisyonu kararından verilen
örneğin dosya konusu olaya uygulanamayacağı, AB Komisyonu’nun Wanadoo
hakkında vermiş olduğu kararın örnek alınması gerektiği,
TTNet’in Türk Telekom’dan hizmet alması ve Türk Telekom ile hissedarlık ilişkisi
içinde olmasının iki tüzel kişiliğin tek bir ekonomik bütünlük olarak
değerlendirilmesinde dayanak olarak kullanılamayacağı, ekonomik bütünlük
kabul edilse bile olası bir ihlal halinde ilgili tüzel kişiliklerin toplam ciroları
üzerinden para cezası uygulanamayacağı, Rekabet Kurulu’nun ekonomik
bütünlüğün toplam cirosu üzerinden ceza uygulamadığı kararlarının bulunduğu
08-65/1055-411
88
öne sürülmektedir.
Hakkında soruşturma yürütülenlerin, tek bir teşebbüs niteliği taşımadıklarına yönelik
savunmaları konusunda öncelikle belirtilmelidir ki, Türk Telekom ve TTNet’in bu
konudaki iddiaları, ilgili şirketlerin savunmalarının geneline yansıdığı üzere, birbiriyle
yakın ilişkili iki pazarda söz konusu pazarlardan birindeki rekabeti bozmak amacıyla
belli bir strateji çerçevesinde yapılan ve bir bütün oluşturan uygulamanın perakende
ve toptan düzeyde ayrı ayrı değerlendirilmesini sağlamaya ve söz konusu davranışın
bir bütün olarak tek bir amaca yönelik olduğu yönündeki temel iddianın anlaşılmasını
engellemeye yöneliktir. İhlal olarak kabul edilen fiyat sıkıştırması uygulaması, bir
pazarın toptan ve perakende seviyesinde aynı teşebbüsün ya da aynı ekonomik
bütünlükte yer alan tüzel kişiliklerin faaliyet göstermeleri durumunda geçerlidir.
İkinci olarak, TTNet’in ayrı tüzel kişilik kazanıp kazanmadığı ve Türk Telekom’dan bu
anlamda ne derece fonksiyonel olarak ayrıştığı bu soruşturmanın konusu olmadığı
gibi, Türk Telekom’a özelleştirme sürecinde getirilen TTNet’in tüzel kişiliğini
ayrıştırma yükümlülüğü ve bu yükümlülük nedeniyle TTNet’in ayrı bir tüzel kişilik
kazanması da 4054 sayılı Kanun kapsamında TTNet’in Türk Telekom’dan ayrı,
bağımsız bir teşebbüs olduğu anlamına gelmeyecektir. Bu anlamda yapılan
ayrıştırma, alt ve üst pazarlarda faaliyet gösteren birimler arasında şeffaflık
sağlanarak sektörel düzenlemelerle getirilen yükümlülüklerin ve/veya muhtemel
rekabeti bozucu davranışların denetiminin kolaylaştırılmasına yönelik bir tedbir
niteliğindedir. Bunun ötesinde söz konusu tedbir, tek başına Türk Telekom’un her iki
pazarda birden faaliyet göstermesi nedeniyle ortaya çıkabilecek rekabet sorunlarını
çözmeyecektir.
Üçüncü olarak, mehaz AB rekabet hukukunda bir yavru şirketin hisselerinin
çoğunluğuna sahip olan ana şirketinden bağımsız olmayacağı varsayılmakta68 ve
dolayısıyla ayrı tüzel kişilikler olsa bile, söz konusu iki şirketin tek bir teşebbüs
olduklarının kabul edildiği belirtilmelidir. Bu yaklaşımın 4054 sayılı Kanun bakımından
da kabul edildiği aşağıda ilgili kısmına yer verilen Danıştay Kararı69’ndan da
anlaşılmaktadır:
“4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesinde;
teşebbüsün; piyasada mal veya hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek
ve tüzel kişilerle, bağımsız karar verebilen ve ekonomik bakımdan bir
bütün teşkil eden birimleri ifade ettiği belirtilmiş, maddenin gerekçesinde
de; teşebbüsün tanımı yapılırken ekonomik bütünlük ilkesinin
benimsendiği, yani bir yavru şirketin tek başına değil, bağlı olduğu diğer
şirket veya şirketlerle birlikte değerlendirileceği ifade edilmiştir.
…
4054 sayılı Yasa'nın yukarıda yer verilen 3. maddesi ve bu madde
gerekçesinden anlaşılacağı üzere Rekabet Hukuku anlamında bir
teşebbüsten söz edebilmek için ekonomik faaliyet gösteren ve
kararlarını bağımsız olarak verebilen bir gerçek veya tüzel kişinin varlığı
gerekmektedir. Ekonomik faaliyet gösteriyor olmasına karşın bağımsız
karar veremeyen gerçek veya tüzel kişi, kararlarını hangi teşebbüsün
68 JONES A. ve SUFRIN B., EC Competition Law, OUP, Second Edition, 2004 sf. 125.
69 Danıştay İDDK YD, İtiraz No:2007/246
08-65/1055-411
89
yönlendirmesi veya kontrolü doğrultusunda veriyorsa bu teşebbüsle tek
ekonomik birim oluşturur ve Rekabet Hukuku bakımından bu ana
teşebbüs ile birlikte tek bir teşebbüs olarak değerlendirilir. Dolayısıyla
Rekabet Hukukunda hukuki açıdan bağımsız olmak bir ölçüt olmayıp,
pazarda ekonomik kararlarını bağımsız olarak verebilen birimler
teşebbüs sayılmaktadır.
Rekabet Hukuku'nun teşebbüs kavramına verdiği bu anlam nedeniyle
ortaya çıkan yavru ortaklıklar kavramı ise genellikle ekonomik olarak bir
ana şirkete bağlı faaliyet gösteren ekonomik birimleri ifade etmektedir.
Yavru ortaklık ile ana ortaklık arasındaki ilişkiler çok çeşitli görünüm ve
yoğunlukta ortaya çıkmakla birlikte, genellikle, yavru ortaklıklar ana
ortaklığın kontrolü altında bulunmaktadır. Ana ortaklığın kontrolü
altındaki yavru ortaklıklar, ana ortaklık tarafından belirlenen politikaları
uygular ve birbirlerini tamamlarlar. Bununla birlikte ortaklıklar arasındaki
ekonomik bağın her türlü ilişkide aynı düzey ve sıkılıkta olması gibi bir
zorunluluk da bulunmamaktadır.”
Bu çerçevede, TTNet’in hissedarlık ve yönetim yapısı, TTNet’in Türk Telekom
kontrolünde olduğunu ve söz konusu iki şirketin tek bir ekonomik bütün
oluşturduğunu ortaya koymaktadır. Buna ek olarak, ilgili tüzel kişiliklerin sadece
hissedarlık ve yönetim yapısı dışında, iki şirket arasındaki ilişkileri ortaya koyan
tespitlere de yer verilmiştir. Dolayısıyla fiyat sıkıştırması uygulamasından TTNet ve
Türk Telekom ekonomik bütünlüğü sorumlu tutulmaktadır. Hakkında soruşturma
yürütülen Türk Telekom ve TTNet’in savunmalarında iddia ettikleri şekilde Türk
Telekom ve TTNet’in ayrı teşebbüsler kabul edilmeleri, hem bu konudaki yerleşik
Kurul ve Danıştay içtihatlarıyla çelişecek hem de temel olarak bir pazardaki hâkim
durumun başka bir pazarda kötüye kullanılması şeklinde ortaya çıkan ihlalin
özelliğine uygun bir nitelik taşımayacaktır.
Bu noktada savunmalarda yer alan ve içe dönük -dışa dönük faaliyetler şeklindeki
ayrımın da konunun ele alınmasında yeterli belirliliği taşımadığı, incelenen olayın
özelliklerine göre bir ekonomik bütünlük içerisinden hangi tüzel kişiliklerin bir
davranıştan dolayı sorumlu tutulacağının ve özellikle ihlal nedeniyle ortaya çıkacak
müeyyideler bakımından tüm ekonomik bütünlüğün cirosunun mu yoksa belli tüzel
kişiliklerin cirosunun mu esas alınacağının ilgili dosya özelinde değişebileceği
görülmektedir. Bu durum rekabet hukukunun örgütlenme şekillerine bakmaksızın
gerçek ekonomik aktörlerin davranışlarıyla ilgilenmesi yönündeki özelliğinin bir
parçasıdır. Bu çerçevede, incelenen olaya göre, bir ekonomik bütünlük içindeki tüm
tüzel kişiliklerin dikkate alınması gereken durumlar olabileceği gibi tek bir tüzel
kişiliğin soruşturmaya muhatap olduğu durumlar da ortaya çıkabilecektir.
Dosya konusu olayda ise temel olarak genişbant internet erişim hizmetleri
pazarındaki davranışlar soruşturulmakta ve söz konusu pazarın toptan ve perakende
seviyelerinde faaliyet gösteren aynı ekonomik bütünlük içindeki iki tüzel kişilik
muhatap alınmaktadır. İhlal olarak kabul edilen uygulamanın toptan pazardaki hâkim
durumun perakende pazardaki rekabeti bozmak amacıyla kötüye kullanılması olması,
söz konusu tüzel kişiliklerin birlikte soruşturulmasını gerektirmektedir. Aksi halde,
iddia edildiği gibi, bir fiyat sıkıştırması iddiasının pazarın sadece perakende
seviyesinde faaliyet gösteren bir tüzel kişiliğe yöneltilmesi, toptan pazarla dikey
bütünleşik bir yapıdan bahsedilemeyeceği için mümkün görünmemektedir. Bu
bakımdan, TTNet’in tüzel kişiliği olmadığı dönemde yapılan bir soruşturmadan örnek
08-65/1055-411
90
verilerek her iki pazarda da aynı tüzel kişilik faaliyet gösterirken yapılabilecek
soruşturmanın, pazarlardan birinde aynı ekonomik bütünlük içinde farklı bir tüzel
kişilik aracılığıyla yürütülmesi nedeniyle yapılamayacak olmasının iddia edilmesi ise
bu konuda yapılan savunmaların rekabet hukukunun temel aldığı ve 4054 sayılı
Kanun’un yaklaşımlarla taban tabana zıt olduğunu ortaya koymaktadır. Türk Telekom
bünyesinde yer alan diğer tüzel kişilikler soruşturma konusu pazarlarda faaliyette
bulunmadıklarından, tüzel kişilik olarak soruşturmaya muhatap olmamışlardır.
Dördüncü olarak, fiyat sıkıştırması ihlali kararı verilen AB Komisyonu’nun Telefónica
Kararında70 Telefónica Group bünyesinde yer alan Telefónica SA’nın yavru şirketi
olan üç ayrı tüzel kişiliğin (Telefónica de España, S.A.U, Telefónica Data de España,
S.A.U, Terra Networks España S.A.) Telefónica S.A. çatısı altında tek bir ekonomik
bütünlük ve teşebbüs olarak dikkate alınmış olduğu belirtilmelidir. Tarafların söz
konusu Kararın örnek alınamayacağına ilişkin öne sürdükleri gerekçelerin karar
metnindeki açık ifadeler karşısında geçerli olamayacağı görülecektir. Yine aynı
şekilde Wanadoo kararının örnek alınması gerektiğine yönelik savunmalar da, dosya
konusu iddialar ile söz konusu karardaki iddiaların farklı olması bakımından kabul
görmemiştir.
Bu çerçevede, Türk Telekom ve TTNet’in 4054 sayılı Kanun anlamından tek bir
teşebbüs niteliği taşıdığı, fiyat sıkıştırmasının söz konusu ekonomik bütünlüğün her
iki ilgili pazardaki uygulamalarının bir bütünü olarak ortaya çıktığı dolayısıyla söz
konusu uygulamadan dolayı Türk Telekom ve TTNet ekonomik bütünlüğünün
sorumlu tutulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
I.6.2.2. İlgili Pazar Tanımlarına Yönelik Savunmalar
Türk Telekom ve TTNet tarafından yapılan savunmalarda konuya ilişkin özet olarak;
Al-sat ve VAE yöntemlerinin tarifeleri değerlendirilirken, TK’nin bu iki hizmetin
kıyaslanamayacağına ilişkin görüşünün göz ardı edildiği, VAE ve al-sat
yöntemlerinin aynı pazara dâhil edilmesi halinde anılan yöntemlerdeki mevcut
ve olası gelişmelerin göz önünde bulundurulması gerektiği, bu bağlamda; VAE
konusunda Türk Telekom tarafından gerçekleştirilen iyi niyetli çabaların,
VAE’nin rekabet üzerinde kısa dönemde oluşturacağı etkilerin ve pazarın
değişim potansiyelinin dikkate alınmadığı,
Genişbant internet erişim hizmetlerinin sağlanabileceği ve son zamanlarlarda
artan uydu erişimi hizmetlerinin ADSL ve Kablo TV hizmetlerine ikame
görülmediği, çeşitli kurumların yaptıkları projeler dikkate alınarak uydu yoluyla
verilen genişbant hizmetlerin ilgili pazar içerisine dâhil edilmesi gerektiği,
İSS’lerin Kablo TV şebekesi üzerinden internet erişimi sunmalarının mümkün
olduğu, ancak bu yönde bir çaba içine girmedikleri,
Al-sat, VAE ve YAPA yöntemlerinin birbirine ikame oldukları, hatta paralel
şebeke yöntemleriyle rakiplerin kendi şebekelerini kurmaya başladıkları ve
yapılan analizlerde dikkate alınmadığı
hususları ileri sürülmüştür.
Hakkında soruşturma yürütülenlerin pazar tanımlarına yönelik temel itirazı, toptan
düzeyde VAE ve al-sat yöntemlerinin aynı pazarlarda değerlendirilip
70 Telefónica Kararı, Bkz. Dipnot 13, para.11-23,703-712.
08-65/1055-411
91
değerlendirilemeyeceğine ilişkindir. Bu husus, “I.2. İlgili Pazar” başlığı altında TK ve
AB Komisyonu’nun görüş ve uygulamaları çerçevesinde değerlendirilmiştir. Her ne
kadar toptan düzeyde söz konusu iki modelin soruşturma sürecinde Türkiye’deki
mevcut pazar şartları çerçevesinde ikame olmayacakları düşünülse de, soruşturma
döneminde VAE’nin ihmal edilebilecek düzeyde kullanılmış olması ve her iki toptan
hizmetin sağlayıcısının Türk Telekom olması nedeniyle değerlendirmelerin
değişmeyecek olması göz önüne alınarak, bu konuda kesin bir değerlendirme
yapılmasına gerek görülmeksizin toptan pazar her iki erişim yöntemini içine alacak
şekilde belirlenmiştir. Dolayısıyla VAE yönteminin soruşturma döneminde sınırlı
kalması dosya kapsamında yapılan fiyat sıkıştırması analizinin geçmiş dönemdeki
maliyet verilerine dayanarak gerçekleştirilmesi nedeniyle hangi ürün pazarı
tanımlanırsa tanımlansın değerlendirmeler bakımından sonuç değişmeyecektir.
YAPA’nın söz konusu iki modele rakip olamayacaklarının ise hem TK görüşleri hem
de AB uygulamaları çerçevesinde tartışmasız olduğu kanaatine ulaşılmıştır.
Uydu üzerinden verilen hizmetlerin pazar tanımında dikkate alınması gerektiği
yönündeki savunma, tarafların ilgili pazarın tanımlanması ile ilgili savunması
içerisinde bir başka hususu oluşturmaktadır. İlgili bölümde yer verildiği üzere,
özellikle perakende pazar bakımından uydu üzerinden verilen genişbant hizmetlerin
ADSL ve kablo internet hizmetlerine ikame olamayacağı belirtilmiştir. TTNet’in
savunmasında yer verilen ve internet erişiminin uydu yoluyla alındığı projelere ve
projelere ilişkin ifadelere bakıldığında, söz konusu projelerin (SHELL’in 750 adet
istasyonuna, Petrol Ofisi’nin 1000’e yakın bayisine ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın
coğrafi engeller yüzünden internet hizmeti alamayan 6611 köy okuluna yönelik
projeleri) büyük kurumsal projeler olduğu ve/veya coğrafi ihtiyaçlar nedeniyle ortaya
çıktığı görülmektedir. Ayrıca, söz konusu hizmetlerin özelliği ve fiyatlarının ADSL
hizmetlerine ikame olup olmadığı konusunda da bir bilgiye yer verilmemiştir.
Görüldüğü gibi, örnek verilen hizmetler kurumsal kullanıcılar tarafından talep edilen
hizmetlerdir.
Bu çerçevede, daha önce de yer verildiği üzere, elde edilen belgelerde, uydu, üçüncü
nesil (UMTS gibi) ve genişbant sabit telsiz erişimi (Wimax gibi) gibi yöntemlerin
henüz ADSL hizmetlerine rakip olamadığı, sadece Kablo TV şebekesinden verilen
hizmetlerin mevcut durumda ADSL hizmetlerini ikame edebileceği, Türk Telekom ve
TTNet tarafından da kabul edildiği görülmektedir.
Ayrıca, ilgili pazara ilişkin yapılan değerlendirmelerde, uydu hizmetlerinin ancak
kurumsal kullanıcılar tarafından kullanılabileceği ele alınmış ve kurumsal-bireysel
kullanıcı ayrımı yapılsa bile değerlendirmelerin değişmeyeceği belirtilmiştir.
Bu çerçevede, uydu hizmetleri ilgili pazar analizinde ancak kurumsal-bireysel pazar
ayrımı yapılması durumunda ADSL hizmetleriyle ikame olabilecek hizmetlerdir.
Ancak böyle bir ayrım dosya konusu ihlal iddiaları yönündeki değerlendirmeleri
değiştirmeyecek olması nedeniyle yapılmamıştır.
Bu konuyla bağlantılı olarak, TTNet’in savunmasında yer alan ve perakende
piyasada rekabetin varlığına dayanak olarak gösterilmeye çalışılan ihale örneği
(TÜBİTAK-Ulakbim) ve Borusan’ın sahip olduğu müşteri sayısı, sadece kurumsal
pazara yöneliktir. TTNet gelirlerinin yaklaşık %(…)’sini oluşturan, bireysel kullanıcılar
ve küçük işletmeler bakımından yukarıdaki iddiaların bir geçerliliği olmadığı ortadadır.
VAE’nin potansiyel etkileri ve Türk Telekom’un söz konusu modelin hayata
geçirilmesiyle ilgili davranışlarının ise ilgili pazar tanımıyla ilişkisi bulunmamaktadır.
08-65/1055-411
92
İlgili pazara yönelik olarak değerlendirilmesi gereken savunmalardan birisi de Kablo
TV şebekesinin potansiyelinin dikkate alınmadığı ve toptan pazar içinde
değerlendirilmediği şeklindedir. Bu husus ilgili bölümde değerlendirilmiş ve Kablo TV
şebekesi üzerinden sağlanan perakende hizmetlere yönelik toptan hizmetler teorik
olarak dâhil edilebilecek olmakla birlikte, TK’nin ilgili piyasaya yönelik pazar analizi
çalışmalarındaki kısa dönemde Kablo TV altyapı işletmecisinin toptan seviyede
genişbant internet erişim hizmeti sunumunu gerçekleştiremeyeceği şeklindeki
yaklaşımı dikkate alındığında söz konusu hizmetler teorik olarak pazara dâhil edilse
bile 4054 sayılı Kanun bakımından Türk Telekom’un ilgili pazarda hâkim durumda
olup olmadığına ilişkin yapılacak değerlendirmeleri değiştirmeyecek olması
nedeniyle, Kablo TV şebekesi üzerinden verilen hizmetlerin bu pazar içerisinde yer
almaması gerektiği sonucuna ulaşıldığı belirtilmiştir.
Bu noktada, TK’nin, TTNet’in iddia ettiği üzere, Kablo TV şebekesinin ADSL toptan
hizmetler bakımından ikame görülmesi şeklinde bir görüşü bulunmamakta olup, söz
konusu görüş sadece perakende hizmetler açısından geçerlidir. Tam tersine yukarıda
da belirtildiği üzere, TK, Kablo TV üzerinden toptan hizmetlerin sağlanabileceğini
düşünmemektedir. Kaldı ki Kablo TV üzerinden hizmetler pazara dâhil edilse bile,
toptan düzeyde Türk Telekom’un hâkim durumu ile ilgili değerlendirmeleri
değiştirecek bir payı bulunmayacaktır. Buna ek olarak, Kablo TV şebekesi Türk
Telekom bünyesinde iken verilen ve TTNet’in savunmasında değinilen kararların,
sahiplik yapısındaki değişiklikler çerçevesinde geçerli olup olmadığı ayrı bir konu
olup, işbu soruşturmada fiili durumda Kablo TV’nin toptan düzeyde kullanılamadığı
dikkate alınmıştır. TTNet bünyesinde hazırlanan belgelerde, “kablonun potansiyelinin
sahiplik sorunları sebebiyle sınırlı” olduğu ve “kablonun oldukça marjinal kaldığı”
şeklinde yer verilen değerlendirmeler nedeniyle Kablo TV şebekesinin potansiyelinin
sınırlı olduğunun TTNet tarafından da kabul edildiği görülmektedir.
I.6.2.3. TTNet’in Hâkim Durumda Bulunmadığına Yönelik Savunmalar
Konuya ilişkin savunmalarda;
TK’nin Türk Telekom’u toptan pazarda EPG ilan ederken, TTNet’i perakende
pazarda EPG ilan etmediği, benzer şekilde, konuya ilişkin AB mevzuatında da
perakende darbant ve genişbant internet hizmetleri pazarının düzenlemeye
yatkın ilgili ürün pazarları arasında sayılmadığı,
EPG’nin sektöre özgü düzenleyici kurum tarafından yapılacak bir dizi ölçüt esas
alınarak tespit edildiği, bu değerlendirmenin mevcut piyasa şartları temel
alınarak ileriye dönük bir piyasa analizine dayandırıldığı ve telekomünikasyon
sektörüne ilişkin mevzuat çerçevesinde sektördeki rekabet ihlali iddialarına
ilişkin olarak Rekabet Kurumu'nun karar almadan önce TK’nin ilgili perakende
pazarına ilişkin yaklaşımının dikkate alması gerektiğinin düşünüldüğü,
Hâkim durum kavramı ile EPG kavramının birbirinin yerine kullanıldığı, TK’nin
TTNet’i EPG ilan etmediği bir durumda hâkim duruma karar verilmesinin
gerekçesinin ayrıntılı bir şekilde açıklanması gerektiği,
Rakamsal verilere dayanmadan, öznel değerlendirmeler yapılarak TTNet’in
hâkim durumda bulunduğu, ihlal için TTNet’in hâkim durumda bulunmasına
gerek olmadığına yönelik ifadelerin yer almasına karşılık hâkim durum tespiti
yapıldığı,
08-65/1055-411
93
TTNet’in pazar payının yüksek olmakla birlikte söz konusu payın son iki yılda
%(…)’dan %(…)’e gerilediği, hâkim durum tespitinde rakiplerin istemelerine
rağmen pazar payını yükseltip yükseltemediklerine bakılması gerektiği,
rakiplerin de benzer ölçek ekonomisi ve finansal kaynaklara ulaşabilme
avantajları bulunduğu, dikey bütünleşik yapının ve altyapıya sahip olmanın
düzenlemelerle getirilen tüm İSS’lere eşit davranma yükümlülüğü nedeniyle
önemli bir avantaj getirmediği, giriş engelleri bulunmadığı ve potansiyel rekabet
nedeniyle TTNet’in rakiplerinden bağımsız hareket edemediği, bu nedenlerle
TTNet’in hâkim durumda olmadığı
iddia edilmektedir.
İlgili bölümde yer verildiği üzere, TTNet’in hâkim durumuna ilişkin değerlendirmeler
yapılırken, TTNet’in ve rakip İSS’lerin pazar paylarına, bu pazar paylarının ve abone
sayılarının soruşturma sürecindeki gelişimine yer verilmiştir. Bunun yanı sıra, pazarın
yapısı, rakiplerin durumu, dikey bütünleşme, maliyet avantajları gibi diğer unsurlara
ve TK’nin tespitlerine de yer verilmiştir. Dolayısıyla, TTNet’in hâkim durumda
olmadığına yönelik yukarıda yer verilen özellikle pazar payı, giriş engelleri ve
potansiyel rekabete ilişkin savunmalar, pazarın soruşturma dönemindeki durumuyla
ilgili yapısını ve gerçekleri yansıtmamaktadır.
Fiyat sıkıştırması için teşebbüsün perakende pazarda hâkim durumda bulunmasına
gerek olmamakla birlikte, TTNet’in pazardaki durumunun gösterilmesi ve ihlalin alt
pazarda hâkim durumda bulunulmayan duruma göre daha ciddi etkileri olacağının
belirtilmesi amacıyla söz konusu tespit yapılmıştır.
TK’nin TTNet’i EPG ilan etmemesi ve EPG ile hâkim durum kavramları arasındaki
ilişkilere yönelik değerlendirmeler, telekomünikasyon sektöründe Rekabet Kurulu’nun
yetkisine ilişkin savunmaların değerlendirildiği kısımda yer aldığından, bu konudaki
savunmalara ilişkin bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.
I.6.2.4. Hâkim Durumun Fiyat Sıkıştırması Yoluyla Kötüye Kullanılmasına İlişkin
Savunmaların Değerlendirilmesi
Etki Olmaksızın Amacın 4054 Sayılı Kanun’un 6. Maddesi Çerçevesinde İhlal
Oluşturmayacağına Yönelik Savunmanın Değerlendirilmesi
TTNet tarafından yapılan savunmada dile getirilen hususlardan biri, 4054 sayılı
Kanun’un 6. maddesi gereğince hâkim durumu kötüye kullanmayı amaçlamanın bir
ihlal sayılmayacağı, bu bakımdan Türk Telekom ve TTNet’in ilgili pazarlara yönelik
genel stratejisine ilişkin tespitler kapsamında ele alınan şirket içi yazışmaların öznel
olduğu, bir ihlal olduğunu kanıtlamadığı ve dolayısıyla yapılan yazışmalar ile
sunumların bu doğrultuda yeniden değerlendirilmesi gerektiği şeklindedir.
Bu iddiaya ilişkin olarak, Türk Telekom ve TTNet'te yapılan yerinde inceleme sonucu
tespit edilen, TTNet ve Türk Telekom'un üst düzey çalışanlarının birbirleriyle veya
kendi aralarında yapmış olduğu yazışmalarda kullanılan belirli bazı ifadelerin, Türk
Telekom'un toptan ve perakende internet hizmetleri piyasasında hâkim durumunu
kötüye kullanarak rekabeti engelleme kastının bulunduğu şeklinde yorumlandığı,
Türk Telekom'un ve TTNet'in, ilgili ürün pazarında rekabeti kısıtlayıcı sonuçlar
doğurduğu iddia edilen bir takım işlem ve eylemleriyle birlikte hatalı bir şekilde
değerlendirildiği, ancak bu yazışmalarda ve raporlarda yer alan ibarelerin, Türk
Telekom Şirketler Grubu'nun içinde yer alan, kârlılık amacı güden iki farklı ticaret
şirketinin yetkililerinin konsolide bir bakış açısıyla piyasaya ilişkin değerlendirmeleri,
08-65/1055-411
94
pazar tahminleri ve projeksiyonlarından ibaret olduğu, bu rapor ve ifadelerin, hiçbir
şekilde kurum içi yetkili organların uygulanması zorunlu, icrai eylem ve işlemleri
niteliğinde olmadığı, ayrıca, soruşturma açılmasına ilişkin bildirimde söz konusu grup
içi yazışma ve raporlarda yer alan ifadelerin "bir kısmının tek başına bir kötüye
kullanma eylemi olarak nitelendirilemeyeceği" tespitinin de yapıldığı ileri
sürülmektedir.
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi gereğince,
“Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir
bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu tek
başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar
ile kötüye kullanması hukuka aykırı ve yasaktır”.
Bu maddenin ilk fıkrasında, teşebbüslerin savundukları gibi 4. maddede yer
aldığı şekliyle doğrudan amaç unsuruna değinilmemiştir. Bununla birlikte, 6.
maddenin 2. fıkrasının (d) bendinde hâkim durumun kötüye kullanılmasına
örnek hallerden biri olarak,
“Belirli bir piyasadaki hâkimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve
ticarî avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet
piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler”
sayılmıştır. Bu ifadeden, bir pazarda hâkim durumda bulunan teşebbüsün faaliyette
bulunduğu diğer bir pazarda bu gücünü rekabeti bozmak amacıyla kötüye
kullanmasının yasaklanmış olduğu anlaşılmakta ve teşebbüsün bu yönde bir eylemi
amaçlamasının bile 6. maddenin ihlali anlamına gelebileceği görülmektedir. Bunun
yanı sıra, anılan Kanun’un 6. maddesinin gerekçesi,
“...piyasada Kablo TV duruma gelen teşebbüslerin bu durumlarını
ülkemizdeki rekabeti kısıtlamak, engellemek veya bozmak amacıyla
veya bu etkiyi doğuracak şekilde kötüye kullanmaları yasaklanmıştır…”
şeklinde ifade edilerek, hâkim durumdaki teşebbüslerin inceleme konusu eylemlerinin
rekabeti kısıtlayıcı/engelleyici/bozucu etki yaratması ya da teşebbüslerin bu yönde bir
amacının olması, bu davranışların ihlal sayılması için yeterli görülmüştür. Bu
bakımdan, 6. maddenin amaç unsurunu taşımadığının iddia edilmesinin isabetli
olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Ayrıca, dosya kapsamında yapılan incelemelerde elde edilen şirket içi yazışmalar ve
sunumlarda yer alan tespitler tek başına bir ihlalin göstergesi olarak
değerlendirilmemiştir. Ancak aralarında Yönetim Kurulu Başkanı da olmak üzere üst
düzey şirket yetkilileri tarafından yapılan bu yazışmalarda ve sunumlarda yer alan
ifadeler, Türk Telekom’un ve TTNet’in perakende pazardaki rekabeti bozucu etki
gösterdiği tespit edilen uygulamalarının bilinçli olarak gerçekleştirildiğini destekler
nitelikte kullanılmıştır.
Dolayısıyla, hakkında soruşturma yürütülenlere fiyat sıkıştırması uygulamayı
amaçlamalarından değil, söz konusu uygulamayı belli bir dönem boyunca
gerçekleştirerek 4054 sayılı Kanun’u ihlal ettikleri iddiaları yöneltildiğinden, söz
konusu savunmanın bir dayanağı bulunmamaktadır.
08-65/1055-411
95
Fiyat Sıkıştırmasına İlişkin Koşulların Oluşmadığına İlişkin Savunmaların
Değerlendirilmesi
TTNet tarafından yapılan savunmada, fiyat sıkıştırmasına ilişkin genel açıklamalarda
bulunulduktan sonra, toptan ve perakende fiyatların devlet müdahalesine
(düzenlemeye) tabi olup olmamasına göre fiyat sıkıştırmasının üçe ayrıldığı, bu
çerçevede,
Hem toptan hem de perakende fiyatların regülasyona tabi tutulduğu durumda,
tam regülasyon altında fiyat sıkıştırmasının,
Toptan fiyatlar regülasyona tabi iken perakende fiyatların regülasyona tabi
tutulmadığı durumda, kısmi regülasyon altında fiyat sıkıştırmasının,
Hem toptan hem de perakende fiyatların regülasyona tabi tutulmadığı durumda,
serbest fiyat sıkıştırmasının
oluştuğu, dosya kapsamında incelenen TTNet’in eylemlerinin, TK’nin yetkilerini
kapsayan yasal düzenlemelerin var olması, TK’nin bu yetkiler çerçevesinde
gerçekleştirdiği pazar analizinde TTNet’i EPG belirlememiş olması ve TTNet’e
herhangi bir yaptırım öngörmemiş olması nedenleriyle tam regülasyon altında fiyat
sıkıştırması olarak incelenmesi gerektiği, bu durumda da sorunun çözümünün TK
tarafından gerçekleştirilmesi gerektiği iddia edilmektedir.
Bununla birlikte, dosya kapsamındaki analizlerin kısmi regülasyon altında fiyat
sıkıştırması şeklinde olduğu, bu husus kabul edilse dahi, bu tip fiyat sıkıştırmasının
yıkıcı fiyat sıkıştırması olarak nitelendirilmesi gerektiği ve eylemin gerçekleşebilmesi
için,
Maliyetlerin altında fiyatlandırma yapılması,
Niyetin bulunması,
Rakiplerin piyasa dışına itilmesi,
Hasat elde edilmesi,
Objektif gerekçelerin olmaması
şeklindeki koşulların gerçekleşmesi gerektiği, ancak dosya konusu eylemler
bakımından bu koşulların sağlanmadığı öne sürülmüştür. Bu nedenle, TTNet’in
dışlayıcı bir amaç gütmediği ve bu eylemlerin böyle bir etki doğurmadığı, buna karşın
dosya kapsamında bu yönde bir analiz yapılmadığı, bu eksikliğin ise rekabetçi bir
davranışın yasaklanarak tüketici zararına yol açılmasına sebebiyet verileceği iddia
edilmiştir.
TTNet’in savunmasında iddia ettiği koşullar, özellikle niyet ve hasat bakımından,
esas itibariyle yıkıcı fiyat tespiti bakımından tartışılabilecek unsurlar olup, fiyat
sıkıştırması bakımından, yukarıda değerlendirmeler bölümünde yer verilen
unsurlardan farklılık taşımaktadır. Ayrıca, TTNet tarafından “yıkıcı fiyat sıkıştırması”
olarak adlandırılan söz konusu testin unsurlarına ilişkin açıklamalarda, yıkıcı fiyata
ilişkin Rekabet Kurulu kararlarından örnekler verilmiştir.
Bu çerçevede öncelikle belirtilmelidir ki fiyat sıkıştırmasının gerçekleşmesi için TTNet
tarafından önerilen testte yer alan unsurların bazılarına fiyat sıkıştırması analizi
bakımından yer vermek mümkün değildir. Ancak, TTNet’in iddia ettiği unsurların
analizde yer alması gerektiği varsayılarak, söz konusu unsurların dosya konusu
08-65/1055-411
96
uygulama bakımından bulunduğuna ilişkin tespit ve değerlendirmelere sırasıyla yer
verilecektir.
Ancak söz konusu değerlendirmelere geçmeden önce dosya kapsamında incelenen
ve ortaya konulan fiyat sıkıştırması uygulamasının tam regülasyon altında
gerçekleşmediğini vurgulamak gerekmektedir. Daha önceki kısımlarda da belirtildiği
ve TK görüşlerinde de yinelendiği üzere TTNet’in faaliyet gösterdiği perakende
pazardaki tarifeleri ve kampanyaları, soruşturmanın kapsadığı süre boyunca hiçbir
şekilde TK’nin denetim ya da onay sürecine tabi tutulmamıştır. Bu bakımdan,
TTNet’in bu pazardaki fiyatlandırma politikası doğrudan rekabet hukuku kapsamında
değerlendirilebilecek durumdadır. Bu bağlamda, dosya kapsamında tespiti yapılan
fiyat sıkıştırması ise TK onayına tabi olan Türk Telekom’un toptan tarifeleri nedeniyle
değil, TTNet’in bu tarifeler veri iken perakende pazardaki fiyatlaması neticesinde
oluşan fiyatlama politikası sonucunda oluşmuştur. Bu nedenlerle, tespiti yapılan fiyat
sıkıştırmasının tam düzenlenen bir pazarda gerçekleşmediği açıktır.
Maliyetin Altında Fiyatlandırma Yapılmadığına İlişkin Savunmalar
Dosya kapsamındaki tespit ve değerlendirmelerde yer verildiği üzere, TTNet’in Kasım
2006-Şubat 2008 dönemini kapsayan 16 ay boyunca, müşteri kazanma maliyetleri üç
yıla yayılmak suretiyle yapılan hesaplamalara göre maliyetlerini karşılayamayacak
şekilde fiyatlama yaptığı görülmüştür. Dolayısıyla TTNet’in maliyetlerinin altında bir
fiyatlama uyguladığı yapılan analizlerden ortaya çıkmaktadır. TTNet söz konusu
analiz yöntemine yönelik itirazlarına savunmalarında yer vermiştir. Ancak söz konusu
savunmalarda yer verilen hususların geçerliliği olmadığı ve/veya analizlerde ulaşılan
sonucu değiştirmediği sırasıyla aşağıda ele alınacaktır.
Hesaplamalarda Etkin Firmanın Maliyetlerinin Kullanılmasının Gerekliliği
TTNet’in savunmasında maliyet analiz yöntemine ilişkin olarak yer verdiği ilk husus,
fiyat sıkıştırmasının tespitinde pazardaki “etkin bir işletmecinin” maliyetlerinin
kullanılmasının gerektiği, kendilerinin pazarda etkin firma olmadığı, hesaplamalarda
dikkate alınan maliyet kalemlerinin birçoğunun Türk Telekom’dan alındığı, her ne
kadar bu kalemlerin tutarlarında zamanla bir düşüş meydana geldiyse de rakiplerin
bu kalemlere ilişkin maliyetlerinin daha düşük olduğunun düşünüldüğü, bu nedenlerle
fiyat sıkıştırmasına ilişkin maliyet hesaplaması yapılırken TTNet’in maliyet
rakamlarının kullanılmaması, hipotetik etkin firmanın maliyetlerinin hesaplanması
gerektiğidir.
Fiyat sıkıştırması analizi yapılırken temel olarak ekonomik bütünlük içerisinde
bulunan dikey bütünleşik teşebbüsün fiyatlandırma politikası sonucunda alt pazardaki
rakiplerin normal bir kâr elde edip edemediği incelenmektedir. Ancak, sözü edilen bu
normal kârın hesaplanmasında ise öncelikle soruşturma konusu teşebbüsün toptan
ve perakende fiyatları arasındaki marjın perakende pazardaki etkin bir firmanın
maliyetlerini karşılayıp karşılamadığına bakılmaktadır. Maliyet hesaplamasında,
maliyetleri esas alınan etkin firmanın pazardaki hangi firma olacağı sorusu ise teorik
olarak üzerinde tartışmaların yürütüldüğü bir konu olmakla birlikte, bu konuda
uygulamalara ve teoriye bakıldığında temel olarak iki yöntemden bahsetmek
mümkündür.
Bunlardan ilki teoride “makul etkinlikteki rakip testi” olarak bilinmekte olup bu
yöntemde TTNet’in savunmasında belirtildiği gibi “hipotetik etkin firmanın” maliyetleri
dikkate alınmaktadır. Bir başka deyişle, pazardaki etkin çalışan bir firmanın maliyet
kalemleri belirlenmekte ve bu kalemlerin teorik olarak hesabı yapılmaktadır. Ancak,
08-65/1055-411
97
uygulamada böyle bir firmanın maliyetlerini hesaplamak oldukça güçleşmektedir. Bu
nedenle, söz konusu yöntemde genellikle pazardaki inceleme konusu teşebbüs
dışındaki bir firmanın/firmaların (rakibin) maliyetleri kullanılmaktadır. Rakibin
maliyetlerini kullanmanın ise bazı yönlerden eleştiriye açık olduğu görülmektedir.
Bunların en önemlisi, incelemeye konu teşebbüsten, rakiplerin maliyetini bilmesi ve
bu maliyetleri dikkate alarak fiyatlarını ayarlamasının beklenmesi ve
ayarlayamadığında rekabet hukuku bağlamında teşebbüsün zan altında
bırakılmasıdır. Bu yöntemin de rekabet hukukunun “rakibin değil rekabetin
korunması” amacıyla örtüşmediği kabul edilmektedir. Bu nedenle, literatürde ve
uygulamalarda “eşit etkinlikteki rakip testi” olarak bilinen yöntemin benimsendiği
görülmektedir. Bu yöntemin benimsenmesinin altında yatan nedenlerden en önemlisi,
teşebbüsün fiyatlandırmasının ancak kendisi kadar etkin bir rakibi dışlaması
durumunda rekabet hukuku bağlamında sorun teşkil edebileceğidir71.
Yürütülen soruşturmada yapılan fiyat sıkıştırması analizinde de esas olarak yukarıda
açıklanan ikinci yöntem benimsenmiştir. Pazarda faaliyet gösteren eşit etkinlikteki
rakibin maliyeti için ise perakende alt pazarda faaliyet gösteren TTNet’in maliyetleri
kıstas olarak alınmıştır. Bunun yanı sıra, pazarda faaliyet gösteren bazı İSS’lerin
maliyetleri de incelenmiş, benzer maliyet kalemleriyle karşı karşıya oldukları ve zarar
ettikleri tespit edilmiştir. Rakiplerin yürüttükleri kampanyalarda zarar ettiği hususu,
TTNet’in savunmasında yaptığı analizlerde de teyit edilmiştir. Ayrıca, TTNet’in
Üçüncü Yazılı Savunması’nda bir kampanyasının VAE modelinde etkin bir operatör
bakımından kârlı olduğunu göstermesi, hem soruşturma döneminde VAE’nin anlamlı
bir uygulama alanı bulamaması hem de hesaplamalarda kullanılan varsayımların
kaynağının belirsizliği nedeniyle, hipotetik etkin bir firmanın maliyetlerinin
kullanılabileceğini ispat etmekten uzaktır.
Analizlerde Esas Alınan Müşteri Ömrü ve Yöntem
Analizlerde dikkate alınacak müşteri ömrü konusunda, yapılan savunmalarda farklı
iddialarda bulunulduğundan her bir aşamadaki savunmalarda ileri sürülen hususlara
aşağıda ayrı ayrı yer verilecektir.
İlk Yazılı Savunmalarda;
Soruşturma açılmasına ilişkin yazıda, AB Komisyonu’nun yıkıcı fiyat ihlalini
tespit ettiği Wanadoo kararındaki maliyet hesaplama sürelerini dikkate aldığı,
ancak, genel olarak söz konusu karardaki sektöre ve ilgili firmaya yönelik
tespitlerin Türkiye’deki telekomünikasyon sektörü ve TTNet üzerine
uygulanamayacağı,
TTNet’in kampanyalarını yürürlüğe koyarken sadece bugünkü maliyet yapısını
değil ileride yapılacak iyileştirmeleri de göze önüne aldığı, söz konusu
iyileştirmelerinin en önemli ikisinin 2008 yılında elektronik fatura uygulamasına
geçilmesi ve VAE yöntemiyle hizmet sunulması olduğu, söz konusu
iyileştirmelerle kampanyaların 24 aylık taahhüt süresi içinde kârlı hale geldiği,
İnternet hizmetinin doğası gereği bir müşteriden elde edilecek gelir ve verilecek
hizmetten dolayı katlanılacak maliyetin tamamen müşterinin hizmeti kullanacağı
süre beklentisine göre şekillendiği, gelir gider hesabının bu beklenti üzerine
71 O’DONOGHUE, R. ve A. J. PADILLA (2006), The Law and Economics of Article 82 EC, Hart
Publishing, Oxford & Portland, 2006, Oregon, s. 367.
08-65/1055-411
98
kurulduğu, bu çerçevede fiziksel ürünlerden farklı olarak beklenen maliyet ve
müşteri ömrünün önem kazandığı dolayısıyla, TTNet’ten kısa zamanda
uygulamaya geçmeyi planladığı, uygulamaya yönelik kararların alınıp uygulama
doğrultusunda çalışmaların başladığı maliyet düşürücü iş modellerini göz ardı
ederek gerçekçi olmayan geçmiş bazı maliyet hesaplarını göz önünde
bulundurarak gelecekteki kârlılığını kısıtlamasının beklenemeyeceği,
İkinci Yazılı Savunmalarda;
Abone kazanma maliyetlerinin ve diğer maliyetlerin hesaplamada kullanılan 24
ay ya da 36 boyunca sabit kalmayacağı, dolayısıyla bu maliyetlerin abone
olunan aydaki gider rakamlarına göre değil, hesaplanan aydaki gider
rakamlarına göre değerlendirilmesi gerektiği,
TTNet’in 23.6.2008 tarihinde Türk Telekom ile VAE sözleşmesi imzalamış
olması, elektronik faturalamaya geçiş, tahsilât ücretlerinin düşmesi, hâlihazırda
Türk Telekom tarafından sağlanan otomasyon ve faturalama işlemlerinin TTNet
bünyesinde gerçekleştirilmeye başlanacak olma ihtimali gibi nedenlerle TTNet’in
ileride maliyetlerinin düşeceği ve bunun da kampanyalardaki kârlılığı
etkileyeceği,
Kampanyalardaki abonelik taahhüdünün 24 ay olmasının, hesaplamalarda
temel alınan müşteri ömrünün de 24 ay olarak belirlenmesini gerekli kılmadığı,
kendilerinin iptal oranlarına ve müşteri yaşlandırmalarına göre yaptıkları
hesaplamalara göre müşteri ömrünün 5 yıl olduğu,
iddia edilmektedir.
TTNet’in Üçüncü Yazılı Savunması’nda ise müşteri ömrünün 48 ay belirlenmesi
gerektiği öne sürülmektedir.
Öncelikle, savunmalarda, müşteri ömrü konusunda, AB Komisyonu’nun Wanadoo
kararındaki sürenin benimsenmesi ve müşteri ömrü süresi bakımından çelişkili
iddiaların öne sürüldüğü, bu konuda bir akademisyenden alınan görüşlerin de
kantitatif bir analize dayanmadığı belirtilmelidir.
Sürenin ortaya konmasında TTNet’in kendi uygulamaları, AB Komisyonu kararlarında
kullanılan ölçütler, diğer ülke uygulamaları ve incelenen pazarın yapısı göz önünde
bulundurulmuştur. Buna göre, abonelik süresinin yalnızca taahhüt süresiyle
belirlendiğini söylemek mümkün değildir; yapılan analizde taahhüt süresi dışında da
birçok unsur dikkate alınmıştır.
Ayrıca, TTNet’in müşteri yaşlandırması ve ilişkili iptal oranları temel alınarak yapılmış
hesaplamalara göre 47 aylık, ters iptal oranıyla ise 5 yıllık müşteri ömrüne ulaştığı
belirtilmektedir. Telefónica kararında Wanadoo kararına da atıfta bulunularak müşteri
sayısının önemli oranda arttığı bir zaman diliminde gözlenen iptal oranlarının
gösterge olarak dikkate alınamayacağı, bu oranların sadece dengeye oturmuş bir
müşteri tabanı üzerinden yapılan ortalama müşteri ömrü hesaplamasında kullanışlı
olacağı belirtilmektedir. Bu bağlamda, Türkiye’de genişbant internet erişim hizmetleri
pazarında gözlenen abone sayısının hızlı bir şekilde arttığı dikkate alındığında
TTNet’in hesapladığı müşteri ömrünün gerçekçi olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca
pazardaki rakip İSS’lerin TTNet’e geçerli bir alternatif olamamaları nedeniyle bu
şekilde yapılacak bir hesaplama da kabul edilemeyecektir.
Bu kapsamda, her ne kadar inceleme sürecinde pazardaki genel uygulama yirmi dört
aylık abonelik taahhüdü karşılığında müşterilere indirim, bedava modem vb. faydaları
08-65/1055-411
99
sağlamak şeklindeyse de, Soruşturma Raporu ve Ek Yazılı Görüş’te önerilen 24 aylık
müşteri ömrü mevcut dosya kapsamında, ekonomik bütünlüğün lehine olacak
şekilde, AB Komisyonu’nun son uygulamaları da dikkate alınarak 36 ay olarak
belirlenmiştir.
TTNet’in gelecekte daha etkin bir maliyet yapısına sahip olacağı ve kârlılık analizini
değişmesi gerektiği savunmalarına yönelik olarak, dosya kapsamında benimsenen
hesaplama yönteminin gerçekleşmiş olan dönemdeki aylık72 ortalama gelir ve
ortalama maliyet rakamlarına dayandırıldığı vurgulanmalıdır. Dolayısıyla,
Kasım 2006 – Şubat 2008 döneminde müşteri kazanmaya yönelik maliyetler uzun
döneme yayılsa bile TTNet’in kampanyalı ve kampanyasız tüm yeni müşterileri
bakımından kâr edemediği belirtilmelidir. Ayrıca, gelir tablosu üzerinden yapılan
değerlendirmede de, söz konusu dönemin büyük kısmında TTNet’in operasyonel
maliyetlerinin (abone kazanma maliyeleri dâhil edilmeden) gelirleriyle
karşılanamadığı gösterilmiştir. Bu bakımdan, izlenen yöntem bakımından gelecekteki
maliyet azalmalarının geçmiş dönemdeki hesaplamalara bir etkisi olmayacaktır.
Bunun yanı sıra, yapılan hesaplamalar TTNet’in ifadelerinde yer aldığı üzere internet
hizmetlerinin özellikleri dikkate alınarak ve uzun döneme yayılarak yapılmıştır.
Sonuç olarak, TTNet’in faaliyetlerini kârlı bir biçimde sürdürüp sürdüremediği
gerçekleşmiş veriler üzerinden incelenmiştir. Geleceğe ilişkin projeksiyonların bu
türden analizi etkilemesi olanaklı değildir. Ayrıca, yapılan bir değerlendirmede
gerçekleşeceği belli olmayan veriler üzerinden geleceğe yönelik bir analiz yapmak
4054 sayılı Kanun’un ihlal edilip edilmediği kararının verilmesi bakımından sağlıklı
sonuçlar vermeyecektir.
Gelir ve Maliyet Unsurlarının Hesaplanması ve Hesaplama Yöntemi
TTNet tarafından ilk yazılı savunma yerine geçmesi için gönderilen yazıda yer alan;
Yapılan hesaplamalarda kota aşım gelir ve giderlerinin dikkate alınması
gerektiği,
Genel izinle yürütülen hizmetlerde TK katkı payının ödenmemesi gerektiğinin
fark edildiği,
TTNet adına tahsilât yapan Türk Telekom’a ödenen tahsilât ücretinin
1.7.2007’den itibaren %(…)’ten %(…)’ya düşürüldüğü,
Türk Telekom’a ödenen çağrı merkezi ücretinin 1.7.2007’den itibaren yeniden
düzenlendiği,
Müşteri işlemleri ücreti olarak Türk Telekom’a ödenen ücretin mükerrer
olduğunun tespit edildiği ve artık ödenmeyeceği,
İşçi ücret giderleri, ilan ve reklam giderleri, ADSL servis hizmet komisyon bedeli
rakamlarının ve modem fiyatının güncellendiği
hakkındaki iddialar, konuya ilişkin sunulan belgeler de göz önünde bulundurularak
TTNet’in maliyetlerinin hesaplandığı tablolara yansıtılmıştır.
72 TTNet tarafından Üçüncü Yazılı Savunma’da bir şirketin aylık karlılık hesabı yapmayacağı yönünde
bir savunma getirilerek yapılan analiz eleştirilmiştir. Buna karşın, 16 aylık bir dönemde zarar ettiği
gösterilen bir teşebbüs bakımından, aylık, iki aylık, altı aylık ya da yıllık dönemler için yapılabilecek
hesaplamalarda da sonucun değişmeyeceği açıktır.
08-65/1055-411
100
TTNet’in İkinci Yazılı Savunmasında gelir ve maliyet unsurlarının hesaplanmasına
ilişkin olarak; maliyet unsurlarının hesaplanmasında çeşitli hatalar yapıldığı ve bu
hatalar düzeltildiğinde TTNet’in kârlılık rakamlarının önemli bir şekilde değiştiği ve
özellikle 36 aylık hesaplamada birçok ayda zarar edilmediği iddia edilmiştir. İddialara
her bir kalem için ayrı ayrı cevap verilecektir.
Kota aşım gelirlerinin ÖİV ve KDV’den arındırılmış bir biçimde aktarılması gerektiğine
yönelik savunmalar yerinde görülerek, düzeltilmiş rakamlar Kâr/Zarar Tablosu’na
yansıtılmıştır.
İndirim maliyetleri ile ilgili olarak; modem maliyetlerinin KDV dâhil bedel üzerinden
hesaplandığı, benzer şekilde indirimli kampanyalarda indirim tutarlarının KDV ve ÖİV
dâhil fiyatlar üzerinden hesaplandığı, bunun genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri ve
yasal mevzuata aykırı olduğu iddia edilmiştir. TTNet tarafından gönderilen belgeler
arasında yer alan ve Maliye Bakanlığı’ndan 01.08.2007 tarihli yazı ile
“Pazar payımızı artırmak ve satışını yaptığımız ADSL ürünümüze olan
talebi artırmak amacıyla 24 aylık abonelik yapan müşterilerimizden ilk iki
ay almadığımız bedelin bir promosyon faaliyeti olup olmadığı, ilk iki aylık
dönem için KDV ve ÖİV hesaplanıp hesaplanmayacağı ve aynı dönem
için fatura düzenlenip düzenlenmeyeceğine ilişkin...”
görüş talep edilmiş, ancak TTNet tarafından gönderilen 17.4.2008 tarihli ve 2366
sayılı yazıda, talep edilen görüşün ilgili yazı tarihi itibarıyla gelmediği bilgisi verilmiştir.
TTNet yetkilileri tarafından Maliye Bakanlığı görüşü belli olmadığından ödendiği
bilinen ilgili KDV ve ÖİV bedelleri Soruşturma Raporu ve Ek Yazılı Görüş’te analizlere
dâhil edilmiştir. Ancak TTNet tarafından Rekabet Kurumu kayıtlarına 19.9.2008 tarih
ve 6292 sayı ile Üçüncü Yazılı Savunması’nın ekinde Maliye Bakanlığı’nın söz
konusu görüşü yer almıştır. Anılan görüşte yer alan “Şirketiniz tarafından 24 aylık
abonelik sözleşmesi yapılması ancak 22 aylık bedel tahsil edilmesi bir pazarlama
yöntemidir. Bu işlemde müşteriden yapılan tahsilât 24 aylık abonelik süresince
verilen hizmetin bedeli olup bu bedelin 24’e bölünmesi sonucu bulunacak tutar
üzerinden katma değer vergisi ve özel iletişim vergisi hesaplanması, bedel tahsil
edilmeyen dönemler de dâhil olmak üzere her ay beyan edilerek ödenmesi
gerekmektedir.” ifadeleri doğrultusunda abone kazanma maliyetleri güncellenmiştir.
Ortalama aylık abonelik bedelinin hesaplanmasında her ay portföye katılan
abonelerin aylık ADSL bedellerinin o ayki paket ağırlığına göre hesaplanması ve
böylece önceki dönemlerin paket ağırlığının ilgili döneme etki ettirilmemesinin daha
uygun olacağı iddia edilmektedir. İlgili bölümde ortalama aylık abonelik bedeli, Kasım
2006 - Şubat 2008 dönemini kapsayan inceleme döneminde TTNet tarafından
yapılan tüm kampanyalı ve kampanyasız aboneliklerin, paket bazındaki tarifeler
üzerinden ağırlıklı ortalaması alınarak hesaplanmıştır. Gerçekleştirilen hesaplama ile
TTNet tarafından önerilen hesaplama aynıdır. Ayrıca, söz konusu öneriye yönelik
hesaplamanın etkileri ile ilgili olarak herhangi bir veri sunulmamıştır.
Ortalama servis ücreti ile ilgili de benzer iddialar öne sürülmüştür. Bu iddialarla ilgili
değerlendirme, ortalama aylık abonelik bedeli ile ilgili değerlendirmeden farklı
olmamıştır.
Tahsilât ücretinin 2008 yılının ilk üç ayında %(…) olarak değil %(…) olarak
gerçekleştiği iddia edilmiştir. “I.3.2. TTNet’in Perakende İnternet Erişim Hizmetleri
Pazarındaki Fiyatlaması ve Kârlılığına İlişkin Tespitler” başlıklı bölümde, Türk
Telekom ve TTNet tarafından sunulan bilgiler çerçevesinde, tahsilât ücretinin
08-65/1055-411
101
1.12.2006 tarihli “Türk Telekomünikasyon A. Ş. ile TTNet Anonim Şirketi Arasındaki
ADSL Satış, Kurulum, Servis ve Tahsilat Sözleşmesi” ve buna “Ek Sözleşme” ile
belirlendiği ve bu sözleşmede yapılan tahsilatın %(…)’ü olarak belirlenen tahsilat
ücretinin Ek Sözleşme’de yapılan 1.7.2007 tarihli tadilat ile bu tarihten itibaren %(…)
olarak uygulandığı belirtilmektedir. Bunun dışında oranın %(…)’ye düştüğüne ilişkin
Kurum’a ulaşan herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır.
Ayrıca, tahsilât ücreti, müşteri hizmetleri ücreti ve boş port maliyetlerinin tüm müşteri
ömrüne yansıtılması gerektiği öne sürülmektedir. Yapılan hesaplamalarda söz
konusu maliyet azalmalarının etkisi müşterinin kalan ömrüne yansıtılmış durumdadır.
Şöyle ki, anılan maliyetler ay bazında hesaplanmakta ve yaşanan değişiklikler
tabloya yansıtılmaktadır; böylece anılan maliyetlerin abonenin yaşam süresi için
ortalaması alındığında ortalama maliyet tutarları da dolaylı olarak yayılmış
olmaktadır.
Yukarıda yer verilen iddialara ek olarak TTNet tarafından yapılan Üçüncü Yazılı
Savunma’da konuya ilişkin bazı yeni iddialara yer verilmiştir.
İlk olarak TTNet’in faaliyetlerine yeni başladığı ve bu nedenle faaliyetinin ilk yıllarında
zarar etmesinin doğal olduğu iddia edilmektedir.
Faaliyetinin ilk yıllarında bir teşebbüsün zarar etmesi, genel olarak yoğun sabit
kıymet satın alınmasından (işin kurulması/altyapı yatırımı yapılması) veya piyasaya
yeni giriş nedeniyle yeterli müşteri tabanına ulaşılamamasından
kaynaklanabilmektedir. TTNet’in incelenen dönemde faaliyetleri temel olarak al-sat
yöntemi kapsamında kalmıştır. Bir pazarlama faaliyeti olarak değerlendirilmesi
mümkün olan al-sat yönteminde çok yüksek sermaye yatırımı gerekmemektedir. Bu
noktada, bu tür bir yatırım olarak değerlendirilebilecek müşteri kazanma maliyetleri
yapılan analizde müşteri ömrüne yayılmış durumdadır. Bunun yanında, TTNet, tüzel
kişi sıfatı olmadan faaliyetlerine 2004 yılında başlamış, tüzel kişilik oluşturulmasıyla
birlikte yaklaşık (……..) abone devralmıştır. Dolayısıyla, TTNet’in faaliyetlerine yeni
başladığı için zarar ettiğini söyleyebilmek de mümkün değildir.
İkinci olarak, yerinde incelemede elde edilen ve TTNet Genel Müdürü’nün (…) yıl
zararına çalışmayı “kabul edilebilir” olarak nitelediği e-postaya ilişkin olarak;
İlk yıllarda zarar etmenin rekabet ihlali dışında da rasyonelleri olduğu,
Bu ifadelerin genel müdürün kendi görüşleri olabileceği, bu nedenle, firmanın
stratejisi olarak değerlendirilmemesi gerektiği,
Bunun “hasat” unsurunun oluşmadığını gösterdiği73,
Bu kadar uzun süreli bir zararın ancak çapraz sübvansiyonla karşılanabileceği,
tüzel kişilik ayrımından dolayı bunun olanaklı olmadığı,
Bu ve benzeri yazışmaların “aşırı risk” algısından kaynaklandığı, dikkate
alınmaması gerektiği
iddia edilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki (…) yıllık bir süre “ilk yıllar” olarak
değerlendirilemeyecek kadar uzun bir süredir. Böyle olmasa bile, TTNet’in, hizmet
verdiği al-sat erişim modelinde, faaliyetinin ilk yıllarında zarar etmesinin doğal
olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir.
73 Bu iddiaya yönelik değerlendirmelere aşağıda ilgili başlık altında yer verilecektir.
08-65/1055-411
102
Ayrıca, bahsedilen yazışma TTNet Genel Müdürü ile Planlama ve Strateji Başkanı
arasında gerçekleşmiştir. Firmanın icrai olarak en yetkili yöneticisi ile “stratejisi”nden
sorumlu kilit çalışan arasındaki yazışmanın “firma stratejisi” olarak değerlendirilmesi
son derece doğaldır.
Söz konusu uzun süreli zararın çapraz sübvansiyon ile finanse edilebileceği hususu
konusunda ise, TTNet’in, 2006 yılında (……….) YTL, 2007 yılında ise yaklaşık
(………) YTL, 2008 yılının ilk üç ayında ise yaklaşık (………) YTL zarar ettiği ve
TTNet’in sermayesinin 14.8.2007 tarihli olağanüstü genel kurul sonucunda 100
Milyon YTL’den 500 Milyon YTL’ye çıkarıldığı göz önüne alındığında, söz konusu
zararların sermaye enjeksiyonu yoluyla karşılandığı ortaya çıkmaktadır. Tüzel kişiliğin
ayrı olması, görüldüğü üzere, Türk Telekom’un TTNet’i sübvanse etmesine engel
değildir.
Üçüncü olarak, Türk Telekom ve TTNet ekonomik bütünlüğünün fiyatlamasının analiz
edildiği 16 aylık sürenin, ihlalin ortaya konulması için yeterli bir süre olmadığı, AB
Komisyonu’nun kararlarında incelenen sürelerin daha uzun olduğu iddia edilmektedir.
16 aylık sürenin bir ihlalin ortaya konulması için yeterli bir süre olduğu konusunda
hiçbir kuşku bulunmamaktadır. Söz konusu savunma, tarafların içinde bulunulan
pazarın baş döndürücü bir hızla değişen bir pazar olduğu iddialarıyla da
çelişmektedir. Söz konusu 16 ayda TTNet’in ciddi şekilde abone kazandığı ve mevcut
abone tabanını daha da genişlettiği göz önüne alındığında, söz konusu ihlalin aynı
zamanda pazarda ciddi etkiler yarattığı görülmektedir.
Dördüncü olarak, Wanadoo Kararı’nda yer aldığı belirtilen sadece ADSL hizmetlerine
ilişkin reklam giderlerinin dikkate alınması gerektiği şeklindeki ifadelere atıfta
bulunularak “Reklam/Sponsorluk Maliyetleri”nin hesaplamaya dâhil edilmemesi
gerektiği iddia edilmektedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki yapılan hesaplamalarda ekonomik bütünlüğün yalnızca
perakende pazardaki kolu olan TTNet’in reklam ve sponsorluk giderleri dikkate
alınmıştır. Ekonomik bütünlüğün ADSL hizmetlerine ilişkin olmayan herhangi bir
reklam ve sponsorluk gideri hesaplamaya dâhil edilmemiştir.
Hesaplamada, doğrudan kampanyaya yönelik olan ve genel reklamlar arasında bir
ayrıma gidilerek doğrudan kampanyaya yönelik olan reklam giderlerinin ekonomik
bütünlüğün lehine olacak şekilde müşteri ömrüne yayılması sağlanmaya çalışılmıştır.
Reklam ve sponsorluk giderleri, bir firmanın bilinirliğini artırarak firmayı rakiplerinin
önüne geçiren faaliyetlerden kaynaklanmaktadır. Bu giderler doğrudan kampanyalara
yönelik olmasa da, genel anlamda, potansiyel aboneleri TTNet’e yönlendirmekte ve
istemeleri halinde kampanyalardan yararlanma olanağı sağlamaktadır. Soruşturma
konusu analizin ayrı ayrı kampanyaların maliyetlerini hesaplamaya değil, yeni abone
kazanma maliyetlerini hesaplamaya yönelik olduğu dikkate alındığında,
“Reklam/Sponsorluk Maliyetleri”nin hesaplamaya dâhil edilmesi gerektiği ortaya
çıkmaktadır.
Beşinci olarak, TTNet tarafından sunulan aylık gelir tabloları üzerinden yapılan genel
kârlılık hesaplamasında maliyetler arasında yer verilen genel yönetim giderlerinin
değişken maliyet olması nedeniyle hesaplamada yer almaması gerektiği iddia
edilmektedir.
Genel yönetim giderlerinin de içerisinde yer aldığı genel giderler ancak firma
tarafından birden fazla ürün sunulması halinde dağıtılması açısından (hangi ürüne ne
08-65/1055-411
103
kadar dağıtılması gerektiği bağlamında) tartışılabilecek bir konudur. Bu dağıtıma
ilişkin uygun kıstasların bulunmaması halinde, keyfiliği ortadan kaldırmak amacıyla,
genel giderlerin hiç dikkate alınmaması gerektiği yönünde görüşler mevcuttur. Oysa
soruşturma kapsamında incelenen ekonomik bütünlük tarafından ilgili perakende
pazarda temel olarak bir ürün sunulmakta ve söz konusu genel giderlere bu ürün için
katlanılmaktadır. Bu bağlamda, ürüne ait maliyetler ortaya konulurken ürüne özgü
tüm maliyetlerin dikkate alınması gerektiğinden hareketle, genel yönetim giderleri de
dikkate alınmıştır.
Son olarak, tahsil edilememe maliyetine Soruşturma Raporu’nda yer verilmediğinden
hesaplamaya dâhil edilmemesi gerektiği de iddialar arasındadır. Soruşturma
Raporu’nda tahsil edilmeme maliyetine hesaplanan tutarla birlikte yer verilmiştir.
Hesaplama yapılırken iç raporlamalarda 2007 yılı için ayrılan (………..) YTL’lik
“şüpheli alacak” karşılığı tutarı dikkate alınmış ve bu rakam abone sayısına
dağıtılmıştır. Tarafların İkinci Yazılı Savunması’nda konuya ilişkin bir açıklamaya yer
verilmemesi üzerine, Ek Yazılı Görüş’te söz konusu rakamlar analize eklenmiştir.
Kaldı ki, tarafların savunmaları kabul edilse ve tahsil edilememe maliyetleri dikkate
alınmasa bile, Tablo 13’de sadece bir ay için TTNet’in kârda olacağı, diğer ayların
tümünde zararda olacağı belirtilmelidir.
Yukarıda yer verilen değerlendirmeler ışığında, kârlılık analizine ilişkin olarak yapılan
savunmaların bir kısmı yerinde bulunarak kabul edilmiş, bir kısmının ise yerinde
olmadığı tespit edilmiştir. Kabul edilen savunmalara yönelik değişiklikler analize
yansıtıldığında, söz konusu Tablo 13’den görüleceği üzere sonuç değişmemiştir.
Bununla birlikte, 36 aylık müşteri ömrü dikkate alınarak ve bu dosyadaki kabul edilen
yöntem izlenerek, TTNet tarafından Üçüncü Yazılı Savunmada yapılan analizde de,
sadece bir ay hariç, inceleme döneminin tamamında aylık bazda TTNet’in zararda
olduğu görülmektedir.
TTNet’in (Yıkıcı) Fiyat Sıkıştırması Niyetinin Bulunmadığına Yönelik
Savunmalar
TTNet tarafından, Rekabet Kurulu’nun yıkıcı fiyata ilişkin verdiği kararlarda niyet
unsurunun varlığının aradığı, söz konusu dosyada ise bu unsurun gerçekleşmediği
iddia edilmiş; dosya kapsamında yapılan tespitlerin, elde edilen yazışmaların ticari
hayat içerisinde normal ve rekabetçi karşılanabilecek yazışmalar olduğu, doğrudan
fiyat sıkıştırmasına ilişkin niyeti gösterir bir nitelik taşımadığı, söz konusu yazışmalar
içerisinde, rekabet karşıtı niyetin bulunması için “rakiplerimizi piyasa dışına atalım,
tekel konumuna gelip aşırı kârlar elde edelim, fiyatı daha sonra yükseltebilmek için
yıkıcı fiyat uygulayalım” gibi ifadelerin bulunması gerektiği, ancak bu yönde ifadelere
rastlanmadığı öne sürülmüştür.
Öncelikle, daha önce de değinildiği üzere, fiyat sıkıştırmasının rekabet hukuku
bağlamında ele alınabilmesi için niyetin tespit edilmesinin ve bunun da ötesinde
niyetin, tarafların savunmasında yer verdiği ifadelerle gösterilmesinin zorunlu
olmadığı belirtilmelidir. Buna karşın, Türk Telekom ve TTNet’te yapılan yerinde
incelemelerde elde edilen iş planlarında ve söz konusu şirket yetkililerinin kendi
yaptıkları hesaplamalarda zarar ettiklerine ya da kampanyaların makul sürelerde
başa baş noktalarına ulaşamadığına yönelik tespitlerin de yapıldığı görülmüştür. Bir
başka ifadeyle, Türk Telekom ve TTNet yetkililerinin şirket içi sunumlardaki ve
aralarında yaptıkları yazışmalardaki ifadeleri, perakende pazardaki stratejiye uygun
olarak, belirlenen amaçlara ulaşabilmek için rakiplerin faaliyetlerinin zorlaştırılması ya
da pazardan dışlanması yönündeki niyetlerinin göstergesi niteliğinde bulunmuştur.
08-65/1055-411
104
Fiyat Sıkıştırması Yoluyla Dışlama Yapılmadığına İlişkin Savunmalar
Savunmalarda, fiyat sıkıştırması yoluyla dışlama iddialarına karşı genel olarak;
Dosya kapsamında ele alınan AB Komisyonu kararlarında (Deutsche Telekom,
Wanadoo ve Telefónica), bu kararlara konu eylemler sonucunda rakiplerin
piyasa dışına çıkmış olduğunun ve incelenen teşebbüslerin pazar payının
arttığının tespit edildiği, bu kararların soruşturmaya konu eylemlere örnek teşkil
etmeyeceği,
TTNet’in pazar payının ilgili süreçte %(…)’dan %(…)’e, hatta son abonelik
kayıtlarıyla birlikte %(…)’e gerilemiş olduğu,
TTNet’in pazar payı gerilerken, diğer İSS’lerin pazar dışına çıkmamış olduğu,
İSS’lerin VAE ve YAPA yöntemini bekliyor olduğu, bu durumun soruşturma
kapsamında tespit edildiği,
Bu İSS’lerin kurumsal pazarlarda faaliyet göstermeye devam ettikleri, çeşitli
ihalelere girerek TTNet’ten daha iyi teklif verdikleri,
Yeni müşteri edinmeye ve mevcut müşterilerin bağlılığını artırmaya yönelik
TTNet tarafından yürütülen kampanyaların benzerlerinin İSS’ler tarafından da
yapıldığı ve bu dönem içerisinde İSS’lerin abone kazanmaya devam ettiği, VAE
ve YAPA modellerinin devreye girmesiyle bu rekabetin artacağı, bu hususların
göz ardı edilmemesi gerektiği,
“Rakiplerin büyümelerini ve pazar payı elde etmelerini engellemek” ölçütünün
yıkıcı fiyat sıkıştırması bakımından geçerli olmadığı, rakiplerin pazar dışına
çıkartılmasının hem ABD hem de diğer Rekabet Kurulu kararlarında kıstas kabul
edildiği
öne sürülmüş ve TTNet’in soruşturmaya konu eylemleri sonucunda, rakiplerin pazar
dışına çıkmamış olduğu, inceleme konusu eylemler nedeniyle tüketici refahının
artmış olduğu belirtilmiştir.
Türk Telekom ve TTNet’in savunmalarında, işbu kararda örnek verilen AB
Komisyonu kararlarının yürütülen soruşturma konusuna örnek teşkil edemeyeceğine
de değinilmiştir. Belirtilmelidir ki, değerlendirmelerde söz konusu kararlar ve
kararlarda yer verilen tespit ve değerlendirmeler soruşturma konusuna doğrudan
uyarlanmamış ve ihlalin tespiti bakımından esas alınmamıştır. Anılan kararlarda yer
alan bazı teknik ve hukuki tespitler soruşturma konusuna uygunluk taşıdığı
durumlarda dikkate alınmıştır. Bu nedenle, kararlarda yer alan teşebbüslerin faaliyet
gösterdiği ülkelerdeki serbestleşme düzeyinin ve internet kullanımı penetrasyon
oranının Türkiye’den yüksek olması, maliyet hesaplamalarında farklı amortisman
sürelerinin esas alınması ve pazarda dışlayıcı etkilerin varlığının farklılık taşıması ve
soruşturmaların daha uzun süreyi kapsaması, Türk Telekom ve TTNet ekonomik
bütünlüğünün ilgili pazarlardaki eylemlerinin rekabet hukuku bağlamında (özel olarak
fiyat sıkıştırması bağlamında) değerlendirilmesini engellememektedir.
Soruşturmada, söz konusu hususlar da dikkate alınmış ancak ülkemizdeki internet
erişim pazarının koşulları göz önüne alınarak bir değerlendirme yapılmıştır.
Savunmalarda taraflar ayrıca, soruşturmanın kapsadığı süreçte hiçbir rakibin pazar
dışına çıkmadığını, hatta TTNet’in bu dönemde pazar payı kaybettiğini ve diğer
rakiplerin faaliyetlerine devam ettiğini, bu nedenlerle soruşturmaya konu fiyat
sıkıştırması iddiasına yönelik eylemlerin dışlama etkisi yaratmadığını, tüketicinin
yararına olduğunu, bu yönle de AB Komisyonu kararlarına konu olaylardan farklı
08-65/1055-411
105
nitelik taşıdığını ileri sürmüşlerdir. Bu yöndeki iddiaların iki başlık altında
değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu başlıklardan ilki, TTNet’in söz konusu uygulamaları sonucunda pazarda dışlama
etkisinin oluşup oluşmadığıdır. TTNet’in pazarda hâkim durumda bulunduğuna
yönelik değerlendirmelerde, Temmuz 2006 - Şubat 2008 dönemine ait TTNet’in ve
rakip İSS’lerin pazar payları ile bu pazar paylarının ve elde ettikleri abone sayılarının
gelişimine dair grafikler sunulmuştur. Bu grafikler incelendiğinde görüleceği üzere,
TTNet’in pazar payı soruşturma döneminde her zaman %(…) civarında ve üzerinde
gerçekleşmiş, rakip İSS’lerin pazar payları ve abone sayıları ise TTNet ile benzer
kampanyalar yapmasına karşın oldukça sınırlı düzeyde kalmıştır. Pazarda hem
TTNet hem de rakipler tarafından yapılan kampanyalarda TTNet’in abone sayısı
artışıyla, rakiplerin abone sayısı artışı arasındaki fark da yine ilgili grafiklerde
gösterilmiştir. TTNet’in ve rakip İSS’lerin pazardaki durumu, TK’nin hazırladığı
Haziran 2007 tarihli piyasa analizi dokümanında74 da teyit edilmiş ve rakip İSS’lerin
çok düşük bir pazar payıyla TTNet ile rekabet edemeyecek düzeyde oldukları ve bu
durumun değişmesinin güç olduğu, her ne kadar yetkilendirme ve ücretleri açısından
pazara giriş kolaylığı var gibi gözükse de ölçek ve kapsam ekonomilerinin pazara
girişte bir engel oluşturduğu belirtilmiştir.
Bunun yanı sıra, rakiplerin söz konusu marjlarla pazarda kalabilmeleri ve TTNet’in
kampanyalarına benzer kampanyalar yapabilmelerini ise yine önaraştırma sürecinde
yerinde incelemede bulunan, tespitler bölümünde yer verilen “Yıldız Geçidi Projesi”
adı altındaki bir sunumda “yeniden satış yöntemi … rakipler tarafından gelecekte var
olabilmenin bir yolu olarak görülüyor” ifadesi açıklar niteliktedir. Sonuç olarak, bu
ifadelerden TTNet’in karşısında önemli bir rakip olmadığı ve bu rakiplerin gelecekte
uygun düzenleme ortamı oluştuğunda pazarda yer alabilmek için bu yöntemde
zararına çalışmayı göze aldıkları ve ileride özellikle VAE ya da YAPA gibi modellerin
devreye girebilecek olma ihtimali karşısında pazarda kalmayı tercih ettikleri
görülmüştür. Tüm bu tespitler ışığında, TTNet’in uygulamaları sonucunda pazardan
herhangi bir rakibin pazar dışına çıkmamış olmasının, şirketin eylemlerinin rekabet
karşıtı etki yaratmadığını kanıtlamaya yetmediği görülmüştür. Kaldı ki, rakipleri pazar
dışına çıkarmanın yanı sıra, onların büyümelerinin ve pazar payı elde etmelerinin
engellenmesi de teşebbüsün fiyat sıkıştırması uygulamasının gerekçelerinden biri
olarak değerlendirilmiştir. Tarafların ileri sürdüğünün aksine, konuya ilişkin literatürde,
hâkim durumdaki teşebbüsün rakipleri pazar dışına çıkartmanın yanı sıra, rakipleri
kontrol altında tutmak istemesinin de fiyat sıkıştırmasını gerçekleştirme amaçlarından
sayıldığı görülmektedir.75
Yukarıda yer verilenler ışığında, savunmalarda öne sürülen iddiaların, soruşturma
konusu uygulamaların rekabeti bozucu etkisinin olmadığını ve dışlayıcı nitelik
taşımadığını ortaya koyamadığı görülmektedir.
Bu konuda değerlendirilecek diğer başlık ise, TTNet’in fiyat sıkıştırması şeklinde
nitelendirilen uygulamaları sonucunda abonelerin düşük fiyatlardan faydalanması ve
buna bağlı olarak tüketici refahının arttığına yönelik savunmalardır.
4054 sayılı Kanun’un genel gerekçesinde tüketici refahının rekabet yoluyla ne şekilde
artacağı aşağıdaki şekilde açıklanmıştır:
74 Bkz. Dipnot 8.
75 Bkz. Dipnot 72.
08-65/1055-411
106
“… Genel olarak piyasa ekonomilerinde rekabet; kâr, satış miktarı ve
pazar payı gibi belirli iktisadi hedeflere ulaşmak amacıyla ekonomik
birimler arasında ortaya çıkan bir yarış veya karşıtlık şeklindeki ilişkiler
süreci olarak tanımlanmaktadır. Rekabet, firmaları verimli olmaya, kaliteli
ve düşük bedelle daha fazla ürün ve hizmet sunmaya yönelten çok
önemli bir süreçtir. Rekabetin egemen olduğu bir piyasa
ekonomisinde fiyat ve kâr göstergeleri müdahalelerden uzak olarak
belirlenir. Firmaların bağımsız karar verebilmeleri ile ülkenin kısıtlı
kaynakları verimli bir şekilde kullanılmaya başlanır ve böylece tüketicinin
de refah düzeyi yükselir. … Rekabet sürecinin korunması ile ülke
kaynaklarının halkın taleplerine göre dağıtımı sağlanırken, artan
ekonomik verimlilik ile birlikte, genel refaha olumlu katkılar da sağlanmış
olacaktır. Ticari faaliyete katılanlar arasındaki rekabet, daha verimli
üretim ve işletmeciliği beraberinde getirirken, daha az kaynak
kullanılmasını, daha az maliyetle üretim yapılmasını, teknolojik yenilikler
ve gelişmelerin ortaya çıkmasını teşvik edici bir görev üstlenmiş
olacaktır. Bu da daha kaliteli mal ve hizmeti daha ucuza alabilme
fırsatının doğması, böylece tüketicilerin ve toplumun tümünün refah
düzeyinin artması sonucunu doğuracaktır…”
Yukarıda açıkça yer verildiği üzere, tüketici refahının artmasının altında yatan neden
doğrudan düşük fiyat ya da ucuza alınan hizmetler olmayıp firmaların rekabet
etmeleri sonucunda daha etkin çalışmaları ve kaynakların daha etkin kullanmaları
nedeniyle maliyetlerin düşmesinin, verimliliğin artmasının ve teknolojik ilerlemenin
dolaylı yoldan tüketicilerin daha düşük fiyatlara daha kaliteli hizmet almasını
sağlamasıdır. Dolayısıyla, tüketici refahı artışının göstergesinin doğrudan kısa süreli
fiyat indirimleri olmaması gerektiği açıktır. Nitekim, rekabet hukuku bağlamında
incelenen yıkıcı fiyat, fiyat sıkıştırması veya fiyata dayalı ayrımcılık gibi
uygulamalarda tüketiciler kısa dönemde düşük fiyatlardan yararlanıyor gibi
gözükseler de bu uygulamaların, pazardaki rekabet karşıtı etkiler doğurması veya
rekabetin gelişmesini engellemesi durumunda uzun dönemde, yukarıda yer verilen
gerekçelerle, tüketici refahına olumsuz etki yapacağı da açıktır. Bu bakımdan,
TTNet’in kampanyaları sonucunda pazarda tüketicilerin hâlihazırda düşük fiyatlarla
hizmet alıyor olmasının, pazarda rekabeti kısıtlayıcı ve bozucu sonuçlar
doğurmayacağı ve uzun dönemde rekabetin gelişmemesi sonucu tüketicilerin
zararına yol açmayacağı anlamına gelmemektedir.
Fiyat Sıkıştırmasında Hasat Unsurunun Varlığına İlişkin Savunmalar
TTNet tarafından, Rekabet Kurulu’nun yıkıcı fiyat değerlendirmesinde hasatın
gerçekleşmesini bir şart olarak aradığı, ama söz konusu dosyada “yıkıcı fiyat
sıkıştırması” tespitinde bu yönde bir eksikliğin olduğu, bu kapsamda
Piyasaya giriş engelinin olmaması,
Pazarda al-sat dışındaki VAE ve YAPA gibi yöntemlerin olmasının ve rakiplerin
bu yöntemlerle de hizmet sunabilmesinin, buna ek olarak Kablo TV şebekesinin
varlığının TTNet’in al-sat yönteminde fiyat sıkıştırması yaparak ve rakipleri
dışlayarak ileride fiyatları yükseltmesinin önüne geçebilecek, bu yöntemler
sayesinde rakiplerin rekabetçi baskı uygulayabilecek olması,
Pazardaki fiyat dinamiklerinin fiyatların ileride yükselmesine imkân vermeyecek
olması,
08-65/1055-411
107
TK tarafından yürütülen düzenleyici bir mekanizma olması
nedenleriyle TTNet’in gelecekte fiyatları yükselterek fiyat sıkıştırması yaptığı
dönemdeki zararını telafi etmesi anlamında hasatın gerçekleşmeyeceği iddia
edilmiştir.
Fiyat sıkıştırması uygulamasında hasat unsurunun bir şart olarak aranıp
aranmayacağı literatürde tartışmalı bir husustur. Bununla birlikte, bir uygulamanın
fiyat sıkıştırması olduğunun ortaya konmasında hasat unsurunun gösterilmesine
gerek bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim, fiyat sıkıştırması uygulamasında,
teşebbüs perakende pazarda maliyetin altında satış yaparak bu pazarda artan
satışlarından dolayı toptan pazarda eş zamanlı olarak kâr elde edebilecek,
perakende pazardaki zararını eş zamanlı olarak telafi edebilecek, toplamda kârlı
olabilecektir.76 Dolayısıyla uygulama sonucunda teşebbüsün perakende piyasada
fiyatları rekabetçi düzeyin üzerine çıkartarak zararını bu şekilde telafi etmesi şart
değildir.
Savunmalarda iddia edildiği gibi fiyat sıkıştırmasında hasat imkânın varlığı aransa
bile, bu anlamda hasata ilişkin unsurların ilgili dosya kapsamında yer aldığı
görülmektedir. Bu çerçevede TTNet Genel Müdürü Okay Eğdirici’nin tespitler
arasında yer alan ifadelerine tekrar yer verilmelidir:
“Birleşik Krallık’ın yüksek okuryazarlık oranı ve gelir seviyesi ile hane sayısı
bakımından ulaştığı %40’lık bir penetrasyon oranı, Türkiye’ye yönelik bir tahmin
yapılarak, hane sayısı bakımından %(…)lik bir penetrasyon oranı ile karşılaştırılabilir,
bu da yaklaşık (……..) abone demek. Bu rakam anlamlı bir orta vade hedef olabilir ve
biz ciddi bir rekabet doğmadan bu rakama olabildiğince hızlı ulaşmak zorundayız.
Daha önemlisi, TTNET’in gelecekteki kârı muhtemelen bu (………) aboneden
gelecek. Yarış sürüyor.”77
Görüleceği üzere, (………) abone hedefine ulaşılmasıyla, TTNet’in gelecekteki
kârının bu abonelerden geleceği belirtilmektedir. Ayrıca, fiyat sıkıştırması uygulaması
telekomünikasyon alanındaki yerleşik işletmecilerinin stratejik bir uygulaması olup,
Türk Telekom ve TTNet ekonomik bütünlüğünün genel stratejisinin değerlendirildiği
bölümde de yer verildiği üzere, söz konusu uygulama sadece ilgili perakende
pazarda uzun vadede fiyatların artırılmasından öte, ilgili teşebbüslerin temel faaliyet
alanlarındaki stratejilerinin bir parçası olabilmektedir.
Ayrıca, savunmalarda da belirtildiği gibi literatürde hasat yapmak olarak da
nitelendirilebilen ve yıkıcı fiyatın tespiti ile ilişkilendirilen durumun gerçekleşebilmesi
için, pazara giriş engelinin olmaması en önde gelen koşullardan biri olarak kabul
edilmektedir. Nitekim, soruşturmaya konu teşebbüsler de pazara giriş engelinin
olmadığını savunmuşlardır. Ancak, TK’nin yukarıda yer verilen analiz çalışmasında
da belirtildiği üzere, her ne kadar al-sat yönteminde İSS’lerin ek bir alt yapı maliyetine
katlanması gibi bir durumun söz konusu olmaması, yetkilendirme ücretlerinin düşük
olması gibi etkenler pazara girişte kolaylık sağlasa da ölçek ve kapsam
ekonomilerinin, tarafların tersini iddia etmesine rağmen TTNet’in ve Türk Telekom’un
diğer İSS’lere oranla daha fazla olan marka bilinirliliği gibi etkenlerin yeni bir İSS’nin
pazara girişini ve pazarda tutunuşunu zorlaştırır nitelikte olduğu görülmektedir.
Gelecekte (soruşturma dönemi bakımından) devreye girmesi öngörülen VAE ya da
YAPA gibi modellerde ise İSS’lerin alt yapı maliyeti ve benzeri batık maliyete
76 Geradin, ve O’Donoghue, Bkz. Dipnot 51.
77 Vurgu eklenmiştir.
08-65/1055-411
108
katlanacak olmaları pazara girişin, savunmalarda belirtildiğinin aksine çok da kolay
olmadığını göstermektedir. Kaldı ki, Türk Telekom ve TTNet ekonomik bütünlüğü,
ileride söz konusu yöntemlerin devreye girmesiyle gerçekleşebilecek potansiyel
rekabetin önüne geçmek amacıyla dosya konusu uygulamayı gerçekleştirmiştir.
Bu konuda değerlendirilmesi gereken bir diğer husus, TTNet’in Üçüncü Yazılı
Savunmasında Kurul’un 27.6.2008 tarih ve 08-41/556-209 sayılı kararına atıfta
bulunarak saydığı fiyat sıkıştırmasının oluşması için gerekli unsurlar arasında yer
almayan hasat unsuruna sözlü savunmasında söz konusu kararda hasat unsurunun
açıkça sayıldığına yer vermiş olmasıdır.
Bu konuda belirtilmelidir ki, Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin uyguladığı tarifeler
aracılığıyla GSM pazarındaki hâkim durumunu kötüye kullandığı iddiasının
incelendiği ilgili Kurul kararında söz konusu unsurlar sayılırken fiyat sıkıştırmasında
“hasat”ın aranmasına ilişkin bir ifade bulunmamaktadır ve bu kavrama ilişkin bir
analizin yapıldığını söylemek de mümkün değildir. Dosya kapsamında yapılan
inceleme ve değerlendirmelerde de görüleceği üzere, örnek olarak verilen Kurul
kararında yer alan fiyat sıkıştırmasının unsurlarından farklı bir analize
başvurulmamıştır. Bu bağlamda, TTNet’in bu yöndeki savunmasının geçerliliği
bulunmamaktadır.
TTNet’in Perakende Fiyatlarının Objektif Gerekçelere Dayandığına İlişkin
Savunmalar
Türk Telekom ve TTNet tarafından, genel olarak,
Telekomünikasyon sektöründe genişbant internet erişim hizmetleri pazarının
henüz olgunlaşmamış bir pazar niteliği taşıdığı, bu pazarda tam rekabetin en iyi
şekilde sağlanması için gereken sürecin zaman aldığı ve Türkiye'de bu sürecin
mümkün olan en hızlı ve en sağlıklı şekilde yürütülüp tamamlanması için, Türk
Telekom dâhil işletmeciler, tüketiciler ve düzenleyici kurum olan TK’nin de aktif
katılımı ile en üst düzeyde çaba gösterildiği,
Türk Telekom'un sektördeki hâkim durumunu kötüye kullanmak amacı ve bu
nitelikte bir fiilinin kesinlikle bulunmadığı ve sektörün tam rekabete açılmasının
Türk Telekom'a da getireceği faydaların bilincinde hareket ederek, sektörde
etkin rekabetin tesisi için aktif çaba sergilediği,
Sektörün gelişimine TTNet’in katkılarına ilişkin olarak, bilgi toplumuna geçiş ve
sayısal uçurumun önlenmesi bakımından genişbant internet erişim hizmetlerinin
önemine değinilerek, ECTA (European Competitive Telecommunications
Association) ve OECD istatistiklerine yer verilerek, genişbant internet erişim
hizmetlerinde Türkiye’nin son yıllarda sıçrama ve olumlu gelişim içinde olduğu,
Al-sat yönteminin İSS’ler için herhangi bir altyapı yatırımı gerektirmemesinden
dolayı pazarda şimdiye kadar tam rekabet koşullarının oluşmadığı, ancak VAE
ve YAPA yöntemlerinin devreye girmesiyle altyapı rekabetinin başladığı, bu
nedenle pazara ilişkin rekabet analizi yapmak için henüz erken olduğu,
Soruşturma konusu davranışların, sayısal uçurumun önlenmesine ve genişbant
internetin gelişimine katkıda bulunduğu, Türk Telekom’un yatırımları ve
katkılarının 9. Kalkınma Planı’nda hedeflenen bilgi toplumuna dönüşme
yolundaki önemli adımlardan bir tanesi olduğu,
08-65/1055-411
109
Soruşturma sürecinde TTNet’in Türk Telekom’dan fiili olarak ayrıştırılma
sürecinin devam etmekte olduğu, bu nedenle maliyet ve muhasebe sisteminin
tam olarak oturması için zamanın gerektiği
belirtilmiş, rakiplerin de benzer hatta daha avantajlı kampanyalar düzenlediği öne
sürülmüştür.
Dosya kapsamında, al-sat yönteminin yanı sıra pazarda VAE ve YAPA yöntemleri ile
de hizmet sunulabileceğine, bu yöntemlere ilişkin Türk Telekom ile sözleşme
imzalayan İSS’lerin bulunduğuna daha önce değinilmiş olmakla birlikte, al-sat
yöntemi çerçevesinde İSS’lerin kaliteye ve hizmete dayalı rekabet etme
kapasitelerinin sınırlı olduğu da kabul edilmiştir. Bununla birlikte, ilgili soruşturma
kapsamındaki süreçte YAPA ve VAE yöntemlerinin ve bu yöntemler sayesinde
gelişmesi mümkün olan altyapı rekabetinin oldukça sınırlı düzeyde kaldığı da
görülmüştür. Yürütülen soruşturmanın amacı da bu doğrultuda, kaliteye ve hizmete
dayalı rekabetin gelişmesinin çok fazla mümkün olmadığı al-sat yöntemine dayalı
pazardaki rekabeti bozucu uygulamaların tespit edilmesidir. Bu tespitlerin yapılması
ve bu konuda gerekli önlemlerin alınmasının ise diğer yöntemlerin pazarda İSS’ler
tarafından aktif bir şekilde kullanılmasına katkıda bulunacağı ve bu şekilde altyapı
rekabetini hızlandıracağı da muhakkaktır. Ancak, yaklaşık 5 yıllık geçmişi olan ve
abone sayısının (………..) geçtiği bir pazarda, gelecekte ortaya çıkacak modeller
nedeniyle, bir rekabet soruşturması ve analizi yapılmasının erken olduğu yönündeki
iddianın da geçerliliği bulunmamaktadır.
Soruşturma konusu davranışın genişbant internet erişim piyasasının gelişmesi ve
genişbant internetin yaygınlaştırılması için yapıldığı ve söz konusu amaçların
inceleme konusu davranış açısından haklı bir gerekçe olarak ele alınması gerektiğine
ilişkin olarak ise, öncelikle, internet kullanımının artırılması ülkelerin gelişimi
bakımından önemli bir hedef olmakla birlikte, böyle bir amaca rekabeti kısıtlayıcı bir
uygulama yoluyla, 4054 sayılı Kanun ihlal edilerek ulaşılamayacağı, dolayısıyla böyle
bir hedefin söz konusu pazarı tekelleştirmeye yönelik uygulamalara savunma ya da
mazeret olamayacağı, kaldı ki Türk Telekom internet kullanımını yaygınlaştırmak gibi
bir amaç güdüyorsa, bu amacı toptan seviyede soruşturma döneminde yaptıkları
indirim ve promosyonlardan daha kapsamlı fiyat indirimleri ve diğer kolaylıklarla
gerçekleştirebileceği, ancak Türk Telekom’un stratejisiyle ilgili yapılan tespitlere göre,
temel amacın Türk Telekom ve TTNet’i başta geniş bant internet alanında olmak
üzere gelecekte ortaya çıkacak rekabetçi tehditlerden korumak olduğu belirtilmelidir.
Bu çerçevede, savunmalarda Türk Telekom’un bu alana yaptığı yatırımlara ilişkin
rakamlara, son yıllarda artan penetrasyon oranları ve bu alanda kat edilen mesafeye
ilişkin olarak dile getirilen hususların dosya kapsamında ihlal olduğu belirlenen fiyat
sıkıştırması uygulamasını haklı gösterecek bir yanı bulunmamaktadır. Soruşturma
kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirmelerde, pazara ilişkin Türk Telekom ve
TTNet’in davranışının arkasında yatan niyet ve stratejinin ne olduğu, ilgili şirketlerde
bulunan belgeler ve üst düzey yetkililer arasında yapılan yazışmalarda açıkça ortaya
konmuştur. Örneğin, perakende seviyede olabildiğince hızlı ve çok sayıda abone
yapma, pazarın TTNet lehine kapatılması için stratejik bir hedef olarak
benimsenmiştir. Dolayısıyla, Türk Telekom ve TTNet’in genişbant internet gelişimine
katkıda bulunmak ve sayısal uçurumu önlemeye çalışmak gibi amaçlar güttüğünden
bahsetmenin ve söz konusu amaçlarla dosya konusu davranışı gerçekleştirdiğini
iddia etmenin dayanaksız olduğu görülmektedir.
08-65/1055-411
110
İkinci olarak, söz konusu amaçların haklı gerekçe oluşturabilmesi bakımından AB
Komisyonu’nun Wanadoo Kararı’na atıfta bulunularak, ilgili olaydaki durumun farklı
olduğuna yönelik iddialar da tatmin edici olmaktan uzaktır. Bunun en önemli nedeni
ise, Türk Telekom’un toptan seviyede yaptığı promosyon ve indirimlerin fiyat
sıkıştırmasının ortaya çıkmasına engel olmamasıdır. Kaldı ki pazar yapısı (TTNet’in
ilgili dönemde %(…)’in üzerinde pazar payı bulunması), promosyonların dizaynı
(ancak 24 ay sonra söz konusu promosyonun getirilerinden faydalanılması)
nedeniyle, söz konusu promosyonlardan yine en fazla TTNet yararlanabilmiştir.
Soruşturma konusuyla doğrudan ilgili olmamasına karşın, üçüncü olarak, verilen
rakamlar ve gelinen nokta geçmişe göre gelişmeyi ifade etmekle birlikte, farklı
kriterler kullanılarak yapılacak değerlendirmelerde Türkiye’nin bu alanda gerilerde
kaldığının da gösterilebileceği belirtilmelidir.78
Son olarak, temel amacı kâr elde etmek olan Türk Telekom’un son dönemde sabit
operatörlerin önemli bir yatırım alanı haline gelen ve önemli bir rekabetçi baskının
bulunmadığı bir alanda yaptığı yatırımları, rekabet ihlali olarak iddia edilen davranışı
için haklı bir gerekçe olarak göstermesinin, söz konusu yatırımlar karşılığında kanuna
aykırı uygulamalarına izin verilmesini talep etmesi anlamına geleceği ve böyle bir
gerekçenin kabulünün ise piyasaların sağlıklı rekabet ortamı içinde gelişmesi ve
rekabetin korunması gibi diğer politika amaçlarının da göz ardı edilmesi sonucunu
doğuracağı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda sıralanan nedenlerle, pazarın henüz olgunlaşmamış olduğu iddiasının ve
geniş bant internetin gelişmesi ve sayısal uçurumun engellenmesi olarak iddia edilen
amaçların ihlale konu olan davranışlara haklı gerekçe olmayacağı görülmüştür.
Tarafların bu kapsamda değerlendirilebilecek bir diğer iddiası, rakiplerin de benzer
hatta daha avantajlı kampanyalar düzenliyor olmasının dosya kapsamında incelenen
davranışına bir gerekçe olabileceği yönündedir. Bilindiği üzere, 4054 sayılı Kanun’un
6. maddesinde düzenlenen yasaklar, hâkim durumdaki teşebbüsler üzerine
getirilmektedir. Dolayısıyla hâkim durumda olmayan teşebbüslerin söz konusu
yasaklara tabi olmadığının belirtilmesi gereklidir. Bu doğrultuda da, incelenen dosya
kapsamına göre diğer rakip İSS’lere değil Türk Telekom ve TTNet ekonomik
bütünlüğüne yönelik bir hâkim durum tespiti yapılmıştır. Bu tespite ek olarak, daha
önce de belirtildiği gibi, inceleme sürecinde elde edilen bilgi ve belgelere dayanılarak
yapılan tespitlerde, pazara girmeye çalışan rakip İSS’lerin, kampanya düzenlemiş
olmalarına rağmen pazar paylarının ve kampanyalarda elde ettikleri abone
sayılarının TTNet’e göre oldukça düşük düzeylerde kaldığı görülmüştür. Hâkim
durumda olan teşebbüslerin rakiplerinden gelen rekabetçi davranışlara orantılı
karşılık vermesi mümkün olmakla birlikte, Türk Telekom ve TTNet ekonomik
bütünlüğünün dosya kapsamındaki fiyat sıkıştırması uygulamasının, süresi ve
pazardaki etkileri dikkate alındığında, rakiplerin davranışlarına rekabetçi bir karşılık
niteliğinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Yerinde İncelemelerde Alınan Belgelere Yönelik Savunmalar
Daha önce bazı savunmaların değerlendirilmesi bakımından kısmen ele alınmış
olmakla birlikte, Türk Telekom ve TTNet tarafından yapılan savunmalarda, dosya
kapsamında Türk Telekom ve TTNet ekonomik bütünlüğünün genel stratejisi ve
78 Türkiye’nin genişbant internet alanındaki seviyeyi çeşitli açılardan ele alan istatistiklerle gösteren
çalışma için Bkz. Teknoloji, Hizmetler, Düzenleme ve Dünyadaki Gelişmelerle Genişbant,
Telekomünikasyon Kurumu, Ocak 2008.
08-65/1055-411
111
perakende pazardaki fiyatlamasına yönelik olarak ve ilgili tüzel kişiliklerde yapılan
yerinde incelemelerde elde edilen belgelere dayanılarak yapılan tespitlere genel
olarak ve özellikle Üçüncü Yazılı Savunmalarda olmak üzere, her bir tespit için ayrı
ayrı açıklamalara yer verildiği görülmektedir. Söz konusu açıklamalarda özetle;
Türk Telekom ve TTNet'te yapılan yerinde inceleme sonucu tespit edilen, TTNet
ve Türk Telekom'un üst düzey çalışanlarının birbirleriyle veya kendi aralarında
yapmış olduğu yazışmalarda kullanılan belirli bazı ifadelerin, Türk Telekom'un
toptan ve perakende internet hizmetleri piyasasında hâkim durumunu kötüye
kullanarak rekabeti engelleme kastının bulunduğu şeklinde yorumlandığı, Türk
Telekom'un ve TTNet'in, ilgili ürün pazarında rekabeti kısıtlayıcı sonuçlar
doğurduğu iddia edilen bir takım işlem ve eylemleriyle birlikte hatalı bir şekilde
değerlendirildiği, ancak bu yazışmalarda ve raporlarda yer alan ibarelerin, Türk
Telekom Şirketler Grubu'nun içinde, aynı ekonomik bütünlük içinde yer alan,
kârlılık amacı güden iki farklı ticaret şirketinin yetkililerinin konsolide bir bakış
açısıyla piyasaya ilişkin değerlendirmeleri, pazar tahminleri ve
projeksiyonlarından ibaret olduğu, bu rapor ve ifadelerin, hiçbir şekilde kurum içi
yetkili organların uygulanması zorunlu, icrai eylem ve işlemleri niteliğinde
olmadığı,
Soruşturma açılmasına ilişkin bildirimin 19. sayfasında söz konusu grup içi
yazışma ve raporlarda yer alan "genel tespitlerin bir kısmının tek başına bir
kötüye kullanma eylemi olarak nitelendirilemeyeceği" tespiti de Rekabet Kurumu
tarafından yapılarak, rekabetin ihlali ve hâkim durumun kötüye kullanımı
iddialarının doğruluğunun değerlendirilmesinde söz konusu yazışma ve
raporların tek başına değerlendirilmelerinin yeterli olmayacağı hususunun da
açıkça kabul edildiği,
Türk Telekom Regülasyon ve Rekabet Başkanlığı’nın 11.10.2006 tarih ve 1593
sayılı yazısında geçen ifadelere sadece rekabet hukuku açısından tabi olunan
sınırlara dikkat çekmek için yer verildiği, söz konusu fiyatların maliyetin altında
olup olmadığının analizinin yapılmadığı, bu nedenle, söz konusu yazılardan
TTNet'in kampanyalarında maliyetinin altında satış yaptığının Türk Telekom
yetkililerince de kabul edildiği yargısına varmanın mümkün görünmediği,
Söz konusu tespitlerin bir kısmının ana şirket bağlı şirket arasında gerçekleşen
olağan diyaloglar olduğu,
Tespitlerden bazılarının pazardaki durumu ve pazarın gerçeklerini gösterdiği,
ticari hayatın gereği olduğu,
Söz konusu tespitlerin 4054 sayılı Kanun’un ihlalini göstermediği,
Tespitlerde yer alan bazı sunumların danışman firmalar tarafından hazırlandığı,
Tespitlerde geçen bazı ifadelerin gerçekleşip gerçekleşmediğinin belli olmadığı,
bazılarının çalışanların kendi görüşleri olduğu, şirket stratejisini yansıtmadığı ve
zaman zaman birbiriyle çeliştiği,
Tespitler içerisinde yer alan Haziran 2007 tarihli TTNet’in 2008 Stratejisi başlıklı
çalışma dokümanından alınan ifadelerin Soruşturma Raporu’nun ilgili ekinin
içinde yer almadığı,
Türk Telekom ve TTNet’in birlikte (………) abone hedefine sahip olduğu
çıkarımının yanlış olduğu
08-65/1055-411
112
öne sürülmüştür.
Daha önce de yer verildiği üzere, söz konusu savunmalara karşı öncelikle, dosya
kapsamında yapılan incelemelerde elde edilen şirket içi yazışmalar ve sunumlarda
yer alan tespitlerin tek başına bir ihlalin göstergesi olarak değerlendirilmediği tekraren
vurgulanmalıdır. Ancak aralarında Yönetim Kurulu Başkanı da olmak üzere üst düzey
şirket yetkilileri tarafından yapılan bu yazışmalarda ve sunumlarda yer alan ifadeler,
Türk Telekom’un ve TTNet’in perakende pazardaki rekabeti bozucu etki gösterdiği
tespit edilen uygulamalarının bilinçli olarak gerçekleştirildiğini destekler nitelikte
kullanılmıştır. Ayrıca söz konusu tespitlerin bir kısmı, ilgili pazardaki rekabetin
durumu ve geleceğe yönelik öngörüleri içerdiğinden, Türk Telekom ve TTNet’in
pazara yönelik bakışı ve stratejisinin anlaşılması bakımından önemli olduğu
görülmektedir. Bu çerçevede, Türk Telekom ve TTNet’in fiyatlamasının ihlal olduğuna
temel dayanak olarak Tablo 13’de yer verilen analizler yapılmış ve ilgili ekonomik
bütünlüğün inceleme döneminde perakende pazarda maliyetlerini karşılayamadığı
sayısal olarak gösterilmiştir. Dolayısıyla, itiraz konusu tespitler dosyada yer almamış
olsaydı bile bu durumun ihlalin kanıtı bakımından bir eksiklik oluşturmayacağı da
belirtilmelidir.
İlgili sunumların ve görüşlerin şirket politikalarını yansıtmadığı savunmalarına yönelik
olarak, söz konusu yazışma ve sunumların her iki tüzel kişiliğin üst düzey
yetkililerince hazırlanmış ya da bunlara sunulmuş olduğunun dikkate alınması
gerekmektedir. TTNet’in ilgili dönemdeki Genel Müdürü’nün ve diğer yöneticilerinin
ifadelerinin şirket stratejileri ve hedefleri bakımından sıradan çalışanlarla bir
tutulamayacağı açıktır.
Tespitlerin bir kısmının (ilgili yetkililerin ifadelerinin) çeliştiği konusundaki
savunmalara katılınmakla birlikte, söz konusu ifade ya da görüşler ilgili dönemin
değerlendirilmesi bakımından anlamlı ve ihlal tespitini destekleyici veriler olarak kabul
edilmiştir.
Bazı belgelerin danışman firma tarafından hazırlandığı itirazına yönelik olarak, Türk
Telekom ve TTNet için çalışan ve ilgili şirketlerin durumlarını analiz eden raporların
ya da sunumların, ilgili olduğu ölçüde, 4054 sayılı Kanun’un değerlendirilmesi
bakımından kullanılmasında bir sakınca görülmemektedir. Kaldı ki, itiraza konu
çalışmalardan biri olan Yıldız Geçidi sunumundaki tespitlerin, söz konusu şirket için
yürütülen bir projenin parçası olarak hazırlandığı dikkate alınmalıdır.
TTNet tarafından; tespitler içerisinde yer alan Haziran 2007 tarihli TTNet’in 2008
Stratejisi başlıklı çalışma dokümanından alınan ifadelerin Soruşturma Raporu’nun
ilgili ekinin içinde yer almadığı yönünde savunma yapılmıştır. Söz konusu belgenin,
TTNet’ten alınan belge olduğu, yerinde inceleme sırasında alınan belgelerin birer
suretinin ilgili teşebbüste bırakıldığı dikkate alındığında, kendilerinden alınan bu
belgenin tekrar gönderilmesine gerek duyulmadığı ve bu belgenin içeriği hakkında
anılan şirketin bilgi sahibi olmamasının da mümkün görülmediği belirtilmelidir.
Tespitlerde yer alan ve Türk Telekom birimleri arasında gerçekleşen ve bir
kampanyanın 4054 sayılı Kanun bakımından sorun yaratabileceğinin ilgili hukuk
bölümü tarafından bildirildiği bir yazışmaya yönelik savunma, dosya kapsamında
yapılan tespitlere yönelik getirilen itirazlardan bir diğeridir. Öncelikle, söz konusu
tespitin tek başına ihlale dayanak olarak kullanılmadığı belirtilmelidir. Ancak, ilgili
tespitte yer verilen hukuk birimi görüşünün dikkate alınmaması, Türk Telekom ve
TTNet ekonomik bütünlüğünün dosya kapsamında incelenen uygulamasını görüşte
belirtilen ihtimali dikkate almaksızın gerçekleştirdiğini göstermektedir. Dolayısıyla söz
08-65/1055-411
113
konusu tespit ihlalin bilinçli olarak gerçekleştirildiğine delil olarak dosya kapsamında
kullanılmıştır. Konuya ilişkin olarak savunmalarda ileri sürülen diğer hususların
yerinde görülmediği belirtilmelidir.
I.6.2.5 Savunmaların Genel Değerlendirilmesi
Yukarıda yer verilen değerlendirmeler ışığında, Türk Telekom ve TTNet tarafından
yapılan savunmaların, söz konusu tüzel kişiliklerden oluşan ekonomik bütünlüğün
toptan genişbant internet erişim hizmetleri pazarındaki hâkim durumunu perakende
genişbant internet erişim hizmetleri pazarında fiyat sıkıştırması uygulamak suretiyle
kötüye kullandığına ilişkin tespitleri geçersiz kılacak nitelikte olmadığı, dolayısıyla
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
I.7. İdari Para Cezası
4054 sayılı Kanun’un 16/3. maddesi; “Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde
yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs
birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda
oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali
yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin
yüzde onuna kadar idarî para cezası verilir.” hükmünü getirerek, Kanun’a aykırı
hareket edenler hakkında uygulanacak idari para cezasının sınırlarını belirlemektedir.
Aynı maddenin beşinci fıkrası ise, söz konusu idari para cezası verilirken hangi
hususların dikkate alınacağını belirlemektedir. Bu çerçevede Kurul para cezasının
oranını belirlerken, ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin
piyasadaki gücü, ihlalin gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, verilen taahhütlere uyup
uymaması, incelemeye yardımcı olup olmaması, gerçekleşen veya gerçekleşmesi
muhtemel zararın ağırlığı gibi hususları dikkate alacaktır.
Taraflar ise savunmalarında ihlal kararı verilmesi durumunda bazı hususların
hafifletici neden olarak dikkate alınması gerektiğini ifade etmişlerdir. TTNet tarafından
yapılan savunmalarda, TTNet’in dosya konusu uygulamayı rekabeti kısıtlamak
kastıyla gerçekleştirmediği, soruşturma konusu eylemlere derhal son verdiği, tedbir
kararına uyduğu, daha sonra benzer etkideki kampanyaları uygulamaya koymadığı,
eylemlerin pazarda rekabeti bozucu etkisinin dolayısıyla gerçekleşen veya
gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığının az olduğu, TTNet’in uygulamaya
yardımcı olduğu, raportörlerin bilgi ve belgelere erişiminin süresinde ve eksiksiz
sağlandığı iddia edilmiştir.
Türk Telekom tarafından yapılan savunmalarda ise ihlal kabul edilen uygulamaya
yönelik olarak, raportörlere bilgi ve belgelere erişim, yerinde inceleme ve bilgi
taleplerinde yardımcı olunduğu ve bilgi ve belgelerin gizlenmesi ya da değiştirilmesi
gayreti içinde bulunulmadığının dikkate alınması talep edilmiştir. Yapılan savunmalar
içerisinde yer alan TTNet’in söz konusu uygulamaları rekabeti kısıtlamak kastıyla
yapmadığı hususu dosya kapsamında yer verilen tespit ve değerlendirmeler
çerçevesinde kabul edilebilir bulunmamaktadır. Soruşturma konusu uygulamalara
son verildiği hususu da, dosya kapsamındaki analizlerden görüldüğü üzere Şubat
2008 itibariyle uygulamanın devam ettiği anlaşıldığından geçerli bir savunma
niteliğinde değildir. TTNet’in tedbir kararına uyması ve karara konu kampanyasını
sona erdirmesi ise kanunen yapmak zorunda olduğu, yapmaması halinde ayrı bir
cezai müeyyideye konu olacak davranıştır. Yine ihlalin pazardaki etkisinin sınırlı
olacağı hususu da dosya kapsamındaki tespit ve değerlendirmeler ışığında kabul
edilebilir değildir.
08-65/1055-411
114
Bu çerçevede, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiği sabit olan Türk Telekom
ve TTNet ekonomik bütünlüğüne, aynı Kanun’un 16/5. maddesindeki unsurlar bir
arada değerlendirilerek, karardan bir önceki mali yıl olan 2007 yılında toptan ve
perakende genişbant internet erişim hizmetleri pazarında elde ettiği konsolide gayri
safi gelirlerinin %1’i oranında idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir.
J. SONUÇ
07.05.2007 tarih ve 07-38/411-M sayılı Kurul kararı uyarınca Türk Telekomünikasyon
A.Ş. ve TTNet A.Ş. hakkında yürütülen soruşturma ile ilgili olarak düzenlenen
Rapor’a ve Ek Görüş’e, toplanan delillere, yazılı savunmalara, sözlü savunma
toplantısındaki açıklamalara ve incelenen dosya kapsamına göre;
1. Türk Telekomünikasyon A.Ş. ve TTNet A.Ş.’den oluşan ekonomik bütünlüğün,
toptan genişbant internet erişim hizmetleri pazarında ve perakende genişbant
internet erişim hizmetleri pazarında hâkim durumda bulunduğuna,
2. Türk Telekomünikasyon A.Ş. ve TTNet A.Ş.’den oluşan ekonomik bütünlüğün,
toptan genişbant internet erişim hizmetleri pazarındaki hâkim durumunu,
perakende genişbant internet hizmetleri pazarında fiyat sıkıştırması yoluyla
kötüye kullandığına, bu suretle 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiğine,
3. Kararın değerlendirmeler bölümünde belirlenen ilkeler çerçevesinde fiyat
sıkıştırmasına yol açacak uygulamalardan kaçınılmasına,
4. 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesine aykırı uygulamaları nedeniyle, aynı Kanun’un
16. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Türk Telekomünikasyon A.Ş. ve TTNet
A.Ş. ekonomik bütünlüğünün, ilgili ürün pazarındaki 2007 mali yılı sonunda
oluşan toplam cirolarının takdiren %(…)’i üzerinden Türk Telekomünikasyon A.Ş.
ve TTNet A.Ş.’ye müteselsilen 12.394.781,16 YTL idari para cezası verilmesine
OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.
08-65/1055-411
115
(19.11.2008 Tarihli ve 08-65/1055-411 Sayılı Kurul Kararı'na)
KARŞI OY GEREKÇESi
Türk Telekomünikasyon AŞ. ve TTNet AŞ.'nin "Geniş bant internet erişim
hizmetleri pazarında" 4054 sayılı Kanun'u ihlal edip etmediklerinin tespiti
amacıyla yürütülen soruşturma sonucunda:
a- Türk Telekomünikasyon AŞ. ve TTNet AŞ.'den oluşan ekonomik bütünlüğün,
toptan genişbant internet erişim hizmetleri pazarında ve perakende geniş bant
internet erişim hizmetleri pazarında hakim durumda bulunduğuna,
b- Türk Telekom AŞ. ve TTNet AŞ.'den oluşan ekonomik bütünlüğün, toptan
geniş bant internet erişim hizmetleri pazarındaki hakim durumunu, perakende
geniş bant internet erişim hizmetleri pazarındaki hakim durumunu, perakende
geniş bant internet erişim hizmetleri pazarında fiyat sıkıştırması yoluyla kötüye
kullandığına, bu suretle 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesini ihlal ettiğine,
c- Fiyat sıkıştırmasına yol açacak uygulamalardan kaçınılmasına,
d- 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesine aykırı uygulamaları nedeniyle, aynı
Kanun'un 16. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Türk Telekomünikasyon AŞ.
ve TTNet AŞ. ekonomik bütünlüğünün, ilgili ürün pazarındaki 2007 mali yılı
sonunda oluşan toplam cirolarının %(...) 'i üzerinden Türk Telekomünikasyon
AŞ. ve TTNet AŞ.'ye müteselsilen 12.394.781,16 YTL para cezası verilmesine,
karar verilmiştir.
Söz konusu Kurul Kararı'na aşağıdaki gerekçelerle katılmıyorum:
Türk Telekom'un özelleştirilmesine ilişkin süreç, TTNet'in ayrıştırılma prosedürü
ve Rekabet Kurulu'nun geçmiş tarihli kararları göz önünde bulundurulduğunda,
Türk Telekom ve TTNet'den oluşan ekonomik bütünlüğün, toptan geniş bant
erişim hizmetleri pazarındaki hakim durumunu perakende erişim hizmetleri
pazarında kötüye kullandığına dair karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını
düşünüyorum.
Türk Telekom ve TTNet'in bilgisayar yazılım ve donanım teşebbüsleri ile birlikte
düzenlediği "İlk Bilgisayarım" kampanyası kapsamındaki anlaşmaların
değerlendirildiği ve bu anlaşmalara menfi tespit verilen 08.02.2007 tarih ve 07-
13/96-26 sayılı Rekabet Kurulu kararında aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
08-65/1055-411
116
"TTNet A.Ş. , Rekabet Kurulu'nun özelleştirme sürecinde 1998/4 sayılı
Tebliğ hükümleri çerçevesindeki Görüş'üne uygun olarak kurulan, Türk
Telekom'un %99,9 hisselerine sahip olduğu bir yavru şirkettir. TTNet
26.04.2006 tarihinde kurulmuş olup internet servis sağlayıcılığı faaliyetleri
yürütmektedir.
Esasen doğrudan Türk Telekom tarafından kontrol edilmesi nedeniyle
4054 sayılı Kanun anlamında Türk Telekom bünyesi altında Türk Telekom
ile birlikte tek bir teşebbüs olarak değerlendirilecek olan TTNet A.Ş.,
kampanya kapsamındaki katkıların daha iyi anlaşılabilmesi için bu
Karar'da çoğu zaman ayrı bir tüzel kişilik olarak belirtilmiştir. "
Görüldüğü üzere Kurul'un aynı teşebbüslere yönelik önceki kararında, TTNet'in
Türk Telekom'un yavru şirketi olduğu belirtilmiş olmakla birlikte bu teşebbüslerin
eylemlerinin daha iyi değerlendirilebilmesi için ayrı tüzel kişilik olarak
belirtilmişlerdir.
Türk Telekom ve TTNet'in ücretsiz modem ve 1 ay ücretsiz ADSL aboneliği
şeklindeki kampanyalarının fiyat sıkıştırması teşkil edip etmediğine ilişkin
değerlendirmede ise aşağıdaki tespitlere yer verilmiştir:
"Ancak dosya kapsamında yapılan inceleme süresince böyle bir analizi
yapmanın önünde pratik zorluklar bulunduğu görülmüştür. Bunlardan en
önemlisi analiz edilebilecek düzeyde yeterli bilginin bulunmayışıdır. TTNet
A.Ş. ve Türk Telekom temsilcileri, iSS'lerin söz konusu hizmeti sunmak
için katlanmak zorunda oldukları maliyet kalemleri ve rakamları
konusunda yeterli bilgi verememiş, Türk Telekom dönemindeki perakende
satışlara yönelik maliyet rakamları hiç gönderilmemiş ve TTNet A.Ş. de
yeni bir şirket olduğundan Kampanya öncesi döneme ilişkin, Nisan-Ekim
dönemine ilişkin bilanço özeti ve Temmuz-Ekim dönemine ilişkin 3 aylık
bilanço ve gelir tablosu gönderilmiştir.”
Görüldüğü üzere soruşturmaya konu teşebbüsler hakkında benzer iddiaların
gündeme geldiği yakın tarihli Rekabet Kurulu kararında, TTNet'in 26.04.2006
tarihinde kurulan yeni bir şirket olması ve henüz maliyet esaslı analizlere imkan
tanıyan bir muhasebe sistemine sahip olmaması dikkate alınmıştır. Yaz
Fırtınası Kampanyası'nın başladığı dönemde de TTNet'in kurulmasının
üzerinden henüz 1 yıl geçmiş olması dikkate alınarak, gerek etkin bir
maliyet analizi yapılamayacağı gerekse Türk Telekom'dan temin edilen bir
takım hizmetlere ilişkin maliyetlerin zamanla azalacağı yönünde bir sonuca
ulaşılması gerekirken, aksine bir karar çıkmış olması sebebiyle çoğunluk
görüşüne katılmıyorum.
Soruşturma sürecinde Türk Telekom ve TTNet tek bir teşebbüs olarak kabul
edilmiş ve uygulamaları bir bütün olarak değerlendirilmiştir.
08-65/1055-411
117
Telekomünikasyon sektöründe rekabet ortamının oluşturulması, teknolojik
gelişmenin sağlanması, tüketicilerin korunması ve ülke genelinde
telekomünikasyon hizmetlerinin yaygınlaştırılması gözetilerek sektöre yönelik
düzenleme ve denetlemeler yapma yetkisi Bilgi Teknolojileri ve İletişim
Kurumu’na (BTK), (eski adı Telekomünikasyon Kurumu) aittir. TTNet,
telekomünikasyon sektörüne özgü kurulan BTK'nın düzenlemelerine uymak
durumundadır.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun telekomünikasyon hizmetleri ve
altyapının işletimi ile ilgili olarak görev alanına giren konularda öncül düzenleme
yetkisi vardır. Bunun yanı sıra işletmeciler, aboneler, kullanıcılar ve endüstriyi
etkileyen tüm gerçek ve tüzel kişilerin ilgili mevzuata uymasını denetlemek, bu
hususta ilgili makamları harekete geçirmek ve gereken hallerde kanunlarda
öngörülen yaptırımları uygulamak gibi (ardıl) uygulamalara yönelik yetkileri de
söz konusudur. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, düzenleyici işlemlerinin
yanında, sektörü her an denetimi ve gözetimi altında tutmakta ve uygun
zamanda rekabeti teşvik edici ve sektördeki işletmeleri destekleyici kararlar
almaktadır. Sektörde rekabetin artırılması amacıyla sürekli müdahale eden Bilgi
Teknolojileri ve İletişim Kurumu, kararlarının çoğunda rekabeti daha artıracak
erişim yöntemlerinin teşvik edilmesine işaret etmektedir.
BTK'nın yetkileri 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu ile 2813 sayılı Telsiz
Kanunu’nda yer alan hükümlerle belirlenmiştir. Bu hükümler arasında, rekabetin
korunmasına ilişkin görevler de bulunmaktadır. Konuya ilişkin 2813 sayılı Telsiz
Kanunu'nun Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun görevlerini düzenleyen 7.
maddesinin;
1. fıkrasının,
(ı) bendi;
"Telekomünikasyon hizmetleri ve altyapısı ile ilgili olarak işletmecilerin ve
bu alanda kanuna uygun olarak ticari faaliyet içinde bulunanların,
hizmetlerin yürütülmesi, altyapının işletilmesi ve çeşitli telekomünikasyon
teçhizat ve cihazları üreten veya satanların bu hizmet ve faaliyetlerini
Türkiye dahilinde tam bir rekabet ortamı içinde gerçekleştirmelerini
sağlamak, teşvik edici tedbirleri almak,
(j) bendi;
Telsiz haberleşmesi ve telekomünikasyon hizmetleri ve altyapının işletimi
ile ilgili olarak görev alanına giren konularda yönetmelik çıkartmak veya
diğer idari işlemleri yapmak, işletmeciler, aboneler, kullanıcılar ve Türk
telekomünikasyon sektörünü etkileyen tüm gerçek ve tüzel kişilerin ilgili
mevzuata uymasını denetlemek, bu hususta ilgili makamları harekete
08-65/1055-411
118
geçirmek ve gereken hallerde kanunlarda öngörülen yaptırımları
uygulamak,
2. fıkrası;
Kurum telekomünikasyon hizmetlerinin yürütülmesi ve altyapısının
işletilmesi ile ilgili hususları ve ayrıca hem bu hizmetlerde hem de genel
olarak telekomünikasyon sektöründe rekabete aykırı davranış, plan ve
uygulamaları re'sen veya şikayet üzerine incelemeye ve görev alanına
giren konularda bilgi ve dokümanların sağlanmasını talep etmeye
yetkilidir. Kurum, telekomünikasyon hizmetleri ve altyapısı ile ilgili
yönetmeliklerin ve diğer genel idari işlemlerin yayınlanmasından önce
ilgili tarafların kamuya açıklanacak olan ve üzerinde ilgili tarafların yorum
yapabileceği görüşlerini bildirmesine imkan verebilmek için gerekli
tedbirleri alabilir. Kurum tüketici menfaatlerinin korunması için de gerekli
tedbirleri alır.
Rekabet Kurulu, telekomünikasyon sektörüne ilişkin olarak yapacağı
inceleme ve tetkikIerde ve birleşme ve devralmalara ilişkin olarak vereceği
kararlar da dahil olmak üzere telekomünikasyon sektörüne ilişkin olarak
vereceği tüm kararlarda, öncelikle Kurum'un görüşünü ve Kurum'un
yapmış olduğu genel düzenleyici işlemleri dikkate alır.
.....
Kurum telekomünikasyon hizmetlerinin yürütülmesi ve altyapısının
işletilmesi ve ilgili hususları ve ayrıca hem bu hizmetlerde hem de genel
olarak telekomünikasyon sektöründe rekabete aykırı davranış, plan ve
uygulamaları re'sen veya şikayet üzerine incelemeye ve görev alanına
giren konularda bilgi ve dokümanların sağlanmasını talep etmeye
yetkilidir. ... Kurum tüketici menfaatlerinin korunması için de gerekli
tedbirleri alır".
ifadelerini taşımaktadır.
Söz konusu madde ile BTK'nın telekomünikasyon endüstrisi ile ilgili şikayetleri
inceleme yetkisi açıklığa kavuşturulmakta olup, ayrıca BTK'ya şikayetleri
"değerlendirme" ve "denetim" işlevlerini gerektiği gibi yerine getirebilmesi için
ilgililerden bilgi ve belge toplama yetkisi verilmektedir. Madde ayrıca Rekabet
Kurumu'nun telekomünikasyon sektörüne yönelik tüm kararlarında BTK'nın
görüşünü ve düzenleyici işlemlerini dikkate alma zorunluluğunu da
öngörmektedir.
Toptan pazarda faaliyet gösteren Türk Telekom'un tarifeleri BTK tarafından
kontrol edilmekte olup, bu noktada toptan fiyatlar yoluyla bir rekabet ihlali
gerçekleşemeyeceği şüphesizdir. Geriye TTNet'in perakende fiyatları
kalmaktadır ve BTK, TTNet'i perakende piyasada etkin piyasa gücü (EPG)
sahibi ilan edip "Etkin Piyasa Gücüne Sahip İşletmecilerin Belirlenmesine İlişkin
08-65/1055-411
119
Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" uyarınca çeşitli yaptırımlar uygulayabilir.
Ancak BTK, TTNet'i EPG sahibi ilan etmediği için TTNet'in fiyatları makul ve
kendi düzenlemelerine uygun bulmuştur. Bu da TTNet'in fiyat politikası ve diğer
rekabetçi davranışlarının Türk Telekom'unkiler kadar riskli addedilmediğinin bir
göstergesidir.
BTK'nın görev ve yetkilerine ilişkin mevzuat, Rekabet Kurulu'nun Türk Telekom
ve TTNet hakkında yürüttüğü soruşturmada, BTK'nın bu iki şirkete ve genel
olarak toptan ve perakende pazarlara yönelik düzenleme ve kararlarını dikkate
almasını öngörmektedir.
Bu durumda TTNet ve Türk Telekom'un bir bütün olarak addedilip, BTK'nın
görüş ve işlemleri göz ardı edilerek teşebbüslere müteselsilen ceza verilmesi
isabetli değildir. Kaldı ki işbu soruşturma sürecinde TTNet'in Yaz Fırtınası ve
benzer nitelikte tüm kampanyalarının durdurulması şeklinde belirsiz ve ucu açık
bir geçici tedbiri içeren 11.07.2007 tarih ve 07-59/676-235 sayılı Kurul kararına
ilişkin Karşı Oy Gerekçemde de belirttiğim üzere, bu Kararın BTK’ ya yazılan
görüş talep yazısının cevabı beklenmeden alınmış olmasının da hukuka uygun
olmadığı kanaatindeyim.
Türk Telekom ve TTNet hakkında yürütülen soruşturmanın ana konusu, bu
teşebbüslerin fiyat sıkıştırması uygulayarak rakiplerini piyasa dışına itmeyi
amaçladıkları iddiasıdır. Ancak bu noktada fiyat sıkıştırmasının tanımı ve türleri
üzerinde durulması gerektiği kanaatindeyim.
Rekabet hukukunda hakim durumun kötüye kullanılması dışlayıcı veya
sömürücü davranışlar yoluyla gerçekleştirilir. Sömürücü davranışlarda rekabeti
ihlal eden teşebbüs doğrudan ilave gayrimeşru kar elde eder. Dışlayıcı kötüye
kullanmada ise önce rakibin dışlanması ve firma ile rekabet edemez hale
getirilmesi, ardından rakibin olmadığı bir pazar yapısında sömürücü davranışlar
ile rekabete aykırı karın elde edilmesi şeklinde iki aşama söz konusudur.
Rekabet Kanunu'nun 6. maddesinde örneklendirilen kötüye kullanma hallerini
genel olarak sömürücü ve dışlayıcı olarak kolayca ayırt etmek mümkündür.
Oysa fiyat sıkıştırmasında bazı durumlarda dışlayıcı bazı durumlarda ise her
ikisi birden söz konusu olabilir.
Fiyat sıkıştırması,
- perakende fiyat sabit tutulurken toptan fiyatın artırılması,
- toptan fiyat artırılırken perakende fiyatın düşürülmesi ve
- toptan fiyat sabit tutulurken perakende fiyatın düşürülmesi
olmak üzere 3 farklı şekilde gerçekleşebilir. Türk Telekom'un toptan tarifeleri ve
bu tarifelerin İSS'lere uygulanışı BTK tarafından kontrol edildiği için, fiyat
08-65/1055-411
120
sıkıştırmasına ilişkin ilk iki yöntemin bu vaka bakımından uygulanması mümkün
değildir.
Diğer taraftan, fiyat sıkıştırması, ilgili teşebbüsün uyguladığı fiyatlar üzerinde
regülasyon olup olmadığına göre; tam ve kısmi regülasyon altında fiyat
sıkıştırması ile serbest fıyat sıkıştırması şeklinde üç gruba ayrılır. Tam
regülasyon altında fiyat sıkıştırmasında teşebbüsün hem toptan hem de
perakende fiyatları devletin denetimi altındadır. Kısmi regülasyon altında fiyat
sıkıştırmasında ise, teşebbüsün toptan pazarda uyguladığı fiyat denetlenirken,
alt pazarda yani perakende pazarda fiyatları dilediği gibi belirleyebilir. Serbest
fiyat sıkıştırmasında, toptan ve perakende fiyatlar üzerinde regülasyon yoktur
ve bu durum fiyat sıkıştırması için en uygun ortamdır.
Soruşturma döneminde elde edilen bulgular ve tarafların savunmaları, iddia
konusu eylemlerin tam regülasyon altında fiyat sıkıştırması kapsamında
incelenmesini gerektirmektedir. Zira Türk Telekom'un uyguladığı toptan fiyatlar,
406 sayılı Kanun'un 10. maddesi ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun
çıkarmış olduğu Erişim ve Arabağlantı Yönetmeliği'nde belirtilen süreç
sonucunda BTK tarafından belirlenmektedir. İnceleme konusu perakende erişim
fiyatları da BTK'nın denetim ve regülasyonu altındadır. TTNet'in perakende
fiyatları ise bu işletmenin BTK’ nın Yönetmeliği çerçevesinde etkin piyasa gücü
sahibi yani hakim durumda ilan edilmesi halinde denetlenmekte ve fiyat
sıkıştırması yapıp yapmadığına bakılmaktadır. BTK, TTNet'i EPG sahibi ilan
etmemiş olması, TTNet tarifelerinin fiyat sıkıştırması içermediğinin
göstergesidir. Rekabet Kurulu'nun BTK'nın bu yetkilerini göz ardı ederek kısmi
regülasyon altında fiyat sıkıştırması analizi yapması ve fiyat sıkıştırmasının
varlığına hükmetmesinin isabetli olmadığı kanaatindeyim.
Bununla birlikte bir an için bu vaka bakımından kısmi regülasyon altında fiyat
sıkıştırması analizi yapılması gerektiği kabul edilse bile, fiyat sıkıştırmasının
şartları oluşmamıştır. Bu vakada fiyat sıkıştırmasının ilgili teşebbüsler
bakımından uygulanabilmesinin tek makul yolu, TTNet'in fiyatlarını rakiplerini
dışlayıp daha sonra uğradığı zararları geri alacak şekilde belirlemesi ve aşırı
kar elde ederek zararlarını telafi etmesidir. Zira TTNet'in düşük perakende
fiyatları sebebiyle uğranılan zararın aynı dönemde toptan fiyatlarla oynanarak
telafi edilmesi mümkün değildir. Bu da bizi "Yıkıcı Fiyat Sıkıştırması" kavramına
götürmektedir. Yani TTNet, rakiplerinin piyasa dışına çıktığı ana kadar yıkıcı
fiyatları sebebiyle uğradığı zararını, onlar piyasa dışına çıktıktan sonra
uyguladığı yüksek fiyatlardan elde edeceği karla telafi edebilmelidir. Bu sebeple
bu soruşturma bakımından yıkıcı fiyat sıkıştırması koşullarının incelenmesi
gerektiği kanaatindeyim.
Rekabet Kurulu'nun geçmiş kararlarında, yıkıcı unsurlar aşağıdaki gibi
belirlenmiştir:
- maliyetin altında fiyatlandırma yapılması
- yıkıcı fiyat sıkıştırması niyetinin bulunması
08-65/1055-411
121
- rakiplerin piyasa dışına itilmesi
- hasat imkanının bulunması
- yıkıcı fiyat sıkıştırması için objektif gerekçelerin bulunmaması.
Kurul'un bağımsız bir düzenleyici kurum olması, soruşturmalara taraf olan
teşebbüsler bakımından objektif ve ayrımcı olmayan uygulamaları da zorunlu
tutmaktadır. Bu zorunluluk, Kurul kararları arasında tutarlılık olması şeklinde
somutlaşır.
Soruşturma döneminde yapılan hesaplamalar neticesinde TTNet'in perakende
fiyatları ile Türk Telekom'un toptan fiyatları arasındaki farkın, TTNet'in
maliyetlerini karşılamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak yukarıda belirttiğim
üzere bu hesaplama yapılırken TTNet'in Yaz Fırtınası kampanyasının başladığı
dönemde henüz yeni kurulmuş bir teşebbüs olduğu ve maliyetlerinin ileride
düşeceği göz ardı edilmiştir. Hesaplamalarda çok kısa bir dönem dikkate
alınmış, TTNet'in uzun dönemde sağlayacağı maliyet avantajları yok
sayılmıştır. Bu da TTNet'in perakende fiyatları baz alındığında, hesaplamanın
yapıldığı an itibariyle maliyetin altında fiyat uygulandığı sonucuna götürmüştür.
Diğer taraftan Soruşturma döneminde TTNet bünyesinde gerçekleştirilen
yerinde incelemelerde elde edilen belgelerde, TTNet'in yıkıcı fiyat sıkıştırması
uygulayarak rakiplerini pazar dışına itmek, sonra da fiyatlarını yükselterek
kayıplarını telafi etmek gibi bir amaçla hareket ettiğine dair herhangi bir ifade
yer almamaktadır. Bilakis TTNet yöneticilerinin rakiplerini bir anda çok
zorlayacak fiyatlardan kaçındıkları anlaşılmaktadır. Nitekim soruşturma
döneminde TTNet'in rakipleri piyasanın dışına itilmemiş ve altyapı yatırımlarını
da sürdürmüşlerdir. Kaldı ki perakende internet erişim hizmetleri pazarının
güncel yapısına bakıldığında, şikayetçiler dahil olmak üzere birçok iSS'nin en
az TTNet kadar avantajlı tarifeler uyguladıkları görülmektedir.
Kurul'un geçmiş tarihli kararlarında yıkıcı fiyat sıkıştırmasının unsurları birçok
kereler incelenmiş ve özellikle rakipleri piyasa dışına itme niyeti ve sonrasında
yıkıcı fiyat döneminde uğranılan zararların telafi edilmesini sağlayan hasat
unsurlarının üzerinde durulmuştur.
Örneğin Kurul'un 29.03.2007 tarih ve 07-29/259-90 sayılı Goldaş Kararı'nda bu
kriter şu şekilde değerlendirilmiştir:
"Yıkıcı fiyat uygulamasının nihai amacı, fiyat kırarak rakipleri
etkinsizleştirdikten sonra fiyatları tekrar yükseltmektir. Buna hasat denir.
Yıkıcı fiyat ancak bu şekilde uygulama döneminde girdiği zararları
kapatabilmekte ve üstüne ekstra kar elde edebilmektedir.”
TTNet'in yıkıcı fiyat uygulayarak rakiplerini piyasa dışına itme saikinde
olduğuna ilişkin somut bir delil soruşturma döneminde elde edilmemiştir. Kaldı
ki TTNet'in mevcut ve potansiyel rakipleri birçok farklı yöntemi kullanarak
pazarda faaliyet gösterme imkanına sahiptir. Pazara girişin BTK’ nın AI-Sat,
08-65/1055-411
122
VAE, YAPA gibi düzenlemeleri çerçevesinde internet servis sağlayıcılar için bu
denli kolay olduğu bir ortamda TTNet'in ileride tekelci kar uygulayarak yıkıcı
fiyat uyguladığı iddia edilen dönemdeki karlarını telafi etmesi mümkün değildir.
Gerek rakiplerin halen piyasada faaliyet gösteriyor olması, gerekse BTK’ nın
TTNet'i EPG sahibi ilan ederek fiyatlarını kontrol etme imkanına sahip olması,
TTNet açısından hasadı imkansız kılmaktadır.
Ayrıca, TTNet’ in (………) abone hedefine ilişkin savunması ise Türk Telekom
dan ayrılan TTNet’ in markasını tutundurmak istemesi ile ülkemizde internet
abone sayısının artırılması gibi haklı gerekçelere dayandığı kanaatini
taşıyorum.
Diğer taraftan, sektördeki kampanyalar, promosyonlar ile görülen rekabetçi
yapının son zamanlardaki VAE’deki gelişimi de göz önüne alındığında pazarın
yüksek seviyede değişim potansiyeli taşıdığını ve VAE’nin pazardaki rekabet
üzerinde olumlu etkiler doğurduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
Tüm bu tespitler karşısında, Türk Telekom ve TTNet'den oluşan ekonomik
bütünlüğün toptan piyasadaki hakim durumu perakende piyasada yıkıcı fiyat
uygulayarak kötüye kullandığı şeklindeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
Tuncay SONGÖR
İkinci Başkan
08-65/1055-411
123
Rekabet Kurulu’nun 19.11.2008 Tarih ve 08-65/1055-411 Sayılı Kararına
KARŞI OY GEREKÇESİ
Türk Telekomünikasyon A.Ş. ve TTNet A.Ş.’nin geniş bant internet
erişim hizmetleri pazarında 4054 sayılı Kanun’u ihlal edip etmediklerinin tespiti
için, aynı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmıştır. Yapılan
incelemeler sonucunda; Türk Telekomünikasyon A.Ş. ve TTNet A.Ş.’den oluşan
ekonomik bütünlüğün, toptan genişbant internet erişim hizmetleri pazarındaki
hakim durumunu, perakende genişbant internet hizmetleri pazarında fiyat
sıkıştırması yoluyla kötüye kullandığına ve 4054 Sayılı Kanun’un 6. ve 16.
maddeleri uyarınca para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Yapılan Soruşturma sonunda toplanan deliller, konu ile ilgili yasal
düzenlemeler, Rekabet Kurulu’nun daha önce almış olduğu kararlar ve tüm
dosya münderecatı savunmayı teyit etmesine karşın, cezalandırma cihetine
gidilmesi doğru ve hukuki değildir.
Açılan soruşturma sonucunda verilen ihlalin sübutuna ve cezalandırmaya
ilişkin 19.11.2008 tarih ve 08-65/1044-411 sayılı Rekabet Kurulu Karara,
aşağıda belirttiğim nedenlerle katılmıyorum. Karar usul ve esas itibariyle
Kanun’a aykırıdır.
A-) USUL YÖNÜYLE:
1) Her idari işlemin Yetki, Şekil, Sebep, Konu ve Maksat olmak üzere beş
unsuru bulunmaktadır. Bunlardan Şekil Unsuru; idari işlemin tesisi için yetkili
idari makamca izlenmesi gerekli yöntemi (usulü) ve idari işlemin hukuk
düzeninde aldığı biçimi, maddi varlığı anlatır. İdari işlemin şekil unsuru
bakımından hukuka uygun olmaması, yöntem ve biçim kurallarına uygun olarak
edilmiş bulunmasına bağlıdır. Usul (yöntem) kuralları, idari işlemin hukuk
düzeninde varlık kazanabilmesi için gereken aşamalarla ilgili kurallardır. İdari
işlemin, hukuka uygun biçimde doğabilmesi için bu kurallara uyulması
zorunludur. Türk İdari Hukuk Sisteminde henüz tüm idari işlemler için geçerli
usul kurallarını düzenleyen genel bir İdari Usul Yasası mevcut değildir. Kimi
hizmet alanları için geçerli usul kurallarını düzenleyen usul yasaları ve kimi de
maddi yasalarla düzenlenmiş usul kuralları vardır. 4054 Sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun’un 51. maddesi usul kurallarını öngören, bu
anlamda maddi bir yasadır.
08-65/1055-411
124
Rekabet Kurulu re’sen ve başvurular sonucu Türk Telekomünikasyon
A.Ş. ve TTNet A.Ş. hakkında ön araştırma açılmasına karar vermiş, hazırlanan
ön araştırma raporu Kurul’un 7.5.2007 tarihli toplantısında görüşülmüştür.
Görüşmelere Rekabet Kurulu’nun 6 üyesi katılmıştır. Kurul Başkanı ve iki üye
soruşturma açılması yönünde, diğer üç üye ise soruşturmaya gerek olmadığı
yönünde oy kullanmışlardır. Bunun üzerine Başkan’ın oyu üstün sayılarak
soruşturma açılmasına karar verilmiştir. Bu karar, Şekil Unsuru yönünden
4054 sayılı Kanun’un 51. maddesine aykırıdır. Şöyle ki;
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 27/a maddesinde,
bu Kanun’da yasaklanan faaliyetler ve hukuku işlemler hakkında, başvuru
üzerine veya resen inceleme, araştırma ve soruşturma yapmak, bu Kanun’da
düzenlenen hükümlerin ihlal edildiğinin tespit edilmesi üzerine, bu ihlallere son
verilmesi için gerekli tedbirleri alıp bundan sorumlu olanlara idari para cezası
uygulamak Kurul’un görevleri arasında sayılmıştır. Kanun’un Kurul’un
inceleme ve araştırmalarında uygulanacak usulü düzenleyen “Dördüncü
Kısmı”nda yer alan 40. maddesinde, Kurul’un, resen veya kendisine intikal eden
başvurular üzerine doğrudan soruşturma açılmasına ya da soruşturma açılmasına
gerek olup olmadığının tespiti için önaraştırma yapılmasına karar vereceği
kurala bağlanmıştır. Kanun’un 51. maddesinin ilk fıkrasında ise, Kurul’un, nihai
kararlarında Başkan ya da İkinci Başkan dahil en az 5 üyenin katılım ile
toplanacağı ve en az 4 üyenin yanı yönde oy kullanması ile kara vereceği; ikinci
fıkrasında, ilk toplantıda karar için gerekli nisabın sağlanamadığı durumlarda
Başkanın ikinci toplantıya tüm üyelerin katılımını sağlayacağı, ancak bunun
mümkün olmaması halinde kararın, toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile
alınacağı, bu durumda da toplantı nisabının birinci fıkrada belirtilenden az
olamayacağı, ikinci toplantıda oylarda eşitlik olması halinde Başkanın
bulunduğu tarafın oyunun üstün sayılacağı; üçüncü ve son fıkrasında da, nihaî
karar haricindeki diğer kararlar için Kurul üyelerinden en az üçte birinin
toplanması gerektiği ve toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar
alınabileceği hususları düzenlenmektedir.
Kanun Koyucu, Rekabet Kurulu’nun kararlarını “nihai kararlar” ve
“nihai kararlar haricindeki diğer kararlar” şeklinde ikiye ayırmış ve bunlar
için izlenmesi gerekli yöntemi (usulü) farklı düzenlemiştir. Dolayısıyla, Rekabet
Kurulu’nun almış olduğu bir kararın yani idari işlemin, şekil unsuru bakımından
hukuka uygunluğunu değerlendirebilmek için, öncelikle o kararın “nihai
karar” olup olmadığını bakmak gerekir. Soruşturma açılmasına ilişkin
7.5.2007 tarihinde alınan karar bir “nihai karar” değildir. Çünkü
“soruşturma açılması kararı” Rekabet Hukuku bakımından bir ara karar olup
“nihai kararlar haricindeki diğer kararlar” kategorisine girmektedir. Bu nedenle
51. maddenin ilk iki fıkrası değil, üçüncü fıkrası hükümlerinde yer alan usul
kuralları takip edilmesi gerekirken, bu hükme uyulmamış, “toplantıya
katılanların salt çoğunluğu ile karar alınabileceği” şeklindeki emredici hukuku
08-65/1055-411
125
kuralının hilafına hareket edilmiştir. Rekabet Kurulu’nun Kararı usul itibariyle
Kanun’a aykırıdır.
2) 4054 Sayılı Kanun’un 44. maddesinin 2. fıkrası; “Haklarında
soruşturma açılan tarafların, soruşturma açıldığı, tarihten, sözlü savunma
hakkını kullanma taleplerine kadar kurum bünyesinde kendileri ile ilgili
düzenlenmiş her türlü evrakın ve mümkünse elde edilmiş her türlü delilin bir
nüshasının kendilerine verilmesini isteyebileceğini” dile getirmektedir. Bu
ifadesi ile Yasa koyucu, savunma hakkına gösterdiği özeni, verdiği önemi ortaya
koymaktadır. Bunu Kanun’un ilgili madde gerekçesinde de çok net bir şekilde
ortaya koymaktadır. 4054 Sayılı Kanun’un 44. madde gerekçesi aynen şöyledir:
“Kurul’un SORUŞTURMALARI GİZLİ DEĞİLDİR. Savunma hakkının tam
olarak kullanılabilmesi için sözlü savunma toplantısına kadar, taraflar Kurul’ca
kendileriyle ilgili olarak düzenlenmiş her türlü evrakın ve delilin bir nüshasını
alabilmektedirler. Böylelikle, savunma hakkının TAM ve EKSİKSİZ
kullanılması mümkün olacaktır.”
Bu soruşturma Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin toptan fiyatları ile
TTNet A.Ş.’nin perakende fiyatları arasındaki ilişkinin Rekabet Hukuku’nda
fiyat sıkıştırması olarak geçen ihlal türü kapsamında olup olmadığına yönelik
açılmıştır. Bu nedenle incelemeler genişbant internet erişim hizmetlerinin
maliyetleri ile ilgili yürütülmüştür. TTNet A.Ş. ve rakiplerinin zarar edip
etmedikleri bu inceleme içindeki başlıca ana konulardır. Yapılan savunmalarda,
Soruşturma Raporu’nda, Ek Yazılı Görüş’te ve 44. maddenin 2. fıkrasında
tanınan hakkın kullanılması sırasında, TTNet A.Ş.’nin rakiplerinin maliyet
yapıları ve zarar ettiklerine ilişkin belgeler, ticari sırdan arındırılarak sunulması
talep edilmesine rağmen savunan tarafa verilmemiştir. Savunan taraf, rakiplerin
zarar ettiği iddiası karşısında savunma hakkının elinden alındığını ileri
sürmüştür.
Savunma hakkı disiplin soruşturmalarının, adli ve idari ceza
soruşturmalarının en önemli müesseselerinden biridir. Hakiki ve hükmü
şahıslara kanuni düzenlemelere dayanarak isnada bulunmak ne kadar doğal ise,
suçlanan kişilere yeterince savunma hakkı tanınması da o kadar tabiidir. Bu hak,
insan hakları sözleşmeleri, anayasalar ve yasalarla teminat altına alınmıştır.
4054 sayılı Kanun’un 44/2. maddesinin açık hükmüne rağmen, aleyhine
soruşturma açılan, idari para cezası tehdidiyle suçlanan teşebbüslere hiçbir kısıt
konulmadan savunma hakkı tanınması gerekir. Gerekliliğin ötesinde bu lazime
yasa emridir. Bu soruşturma da olduğu gibi, rakibin zarar ettiğini gösteren
belgelerin ticari sırlardan arındırılarak savunan tarafa tevdi edilmemesi
savunma hakkının kısıtlanmasıdır ve kanuna aykırıdır.
B-) ESAS YÖNÜYLE:
Soruşturma Raporu’nda Türk Telekomünikasyon A.Ş. ve TTNet A.Ş.’den
oluşan ekonomik bütünlüğün perakende genişbant internet erişim hizmetleri
08-65/1055-411
126
pazarında düzenlediği kampanyalar yoluyla fiyat sıkıştırması yaptığı iddia
edilmiş ve Kurul’un ekseriyeti buna iştirak ederek cezalandırma yönünde karar
oluşturmuştur. Bu şekilde Karar ihdası 4054 sayılı Kanun’a aykırıdır.
1) Her şeyden önce Kararın ayrı tüzel kişilikleri bulunan hem Türk
Telekomünikasyon A.Ş.’ne hem de TTNet A.Ş.’ne yöneltilmiş olması
isabetli değildir. Türk Telekom toptan internet erişim hizmetleri pazarında,
TTNet ise perakende internet erişim hizmetleri pazarında faaliyet
göstermektedir. TTNet, Rekabet Kurulu’nun 2.9.2004 tarihli toplantısında Türk
Telekom’un özelleştirilmesine ilişkin olarak sunduğu “TTNet’in ayrı bir tüzel
kişiliğe kavuşturulması” yönündeki görüşü doğrultusunda, özelleştirme işlemi
sonrasında Türk Telekom tarafından 26.4.2006 tarihinde kurulmuştur. Bu
nedenle Türk Telekom’un TTNet’in faaliyet gösterdiği perakende internet erişim
hizmetleri pazarında faaliyet göstermesi olası değildir. Rekabet ihlali iddiası
“perakende genişbant internet erişim hizmetleri pazarında fiyat sıkıştırması”
yapıldığıdır. Tüzel kişilik olarak Türk Telekombu piyasada faaliyet
göstermemektedir.
Anonim şirketler, Türk Ticaret Kanunu’nun 269 ila 484. maddeleri
arasında düzenlenmiştir. 1982 Anayasası’nın 48. maddesi özel teşebbüsler
kurma özgürlüğünü tüm bireyler için kabul etmektedir. Medeni Kanun’un 47.
maddesinde göre başlı başına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiş kişi
toplulukları ve belli bir amaca yönelmiş olan bağımsız mal toplulukları,
kendileri ile ilgili özel hükümler uyarınca tüzel kişilik kazanırlar. Tüzel kişi;
belirli, ortak ve sürekli bir amacı gerçekleştirmek ve başlı başına bağımsız bir
varlığa sahip olmak üzere örgütlenmiş; hukuk düzeni tarafından kendilerine
hukuk süjesi olma niteliği tanınan kişi veya mal topluluklarıdır. Tanımdan da
anlaşılacağı gibi; tüzel kişiliğin başlıca üç unsuru bulunmaktadır. Bunlar;
a- Amaç
b- Bağımsızlık
c- Örgütlenme’dir.
Tüzel kişiliğe sahip kişi ve mal topluluklarının bağımsız bir varlığı
bulunmaktadır. Bu bağımsızlık, içsel ve dışsal nitelikte olmak üzere iki
yönlüdür. İçsel açıdan bağımsızlık, tüzel kişiliğin kendisini oluşturan kişilerden
bağımsız bir varlığının olması anlamını taşır. Dışsal bağımsız kişilik ise, tüzel
kişinin 3. kişilerle bağımsız bir hukuk süjesi olarak hukuki ilişkiler
kurabilmesini ifade eder. Bağımsız kişilik, hukuk düzeni tarafından kişi veya
mal topluluklarına tanınan bir niteliktir. Tüzel kişiler tıpkı bireyler gibi
gerçektir. Kendisine özgü bir iradesi olmadığından haklarını gerçek kişiler
aracılığıyla kullanabilirler. Tüzel kişiler hak ve borç ehliyetine sahiptirler. Bu
ehliyet tıpkı gerçek kişilerdeki gibi tüzel kişiye hak ve borçlara sahip olabilme
iktidarı sağlar. Kişi, hak sahibi varlık anlamına geldiği için hak ehliyeti, kişiliğin
temelini teşkil eder. Medeni Kanunun 48. maddesinde vurgulandığı üzere tüzel
08-65/1055-411
127
kişiler cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı
olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildirler. Bir kişinin iradi davranışı
ile hukuki sonuç meydana getirmesini ifade eden fiil ehliyetine tüzel kişiler de
sahiptirler. Diğer bir deyişle, tüzel kişiler de tıpkı gerçek kişiler gibi kendi
eylemleriyle hak sahibi olabilirler, keza borç altına girebilirler. Gerçek kişiler
iradelerini bizzat kendileri açıklarken, tüzel kişiler insan olmadıklarından
iradelerini organ adı verilen gerçek kişiler tarafından oluşturulmuş kurulların
kararları ile ve yine gerçek kişiler tarafından açıklarlar. Hukuk normlarından
anlaşılacağı üzere her bir anonim şirket birbirinden bağımsız ve ayrı tüzel
kişiliklere sahip olduklarından, birinin yasalara aykırı oluşan fiillerinden
dolayı bir başkasının sorumluluğunun söz konusu edilemeyeceği her türlü
izahtan vareste bulunmaktadır. Müşahhas olayda; Rekabet Kanunu’na aykırı
fiil perakende pazarda gerçekleşmiş ise, bu pazarda faaliyet gösteren şirketin
yani TTNet A.Ş.’nin sorumlu tutulması, ve ihlalin sabit görülmesi durumunda
cezalandırılması gerekir. Buna ceza sorumluluğunun kişiselliği ilkesi
denilmektedir.
Ceza Sorumluluğunun Kişiselliği İlkesi, bugün çağdaş hukuk
sistemlerinin vazgeçilmezleri arasında yer almaktadır. Ceza Sorumluluğunun
Kişiselliği İlkesi birbirini tamamlayan iki alt ilkeden oluşmaktadır. Bunlar;
kişinin kendi kusurlu eyleminden sorumlu olması ile üçüncü kişinin eyleminden
sorumlu tutulamayacağı alt ilkeleridir. Evrensel Hukuk’ta bir kusurlu ya da suç
oluşturan eylemin bir kişiye isnat edilebilmesi için, diğer koşullara ek olarak iki
koşulun yerine getirilmesi gerekir. Bunlardan birincisi eylemin söz konusu
kişinin eseri olması, başka bir ifade ile; kişinin hareketi ile sonuç arasında bir
nedensellik bağlantısının bulunması koşuludur. İkincisi ise, bu eylemin
gerçekleştirilmesinde kişinin kusurlu olmasıdır. Türk Telekomünikasyon A.Ş. ve
TTNet A.Ş. ayrı ayrı faaliyet gösterdikleri toptan ve perakende pazarların en
büyük şirketleridir. Nitekim verdikleri farklı hizmetler nedeniyle ihtisas
gerektiren birbirinden farklı organizasyonlara sahiptirler. Bu iki şirket, ayrı tüzel
kişiliklere sahip olmanın yanında, ayrı şahısların sorumluluk üstlendikleri genel
müdürleri vardır. Bu şirketlerin binaları, hatta bulundukları iller bile farklıdır.
Bu şirketleri bir grubun bir binasının iki farklı odasında ya da katında faaliyet
gösteren şirketler olarak düşünmek ve değerlendirmek mümkün değildir.
Nitekim, bu hukuki gerçeğin sonucudur ki, Türk Telekomünikasyon
A.Ş.’ne ve TTNet A.Ş.’ne ayrı ayrı soruşturmalar açılmış, tebligat yapılmış,
savunmalar dahi ayrı gerçekleştirilmiştir. Ahmet’i öldüren Mehmet ise,
Ahmet’in ölümünden nasıl ki bir başka kişi olan Veli sorumlu tutulamıyor ise ve
Mehmet’in yargılanması ve cezalandırılması gerekiyorsa, Rekabet Yasasına
aykırı olarak perakende pazarda fiyat sıkıştırdığı iddiasını, bu piyasada faaliyet
göstermeyen Türk Telekomünikasyon A.Ş.’ne yöneltmek ve cezalandırmak
Rekabet Kanunu’na, Türk Hukuku’na ve Evrensel Hukuk’a aykırılık olacaktır.
08-65/1055-411
128
Kurul tarafından Türk Telekomünikasyon A.Ş. ve TTNet A.Ş. aleyhine,
“toptan ve perakende genişbant internet hizmetleri pazarlarındaki
uygulamalarına” ilişkin olarak soruşturma açılmıştır. Bu soruşturma neticesinde
Rekabet Kurulu, sadece perakende piyasada fiyat sıkıştırması bulunduğu
sonucuna oy çokluğu ile varmıştır. Perakende pazarda faaliyet gösteren Türk
Telekomünikasyon A.Ş. değil TTNet A.Ş.’dir. O nedenle Türk
Telekomünikasyon A.Ş. yönünden ihlal, suçlama sübuta ermemektedir. Toptan
piyasada bir ihlalin varlığı sonucuna varılmadığından Türk
Telekomünikasyon A.Ş.’nin cezalandırılması olanaksızdır. Açıkladığım
nedenlerle Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin tüzel kişilik olarak
cezalandırılması 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’a aykırıdır.
2) Soruşturma Raporu’nda fiyat sıkıştırması şöyle tanımlanmaktadır:
“Fiyat sıkıştırması, dikey bütünleşik ve üst (toptan) pazarda hâkim durumda
bulunan bir teşebbüsün, bu pazarda üretimini kontrol ettiği girdinin toptan fiyatı
ve bu girdiden üretilen alt pazar (perakende pazar) ürününün fiyatı arasındaki
marjı, bu fiyatların düzeyinde değişikler yaparak kısması sonucunda
oluşmaktadır. Söz konusu daralan marj karşısında ise, perakende pazarda
faaliyet gösterebilmeleri bu girdiye bağlı olan, teşebbüse toptan fiyatı ödemek
ve aynı zamanda teşebbüsün perakende fiyatıyla rekabet etmek durumunda
kalan perakende pazardaki rakiplerin kar marjları sıkışmaktadır…”
Rekabet hukukunda fiyat sıkıştırması tek bir şekilde ortaya
çıkmamaktadır. Teşebbüs, toptan fiyatı yükselterek (perakende fiyata göre
yüksek belirleyerek), perakende fiyatı düşürerek (toptan fiyat ve alt pazardaki
maliyetlere göre düşük belirleyerek) veya her ikisini aynı anda uygulayarak fiyat
sıkıştırmasına yol açabilmektedir.
Fiyat sıkıştırmasında önemli olan, fiyat sıkıştırması uygulayan
teşebbüsün, bu fiili sırasında bir maliyete katlanıp katlanmadığı, katlanıyorsa
bunu ne şekilde karşıladığıdır. Çünkü, rekabet ihlalleri sonucunda teşebbüsler
karlarını kanuna aykırı olarak artırmayı planlarlar. 4054 sayılı Kanun’un 6.
maddesine göre bu durum dışlayıcı veya sömürücü şekilde ortaya çıkabilir.
Teşebbüs doğrudan rakiplerini sömürerek karlarını artırabileceği gibi, önce
rakiplerini piyasa dışına itip, ardından rakipsiz kaldığı pazardan aşırı karlar elde
edebilir. Fiyat sıkıştırması şeklindeki bir rekabet ihlali, dışlayıcı veya sömürücü
ya da hem dışlayıcı hem de sömürücü olabilir. Bir rekabet soruşturmasında
bunlardan hangisinin geçerli olduğuna bağlı olarak iktisadi ve hukuki analiz
gerçekleştirilmek durumundadır. Bu bakımdan fiyat sıkıştırması üç şekilde
ortaya çıkabilir:
1- Perakende fiyat sabit iken toptan fiyatın artırılması
2- Toptan fiyat artırılırken perakende fiyatın düşürülmesi
3- Toptan fiyat sabit iken perakende fiyatın düşürülmesi
08-65/1055-411
129
Perakende fiyatın sabit tutulup toptan fiyatın artırıldığı birinci olasılıkta,
hem rakipler sömürülmekte hem de piyasa dışına itilmektedir. Çünkü, rekabeti
ihlal eden teşebbüs toptan fiyatları artırarak daha fazla kar elde etmekte, ayrıca
piyasada faaliyet göstermek için yeterli marja sahip olmayan rakipler piyasa
dışına itilmektedir. Toptan fiyatları artırırken, aynı zamanda perakende fiyatların
düşürüldüğü ikinci olasılıkta ise, dışlayıcı veya hem dışlayıcı hem de sömürücü
kötüye kullanma ortaya çıkabilir. Toptan fiyatların perakende fiyatlardaki
düşüşe kıyasla daha fazla artırılması halinde her iki kötüye kullanma durumu
söz konusu olur. Buna karşın perakende fiyatların toptan fiyatlardaki artıştan
daha fazla oranda düşürüldüğü durumda ise, teşebbüs ihlal öncesine kıyasla
daha az kar elde edecek, rakibin piyasa dışına çıkmasını bekleyecek ve ancak
ondan sonra fiyatlarını artırarak kaybını telafi edebilecektir. Üçüncü fiyat
sıkıştırma şeklinde, teşebbüs toptan fiyatlar sabit iken sadece perakende fiyatları
düşürerek fiyat sıkıştırması yapılabilir. Bu olasılıkta, kendisinden daha düşük
fiyattan satış yapan teşebbüsün bağlı şirketi karşısında rakipler, yeterli marj
bulamadıkları için piyasa dışına çıkarlar. Ancak bundan sonra perakende
fiyatlarda yapılan indirimi telafi etmek üzere fiyatlar yükseltilerek sömürücü
kötüye kullanma aşamasına geçilebilir.
Diğer taraftan, fiyat sıkıştırması ilgili teşebbüsün uyguladığı fiyatlar
üzerinde regülasyon olup olmadığına göre; tam, kısmi regülasyon altında
fiyat sıkıştırması ile serbest fiyat sıkıştırması şeklinde üç gruba ayrılır. Tam
regülasyon altında fiyat sıkıştırmasında teşebbüsün hem toptan hem de
perakende fiyatları devletin denetimi altındadır. Kısmi regülasyon altında fiyat
sıkıştırmasında ise, teşebbüsün üst yani toptan pazarda uyguladığı fiyat
denetlenirken, alt pazarda yani perakende pazarda fiyatları dilediği gibi
belirleyebilir. Serbest fiyat sıkıştırmasında, toptan ve perakende fiyatlar üzerinde
regülasyon yoktur.
Soruşturma heyetinin iddiaları ve savunmalar incelendiğinde, iddia
konusu eylemlerin tam regülasyon altında fiyat sıkıştırması olduğu
görülmektedir. Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin uyguladığı toptan fiyatlar,
406 sayılı Kanun’un 10. Maddesi ve Telekomünikasyon Kurumu’nun çıkarmış
olduğu Erişim ve Arabağlantı Yönetmeliği’nde belirtilen süreç sonucunda
Telekomünikasyon Kurumu tarafından belirlenmektedir. Yani toptan fiyatlar
bakımından Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin iradesi değil, Telekomünikasyon
Kurumu’nun iradesi geçerlidir. Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin toptan fiyatları
devlet denetimindedir, regülasyon altındadır. Bir başka ifade ile, devletin
regülasyonu altındaki fiyatların ilgili şirketin yatırımlarının geri dönüşünü
sağlayacak düzeyde (makul) kar içerdiği kabul edilir. Bu düzeyde bir karın da
TTNet A.Ş.’nin maliyetin altında olduğu iddia edilen perakende tarifelerini
desteklemek üzere kullanıldığını iddia etmek 4054 sayılı Kanun gereğince
mümkün değildir. Çünkü böylesine bir iddia, Telekomünikasyon Kurumu’nun
Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin toptan tarifelerini kendi Kanun ve
08-65/1055-411
130
yönetmeliklerine uygun şekilde gerçekleştirmediği yani, toptan fiyatlarla ilgili
idari işleminin iptal edilmesi gerektiği iddiasıdır. Takdir edileceği üzere
şikayetçilerin böyle bir iddiası var ise, konunun Rekabet Kurulu soruşturması ile
değil, söz konusu idari işlemin iptali için açılacak bir dava ile Danıştay önünde
çözüme kavuşturulması gerekir. Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin
Telekomünikasyon Kurum tarafından belirlenen toptan fiyatlarının mevzuata
uygun olup olmadığını denetlemek ve buna ilişkin yargıda bulunmak görevi
Rekabet Kurulu’na ait değildir.
Rekabet Kurulu’nun geçmiş dönemdeki kararları da isabetli bir şekilde
belirttiğim yöndedir. Rekabet Kurulu, aynı ihlal iddiaları veya tespitlerinde,
farklı özellikler veya unsurlar bulunmadığı takdirde, objektif ve ilkesel
davranmanın bir gereği olarak aynı sonuçlara ulaşmak durumundadır. Kurul,
aynı konuya ilişkin kimi incelemelerinde rekabet ihlalinin bulunmadığı yargısına
ulaşırken, kimi incelemelerinde bunları rekabet ihlali olarak değerlendiremez.
Bu türden farklı davranışlarda kamu yetkisi kullanılırken takdir yetkisi gerekçe
gösterilemez. Hukuki ve haklı gerekçeler bulunmaksızın farklı kararların
alınması ise, sübjektifliğe yol açar ki, sonuçta rekabet otoritesinin aldığı
kararların güvenirliliği, etkinliği yok edilmiş olur.
Rekabet Kurulu’nun 10.11.2005 tarihli ve 05-78/1052-294 sayılı
Turkcell kararında, Telekomünikasyon Kurumu nezdinde bir uzlaştırma
prosedürü devam ederken Kurul’un ayrıca bir işlem yapmasının gerekli
olmadığı sonucuna ulaşmıştır.
Dolayısıyla Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin toptan fiyatları regülasyon
altında olduğuna göre, çapraz sübvansiyon eşliğinde fiyat sıkıştırması politikası
izlenmesi mümkün değildir.
İnceleme konusu perakende internet fiyatları da Devletin denetimi ve
regülasyonu altındadır. TTNet A.Ş.’nin perakende fiyatları bu işletmenin
Telekomünikasyon Kurumu’nun yönetmeliği çerçevesinde etkin piyasa gücü
yani hakim durumda ilan edilmesi halinde denetlenmekte ve fiyat sıkıştırması
yapıp yapmadığına bakılmaktadır. Kurul 29.1.2004 tarihli ve 04-09/82-22 sayılı
Türk Telekomünikasyon A.Ş. kararında, Telekomünikasyon Kurumu’nun
burada olduğu gibi, ilgili pazarda düzenlemeler yapması ve bunları etkin olarak
uygulaması yani yetkilerini kullanması halinde, pazarın önünde ciddi bir giriş
engelinin kalmayacağına hükmetmiştir. Bu soruşturma, Telekomünikasyon
Kurumu’nun görev alanına giren bir konuda yapılmıştır. Soruşturma
kapsamında incelemeye tabi tutulan Al-Sat, VAE ve YAPA gibi yöntemler
telekomünikasyon sektöründe etkinliği sağlamak üzere Telekomünikasyon
Kurumu tarafından yaratılmış, Rekabet Hukukunda yer almayan teknik içeriği
ağırlıklı düzenlemelerdir. Bu düzenlemelerin piyasadaki etkilerini en yakından
değerlendirme imkanı Telekomünikasyon Kurumu’nun elindedir. Söz konusu
düzenlemelerin amaca hizmet etmesi için ne şekilde uygulanacağı, işletmelere
08-65/1055-411
131
ne gibi yükümlülükler getireceği de bu Kurum tarafından belirlenmektedir. Bu
soruşturma bakımından, Telekomünikasyon Kurum TTNet A.Ş.’ini etkin
piyasa gücü sahibi ilan etmeyerek, uyguladığı perakende fiyatlar yoluyla
fiyat sıkıştırması yapmadığını teyit etmiştir. Neticede, Türk
Telekomünikasyon A.Ş.’nin toptan fiyatları ile TTNet A.Ş.’nin perakende
fiyatları devlet denetimi altında olduğundan, burada tam regülasyon altında fiyat
sıkıştırması söz konusudur. Bu nedenle, Rekabet Kurulu’nun yasal olarak başka
bir devlet kuruluşunun görev alanına giren bir konuda işlem yaparak ceza kararı
almasını isabetli bulmuyorum.
3) Soruşturma konusu eylemler, kısmi regülasyon altında fiyat
sıkıştırması olarak kabul edilse bile, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini
ihlal etmemektedir. Bu tür fiyat sıkıştırmasında, toptan fiyatlar regülasyon
altında olduklarından meşru kabul edilmekte ve perakende fiyatlara
odaklanılmaktadır. Perakende piyasada faaliyet gösteren işletmenin, fiyatlarını
düşürerek, perakende fiyatlar yoluyla rekabeti ihlal edip etmediğine
bakılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken konu, serbest fiyat
sıkıştırmasından farklı olarak, rekabeti ihlal edenin amacına ulaşabilmesi için
rakiplerini piyasa dışına iterek, tekelci kar elde edip, düşük perakende fiyatlarla
uğradığı zararı telafi etmesi gerekir. Çünkü, toptan fiyatlar üzerinde iradesi
bulunmadığından, perakende de uğranılan zararın “aynı anda yükseltilen toptan
fiyatlar” ile karşılanması mümkün değildir. Bu nedenlerle, Rekabet Hukuku’nda
kısmi regülasyon altında fiyat sıkıştırması, “Yıkıcı Fiyat” kavramından
esinlenerek “Yıkıcı Fiyat Sıkıştırması” olarak da adlandırılmaktadır.
Hakim durumdaki bir teşebbüsün, fiyatların belirli bir süreyle belirli bir
seviyenin altında tutması mevcut rakip teşebbüslerin pazarda faaliyet
göstermesini zorlaştırabilmekte, ve bu teşebbüslerin pazar dışına çıkmasına
sebep olabilmektedir. Bunun yanı sıra bu yolla potansiyel rakiplerin de pazara
girişi güçleştirilmekte ya da imkansız hale getirilmektedir. Rakip teşebbüslerin
pazar dışına itilmesi sağlandıktan sonra, fiyatlar yukarı çekilerek, düşük fiyat
dönemindeki zararlar telafi edilmektedir. Rekabet hukukunda “yıkıcı fiyat”
olarak adlandırılan bu durum, dışlayıcı bir uygulama olarak hakim durumun
kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilmektedir.
Rekabet Hukuku’nda yıkıcı fiyata ilişkin yapılan incelemelerde çok
dikkatli davranılması gerekir. Bu soruşturma, perakende fiyatların düşük
olmasına yöneliktir. Halbuki bu hukuk dalının temel amacı rekabet vasıtasıyla
fiyatların düşürülmesi ve tüketicilerin bundan fayda elde etmesidir. Bu
soruşturmaya ilişkin Rekabet Kurulu Kararı’nda TTNet perakende fiyatları (yani
tüketicilere yönelik fiyatları) rakiplerinden düşük olduğu için
cezalandırılmaktadır. Bu Kararın hatalı olmasının bilakis rakiplerin birbiriyle
fiyat rekabetini önleyeceği ve tüketicinin bundan doğrudan zarar göreceği
dikkate alınmış olsaydı, yıkıcı fiyat kavramı üzerine yoğunlaşan daha detaylı bir
inceleme neticesinde böyle bir karar alınmamış olurdu. Bu bakımdan
08-65/1055-411
132
Soruşturma Raporu’nda, fiyat sıkıştırmasının genel koşulları üzerinden hareket
edilmesi ve vakanın kısmi regülasyon altında fiyat sıkıştırması veya yıkıcı fiyat
sıkıştırmasına işaret edebileceğinin göz ardı edilmesi isabetli olmamıştır. Oysa
Rekabet Kurulu’nun yıkıcı fiyat ile ilgili geçmişte aldığı kararlar örnek alınıp,
yıkıcı fiyat sıkıştırması iddiasının rekabet ihlali oluşturup oluşturmadığına
sistematik şekilde bakılabilirdi.
Rekabet Kurulu’nun 29.3.2007 tarihli ve 07-29/259-90 sayılı Goldaş ve
23.8.2007 tarihli ve 07-67/815-310 sayılı Feniks kararlarında yıkıcı fiyatın
koşulları sıralanmıştır. Bu Soruşturma yıkıcı fiyat sıkıştırması iddiası söz konusu
olduğuna göre; söz konusu koşulların TTNet A.Ş.’nin savunmalarında
belirtildiği gibi şu beş başlık altında incelenmesini isabetli buluyorum:
(a) maliyetin altında fiyatlandırma yapılması
(b) yıkıcı fiyat sıkıştırması niyetinin bulunması
(c) rakiplerin piyasa dışına itilmesi
(d) hasat imkanının bulunması
(e) yıkıcı fiyat sıkıştırması için objektif gerekçelerin bulunmaması.
3-a) Soruşturma döneminde TTNet A.Ş.’nin maliyetlerini karşılayıp
karşılamadığına yönelik hesaplamalar yapılmış, neticesinde TTNet A.Ş.’nin
perakende fiyatları ile Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin toptan ücretleri
arasındaki marjın TTNet A.Ş.’nin perakende düzeydeki maliyetlerini
karşılamadığı belirtilmiştir. Bir başka deyişle, perakende satışlarda maliyetin
altında fiyatlar ile fiyat sıkıştırması yapıldığı söylenmektedir. İlk olarak, sadece
geçmişe doğru bakılarak yapılan ve sadece 16 aylık bir süreyi kapsayan bu
değerlendirme yeni kurulmuş bir şirket olan TTNet A.Ş.’nin amacının ya
da fiyatlama stratejisinin pazardaki etkisini doğru biçimde anlamak için
yeterli değildir. Çünkü, bir işletmenin pazardaki davranışlarının ileriye yönelik
sonuçlarını tahmin etmeye çalışırken, her ay bazında karlı olmasını beklemek
uygun değildir. Kaldı ki, soruşturmada TTNet A.Ş.’nin kuruluşundan hemen 6
ay sonra başlayan bir süreç dikkate alınmış, şikayet edilen “Yaz Fırtınası”
kampanyası ise, kuruluşun bir yıl sonrasına rastlamıştır. Bu kadar kısa bir süre
içinde, hiçbir işletmenin faaliyetlerinde hemen kara geçmesi beklenemez.
Maliyetin altında fiyatlandırma yapılıp yapılmadığına yönelik
hesaplamalarda; tahsil edilememe maliyetinin yurtdışı uygulamalardan, daha
önemlisi Rekabet Kurulu’nun daha önce fiyat sıkıştırması ile ilgili verdiği
4.7.2007 tarihli ve 07-56/634-216 sayılı Karardan farklı olarak ve Soruşturma
Raporu’nda yer verilmemesine rağmen kullanılması da uygun değildir. Yine,
yapılan her bir perakende satışa özgülenemeyecek nitelikteki reklam ve
sponsorluk harcamalarının, toplam genel yönetim giderlerinin hesaplamalara
katılması, indirimli ayların vergi yükünün indirimli fiyat üzerinden
hesaplanmaması ve bunların maliyetler ile ilişkilendirilmesi isabetli değildir.
08-65/1055-411
133
Hesaplama yapılırken, müşteri kazanma maliyetlerinin sadece kampanya
süresi olan 24 aya bölünerek dağıtılması, bu müşterilerin taahhütleri sona
erdikten sonra TTNet A.Ş.’den hizmet almayı bırakacakları gibi gerçekçi
olmayan bir varsayıma dayanmaktadır. Oysa TTNet A.Ş.’nden halihazırda
birçok müşterinin taahhüt vermeksizin hizmet aldığı, taahhütlü müşterilerin
hizmet almaya süre sona erdikten sonra da devam etmelerini sağlamak için her
işletmenin çaba göstereceği sarfı nazar edilmiştir. Bunlar dikkate alındığında,
müşteri kazanma maliyetlerinin en azından 48 aylık bir sürede geri dönüşünün
beklendiğine dayalı bir hesaplama biçimi uygun olurdu.
Her işletme, maliyetleri ile satış gelirleri arasındaki farkı yani karını
artırmak ister. Bunun iki yöntemi, fiyatları yükseltmek veya maliyetleri
düşürmektir. Yapılan yatırımın geri dönüşünün uzun zaman aldığı durumlarda,
dönem içinde maliyetlerde sağlanan avantajlar o işin bütün ömrü dikkate
alınarak hesaba katılmalıdır. Oysa, tahsilat ücreti, boş port maliyeti ve müşteri
hizmetleri işlemleri ücreti kalemlerinde soruşturulan süreçte meydana gelen
maliyet azalışları, sadece iyileşmenin meydana geldiği aydan sonrasını
etkileyecek şekilde gösterilerek hataya düşülmüştür.
Diğer taraftan, fiyat sıkıştırması incelemesi yapılırken etkin olan
rakiplerin piyasada faaliyetine olanak tanıyacak bir fiyatlandırma yapısının olup
olmadığına bakılır. Bunun için hakkında inceleme yapılan işletmenin fiyatları ile
etkin bir işletmenin fiyatları mukayese edilip bu fiyatlar karşısında rakiplerin
piyasada kalıp kalamayacağı görülür. Soruşturmada TTNet A.Ş. olabilecek en
etkin işletmeci olarak kabul edilip hesaplama yapılmıştır. Fakat bu yaklaşım
isabetli değildir. Çünkü TTNet henüz yeni kurulmuş, organizasyonunu tam
olarak oturtamamış, bir işletme olarak kendi bünyesinde üretmesi gereken
birçok hizmeti Türk Telekom veya üçüncü taraflardan satın alan, yani maliyet
etkinliğini henüz sağlayamamış bir işletme görüntüsündedir.
Maliyetin altında fiyatlandırma ile ilgili tüm bu hususlar
değerlendirildiğinde, TTNet A.Ş.’nin uyguladığı perakende internet erişim
hizmetlerinin maliyetinin altında olmadığı bu nedenle, söz konusu bulguya
dayalı ihlal kararının hukuka uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
3-b) TTNet’in fiyat sıkıştırması yapıp yapmadığını anlamak için
bakılması gereken ikinci koşul yıkıcı fiyat sıkıştırması niyetinin söz konusu
olup olmadığıdır. Nitekim, Rekabet Kurulu’nun 23.8.2007 tarihli ve 07-67/815-
310 sayılı Feniks Kararı’nda, yıkıcı fiyatların tespit edilmesinde fiyatın
maliyetin altında olmasının yeterli görülmediği, bu fiyat politikasının rakibi
piyasa dışında bırakma amacıyla uygulanıp uygulanmadığının tespit edilmesi
gerektiği hükme bağlanmıştır. “Niyet” koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğine
bakılırken, ticari hayatın gerçeklerinin, kasıtlı olarak rekabeti ihlal etme
niyetinden ayrıştırılması gerekir. Bunu yaparken, yani kasıt tespit edilirken
hakim durumun kötüye kullanılması eylemlerinin unsurları ile ilgili ifadelerin
08-65/1055-411
134
yazışmalar ve tutanaklarda yer alıp almadığı incelenmelidir. Dolayısıyla,
bulguların iş planları, geleceğe yönelik tahminlerden öteye bilinçli olarak “yıkıcı
fiyat sıkıştırması”nın uygulanması ile ilgili olmalıdır.
Yapılan yerinde incelemelerde bulunan belgelerin yeterli ve ikna edici nitelikte
olmaması, bunların başkaca kuvvetli beyan ve belgelerle desteklenmemiş olması
nedeniyle bu belgeler, 4054 Sayılı Kanun’a aykırı bir fiyat sıkıştırması
eyleminin varlığı için gerekli niyet koşulunun mevcudiyetini göstermeye ve
soruşturmaya konu iddiaların sübutu için yeterli değildir. Bu nedenle niyet
koşulunun varlığını bu çerçevede ele almayan Rekabet Kurulu Kararına iştirak
etmiyorum.
3-c) Yıkıcı fiyat sıkıştırmasının bir başka koşulu TTNet A.Ş.’nin
rakiplerinin piyasa dışına itilmiş olmasıdır. Yıkıcı fiyat sıkıştırması iddiasının
söz konusu olduğu dönemde TTNet A.Ş.’nin pazar payının %(…)’dan %(…)’e
düştüğü görülmektedir. Halbuki rakibin dışlanmasının ihlalin varlığının bir
koşulu olduğu bir iddiada, bunun tersinin gerçekleşmesi beklenirdi. Burada
TTNet’in pazar payının %(…)’ın üzerinde olması söz konusu yargıyı
zayıflatmamaktadır. Çünkü, Telekomünikasyon Kurumu’nun perakende internet
hizmetlerinde iktisadi etkinliği sağlamaya yönelik düzenlemelerinden sadece Al-
Sat düzenlemesi bu dönemde geçerlidir. Bu düzenlemenin yanı sıra VAE ve
YAPA gibi yeni girişçilere çok daha geniş imkanlar tanıyan düzenlemeler daha
yeni yeni devreye girmektedir. Nitekim, Soruşturma Raporu’nda da TTNet
A.Ş.’nin rakiplerinin bu düzenlemeleri beklediği ifade edilmektedir.
4054 sayılı Kanun’un temel amacı, mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti
engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma karar ve uygulamaları ve piyasaya
hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarının önlemek,
bunun için gerekli düzenlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamaktır.
Son cümleden görüldüğü gibi, Rekabet Hukuku’nun en önemli evrenselleşen
ilkesi “rekabet hukukunun rakibi değil, rekabeti koruduğudur”. Bu açıdan
bakıldığında, yıkıcı fiyat sıkıştırması için de rakibin zarar etmesi değil, onun
piyasa dışına çıkıp çıkmadığı önem kazanmaktadır. Rekabet Kurulu, 21.5.2002
tarihli ve 02-30/344-140 sayılı Kararında, yıkıcı fiyat sonucu rakiplerin piyasa
dışına çıkması ile ilgili içtihadını oluşturmuştur. Bu Kararda, yıkıcı fiyat
iddiasında bulunan rakiplerin, iddiayı yönelttikleri teşebbüs ile aynı düzeyde
fiyatlar uygulaması rakiplerin piyasa dışına çıkmadığının bir karinesi olarak
kabul edilmiştir. Savunmaların ekinde sunulan belgelerden, TTNet A.Ş.’nin
rakiplerinin, TTNet A.Ş.’nin fiyat düzeyinde ve hatta onun altında fiyatlardan
perakende internet satış hizmeti sundukları anlaşılmıştır.
3-d) Hasat, yıkıcı fiyat uygulayan bir teşebbüsün maliyetin altında satış
nedeniyle katlandığı zararları, rakipleri piyasa dışına çıktıktan sonra tekelci fiyat
ile tazmin etmesidir. Hasat yıkıcı fiyat sıkıştırmasının en temel koşulunu
oluşturmaktadır. Çünkü, bu koşul gerçekleşmeksizin, kısa dönemde tüketici
08-65/1055-411
135
lehine fakat dışlayıcı nitelikte olan bir eylem uzun dönemde sömürücü hale
gelerek tüketici aleyhine sonuçlar doğurur. Rekabet Kurulu 23.8.2007 tarihli ve
07-67/815-310 sayılı Feniks Kararında; “… düşük fiyat uygulamasının rakipler
üzerinde istenen etkiyi göstermesiyle, bir başka deyişle pazar dışına itilmesiyle
yıkıcı fiyat uygulayan firmanın fiyatı uygulama öncesindeki seviyenin çok
üzerine çıkartabilmesi gerekir” demiş ve “… yıkıcı fiyat için maliyetin altında
satış yetmemekte yıkıcının, yıkıcı fiyat uyguladığı dönemdeki kayıplarının telafi
edilebilmesi şartı da aranmaktadır” sonucuna varmıştır. Benzer ifadelere,
Rekabet Kurulu’nun 29.3.2007 tarihli ve 07-29/259-90 sayılı Kararında da yer
verilmektedir.
Soruşturma bakımından yıkıcı fiyat sıkıştırmasında hasadın
gerçekleşebilmesi için, TTNet’in varlığı iddia edilen düşük perakende internet
erişim hizmeti fiyatları nedeniyle uğradığı kayıpları, rakipleri piyasa dışına
çıktıktan sonra gerçekleştireceği aşırı fiyatlandırma ile karşılayabilmesi ya da
hasat gerçekleştirebilmesi gerekir. Aksi takdirde, maliyetin altında olduğu iddia
edilen fiyatlar, tüketiciye ucuz ürün sunulmuş olmasından öte piyasalara bir etki
etmeyecektir. Eğer soruşturma AB’de aynı konudaki benzer soruşturmalar gibi
uzun döneme yönelik olabilseydi, hasat yapılıp yapılmadığı hemen ortaya
çıkardı. Fakat bu soruşturma 16 ay gibi kısa bir dönemi incelemiş olduğundan,
hasat için tek seçenek piyasa koşullarının hasada imkan verip vermediğinin
değerlendirilmesidir.
Bunun için öncelikle piyasa girişin kolay olup olmadığına bakılır. Çünkü
TTNet A.Ş. eğer muvaffak olup rakiplerini piyasa dışına iter ve aşırı fiyat
uygulamaya kalkarsa, potansiyel rakiplerin bu fiyatı görüp piyasaya kolayca
girebilmeleri halinde hasat imkanı ortadan kalkar. Nitekim, rakipler fiyat
sıkıştırması iddiasının söz konusu olduğu Al-Sat yöntemi dışında VAE,
YAPA, paralel şebeke inşası yöntemlerini kullanarak piyasaya
girebilmektedirler. Ayrıca müşteri potansiyelinin yoğun olduğu büyük
şehirlerde kurulu kablo TV şebekesi de gerek bu şebekeden yararlanarak hizmet
sunabilecek rakip internet şirketleri ve gerekse bu şebekeyi işleten Türksat A.Ş.
aracılığıyla rekabet baskısı oluşturarak TTNet A.Ş.’nin yüksek perakende
internet erişim fiyatları ile hasat yapmasına imkan tanımayacaktır.
Diğer taraftan, perakende internet erişim hizmetlerinin son 3-4 yıllık
fiyatlarında yaşanan düşüş trendi karşısında, TTNet’in bu fiyat seyrinin tam tersi
bir şekilde fiyatlarını tekelci düzeye yükselterek hasat gerçekleştirme olasılığı
çok kısıtlıdır.
Bu hususlar hasadın piyasanın yapısından kaynaklanan sebeplerle ortaya
çıkamadığını göstermektedir. Ama asıl TTNet A.Ş.’nin perakende fiyatları
üzerinde denetleme yapma ve bunlara regülasyon uygulama yetkisi bulunan
Telekomünikasyon Kurumu’nun varlığı planlanan bir hasadı imkansız
kılmaktadır. Çünkü Telekomünikasyon Kurumu’nun TTNet’in tekelci
08-65/1055-411
136
fiyatlandırma uygulamasını tespit etmesi halinde onu etkin piyasa gücü
sahibi ilan ederek, Tarife Yönetmeliği’nin hükümlerini uygulaması söz
konusudur. Rekabet Kurulu, daha önce almış olduğu kararlarda, başka bir
devlet kuruluşunun kendi yetkilerini kullanarak rekabetçi zararı önleyebileceğini
tespit etmesi halinde, keyfiyetin o kuruma ait olduğunu isabetli bir şekilde
hükme bağlamıştır. Örneğin Rekabet Kurulu’nun 29.1.2004 tarihli ve 04-09/82-
22 sayılı Kararında, Telekomünikasyon Kurumu tarafından ilgili pazarda
düzenlemelerin yapıldığı dikkate alınmış, bu düzenlemelerin etkin olarak
uygulanması halinde pazarın önünde ciddi bir giriş engelinin yani rekabet
aksaklığının kalmayacağı ifade edilmiştir.
Dolayısıyla Telekomünikasyon Kurumu’nun Etkin Piyasa Gücü ve
Tarife Yönetmeliği’nden kaynaklanan yetkilerinin varlığı, TTNet A.Ş.’nin
piyasa koşulları olanak tanısa dahi, hasat yapamayacağını ve varsa
maliyetin altında satışlarından kaynaklanan kayıplarını
karşılayamayacağını göstermektedir.
3-e) Yıkıcı fiyat sıkıştırması için bakılması gereken son koşul, ilgili
işletmenin bu davranışı için objektif bir gerekçe ileri sürüp sürmediğidir. Çünkü,
diğer koşullar sağlanmış olsa dahi, rekabet ihlali olarak görülen eylemin meşru
bir gerekçesi bulunabilir.
Bu açıdan bakıldığında; incelenen perakende genişbant internet erişim
hizmetleri pazarının henüz büyüme evresinde olduğu ve dinamiklerinin henüz
oturmadığı görülecektir. Böyle bir piyasada, yeterli destekleyici kanıt olmadan,
adeta “biz şimdiden uyarı yapmış olalım” düşüncesiyle teşebbüslerin
cezalandırılması, sadece TTNet A.Ş. değil diğer piyasalarda yeni giriş yapmış
teşebbüslerin rekabet heveslerini, yeni ürün tanıtımlarını, müşteri bazı oluşturma
motivasyonlarını olumsuz etkiler. Dahası, rekabetçi gücü olmayan, etkinlikten
uzak teşebbüslere piyasaya giriş yönünde yanlış sinyaller verir.
Yukarıda açıkladığım nedenlerle Türk Telekomünikasyon A.Ş. ve TTNet
A.Ş. hakkında yürütülen soruşturma soncu alınan 19.11.2008 tarih ve 08-
65/1055-411 sayılı Kurul Kararı’na katılmıyorum.
M.Sıraç ASLAN
Kurul Üyesi
08-65/1055-411
137
Rekabet Kurulu’nun 19.11.2008 günlü ve 08-65/ 1055-411 Sayılı Kararına;
KARŞI OY
Türk Telekomünikasyon A.Ş. ve TTNet A.Ş.’nin genişbant internet
erişim hizmetleri pazarında 4054 sayılı Kanun’u ihlal edip etmediklerinin
tespitine yönelik olarak açılan soruşturma sonucunda; Türk Telekomünikasyon
A.Ş. ve TTNet A.Ş.’den oluşan ekonomik bütünlüğün toptan genişbant internet
erişim hizmetleri pazarındaki hakim durumunu, perakende genişbant internet
hizmetleri pazarında fiyat sıkıştırması yoluyla kötüye kullandığı kanaatine
varılarak 4054 sayılı Kanun’un 6 ıncı ve 16 ıncı maddeleri uyarınca para cezası
uygulanmasına karar verilmiştir.
Kararda Türk Telekomünikasyon A.Ş. ve TTNet A.Ş.’nin aynı ekonomik
bütünlük içinde oldukları kabul edilmiştir.
Oysa Türk Telekom toptan internet erişim hizmetleri pazarında, TTNet ise
perakende internet erişim hizmetleri pazarında faaliyet göstermektedirler.
TTNet özelleştirme işlemi sonrasında Türk Telekom tarafından
26.04.2006 tarihinde kurulmuştur.
Türk Telekom’un TTNet’in faaliyet gösterdiği perakende internet erişim
hizmetleri pazarında faaliyet gösterdiğinin kabulü doğru değildir.
İddia, “perakende genişbant internet erişim hizmetleri pazarında fiyat
sıkıştırması” yoluyla rekabetin ihlal edildiğidir.
Oysa Türk Telekom perakende değil toptan internet erişim hizmetleri
pazarında faaliyet göstermektedir.
Her iki şirket de ayrı ayrı faaliyet gösterdikleri toptan ve perakende
pazarların en büyük şirketleri olup, Rekabet Kurulunca kendilerine ayrı ayrı
soruşturmalar açılıp, tebligatlar yapılmıştır. Pazarda faaliyet göstermeyen Türk
Telekom’a perakende pazarda fiyat sıkıştırdığını ileri sürerek ceza uygulamak
hukuka uygun değildir.
08-65/1055-411
138
Fiyat sıkıştırması; dikey bütünleşik ve üst (toptan) pazarda hakim
durumda bulunan bir teşebbüsün, bu pazarda üretimini kontrol ettiği girdinin
toptan fiyatı ve bu girdiden üretilen alt pazar (perakende pazar) ürününün fiyatı
arasındaki marjı, bu fiyatların düzeyinde değişiklikler yaparak kısması
sonucunda oluşmaktadır.
Söz konusu daralan marj karşısında, perakende pazarda faaliyet
gösterebilmeleri bu girdiye bağlı olan, teşebbüse toptan fiyatı ödemek ve aynı
zamanda teşebbüsün perakende fiyatıyla rekabet etmek durumunda kalan
perakende pazardaki rakiplerin kar marjları sıkışmaktadır.
Bilindiği gibi rekabet hukukunda fiyat sıkıştırması tek bir şekilde değil;
teşebbüsün toptan fiyatı perkande fiyata göre yüksek belirlemesi, perakende
fiyatı düşürmesi (toptan fiyat ve alt pazardaki maliyetlere göre düşük
belirleyerek) veya her ikisini aynı anda uygulaması suretiyle
gerçekleşebilmektedir. Önemli olan fiyat sıkıştırması uygulayan teşebbüsün, bu
fiili sırasında bir maliyete katlanıp katlanmadığıdır.
Teşebbüslerin rekabet ihlalleri sonucunda karlarında oluşan artış kanuna
aykırıdır.
4054 sayılı Yasanın 6 ıncı maddesine göre oluşacak rekabet ihlali
“dışlayıcı” veya “sömürücü” şeklindedir.
Fiyat sıkıştırması şeklindeki rekabet ihlali ise dışlayıcı veya sömürücü
olabileceği gibi hem dışlayıcı hem de sömürücü olabilir.
Soruşturma raporu incelendiğinde; söz konusu eylemlerin tam regülasyon
altında fiyat sıkıştırması olduğunun iddia edildiği görülmektedir.
Toptan fiyatların belirleyicisi; 406 Sayılı Kanun ve Telekomünikasyon
Kurumunun çıkarmış olduğu Erişim ve Arabağlantı Yönetmeliği kuralları
karşısında Telekomünikasyon Kurumudur.
Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin toptan fiyatları devlet denetiminde olup
regülasyona tabidir, çapraz sübvansiyon eşliğinde fiyat sıkıştırması politikası
izlendiği iddiası kanıtlanamamıştır.
Diğer taraftan perakende internet fiyatları da Devletin denetimi ve
regülasyonuna tabidir.
08-65/1055-411
139
TTNet A.Ş.’nin perakende fiyatları bu işletmenin Telekomünikasyon
Kurumu’nun yönetmeliğine göre etkin piyasa gücü yani hakim durumda
olduğunun ilanı halinde denetlenmesi ve fiyat sıkıştırması yapıp yapmadığına
bakılması söz konusudur.
Soruşturma sürecinde Telekomünikasyon Kurumu, TTNet A.Ş.’yi etkin
piyasa gücü sahibi ilan etmemiştir.Bu durumda TTNet A.Ş.’nin uyguladığı
perakende fiyatlar yoluyla fiyat sıkıştırması yapılmadığı teyid edilmiştir.
Kaldı ki; soruşturma raporunda TTNet A.Ş.’nin maliyetlerini karşılayıp
karşılamadığına yönelik yapılan hesaplamalar sonucunda TTNet A.Ş.’nin
perakende fiyatları ile Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin toptan ücretleri
arasındaki marjın TTNet A.Ş.’nin perakende düzeydeki maliyetlerini
karşılamadığı, perakende satışlarda maliyetin altında fiyatlarla fiyat sıkıştırması
yapıldığı sonucuna varılmıştır.
Oysa değerlendirme 16 aylık bir süreci kapsamaktadır ki bu süre TTNet
A.Ş.’nin yeni kurulmuş bir şirket olması karşısında amacının yada fiyatlama
stratejisinin pazardaki etkisini değerlendirmek için yeterli değildir.
Soruşturmada TTNet A.Ş.’nin kuruluşundan 6 ay sonra başlayan bir süreç
dikkate alınmıştır. “Yaz Fırtınası” kampanyası şirketin kuruluşundan bir yıl
sonrasına rastlamaktadır. Bu kadar kısa bir süre içinde işletmenin faaliyetlerinde
hemen kara geçmesi beklentisi gerçekçi değildir.
Açıkladığım nedenlerle TTNet’in uyguladığı perakende internet erişim
hizmetlerinin maliyetinin altında olduğu, fiyat sıkıştırması yapıldığı
değerlendirmelerini hukuka uygun bulmadığım için karara karşıyım.
Süreyya ÇAKIN
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy