Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2007-2-30 (İlk İnceleme)
Karar Sayısı : 07-29/273-100
Karar Tarihi : 29.3.2007
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
II. Başkan : Tuncay SONGÖR 10
Üyeler : Rıfkı ÜNAL, Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI,
M.Sıraç ASLAN, Süreyya ÇAKIN, Mehmet Akif ERSİN
B. RAPORTÖRLER : Ali DEMİRÖZ, Hakan BİLİR, Adnan AKGÜN
C. BAŞVURUDA : -Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği
BULUNANAN G.M.K. Bulvarı, Şehit Daniş Tunalıgil Sok. No:2/34
06570 Maltepe/Ankara
D. HAKKINDA İLK İNCELEME 20
YAPILAN : - Türk Telekomünikasyon A.Ş.
Turgut Özal Bulvarı 06103 Aydınlıkevler/Ankara
E. DOSYA KONUSU : Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin basın açıklamasında yer
alan ifadelere ilişkin inceleme talebi.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: İlgili başvuruda, Türk Telekomünikasyon A.Ş. (Türk Telekom)
tarafından 5.2.2007 tarihinde yayınlanan basın bülteninde “Sabit ücretler ve şehiriçi
görüşme maliyetleri şehirlerarası ve milletlerarası ücretlerden elde edilen gelirle
sübvanse ediliyordu” ifadelerinin yer aldığı belirtilerek, söz konusu ifadenin Avrupa Birliği
Yeni Düzenleyici Çerçevesi, Avrupa Birliği Komisyonu’nun Deutsche Telekom Kararı, 30
406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki
Kanun’un 6. maddesi kapsamında incelenmesi talep edilmiştir.
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 16.2.2007 tarih ve 1167 sayı ile giren başvuru
üzerine hazırlanan 23.3.2007 tarih ve 2007-2-30/İİ-07 sayılı İlk İnceleme Raporu,
23.3.2007 tarih, REK.0.06.00.00-110/104 sayılı Başkanlık önergesi ile 07-29 sayılı Kurul
toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Raporda, Türk Telekom’un, rekabete açık
alanlarda elde ettiği gelir ile rekabete açık olmayan bir pazardaki faaliyetlerini
desteklediği yönündeki iddiaların, anacak kötüye kullanma niteliği taşımayan bir çapraz
sübvansiyon uygulaması olarak değerlendirilebileceği dolayısıyla şikayet konusu olay 40
bakımından 4054 sayılı Kanun bağlamında bir önaraştırma yapılmasına ya da
soruşturma açılmasına gerek olmadığı görüşlerine yer verilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
Çapraz sübvansiyon uygulaması, birden çok alanda iş yapan bir firmanın iş yaptığı
alanlardan birinde maliyetinin altında sattığı bir ürünün ya da hizmetin zararını iş yaptığı
başka bir alandan elde ettiği aşırı karla karşılaması olarak tanımlanabilir. Bu anlamda
07-29/273-100
2
zaman zaman teşebbüsler tekel ya da hakim durumda oldukları pazarlarda elde ettikleri
gelirler ile rekabetçi piyasalardaki fiyatlarını destekleyerek (sübvanse ederek) pazar
paylarını artırmayı hatta diğer teşebbüsleri piyasanın dışına itmeyi
amaçlayabilmektedirler. 50
Kamu politikası açısından düzenlemeye tabi sektörlerde çapraz sübvansiyon,
regülasyona tabi işletmecinin bir piyasada elde ettiği gelir ile diğer piyasadaki
faaliyetlerini desteklemesi olarak kabul edilebilir. Bu anlamda söz konusu kaynak
aktarımı, özellikle rekabete açık olmayan alanlardan elde edilen gelirin rekabete açık
alanlardaki faaliyetlerin desteklenmesi için kullanılması durumunda rekabeti sınırlayıcı
olabilmektedir.
Ses iletimi alanında tekel ayrıcalığına sahip olmakla beraber diğer telekomünikasyon
hizmetlerinde de rekabete açık piyasalarda hizmet sunmakta olan yerleşik işletmeci,
rekabete açık faaliyetlerinden elde ettiği kar ile tekel hizmetlerini desteklediği sürece
toplum refahı üzerinde tahribat yaratmamakta; sadece kendi karından vazgeçmektedir. 60
Ancak tersinin geçerli olduğu durumda, yani yerleşik işletmeci ayrıcalığına sahip olduğu
hizmet türünden elde ettiği karları ile rekabete dayalı sektörlerde sunduğu hizmetlerin
maliyetini desteklemesi durumunda; söz konusu işletmeci bir taraftan rekabete aykırı
davranarak hakim durumunu kötüye kullanmış olacak, diğer taraftan da toplum refahına
olumsuz etkide bulunacaktır.
Bu anlamda, Türk Telekom’un rekabete açık olmayan alanlardan elde ettiği geliri
rekabete açık alanlardaki maliyetin altında satış gibi rekabetçi olmayan uygulamalarını
desteklemek amacıyla kullanması 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında kötüye
kullanma anlamında bir çapraz sübvansiyon olarak kabul edilebilecekken, tam tersi bir
durumda, şikayet konusu olayda olduğu gibi rekabete açık alanlarda elde edilen gelirin 70
(şehirlerarası ve milletlerarası görüşmeler) rekabete açık olmayan bir pazardaki (şehiriçi
görüşmeler) faaliyetlerin desteklenmesi amacıyla kullanılması kötüye kullanma eylemi
niteliği taşımayan bir çapraz sübvansiyon uygulaması olarak karşımıza çıkmaktadır.
Diğer yandan konuyla ilgili olarak alınan Telekomünikasyon Kurumu görüşünde
aşağıdaki ifadelere yer verilmektedir:
“… tarihsel olarak dünyada, çeşitli nedenlerle, ulusal kamu telekom tekelleri abonelerine
düşük sabit ücret ve düşük yerel arama ücretleri uygulamış buna karşın ulusal aramalar
ile uluslararası arama ücretlerini aşırı fiyatlandırmıştır. Ancak, bu fiyatlandırma yapısının
telekomünikasyon sektöründe talep ve arz yapısını çarpıtarak toplumsal refah kaybına
yol açtığı anlaşılmıştır. Tarifelerin yeniden dengelenmesi, çeşitli sebeplerle geçmişte 80
hizmetlerin maliyetlerini yansıtmaktan hayli uzaklaşmış fiyatların, yeniden maliyetlerini
yansıtır hale gelme sürecidir. Tarifelerin yeniden dengelenmesi ile telekomünikasyon
piyasasındaki tahsis etkinliğinin arttırılarak optimum kaynak tahsisinin sağlanması ve
toplumsal refahın arttırılması amaçlanmaktadır.
406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun 29’uncu maddesine göre işletmeciler
telekomünikasyon hizmetlerinin yürütülmesinde ve/veya altyapı işletilmesi karşılığında
alacakları ücretleri ilgili mevzuat, sahip oldukları yetki belgesi ve Kurum düzenlemelerine
aykırı olmayacak şekilde serbestçe belirlemektedirler. 406 sayılı Telgraf ve Telefon
Kanununun 30’uncu maddesi (b) bendinde Kurum düzenlemelerinde tarifelerin yeniden
dengelenmesinin esas olduğu ifade edilmekte olup, Kurumumuz yaptığı düzenlemelerde 90
bu hedefle birlikte tüketicilerin korunması, sektörün ve rekabetin gelişiminin teşvik
07-29/273-100
3
edilmesi gibi hususları da gözetmektedir. Bu amaçla ülkemiz telekomünikasyon
sektöründe faaliyet gösteren işletmecilerin sundukları telekomünikasyon hizmetlerinin
karşılığında kullanıcılardan talep edecekleri ücretleri düzenlemek için 406 ve 2813 sayılı
Kanunların ilgili maddeleri dayanak alınarak hazırlanan Tarife Yönetmeliği 28.08.2001
tarih ve 24507 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Sonuç olarak, tarifelerin yeniden dengelenmesi sürecinin tamamlanması belli bir zaman
alacaktır. Kurumumuz, bu hukuki çerçeve içerisinde faaliyete geçtiği günden bu güne
kadar Türk Telekom’un tarifelerini dengelemesini teşvik etmiştir.”
Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, şikayet konusu olay bakımından 4054 100
sayılı Kanun bağlamında bir önaraştırma yapılmasına ya da soruşturma açılmasına
gerek olmadığı görülmüştür.
J. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, başvuru konusu iddialara
yönelik olarak, 4054 sayılı Kanun çerçevesinde önaraştırma yapılmasına ya da
soruşturma açılmasına gerek olmadığına, şikayetin reddine OYBİRLİĞİ ile karar
verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy