Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2014-2-44 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 16-20/326-146
Karar Tarihi : 09.06.2016
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Ömer TORLAK
Üyeler : Arslan NARİN, Fevzi ÖZKAN, Doç. Dr. Tahir SARAÇ
Kenan TÜRK, Adem BİRCAN
B. RAPORTÖRLER : Selvi KOCABAY, Hatice YAVUZ, Cemile YÜKSEK
C. BAŞVURUDA
BULUNANLAR : - Vodafone Net İletişim Hizmetleri A.Ş.
Temsilcileri: Av. Dr. İ. Yılmaz ASLAN, Av. Orhan ÜNAL
Gazi Umurpaşa Sk. Bimar Plaza 38/7-8 34349 Balmumcu
Beşiktaş/İstanbul
- Superonline İletişim Hizmetleri A.Ş.
Maltepe Plaza Yeni Mahalle Pamukkale Sok. No:3 34880
Soğanlık Kartal/İstanbul
- TurkNet İletişim Hizmetleri A.Ş.
Büyükdere Cad. No:121 Ercan Han Kat:2 34394
Gayrettepe/İstanbul
D. HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILAN:
- Türk Telekomünikasyon A.Ş.
Turgut Özal Bulvarı 06103 Aydınlıkevler/Ankara
(1) E. DOSYA KONUSU: Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin kendisine yapılan tesis
paylaşımı başvurularını geciktirmek, zorlaştırmak ve/veya engellemek suretiyle
4054 sayılı Kanun’u ihlal ettiği iddiası.
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Vodafone Net İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin (VodafoneNet) Kurum
kayıtlarına 26.06.2014 tarih ve 3670 sayı ile giren başvurusunda,
- VodafoneNet’in TEİAŞ tarafından açılan ihaleyi kazanarak TEİAŞ’a ait fiber optik
altyapıyı 15 yıl süreyle kullanma hakkını elde ettiği ve bu kapsamda TEİAŞ ile
VodafoneNet arasında 13.11.2013 tarihinde bir kira sözleşmesi imzalandığı,
- Söz konusu altyapıyı kullanabilmesi için VodafoneNet’in çeşitli bölgelerde bağlantı
noktalarını kurması gerektiği,
- 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun (5809 Kanun) 24. maddesine göre;
geçiş hakkı kullanılacak taşınmaz üzerinde hâlihazırda ortak yerleşim ve tesis
paylaşımı yükümlülüğüne karar verilmiş bir elektronik haberleşme şebekesi
bulunması halinde, ortak yerleşim ve tesis paylaşımına öncelik verilmesi gerektiği,
- Geçiş Hakkı Yönetmeliği’nin 4. maddesinin birinci fıkrasına göre işletmecilere,
elektronik haberleşme hizmeti sunmak için gerekli şebeke ve altyapıyı kurmak,
kaldırmak, bakım ve onarım yapmak ve benzeri amaçlar ile kamu ve özel mülkiyet
alanlarının altından, üstünden, üzerinden geçmeleri için tanınan hakların geçiş
hakkı olarak nitelendirildiği,
- Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulunun 12.04.2013 tarihli, 2013/DK-ETD/187 sayılı
kararı kapsamında sabit haberleşme altyapısı kurmaya ve işletmeye yetkili
16-20/326-146
2/153
işletmecilerin tümünün, 01.09.2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere
haberleşme altyapısı ve şebekesinde tesis paylaşımı yükümlülüğüne tabi kılındığı,
- Dolayısıyla VodafoneNet’in, TEİAŞ’ın altyapısını kullanabilmek için öncelikle
bölgede hâlihazırda bir altyapıya sahip olan Türk Telekom’a tesis paylaşımı
başvurusunda bulunması gerektiği,
- Altyapının bir ucunun Türk Telekom santrallerinde sonlanması halinde söz konusu
hizmetin Referans Ortak Yerleşim ve Tesis Paylaşımı Teklifi (ROYTEPT)
kapsamında değerlendirildiği ve Türk Telekom’a yapılması gereken tesis paylaşımı
başvurularında ROYTEPT düzenlemelerinin esas alındığı,
- Altyapının bir ucunun Türk Telekom santrallerinde sonlanmaması halinde ise söz
konusu hizmetin yine tesis paylaşımı kapsamında değerlendirildiği, ancak Türk
Telekom’a yapılması gereken başvurularda ROYTEPT düzenlemelerinin değil,
taraflar arasında akdedilecek Tesis Paylaşımı Sözleşmesi’ndeki düzenlemelerin
esas alındığı
belirtilerek Türk Telekom’a tesis paylaşımı başvurusunda bulunulmasının ardından, Tesis
Paylaşımı Sözleşmesi akdetme sürecinde Türk Telekom’un;
a) ilgili mevzuat ile belirlenen sürelere ve paylaşım esaslarına riayet etmeyerek
sürecin tamamlanmasını geciktirmek,
b) makul kabul edilemeyecek derecede yüksek kira ve bakım bedelleri talep
etmek,
c) VodafoneNet’in aleyhine olacak nitelikte sözleşme hükümleri öngörerek
uzlaşmada zorluklar çıkartmak
gibi eylemlerde bulunarak VodafoneNet’in faaliyetlerini sürdürmesini zorlaştırdığı ve
engellediği iddia edilmiştir.
(3) VodafoneNet tarafından ileri sürülen iddiaları üç başlık altında toplamak mümkündür. İlk
olarak aşağıda yer alan iddialar “Süre ve Paylaşım Esasları”na ilişkin iddialar olarak
gruplandırılabilecektir:
- Türk Telekom’a 16 nokta için tesis paylaşımı talebinde bulunulduğu,
- Türk Telekom’un yer etüdü ücretinin bildirimi için süresi içerisinde dönüş yaptığı,
- Diğer taraftan Türk Telekom tarafından yer etüdü için öngörülen sürelerin çok uzun
olduğu,
- Ayrıca, Türk Telekom tarafından yapılan dönüşlerin parçalı nitelikte olduğu, tesisin
parçalı olmasının kendileri açısından operasyonu, gerekli bakım işlemlerinin
yapılmasını ve işletmeyi zorlaştırdığı,
- Türk Telekom’un sunduğu tesis paylaşımına elverişli güzergâhların VodafoneNet’in
hesapladığından daha uzun olduğu ve bildirilen güzergâhların bir kısmında Türk
Telekom’a ait altyapının bulunmadığı,
- Anılan hususların TEİAŞ’a ait fiber optik altyapının VodafoneNet tarafından
kullanılmasını engellediği.
16-20/326-146
3/153
(4) İkinci olarak, VodafoneNet tarafından ileri sürülen ve aşağıda yer alan iddialar “Ücret”e
ilişkin iddialar olarak sınıflandırılabilecektir:
- İlgili düzenlemeler çerçevesinde, Türk Telekom’un kendisine yöneltilen tesis
paylaşımı taleplerini maliyet esaslı olacak şekilde ve makul düzeyde bir bedel
belirleyerek karşılamakla yükümlü olduğu,
- Ancak sözleşme kapsamında Türk Telekom tarafından talep edilen bedellerin makul
kabul edilemeyecek ölçüde yüksek olduğu,
- Tesis paylaşımı kapsamında kurulumun Türk Telekom tarafından talep edilen
ücretler ile yapılması halinde 15 yıl boyunca katlanılması gereken maliyetlerin,
kurulumun VodafoneNet’in kendisi tarafından gerçekleştirilmesi halinde katlanılması
gereken maliyetlerden önemli ölçüde daha yüksek olduğu,
- Buna ek olarak, bakım ve çözüm ortağı olarak Türk Telekom ile çalışılması halinde,
kullanılacak altyapının bakımı ve işletilmesi için ödenmesi gereken ücretin piyasa
koşullarında oluşan ücretten 30 kat fazla olduğu, zira Türk Telekom’un hem metre
başına hem de kanaldaki her bir fiber kılı için ayrı ayrı bakım ücreti talep ettiği.
(5) Son olarak, VodafoneNet tarafından ileri sürülen ve aşağıda yer alan iddialar “Haksız
Sözleşme Hükümlerinin Varlığı”na ilişkin iddialar olarak gruplandırılabilecektir:
- Türk Telekom ile VodafoneNet arasında 17.03.2014 tarihinde akdedilen Türk
Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşımı Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 2.4.3.
maddesine göre işletmeci (VodafoneNet) tarafından kullanılmakta olan Türk
Telekom’a ait yeraltı ve/veya havai tesislerin bakım ve işletmesinin Türk Telekom
tarafından bedeli mukabilinde gerçekleştirilecek olmasının; bakım ve işletme hizmeti
ile tesis paylaşımı hizmetinin birlikte sunulması şeklinde bir bağlama uygulaması
olduğu,
- Sözleşme’nin 3.1. maddesinde yer alan ve sözleşmenin ekinde (Sözleşme Ek-2) yer
verilen süreçler üzerinde Türk Telekom’a verilen değişiklik yapma hakkının
belirsizlik ve öngörülemezlik oluşturduğu,
- Sözleşme’nin Türk Telekom’un işletmeciye verdiği hizmetin işletmecinin sebebiyet
verdiği bir şekilde durdurulması halinde yoksun kalınan gelirler de dâhil olmak üzere
Türk Telekom’un doğrudan veya dolaylı bütün zararlarının fer’ileri ile birlikte
işletmeci tarafından karşılanacağına” ilişkin 5.15.1. maddesinde yer alan “yoksun
kalınan gelirler” ve “dolaylı zararlar” ifadelerinin metinden çıkarılması gerektiği,
- Sözleşme Ek-2, madde 1.7.’ye göre işletmecinin yeraltı ve/veya havai tesislerin
paylaşımı talebine ek olarak ileride yapılabilecek yeni taleplerin (ilave, değişim,
demontaj vb.) yeni başvuru olarak değerlendirileceği, ancak bu şekilde
değerlendirilmemesi gerektiği,
- Sözleşme’nin 2.4.3. maddesi ile Ek-2, madde 1.2.’ye göre işletmecinin her ne
maksatla olursa olsun Türk Telekom’un bilgisi, izni ve/veya gözetimi haricinde Türk
Telekom’un yeraltı ve/veya havai tesislerinde çalışma yapamayacak olmasının
VodafoneNet’in acil durumlarda müdahale etmesini imkansız kıldığı,
- Sözleşme’nin 2.4.4. maddesine göre, Türk Telekom’un bilgisi dışında işletmeci
tarafından kablo tesisi yapıldığının ya da Türk Telekom’a ait kabloların işletmeci
tarafından izinsiz kullanıldığının tespit edilmesi halinde, Türk Telekom’un ilgili
sistem/cihaz/kablonun 15 gün içerisinde demonte edilmesini talep edebilmesinin
haberleşmenin engellenmemesi ilkesine zarar verdiği,
16-20/326-146
4/153
- Sözleşme’nin 2.4.18. maddesine göre, sözleşmeden doğacak uyuşmazlıklarda Türk
Telekom’un defter, her türlü bilgisayar, ses, elektronik ve yazılı kayıtları ile internet
üzerinden yapılan işlemlere ilişkin kayıtlarının kesin delil teşkil edeceği, bu hükmün
haksız olduğu ve her iki tarafın da kayıtlarının esas alınması gerektiği.
(6) VodafoneNet tarafından gönderilen ve Kurum kayıtlarına 03.09.2014 tarih ve 4994 sayı
ile giren yazıda ise Türk Telekom’un hâkim durumun kötüye kullanılması niteliğinde
olduğu ifade edilen davranışları nedeniyle VodafoneNet’in TEİAŞ’a ait fiber optik altyapıyı
ticari olarak kullanmaya başlamasının en az 12 ay gecikeceği, dolayısıyla bu gecikmeden
doğan/doğacak zararın (…..) TL olduğu hesaplanarak, değerlendirmede bu hususun da
göz önünde bulundurulması talep edilmiştir.
(7) Önaraştırma sürecinde VodafoneNet’ten 08.10.2014 tarihli ve 11046 sayılı yazı ile bilgi
talep edilmiş, VodafoneNet tarafından gönderilen 15.10.2014 tarihli ve 5887 sayılı bilgi
yazısında, başvuruda yer alan iddialara ek olarak;
- Türk Telekom’a 16 nokta için yapılmış olan tesis paylaşma taleplerine ilişkin sürecin,
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından 17.06.2014 tarihli, 2014/DK-
ETD/324 sayılı kararla Referans Tesis Paylaşımı ve Aydınlatılmamış Fiber1
Teklifi’nin (RETPAFT) onaylanmasından sonra devam ettirilmediği,
- 2014/DK-ETD/324 sayılı BTK kararından sonra VodafoneNet tarafından 35 noktaya
ilişkin olarak Türk Telekom’a yeni başvurular yapıldığı,
- Önceki 16 başvuruya verilen cevaplarda, omurga tesisi ve müşteriye erişim için
güzergâhlar bildirilmişken, yeni başvurulara verilen cevapta sadece omurganın
tesisi amacına hizmet edecek şekilde güzergâhların bildirildiği,
- 2014/DK-ETD/324 sayılı BTK kararını takiben Türk Telekom tarafından
VodafoneNet ile 22.07.2014, 07.08.2014 ve 27.08.2014 tarihlerinde farklı içeriklere
sahip üç Tesis Paylaşımı ve Aydınlatılmamış Fiber Sözleşmesi’nin paylaşıldığı ve
bunlardan sonuncusunun taraflarca imzalandığı,
- Anılan sözleşmelerin farklı zamanlarda ve farklı içeriklerde paylaşılmasının süreci
uzattığı ve bu durumun Türk Telekom tarafından sürecin tek taraflı bir şekilde
yönetilebildiğini gösterdiği,
- İmzalanan yeni sözleşmede düzenlenen yer etüdü sürelerinin önceki başvurularda
öngörülenden kısa olmakla birlikte mevzuatta öngörülenden uzun olduğu,
- Tesisin paylaşıma hazır hale getirilmesi için mevzuatta 15 ve 60 günlük süreler tayin
edildiği, kablo tesisi için ise 60 günlük bir süre öngörüldüğü, bununla birlikte somut
olayda belirli iller bakımından kablo tesis sürelerinin mevzuatta öngörülen süreleri
önemli ölçüde aşabileceği,
- Söz konusu işlemlerin Bakanlıktan gerekli izinlerin alınmasını takiben VodafoneNet
tarafından yapılmış olması halinde Türk Telekom tarafından verilmiş olan toplam
sürelerin yaklaşık (…..)’üne tekabül eden fiili imalat sürelerinin ortaya çıkacağı,
1 Fiber optik haberleşmeye elverişli olan ve kullanılmayan (her iki ucunda aktif sistem bulunmayan) fiber
damarı şeklinde tanımlanmaktadır.
16-20/326-146
5/153
- Türk Telekom Tesis Paylaşımı ve Aydınlatılmamış Fiber Sözleşmesi’nin Hizmet
Seviyesi Taahhüdünün 2.2.5. maddesi ile Türk Telekom RETPAFT Uygulama
Esaslarının “Operasyonel Faaliyetler” başlıklı 4.4. maddesi kapsamında belirlenen
tesis paylaşımına konu altyapıda işletmeciye ait cihaz/kabloda arıza tespit edilmesi
durumunda, arızanın giderilmesine refakat edecek Türk Telekom personelinin ilgili
yerde hazır bulunması için belirlenen sürelerin VodafoneNet tarafından çözüm
ortaklarına önerilen arıza giderme sürelerinden uzun olduğu,
- VodafoneNet’in girilen herhangi bir ihalede, kalite standartlarını Türk Telekom
tarafından bildirilen seviyelerin üzerinde inşa edemeyeceğinden rekabet açısından
dezavantajlı duruma düştüğü
belirtilmiş ve önceki şikayet dilekçelerinde belirtilen hususlara ilave olarak bu hususların
da önaraştırma kapsamında değerlendirilmesi talep edilmiştir.
(8) Kurum kayıtlarına 25.03.2015 tarih ve 1578 sayı ile giren ve ek beyan niteliğini taşıyan
dilekçede VodafoneNet’in TEİAŞ’a ait fiber optik altyapıyı ticari olarak kullanmaya
başlamasının 18 ay gecikeceği, bu bağlamda ortaya çıkan/çıkacak zararın (…..) TL
olduğu belirtilmiştir.
(9) Sonuç olarak başvuruda; Türk Telekom’un, iddia edilen ve yukarıda yer verilen işlem ve
eylemleri kapsamında hâkim durumunu kötüye kullandığı ileri sürülmüştür. Türk
Telekom'un söz konusu işlem ve eylemlerinin ciddi olması ve rekabete aykırı eylemlerin
devamı halinde telafisi mümkün olmayacak zararların oluşması tehlikesinin varlığı
nedeniyle bu eylemlerin geçici tedbir yoluyla durdurulması ve üst pazarda hâkim durumda
olan Türk Telekom’a söz konusu hâkim durumunu kötüye kullandığı gerekçesiyle idari
yaptırım uygulanması talebinde bulunulmuştur.
(10) Başvuruda ayrıca 5809 sayılı Kanun’un “Tesis Paylaşımı ve Ortak Yerleşimin Önceliği”
kenar başlıklı 24. maddesi ve Geçiş Hakkı Yönetmeliği’nin “İlkeler” kenar başlıklı 6.
maddesinin birinci fıkrası gereğince geçiş hakkı uygulamasında tesis paylaşımı ve ortak
yerleşime öncelik verilmesi gerekliliğinin adeta yasal tekel oluşturduğu, bu durumun
hâkim durumdaki teşebbüsün kendisine tanınan hak ve yetkileri talepte bulunan
teşebbüsler aleyhine davranışlarda bulunarak kötüye kullanmasına sebebiyet verdiği
ifade edilerek söz konusu “öncelikli başvuru” gerekliliğinin yeniden düzenlenmesine ilişkin
olarak ilgili mercilere görüş gönderilmesi talep edilmiştir.
(11) Soruşturma sürecinde Superonline İletişim Hizmetleri A.Ş. (Superonline) tarafından
yapılan ve Kurum kayıtlarına 10.03.2015 tarih ve 1274 sayı ile giren şikâyet
başvurusunda ise özetle;
- Sabit elektronik haberleşme altyapısı kurmaya ve işletmeye yetkili tüm
işletmecilerin, gerek T.C. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı
(Bakanlık/Ulaştırma Bakanlığı) Geçiş Hakkı Yönetmeliği gerekse BTK’nın “Tesis
Paylaşımı Yükümlülüğü ve Uygulaması” başlıklı 12.04.2013 tarihli ve 2013/DK-
ETD/187 sayılı kararı kapsamında ilgili haberleşme altyapısı ve şebekesinde (boru,
kanal, göz, vb.) 01.09.2013 tarihi itibarıyla tesis paylaşımı yükümlülüğüne tabi
kılındığı,
- Türk Telekom’un ülke çapında sahip olduğu geniş altyapısı ve şebekesi ile bu
yükümlülük altında bulunan birincil teşebbüs olduğu ve BTK'nın tesis paylaşımı
yükümlülüğü getiren düzenlemesi gereğince Türk Telekom’un sahip olduğu,
altyapının Superonline ve diğer işletmeciler açısından zorunlu unsur niteliğinde
olduğu,
16-20/326-146
6/153
- Öte yandan, Superonline tarafından Türk Telekom’a tesis paylaşımı amacıyla birçok
defa başvuruda bulunulduğu ancak hiçbir sonuç alınamadığı, başvuruların hâkim
durumun kötüye kullanılması sonucunu doğuracak şekilde geciktirildiği/engellendiği,
- Bu kapsamda, 12.04.2013 tarihli ve 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararı
doğrultusunda Superonline tarafından Türk Telekom'a 25.09.2013 ve 09.10.2013
tarihlerinde tesis paylaşımı talebinde bulunulduğu, söz konusu başvurulara cevaben
mezkûr BTK kararında sözleşme imzalanmasına dair zorunluluk bulunmamasına
karşın, Türk Telekom tarafından tesis paylaşım taleplerinin değerlendirmeye
alınabilmesi için Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşım Sözleşmesi’nin
imzalanmasının şart koşulduğu ve bunun 31.10.2013 ve 13.11.2013 tarihli yazılar
ile Superonline’a bildirildiği,
- Türk Telekom'un 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararına aykırı bahse konu davranışı
nedeniyle 02.12.2013 tarihinde BTK'ya çözüm başvurusunda bulunulduğu,
23.01.2014 tarihinde BTK tarafından ilgili başvuruya cevaben referans teklife ilişkin
değerlendirme sürecinin devam etmekte olduğunun belirtildiği,
- Bu süre içerisinde Türk Telekom'a da müzakere talebinde bulunulduğu, bu talepte,
başvuru formunun doldurulması ve başvuru ücretlerinin ödenmesine rağmen tesis
paylaşım taleplerinin karşılanmadığı, ayrıca Türk Telekom Şebekesinde Altyapı
Paylaşım Sözleşmesi ile katlanılması imkânsız ciddi yükümlülüklerin getirildiği
hususlarına değinildiği,
- Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşım Sözleşmesi’nde, 2013/DK-ETD/187
sayılı BTK kararının "Taleplerin İletilmesi ve Değerlendirilmesine İlişkin Süreç"
başlığı altında yer alan usul ve esaslara aykırı hükümlerin ve ticari hayatın doğal
akışında kabulü imkânsız şartların bulunduğu, söz konusu hususların müzakere
talebinde belirtildiği,
- Bunun üzerine Türk Telekom ile yapılan müzakere sonucunda ilgili sözleşme
konusunda uzlaşı sağlanamadığı, sözleşmenin 01.07.2014 tarihinde ihtirazı
kayıtlarla imzalandığı; daha sonraki görüşmelerde ise sözleşmenin revize edildiği
ve başvuru ücreti ve bakım işletme ücretlerinin kaldırıldığı ancak yeni sözleşmenin
de 30.09.2014 tarihinde ihtirazı kayıtlarla imzalandığı,
- Yeni sözleşmenin imzalanması sonrasında yapılan tesis paylaşım taleplerinin de
aşağıda belirtilen davranışlar ile Türk Telekom tarafından sürüncemede bırakıldığı;
Mevzuatta öngörülen süreyi aşan zaman aralığında cevap verilmesi,
Sözleşmede yer alan “her bir talebin ilgili Türk Telekom il müdürlüğüne
yapılması gerektiği” yönündeki hükme rağmen ilgili (…..) İl Müdürlüğü’ne
yapılan başvurunun bahse konu sözleşme hükümlerine aykırı olarak
İstanbul I. Bölge Müdürlüğü'ne yapılması gerektiğinin bildirilmesi,
16-20/326-146
7/153
Talep değerlendirme formlarında Superonline’ın talebinin tamamını
karşılamayacak metrajlar ile yer etüdü yapılabileceği hususunun
iletilmesine rağmen yer etüdü yapılacak olan kısmi güzergâhın
koordinatlarının belirtilmemesi, Superonline’ın taleplerini karşılayacak
güzergâh bulunmamasına rağmen yer etüdü yapılabileceği, talebin bir
bütün halinde karşılanamayacağı fakat belirtilen güzergâhlarda kısmen
karşılanabileceği şeklinde cevapların verilmesi, birçok Türk Telekom il
müdürlüğünün 12.04.2013 tarihli ve 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararında
ve taraflar arasında imzalanan sözleşmede olmamasına rağmen taleplerin
değerlendirilmesi için ek koordinat bildirilmesini, dosyaların *.kmz
formatında2 ve CD içerisinde paylaşılmasını istemesi, aynı nitelikteki
taleplere Türk Telekom tarafından süresi içerisinde geri dönüş
yapılamazken ve mevzuat dışı taleplerde bulunulurken, diğer işletmecilerin
benzer taleplere süresi içerisinde değerlendirme yaparak dönüş sağladığı,
- Türk Telekom tarafından tesis paylaşımı yapılmasının Superonline’ın ticari faaliyeti
açısından zorunlu olduğu, Türk Telekom tarafından tesis paylaşımı yapılmaması
nedeniyle alt pazarda etkin rekabetin ortadan kalktığı ve Türk Telekom’un iddia
edilen engellemeleri nedeniyle Superonline’ın kendi altyapısını genişletemediği ve
bu nedenle tüketici zararının oluştuğu,
- Türk Telekom’un, Superonline’ın tesis paylaşımı başvurularına süresinde ve
usulüne uygun cevap vermediği ve mevzuata uygun olmayan çeşitli şekillerde
engellemelerde bulunduğu, bu durumun 07.06.2014 tarihli, 2014/DK-ETD/324 sayılı
BTK kararı sonrasında da devam ettiği,
- Türk Telekom tarafından hazırlanan RETPAFT’ın kapsamının sınırlı olmasından
dolayı Superonline’ın ihtiyacı olan hiçbir tesis paylaşımı talebinin RETPAFT
kapsamına girmediği, bu sebeple Superonline’ın RETPAFT’ı imzalamadığı,
- Superonline ve Türk Telekom arasında imzalanmış olan Türk Telekom Şebekesinde
Altyapı Paylaşım Sözleşmesi kapsamında Türk Telekom’un yükümlülüklerinin
yerine getirilmesi ile ilgili hiçbir hizmet seviyesi taahhüdünün bulunmadığı, bu
nedenle Superonline’ın anılan sözleşmeye dayanarak tesis paylaşımı yapma ve
paylaşıma konu altyapı üzerinden müşterilerine hizmet sunma imkânının
bulunmadığı, çünkü hizmet seviyesi taahhüdünün ilgili pazarda verilen hizmetin asli
unsuru olduğu ve pazarda faaliyet gösteren hiçbir şirketin hizmet seviyesi taahhüdü
olmadan müşterilerine hizmet sunamadığı,
- Dolayısıyla günümüze kadar Superonline tarafından altyapı yapılmak istenen
güzergâhta, Türk Telekom’un tesis paylaşımı yapabileceği altyapısı olmasına
rağmen yine Türk Telekom tarafından hazırlanan RETPAFT/sözleşme içerikleri
sebebi ile tesis paylaşımı yapılamadığı
belirtilmiştir. Başvuruda ayrıca 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un
(4054 sayılı Kanun) 9/3. maddesi uyarınca, Türk Telekom'a yönelik olarak tesis paylaşımı
yükümlülüğüne ilişkin engellemelerine son vermesini sağlamak için tedbir kararı alınması
talep edilmiştir.
2 Google Earth üzerinde iki noktanın koordinatlarının belirlenerek işaretlenmesini ve bu noktalar arasındaki
güzergâhın çizilerek kaydedilmesini sağlayan dosya formatıdır.
16-20/326-146
8/153
(12) TurkNet İletişim Hizmetleri A.Ş. (TurkNet) tarafından yapılan başvuru, Rekabet Kurumu
kayıtlarına 12.01.2015 tarih ve 146 sayı ile girmiş olup ilgili başvuruda özetle;
- (…..) ve (…..) güzergâhlarına yönelik yapılan tesis paylaşımı başvurularının,
aşağıda sunulan “mantık dışı” gerekçelerle reddedildiği;
Menholün3 kayıp olduğu,
Menhol üzerinde araç park ettiği,
Menholün su ve/veya toprakla dolu olduğu.
- (…..) güzergâhına yönelik olarak yapılan tesis paylaşım başvurusu doğrultusunda
Türk Telekom tarafından yapılan yer etüdü çalışması sonucunda kablo tesis
edilmesi gereken güzergâh uzunluğunun önce (…..) metre, daha sonra ise (…..)
metre olarak TurkNet’e iletildiği, teşebbüsün yatırım kararı almasının ardından, Türk
Telekom tarafından etüdün yanlış gerçekleştirildiğinin ve güzergâh uzunluğunun
aslında (…..) metre, fakat daha sonra da (…..) metre olduğunun bildirildiği, son
belirtilen güzergâh uzunlukları dikkate alınarak ilgili güzergâhtaki altyapı
yatırımından vazgeçildiği, ayrıca Türk Telekom’a peşin ödenen kablo tesis ve 1 aylık
kullanım ücretlerinin kendilerine iade edilmediği,
- (…..) güzergâhına yönelik tesis paylaşımı başvurusu ile ilgili olarak yapılan yer
etüdü çalışması "karşılanabilir" olarak sonuçlandırılmasına rağmen, tesislerin hazır
hale getirilmesi sürecinde, Türk Telekom tarafından önce güzergâh yakınında
yapılan katlı otopark inşaatı, daha sonra da Marmaray inşaatı gerekçe gösterilerek
yer etüdü sürecinin uzatıldığı ve sonucunda talebin karşılanamayacağının
bildirildiği, bu gelişmenin ertesinde TurkNet ve Türk Telekom personeli ile
mahallinde gerçekleştirilen saha çalışması neticesinde Türk Telekom tarafından
bulunamadığı belirtilen menhollerin tespit edildiği ve TurkNet’in bu çabaları
sonucunda tesislerin hazır hale getirildiği,
- (…..) santrali giriş güzergâhına yönelik olarak yapılan tesis paylaşımı
başvurusunun, Türk Telekom’un başvuruya cevap verme süresinin son gününde,
"(…..) İl Telekom Müdürlüğü" adresine gönderilmemesi sebebiyle reddedildiği, ilgili
müdürlüğün adresinin cevabi yazıda sunulmamış olması üzerine adresin e-posta
yoluyla Türk Telekom’a sorulduğu, ancak net bir cevap alınamadığı, öte yandan
yapılan araştırma sonucunda Türk Telekom'un organizasyon yapısında "(…..) İl
Telekom Müdürlüğü" bulunmadığının, ancak "Bölge Telekom Müdürlüğü"nün
bulunduğunun tespit edildiği, bu doğrultuda söz konusu talebin "Bölge Telekom
Müdürlüğü"ne iletildiği ve kabul edildiği,
- Türk Telekom’un, referans teklifte yer almamasına rağmen, müracaat bilgilerini
*.kmz formatında ve CD'ye kaydedilmiş bir şekilde talep ettiği, bu usulün işletmeciye
ek iş yükü getirdiği ve sürecin zorlaştırılması amacına hizmet ettiği,
- (…..) fiber santral girişi için yapılan tesis paylaşım başvurusunda Türk Telekom’un,
ikinci bir alt bağlantı menholü imalatının yapılmasının gerekli olduğunu, teknik olarak
gerekli olmayan söz konusu alt bağlantı menholünün tesis edilmemesi durumunda
ise, çeşitli bahaneler öne sürerek tesis paylaşımı kapsamında teslim edilen
kablonun montajının yapılmayacağını belirttiği,
3 RETPAFT’ta “Yeraltı güzergâhlarında kablo çekimi, ek yapımı ve kabloların değişik yönlere dağıtımının
yapıldığı ana odacıklar” şeklinde tanımlanmaktadır.
16-20/326-146
9/153
- (…..),(…..) ve (…..) santral giriş güzergâhlarına yönelik üç ayrı tesis paylaşım
başvurusuna ilişkin olarak yapılan yer etüdü çalışmalarında yer bildiriminin Türk
Telekom’un çalışmaya başlamasından sonra TurkNet’e bildirildiği, nihayetinde ilgili
güzergâhlardaki yer etüdünün TurkNet’in katılımı olmaksızın tamamlandığı ve
çalışma sonucunda (…..) ile (…..) santral giriş güzergâhlarının tesis paylaşımına
uygun olmadığının bildirildiği,
- (…..) güzergâhına yönelik olarak tesis paylaşım talebinde bulunmadan önce talebin
yapılıp yapılmayacağına karar verilebilmesi için ilgili güzergâhta yer etüdü çalışması
yapılmasının istendiği, ancak tesis paylaşıma yönelik sözleşmenin imzalanmamış
olması gerekçesiyle bu talebin Türk Telekom tarafından reddedildiği
iddialarına yer verilmiştir.
(13) G. DOSYA EVRELERİ: VodafoneNet’in Kurum kayıtlarına 26.06.2014 tarih ve 3670 sayı
ile intikal eden başvurusu üzerine yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 05.09.2014
tarihli ve 2014-2-44/İİ sayılı İlk İnceleme Raporu, Rekabet Kurulu’nun 12.09.2014 tarihli
toplantısında görüşülmüş, alınan 14-32/658-M sayılı kararla 4054 sayılı Kanun’un 40/1.
maddesi uyarınca Türk Telekom hakkında soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının
tespiti için önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir. Ayrıca ilk inceleme sürecinde
başvuruya ilişkin olarak 5809 sayılı Kanun’un 7. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca
02.07.2014 tarihli ve 7220 sayılı yazı ile BTK’dan görüş talep edilmiş, BTK tarafından
gönderilen cevabi yazı ise Kurum kayıtlarına 21.08.2014 tarihinde 4768 sayı ile intikal
etmiştir.
(14) 15.10.2014 tarihli ve 11254 sayılı yazı ile altyapı hizmetleri sunmakta olan işletmecilerin
sahip olduğu fiber/bakır kablo uzunlukları ve belirtilen altyapılar üzerinden elde edilen
gelirler hakkında BTK’dan bilgi talep edilmiş, BTK tarafından gönderilen cevabi yazı
21.10.2014 tarih ve 5969 sayı ile Kurum kayıtlarına girmiştir.
(15) Şikayete yönelik inceleme ve değerlendirmeleri içeren 21.10.2014 tarihli ve 2014-2-
44/ÖA sayılı önaraştırma raporu Kurulun 04.11.2014 tarihli toplantısında görüşülmüş,
alınan 14-43/790-M sayılı karar ile kendisine yapılan tesis paylaşımı başvurularını
geciktirmek, zorlaştırmak ve/veya engellemek suretiyle 4054 sayılı Kanun’u ihlal edip
etmediğinin tespitine yönelik olarak Türk Telekom hakkında aynı Kanun’un 41. maddesi
uyarınca soruşturma açılmasına ve başvuruda yer verilen talep ve iddiaların yürütülecek
soruşturma safhasında değerlendirilmesine karar verilmiştir. 4054 sayılı Kanun’un 43/2.
maddesi uyarınca Türk Telekom’a, hakkında soruşturma başlatıldığına ve 30 gün
içerisinde birinci yazılı savunmanın gönderilmesi gerektiğine dair bildirim 11.11.2014
tarihli ve 12227 sayılı yazı ile yapılmış, Türk Telekom’un ilk yazılı savunması 12.12.2014
tarih ve 7092 sayı ile Kurum kayıtlarına girmiştir.
(16) Bununla birlikte, soruşturma sürecinde TurkNet ve Superonline tarafından 04.11.2014
tarihli ve 14-43/790-M sayılı Kurul kararında değerlendirilen iddialara benzer nitelikte
iddiaları içeren başvurular yapılmış olup, Kurulun 03.11.2015 tarihli ve 15-39/641-M sayılı
kararı ile TurkNet tarafından yapılan 12.01.2015 tarihli ve 146 sayılı başvurunun; Kurulun
18.03.2015 tarihli ve 15-12/176-M(1) sayılı kararı ile ise Superonline tarafından yapılan
10.03.2015 tarihli ve 1274 sayılı başvurunun soruşturmaya dahil edilmesine, ayrıca
Superonline tarafından yapılan geçici tedbir uygulanmasına ilişkin talebin soruşturma
safhasında değerlendirilmesine karar verilmiştir.
16-20/326-146
10/153
(17) 10.03.2015 tarih ve 1274 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal eden ilgili başvurunun inceleme
kapsamına alınmasını müteakip 31.03.2015 tarihli, 3451 sayılı yazı ile Türk Telekom’a
soruşturma kapsamının genişletildiği ve Superonline tarafından öne sürülen iddialara
ilişkin muhtemel ilave açıklama/savunmanın 30 gün içerisinde Kuruma gönderilmesi
yönünde bildirim yapılmıştır. Bu bildirime yönelik olarak gönderilen savunma, 04.05.2015
tarih ve 2264 sayı ile Kurum kayıtlarına girmiştir.
(18) Kurul’un 18.03.2015 tarih, 15-12/176-M sayılı kararı ile soruşturmanın ilk altı aylık
süresinin bitiminden itibaren 6 ay uzatılmasına karar verilmiştir. Devam eden süreçte,
BTK’dan yetki almış firmalara ilişkin bilgi talebini içeren 29.07.2015 tarihli ve 7775 sayılı
yazı BTK’ya gönderilmiştir. Bu talebe cevaben BTK tarafından gönderilen yazı
12.08.2015 tarih ve 3788 sayı ile Kurum kayıtlarına girmiştir.
(19) Yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan 04.11.2015 tarihli ve 2014-2-44/SR sayılı
Soruşturma Raporu Türk Telekom'a 04.11.2015 tarihli ve 11413 sayılı yazının ekinde
gönderilmiş ve söz konusu rapor Türk Telekom tarafından 09.11.2015 tarihinde tebellüğ
edilmiştir. Türk Telekom'un talebi üzerine, Kurul’un 02.12.2015 tarihli ve 15-42/692-M
sayılı kararı ile 4054 sayılı Kanun'un 45/2. maddesi uyarınca ikinci yazılı savunma süresi
30 gün uzatılmıştır. Bu kapsamda, Türk Telekom’un ikinci yazılı savunması 08.01.2015
tarihli ve 149 sayılı yazı ile kanuni süre içerisinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. İkinci
yazılı savunmaya karşılık Soruşturma Heyeti tarafından hazırlanan 25.01.2016 tarihli ve
2014-2-44/EG sayılı Ek Görüş, Türk Telekom tarafından 27.01.2016 tarihinde tebellüğ
edilmiştir. Yine Türk Telekom'un talebi üzerine, Kurulun 10.02.2016 tarihli ve 16-04/81-M
sayılı kararı ile 4054 sayılı Kanun'un 45/2. maddesi uyarınca üçüncü yazılı savunma
suresi 30 gün uzatılmıştır. Bu çerçevede, Türk Telekom'un sözlü savunma talebini de
içeren üçüncü yazılı savunması 28.03.2016 tarihli ve 2116 sayılı yazı ile kanuni süresi
içerisinde Kurum kayıtlarına girmiştir. 31.03.2016 tarih ve 2014-2-44/BN sayılı Bilgi Notu
üzerine 20.04.2016 tarih ve 16-14/208-M sayılı Kurul kararı ile 25.05.2016 tarihinde
yapılması kararlaştırılan sözlü savunmadan sonra dosya mevcudu, 09.06.2016 tarihli
Kurul toplantısında görüşülerek, 16-20/326-146 sayı ile nihai karar verilmiştir.
(20) H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili Soruşturma Raporu’nda;
1. Hakkında soruşturma yürütülen Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin (Türk Telekom),
boru, kanal, göz, menhol, direk ve kule gibi fiziksel altyapı unsurları ve
aydınlatılmamış fiber pazarında hâkim durumda olduğu,
2. Rekabet Kurumuna yapılan başvurularda yer alan ve ilgili pazarda Türk Telekom
tarafından gerçekleştirilen aşağıdaki davranışların 4054 sayılı Kanun kapsamında
değerlendirilemeyeceği,
- Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşım Sözleşmesi’ne göre Türk
Telekom’un bilgisi olmaksızın kablo tesisi yapıldığının veya Türk Telekom
kablolarının izinsiz kullanıldığının tespit edilmesi halinde ilgili
sistem/cihaz/kablonun demonte edilmesinin talep edilebilmesi,
- Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşım Sözleşmesi’ne göre Türk
Telekom’un defter, her türlü bilgisayar, ses, elektronik ve yazılı kayıtları ile
internet üzerinden yapılan işlemlere ilişkin kayıtlarının kesin delil teşkil
edebilmesi,
- Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşım Sözleşmesi’ne göre işletmecinin
sebebiyet verdiği teknik problemler nedeniyle verilen hizmetin durdurulması
durumunda, Türk Telekom’un doğrudan veya dolaylı bütün zararlarının
işletmeci tarafından karşılanmasını talep edebilmesi,
16-20/326-146
11/153
- Superonline’ın tesis paylaşımı başvurularının, RETPAFT kapsamında
olmaması ve bu nedenle Superonline tarafından RETPAFT’ın imzalanmaması
3. Ayrıca, Türk Telekom’un aşağıda yer verilen davranışlarının 4054 sayılı Kanun’un 6.
maddesi kapsamında rekabeti kısıtlayıcı nitelikte olduğunun tespit edilemediği,
- Tesis paylaşımı için uzun ve parçalı güzergâhlar önerilmesi, bildirilen
güzergâhın bir kısmında Türk Telekom altyapısının bulunmaması,
- Yer tesislerine ilişkin yüksek miktarda aylık kullanım ücreti talep edilmesi,
- Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşım Sözleşmesi’ne göre Türk
Telekom’un bilgisi, izni ve/veya gözetimi haricinde Türk Telekom’un yeraltı veya
havai tesislerinde çalışılamaması,
- Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşım Sözleşmesi’ne göre Tesis
paylaşım hizmetini Türk Telekom’dan alan işletmecinin tesis paylaşımı talebine
ileride yapılabilecek kapasite artırımına yönelik taleplerinin yeni talep olarak
değerlendirilmesi,
- Türk Telekom tarafından işletmecilere sözleşmelerin farklı zamanlarda ve farklı
içeriklerde gönderilmesi,
- Tesis Paylaşımı ve Aydınlatılmamış Fiber Sözleşmesi’nde düzenlenen yer
etüdü sürelerinin, Tesis Paylaşımı Tebliği ve 2013/DK-SRD/187 sayılı BTK
kararında belirtilen yer etüdü süresinden uzun olması,
- Tesis Paylaşımı ve Aydınlatılmamış Fiber Sözleşmesi’nde, tesisin paylaşıma
hazır hale getirilmesi ve kablo tesisi için Tesis Paylaşımı Tebliği’nde tayin edilen
sürelerden daha uzun sürelerin uygulanması,
- RETPAFT ile getirilen yer etüdü ve kablo tesis süreleri nedeniyle tesis paylaşımı
sürecinin kazı yapılmasına oranla (…..) kadar daha uzun sürecek olması,
- Türk Telekom’un tesis paylaşımı kapsamındaki arıza giderimleri için refakatçi
personel sağlama sürelerinin uzun olması,
- Türk Telekom’un bazı ihalelerde teklif ettiği arıza giderim sürelerinin, tesis
paylaşımı hizmeti sunduğu işletmecilere sunduğu refakatçi temin etme
sürelerinden daha kısa olması,
- 29.07.2015 tarihli ve 2015/DK-ETD/359 sayılı BTK kararının yürürlüğe
girmesinden sonra tesis paylaşımı taleplerinin değerlendirilmesi için *.kmz
formatında ve CD içerisinde başvuru yapılmasının talep edilmesi,
- Türk Telekom’un Superonline’ın tesis paylaşımı başvurularına mevzuatta
belirlenen 15 günlük süreleri aşan zaman aralığında cevap vermesi.
4. Diğer taraftan, Türk Telekom’un aşağıda yer verilen davranışlarının rakiplerinin
faaliyetlerini zorlaştırıcı nitelikte olduğu ve Türk Telekom’un 4054 sayılı Kanun’un 6.
maddesi çerçevesinde sözleşme yapmanın reddi yoluyla hâkim durumunu kötüye
kullandığı,
- Uzun yer etüdü sürelerinin öngörülmesi,
- Yüksek miktarda yer etüdü ücretleri talep edilmesi,
- Yüksek miktarda aylık bakım ve işletme ücretleri talep edilmesi,
- Tesis paylaşımı hizmetini Türk Telekom’dan alan işletmecilerin bakım ve işletme
hizmetlerini de Türk Telekom’dan almaya zorlanması,
16-20/326-146
12/153
- Türk Telekom’a, tesis paylaşımına ilişkin sözleşmede tek taraflı değişiklik
yapma hakkı tanınması,
- Tesis paylaşım hizmetini Türk Telekom’dan alan işletmecinin tesis paylaşımı
talebine ileride yapılabilecek kapasite artırımı (değişim, demontaj, vb.) dışındaki
taleplerinin yeni talep olarak değerlendirilmesi,
- Türk Telekom’un, tesis paylaşımı taleplerinin değerlendirmeye alınması için
sözleşme imzalanmasının zorunlu tutulması,
- 29.07.2015 tarihli ve 2015/DK-ETD/359 sayılı BTK kararı öncesinde, tesis
paylaşımı taleplerinin değerlendirilmesi için *.kmz formatında ve CD içerisinde
başvuru yapılmasının talep edilmesi,
- Superonline ve Türk Telekom arasında imzalanmış olan sözleşmede hizmet
seviyesi taahhüdünün bulunmaması,
- 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararında yer alan, tesisin hazır hale getirilmesine
ilişkin sürelere uyulmayarak tesis paylaşımına konu altyapının belirlenecek iş
programı esas alınarak hazır hale getirileceği hükmüne sözleşmede yer
verilmesi,
- Tesis paylaşımı başvurularının, menholün kayıp olduğu, menhol üzerinde araç
park ettiği ve menholün su ve/veya toprakla dolu olduğu gerekçeleriyle yer etüdü
yapılamaması sebebiyle reddedilmesi.
5. Bahse konu eylemlerinden dolayı Türk Telekomünikasyon A.Ş.’ye 4054 sayılı
Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ile Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu
Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para
Cezalarına İlişkin Yönetmelik (Ceza Yönetmeliği) uyarınca idari para cezası verilmesi
gerektiği,
6. Ayrıca Türk Telekom’un tesis paylaşımı hizmeti kapsamında işletmeciler ile
imzaladığı ve imzalayacağı sözleşmeler veya eklerinde yer alan;
- Türk Telekom’a altyapı paylaşım taleplerinin iletilmesi ve değerlendirilmesine
ilişkin süreçlerde tek taraflı değişiklik yapma hakkı tanınması,
- Tesis paylaşım hizmetini Türk Telekom’dan alan işletmecinin tesis paylaşımı
talebine ileride yapılabilecek kapasite artırımı (değişim, demontaj, vb.) dışındaki
taleplerinin yeni talep olarak değerlendirmesi,
- Tesis paylaşımına konu altyapının belirlenecek iş programı esas alınarak hazır
hale getirileceği
yönündeki hükümlerin kaldırılması ve 17.06.2014 tarihli ve 2014/DK-ETD/324 sayılı
BTK kararı ile getirilen hizmet seviyesi taahhütlerinin Türk Telekom’a 12.04.2013
tarihli ve 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararı kapsamında yapılan tesis paylaşım
talepleri kapsamında imzalanmış veya imzalanacak olan sözleşmelerde de yer
verilmesi yönünde Türk Telekom'a yazı gönderilmesi gerektiği,
7. Ulaştırma Bakanlığı ve BTK’ya tesis paylaşım hizmeti kapsamında parçalı güzergâh
bildirilmesinin tesisi paylaşım sürecine olan olumsuz etkileri ile paylaşım taleplerinin
parçalı güzergâh ile karşılanabilmesinin mümkün olduğu durumların tesis paylaşımı
talep eden teşebbüsler lehine düzenlenmesinin pazardaki rekabeti artıracağı
hakkında görüş gönderilmesinin uygun olacağı,
16-20/326-146
13/153
8. VodafoneNet İletişim Hizmetleri A.Ş. ve Superonline İletişim Hizmetleri A.Ş.
tarafından yapılan başvurularda yer alan, iddia konusu eylemlere ilişkin olarak 4054
sayılı Kanun’un 9. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince geçici tedbir alınması
talebinin ise reddedilmesi gerektiği
kanaat ve sonucuna ulaşılmıştır.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Hakkında Soruşturma Yürütülen Taraf: Türk Telekomünikasyon A.Ş.
(21) Türk Telekom, Türkiye’de sabit telefon, mobil telefon, veri ve internet hizmetleri ile katma
değerli hizmetleri sunan bir teşebbüstür. Türk Telekom, 406 sayılı Telgraf ve Telefon
Kanunu’na ve özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirket statüsünde olup, 14.11.2005
tarihi itibarıyla %55 oranındaki hissesi blok olarak Ojer Telekomünikasyon A.Ş.’ye (Ojer
Telekom) satılmak suretiyle özelleştirilmiştir. 15.05.2008 tarihinde ise Türk Telekom
hisselerinin %15’lik payı halka arz edilmiştir. Türk Telekom Grubu bünyesinde, Avea
İletişim Hizmetleri A.Ş., TTNET A.Ş., Argela Yazılım ve Bilişim Teknolojileri A.Ş., Innova
Bilişim Çözümleri A.Ş., Sebit Eğitim ve Bilgi Teknolojileri A.Ş., AssisTT Rehberlik ve
Müşteri Hizmetleri A.Ş., Türk Telekom International ve iştirakleri gibi şirketler
bulunmaktadır.
I.2. Yerinde İncelemede Elde Edilen Bilgi ve Belgeler
(22) Önaraştırma sürecinde 23.09.2014 tarihinde İstanbul ve Ankara olmak üzere iki ayrı Türk
Telekom yerleşkesinde yerinde inceleme yapılmış olup yapılan incelemede elde edilen
bilgi ve belgelere aşağıda inceleme özelinde ayrı ayrı olmak üzere yer verilmiştir4:
I.2.1.Türk Telekom’un İstanbul’daki Merkezinde Yapılan Yerinde İncelemede Elde
Edilen Belgeler
(23) Türk Telekom Alternatif İşletmeciler Satış Müdürü (…..) tarafından 13.11.2013 tarihinde
Toptan Satış Yönetim Birimi’ne gönderilen “Bölge Müdürlüklerini ziyaretimiz” başlıklı e-
postada aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Merhaba Arkadaşlar,
(…..) Bölge Müdürlerimizi ziyaret ettiğinde gündem yapmasını istediğiniz konuları
paylaşabilir misiniz? Ben birkaç konuyu verilmek istenecek mesajlar ile birlikte örnek
teşkil etmesi açısından aşağıda belirttim.
Tesis Paylaşımı, Port kota gibi regülatif ürünlerdeki davranış tarzımız.
(…..TİCARİ SIR…..)
(24) 02.05.2014 tarihinde yapılan ve Toptan Satış Direkörlüğü’nde çalışan (…..), (…..) ve
(…..)’ın; Kurumsal Pazarlama Yönetimi Direktörlüğü’nde çalışan (…..), (…..)’ın;
Regülasyon ve Rekabet Direktörlüğü’nde çalışan (…..) ve (…..)’in katılımıyla
gerçekleştirilen “Tesis Paylaşımı ve VFNET’in Talepleri” konulu toplantıya ilişkin toplantı
tutanağında toplantı gündeminin, “VodafoneNET’in Tesis Paylaşımı Kapsamında istemiş
olduğu revizeler” olduğu belirtilmiş, beklenen sonucun ise “taleplerin ilgili birimlerce
değerlendirilmesi” olduğu ifade edilmiştir. Toptan Satış Direktörlüğü tarafından
05.06.2014 tarihinde VodafoneNet ile toplantı yapılarak görüşlerin aktarılmasının
kararlaştırıldığı söz konusu toplantı tutanağının “Görüşülen konular/Alınan Kararlar”
başlığı altında aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir:
4 Yerinde incelemede elde edilen belgelerin aktarıldığı bölümde bazı ifadeler kalın yazı karakteriyle
aktarılmıştır.
16-20/326-146
14/153
“Konu 1: Tesis Paylaşımı Fiyatlarının Yüksek Olması: Tesis Paylaşım
sözleşmemizde belirttiğimiz Tesis kullanım ücretlerinin VFNET tarafından yüksek
bulunması. Bu fiyatlar üzerinden yaklaşık (…..) oranında indirim yapılması. İşletme
ve Bakım fiyatlarında core bazlı
Kurumsal Pazar Yönetimi Direktörlüğü BTK’ya sunulmak üzere İşletme ve Bakım
fiyatlarında yeni bir tarife çalışmakta olduğunu ifade etti. Altyapı paylaşım fiyatları
daha önceden maliyet esaslı hesaplanıp gönderilmişti ve tekrar bir revize fiyat
göndermeyi planlamamaktadır.
İşletme ve Bakım ücretleri için farklı bir model çalışıldığı, düşük core kablolar için
(…..) oranlarına yakın, yüksek core sayısında ise (…..) seviyesine yakın (…..) için
çalışıldığı belirtildi.
Regülasyon birimimiz işletme ve bakım için fiyatlandırmada (…..) modelinin de
düşünülüp kurgulanıp kurgulanamayacağını belirtti.
(…..TİCARİ SIR…..)
Konu 2: TT’un RED gerekçelerinde teklif edilen mesafe talep edilen mesafenin
(…..)’undan fazla ise, tek parça tesisi ile talep karşılanamıyor ise red verilsin.
Toptan Satış VFNET talep ettikleri alt yapı güzergâh mesafesinin (…..) fazlasını
kabul edebileceklerini, bunun üzerindeki mesafe tekliflerinin yerine red vermemizi
talep etmekte. Ayrıca bir talep geldiğinde bu talebin ya tamamı için bir teklif
vermemizi eğer tamamını karşılayamıyorsak parçalı teklifler vermemizin kendilerinin
kazı izni almasında ve mevcutta işletme bakımının kısmen TT, kısmen de kendi
taşeronlarında yapılmasının kendi açılarından yürütülebilir ve yönetilebilir
olmadığını belirtiyorlar.
Erişim ekiplerimiz parçalı teklif vermemenin veya tercih edilenden uzun mesafe teklif
etmemenin geçiş yönetmeliğini dolaylı olarak bypass edebilecek bir yöntemin
oluşmasına sebebiyet vereceğini belirtmekteler. İşin doğası gereği yüksek metrajlı
taleplerde belirli noktalarda TT’un altyapısının olmamasının doğal olduğunu
buralarda kendilerinin kazı yapabileceğini belirtmekteler. Diğer yandan talep
edilenden daha yüksek metrajların çıkması bizlerin santral sahalarımız ile uyumlu
bir altyapımızın olması ve taleplerin çok fazla ara noktaya girip çıkacak şekilde
geliyor olmasından kaynaklanmaktadır.
Konu 3: TT Altyapı Paylaşım Sözleşmesindeki Etüt sürelerinde (…..)’e varan
iyileştirmeler talep edilmektedir:
Toptan Satış VFNET’in etüt sürelerinde iyileştirmeler talep ettiğini belirtmiştir. Bizim
30 gün verdiğimiz bir çalışmaya VFNET (…..) günlük bir süre vermekte, çalışmanın
30 gün yerine (…..) günde yapılmasını istediğini belirtmekte.
16-20/326-146
15/153
Erişim ekiplerimiz bu taleplerin kendilerine de defaten geldiğini fakat sözleşmedeki
sürelerin her durum ve koşul öngörülerek oluşturulduğunu, her yerin çok kolay bir
şekilde etüt edilemediğini kendilerine de ifade ettiklerini belirtti. Diğer bir taraftan
belirtilen sürelerde (…..) iyileştirme demek çok daha fazla iş gücü ve maliyet
demektir ki bu iş planlaması için daha fazla iş gücüne ihtiyaç olduğunu buna IK
Başkanlığının onay vermesi ile ancak böyle iyileştirme çalışmasına
başlanabileceğini ifade ettiler. (…..) süre iyileştirmesi için tamamıyla bu işlere dedike
olacak birçok yeni ekip kurulması gerektiği belirtildi.
Konu 4: İşletme ve Bakım’ın TT tarafından yapılmasını kabul edebilmeleri için
istenen SLA5 değerleri: Toptan Satış işletme ve bakım hizmetlerinin TT tarafından
yapılmasını VFNET’in kabul edebilmesi için kendilerine ciddi yaptırımlarda içeren
bir SLA verilmesi gerektiğini bu noktada istedikleri SLA çalışmasının (…..) saatte
arızaya müdahale, (…..) saatte arızayı çözüm olduğu belirtildi. Bu şekilde bir SLA
ile ancak VFNET’in işletme ve bakımın TT tarafından değerlendirilebileceği belirtildi.
Erişim ekipleri böyle ciddi yaptırımlı bir SLA için gerekli çalışmanın yapılması
gerektiği fakat (…..) görüşünü ilettiler. Aynı zamanda bu SLA’ların sağlanabilmesi
için ek insan kaynaklarına ihtiyaç olacağı ifade edilmiştir.
Konu 5: Yapılan başvuruya cevap vermek için 15 gün olan sürenin (…..) güne
düşürülmesi istenmektedir:
Bu talebin şu aşamada mevcut süreçler ile karşılanamayacağı tüm katılımcılar
tarafından teyid edilmiştir.
Konu 6: Etüt ücretinin yatırılması için işletmeye verilen 15 günlük sürenin (…..)
güne çıkarılması talep edilmiştir:
(…..TİCARİ SIR…..)
Konu 7: Kurulum ücretinin yatırılması için işletmeciye verilen 15 günlük
sürenin 30 güne çıkarılması talep edilmiştir:
(…..TİCARİ SIR…..)
Konu 8: Kablo çekim işçiliği, ek kutusu ücreti gibi ücretlerin sözleşmeye
eklenmesi istendi:
(…..TİCARİ SIR…..)
5 SLA, Service Legal Agreement’ın kısaltması olup Hizmet Seviyesi Taahhütnamesi anlamına gelmektedir.
16-20/326-146
16/153
(25) VodafoneNet yöneticisi (…..) tarafından Türk Telekom (…..) Başkanı (…..)’ya gönderilen
03.06.2014 tarihli ve “Vodafone TEIAS projesi basvuru durumu” konulu e-postada
aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“(…..),
Sabah görüştüğümüz gibi 15 ile ait Tesis Paylaşım Başvurularına ait TT il müdürlükleri
cevapları incelendiğinde; Tesis Paylaşımı istenilen güzergâhların teknik tesis paylaşımı
yetersizliklerinden dolayı uzadığı ve ihtiyacımız olan ara lokasyon noktaları kapsamında
güzergâhın parça parça ve kısmen tesis paylaşımına uygun olabileceği görülmüştür. Tesis
Paylaşımına uygun olmayan parçalı güzergâhlar için parçalı kazı yapmamız gerekecektir.
(…..) ve (…..) illeri müracaatlarını bu duruma örnek olarak verebiliriz.
(…..) da (…..) km Kazı yaparak TEİAŞ merkezine ulaşabiliriz. Ancak anılan güzergâh için
TT Tesis Paylaşım incelemesinde güzergâhın (…..) km e uzadığı bunun (…..) km si (…..)
günlük etüt sonrası paylaşıma uygun olabilme durumunun değerlendirilebileceği, (…..) km
lik kısmında ise Tesislerinin bulunmadığı belirtilmiştir. Operasyonel devreye alma ve Bakım
konusunda en büyük engel ise etud edilecek (…..) km’lik kısmın (…..) parçadan ibaret
olmasıdır. Etüt sonucu (…..) km nin uygun olabilecek güzergâh kısmıyla bizim
kazanacağımız (…..) km lik imalat (…..) ayrı parçada birbiri ile irtibatlanmak zorunda
olacaktır. Bu durum operasyonel olarak mümkün olmayacaktır.
(…..) da (…..) km lik güzergâhımız (…..) km’e uzayacağı bu güzergâhın (…..) km sinde
paylaşıma uygun tesis olmadığı, hattın (…..) parçadan olabileceği görülmüştür. Bu parçalı
ve uzamış güzergâha ait etüt süresi 288 gün olarak belirtilmiştir.
Tesis Paylaşım başvurularımızın diğer illerdeki inceleme sonuçlarıda benzer şekildedir.
Tesis Paylaşımının operasyonel devreye alma ve bakım imkansızlığı, (parçalı ve güzergâhı
uzatıcı) geçiş hakkı talep edilen güzergâh üzerinde uçtan uca bir tesis paylaşımı
yapılmasını imkansız kılmaktadır. UBAK yönetmeliğinin 4’üncü maddesinde detayları
tanımlanan “Elektronik haberleşme şebeke ve/veya altyapısını kavramlarının her türlü
bütünleyici parçalarını oluşturma” 15 il de TT tesis paylaşımı ile mümkün görünmemektedir.
SN İl TT Başvuru Tarihi Sayı No TT Cevap Tarihi Sayı No
1 (…..) 11.04.2014 1754 24.04.2014 …
2 (…..) 11.04.2014 908 24.04.2014 …
3 (…..) 11.04.2014 764 24.04.2014 …
4 (…..) 14.04.2014 1852 29.04.2014 …
5 (…..) 15.04.2014 742 30.04.2014 …
6 (…..) 16.04.2014 387 25.04.2014 …
7 (…..) 14.04.2014 79717 25.04.2014 …
8 (…..) 16.04.2014 1363 29.04.2014 …
9 (…..) 15.04.2014 1164 24.04.2014 …
10 (…..) 16.04.2014 01527 28.04.2014 …
11 (…..) 11.04.2014 1548 24.04.2014 …
12 (…..) 15.04.2014 79609 28.04.2014 …
13 (…..) 16.04.2014 80015 24.04.2014 …
14 (…..) 14.04.2014 11188 25.04.2014 …
15 (…..) 14.04.2014 342 30.04.2014 …
Saygilarimla,
(…..)”
16-20/326-146
17/153
(26) 03.06.2014 tarihinde Türk Telekom (…..) Başkanı (…..) tarafından (…..),(…..),(…..) ve
(…..)’a gönderilen “FW: Vodafone TEIAS projesi basvuru durumu” konulu e-posta ile
yukarıda sunulan (…..)’in “Vodafone TEIAS projesi basvuru durumu” konulu e-postası
ilgili kişilere yönlendirilmekte ve
“Merhaba,
Bu konuda bir bilginiz var mı? Vodafone şu anda mevcut fiyatlar ile işe başlamak
istiyor ama “sizin tarafta buna karşı direnç var, iyi niyet olarak bize yardımcı olun
bazı işler başlasın” söylemindeler. Bu konuda ne durumdayız? Sorun nedir acaba?”
ifadelerine yer verilmektedir.
(27) Söz konusu e-postaya cevaben Türk Telekom (…..) Direktörü (…..) tarafından gönderilen
e-postada ise,
“Merhaba (…..) Bey,
Bahsedilen mevzu dün Tesis Paylaşımında Vodafone talepleri gündemli toplantıda
uzun uzun konuştuğumuz konulardan birisiydi. Aşağıdaki örneklerde de belirtildiği
gibi yaptıkları başvuruya direkt var veya yok diye geri dönmeyip paylaşıma uygun
bölümleri ve paylaşıma uygun olmayan bölümleri belirten bir yazı ile dönüyoruz. Bu
durumda güzergâh boyunca tüm noktalar için bir kazı başvurusu yapamıyorlar.
Bizden talepleri yapmış olduğumuz başvurunun mesafesi (…..) artana kadar biz
direkt kabul ederiz bunun üzerindeki mesafeler için ve parçalı olan yerler için red
dönüşü verin şeklinde.
Dünkü toplantıda ortaya konulduğu üzere bu şekilde direkt var veya yok diye geri
dönüş yapmak geçiş yönetmeliğini bypass edebilecek bir imkânı kendilerine
sağlamak anlamına gelecek, Erişim ekiplerinin belirttiği üzere mesafeler
genellikle uzun oluyor ve bu durumda ilgili mesafenin sadece küçük ir
kısmında alt yapı yok diye red vermek tesis paylaşımına uygun büyük
mesafelerde de tekrar kazı imkanı vermek anlamına geliyor. Bu durum kazı
yapmadan ruhsatı alabilmek gibi bir fırsatı da beraberinde getirme riskine
sahip.
Etüt süreleri için de dün konuşuldu. Bu süreler olabilecek her duruma karşı
belirtilen süreler olup, ilgili etüt sürelerinin paylaşım taleplerinin az olduğu bu
dönemlere daha kısa sürede tamamlanabileceği ön görülmektedir. Bu konuda
resmi sözleşme sürelerinin düşürülmesi ekstra iş gücü ve maliyet oluşturacağı
Erişim tarafından ifade edilmektedir.
Parçalı tesis paylaşımı teklif etmeksizin direk red vermek konusunda üst düzey bir
strateji belirlenmesi gerekebilir.”
denilmektedir.
(28) Aynı konu bağlamında 04.06.2014 tarihinde Türk Telekom (…..) Direktörü (…..)
tarafından (…..) ve (…..)’e gönderilen “Re:Vodafone TEIAS projesi başvuru durumu”
konulu e-postada ise aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“(…..) selam,
Parcalı tesis diye bir şey yok olur mu emin değilim, biz duct’ları paylaşıyoruz,
manholler bağlantı noktaları ile birleşiyor. Bizim altyapı planlarımız çok düzenli
olmadığı için mesafeler ister istemez uzayacaktır ve uzun mesafelerda uygun
olmayan tesisler denk gelecektir.
16-20/326-146
18/153
Tesislerin parçalı olması derken fiberlere ek yapılması gerektiğinden bahsediyorlar
heralde, doğru mu? Eger altyapı paylaşımında mesafe ile ilgili birsey konmazsa,
bizden tesis almak istemedikleri yerlerde uzun mesafeli girişler yaparak sureci
by-pass etme yolunu bulmuş olabilirler. (…..) km ve (…..) km uzun mesafeler,
transmisyon amaçlı gibi görünüyor. Aşağıdaki şartlar göz önüne alındığında uzun
mesafeli tesis paylaşımının pratikte çok kolay olmadığı cok belli, bizi erişim
fiberlerinde daha cok kullanacaklar.
288 gunluk etud suresi uçmuş, bu sürede ne yapılıyor?”
(29) Türk Telekom Alternatif İşletmeciler Satış Müdürü (…..) tarafından (…..)’a gönderilen
05.06.2014 tarihli ve “Alt Yapı paylaşımı ve VodafoneNET” konulu e-postada aşağıdaki
ifadeler yer almaktadır:
“Merhaba (…..) Bey;
Bugün Vodafone Grubu ile Alt Yapı ve Tesis Paylaşımı başvuruları özelinde bir
toplantı gerçekleştirdik, toplantıda genel yaklaşımlar ve stratejiler yerine
Vodafone’un mevcutta 14 tane başvurusu ele alındı.
Vodafone bu başvuruların tamamının TEİŞ’tan kiraladıkları altyapı için olduğunu bu
başvuruların hızlı bir şekilde sonuçlanması için kendilerine RED yazısı vermemizi
veya talep ettikleri noktalarda uçtan uca bir çözüm önerisi beklentilerini ifade ettiler.
Parçalı bir tesisi paylaşımı yapmalarının oluşturulacak network’ün işletilmesinde çok
ciddi sorunlar oluşturacağını belirtmelerinin yanında fiber network oluşturmanın da
doğasına aykırı olduğunu ifade ettiler. TEİŞ alt yapısının 15 yıllığına kendileri
tarafından kiralandığını fakat şuan bu altyapıyı kendi networkleri ile
birleştiremediklerinden kullanamadıklarını bu yurtdışındaki ilgili birimlere
açıklamakta ciddi sıkıntılar yaşadıklarını belirttiler. Bu noktada bizlerden ticari bir
yaklaşım ile “TEİŞ kapsamında yaptıkları başvurulara” RED vermemizi veya
başvurulara yekpare bir altyapı tesis edecek şekilde teklif vermemizi istiyorlar.
Yekpare teklif kazı yapılması gereken noktalarda kazı işlerini de ücreti karşılığı Türk
Telekom yapacak ve altyapıyı tek parça olarak VodafoneNet’e kiralayacak. Konu ile
ilgili resmi bir yazıyı da bizlere iletecekler.
Bu talepler doğrultusunda; Vodafone’un bu 14 noktadaki başvurusunu hızlıca
sonuçlandırabilmek için tüm başvurulara RED verebiliriz ki bu ciddi regülatif
riskler içermekte; bu durumda geçiş yönetmeliğini kendi elimizle bypass
etmiş olacağız, bu diğer işletmecilere de örnek teşkil edebilir.
Diğer bir yaklaşımda bu proje kapsamında 14 noktada yapılan başvurularda
bizim alt yapımız olmadığını belirttiğimiz noktalar içinde Türk Telekom olarak
kazı işlerini biz yapıcaz ve VodafoneNET’e faturalandırıcaz. Böylece işletmeci
tek bir yekpare altyapıyı kiralayarak yekpare bir kablo çekebilecek, aynı zaman
işletme ve bakımda da Türk Telekom ile ilerleyip olası sorumluluk sıkıntılarını
minimize etmiş olacak.
Yapmış olduğumuz toplantı sonucunda bu iki çözüm konusunda hızlı bir karar
alınmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Bilgi ve görüşlerinize arz ederiz.”
16-20/326-146
19/153
(30) Türk Telekom’da yapılan yerinde incelemede elde edilen “Vodafone Telekomünikasyon
A.Ş. Q2 2014 Statü Raporu” başlıklı sunum metninde Tesis Paylaşımı ile ilgili olarak
aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Vodafone Net Tesis Paylaşım Süreci
Tesis Paylaşımı ile ilgili yapılan son Toplantı bilgisi aşağıdadır;
22 Mayıs Tarihinde Geçiş Hakkın ve Tesis Paylaşımı gündemi ile son toplantımızı
yaptık. Bu toplantıda VodafoneNet’in Tesisi Paylaşımında beklentilerini tam olarak
anlamaya çalıştık ve fiyat ile süreç konusundaki taleplerini bizler ile paylaşmalarını
istedik. Yapılan toplantıdan sonra tesisi paylaşımı konusunda kritik beklentilerini
bizler ile 28 Mayıs tarihinde mail ile bildirdiler. Dün Pazarlama, Regülasyon ve
Erişim ekipleri ile talepler tek tek değerlendirilerek neler yapılabileceği konuşuldu,
kendileriyle konu ile ilgili 4 Haziranda bir toplantı daha yapmayı planlamaktayız.
Kritik beklentileri 4 madde içerisinde toplayabiliriz;
1- Tesis paylaşım fiyatlarında 10-20 yıllık kontratlı kullanımlar için bir indirim
uygulanması; işletme ve bakım maliyetlerinde core bazlı fiyatlamadan kablo
bazlı bir fiyatlama modeline geçiş.
(…..TİCARİ SIR…..)
2- Tesisi paylaşım talep edilen güzergâh uzunluğunun (…..)’a kadar fazlasına
kabul verilmesi, (…..)’dan fazlasına ve parçalı tesisi paylaşımına direkt red
verilmesi talep edilmekte.
VFNET bu şekilde bizden çok daha hızlı red alarak kazı izni almayı
hedeflemekte; özellikle parçalı tesisi paylaşımı teklif edilmekte ve bu teklif
geçiş hakkı yönetmeliği ile VFNET’in kazı izni almasında ciddi sıkıntılar
yaşamasına sebebiyet vermekte. (Örnek vermek gerekirse 10 km tesisi
paylaşımında bulunulduğunda ilk 7 km ve son 2 km için uygun tesisi var fakat
ortadaki 1 km için kazı izni başvurusu yapabilmekte.)
3- Etüt sürelerinde (…..)’e varan iyileştirmeler istenmekte. 30 günlük etüt
sürelerinin (…..) güne indirilmesi talep edilmekte.
Erişim ekipleri böyle bir talebin yerine getirilmesi için çok ciddi insan
kaynağına ihtiyaç olacağını ve bununda şu aşamada mümkün olmayacağını
belirtmekteler.
4- İşletme ve Bakım için ciddi yaptırımları olan bir SLA talep etmekteler. Kendi
beklentilerini bizler ile paylaştılar.
Talep edilen SLA süreleri (…..) saat müdahale (…..) saat çözüm şeklinde, erişim
amaçlı kullanılacak bir tesisi paylaşımı modelinde bu SLA’nın karşılanması için
Erişim ekipleri tarafından ciddi bir iş gücüne ve otomasyona ihtiyaç olacağı
belirtilmekte; aynı zamanda bu beklentinin Tesis Paylaşımı ile değil ayrı bir ürün
olarak verilmesi talep edilmektedir.”
16-20/326-146
20/153
(31) Türk Telekom’da yapılan yerinde incelemede elde edilen ve tesis paylaşıma ilişkin olarak
07.07.2014 tarihinde yapılan toplantıya ilişkin olan “Geçiş Hakkı ve Tesis Paylaşımına
İlişkin Toplantı Notu”nda aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Şu an yürürlükte olan Geçiş Hakkı mevzuatına göre tesis paylaşımına öncelik
verilmesi gerekiyor. Eğer tesis paylaşımına müsait herhangi bir altyapı yoksa ve
işletmeci bunu belgelerse Bakanlık işletmeciye Geçiş Hakkı onayı veriyor. Bakanlık
bu belgeleme şartını kaldırıp işletmeci beyanını esas aşacak bir düzenleme yapmak
istiyor. Bu şekilde işletmecilerin kazı yapması kolaylaştırılmak isteniyor. Buna ilişkin
usul esas değişikliği teklifi 2 aydır Bakanlıkta bekliyor. İkinci aşamada ise Geçiş
Hakkı Yönetmeliğinde değişiklik yapılarak, tesis paylaşımının önceliği kaldırılması
ve İşletmecilerin istediği yerde kazı yapmalarına olanak sağlanması planlanıyor.
Kazı esnekliği kazanmaları durumunda İşletmeciler istedikleri zaman kazı
yapabilecek, istedikleri zaman Şirketimiz altyapısını kiralayabilecekler.
İşletmeciler kendi altyapılarını oluşturmak istedikleri zaman; BTK tarafından
yayınlanan Elektronik Haberleşme Yer Altı Tesisleri Referans Dokümanında yer
alan maddelere uymak zorundadırlar. Bu dokümana göre kazı yapmak isteyen
İşletmecilere bazı standartlar getirilmektedir. Bu standartlar yüzünden İşletmecilerin
kazı maliyetlerinin oldukça artacağı bilinmektedir.
Diğer bir yandan ise Geçiş Hakkı Yönetmeliği ile yüksek kapasiteli şehirlerarası ve
il dışı alanlarda kendi altyapısını tesis eden işletmeci Türk Telekom altyapısını
sadece metropol alanlarda son kullanıcıya erişmek için kullanacaktır. Buda yüksek
gelir getiren alanlarda İşletmecinin kendi altyapısını yapması ile gelirlerimizi
düşürürken, işletme maliyeti yüksek, operasyonu zor metropol alanlarda ise çok
daha ucuza bizim altyapımızı kullanacaklardır.
(…..TİCARİ SIR…..)
(32) Türk Telekom Regülasyon ve Rekabet Direktörlüğü tarafından hazırlanan “2023 Hedefleri
için Mevcut Geçiş Hakkı Düzenlemesi Korunmalıdır” başlıklı sunum dokümanında
aşağıdaki ifadelere yer verilmektedir:
(…..TİCARİ SIR…..)
(33) Türk Telekom’da yapılan yerinde incelemede, Superonline tarafından Türk Telekom’a
gönderilen, 26.06.2014 tarihli ve “Tesis Paylaşımı taleplerimiz kapsamında imzalanması
için Şirketimize iletilen Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşım Sözleşmesi ve
ekleri” konulu bir ihtarname elde edilmiştir.
16-20/326-146
21/153
(34) Türk Telekom Toptan Satış Operasyonları Uzmanı (…..) tarafından (…..)’a 11.09.2014
tarihinde gönderilen “23 Eylül- YY Değerlendirme Top.-Soru Cevap” konulu e-posta
ekinde yer alan “Soru-Cevap” dokümanında aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“….
Soru 2: İşletmecilere yönelik tesis/göz paylaşımında yaşanan süreçten bahsedebilir
misiniz?
Cevap 2: Şirketimiz, İlk Tesis Paylaşımı ve Bina Girişi (Erişim ve Arabağlantı
Kapsamında /bir ucu Şirketimizde bir ucu işletmecide olacak şekilde) referans
süreçlerini 2008 yılı Ağustos ayında Kuruma sundu ve Kurum bu süreci 2009 yılı
Şubat Ayından itibaren, bir ucu Şirketimiz Santrallerinde, diğer ucu İşletmeci PoP
noktasında olacak şekilde yapılan Tesis paylaşımı talepleri karşılanmaktadır
(Bugüne kadar yaklaşık (…..) km göz verilmiştir.)
2013 yılında BTK tarafından yapılan düzenlemeler sonucunda (187,188 sayılı Kurul
kararları), 2009 yılından bu yana sadece İşletmeci Sistemleri arasındaki pasif
altyapımız paylaşılmakta iken, bu düzenleme ile Şirketimiz sistemleri ile Müşteri
arasındaki pasif altyapımız da paylaşıma açılmıştır. Dolayısıyla İşletmeci sistemleri
ile Müşteri arasında kalan bütün pasif altyapımız paylaşıma açılmıştır. BTK dan
Haziran ayından gelen son revizyonda bakım-işletme ücretleri düşürülmüş olup
2014 4. Çeyrekten itibaren işletmecilerin fiziki kurulumlara başlayacağı
öngörülmektedir. Şimdiye kadar Sözleşme imzalayan işletmeciler; V,
Grid Telekom ve Memorex.
….
Toptan Satış Operasyonları Müdürlüğü
Soru: ”Bilindiği üzere Bilgi Teknolojileri Kurumu tarafından Tüm işletmecilere Altyapı
tesis paylaşımı zorunluluğu getirdi. İlk etapta Türk Telekom için dezavantaj alarak
görülmektedir. Sizce bu karar Türk Telekom için nasıl avantaj haline
dönüştürülebilir?
Cevap: (…..) Fakat günümüzde artık işletmeciler kendi F/O altyapılarını kurmaya
başlamaktadırlar. Fakat altyapı kurulurken İşletmeciler gerekli kriterleri sağlamakta
zorluk çekmektedirler. BTK durumu netleştirmek “Elektronik Haberleşme Yer Altı
Tesisleri Referans Dokümanı” yayınlamıştır. Yayınlanan bu doküman ile kazı
yapmak isteyen işletmecilerin uymak zorunda oldukları kurallar belirlenmiştir. (…..).
İşletmeciler yeni getirilen kriterler yüzünden maliyetleri artacaktır. (…..). Altyapı olan
yerlerde yeniden kazı yapılmaması ülke kaynaklarının israf edilmemesi açısından
da önemlidir.”
I.2.2. Türk Telekom’un Ankara’daki Merkezinde Yapılan Yerinde İncelemede Elde
Edilen Belgeler
(35) Türk Telekom’da yapılan yerinde incelemede elde edilen ve (…..) tarafından 06.07.2014
tarihinde (…..) ile Regülasyon ve Rekabet Müdürlüğü çalışanlarına gönderilen e-postanın
ekinde yer alan “TTG Regulation Overview and Ravamped Game Plan” başlıklı sunumun
ikinci yansısında “geçiş hakkı” önemli ve kaçınılmaz bir gündem maddesi olarak
belirtilmektedir. Altıncı yansısında ise alternatif işletmecilerin Türk Telekom’a
başvurmadan kendi altyapılarını kazabilmeleri “geçiş hakkı” bakımından dikkate
alınabilecek bir konu olarak belirlenmekte ve bu konuda alternatif işletmecilerin kendi
altyapı yatırımlarını optimize etme imkânlarının olması bir tehdit olarak ifade edilmektedir.
16-20/326-146
22/153
(36) Birçok Türk Telekom çalışanı arasında gerçekleşen “ACIL: Altyapi Paylasim Aksiyonlari”
konulu yazışmalarda (…..) tarafından;
“Aslında ilginç sekilde ozellikle TT’nin kazı maliyetleri toplam maliyetin (…..)%(…..)
bile (…..) gibi gorunuyor., cunku bir cok ülkede bu oran tam tersi gibi gorunuyor.
((…..)% kazı)”
ifadelerinin kullanıldığı görülmektedir.
(37) Türk Telekom’da yapılan yerinde inceleme elde edilen “Vodafone Telekomünikasyon A.Ş.
Q2 2014 Statü Raporu” başlıklı sunumun ilk yansısında aşağıdaki ifadeler yer almaktadır;
- “VF’nin TEİAŞ fiber optik kablosunun devreye alınmasıyla birlikte gelirlerimizin
önce (…..) daha sonra (…..) bulunmaktadır.
Bu nedenle (…..) sözleşmesinin uzatılması için görüşmeler başlatılmıştır.
Vodafone’un sözleşmeyi uzatmakla ilgili beklentilerini 15 Haziran’a kadar
bildirmesini bekliyoruz.”
(38) Aynı sunumun “Vodafone Net Tesis Paylaşım Süreci” başlıklı bölümünde ise aşağıdaki
ifadeler yer almaktadır:
“Tesis paylaşım taleplerinde talep edilen güzergâh uzunluğunun %(…..)’a kadar
fazlasına kabul vermesi, %(…..)’dan fazlasına ve parçalı tesisi paylaşımına direkt
red verilmesi talep edilmekte.
VFNET bu şekilde bizden çok daha hızlı red alarak kazı izni almayı
hedeflemekte olduğu düşünülmekte; özellikle parçalı tesis paylaşımı teklif
edilmekte ve bu teklif geçiş hakkı yönetmeliği ile VFNET’in kazı izni almasında
ciddi sıkıntılar yaşamasına sebebiyet vermekte.”
“Etüt Sürelerinde (…..)’e varan iyileştirmeler istenmekte. 30 günlük etüt sürelerinin
(…..) güne indirilmesi talep edilmekte.
Erişim ekipleri böyle bir talebin yerine getirilmesi için çok ciddi insan kaynağına
ihtiyaç olacağını belirtmekteler.”
(39) (…..) tarafından 25.12.2013 tarihinde “regülasyon.rekabet” kullanıcıları ile (…..)’a
gönderilen “TEİAŞ-Vodafone” konulu e-postada bir internet sitesinden TEİAŞ tarafından
bazı hatlarda döşeli olan fiber optik kabloların VodafoneNet tarafından kiralandığı haberi
paylaşılmaktadır.
(40) (…..) tarafından 23.07.2014 tarihinde gönderilen “Tesis Paylaşımı Yapılan Mesafe Bilgisi”
konulu e-postaya göre Türk Telekom tarafından Superonline ile (…..) km, TurkNet ile
(…..) km, VodafoneNet ile (…..) km olmak üzere toplamda (…..) km tesis paylaşımı
gerçekleştirilmiştir.
(41) Türk Telekom ile (…..)’in6 üst düzey yöneticilerini de kapsayan çalışanları arasında (…..)
ihalesi hakkında yapılan e-posta yazışmalarında ihalenin (…..) tarafından kazanılması
halinde Türk Telekom’un aylık (…..) TL kaybı olacağı, (…..) tarafından yapılan tahmine
göre ise kaybın 10 yıl içerisinde toplamda (…..) TL’ye ulaşacağı ifade edilmektedir.
6 (…..)
16-20/326-146
23/153
I.3. BTK Görüşü
(42) Başvuru konusuna ilişkin olarak talep edilen görüşe cevaben BTK tarafından gönderilen
görüşte özetle;
- Sabit ve mobil haberleşme altyapısı veya şebekelerinde kullanılan her türlü kablo
ve benzeri gerecin taşınmazlardan geçirilmesine ilişkin geçiş hakkı, bu hakka ilişkin
uygulanacak ücret tarifesinin belirlenmesi ve bu kapsamdaki işlemlerin
denetlenmesi hususlarının Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının ilgili
mevzuatına tabi olduğu,
- 12.04.2013 tarihli ve 2013/DK-SRD/188 sayılı BTK kararı ile Toptan Fiziksel Şebeke
Altyapısına Erişim Pazarında etkin piyasa gücüne (EPG) sahip işletmeci olarak
belirlenen ve ilgili pazar kapsamında fiziksel altyapı unsurlarına erişim sağlama ve
fiziksel altyapı unsurlarına erişimin mümkün olmaması ve talep edilen güzergâhta
tesis paylaşımına uygun başka bir işletmeci altyapısının bulunmaması halinde
aydınlatılmamış fibere erişim sağlama yükümlülüklerine tabi kılınan Türk
Telekom’un söz konusu hizmetleri sunarken tabi olacağı usul, esas ve ücretleri
ihtiva eden RETPAFT’ın 17.06.2014 tarihli ve 2014/DK-ETD/324 sayılı BTK kararı
ile onaylandığı,
- Onaylanan referans teklif ile hizmet sunumuna ilişkin hizmet seviyesi taahhütlerinin
belirlendiği, tanımlanan sürelere uyulmaması durumunda Türk Telekom tarafından
ödenecek ceza miktarının tanımlandığı, ücretlerde indirimler yapıldığı, işletmecilerin
kablolarının bakım ve işletimini kendilerinin yapabilmesinin temin edildiği,
- Fiber optik kablo kullanımında kablonun damar başına bakım ve işletimi ücretinin
referans teklif kapsamından çıkarılması ile başvuru sahibi işletmecinin dile getirdiği
“kullanılacak altyapının bakımı ve işletilmesi için ödenmesi gereken ücretin piyasa
koşullarından 30 kat fazla olduğu” yönündeki şikâyetinin çözüme kavuşturulduğu,
- Referans teklif ile başvuru sahibinin Türk Telekom’un mevzuatta öngörülen sürelere
ve esaslara riayet etmediğine yönelik iddialarına ilişkin iyileştirici düzenlemeler
yapıldığı,
- Önceki uygulamaya göre yer etüdünün Türk Telekom tarafından yapılması ve
karşılanamayacak taleplerin ispatlayıcı belgelerle birlikte işletmeciye bildirilmesi
gerekmekte iken, onaylanan referans teklif ile talebe konu tesise ilişkin yer etüdünün
belirlenen süreler içerisinde talep eden işletmecinin yetkili personeli ile birlikte
gerçekleştirileceği yönünde düzenleme yapıldığı
belirtilmekte, Türk Telekom tarafından ilgili referans teklife aykırı hareket edilmesi veya
işletmecilere referans teklif hükümlerine aykırı hükümlerin dayatılması gibi durumlar
bakımından; BTK’nın erişim/arabağlantı mevzuatı kapsamında müdahale etme hakkı ile
Ulaştırma Bakanlığının görevli ve sorumlu olduğu geçiş hakkı kapsamındaki
düzenlemeleri saklı kalmak kaydıyla, VodafoneNet’in bahse konu başvurusunda dile
getirilen sorunların büyük oranda 17/06/2014 tarihli ve 2014/DK-ETD/324 sayılı Kurul
kararı ile onaylanan RETPAFT ile çözüme kavuşturulduğu ifade edilmektedir.
16-20/326-146
24/153
I.4. Geçiş Hakkı ve Tesis Paylaşımına İlişkin Düzenlemeler ile BTK Kararları
(43) Mevcut dosya kapsamında yapılacak değerlendirme açısından, “geçiş hakkı” ve “tesis
paylaşımı” kavramlarının açıklanması ve geçiş hakkı ile tesis paylaşımına ilişkin
düzenleyici çerçevenin ayrıntılı bir biçimde incelenmesi önem taşımaktadır. Bu bağlamda,
bu bölümde öncelikle ilgili kavramların açıklanmış ve konuya ilişkin aşağıda sıralanan
hukuki düzenlemeler ile BTK kararları incelenmiştir.
- 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu
- 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükümde Kararname
- Sabit ve Mobil Haberleşme Altyapısı veya Şebekelerinde Kullanılan Her Türlü Kablo
ve Benzeri Gerecin Taşınmazlardan Geçirilmesine İlişkin Yönetmelik (Geçiş Hakkı
Yönetmeliği)
- Ortak Yerleşim ve Tesis Paylaşımına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ
- 14.07.2010 tarihli ve 2010/DK-07/416 sayılı BTK kararı ile Referans Ortak Yerleşim
ve Tesis Paylaşımı Teklifi (ROYTEPT)
- 12.04.2013 tarihli, 2013/DK-SRD/187 ve 2013/DK-SRD/188 sayılı BTK kararları ile
Toptan Fiziksel Şebeke Altyapısına Erişim Pazar Analizi
- 17.06.2014 tarihli ve 2014/DK-ETD/324 sayılı BTK kararı ile Referans Tesis
Paylaşımı ve Aydınlatılmamış Fiber Teklifi (RETPAFT)
- 29.07.2015 tarihli ve 2015/DK-ETD/359 sayılı BTK kararı
(44) Yukarıda belirtilen ilk dört düzenleme geçiş hakkı ve tesis paylaşımına ilişkin genel
çerçeveyi çizmekte, diğer düzenlemeler ise daha ziyade uygulamaya yönelik olan özel
çerçeveyi belirlemektedir.
I.4.1. Genel Düzenleyici Çerçeve
(45) Genel düzenleyici çerçeve kapsamında ele alınması gereken ilk düzenleme 05.11.2008
tarihli ve 5809 sayılı Kanun’dur. Söz konusu Kanun’un 3. maddesinde geçiş hakkı
aşağıdaki gibi tanımlanmıştır:
“İşletmecilere, elektronik haberleşme hizmeti sunmak için gerekli şebeke ve alt
yapıyı kurmak, kaldırmak, bakım ve onarım yapmak gibi amaçlar ile kamu ve özel
mülkiyet alanlarının altından, üstünden, üzerinden geçmeleri için tanınan haklar.”
(46) Geçiş hakkına ilişkin ilke ve genel hükümler ise aynı Kanun’un “Geçiş Hakkı” başlıklı
dördüncü bölümünde detaylandırılmıştır. Bu bölümünde yer alan 22. maddede geçiş
hakkının; elektronik haberleşme hizmeti vermek amacıyla, her türlü elektronik
haberleşme altyapısını ve bunların destekleyici ekipmanını, kamu ve/veya özel mülkiyete
konu taşınmazların altından, üstünden, üzerinden geçirmek ve bu altyapıyı kurmak,
değiştirmek, sökmek, kontrol, bakım ve onarımlarını sağlamak ve benzeri amaçlarla söz
konusu mülkiyet alanlarını kullanma hakkını kapsadığı ifade edilmiştir. Kanun’un 24.
maddesinde ise incelenen dosya kapsamında önem taşıyan şu hüküm yer almaktadır:
“Geçiş hakkı kapsamında kullanılacak bir taşınmaz üzerinde halihazırda bu Kanun
ve Kurum düzenlemeleri çerçevesinde, Kurum tarafından ortak yerleşim ve tesis
paylaşımı yükümlülüğüne karar verilmiş bir elektronik haberleşme şebekesi
bulunması halinde ortak yerleşim ve tesis paylaşımına öncelik verilir.”
16-20/326-146
25/153
(47) Buna göre geçiş hakkı, ancak tesis paylaşımı ya da ortak yerleşim yükümlülüğünün
bulunmadığı hallerde kullanılabilecek bir hak olarak tanımlanabilecektir. Başka bir
ifadeyle, yeni bir altyapı tesis edilebilmesi için, altyapının tesis edileceği güzergâhta ortak
yerleşime ve tesis paylaşımına uygun bir altyapının bulunmaması gerekmektedir.
(48) Bu noktada ortak yerleşim ve tesis paylaşımı kavramlarının tanımı ve kapsamı önem
kazanmaktadır. 5809 sayılı Kanun’un 12. maddesinde ortak yerleşim ve tesis paylaşımı,
işlemecilere getirilebilecek yükümlülükler arasında sayılmaktadır. Anılan Kanun’un “Ortak
Yerleşim7 ve Tesis Paylaşımı” başlıklı 17. maddesinin ilk fıkrasında,
“Bir işletmecinin tesislerini kamuya veya üçüncü şahıslara ait bir arazinin üzerine
veya altına yerleştirebildiği veya bu tür arazileri kullanabildiği veya kamulaştırma
müessesesinden yararlanabildiği hallerde Kurum, çevrenin korunması, kamu sağlığı
ve güvenliği, şehir ve bölge planlaması ve kaynakların etkin kullanılması gereklerini
gözeterek ilgili işletmeciye söz konusu tesisleri ve/veya araziyi makul bir bedel
karşılığında diğer işletmecilerle paylaşmasına ilişkin rekabet üzerindeki etkileri
dikkate alarak yükümlülükler getirebilir.”
hükmü yer almaktadır. Bu madde ile geçiş hakkı kavramının sınırları belirlenmiş, aynı
zamanda tesis paylaşımına ilişkin temel prensipler ortaya konmuştur.
(49) Görüldüğü üzere, 5809 sayılı Kanun kapsamında gerek geçiş hakkı gerekse ortak
yerleşim ve tesis paylaşımı kavramlarına temel olarak BTK’nın görev ve yetkileri dâhilinde
yer verilmektedir. Buna karşın, 01.11.2011 tarihli ve 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve
Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükümde
Kararname’nin (665 sayılı KHK) 13(h) maddesinde Bakanlık bünyesinde yer alan
Haberleşme Genel Müdürlüğünün görevleri arasında “sabit ve mobil haberleşme altyapısı
veya şebekelerinde kullanılan her türlü kablo ve benzeri gerecin taşınmazlardan
geçirilmesiyle ilgili geçiş hakkına ilişkin usul ve esaslar ile bunların taşınmazlardan
geçirilmesi için uygulanacak ücret tarifelerini belirlemek ve denetlemek” de sayılmıştır.
Böylelikle, 655 sayılı KHK ile geçiş hakkına ilişkin düzenleme yetkisi Ulaştırma, Denizcilik
ve Haberleşme Bakanlığı’na geçmiş, ancak tesis paylaşımı ve ortak yerleşim
yükümlülüğüne ilişkin düzenleme yapma yetkisi BTK’da kalmıştır.
(50) 665 sayılı KHK’nın yürürlüğe girmesinin akabinde, Ulaştırma Bakanlığı tarafından, “sabit
ve mobil haberleşme altyapısı veya şebekelerinde kullanılan her türlü kablo ve benzeri
gerecin taşınmazlardan geçirilmesiyle ilgili geçiş hakkına, bu hakka ilişkin uygulanacak
ücret tarifesine ve bu Yönetmelik kapsamındaki işlemlerin denetlenmesine ilişkin usul ve
esasları belirlemek” amacıyla hazırlanan Geçiş Hakkı Yönetmeliği 27.12.2012 tarihli ve
28510 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir8.
7 Ortak yerleşim; alternatif işletmecilerin, ilgili pazarlarda yükümlü işletmeciler ile ses ve/veya genişbant
hizmetlerine yönelik olarak arabağlantı yapması ya da yerleşik işletmecinin yerel ağına erişim
sağlayabilmek için gerekli olan cihazlarını erişim noktasına yakın olabilmek amacı ile yerleşik işletmeciye
ait tesislere yerleştirmesi olarak tanımlanmaktadır.
8 Yalnızca geçiş hakkına ilişkin ücretlerin üst sınırının yeniden değerlenmesine ilişkin olan Yönetmeliğin 9.
maddesinin ikinci fıkrası 01.01.2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
16-20/326-146
26/153
(51) İlgili Yönetmeliğin 4. maddesinde “geçiş hakkı” kavramı 5809 sayılı Kanun’un 3.
maddesindeki gibi tanımlanmış ve Yönetmeliğin 5. maddesinde ise geçiş hakkı
uygulamasında esas alınacak ilkeler sayılmıştır. Bu ilkeler arasında dosya bakımından
özellikle önem taşıyan ilke “tesis paylaşımı ve ortak yerleşime öncelik verilmesi”
olarak ifade edilendir9. Anılan ilke doğrultusunda, Geçiş Hakkı Yönetmeliği’nin 6.
maddesinin birinci fıkrasına göre geçiş hakkı talep edilen güzergâh üzerinde tesis
paylaşımı yükümlülüğüne karar verilmiş bir elektronik haberleşme şebekesi ve/veya
altyapısı bulunması halinde, tesis paylaşımına ilişkin mevzuat hükümleri uygulanacaktır.
Bir başka deyişle, 5809 sayılı Kanun’da da öngörüldüğü gibi, geçiş hakkı ancak talep
edilen güzergâh üzerinde tesis paylaşımına ilişkin bir yükümlülük olmaması
halinde uygulanabilecektir. Bu bağlamda, aynı maddenin ikinci fıkrasına göre başvuru
sahibi işletmeci, tesis paylaşımının mümkün olmadığı10 belgelendikten sonra ardından
geçiş hakkı kullanım onayını alabilmek için Bakanlığa başvurabilecektir.
(52) Yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca, yetkilendirilmiş bir telekomünikasyon işletmecisi
tarafından, geçiş hakkından yararlanılarak bir telekomünikasyon altyapısının
kurulabilmesi için öncelikle söz konusu işletmeci tarafından, aynı güzergâhta tesis
paylaşımı yükümlülüğü olmadığının ortaya konulması gerekmektedir. Bu bağlamda, yeni
bir altyapı tesis etmek isteyen işletmeci, öncelikle tesis paylaşımına ilişkin mevzuat
hükümlerine tabi olacak, eğer talep edilen güzergâhta tesis paylaşımı yükümlülüğü
mevcut değilse geçiş hakkına ilişkin düzenlemeler çerçevesinde geçiş hakkından
yararlanabilecektir. Bu çerçevede aşağıda tesis paylaşımına ilişkin hukuki ve idari
düzenlemelere yer verilecektir.
(53) Tesis paylaşımına ilişkin olarak, 31.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren ve en son
02.12.2010 tarihinde değiştirilen Tesis Paylaşımı Tebliği’nin hükümlerinin incelenmesi
önem arz etmektedir. Söz konusu Tebliğ’in 1. maddesinde Tebliğ’in amacı; elektronik
haberleşme sektöründe, mevcut altyapılara erişimin ve kaynakların etkin kullanımının
sağlanması, sürdürülebilir rekabet ortamının oluşturulması, yatırım ve hizmet
maliyetlerinin asgari düzeye indirilmesi, çevrenin korunması, kamu sağlığı ve güvenliği ile
şehir ve bölge planlaması gerekleri gözetilerek ilgili işletmecilere getirilecek ortak yerleşim
ve tesis paylaşımı yükümlülüklerinin ve bu yükümlülüklerin uygulanmasına ilişkin usul ve
esasların belirlenmesi olarak ifade edilmiştir11.
9 Buna ek olarak, ülke kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması, etkin ve sürdürülebilir rekabet ortamının
sağlanması, taleplerin teknik açıdan mümkün, ekonomik açıdan orantılı ve makul olması söz konusu ilkeler
arasında yer almaktadır.
10 İlgili düzenlemede ifade edilen “tesis paylaşımının mümkün olmaması” lafzının nasıl değerlendirilmesi
gerektiğine ilişkin Bakanlık tarafından 21.08.2014 tarihinde “Sabit ve Mobil Haberleşme Altyapısı veya
Şebekelerinde Kullanılan Her Türlü Kablo ve Benzeri Gerecin Taşınmazlardan Geçirilmesine İlişkin
Yönetmeliğin Uygulanması Hakkında Usul ve Esaslar”ın 6. maddesinin onuncu fıkrasında düzenleme
yapılmıştır. İlgili hükme göre, i) İşletmecilerin kullanım onayı almak istedikleri güzergahın geçtiği yerlerde
elektronik haberleşme altyapısı bulunan diğer işletmecilere yaptıkları tesis paylaşımı başvurusu üzerine
tesis paylaşımı talebinin karşılanamayacak olduğuna ilişkin yazılı bir cevap alınması, ii) Tesis paylaşımı
başvurusunu müteakip tesis paylaşımı mevzuatı kapsamında belirlenen süre içerisinde, altyapı sahibi
işletmeciden yer etüdü süresi ve ücretine dair yazılı bir cevap alınamaması, iii) Yer etüdü ücretinin
ödenmesini müteakip tesis paylaşımı mevzuatı kapsamında belirlenen süre içerisinde tesis paylaşımı
talebine ilişkin yer etüdü sonucunun başvuru sahibine bildirilmemesi durumunda Yönetmeliğin 6.
maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen, tesis paylaşımının mümkün olmadığının belgelenmesi şartı
sağlanmış olmaktadır.
11 Tebliğ’in kapsamını belirleyen 2. maddesinin son fıkrasına göre, Tebliğ’in 9. maddesinin ilk fıkrası saklı
kalmak kaydıyla, ilgili pazar analizinin, referans erişim teklifinin veya erişim yükümlülüğü öngören bir kurul
kararının konusu olmadığı takdirde bir ortak yerleşim ve tesis paylaşımı talebinin karşılanması bu Tebliğin
kapsamı dışındadır.
16-20/326-146
27/153
(54) Söz konusu Tebliğ’in 4. maddesinde tesis paylaşımı, “elektronik haberleşme hizmeti
sunumunda kullanılan boru, kanal, direk ve kuleler dahil ilgili tesis ve cihazların diğer
işletmeciler tarafından da kullanılması veya paylaşılması” şeklinde tanımlanmıştır12.
(55) Tebliğ’in “Tesis Paylaşımı Yükümlülüğü” başlıklı 9. maddesine göre, tesislerini kamuya
veya üçüncü şahıslara ait bir arazinin üzerine veya altına yerleştirebilen veya bu tür
arazileri kullanabilen veya kamulaştırma müessesesinden yararlanabilen işletmeciler
tesis yükümlüsü olarak belirlenmiş olup söz konusu yükümlülük ancak teknik
imkânsızlığın mevcut olduğu ya da kapasite yetersizliğinin bulunduğu ve kapasite artırım
imkânının olmadığı hususlarından birinin tesis paylaşımı yükümlüsü tarafından objektif
kriterlerle kanıtlanması halinde kısmen ya da tamamen kaldırılabilmektedir.
(56) Tebliğ’in “Tesis Paylaşımı Taleplerinin Değerlendirilmesi” başlıklı 10. maddesinin ilk
fıkrasında tesis paylaşımı taleplerinin değerlendirilmesinde uyulacak usul ve esaslar
sıralanmıştır. Buna göre;
- Tesis paylaşımı başvurusunda asgarî olarak; talebin maksadı ile tesis paylaşımı
talebine konu tesis ve bu tesise kurulacak kablo/cihazların özellikleri belirtilmelidir.
- Tesis paylaşımı yükümlüsü, başvuruyu azamî on beş gün içerisinde
cevaplandırmalıdır. Talebin 9. maddede sayılan nedenlerle uygun görülmemesi
halinde, belirtilen süre içerisinde gerekçeleri ayrıntılı olarak ve kanıtlayıcı belgeler
sunulmak suretiyle işletmeciye bildirilmelidir. Talebin uygun görülmesi halinde ise,
belirtilen süre içerisinde talebe konu tesisin tesis paylaşımına elverişli olup
olmadığını belirlemek amacıyla yapılacak yer etüdü süresi ve ücreti işletmeciye
bildirilmelidir.
- İşletmecinin yer etüdü süresi ve ücretini kabul ettiğini bildirmesini müteakip azamî
otuz gün içerisinde talebe konu tesise ilişkin yer etüdü gerçekleştirilmeli ve
sonucu işletmeciye bildirilmelidir. Yapılan yer etüdü sonucunda talebin
karşılanabilecek olması durumunda uygulanacak ücretler, talebin
karşılanamayacak olması durumunda ise ayrıntılı gerekçeleri işletmeciye
bildirilmelidir.
- Tesis paylaşımı yükümlüsü, işletmecinin yer etüdü sonucunu kabul ettiğini
bildirmesini ve tesis paylaşımının karşılanmasına ilişkin hüküm ve koşulları içeren
anlaşmanın taraflarca imzalanmasını müteakip azamî altmış gün içinde ilgili
tesisi paylaşıma hazır hale getirmelidir. Söz konusu tesis herhangi bir ilave
çalışma yapılmaksızın kullanılabilecek durumda ise on beş gün içerisinde
paylaşıma hazır hale getirilmelidir.
- İşletmeci, tesisin paylaşıma hazır hale getirilmesini müteakip altmış gün içerisinde
tesis paylaşımına konu kablo/cihazların kurulumunu tamamlayarak kullanıma
geçmelidir. İşletmecinin yapacağı kurulum çalışmaları tesis paylaşımı
yükümlüsünün bilgi ve gözetiminde yapılmalıdır.
(57) Söz konusu 10. maddenin ikinci fıkrasına göre BTK, yukarıda yer verilen yer etüdü süresi
ve yer hazırlama süresi de dahil olmak üzere tesis paylaşımı kapsamında uygulanacak
süreleri ilgili tesislerin teknik ve ekonomik özelliklerini dikkate alarak farklılaştırmaya ve
tesis paylaşımı taleplerinin Tebliğ’e uygun olarak karşılanmasını teminen yeni süre ve
koşullar belirlemeye yetkilidir. Başka bir deyişle, Tebliğ’de öngörülen süreler ancak BTK
tarafından değiştirilebilmektedir.
12 Anılan maddeye göre boru ve kanallar, kabloları taşımakta kullanılan yer altı tesislerini; direkler, kabloları
taşımakta kullanılan yer üstü tesislerini; kuleler ise üzerine kablosuz iletişim için kullanılan anten ve diğer
cihazların kurulduğu tesisleri ifade etmektedir.
16-20/326-146
28/153
(58) Ücretlere ilişkin olarak Tebliğ’in 12. maddesinde, ortak yerleşim ve tesis paylaşımı
yükümlüsü tarafından başvuru sırasında ortak yerleşim ve tesis paylaşımı talebi için
gerekli tetkik ve incelemeler ile yer etüdü çalışmalarının yapılmasına yönelik faaliyetlere
karşılık makul bir ücretin talep edebileceği belirtilmektedir. Buna göre, ücret talebi ihtiyari
bir hak olarak görülmekte ve “makul” bir seviye ile sınırlandırılmaktadır13.
I.4.2.Özel Düzenleyici Çerçeve
(59) Tesis paylaşımına ilişkin olarak yukarıda yer verilen genel düzenleyici çerçevenin ne
şekilde hayata geçirileceği büyük ölçüde BTK kararları ile belirlenmiştir. Bu kapsamda ilk
olarak, 14.07.2010 tarihli ve 2010/DK-07/416 sayılı BTK kararı ile Türk Telekom
tarafından hazırlanarak BTK’ya sunulan “Referans Ortak Yerleşim ve Tesis Paylaşımı
Teklifi (ROYTEPT)”14 kabul edilmiştir. Bahse konu kararda, mevcut toptan erişim ürünleri
arasında yer alan arabağlantı, veri akış erişimi (VAE) ve yerel ağa ayrıştırılmış erişim
(YAPA) hizmetlerinden alternatif işletmecilerin etkin biçimde yararlanabilmeleri için söz
konusu toptan hizmetlerin tamamlayıcısı niteliğinde olan ortak yerleşim ve tesis paylaşımı
hizmetlerinin düzenlenmesi gerektiği; bu kapsamda, daha önce ilgili referans tekliflerin
ekini oluşturan ortak yerleşim ve tesis paylaşımı usul ve esaslarına ilişkin olarak Türk
Telekom tarafından hazırlanan taslak teklifin nihai hale getirilmesiyle, Türk Telekom
tarafından sunulan ortak yerleşim ve tesis paylaşımı hizmetlerinin daha şeffaf ve
uygulanabilir usul, esas ve ücretlerle yürütülmesinin sağlanması amaçlandığı ifade
edilmiştir.
(60) Başka bir ifadeyle ROYTEPT, 5809 sayılı Kanun ve diğer ilgili mevzuat uyarınca Türk
Telekom’un arabağlantı ve erişim yükümlüsü ilan edilmesi nedeniyle tarafların hak ve
yükümlülüklerini belirlemek amacıyla hazırlanmıştır. 1.2. maddesinde de belirtildiği üzere
ROYTEPT’in amacı; arabağlantı veya yerel ağa ayrıştırılmış erişim veya veri akış erişimi
hizmetleri için Türk Telekom’un sahip olduğu tesis ve altyapı üzerinden, yer kullanımı,
enerji, klimatizasyon hizmetleri ile yeraltı ve/veya havai tesislerin paylaşımı hizmetleri ve
fiber optik kablo altyapıları ile bina girişi ve/veya bina içi bağlantı hizmetlerinden
faydalanmak isteyen işletmecilere ait taleplerin değerlendirilmesi ve karşılanmasına
ilişkin usul, esas ve ücretleri belirlemektir.
13 Aynı maddeye göre, tesis paylaşımı ücretleri belirlenirken direklerin kullanımı için çekilecek kablo tipi,
kapasitesi ve çapı ile direk sayısı ve güzergâh uzunluğu; kulelerin kullanımı için anten veya cihaz tipi ve
boyutu; boru ve kanalların kullanımı için ise göz sayısı, çapı ve uzunluğu dikkate alınmaktadır.
14 12.02.2009 tarihli ve 2009/DK-07/66 sayılı BTK kararı kapsamında, Türk Telekom Referans Arabağlantı,
IP ve ATM Seviyesinde VAE ile Referans Yerel Ağa Ayrıştırılmış Erişim Teklifi’nin (RYAAET) ekleri olacak
şekilde BTK’ya sunulması istenilen “Türk Telekom Tesislerinde Arabağlantı veya Yerel Ağa Ayrıştırılmış
Erişim veya Veri Akış Erişimi Hizmetleri için Ortak Yerleşim Usul, Esas ve Ücretleri”; “Türk Telekom Yer altı
ve/veya Havai Tesislerinin Arabağlantı veya Yerel Ağa Ayrıştırılmış Erişim ve/veya Veri Akış Erişimi
Hizmetleri Kapsamında Paylaşımı için Uygulanacak Usul, Esas ve Ücretler”; Türk Telekom Arabağlantı
veya Yerel Ağa Ayrıştırılmış Erişim veya Veri Akış Erişimi Hizmetleri Kapsamında Bina Giriş veya Bina İçi
F/O Kablo Bağlantılarında Uygulanacak Usul, Esas ve Ücretler” başlıklı dokümanlara ilişkin olarak, söz
konusu dokümanların anılan referans tekliflerin eki olması ve söz konusu tekliflerin, BTK tarafından farklı
zamanlarda onaylanması nedeniyle Ortak Yerleşim ve Tesis Paylaşımı Hizmetleri’ne ilişkin dokümanlar,
ayrı bir referans teklif olarak hazırlanarak ROYTEPT adı altında Referans Yerel Ağa Ayrıştırılmış Erişim
Teklifi ile birlikte 30.06.2009 tarihinde BTK’nın onayına sunulmuştur.
16-20/326-146
29/153
(61) ROYTEPT ile Türk Telekom, arabağlantı, VAE (veri akış erişimi) ve YAPA15 (yerel ağa
ayrıştırılmış erişim) hizmetleri kapsamında şebekenin sadece Türk Telekom’a ait
sistemler ile diğer işletmecilere ait sistemler arasında kalan kısmında (backhaul-trafik
taşıma) paylaşım yükümlülüğüne tabi kılınmıştır. Bir başka deyişle, işletmeciler Türk
Telekom ortak yerleşim alanlarında teslim aldıkları trafiği kendi varlık noktalarına (POP
noktası) taşımak amacıyla Türk Telekom tesislerinden faydalanma talebinde
bulunabilmektedir. Dolayısıyla, işletmecilerin en az bir ucu Türk Telekom santrali ile ilişkili
olmayan herhangi iki nokta arasındaki güzergâha ilişkin tesis paylaşımı talepleri,
ROYTEPT kapsamında ele alınmamaktadır.
(62) Türk Telekom’a ait yeraltı ve/veya havai tesislerin paylaşımı hizmetlerinden, arabağlantı
veya YAPA veya VAE hizmetleri kapsamında faydalanmak isteyen işletmecilerin
taleplerinin değerlendirilmesi, karşılanması ve ücretlendirilmesine ilişkin usul, esas ve
ücretler ROYTEPT’in Ek-3’ünde düzenlenmiştir. Söz konusu belgede, tesis paylaşımı
taleplerinin değerlendirilme esasları ve süreçlerine ilişkin olarak,
- Tesis paylaşımı talebinde bulunan işletmecinin öncelikle başvuru ücretini ödemesi
gerektiği,
- Taleplerin il bazında olduğu, bu nedenle başvuruların İl Telekom Müdürlüklerine
yapılacağı, talebin birden fazla İl Telekom Müdürlüğünü kapsaması durumunda ilgili
Müdürlüklere ayrı ayrı başvuruda bulunulacağı,
- İşletmeci talep yazısı ile birlikte talebin tesis edileceği güzergâh, uç noktalarının adı,
adresi, talebin ne amaçla yapıldığı, şebeke yönetimi ve güvenliği açısından hizmetin
ne şekilde ve ne tür cihazlar/kablolar ile verileceğine dair bilgilerin gönderilmesi
gerektiği
belirtilmiştir. Ekte ayrıca, tesis paylaşımı taleplerinin değerlendirilmesi sırasında Türk
Telekom ve işletmecinin uyması gereken süreler Tesis Paylaşımı Tebliği’nin 10.
maddesinde düzenlenen sürelerle uyumlu olarak düzenlenmiştir16. Bahse konu Ekin 8.
maddesinde ise Türk Telekom tarafından talep edilecek başvuru ücreti, yer etüdü
ücretleri, tesis kullanım ücretleri ile bakır ve fiber optik kablo bakım işletme ve kullanım
ücretleri düzenlenmiştir.
15 VAE ve YAPA toptan genişbant erişim yöntemlerinin birer örneğini oluşturmaktadır. VAE yönteminde,
trafik belirli trafik teslim noktalarına kadar yerleşik işletmeci tarafından taşınmakta ve söz konusu noktalarda
internet servis sağlayıcılarına teslim edilmektedir. YAPA yönteminde ise, yerleşik işletmecinin erişim
şebekesinin belli bir bölümü (işletmecinin kendi santrali ile abonesi (son kullanıcı) arasındaki fiziksel
bağlantıyı sağlayacak olan erişim şebekesindeki yerel ağ) internet servis sağlayıcılarına kiralanmaktadır.
VAE ile YAPA yöntemi arasındaki temel fark; VAE yönteminde işletmecinin abonelerine sunduğu erişim
hizmetinin teknik kısıtları, kalitesi yerleşik işletmecinin altyapısına bağlıdır ancak YAPA yönteminde
işletmeci kablo üzerinde kontrol imkânına sahiptir ve bu kontrol imkanı işletmecilerin hizmet kalite seviyesini
(hizmetin çeşitliliğini ve bant genişliğini) belirleyebilmelerini sağlamaktadır.
16 Diğer taraftan ROYTEPT ile Tebliğ’de düzenlenen sürelerde birkaç farklılık göze çarpmaktadır. Tebliğ’de
tesis paylaşımı yükümlüsü için 30 günlük yer etüdü süresi belirlenmişken, ROYTEPT’te yer etüdü süresi
belirlenmemiştir. Buna ek olarak, Tebliğ’de işletmeciye kablo/cihaz kurulumu yaparak tesisi kullanılabilir
hale getirmesi için 60 günlük süre verilmişken, ROYTEPT’te böyle bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
16-20/326-146
30/153
(63) Özel düzenleyici çerçeve kapsamında önem arz eden bir sonraki karar ise 12.04.2013
tarihli ve 2013/DK-ETD/187 sayılı, “Tesis Paylaşımı Yükümlülüğü ve Uygulaması” konulu
BTK kararıdır. Söz konusu karar ile;
- Sabit elektronik haberleşme altyapısı kurmaya ve işletmeye yetkili işletmecilerin,
01.09.2013 tarihi itibarıyla geçerli olmak üzere ilgili haberleşme altyapı ve
şebekesinde tesis paylaşımı (boru, kanal, göz, vb.) yükümlülüğüne tabi kılınması,
- Tesis paylaşımı yükümlülüğüne tabi kılınan işletmeciler tarafından hangi illerde
altyapılarının bulunduğu bilgisinin BTK internet sayfasında yayımlanması ve bu
çerçevede, tesis paylaşımı talebinde bulunacak işletmecilerce, söz konusu bilgiler
doğrultusunda talebe konu il/illerde altyapısı bulunan işletmecilere tesis paylaşımı
başvurusu yapılması,
- Tesis paylaşımı yükümlülüğüne tabi kılınan işletmecilerce kendilerine iletilen tesis
paylaşımı taleplerinin anılan belgenin ekinde yer verilen usul ve esaslar17
kapsamında değerlendirilerek sonuçlandırılması,
- Yeni bir ilde altyapı tesis eden işletmeci tarafından güncel altyapı bilgisini yeni
altyapının kullanılabilir hale geldiği ayın sonu itibarıyla BTK’ya sunulması
- Tesis paylaşımı yükümlülüğüne tabi kılınan işletmecilerce tesis paylaşımı
ücretlerinin 01.07.2013 tarihine kadar BTK’ya sunulması ve bahse konu ücretlerde
yapılacak değişikliklerin yürürlüğe girmesinden bir ay önce BTK’ya iletilmesi
hususları hükme bağlanmıştır.
(64) Bahse konu kararın ekinde yer alan “Tesis Paylaşımı Hizmetinin Sunumuna İlişkin Usul
ve Esaslar” ile, Tesis Paylaşımı Tebliği’nde yer verilen düzenlemeler esas alınarak, genel
ilkeler, taleplerin iletilmesi ve değerlendirilmesine ilişkin süreç, tarafların sorumlulukları ve
ücretler gibi hususlar düzenlenmiştir. Sürece ilişkin olarak Tesis Paylaşımı Tebliği’nde
düzenlenen süreler birebir alınmış, uygulanacak ücretlere ilişkin olarak ise, “Altyapı sahibi
işletmeciler, kendilerine iletilen tesis paylaşımı taleplerini Elektronik Haberleşme Kanunu,
Erişim ve Arabağlantı Yönetmeliği, Ortak Yerleşim ve Tesis Paylaşımına İlişkin Usul ve
Esaslar Hakkında Tebliğ’de yer alan usul, esas ve ilkelere uygun olarak belirleyecekleri
ücretlerle karşılarlar. Altyapı sahibi işletmeciler, tesis paylaşımı hizmetinde
uygulayacakları ücretleri internet sayfalarında kolay ulaşılabilir bir şekilde yayımlarlar.”
hükmüne yer verilmiştir.
(65) Bahse konu kararda yer verilen hususlar içerisinde en dikkat çekici olanı kuşkusuz ilk
maddede yer almaktadır. Buna göre, herhangi bir pazar analizine ve EPG analizine tabi
tutulmadan altyapı kurmaya ve işletmeye yetkili tüm işletmeciler 01.09.2013
tarihinden itibaren tesis paylaşma yükümlülüğüne tabi kılınmıştır. Dolayısıyla bir
pazar analizine dayanmayan ve EPG’ye sahip bir işletmeciye yönelik olmayan anılan
karar kapsamında, Türk Telekom’un tarifeleri de dahil olmak üzere, tesis paylaşımına
yönelik uygulanan tüm ücretler BTK onayına tabi olmamakta, karar kapsamına giren
hizmetlerin bedelleri işletmeciler tarafından serbestçe belirlenmektedir. İlgili Kurul kararı
çerçevesinde, altyapı sahibi işletmecilerin ilgili pazarda etkin piyasa gücüne sahip
işletmecinin tabi olduğu tarife kontrolü ve referans erişim teklifi hazırlama yükümlülüğü
gibi yükümlülükleri bulunmamaktadır.
17 Belirtilen usul ve esaslar Tesis Paylaşımı Tebliği’ni tamamlar nitelikte olup, bu çerçevede Tebliğ’de yer
verilen usul ve esaslar biraz daha detaylandırılmaktadır.
16-20/326-146
31/153
(66) Konuya ilişkin bir diğer önemli gelişme, BTK’nın 12.04.2013 tarihli ve 2013/DK-SRD/188
sayılı kararı ile Toptan Fiziksel Şebeke Altyapısına Erişim Pazar Analizi’nin nihai
dokümanının onaylanarak kabul edilmesidir18. Söz konusu karar ile Türk Telekom toptan
fiziksel şebeke altyapısına erişim pazarında EPG ilan edilmiş ve çeşitli yükümlülüklere
tabi kılınmıştır. Mezkur kararın dosya açısından önemli olan noktası bahse konu pazar
analiziyle birlikte Türk Telekom’un tesis paylaşım yükümlülüğünün kapsamının
genişlemiş olmasıdır.
(67) Pazar analizinde erişim şebekesi, şebekenin diğer kısımlarından farklı olarak rekabet
aksaklıklarının/giriş engellerinin en yoğun olduğu alan olarak değerlendirilmiş19 ve
alternatif işletmecilerin mevcut erişim şebekesine erişimlerini mümkün kılmak ve böylece
perakende seviyede yerleşik işletmeci ile rekabet edebilmelerini sağlamak amacıyla Türk
Telekom toptan seviyede erişim hizmetleri sunmakla yükümlü kılınmıştır. Pazar analizine
göre, Türk Telekom’un sunmakla yükümlü kılındığı fiziksel şebeke altyapısına erişim
hizmetleri, yerel ağda bulunan fiziksel devrelerin yerel ağa ayrıştırılmış erişim
kapsamında alternatif işletmecilere kiralanması ve erişim şebekesindeki göz, boru, kanal,
menhol gibi fiziksel altyapı unsurlarının toptan seviyede sunulmasıdır20.
(68) Bahse konu pazar analizinde tesis paylaşımı, fiziksel altyapı unsurlarına erişim
yükümlülüğü ile yerel ağa ayrıştırılmış erişim hizmetleri kapsamında yardımcı erişim
hizmetleri olarak değerlendirilmiş ve bu nedenle Türk Telekom ilgili pazarda ayrıca ortak
yerleşim ve tesis paylaşım yükümlülüğüne tabi kılınmıştır. Diğer taraftan 12.04.2013 tarih
ve 2013/DK-SRD/188 sayılı BTK kararı öncesinde, ROYTEPT kapsamında sunulan tesis
paylaşımı hizmetinin kapsamı sadece “arabağlantı”, “yerel ağa ayrıştırılmış erişim” ve
“VAE” hizmetlerine ilişkin olarak alternatif işletmecilerin Türk Telekom santrallerinde
teslim aldıkları trafiklerini, Türk Telekom’un yer altı tesislerini kullanarak kendi
şebekelerine (POP noktalarına) iletmeleri amacıyla (backhaul-trafik taşıma kısmı için)
sınırlandırılmıştır. Başka bir ifadeyle, işletmecilerin en az bir ucu Türk Telekom santrali ile
ilişkili olmayan herhangi iki nokta arasındaki güzergâha (erişim şebekesinin besleme ve
alt yerel ağ kısımlarına) ilişkin tesis paylaşımı talepleri ROYTEPT kapsamında ele
alınmamaktadır. Ancak mezkur karar uyarınca kabul edilen ilgili pazar analiziyle, yerel
ağa ayrıştırılmış erişim yükümlülüğünün ilgili pazardaki etkin rekabetin tesisinde yeterli
olmadığı göz önünde bulundurularak, arabağlantı, yerel ağa ayrıştırılmış erişim ve VAE
amaçları ile sınırlı olmaksızın alternatif işletmecilerin kendi şebekelerini kurmalarını
teminen erişim şebekesinde yer alan göz, kanal, menhol gibi fiziksel altyapı unsurlarının
tesis paylaşımı yükümlülüğü kapsamında alternatif işletmecilere toptan seviyede alt
18 Yapılan analizde, genişbant internet hizmetlerinin sunumu dikkate alınarak, bakır şebeke, fiber şebeke,
kablo tv şebekesi, mobil haberleşme şebekesi ve uydu haberleşme şebekesinin perakende/toptan seviyede
talep ikamesi ve toptan seviyede arz ikamesi açısından aynı ilgili ürün pazarında olup olmadığı incelenmiş
ve değerlendirme sonucunda ilgili ürün pazarı bakır şebeke ile sınırlandırılmıştır. Ayrıca, perakende
seviyede genişbant internet hizmetlerinin sunulabilmesi için yerleşik işletmeci tarafından sunulan erişim
yöntemlerinden olan yerel ağa ayrıştırılmış erişim hizmeti ile veri akış hizmetinin ikame olup olmadığı
incelenmiş, söz konusu hizmetler farklı pazarlar olarak değerlendirilmiştir.
19 Pazar analizinde, “İşletmecilerce son kullanıcılara elektronik haberleşme hizmeti sunumu ancak işletmeci
santrallerinden son kullanıcılara fiziksel bağlantı yapılması ile mümkün olmaktadır. Sabit şebekelerde söz
konusu fiziksel bağlantı erişim şebekesindeki yerel ağ üzerinden gerçekleştirilmektedir. Öte yandan, erişim
şebekesinin alternatif işletmelerce tekrarlanmasının kısa ve orta vadede mümkün olmadığı kabul
edilmektedir” denilerek erişim şebekesi darboğaz (bottleneck) olarak nitelendirilmiştir.
20 Pazar analizinde “Bakır kablo ağında alternatif altyapıların gelişiminin yerel ağa ayrıştırılmış erişim
sağlanması yükümlülüğü ile temin edilemediği ve bakır ağlar üzerinden sunulan yerel ağa ayrıştırılmış
erişim hizmetinin alternatif işletmeciler tarafından artan bir oranda terk edildiği” işaret edilerek yerel ağa
ayrıştırılmış erişim hizmetinin yanında yerel ağa ayrıştırılmış erişim, VAE ve arabağlantı amaçları ile bağlı
olmaksızın alternatif işletmecilerin kendi şebekelerini kurmalarını teminen erişim şebekesinde yer alan göz,
kanal, menhol gibi fiziksel altyapı unsurlarının alternatif işletmecilere toptan seviyede sunulması
yükümlülüğü de getirilmiştir.
16-20/326-146
32/153
işletmecilerin erişimine açılması imkanı doğmuştur.
(69) Ayrıca, pazar analizinin BTK tarafından kabul edilmesi ve Türk Telekom’un ilgili pazarda
EPG ilan edilmesinin ardından, Türk Telekom’un yeni yükümlülüklerini de içerecek
şekilde hazırlanacak referans teklifin Erişim ve Arabağlantı Yönetmeliği gereğince 3 ay
içinde BTK’ya iletilmesi gerektiği 13.05.2013 tarihli BTK yazısı ile Türk Telekom’a tebliğ
edilmiş, bunun üzerine Türk Telekom tarafından yeniden düzenlenen ROYTEPT
24.07.2013 tarihinde BTK’nın onayına sunulmuştur.
(70) Öte yandan, BTK tarafından ROYTEPT’in içinde yer alan tesis paylaşımına ve
aydınlatılmamış fibere ilişkin hükümler ayrıştırılarak “işletmecilerin doğrudan abonelere
erişim sağlama veya arabağlantı, veri akış erişimi, yerel ağa ayrıştırılmış erişim ve kısmi
kiralık devre hizmetleri kapsamında Türk telekom santral binalarında teslim aldıkları trafiği
kendi varlık noktalarına taşıma (backhaul) amacıyla Türk Telekom’un yer altı veya havai
tesislerini (göz, kanal, boru, direk, menhol vb.) kullanmalarını ifade eden tesis paylaşımı
ve haberleşmeye elverişli olan ancak her iki ucunda aktif sistem bulunmayan fiber optik
kabloların talep eden işletmecilere kiralanmasını ifade eden aydınlatılmamış fiber
hizmetine ilişkin” usul ve esaslar için yeni bir referans teklif olan “Referans Tesis
Paylaşımı ve Aydınlatılmamış Fiber Teklifi (RETPAFT)” oluşturulmuş ve 17.06.2014
tarihli ve 2014/DK-ETD/324 sayılı BTK kararı ile yürürlük tarihi 01.08.2014 olmak üzere
onaylanmıştır.
(71) RETPAFT’ın “Amaç ve Kapsam” başlıklı maddesine göre, referans teklif, Türk
Telekom’un,
tesis paylaşımı hizmetlerine ilişkin olarak,
i. arabağlantı veya yerel ağa ayrıştırılmış erişim veya veri akış erişimi veya kısmi
kiralık devre hizmetleri için sahip olduğu tesislerin paylaşımı hizmetini,
ii. herhangi bir ucu Türk Telekom sistem/cihazlarında sonlanmayan ancak her iki ucu
da Türk Telekom erişim şebekesi dahilinde olan ve işletmecinin çekirdek ve
backhaul şebekesini içermeyecek şekildeki tesis paylaşımı (boru, kanal, göz)
hizmetini,
aydınlatılmamış fiber hizmetlerine ilişkin olarak ise,
iii. işletmecinin tesis paylaşımına ilişkin talebinin karşılanamadığı durumda, talep
edilen güzergâhta tesis paylaşımına uygun başka bir işletmeci altyapısının
bulunmaması kaydıyla, aynı güzergâh için çekirdek şebeke21, backhaul ve
FTTH/B22 amaçlı hariç olmak üzere aydınlatılmamış fibere erişim hizmetini
sunabilmesi için gerekli olan usul, esas ve ücretlerin belirlenmesini içermektedir. Bu
çerçevede, daha önce ROYTEPT kapsamında işletmeci POP noktaları ile Türk Telekom
ana dağıtım çatısı arasındaki (backhaul şebeke) tesis paylaşımı yükümlülüğü, RETPAFT
ile Türk Telekom ana dağıtım çatısı ile abone dağıtım kutusu arasındaki erişim şebekesini
de kapsayacak şekilde genişlemiştir. Bunun yanı sıra, arabağlantı, YAPA ve VAE’nin yanı
sıra kısmi kiralık devre hizmetleri de tesis paylaşımı talebine konu olabilecektir. Son
olarak, RETPAFT ile aydınlatılmamış fibere erişim de düzenlenmektedir. Tanımlanan bu
kapsamın daha iyi anlaşılabilmesi açısından aşağıdaki tablo dikkate alınabilecektir:
21 RETPAFT ile sınırlı kalmak kaydıyla, telekomünikasyon şebekelerinde anahtarlayıcı ve yönlendirici
ekipmandan oluşan, SDH/DWDM/ATM/IP MPLS gibi data-link katmanı kullanan, şebeke ekipmanının
birbirine bağlantısı ile farklı alt şebekeler arasında bilgi alışverişinin yapılabilmesi için gerekli olan veri
yollarını sağlayan, erişim şebekesine bağlı olan müşterilere dolaylı olarak hizmet sunulan şebeke.
22 Erişim şebekesinde eve kadar ve/veya binaya kadar fiber optik kabloların kullanıldığı yeni nesil erişim
şebekesi mimarileri.
16-20/326-146
33/153
Tablo 1: RETPAFT Kapsamında Tesis Paylaşımına Konu Şebeke Katmanları
Yükümlülükler Çekirdek Şebeke Backhaul Besleme Alt Yerel Ağ
Abone
Tesisi
Erişim ve Arabağlantı
Kapsamında Tesis Paylaşımı (*) X X X X
Fiziksel Altyapı Unsurlarında
Tesis Paylaşımı X X X
Aydınlatılmamış (Dark) Fiber (**) X X X X
Kaynak: RETPAFT
(*) Arabağlantı, yerel ağa ayrıştırılmış erişim, veri akış erişimi ve kısmi kiralık devre hizmetleri ile sınırlı olarak
(**) FTTH/B hariç olacak şekilde
(72) Aşağıdaki şekilde ise, ROYTEPT, 12.04.2013 tarihli ve 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK
kararı ve RETPAFT uyarınca tesis paylaşım taleplerinin şebekenin hangi katmanını
içerdiği bilgisi yer almaktadır. Buna göre;
- ROYTEPT, işletmecilerin arabağlantı, YAPA ve VAE hizmetlerine ilişkin olarak Türk
Telekom santrallerinde teslim aldıkları trafiklerini kendi şebekelerine (POP
noktalarına) iletmek amacıyla yaptıkları backhaul şebeke ile sınırlı tesis paylaşımı
taleplerini,
- 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararı, altyapının tüm şebeke katmanlarına ilişkin her
türlü amaç için yapılan tesis paylaşımı taleplerini,
- RETPAFT ise,
işletmecilerin arabağlantı, YAPA, VAE ve kısmi kiralık devre hizmetlerine
ilişkin olarak Türk Telekom santrallerinde teslim aldıkları trafiklerini kendi
şebekelerine (POP noktalarına) iletmek amacıyla yaptıkları backhaul
şebeke ile sınırlı tesis paylaşımı taleplerini,
herhangi bir ucu Türk Telekom sistem/cihazlarında sonlanmayan ancak her
iki ucu da Türk Telekom erişim şebekesi dahilinde olan ve işletmecinin
çekirdek ve backhaul şebekesini içermeyen tesis paylaşımı taleplerini23,
FTTH/B hariç olacak şekilde (besleme şebekesi hariç) aydınlatılmamış
fibere erişim taleplerini,
kapsamaktadır.
(73) Aşağıdaki şeklin ROYTEPT, RETPAFT ve 2013/DK-ETD/187 sayılı kararın kapsamının
anlaşılması açısından faydalı olacağı görülmektedir:
23 Hem Türk Telekom’un hem de işletmecinin erişim şebekesini içeren tesis paylaşımları.
16-20/326-146
34/153
Şekil 1: İlgili Düzenlemelere Göre Şebeke Topolojileri ve Katmanları
Kaynak: Türk Telekom tarafından sunulan bilgiler
(74) Dönemsel açıdan bakıldığında, 12.04.2013 tarihli ve 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararı
ile 01.08.2014 tarihinde RETPAFT’ın yayınlanması arasında yapılan tesis paylaşımı
başvuruları açısından;
- Altyapının bir ucunun Türk Telekom santrallerinde sonlanması halinde tesis
paylaşımı başvuruları ROYTEPT kapsamında değerlendirilmekte, ROYTEPT’te yer
verilen düzenlemeler,
- Altyapının bir ucunun Türk Telekom santrallerinde sonlanmaması halinde ise Türk
Telekom’a yapılan başvurular ROYTEPT kapsamında değil, 2013/DK-ETD/187
sayılı karar çerçevesinde değerlendirilmekte, bu karara dayanılarak taraflar
arasında akdedilecek Tesis Paylaşımı Sözleşmesindeki düzenlemeler
esas alınmaktadır.
(75) 01.08.2014 tarihinden sonra ise RETPAFT kapsamında yer alan tesis paylaşımı
başvurularında söz konusu düzenleme esas alınmakta, bu kapsamda olmayan ve tüm
şebeke katmanlarını içeren tesis paylaşımı başvuruları 2013/DK-ETD/187 sayılı karar
çerçevesinde değerlendirilmektedir.
(76) RETPAFT’ın “Başvuru Usul ve Esasları” başlıklı ek metni uyarınca tesis paylaşım
taleplerinin iletilmesine ve değerlendirilmesine ilişkin süreç aşağıda özetlenmiştir. Buna
göre, talepte bulunacak işletmecinin,
- Talebin tesis edileceği güzergâh ve uç noktalarının adı, adresi veya koordinat
bilgisini,
- Talebin ne amaçla yapıldığını,
- Şebeke yönetimi ve güvenliği açısından hizmetin ne şekilde ve ne tür
cihazlar/kablolar ile verileceğine dair bilgileri,
16-20/326-146
35/153
- İşletmecinin Türk Telekom altyapısı ile bağlantı talebi söz konusu ise talebe konu
lokasyonda işletmeci kablosunun serildiği altyapının mülkiyetinin veya kullanım
hakkının kendisine ait olduğuna dair taahhüdü
içeren talep yazısını Türk Telekom’a iletmesiyle birlikte süreç başlamaktadır. Başvuruya
cevaben Türk Telekom’un, 15 gün içerisinde, talep değerlendirme formunu ve yer etüdü
süresi ve ücreti ile bu ücretin yatırılacağı hesap bilgilerini işletmeciye bildirmesi
gerekmektedir.
(77) İşletmeci tarafından yer etüdü ücretinin ödenmesinin ardından işletmecinin yetkili
personelinin refakatinde yer etüdü çalışmaları başlamaktadır. İlgili düzenlemede etüt
çalışmasının aşağıdaki tablolarda belirtilen sürelerde yapılması öngörülmüştür.
Tablo 2: 30 Gün İçerisinde Yer Etüdü Yapılacak Güzergâh Uzunlukları
30 güne kadar yapılacak yer etüdü uzunluğu (km)
Büyükşehir Belediyesi
Mücavir Alan Sınırları
Büyükşehir Belediyesi Statüsü
Dışındaki İl Merkezleri
Diğer
Yerler
Yeraltı Güzergâh Uzunluğu (km) 20 30 45
Havai Güzergâh Uzunluğu (km) 30 45 65
Kaynak: RETPAFT
Tablo 3: 30 Günden Sonra Yer Etüdü Yapılacak Güzergâh Uzunlukları
1 günde yapılan yer etüdü miktarı (metre)
Büyükşehir Belediyesi
Mücavir Alan Sınırları
Büyükşehir Belediyesi Statüsü
Dışındaki İl Merkezleri
Diğer
Yerler
Yeraltı Güzergâh Uzunluğu (mt) 900 1.350 2.025
Havai Güzergâh Uzunluğu (mt) 1.350 2.025 3.000
Kaynak: RETPAFT
(78) Yer etüdü sonucunda güzergâhın paylaşıma uygun olduğu tespit edilirse24, Türk
Telekom’un tesis kullanım ücretlerini işletmeciye bildirmesi ve işletmecinin de 15 gün
içerisinde sunulan ücretleri kabul ettiğini ve ücretlerin ilgili hesaba yatırıldığını gösteren
dekontu Türk Telekom’a göndermesi gerekmektedir. Bunun akabinde 15 gün içerisinde,
ilave çalışma yapılmasının gerektiği durumda ise 60 gün içerisinde Türk Telekom’un
tesisleri paylaşıma uygun hale getirmesi öngörülmüştür. İşletmeciye ait kabloların Türk
Telekom tesislerine montajı için düzenlenen süreler ise yer etüdü sürelerinde olduğu gibi
paylaşım talep edilen güzergâha göre farklılaştırılmıştır. Buna göre ilk 60 günde tesis
edilecek kablo uzunluğu düzenlenmiş, kablo tesisinin 6 günü geçmesi durumunda ise bir
günde tesis edilecek kablo uzunlukları düzenlenmiştir.
(79) RETPAFT’ın “Ücretler ve Faturalama” başlıklı ek metninde dosya açısından önem arz
eden yer etüdü ücretleri ile yeraltı tesisi aylık kullanım ücretleri aşağıdaki tablolarda
belirtildiği gibi düzenlenmiştir:
24 Yapılan yer etüdü sonucunda tesisin teknik imkansızlık ve/veya kapasite yetersizliği nedeniyle paylaşıma
uygun olmadığının anlaşılması durumunda ise, işletmeci talebinin karşılanamadığı güzergâhlar, talebin
neden karşılanamadığına ilişkin açıklamalar ve bu açıklamaları destekleyici belgelerin (fotoğraf, video vb.)
Türk Telekom tarafından işletmeciye gönderilmesi gerekmektedir.
16-20/326-146
36/153
Tablo 4: Yer Etüdü Ücretleri (TL/m)
Büyükşehir Belediyesi
Mücavir Alan Sınırları
Büyükşehir Belediyesi
Statüsü Dışındaki İl
Merkezleri
Diğer Yerler
Yeraltı Tesisi 0,163348 0,108455 0,054449
Havai Tesisi 0,054449 0,036152 0,018150
Kaynak: RETPAFT
Tablo 5: Yeraltı Tesisi Aylık Kullanım Ücretleri (TL/m)
Büyükşehir Belediyesi
Mücavir Alan Sınırları
Büyükşehir Belediyesi
Statüsü Dışındaki İl
Merkezleri
Diğer Yerler
Kablo dış çapı ≤ 18 mm 0,488763 0,391010 0,334473
18 mm Kablo dış çapı > 29 mm 1,294851 1,035881 0,8474424
Kaynak: RETPAFT
(80) RETPAFT ile ilgili olarak vurgulanması gereken iki önemli noktadan ilki, referans teklif
kapsamında sunulan hizmetlere ilişkin olarak Türk Telekom tarafından asgari hizmet
seviyesinin taahhüt edilmesinin gerekli olduğu ve kablo bakım, onarım ve işletiminin,
işletmeciler tarafından yapılabileceğidir. Diğer taraftan, 2014/DK-ETD/324 sayılı BTK
kararı ile, Türk Telekom tarafından hazırlanan RETPAFT kapsamında onaylanan tesis
paylaşımına ilişkin ücretlerin, hizmetin teknik ve ekonomik olarak aynı nitelikte olduğu
dikkate alınarak, 12.04.2013 tarihli ve 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararı kapsamında
Türk Telekom’un tesis paylaşımı uygulamalarında da geçerli olması hususunun hükme
bağlandığı belirtilmelidir.
(81) Bu gelişmelerin devamında 08.12.2014 tarihli ve 2014/DK-ETD/633 sayılı BTK kararı ile
talep değerlendirme ve yer etüdü öncesinde sözleşme imzalanmasına gerek olmadığı
kararlaştırılmıştır25.
(82) Türk Telekom tarafından, RETPAFT’ta detaylandırılmamış bazı teknik hususları
netleştirmek amacıyla, “Referans Tesis Paylaşımı ve Aydınlatılmamış Fiber Uygulama
Esasları” hazırlanarak 24.09.2014 tarihinde işletmecilere gönderilmiştir. Sonrasında söz
konusu uygulama esasları revize edilerek 15.12.2014 tarihinde BTK’nın
değerlendirmesine sunulmuştur. Bunun yanı sıra, 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararı
kapsamındaki tesis paylaşımlarına ilişkin olarak “Tesis Paylaşımı ve Aydınlatılmamış
Fiber Sözleşmesi Uygulama Esasları” da Türk Telekom tarafından hazırlanarak aynı
tarihte BTK’nın bilgisine sunulmuştur26. Başvuru ücretinin yeniden uygulamaya
konulması, aynı ay içerisinde yapılacak taleplere sayı ve mesafe sınırı getirilmesi, *.kmz
formatında başvuru yapılması, bakım çalışması sırasında işletmeciye refakat edecek
personelin olay yerinde hazır olma sürelerinde kademelendirme, söz konusu uygulama
esaslarında düzenlenen önemli hususlar arasında yer almaktadır.
(83) Son olarak, Türk Telekom ve diğer işletmecilerin 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararı ile
RETPAFT’ın uygulanması sırasında karşılaşılan sorunların çözümü ve tesis paylaşımı
süreçlerinin iyileştirilmesi amacıyla BTK’ya ilettikleri taleplerin değerlendirilmesi
neticesinde alınan 29.07.2015 tarihli ve 2015/DK-ETD/359 sayılı BTK kararıyla,
RETPAFT ile 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararının ekinde yer alan "Tesis Paylaşımı
Yükümlülüğü ve Uygulamasına İlişkin Usul ve Esaslar” revize edilmiştir. RETPAFT’ta
yapılan değişikler aşağıda sunulmaktadır:
25 “Tesis paylaşımı başvurularında altyapı sahibi işletmecinin, tesis paylaşımı talep edilen güzergâhta
mevcutta bir altyapısının bulunup bulunmadığı veya altyapı varsa yapılacak yer etüdü sonucu bu altyapının
paylaşıma uygun olup olmadığı bilgisini, taraflar arasında tesis paylaşımına ilişkin bir sözleşme imzalanmış
olması şartı aranmaksızın talep eden işletmecilere sağlaması gerektiği hususuna karar verilmiştir.”
26 Söz konusu dokümanlar, uygulama sırasında Türk Telekom ve diğer işletmecilere kolaylık sağlamak
amacıyla hazırlanmış olup BTK’nın onayına tabi değildir.
16-20/326-146
37/153
- RETPAFT ile kaldırılan başvuru ücreti, yer etüdü ücretinden mahsup edilmek üzere
493,93 TL olmak üzere yeniden uygulamaya alınmıştır.
- Bir işletmeci, il başına aynı ay içerisinde en fazla 100 km’lik bir güzergâhta tesis
paylaşımı talebi yapabilecektir.
- İşletmeciler tarafından tesis paylaşımı talepleri *.kmz formatında çizim yapılmak
suretiyle iletilecektir.
- İşletmeciler tarafından spesifik bir güzergâhta tesis paylaşımı talebi yapılmadığı
takdirde Türk Telekom tarafından alternatif güzergâhlar ve talep edilen azami
güzergâh mesafeleri de dikkate alınarak değerlendirme yapılacaktır.
- Sorunlu menhollerde sorunların giderilmesi için yapılacak çalışmalara ilişkin süreler
yer etüdü sürelerine dâhil edilmeyecektir ve sorunların giderilmesine ilişkin
maliyetler Türk Telekom ile talep sahibi işletmeci arasında eşit oranda
paylaşılacaktır.
- Tesislerin hazır hale getirilmesine ilişkin maliyetler Türk Telekom ile talep sahibi
işletmeci arasında eşit oranda paylaşılacaktır.
- İşletmeciler tarafından cihaz/kablo bakım çalışması yapılırken Türk Telekom
tarafından görevlendirilecek refakatçi personel, belirtilen tabloda yer verilen süre
içerisinde (kademeli refakatçi süreleri) refakat edilecek sahada hazır bulunacaktır.
(84) 2015/DK-ETD/359 sayılı karar uyarınca, 2013/DK-ETD/187 sayılı karar ile onaylanan
“Tesis Paylaşımı Hizmetinin Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar”ın yerini “Tesis Paylaşımı
Taleplerinin Değerlendirilmesi ve Hizmetin Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar” başlıklı
düzenleme almıştır27. Bu bağlamda, dosya konusu açısından önemli olabilecek yenilikler
ve değişiklikler aşağıda belirtilmektedir:
- Altyapı sahibi işletmeci, tesis paylaşımı talep edilen güzergâhta mevcutta bir
altyapısının bulunup bulunmadığı veya altyapı varsa yapılacak yer etüdü sonucu bu
altyapının paylaşıma uygun olup olmadığı bilgisini, tesis paylaşımına ilişkin bir
sözleşme imzalanmış olması şartı aramaksızın talep eden işletmeciye
sağlayacaktır.
- İşletmeci, tesis paylaşımı talep yazısını ve asgari olarak talebin tesis edileceği uç
noktalarının adı, adresi veya koordinat bilgisini (CD içerisinde, *.kmz dosyası
formatında) içeren talep formunu altyapı sahibi işletmeciye gönderecektir.
- Tesis paylaşımı talep eden işletmecinin yer etüdü ücretini ödemesinin ardından
talebe konu tesise ilişkin yer etüdü, RETPAFT’ta düzenlenen süreler çerçevesinde
tamamlanacaktır.
- Tesisin etüt yapılabilir duruma getirilmesi için ihtiyaç duyulan ilave çalışmalar
(menhol kapağının üzerinde asfalt/beton var ise kaldırılması, yer altı tesis su/balçık
ile dolu ise temizlenmesi vb.) taraflarca kayıt altına alınacak ve bu türden durumlar
için alınacak izin, ruhsat vb. ve yapılacak çalışma süreleri yer etüdü süresine dahil
edilmeyecektir.
27 İlgili düzenlemenin kapsamı “İşbu usul ve esaslar, “Toptan Fiziksel Şebeke Altyapısına Erişim Pazarı”
kapsamında etkin piyasa gücüne sahip olduğu değerlendirilen işletmecilere getirilen yükümlülükler hariç
olmak üzere, sabit elektronik haberleşme altyapısı kurmaya ve işletmeye yetkili işletmecilerin sahip
oldukları tesislerin (boru, kanal, göz vb.) paylaşımı hizmetini sunabilmesi için gerekli olan usul ve esaslar
ile ücretlerin belirlenmesi yaklaşımını içermektedir.” şeklinde tanımlanmıştır.
16-20/326-146
38/153
- Altyapı sahibi işletmecinin belirtilen yer etüdü süresini aşması durumunda, gecikilen
her gün için yer etüdü ücretinin 1/20’si oranına denk gelen ücret talep sahibi
işletmeciye iade edilecektir. Ancak yer etüdü sürelerine ilişkin işletmeciye yapılacak
bu geri ödeme tutarı yer etüdü ücretini geçmeyecektir.
- Tesis paylaşımı hizmetini alan işletmeci, kendi kablolarının bakımını ve ek yapılan
menhollerde ek çalışmasını kendisi yapabileceği gibi bu işlemlerin yapılmasını
altyapı sahibi işletmeciden de talep edebilecektir.
I.5. İlgili Pazar
(85) 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında, hâkim durumun kötüye kullanıldığı
yönündeki iddialara ilişkin olarak yapılacak değerlendirmede, hakkında soruşturma
yürütülen teşebbüsün hâkim durumda olup olmadığının belirlenmesi önem taşımaktadır.
Hâkim durum değerlendirmesinin ilk adımı ise ilgili pazarın tespitidir. İlgili pazar tespiti,
teşebbüslerin karşı karşıya bulundukları rekabet koşullarının çerçevesinin çizilmesi
açısından önem arz etmektedir. İlgili pazarın tanımlanmasında ise ilk olarak ihlal
iddialarının temelini oluşturan hizmetler ile bunlara ikame teşkil edebilecek hizmetlerin
unsurlarının açıkça ortaya konulması gerekmektedir. Bu çerçevede, kararın bu
bölümünde ilk olarak sektöre ilişkin genel bilgi verilmekte, ardından da ilgili ürün ve coğrafi
pazarlara ilişkin değerlendirmelere yer verilmektedir.
I.5.1. Sektöre İlişkin Bilgi
(86) Elektronik haberleşme hizmeti vermek üzere BTK tarafından yetkilendirilmiş işletmeciler,
ses, görüntü, veri gibi elektronik haberleşme hizmetlerini son kullanıcılara çeşitli
elektronik haberleşme şebekeleri vasıtasıyla sunmaktadır. İşletmecilerin son
kullanıcılarla bağlantı kurmak için kullandıkları söz konusu sabit ve mobil şebekeler
aşağıda sıralanmaktadır:
Bakır şebeke: Ülkemizde son kullanıcılarla fiziksel şebeke altyapısı üzerinden
bağlantı kurmak için kullanılan birincil platform olan bakır kablo ile darbant ve
genişbant erişim hizmetleri sunulmaktadır.
Fiber optik şebeke: Sabit şebeke mimarisinde yerel ağ bölümünün çeşitli düzeylerine
kadar fiber optik kablonun kullanıldığı teknoloji (FTTX) ile ülkemizde sınırlı düzeyde
genişbant internet erişim hizmeti ve ses hizmeti verilmektedir. Fiber optik şebeke
üzerinden genişbant internet hizmeti daha çok yüksek hızlarda hizmet almak isteyen
abonelere sunulmaktadır. İşletmeciler tarafından fiber optik kablo ağının kurulumu ile
sabit şebeke altyapısı kapsamında eve (fiber-to-the-home - FTTH), binaya (fiber-to-
the-building - FTTB) ve saha dolabına (fiber-to-the-cabinet - FTTC) kadar fiber optik
kablo kullanımı gün geçtikçe yaygınlaşmaktadır.
Kablo TV şebekesi: Asıl olarak analog TV yayıncılığı amacıyla, tek yönlü iletişimi
destekleyen bir yapıda, eşeksenli kablolar kullanılarak kurulmuştur. Kablo TV
şebekeleri sayısallaştırma, omurga şebekesinde fiber optik kabloların kullanımı ve çift
yönlü iletişim desteği gibi iyileştirmeler ile alternatif bir elektronik haberleşme altyapısı
olarak kullanılabilmekle beraber hâlihazırda toptan seviyede erişim hizmeti sunmak
üzere kullanılmamaktadır.
Mobil haberleşme şebekesi: Mobil hizmetler kapsamında ülkemizde hâlihazırda
kullanılan 3N mobil elektronik haberleşme sistemleri, hem karasal hem de uydu
sistemlerini kullanabilen 2N ve sabit sistemlerle uyumlu çalışabilen sistemler olup
desteklediği yüksek veri hızı sayesinde temel haberleşme hizmetleri ile görüntü/veri
iletimi ve elektronik ticaret işlemleri gibi sabit haberleşme hizmetlerinin mobil olarak
sunulmasını mümkün kılmaktadır.
16-20/326-146
39/153
Uydu şebekesi: Genellikle karasal altyapıların bulunmadığı veya ekonomik açıdan
uygulanabilir olmadığı bölgelerde kullanılmaktadır. Özellikle düşük yörüngeli uydular,
sağladığı kapsama alanının genişliği ile kırsal kesimlerde maliyet açısından avantajlı
olup telefon gibi gecikmeye duyarlı hizmetlere uygun bir altyapı sunabilmektedir. Ancak
yüksek başlangıç maliyetleri ve çevresel faktörlere duyarlılık, bant genişliği
kapasitesindeki kısıtlılık ve ses gibi gerçek zamanlı trafiği taşımadaki güçlükler
nedeniyle kullanımı sınırlı kalmaktadır.
Genişbant telsiz erişim şebekesi: Kullanıcılar ile anahtarlama ekipmanları
arasındaki erişim şebekesinde bakır veya fiber optik kablo yerine telsiz teknolojilerin
kullanılmasını temel almaktadır. Ancak hâlihazırda bu hizmet için yetkilendirilmiş bir
işletmeci bulunmamaktadır.
Kiralık devreler: Kullanıcıların özel kullanımına tahsisli, iki uç nokta arasında sabit,
simetrik ve kesintisiz kapasite sağlayan veri iletim bağlantılarıdır. Kiralık devreler
aracılığıyla geniş bir bant aralığında farklı hızlarda kapasite sağlanabilmekte olup bant
genişlikleri kullanıcılara tahsis edilmektedir. Kiralık devreler bakır kablo, fiber optik
kablo, radyo link veya uydu şebekeleri üzerinden sunulabilmektedir. Kiralık devre
hizmetleri, diğer işletmeciler tarafından kendi altyapılarının kurulumu ve elektronik
haberleşme hizmetlerinin üçüncü kişilere sunumu (toptan kiralık hatlar) için talep
edilebildiği gibi (bireysel ya da kurumsal) son kullanıcılar tarafından da kendi
ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla da talep edilebilmektedir (perakende kiralık
hatlar).
Wi-Fi: Genellikle açık alanlarda kullanılan Wi-Fi teknolojisi iki yönlü genişbant veri
iletimi sağlamakta, iletim ortamı olarak ise telsiz frekansı veya kızılötesi ışınlar
kullanılmaktadır.
(87) Bakır kablo şebekesi, ülkemizde en yaygın olarak kullanılan sabit haberleşme şebekesi
niteliğindedir. Diğer taraftan sabit haberleşme altyapısı kapsamında fiber optik şebeke ile
kablo TV şebekesi de sınırlı miktarda da olsa kullanılmaktadır. Özellikle yeni nesil
şebekelerin yaygınlaşmasıyla birlikte, yüksek hızlarda hizmet sunumu sağlayan fiber
optik kablo altyapısının da yaygınlaşması beklenmektedir.
(88) Sabit fiziksel elektronik haberleşme şebekesinde, yerleşik işletmecinin şebeke altyapısı
en genel haliyle; bölgesel santraller ile tandem santraller, tandem santraller ile yerel
santraller, yerel santraller ile son kullanıcılar arasında bağlantı kuran fiziksel devre ve
diğer şebeke bileşenlerinden oluşmaktadır. Söz konusu sabit şebeke mimarisi aşağıdaki
şekilde gösterilmiştir.
Şekil 2: Sabit Şebeke Mimarisi
Kaynak: BTK-Toptan Fiziksel Şebeke Altyapısına Erişim Pazar Analizi (2013)
16-20/326-146
40/153
(89) Son kullanıcılara elektronik haberleşme hizmeti sunulmasını mümkün kılan bahse konu
sabit elektronik haberleşme şebekesi çeşitli katmanlardan oluşmaktadır. Bahse konu
şebeke katmanlarına ise aşağıdaki şekilde yer verilmiştir.
Şekil 3: Sabit Elektronik Haberleşme Şebekesinin Katmanları
Kaynak: BTK-Toptan Fiziksel Şebeke Altyapısına Erişim Pazar Analizi (2013)
(90) Söz konusu şebeke katmanlarından “erişim şebekesi”, genellikle bakır şebeke teknolojisi
kapsamında yerleşik işletmecinin yerel santralinde bulunan ana dağıtım çatısından (ADÇ)
son kullanıcıya kadar olan yerel ağ28 dahil fiziksel altyapı unsurlarını içermektedir. Erişim
şebekesinin ADÇ’den saha dolabına kadar olan bölümü “besleme”, saha dolabından son
kullanıcıya kadar olan bölümü ise “alt yerel ağ” şeklinde tanımlanmaktadır29.
(91) Yerleşik işletmecinin iki yerel santrali arasında bağlantı sağlayan şebeke katmanı ise
“taşıma şebekesi30” veya “çekirdek” olarak nitelendirilmektedir. Son olarak, yerleşik
işletmeci ile ana omurgası veya merkezi sistemlerinin bulunduğu alanlar arasında
bağlantı kuran şebeke katmanı “backhaul” şeklinde isimlendirilmektedir. Bu terim
genellikle, yerleşik işletmecinin santrali ile alternatif işletmecilerin santrali veya POP
noktası arasında kalan kısmı ifade etmek için kullanılmaktadır.
28 5809 sayılı Kanun’un 3. maddesinde yerel ağ, “sabit elektronik haberleşme şebekesinde kullanıcı
tarafındaki şebeke sonlanma noktasını kullanıcının bağlı bulunduğu ana dağıtım çatısına veya eşdeğer
tesise bağlayan fiziksel devre” şeklinde tanımlanmaktadır.
29 19.01.2010 tarihli ve 27467 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yerel Ağa Ayrıştırılmış Erişime İlişkin
Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ’in 4. maddesinde erişim şebekesi, “şebekenin, taşıma şebekesine
bağlantıyı sağlayan bakır kablo çifti, hat kartları ve konsantratörler ve/veya santrallere yerleştirilmiş portlar
gibi trafiğe duyarlı olmayan ve belirli bir kullanıcıya tahsis edilmiş şebeke bileşenlerinden oluşan kısmı”
şeklinde tanımlanmaktadır.
30 Taşıma şebekesi, santrallar, transmisyon hatları gibi şebekede taşınan ses trafiği ve verinin miktarına
bağlı olarak sayısı ve/veya kapasitesi değişen aktif şebeke bileşenlerinden oluşmaktadır.
16-20/326-146
41/153
(92) Son kullanıcılara ses, veri, görüntü ve diğer elektronik haberleşme hizmetlerinin
sunulması için işletmeciler tarafından, santraller ile son kullanıcılar arasında fiziksel
bağlantı kurulması gerekmektedir. Söz konusu fiziksel bağlantı ise çeşitli şekillerde
gerçekleştirilebilmektedir. İlk olarak, işletmeciler Ulaştırma Bakanlığından belli bir
güzergâh için geçiş hakkı aldıktan sonra kazı yapabilmekte ve ardından boru, kanal, göz,
menhol, kule ve direk gibi altyapı unsurlarını kurabilmekte, bunun akabinde söz konusu
altyapı unsurlarında kablo ve cihazları tesis ederek müşterilere elektronik haberleşme
hizmeti sunabilmektedir. Elektronik haberleşme altyapısına31 sahip olmayan işletmeciler
(alternatif işletmeciler) ise, altyapıya sahip yerleşik işletmecilerin boru, kanal, göz, menhol
gibi altyapı unsurlarını kiralayabilmekte ve söz konusu altyapı unsurlarından kendi
kablolarını geçirerek ve gerekli cihazları kurarak müşterilerine hizmet verebilmektedir.
Bunun yanı sıra, kendi fiziksel altyapısına sahip olmayan işletmeciler, yerleşik
işletmecilerin şebekelerine toptan seviyede erişim sağlayarak müşterilerine elektronik
haberleşme hizmeti sunabilmektedir.
(93) Yukarıda anlatılan yöntemler şu şekilde özetlenebilir:
İşletmecinin kazı yaparak boru, kanal, göz, menhol, kule ve direk gibi altyapı
unsurlarını kurması ve kablo ve cihazlarını yerleştirmesi suretiyle kendi fiziksel
altyapısını oluşturması,
İşletmecinin, yerleşik işletmeciye ait olan boru, kanal, göz, menhol, kule ve direk
gibi altyapı unsurlarını kiralaması (tesis paylaşımı hizmeti alması) ve bunlara
kendi kablo ve cihazlarını yerleştirmesi suretiyle fiziksel altyapıya sahip olması,
İşletmecinin, yerleşik işletmeciye ait fiziksel altyapıya çeşitli yöntemlerle toptan
seviyede erişmesi.
(94) Bahsi geçen yöntemlerden olan toptan seviyede sabit fiziksel şebeke altyapısına erişim
ile tesis paylaşımı hizmetleri aşağıda sırasıyla anlatılmaktadır.
Toptan Seviyede Sabit Fiziksel Şebeke Altyapısına Erişim
(95) Alternatif işletmecilere fiziksel şebeke altyapısının toptan seviyede erişimi çeşitli
yöntemlerle sağlanmaktadır. Bu yöntemler temel olarak, yerel ağa ayrıştırılmış erişim,
veri akış erişimi ve al-sat yöntemi olarak sıralanabilir.
i) Yerel Ağa Ayrıştırılmış Erişim (YAPA)
(96) YAPA yönteminde, yerleşik işletmeci tarafından yerel ağda32 bulunan fiziksel devreler
alternatif işletmecilere kiralanmaktadır. Bu yöntem üç türe ayrılmaktadır. İlk olarak yerel
ağa ayrıştırılmış tam erişim ile, aboneyle ana dağıtım çatısı arasındaki bakır kablo
çiftinin hem ses hem de ses harici bandı kiralanarak alternatif işletmeci tarafından
kullanılabilmektedir. Bu şekilde, alternatif işletmeci kullanıcıya tahsis edilmiş erişim
hattına tam erişim elde ederek ses ve ses harici hizmetleri sunabilmektedir. Yerel ağa
paylaşımlı erişim türünde ise, bakır kablo çifti üzerindeki ses harici bandı kiralanarak
alternatif işletmeci tarafından kullanılmaktadır. Bu yöntem ile yerleşik işletmeci ses
hizmetini sunmaya devam ederken, alternatif işletmeci aynı hat üzerinden sadece
genişbant hizmetlerini sunabilmektedir. Bir başka deyişle, kullanıcı ses hizmetlerini
yerleşik işletmeciden, veri ve internet hizmetlerini alternatif işletmeciden almaktadır. Son
olarak, tam erişim türü olan alt yerel ağa ayrıştırılmış erişim ile, alternatif işletmeciler,
şebekeye ana dağıtım çatısı yerine, müşteriye daha yakın olan saha dolabından erişim
31 5809 sayılı Kanun’un 3. maddesine göre elektronik haberleşme altyapısı, elektronik haberleşmenin,
üzerinden veya aracılığıyla gerçekleştirildiği anahtar ekipmanları, donanım ve yazılımlar, terminaller ve
hatlar da dahil olmak üzere her türlü şebeke birimlerini, ilgili tesisleri ve bunların bütünleyici parçalarını ifade
etmektedir.
32 Altyapının, haneleri yerel santrale bağlayan bölümünü temsil etmektedir.
16-20/326-146
42/153
sağlamaktadır.
ii) Veri Akış Erişimi (VAE)
(97) VAE yöntemi, abone tarafındaki şebeke sonlanma noktasını, abonenin bağlı olduğu ana
dağıtım çatısında bulunan tesise yerleştirilen teçhizata bağlayan her türlü cihaza ve
fiziksel devreye erişimi ifade etmektedir. Bu şekilde alternatif işletmeci erişimi, yerleşik
işletmecinin aktif ekipmanına arabağlantı yaparak sağlamaktadır. Böylece trafik,
arabağlantı yapılan noktaya kadar yerleşik işletmeci tarafından, bundan sonra ise
alternatif işletmeci tarafından taşınmaktadır. Alternatif işletmeci, teslim noktasından sonra
trafiği kendi altyapısı üzerinden veya başka bir işletmecinin altyapısını kiralayarak
taşıyabilmektedir. VAE yöntemi, trafiğin alternatif işletmeciye nerede teslim edildiğine
(arabağlantı noktasına) göre farklılaşmaktadır33. Alternatif işletmecilerin sunduğu hizmeti
farklılaştırma imkânı, trafiğin teslim alındığı noktanın son kullanıcıya yaklaşmasıyla
artmaktadır.
iii) Al-Sat (Yeniden Satış) Yöntemi
(98) Bu yöntemde, yerleşik işletmecinin kendi müşterilerine sunduğu genişbant hizmeti toptan
olarak alternatif işletmecilere satılmaktadır.
(99) Bahsedilen üç erişim yöntemi karşılaştırıldığında, işletmecilerin VAE ve Al-Sat
yöntemlerine kıyasla YAPA’da, daha fazla altyapı yatırımı yaptıkları ve kullanıcılara
sundukları hizmetin kalitesini, çeşitliliğini ve teknik özelliklerini belirleyerek
farklılaştırabildikleri görülmektedir. Nitekim al-sat yönteminde alternatif işletmecinin
farklılaştırılmış bir ürün sunma imkânı bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra, YAPA ve VAE
yöntemleri altyapıya dayalı rekabeti kolaylaştırırken, Al-Sat yöntemi sadece hizmete
dayalı rekabete katkı sağlamaktadır. Hizmete dayalı rekabette, yerleşik işletmeciler
altyapılarını alternatif işletmecilerin toptan seviyede erişimine sunmakta ve alternatif
işletmeciler kullanıcılara yerleşik işletmecinin altyapısı üzerinden hizmet sunmaktayken;
altyapıya dayalı rekabette işletmeciler kendi altyapılarını kurmaktadır. Telekomünikasyon
sektöründe hizmete dayalı rekabetten altyapıya dayalı rekabete geçiş, sektörde rekabet
ortamının oluşturulması ve sürekliliği açısından önemli görülmekte ve bu hedefe
ulaşmada “yatırım merdiveni” yaklaşımı ana prensip olarak kabul edilmektedir.
(100) Bu yaklaşımda, piyasaya yeni giren bir işletmecinin, öncelikle perakende hizmetlere
yoğunlaşması ve müşteri portföyünü oluşturup yeterli gelir elde ettikten sonra kendi
altyapısını kurması gerektiği kabul edilmektedir. Telekomünikasyon sektöründe bu
amacın gerçekleştirilebilmesi için yeni işletmecinin izlemesi gereken yol sırasıyla; yeniden
satış (Al-Sat), VAE, YAPA ve son olarak da alternatif altyapı yatırımıdır. Alternatif
işletmeci, her basamakta hizmetlerini daha fazla farklılaştırabilmekte ve yerleşik
operatörün altyapısına daha az bağımlı hale gelmektedir. Bu konu aşağıdaki şekilde
özetlenmektedir:
33 Yerleşik işletmeci trafiği DSLAM VAE’de DSLAM’dan sonra; ATM VAE’de ATM seviyesinde; IP VAE’de
ise IP seviyesinde teslim etmektedir.
16-20/326-146
43/153
Şekil 4: Yatırım Merdiveni
Kaynak: ACAR, S. (2009), s.77.34
(101) Bu noktada, yukarıda ayrıntılı olarak anlatılan toptan seviyede sabit fiziksel şebeke
altyapısına erişim türleri arasında sayılmayan ancak işletmeciler tarafından son
kullanıcılara elektronik haberleşme hizmeti sunumunda kullanılan yöntemler arasında
olan “kiralık devreler” ve “aydınlatılmamış fiber” hizmetleri hakkında bilgi sunulması
faydalı olacaktır.
Kiralık Devreler ve VPN (Virtual Private Network/Sanal Özel Ağ) Hizmeti
(102) BTK tarafından yayımlanan “Toptan ve Perakende Kiralık Devreler Pazar Analizi”nde
belirtildiği üzere; VPN, geleneksel ve diğer35 kiralık devreler, işletmeciler tarafından
genellikle kurumsal müşterilere perakende düzeyde sunulan data, ses ve görüntü gibi
verinin özellikle coğrafi olarak uzak olan noktalar arasında iletimi hizmetine karşılık
gelmektedir. Bu hizmetlerin sunumu için gerekli fiziksel altyapıya sahip olmayan
işletmeciler, bu hizmeti yerleşik işletmecilerden toptan seviyede temin edebilmektedir.
(103) Toptan seviyede sunulan geleneksel kiralık devre hizmetinde, yerleşik işletmeci
tarafından, alternatif işletmeciden perakende seviyede veri iletim hizmeti almak isteyen
her bir müşterinin özel kullanımı için bir devre (port veya hat) tahsis edilmekte; tahsis
edilen hattın müşterinin talep ettiği noktalar arasında fiziksel olarak bağlanması ile bu
noktalar arasında veri iletimi gerçekleştirilmektedir. Aşağıda yer verilen şekle göre, tahsis
edilen hat üzerinde abonenin trafiği, yerleşik işletmeci tarafından bakır kablo ile erişim
şebekesi üzerinden santrale bağlanmakta, oradan bakır veya fiber optik kablo ile taşıma
şebekesi üzerinden karşı ucun bağlı olduğu santrale taşınmaktadır.
34 ACAR, S. (2009), “Yeni Nesil Sabit Erişim Şebekelerine Geçiş Sürecinde Düzenleyici Yaklaşımlar:
Uluslararası Örnekler ve Türkiye İçin Öneriler”, BTK Uzmanlık Tezi.
35 Noktadan noktaya ATM, Frame Relay, Metro Ethernet, ADSL vb. teknolojiler kullanılarak oluşturulan
kiralık devreler.
16-20/326-146
44/153
Şekil 5: Toptan Seviyede Kiralık Devre Hizmetleri
Kaynak: BTK, Toptan ve Perakende Kiralık Devreler Pazar Analizi, 2013, s.10
Aydınlatılmamış Fiber Hizmeti
(104) Aydınlatılmamış fiber hizmeti, şebekenin besleme katmanıyla sınırlı olmak üzere, fiber
optik haberleşmeye elverişli olan ve yerleşik işletmeci tarafından kullanılmayan, başka bir
ifadeyle her iki ucunda aktif sistem olmayan fiber kılının işletmecilere sunulmasıdır.
“Aydınlatılmamış” lafzı, herhangi bir ekipmana bağlanmamış olan, bir diğer deyişle aktif
olarak kullanılmayan fiber kılını ifade etmektedir. Bu hizmette işletmeci, sadece fiber optik
kabloları satın almakta, ardından kendi cihazını bağlayarak fiberi aydınlatmaktadır.
(105) Aydınlatılmamış fiber hizmetinin tesis paylaşımı hizmetinden farkı; boru, kanal, göz,
menhol gibi altyapı unsurları paylaşılarak işletmecinin kendi fiber optik kablosunu
geçirmesi yerine, yerleşik işletmecinin aktif kullanımında olmayan fiber optik kablo
kıllarının işletmeci tarafından kiralanmasıdır.
(106) 01.08.2014 tarihinde yürürlüğe giren RETPAFT’ın “Amaç ve Kapsam” başlıklı maddesine
göre; işletmecinin tesis paylaşımına ilişkin talebinin karşılanamadığı durumda, talep
edilen güzergâhta tesis paylaşımına uygun başka bir işletmeci altyapısının bulunmaması
kaydıyla, aynı güzergâh için çekirdek şebeke, backhaul ve FTTH/B amaçlı hariç olmak
üzere aydınlatılmamış fibere erişim hizmetini talep edebileceği belirtilmektedir. Başka bir
ifadeyle, RETPAFT kapsamındaki başvurularda, paylaşıma elverişli altyapı bulunmaması
durumunda, işletmeci Türk Telekom’dan aydınlatılmamış fiber hizmeti alabilecektir.
Tesis Paylaşımı Yoluyla Fiziksel Altyapı Kurulumu
(107) Tesis paylaşımı, elektronik haberleşme hizmetleri sunumunda kullanılan ve yerleşik
işletmeciye ait olan boru, kanal, göz, menhol, direk ve kule gibi altyapı unsurlarının diğer
işletmeciler tarafından kiralanarak kullanılması anlamına gelmektedir36. Tesis paylaşımı
erişim ve/veya taşıma şebekesine özgü olmayıp, elektronik haberleşme şebekesinin tüm
katmanlarında gerçekleştirilebilmektedir. Tesis paylaşımıyla birlikte, paylaşım talebinde
bulunan teşebbüs kendi bakır veya fiber optik kablolarını paylaşım yükümlüsü
teşebbüsün sahip olduğu boş göz, boru ve kanallarından geçirerek kendi altyapısı ile
bağlantı noktaları kurmaktadır. Bahsedilen kurulumun tamamlanmasıyla birlikte
teşebbüs, kendi şebekesi üzerinden hem perakende hem de toptan seviyede elektronik
haberleşme hizmetleri sunma kapasitesine ulaşabilmektedir. Alternatif işletmeci, aldığı
tesis paylaşımı hizmeti karşılığında başvuru ücreti, yer etüdü ücreti, tesis kullanım ücreti
ile yerleşik işletmeci tarafından sunulması durumunda bakım ve işletim ücreti
ödemektedir.
36 RETPAFT’ın “Tanımlar ve Kısaltmalar” başlıklı ekinde “tesis”; kablo taşımakta kullanılan boru, kanal, göz
çoklayıcı, menhol, ek odası, galeri, direk vb. fiziksel altyapı unsurları olarak tanımlanmıştır.
16-20/326-146
45/153
(108) Yerleşik işletmecilerin bahse konu altyapı unsurları kullanılarak alternatif işletmeciler
tarafından, elektronik haberleşme hizmeti sunulması, yukarıda yer verilen yatırım
merdiveninin en üst basamağı olan altyapıya dayalı rekabet kapsamında
değerlendirilebilecektir. Nitekim tesis paylaşımı ile işletmeci boru, kanal, göz ve menhol
gibi altyapı unsurlarının inşası hariç olmak üzere kendi altyapısını kurması halinde
yapacağı yatırımları (kabloların döşenmesi, bağlantı noktalarının kurulması, gerekli
cihazların kurulumu vb.) gerçekleştirmekte ve bu şekilde toptan veya perakende düzeyde
elektronik haberleşme hizmeti37 sunabilmektedir. Yerleşik işletmeciden YAPA, VAE ve
Al-Sat gibi toptan seviyede erişim yöntemleri ile hizmet alınması durumunda ise alternatif
işletmeci tarafından sadece perakende seviyede elektronik haberleşme hizmeti
sunulabilmektedir.
I.5.2. İlgili Ürün Pazarı
(109) İlgili ürün pazarı, belirli bir ürün ile tüketici gözünde fiyatı, kullanım amaçları ve nitelikleri
bakımından benzer olan ürünlerden oluşmakta ve ürün özellikleri, fiyatları ve kullanım
amaçları bakımından tüketici tarafından ikame edilebilir sayılan bütün ürünleri
kapsamaktadır. İlgili ürün pazarının tespitinde dikkate alınan temel kıstas talep ikamesi
olmakla birlikte, talep ikamesine eşdeğer etkisinin olduğu durumlarda, talep ikamesinin
yanında arz ikamesi de hesaba katılabilmektedir.
(110) Daha önce de bahsedildiği üzere, yapılan başvurularda Türk Telekom’un kendisine
yapılan tesis paylaşımı başvurularını geciktirmek, zorlaştırmak ve engellemek yoluyla
hakim durumunu kötüye kullandığı iddia edilmiştir. Bu çerçevede Türk Telekom’un,
mevzuat ile belirlenen usul ve esaslara riayet etmeyerek tesis paylaşımı sürecini
geciktirdiği, makul kabul edilemeyecek düzeyde yüksek kira ve bakım bedelleri talep ettiği
ve aleyhte sözleşme hükümleri öngörerek uzlaşmada zorluklar çıkardığı belirtilerek,
hâkim durumunu sözleşme yapmanın reddi niteliğindeki davranışlarla kötüye kullandığı
öne sürülmüştür. Dolayısıyla dosya konusu iddiaların boru, kanal, göz, menhol, direk ve
kule gibi fiziksel altyapı unsurlarının Türk Telekom tarafından diğer işletmecilere
kiralanması hizmetine, başka bir ifadeyle tesis paylaşımı hizmetine ilişkin olduğu
anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, dosya kapsamında tanımlanacak ilgili ürün pazarına ilk
olarak tesis paylaşım hizmetine konu olan “boru, kanal, göz, menhol, direk ve kule gibi
fiziksel altyapı unsurlarının” girdiği tespit edilmiştir.
(111) Bunun yanı sıra, ilgili ürün pazarının “aydınlatılmamış fiber”i de kapsayacağı kanaatine
varılmıştır. Zira yerleşik işletmecinin fiziksel altyapı unsurlarının paylaşıma müsait
olmadığı durumlarda, alternatif işletmeci, yerleşik işletmeci tarafından söz konusu altyapı
unsurlarından geçirilmiş olan ancak aktif olarak kullanılmayan fiber optik kablo kıllarını
kiralayabilecek, ardından kendi cihazlarını ve ekipmanlarını kurarak oluşturduğu fiziksel
altyapı üzerinden müşterilerine toptan ve perakende düzeyde hizmet sunabilecektir.
Nitekim RETPAFT’ta da paylaşıma elverişli altyapının bulunmaması durumunda,
işletmecinin Türk Telekom’dan aydınlatılmamış fiber hizmeti alabileceği düzenlenmiştir.
Boş boru, kanal veya gözler kiralanarak fiber optik kabloların bu unsurlardan geçirilmesi
ile aktif olarak kullanılmayan fiber optik kabloların kiralanmasının, işletmeciler tarafından
fiziksel altyapının oluşturulması ve bu çerçevede elektronik haberleşme hizmetlerinin
sunulması bakımından benzer nitelikte olacağı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla, bahse
konu altyapı unsurları ile aydınlatılmamış fiberin işletmeciler tarafından fiziksel altyapının
oluşturulması bağlamında birbirine ikame olacağı, bu nedenle ilgili ürün pazarının “boru,
kanal, göz, menhol, direk ve kule gibi fiziksel altyapı unsurları ve aydınlatılmamış
fiber pazarı” şeklinde tanımlanabileceği sonucuna varılmıştır. Öte yandan, dosya
kapsamında aydınlatılmamış fibere ilişkin bir iddianın bulunmaması nedeniyle, kararın
37 Sabit ses hizmetleri, genişbant internet hizmetleri, GSM hizmetleri gibi.
16-20/326-146
46/153
bazı bölümlerinde sadece bahse konu fiziksel altyapı unsurları özelinde değerlendirme
yapılacaktır.
(112) Bilindiği üzere, elektronik haberleşme hizmetlerinin sunulması için, işletmeciler tarafından
bakır veya fiber optik kabloların fiziksel altyapı unsurlarından geçirilmesi gerekmektedir.
İşletmeciler söz konusu altyapı unsurlarına iki şekilde sahip olmaktadır. İlk olarak,
işletmeciler kendi altyapılarını kurmak amacıyla kazı yaparak fiziksel altyapı unsurlarını
yerleştirebilmektedir. Bu durumda altyapı unsurlarının mülkiyeti kendilerinde olmaktadır.
Alternatif olarak, işletmeciler kendi altyapı unsurlarını inşa etmek yerine, yerleşik
işletmecilerin boş kapasitesinin bulunduğu altyapı unsurlarından kiralama yoluyla
faydalanabilmektedir. Her iki yöntem arasında nihai olarak elektronik haberleşme
hizmetinin sunumu açısından herhangi bir farklılık bulunmamaktadır. Öte yandan,
işletmecilerin kazı yaparak kendi altyapı unsurlarını kurabilmeleri, başka bir deyişle geçiş
hakkını kullanabilmeleri için öncelikle; ilgili güzergâh üzerinde tesis paylaşımı
yükümlülüğüne karar verilmiş bir elektronik haberleşme altyapısı bulunuyorsa ilgili
altyapıya sahip işletmecilere söz konusu altyapı unsurlarını kiralamak için talepte
bulunmaları gerekmektedir. Akabinde, söz konusu teşebbüslerin paylaşıma elveriş
altyapılarının bulunması halinde tesis paylaşımı hizmeti almaları gerekmektedir.
Dolayısıyla tesis paylaşımı veya kiralama yoluyla altyapı unsurlarına erişim, bu unsurların
inşasından öncelikli tutulmaktadır.
(113) İşletmeciler, gerek kurdukları gerekse tesis paylaşımı yoluyla kiraladıkları boru, kanal,
göz, menhol, direk ve kule gibi fiziksel altyapı unsurlarından gerekli kabloları geçirmek,
cihazları kurmak ve santralleri inşa etmek suretiyle elektronik haberleşme hizmetini
sunacakları fiziksel altyapıyı kurmaktadırlar. Bu çerçevede, dosya kapsamında 4054
sayılı Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde yapılacak sözleşme yapmanın reddi
değerlendirmesinde dikkate alınması gereken alt pazarın “fiziksel altyapı pazarı”
olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Söz konusu fiziksel altyapı kullanılarak ise işletmeciler
tarafından toptan düzeyde diğer işletmecilere veya perakende düzeyde kurumsal ve
bireysel müşterilere çeşitli elektronik haberleşme hizmetleri sunulabilmektedir.
Perakende düzeyde sunulabilecek hizmetlere sabit ses hizmetleri, genişbant internet
hizmetleri, GSM hizmetleri vb. örnek olarak verilebilir. Aşağıdaki şekilde, üst pazar
niteliğindeki ilgili ürün pazarı ile alt pazarlar/hizmetler arasındaki ilişkiye yer verilmiştir.
Şekil 6: Üst Pazar-Alt Pazar
16-20/326-146
47/153
(114) Bu noktada, ilerleyen bölümlerde yapılacak olan değerlendirmeye ışık tutması açısından,
dosya kapsamında alt pazar olarak tanımlanan “fiziksel altyapı pazarı” ile “toptan
seviyede fiziksel şebeke altyapısına erişim türleri”nin birbirine ikame olup olmadığının
değerlendirilmesi gerekmektedir. Şöyle ki, bir önceki bölümde yatırım merdiveni teorisi
çerçevesinde anlatıldığı üzere, işletmeciler müşterilerine elektronik haberleşme
hizmetlerini ya sahip oldukları/kiraladıkları fiziksel altyapı üzerinden sunabilmekte ya da
yerleşik işletmecilerden toptan düzeyde çeşitli erişim türleri ile satın aldıkları hizmetler
vasıtasıyla sunabilmektedir. Dolayısıyla söz konusu yöntemlerin, işletmeciler açısından
ikame olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bu amaçla aşağıda bu yöntemlerin,
işletmeciler açısından teknoloji, kapsam, maliyet, şebeke ve sistemler üzerindeki kontrol
düzeyi, toptan ve perakende düzeyde sunulan hizmet çeşitliliği ve kalitesi, bakım ve
onarım yükümlülüğü açısından birbirinin yerine geçer nitelikte olup olmadığı
değerlendirilmiştir. Bu noktada öncelikle, söz konusu hususa ilişkin olarak Türk Telekom
ile sektörde faaliyet gösteren diğer teşebbüslerin değerlendirmelerine yer vermekte fayda
olduğu görülmektedir38.
(115) (…..) tarafından Kurumumuza gönderilen yazıda konuya ilişkin olarak, toptan seviyede
sunulan erişim hizmetlerinin elektronik haberleşme hizmeti niteliğinde olduğu; fiziksel
altyapı pazarının ise toptan ve perakende erişim pazarlarına girdi sağlayan bir 'üst pazar'
niteliğinde olduğu ve bu nedenle birbirine ikame olamayacağı ifade edilmiştir. Ayrıca,
toptan ve perakende elektronik haberleşme hizmetlerinin şirketin kendi altyapısı
üzerinden sağlanmasının müşteriler nezdinde avantajlar sağladığı, bu nedenle
müşterilerin gözünde işletmecinin kendi altyapısı üzerinden sunduğu hizmetler ile yerleşik
işletmeciden toptan almak suretiyle sunduğu hizmetlerin ikame olmadığı
değerlendirilmiştir. Bahsedilen avantajlara ilişkin olarak;
- (…..) kendi altyapısı üzerinden sunulan hizmetlerin, şirketin tüm sistem ve
teknolojileri ile uyumlu şekilde çalıştığı, bu sayede tutarlı ve istikrarlı bir şekilde
hizmet-destek adaptasyonu sağlanabildiği,
- Bakım, onarım ve yönetim hizmetleri bakımından (…..) kendi belirlediği hızları,
standartları ve hizmet kalitesini müşterilerine taahhüt edebildiği, buna karşın
yerleşik işletmeciden toptan seviyede alınan hizmetlerde müşterilere verilecek
taahhütlerde ise yerleşik işletmecinin standartlarına bağlı kalındığı,
- Yeni teknolojilerin ve müşteriye özel çözümlerin (dilediği fiyat, hız ve kota)
sunulabilmesinin ancak (…..) kendi altyapısı üzerinden sunulan hizmetlerle
mümkün olabildiği,
- (…..) kendi altyapısı üzerinden sunulan hizmetler bakımından, hizmet seviyesi
taahhütlerinde ve kalitede farklılaşmaya gidilebileceği, böylelikle hem daha çok
müşteriye erişilebileceği hem de fiyatta farklılaşmaya gidilebileceği,
- Yerleşik işletmeciden toptan seviyede temin edilen hizmetler için ödenmesi gereken
ücretler, kar marjı, altyapı ve risk yönetimi gibi unsurların perakende fiyatları
yükselttiği, bu bağlamda (…..) kendi altyapısı üzerinden sunduğu hizmetlerde,
müşterilerin fiyat açısından daha avantajlı konumda olduğu,
38 Söz konusu teşebbüslere gönderilen bilgi isteme yazıları ile, tesis paylaşımı hizmetleri ile toptan seviyede
fiziksel şebeke altyapısında erişim türlerinin birbirine ikame olup olmadığı hususundaki görüşleri talep
edilmiştir. Teşebbüslerin cevabi yazılarında yaptıkları değerlendirmelerin, söz konusu erişim türleri
kullanılarak hizmet sunumu ile fiziksel altyapının kurulumu vasıtasıyla hizmet sunumu arasındaki ikame
ilişkisi için de geçerli olacağı değerlendirilmektedir.
16-20/326-146
48/153
- (…..) kendi altyapısı üzerinden sunulan hizmetlerde; kurulum, aktivasyon, arızaya
müdahale gibi müşteri memnuniyetini doğrudan etkileyen kritik hususlarda, yerleşik
işletmeciye bağımlı kalmadan, kendi belirlediği sürelerle hizmet sunabildiği ve bu
yolla müşteri memnuniyetini arttırabildiği
hususları ifade edilmiştir. (…..) tarafından da benzer değerlendirmelerde bulunulmuştur.
(116) (…..) tarafından söz konusu hususa ilişkin olarak; kazı veya tesis paylaşımı yoluyla
oluşturulan fiziksel altyapı ile toptan seviyede sunulan ürünler ve hizmetlerin hem talep
açısından hem de arz açısından ikame kabul edilemeyeceği ifade edilmiştir. Son olarak,
(…..) tarafından ise, fiziksel altyapının toptan ürünlerin sunulmasında girdi olarak
kullanıldığını, bu nedenle aralarında ikame ilişkisi olmadığı belirtilmiştir.
(117) Yukarıda yer verilen teşebbüs görüşleri dikkate alındığında, işletmecilerin kiraladıkları
veya sahip oldukları fiziksel altyapı vasıtasıyla hizmet sunmaları ile yerleşik işletmecinin
altyapısına toptan seviyede erişim sağlayarak hizmet sunmalarının, ilgili hizmetlerin
niteliği itibarıyla, birbiriyle ikame olmadığı sonucuna ulaşmak mümkündür. Bu anlamda,
bu iki yöntemin işletmeciler açısından nihai kullanım amaçlarının farklı olduğu
görülmektedir. Nitekim, toptan seviyede fiziksel altyapıya erişim hizmetleri, altyapıya
sahip olmayan ve kendi altyapısını kurma amacını da taşımayan ancak perakende
düzeyde kurumsal ve bireysel müşterilere elektronik haberleşme hizmeti sunmak isteyen
teşebbüsler tarafından tercih edilmektedir. Diğer durumda ise asıl amaç teşebbüsün
kendi altyapısına sahip olarak hem toptan hem de perakende düzeyde elektronik
haberleşme hizmeti sunmasıdır.
(118) Bunun yanı sıra, işletmecilerin kendi fiziksel altyapıları üzerinden müşterilerine sundukları
hizmetler ile toptan seviyede erişim hizmeti alarak nihai müşterilere sundukları hizmetlerin
çeşitliliği de farklılık arz etmektedir. İlkinde işletmeci hem toptan hem de perakende
düzeyde birçok haberleşme hizmeti sunabilmekteyken ikinci durumda ise işletmeci
sadece perakende düzeyde hizmet sunabilmektedir. Ayrıca, toptan seviyede erişim ile
omurga ve erişim şebekesinin farklı katmanlarına erişim sağlanmakta, kendi altyapısına
sahip olan işletmeci için ise böyle bir kısıt bulunmamaktadır. Son olarak, fiziksel altyapı
sahipliği ile toptan seviyede erişim yöntemleri, yatırım merdiveninin farklı basamaklarında
yer almaktadır. Yatırım merdiveninin en üst kademesinde olan ve kendi altyapısına sahip
olan işletmeciler, sundukları elektronik haberleşme hizmetlerinin unsurları (hizmet kalitesi
ve çeşitliliği, fiyatları, bakım ve onarım süreçleri, hız, kota vb.) üzerinde tam kontrole
sahipken, daha alt basamaklarda yer alan işletmecilerin söz konusu unsurlar üzerindeki
kontrolü azalmaktadır. Söz konusu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, tesis
paylaşımı hizmetleri ile toptan seviyede erişim türlerinin birbirine ikame olmadığı
kanaatine varılmıştır39.
(119) Fiziksel altyapı sahipliği ile toptan seviyede erişim yöntemlerinin, kullanım amaçları ve
nitelikleri itibarıyla birbirinden farklı olduğu düşünüldüğünde, işletmeciler açısından bu
yöntemlerin maliyetlerinin kıyaslanmasına gerek olmadığı değerlendirilmektedir. Diğer
taraftan, uzun vadede, teşebbüslerin kendi altyapılarına sahip olmalarının veya altyapı
kiralamalarının, diğer toptan erişim yöntemlerine kıyasla daha az maliyetli ve/veya daha
karlı olacağı görülmektedir.
(120) Bu noktaya kadar yer verilen değerlendirmeler neticesinde, dosya kapsamında alt pazar
olarak tanımlanan “fiziksel altyapı pazarının”, altyapıya toptan düzeyde erişim türleri ile
ikame olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
39 Benzer gerekçelerle, fiziksel altyapı pazarı ile VPN ve kiralık devre hizmetlerinin de ikame olamayacağı
değerlendirilmektedir.
16-20/326-146
49/153
I.5.3. İlgili Coğrafi Pazar
(121) İlgili coğrafi pazar, teşebbüslerin mal ve hizmetlerin arz ve talebi konusunda faaliyet
gösterdikleri, rekabet koşullarının yeterli derecede homojen olduğu ve özellikle rekabet
koşulları komşu bölgelerden hissedilir derecede farklı olduğu için bu bölgelerden kolayca
ayrılabilen bölgedir.
(122) Mevcut dosyada, ilgili ürün/hizmet pazarı olarak tanımlanan “boru, kanal, göz, menhol,
direk ve kule gibi fiziksel altyapı unsurları ve aydınlatılmamış fiber”in ülke genelinde
kurulabilecek olması, ayrıca söz konusu unsurların tesis paylaşımı mevzuatı
çerçevesinde herhangi bir coğrafi kısıt olmadan ülke geneli için paylaşıma açılabilecek
olması ve dosya konusu iddiaların Türk Telekom’un ülke genelindeki elektronik
haberleşme altyapısına yönelik olması nedeniyle ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak
belirlenmiştir.
I.6. Değerlendirme, Hukuki Gerekçe ve Dayanak
I.6.1. Rekabet Kurumunun Elektronik Haberleşme Sektöründeki Yetkisine İlişkin
Değerlendirmeler
(123) 5809 sayılı Kanun’un “Kurumun görev ve yetkileri” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının
(g) bendinde;
“Elektronik haberleşme ile ilgili olarak Bakanlığın strateji ve politikalarını dikkate
alarak, yetkilendirme, tarifeler, erişim, geçiş hakkı, numaralandırma, spektrum
yönetimi, telsiz cihaz ve sistemlerine kurma ve kullanma izni verilmesi, spektrumun
izlenmesi ve denetimi, piyasa gözetimi ve denetimi de dahil gerekli düzenlemeler ile
denetlemeleri yapmak”
(124) BTK’nın görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Aynı maddenin aynı fıkrasının (j) bendinde
yer alan,
“Kullanıcılara ve erişim kapsamında diğer işletmecilere uygulanacak tarifelere,
sözleşme hükümlerine, teknik hususlara ve görev alanına giren diğer konulara ilişkin
genel kriterler ile uygulama usul ve esaslarını belirlemek, tarifeleri onaylamak,
tarifelerin denetlenmesine ilişkin düzenlemeleri yapmak”
hükmüyle ise BTK’nın tarifeleri ve diğer kriterleri düzenleme ve denetleme görev ve
yetkisinin çerçevesi çizilmiştir.
(125) 5809 sayılı Kanun’un “Tarifeler” başlıklı ikinci bölümünde yer alan “Tarifelerin
düzenlenmesi” başlıklı 13. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde;
“İşletmecinin ilgili pazarda etkin piyasa gücüne sahip olduğunun belirlenmesi
halinde Kurum, tarifelerin onaylanması, izlenmesi ve denetlenmesine ilişkin
yöntemleri ve tarifelerin alt ve üst sınırları ile bunların uygulama usul ve esaslarını
belirleyebilir.”
düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı maddenin (c) bendinde ise;
“İşletmecinin ilgili pazarda etkin piyasa gücüne sahip olduğunun belirlenmesi
halinde; Kurum, fiyat sıkıştırması, yıkıcı fiyatlandırma gibi rekabeti engelleyici
tarifelerin önlenmesi için gerekli düzenlemeleri yapar ve uygulamaları denetler.”
hükmü yer almaktadır. Aynı Kanun’un “Erişim Tarifeleri” başlıklı 20. maddesi ise;
“(1) Kurum, erişim yükümlüsü işletmecilere, erişim tarifelerini maliyet esaslı olarak
belirleme yükümlülüğü getirebilir. Kurum tarafından talep edilmesi halinde yükümlü
işletmeciler erişim tarifelerinin maliyet esaslı belirlendiğini ispat etmek zorundadır.
16-20/326-146
50/153
(2) Yükümlü işletmecilerin tarifelerini maliyet esaslı belirlemediğini tespit etmesi
halinde, Kurum erişim tarifelerini maliyet esasına göre belirler. Kurum, tarifeleri
maliyet esasına göre belirleyinceye kadar diğer ülke uygulamalarını uygun olduğu
ölçüde dikkate alarak, tarifeleri belirler ve/veya tarifelere üst sınır koyabilir. Kurumun
belirlediği tarifelere uyulması zorunludur.”
hükmünü ihtiva etmektedir.
(126) Yukarıda yer verilen 5809 sayılı Kanun hükümlerinden hareketle BTK'nın, bir işletmecinin
ilgili pazarda EPG’ye sahip olduğunu belirlemesi halinde; işletmecinin tarifelerini
onaylama ile fiyat sıkıştırması, yıkıcı fiyatlandırma gibi rekabeti engelleyici tarifelerin
önlenmesi için gerekli düzenlemeleri yapma ve uygulamayı denetleme alanlarında yetkili
olduğu anlaşılmaktadır.
(127) Dosya kapsamında incelenen geçiş hakkı kullanımı ile tesis paylaşımı hizmetlerine ilişkin
Ulaştırma Bakanlığı’nın düzenlemeleri incelendiğinde, 01.11.2011 tarihli ve 665 sayılı
KHK’nın 13(h) maddesi ile geçiş hakkına ilişkin düzenleme yetkisinin Ulaştırma
Bakanlığında olduğu görülmektedir. Geçiş hakkı kullanımı ise Bakanlık tarafından
hazırlanan ve 27.12.2012 tarihinde yürürlüğe giren Geçiş Hakkı Yönetmeliği kapsamında
düzenlenmektedir. Söz konusu Yönetmelik’te geçiş hakkı kullanımında tesis paylaşımı ve
ortak yerleşime öncelik verildiği hükmü yer almakta, ayrıca geçiş hakkı kullanımında
uygulanacak usul ve esaslar düzenlenmektedir.
(128) Tesis paylaşımı hizmetlerine ilişkin BTK’nın görev ve yetkileri incelendiğinde ise, 5809
sayılı Kanun çerçevesinde tesis paylaşımı yükümlülüğüne ilişkin düzenleme yetkisinin
BTK’da bulunduğu anlaşılmaktadır. 5809 sayılı Kanun’un “Ortak Yerleşim ve Tesis
Paylaşımı” başlıklı 17. maddesinin ilk fıkrasında, BTK’nın bazı hallerde40 işletmecilere
tesislerini makul bir bedel karşılığında diğer işletmecilerle paylaşma yükümlülüğü
getirebileceği ifade edilerek tesis paylaşımına ilişkin olarak BTK’nın yetkisinin çerçevesi
çizilmiştir.
(129) Tesis paylaşımı hizmetlerine ilişkin genel bir düzenleme niteliğinde olan, BTK tarafından
yayınlanarak 31.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren ve en son 02.12.2010 tarihinde
değiştirilen Tesis Paylaşımı Tebliği’nin 10. maddesinde ise BTK’nın, Tebliğ’de
düzenlenmiş olan tesis paylaşımına ilişkin süreleri, ilgili tesislerin teknik ve ekonomik
özelliklerini dikkate alarak farklılaştırmaya ve yeni süre ve koşullar belirlemeye yetkili
olduğu belirtilmiştir. Bu ifadeden BTK’nın, Tebliğ ile belirlenen süreleri değiştirmeye yetkili
olduğu anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra, Tebliğ’in 12. maddesinde, tesis paylaşımı
yükümlüsü tarafından, tesis paylaşımı talebi için gerekli tetkik ve incelemeler ile yer etüdü
çalışmalarının yapılmasına yönelik faaliyetlere karşılık makul bir ücretin talep
edilebileceği belirtilmekte ve ücretler belirlenirken dikkate alınması gereken hususlar
sıralanmaktadır. Başka bir ifadeyle, BTK tarafından söz konusu Tebliğ’de tesis
paylaşımına ilişkin ücretler düzenlenmemiş, öte yandan işletmeciler tarafından serbestçe
belirlenecek ücretlerin makul bir düzeyde olması gerektiği hükme bağlanmıştır.
(130) Diğer taraftan, arabağlantı, YAPA veya VAE hizmetleri ile sınırlı olmak üzere, Türk
Telekom’a getirilen tesis paylaşımı yükümlülüğünün düzenlenmesi amacıyla Türk
Telekom tarafından hazırlanan ve 14.07.2010 tarihli, 2010/DK-07/416 sayılı BTK kararı
ile kabul edilen ROYTEPT ile bahse konu tesis paylaşımı hizmetlerinde uygulanacak usul,
esas ve ücretler belirlenmiştir. Bu çerçevede, ROYTEPT kapsamında yapılan tesis
paylaşımı başvurularında Türk Telekom tarafından uyulması gereken usul, süre ve
ücretler BTK onayıyla ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
40 Bir işletmecinin tesislerini kamuya veya üçüncü şahıslara ait bir arazinin üzerine veya altına
yerleştirebildiği veya bu tür arazileri kullanabildiği veya kamulaştırma müessesesinden yararlanabildiği
durumlarda.
16-20/326-146
51/153
(131) İlerleyen süreçte, 27.12.2012 tarihinde Ulaştırma Bakanlığı tarafından Geçiş Hakkı
Yönetmeliği’nin çıkarılmasının ardından alınan, 12.04.2013 tarihli ve 2013/DK-ETD/187
sayılı BTK kararı ile sabit elektronik haberleşme altyapısı kurmaya ve işletmeye yetkili
işletmeciler 01.09.2013 tarihinden itibaren ilgili haberleşme altyapısı ve şebekesinde tesis
paylaşımı yükümlülüğüne tabi kılınmış olup, teşebbüslerin uyması gereken usul ve
esaslar düzenlenmiştir. Bu çerçevede Tesis Paylaşımı Tebliği’nde düzenlenen süreler
birebir alınmış, ücretlerin ise altyapı sahibi işletmeciler tarafından, 5809 sayılı Kanun,
Erişim ve Arabağlantı Yönetmeliği ve Tesis Paylaşımı Tebliği’nde yer alan usul, esas ve
ilkelere uygun olarak belirleneceği hükme bağlanmıştır. Başka bir ifadeyle, ücretlerin
altyapı işletmecileri tarafından makul düzeyde ve maliyet esaslı olmak üzere belirleneceği
düzenlenmiştir.
(132) 12.04.2013 tarihli ve 2013/DK-SRD/188 sayılı BTK kararı ile ise Türk Telekom toptan
fiziksel şebeke altyapısına erişim pazarında EPG ilan edilmiş ve çeşitli yükümlülüklere
tabi kılınmıştır. Söz konusu kararla getirilen referans teklif hazırlama yükümlüğü gereği
hazırlanan RETPAFT ile bu kapsamda yer alan tesis paylaşımı başvurularında
uygulanacak usul, esas, süre ve ücretler ise bahse konu referans teklifte düzenlenmiştir.
Anılan kararda ayrıca, RETPAFT’ta belirlenen ücretlerin Türk Telekom’un 2013/DK-
ETD/187 sayılı karar kapsamındaki tesis paylaşımı uygulamalarında da geçerli olduğu
hükme bağlanmıştır. Son olarak, 27.09.2015 tarihli ve 2015/DK-ETD/359 sayılı BTK
kararı ile, RETPAFT ve 2013/DK-ETD/187 sayılı karar kapsamındaki tesis paylaşımlarına
ilişkin uygulama usul ve esaslarında yeni düzenlemeler/değişiklikler yapılmış, ayrıca
2013/DK-ETD/187 sayılı karar kapsamındaki tesis paylaşımlarında yer etüdünün,
RETPAFT’ta düzenlenen süreler çerçevesinde tamamlanacağı hükme bağlanmıştır.
(133) Belirtilmesi gereken bir diğer husus ise, Türk Telekom tarafından gerek 2013/DK-
ETD/187 sayılı karar, gerekse referans teklifler kapsamında yapılan tesis paylaşımı
başvurularında işletmeciler ile sözleşme41 düzenlendiği ve imzalanan sözleşmenin bir
kopyasının “Erişim ve Arabağlantı Yönetmeliği”nin42 19. maddesi43 gereğince 15 gün
içerisinde BTK’ya sunulduğudur. Bunun yanı sıra, Türk Telekom tarafından söz konusu
sözleşmelerin uygulanması sırasında gerek Türk Telekom’a gerekse de diğer
işletmecilere yol göstermek amacıyla hazırlanan uygulama esasları bilgilendirme
amacıyla BTK’ya sunulmaktadır44. Diğer taraftan söz konusu uygulama esasları BTK’nın
onayına tabi değildir. Ancak, BTK kararları ile referans tekliflerin uygulama usul ve
esasları BTK’nın onayıyla yürürlüğe girmekte ve değiştirilmektedir.
41 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararı kapsamındaki tesis paylaşımı hizmetlerine ilişkin olarak
işletmecilerle “Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşım Sözleşmesi” imzalanmakta, RETPAFT
kapsamındaki tesis paylaşımlarında ise “Referans Tesis Paylaşımı ve Aydınlatılmamış Fiber Sözleşmesi”
imzalanmaktadır.
42 08.09.2009 tarihli ve 27343 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
43 Söz konusu maddenin ilk fıkrasında, “Erişim ve arabağlantı anlaşmaları, bunların ekleri ve
değişikliklerinin tasdikli bir sureti imzalanmasını müteakip onbeş gün içinde Kuruma sunulur. İşletmeciler,
Kurumun sözleşmelerde mevzuata aykırı bulduğu hususlara yönelik düzeltme taleplerini otuz gün içinde
yerine getirmekle yükümlüdür. Anlaşmaların, görev ve imtiyaz sözleşmelerinde, genel izin ve
telekomünikasyon ruhsatlarında yer alan Kurumun görüşüne sunulmasına ilişkin hükümleri saklıdır.” hükmü
yer almaktadır.
44 Bu çerçevede, Türk Telekom tarafından hazırlanan “Referans Tesis Paylaşımı ve Aydınlatılmamış Fiber
Uygulama Esasları” ile “Tesis Paylaşımı ve Aydınlatılmamış Fiber Sözleşmesi Uygulama Esasları”
15.12.2014 tarihinde BTK’nın bilgisine sunulmuştur.
16-20/326-146
52/153
(134) Yukarıda yer verilen bilgilerden, gerek BTK kararları gerekse referans teklifler
kapsamında olan tesis paylaşımı hizmetlerine ilişkin süre, ücret ve diğer usul ve esaslara
ilişkin düzenlemelerin BTK’nın onayına tabi olduğu anlaşılmakta, Türk Telekom’un
işletmecilerle yaptığı sözleşmelerde bunlara uyması gerekmektedir. Referans tekliflerde
belirlenen süre, ücret ve diğer hususlar, Türk Telekom tarafından BTK’ya sunulmakta,
BTK’nın değerlendirmeleri neticesinde nihai hali verilerek BTK tarafından
onaylanmaktadır. Dolayısıyla ücretlere, sürelere ve diğer usullere ilişkin olarak, BTK’ya
teklif sunma aşamasında Türk Telekom'un hareket serbestisi bulunmakla birlikte, özellikle
ücretlere ilişkin olarak BTK'nın fiyat sıkıştırması, yıkıcı fiyatlandırma gibi rekabeti
engelleyici ücretlerin önlenmesine yönelik yetkisi çerçevesinde söz konusu hareket alanı
sınırlanmaktadır. Zira, rekabeti engelleyebilecek bir ücret BTK tarafından onaylanmama
riski ile karşı karşıyadır.
(135) Türk Telekom’un, BTK tarafından onaylanan süre, ücret ve diğer usul ve esaslar
konusunda hareket serbestisi bulunmamakla birlikte, tesis paylaşımına ilişkin mevzuatın
oluşturulması sürecinde, Türk Telekom’un süre, ücret ve diğer esasları kendisinin
belirlediği dönemler olmuştur. Şöyle ki, 12.04.2013 tarihli ve 2013/DK-ETD/187 sayılı
BTK kararı ile altyapı sahibi tüm işletmeciler tesis paylaşımı yükümlüsü ilan edilmiş, ancak
kararda süre ve ücretlere ilişkin ayrıntılı bir düzenleme yapılmamıştır. Nitekim, ücretlerin
teşebbüsler tarafından makul bir seviyede belirlenmesi gerektiği belirtilmiş, sürelere ilişkin
ise Tesis Paylaşımı Tebliği ile birebir aynı olacak şekilde genel bir düzenlemeye
gidilmiştir. Dolayısıyla, Türk Telekom 01.09.2013 tarihinde yürürlüğe giren bahse konu
BTK kararı kapsamındaki tesis paylaşımı başvurularında, ücretleri 17.06.2014 tarihine
kadar, yer etüdü sürelerini ise 27.09.2015 tarihine kadar işletmecilerle yapılan
sözleşmeler çerçevesinde kendisi belirlemiş olup, bahse konu dönemlerde süre ve
ücretler BTK’nın onayı olmadan sözleşmelerde yer almıştır.
(136) Tesis paylaşımı hizmetlerine ilişkin BTK’nın yetkilerine ve Türk Telekom’un süre, ücret ve
diğer hususlarda hareket serbestisi olup olmadığına ilişkin yukarıda yer verilen tespitlerin
ardından, Rekabet Kurumunun telekomünikasyon sektöründeki yetkilerinin
incelenmesinde fayda görülmektedir. Bilindiği üzere, 4054 sayılı Kanun ekonominin tüm
sektörlerine uygulanmakta ve bankacılık sektöründe belirli düzeydeki birleşme veya
devralma işlemlerine yönelik getirilen istisna45 dışında, herhangi bir sektörü açık ya da
örtülü biçimde 4054 sayılı Kanun uygulaması dışına çıkaran yasal düzenleme
bulunmamaktadır. Kaldı ki, Rekabet Kurulu tarafından düzenlemeye tabi sektörlere ilişkin
alınmış birçok karar bulunmaktadır. Bu kararlardan biri genişbant internet hizmetleri
pazarında Türk Telekom ve TTNET’in fiyat sıkıştırması uyguladığı sonucuna ulaşılan
19.11.2008 tarihli ve 08-65/1055-411 sayılı karardır. Söz konusu kararda da Rekabet
Kurulu’nun telekomünikasyon sektöründeki yetkilerine ilişkin detaylı değerlendirmelere
ver verilmiştir.
45 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun “Birleşme, bölünme ve hisse değişimi” başlıklı 19. maddesi,
“...Bankaların bu Kanun hükümlerine göre birleşme, bölünme ve devirlerinde 6762 sayılı Türk Ticaret
Kanunu ile devir veya birleşmeye konu bankaların toplam aktiflerinin sektör içindeki paylarının yüzde yirmiyi
geçmemesi kaydıyla 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 7, 10 ve 11 inci maddeleri
hükümleri uygulanmaz…” hükmünü getirmektedir.
16-20/326-146
53/153
(137) Türk Telekom’un söz konusu Kurul kararının iptali istemiyle Danıştay 13. Dairesi nezdinde
açmış olduğu dava sonucunda, Danıştay 13. Dairesi 18.12.2012 tarihli, 2009/5728 E. ve
2012/3885 K. sayılı kararı ile teşebbüsün Rekabet Kurulunun elektronik haberleşme
sektöründe yetkili olmadığına dair savunmalarını reddetmiştir. Danıştay 13. Dairesi ilgili
kararında, Telekomünikasyon Kurulu ve Rekabet Kurulunun yetki alanlarını belirttikten
sonra iki Kurulun görev alanları arasındaki ilişkiyi şu şekilde açıklamıştır:
“… bir piyasanın düzenleyici ve denetleyici bir kurumun regülasyonuna tabi
olmasının o piyasada yer alan faaliyetleri 4054 sayılı Kanun kapsamı dışına
çıkarmayacağı, Rekabet Kurulu’nun 4054 sayılı Kanun çerçevesinde tüm mal ve
hizmet piyasalarında rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve
uygulamaları ve piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini kötüye
kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetimleri yaparak
rekabetin korunmasını sağlamakla görevlendirilmiş olduğu, söz konusu düzenleyici
kurumların piyasa hakkındaki tasarruflarında rekabetçi bir piyasa düzeni sağlamakla
yükümlü olmalarına rağmen, piyasada gerçekleşen rekabet ihlâllerinin tespit ve idari
yaptırıma tabi tutulması, Kanun veya ikincil düzenlemelerle öngörülen veya
öngörülebilecek istisnalar dışında, 4054 sayılı Kanun kapsamında Rekabet
Kurulu’nun görev alanına girdiği görülmektedir.”
(138) Kararda ayrıca Danıştay 13. Dairesi tarafından, Telekomünikasyon Kurulu ve Rekabet
Kurulunun izleyeceği yolların ve alacağı kararların farklı olduğunu vurgulanarak,
Telekomünikasyon Kurulunun görevinin telekomünikasyon piyasasında rekabetin tesisi,
rekabetin engellenmesine ve rekabetçi zararın önlenmesine yönelik tedbirlerin alınması
ve düzenlemelerin yapılması olduğu ifade edilmiştir. Buna karşılık Rekabet Kurulunun
telekomünikasyon sektöründeki teşebbüslere yönelik ihlâl iddiaları hakkında açabileceği
bir soruşturma sonucunda verebileceği idari para cezasının, anti-rekabetçi davranışların
ve bunun altında yatan saikin cezalandırılmasına ilişkin olduğu hüküm altına alınmıştır.
(139) Özetine yer verilen yaklaşımın, Danıştay 13. Dairesinin takip eden kararlarında da devam
ettirildiği görülmektedir. Örneğin, Danıştay 13. Dairesi, Borusan Telekom ve İletişim
Hizmetleri A.Ş.’nin yaptığı başvuru üzerine aldığı 13.02.2012 tarihli, 2008/13184 E. ve
2012/359 K. sayılı kararında Telekomünikasyon Kurulu ve Rekabet Kurulunun görev ve
yetki alanlarını detaylı bir şekilde açıklayarak “regülasyon kurumlarının kararları
doğrultusunda hareket eden teşebbüslerin her durumda rekabet hukuku kurallarından
bağışık tutulamayacağı” sonucuna ulaşmıştır. 13. Daire, benzer bir tutumu 2012 yılında
aldığı 08.05.2012 tarihli ve 2008/14245 E. ve 2012/960 K. sayılı Telkoder kararında ve
18.12.2012 tarihli ve 2009/5862 E. ve 2012/3883 K. sayılı Kule A.Ş. kararında da
sürdürmüştür.
(140) Bununla birlikte, Rekabet Kurumunun telekomünikasyon sektöründe yetkisinin yukarıda
yer verilen kararlardan daha da geniş yorumlandığı Danıştay 13. Dairesinin 11.03.2014
tarihli, 2010/4805 E. ve 2014/832 K. sayılı kararına da değinilmesinde fayda
görülmektedir. Danıştay 13. Dairesinin anılan kararı, Rekabet Kurulu tarafından
NetAnkara Telekomünikasyon Elektronik ve Bilgisayar Teknolojileri A.Ş. (NetAnkara)’nin
Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. ve Vodafone Telekomünikasyon A.Ş.’den çağrı
sonlandırma hizmeti alamadığı ve bu nedenle elektronik haberleşme sektöründe
rekabetin kısıtlandığı yönündeki iddialarının incelendiği 17.06.2010 tarihli ve 10-44/768-
251 sayılı Rekabet Kurulu kararının yeniden incelenmesi talebinin reddedildiği
16.09.2010 tarihli ve 10-59/1199-M sayılı Rekabet Kurulu kararına ilişkindir. Yeniden
incelenen Rekabet Kurulu kararında;
16-20/326-146
54/153
“…Yapılan şikâyetin NetAnkara tarafından ilgili işletmeciler ile arabağlantı
anlaşmalarının yapılamaması ve bu nedenle faaliyete başlanamaması olduğu
dikkate alındığında, başvuru konusunu oluşturan hususların tamamının 5809 sayılı
Elektronik Haberleşme Kanunu’nun (5809 sayılı Kanun) ve ilgili ikincil mevzuat
çerçevesinde öncül olarak düzenlendiği,
Buna ek olarak, yapılan şikâyetin, NetAnkara'nın başvurusu üzerine BTK tarafından
ele alındığı ve ilgili uzlaştırma süreçlerinin başlatıldığı, dolayısıyla başvuru
konusunu oluşturan erişim ve arabağlantı anlaşmalarının koşullarının ilgili mevzuat
çerçevesinde BTK tarafından belirlendiği, onaylandığı ve uzlaştırıldığı dikkate
alındığında, başvuru konusuna yönelik olarak 4054 sayılı Kanun çerçevesinde
herhangi bir işlem tesis edilemeyeceği”
değerlendirmelerine yer verilmiştir. Ancak Danıştay 13. Dairesi söz konusu
değerlendirmelere, kararda yer verilen aşağıdaki gerekçelerle iştirak etmemiştir:
“…telekomünikasyon sektöründe gerçekleştirilebilecek rekabet ihlalleri konusunda,
genel yetkili olan Rekabet Kurulu'nun, düzenleyici otorite kararları uyarınca
hareket etmiş olduğu saptanmış olsa dahi anti-rekabetçi davranışlar sergileyen
teşebbüslerin davranışlarını tespit ve yaptırım uygulama yetkisine sahip olduğu ve
bu teşebbüslerin 4054 sayılı Kanun uygulamasından bağışık tutulması, sektörde
gerçekleştirilebilecek rekabet ihlallerinin yaptırımsız kalması sonucunu
doğurabileceğinden, şikâyete konu iddialara ilişkin davranışların varlığı ve bu
davranışların rekabet ihlali niteliğinde olduğunun saptanması veya bu duruma
yönelik somut delillere ulaşılması halinde, konu hakkında soruşturma zamanaşımı
süresi içerisinde, Rekabet Kurulu'nca soruşturma açılması ve ihlalin kesin olarak
tespiti halinde yaptırım uygulanmasının önünde bir engel bulunmamaktadır.
Bu durumda, Rekabet Kurulu'nun kararında belirttiği üzere şikâyete konu
uygulamalar hakkında 4054 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir işlem tesis
edilemeyeceği gerekçesine dayanarak; bir yandan şikâyete konu iddiaları
değerlendirirken diğer yandan bu süreçte BTK’nın görüşü ve konu hakkında idari
yaptırım niteliğinde işlemler tesis edilmiş olması ihtimali halinde bu hususu da
dikkate alarak hareket etmesi gerekmekte iken şikâyete konu uygulamalar hakkında
soruşturma açılmasına gerek olmadığına ve şikâyetin reddine hükmettiği kararında
ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin kararında hukuka uygunluk yoktur.”
(141) Yukarıda aktarılan kararlara bakıldığında, telekomünikasyon sektörüne yönelik son
dönemde alınan mahkeme kararları, Rekabet Kurulunun bu alandaki görev ve yetkilerini
oldukça geniş yorumlamaktadır. Danıştay 13. Dairesinin NetAnkara kararında,
düzenleyici otorite kararları uyarınca hareket edilmiş olunduğunda dahi rekabet ihlalinin
gerçekleşmiş olabileceği ve bu şekilde hareket eden teşebbüslerin davranışlarına 4054
sayılı Kanun kapsamında müdahale edilmemesinin, sektörde gerçekleştirilebilecek
rekabet ihlallerinin yaptırımsız kalması sonucunu doğurabileceği belirtilmektedir.
(142) Bahsedilen mahkeme kararları dikkate alındığında, tesis paylaşımı hizmetlerine ilişkin
süre, ücret ile diğer usul ve esasların BTK tarafından düzenlenmesinin, bu
düzenlemelerin 4054 sayılı Kanun kapsamında bir rekabet ihlaline neden olup
olmadığının incelenmesini engellemediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, yukarıda da
belirtildiği üzere, tesis paylaşımına ilişkin süre, ücret ve diğer hususların Türk Telekom
tarafından yapılan sözleşmeler çerçevesinde serbestçe belirlenebildiği dönemler olduğu
da dikkate alınmıştır.
16-20/326-146
55/153
I.6.2. Hâkim Durum Analizi
(143) 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesine kapsamında yapılacak değerlendirmede öncelikle
ilgili teşebbüsün hâkim durumda olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir. 4054 sayılı
Kanun’un 3. maddesinde ise hâkim durum şu şekilde tanımlanmaktadır:
“Belirli bir piyasadaki bir veya birden fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden
bağımsız hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik
parametreleri belirleyebilme gücü.”
(144) Tanımdan da anlaşılacağı üzere hâkim durum değerlendirmesi yapılırken, esasen,
incelenen teşebbüsün rekabetçi baskılardan ne ölçüde bağımsız davranabildiği
araştırılmaktadır. Hâkim Durumdaki Teşebbüslerin Dışlayıcı Kötüye Kullanma
Niteliğindeki Davranışlarının Değerlendirilmesine İlişkin Kılavuz’da (Kılavuz) incelenen
teşebbüsün rekabetçi baskılardan ne ölçüde bağımsız davranabildiğinin tespiti için;
- İncelenen teşebbüsün ve rakiplerinin ilgili pazardaki konumu,
- Pazara giriş ve pazarda büyüme engelleri,
- Alıcıların pazarlık gücü
unsurlarının göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilmektedir. Bu bağlamda mevcut
dosya bakımından Türk Telekom’un ilgili pazarda hakim durumda olup olmadığına ilişkin
olarak, aşağıda bahse konu her bir unsura yönelik tespit ve değerlendirmelere yer
verilmiştir.
(145) Kılavuz’da da yer verildiği gibi, incelenen teşebbüsün ilgili pazardaki konumu hakkında
fikir verebilecek ilk veri, ilgili teşebbüs ile pazarda faaliyet gösteren diğer teşebbüslerin
pazar payıdır. Daha önce de belirtildiği üzere, dosya kapsamında iddia edilen rekabet
karşıtı davranış boru, göz, kanal, menhol, direk ve kule gibi fiziksel altyapı unsurları ve
aydınlatılmamış fiber pazarında gerçekleşmekte ve incelenen davranışın bir alt pazar
niteliğinde olan fiziksel altyapı pazarında da rekabeti sınırlandırdığı/engellediği öne
sürülmektedir. Diğer taraftan boru, göz, kanal, menhol gibi fiziksel altyapı unsurlarının
paylaşımı, başka bir deyişle tesis paylaşımı, belirli bir güzergâhta altyapısını kurmak
isteyen yetkili bir işletmeci açısından, söz konusu güzergâhta mevcut bulunan ve
paylaşıma müsait olan bir fiziksel şebeke altyapısının bulunması durumunda söz konusu
olabilmektedir.
(146) Dosya mevcudu bilgilerden, herhangi bir güzergâhta tesis paylaşımına müsait bir
kapasitenin bulunup bulunmadığının ise her bir tesis paylaşımı başvurusu üzerine ilgili
güzergâhın incelenmesi sonrasında tespit edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, tesis paylaşımı
talep edilen güzergâhın ancak bazı bölümlerinde başka bir işletmecinin mevcut
altyapısının olabildiği ve bu durumda tesisin parçalı güzergâhlar şeklinde paylaşıma
açılabildiği durumlar ile de karşılaşılmaktadır. Dolayısıyla doğrudan boru, göz, kanal,
menhol gibi fiziksel altyapı unsurlarına ve aydınlatılmamış fibere ilişkin bir pazar payından
söz etmek mümkün görünmemektedir. Diğer taraftan, teşebbüslerin bahse konu fiziksel
altyapı unsurları ve aydınlatılmamış fiber pazarındaki büyüklüklerinin, fiziksel altyapı
pazarındaki büyüklükleri ile yakından ilişkili olduğu görülmektedir. Nitekim dosya
kapsamında elde edilen bilgilerden, teşebbüslerin altyapı oluştururken yüksek kazı
maliyetleri nedeniyle uzun vadeli planlar yaparak mevcut durumdaki ihtiyaçlarından daha
yüksek kapasiteli kablolar kullandığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, teşebbüslerin mevcut
altyapılarının büyük oranda tesis paylaşımına müsait kapasiteye sahip olduğu kanaatine
varılmıştır. Bu doğrultuda ilgili pazara ilişkin pazar payının belirlenmesi bakımından en
uygun gösterge, fiziksel altyapının uzunluğu olmaktadır. Zira altyapı uzunluğu,
teşebbüsün tesis paylaşımı yükümlüsü olduğu altyapının büyüklüğü hakkında bilgi
vermektedir.
16-20/326-146
56/153
(147) İlk olarak bakır şebeke altyapısı dikkate alındığında, Türkiye genelinde bakır şebekesi
bulunan tek işletmecinin Türk Telekom olduğu görülmektedir. Türk Telekom’un 2014 ve
2015 yılları itibarıyla sahip olduğu bakır altyapının uzunluğu sırasıyla (…..) km ve (…..)
km’dir. Fiber optik altyapı dikkate alındığında ise, altyapı işletmecilerinden elde edilen
veriler doğrultusunda, işletmecilerin sahip olduğu (mülkiyeti ve işletme hakkı kendisine ait
olan) fiber optik altyapının uzunluğu ve bu doğrultuda fiziksel altyapı pazarında sahip
oldukları pazar payları aşağıdaki tablolarda gösterildiği gibidir:
Tablo 6: Altyapı İşletmecilerinin Sahip Oldukları Fiber Optik Kablo Uzunlukları (km)
Altyapı İşletmecileri 2010 2011 2012 2013 2014 201546
Türk Telekom (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Superonline (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
VodafoneNet (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Memorex (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Turknet (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
İşnet (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Diğer (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
TOPLAM (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüslerden gelen veriler
Tablo 7: Altyapı İşletmecilerinin Fiber Optik Kablo Uzunluğuna Göre Pazar Payları (%)
Altyapı İşletmecileri 2010 2011 2012 2013 2014 201547
Türk Telekom (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Superonline (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
VodafoneNet (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Memorex (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Turknet (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
İşnet (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Diğer (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
TOPLAM 100 100 100 100 100 100
Kaynak: Tablo-6
(148) Söz konusu verilerden, fiziksel altyapı pazarında sahip olunan fiber optik kablo uzunluğu
bazında Türk Telekom’un sahip olduğu pazar payının 2014 yılına kadar artış gösterdiği,
2014 yılı itibarıyla, (…..), pazar payında (…..) puanlık cüzi bir azalma meydana geldiği
anlaşılmaktadır. Ancak, pazar payındaki genel seyir dikkate alındığında Türk Telekom’un
Türkiye’deki fiber optik altyapıların yaklaşık %(…..) sahip olduğu, 2014 yılı esas
alındığında ise en yakın rakibi ile arasındaki pazar payı farkının (…..) puan olduğu
görülmektedir. Bununla birlikte, fibere dönüşüm (bakır altyapının fibere dönüştürülmesi)
süreci dikkate alındığında, Türk Telekom’un sahip olduğu bakır altyapının büyüklüğü de
fiziksel altyapı pazarındaki bu konumunun güçlenmesi açısından önemli bir avantaj
sağlamaktadır. Şöyle ki, Türk Telekom’un sahip olduğu bakır altyapının uzunluğu ile tüm
işletmecilerin sahip olduğu fiber altyapı uzunluğu kıyaslandığında, Türk Telekom’un sahip
olduğu bakır altyapının, tüm işletmecilerin sahip olduğu toplam fiber altyapı uzunluğunun
(…..) katına tekabül ettiği görülmektedir.
46 2015 yılı ikinci çeyrek itibarıyla.
47 2015 yılı ikinci çeyrek itibarıyla.
16-20/326-146
57/153
(149) Öte yandan, alternatif bir altyapı olarak kablo TV altyapısının pazardaki konumuna
bakıldığında, kablo TV altyapısının Türkiye’de büyük oranda Türksat Uydu Haberleşme
ve Kablo TV A.Ş. (Türksat) tarafından işletildiği ve bu şebeke üzerinden televizyon
yayıncılığı ile genişbant internet hizmeti sunulduğu görülmektedir. Kablo TV altyapısı ile
bakır ve fiber optik altyapının yaygınlığını kıyaslamak amacıyla aşağıda ilgili altyapıların
2011 ve 2012 yılları itibarıyla ulaştığı hane sayısına yer verilmiştir. Buna göre, 2012
yılında kablo TV altyapısının ulaştığı hane sayısı, aynı dönemde bakır altyapının ulaştığı
hane sayısının %17,07’sine; fiber optik altyapının ulaştığı hane sayısı ise bakır altyapının
ulaştığı hane sayısının %17,76’sına karşılık gelmektedir48. Bu bağlamda, 2012 yılında
Türkiye’deki toplam hane sayısının 19.842.85049 olduğu da göz önünde
bulundurulduğunda, Kablo TV ve fiber optik altyapının yeterli yaygınlıkta olmadığı
değerlendirilmiştir.
Tablo 8: Bakır, Kablo TV ve Fiber Optik Altyapıların Ulaştığı Hane Sayısı
Altyapı 2011 2012
Bakır Altyapı 18.620.000 18.620.000
Kablo TV Altyapısı 3.029.641 3.179.043
Fiber Optik Altyapı 1.986.857 3.306.008
Kaynak: BTK Toptan Fiziksel Şebeke Altyapısına Erişim Pazar Analizi
(150) Hâkim durum tespitinde, ilgili teşebbüs ile rakiplerinin pazar paylarının yanı sıra, pazara
yeni teşebbüslerin girmesinin ya da pazarda faaliyet gösteren teşebbüslerin büyümesinin
önünde engeller bulunup bulunmadığı da incelenmelidir. Kılavuz’a göre bu engeller;
kamu tekelleri, yetkilendirme ve lisanslama gereklilikleri, fikri mülkiyet hakları gibi yasal
ve idari engeller ya da batık maliyetler, ölçek ve kapsam ekonomileri, şebeke etkileri,
tüketicilerin başka bir sağlayıcıya geçiş maliyetleri gibi ekonomik engeller şeklinde ortaya
çıkabilecektir. Ayrıca, incelenen teşebbüsün kilit girdilere ve özel bilgiye erişim imkânına,
atıl kapasiteye, dikey bütünleşik yapıya, güçlü bir dağıtım ağına ve geniş bir ürün
portföyüne, yüksek marka bilinirliğine, finansal ve ekonomik güce sahip olması da bu
etkiyi doğurabilecektir.
(151) Bahse konu kriterler dosya açısından ele alındığında, ilk olarak vurgulanması gereken
husus hukuki engellerin varlığıdır. Düzenleyici çerçeveye ilişkin bölümde de anlatıldığı
üzere, geçiş hakkı kullanımı ve tesis paylaşımı gibi yükümlülükler dikkate alındığında,
yeni bir altyapı ağı kurarak pazara girmek ve/veya mevcut altyapısını genişletmek isteyen
teşebbüsün altyapı oluşturulacak güzergâhta tesis paylaşımına elverişli mevcut bir altyapı
bulunması durumunda öncelikle tesis paylaşımına başvurması gerekmekte ancak tesis
paylaşımının mümkün olmadığının ispatlanması halinde Bakanlıktan geçiş hakkı onayı
alarak altyapısını kurabilmektedir. Bu aşamadan sonra ise, altyapının geçeceği güzergâh
üzerindeki taşınmazların tasarruf sahiplerinden (belediyeler vb. kamu idareleri, özel mülk
sahipleri); ayrıca mera, kültür ve tabiat alanı (SİT) vb. olarak koruma altına alınmış bir
taşınmazın varlığında ilgili/yetkili kurumlardan izin alınması gerekmektedir. Bu açıdan,
yeni bir altyapı kurulması aşamasında tesis paylaşımı yükümlülüğü ve geçiş hakkı
onayının yanı sıra, altyapının geçeceği taşınmazlar üzerindeki tasarruf sahiplerinden
alınması gereken izinler de zorlaştırıcı bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.
48 İlgili pazar analizinde yer verilen notlara göre, fiber optik altyapının ulaştığı hane sayısı Türk Telekom ve
Superonline’a ait rakamlardan oluşmaktadır.
49 (Son erişim: 19.10.2015).
16-20/326-146
58/153
(152) Bu noktada değerlendirilmesi gereken ikinci husus ise ekonomik engellerdir. Elektronik
haberleşme sektörü, ölçek ve kapsam ekonomisinin yoğun olarak yaşandığı sektörlerin
başında gelmektedir. Türk Telekom, bu sektördeki dikey bütünleşik yapısı ve ülke
genelinde yaygın şebekesi nedeniyle ölçek ve kapsam ekonomisinden önemli ölçüde
istifade edebilmektedir. Şöyle ki, Türk Telekom’un kiralık devreler, telefon ve internet
erişimi gibi çeşitli hizmetleri aynı şebeke üzerinden sunuyor olması; personel giderleri,
pazarlama ve altyapının ortak kullanımı suretiyle müşterek maliyetlerin ortaya çıkmasını
ve bu sayede ortalama maliyetlerin düşmesini sağlamaktadır. Alternatif işletmecilerin de
kendi altyapıları bakımından bu avantaja sahip olduğu akla gelmekle birlikte, Türk
Telekom ile alternatif işletmecilerin sahip oldukları altyapıların yaygınlık farkı ve mevcut
hukuki engeller dikkate alındığında, alternatif işletmecilerin kısa vadede Türk Telekom’un
sahip olduğu gücü sınırlandırabilme potansiyeline sahip olmadığı görülmektedir50.
(153) Son olarak, BTK’nın 2015 yılının 2. çeyreğine ilişkin pazar verileri raporunda yer verilen
aşağıdaki grafik de yukarıdaki değerlendirmeleri desteklemektedir.
Şekil 7: Altyapı İşletmecilerinin Sahip Olduğu Fiber Altyapı Uzunluklarının Bir Önceki Döneme Göre Artışı
(154) Şekilden görüldüğü üzere, örneğin 2015 yılının ikinci çeyrek dönemi esas alındığında; bir
önceki döneme kıyasla Türk Telekom’un fiber optik altyapı yatırımındaki artış toplam
4.837 km iken, aynı zaman zarfı içerisinde alternatif işletmecilerin inşa ettikleri toplam
altyapı uzunluğu 2.477 km’dir51. 2015 yılının ilk çeyreğinde ise alternatif işletmeciler
tarafından yapılan altyapı yatırımı sadece 77 km olup bu değer aynı dönemde Türk
Telekom tarafından yapılan yatırımın %1,68’ine tekabül etmektedir. Sonuç olarak bu
durum; alternatif işletmecilerin, ilgili pazardaki büyüme yeteneğinin çok sınırlı olduğunu
göstermektedir.
50 BTK’nın “Toptan ve Kiralık Devreler Pazar Analizi”nde bu konuya ilişkin olarak; “alternatif işletmecilerin
kendi altyapılarıyla erişebildikleri işletmeci/kullanıcı sayı ve kapasitesinin (yaygınlığı az olan PoP noktaları
ile) sınırlı olması nedeniyle ölçek ekonomisinden etkin bir şekilde yararlanamamaktadırlar” ifadesine yer
verilmiştir.
51 BTK’ın 2015 yılının ikinci çeyreğine ilişkin pazar verileri raporuna göre, Türkiye’de 27.08.2015 tarihi
itibarıyla bildirim kapsamında yetkilendirilmiş 167 ve kullanım hakkı kapsamında yetkilendirilmiş 9 adet
altyapı işletmecisi bulunmaktadır.
Kaynak: BTK - Pazar Verileri Raporu (2015 yılı ikinci çeyrek)
16-20/326-146
59/153
(155) Türk Telekom’un tanımlanan pazardaki konumunu tayin etmek için değerlendirilmesi
gereken son kriter “alıcıların pazarlık gücü”dür. Kılavuz’da; incelenen teşebbüsün
müşterileri görece büyük, alternatif temin kaynakları hakkında yeterince bilgili ve makul
bir süre içerisinde başka bir sağlayıcıya geçme ya da kendi arzını oluşturma imkânına
sahip ise bu müşterilerin pazarlık gücüne, bir başka deyişle alıcı gücüne sahip olabileceği
belirtilmiştir. Bu durumda alıcı gücü, incelenen teşebbüsün davranışlarını sınırlayan
rekabetçi bir unsur olarak ortaya çıkacak ve teşebbüsün hâkim durumda olmadığı
sonucuna ulaşılabilecektir.
(156) Belirtildiği üzere, işletmecilerin belirli bir güzergâhta altyapı oluşturabilmelerinin iki yolu
bulunmaktadır. Bunlardan ilki, sıfırdan kazı yapılıp gerekli altyapı unsurları oluşturularak
kablo ve cihaz kurulumlarının yapılması; ikincisi ise tesis paylaşımı kapsamında altyapı
unsurlarının kiralanmasından sonra kablo ve cihaz kurulumunun gerçekleştirilmesidir.
Ancak, yukarıda detaylarına yer verilen düzenlemeler sonrasında, ilgili güzergâhta başka
bir işletmecinin tesis paylaşımına uygun mevcut bir altyapısı bulunması durumunda tesis
paylaşımı öncelikli, hatta teşebbüs Bakanlık nezdinde aksini ispatlayamadığı sürece
zorunlu hale gelmektedir. Bu nedenle, yerleşik işletmeci konumundaki Türk Telekom'a
tesis paylaşımı talebinde bulunan işletmecilerin alıcı gücünün oldukça düşük olduğu
kanaatine varılmıştır.
(157) Bu aşamada fiziksel altyapı oluşturmanın işletmeciler açısından önemine değinilmesinde
fayda olduğu görülmektedir. Bahsedildiği üzere, pazara yeni giriş yapacak olan veya
yeterli yaygınlıkta altyapıya sahip olmayan işletmecilerin elektronik haberleşme
hizmetlerini sunabilmeleri için yaygın bir sabit altyapı şebekesini kurmaları ya da yerleşik
işletmeciden toptan düzeyde hizmet satın almaları gerekmektedir. Bu bağlamda, pazara
yeni giriş yapacak olan veya yeterli yaygınlıkta altyapıya sahip olmayan işletmeciler, Türk
Telekom’un sahip olduğu fiziksel altyapının alıcısı konumundadır.
(158) BTK tarafından hazırlanan “Toptan ve Kiralık Devreler Pazar Analizi”nde, “3 adet alternatif
işletmeci Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Ankara,
Eskişehir, Afyon, Kütahya, Uşak, Manisa, İzmir, Balıkesir, Çanakkale, Bursa, Bilecik,
Yalova illerini kapsayacak şekilde iller arası bağlantılarını tamamlamıştır. Bu işletmeciler,
söz konusu illeri kapsayan güzergâhlarda sadece varlık noktalarının olduğu
lokasyonlarda kiralık devre taşıma hizmetini yerleşik işletmeciden ve birbirlerinden
bağımsız olarak sunabilmektedirler. Alternatif işletmeciler POP noktalarının oldukça az
olması ve sadece bu noktalar arasında hizmet sunabilmeleri sebebiyle söz konusu
pazarın geneline altyapı kısıtları nedeniyle erişememektedirler. Bunun sonucu olarak da
20 il de dahil ülke genelinde alternatif altyapı işletmecileri aleyhine bir asimetrik yapı
ortaya çıkmakta …” şeklinde bir tespit yapılmış ve bu gerekçelerle alternatif işletmecilerin
yerleşik işletmeciye yüksek düzeyde bağımlı olduğu vurgulanmıştır.
(159) Öte yandan, söz konusu alternatif işletmecilerin taşıma şebekesinde varlığı, bu
işletmecilerin kendi arzını oluşturma imkânı elde etmiş olduğunu ve altyapı rekabetinin
başladığını göstermesi açısından önemlidir. Ancak, bu noktada fiziksel altyapının taşıma
ve erişim katmanlarının sektördeki kalıcı rekabetin tesisi açısından taşıdığı önemin
vurgulanmasına fayda vardır. Kararın “Sektöre İlişkin Bilgi” başlıklı bölümünde detaylı
olarak anlatıldığı üzere, işletmecilerce son kullanıcılara elektronik haberleşme hizmetinin
sunulması ancak işletmeci santrallerinden son kullanıcılara fiziksel bağlantı yapılması ile
mümkün olmaktadır. Sabit şebekelerde ise söz konusu fiziksel bağlantı, erişim
şebekesindeki yerel ağ üzerinden gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle, altyapı işletmecisi
teşebbüslerin sahip oldukları erişim katmanı uzunlukları ayrıca dikkate alınmalıdır.
Aşağıdaki tabloda altyapı işletmecilerinin sahip olduğu fiber optik altyapının erişim
şebekesine karşılık gelen uzunluğu belirtilmektedir:
16-20/326-146
60/153
Tablo 9: Altyapı İşletmecilerinin Sahip Olduğu Erişim Şebekesi Uzunlukları52 (km)
Altyapı İşletmecileri 2011 2012 2013 2014 2015/2
Türk Telekom (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Superonline (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Memorex (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
VodafoneNet (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Diğer (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
TOPLAM (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüslerden gelen veriler
(160) Yukarıdaki tabloya göre, Türk Telekom’un fiber optik erişim altyapısının toplam içindeki
payı %(…..) iken, Türk Telekom’dan sonra en fazla erişim şebekesi uzunluğuna sahip
olan Superonline’ın toplam içindeki payı %(…..). Böylelikle, kısa vadede kendi
altyapılarını oluşturmalarının önündeki yukarıda bahsedilen hukuki ve ekonomik
engellerin bulunması hususu da dikkate alındığında, alternatif işletmecilerin, elektronik
haberleşme hizmetlerinin sunumunda Türk Telekom’un altyapısına bağımlılıklarının
devam ettiği görülmektedir.
(161) Bu bağlamda, fiziksel altyapı pazarında, mevcut altyapının çok büyük bir bölümünün
kontrolüne sahip olan Türk Telekom’un karşısında son kullanıcıya ülke genelinde
ulaşabilecek başka işletmecinin olmaması nedeniyle Türk Telekom’dan hizmet alan
alternatif işletmecilerin, Türk Telekom karşısında pazarlık güçlerinin sınırlı kaldığı, bu
nedenle alıcı gücünün ilgili pazar bakımından oldukça düşük olduğu sonucuna
ulaşılmıştır.
(162) Sonuç olarak, Türk Telekom’un ve diğer işletmecilerin ilgili pazardaki konumuna, pazara
giriş ve pazarda büyüme engellerine, alternatif işletmecilerin Türk Telekom karşısındaki
pazarlık gücüne ilişkin yapılan değerlendirmeler neticesinde, Türk Telekom’un gerek ilgili
pazar olarak tanımlanan “boru, kanal, göz, menhol, direk ve kule gibi fiziksel altyapı
unsurları ve aydınlatılmamış fiber” pazarında gerekse dosya kapsamında alt pazar niteliği
taşıyan “fiziksel altyapı” pazarında hâkim durumda olduğu kanaatine varılmıştır.
I.6.3. Türk Telekom’un Dosya Konusu Davranışlarına İlişkin Değerlendirmeler
(163) VodafoneNet, Superonline ve TurkNet’in soruşturmaya konu her bir iddiası; ilgili mevzuat
ve sözleşme hükümleri, yerinde incelemelerde alınan belgeler, taraflardan talep edilen
bilgi ve belgeler ile Türk Telekom’un savunmaları çerçevesinde incelenerek, söz konusu
iddiaların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı ve Türk Telekom’un davranışlarının makul
gerekçelere dayanıp dayanmadığı değerlendirilecektir.
52 Bu amaçla Türk Telekom, VodafoneNet, Superonline, Kule Hizmetleri, İşnet, Memorex ve T-systems’dan
veri talep edilmiş olup İşnet ve T-systems tarafından işletmelerince sahip olunan herhangi bir altyapının
bulunmadığı belirtilmiş, İşnet tarafından gönderilen altyapı uzunluğu verisi ise ayrıştırılamamıştır. Tablodaki
“diğer” kalemi, BTK pazar verilerinden alternatif işletmecilerin toplam erişim şebekesi uzunluğu değeri
kullanılarak hesaplanmıştır.
16-20/326-146
61/153
I.6.3.1. VodafoneNet’in İddialarına İlişkin Değerlendirmeler
I.6.3.1.1. 01.08.2014 Öncesinde Yapılan Tesis Paylaşımı Başvurularına İlişkin
İddiaların Değerlendirilmesi
a) Türk Telekom’un Uzun ve Parçalı Güzergâhlar ile Uzun Yer Etüdü Süreleri
Öngördüğü İddiası
(164) Yapılan başvuruda VodafoneNet tarafından, Türk Telekom’a 16 il53 için tesis paylaşımı
başvurusunda bulunulduğu54, buna karşılık Türk Telekom’un ilgili mevzuatta55 belirlenen
süre (15 gün) içerisinde altyapısının bulunduğu ve bulunmadığı güzergâhlar ile yer etüdü
sürelerini ve ücretlerini VodafoneNet’e bildirdiği belirtilmiştir56. Bununla birlikte, yer etüdü
süreleri ilgili mevzuatta azami 30 gün olarak belirlenmişken Türk Telekom’un çok uzun
yer etüdü süreleri öngördüğü, ayrıca makul olmayacak düzeyde ve VodafoneNet’in
hesaplamalarından daha uzun güzergâhlar sunduğu, bunun yanı sıra bildirilen
güzergâhların bir kısmında Türk Telekom’a ait altyapı bulunmadığı ve Türk Telekom’un
önerdiği güzergâhların parçalı nitelikte olduğu ifade edilmiş, bu durumun Türk Telekom
altyapısının kullanılmasını, operasyonu, bakım ve işletmeyi zorlaştırdığı ve hatta fiilen
engellediği iddia edilmiştir57.
(165) Başvuruda yer alan ve aşağıda sunulan tabloda, 9 il için VodafoneNet’in kazı yapılmasını
öngördüğü güzergâh uzunlukları ile Türk Telekom’un tesis paylaşımı başvurularına
cevaben sunduğu; altyapısının bulunduğu ve bulunmadığı güzergâh uzunlukları, parça
sayısı ve yer etüdü sürelerine yer verilmiştir.
Tablo 10: Türk Telekom’un Önerdiği Güzergâh Uzunlukları, Parça Sayıları ve Etüt Süreleri
İl
VodafoneNet’in
Kazı
Yapılmasını
Öngördüğü
Güzergâh (m)
Türk
Telekom
Altyapısı
Bulunan
Güzergâh
(m)
Türk Telekom
Altyapısı
Bulunmayan
Güzergâh (m)
Türk Telekom
Tarafından
Önerilen Toplam
Güzergâh (m)
VodafoneNet’in
Talebine Kıyasla
Güzergâh Artış
Oranı (%)
Parça
Sayısı
(adet)
Etüt
Süresi
(Gün)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) 54,63 32 288
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) 14,79 20 149
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) 35,42 13 35
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) 29,48 18 107
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) 9,52 67 311
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) 17,00 30 50
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) 6,80 7 30
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) 63,35 16 30
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) 52,46 20 41
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) 24,51
Kaynak: VodafoneNet’in şikâyet başvurusu
53 Bu noktalar; (…..)’dır.
54 Söz konusu başvurular 15 il için 11.04-16.04.2014 tarihleri arasında yapılmıştır. (…..) ili için ise
20.05.2014 tarihinde başvuru yapılmıştır. Bahse konu tesis paylaşımları için Türk Telekom ile VodafoneNet
arasında 17.03.2014 tarihinde “Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşım Sözleşmesi” imzalanmıştır.
55 Tesis Paylaşımı Tebliği ile BTK’nın 12.04.2013 tarihli ve 2013/DK-ETD/187 sayılı kararı.
56 Türk Telekom söz konusu başvurulara 24.04-30.04.2014 tarihleri arasında geri dönüş yapmıştır.
57 VodafoneNet tarafından gönderilen yazıda, şikâyet başvurusunda yer verilen iddialar ile geçiş hakkı
kullanımı ve tesis paylaşımına ilişkin olarak BTK’ya ve Ulaştırma Bakanlığı’na başvuruda bulunulduğu ve
yazılı görüş iletildiği belirtilmiştir.
16-20/326-146
62/153
(166) Tablonun incelenmesinden, belirtilen 9 il bakımından Türk Telekom’un tesis paylaşımı
için VodafoneNet’e önerdiği güzergâh uzunluklarının, VodafoneNet tarafından
hesaplanan güzergâh uzunluklarından %6,80 ila %63,35 oranında daha fazla olduğu
görülmektedir. Ayrıca, söz konusu güzergâhların, genellikle parçalı olarak sunulduğu,
parça sayılarının 7 ile 67 arasında değiştiği ve yer etüdü için Türk Telekom tarafından 30
ile 311 gün arasında değişen sürelerin öngörüldüğü dikkat çekmektedir.
(167) Tablodan görüleceği üzere, (…..) ilinde VodafoneNet’in kazı yapılmasını öngördüğü
güzergâh uzunluğu (…..) km iken, Türk Telekom tarafından VodafoneNet’e (…..) km
uzunluğunda güzergâh önerilmiş (%54,63 oranında bir artış), bu güzergâhın ise (…..)
km’sinin tesis paylaşımına uygun olduğu bildirilmiş; ayrıca söz konusu güzergâhta yer
etüdünün tamamlanması için 288 günlük süre öngörülmüştür. (…..) ilinde VodafoneNet’in
kazı yapılmasını öngördüğü güzergâh uzunluğu (…..) km iken, Türk Telekom tarafından
kazı uzunluğunun (…..) km’ye çıkacağı, bu güzergâhın (…..) km’sinin tesis paylaşımına
uygun olduğu, yer etüdünün ise 311 günde tamamlanacağı belirtilmiştir. (…..) ilinde ise,
VodafoneNet’in öngördüğü güzergâh uzunluğu (…..) km iken, Türk Telekom tarafından
(…..)km uzunluğunda güzergâh önerilmiş, bu güzergâhın 13 parçalı (…..) km’sinin tesis
paylaşımına uygun olduğu; (…..) km’sinde ise Türk Telekom altyapısının bulunmadığı
bildirilmiştir.
(168) Şikâyet dilekçesinde, Türk Telekom’un talep edilenden uzun ve parçalı güzergâh
sunmasının yarattığı zorluklarının açıklanması amacıyla (…..) ili örnek olarak
incelenmiştir. Buna göre, söz konusu ilde Türk Telekom’un altyapıya sahip olduğu 13
parçalı (…..) km’lik güzergâhta VodafoneNet ile tesis paylaşımı yapabileceği, bu
güzergâhın işletilmesi ile bakım ve arıza gideriminin Türk Telekom tarafından
yürütüleceği; Türk Telekom’un altyapısının olmadığı (…..) km’lik kısmın ise VodafoneNet
tarafından kazılması gerektiği ve bu güzergâhın işletilmesi ile bakım ve arıza gideriminin
ise VodafoneNet tarafından gerçekleştirileceği belirtilmiş, ayrıca parçalı bir güzergâhta bu
işlemlerin yürütülmesinin teknik açıdan zorluğuna dikkat çekilerek, bu durumun hizmet
kalitesi ve müşteri memnuniyetini düşüreceği ifade edilmiştir.
(169) Aşağıda öncelikle, Türk Telekom tarafından, talep edilenden uzun ve parçalı güzergâh
bildirildiği ve bildirilen güzergâhların bir kısmında altyapının bulunmadığı iddiasına ilişkin
tespitlere, ardından da uzun yer etüdü süresi bildirildiği iddiasına ilişkin tespit ve
değerlendirmelere yer verilecektir.
Talep Edilenden Uzun ve Parçalı Güzergâh Bildirildiği, Bildirilen Güzergâhın Bir Kısmında
Altyapının Bulunmadığı İddiasına İlişkin Değerlendirmeler
(170) Bahse konu iddiaya ilişkin olarak öncelikle, tesis paylaşımı başvurularına ilişkin usul ve
esasların ilgili mevzuatta ne şekilde düzenlendiğinin incelenmesinde fayda görülmektedir.
Tesis Paylaşımı Tebliği ve VodafoneNet ile Türk Telekom arasında 17.03.2014 tarihinde
imzalanan Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşım Sözleşmesi’ne esas teşkil eden
12.04.2013 tarihli ve 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararının ekinde; tesis paylaşımı
talebinde bulunan işletmecinin, yine kararın ekinde yer alan başvuru formu çerçevesinde
talebin tesis edileceği uç noktaların adı ve adresi veya koordinat bilgisini göndermesi
gerektiği düzenlenmiştir. Diğer taraftan, söz konusu uç noktalar arasında belli bir
güzergâhın harita üzerinden çizilerek bildirilmesi, talep edilen güzergâh sayının veya
uzunluğunun belirtilmesi zorunlu tutulmamıştır. VodafoneNet ise sözleşmenin ekinde yer
alan talep formunda uç noktaların koordinatlarını belirterek Türk Telekom’a tesis
paylaşımı başvurusunda bulunmuştur. Talep formlarında koordinat bilgisi dışında, talep
edilen uç noktalar arasındaki uzunluğa veya uç noktaları birleştiren belirli bir güzergâha
yer verilmemiştir58. Türk Telekom ise söz konusu uç noktaları birleştiren belli bir güzergâh
58 VodafoneNet’e, talep edilen güzergahların nasıl hesaplandığı bilgisi sorulmuş, teşebbüs tarafından
16-20/326-146
63/153
üzerinden tesis paylaşımı önerisinde bulunmuş, bahse konu güzergâhın uzunluğu ile
VodafoneNet’in kendi hesaplamaları arasında farklılık olması ve güzergâhın tamamında
değil de bir kısmında Türk Telekom’un tesis paylaşımına uygun altyapısının bulunması
nedeniyle şikayet konusu durum ortaya çıkmıştır.
(171) Bunun yanı sıra, Geçiş Hakkı Yönetmeliği’nin 6. maddesinin ikinci fıkrasında, geçiş
hakkının kullanılabilmesi için, tesis paylaşımının mümkün olmadığının işletmeci
tarafından belgelenmesi gerektiği hükme bağlanmış, ancak 21.08.2014 tarihine kadar
tesis paylaşımının hangi durumlarda mümkün olmadığı düzenlenmemiştir. Anılan tarihte
ise, Geçiş Hakkı Yönetmeliği’nin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslarda yapılan
değişiklikle, talebin karşılanamayacağına ilişkin yazılı cevap alınması, tesis paylaşımı
mevzuatında belirlenen süre içinde yer etüdü süresi ve ücretine dair yazılı cevap
alınamaması ve yer etüdü ücretinin ödendikten sonra tesis paylaşımı mevzuatında
belirlenen süre içerisinde yer etüdü sonucunun bildirilmemesi durumlarında tesis
paylaşımının mümkün olmadığının belgelenmiş olacağı düzenlenmiştir. Tesis Paylaşımı
Tebliği’nin 9. maddesinde ve 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararının ekinde ise, tesis
paylaşımı yükümlülüğünün; teknik imkânsızlığın ya da kapasite yetersizliğinin bulunduğu
ve kapasite artırım imkânının olmadığı hususlarından birinin tesis paylaşımı yükümlüsü
tarafından objektif kriterlerle kanıtlanması halinde kısmen ya da tamamen
kaldırılabileceği ifade edilmiştir. Diğer taraftan tesis paylaşımı yükümlüsü tarafından,
talep edilenden daha uzun ve/veya parçalı nitelikte güzergâh bildirilmesi durumunda,
tesis paylaşımı zorunluluğunun söz konusu olup olmadığına ilişkin bir düzenleme
bulunmamaktadır. Bu çerçevede, hesaplanandan uzun ve parçalı güzergâh bildirildiği
hallerde ve söz konusu uzunluğun ve parça sayısının Ulaştırma Bakanlığı tarafından
belirlenebilecek belli bir düzeyin üzerinde olduğunda da tesis paylaşımına öncelik
verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
(172) Yukarıda yer verilen bilgilerden, tesis paylaşımı yükümlüsü tarafından talep edilenden
uzun ve/veya parçalı güzergâh bildirilmesi durumunda izlenecek usule ilişkin Ulaştırma
Bakanlığı ve BTK mevzuatında açık bir düzenleme bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu
noktada, VodafoneNet’in bahse konu iddialarına ilişkin olarak Türk Telekom tarafından
sunulan gerekçelerin ele alınmasında fayda görülmektedir.
gönderilen cevapta ise, başvurularda güzergahların mesafelerinin değil, koordinatlarının bildirildiği
belirtilmiştir. Bunun yanı sıra, Türk Telekom’un söz konusu taleplere cevaben tesisin iki koordinatı
arasındaki kuş uçuşu mesafeyi tahmini olarak metre cinsinden belirttiği, sürecin devamında yer etüdü
gerçekleştirilirken mesafelerin fiili yollar üzerinden metre cinsinden hesaplandığı ve Türk Telekom’a
bildirildiği ifade edilmiştir.
16-20/326-146
64/153
(173) Türk Telekom tarafından yapılan savunmada parçalı güzergâh bildirilmesine ilişkin
olarak, VodafoneNet’in tesis paylaşımı başvurusunda bulunduğu dönemde geçerli olan
mevzuatta tesis paylaşımı başvurularına ilişkin adet ve mesafe sınırlaması getirilmediği,
işletmecilerin bir başvuruda birden fazla uç noktasına sahip59 veya çok uzun mesafeli
tesis paylaşımı talebinde bulunabildikleri, uzun mesafeli güzergâhlarda Türk Telekom’un
altyapısının bulunmadığı kısımların olabildiği, özellikle kırsal alanlarda taleplerin bir bütün
olarak karşılanamadığı, bu durumda talebin direkt reddedilmesinin60 yalan beyan
anlamına geleceği ve mevzuatı ihlal edeceği, bu nedenle altyapının bulunduğu ve
bulunmadığı güzergâhların belirtildiği, bu uygulamanın Ulaştırma Bakanlığı ve BTK
tarafından da uygun bulunduğu, ayrıca altyapı olmayan güzergâhın belirtilmesi ile
işletmecinin Türk Telekom altyapısıyla ilgili detaylı bilgiye sahip olabildiği ifade edilmiştir.
Dolayısıyla Türk Telekom tarafından; uzun mesafeli ve çok uç noktalı başvurularda tesis
paylaşımına uygun olan ve olmayan güzergâhların bulunabildiği, belli bölgelerde Telekom
altyapısının bulunmadığı, söz konusu başvuruların direkt reddedilmesinin mevzuata
aykırı olacağı, bu gerekçelerle parçalı güzergâh bildirildiği belirtilmiştir.
(174) Makul olmayacak düzeyde ve VodafoneNet’in hesapladığından daha uzun güzergâh
bildirildiği iddiasına ilişkin olarak ise savunmada Türk Telekom tarafından; tesis
paylaşımına elverişli güzergâhlar tespit edilirken iki uç nokta arasındaki en kısa mesafe,
fiziki şartlar, elverişlilik, doluluk, kullanım ömrü, göçük, hasar, millenme gibi kriterlerin
dikkate alındığı, bu nedenle işletmeciler tarafından saha çalışması yapılmaksızın
harita/kroki üzerinden kuş bakışı ile öngörülen ve uç noktaları belirtilerek bildirilen
mesafenin Türk Telekom tarafından hesaplanan mesafeden farklılaşmasının olağan
olduğu, bahse konu kriterler dikkate alınarak paylaşım talep edilen uç noktalar arasında
tesis paylaşımına müsait birden fazla güzergâh tespit edildiği ve işletmeciye önerildiği,
alternatif güzergâh önerme uygulamasının Bakanlık tarafından da takdirle karşılandığı
belirtilmiştir61. Söz konusu ifadelerden, harita üzerinden iki uç nokta arasında kuş uçuşu
olarak belirlenen mesafelerle gerçek altyapı uzunluklarının değişkenlik göstermesinin
saha çalışması sırasında karşılaşılan çeşitli fiziki koşullardan kaynaklandığı, ayrıca Türk
Telekom’un talep edilen uç noktalar arasında işletmecilere alternatif güzergâh önermesi
nedeniyle de mesafelerin daha uzun olabildiği anlaşılmaktadır.
59 Bu noktada savunmada, tesis paylaşımı sürecinin sıhhatı için tesis paylaşımı başvurularında belli bir
periyod içerinde yapılabilecek talep sayısına veya talep edilen güzergahın uzunluğuna sınırlama getirilmesi
gerektiği vurgulanmış ve ABD’deki uygulama örnek gösterilmiştir. “Guidelines for Access to AT&T Inc. and
Operating Companies Structure” isimli kaynağa atıf yapılarak ABD’de i) 45 gün içerisinde 10’dan fazla
altyapı talebi yapılması durumunda, taleplerin değerlendirilmesindeki süreye ilişkin olarak işletmeciler
arasında anlaşma yapıldığı ii) Bir başvuruda en fazla 300 direk için talep yapılabildiği, iii) Bir başvuruda en
fazla 20 menhol için talep yapılabildiği, belirtilmiştir.
60 Savunmada, VodafoneNet ile tesis paylaşımına yönelik yapılan toplantılarda VodafoneNet tarafından
tesis paylaşımı talep edilen güzergahın büyük bir kısmında Türk Telekom’un paylaşıma müsait altyapısı
bulunması durumunda dahi red cevabı verilmesinin istendiği, böylelikle VodafoneNet’in Geçiş Hakkı
Kullanım onayı için Bakanlığa başvuru yapabileceği, ancak tesis paylaşımına müsait bir altyapı bulunması
durumunda Türk Telekom tarafından talebin reddedilmesi halinde BTK’nın yapacağı denetimlerde Türk
Telekom’un ceza riski ile karşı karşıya kalacağı ifade edilmiştir.
61 Savunmada, Türk Telekom tarafından hesaplanan mesafenin VodafoneNet’in öngörüsünden %(…..)
fazla olması halinde tesis paylaşımı talebinde bulunulduğu ancak VodafoNet’in bu talebinin kabulünün
kanunlara ve yönetmeliklere aykırılık oluşturacağı, VodafoneNet’in Yönetmeliği by-pass etmek amacıyla
böyle bir talepte bulunduğu belirtilmiştir.
16-20/326-146
65/153
(175) Türk Telekom tarafından yapılan yazılı savunmada ayrıca, Türk Telekom altyapısının
eksik olduğu ve bu nedenle parçalı teklif sunduğu güzergâhlarda VodafoneNet’in geçiş
hakkı kullanım onayı için Bakanlığa başvurma hakkının saklı olduğu, bu durumda tesis
paylaşımının mümkün olup olmadığı hususunun BTK ile Bakanlık tarafından
değerlendirilebileceği belirtilmiştir. Diğer taraftan daha önce de belirtildiği üzere, parçalı
güzergâh bildirilmesi durumunda geçiş hakkının kullanılmasına ilişkin olarak mevzuatta
herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda geçiş hakkının kullanılması ise geçiş
hakkı ve tesis paylaşımı düzenlemelerinin amacına aykırı olacaktır. Nitekim,
VodafoneNet tarafından Kurumumuza gönderilen yazıda da parçalı güzergâh
bildirilmesinin Geçiş Hakkı Yönetmeliği’nin 6/2. maddesi kapsamında tesis paylaşımının
mümkün olmaması şartını karşılamadığı, bu durumda geçiş hakkı mevzuatı çerçevesinde
altyapı kurulmasının mümkün olmadığı ifade edilmiş, BTK ve Bakanlık tarafından bu
konuda alınmış bir karar veya kullanılmış bir takdir yetkisinin bulunmadığı belirtilmiştir.
(176) VodafoneNet tarafından şikâyet başvurusunda ve Kurumumuza gönderilen yazıda,
parçalı ve talep edilenden uzun güzergâh bildirilmesinin Türk Telekom altyapısının
kullanılmasını, altyapının işletilmesini ve bakımını zorlaştırdığı ifade edilmektedir. Parçalı
güzergâh bildirilmesi durumunda VodafoneNet’in, Türk Telekom’un paylaşıma elverişli
altyapısının bulunduğu güzergâhlarda söz konusu altyapıyı paylaşması, elverişli olmayan
güzergâhlarda ise kendi altyapısını kurması gerekmektedir. Bu durumun, VodafoneNet’in
güzergâhın tamamında kendi altyapısını kurması durumuna kıyasla hem süre hem de
maliyet açısından dezavantajlı olacağı açıktır. İlaveten, altyapının kullanılması sürecinde
de, paylaşılan altyapının bakım ve işletmesinin Türk Telekom tarafından yapılması,
VodefoneNet’in ise kendi kazdığı parçaların bakım ve işletmesini yapması birtakım
zorlukları beraberinde getirecektir. Nitekim Türk Telekom tarafından savunmada da,
parçalı güzergâh bildirilmesi durumda şebeke güvenliğinin sağlanması ve işletme-bakım
çalışmaları açısından benzer zorlukların Türk Telekom için de geçerli olduğu ifade
edilmiş, bu durumun yerinde incelemede alınan belgelerde yer verilen ifadelerle de teyit
edildiği belirtilmiştir. Benzer şekilde öngörülenden uzun mesafe bildirilmesi de daha uzun
mesafede yer etüdü yapılması ve tesis paylaşılması anlamına geleceğinden, hem süreci
uzatacak hem de maliyetleri artıracaktır.
(177) Bahse konu maliyet ve zorluklar kabul edilmekle birlikte, Türk Telekom tarafından talep
edilenden uzun ve parçalı güzergâh bildirilmesinin, hem mevzuatta yer alan başvuru
usulünün bir sonucu olduğu, hem de uygulamada işin doğası gereği ortaya çıktığı
görülmektedir. Başvurularda sadece uç noktaların koordinatlarının bildirilmesi ve belli bir
güzergâh ve uzunluk bildirilmemesinin bir sonucu olarak Türk Telekom belli bir
güzergâhın elverişlilik durumunu değerlendirememekte, uç noktalar arasında altyapının
bulunduğu ve bulunmadığı alternatif güzergâhları inceleyerek teşebbüse teklifte
bulunmaktadır. Bu durumda fiziki koşullar da dikkate alınarak önerilen mesafenin kuş
uçuşu hesaplanan mesafeden farklı olması olağandır. Diğer taraftan söz konusu ihtilafın,
29.07.2015 tarihli ve 2015/DK-ETD/359 sayılı BTK kararı ile başvuru usul ve esaslarında
yapılan değişiklikle çözüleceği kanaatine varılmıştır. Bahse konu kararla, işletmecilerin il
başına aynı ay içerisinde en fazla 100 km’lik bir güzergâhta tesis paylaşımı talebi
yapabilecekleri ve taleplerini *.kmz formatında çizim yaparak iletecekleri düzenlenmiştir.
Ayrıca, spesifik bir güzergâhta tesis paylaşımı talebi yapılmadığı takdirde, altyapı sahibi
işletmeci tarafından alternatif güzergâhlar ve talep edilen azami güzergâh mesafeleri de
dikkate alınarak değerlendirme yapılacaktır.
16-20/326-146
66/153
(178) Diğer taraftan, parçalı güzergâh bildirilmesi, belli bir güzergâhın tamamında Türk
Telekom altyapısının bulunmaması ihtimali nedeniyle, başvuru usulünden de bağımsız
olarak her zaman ortaya çıkabilecek bir durumdur. Talep edilen veya önerilen her bir
alternatif güzergâhta, Türk Telekom altyapısının olmadığı veya mevcut altyapının fiziki
koşullar, teknik imkansızlık veya kapasite yetersizliği nedeniyle paylaşıma elverişli
bulunmadığı yerler bulunacağından parçalı güzergâh bildirilmesi durumu tesis paylaşımı
hizmetlerinde kaçınılmaz olarak ortaya çıkacaktır. Öte yandan paylaşıma elverişli olan ve
olmayan güzergâhların varlığında, Türk Telekom’un işletmecilere olumsuz cevap vermesi
hem doğru bir bilgilendirme olmayacak hem de mevzuatın amacına aykırı olacaktır.
(179) Türk Telekom’da yapılan yerinde incelemelerde elde edilen belgelerin bir kısmında,
parçalı ve uzun güzergâh sunulmasına ilişkin ifadeler yer almakta olup söz konusu
ifadeler aşağıda değerlendirilmektedir.
(180) 03.06.2014 tarihinde VodafoneNet yöneticisi (…..) tarafından Türk Telekom (…..)
Başkanı (…..)’ya gönderilmiş olan “Vodafone TEİAŞ projesi başvuru durumu” konulu e-
postada aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“(…..),
Sabah görüştüğümüz gibi 15 ile ait Tesis Paylaşım Başvurularına ait TT il
müdürlükleri cevapları incelendiğinde; Tesis Paylaşımı istenilen güzergâhların
teknik tesis paylaşımı yetersizliklerinden dolayı uzadığı ve ihtiyacımız olan ara
lokasyon noktaları kapsamında güzergâhın parça parça ve kısmen tesis
paylaşımına uygun olabileceği görülmüştür. Tesis Paylaşımına uygun olmayan
parçalı güzergâhlar için parçalı kazı yapmamız gerekecektir.
(…..) ve (…..) illeri müracaatlarını bu duruma örnek olarak verebiliriz.
(…..) da (…..) km Kazı yaparak TEİAŞ merkezine ulaşabiliriz. Ancak anılan
güzergâh için TT Tesis Paylaşım incelemesinde güzergâhın (…..) km e uzadığı
bunun (…..) km si (…..) günlük etüd sonrası paylaşıma uygun olabilme durumunun
değerlendirilebileceği, (…..) km lik kısmında ise Tesislerinin bulunmadığı
belirtilmiştir. Operasyonel devreye alma ve Bakım konusunda en büyük engel
ise etud edilecek (…..) km’lik kısmın (…..) parçadan ibaret olmasıdır. Etüd
sonucu (…..) km nin uygun olabilecek güzergâh kısmıyla bizim kazanacağımız (…..)
km lik imalat (…..) ayrı parçada birbiri ile irtibatlanmak zorunda olacaktır. Bu durum
operasyonel olarak mümkün olmayacaktır.
(…..) da (…..) km lik güzergâhımız (…..) km’e uzayacağı bu güzergâhın (…..) km
sinde paylaşıma uygun tesis olmadığı, hattın (…..) parçadan olabileceği
görülmüştür. Bu parçalı ve uzamış güzergâha ait etüd süresi 288 gün olarak
belirtilmiştir.
Tesis Paylaşım başvurularımızın diğer illerdeki inceleme sonuçlarıda benzer
şekildedir. Tesis Paylaşımının operasyonel devreye alma ve bakım imkansızlığı,
(parçalı ve güzergâhı uzatıcı) geçiş hakkı talep edilen güzergâh üzerinde uçtan uca
bir tesis paylaşımı yapılmasını imkansız kılmaktadır. UBAK yönetmeliğinin 4’üncü
maddesinde detayları tanımlanan “Elektronik haberleşme şebeke ve/veya
altyapısını kavramlarının her türlü bütünleyici parçalarını oluşturma” 15 il de TT tesis
paylaşımı ile mümkün görünmemektedir.
…”
16-20/326-146
67/153
(181) Yukarıdaki e-postada, güzergâhların teknik yetersizliklerden dolayı uzadığı ve
güzergâhın parçalı olarak tesis paylaşımına uygun olduğu, bu nedenle parçalı teklif
vermek zorunda kalındığı belirtilerek bu duruma, (…..) ve (…..) illeri örnek olarak
verilmiştir. E-postada ayrıca, parçalı teklif sunulmasının tesis paylaşımını operasyonel
devreye alma ile bakım ve işletme hizmetlerinin sunumu açısından zorlaştırdığı
belirtilmiştir.
(182) 03.06.2014 tarihinde Türk Telekom (…..) Başkanı (…..) tarafından Türk Telekom
yetkililerine iletilmiş olan “Vodafone TEİAŞ projesi başvuru durumu” konulu e-postaya
Türk Telekom (…..) Direktörü (…..) tarafından gönderilen cevapta aşağıdaki ifadeler yer
almaktadır:
“Merhaba (…..) Bey,
Bahsedilen mevzu dün Tesis Paylaşımında Vodafone talepleri gündemli toplantıda
uzun uzun konuştuğumuz konulardan birisiydi. Aşağıdaki örneklerde de belirtildiği
gibi yaptıkları başvuruya direkt var veya yok diye geri dönmeyip paylaşıma uygun
bölümleri ve paylaşıma uygun olmayan bölümleri belirten bir yazı ile dönüyoruz. Bu
durumda güzergâh boyunca tüm noktalar için bir kazı başvurusu yapamıyorlar.
Bizden talepleri yapmış olduğumuz başvurunun mesafesi (…..) artana kadar
biz direkt kabul ederiz bunun üzerindeki mesafeler için ve parçalı olan yerler
için red dönüşü verin şeklinde.
Dünkü toplantıda ortaya konulduğu üzere bu şekilde direkt var veya yok diye geri
dönüş yapmak geçiş yönetmeliğini bypass edebilecek bir imkânı kendilerine
sağlamak anlamına gelecek, Erişim ekiplerinin belirttiği üzere mesafeler
genellikle uzun oluyor ve bu durumda ilgili mesafenin sadece küçük bir
kısmında alt yapı yok diye red vermek tesis paylaşımına uygun büyük
mesafelerde de tekrar kazı imkanı vermek anlamına geliyor. Bu durum kazı
yapmadan ruhsatı alabilmek gibi bir fırsatı da beraberinde getirme riskine
sahip.
Etüd süreleri için de dün konuşuldu. Bu süreler olabilecek her duruma karşı belirtilen
süreler olup, ilgili etüd sürelerinin paylaşım taleplerinin az olduğu bu dönemlere
daha kısa sürede tamamlanabileceği ön görülmektedir. Bu konuda resmi sözleşme
sürelerinin düşürülmesi ekstra iş gücü ve maliyet oluşturacağı Erişim tarafından
ifade edilmektedir.
Parçalı tesis paylaşımı teklif etmeksizin direk red vermek konusunda üst
düzey bir strateji belirlenmesi gerekebilir.”
(183) Yukarıda yer verilen belgede, parçalı güzergâh bildirilmesi yerine VodafoneNet’e direkt
olumsuz cevap verilmesinin mevzuata aykırı olacağı belirtilmekte, talep edilen
güzergâhın bir kısmında altyapının bulunmaması nedeniyle ret cevabı verilmesi ve bunun
akabinde VodafoneNet’in kazı izni alabilmesinin Türk Telekom tarafından risk olarak
görüldüğü anlaşılmaktadır.
16-20/326-146
68/153
(184) “Vodafone Telekomünikasyon A.Ş. Q2 2014 Statü Raporu” başlıklı sunum metninde
Tesis Paylaşımı ile ilgili olarak aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Vodafone Net Tesis Paylaşım Süreci
Tesis Paylaşımı ile ilgili yapılan son Toplantı bilgisi aşağıdadır;
22 Mayıs Tarihinde Geçiş Hakkın ve Tesis Paylaşımı gündemi ile son toplantımızı
yaptık. Bu toplantıda VodafoneNet’in Tesisi Paylaşımında beklentilerini tam olarak
anlamaya çalıştık ve fiyat ile süreç konusundaki taleplerini bizler ile paylaşmalarını
istedik. Yapılan toplantıdan sonra tesisi paylaşımı konusunda kritik beklentilerini
bizler ile 28 Mayıs tarihinde mail ile bildirdiler. Dün Pazarlama, Regülasyon ve
Erişim ekipleri ile talepler tek tek değerlendirilerek neler yapılabileceği konuşuldu,
kendileriyle konu ile ilgili 4 Haziranda bir toplantı daha yapmayı planlamaktayız.
…
2-Tesisi paylaşım talep edilen güzergâh uzunluğunun (…..)’a kadar fazlasına
kabul verilmesi, (…..)’dan fazlasına ve parçalı tesisi paylaşımına direkt red
verilmesi talep edilmekte.
VFNET bu şekilde bizden çok daha hızlı red alarak kazı izni almayı
hedeflemekte; özellikle parçalı tesisi paylaşımı teklif edilmekte ve bu teklif
geçiş hakkı yönetmeliği ile VFNET’in kazı izni almasında ciddi sıkıntılar
yaşamasına sebebiyet vermekte. (Örnek vermek gerekirse 10 km tesisi
paylaşımında bulunulduğunda ilk 7 km ve son 2 km için uygun tesisi var fakat
ortadaki 1 km için kazı izni başvurusu yapabilmekte.)
…”
(185) Söz konusu e-postadan, VodafoneNet’in, önerilen güzergâhın talep edilenden %(…..)
daha uzun olması durumunda kazı izni almak amacıyla doğrudan ret cevabı talep ettiği,
diğer taraftan parçalı tesis paylaşımı teklif edilmesinin VodafoneNet’in kazı izni almasını
engellediği anlaşılmaktadır.
(186) Yerinde incelemelerde alınan ve yukarıda aktarılan belgelerde yer alan ifadeler; Türk
Telekom tarafından parçalı ve talep edilenden uzun güzergâh bildirilmesinin teknik
imkansızlık ve fiziki koşullar nedeniyle ortaya çıktığını, bu durumun tesis paylaşımını
operasyonel açıdan zorlaştırıcı bir unsur olduğunu, işletmecilerin maliyetlerini
artıracağının ve altyapıdan etkin şekilde faydalanmasını engelleyeceğinin Türk Telekom
yetkilileri tarafından da bilindiğini, altyapının parçalı olduğu durumda doğrudan red cevabı
verilmesinin mevzuata aykırı olacağını göstermekte ve savunmada yer verilen ifadelerle
örtüşmektedir. Diğer taraftan belgelerde, Türk Telekom’un bilinçli olarak diğer
işletmecilerin tesis paylaşımı yapmalarını ve/veya kendi altyapılarını kurmalarını
geciktirmek veya engellemek amacıyla uzun ve parçalı güzergâh bildirildiğine işaret eden
herhangi bir ifade bulunmamaktadır.
(187) Netice itibarıyla yukarıda yer verilen bilgi ve belgeler çerçevesinde, VodafoneNet’in, talep
edilenden uzun ve parçalı güzergâh bildirildiği ve bildirilen güzergâhın bir kısmında Türk
Telekom altyapısının bulunmadığı iddiasına ilişkin olarak; Türk Telekom’un davranışının
ve bu davranışın gerekçelerinin makul olduğu değerlendirilmiş, Türk Telekom tarafından
bilinçli bir şekilde diğer işletmecilerin altyapılarını kurmalarını engellemek ve faaliyetlerini
zorlaştırmak amacıyla gerçekleştirilmediği sonucuna varılmıştır.
16-20/326-146
69/153
(188) Öte yandan, yukarıda da belirtildiği üzere, tesis paylaşımı yükümlüsü tarafından parçalı
güzergâh bildirilmesinin temel olarak söz konusu güzergâhın işletilmesi, bakımı ve ortaya
çıkacak arızaların giderilmesi bakımından birtakım zorlukları içerdiği ve bu durumun
gerek tesisi paylaşım sürecinin etkin bir şekilde işletilmesini gerekse sunulan hizmetin
kalitesini etkileyebileceği anlaşılmaktadır. Diğer yandan, ortaya çıkan bu zorlaştırıcı
durumun Türk Telekom tarafından rakip teşebbüslerin faaliyetlerini kısıtlama niyetiyle
gerçekleştirilmediği, Bakanlık ve BTK tarafından yapılan düzenlemelerde parçalı
güzergâh teklif edilmesi özelinde bir düzenlemenin yer almamasından kaynaklandığı
görülmektedir. Bu noktada, tesis paylaşımı sürecinde parçalı güzergâh durumunun ortaya
çıktığı hallerde tesis paylaşımı talep eden teşebbüsler için geçiş izni gibi alternatif yolları
seçebilme hakkına sahip olmasının ilgili pazardaki rekabeti olumlu yönde etkileyeceği
değerlendirilmektedir. Bu tür bir düzenlemede parça sayısı veya parça uzunluğu gibi bazı
kısıtlamaların da getirilebileceği düşünülmekle birlikte bu yöndeki teknik detayların ilgili
düzenleyici kurumlar tarafından belirlenmesinin daha uygun olacağı kanaatine varılmıştır.
Sonuç olarak, dosya kapsamında Bakanlık ve BTK’ya, parçalı güzergâh bildirilmesinin
tesis paylaşımı sürecine olan olumsuz etkileri aktarılarak, paylaşım taleplerinin parçalı
güzergâh ile karşılanabilmesinin mümkün olduğu durumların tesis paylaşımı talep eden
teşebbüsler lehine düzenlenmesi yönünde bir görüş gönderilmesi pazardaki rekabetin
tesisi adına önem taşımaktadır. Nitekim VodafoneNet’in başvurusunda da, geçiş hakkı
uygulamasında tesis paylaşımı ve ortak yerleşime öncelik verilmesi gerekliliğinin yeniden
düzenlenmesine ilişkin olarak ilgili mercilere görüş gönderilmesi talep edilmektedir.
Uzun Yer Etüdü Süreleri Bildirildiği İddiası
(189) VodafoneNet tarafından şikâyet başvurusunda öne sürülen bir diğer husus ise Türk
Telekom tarafından çok uzun yer etüdü süreleri bildirildiğine ilişkindir. Nitekim başvuruda
dokuz ile yönelik olarak yapılan tesis paylaşımı başvurularında yer etüdü için Türk
Telekom tarafından 30 ila 311 gün arasında değişen sürelerin öngörüldüğü ifade
edilmiştir. Daha önce de bahsedildiği üzere, Tesis Paylaşımı Tebliği’nin 10. maddesinin
ilk fıkrasında, işletmecinin yer etüdü süresini ve ücretini kabul ettiğini bildirmesini
müteakip azamî 30 gün içerisinde talebe konu tesise ilişkin yer etüdü gerçekleştirilmesi
gerektiği düzenlenmiştir. Başka bir deyişle, söz konusu Tebliğ ile yer etüdü süresi 30 gün
olarak belirlenmiştir. Diğer taraftan anılan maddenin ikinci fıkrasında, BTK’nın, yer etüdü
süresini ilgili tesislerin teknik ve ekonomik özelliklerini dikkate alarak farklılaştırmaya ve
yeni süre ve koşullar belirlemeye yetkili olduğu hükme bağlanmıştır. 12.04.2013 tarihli ve
2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararında da yer etüdü süresi 30 gün olarak belirlenmiştir.
(190) Diğer taraftan, Türk Telekom ile VodafoneNet arasında 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK
kararı çerçevesinde imzalanan Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşım
Sözleşmesi’nin Başvuru Usul ve Esasları başlıklı Ek-2’sinin 2.5. maddesinde, talep edilen
güzergâhın 7 km'ye kadar olması durumunda 30 günlük yer etüdü süresinin esas
alınacağı, güzergâhın 7 km ve üzeri olması durumunda ise aşağıdaki tabloya uygun
olarak hareket edileceği belirtilmiştir. Nitekim, Türk Telekom tarafından VodafoneNet’e
bildirilen süreler de, bu sözleşmede yer alan süreler dikkate alınarak hesaplanmıştır.
Tablo 11: Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşım Sözleşmesine Göre Yer Etüdü Süreleri
1 günde yapılan yer etüdü miktarı (metre)
Büyükşehir Belediyesi
Mücavir Alan Sınırları
Büyükşehir Belediyesi
Statüsü Dışındaki İl
Merkezleri
Diğer Yerler
Yeraltı Güzergâh (mt) 240 360 720
Havai Güzergâh (mt) 360 540 1080
Kaynak: VodafoneNet’in şikâyet başvurusu
16-20/326-146
70/153
(191) Türk Telekom tarafından yapılan yazılı savunmada, mevzuatta 30 günlük yer etüdü süresi
belirlenmiş olsa da, BTK’nın yer etüdü süresini farklılaştırmaya ve yeni süreler
belirlemeye yetkili olduğu, ayrıca, VodafoneNet ile yapılan sözleşmenin BTK’ya
bildirildiği, ancak BTK’nın sözleşme hükümlerine bir itirazının olmadığı, RETPAFT’ın
onaylanmasına kadar sözleşmede belirlenen uygulamaya ilişkin sürelere müdahil
olmadığı ifade edilmiştir.
(192) Bu noktada Türk Telekom’un, Tesis Paylaşımı Tebliği ile 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK
kararında belirlenen yer etüdü süresini işletmeciler ile yaptığı sözleşmelerde değiştirerek
farklı süreler uygulamasının mevzuata aykırı olup olmadığının değerlendirilmesinde fayda
bulunmaktadır. Yukarıda bahsedildiği üzere ilgili mevzuatta, tesis paylaşımına ilişkin bir
başvuruda 30 gün içerisinde yer etüdü yapılması gerektiği belirtilmiş, öte yandan tek
seferde yapılacak başvuru sayısı ve il sayısı, talep edilecek uç noktası sayısı, güzergâh
uzunluğu sınırlaması yapılmamıştır. Başka bir deyişle, tek seferde çok sayıda il için, çok
uzun güzergâhları ve birden çok uç noktasını içeren başvuruların dahi yer etüdünün 30
gün içerisinde tamamlanması öngörülmüştür. Söz konusu düzenleme eksikliğinin, tesis
paylaşımı yükümlüsü işletmeciler açısından uygulamada birtakım sorunlar yaratabileceği
değerlendirilmektedir.
(193) Bu açıdan, Türk Telekom tarafından 2013/DK-ETD/187 sayılı kararın ardından yapılacak
tesis paylaşımı başvurularında 30 günlük süreye uyulmayarak, yapılan sözleşmelerle
güzergâhın bulunduğu bölgeye göre 30 gün içinde etüt yapılacak güzergâh uzunluğu ile
bundan sonra her gün yapılacak yer etüdü uzunluğunun belirlenmesi makul
görülmektedir. Her ne kadar, işletmeciler arasında akdedilen sözleşmeler BTK’nın
onayına tabi olmasa da, BTK’nın VodafoneNet ile imzalanan sözleşmeye itiraz etmemesi
Türk Telekom tarafından getirilen yeni sürelerin BTK tarafından da uygun bulunduğunu
göstermektedir.
(194) Her ne kadar, Türk Telekom tarafından 30 günlük süreye uyulmayarak sözleşmede yer
etüdü süresi ve uzunluğuna ilişkin ayrıntılı düzenleme yapılması makul bulunsa da, söz
konusu süreler ile mesafelerin uzun olup olmadığı, başka bir ifadeyle iddia edildiği üzere
tesis paylaşımı başvurularını geciktirmek ve işletmecilerin faaliyetlerini zorlaştırmak
amacıyla uzun belirlenip belirlenmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu amaçla,
sözleşmede yer alan süreler ile Türk Telekom tarafından RETPAFT’ın hazırlanması
sürecinde BTK’ya sunulan sürelerin ve BTK tarafından onaylanan sürelerin
kıyaslanmasının uygun olacağı kanaatine varılmıştır62.
(195) Bu amaçla, 17.06.2014 tarihli ve 2014-DK-ETD/324 sayılı BTK kararı ile onaylanan
RETPAFT’ın hazırlanması sürecinde, Türk Telekom tarafından 17.01.2014 tarihinde
BTK’ya sunulan ve BTK tarafından RETPAFT kapsamında onaylanan yer etüdü
sürelerine/uzunluklarına aşağıdaki tabloda yer verilmiştir. Bu çerçevede, ilk olarak Türk
Telekom tarafından BTK’ya önerilen yer etüdü sürelerinin/uzunluklarının VodafoneNet ile
yapılan sözleşmede belirtilen yer etüdü sürelerinden/uzunluklarından farklı olduğu
görülmektedir. Zira hem 30 gün içinde etüt yapılacak mesafenin 7 km’den daha uzun
olduğu, hem de 30 günün ardından her bir günde yapılacak yer etüdü uzunluğunun
sözleşmede belirlenen uzunluğun yaklaşık 1,5 katı olduğu anlaşılmaktadır.
62 Nitekim, BTK’nın 29.07.2015 tarihli ve 2015/DK-ETD/359 sayılı kararı ile, 2013/DK-ETD/187 sayılı karar
kapsamında yapılan tesis paylaşımı başvurularında da yer etüdü süreleri RETPAFT’ta belirlenen yer etüdü
süreleri ile birebir aynı belirlenmiştir.
16-20/326-146
71/153
(196) Öte yandan Türk Telekom tarafından BTK’ya önerilen süreler BTK tarafından kabul
edilmemiş olup, BTK tarafından 01.08.2014 tarihinde yürürlüğe giren RETPAFT’ta, Türk
Telekom tarafından önerilenden daha farklı yer etüdü süresi/uzunluğu benimsenmiştir.
Aşağıdaki tablolardan görüleceği üzere BTK tarafından RETPAFT’ta, VodafoneNet ile
yapılan sözleşmede yer alan yer etüdü uzunluklarına oranla yaklaşık 2 ila 5 kat arasında
artış yapılmıştır.
Tablo 12: 30 Güne Kadar Yapılacak Yer Etüdü Uzunluğu (km)
30 güne kadar yapılacak yer etüdü uzunluğu (km)
BB Mücavir
Alan Sınırları
BB Statüsü
Dışındaki İl
Merkezleri
Diğer Yerler
Sözleşmede Yer
Alan Uzunluklar
(17.03.2014)
Yeraltı Güzergâh 7 7 7
Havai Güzergâh 7 7 7
BTK’ya Önerilen
Uzunluklar
Yeraltı Güzergâh (…..) (…..) (…..)
Havai Güzergâh (…..) (…..) (…..)
RETPAFT’ta
Onaylanan
Uzunluklar
(01.08.2014)
Yeraltı Güzergâh 20 30 45
Havai Güzergâh 30 45 65
Kaynak: VodafoneNet’in şikâyet başvurusu, ilk yazılı savunma, RETPAFT
*BB: Büyükşehir Belediyesi
Tablo 13: 30 Günden Sonra Her Bir Günde Yapılacak Yer Etüdü Uzunluğu (m)
1 günde yapılan yer etüdü uzunluğu (m)
BB Mücavir
Alan Sınırları
BB Statüsü
Dışındaki İl
Merkezleri
Diğer Yerler
Sözleşmede Yer
Alan Uzunluklar
(17.03.2014)
Yeraltı Güzergâh 240 360 720
Havai Güzergâh 360 540 1.080
BTK’ya Önerilen
Uzunluklar
Yeraltı Güzergâh (…..) (…..) (…..)
Havai Güzergâh (…..) (…..) (…..)
RETPAFT’ta
Onaylanan
Uzunluklar
(01.08.2014)
Yeraltı Güzergâh 900 1.350 2.025
Havai Güzergâh 1.350 2.025 3.000
Kaynak: VodafoneNet’in şikayet başvurusu, ilk yazılı savunma, RETPAFT
*BB: Büyükşehir Belediyesi
(197) RETPAFT kapsamında yer etüdü için belirlenen süreler, VodafeneNet’in tesis paylaşımı
başvurularına uygulandığında; 288 günlük etüt süresinin öngörüldüğü (…..) için en fazla
85 günlük, 149 günlük etüt süresinin öngörüldüğü (…..) için en fazla 45 günlük, 107
günlük etüt süresinin öngörüldüğü (…..) için en fazla 33 günlük, 311 günlük etüt süresinin
öngörüldüğü (…..) için en fazla 67 günlük, 50 günlük etüt süresinin öngörüldüğü (…..) için
en fazla 30 günlük ve 41 günlük etüt süresinin öngörüldüğü (…..) için en fazla 30 günlük
etüt sürelerinin belirlenebileceği anlaşılmaktadır. Söz konusu süreler kıyaslandığında da,
tesis paylaşımı hizmetinin sadece bir bölümünü oluşturan yer etüdü hizmeti için, daha
sonra BTK onayıyla belirlenen sürelerin çok üstünde (yaklaşık 2 ila 5 katı kadar) süre
belirlemesinin, işletmecilerin tesis paylaşımından faydalanmasını ve böylece kendi
altyapılarına sahip olmalarını önemli ölçüde geciktireceği sonucuna varılmıştır.
16-20/326-146
72/153
(198) Türk Telekom’un söz konusu etüt sürelerini öngördüğü tarihlerde, henüz RETPAFT
yürürlükte olmadığı için, söz konusu referans teklif hükümlerine uyulmamasından söz
etmek mümkün olamamakla birlikte, RETPAFT’ta öngörülen sürelerin, Türk Telekom
tarafından önerilen sürelerden çok daha kısa olmasının, RETPAFT öncesinde Türk
Telekom tarafından uygulanan etüt sürelerinin makul olmadığına işaret ettiği de bir
gerçektir. Nitekim, 29.07.2015 tarihli ve 2015/DK-ETD/359 sayılı BTK kararı ile; 2013/DK-
ETD/187 sayılı karar çerçevesinde yapılan tesis paylaşımı başvurularında da
RETPAFT’ta belirlenen yer etüdü sürelerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Dolayısıyla, Türk Telekom ile VodafoneNet arasında sözleşmenin imzalandığı tarih
(17.03.2014) ile RETPAFT’ın yürürlüğe girdiği tarih (01.08.2014) arasında sadece 4,5 ay
olduğu anlaşılmakta, bu kadar kıza zaman zarfında Türk Telekom tarafından 2-5 kat daha
kısa sürede yer etüdü yapılabileceğinin BTK tarafından kabul edilmesi, sözleşme ile
getirilen sürelerin çok uzun olduğunu ortaya koymaktadır.
(199) Yer etüdü sürelerinin uzun olduğu iddialarına ilişkin olarak Türk Telekom tarafından yazılı
savunmada, tesis paylaşımı başvurularında yer alan talep noktaları arasındaki mesafenin
uzun olmasının ve tek bir başvuruda çok sayıda uç noktası belirtilmesinin yer etüdü
sürelerini doğrudan etkilediği, talep noktaları arasındaki mesafenin azaltılması
durumunda yer etüdü sürelerine ilişkin sorunun çözülebileceği, ayrıca, tek seferde uzun
mesafeli başvuru yapıldığında taleplerin nasıl değerlendirileceği, hangi iş kaynağından
ne kadar kullanılacağı vb. hususlar birlikte düşünüldüğünde, bildirilen sürelerin çok uzun
olduğu iddiasının mesnetsiz kaldığı öne sürülmüştür. Söz konusu savunmaya ilişkin
olarak, etüt sürelerinin güzergâh uzunluğundan bağımsız belirlenmesinin hizmetin
niteliğine uygun olmadığı, belli bir sürede etüt yapılacak güzergâh uzunluğunun
düzenlemede yer alması gerektiği yukarıda da vurgulanmış olup, Türk Telekom
tarafından sözleşmede bu şekilde bir düzenleme yapılmasının makul olduğu ifade
edilmiştir. Mesafeye göre etüt süresi belirlenmesinin, uzun ve çok uç noktalı güzergâhlara
ilişkin yer etüdü süresi probleminin çözümünde önemli rol oynayacağı
değerlendirilmektedir.
(200) Bunun yanı sıra savunmada, yer etüdü çalışmalarında menhol kapakları açılarak gözlerin
durumunun tespit edildiği, bu çalışmalar için trafik, güvenlik gibi unsurlara bağlı olarak
ilgili kurum/kuruluş ve/veya üçüncü şahıslardan izin alınması gerektiği, ayrıca çalışmalar
sırasında; menhol kapağının açılmasını engelleyecek şekilde park edilmiş araçların
olması, belediye/karayollarının yol çalışması sonucunda menhol kapağının asfalt altında
kalmış olması, üçüncü şahıslar tarafından güzergâhın işgal edilmiş olması gibi sorunların
ortaya çıkabildiği ifade edilmiştir. Yer etüdü sırasında menhol kapaklarının açılmasına
ilişkin söz konusu fiziksel ve prosedürel engellerin, tesis paylaşımının doğası gereği
ortaya çıktığı, diğer altyapı sahibi işletmeciler için de söz konusu olabileceği
görülmektedir. Ayrıca, tesis paylaşımı hizmetini sunan ve bu hizmetten gelir elde eden
teşebbüslerin, söz konusu engelleri ve özellikle 27.12.2012 tarihli Geçiş Hakkı
Yönetmeliği ile 12.04.2013 tarihli ve 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararının ardından
tesis paylaşımı başvurularının artacağını öngörerek bu konuda ilave insan gücü ve diğer
yatırımları yapması gerektiği değerlendirilmektedir. Nitekim Türk Telekom tarafından
yapılan ilk yazılı savunmada, RETPAFT ile birlikte Türk Telekom’un sınırlı iş gücünün
artırıldığı ve anılan düzenlemede belirtilen sürelere uyum sağlamak durumunda kalındığı
belirtilmiştir.
16-20/326-146
73/153
(201) Savunmada ayrıca, RETPAFT kapsamında tesis paylaşımı yükümlülüğünün yerine
getirilmesi ile VodafoneNet ile ticari bir hizmet kapsamında imzalanmış olan sözleşmenin
karşılaştırılmasının ve sözleşmede yer alan yer etüdü sürelerinin makul olmadığı
sonucuna ulaşılmasının hakkaniyete uygun olmadığı belirtilmiştir. Her ne kadar sözleşme
ve RETPAFT kapsamında verilen tesis paylaşım hizmetleri arasında fark bulunsa da, bu
farkın hizmetin niteliğini ve maliyetini değiştirmeyecek olması, ayrıca sözleşme ile
RETPAFT arasında 4,5 ay gibi kısa bir süre olması, söz konusu kıyaslamanın
hakkaniyete aykırı olmadığı savunmasını geçersiz kılmaktadır. Nitekim BTK’nın,
27.09.2015 tarihli ve 2015/DK-ETD/359 sayılı kararı ile, 2013/DK-SRD/187 sayılı karar
kapsamındaki tesis paylaşımlarında da RETPAFT’da düzenlenen yer etüdü sürelerinin
geçerli olacağına karar vermesi, söz konusu kıyaslamanın makul olduğu görüşünü
desteklemektedir.
(202) Bu noktada, yerinde incelemelerde elde edilen belgelerde yer alan yer etüdü sürelerine
ilişkin ifadelerin incelenmesinde fayda bulunmaktadır. İlk olarak, Türk Telekom (…..)
Direktörü (…..) tarafından (…..) ve (…..)’e gönderilen “Re:Vodafone TEIAS projesi
başvuru durumu” konulu e-postada yer alan “288 günlük etüt süresi uçmuş, bu sürede ne
yapılıyor?” şeklindeki ifadeden, yer etüdü sürelerinin bizzat Türk Telekom yöneticileri
tarafından da makul bulunmadığı anlaşılmaktadır.
(203) Yine yerinde incelemede elde edilen ve Türk Telekom yetkilileri arasında 02.05.2014
tarihinde yapılan ve VodafoneNet’in tesis paylaşımı konusunda Türk Telekom’dan talep
ettiği iyileştirmelerin görüşüldüğü “Tesis Paylaşımı ve VFNET’in Talepleri” konulu
toplantıya ilişkin tutanağın aşağıda yer verilen bölümünde, sözleşmelerdeki etüt
sürelerinin her türlü olumsuz koşul göz önünde bulundurularak belirlendiği, anılan
sürelerin düşürülebilmesi için ise ekstra maliyete katlanılması gerekeceği ve ilave
işgücüne ihtiyaç duyulacağı ifade edilmektedir:
“…
Konu 3: TT Altyapı Paylaşım Sözleşmesindeki Etüt sürelerinde (…..)’e varan
iyileştirmeler talep edilmektedir:
Toptan Satış VFNET’in etüt sürelerinde iyileştirmeler talep ettiğini belirtmiştir. Bizim
(…..) gün verdiğimiz bir çalışmaya VFNET (…..) günlük bir süre vermekte,
çalışmanın (…..) gün yerine (…..) günde yapılmasını istediğini belirtmekte.
Erişim ekiplerimiz bu taleplerin kendilerine de defaten geldiğini fakat sözleşmedeki
sürelerin her durum ve koşul öngörülerek oluşturulduğunu, her yerin çok kolay bir
şekilde etüt edilemediğini kendilerine de ifade ettiklerini belirtti. Diğer bir taraftan
belirtilen sürelerde (…..) iyileştirme demek çok daha fazla iş gücü ve maliyet
demektir ki bu iş planlaması için daha fazla iş gücüne ihtiyaç olduğunu buna IK
Başkanlığının onay vermesi ile ancak böyle iyileştirme çalışmasına
başlanabileceğini ifade ettiler. (…..) süre iyileştirmesi için tamamıyla bu işlere dedike
olacak olacak birçok yeni ekip kurulması gerektiği belirtildi.
…”
16-20/326-146
74/153
(204) Benzer şekilde, “Vodafone Telekomünikasyon A.Ş. Q2 2014 Statü Raporu” başlıklı
sunum metninde, Tesis Paylaşımı ile ilgili olarak aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“…
5- Etüt sürelerinde (…..)’e varan iyileştirmeler istenmekte. (…..) günlük etüt
sürelerinin (…..) güne indirilmesi talep edilmekte.
Erişim ekipleri böyle bir talebin yerine getirilmesi için çok ciddi insan kaynağına
ihtiyaç olacağını ve bununda şu aşamada mümkün olmayacağını belirtmekteler.
…”
(205) Yukarıda sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda, tesis paylaşımı başvuruları
için Türk Telekom tarafından uzun yer etüdü süresi sunulmasının tesis paylaşımını
zorlaştırıcı nitelikte olduğu ve bu nedenle makul kabul edilemeyecek bir eylem olduğu
kanaatine varılmıştır.
b) Türk Telekom’un Yüksek Yer Etüdü, Aylık Kullanım, Aylık Bakım ve İşletme
Ücretleri Talep Ettiği İddiasının Değerlendirilmesi
(206) VodafoneNet’in şikâyet dilekçesinde, ilgili mevzuat hükümleri63 dikkate alındığında, Türk
Telekom’un kendisine yöneltilen tesis paylaşımı taleplerini maliyet esaslı ve makul bir
bedel belirleyerek karşılamakla yükümlü olduğu; ancak VodafoneNet ile akdedilen
sözleşme kapsamında Türk Telekom tarafından uygulanan yer etüdü, yer tesislerinin
kullanımı ile bakım ve işletme bedellerin makul kabul edilemeyecek derecede yüksek
olduğu ileri sürülmüştür.
(207) Başvuruda, VodafoneNet ile Türk Telekom arasında imzalanan Türk Telekom
Şebekesinde Altyapı Paylaşım Sözleşmesi’nde belirlenen yüksek ücretler nedeniyle
VodafoneNet’in TEİAŞ altyapısını kullanma hakkına sahip olduğu 15 yıllık süre için Türk
Telekom’dan tesis paylaşımı hizmeti alması halinde katlanacağı toplam maliyetin, altyapı
bağlantılarını kendisinin kurması halinde ortaya çıkacak toplam maliyetten çok daha fazla
olduğu iddia edilmiştir. VodafoneNet tarafından hesaplanan söz konusu maliyetlere ilişkin
kıyaslamaya ise aşağıdaki tabloda yer verilmiştir. Tabloya göre, VodafoneNet’in kendi
altyapısını kurması halinde fiber optik kablonun damar sayısından bağımsız olarak metre
başına (…..) TL maliyet öngörülmekte iken, tesis paylaşımı yapılması durumunda söz
konusu maliyetin 4 damarlı fiber optik kablo için (…..) TL, 24 damarlı fiber optik kablo için
(…..) TL, 48 damarlı fiber optik kablo için ise (…..) TL olacağı ileri sürülmektedir64.
Tablo 14: Sıfırdan Altyapı Kurulması ile Tesis Paylaşımının Maliyetlerinin Karşılaştırılması
4 damar F/O
Kablo
24 damar
F/O Kablo
48 damar
F/O Kablo
VodafoneNet’in Altyapı Kurması Halinde Ortaya
Çıkacak Maliyet (TL/m) (…..) (…..) (…..)
Tesis Paylaşımı Hizmeti Alınması Halinde Ortaya
Çıkacak Maliyet (TL/m) (…..) (…..) (…..)
Fark %(…..) %(…..) %(…..)
Kaynak: Şikâyet Dilekçesi
63 BTK’nın 12.04.2013 tarihli ve 2013/DK-ETD/187 sayılı kararı, 5809 sayılı Kanun’un “Tesis Paylaşımı ve
Ortak Yerleşim” başlıklı 17. maddesinin ilk fıkrası, Erişim ve Arabağlantı Yönetmeliği’nin “Tesis Paylaşımı”
başlıklı 15. maddesinin ilk fıkrası, Tesis Paylaşımı Tebliği’nin 12. maddesi ve Erişim ve Arabağlantı
Yönetmeliği’nin “Erişim Tarifelerinin Kontrolü” başlıklı 12. maddesinin ikinci fıkrası.
64 Maliyetin fiber optik kablodaki damar sayısıyla birlikte artmasının sebebi, kararın devamında ele alınacağı
üzere, VodafoneNet tarafından Türk Telekom’un bakım ve işletme ücretini fiber optik kablodaki damar
(core, kıl) sayısına göre belirlediği iddiasıdır.
16-20/326-146
75/153
(208) Şikâyet başvurusunda ayrıca, VodafoneNet’in şehir içi güzergâhlarda kendi altyapısını
oluşturması halinde maliyetin (…..) TL/m olacağı, aynı güzergâhlarda 20 yıllık süre için
Türk Telekom’dan tesis paylaşımı hizmeti alınması halinde maliyetin (…..) TL/m’ye
çıkacağı; şehirlerarası güzergâhlarda ise (…..) TL/m maliyetle altyapı kurulabileceği, Türk
Telekom’dan 20 yıllık süre için tesis paylaşımı hizmeti alınması halinde ise maliyetin (…..)
TL/m’ye çıkacağı ifade edilmiştir. VodafoneNet tarafından gönderilen yazıda; Türk
Telekom’dan tesis paylaşımı hizmeti alınması durumunda oluşan söz konusu maliyetler
hesaplanırken kullanılan varsayımlara ve hesaplama detaylarına yer verilmiştir. Yapılan
hesaplamalarda, 96 damar kapasiteli fiber optik kablo kullanılacağı varsayıldığından
oluşan maliyetlerin büyük kısmının bakım ve işletme giderlerinden kaynaklandığı
anlaşılmıştır.
(209) Başvuruda son olarak, Türk Telekom tarafından bir fiber optik kablonun aylık bakım ve
işletme ücretinin sözleşmede core (kıl, damar) başına 0,069611 TL/m olarak belirlendiği,
bakım ve işletme hizmetinin alternatif teşebbüslerden alınması halinde ücretin (…..) TL/m
düzeyinde olacağı iddia edilmiş, bu bağlamda VodafoneNet’in bakım ve işletme hizmetini
Türk Telekom’dan alması halinde ödemesi gereken ücretin, söz konusu hizmeti piyasa
koşullarında alternatif bir firmadan alması halinde ödeyeceği ücretin yaklaşık 30 katı
olduğu ileri sürülmüştür.
(210) VodafoneNet tarafından ileri sürülen yukarıdaki iddialardan hareketle Türk Telekom’un
tesis paylaşım hizmeti kapsamında talep ettiği üç ana ücret kaleminin (yer etüdü ücretleri,
aylık kullanım ücretleri ve aylık bakım-işletme ücretleri) incelenmesi gerekmektedir.
Bahse konu iddiaların değerlendirilmesine geçmeden önce, Türk Telekom’un sunduğu
tesis paylaşımı hizmetlerinde uyguladığı ücretlerin tabi olduğu düzenlemelere değinilmesi
faydalı olacaktır. Bu çerçevede üç dönemden bahsetmek mümkündür:
- 12.04.2013 tarihli ve 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararı öncesindeki dönemde,
Türk Telekom’a yapılan ve ROYTEPT kapsamında olan tesis paylaşımı
başvurularında ROYTEPT’te düzenlenen ücretler esas alınmakta, bu kapsamda
olmayan başvurularda ise taraflar arasında yapılan sözleşme ile belirlenen ücretler
uygulanmaktadır.
- 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararı sonrasında, 01.08.2014 tarihine kadar
ROYTEPT kapsamında yapılan tesis paylaşımı başvurularında ROYTEPT’te
düzenlenen ücretler, ROYTEPT’te yapılacak revizyonlar saklı kalmak kaydıyla
uygulanmakta; bunun dışında kalan başvurularda ise 2013/DK-ETD/187 sayılı karar
çerçevesinde taraflar arasında yapılacak sözleşme ile belirlenen ücretler esas
alınmaktadır.
- 17.06.2014 tarihli ve 2014/DK-ETD/324 sayılı BTK kararı ile 01.08.2014 tarihinde
RETPAFT’ın yürürlüğe girmesinin ardından ise, Türk Telekom’un RETPAFT ve
2013/DK-ETD/187 sayılı karar kapsamında sunduğu tesis paylaşımı hizmetlerinde
RETPAFT’ta düzenlenen ücretler esas alınmaktadır.
(211) Aşağıdaki tabloda Türk Telekom’un VodafoneNet ile yaptığı sözleşme çerçevesinde
uyguladığı yer etüdü ücretlerine, ilgili mevzuat çerçevesinde Türk Telekom tarafından
BTK’ya sunulan ve BTK tarafından onaylanarak RETPAFT’ta yer alan yer etüdü
ücretlerine yer verilmiştir:
16-20/326-146
76/153
Tablo 15: Yer Etüdü Ücretlerinin Karşılaştırılması (TL/m)
VodafoneNet’e
Uygulanan
Ücretler
RETPAFT
Öncesinde
Uygulanan
Ücretler
RETPAFT’ta
Düzenlenen
Ücretler
Fark
Yeraltı
Tesisi
BB Mücavir Alan
Sınırları 1,3119 1,3119 0,1633 % 703
BB Statüsü Dışındaki
İl Merkezleri 0,8711 0,8711 0,1085 % 703
Diğer Yerler 0,4373 0,4373 0,0544 % 703
Havai
Tesisi
BB Mücavir Alan
Sınırları 0,4373 0,4373 0,0544 % 703
BB Statüsü Dışındaki
İl Merkezleri 0,2904 0,2904 0,0362 % 703
Diğer Yerler 0,1458 0,1458 0,0181 % 703
Kaynak: Sözleşme Ek-4, Türk Telekom’un ilk yazılı savunması, RETPAFT.
*BB: Büyükşehir Belediyesi
(212) Tabloda yer alan ücretlerin değerlendirmesine geçmeden önce, ROYTEPT’te düzenlenen
yer etüdü ücretleri ile, 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararı kapsamındaki tesis
paylaşımları için Türk Telekom tarafından BTK’ya sunulan ücretlerin, 2013/DK-ETD/187
sayılı kararının ardından ROYTEPT’in revize edilmesi sürecinde BTK’ya sunulan
ücretlerin ve son olarak RETPAFT’ın hazırlanması sürecinde BTK’ya sunulan ücretlerin
birebir aynı olduğunun belirtilmesinde fayda vardır. Başka bir deyişle, Türk Telekom
ROYTEPT’te belirlediği ücretlerde herhangi bir değişiklik yapmadan, sonraki süreçte de
aynı ücretleri uygulamayı öngörmüştür. Tabloda yer alan bilgilerden, Türk Telekom’un
VodafoneNet’ten talep ettiği yer etüdü ücretlerinin, söz konusu süreçte sadece Türk
Telekom tesisleri ile işletmecilerin POP noktaları arasındaki tesislerin (backhaul şebeke)
paylaşım esaslarını düzenleyen ve dolayısıyla VodafoneNet’in inceleme konusu paylaşım
talepleri bakımından uygulanabilirliği bulunmayan ROYTEPT’de düzenlenen ve Türk
Telekom tarafından sonraki süreçte de uygulanması planlanan yer etüdü ücretleri ile
birebir aynı olduğu anlaşılmaktadır.
(213) Diğer taraftan RETPAFT kapsamında BTK tarafından onaylanan ücretlerin, Türk Telekom
tarafından uygulanan ve 2013/DK-ETD/187 sayılı kararın ardında da uygulanması
öngörülen ücretlerden oldukça düşük olduğu görülmektedir. Nitekim, 01.08.2014
tarihinden önce Türk Telekom tarafından uygulanan ücretler, RETPAFT’ta yer alan
ücretlerin yaklaşık sekiz katıdır. Bu durum, BTK tarafından, Türk Telekom’un uyguladığı
ücretlerin makul bulunmadığını ve bu ücretlerin önemli ölçüde (sekizde birine kadar)
düşürüldüğünü göstermektedir.
16-20/326-146
77/153
(214) Türk Telekom’un savunmasında; 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararı kapsamındaki tesis
paylaşımlarında, ROYTEPT’te belirlenen maliyet esaslı yer etüdü ücretlerinin
uygulandığı, tüm şebeke katmanlarında sunulan yer etüdü hizmetinin niteliğinin aynı
olması nedeniyle bu durumun sakınca yaratmadığı; söz konusu ücretlerin RETPAFT
yürürlüğe girene kadar BTK tarafından değiştirilmediği, BTK’nın RETPAFT’taki yer etüdü
ücretlerini hesaplarken RETPAFT kapsamında belirlediği yer etüdü uzunluklarını esas
aldığı, BTK tarafından onaylanan RETPAFT kapsamındaki hizmet seviyesi taahhütleri (1
günde tesis edilecek kablo uzunluğu miktarı) ve güncel maliyetler baz alındığında yer
etüdü ücretlerinin BTK tarafından onaylanan ücretlerden oldukça yüksek çıktığı
dolayısıyla söz konusu ücretlerin Türk Telekom’un maliyetlerini ve ilgili mevzuat
kapsamında elde etmesi gereken makul getiri oranını yansıtmadığı; diğer yandan bu
durumun BTK tarafından ROYTEPT kapsamında maliyet esaslı olarak onaylanan yer
etüdü ücretlerinin makul olduğunu gösterdiği ifade edilmiştir. Ayrıca, BTK tarafından
RETPAFT kapsamında yer etüdü ücretleri belirlenirken hesaplama modelinde kullanılan
“1 saatte yapılan yer etüdü miktarları”nın gereğinden fazla artırıldığı, bu yaklaşımın ise
BTK tarafından onaylanan hizmet seviyesi taahhütleri ile çelişki oluşturduğu belirtilmiştir.
Başka bir deyişle, BTK’nın RETPAFT kapsamında onayladığı ücretleri sabit kabul ederek
daha önce BTK’ya sunulan yer etüdü ücretleri hesaplama modeli üzerinden gidildiğinde
ve “1 saatte yapılan yer etüdü miktarları”na ulaşılmaya çalışıldığında ulaşılan metre
değerlerinin, yine BTK’nın RETPAFT kapsamında hizmet seviyesi taahhüdü olarak
belirlediği değerlerin yaklaşık 6 katı civarında olduğu, böyle bir yer etüdü yapılmasının
pek mümkün olmadığı ifade edilmiştir. Dolayısıyla BTK tarafından onaylanan yer etüdü
ücretlerinin katlanılan gerçek maliyetleri yansıtmadığı, öte yandan bu durumun
01.08.2014 tarihi öncesinde uygulanan ve yine BTK tarafından ROYTEPT kapsamında
maliyet esaslı olarak onaylanan yer etüdü ücretlerinin aslında makul seviyede olduğunu
gösterdiği ve son olarak allternatif işletmeciler tarafından uygulanan yer etüdü ücretleri
(örneğin, VodafoneNet’in (…..) TL/m, TurkNet’in (…..) TL/m ve Superonline’ın RETPAFT
yürürlüğe girmeden önce ortalama (…..) TL/m) dikkate alındığında Türk Telekom’un
2013/DK-ETD/187 sayılı karar kapsamında uyguladığı ve BTK tarafından maliyet esaslı
olarak onaylanan yer etüdü ücretlerinin (1,3119 TL/metre) makul olduğu belirtilmiştir.
(215) Türk Telekom’un yazılı savunmasından da anlaşılacağı üzere, yer etüdü ücretlerindeki
düşüşün esasen Türk Telekom’un işletmecilere sunduğu yer etüdü sürelerinin BTK
tarafından düşürülmesinden ve birim zamanda yapılabilecek yer etüdü miktarının
artırılmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Açıklamalar ışığında yer etüdü ücretlerinin
makul olmadığını gösterecek herhangi bir bulguya ulaşılamamıştır.
(216) Aşağıdaki tabloda ise yeraltı tesislerinin aylık kullanım ücretleri karşılaştırılmaktadır.
Tablodan, RETPAFT’ın yürürlüğe girmesinden önce Türk Telekom tarafından BTK
onayına sunulan ücretlerin ROYTEPT’te düzenlenen ücretlerden bir miktar düşük olduğu
anlaşılmaktadır. Bu durum, Türk Telekom tarafından aylık kullanım ücretlerinde küçük de
olsa (yaklaşık %3) indirim yapıldığını göstermektedir. VodafoneNet’e uygulanan
ücretlerin ise BTK’ya sunulan ücretler ile aynı düzeyde olduğu görülmektedir. Diğer
taraftan Türk Telekom’un sunduğu söz konusu ücretler BTK tarafından kabul edilmemiş,
RETPAFT’ta daha düşük ücretler yer almıştır. Aşağıdaki tabloda söz konusu ücretlere
yer verilmektedir:
16-20/326-146
78/153
Tablo-16: Yeraltı Tesislerin Aylık Kullanım Ücretlerinin Karşılaştırılması (TL/m)
ROYTEPT’te
Düzenlenen
Ücretler
VodafoneNet’e
Uygulanan
Ücretler
RETPAFT
Öncesinde
BTK’ya
Sunulan
Ücretler
RETPAFT’ta
Düzenlenen
Ücretler
Fark
Kablo dış çapı
≤18 mm
BB Mücavir
Alan Sınırları 0,5643 0,54821 (…..) 0,4888 % 12
BB Statüsü
Dışındaki İl
Merkezleri
0,4514 0,4385 (…..) 0,3910 % 12
Diğer Yerler 0,3862 0,3751 (…..) 0,3345 % 12
18mm
dış çapı≤29
mm
BB Mücavir
Alan Sınırları 0,7524 0,7309 (…..) 0,6517 % 12
BB Statüsü
Dışındaki İl
Merkezleri
0,6019 0,5847 (…..) 0,5213 % 12
Diğer Yerler 0,5149 0,5002 (…..) 0,4460 % 12
Kablo dış çapı
> 29 mm
BB Mücavir
Alan Sınırları 1,4949 1,4523 (…..) 1,2948 % 12
BB Statüsü
Dışındaki İl
Merkezleri
1,1959 1,1618 (…..) 1,0359 % 12
Diğer Yerler 0,9784 0,9505 (…..) 0,8474 % 12
Kaynak: Sözleşme Ek-4, Türk Telekom’un ilk yazılı savunması, RETPAFT.
*BB: Büyükşehir Belediyesi
(217) Tablodan da anlaşılacağı üzere, VodafoneNet’e uygulanan ücretlerin, BTK tarafından
onaylanan ve RETPAFT’ta belirlenen aylık kullanım ücretlerinin yaklaşık 1,12 katı olduğu
tespit edilmiştir. Dosya kapsamında yapılan başvurularda, RETPAFT’ta düzenlenen
ücretlerin makul olmadığına ilişkin bir iddia yer almamaktadır. Bu noktada, Türk Telekom
tarafından uygulanan aylık kullanım ücretleri ile BTK tarafından onaylanan aylık kullanım
ücretleri arasındaki farkın (%12 oranında daha yüksek), Türk Telekom’un uyguladığı
ücretlerin makul olmayacak düzeyde kabul edilmesi için yeterli olmadığı, ayrıca söz
konusu ücretlerin makul kabul edilmemesini gerektirecek başkaca bir tespitin de
bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
(218) Türk Telekom tarafından yapılan savunmada, VodafoneNet’ten talep edilen ücretlerin
makul kabul edilemeyecek düzeyde yüksek olduğu iddiasına ilişkin olarak;
- 01.08.2014 öncesinde, altyapının bir ucunun Türk Telekom santrallerinde
sonlanması durumunda ROYTEPT’te düzenlenen ücretlerin uygulandığı; altyapının
bir ucunun Türk Telekom santrallerinde sonlanmaması durumunda ise 2013/DK-
ETD/187 sayılı karar kapsamında Türk Telekom tarafından belirlenen ücretlerin
01.09.2013 tarihinden itibaren uygulandığı,
- 2013/DK-ETD/187 sayılı kararın ardından BTK’ya maliyet modeli ile tarife
tekliflerinin sunulduğu, BTK’nın ise 17.06.2014 tarihli, 2014/DK-ETD/324 sayılı karar
ile bazı değişiklikler yaparak söz konusu tarifeleri onayladığı ve tarifelerin
01.08.2014 tarihinden itibaren uygulanmaya başlandığı
belirtilmiştir. Ayrıca, Türk Telekom tarafından uygulanan en düşük altyapı kullanım
ücretinin (109 Avro) Avrupa ülkelerinde uygulanan en düşük ücretlerin ortalamasının (157
Avro) altında yer aldığı (talebin en yoğun olduğu güzergâhtaki Türk Telekom ücretinin
16-20/326-146
79/153
(159 Avro) bile Avrupa’da uygulanan en düşük ücretlerin ortalaması seviyesine ancak
ulaşabildiği); 01.08.2014 tarihi öncesinde en düşük altyapı kullanım ücreti olan (…..)
TL’nin (122 Avro) Avrupa ülkelerinde uygulanan en düşük ücretlerin ortalamasının altında
olduğu, dolayısıyla 01.08.2014 tarihinden önce ve sonra Türk Telekom’un uyguladığı
altyapı kullanım ücretlerinin makul seviyede olduğu ifade edilmiştir.
(219) Söz konusu savunmaya ilişkin olarak, Avrupa ülkelerinde uygulanan ücretler ile Türk
Telekom’un uyguladığı ücretlerin, herhangi bir maliyet verisi olmadan kıyaslanmasının
anlamlı olmayacağı kanaatine varılmıştır. Aksi takdirde, Avrupa ülkelerinin katlandığı
maliyetlerin Türk Telekom’a kıyasla daha yüksek miktarda gerçekleşmiş olması durumu
göz ardı edilmektedir.
(220) Yapılan savunmada ayrıca, Türk Telekom ile tesis paylaşımı yükümlüsü ilan edilen diğer
altyapı işletmecilerinin tarifeleri karşılaştırıldığında ise kullanılan altyapı standartları
dikkate alınarak, Türk Telekom’un ücretlerinin makul seviyede olduğu65 öne sürülmüştür.
Diğer taraftan, Türk Telekom’un altyapı standartlarının diğer işletmecilerden çok daha ileri
olduğu belirtilerek Türk Telekom ile diğer işletmecilerin tarifelerinin mukayese edilmesinin
uygun olmadığı ifade edilmiştir.
(221) Türk Telekom tarafından tesis paylaşımı kapsamında fiber optik kabloların bakım ve
işletme hizmetlerine uygulanan ücretler incelendiğinde ise, ROYTEPT’te “bir fiber optik
kablonun aylık bakım ve işletme ücreti”nin 0,142951 TL/m olarak belirlendiği, 2013/DK-
ETD/187 sayılı karar sonrasında BTK’ya 0,069611 TL/m düzeyinde bakım ve işletme
ücreti sunulduğu tespit edilmiştir. VodafoneNet ile yapılan sözleşmede de “bir damar fiber
optik kablonun aylık bakım ve işletim ücreti” 0,069611 TL/m olarak belirlenmiştir. Diğer
taraftan, RETPAFT ile birlikte, işletmecilerin bakım ve işletme hizmetlerini alternatif
teşebbüslerden de alabileceği düzenlendiği için, RETPAFT’ta bakım ve işletme
ücretlerine yönelik bir düzenleme yapılmamıştır.
(222) Söz konusu hususa ilişkin olarak Türk Telekom tarafından yapılan ilk yazılı savunmada;
01.08.2014 tarihine kadar geçerli olan ROYTEPT'in Ek-3 bölümündeki 0,142951 TL/m
olarak yer alan fiber kablo bakım-işletim ücretinin, RETPAFT'ta BTK'ya sunulan fiber
kablo bakım-işletim ücreti gibi damar başına bir ücret olduğu, 2009 yılında BTK tarafından
onaylanmış Referans Yerel Ağa Ayrıştırılmış Erişim Teklifi'nde de bu ücretin damar
başına olarak ifade edildiği, 2010 yılında BTK tarafından onaylanmış ROYTEPT'te bu
şekilde ifade edilmemiş olsa dahi, BTK'nın bilgisi dâhilinde söz konusu ücretin 01.08.2014
tarihine kadar damar başına uygulandığı belirtilmiştir. Türk Telekom'un söz konusu
savunmasının ekinde Turknet ve Superonline’a kesilmiş olan 31.07.2014 tarihli iki örnek
faturaya yer verilmiştir. Söz konusu faturalardan da işletmecilerden damar başına
0,142951 TL/m ücret alındığı görülmektedir.
65 Bu konuyu detaylandırmak amacıyla işletmeci web sitelerinden derlenen bilgiler doğrultusunda Türk
Telekom ile diğer işletmecilerin fiyatları karşılaştırılmıştır. Hazırlanan tabloda, daha yoğun altyapı
paylaşımının muhtemel olduğu büyükşehir sınırları içerisinde 1 km yeraltı güzergahı için Türk Telekom’un
01.08.2014 tarihinden önce 548 TL/km seviyesinde, bu tarihten sonra ise 489 TL/km seviyesinde bir ücret
uyguladığı, diğer altyapı işletmecileri tarafından uygulanan ücretlerin ortalamasının ise yaklaşık (…..) TL/km
seviyesinde olduğu görülmektedir.
16-20/326-146
80/153
(223) Daha önce de bahsedildiği üzere, VodafoneNet’in şikâyet başvurusunda Türk Telekom
tarafından sözleşmede bakım ve işletme ücretinin fiber optik kablodaki damar (core, kıl)
başına belirlendiği iddia edilmiştir. Bu durumda, kullanılan fiber optik kablonun bakım ve
işletme ücreti kablodaki damar sayısına göre değişkenlik gösterecek olup damar sayısı
artıkça bakım ve işletme ücreti de artacaktır. Nitekim, sözleşmenin Ek-4’ünde yer alan
bakım ve işletme ücretine ilişkin ifade incelendiğinde “bir damar fiber optik kablonun”
bakım ve işletme ücretinin belirlendiği görülmektedir. Diğer taraftan ROYTEPT’te “bir fiber
optik kablonun” aylık bakım ve işletme ücreti olduğu ifade edilen 0,142951 TL/m
tutarındaki ücretin de damar başına uygulandığı anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda,
RETPAFT’ın yürürlüğe girmesinden önce bakım-işletim hizmeti talep eden işletmelere
uygulanan 0,069611 TL/m fiber bakım-işletim ücretinin, ROYTEPT kapsamında BTK
tarafından onaylanmış olan ücretten %51 oranında daha düşük olduğu görülmektedir.
(224) Ayrıca, daha önce de bahsedildiği üzere, başvuruda bakım ve işletme hizmetinin piyasa
koşullarında alternatif teşebbüslerden alınması halinde ücretin (…..) TL/m düzeyinde
olacağı, bu bağlamda VodafoneNet’in bakım ve işletme hizmetini Türk Telekom’dan
alması halinde ödemesi gereken ücretin, söz konusu hizmeti piyasa koşullarında
alternatif bir firmadan alması halinde ödeyeceği ücretin yaklaşık 30 katı olduğu ileri
sürülmüştür. Söz konusu iddiaya ilişkin olarak VodafoneNet’ten “piyasa koşulu” şeklinde
ifade edilen söz konusu bedelin kim tarafından verildiği, 72 damarlı kabloların ve varsa
kullanılan diğer kablo türlerinin VodafoneNet tarafından kullanılan toplam kablolar içindeki
oranı hakkında açıklama talep edilmiştir. Bunun üzerine piyasa koşulu olarak ifade edilmiş
olan (…..) TL/m’lik bedelin, VodafoneNet’in fiber optik kablo bakım çözüm ortaklarıyla
anlaştığı birim metre maliyetlerinin ortalaması ((…..) TL/m) referans alarak tespit edildiği
ve 2013 yılında (…..),(…..) ve (…..) illerinde VodafoneNet tarafından kurulan il içi fiber
altyapının tamamının (…..) damarlı fiber optik kablolardan oluştuğu ifade edilmiştir.
(225) VodafoneNet’in şikayet dilekçesinde piyasada yıllık (…..) TL/m tutarında oluşan kablo
bakım bedelinin damar kapasitesinden bağımsız olduğu belirtilmiştir. Söz konusu veriden
hareketle başvuruda yer alan (…..) TL/m66 tutarındaki aylık bakım-işletme ücretinin
tamamen 72 damarlı kablo kullanıldığı varsayımı altında ortaya çıkacağı anlaşılmaktadır.
Diğer yandan VodafoneNet tarafından, Türk Telekom’a 16 il için tesis paylaşımı
kapsamında yapılan başvuruların tamamında (…..) damar fiber optik kablo talep edildiği
anlaşılmaktadır. VodafoneNet tarafından gönderilen yazıda, VodafoneNet’in aslında
daha yüksek kapasiteli kablolar kurmayı planladığı ancak Türk Telekom’un talep ettiği
yüksek bakım işletme ücretleri nedeniyle (…..) damar kapasiteli kablo talep ettiği ifade
edilmiştir. Söz konusu yazıda ayrıca, fiber optik kablo teknolojisinde kullanılması gereken
asgari damar sayısının 4 olduğu belirtilmiştir. Nitekim VodafoneNet tarafından verilen
bilgiye göre, RETPAFT’ın yayımlanmasından sonra 35 il için yapılan başvurular
kapsamında VodafoneNet tarafından talep edilen damar dağılımına bakıldığında; (…..) il
için (…..) damar, (…..) il için (…..) damar67, (…..) il için de (…..) damar kullanılmasının
planlandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, VodafoneNet tarafından fiilen tesis paylaşımı
gerçekleştirilebilen (…..) km’lik güzergâhta da (…..) damar kablo kullanıldığı ifade
edilmiştir.
66 Bu rakama, damar sayısından bağımsız olarak belirlenen fiber optik kablonun yıllık bakım-işletme
ücretinin ((…..) TL/m), kablodaki damar sayısının 72 olduğu varsayımıyla damar başına ve aylık fiyatının
hesaplanması sonucunda ulaşılmıştır ((…..) TL/m).
67 (…..) olarak belirtilen illerde; şehir içi için (…..) damar, şehirlerarası için (…..) damar planlandığı ifade
edilmiştir.
16-20/326-146
81/153
(226) Türk Telekom tarafından yapılan savunmada, bakım-işletme ücretinin piyasa
koşullarından 30 kat fazla olduğu yönündeki iddianın gerçeği yansıtmadığı, zira
işletmecilerden gelen talepler doğrultusunda çoğunlukla 4 damarlı fiber optik kablo
kullanıldığı varsayıldığında, hesaplanacak olan bakım-işletim ücretinin çok yüksek
olmayacağı, VodafoneNet’in yaptığı hesaplamanın fiili olarak kullanılmayan yüksek
kapasiteli fiber optik kablolara ilişkin olduğu belirtilmiştir.
(227) VodafoneNet tarafından piyasa koşullarında oluştuğu belirtilen (…..) TL/m’lik bedel
dikkate alınırsa 4 damarlı kablo kullanılması durumunda damar başına aylık (…..)
TL/m’lik68 bir ücretin oluştuğu görülmektedir. Dolayısıyla bu durumda, Türk Telekom’un
savunmasına paralel şekilde, söz konusu ücretin Türk Telekom’un uyguladığı 0,069611
TL/m’lik bedelin 30 katına denk geldiği iddiası mesnetsiz kalmaktadır. Ancak,
VodafoneNet’in çok daha yüksek kapasiteli (en düşük (…..) damarlı) kablolara ihtiyaç
duymasına rağmen (…..) damarlı fiber optik kablo istemesinin altındaki nedenin bakım
işletme ücretleri olduğu düşünüldüğünde, Türk Telekom tarafından damar başına talep
edilen söz konusu ücretin makul olmadığı, bu çerçevede, 01.08.2014 tarihi öncesinde
Türk Telekom tarafından uygulanan bakım-işletim ücretlerinin ROYTEPT’te belirlenen
ücretlerden düşük olmasına rağmen tesis paylaşım talebinde bulunan teşebbüsleri,
asgari kapasitede kablo talep etmeye ittiği ve makul kabul edilemeyecek düzeyde olduğu
kanaatine varılmıştır.
(228) Türk Telekom tarafından makul olmayan düzeyde yüksek yer etüdü, aylık kullanım ve
bakım-işletme ücreti talep edildiği iddiası değerlendirilirken, uygulanan ücretler ile Türk
Telekom’un maliyetlerinin kıyaslanmasının, başka bir ifadeyle Türk Telekom’un
karlılığının incelenmesi uygun görülmüştür. Türk Telekom tarafından, 2010-2015
döneminde uygulanan ücretler, katlanılan maliyetler ve buna göre ortaya çıkan kar
marjının aşağıdaki gibi olduğu ifade edilmiştir:
68 (…..) TL/m
16-20/326-146
82/153
Tablo 17: Türk Telekom Tarafından Uygulanan Ücretler, Maliyet Kalemleri ve Kar Marjları69
Ocak 2010-Temmuz 2010
Ağustos 2010-
Temmuz 2014
Ağustos 2014-
Ağustos 2015 Eylül 2015-…
Yer Etüdü
Hizmetleri
(TL/metre - tek
seferlik)
Ücret (…..) (…..) (…..) (…..)
Personel maliyeti (…..) (…..) (…..) (…..)
Kiralık araç
maliyeti (…..) (…..) (…..) (…..)
Toplam maliyet (…..) (…..) (…..) (…..)
Kar marjı (…..)% (…..)% (…..)% (…..)%
Yeraltı Tesislerinin
Kullanımı
(TL/metre - aylık)
Ücret (…..) (…..) (…..) (…..)
İşletme maliyeti (…..) (…..) (…..) (…..)
Yatırım maliyeti (…..) (…..) (…..) (…..)
Toplam maliyet (…..) (…..) (…..) (…..)
Kar marjı (…..)% (…..)% (…..)% (…..)%
Havai Tesislerin
Kullanımı
(TL/metre - aylık)
Ücret (…..) (…..) (…..) (…..)
İşletme maliyeti (…..) (…..) (…..) (…..)
Yatırım maliyeti (…..) (…..) (…..) (…..)
Toplam maliyet (…..) (…..) (…..) (…..)
Kar marjı (…..)% (…..)% (…..)% (…..)%
Bakım ve İşletme
(TL/metre/damar
başına - aylık)
Ücret (…..) (…..) (…..) (…..)
İşletme maliyeti (…..) (…..) (…..) (…..)
Toplam maliyet (…..) (…..) (…..) (…..)
Kar marjı (…..)% (…..)% (…..) (…..)
Kaynak: Türk Telekom tarafından gönderilen bilgiler
(229) Yukarıdaki tablodan, dosya konusu eylemlerin gerçekleştirildiği dönem itibarıyla (2014
yılı başı) Türk Telekom’un yer etüdü hizmetinde RETPAFT öncesi yaklaşık olarak %(…..)
ve RETPAFT sonrası %(…..) oranlarında (…..), havai tesislerin kullanımı için talep ettiği
ücretler kapsamında yaklaşık olarak %(…..) oranında (…..), bakım ve işletme hizmeti
kapsamında ise RETPAFT öncesinde %(…..) oranında (…..) anlaşılmaktadır. Bununla
birlikte, yeraltı tesislerine ilişkin kullanım ücretlerinin RETPAFT ile düşürülmesine
rağmen, söz konusu hizmet kapsamında RETPAFT öncesinde yaklaşık olarak %(…..)
RETPAFT sonrasında %(…..)oranında (…..)görülmektedir.
(230) Yukarıdaki tablodan Türk Telekom’un RETPAFT öncesinde gerek yer etüdü gerekse de
bakım-işletme hizmetlerine ilişkin (…..) anlaşılmaktadır. Ancak Türk Telekom tarafından
tesis paylaşımı hizmeti kapsamında uygulanan ücretlere ilişkin olarak yukarıda aktarılan
değerlendirmeler dikkate alındığında, bu durumun Türk Telekom’un (…..) ile ilgili olduğu
değerlendirilmektedir.
(231) Sonuç olarak Türk Telekom’un şikayete konu üç temel ücret kaleminden, aylık bakım-
işletme ücretinin RETPAFT öncesi dönemde makul olmadığı kanaatine varılmış ancak
yer etüdü ücretlerinin ve aylık kullanım ücretinin makul olmadığını gösterecek bir bulguya
ulaşılamamıştır.
69 İlgili dönemde, ROYTEPT/RETPAFT kapsamında BTK tarafından onaylanmış ücretler ile BTK'nın
onayına sunulmuş birim maliyetlerin dikkate alındığı belirtilmiştir.
16-20/326-146
83/153
c) Türk Telekom’un Haksız Sözleşme Hükümleri Öngördüğü İddiasının
Değerlendirilmesi
(232) VodafoneNet’in şikâyet dilekçesinde; Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşım
Sözleşmesi’nin bazı maddelerinde yer verilen hükümlerin haksız olduğu ve mal vermenin
reddi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir. Aşağıda söz konusu
sözleşme hükümleri ve bu hükümlere ilişkin tespitlere yer verilmektedir.
(233) Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşım Sözleşmesi’nin 2.4.3. maddesinde yer alan
“İşletmeci, her ne maksatla olursa olsun Türk Telekom’un bilgisi, izni ve/veya gözetimi
haricinde Türk Telekom’un Yeraltı ve/veya Havai Tesislerinde çalışma yapamaz.
İşletmeci tarafından kullanılmakta olan Türk Telekom’a ait Yeraltı ve/veya Havai
Tesislerin Bakım ve İşletmesi Türk Telekom tarafından bedeli mukabilinde
gerçekleştirilecektir.” hükmünün, VodafoneNet’in maliyetlerini önemli ölçüde artırdığı,
VodafoneNet bakımından sözleşmenin imzalanmasına önemli bir engel teşkil ettiği
belirtilmiştir. Söz konusu hüküm ile bakım ve işletme hizmetinin Türk Telekom’dan tedarik
edilmesinin zorunlu kılındığı ve tesis paylaşımı hizmetinin sağlanması için bir ön koşul
olarak değerlendirildiği ifade edilmiş, aynı zamanda bağlama olarak da kabul edilebilecek
söz konusu koşulun, sözleşme yapmanın dolaylı bir reddi olarak değerlendirilmesi
gerektiği ileri sürülmüştür.
(234) Konuya ilişkin olarak Türk Telekom tarafından önaraştırma döneminde Kurumumuza
gönderilen cevabi yazıda; 01.08.2014 tarihi öncesinde erişim şebekeleri altyapısında
şebeke bütünlüğünün sağlanması, işletmeci açısından daha hızlı ve kolay operasyonel
çalışmanın ve altyapı bilgi güvenliğinin sağlanması amacıyla tüm bakım ve işletme
hizmetlerinin Türk Telekom tarafından verildiği; ancak 01.08.2014 tarihinden sonra tesis
paylaşımına konu kabloların bakım ve işletiminin Türk Telekom tarafından yapılmadığı
ifade edilmiştir.
(235) Türk Telekom tarafından gönderilen savunmada ise bahse konu iddia ile ilgili olarak;
12.04.2013 tarihli ve 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararında bakım ve işletmenin
sözleşmenin hangi tarafınca yapılacağına ilişkin açık bir hükmün bulunmadığı, bu
nedenle aşağıda sunulan gerekçelerle sözleşmede fiber optik kabloların bakımı ve
işletmesinin ücreti mukabilinde Türk Telekom tarafından yapılmasına yönelik hükme yer
verildiği belirtilmiştir:
- Tesis paylaşımı ilişkisinde işletmeciye ait olan fiber optik kabloların klasik irtifak
hakkında olduğu gibi Türk Telekom’un altyapısından ayrı şekilde
konumlandırılmadığı, bu fiber optik kabloların Türk Telekom’un göz odalarında
sonlandırıldığı, Türk Telekom’un altyapı unsurlarıyla işletmeci kablolarının entegre
olduğu, bu nedenle bağımsız irtifak haklarına (örneğin; bir taşınmaz üzerine başka
bir taşınmazın inşa edilmesi gibi) ilişkin hükümlerin bu ilişkide uygulanmasının söz
konusu olmaması,
- Bakımı kendisi yapabilecek nitelikte olmayan işletmeciler açısından bakım ve
işletimin Türk Telekom tarafından yapılmasının tercih edilen bir yöntem olduğu, bu
hususa ilişkin bir standart oluşturulması amacıyla tüm işletmeciler açısından bu
hizmetin Türk Telekom tarafından karşılanmasının kararlaştırıldığı; ayrıca bu
uygulamanın etkinliği artıracak bir uygulama olması,
- İşletmecilerin bakım faaliyeti kapsamında yeraltı tesislerine sürekli giriş yaparak
Türk Telekom’a zarar verici eylemlerde bulunması ve tesislerin güvenliğinin
16-20/326-146
84/153
tehlikeye girmesi70.
(236) Savunmada, 17.06.2014 tarihli ve 2014/DK-ETD/324 sayılı BTK kararı ile onaylanan
RETPAFT’ta; işletmecilerin, tesis paylaşımı hizmeti kapsamında kendilerine ait kabloların
bakım, onarım ve işletimini kendilerinin yapacağı ve kablo bakım ve işletimine ilişkin
olarak Türk Telekom tarafından işletmecilerden refakat ücreti haricinde ilave bir ücret
talep edilmeyeceği hususlarının belirlendiği, ayrıca anılan karar ile 2013/DK-ETD/187
sayılı BTK kararı kapsamında ele alınacak tesis paylaşımı taleplerinde de, tarafların
mutabakatıyla aksi yönde bir anlaşma tesis edilmesi saklı kalmak kaydıyla, işletmecilerin
kendilerine ait kabloların bakım, onarım ve işletimini kendilerinin yapabileceği, Türk
Telekom tarafından işletmecilerden kablo bakım ve işletimi veya benzer bir ad altında
ilave bir ücret talep edilmeyeceği yönünde hükme varıldığı, bu kapsamda “Türk Telekom
Şebekesinde Altyapı Paylaşımı Sözleşmesi”nin 2.4.3 maddesinin revize edilerek
sözleşmenin son halinin 22.07.2014 tarihinde işletmecilere duyurulduğu, ancak anılan
tarihten sonra VodafoneNet’in revize edilen sözleşmeyi imzalamaya ilişkin herhangi bir
talebinin olmadığı belirtilmiştir.
(237) Türk Telekom’un söz konusu savunmasında da ifade edildiği gibi, RETPAFT’ın yürürlüğe
girdiği 01.08.2014 tarihi itibarıyla, tesis paylaşımı hizmeti alan işletmecilerin bakım ve
işletme hizmetlerini de Türk Telekom’dan alması yönündeki koşul ortadan kalkmış; Türk
Telekom’un yukarıda sunulan kaygılarının giderilmesine yönelik olarak ise RETPAFT’ta;
arıza ve hasar nedeniyle Türk Telekom tesislerine girecek işletmeci ve/veya taşeron
personeline Türk Telekom personelinin refakat etmesi, Türk Telekom tesislerine giriş
yapacak personele özel giriş kartlarının düzenlenmesi gibi çeşitli önlemler öngörülmüştür.
01.08.2014 tarihi sonrasında getirilen bu düzenlemeler, esasen Türk Telekom’un
01.08.2014 tarihi öncesinde de benzer koşullar altında işletmecilerin bakım ve işletim
hizmetlerini alternatif teşebbüslerden almalarına izin vermesinin mümkün olduğunu
ortaya koymaktadır. Ne var ki, Türk Telekom, 01.08.2014 tarihi öncesinde böyle bir çözüm
sunmak yerine, bir yandan tesis paylaşımı hizmeti alan işletmecilerin bakım ve işletme
hizmetini de kendisinden almalarını zorunlu kılmış; bir yandan da yukarıda belirtildiği
üzere makul olmayacak düzeyde yüksek bakım ve işletme ücretleri uygulayarak ilgili
mevzuat hükümleri uyarınca Türk Telekom’dan tesis paylaşımı hizmeti almak dışında bir
seçeneği olmayan işletmecilerin altyapıya sahip olma maliyetlerini ciddi ölçüde artırmıştır.
Bu tespitler ışığında, işletmecilere bakım ve işletim hizmetlerini de Türk Telekom’dan
alma zorunluluğu getiren sözleşmenin 2.4.3. maddesi hükmünün makul olmadığı, bu
bağlamda tesis paylaşımı talebinde bulunan teşebbüslerin tesis paylaşımı başvuru
süreçlerini geciktirdiği ve zorlaştırdığı sonucuna ulaşılmıştır.
(238) VodafoneNet’in şikâyet dilekçesinde ayrıca, “İşletmeci her ne maksatla olursa olsun Türk
Telekom’un bilgisi, izni ve/veya gözetimi haricinde Türk Telekom’un Yeraltı ve/veya Havai
Tesislerinde çalışma yapamaz” hükmünü taşıyan sözleşmenin 2.4.3. maddesi ile
sözleşme Ek-2’nin 1.2. maddesindeki “izni ve/veya gözetimi” şartının acil durumlarda
VodafoneNet’in müdahalede bulunmasını engelleyen bir hüküm olduğu ve sadece Türk
Telekom’a bilgi verilmesinin yeterli olması gerektiği ileri sürülmektedir.
70 Bu konuya ilişkin olarak BTK’ya ve yargıya taşınan olaylara dikkat çekilmiştir. Bu çerçevede, birtakım
işletmecilerin Türk Telekom altyapısına izinsiz kablo ve boru döşediği, bakır ve fiber optik kabloları kestiği,
menhol, göz, kanal ve borulara zarar verdiği ifade edilmiştir.
16-20/326-146
85/153
(239) Konuya ilişkin olarak Türk Telekom tarafından yapılan ilk yazılı savunmada, RETPAFT’ın
Ek-3 Başvuru Usul ve Esasları’nın 1.3. maddesinde de aynı hükmün yer aldığı71, ayrıca
ilgili düzenlemeye benzer örneklerin başka ülkelerde de benimsendiği, ABD, İngiltere ve
Portekiz gibi ülkelerde bir işletmecinin yerleşik işletmeciye ait altyapıda çalışma
yapmasının eğitim ve akreditasyon gibi belli koşullara bağlandığı belirtilmiştir. Tesis
paylaşımı yükümlüsü olan Türk Telekom’un, paylaşıma açılan tesiste kendisinin de fiilen
kullandığı altyapı unsurları ve kabloların bulunduğu dikkate alındığında, tesislerine giriş
yapan işletmecilerin kendi bilgisi ve gözetimi çerçevesinde çalışma yapmalarını
istemesinin makul bir talep olduğu kanaatine varılmıştır.
(240) VodafoneNet’in şikâyet dilekçesinde, Sözleşme’nin 2.4.4. maddesinde yer alan,
“Altyapı talebinde bulunan İşletmeci ya da bu İşletmeciyi temsil eden personel
tarafından, Türk Telekom’un bilgisi olmaksızın kablo tesisi yapıldığının veya Türk
Telekom’un kablolarının izinsiz kullanıldığının tespit edilmesi halinde, doğacak her
türlü zarar Türk Telekom tarafından altyapı paylaşımı talebinde bulunan
İşletmeciden tahsil edilir. Türk Telekom tarafından, izinsiz kablo tesisi
yapan/yaptıran işletmecilere izinsiz tesis edildiği belirlenen kablolara ilişkin olarak
izinsiz kurulduğu/kullanıldığı belirlenen sistem/cihaz/kablolara ilişkin, tespitin
yapıldığı tarihteki aylık kullanım ücretleri esas alınarak 2 (iki) yıllık ücret ceza olarak
tahsil edilecek ve tespit tarihinden itibaren yürürlükteki ücretler uygulanacaktır.
Anılan sistem/cihaz/kabloların izinsiz kullanımının tekrarı halinde, söz konusu
cezalar ikiye katlanarak tazmin edilecektir. Türk Telekom bu gibi durumda,
İşletmeciden 15 (onbeş) gün içinde ilgili sistem/cihaz/kablonun demonte edilmesini
talep edebilir. İşletmecinin söz konusu sistem/cihaz/kabloyu demonte etmemesi
durumunda, Türk Telekom Kuruma bilgi vermek suretiyle, ilgili
sistem/cihaz/kabloyu demonte edecektir”
hükmü ile demonte talep edilmesinin, haberleşmenin engellenmesi ilkesine zarar
vereceği ifade edilmiş, ayrıca düzenleme kapsamında ceza uygulanmasının ardından
aylık ücretler işletilerek kullanıma devam edilmesinin gerekli olduğu belirtilmiştir.
(241) Söz konusu iddiaya ilişkin olarak Türk Telekom tarafından yapılan savunmada,
- İlgili sözleşme hükmüne göre, bahsedilen davranışın tespit edilmesi halinde
öncelikle doğacak her türlü zararın işletmeciden tahsil edileceği, tespitin yapıldığı
tarihteki aylık kullanım ücretleri esas alınarak 2 yıllık ücretin ceza olarak tahsil
edileceği, davranışın tekrarı halinde ilgili cihaz/sistem/kablonun demontesinin söz
konusu olabileceği,
- RETPAFT’ın Ek-3’ünün 4.2. maddesinde de sistem/cihaz/kabloların BTK onayının
alınması ya da yargı kararı ile devre dışı bırakılacağı yönünde hükmün bulunduğu72,
2013/DK-ETD/187 sayılı kararın ekinde yer alan “Tesis Paylaşımı Hizmetinin
71 “1.3. İşletmeci, her ne maksatla olursa olsun Türk Telekom’un bilgisi, izni ve/veya gözetimi haricinde Türk
Telekom’un Tesislerinde montaj çalışması yapamaz.”
72 “4.2. İşletmeci ya da İşletmeciyi temsil eden personel tarafından, İşletmeciye ait cihaz ve/veya kabloların
Türk Telekom’un bilgisi olmaksızın kurulduğu ya da ilave yapıldığının tespit edilmesi halinde, doğacak her
türlü zarar Türk Telekom tarafından tahsil edilecek ve söz konusu sistem/cihaz/kablolar Kurumun onayını
almak suretiyle ya da yargı kararı ile devre dışı bırakılacaktır. Taraflar, diğer Tarafa ait elektronik
haberleşme alt yapısına Mahkeme Kararı veya İlgili Mevzuat uyarınca Kurum, Bakanlık veya diğer yetkili
merciler tarafından alınmış bir karar olmadan elektronik haberleşmenin aksamasına neden olacak biçimde
müdahale etmeyecektir. Ayrıca, izinsiz kurulduğu/kullanıldığı belirlenen sistem/cihaz/kablolara ilişkin,
tespitin yapıldığı tarihteki aylık kullanım ücretleri esas alınarak 2 (iki) yıllık ücret ceza olarak işletmeciden
tahsil edilecek ve tespit tarihinden itibaren yürürlükteki ücretler uygulanacaktır. Anılan
sistem/cihaz/kabloların izinsiz kullanımının tekrarı halinde, söz konusu cezalar ikiye katlanarak tazmin
edilecektir.”
16-20/326-146
86/153
Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar”ın “Tarafların Sorumlulukları” başlıklı kısmında da
benzer bir değerlendirmenin yapıldığı
ifade edilmiştir.
(242) Sözleşmenin yukarıda yer verilen 2.4.4. maddesi hükmünün incelenmesinden, Türk
Telekom’a verilen işletmeciden sistem/cihaz/kabloyu demonte etmesini talep etme
hakkının, Türk Telekom tarafından keyfi olarak kullanılabilecek bir hak olmadığı, Türk
Telekom’a ait sistem/cihaz/kabloların izinsiz kullanımının tekrarı halinde başvurulabilecek
bir hak olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu hakkın haberleşmenin engellenmemesi
ilkesine aykırı olup olmadığının tespitinin ise, BTK ve yargı mercilerinin yetkisinde olduğu,
dolayısıyla söz konusu sözleşme hükmünün, rekabet hukuku kapsamında tesis
paylaşımını zorlaştırıcı bir düzenleme olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı
kanaatine varılmıştır.
(243) VodafoneNet’in şikâyet dilekçesinde; Sözleşme’nin 2.4.18. maddesinde, sözleşme ve
eklerinden doğacak uyuşmazlıklarda yalnızca Türk Telekom’un kayıtlarının esas
alınacağının düzenlendiği oysa ki; her iki tarafın da kayıtlarının esas alınması gerektiği
ileri sürülmektedir. Sözleşmenin şikâyete konu edilen 2.4.18. maddesinde; “İşbu
Sözleşme ve eklerinden doğacak uyuşmazlıklarda, Türk Telekom’un defter, her türlü
bilgisayar, ses, elektronik ve yazılı kayıtları ile internet üzerinden yapılan işlemlere ilişkin
kayıtları kesin delil teşkil edecek ve bağlayıcı olacaktır. İşletmeci de yargı mercileri
önünde aynı değerde delil getirme hakkına sahiptir.” hükmünün yer aldığı görülmektedir.
Söz konusu hükümde, işletmeciye de aynı değerde delil getirme hakkının verildiği
görülmektedir.
(244) Türk Telekom tarafından yapılan savunmada münhasırlık içermeyen bu hükmün
amacının delilleri hasretmek/daraltmak olmadığı, aksine, bu hükmün delil başlangıcı
statüsündeki belgelerin ihtilaflarda ileri sürülebilmesine olanak tanıyarak taraflara yazılı
belgelerin yanında uygulamada sıklıkla kullanılan e-posta yazışmaları, ses kayıtları gibi
diğer belgeleri de mahkemelerde ileri sürme imkânı tanıdığı belirtilmiştir.
(245) Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında, sözleşmenin her iki tarafına da aynı hakkın
verildiği görülmekle birlikte söz konusu hükmün yargı mercilerince ve ilgili mevzuat
kapsamında değerlendirilmesinin daha uygun olacağı, bu nedenle anılan sözleşme
hükmünün rekabet hukuku açısından sözleşme yapmanın dolaylı reddi kapsamında
değerlendirilebilecek nitelikte olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
(246) VodaoneNet’in şikayet dilekçesinde, sözleşmenin 3.1. maddesinde yer alan “Türk
Telekom’un bu Sözleşme kapsamında sunduğu Altyapı Paylaşımı Hizmeti taleplerinin
iletilmesi ve değerlendirilmesine ilişkin süreçler EK-2’de yer almaktadır. “Hizmetin
kesintiye uğramaması koşuluyla ilgili süreçler üzerinde Türk Telekom’un değişiklik yapma
hakkı saklıdır” hükmünün, Türk Telekom’a tek taraflı değişiklik yapma hakkı vermesi
nedeniyle VodafoneNet bakımından belirsizlik ve öngörülemezlik yarattığı belirtilmekte ve
söz konusu maddenin sözleşme metninden çıkarılması gerektiği ifade edilmektedir
16-20/326-146
87/153
(247) Söz konusu iddiaya ilişkin olarak Türk Telekom tarafından yapılan savunmada,
- Türk Telekom’un sözleşmenin 3.1 maddesi ile değişiklik hakkını saklı tuttuğu
konuların işletmeciyi maddi olarak etkilemeyen, tesis paylaşımı ilişkisinin daha hızlı
ve verimli gerçekleşmesinin temini için yapılabilecek değişiklikler olduğu73,
- Tesis paylaşımı sözleşmesinin imzalandığı tarihten itibaren Türk Telekom’un
işletmeciler aleyhine bir değişikliğe gitmediği, ayrıca BTK’nın ilgili mevzuat
kapsamında sahip olduğu sözleşmeye müdahale etme yetkisi düşünüldüğünde 3.1.
maddesindeki hükmün öngörülemez bir durum oluşturduğu iddiasının gerçeği
yansıtmadığı,
- Söz konusu hükmün diğer işletmeciler tarafından da uygulandığı, nitekim
Superonline’ın “Superonline Şebekesinde Altyapı Paylaşımı Sözleşmesi”nde de
aynı hükmün bulunduğu74
belirtilmiştir.
(248) Türk Telekom ile VodafoneNet arasında akdedilen sözleşmenin amacı ve kapsamı
dikkate alındığında, sözleşmenin 2 no’lu ekinde düzenlenen altyapı paylaşım taleplerinin
iletilmesi ve değerlendirilmesine ilişkin süreçlerin, sözleşmenin ve Türk Telekom’dan
alınacak hizmetin esaslı bir unsurunu oluşturduğu görülmektedir. Zira Türk Telekom
tarafından yapılan savunmadan da anlaşılacağı üzere, söz konusu sözleşme hükmü ile
Türk Telekom’a tesis paylaşım taleplerinin miktarına ve aşağıda Superonline tarafından
ileri sürülen iddiaların değerlendirildiği kısımda ayrıntılı şekilde ele alındığı üzere yapılan
talebin formatına ilişkin koşullar getirme hakkı verilmektedir. Bu doğrultuda, Türk
Telekom’un, VodafoneNet ile akdettiği sözleşmede, sözleşmenin esasına ilişkin belirli
hususlarda bir yönüyle VodafoneNet’in sözleşme özgürlüğünü kısıtlayan bir hüküm
öngörmesinin, tesis paylaşımını zorlaştırabileceği, dolayısıyla, sözleşmenin 3.1.
maddesinde Türk Telekom’a tek taraflı olarak sözleşmede değişiklik yapma hakkı
verilmesinin makul bir eylem olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
(249) VodafoneNet’in şikâyet dilekçesinde, Sözleşme’nin; “Türk Telekom, şebeke işletim
güvenliğinin, şebeke bütünlüğünün veya veri güvenliğinin temin edilemediği ya da
şebekelerin karşılıklı işletilemediği durumlarda İşletmeciye verdiği hizmeti belirtilen
hususların sebebini teşkil eden teknik problemin devam ettiği yahut kaynaklandığı yer ve
zaman ile sınırlı olarak durdurabilir. Söz konusu duruma İşletmeci sebebiyet vermişse,
yoksun kalınan gelirler de dâhil olmak üzere Türk Telekom’un doğrudan veya
dolaylı bütün zararları, fer’ileri ile birlikte İşletmeci tarafından karşılanır. Söz konusu
durumun sona ermesi ile İşletmecinin talebi olmaksızın hizmet yeniden başlatılır.”
hükmünü taşıyan 5.15.1. maddesinde, sadece doğrudan zararların sorumluluk
kapsamında olması gerektiği, yoksun kalınan gelirler ile dolaylı zararların metinden
çıkartılması gerektiği ifade edilmektedir.
73 Savunmada, sözleşmenin 3.1. maddesi kapsamında yapılabilecek değişikliklere örnek olarak i)
işletmecinin 1.000 adet talebini tek seferde Türk Telekom’a iletmesi durumunda, Türk Telekom’un tesis
paylaşımında bir SLA’yi söz konusu olduğundan, bu şekildeki taleplerin SLA’yi olumsuz etkileyebileceği, bu
nedenle işletmeciden taleplerini 100’er 100’er gruplar şeklinde iletmesinin istenebileceği, ii) İşletmecinin
ilettiği tesis paylaşımı adresinde herhangi bir yanlışlık olmaması, adresin bulunabilmesi ve doğru adresin
tespiti amacıyla talebin *.kmz formatında iletilmesinin istenebileceği, iii) İşletmecinin talebinin eksiksiz bir
şekilde yerine getirilmesi amacıyla işletmeciden ilettiği adresler arasındaki güzergahı çizerek Türk
Telekom’a iletmesinin istenebileceği belirtilmiştir.
74 Savunmada, VodafoneNet’in 12.04.2013 tarih ve 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararı uyarınca
hazırladığı tesis paylaşımı sözleşmesinin 12.12.2013 tarihinde Türk Telekom tarafından talep edildiği ancak
ilgili sözleşmenin henüz Türk Telekom’a iletilmediği, bu nedenle VodafoneNet’in bu konuya ilişkin
yaklaşımının bilinmediği belirtilmiştir.
16-20/326-146
88/153
(250) Türk Telekom tarafından yapılan savunmada söz konusu iddia ile ilgili olarak;
- Mevcut Türk hukuk düzeni uyarınca, soruşturmaya konu edilen sözleşmede zararın
tazminine ilişkin hüküm olmasa bile Türk Telekom’un yargı nezdinde, zararın ortaya
çıktığının ve bu zararın karşı tarafın eyleminden kaynaklandığını ispat etmesiyle
birlikte, her türlü zararının tazmin edilmesini isteme hakkına sahip olduğu,
- Anılan sözleşmede, “herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın ilgili Taraf’ın
bildireceği yoksun kalınan karı/dolaylı zararı karşı taraf ilk talepte derhal öder”
şeklinde bir hükme yer verilmiş olsaydı, o takdirde ilgili hükmün taraflar için bağlayıcı
olacağı ve mahkeme kararı aranmaksızın karşı tarafın kendisine iletilen zarar
miktarını ödemekle yükümlü olacağı, ancak mevcut durumda Türk Telekom’un
muhtemel zarar iddiasının, VodefoneNet tarafından kabul edilmemesi halinde Türk
Telekom’un yargı nezdinde zararın ortaya çıktığını ve bu zararın VodafoneNet’in
eyleminden kaynaklandığını ispat etmesi gerektiği, yapılacak yargılama sonucunda
herhangi bir zararın var olmadığının tespiti halinde işletmeci aleyhine herhangi bir
tazmin sorumluluğunun doğmayacağı
ifade edilmiştir.
(251) BTK düzenlemeleri uyarınca tesis paylaşımı yükümlüsü olarak belirlenen ve tesislerini
rakiplerinin kullanımına açan bir teşebbüsün, söz konusu rakiplerin kusurlu
davranışlarından kaynaklanan zararlarının tazminini istemesinin, hakkaniyet ilkesi gereği
makul bir talep olduğu kanaatine varılmıştır. Ancak söz konusu zararın nasıl belirleneceği
ve istenecek bedelin yoksun kalınan gelirleri de içerip içermeyeceği hususlarının yargı
mercilerince ve ilgili mevzuat kapsamında değerlendirilmesinin daha uygun olacağı,
dolayısıyla, sözleşmenin 5.15.1. maddesindeki söz konusu düzenlemenin, rekabet
hukuku çerçevesinde sözleşme yapmanın reddi bağlamında değerlendirilmesinin
mümkün olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
(252) VodafoneNet’in şikayet dilekçesinde son olarak, sözleşmenin Ek-2 1.7. maddesinde yer
alan “İşletmecinin Yeraltı ve/veya Havai Tesislerin paylaşımı talebine ileride yapılabilecek
yeni talepler (ilave, değişim, demontaj, vb.) yeni başvuru olarak değerlendirilecektir.”
hükmüne karşı çıkılmakta ve mevcut başvuru üzerine yapılacak ilave, değişim, demontaj
vb. taleplerin yeni başvuru olarak değerlendirilmemesi ve dolayısıyla söz konusu talepler
için yeniden başvuru ücretinin alınmaması gerektiği ifade edilmektedir.
(253) Türk Telekom tarafından yapılan ilk yazılı savunmada, söz konusu iddiaya ilişkin olarak;
- İşletmecilerin karşılanmış taleplerine konu kabloların ilavesi, demontajı ve
değiştirilmesi gibi durumlarda paylaşılan altyapının durumunun kontrol edilmesi
gerektiği, altyapının uygunluğunun olası her durum için hazır bekletilmesinin
hizmetin sunumuna engel teşkil ettiği,
- Mevcut düzenlemeler uyarınca başvuru ücreti, sayısı vs. hususlarda hiçbir kısıtlama
olmaması nedeniyle bu hükmün işletmecilerin operasyonunu olumsuz
etkilemeyeceği,
- ROYTEPT75 ve RETPAFT’ta da aynı hükmün yer aldığı
belirtilmiştir.
75 ROYTEPT’in Tesis Paylaşımı ekinde “3.8. İşletmecinin Yeraltı ve/veya Havai Tesislerin paylaşımı
talebine ileride yapılabilecek yeni talepler yeni başvuru olarak değerlendirilecektir.” hükmü; RETPAFT Ek-
3’te “1.8. İşletmecinin ileride yapacağı yeni talepler (ilave, değişim, demontaj vb.) yeni başvuru olarak
değerlendirilecektir.” hükmü yer almaktadır.
16-20/326-146
89/153
(254) Diğer yandan, tesis paylaşımı usul ve esaslarında revizyon yapılmasına ilişkin
29.07.2015 tarihli ve 2015/DK-ETD/359 sayılı BTK kararı ile tesis paylaşım
başvurularından 493,93 TL tutarında başvuru ücreti alınması yeniden hüküm altına
alınmıştır. Bunun bir sonucu olarak, mevcut durumda, ilave, montaj ve değiştirme
taleplerinin yeni başvuru olarak değerlendirilmesinin başvuruda bulunan teşebbüsler
açısından maliyet yaratacağı anlaşılmaktadır. Herhangi bir tesisin paylaşıma açılması
sonrasında, işletmeciler tarafından yapılacak yeni taleplerin karşılanmasının, Türk
Telekom için belirli bir maliyetinin olacağı açıktır. Dolayısıyla, işletmecilerin kablolarının
ilavesi, demontajı ve değiştirilmesi işlemleri nedeniyle Türk Telekom tarafından katlanılan
maliyetlerin işletmecilerden talep edilmesi makul bulunmuştur. Ayrıca, kabloların ilavesi,
diğer bir ifadeyle kapasite artırımı yapılması durumunda Türk Telekom’un, paylaşıma
açılan tesisin ek bir kapasite sunmaya müsait olup olmadığını incelemesinin
gerekebileceği, bu nedenle kapasite ilavesinin yeni başvuru olarak değerlendirilmesinin
de makul olacağı kanaatine varılmıştır.. Öte yandan, hâlihazırda işletmeciler tarafından
kullanılan kabloların demontajı veya değiştirilmesi işlemleri için Türk Telekom
altyapısında bu şekilde bir inceleme yapılmasına gerek olmayacağı, bu çerçevede,
sözleşmede yer verilen kapasite artırımı dışındaki bu tür taleplerin yeni bir başvuru olarak
değerlendirilmesi ve başvuru ücreti talep edilmesinin makul olmadığı sonucuna
ulaşılmıştır.
I.6.3.1.2. 01.08.2014 Sonrasında Yapılan Tesis Paylaşımı Başvurularına İlişkin
İddiaların Değerlendirilmesi
(255) Önaraştırma sürecinde VodafoneNet tarafından Kurumumuza gönderilen ve şikâyet
başvurusuna ilaveten 01.08.2014 tarihi sonrası döneme ilişkin yeni iddialar içeren
15.10.2014 tarihli ve 5887 sayılı yazıda; daha önce 16 nokta için yapılmış olan tesis
paylaşımı başvurularına ilişkin sürecin 17.06.2014 tarihli ve 2014/DK-ETD/324 sayılı BTK
kararının ardından devam ettirilmediği ve 35 nokta için Türk Telekom’a yeni başvuru
yapıldığı belirtilmiş76, yeni başvurularda sadece omurga tesisi amacına hizmet edecek
şekilde güzergâhların bildirildiği ifade edilmiştir. Söz konusu yazıda, Türk Telekom’un
RETPAFT’ın yürürlüğe girdiği 01.08.2014 tarihinden sonra yapılan başvurularda da
VodafoneNet aleyhine olacak şekilde, tesis paylaşımı hizmetine ilişkin süreleri uzattığı ve
haksız sözleşme hükümleri öngördüğü iddia edilmiştir. Aşağıda söz konusu iddialara
ilişkin tespitlere yer verilmiştir.
a) Türk Telekom Tarafından Öngörülen Sürelerin Uzun Olduğu İddiası
(256) Yukarıda bahsi geçen ve VodafoneNet tarafından gönderilen yazıda ilk olarak, 2014/DK-
ETD/324 sayılı BTK kararını takiben Türk Telekom tarafından VodafoneNet ile
22.07.2014, 07.08.2014 ve 27.08.2014 tarihlerinde farklı içeriklere sahip üç adet Tesis
Paylaşımı ve Aydınlatılmamış Fiber Sözleşmesi’nin paylaşıldığı, bunlardan
sonuncusunun taraflarca imzalandığı, anılan sözleşmelerin farklı zamanlarda ve farklı
içeriklerde paylaşılmasının süreci uzattığı ve bu durumun Türk Telekom tarafından
sürecin tek taraflı bir şekilde yönetilebildiğini gösterdiği iddia edilmiştir.
76 VodafoneNet tarafından Kurumuza gönderilen yazıda, 16 il için yapılan başvurulara ilişkin olarak Türk
Telekom tarafından yapılan geri dönüşler değerlendirildiğinde, söz konusu başvurular kapsamında tesis
paylaşımı sürecinin devam ettirilmesinin süre ve maliyet açısından yürütülebilir olmadığının anlaşıldığı, bu
nedenle sürecin durdurulmasına karar verildiği belirtilmiştir.
16-20/326-146
90/153
(257) Söz konusu iddiaya ilişkin olarak Türk Telekom tarafından yapılan yazılı savunmada;
bahsi geçen sözleşmelerin iki farklı sözleşme olduğu, bu kapsamda 22.07.2014 tarihinde
RETPAFT’a dayanılarak düzenlenen “Tesis Paylaşımı ve Aydınlatılmamış Fiber
Sözleşmesi”nin işletmecilere e-posta ile bildirildiği; 07.08.2014 tarihinde ise 2014/DK-
ETD/324 sayılı Kurul kararında bahsi geçen maddelerin değiştirilmesiyle birlikte
güncellenen “Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşım Sözleşmesi”nin e-posta ile
işletmecilere duyurulduğu; VodafoneNet’in iddiasının aksine 27.08.2014 tarihinde Türk
Telekom’dan işletmecilere 186 Elektrik İhbar Hattı duyurusu dışında yapılan bir
duyuru/bildirim bulunmadığı belirtilmiştir.
(258) Türk Telekom’un bahse konu açıklamalarından, VodafoneNet’e 22.07.2014 tarihinde
RETPAFT kapsamındaki tesis paylaşımı başvurularında imzalanacak sözleşmenin,
07.08.2014 tarihinde ise 2013/DK-SRD/187 sayılı karar kapsamındaki tesis paylaşımı
başvurularında akdedilecek sözleşmenin değişikliklerden sonraki güncel halinin
gönderildiği, 27.08.2014 tarihinde ise tesis paylaşımı ile ilgili herhangi bir sözleşmenin
paylaşılmadığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, farklı düzenlemelere tabi tesis
paylaşımlarına ilişkin olan sözleşmelerin VodafoneNet ile birbirine yakın ancak farklı
zamanlarda paylaşılmasının iddia edildiği üzere tesis paylaşımı sürecinin uzaması veya
sürecin işletmeciler aleyhine tek taraflı yönetilmesi sonucunu doğurmayacağı, bu nedenle
söz konusu iddianın makul olmadığı kanaatine varılmıştır.
(259) VodafoneNet tarafından gönderilen yazıda ayrıca, RETPAFT’ın yürürlüğe girmesinin
ardından Türk Telekom ile imzalanan “Tesis Paylaşımı ve Aydınlatılmamış Fiber
Sözleşmesi”nde düzenlenen yer etüdü sürelerinin, daha önce imzalanmış olan “Türk
Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşımı Sözleşmesi”nde yer alan sürelerden kısa
olmakla birlikte, Tesis Paylaşımı Tebliği ve 2013/DK-SRD/187 sayılı BTK kararında yer
alan 30 günlük yer etüdü süresinden uzun olduğu iddia edilmiştir.
(260) RETPAFT kapsamındaki tesis paylaşımı hizmetlerine ilişkin olarak işletmecilerle
imzalanan Tesis Paylaşımı ve Aydınlatılmamış Fiber Sözleşmesi’nde RETPAFT
kapsamında onaylanan yer etüdü süreleri uygulanmaktadır. Nitekim bu husus ilk yazılı
savunmada da ifade edilmiştir. Daha önce de belirtildiği üzere, Tesis Paylaşımı Tebliği ve
2013/DK-SRD/187 sayılı kararda yer etüdü süresi 30 gün olarak belirlenmiş, ayrıca bahse
konu Tebliğ’de, BTK’nın bu süreleri yeniden düzenlemeye/değiştirmeye yetkili olduğu
ifade edilmiştir. Diğer taraftan, Türk Telekom’un toptan fiziksel şebeke altyapısına erişim
pazarında EPG ilan edildiği 12.04.2013 tarihli ve 2013/DK-SRD/188 sayılı BTK kararı
gereğince Türk Telekom tarafından hazırlanan RETPAFT ve bu çerçevede RETPAFT
kapsamındaki başvurularda esas alınacak yer etüdü süreleri BTK’nın onayına
sunulmuştur. BTK tarafından onaylanan RETPAFT ise 01.08.2014 tarihinde yürürlüğe
girmiştir. Başka bir deyişle, şikâyete konu olan süreler BTK tarafından onaylanarak
yürürlüğe giren süreler olduğundan söz konusu sürelerin daha önceki tarihli mevzuatta
yer alan 30 günlük yer etüdü süresine aykırı olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı
sonucuna ulaşılmıştır.
(261) VodafoneNet tarafından sürelere ilişkin öne sürülen bir diğer iddia ise; tesisin paylaşıma
hazır hale getirilmesi için Tesis Paylaşımı Tebliği’nin 10. maddesinde 15 ve 60 günlük
süreler tayin edildiği, kablo tesisi için ise 60 günlük bir süre öngörüldüğü, bununla birlikte
somut olayda belirli illerde kablo tesisi sürelerinin mevzuatta öngörülen süreleri önemli
ölçüde aşabileceği yönündedir.
16-20/326-146
91/153
(262) Söz konusu iddiaya cevaben Türk Telekom tarafından yapılan savunmada, tesisin
paylaşıma hazır hale getirilmesi sürecinde Türk Telekom’un dış kaynak kullanımı ile
yeraltında fiber optik kablo tesisi yaptırma ihtiyacının doğabileceği, bu durumda “Erişim
Şebekesi Yapım Sözleşmesi’nin “Tesis süreleri” başlıklı 14. maddesi ve “Geçici Kabul”
başlıklı 23. maddesi uyarınca 10 km fiber optik kablonun yeraltından tesisinin yaklaşık
150 günde tamamlanabileceği; ruhsat, izin gibi belgelerin alınması için gerekli olan
sürelerin hesaba katılması halinde sürenin daha da uzayacağı, bu çerçevede 10 km’lik
kablonun yeraltından çekimi için öngörülen 60 günlük sürenin makul olduğu belirtilmiştir.
(263) RETPAFT’ta tesisin hazır hale getirilmesine ilişkin süreler bahse konu Tesis Paylaşımı
Tebliği ile aynı şekilde belirlenmiştir. Buna göre, Türk Telekom’un ilave çalışma yapılması
gereken durumlarda azami 60 gün içinde, ilave çalışmaya ihtiyaç duyulmayan hallerde
azami 15 gün içerisinde tesisi hazır hale getirmesi gerekmektedir. Diğer taraftan kablo
tesis süresi RETPAFT’ta Tebliğ’den farklı düzenlenmiş olup bu süreler aşağıdaki tabloda
sunulmuştur. VodafoneNet tarafından söz konusu sürelerin uygulamada, Tebliğ’de yer
alan 60 günlük kablo tesis süresini aşacağı, bu nedenle Tebliğ’e aykırı olduğu ifade
edilmiştir.
Tablo 18: RETPAFT’a Göre 60 Güne Kadar Tesis Edilecek Kablo Uzunluğu (km)
60 güne kadar tesis edilecek kablo uzunluğu (km)
BB* Mücavir Alan
Sınırları
BB Statüsü Dışındaki İl
Merkezleri Diğer Yerler
Yeraltı Güzergâh Uzunluğu
(km) 10 15,0 22,5
Havai Güzergâh Uzunluğu
(km) 15 22,5 32,5
Kaynak: RETPAFT
*BB: Büyükşehir Belediyesi
Tablo 19: RETPAFT’a Göre 1 Günde Tesis Edilecek Kablo Uzunluğu (m)
1 günde tesis edilecek kablo uzunluğu (m)
BB* Mücavir Alan
Sınırları
BB Statüsü Dışındaki İl
Merkezleri Diğer Yerler
Yeraltı Güzergâh Uzunluğu
(m) 225,0 337,5 506,5
Havai Güzergâh Uzunluğu
(m) 337,5 506,5 750,0
Kaynak: RETPAFT
*BB: Büyükşehir Belediyesi
(264) Yukarıda yer etüdü sürelerine ilişkin yer verilen değerlendirmelerin, bahse konu kablo
tesis süreleri için de geçerli olacağı değerlendirilmektedir. Nitekim, RETPAFT’ın ekinde
yer alan kablo tesis süreleri BTK tarafından onaylanarak yürürlüğe girmiş olduğundan,
Tebliğ’de yer alan 60 günlük süreye uyulmamasının mevzuata aykırılık içermeyeceği
görülmüştür. Zira, Tebliğ’de de belirtildiği üzere BTK’nın Tebliğ’deki süreleri değiştirmeye
ve yeni süreler getirmeye yetkisi bulunmaktadır.
(265) VodafoneNet tarafından son olarak, RETPAFT’ta yer etüdü ve kablo tesisine ilişkin olarak
getirilen süreler nedeniyle tesis paylaşımının tamamlanmasının çok uzun zaman alacağı,
bu işlemlerin Ulaştırma Bakanlığı’ndan gerekli izinlerin alınmasını takiben VodafoneNet
tarafından yapılmış olması halinde, Türk Telekom tarafından verilmiş olan sürelerin
yaklaşık (…..)’üne tekabül eden fiili imalat sürelerinin ortaya çıkacağı iddia edilmiştir.
16-20/326-146
92/153
(266) Bu iddiaya cevaben yazılı savunmada Türk Telekom tarafından; yeni altyapı tesisinin spot
çalışması, projelendirme, izin, ruhsat, tatbikat, muayene, kabul vs. çalışmaları
gerektirdiği, tatbikat aşamasında iklim ve arazi şartlarının iş süreçlerini olumsuz
etkileyebildiği, Türk Telekom açısından bu çalışmaların (…..) ve uzun yıllara dayanan
global ihale deneyimi olan Türk Telekom’un yetkinliği ve deneyimi göz önünde
bulundurulduğunda, bu iddiaya itibar edilmemesi gerektiği belirtilmiştir.
(267) Daha önce de bahsedildiği üzere, ilgili mevzuat gereğince tesis paylaşımı hizmetleri,
işletmecilerin sıfırdan kazı yaparak kendi altyapılarını kurmalarından öncelikli tutulmuştur.
Diğer taraftan, uygulamada, işletmeciler açısından kazı yapılarak altyapı kurulmasının
tesis paylaşımı hizmetlerinden maliyet ve süre açısından daha avantajlı olduğu durumlar
ortaya çıkabilecektir. Zira, ilgili mevzuatta tesis paylaşımı hizmetlerinin, sıfırdan altyapı
kurulmasından maliyet ve süre açısından daha avantajlı olması gerektiğine ilişkin bir
düzenleme de bulunmamaktadır.
(268) Bunun yanı sıra, gerek yer etüdü ve kablo tesisinin ne kadarlık bir sürede
gerçekleştirilebileceği gerekse kazı yapılması durumunda ortaya çıkacak sürelerinin
uzunluğu gibi hususların salt teknik konular olduğu, ayrıca söz konusu süreçlerin ne kadar
sürmesi durumunda makul kabul edilebileceğini gösteren bir veri de bulunmadığı
dolayısıyla, RETPAFT ile getirilen sürelerin makul olmadığı şeklinde bir tespit
yapılmasının mümkün olmadığı anlaşılmıştır.
b) Türk Telekom’un Haksız Sözleşme Hükümleri Öngördüğü İddiası
(269) VodafoneNet tarafından Kurumumuza gönderilen yazıda, Türk Telekom’un RETPAFT’ın
yürürlüğe girmesinden sonra da VodafoneNet aleyhine olacak şekilde sözleşme
hükümleri öngördüğü belirtilmekte ve bu bağlamda, Tesis Paylaşımı ve Aydınlatılmamış
Fiber Sözleşmesi’nin Ek-4’ünün 2.2.5. maddesi ve Türk Telekom Referans Tesis
Paylaşımı ve Aydınlatılmamış Fiber Teklifi Uygulama Esasları’nın (Uygulama Esasları)
“Operasyonel Faaliyetler” kenar başlıklı 4.4. maddesi hükümlerine yer verilerek, söz
konusu hükümlerde öngörülen Türk Telekom’un tesis paylaşımı kapsamındaki arıza
giderimleri için refakatçi personel sağlama sürelerinin, VodafoneNet’in müşterilerine
taahhüt ettiği arıza giderim sürelerinden çok daha uzun olduğu; oysaki değişik ihalelerde
Türk Telekom’un teklif ettiği arıza giderim sürelerinin, VodafoneNet’in teklif ettiği
sürelerden daha kısa olması nedeniyle kendilerinin anılan ihaleleri kazanamadığı, bunun
yanı sıra, VodafoneNet’in tesis paylaşımı sonrasında gireceği ihalelerde Türk Telekom’un
belirlediği seviyenin üzerinde bir kalite standardı inşa edemeyeceği için rekabette
dezavantajlı duruma düşeceği ifade edilmektedir.
(270) Yukarıda bahsi geçen Uygulama Esaslarının “Operasyonel Faaliyetler” başlıklı 4.4.
maddesi incelendiğinde; Türk Telekom personelinin aşağıda belirtilen süreler içerisinde
arızanın oluştuğu yerde hazır olacağının taahhüt edildiği görülmektedir:
Tablo 20: Türk Telekom’un Refakatçi Personel Sağlama Süreleri (saat)
Talep Zamanı Metropol Kırsal
Hafta İçi 08:00-18:00 4 18
Hafta İçi 18:01-07:59 8 21
Diğer 12 24
Kaynak: 15.10.2014 tarih ve 5887 sayılı VodafoneNet cevabi yazısı
16-20/326-146
93/153
(271) Türk Telekom tarafından VodafoneNet’e sunulan Türk Telekom Tesis Paylaşımı ve
Aydınlatılmamış Fiber Sözleşmesi’nin Ek-4, 2.2.5. maddesinde ise, “Türk Telekom
tarafından tesis paylaşımı hizmeti kapsamında altyapının içinden/üzerinden geçirildiği
İşletmeciye ait cihaz/kabloda arıza ve hasar oluşması durumundan İşletmeci ve/veya
taşeronlarına ait personelin arıza ve hasarın giderilmesini teminen Türk Telekom
tesislerine giriş yapabilmesi için talep edilmesini müteakip Türk Telekom personeli il/ilçe
merkezlerinde 4 saat, kırsal bölgelerde 18 saat içerisinde arızanın oluştuğu yerde
bulunacaktır.” hükmü yer almaktadır. Buna göre, uygulamada Türk Telekom’un
Uygulama Esasları’nda belirttiği sürelerden daha kısa süreleri işletmecilere taahhüt ettiği
anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, VodafoneNet’in bu hususa ilişkin şikâyeti değerlendirilirken,
Türk Telekom tarafından VodafoneNet’e gönderilen sözleşme dikkate alınmıştır.
(272) Türk Telekom’un RETPAFT ile getirilen refakatçi sağlama sürelerinden daha düşük
süreler uygulamasının, refakatçi sağlama sürecini uzatarak rakip teşebbüslerin faaliyetini
zorlaştırmaya yönelik bir niyetinin bulunmadığını göstermektedir. Öte yandan, Türk
Telekom tarafından Tesis Paylaşımı ve Aydınlatılmamış Fiber Sözleşmesi’nde yer verilen
sürelerin dahi uzun olduğu hususunda ise, söz konusu sürelerin doğrudan
kıyaslanabilmesi amacıyla kullanılabilecek başka bir düzenlemenin bulunmaması77 ve
konunun salt teknik bir konu olması nedeniyle söz konusu sürelerin makul olup olmadığı
yönünde bir tespit yapılamamıştır.
(273) Bununla birlikte, VodafoneNet’in bu konudaki şikâyetinde, Türk Telekom’un tesis
paylaşımı hizmeti sunduğu işletmecilere 4 ve 18 saat içerisinde refakatçi temin etme
taahhüdü sunarken, müşterilere çeşitli ihalelerde (…..) ve (…..) saatten daha kısa arıza
giderim süreleri taahhüt ettiği hususu da ifade edilmektedir. Türk Telekom’un ihalelerde
daha avantajlı teklifler sunması şeklindeki eylemlerine ilişkin değerlendirmelere, aşağıda
ayrı bir başlık altında yer verilmiştir.
c) Türk Telekom’un İhalelerde, Tesis Paylaşımı Kapsamında Taahhüt Ettiği
Refakatçi Temin Sürelerinden Daha Kısa Arıza Giderim Süreleri Teklif Ettiği İddiası
(274) VodafoneNet tarafından yapılan başvuruda, Türk Telekom’un, tesis paylaşımı hizmeti
sunduğu işletmecilere 4 ve 18 saat içerisinde refakatçi temin etme taahhüdü sunduğu,
diğer taraftan müşterilere çeşitli ihalelerde kendilerince (…..) ve (…..) saatten daha kısa
arıza giderim süreleri taahhüt edildiği, bu durumun kendilerini rekabette dezavantajlı
duruma düşürdüğü hususu da ifade edilmektedir.
(275) VodafoneNet tarafından gönderilen yazıda ise söz konusu ihalenin (…..) olduğu
belirtilmiştir. Söz konusu ihaleye ilişkin Teknik Şartname’nin 3.3.2 maddesinde “(…..)”
ifadesi yer almaktadır. Aynı şartnamenin 3.3.3. maddesinde ise (…..) belirtilmektedir.
(276) Bilindiği üzere, Türk Telekom tarafından arıza giderimi için refakatçi temini uygulaması,
işletmecilerin bakım ve onarım hizmetlerini alternatif teşebbüslerden almalarına izin veren
RETPAFT’ın, 01.08.2014 tarihinde yürürlüğe girmesiyle başlamış bulunmaktadır. Teknik
Şartname’de yer verilen süreler ile RETPAFT ile belirlenen refakatçi süreleri
karşılaştırıldığında (…..) anlaşılmaktadır.
77 BTK tarafından telekomünikasyon sektöründe başka pazarlara yönelik olarak yayımlanmış referans
teklifler bulunmaktadır. Ancak söz konusu tekliflerdeki arıza giderim süreleri, Türk Telekom’un toptan
düzeyde sunduğu ürünlere ilişkin olduğundan, altyapıya ulaşma ve arızayı çözme aşamalarının tamamını
içermektedir.
16-20/326-146
94/153
(277) Konuya ilişkin olarak Türk Telekom tarafından yapılan savunmada;
- 2011 yılı ile 11.11.2014 tarihleri arasında hem Türk Telekom hem de
VodafoneNet’in katıldığı toplam (…..) data ihalesinin (…..) Superonline’ın, (…..)
İşnet’in, (…..) VodafoneNet’in, (…..) Türk Telekom’un kazandığı, bu kapsamda
VodafoneNet’in iddiasının aksine VodafoneNet’e karşı kazanılan (…..) ihale olduğu,
- Türk Telekom tarafından kazanılan (…..) ihalesinde (…..)78(…..)79,
- (…..)” ihalesinde VodafoneNet’in (…..) noktada iletişim sağlamayı taahhüt ettiği ve
Türk Telekom’un verdiği hizmet seviyesi sürelerinin çok ötesinde süre verdiği80, bu
kapsamda VodafoneNet’in ihalelere girerken Türk Telekom’un verdiği SLA’ları
dikkate almadığı, ihaleleri ticari olarak değerlendirdiği,
- Sektördeki işletmecilerin hizmet seviyesi sürelerini tutturamayacaklarını bildikleri
halde ihalelerde ceza ödemeyi göze alarak hareket ettiği, (…..) ihalesinin teknik
şartnamesinde arıza giderme süreleri ile ilgili şartların81 sağlanamayacağı
düşünülerek ve risk alınamayarak ihaleye girilmediği, buna karşın (…..)’in ihale
kapsamında talep edilen süreleri tutturamayacağını bildiği halde risk alarak ihaleye
teklif verip kazandığı
belirtilmiştir.
(278) Türk Telekom’un savunmasıyla ilgili olarak tesis paylaşımı hizmetine ilişkin hizmet
seviyesi taahhütleri değerlendirilirken 2011-2013 dönemindeki ihalelerin hangi
teşebbüsler tarafından kazanıldığına bakılmasının anlamlı olmayacağı kanaatine
varılmıştır. Zira VodafoneNet ile Türk Telekom arasında akdedilen Türk Telekom
Şebekesinde Altyapı Paylaşımı Sözleşmesi’nin 17.03.2014 tarihinde imzalandığı
görülmektedir.
(279) Türk Telekom tarafından gönderilen yazıda, (…..)
(280) Yukarıda aktarılanlar ışığında, Türk Telekom’un bahse konu ihalede (…..)
göstermektedir. Bu bağlamda, Türk Telekom’un kendisinden tesis paylaşımı hizmeti alan
rakip teşebbüslere daha yüksek hizmet seviyesi taahhüdünde bulunabilecek yeterliliğinin
bulunduğu şeklinde bir yorum yapmak da mümkün görünmemektedir. Sonuç olarak, Türk
Telekom’un söz konusu ihale kapsamındaki davranışının tesis paylaşımı hizmeti alan
rakip teşebbüslerin rekabet etmelerini engelleyecek nitelikte olmadığı sonucuna
ulaşılmıştır.
(281) Öte yandan dosya kapsamında VodafoneNet’ten iletişim hizmetlerinin son kullanıcıya
sunumu bağlamında (…..) döneminde girilen, ancak Türk Telekom ve grup şirketlerinin
sunduğu daha avantajlı hizmet seviyesi taahhüdünün karşılanamaması nedeniyle
kaybedilen ihalelere ilişkin bilgi talep edilmiştir. VodafoneNet tarafından gönderilen
yazıda; söz konusu ihalelere ilişkin bilgilerin ve sunulan hizmet seviyesi taahhütlerinin
aşağıdaki gibi olduğu belirtilmiştir:
78 (…..)
79 (…..)
80 (…..)
81 (…..)
16-20/326-146
95/153
Tablo 21: Türk Telekom’un Sunduğu Hizmet Seviyesi Taahhütleri Nedeniyle VodafoneNet’in Kaybettiği İhaleler ((…..))
İhale İsmi
İhale Numarası -
Tarihi
İhaleye Giren
Teşebbüsler
Sunulan
Teklifler (₺) İhale Sonucu Talep Edilen Hizmet Seviyesi Taahhüdü
Toplam İhale
Bedeli (₺)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..( (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: 15.09.2015 tarih ve 4392 sayılı VodafoneNet cevabi yazısı
16-20/326-146
96/153
(282) Yukarıdaki tabloda yer verilen ihalelere ilişkin olarak VodafoneNet aşağıdaki
nedenlerle Türk Telekom’un daha avantajlı konumda olduğunu ifade etmiştir:
- (…..TİCARİ SIR…..)
(283) Türk Telekom tarafından, yukarıdaki ihalelerdeki şartların ticari olarak değerlendirildiği
ve cezai riskler de göze alınarak ihaleye katılım sağlandığı ifade edilmiştir. Ayrıca,
(…..) ihalesine ilişkin (…..).
(284) VodafoneNet tarafından yukarıda belirtilen ihalelere yönelik iddiaların (…..) ihalesi
bakımından Türk Telekom’un (…..) ile ilişkili olduğu, (…..), (…..) ve (…..) ihaleleri
bakımından ise Türk Telekom tarafından (…..) ilişkili olduğu anlaşılmaktadır. Daha
önce de belirtildiği üzere RETPAFT’taki kurulum süreleri belirli bir güzergâh uzunluğu
için 60 gün, bu uzunlukların üzerine çıkılması durumunda her gün için belirli bir ek
mesafe şeklinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla bahse konu üç ihalede belirlenen sürelerin
RETPAFT ile belirlenen süreleri aşma ihtimali bulunmaktadır.
(285) Öte yandan, Türk Telekom tarafından gönderilen belgelerden (…..) ve (…..) ihaleleriyle
alınan iş kapsamında (…..) yapıldığı görülmektedir. Başka bir deyişle, söz konusu
ihalelerde belirlenen kurulum süreleri Türk Telekom tarafından sağlanabilmiştir. Ancak,
VodafoneNet’in söz konusu ihalelere tesis paylaşımı kapsamında Türk Telekom’dan
aldığı altyapı unsurları ile kendi altyapısını kullanarak girdiğine ilişkin bir bilgi mevcut
değildir. Zira VodafoneNet tarafından yazıda, tesis paylaşımı yapılmasının altyapı
sahipliği ve maliyet avantajı nedeniyle toptan hizmet alımı yolu ile ihalelere girilmesine
nazaran tercih edilen bir yöntem olduğu belirtilmişse de, anılan ihalelere tesis
paylaşımı yolu ile girilebilmesinin mümkün olmadığı ifade edilmiştir. Dolayısıyla, Türk
Telekom’un tesis paylaşım hizmetine ilişkin uygulamaları ile sözleşme yapmanın
reddine yol açıp açmadığının incelendiği mevcut dosya kapsamında Türk Telekom’un
diğer toptan ürün ve hizmetlerine ilişkin olarak verdiği hizmet seviyesi taahhütlerinin
incelenmesi mümkün görülmemektedir. Bu bağlamda, Türk Telekom’un tesis
paylaşımı hizmeti alan rakip teşebbüslerin rekabet etmelerini engelleyecek şekilde
düşük kurulum süreleri sunarak rakiplerin faaliyetlerini zorlaştırdığı şeklinde bir tespit
yapılması da mümkün görünmemektedir.
I.6.3.2. Superonline’ın İddialarına İlişkin Değerlendirmeler
(286) Soruşturma sürecinde Superonline tarafından yapılan şikâyet başvurusunda;
- 12.04.2013 tarihli ve 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararı doğrultusunda
Superonline’ın Türk Telekom'a 25.09.2013 ve 09.10.2013 tarihlerinde tesis
paylaşımı talebinde bulunduğu, ancak bahse konu BTK kararında sözleşme
imzalanmasına dair zorunluluk bulunmamasına karşın Türk Telekom’un, “Türk
Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşım Sözleşmesi”nin imzalanmasını
31.10.2013 ve 13.11.2013 tarihli yazıları ile taleplerin değerlendirmeye
alınabilmesi için şart koştuğu,
- Türk Telekom'un bahse konu davranışı nedeniyle 02.12.2013 tarihinde BTK'ya
çözüm başvurusunda bulunulduğu, 23.01.2014 tarihinde BTK tarafından ilgili
başvuruya cevaben referans teklife ilişkin değerlendirme sürecinin devam
16-20/326-146
97/153
etmekte olduğunun belirtildiği,
- Sözleşmede BTK kararında düzenlenen usul ve esaslara aykırı hükümlerin ve
ticaret hayatının doğal akışında kabulü imkânsız şartların bulunduğu,
- Bu süre içerisinde Türk Telekom'a müzakere talebinde bulunulduğu, bu talep
kapsamında başvuru formunun doldurulması ve başvuru ücretlerinin ödenmesine
rağmen tesis paylaşım taleplerinin karşılanmadığı, ayrıca Türk Telekom
Şebekesinde Altyapı Paylaşım Sözleşmesi ile BTK kararında yer alan usul ve
esaslara aykırı hükümlerin ve katlanılması imkânsız ek ciddi yükümlülüklerin
getirildiği hususlarına değinildiği,
- Konu ile ilgili olarak Türk Telekom ile yapılan müzakere sonucunda uzlaşı
sağlanamadığı, sözleşmenin 01.07.2014 tarihinde ihtirazi kayıtlarla imzalandığı;
daha sonraki görüşmelerde ise sözleşmenin revize edildiği ve başvuru ücreti ile
bakım-işletme ücretlerinin kaldırıldığı, ancak yeni sözleşmenin de ihtirazı
kayıtlarla 30.09.2014 tarihinde imzalandığı,
- Yeni sözleşmenin imzalanması sonrasında yapılan tesis paylaşım taleplerinin de,
aşağıda belirtilen davranışlar ile Türk Telekom tarafından sürüncemede
bırakıldığı;
Mevzuatta öngörülen süreyi aşan zaman aralığında cevap verilmesi,
2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararında ve sözleşmelerde olmamasına
rağmen taleplerin değerlendirilmesi için ek koordinat, *.kmz formatında
dosya ve CD istemesi,
Sözleşmede tesis paylaşımı başvurularına ilişkin her bir talebin ilgili Türk
Telekom il müdürlüğüne yapılması gerektiği hükmü yer almasına
rağmen, bu hükme aykırı olarak, yapılan başvurunun ilgili (…..) İl
Müdürlüğü'ne değil İstanbul I. Bölge Müdürlüğü'ne yapılması gerektiğinin
bildirilmesi,
Talep değerlendirme formlarında, Superonline’ın talebinin tamamını
karşılamayacak metrajlar ile yer etüdü yapılabileceğinin iletildiği ancak
yer etüdü yapılacak olan kısmi güzergâhın koordinatlarının belirtilmediği,
Superonline’ın taleplerini karşılayacak güzergâh bulunmamasına
rağmen yer etüdü yapılabileceği, talebin bir bütün halinde
karşılanamayacağı fakat belirtilen güzergâhlarda kısmen
karşılanabileceği şeklinde cevapların verilmesi,
- RETPAFT’ın kapsamının sınırlı tutulmasından dolayı Superonline’ın ihtiyacı olan
tesis paylaşımı taleplerinin hiçbirinin RETPAFT kapsamına girmediği, bu sebeple
Superonline’ın RETPAFT’ı imzalamadığı,
- Superonline ve Türk Telekom arasında imzalanmış olan sözleşme kapsamında
Türk Telekom’un yükümlülüklerinin yerine getirilmesi ile ilgili hiçbir hizmet
seviyesi taahhüdünün bulunmadığı, bu nedenle Superonline’ın anılan
sözleşmeye dayanarak tesis paylaşımı yapma ve paylaşıma konu altyapı
üzerinden müşterilerine hizmet sunma imkânının bulunmadığı, hizmet seviyesi
taahhüdünün, ilgili pazarda verilen hizmetin asli unsuru olduğu ve işletmecilerin
müşterilerine hizmet seviyesi taahhüdü olmadan hizmet sunamadığı,
- Sonuç olarak, talep edilen güzergâhta, Türk Telekom’un tesis paylaşımı
yapabileceği altyapısının bulunduğu ancak Türk Telekom’un bahse konu
16-20/326-146
98/153
geciktirme/engelleme niteliğindeki davranışları nedeniyle tesis paylaşımı
yapılamadığı
belirtilmiştir. Superonline’ın bahse konu iddiaları, aşağıda alt başlıklar halinde
değerlendirilmiştir.
a) Tesis Paylaşımı Taleplerinin Değerlendirilmesi için Sözleşme Yapma
Zorunluluğu Getirildiği İddiası
(287) Superonline tarafından yapılan başvuruda, Türk Telekom'a 25.09.2013 ve 09.10.2013
tarihlerinde 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararı kapsamında tesis paylaşımı talebinde
bulunulduğu, ancak bahse konu BTK kararında tesis paylaşımı başvuru sürecinde
sözleşme imzalanmasına dair zorunluluk bulunmamasına karşın Türk Telekom’un,
“Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşım Sözleşmesi”nin imzalanmasını
taleplerin değerlendirmeye alınabilmesi için şart koştuğu iddia edilmiştir.
(288) 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararında ve kararın ekinde yer alan “Tesis Paylaşımı
Hizmetinin Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar”da, tesis paylaşımı başvuru sürecinde
sözleşme yapılmasının gerekli olduğuna ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Bunun
yanı sıra, 08.12.2014 tarihli ve 2014/DK-ETD/633 sayılı BTK kararı ile tesis paylaşımı
başvurularına ilişkin olarak talep değerlendirme ve yer etüdü öncesinde sözleşme
imzalanmasına gerek olmadığı hükme bağlanmıştır. Başka bir ifadeyle, tesis paylaşımı
başvurularının değerlendirilmesi için ilgili mevzuatta sözleşme yapma zorunluluğu
bulunmamakta ve bu durum BTK tarafından alınan kararla doğrulanmaktadır. Öte
yandan Superonline tarafından 2013 yılında yapılan tesis paylaşımı başvurularında,
Türk Telekom tarafından sözleşme imzalanması koşulu getirildiği anlaşılmaktadır.
(289) Bilindiği üzere, taraflar arasında kurulacak bir ticari ilişkide, tarafların hak ve
yükümlülüklerini, ayrıca uyulması geren usul ve esasları yazılı olarak belirlemek
amacıyla sözleşme düzenlenmesi ticari hayatın doğasında bulunmaktadır. Dosya
konusu olayda da, Türk Telekom’un tesis paylaşımı hizmeti sunacağı işletmecilerle
sözleşme imzalamak istemesi makul bulunmuştur. Ancak, henüz başvuru
aşamasında, tesis paylaşımı talep edilen güzergâhta Türk Telekom’un paylaşıma
elverişli altyapısının bulunup bulunmadığı henüz belirlenmemişken sözleşme
imzalanmasının şart koşulması makul görülmemiştir. Nitekim, bahse konu
sözleşmelerin kapsamı geniş olup, tesis paylaşımı hizmetinin usul ve esasları ile süre
ve ücretleri ayrıntılı olarak düzenlemektedir. Bu açıdan, bu kapsamdaki bir
sözleşmenin, başvuru sürecinde taraflarca mutabık kalınarak imzalanmasının zorunlu
tutulmaması gerektiği, taleplerin değerlendirilmesi sonucunda paylaşıma elverişli
güzergâhın bulunması durumunda müzakere edilmesinin uygun olacağı kanaatine
varılmıştır. Zira, 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararında da taleplerin değerlendirilmesi
sonucunda, elverişli güzergâhlar ile yer etüdü süresi ve ücretinin işletmeciye
gönderileceği ve işletmecinin bunu kabul etmesinin ardından yer etüdü sürecinin
başlayacağı düzenlenmiştir. Başka bir deyişle, sözleşmenin de bir parçası olan süre
ve ücretler başvurunun olumlu sonuçlanması sonrasında gündeme gelmektedir.
16-20/326-146
99/153
(290) Buna ilaveten, tesis paylaşımı taleplerinin değerlendirilmesi için mevzuatta 15 günlük
bir süre öngörülmüş olup, bu sürenin sonunda olumsuz yanıt alınması durumunda
işletmecilerin kendi altyapılarını kurmak için Bakanlığa başvurma hakkı doğmaktadır.
Elverişli güzergâh bulunması durumunda ise yer etüdü ile tesis paylaşımı süreci
başlamaktadır. Öte yandan sözleşme yapma zorunluluğu getirilmesinin hem tesis
paylaşımı hizmetinin alımını hem de işletmecilerin kendi altyapılarını kurmalarını
geciktireceği kanaatine varılmıştır. Nitekim Superonline tarafından sözleşmenin hem
zorunlu olmaması hem de içerdiği hükümler nedeniyle imzalanmaması, işletmecinin
tesis paylaşımı başvurularını yaklaşık bir yıl kadar geciktirmiştir82.
(291) Bahse konu iddiaya ilişkin olarak Türk Telekom tarafından yapılan ilk yazılı
savunmada, BTK tarafından yönetmelik/tebliğ/karar gibi düzenlemelerle belirli
sözleşmelere/hukuksal ilişkilere yönelik ana ilkeler tespit edildiğinde, ilgili taraflar
arasında, bu ana ilkeleri ve ayrıca ana ilkelerde yer almayan mali, teknik, hukuksal vb.
ayrıntılara yönelik hükümleri içeren bir sözleşme yapılmasının hukuksal bir zorunluluk
olduğu, ayrıca BTK tarafından getirilen ilkelerin bir hukuksal ilişkinin tüm yönlerini
içermesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.
(292) Bunun yanı sıra savunmada; Türk Telekom ile tesis paylaşımı talebinde bulunan
işletmeci arasındaki hukuksal ilişki ve bu kapsamda bazı yükümlülüklerin, etüt
işleminden önce yani işletmecinin talebiyle birlikte doğduğu, bu bağlamda sözleşmeyle
etüt işleminden önceki sürecin de düzenlendiği, ayrıca etüt işlemi öncesinde gerek
işletmecilerin Türk Telekom’a ilettiği bilgiler gerekse etüt işlemi sırasında işletmecilerin
Türk Telekom lokasyonunda bulunması gibi nedenlerle tarafların karşılıklı olarak
birbirlerinin gizli bilgilerine vakıf olacakları, bu gizli bilgilerin korunması da taraflar
arasında imzalanacak sözleşmedeki gizlilik yükümlülüğü ile mümkün olabileceği ifade
edilmiştir. Savunmada ayrıca, Türk Telekom’un tesis paylaşımı talebine karşılık olarak
Superonline’ın da, talebin karşılanabilmesi için Superonline Şebekesinde Altyapı
Paylaşımı Sözleşmesi’nin imzalanmasını şart koştuğu ve söz konusu Sözleşmenin
Superonline ile 30.09.2014 tarihinde imzalanan Türk Telekom Şebekesinde Altyapı
Paylaşımı Sözleşmesi’nden daha ağır hükümler içerdiği öne sürülmüştür.
(293) Yukarıda da belirtildiği üzere Türk Telekom ve işletmeciler arasındaki bir ticari ilişkide
sözleşme yapılmasının gerekliliği kabul edilmekle birlikte, hizmet alımının gerçekleşip
gerçekleşmeyeceğinin kesinleşmediği bir süreçte sözleşme yapılmasının zorunlu
tutulmasının makul olmadığı değerlendirilmiştir. Tarafların gizli bilgilerinin korunmasına
yönelik olarak ise sözleşme yapmalarının zorunlu olmadığı, bu amaçla hazırlanmış bir
gizlilik sözleşmesinin yeterli olacağı kanaati oluşmuştur.
82 Superonline tarafından Türk Telekom’a ilk başvurular 25.09.2013 ve 09.10.2013 tarihlerinde yapılmış,
ancak sözleşme 30.09.2014 tarihinde imzalanmıştır.
16-20/326-146
100/153
b) Tesis Paylaşımı Başvurularına Mevzuatta Belirlenen Süre İçinde ve Usulüne
Uygun Cevap Verilmediği İddiası
(294) Superonline tarafından yapılan başvuruda, Türk Telekom Şebekesinde Altyapı
Paylaşım Sözleşmesi’nin 30.09.2014 tarihinde ihtirazı kayıtlarla imzalanmasının
ardından yapılan tesis paylaşımı taleplerinin, aşağıda belirtilen davranışlar ile Türk
Telekom tarafından sürüncemede bırakıldığı iddia edilmiştir:
- Mevzuatta öngörülen süreyi aşan zaman aralığında cevap verilmesi,
- 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararında ve sözleşmelerde olmamasına rağmen
taleplerin değerlendirilmesi için ek koordinat, *.kmz formatında dosya ve CD
istemesi,
- Talep değerlendirme formlarında, Superonline’ın talebinin tamamını
karşılamayacak metrajlar ile yer etüdü yapılabileceğinin iletildiği ancak yer etüdü
yapılacak olan kısmi güzergâhın koordinatlarının belirtilmediği, Superonline’ın
taleplerini karşılayacak güzergâh bulunmamasına rağmen yer etüdü
yapılabileceği, talebin bir bütün halinde karşılanamayacağı fakat belirtilen
güzergâhlarda kısmen karşılanabileceği şeklinde cevapların verilmesi,
- Sözleşmede tesis paylaşımı başvurularına ilişkin her bir talebin ilgili Türk Telekom
il müdürlüğüne yapılması gerektiği hükmü yer almasına rağmen, bu hükme aykırı
olarak, yapılan başvurunun ilgili (…..) İl Müdürlüğü'ne değil İstanbul I. Bölge
Müdürlüğü'ne yapılması gerektiğinin bildirilmesi.
(295) Ayrıca Superonline’ın soruşturma sürecinde gönderdiği yazıda; Türk Telekom
tarafından başvurularda, Superonline’ın bilinmesinin mümkün olmadığı cadde, sokak
adı, ek koordinat vb. güzergâh bilgilerinin talep edildiği ve bu bilgilerin *.kmz formatında
ve CD içerisinde istendiği iddiasına ek olarak; Superonline tarafından Türk Telekom'un
paylaşıma açık altyapısı bilinmediğinden, söz konusu taleplerin karşılanabilmesi
amacıyla aynı uçlara erişim için mükerrer projelerin hazırlandığı, büyükşehir belediyesi
sınırları içi ve dışı olmak üzere ortalama (…..) TL/km saha keşif ücretinin ödenmesi
gerektiği, ayrıca ek koordinat, *.kmz formatı ve CD gibi taleplerin yerine getirilebilmesi
için yapılan hizmet alımlarının maliyetinin (…..) TL/km olduğu, bu kapsamda her
başvuru için (…..) TL/km ilave maliyet ortaya çıktığı ifade edilmiştir. Bunun yanı sıra,
söz konusu bilgilerin temin edilmesinin süre83 ve iş gücü kaybına da neden olduğu
belirtilmiştir.
(296) Türk Telekom tarafından yapılan savunmada ise, mevzuatta öngörülen süreyi aşan
zaman aralığında cevap verilmesi ve 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararında ve
sözleşmede olmamasına rağmen taleplerin değerlendirilmesi için ek koordinat, *.kmz
formatı ve CD istendiği iddiasına ilişkin olarak;
- 30.09.2014 tarihinde Superonline ile sözleşme imzalanmasının ardından, Kurban
Bayramı tatilinin hemen öncesinde (03.10.2014-07.10.2014 tarihlerinde)
Superonline tarafından tek bir başvuru ile binlerce talep noktasına ilişkin tesis
paylaşım talebinin yapıldığı, bu taleplerin 15 gün içerisinde değerlendirilmesinin
mümkün olmadığı, Superonline’ın bu şekilde hareket ederek taleplerin
zamanında cevaplanamamasını sağlamayı ve Bakanlık’tan geçiş hakkı kullanım
onayı almayı amaçladığı,
83 Tesis paylaşımı taleplerine ilişkin olarak 15 günlük yanıt verme süresi ve 30 günlük saha keşif süreleri
göz önüne alındığında; her bir talep bakımından ilgili personelin 45 günlük süreler ile aynı talepleri
yinelemesinin gerekli olduğu ifade edilmiştir.
16-20/326-146
101/153
- İşletmeciler tarafından, talep noktalarına ilişkin koordinat bilgilerinin yazılı metin
şeklinde ve basılı olarak verildiği, verilerin dijital ortama aktarılmasının gerekmesi
ve talep formunda güzergâh bilgisinin bulunmaması gibi nedenlerle, alternatif
güzergâhlar dikkate alınarak yapılan değerlendirmelerin uzun süreler aldığı84,
- Superonline’a ve diğer işletmecilere, BTK’nın bilgisi dahilinde yürürlüğe konan
uygulama esaslarında da belirtildiği üzere, yoğun taleplerin sağlıklı ve hızlı bir
şekilde değerlendirilebilmesi için *.kmz formatında talep yapılmasının, talep
edilen güzergâhın çizilmesinin öneminin belirtildiği, değerlendirmesi
tamamlanmamış taleplerin güncellenmesi ve bundan sonra başvuruların bu
şekilde yapılması gerektiği yönünde yazılar gönderildiği, ayrıca yoğun taleplere
ilişkin olarak 17.10.2014 tarihinde BTK’ya ve Bakanlığa yazılı bilgilendirme
yapıldığı,
- Ancak Superonline’ın 31.10.2014 tarihinde, sözleşmede taleplerin *.kmz
formatında iletilmesine ve güzergâh bilgileri verilmesine yönelik olarak
sözleşmede herhangi bir yükümlülük bulunmadığını belirttiği ve taleplerinin
mevcut haliyle karşılanmasını talep ettiği,
- Bu süreçte, taleplerin sağlıklı ve hızlı değerlendirilebilmesini ve suiistimallerin
engellenebilmesini teminen Referans Tesis Paylaşımı ve Aydınlatılmamış Fiber
Teklifi Uygulama Esasları’nda revizyon yapıldığı, ayrıca ‘Türk Telekom
Şebekesinde Altyapı Paylaşımı Sözleşmesi Uygulama Esasları” hazırlanarak
15.12.2014 tarihinde BTK’ya sunulduğu ve her iki metnin 23.01.2015 tarihine
kadar kamuoyu görüşüne açıldığı,
- Superonline tarafından söz konusu uygulamaya karşı çıkıldığı, Bakanlık ve
BTK’nın *.kmz formatının ve güzergâh çizimlerinin taleplerin hızlı ve sağlıklı bir
şekilde değerlendirilmesinde kolaylık sağlayacağı, ayrıca çizim yapılmasının
işletmecilerin yanlış talep yapmalarını önleyeceği görüşünde olduğu,
- *.kmz formatının, süreçleri zorlaştırmak/geciktirmek amacıyla talep edilmediği, bu
formatın geçiş hakkına ilişkin mevzuatta da yer aldığı85, geçiş hakkı kullanım
onayı için Ulaştırma Bakanlığına bu formatta bilgi sunulması gerektiği,
- Superonline’ın *.kmz formatında göndermediği talepleri imkan dahilinde
değerlendirilerek cevaplandırıldığı, Superonline’ın başvurularına süresi içinde
değerlendirme sonucu gönderilmesine rağmen Superonline’dan herhangi bir
cevap alınamayan başvurular bulunulduğu,
- 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararı ve RETPAFT ile paylaşıma açılan şebeke
katmanlarının genişlemesiyle taleplerin sayısı ve mesafesinde önemli artışlar
yaşandığı, taleplerin 15 gün içinde değerlendirilebilmesi için uç noktaların
adresi/koordinat bilgisine ilaveten güzergâh bilgisinin gerekli olduğu,
84 Bu noktada, Superonline tarafından yapılan başvuruları ve bu başvurulardaki talep noktası sayısını
gösterir tabloya (Tablo-3) yer verilmiş ve bu veriler dikkate alındığında sürecin tamamen text ortamında
manuel olarak yürütülmesinin belirtilen süreler dahilinde mümkün olmadığı belirtilmiştir.
85 Bu noktada savunmada “Sabit ve Mobil Haberleşme Altyapısı veya Şebekelerinde Kullanılan Her
Türlü Kablo ve Benzeri Gerecin Taşınmazlardan Geçirilmesine İlişkin Yönetmeliğin Uygulanması
Hakkında Usul ve Esaslar”ın “Proje dosyası” başlıklı 7. maddesinin aşağıdaki hükmüne işaret edilmiştir:
“Başvuruda proje dosyası, 2 nüsha olarak basılı ortamda verilir. Ayrıca, güzergahı gösteren *.kmz ve
.dwg uzantılı dosyalar kapasite bilgilerini de içerecek şekilde tek yazımlık CD/DVD içerisinde
sunulmalıdır.”
16-20/326-146
102/153
- Taleplerin *.kmz formatında iletilmesinin gereksiz evrak yükünü ortadan
kaldırdığı, hatalı talep yapılmasının önüne geçtiği, alternatif güzergâhların
önerilmesinde kolaylık sağladığı,
- *.kmz formatının, süreçleri zorlaştırmak/geciktirmek amacıyla Türk Telekom’un
kendi iradesiyle belirlemiş olduğu bir format da olmadığı geçiş hakkına ilişkin
mevzuatta yer aldığı,
- 2015/DK-ETD/359 sayılı BTK kararı öncesinde, 26.02.2015 tarihinde düzenlenen
çalıştayda *.kmz formatının gerekli bir yöntem olduğunun BTK tarafından
taraflarla paylaşıldığı, ayrıca bu formatın 24.09.2014 tarihinde işletmecilere
duyurulan Tesis Paylaşımı ve Aydınlatılmamış Fiber Teklifi Uygulama
Esasları’nda da yer aldığı, bu uygulamadan BTK’nın haberdar olduğu,
- *.kmz uygulaması nedeniyle Superonline’ın katlandığını iddia ettiği maliyetlerin
nasıl hesaplandığına dair raporda bilgi paylaşılmadığından bu bilginin doğruluğu
hakkında herhangi bir görüş beyan edilemediği; *.kmz formatını destekleyen
Google Earth uygulamasının ücretsiz bir yazılım olduğu,
- Soruşturma raporunda yapılan, mevzuatta bulunmaması nedeniyle *.kmz
dosyasının işletmecilerden istenmesinin mevzuata aykırı olduğu
değerlendirmesinin çelişkili olduğu
ifade edilmiştir.
(297) Savunmada ayrıca, taleplerin yazılı olarak yapılması ile *.kmz formatında yapılması
arasındaki farkı göstermek amacıyla iki örneğe yer verilmiştir. Buna göre, (…..) ili için
Superonline’dan 22.04.2015 tarihinde *.kmz formatında gelen yazının 6 gün içinde
değerlendirilerek 28.04.2015 tarihinde cevaplandığı; diğer taraftan (…..) ili için *.kmz
dosyası olmadan 04.03.2015 tarihinde yapılan toplam (…..) km’lik 13 ayrı başvuruya
ilişkin olarak 8 gün sonra (12.03.2015 tarihinde) *.kmz dosyasının istenmesi amacıyla
Superonline’a yazı gönderildiği belirtilmiştir.
(298) Türk Telekom’un savunmasında geçen söz konusu beyanlardan, RETPAFT’ın
yürürlüğe girmesinin ardından Superonline ve diğer işletmecilerden tesis paylaşımına
ilişkin yoğun taleplerin geldiği, taleplerin mevzuatta belirtildiği üzere talep noktalarının
koordinatlarına ilişkin bilgileri içerdiği ve bu bilginin yazılı olarak ve basılı nüsha
şeklinde iletildiği, ayrıca spesifik olarak güzergâh çizimlerine yer verilmemesi nedeniyle
koordinat bilgilerinin dijital ortalama aktarılarak güzergâhın belirtilmesinin ve alternatif
güzergâhların tespit edilmesinin zaman aldığı, bu nedenle çok sayıda kapsamlı
başvurunun 15 gün içerisinde cevaplanmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla Türk
Telekom tarafından teşebbüslere taleplerini *.kmz formatında ve CD içerisinde
bildirmelerine ilişkin geri dönüş yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda, Türk
Telekom’un, tesis paylaşımı başvurularının *.kmz formatında, talep edilen güzergâh
çizilerek ve CD içerisinde yapılmasını istemesine ilişkin bahse konu gerekçelerinin
makul olduğu kanaatine varılmıştır.
16-20/326-146
103/153
(299) Öte yandan, başvuruların hangi formatta yapılacağına ilişkin olarak mevzuatta yer
verilen hükümler incelendiğinde, Tesis Paylaşımı Tebliği ile 2013/DK-ETD/187 sayılı
BTK kararının ekinde; tesis paylaşımı talebinde bulunan işletmecinin, yine kararın
ekinde yer alan başvuru formu çerçevesinde talebin tesis edileceği uç noktaların adı
ve adresi veya koordinat bilgisini göndermesi gerektiğinin düzenlendiği görülmektedir.
Ancak ilgili düzenlemelerde söz konusu uç noktalar arasında belli bir güzergâhın. kmz
formatına harita üzerinden çizilerek bildirilmesi, talep edilen güzergâh sayının veya
uzunluğunun belirtilmesi, ayrıca taleplerin CD içerisinde gönderilmesi zorunlu
tutulmamıştır. Başka bir ifadeyle Superonline’ın başvuruda bulunduğu dönemde
mevzuatta böyle bir yükümlülük bulunmamaktadır.
(300) Türk Telekom tarafından yapılan savunmada, BTK’nın bilgisi dahilinde hazırlanan
RETPAFT Uygulama Usul ve Esasları’nın 24.09.2014 tarihinde işletmecilere
duyurulduğu, söz konusu dokümanda *.kmz formatında talep yapılması hususunun
düzenlendiği belirtilmiştir. Bunun akabinde RETPAFT Uygulama Usul ve Esasları’nın
revize edildiği ve 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararı kapsamındaki tesis paylaşımları
için usul ve esasların hazırlandığı, hazırlanan yeni metnin 15.12.2014 tarihinde BTK’ya
sunulduğu ifade edilmiş, bu kapsamda *.kmz formatında başvuru yapılması gerektiği
hükmü yinelenmiştir.
(301) Türk Telekom’un bahse konu düzenleme/değişiklik önerileri BTK tarafından
değerlendirilmiş, 29.07.2015 tarihli ve 2015/DK-ETD/359 sayılı karar ile, RETPAFT’ta
ve 2013/DK-ETD/187 sayılı kararın ekinde yer alan tesis paylaşımı hizmetinin
sunumuna ilişkin usul ve esaslarda değişiklik yapılmış, bu çerçevede 01.09.2015
tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde tesis paylaşımı başvurularında talep
formunun yanı sıra talebin tesis edileceği uç noktaların adı, adresi veya koordinat
bilgisinin, CD içerisinde ve *.kmz dosyası formatında sunulması zorunlu tutulmuştur.
Başka bir ifadeyle, Superonline tarafından şikâyete konu edilen husus, 27.09.2015
tarihinde yapılan değişiklik ile tesis paylaşımı başvuruları bakımından 2013/DK-
ETD/87 sayılı kararın ekinde bir zorunluluk olarak getirilmiştir. Söz konusu kararda
ayrıca, işletmeciler tarafından spesifik bir güzergâhta tesis paylaşımı talebi yapılmadığı
takdirde, Türk Telekom tarafından alternatif güzergâhlar ve talep edilen azami
güzergâh mesafeleri de dikkate alınarak değerlendirme yapılacağı belirtilmiştir. Bu
çerçevede, teşebbüsün belli bir güzergâh belirlememe ve Türk Telekom’dan alternatif
güzergâh talep etme hakkı saklı kalmaktadır. Söz konusu hüküm Türk Telekom
tarafından hazırlanan ve BTK’ya sunulan usul ve esaslarda yer almamaktadır.
(302) 29.07.2015 tarihli ve 2015/DK-ETD/359 sayılı BTK kararı ile getirilen düzenlemenin;
tesis paylaşımı başvurularının değerlendirilme sürecini hızlandırması, taraflar için
kolaylık sağlaması, hatalı başvuruların önlenmesi ve işletmecinin talebine göre belli bir
güzergâh veya alternatif güzergâhlar önerilmesini mümkün kılması nedeniyle faydalı
ve yerinde olduğu değerlendirilmiş, bu çerçevede anılan BTK kararı öncesinde de Türk
Telekom tarafından taleplerin değerlendirilmesi için ek koordinat, *.kmz formatında
dosya ve CD istemesinin tesis paylaşımını zorlaştırıcı/geciktirici nitelik taşımadığı
kanaatine varılmıştır.
16-20/326-146
104/153
(303) Türk Telekom’un, Superonline’ın tesis paylaşımı başvurularına mevzuatta belirlenen
15 günlük süreleri aşan zaman aralığında cevap verdiği iddiasına ilişkin olarak ise,
Superonline tarafından 2014 yılı Eylül ve Ekim aylarında ve daha sonrasında yapılan
başvurulara Türk Telekom tarafından süresi içerisinde yanıt verilmemesi durumunda,
Superonline’ın geçiş hakkı kullanım onayı için Ulaştırma Bakanlığına başvurma
hakkının bulunduğu görülmektedir. Nitekim, 21.08.2014 tarihinde “Geçiş Hakkı
Yönetmeliği’nin Uygulanması Hakkında Usul ve Esaslar”ın 6. maddesinin onuncu
fıkrasında yapılan değişiklik ile, tesis paylaşımı başvurusunu takiben tesis paylaşımı
mevzuatı kapsamında belirlenen süre içinde tesis paylaşımı yükümlüsü işletmeciden,
yer etüdü süresi ve ücretine ilişkin olarak altyapı sahibi işletmeciden yazılı bir cevap
alınamaması durumunda tesis paylaşımının mümkün olmadığının belgelenmesi
şeklindeki şartın sağlanmış olacağı hükme bağlanmıştır. Bu nedenle, bahse konu
iddianın, tesis paylaşımını ve bu kapsamda Superonline’ın kendi altyapısını
oluşturmasını geciktirici bir husus olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
(304) Başvuruda yer alan, talep değerlendirme formlarında Superonline’ın talebinin
tamamını karşılamayacak metrajlar ile yer etüdü yapılabileceğinin iletildiği ancak yer
etüdü yapılacak olan kısmi güzergâhın koordinatlarının belirtilmediği, Superonline’ın
taleplerini karşılayacak güzergâh bulunmamasına rağmen yer etüdü yapılabileceği,
talebin bir bütün halinde karşılanamayacağı fakat belirtilen güzergâhlarda kısmen
karşılanabileceği şeklinde cevapların verildiği iddiasına ilişkin olarak Türk Telekom
tarafından yapılan savunmada,
- Başvuruların *.kmz formatında olmadığı ve güzergâh bilgisi içermediği, başvuru
değerlendirme aşamasında Türk Telekom’un mevcut altyapı bilgilerini dikkate
alarak yer etüdü yapılacak güzergâh ve mesafe bilgisini oluşturduğu, ayrıca
altyapı bulunmayan güzergâh mesafelerini de işletmecilere bildirdiği,
- *.kmz dosyalarının iletilmesi durumunda talep edilen güzergâh görülebileceği için
hangi güzergâh için yer etüdü yapılacağının net bir biçimde anlaşılabileceği,
ayrıca hatalı koordinat bildirilmesinin önüne geçilebileceği,
- Altyapının sadece küçük bir kısmının tesis paylaşımına elverişli olmaması
durumunda işletmecilere olumsuz cevap verilmesinin yaratacağı sorunları
önlemek adına, değerlendirme formlarında, uçlar arasında altyapı olmayan
güzergâh belirtilerek detaylı altyapı bilgisinin işletmecilere gönderildiği,
belirtilmiştir.
(305) Superonline’ın bahse konu iddiasına ilişkin olarak, VodafoneNet’in iddialarının
değerlendirildiği bölümde yer alan “Talep Edilenden Uzun ve Parçalı Güzergâh
Bildirildiği ve Bildirilen Güzergâhın Bir Kısmında Altyapının Bulunmadığı İddiasına
İlişkin Tespitler” alt başlığı altında yer verilen tespit ve değerlendirmelerin geçerli
olduğu, bu bağlamda söz konusu eylemlerin Türk Telekom tarafından bilinçli bir şekilde
diğer işletmecilerin altyapılarını kurmalarını engellemek ve faaliyetlerini zorlaştırmak
amacıyla gerçekleştirilmediği değerlendirilmektedir.
16-20/326-146
105/153
(306) Sözleşmede her bir talebin ilgili Türk Telekom il müdürlüğüne yapılması gerektiği
belirtilmesine rağmen, yapılan başvurunun ilgili (…..) İl Müdürlüğü'ne değil İstanbul I.
Bölge Müdürlüğü'ne yapılması gerektiğinin bildirildiği iddiasına ilişkin olarak Türk
Telekom tarafından yapılan savunmada; söz konusu talebin (…..) ilinde yapılan ilk
tesis paylaşımı başvurusu olduğu, ilgili personelin 10.10.2014 tarihinde sehven bir
bildirim yaptığı, bunun tespitinin ardından 14.10.2014 tarihinde ilgili bölge
müdürlüğünde tesis paylaşımı hizmetinden sorumlu personelle bilgilendirme toplantısı
yapıldığı; 16.10.2014 tarihinde ise (…..) İl Müdürlüğü’nün talebin değerlendirilebilmesi
için *.kmz dosyasının gönderilmesi gerektiğini belirtir yazıyı Superonline’a ilettiği,
ayrıca benzer durumların oluşmaması için ilgili tüm saha personeline yönelik düzenli
olarak eğitim, toplantı ve seminerler düzenlendiği belirtilmiş, söz konusu olayın sehven
meydana geldiği ve münferiden gerçekleştiği, ayrıca buna benzer herhangi olayın
bulunmadığı vurgulanmıştır.
(307) Türk Telekom tarafından yapılan savunmada belirtildiği üzere, söz konusu durumun
sehven gerçekleştiği ve münferit bir olay olduğu, ayrıca Superonline ve diğer
işletmeciler tarafından bu konuda başka bir başvuruda bulunulmadığı görülmüş olup,
söz konusu bildirimin, tesis paylaşımı sürecini geciktirmek amacıyla yapılmadığı
kanaatine varılmıştır.
c) Superonline’ın Başvurularının RETPAFT Kapsamında Olmadığı İddiası
(308) Başvuruda, RETPAFT’ın kapsamının sınırlı tutulmasından dolayı Superonline’ın
ihtiyacı olan hiçbir tesis paylaşımı talebinin RETPAFT kapsamına girmediği, bu
sebeple Superonline’ın RETPAFT’ı imzalamadığı iddia edilmiştir. İlgili mevzuatın
aktarıldığı bölümde de anlatıldığı üzere, gerek 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararı
gerekse RETPAFT kapsamındaki tesis paylaşımı hizmetlerinin kapsamı ile söz konusu
hizmetlerin sunulabileceği şebeke katmanları, bahse konu düzenlemelerde açıkça
belirtilmiştir. Superonline’ın tesis paylaşımı başvurularının hangi kapsamda olduğunun
tespitinin Superonline ve Türk Telekom tarafından yapılabileceği, bu konuda yaşanan
anlaşmazlıkların ise BTK nezdinde çözülebileceği, bu hususun 4054 sayılı Kanun
kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte olmadığı kanaatine varılmıştır. Diğer
taraftan Superonline’ın, Türk Telekom’dan kiralayacağı altyapı unsurlarının hangi
amaçla (erişim, omurga, vb.) kullanılacağı, söz konusu altyapı unsurlarının Türk
Telekom’un hangi şebeke katmanında olduğu ve bu çerçevede tesis paylaşımının
hangi düzenleme kapsamında yapılacağı gibi hususların dosya kapsamında yapılacak
değerlendirmeleri ve ulaşılan sonuçları etkilemeyeceği değerlendirilmektedir.
d) Türk Telekom Tarafından Hizmet Seviyesi Taahhüdü Sunulmadığı İddiası
(309) Başvuruda, Superonline ve Türk Telekom arasında imzalanmış olan sözleşme
kapsamında Türk Telekom’un yükümlülüklerinin yerine getirilmesi ile ilgili hiçbir hizmet
seviyesi taahhüdünün bulunmadığı, bu nedenle Superonline’ın anılan sözleşmeye
dayanarak tesis paylaşımı yapma ve paylaşıma konu altyapı üzerinden müşterilerine
hizmet sunma imkânının bulunmadığı, hizmet seviyesi taahhüdünün ilgili pazarda
verilen hizmetin asli bir unsurunu oluşturduğu ve işletmecilerin müşterilerine hizmet
seviyesi taahhüdü olmadan hizmet sunamadığı iddia edilmiştir.
16-20/326-146
106/153
(310) Söz konusu iddiaya ilişkin olarak Türk Telekom tarafından yapılan savunmada,
2013/DK-ETD/187 sayılı karar kapsamındaki tesis paylaşımlarında hizmet seviyesi
taahhüdünün bulunmadığı, diğer taraftan, RETPAFT kapsamındaki tesis
paylaşımlarında Türk Telekom tarafından hizmet seviyesi taahhüdü sunulması
gerektiği, Superonline’ın hizmet seviyesi taahhüdü alarak tesis paylaşımından
yararlanmak için RETPAFT kapsamında tesis paylaşımı başvurusu yapabileceği
belirtilmiştir. Ayrıca, bahse konu hususun 26.02.2015 tarihinde BTK’da düzenlenen
toplantıda Superonline tarafından dile getirildiği, buna cevaben BTK tarafından,
2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararı ve RETPAFT kapsamında Türk Telekom’un
sadece ücretler açısından aynı yükümlülüklere tabi kılındığının, 2013/DK-ETD/187
sayılı BTK kararı kapsamında Türk Telekom’a hizmet seviyesi taahhüdü yükümlülüğü
getirilmediğinin, böyle bir yükümlülük getirilirse bunun bahse konu karar kapsamında
tesis paylaşımı yükümlüsü olan tüm işletmeciler için geçerli olacağının ifade edildiği
belirtilmiştir.
(311) Gerek başvuruda gerekse savunmada belirtildiği üzere, 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK
kararı ile Türk Telekom’a, hizmet seviyesi taahhüdü sunma yükümlülüğü
getirilmemiştir. Bu nedenle de bu kapsamdaki başvurulara ilişkin olarak Türk Telekom
ve işletmeciler arasında yapılan sözleşmelerde hizmet seviyesi taahhüdü
bulunmamaktadır. Diğer taraftan 2013/DK-SRD/188 sayılı BTK kararı ile Türk
Telekom’un EPG ilan edilmesi neticesinde hazırlanan RETPAFT ile Türk Telekom’a
hizmet seviyesi taahhüdü sunma yükümlülüğü getirilmiştir. Superonline’ın tesis
paylaşımı hizmeti aldığı altyapı üzerinden müşterilerine toptan ve perakende düzeyde
hizmet sunacağı ve belli taahhütler altına gireceği düşünüldüğünde, Superonline’ın da
paylaştığı tesise ilişkin olarak Türk Telekom’dan alacağı bakım-işletme, arıza giderim,
refakatçi süreleri gibi hizmetlere yönelik olarak ileriki dönemlerde hizmet seviyesi
taahhüdü talep etmesi olağandır. Her ne kadar mevzuatta yer almasa da, halihazırda
RETPAFT kapsamındaki tesis paylaşımları bakımından Türk Telekom’un söz konusu
hususlara ilişkin olarak hizmet seviyesi taahhüdü sunduğu da dikkate alındığında,
Superonline’ın hizmet seviyesi taahhüdü talebini karşılamasının gerekli olduğu, başka
bir deyişle hizmet seviyesi taahhüdü talebini karşılamamasının makul olmadığı
kanaatine varılmıştır.
e) Türk Telekom’un Haksız Sözleşme Hükümleri Öngördüğü İddiası
(312) Superonline’ın başvurusunda, Türk Telekom tarafından imzalanması istenen Türk
Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşım Sözleşmesi ile, 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK
kararı ve ilgili diğer mevzuatta yer alan usul ve esaslara aykırı hükümlerin ve
katlanılması imkânsız ek ciddi yükümlülüklerin getirildiği iddia edilmektedir. Diğer
taraftan başvuruda, hangi sözleşme hükümlerinin şikâyete konu edildiği açık bir şekilde
belirtilmediğinden bu konuda teşebbüsten bilgi talep edilmiş, buna cevaben gönderilen
yazıda aşağıda belirtilen sözleşme hükümlerinin şikayete konu edildiği bildirilmiştir.
16-20/326-146
107/153
(313) Bu çerçevede ilk olarak, Türk Telekom tarafından tanzim edilen ana sözleşmenin
"Sunulan Hizmetlere İlişkin Hükümler" başlıklı 3.1. maddesinde yer alan “Türk
Telekom’un, bu Sözleşme kapsamında sunduğu Altyapı Paylaşımı Hizmeti taleplerinin
iletilmesi ve değerlendirilmesine ilişkin süreçler Ek-2’de yer almaktadır. Hizmetin
kesintiye uğramaması koşuluyla ilgili süreçler üzerinde Türk Telekom’un değişiklik
yapma hakkı saklıdır.” hükmü ile Türk Telekom’un 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK
kararının ekinde yer alan Usul ve Esaslarda belirtilmiş olan sürelerde değişiklik yapma
yetkisini elde ettiği, bu hükmün ilgili BTK kararına açıkça aykırılık teşkil ettiği ifade
edilmiştir. Söz konusu iddia, VodafoneNet tarafından da dile getirilmiş olup, bu iddianın
değerlendirilmesine I.6.3.1.1 sayılı bölümün (c) alt başlığında yer verilmiştir. İlgili
bölümde, sözleşmenin 3.1. maddesinde Türk Telekom’a tek taraflı olarak sözleşmede
değişiklik yapma hakkı verilmesinin makul olmadığı değerlendirmesinde
bulunulmuştur. Bahse konu tespit ve değerlendirmeler Superonline’ın bu iddiası için
de geçerliliğini korumaktadır.
(314) Superonline tarafından ayrıca, 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararında, "altyapı sahibi
işletmecinin yer etüdü sonuçlarına göre ilave çalışma yapılması gereken durumlarda
azami 60 gün içinde, ilave çalışmalara ihtiyaç duyulmayan hallerde azami 15 gün
içerisinde tesisleri hazır hale getireceği" belirtilmiş olmasına rağmen ilgili sözleşmenin
Ek-2'sinin 3.3. maddesinde; Türk Telekom'un, her bir tesis paylaşımı başvurusuna
konu altyapıyı, belirlenecek iş programı esas alınarak hazır edeceği yönünde bir
hükme yer verildiği, bu düzenleme ile Türk Telekom’un tanımlanan tesisi hazır hale
getirme süresine aykırı davrandığı iddia edilmiştir.
(315) 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararının ekinde yer alan “Tesis Paylaşımı Hizmetinin
Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar”da tesisin hazır hale getirilme süresi, başvuruda da
belirtildiği üzere, ilave çalışma yapılması gereken durumlarda azami 60 gün, ilave
çalışmaya ihtiyaç duyulmayan hallerde ise azami 15 gün olarak belirlenmiştir. Bunun
yanı sıra, RETPAFT’ta da aynı süreler öngörülmüştür. Mevzuatta açık bir düzenleme
bulunmasına rağmen, Türk Telekom tarafından söz konusu düzenlemede yer alan
sürelere uyulmamasının, bunun yanı sıra, herhangi bir süre öngörülmeden, tesislerin
hazır hale getirilmesinin Türk Telekom’un iş programına bağlanmasının makul bir
davranış olmadığı, söz konusu eylemin tesis paylaşımı sürecini uzatmak ve
öngörülemez hale getirmek suretiyle Superonline’ın faaliyetlerini zorlaştırdığı
sonucuna varılmıştır.
I.6.3.3. TurkNet’in İddialarına İlişkin Değerlendirmeler
(316) TurkNet tarafından yapılan şikayet başvurusunda yer alan iddialar iki şekilde
sınıflandırılarak incelenmiştir:
Türk Telekom’un tesis paylaşımına yönelik genel stratejisi kapsamında olan ve
işletmecilerin faaliyetlerini zorlaştırıcı nitelik taşıdığı öne sürülen eylemlerine
ilişkin iddialar
Tesis paylaşımı talep eden işletmecilerin faaliyetlerini zorlaştırıcı nitelikte olan ve
Türk Telekom tarafından gerçekleştirilen münferit olaylara ilişkin iddialar
16-20/326-146
108/153
(317) İlk olarak Türk Telekom’un tesis paylaşımı hizmetlerine yönelik genel stratejisi
kapsamında olan ve rakiplerin faaliyetlerini zorlaştırıcı nitelikte olan eylemlere ilişkin
iddialar değerlendirilmiştir.. TurkNet’in başvurusunda;
- Türk Telekom’un, referans teklifte yer almamasına rağmen, müracaat bilgilerini
*.kmz formatında ve CD'ye kaydedilmiş bir şekilde talep ettiği, bu usulün
işletmeciye ek iş yükü getirdiği ve sürecin zorlaştırılması amacına hizmet ettiği,
- (…..) güzergâhına yönelik tesis paylaşımı talebinde bulunmadan önce, talepte
bulunup bulunulmayacağına karar verilebilmesi için bahsedilen güzergâhta yer
etüdü çalışması yapılmasının istendiği, ancak bu talebin tesis paylaşımına
yönelik sözleşmenin imzalanmamış olması gerekçesiyle Türk Telekom tarafından
reddedildiği,
- (…..) ve (…..) güzergâhlarına yönelik olarak yapılan tesis paylaşımı
başvurularının; menholün kayıp olduğu, menholün üzerinde araç park ettiği ve
menholün su ve/veya toprakla dolu olduğu şeklindeki “mantık dışı” gerekçelerle
reddedildiği
öne sürülmektedir. Söz konusu ilk iki iddia ile aynı içerikli iddialar Superonline’ın
başvurusunda da yer almakta olup, bunlara ilişkin ayrıntılı değerlendirmelere bir önceki
bölümde yer verilmiştir.
(318) TurkNet tarafından, 01.10.2013 tarihinde yapılan (…..) güzergâhına yönelik tesis
paylaşımı talebine ilişkin olarak, Türk Telekom’un ağır şartlar içeren sözleşmenin
imzalanmasını şart koştuğu ve sözleşmenin imzalanmadığı gerekçesi ile talebi
reddettiği, yer etüdü yapılmadan ve bu çerçevede tesis paylaşımı hizmeti alınacağı
kesinlik kazanmadan sözleşme yapılmasının zorunlu tutulmaması gerektiği iddia
edilmiştir. Söz konusu iddia, Superonline tarafından da öne sürülmüş olup, buna ilişkin
olarak bir önceki bölümde yapılan değerlendirmeler mevcut iddia için de geçerliliğini
korumaktadır. Buna göre, bir ticari ilişkide hizmet alımının gerçekleşip
gerçekleşmeyeceği kesinleşmeden sözleşme yapmanın zorunlu tutulmasının makul
olmadığı değerlendirilmiştir. Nitekim, 08.12.2014 tarihli ve 2014/DK-ETD/633 sayılı
BTK kararı ile tesis paylaşımı başvurularına ilişkin olarak talep değerlendirme ve yer
etüdü öncesinde sözleşme imzalanmasına gerek olmadığı hükme bağlanmıştır.
(319) Son olarak Turknet tarafından, (…..) ve (…..) güzergâhlarına yönelik yapılan tesis
paylaşımı başvurularının, Türk Telekom tarafından menholün kayıp olduğu, menholün
üzerinde araç park ettiği ve menholün su ve/veya toprakla dolu olduğu şeklindeki
“mantık dışı” gerekçelerle reddedildiği öne sürülmüştür.
(320) İlgili mevzuatın anlatıldığı bölümde bahsedildiği üzere, Tesis Paylaşımı Tebliği’nin 9.
maddesini ikinci fıkrasında “Tesis paylaşımı talebine ilişkin olarak; teknik imkânsızlığın
mevcut olduğu ya da kapasite yetersizliğinin bulunduğu ve kapasite artırım imkânının
olmadığı hususlarından birinin tesis paylaşımı yükümlüsü tarafından objektif kriterlerle
kanıtlanması halinde Kurum, söz konusu talebe özgü olmak kaydıyla tesis paylaşımı
yükümlülüğünü kısmen veya tamamen kaldırabilir.” hükmü yer almaktadır. Türk
Telekom tarafından gönderilen yazıda, bahse konu madde hükmünde yer alan teknik
imkânsızlık hallerinin, talebe konu menhol, boru, kanal, göz gibi fiziksel altyapı
unsurlarının paylaşımına engel oluşturan durumları tanımladığı, talep edilen
güzergâhta mevcut fiziksel altyapı unsurunun bulunmaması, altyapıda kablo tesisine
olanak sağlayacak gözlerin dolu olması gibi durumları kapsadığı belirtilmiştir.
16-20/326-146
109/153
(321) Diğer taraftan, yer etüdü ve tesisi hazır hale getirme çalışmalarında, menholün kayıp
olması, kilit parke taşı, asfalt vb. zemin kaplama malzemesi altında kalması, su, balçık
vb. maddeler ile dolu olması, altyapının göçük, hasarlı olması gibi durumlarda ilave
çalışma yapılmasının gerekli olduğu belirtilmiştir. Başka bir ifadeyle, söz konusu
durumların varlığında, yer etüdünün yapılabilmesi veya tesisin hazır hale getirilebilmesi
için bahse konu problemlerin giderilmesi gerekmektedir. Bu durum, BTK’nın
29.07.2015 tarihli ve 2015/DK-ETD/359 sayılı kararı ile RETPAFT’ta düzenlenmiştir.
RETPAFT’ın Ek-3’ünde yer alan 2.7. maddede,
“İşletmecinin yer etüdü talepleri kapsamında tesisin, etüt yapılabilir duruma
getirilmesi için ihtiyaç duyulan ilave çalışmalar (menhol kapağının üzerinde
asfalt/beton var ise kaldırılması, yeraltı tesisi su/balçık ile dolu ise
temizlenmesi vb.) taraflarca kayıt altına alınacaktır. Gerekli ilave çalışmalar ve
işletilecek süreçler hakkında Türk Telekom işletmeciyi bilgilendirecektir. Bu
türden durumlar için alınacak izin, ruhsat vb. ve yapılacak çalışma süreleri yer
etüt süresine dahil edilmeyecektir. Bu türden durumlarda karşılaşılan maliyetler
Ortak Yerleşim ve Tesis Paylaşımına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ’in
12 ve 13 üncü maddesi kapsamında Türk Telekom ile yer etüdü talebinde
bulunan işletmeci arasında eşit oranda olacak şekilde karşılanır. Altyapının etüt
yapılabilir duruma getirilmesi ile, işletmecinin ikinci bir talebine ihtiyaç kalmadan
yer etüdü çalışmaları kaldığı yerden tekrar başlatılacaktır.”
hükmü yer almaktadır. Başka bir deyişle, maddede örnek olarak sunulan durumların
varlığında; Türk Telekom tarafından ilave çalışma yapılması gerektiği, bu konuda
ayrıca işletmecinin bilgilendirilmesi ve karşılaşılan maliyetlerin işletmeci ile eşit oranda
paylaşılması gerektiği düzenlenmiştir. Söz konusu maddede, bahse konu durumların
varlığında yer etüdü yapılması talebinin reddedilebileceğine ilişkin bir hüküm
bulunmamaktadır.
(322) Turknet’in şikayet başvurusunda yer alan, menholün kayıp olması, menhol üzerinde
araç park etmesi ve menholün su ve/veya toprakla dolu olması durumlarının da bu
kapsamda ilave çalışma olarak değerlendirilebileceği kanaati oluşmuştur. Dolayısıyla,
Türk Telekom’un yer etüdü sırasında söz konusu problemlerin giderilmesi için ilave
çalışma yapmak yerine, bahse konu gerekçelerle yer etüdünün tamamlanamadığını
belirtmesi ve ilgili düzenlemede bu yönde bir hüküm bulunmamasına rağmen bu
nedenle başvuruları reddetmesinin makul olmadığı bu eylemin Turknet’in faaliyetlerini
zorlaştırıcı nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
16-20/326-146
110/153
(323) Turknet tarafından yapılan başvuruda öne sürülen, işletmecilerin tesis paylaşımını
zorlaştırıcı nitelikte olan münferit olaylara ilişkin iddialara ise aşağıda yer verilmiştir.
- (…..) güzergâhına yönelik olarak yapılan tesis paylaşımı başvurusu
doğrultusunda, Türk Telekom tarafından yapılan yer etüdü çalışması sonucunda
kablo tesis edilmesi gereken güzergâh uzunluğunun önce (…..) metre, daha
sonra (…..) metre olarak TurkNet’e iletildiği, teşebbüsün yatırım kararı almasının
ardından, Türk Telekom tarafından etüdün yanlış gerçekleştirildiğinin ve
güzergâh uzunluğunun aslında (…..) metre fakat daha sonra da (…..) metre
olduğunun bildirildiği, son belirtilen güzergâh uzunlukları dikkate alınarak ilgili
güzergâhtaki altyapı yatırımdan vazgeçildiği, ayrıca peşin ödenen kablo tesis ve
1 aylık kullanım ücretlerinin Türk Telekom tarafından TurkNet’e iade edilmediği,
- (…..) güzergâhına yönelik olarak yapılan tesis paylaşım başvurusu için yapılan
yer etüdü çalışmasının "karşılanabilir" olarak sonuçlandırılmasına rağmen,
tesislerin hazır hale getirilmesi sürecinde, Türk Telekom tarafından önce
güzergâh yakınında yapılan katlı otopark inşaatı, daha sonra da Marmaray
inşaatı gerekçe gösterilerek yer etüdü sürecinin uzatıldığı ve sonucunda talebin
karşılanamayacağının bildirildiği, bu gelişmenin ertesinde TurkNet ve Türk
Telekom personeli ile mahallinde gerçekleştirilen saha çalışması neticesinde
Türk Telekom tarafından bulunamadığı belirtilen menhollerin tespit edildiği ve
TurkNet’in bu çabaları sonucunda tesislerin hazır hale getirildiği,
- (…..) fiber santral girişi için yapılan tesis paylaşım başvurusunda Türk
Telekom’un, ikinci bir alt bağlantı menholü kurulmasının gerekli olduğunu
belirttiği, teknik olarak gerekliliği olmayan söz konusu alt bağlantı menholünün
tesis edilmemesi durumunda ise, çeşitli bahaneler öne sürerek tesis paylaşımı
kapsamında teslim edilen kablonun montajının yapılmayacağını ilettiği,
- (…..), (…..) ve (…..) santral giriş güzergâhlarına yönelik üç ayrı tesis paylaşım
başvurusuna ilişkin olarak yapılan yer etüdü çalışmalarında yer bildiriminin Türk
Telekom’un çalışmaya başlamasından sonra TurkNet’e yapıldığı, nihayetinde
ilgili güzergâhlardaki yer etüdünün TurkNet’in katılımı olmaksızın tamamlandığı
ve çalışma sonucunda (…..) ile (…..) santral giriş güzergâhlarında tesis
paylaşımının uygun olmadığının bildirildiği.
16-20/326-146
111/153
(324) TurkNet tarafından yapılan başvuruda öne sürülen, tesis paylaşımı faaliyetlerini
zorlaştırıcı nitelikte olan münferit olaylara ilişkin olarak ise Türk Telekom tarafından
savunmasında,
- TurkNet’in iddiasına konu olan (…..) tesis paylaşımı talebine ilişkin olarak etüde
konu güzergâh mesafesinin sahaya çıkılmadan önce (…..) m, yer etüdü
çalışmasında ise (…..) m. olarak tespit edildiği, tesisi hazır hale getirme
çalışmaları esnasında belirlenen güzergâhta tespit edilen tıkanıklığın çözümünün
teknik olarak mümkün olmadığının anlaşılması üzerine alternatif güzergâh
belirlendiği ve (…..) m.’lik bu yeni güzergâh için gerekli olan kablonun
işletmeciden istenildiği, ayrıca alternatif güzergâha işletmecinin onay vermesi
durumunda sürecin devam edeceği bilgisinin karşı tarafa iletildiği ancak
işletmeciden söz konusu yazı sonrasında bir cevap alınamadığı, bu kapsamda
işletmecin cevabı doğrultusunda talebe ilişkin sürecin sürdürüleceği veya
durdurularak gerekli iadelerin yapılacağı,
- (…..) tesis paylaşımı talebine ilişkin olarak ilgili güzergâhta inşaat çalışması
olması nedeniyle kablo tesis işlemi yapılamayacağından dolayı Türk Telekom’a
ait güzergâhın yerinin değiştirilmesi veya açıktan askıya alınması konusunda
TurkNet ile yüz yüze görüşmelerin yapıldığı, sonrasında TurkNet’in onayı ile
sürecin durdurulduğu ve ilerleyen süre zarfında iş programına uygun ve hatta
daha kısa sürede (Ekim 2014 itibarıyla) sürecin tamamlandığı,
- Bina girişi ve bina içi bağlantı hizmetleri kapsamında işletmecilerin kendilerine ait
altyapılarını, mevzuata uygun bir biçimde Türk Telekom binaları önünde yer alan
bağlantı menholleri ile irtibatlandırmaları için kullanacakları tek altyapı unsurunun
alt bağlantı menholü olduğu, bu nedenle bağlantı menhollerine alt bağlantı
menholleri vasıtasıyla erişim yönteminin teknik ve operasyonel gereklilik
oluşturduğu,
- (…..),(…..) ve (…..) Santral Binaları için yapılan tesis paylaşımı başvurusuna
ilişkin olarak gerçekleştirilecek yer etüdü çalışmalarına 21.11.2014 tarihinde
başlanacağı bilgisinin 20.11.2014 tarihinde işletmeciye e-posta ile iletildiği,
21.11.2014 tarihinde başlanan yer etüdü çalışmalarına iştirak eden TurkNet
personelinin, ilgili mevzuat gereği Türk Telekom tarafından sağlanan geçici giriş
kartını bulundurmamasına rağmen çalışmaya katılımına müsaade edildiği,
nihayetinde (…..) ve (…..) tesis paylaşımı taleplerine yönelik karşılanabilir
güzergâh bilgisinin işletmeciye iletildiği karşılanabilir güzergâhlar için sürecin
devam etmesi yönünde işletmeciden talep alındığı
ifade edilmiştir.
(325) Yukarıda yer verilen söz konusu açıklamalar ve bunlara ilişkin savunmanın ekinde
sunulan belgeler değerlendirildiğinde, Türk Telekom’un açıklamalarının makul olduğu,
bahse konu davranışlara ilişkin Türk Telekom’un haklı gerekçelerinin bulunduğu, bu
çerçevede söz konusu davranışların TurkNet’in tesis paylaşımı başvurularını/sürecini
geciktirmek amacını taşımadığı sonucuna ulaşılmıştır.
16-20/326-146
112/153
(326) unların dışında TurkNet tarafından, (…..) santrali giriş güzergâhına yönelik olarak
yapılan tesis paylaşımı başvurusunun, Türk Telekom tarafından başvuruya cevap
verme süresinin son gününde, "(…..) İl Telekom Müdürlüğü" adresine gönderilmemesi
sebebiyle reddedildiği, ilgili müdürlüğün adresinin cevabi yazıda sunulmamış olması
üzerine adresin e-posta yoluyla Türk Telekom’a sorulduğu, ancak net bir cevap
alınamadığı, öte yandan yapılan araştırma sonucunda Türk Telekom'un organizasyon
yapısında "(…..) İl Telekom Müdürlüğü" bulunmadığının sadece "Bölge Telekom
Müdürlüğü" bulunduğunun tespit edildiği, bu doğrultuda söz konusu talebin "Bölge
Telekom Müdürlüğü"ne iletildiği ve kabul edildiği iddia edilmektedir. Söz konusu
durumun da başvuru yapılacak il müdürlüğü ile iletişim bilgilerinin tespitinde yaşanan
bir karışıklığa ilişkin münferit bir olay olduğu, Türk Telekom tarafından işletmecilerin
tesis paylaşımı başvurularını geciktirmek/zorlaştırmak amacıyla gerçekleştirilmiş bir
davranış olmadığı kanaatine varılmıştır.
I.6.3.4. İddialara İlişkin Genel Değerlendirme
(327) Kararın bu bölümünde; VodafoneNet, Superonline ve Turknet tarafından Kurumumuza
yapılan başvurularda yer alan iddiaların değerlendirilmesine yer verilmiş olup,
teşebbüsler tarafından öne sürülen ve Türk Telekom’un genel uygulamasına ilişkin
olan iddialar tek tek, münferit uygulamalara ilişkin iddialar ise bir bütün olarak
incelenmiştir. Söz konusu inceleme, tespit ve değerlendirmeler sonucunda Türk
Telekom’un boru, kanal, göz, menhol, direk ve kule gibi fiziksel altyapı unsurları ve
aydınlatılmamış fiber pazarındaki aşağıdaki davranışlarının makul olmadığı ve tesis
paylaşımını geciktirici, zorlaştırıcı veya engelleyici nitelik arz ettiği kanaatine
varılmıştır:
- 17.06.2014 tarihli ve 2014-DK-ETD/324 sayılı BTK kararı ile onaylanan
RETPAFT’ta öngörülenden daha uzun yer etüdü sürelerinin öngörülmesi,
- Yüksek miktarda aylık bakım ve işletme ücretleri talep edilmesi,
- Tesis paylaşımı hizmetini Türk Telekom’dan alan işletmecilerin bakım ve işletme
hizmetlerini de Türk Telekom’dan almaya zorlanması,
- Türk Telekom’a tesis paylaşımına ilişkin sözleşmede tek taraflı değişiklik yapma
hakkı tanınması,
- Tesis paylaşım hizmetini Türk Telekom’dan alan işletmecinin tesis paylaşımı
talebine ileride yapılabilecek kapasite artırımı dışındaki (değişim, demontaj, vb.)
taleplerinin yeni talep olarak değerlendirilmesi,
- Tesis paylaşım taleplerinin değerlendirmeye alınması için sözleşme
imzalanmasının zorunlu tutulması,
- Superonline ve Türk Telekom arasında imzalanmış olan sözleşmede hizmet
seviyesi taahhüdünün bulunmaması,
- 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararında yer alan tesisin hazır hale getirilmesine
ilişkin sürelere uyulmayarak, sözleşmede, tesis paylaşımına konu altyapının
belirlenecek iş programı esas alınarak hazır hale getirileceği hükmüne yer
verilmesi.
16-20/326-146
113/153
I.6.4.Sözleşme Yapmanın Reddi Teorisi
(328) 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin ilk fıkrasında, “Bir veya birden fazla teşebbüsün
ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim
durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar
ile kötüye kullanması” yasaklanmakta ve maddenin ikinci fıkrasında da beş bent
halinde örnek niteliğinde kötüye kullanma halleri sayılmaktadır.
(329) Belli şartlar altında, hâkim durumdaki teşebbüslerin sözleşme yapmayı reddetmesi de
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında yasaklanan eylemlerdendir. Rekabet
hukuku uygulamasında, esas olarak, hâkim durumda olsun ya da olmasın tüm
teşebbüslerin iş yapacakları teşebbüsleri özgürce seçme ve mülkiyetlerinde bulunan
varlıklar üzerinde özgürce tasarruf edebilme haklarının olduğu kabul edilmektedir.
Bununla birlikte, istisnai bazı durumlarda hâkim durumdaki teşebbüslerin sözleşme
yapmayı reddetmeleri rekabeti kısıtlayıcı bir davranış olarak değerlendirilebilmekte ve
hâkim durumdaki teşebbüse rekabet hukuku çerçevesinde sözleşme yapma
yükümlülüğü getirilebilmektedir.
(330) Kılavuz’da sözleşme yapmayı reddetme, “bir teşebbüsün ürettiği mal ya da hizmetler
ile sahibi olduğu maddi ya da gayri maddi işletme unsurlarını diğer teşebbüslere
sağlamaması ya da bunların diğer teşebbüsler tarafından kullanılmasına doğrudan
veya dolaylı olarak izin vermemesi” şeklinde tanımlanmaktadır. Bu çerçevede,
hammadde niteliğindeki fiziksel ürünler, belirli hizmetlerin sağlanabilmesi için gerekli
altyapılar, ürün dağıtım sistemleri ve fikri mülkiyet hakları ile korunan yahut
korunmayan gayri maddi işletme unsurları ya da bilgileri ile teşebbüslerin sözleşme
yapma talebine konu olabilecek diğer varlıklar anılan mal, hizmet ya da unsurlar
arasında değerlendirilebilmektedir.
(331) Kılavuz’a göre, sözleşme yapmayı reddetme; mal, hizmet ya da unsura ilişkin mevcut
bir sözleşme ilişkisinin kesilmesi şeklinde olabileceği gibi, potansiyel müşterilerin
sözleşme taleplerinin reddedilmesi şeklinde de olabilmektedir. Ayrıca, sözleşme
yapmayı reddetme, koşulsuz ya da koşullu reddetme şeklinde ortaya çıkabilmektedir.
Hâkim durumda bulunan teşebbüsün herhangi bir şart öne sürmeksizin sözleşme
yapmayı reddetmesi, koşulsuz ret olarak değerlendirilirken sözleşme yapmayı
sözleşme talebinde bulunan teşebbüsün kendisi ile alt pazarda rekabet etmemesi ya
da kendisine rakip olan bir teşebbüsle iş yapmaması gibi birtakım koşullara bağlaması,
koşullu ret olarak değerlendirilmektedir.
(332) Kılavuz’da, sözleşme yapmayı reddetmenin, hâkim durumdaki teşebbüsün, kendisine
yöneltilen sözleşme yapma talebini herhangi bir sebep göstermeksizin reddetmesi
halindeki gibi doğrudan reddetme ya da makul olmayan ertelemeler, ürün arzının
azaltılması ve makul olmayan şartlar ileri sürülmesi gibi davranışlar yoluyla dolaylı
reddetme şeklinde ortaya çıkabileceği ifade edilmektedir. Ayrıca, sözleşme yapmayı
reddetme davranışının, alt pazarda hâkim durumdaki teşebbüsle rekabet halinde olan
teşebbüslere yönelik olabileceği gibi kendisiyle rekabet içerisinde bulunmayan
müşterilerine yönelik de olabileceği belirtilmektedir. Burada alt pazar kavramı ile
sözleşme yapma talebine konu olan unsurun, mal veya hizmet üretiminde girdi olarak
kullanıldığı pazarın kastedildiği anlaşılmaktadır. Hâkim durumdaki teşebbüsün,
sözleşme yapmayı reddettiği teşebbüs ile alt pazarda rekabet ediyor olması halinde
sözleşme yapmayı reddetme davranışının rekabeti kısıtlayıcı sonuçlar ortaya
çıkarmasının daha muhtemel olacağı kabul edilmektedir.
16-20/326-146
114/153
(333) Kılavuz’a göre, sözleşme yapmayı reddetme iddiaları değerlendirilirken ihlalin tespiti
için üç koşulun birlikte varlığını aranmaktadır. Bu çerçevede;
- Reddetme, alt pazarda rekabet etmek için vazgeçilmez bir ürüne ya da hizmete
ilişkin olmalı,
- Reddetmenin alt pazarda etkin rekabeti ortadan kaldırması muhtemel olmalı,
- Reddetmenin tüketici zararına yol açması muhtemel olmalıdır.
(334) Vazgeçilmezlik koşulu değerlendirilirken, reddetmeye konu unsurun alt pazarda etkin
bir şekilde rekabet edebilmek için nesnel olarak gerekli olması aranmaktadır. Bu
durum, reddetmenin olumsuz sonuçlarını –en azından uzun vadede– telafi edebilmek
için rakiplerin alt pazarda başvurabilecekleri sözleşme talebine konu olan unsurun
mevcut ya da potansiyel bir ikamesinin bulunmaması halinde söz konusu olmaktadır.
İlgili unsurun mevcut veya potansiyel ikamesinin olup olmadığını değerlendirilirken,
hâkim durumda olan teşebbüsün rakiplerinin, öngörülebilir bir gelecekte söz konusu
unsuru etkin bir şekilde tekrar oluşturup oluşturamayacakları göz önünde
bulundurulmaktadır. Genel olarak, eğer söz konusu unsur bir doğal tekelin sonucuysa
ya da önemli şebeke etkileri veya tek kaynaktan temin edilebilecek bir bilgi söz
konusuysa rakipler tarafından ilgili unsurun tekrar oluşturulmasının olanaksız olduğu
değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, her bir dosya bakımından pazarın dinamik
yapısı ve ilgili unsurun sağladığı pazar gücünün sürdürülebilirliği ayrıca göz önünde
bulundurulmaktadır.
(335) Yukarıda yer verilen üç koşul, gerek mevcut bir sözleşme ilişkisinin kesilmesi, gerekse
hâkim durumdaki teşebbüs tarafından daha önce sağlanmayan mal, hizmet veya
unsura ilişkin sözleşme yapmanın reddi durumlarında yapılacak değerlendirmede
kullanılmaktadır. Ancak, mevcut bir sözleşme ilişkisinin kesilmesi durumunda bir ihlalin
ortaya çıkması daha muhtemeldir. Örneğin, hâkim durumdaki teşebbüs ile sahip
olduğu sözleşme ilişkisine özgü olarak müşteri, söz konusu sözleşme kapsamında
tedarik edeceği girdiyi kullanmak üzere bir yatırım yapmış olabilir. Bu durum, söz
konusu girdinin vazgeçilmez olarak değerlendirilmesinde önemli bir unsur olarak
dikkate alınmaktadır. Ayrıca, hâkim durumdaki teşebbüsün daha önce bu unsuru
sağlamış olması, ürünü arz etmenin, teşebbüsün ilk yatırımının karşılığını yeterince
alamaması konusunda bir risk içermediğinin göstergesi olarak kabul edilebilecektir.
(336) Redde konu olan unsurun vazgeçilmezlik koşulunu sağladığının tespit edilmesi
halinde, hâkim durumdaki teşebbüsün sözleşme yapmayı reddetmesinin hemen ya da
zaman içinde alt pazarda etkin rekabetin ortadan kaldırılmasına yol açmasının
muhtemel olup olmadığı değerlendirilmektedir. Hâkim durumdaki teşebbüsün alt
pazardaki payı büyüdükçe, sözleşme yapmayı reddetme sonucunda alt pazardaki
etkin rekabetin ortadan kaldırılması olasılığı artmaktadır. Ayrıca, hâkim durumda olan
teşebbüsün alt pazardaki rakiplerine kıyasla daha az kapasite kısıtının olması ve
ürettiği mal veya hizmetlerin rakiplerin ürettiği mal ya da hizmetlerle yakın ikame olması
durumunda alt pazardaki etkin rekabetin ortadan kalkması olasılığının daha yüksek
olduğu değerlendirilmektedir. Zira bu durumda, sözleşme yapmayı reddetme
sonucunda etkilenen rakiplerin oranı ve bu davranış sonucunda pazarın kapatıldığı
rakiplere yönelik talebin, hâkim durumdaki teşebbüse kayma düzeyi artmaktadır.
16-20/326-146
115/153
(337) Reddetmenin tüketici zararına yol açmasının muhtemel olup olmadığının
değerlendirilmesi aşamasında ise, tüketiciler bakımından, sözleşme yapmayı
reddetmenin ilgili pazardaki olumsuz sonuçlarının, sözleşme yapma yükümlülüğü
getirilmesinin zaman içinde yaratacağı olumsuz sonuçlardan daha fazla olup
olmayacağı incelenmektedir. Örneğin, hâkim durumdaki teşebbüsün sözleşme
yapmayı reddetmesi sonucunda, rakiplerin yenilikçi ürün ya da hizmetleri piyasaya
sürmesinin engellendiği ve/veya reddetme davranışıyla takip eden yeniliklerin önünün
tıkandığı hallerde muhtemel tüketici zararından bahsedilebilmektedir. Bu durum,
özellikle, sözleşme yapma talebinde bulunan rakibin hâkim durumdaki teşebbüsün
ürettiği mal veya hizmetler ile sınırlı kalmayarak potansiyel talebin olduğu yeni ve daha
gelişmiş mal veya hizmetler sunma amacını taşıdığı ya da teknolojik gelişmeye katkıda
bulunmasının olası olduğu hallerde söz konusu olmaktadır. Benzer şekilde, hâkim
durumdaki teşebbüsün sözleşme yapmayı reddetmesi sonucunda alt pazarda
normalde elde edeceği kardan daha fazla kar elde etmesinin muhtemel olup olmadığı
da, tüketici zararının değerlendirilmesinde dikkate alınmaktadır.
(338) Diğer taraftan, Kılavuz’da, dışlayıcı davranışlara yönelik olarak yapılan
değerlendirmenin esasını, hâkim durumdaki teşebbüs davranışının fiili veya muhtemel
rekabet karşıtı piyasa kapamaya yol açıp açmadığının incelenmesinin oluşturduğu
belirtilmektedir. Rekabet karşıtı piyasa kapama, hâkim durumdaki teşebbüsün
davranışları sonucunda, tüketicilerin zararına olacak şekilde mevcut ya da potansiyel
rakiplerin arz kaynaklarına veya pazarlara ulaşımının zorlaştırılması ya da
engellenmesidir. Tüketici zararı; fiyat artışı, ürün kalitesindeki ve yenilik düzeyindeki
düşüşler, mal ve hizmet çeşitliliğinde azalışlar şeklinde gerçekleşebilir. Kılavuz’da
rekabet karşıtı piyasa kapamanın oluşup oluşmadığının değerlendirilmesinde dikkate
alınacak hususlar şu şekilde sıralanmıştır:
- “Hâkim durumdaki teşebbüsün konumu: Genel olarak hâkim durum ne kadar
güçlü olursa davranışın rekabet karşıtı piyasa kapamaya neden olma ihtimali o
kadar yüksektir.
- İlgili pazardaki koşullar: Pazara giriş ve pazardaki büyüme engellerinin yüksek
olması incelenen davranışın piyasayı kapatması ihtimalini artırmaktadır. Bu
bağlamda ölçek ve/veya kapsam ekonomilerinin ve şebeke etkilerinin varlığı gibi
giriş ve büyüme koşulları önem arz etmektedir. Ölçek ekonomilerinin varlığı
halinde hâkim durumdaki teşebbüsün ilgili pazarın önemli bir bölümünü
kapatması, rakiplerin pazara girmelerini ya da pazarda kalmalarını
zorlaştırabilecektir. Benzer şekilde kötüye kullanma davranışı, hâkim durumdaki
teşebbüsün şebeke etkilerinin bulunduğu bir pazarı kendi lehine ya da kendi
konumunu sağlamlaştıracak şekilde yönlendirmesini sağlayabilir. Ayrıca, alt
ve/veya üst pazarda giriş engellerinin yüksek olması, rakiplerin dikey birleşme
yoluyla olası bir piyasa kapamanın üstesinden gelmesini güçleştirebilir.
- Hâkim durumdaki teşebbüsün rakiplerinin konumu: Bazı durumlarda görece
küçük bir pazar payına sahip bir rakip dahi hâkim durumdaki teşebbüs üzerinde
rekabetçi baskı uygulayabilir. Örneğin, sunduğu ürünler hâkim durumdaki
teşebbüsün ürünlerine yakın ikame olan, yenilikçiliğiyle ön plana çıkan ya da
sistematik olarak fiyatları düşürebilen bir rakip böyle bir konumda olabilir. Hâkim
durumdaki teşebbüsün rakiplerinin konumu değerlendirilirken dikkate
alınabilecek bir diğer husus ise, söz konusu rakiplerin hâkim durumdaki
teşebbüsün davranışını etkisiz kılacak şekilde karşı stratejiler geliştirmelerinin
muhtemel olup olmadığıdır.
16-20/326-146
116/153
- Müşterilerin ya da sağlayıcıların konumu: Hâkim durumdaki teşebbüsün
davranışının seçici nitelik taşıyıp taşımadığı rekabet karşıtı piyasa kapama
analizinde değerlendirilecek hususlardan bir diğeridir. Bazı durumlarda hâkim
durumdaki teşebbüs, incelenen davranışı sadece rakiplerin girişi ya da
genişlemesi için özel öneme sahip müşterileri veya sağlayıcıları hedefleyerek
uygulayabilmektedir. Alternatif tedarikçilerden gelen tekliflere cevap verebilen,
pazara yeni giren bir teşebbüs bakımından uygun dağıtım yöntemlerine sahip
olan veya yeni giriş için uygun olan bir coğrafi bölgede yer alan ya da diğer
müşterilerin davranışını etkilemesi muhtemel olan müşteriler özel öneme sahip
kabul edilebilir. Sağlayıcılar bakımından ise hâkim durumdaki teşebbüsün
münhasır anlaşma yaptığı veya alt pazarda hâkim durumdaki teşebbüsün rakibi
olan müşterilerin taleplerine cevap verme ihtimali en yüksek olan ya da pazara
yeni giren bir teşebbüs için özellikle uygun olan ürün çeşidinde ya da bölgede
üretim yapan tedarikçiler bu kapsamda değerlendirilebilir.
- İncelenen davranışın kapsamı ve süresi: Genel olarak ilgili pazarda davranıştan
etkilenen satışların toplam satışlar içindeki payı ne kadar yüksek olursa,
davranışın süresi ne kadar uzun olursa ve bu davranış ne kadar düzenli
uygulanırsa piyasanın kapanması ihtimali o kadar yüksektir.
- Fiili piyasa kapamayla ilgili olası deliller: Eğer davranış belirli bir süre boyunca
sürdürülmüşse hâkim durumdaki teşebbüsün ve rakiplerinin pazardaki
performansı, rekabet karşıtı piyasa kapamanın varlığına dair doğrudan delil
sağlayabilir. İddia edilen kötüye kullanma davranışıyla bağdaştırılabilecek
nedenlerden dolayı hâkim durumdaki teşebbüsün pazar payı artmış olabilir ya da
pazar payındaki azalma yavaşlamış olabilir. Benzer nedenlerle, mevcut rakipler
önemini kaybetmiş ya da pazardan çıkmış olabilir veya rakipler pazara girmeye
çalışmış ancak bunu başaramamış olabilirler.
- Dışlayıcı stratejiye dair doğrudan veya dolaylı deliller: Hâkim durumdaki
teşebbüsün, incelenen davranışı gerçekleştirirken sahip olduğu niyet de dikkate
alınabilir. Niyetin tespiti, temel olarak incelenen davranıştan yapılan çıkarımlar
yoluyla elde edilen dolaylı delillerin yanı sıra doğrudan deliller kullanılarak da
yapılabilir. Doğrudan deliller, bir rakibi dışlamak, pazara girişi engellemek ya da
oluşan bir pazarı ele geçirmek için belirli bir davranışın uygulanacağını gösteren
detaylı bir plan veya dışlayıcı davranışa yönelik somut bir tehdidi gösteren deliller
gibi rakipleri dışlamaya yönelik bir stratejiye dair teşebbüs içi belgeleri
içermektedir. Niyetin analizinde, doğrudan ve dolaylı delillerin birbirini
destekleyecek şekilde kullanılması mümkündür.”
I.6.5. 4054 sayılı Kanun’un 6. Maddesi Çerçevesinde Yapılan Değerlendirme
(339) Sözleşme yapmanın reddine ilişkin yukarıda üzerinde durulan hususlar çerçevesinde,
aşağıda Türk Telekom’un kendi fiziksel altyapılarını kurmaya çalışan işletmecilere boru
göz, kanal, menhol gibi fiziksel altyapı unsurlarını tesis paylaşımı hizmeti kapsamında
sunması aşamasında gerçekleştirdiği iddialara konu davranışları ile sözleşme
yapmanın reddi niteliğinde bir ihlale yol açıp açmadığı ve bu anlamda 4054 sayılı
Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde hâkim durumunu kötüye kullanıp kullanmadığı
değerlendirilmiştir.
16-20/326-146
117/153
(340) Dosya kapsamında dört farklı şikâyet Kurum kayıtlarına ulaşmıştır. İlk olarak
VodafoneNet’in 26.06.2014 tarihli ve 3670 sayılı başvurusunda, Türk Telekom’un tesis
paylaşımı hizmeti kapsamında uzun ve parçalı güzergâh önermek, uzun yer etüdü
süreleri öngörmek, yüksek yer etüdü, aylık kullanım, bakım ve işletme ücretleri talep
etmek, aleyhte sözleşme hükümleri öngörerek uzlaşmada zorluklar çıkarmak
şeklindeki eylemleri ile 4054 sayılı Kanun’u ihlal ettiği iddia edilmiştir. VodafoneNet'in
15.10.2014 tarih ve 5887 sayı ile intikal eden yazısında ise, RETPAFT sonrası döneme
ilişkin ek iddialar öne sürülmüştür. Anılan başvurular üzerine soruşturma açılması
sonrasında, 12.01.2015 tarih ve 146 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal eden ve Turknet
tarafından yapılan başvuruda ise temel olarak, Türk Telekom’un tesis paylaşımı
başvurularını haklı olmayan gerekçeler ile reddettiği, güzergâh uzunluğunu artırdığı,
referans teklifte yer almayan formatlar ile başvuru yapılmasını talep ettiği ve yer etüdü
çalışmalarına katılım sağlanmasını engellediği iddialarına yer verilmiştir. Son olarak,
soruşturma döneminde Superonline tarafından yapılan 16.10.2014 tarihli ve 5909
sayılı başvuruda ise temel olarak, Türk Telekom’un tesis paylaşımı başvurularını
değerlendirmek için sözleşme imzalanmasını talep ettiği, sözleşmede ciddi
yükümlülükler getiren haksız koşullara yer verildiği, 2013/DK-ETD/187 sayılı kararda
ve sözleşmede olmayan formatlarda başvuru yapılmasını talep ettiği ve sözleşmede
hizmet seviyesi taahhüdüne yer vermediği iddiaları bulunmaktadır.
(341) I.6.3 sayılı bölümde, dosya kapsamında yapılan başvurularda yer alan iddialara ilişkin
olarak yapılan inceleme ve tespitler sonucunda, Türk Telekom’un boru, kanal, göz,
menhol, kule ve direk gibi fiziksel altyapı unsurları ve aydınlatılmamış fiber pazarındaki
aşağıdaki davranışlarının tesis paylaşımını zorlaştırıcı nitelikte olduğu, bir diğer
ifadeyle makul olmadığı kanaatine varılmıştır:
- 17.06.2014 tarihli ve 2014-DK-ETD/324 sayılı BTK kararı ile onaylanan
RETPAFT’ta öngörülenden daha uzun yer etüdü sürelerinin öngörülmesi,
- Yüksek miktarda aylık bakım ve işletme ücretleri talep edilmesi,
- Tesis paylaşımı hizmetini Türk Telekom’dan alan işletmecilerin bakım ve işletme
hizmetlerini de Türk Telekom’dan almaya zorlanması,
- Türk Telekom’a, tesis paylaşımına ilişkin sözleşmede tek taraflı değişiklik yapma
hakkı tanınması,
- Tesis paylaşımı hizmetini Türk Telekom’dan alan işletmecinin, tesis paylaşımı
talebine ileride yapılabilecek kapasite artırımı (değişim, demontaj, vb) dışındaki
taleplerinin yeni talep olarak değerlendirilmesi,
- Tesis paylaşımı taleplerini değerlendirmeye almak için sözleşme imzalanmasının
zorunlu tutulması,
- Superonline ve Türk Telekom arasında imzalanmış olan sözleşmede hizmet
seviyesi taahhüdünün bulunmaması,
- 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararında yer alan tesisin hazır hale getirilmesine
ilişkin sürelere uyulmayarak, sözleşmede tesis paylaşımına konu altyapının
belirlenecek iş programını esas alınarak hazır hale getirileceği hükmüne yer
verilmesi.
(342) Bu bölümde ise, Türk Telekom’un tesis paylaşımını zorlaştırıcı nitelikte olan, bir diğer
ifadeyle makul bulunmayan yukarıda belirtilen eylemleri, bir bütün olarak sözleşme
yapmanın reddi kapsamında değerlendirilmiştir.
16-20/326-146
118/153
(343) Yukarıda belirtildiği gibi sözleşme yapmanın reddi, “bir teşebbüsün ürettiği mal ya da
hizmetler ile sahibi olduğu maddi ya da gayri maddi işletme unsurlarını diğer
teşebbüslere sağlamaması ya da bunların diğer teşebbüsler tarafından kullanılmasına
doğrudan veya dolaylı olarak izin vermemesi” şeklinde tanımlanarak, belirli hizmetlerin
sağlanabilmesi için gerekli altyapılar da sözleşme yapma talebine konu olabilecek
unsurlar arasında sayılmaktadır.
(344) Bu tanımlamada belirtilen şekildeki bir reddetme eyleminin 4054 satılı Kanun’un 6.
maddesi çerçevesinde değerlendirilmesinde Kılavuz’da belirtilen unsurlar yol gösterici
olacaktır. Bu çerçevede özellikle bakılan hususları şu şekilde sıralamak mümkündür:
- Reddetmenin alt pazarda rekabet etmek için vazgeçilmez bir ürüne ya da hizmete
ilişkin olması,
- Reddetmenin alt pazarda etkin rekabeti ortadan kaldırmasının muhtemel olması,
- Reddetmenin tüketici zararına yol açmasının muhtemel olması.
(345) Kılavuz’a göre vazgeçilmezlik koşulu değerlendirilirken, reddetmeye konu unsurun
alt pazarda etkin şekilde rekabet edebilmek için nesnel olarak gerekli olması
aranmaktadır. Ayrıca bu durumun reddetmenin olumsuz sonuçlarını –en azından uzun
vadede– telafi edebilmek için rakiplerin, alt pazarda başvurabilecekleri sözleşme
talebine konu olan unsurun mevcut ya da potansiyel bir ikamesinin bulunmaması
halinde söz konusu olduğu değerlendirilmektedir. İlgili unsurun mevcut veya potansiyel
ikamesinin olup olmadığı değerlendirilirken ise, hâkim durumda bulunan teşebbüsün
rakiplerinin, öngörülebilir bir gelecekte söz konusu unsuru etkin bir şekilde tekrar
oluşturup oluşturamayacaklarının göz önünde bulundurulacağı ifade edilmektedir.
(346) Mevcut dosya kapsamında reddetmeye konu unsur, Türk Telekom tarafından aktif
olarak kullanılmayan ancak tesis paylaşımına konu olabilecek boru, kanal, göz ve
menhol şeklindeki fiziksel telekomünikasyon altyapı unsurlarıdır. Kararın ilgili pazarın
tanımlandığı bölümünde de belirtildiği üzere, fiziksel altyapı kurulabilmesinin iki
yöntemi bulunmaktadır. Bunlardan ilki altyapının, geçiş hakkı kullanımı ile sıfırdan kazı
yapılarak boru, kanal ve gözün oluşturulması ve bunların içinden kablo geçirilmesi
şeklinde kurulmasıdır. İkincisi ise altyapının, tesis paylaşımı hizmeti kapsamında boru,
kanal ve gözün kiralanması sonrasında bunlardan kablo geçirilerek oluşturulmasıdır.
Kararın, ilgili mevzuatın anlatıldığı I.4. sayılı bölümünde detaylı olarak ele alındığı
üzere, 27.12.2012 tarihinde yürürlüğe giren Geçiş Hakkı Yönetmeliği’ne göre geçiş
hakkı, ancak talep edilen güzergâh üzerinde tesis paylaşımına ilişkin bir yükümlülük
olmaması halinde kullanılabilmektedir. Bu bağlamda, yeni bir altyapı tesis etmek
isteyen işletmeci, öncelikle tesis paylaşımına ilişkin mevzuat hükümlerine tabi olacak,
eğer talep edilen güzergâhta tesis paylaşımı yükümlülüğü mevcut değilse veya mevcut
altyapı tesis paylaşımına elverişli değilse geçiş hakkına ilişkin düzenlemeler
çerçevesinde geçiş hakkından yararlanabilecektir. Dolayısıyla, içerisinden kablo
geçirilecek olan boru, kanal ve gözün tesis paylaşımı kapsamında temin edilmesi
öncelikli hale gelmiştir. Bahse konu düzenlemeler ışığında, teşebbüslerin tesis
paylaşımı hizmeti kapsamında Türk Telekom’dan talep ettikleri altyapı unsurlarının, alt
pazar niteliğindeki fiziksel altyapı pazarında faaliyet gösterebilmeleri için nesnel olarak
gerekli olduğu anlaşılmaktadır. Zira söz konusu Yönetmelik uyarınca, yetkilendirilmiş
bir telekomünikasyon işletmecisinin, geçiş hakkı kullanarak bir telekomünikasyon
altyapısını kurabilmesi için öncelikle aynı güzergâhta ortak yerleşime ve tesis
paylaşımına uygun bir altyapının bulunmadığını belgelemesi gerekmektedir.
16-20/326-146
119/153
(347) Her ne kadar ilgili pazardaki altyapı unsurlarının sıfırdan kazı yapılarak oluşturulması,
bu unsurların tesis paylaşımı hizmeti kapsamında kiralanmasının bir alternatifi olsa da,
yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri nedeniyle yerleşik işletmecilerin tesis
paylaşımına uygun altyapısının mevcut olduğu güzergâhlarda, sıfırdan kazı
yapılmasının tesis paylaşımı hizmeti alınmasına ikame olabilmesi mümkün
olmamaktadır. Ayrıca, dosya kapsamında elde edilen bilgilere göre, herhangi bir
güzergâh için geçiş hakkı kullanım onayı alındıktan sonra kazı yapılabilmesi için,
ayrıca güzergâhın bulunduğu belediyeden de kazı izni alınması gerekmektedir. Ancak,
özellikle İstanbul gibi kalabalık il merkezlerinde belediyeden kazı izni alınması oldukça
güçleşmektedir. Bu bağlamda, bu tür güzergâhlar açısından fiziksel altyapının
oluşturulması için, Türk Telekom gibi bir yerleşik işletmecinin altyapı unsurlarının tesis
paylaşımı kapsamında kiralanmasının ikamesi bulunmamaktadır. Sonuç olarak, Türk
Telekom tarafından reddedilen ürünlerin, reddetmenin gerçekleştiği pazarın bir alt
pazarı olan fiziksel altyapı pazarında rekabet etmek için vazgeçilmez olduğu sonucuna
ulaşılmıştır.
(348) Sözleşme yapmanın reddi analizinde incelenmesi gereken ikinci koşul, reddetmenin,
alt pazarda etkin rekabeti ortadan kaldırmasının muhtemel olup olmadığıdır.
Kılavuz’da, hâkim durumdaki teşebbüsün alt pazardaki payı büyüdükçe, sözleşme
yapmayı reddetme sonucunda alt pazardaki etkin rekabetin ortadan kaldırılması
olasılığının arttığı ifade edilmektedir. Hâkim durum analizinin yapıldığı I.6.2 sayılı
bölümde yer verilen Tablo-7’den de görüldüğü üzere, Türk Telekom’un 2015 yılı ikinci
çeyreği itibarıyla, toplam fiber optik altyapının yaklaşık olarak %(…..), ayrıca toplam
fiber optik altyapının yaklaşık olarak (…..) katı büyüklüğünde olan bakır altyapının ise
tamamına sahip olduğu anlaşılmaktadır. Fiber optik altyapılar dikkate alındığında, Türk
Telekom’un en yakın rakibi olan Superonline’ın ise yaklaşık olarak %(…..) oranında bir
paya sahip olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, Türk Telekom’un fiziksel altyapı
pazarında rakiplerine kıyasla oldukça yüksek oranda paya sahip olması, tesis
paylaşımına konu unsurlara ilişkin olarak sözleşme yapmayı reddetmesinin söz
konusu alt pazardaki rekabeti kısıtlayıcı etki doğurmasını muhtemel hale getirmektedir.
Nitekim, Türk Telekom’un %(…..) oranında kapsama alanına sahip olması, alternatif
işletmecilerin kendi altyapılarını oluşturmak istedikleri güzergâhların en azından bir
bölümünde halihazırda Türk Telekom’un altyapısının bulunması ihtimalini
güçlendirmekte ve tesis paylaşım yükümlülüğü kapsamında alternatif işletmecilerin
Türk Telekom’un aktif olarak kullanılmayan altyapı unsurlarına olan bağımlılığını
artırmaktadır.
(349) Kılavuz’da, sözleşme yapmayı reddetme davranışının, hâkim durumdaki teşebbüsün
alt pazarda kendisiyle rekabet halinde olan veya olmayan teşebbüslere yönelik
olabileceği belirtilmekte; hâkim durumdaki teşebbüsün, sözleşme yapmayı reddettiği
teşebbüs ile alt pazarda rekabet ediyor olması halinde sözleşme yapmayı reddetme
davranışının rekabeti kısıtlayıcı sonuçlar ortaya çıkarmasının daha da muhtemel
olacağı ifade edilmektedir. Mevcut dosya özelinde, Türk Telekom gerek boru, göz,
kanal gibi altyapı unsurlarının bir alt pazarı niteliğinde olan fiziksel altyapı pazarında
gerekse fiziksel altyapılar kullanılarak sunulan toptan ve perakende ürün veya
hizmetlerin sunulduğu pazarlarda faaliyet göstermektedir. Dolayısıyla Türk Telekom,
kendisinden sözleşme yapmanın reddi konusu ürünleri isteyen teşebbüsler ile alt
pazarlarda rekabet etmektedir. Bunun bir sonucu olarak, tesis paylaşımı sürecinin etkin
bir şekilde işletilmemesinin, alternatif işletmecilerin fiziksel altyapı pazarında ve en
genel anlamda elektronik haberleşme hizmetlerinin sunumunda Türk Telekom'a karşı
strateji geliştirebilmelerini ve etkin bir şekilde rekabet etmelerini engelleyeceği
16-20/326-146
120/153
değerlendirilmektedir.
(350) Sözleşme yapmanın reddi analizinde incelenen üçüncü unsur ise reddetmenin tüketici
zararına yol açmasının muhtemel olup olmadığıdır. Kılavuz’a göre bu aşamada,
tüketiciler bakımından, sözleşme yapmayı reddetmenin ilgili pazardaki olumsuz
sonuçlarının, sözleşme yapma yükümlülüğü getirilmesinin zaman içinde yaratacağı
olumsuz sonuçlardan daha fazla olup olmayacağı incelenmelidir. Hâkim durumdaki
teşebbüsün, sözleşme yapmayı reddetmesi sonucunda rakiplerin yenilikçi ürün ya da
hizmetleri piyasaya sürmesinin engellendiği ve/veya reddetme davranışıyla takip eden
yeniliklerin önünün tıkandığı hallerde muhtemel tüketici zararından bahsedilebileceği
ifade edilmektedir. Bu noktada, fiber optik altyapıların önemi ve mobil haberleşme
hizmetleri alanında 4G-5G şebekelerine geçiş hususlarının incelenmesi
gerekmektedir. Dosya kapsamında bu hususlara ilişkin olarak işletmecilerden bilgi
talep edilmiş, gelen bilgilerden fiber optik teknolojisinin, yüksek hız ve kapasite
gerektiren yeni nesil teknolojiler ile birlikte her türlü iletişimde giderek daha da zorunlu
hale geldiği anlaşılmıştır. Fiber optik altyapılar, gerek ses ve genişbant gerekse mobil
haberleşme hizmetleri için kullanılmaktadır. Dosya mevcudu bilgilere göre GSM santral
noktaları ile ana ve toplama istasyonları arasındaki iletişim fiber optik altyapı ile
sağlanmaktadır. Bu bağlamda, özellikle 4,5G ihalesiyle birlikte GSM operatörlerinin
artan kapasite ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla daha fazla baz istasyonun fiber ile
bağlanması gerekeceği ve bu nedenle fiber optik altyapıya olan ihtiyacın daha da
artacağı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, tesis paylaşımına konu unsurlar ile fiber optik
altyapının gelişmesinin ve buna bağlı olarak daha yenilikçi ürünlerin sunulmasının
planlandığı anlaşıldığından bu pazardaki reddetme davranışının tüketici zararına yol
açmasının da muhtemel olacağı değerlendirilmektedir. Diğer yandan yine dosya
mevcudu bilgilerden, alternatif işletmecilerin kendi altyapılarını kurmaları halinde, Türk
Telekom’un toptan düzeyde sağladığı ürün ve hizmetlerin kullanılmasına kıyasla,
hizmet seviyesi ve çeşitliliği, fiyat, hız, kota ve hizmet seviyesi taahhüdü seçeneklerini
belirleyebilme ve müşteriye özel çözümler sunabilme imkânı elde edecekleri
anlaşılmaktadır. Ayrıca, dosya kapsamında Superonline tarafından gönderilen
belgede, Türk Telekom’un bazı ürünlere ilişkin toptan tarifesinin bulunmadığı, ancak
söz konusu ürünleri kendi müşterilerine özel olarak sunabildiği belirtilmiştir. Bu
bağlamda, alternatif altyapıların oluşmasının, mal ve hizmet çeşitliliğini de sağlayacağı
kanaatine varılmıştır.
(351) Bunun yanı sıra Kılavuz’da, hâkim durumdaki teşebbüsün sözleşme yapmayı
reddetmesi sonucunda alt pazarda normalde elde edeceği kardan daha fazla kar elde
etmesinin muhtemel olup olmadığının da tüketici zararına ilişkin değerlendirmede
dikkate alınacağı ifade edilmektedir. Dosya kapsamında elde edilen bilgilerden,
alternatif işletmecilerin tesis paylaşımı kapsamında Türk Telekom’un altyapı
unsurlarını kiralayarak kendi altyapılarını oluşturmalarının, Türk Telekom’dan toptan
seviyede ürün ve hizmet tedarik etmelerine kıyasla maliyet olarak oldukça avantajlı
olduğu görülmüştür. Ayrıca, Türk Telekom tarafından gönderilen yazının ekinde, Türk
Telekom’un tesis paylaşım hizmeti kapsamında katlandığı maliyetler ile elde ettiği
gelirler yer almaktadır. Söz konusu verilere göre 2013, 2014 yılları ve 2015 yılı ilk dokuz
aylık döneme ilişkin Türk Telekom’un gelir ve maliyet tutarları aşağıdaki tabloda
gösterilmektedir. Tablodan, ilgili dönemde, Türk Telekom’un tesis paylaşımı
hizmetinden yıllık bazda (…..) anlaşılmaktadır.
16-20/326-146
121/153
Tablo 22: Türk Telekom’un Tesis Paylaşımı Gelirleri ve Maliyetleri (TL)
2013 2014 2014
Tesis paylaşımından elde edilen toplam gelirler (…..) (…..) (…..)
Tesis paylaşımı hizmetinin toplam maliyeti (toplam
giderler)86 (…..) (…..) (…..)
Elde edilen kar/zarar (…..) (…..) (…..)
Kaynak: 14.09.2014 tarihli 4355 sayılı Türk Telekom cevabi yazısı
(352) Dolayısıyla, Türk Telekom açısından tesis paylaşımı hizmetinin (…..), Türk Telekom
tarafından (…..), bununla alakalı olarak da rakip teşebbüslerin kendi altyapılarının
bulunması durumunda Türk Telekom’un maliyetlerinde bir düşüş yaşanacağı ve bu
durumun da fiyat rekabetini olumlu yönde etkileyeceği tespitinde bulunulabilecektir.
Sonuç olarak, bu tespitle, Türk Telekom’un tesis paylaşımı kapsamında talep edilen
altyapı unsurlarına yönelik olarak sözleşme yapmayı reddetmesinin tüketici zararına
yol açacağı savı desteklenmektedir. Bu bağlamda, Kılavuz’da belirtilen üçüncü ve son
unsurun da sağlandığı görülmektedir.
(353) Kılavuz’da, sözleşme yapmayı reddetmenin doğrudan ya da makul olmayan
ertelemeler, ürün arzının azaltılması ve makul olmayan şartlar ileri sürülmesi gibi
davranışlar yoluyla dolaylı olabileceği belirtilmektedir. Yukarıda aktarılan bilgiler
ışığında, mevcut dosya kapsamında incelenen eylemlerin de uzun süreler, yüksek
ücretler, zorlayıcı uygulamalar veya sözleşme hükümleri ile makul olmayan şartlar ileri
sürülmesi yoluyla gerçekleştiği ve bu nedenle sözleşme yapmanın dolaylı reddi
niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
(354) Kararın “Sözleşme Yapmanın Reddi Teorisi" başlıklı bölümünde de belirtildiği üzere,
sözleşme yapmanın reddi unsurlarının mevcut olduğu durumlarda bir ihlalin var olup
olmadığının tespiti için yapılacak incelemede, incelemeye konu davranışın fiili veya
muhtemel rekabet karşıtı piyasa kapamaya yol açıp açmadığı da değerlendirilmektedir.
Bu bağlamda;
- Hâkim durumdaki teşebbüsün konumu,
- İlgili pazardaki koşullar,
- Hâkim durumdaki teşebbüsün rakiplerinin konumu,
- Müşterilerin ya da sağlayıcıların konumu,
- İncelenen davranışın kapsamı ve süresi,
- Fiili piyasa kapamayla ilgili olası deliller,
- Dışlayıcı stratejiye dair doğrudan veya dolaylı deliller
incelenmektedir. Ancak ilk üç hususun varlığına ilişkin değerlendirmeler hâkim durum
analizine ilişkin bölümde ayrıntılı bir şekilde ele alındığı ve varlıkları açıkça ortaya
konulduğu için, söz konusu unsurlar bu bölümde tekrar değerlendirilmemiş, diğer
hususlara ilişkin değerlendirmelere yer verilmiştir.
86 (…..).
16-20/326-146
122/153
(355) Kılavuz’da, incelenen davranışın kapsamı ve süresi hususunda, davranışın süresi ne
kadar uzun olursa ve bu davranış ne kadar düzenli uygulanırsa piyasanın kapanması
ihtimalinin o kadar yüksek olduğu belirtilmektedir. Bu bağlamda, mevcut dosya
özelinde Türk Telekom’un sözleşme yapmanın reddi niteliğindeki eylemlerinin ne kadar
sürdürüldüğünün ve başvuru yapan işletmecilerin tesis paylaşımı sürecini ne ölçüde
etkilediğinin incelenmesi önem arz etmektedir.
(356) Kararın, Superonline’ın iddialarının değerlendirildiği I.6.3.2 sayılı bölümünde aktarıldığı
üzere, Superonline’ın Türk Telekom'a 25.09.2013 ve 09.10.2013 tarihlerinde tesis
paylaşımı talebinde bulunduğu, ancak Türk Telekom’un taleplerin değerlendirmeye
alınabilmesi için “Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşım Sözleşmesi”nin
imzalanmasını şart koşması nedeniyle sözleşmenin 01.07.2014 tarihinde ihtirazı
kayıtlarla imzalandığı; daha sonraki görüşmelerde ise sözleşmenin revize edildiği ve
başvuru ücreti ve bakım-işletme ücretlerinin kaldırıldığı, yeni sözleşmenin de
30.09.2014 tarihinde imzalandığı anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda, Türk Telekom’un,
gerek taleplerin değerlendirilmesi için sözleşme imzalanmasını şart koşması ve
gerekse sözleşmede makul olmayan şartlara yer vermesi nedeniyle Superonline’ın
başvurusuna ilişkin sürecin yaklaşık olarak 12 ay uzadığı görülmektedir. Ayrıca
Superonline’ın 01.07.2014 tarihinde imzaladığı “Türk Telekom Şebekesinde Altyapı
Paylaşım Sözleşmesi”nde hizmet seviyesi taahhüdü bulunmaması durumunun
yaklaşık olarak 16 aylık süre boyunca devam etmiş olması da dikkate alınması gereken
bir diğer husustur.
(357) Benzer şekilde, VodafoneNet’in tesis paylaşımı başvuru süreci incelendiğinde,
teşebbüsten elde edilen bilgilere göre, TEİAŞ İhalesi’nin 01.07.2013
tarihinde yapıldığı, Türk Telekom’un VodafoneNet’e sözlü olarak sözleşme
imzalanmadan sürecin başlatılamayacağını belirttiği, sözleşmeye ilişkin müzakere
süreci sonrasında ise 17.03.2014 tarihinde “Türk Telekom Şebekesinde Altyapı
Paylaşımı Sözleşmesi”nin ihtirazi kayıtla imzalandığı, 10.04.2014 tarihinde
VodafoneNet tarafından 16 nokta için tesis paylaşımı talebinde bulunulduğu, ancak
dosya kapsamında incelenen parçalı ve uzun güzergâh bildirilmesi, yer etüdü
sürelerinin uzunluğu ve aleyhte olan sözleşme şartları gibi nedenlerle söz konusu 16
noktaya ilişkin tesis paylaşım sürecinin sonlandırıldığı, sonrasında RETPAFT’ın
01.08.2014 tarihinde yürürlüğe girmesiyle birlikte 35 nokta için tekrar tesis paylaşım
talebinde bulunulduğu, 2014/DK-ETD/324 sayılı BTK kararını takiben Türk Telekom ile
24.10.2014 tarihinde Tesis Paylaşımı ve Aydınlatılmamış Fiber Sözleşmesi’nin
imzalandığı görülmüştür. Dolayısıyla TEİAŞ İhalesi’nin kazanılmasından 17.03.2014
tarihinde ilk sözleşmenin imzalanmasına kadarki süreç dikkate alınmasa dahi, Türk
Telekom’a ilk tesis paylaşımı başvurusunun yapıldığı 10.04.2014 tarihinden yaklaşık
olarak 6,5 ay sonra sözleşme imzalandığı anlaşılmaktadır.
16-20/326-146
123/153
(358) Bu konuda VodafoneNet tarafından gönderilen ve 25.03.2015 tarih ve 1578 sayı ile
kayda alınan yazıda VodafoneNet’in Türk Telekom tarafından uygulanan iddia konusu
eylemlerin sonucunda TEİAŞ’a ait fiber optik altyapının ticari olarak kullanmaya
başlamasının 18 ay gecikeceği, bu bağlamda ortaya çıkan/çıkacak zararın (…..) TL
olduğu ifade edilmiştir. Teşebbüs ile yapılan görüşmelerde elde edilen bilgiye göre, söz
konusu zararın TEİAŞ altyapısı bulunan yerlerde tesis paylaşım hizmeti alınamaması
nedeniyle Türk Telekom’un toptan ürün ve hizmetlerinin kullanılmaya devam
etmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, Türk Telekom Şebekesinde Altyapı
Paylaşımı Sözleşmesi’nde yer alan ve tesis paylaşımı talebine ileride yapılabilecek
kapasite artırımı (değişim, demontaj, vb.) dışındaki taleplerinin de yeni talep olarak
değerlendirilmesi hükmünün Tesis Paylaşımı ve Aydınlatılmamış Fiber Sözleşmesi’nin
Ek-3’ünün 1.8. maddesinde yer aldığı, dolayısıyla Türk Telekom’un, makul olmayan
söz konusu uygulamasının halen (VodafoneNet açısından ilk başvurunun yapıldığı
tarihten itibaren 19 aydır) devam ettiği görülmektedir.
(359) Superonline ve VodafoneNet’e ilişkin yukarıdaki süreç, Türk Telekom’un sözleşme
yapmanın reddi niteliğinde olduğu anlaşılan eylemlerinin, işletmecilerin tesis paylaşımı
sürecini önemli ölçüde uzattığını ve teşebbüsler açısından zarara yol açtığını ortaya
koymaktadır. Ayrıca incelenen eylemlerin, yer etüdü süreleri, tesis paylaşımı hizmeti
ile birlikte bakım-işletme hizmetinin alınması şartı ve bakım-işletme ücretleri, sözleşme
imzalanması şartı, başvuru koşulları ile matbu sözleşmede yer alan rekabeti kısıtlayıcı
hükümler gibi Türk Telekom’un genel uygulamalarına ilişkin olduğu dikkate
alındığında, bu durum söz konusu davranışların düzenli şekilde uygulandığını ve tesis
paylaşımı hizmetini bir bütün olarak ilgilendirdiğini göstermektedir. Bu bağlamda, Türk
Telekom’un sözleşme yapmanın reddi niteliğindeki davranışlarının, rekabet karşıtı
piyasa kapama etkisine yol açmasının muhtemel olduğu kanaatine varılmıştır.
(360) Rekabet karşıtı piyasa kapamaya ilişkin değerlendirmede, yukarıda yer verilen
hususların yanı sıra fiili piyasa kapamayla ilgili olası deliller de dikkate alınmaktadır.
Yukarıda bahsedildiği üzere Türk Telekom’un sahip olduğu altyapının yaygınlığı,
alternatif işletmecilerin pek çok güzergâh için Türk Telekom’a tesis paylaşımı
başvurusunda bulunmasını gerekli kılmaktadır. Türk Telekom’un tesis paylaşımı
kapsamında uyguladığı sözleşme yapmanın reddi niteliğindeki eylemlerinin fiili
etkilerini görebilmek için Türk Telekom’a yapılan başvuruların hangi oranda
sonuçlandığının, başka bir ifadeyle fiilen paylaşıma açılan altyapı unsurlarının oranının
incelenmesi önem arz etmektedir. Aşağıda teşebbüslerden alınan bilgiler
doğrultusunda, tesis paylaşım hizmeti kapsamında Türk Telekom’dan talep edilen
güzergâh uzunlukları ile bu taleplere karşılık olarak Türk Telekom tarafından paylaşılan
güzergâh uzunluklarına yer verilmiştir:
16-20/326-146
124/153
Tablo 23: Alternatif İşletmecilerin Yıllar İtibarıyla Türk Telekom’dan Paylaşım Talebinde Bulunduğu Güzergâh Uzunluğu ile Türk Telekom Tarafından Paylaşılan
Güzergâh Uzunluğu (km)
2013 2014 2015
VodafoneNet Superonline VodafoneNet Superonline TurkNet Memorex VodafoneNet Superonline TurkNet Memorex
Paylaşım Talebinde
Bulunulan Güzergâh
Uzunluğu (km)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Paylaşılan Güzergâh
Uzunluğu (km) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Paylaşılan/Talep (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kaynak: Teşebbüslerden gelen veriler
Tablo 24: Türk Telekom’dan Paylaşım Talebinde Bulunulan Güzergâh Uzunluğu ile Paylaşılan Güzergâh Uzunluğu (km)
2013 2014 2015 Toplam
Paylaşım Talebinde Bulunulan
Güzergâh Uzunluğu (Talep) (km)
(…..) (…..) (…..) (…..)
Paylaşılan Güzergâh Uzunluğu
(Paylaşılan) (km)
(…..) (…..) (…..) (…..)
Paylaşılan/Talep (…..)% (…..)% (…..)% (…..)%
Kaynak: Tablo-23
16-20/326-146
125/153
(362) Yukarıdaki tablolardan, alternatif işletmeciler tarafından üç yıllık zaman zarfı içinde
toplamda yaklaşık (…..) km’lik güzergâh için tesis paylaşımı talebinde bulunulduğu,
ancak bu güzergâhların sadece (…..) km’lik (toplam talebin %(…..)’si) kısmının Türk
Telekom tarafından fiilen paylaşıma açıldığı anlaşılmaktadır. Talep edilen güzergâh
uzunluğu dikkate alındığında, tesis paylaşımının düzenlemeler sonrasında alternatif
teşebbüslerin kendi altyapılarını oluşturabilmeleri için bir ihtiyaç haline geldiği, ancak bir
güzergâhın fiilen paylaşıma açılmasının oldukça sınırlı düzeyde kaldığı görülmektedir.
Yukarıdaki verilerden, Türk Telekom’un kendisine yapılan tesis paylaşımı taleplerinin ne
kadarlık bir kısmını reddettiği ve/veya taleplerin ne aşamada olduğu görülememektedir.
Aşağıda Türk Telekom tarafından gönderilen yazıda yer alan verilere göre, 2013, 2014
yılları ile 2015 yılı ilk dokuz aylık dönemde Türk Telekom’a yapılan başvuruların durumu
gösterilmektedir:
Tablo 25: Türk Telekom’a Yapılan Tesis Paylaşımı Başvurularının Durumu
Başvurunun Durumu Başvuru Adedi Toplam Başvurular İçindeki Oranı (%)
Düzeltilmesi istendi (…..) (…..)
İşletmeci talebi ile iptal edildi (…..) (…..)
Kablo çekimi aşamasında (…..) (…..)
*.kmz dosyası istendi (…..) (…..)
Reddedildi (B ucu yok) (…..) (…..)
Reddedildi (Amaç / kapsam dışında) (…..) (…..)
Reddedildi (Güzergâh yok) (…..) (…..)
Talep değerlendirme gönderildi (…..) (…..)
Tamamlandı (…..) (…..)
Yer etüdü ertelendi (…..) (…..)
Yer etüdü sonucunda reddedildi (…..) (…..)
Yer etüdü yapıldı. 1. Keşif ücreti gönderildi (…..) (…..)
Yer etüdü yapılıyor (…..) (…..)
Toplam (…..) 100,00
Kaynak: Türk Telekom tarafından gönderilen bilgiler
(363) Yukarıdaki tablodan, ilgili dönemde Türk Telekom’a toplam (…..) adet başvuru yapıldığı,
bunların (…..) adedinin tamamlandığı, (…..) adedinin ise kablo çekim aşamasında olduğu
görülmektedir. Ayrıca, daha önce de belirtildiği üzere Türk Telekom’un tesis paylaşımı
talebini doğrudan reddetmesi talepte bulunan teşebbüse geçiş hakkı için başvuruda
bulunabilme imkanı vermektedir. Buna karşılık tablodan, başvuruların %(…..)’lik kısmına
*.kmz formatına göre güzergâh bildirilmesi gerektiği şeklinde cevap verildiği ve %(…..)’lük
kısmı için düzeltme istendiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte Türk Telekom’un doğrudan
reddettiği başvuruların ise toplam başvuruların da %(…..)’unda denk geldiği tespit
edilmiştir.
(364) Bu verilerden hareketle tesis paylaşımı sürecinin etkin bir şekilde işlemediği, Türk
Telekom’un tesis paylaşımı hizmetine ilişkin olarak sözleşme yapmayı reddetmesinin,
rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırdığı ve rekabet karşıtı piyasa kapamaya yol açtığı
kanaatine varılmıştır.
16-20/326-146
126/153
(365) Tüm bu değerlendirmeler sonucunda, Türk Telekom’un;
- 17.06.2014 tarihli ve 2014-DK-ETD/324 sayılı BTK kararı ile onaylanan
RETPAFT’ta öngörülenden daha uzun yer etüdü sürelerinin öngörülmesi,
- Yüksek miktarda aylık bakım ve işletme ücretleri talep edilmesi,
- Tesis paylaşımı hizmetini Türk Telekom’dan alan işletmecilerin bakım ve işletme
hizmetlerini de Türk Telekom’dan almaya zorlanması,
- Türk Telekom’a tesis paylaşımına ilişkin sözleşmede tek taraflı değişiklik yapma
hakkı tanınması,
- Tesis paylaşımı hizmetini Türk Telekom’dan alan işletmecinin tesis paylaşımı
talebine ileride yapılabilecek kapasite artırımı (değişim, demontaj vb.) dışındaki
taleplerinin yeni talep olarak değerlendirilmesi,
- Tesis paylaşımı taleplerini değerlendirmeye alınması için sözleşme imzalanmasının
zorunlu tutulması,
- Superonline ve Türk Telekom arasında imzalanmış olan sözleşmede hizmet
seviyesi taahhüdüne yer verilmemesi
- 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararında yer alan tesisin hazır hale getirilmesine
ilişkin sürelere uyulmayarak, sözleşmede, tesis paylaşımına konu altyapının
belirlenecek iş programını esas alınarak hazır hale getirileceği hükmüne yer
verilmesi
şeklindeki davranışlarıyla sözleşme yapmayı reddetmesinin, tesis paylaşımı talebinde
bulunan rakip teşebbüslerin faaliyetlerini zorlaştırdığı ve rekabet karşıtı piyasa kapamaya
yol açtığı tespit edilmiş ve incelenen dönemde Türk Telekom'un sözleşme yapmanın
reddi yoluyla 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlâl ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
(366) Yukarıda sözleşme yapmanın reddi olarak değerlendirilen davranışların yanı sıra, kararın
I.6.3.1 sayılı bölümünde detaylarına yer verildiği üzere, parçalı güzergâh bildirilmesinin
temel olarak söz konusu güzergâhın işletilmesi, bakımı ve ortaya çıkacak arızaların
giderilmesi bakımından birtakım zorlukları içerdiği ve bu durumun gerek tesis paylaşımı
sürecinin etkin bir şekilde işletilmesini gerekse sunulan hizmetin kalitesini etkileyebileceği
görülmüştür. Dolayısıyla, teknik detayları ilgili kurumlarca değerlendirilmek üzere tesis
paylaşımı sürecinde parçalı güzergâh durumunun ortaya çıktığı hallerde tesis paylaşımı
talep eden teşebbüslerin geçiş izni gibi alternatif yolları seçebilme hakkına sahip
olmasının ilgili pazardaki rekabeti olumlu yönde etkileyeceği, bu sebeple dosya
kapsamında Ulaştırma Bakanlığı ve BTK’ya bu yönde görüş gönderilmesinin, pazarda bu
alandaki düzenleme boşluğu nedeniyle oluşan olumsuz sonuçları bertaraf edebileceği ve
dosya konusu fiziksel altyapı unsurları pazarında rekabeti artıracağı kanaatine varılmıştır.
(367) Son olarak, VodafoneNet ve Superonline tarafından yapılan şikâyet başvurularında yer
alan, Türk Telekom'un rekabete aykırı olduğu iddia edilen eylemlerinin geçici tedbir
yoluyla durdurulmasına yönelik talepleri değerlendirilmiştir. Dosya kapsamında yapılan
değerlendirmeler sonucunda, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiği sonucuna
ulaşılan sürelerin, ücretlerin ve diğer birtakım sözleşme hükümleri ile uygulamaların
ortaya çıkardığı rekabet sorunlarının, RETPAFT’ın yürürlüğe girmesinin ardından ve
sonrasında 2013/DK-ETD/187 sayılı kararda ve RETPAFT’ta yapılan değişikliklerle
çözüme kavuşturulduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla VodafoneNet’in ve Superonline’ın
4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince geçici tedbir alınmasına
ilişkin taleplerinin reddedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
16-20/326-146
127/153
I.7.Savunmaların Değerlendirilmesi
(368) VodafoneNet’in ve Superonline’ın dosya konusu iddialarına yönelik Türk Telekom
tarafından yapılan ilk yazılı savunmada yer alan, VodafoneNet ve Superonline tarafından
öne sürülen her bir iddiaya ilişkin olarak yapılan savunmalar ile sözleşme yapmanın reddi
niteliğinde eylemlerde bulunulmadığına yönelik savunmalar, kararın “Türk Telekom’un
Dosya Konusu Davranışlarına İlişkin Değerlendirmeler” başlığı altında, her bir iddianın
ele alındığı bölümde değerlendirildiğinden; söz konusu savunmalara bu bölümde tekrar
yer verilmemiştir. Bunların dışında kalan savunmaların değerlendirmesine ise aşağıda
yer verilmiştir.. Ayrıca Türk Telekom tarafından soruşturma sürecinde gönderilen ve
02.09.2015 tarih, 4109 sayı ile Kurum kayıtlarına giren yazıda; ses ve genişbant
hizmetlerinde sabit ve mobil ikamesinin olup olmadığına ilişkin olarak yapılan iktisadi
analizi içeren bir çalışma ve dosya konusuna ilişkin olarak Rekabet Kurulu'nun yetkisinin
hukuki yönden değerlendirilmesi hakkında hazırlanan hukuki görüş iletilmiştir. Söz
konusu çalışma ve görüşe ilişkin özet ve değerlendirmeye de aşağıda yer verilmiştir.
- Soruşturma Açıldığına Dair Kurul Kararının Türk Telekom’a Tebliğ Edilmediğine
İlişkin Savunma
(369) Savunmada, 04.11.2014 tarihli ve 14-43/790-M sayılı soruşturma açılmasına ilişkin
Rekabet Kurulu kararınınTürk Telekom’a tebliğ edilmediği, bu durumun idari işlemin
iptalini gerektirebilecek usuli bir eksiklik olduğu, ilgili kararın şekil unsuru yönünden 4054
sayılı Kanun’un 51. maddesine aykırı olup olmadığının değerlendirilemediği, ayrıca olası
muhalif üye görüşlerine ve BTK görüşlerine erişimin engellendiği ve bu kapsamda
savunma hakkının kısıtlandığı ifade edilmiştir.
(370) Söz konusu savunma değerlendirilmeden önce 4054 sayılı Kanun’un usul hükümleri
hatırlanmalıdır. Kanun’un “Kurulun Soruşturmaya Başlaması” başlıklı 43. maddesi
“…Kurul, başlattığı soruşturmaları, soruşturmaya başlanması kararının verildiği
tarihten itibaren 15 gün içinde ilgili taraflara bildirir ve tarafların ilk yazılı savunmalarını 30
gün içinde göndermelerini ister. Taraflara tanınan ilk yazılı cevap süresinin
başlayabilmesi için Kurulun bu bildirim yazısı ile birlikte, iddiaların türü ve niteliği
hakkında yeterli bilgiyi ilgili taraflara göndermesi gerekir…” şeklinde düzenlenmiştir.
Söz konusu hükme göre, soruşturma açılmasına dair Kurul kararının, hakkında
soruşturma açılan tarafa tebliğ edilmesine dair hukuki bir zorunluluk bulunmamaktadır.
Türk Telekom’a yapılan 11.11.2014 tarihli, 12227 sayılı ve 31.03.2015 tarihli, 3451 sayılı
bildirimlerde Türk Telekom hakkındaki iddialara ilişkin ayrıntılı bilgilere yer verilmiştir.
- Rekabet Kurumunun Yetkisine İlişkin Savunma
(371) Savunmada, soruşturma konusu tesis paylaşımı sürecinin BTK tarafından düzenlenen bir
alan olduğu, BTK’nın soruşturmaya konu tesis paylaşımı yükümlülüğüne ilişkin
düzenlemeleri ilgili mevzuat kapsamında hayata soktuğu ve süreç içinde gerekli
müdahalelerde bulunduğu, Türk Telekom’un bütün eylemlerinin Ulaştırma Bakanlığının
ve BTK’nın düzenlemelerine uygun olduğu, BTK'nın ve Ulaştırma Bakanlığının
düzenleyici işlemleri ve kararları ile yürütülen tesis paylaşımı sürecinin bir kez de Rekabet
Kurumu tarafından incelenmesinin, teşkilat ve esasları ile bir bütün olan idare içerisinde
farklı kararlar alınmasına neden olacağı ve idarenin bütünlüğü ilkesine aykırılık teşkil
ettiği, dolayısıyla tesis paylaşımı hususunda BTK’ın yetkili olması nedeniyle Rekabet
Kurumu tarafından Türk Telekom hakkında yürütülen mevcut soruşturmanın açılmamış
olması gerektiği ifade edilmiştir.
(372) Rekabet Kurumunun, BTK tarafından düzenlenen elektronik haberleşeme sektöründeki
yetkisine ilişkin değerlendirmelere kararın I.6.1 sayılı bölümünde ayrıntılı olarak yer
verilmiş olduğundan, bu bölümde söz konusu hususa ilişkin değerlendirmelere tekrar yer
verilmemiştir.
16-20/326-146
128/153
- Türk Telekom Tarafından Gönderilen Ek Çalışma ve Hukuki Görüşe İlişkin
Değerlendirme
(373) Yukarıda yer verilen savunmaların yanı sıra, soruşturma sürecinde Türk Telekom
tarafından Kurumumuza, ses ve genişbant hizmetlerinde sabit ve mobil ikamesinin
mevcut olup olmadığına ilişkin olarak yapılan iktisadi analiz içeren çalışma iletilmiştir. Söz
konusu çalışmada, yapılan analizin ardından tanımlanan pazarda Türk Telekom’un hâkim
durumda olup olmadığı da incelenmiştir.
(374) Yapılan çalışmada, 2012 ve 2015 yıllarına ait zaman serileri ve 2015 yılına ilişkin anket
verileri kullanılarak yapılan talebin fiyat esnekliği ile çapraz talep esnekliği analizleri
sonucunda; perakende ses ve genişbant pazarlarında (tüketici açısından) sabit ve mobilin
ikame olduğu, perakende pazarda var olan bu talep ikamesinin de toptan pazardaki
fiyatlama davranışını kısıtlayacağı, bu nedenle toptan pazarda da girdi ya da altyapı
unsurlarının birbiriyle ikame olacağı tespiti yapılmıştır. Bu yöndeki açıklamalardan sonra,
tespiti yapılan sabit-mobil ikamesi nedeniyle ilgili ürün pazarının alt ve üst pazar ayrımına
gidilmeksizin bir bütün olarak "elektronik haberleşme hizmetleri pazarı" şeklinde
tanımlanması gerektiği belirtilmiş ve Türk Telekom’un bu pazarda hâkim durumda
olmadığı değerlendirilmiştir. Yapılan çalışmada son olarak, sabit-mobil ikamesi nedeniyle
Türk Telekom’un doğal tekel olmadığı, bu bağlamda tesis paylaşımının, ilgili pazarda
rekabet edebilmek için zorunlu bir unsur niteliği taşımadığı ifade edilmiştir.
(375) Söz konusu çalışmayla ilgili olarak, kararın ilgili pazarın tanımlandığı I.5 sayılı bölümünde
yer verilen açıklamalarla, Türk Telekom’un ilgili pazar tespitine yönelik yaptığı
savunmanın değerlendirildiği bölümde yer alan tespit ve açıklamaların yeterli olduğu
görülmüştür.
(376) Bunun yanı sıra, yine soruşturma sürecinde Türk Telekom tarafından, dosya konusu
eylemlere ilişkin olarak Rekabet Kurumunun yetkisinin hukuki yönden değerlendirildiği bir
görüş iletilmiştir. Söz konusu görüşte ilk olarak, sektörel düzenlemelerin bulunduğu
alanlarda rekabet ihlallerinin idari denetiminde, sektörel düzenleyici otoritelerin mi yoksa
rekabet otoritelerinin mi yetkili olduğu konusu ele alınmış ve bu konuya ilişkin Danıştay
13. Dairesi içtihadı değerlendirilerek, genel yaklaşımın Rekabet Kurumunun
"tamamlayıcı" fonksiyona sahip olduğu yönünde şekillendiği87 ifade edilmiştir. Buna göre
rekabet otoritesinin, düzenlenmiş sektörlerde ancak sektörel düzenleyicinin konuya
"vaziyet etmeye" çalışmakla beraber teknik nedenlerle yetersiz kaldığı hallerde devreye
girmesinin gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca, İDDK’nın 31.01.2013 tarihli ve E.2008/1410
sayılı kararına işaret edilerek, bu karardan çıkan sonucun, 4054 sayılı Kanunun 4. ve 6.
maddelerine aykırılık iddiası varsa, Rekabet Kurumunun soruşturma yapması gerektiği
ve soruşturma yapmaksızın şikâyeti reddedemeyeceği, ancak sektörel düzenleyicinin
yetkisindeki bir tarifeden kaynaklanan rekabet ihlalli iddialarında önaraştırma ve/veya
soruşturma yapmaksızın doğrudan şikâyeti reddedebileceği yönünde olduğu ifade
edilmiştir.
87 Bu noktada, Danıştay 13. D., E.2008/13184, K.2012/359 sayılı kararın "... Telekomünikasyon Kurumu
tarafından aynı fiil hakkında uygulanabilecek idari yaptırımların Rekabet Kurulu tarafından dikkate alınması
ve genel olarak iki kurumun işbirliği içerisinde bulunması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır." yönündeki
hükmüne işaret edilmiştir.
16-20/326-146
129/153
(377) Bu açıklamaların devamında, konuya ilişkin hukuki düzenlemeler hatırlatılarak BTK'nın
tesis paylaşımı hizmetlerini ayrıntılı biçimde düzenlediği ve hatta bu konuda tarife
belirleme niteliğinde ücret belirlemesi dahi yaptığı; bu bağlamda, Türk Telekom'un
soruşturmaya konu tesis paylaşımı sürecindeki tüm işlemlerinin Bakanlığın ve BTK'nın
düzenlemelerine uygun ve bilgisi dahilinde olduğu, bu nedenle ilgili konuda Rekabet
Kurumunun müdahalede bulunmamasının daha uygun olacağı88 belirtilmiştir.
(378) İlgili görüşte ikinci olarak, Türk Telekom'un, tesis paylaşımına ilişkin olarak öngördüğü
sözleşmeleri ve ücretleri belirleyerek, bildirimde bulunma yükümlülüğü kapsamında
BTK'ya sunması sonucunda BTK'nın hareketsiz kalmasının, BTK'nın bunlara zımnen
onay verdiği anlamına geleceği ifade edilmiştir. Son olarak ise, rakip işletmecilerin ihlal
olduğu iddia edilen davranışlar için BTK’ya başvurmayıp doğrudan Rekabet Kurumunu
devreye sokmalarının rekabet otoritelerinin "tamamlayıcı fonksiyonu" ile bağdaşmadığı
belirtilmiştir.
(379) Söz konusu görüşe karşılık olarak, Rekabet Kurumunun BTK tarafından düzenlenen
elektronik haberleşme sektöründeki yetkisine ilişkin değerlendirmelere yer verilen kararın
I.6.1. sayılı bölümünde yapılan açıklamaların yeterli olduğu görülmüştür.
- İlgili Ürün Pazarına Yönelik Savunmalar
(380) Türk Telekom tarafından sabit ve mobil hizmetlerin birbirine ikame olması nedeniyle
elektronik haberleşme hizmetleri pazarının “tek ses pazarı”, “tek genişbant pazarı” ve “tek
altyapı pazarı”ndan oluştuğu, dosya kapsamında ilgili ürün pazarının alt seviyede
“elektronik haberleşme hizmetleri pazarı” olarak tanımlanmış olmasına rağmen, tüm bu
hizmetlerin verilmekte olduğu “fiziksel altyapı pazarı” şeklinde tanımlanan üst seviyedeki
pazar değerlendirmesinde mobil altyapıların dikkate alınmamasının çok açık bir çelişki
oluşturduğu, bu kapsamda elektronik haberleşme hizmetleri pazarında faaliyet gösteren
tüm işletmecilerin pazar paylarına bakılarak hâkim durum analizi yapılması gerektiği,
pazar tanımına mobil hizmetlerin dahil edilmesi durumunda ilgili ürün pazarında Türk
Telekom’un hâkim durumda olmayacağı ifade edilmiştir.
(381) İlgili ürün pazarına ilişkin değerlendirmelere kararın I.5. sayılı bölümde yer verilmiştir. Bu
çerçevede ilgili ürün pazarı; “boru, kanal, göz, menhol, direk ve kule gibi fiziksel altyapı
unsurları ve aydınlatılmamış fiber pazarı” olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla 4054 sayılı
Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde yapılan sözleşme yapmanın reddi
değerlendirmesinde, reddetme eyleminin gerçekleştiği pazar olarak bu pazar dikkate
alınmıştır. Diğer taraftan işletmeciler, gerek kazı yaparak kurdukları gerekse de tesis
paylaşımı yoluyla kiraladıkları söz konusu fiziksel altyapı unsurlarından gerekli kablolar
geçirmek, cihazları kurmak ve santralleri inşa etmek suretiyle elektronik haberleşme
hizmetini sunacakları fiziksel altyapıyı kurduklarından, sözleşme yapmanın reddi
niteliğindeki eylemlerin ilk olarak bir alt pazar niteliği taşıyan “fiziksel altyapı pazarı”nda
da etki doğuracağı tespit edilmiştir. Diğer yandan, söz konusu fiziksel altyapı kullanılarak
işletmeciler tarafından toptan veya perakende düzeyde çeşitli elektronik haberleşme
hizmetleri sunulduğundan, reddetme eylemi gerek toptan seviyede gerekse perakende
seviyede GSM, sabit telefon, genişbant internet hizmetleri gibi farklı pazarları
ilgilendirebilmektedir. Dolayısıyla, kararın “I.5. İlgili Ürün Pazarı” başlıklı bölümünden de
anlaşılacağı üzere, “elektronik haberleşme hizmetleri pazarı” şeklinde tek ve oldukça
geniş bir pazar tanımına gidilmemiştir.
88 Bununla birlikte, çalışmanın sonuç bölümünde “Rekabet Kurumunca soruşturulan ve ihlal iddiasında
bulunulan hususlarda, Türk Telekom'un Bakanlık ve BTK düzenlemelerine uygun hareket etmiş olmasının
ve rekabete yönelik kuralları dahil hiçbir sektörel mevzuatı ihlal etmemiş olmasının Rekabet Kurulunca
sadece istisnai biçimde yetki kullanılabilmesi anlamına geleceği” ifadesine yer verilmiştir.
16-20/326-146
130/153
(382) Bu kapsamda, mobil hizmetlerin sabit hizmetlere ikame olup olmadığı hususunun mevcut
dosya kapsamı ile ilgili olmadığı değerlendirilmektedir. Dosya kapsamında, bahse konu
fiziksel altyapı unsurlarından hareketle iddialara konu eylemlerin, rakip teşebbüslere ve
nihai olarak tüketicilere olan etkilerini değerlendirmek amacıyla bu unsurlar kullanılarak
sunulan hizmetler dikkate alınmıştır. Bu bağlamda, söz konusu hizmetlerden yola
çıkılarak sabit ve mobil altyapıların ikame olduğu şeklinde bir çıkarım yapılması mümkün
değildir.
(383) Savunmada, pazar tanımının AB Komisyonu uygulamalarıyla çeliştiği belirtilmiş, bu
çerçevede,
- Elektronik haberleşme sektöründe yaygın şekilde kabul edilen pazar tanımlarının
“toptan genişbant erişim pazarı” ve “toptan fiziksel altyapıya erişim pazarı” olduğu,
kararda tanımlanan “boru, kanal, göz, menhol gibi fiziksel altyapı unsurları ve
aydınlatılmamış fiber pazarı”nın toptan genişbant erişim pazarı kapsamına girdiği,
“fiziksel altyapı pazarı” ve “toptan düzeydeki elektronik haberleşme hizmetleri
pazarı”nın toptan fiziksel altyapıya erişim pazarı kapsamında değerlendirilebileceği,
- AB Komisyonunun 2013 yılına kadar “toptan genişbant erişim pazarı” ve “toptan
fiziksel altyapıya erişim pazarı”nı farklı pazarlar olarak kabul ettiği, sonrasında bu iki
pazarı tek bir pazar olarak değerlendirdiği, buna dair İrlanda Telekomünikasyon
otoritesine tavsiyede bulunduğu89, bu kararın mevcut soruşturmanın da konusu olan
yeni nesil erişim (NGA) şebekelerinde uygulandığı,
- Yeni nesil şebekelerde fiziksel altyapı kurulum maliyetleri daha düşük olduğundan
alternatif işletmecilerin bu şebekelere toptan seviyede erişim sağlamalarıyla kendi
fiziksel altyapılarını kurmalarının birbirlerine ikame kabul edildiği, dolayısıyla,
Komisyonun özellikle yeni nesil şebekelerde pazarları birleştirmeye yönelik
kararlarına karşın boru, kanal, göz, menhol gibi fiziksel altyapı unsurlarının ayrı bir
pazar olarak kabul edilmesinin AB uygulamalarıyla çeliştiği,
- Yeni nesil şebekelerde rakipler bakımından “girdilerin eşitliği” prensibi yerine
“çıktıların eşitliği” yaklaşımının öne çıktığı, diğer bir ifadeyle, Türk Telekom ile
rakiplerinin tamamen aynı özelliklere sahip girdileri (boru, kanal, göz, menhol vb.)
kullanıp kullanmadıklarının sorgulanmasının rekabetin sağlanması açısından önem
arz etmediği; bunun yerinen Türk Telekom’un ve rakiplerinin perakende seviyede
sunduğu hizmetler arasında fark olup olmadığın hususunun ele alınmasının,
herhangi bir fark yok ise rekabetçi ortamın oluştuğunun kabul edilmesinin gerektiği;
buna karşın soruşturma raporunda girdilerin eşitliği yaklaşımının benimsendiği ve
talep ikamesi yerine arz ikamesinin değerlendirildiği
ifade edilmiştir.
89 Commission Decision Concerning Case IE/2012/1404 Wholesale Physical Network Infrastructure Access
and Wholesale Broadband Access – Remedies in Ireland, Brussels, 17.12.2012.
16-20/326-146
131/153
(384) Savunmada ayrıca,
- Soruşturma raporunun sektöre ilişkin bilgiler kısmında sadece toptan seviyedeki
hizmetlere yer verildiği, bu durumun konvansiyonel yaklaşımla ilgili pazarın toptan
seviyede tanımlanmasına neden oluğu ve şikâyet konusu ile sınırlı bir pazar tanımı
yapıldığı, teknoloji yoğun pazarlarda toptan pazarın perakende pazardan başlayarak
analiz edilmesi ve perakende hizmetlerde talep ikamesinin incelenmesi gerektiği
belirtilmiştir. Bunun yanı sıra, soruşturma sürecinde Türk Telekom tarafından
sunulan ilgili pazara ilişkin ek çalışma dokümanında90 sabit ve mobil hizmetlerin
ikame olduğunun bilimsel yöntemlerle kanıtlanmasına rağmen, Soruşturma Heyeti
tarafından söz konusu çalışmanın dikkate alınmadığı ve aksi bir yaklaşımın nicel ve
bilimsel yöntemlerle ortaya konulmadığı,
- İlgili ürün pazarı tanımına “aydınlatılmamış fiber” teknolojisini de dahil edilmiş olduğu,
ancak söz konusu unsurun hangi iktisadi gerekçelerle pazar tanımına dâhil
edildiğinin soruşturma raporunda belirtilmediği,
- İlgili ürün pazarı tespitinde dikkate alınan “yatırım merdiveni” yaklaşımının temelinde
yatan, hizmet temelli rekabetin zaman içinde altyapı rekabetine dönüşeceği
varsayımının piyasa gerçekleriyle örtüşmediği; zira, bu iki rekabet türü arasında
geçişkenlik olmadığı, durağan bir piyasa yapısında alternatif işletmecilerin bir tür
kamu malına dönüşen erişim hizmetine yatırım yapmaktan kaçınacakları,
- İlgili coğrafi pazar tanımında somut bir bulgudan hareket edilmediği, herhangi bir
nicel test uygulanmadığı, talebin temel özelliklerinin ve coğrafi eğilimlerinin
incelenmediği, müşterilerin ve rakiplerin görüşlerine başvurulmadığı
belirtilmiştir.
(385) Soruşturma sürecinde Türk Telekom tarafından ses ve genişbant hizmetlerinde sabit ve
mobil ikamesinin mevcut olup olmadığına ilişkin olarak yapılan iktisadi analiz içeren
çalışma soruşturma heyeti tarafından incelenmiş ve bu çalışmaya yukarıda yer verilmiştir.
Söz konusu çalışmada, Telekom’un hâkim durumda olup olmadığı da incelenmiştir.
Yapılan çalışmada, 2012 ve 2015 yıllarına ait zaman serileri ve 2015 yılına ilişkin anket
verileri kullanılarak yapılan talebin fiyat esnekliği ile çapraz talep esnekliği analizleri
sonucunda; perakende ses ve genişbant pazarlarında (tüketici açısından) sabit ve mobilin
ikame olduğu, perakende pazarda var olan bu talep ikamesinin de toptan pazardaki
fiyatlama davranışını kısıtlayacağı, bu nedenle toptan pazarda da girdi ya da altyapı
unsurlarının birbiriyle ikame olacağı tespiti yapılmıştır. Bu yöndeki açıklamalardan sonra,
tespiti yapılan sabit-mobil ikamesi nedeniyle ilgili ürün pazarının alt ve üst pazar ayrımına
gidilmeksizin bir bütün olarak "elektronik haberleşme hizmetleri pazarı" şeklinde
tanımlanması gerektiği belirtilmiş ve Türk Telekom’un bu pazarda hâkim durumda
olmadığı değerlendirilmiştir. Yapılan çalışmada son olarak, sabit-mobil ikamesi nedeniyle
Türk Telekom’un doğal tekel olmadığı, bu bağlamda tesis paylaşımının, ilgili pazarda
rekabet edebilmek için zorunlu bir unsur niteliği taşımadığı ifade edilmiştir.
(386) Bahse konu çalışmada belirtilen ve savunmada da iddia edilen söz konusu yaklaşımın
mevcut dosyada yapılan pazar tespitinde kullanılmasının doğru olmayacağı, hatalı
sonuçlara yol açacağı değerlendirilmektedir. Bu yaklaşım özellikle perakende seviyede
olmak üzere, toptan ve perakende seviyede sunulan GSM, ses, genişbant gibi elektronik
haberleşme hizmetlerini konu alan dosyalarda tartışma konusu olabilecektir. Öte yandan
söz konusu perakende ve hatta toptan seviyedeki elektronik haberleşme hizmetlerinin bir
üst pazarı niteliğinde olan fiziksel altyapının konu edildiği bir incelemede sabit mobil
ikamesine ilişkin analizin anlamlı olmayacağı değerlendirilmektedir.
90 Kurum kayıtlarına 02.09.2015 tarihli ve 4109 sayı ile intikal eden çalışma.
16-20/326-146
132/153
(387) Bunun yanı sıra, gerek ek çalışmada gerekse savunmada belirtilen, fiziksel altyapı ile
elektronik haberleşme hizmetleri arasında alt pazar-üst pazar ilişkisi bulunmadığına ilişkin
açıklamaların makul olmadığı kanaatine varılmıştır. Zira, işletmeci tarafından, bir yerleşik
işletmeciden satın alınan altyapı unsuru (boru, kanal, göz, aydınlatılmamış fiber gibi)
kullanılarak müşterilere toptan veya perakende düzeyde elektronik haberleşme hizmeti
sunulması söz konusu olup, bu durumda ortaya çıkan dikey hizmet zincirinde işletmeci
tarafından satın alınan fiziksel altyapı unsurları üst pazar, sunulan elektronik haberleşme
hizmetleri ise alt pazar niteliğindedir. Bahse konu ilişki dikkate alınmadan ve salt sabit-
mobil ikamesinden yola çıkılarak, toptan ve perakende ayrımına bile gidilmeden pazarın
geniş bir şekilde “elektronik haberleşme hizmetleri” şeklinde tanımlanmasının sakıncalı
olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca savunmada bir taraftan ilgili pazar
değerlendirmesinin AB uygulamalarıyla çeliştiği iddiasına yer verilerek diğer taraftan AB
uygulamasında yer almayan bir pazar tanımı ileri sürülmesi makul bulunmamıştır.
(388) Diğer yandan, daha önce de belirtildiği üzere, soruşturma kapsamında incelenen ürün
veya hizmetler ilgili düzenlemeler sonucunda altyapı oluşturmak isteyen bir işletmeciye
tesis paylaşımı talep etme zorunluluğu getirilmesi ile ortaya çıkmıştır. Dosya konusu
ürünler tesis paylaşım hizmeti ile ayrı bir şekilde alınıp satılması mümkün hale getirilmiş
olan altyapı unsurlarından oluşmaktadır. Dolayısıyla mevcut dosya özelinde AB
uygulamalarının doğrudan kullanılması makul görünmemektedir.
(389) Bunun yanı sıra, savunmada da iddia edildiği üzere, sektöre ilişkin olarak verilen bilgilerde
sadece toptan düzeydeki hizmetlerden bahsedilmemiş, işletmecilerin ya kendi fiziksel
altyapılarına sahip olarak ya da altyapı sahibi işletmecilerden toptan düzeyde aldıkları
hizmetleri kullanarak perakende düzeyde elektronik haberleşme hizmeti sundukları
anlatılmıştır. Diğer taraftan, ilgili pazar tespitinde fiziksel altyapı pazarı ile altyapıya toptan
erişim türlerinin ikame olup olmadığına ilişkin değerlendirmeye de yer verilmiştir. Söz
konusu değerlendirmeye esas teşkil etmesi açısından toptan düzeyde sunulan elektronik
haberleşme hizmet türleri ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Dolayısıyla pazar tanımı
yapılırken çıktıların veya talebin dikkate alınmadığı iddiası gerçeği yansıtmamaktadır.
(390) Türk Telekom tarafından öne sürülen, soruşturma konusu iddialar ile bağlı kalınarak
konvansiyonel yaklaşımla ilgili pazar tespiti yapıldığı ve talep ikamesine yer verilmediği
savunması da makul görülmemiştir. Nitekim, ilgili pazar tespitinde inceleme konusu
ürün/hizmetlerden başlanmakta ve başka ürün/hizmetlerin söz konusu hizmetlerle talep
ve arz yönünden ikame olup olmadığı değerlendirilmektedir. Mevcut dosyada da,
inceleme konusu olan tesis paylaşımına konu boru, kanal, göz ve menhol gibi altyapı
unsurlarından başlanmış, alternatif işletmeciler tarafından bunlara talep yönünden ikame
olduğu düşünülen aydınlatılmamış fiber ilgili ürün pazarına eklenmiştir. Diğer taraftan, söz
konusu altyapı unsurlarına fiziksel altyapı pazarına toptan düzeyde erişim türlerinin talep
yönünde ikame olamayacağı tespit edilmiştir.
16-20/326-146
133/153
(391) Aydınlatılmamış fiberin ilgili ürün pazarına dahil edilmesi hususuna ilişkin olarak, alternatif
işletmecilerin yerleşik işletmecinin fiziksel altyapı unsurlarından kendi kablosunu
geçirerek sunabileceği elektronik haberleşme hizmetlerini, yerleşik işletmeci tarafından
söz konusu altyapı unsurlarından geçirilmiş olan ancak aktif olarak kullanılmayan fiber
optik kablo kıllarını kiralayarak ve ardından kendi cihazlarını ve ekipmanlarını kurarak da
sunabileceği belirtilmiş; bu anlamda boru, kanal veya gözler kiralanarak fiber optik
kabloların bu unsurlardan geçirilmesi ile aktif olarak kullanılmayan fiber optik kabloların
kiralanmasının, işletmeciler tarafından fiziksel altyapının oluşturulması ve bu çerçevede
elektronik haberleşme hizmetlerinin sunulması bakımından ikame olacağı sonucuna
ulaşılmıştır. Bir başka deyişle, söz konusu hizmetlerin işletmeciler açısından talep
ikamesinin bulunduğu gerekçesi ile aydınlatılmamış fiber teknolojisi pazar tanımına dahil
edilmiştir. Zira savunmada da söz konusu hususa ilişkin bir itirazın bulunmadığı
görülmektedir.
(392) “Yatırım merdiveni” yaklaşımına ilgili ürün pazarı tespitinden ziyade, sektöre ilişkin bilgi
sunulan bölümde, telekomünikasyon sektörünün işleyişi hakkında genel bir bakış açısı
sunmak amacıyla yer verilmiştir. Bu çerçevede söz konusu yaklaşımdan, hizmet temelli
rekabetin zaman içinde altyapı rekabetine dönüşeceği varsayımdan ziyade, işletmecilerin
ya kendi fiziksel altyapılarını kurarak ya da diğer işletmecilerin sahip oldukları altyapıları
toptan seviyede kullanarak perakende düzeyde hizmet sunduklarını ortaya koymak
amacıyla faydalanılmış olup, bahse konu açıklama ulaşılan sonuç açısından belirleyici bir
nitelik taşımamaktadır.
(393) Boru, kanal, göz, menhol, direk ve kule gibi fiziksel altyapı unsurları ve aydınlatılmamış
fiberin, herhangi bir coğrafi ayrımdan (şehirlerarası/şehir içi, il/ilçe vb.) bağımsız olarak
ülke genelinde kurulabilecek olması, ayrıca söz konusu unsurların tesis paylaşımı
mevzuatı çerçevesinde herhangi bir coğrafi kısıt olmadan ülke geneli için paylaşıma
açılabilecek olması ve dosya konusu iddiaların Türk Telekom’un ülke genelindeki
elektronik haberleşme altyapısına yönelik olması nedeniyle ilgili coğrafi pazar “Türkiye”
olarak belirlenmiştir. Bu çerçevede, ilgili coğrafi pazar tespitinde savunmada belirtildiği
şekilde bir analiz yapılmasına gerek olmadığı, bunun yanı sıra coğrafi ayrıma gidilse bile
bunun gerek hâkim durum tespitini gerekse de 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi
çerçevesinde yapılan değerlendirmeyi değiştirmeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
- Türk Telekom Altyapısının Vazgeçilmez Olmadığına İlişkin Savunmalar
(394) Türk Telekom tarafından;
- Superonline’ın iddialarına yönelik yapılan savunmada, Kılavuz’a göre, zorunlu unsur
değerlendirmesinde, Türk Telekom’un altyapısının mevcut veya potansiyel
ikamesinin bulunup bulunmadığının ve rakiplerin öngörülebilir bir gelecekte söz
konusu unsuru etkin bir şekilde tekrar oluşturup oluşturamayacaklarının göz önünde
bulundurulması gerektiği, bu bağlamda işbu dosya kapsamında vazgeçilmezlik
unsurunun söz konusu olmadığı,
- Türk Telekom haricinde diğer alternatif işletmecilerin ve özellikle Superonline’ın tesis
paylaşımına konu altyapıyı etkin bir şekilde tekrar oluşturma imkânının bulunduğu,
altyapı kazı teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte alternatif işletmecilerin altyapı
kurmalarının kolaylaştığı ve yatırım yapmalarının önündeki engellerin ortadan
kalktığı ve farklı şebeke altyapılarının kullanılmasının (yerel idareler ve enerji
şirketlerinin altyapı kiralaması) altyapı sahibi olma maliyetlerini olumlu etkileyen bir
gelişme olduğu,
- “Vazgeçilmezlik” unsuru açısından, alt pazarda başvurulabilecek mevcut ya da
potansiyel bir ikamenin bulunmamasının söz konusu olması, Türk Telekom’un
altyapısının mevcut veya potansiyel ikamesinin mevcut olup olmadığının
16-20/326-146
134/153
değerlendirilmesi, rakiplerin öngörülebilir bir gelecekte söz konusu unsuru etkin bir
şekilde tekrar oluşturup oluşturamayacaklarının göz önünde bulundurulması
gerektiği,
- BTK tarafından yapılan Nisan 2013 tarihli “Toptan ve Perakende Kiralık Devre
Pazarına İlişkin Pazar Analizi”nde belirtildiği üzere, alternatif işletmecilerin tesis
paylaşımına konu altyapıyı etkin bir şekilde tekrar oluşturma imkânının bulunduğu,
alternatif işletmecilerin İstanbul, Ankara ve İzmir ile İstanbul ve Edirne arasındaki
bağlantılarda Türk Telekom şebekesinden bağımsız olarak altyapılara sahip olduğu,
bu kapsamda Türk Telekom’un altyapısının alternatif işletmeciler ve Superonline
açısından zorunlu unsur olduğunun ileri sürülmesinin mümkün olmadığı
belirtilmiştir.
(395) Söz konusu savunmaya ilişkin olarak kararın “4054 sayılı Kanun’un 6. Maddesi
Çerçevesinde Yapılan Değerlendirme” başlıklı bölümünde, Türk Telekom’un
sahipliğindeki dosya konusu fiziksel altyapı unsurlarının vazgeçilmez olduğuna ilişkin
olarak yapılan açıklamaların dikkate alınması gerektiği değerlendirilmektedir. Buna ek
olarak, kararın “Hakim Durum Analizi” başlıklı bölümünde de açıklandığı üzere, rakip
teşebbüslerin altyapı büyüklüklerinin Türk Telekom’a kıyasla oldukça düşük kaldığı
görülmektedir. Sadece fiber optik altyapılar dikkate alındığında bile Türk Telekom’un
pazar payının en yakın rakibi olan Superonline’ın pazar payının yaklaşık (…..) olduğu
tespit edilmiştir. Diğer yandan savunmada, yeni bir altyapı kurulmasının önünde
ekonomik engellerin yanı sıra daha önemli olduğu düşünülen hukuki engellerin bulunduğu
hususunun dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca Türk Telekom’dan elde edilen
belgelerden, BTK tarafından yayımlanan “Elektronik Haberleşme Yer Altı Tesisleri
Referans Dokümanı” ile kazı yapmak isteyen işletmecilere bazı standartlar getirildiği ve
bu standartların da kazı maliyetlerini önemli ölçüde artıracağı anlaşılmaktadır. Aşağıda
söz konusu belgelere yer verilmektedir.
(396) Türk Telekom’da yapılan yerinde incelemede elde edilen ve tesis paylaşımına ilişkin
olarak 07.07.2014 tarihinde yapılan toplantıya ilişkin “Geçiş Hakkı ve Tesis Paylaşımına
İlişkin Toplantı Notu”nda aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Şu an yürürlükte olan Geçiş Hakkı mevzuatına göre tesis paylaşımına öncelik
verilmesi gerekiyor. Eğer tesis paylaşımına müsait herhangi bir altyapı yoksa ve
işletmeci bunu belgelerse Bakanlık işletmeciye Geçiş Hakkı onayı veriyor. Bakanlık
bu belgeleme şartını kaldırıp işletmeci beyanını esas alacak bir düzenleme yapmak
istiyor. Bu şekilde işletmecilerin kazı yapması kolaylaştırılmak isteniyor. Buna ilişkin
usul esas değişikliği teklifi 2 aydır Bakanlıkta bekliyor. İkinci aşamada ise Geçiş
Hakkı Yönetmeliğinde değişiklik yapılarak, tesis paylaşımının önceliği kaldırılması
ve İşletmecilerin istediği yerde kazı yapmalarına olanak sağlanması planlanıyor.
Kazı esnekliği kazanmaları durumunda İşletmeciler istedikleri zaman kazı
yapabilecek, istedikleri zaman Şirketimiz altyapısını kiralayabilecekler.
İşletmeciler kendi altyapılarını oluşturmak istedikleri zaman; BTK tarafından
yayınlanan Elektronik Haberleşme Yer Altı Tesisleri Referans Dokümanında yer
alan maddelere uymak zorundadırlar. Bu dokümana göre kazı yapmak isteyen
İşletmecilere bazı standartlar getirilmektedir. Bu standartlar yüzünden
İşletmecilerin kazı maliyetlerinin oldukça artacağı bilinmektedir.
…”
16-20/326-146
135/153
(397) 11.09.2014 tarihinde Türk Telekom (…..) tarafından (…..)’a gönderilen “23 Eylül- YY
Değerlendirme Top.-Soru Cevap” konulu e-postanın ekinde yer alan Soru-Cevap
dokümanında aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“….
(…..)
Soru: ”Bilindiği üzere Bilgi Teknolojileri Kurumu tarafından Tüm işletmecilere Altyapı
tesis paylaşımı zorunluluğu getirdi. İlk etapta Türk Telekom için dezavantaj alarak
görülmektedir. Sizce bu karar Türk Telekom için nasıl avantaj haline
dönüştürülebilir?
Cevap:(…..) Fakat günümüzde artık işletmeciler kendi F/O altyapılarını kurmaya
başlamaktadırlar. Fakat altyapı kurulurken İşletmeciler gerekli kriterleri sağlamakta
zorluk çekmektedirler. BTK durumu netleştirmek “Elektronik Haberleşme Yer Altı
Tesisleri Referans Dokümanı” yayınlamıştır. Yayınlanan bu doküman ile kazı
yapmak isteyen işletmecilerin uymak zorunda oldukları kurallar belirlenmiştir. (…..).
İşletmeciler yeni getirilen kriterler yüzünden maliyetleri artacaktır. (…..).
Altyapı olan yerlerde yeniden kazı yapılmaması ülke kaynaklarının israf edilmemesi
açısından da önemlidir.”
(398) Söz konusu belgelerden hareketle, Türk Telekom tarafından yapılan savunmada ifade
edilen kazı maliyetlerinin düştüğü iddiasının aksine, sektördeki yeni standartlar nedeniyle
alternatif işletmecilerin kazı maliyetlerinin artmasının beklendiği anlaşılmaktadır.
(399) Ayrıca, Bakanlığın ve BTK’nın düzenlemeleri nedeniyle işletmecilerin tesis paylaşımı
hizmeti kapsamında Türk Telekom’dan talep ettikleri altyapı unsurlarının alt pazar
niteliğindeki fiziksel altyapı pazarında faaliyet gösterebilmeleri için nesnel olarak gerekli
olduğu kanaatine varılmıştır. İşletmecilerin, İstanbul, Ankara ve İzmir ile İstanbul ve
Edirne arasındaki bağlantılarda Türk Telekom şebekesinden bağımsız olarak altyapılara
sahip olsalar da, bahse konu illerde başka güzergâhlarda veya diğer illerde altyapı
kurmak isteyebileceği ve bu kapsamda Türk Telekom’dan tesis paylaşımı talebinde
bulunabileceği değerlendirilerek yapılan savunmanın makul olmadığı sonucuna
ulaşılmıştır.
- Soruşturma Raporunun İhlale İlişkin Tespitler Kısmında İşletmeci Bazında Ayrım
Yapılmadığına İlişkin Savunma
(400) Savunmada, 4054 sayılı Kanun’un “Tazminat Hakkı” başlıklı 57. maddesi ve “Zararın
Tazmini” başlıklı 58. maddesi çerçevesinde inceleme konusu davranıştan dolayı zarara
uğrayan işletmecilerin tazminat talep etme hakkının olduğu, bu ihtimal gözetilerek
soruşturma raporunda ihlal tespit edilen kısımda işletmeci bazında bir ayrıma gidilmesinin
(işletmeci bazında spesifik bir şekilde iddia edilen şikayetlerin hangisinin yerinde
görüldüğü, hangisinin ise uygun bulunmadığı yönünde bir değerlendirme yapılması) olası
tazminat taleplerinin değerlendirilmesini kolaylaştırabileceği ifade edilmiştir.
16-20/326-146
136/153
(401) Kararın I.6.3. numaralı “Türk Telekom’un Dosya Konusu Davranışlarına İlişkin
Değerlendirmeler” başlıklı bölümünde, başvuruda bulunan her bir teşebbüsün iddiaları
ayrı alt başlıklar altında incelenmiş, bu çerçevede teşebbüslerin her bir iddiasının makul
olup olmadığı değerlendirilmiştir. I.6.5. numaralı bölümde ise, makul olmayan ve ihlal
oluşturan davranışlar 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde ele alınmıştır. Her
ne kadar, söz konusu değerlendirmede ihlal tespiti toplu bir şekilde, iddia sahibi teşebbüs
ayrımına gidilmeksizin yapılmış olsa da, her bir iddianın hangi teşebbüs tarafından öne
sürüldüğü oldukça açık ve anlaşılır bir şekilde belirtilmektedir. Bu nedenle, Türk
Telekom'un incelemeye konu her bir davranışının hangi şikayetçi tarafından dile
getirildiğinin açıkça belirtildiği kararda genel değerlendirme ve sonuç bölümlerinde ihlal
tespitinin toplulaştırılarak yapılmasının ve her bir davranışa ilişkin şikâyetçi teşebbüs
isimlerinin belirtilmemesinin, tazminat taleplerini zorlaştırması olası görünmemektedir.
(402) Bunun yanı sıra, soruşturma neticesinde ulaşılan sonuç bakımından ihlal iddiasında
bulunan teşebbüsten ziyade ihlal sonucuna ulaşılan eylemin niteliğinin önem arz ettiği
görülmektedir. Nitekim, tek bir teşebbüs tarafından başvuruda bulunulmuş olmasına
rağmen, ihlal niteliğindeki eylemden birçok teşebbüsün etkilenmiş olması ve söz konusu
diğer teşebbüslerin de tazminat talebinde bulunması mümkündür. Bu nedenle, tazminat
hakları bakımından yapılan ihlal tespitinde her bir davranışın hangi teşebbüs tarafından
iddia edildiğinin belirtilmesi fayda doğurmayacaktır.
- Dosyaya Giriş Hakkının Kısıtlandığına İlişkin Savunma
(403) Türk Telekom tarafından talep edilen dosyaya erişim hakkına ilişkin soruşturma heyeti
tarafından gönderilen 22.12.2015 tarih ve 13415 sayılı cevabi yazıda, özellikle “Hukuk
Müşavirliği görüşü” ve “diğer teşebbüslerden elde edilen bilgilerin” 2010/3 sayılı Dosyaya
Giriş Hakkının Düzenlenmesine ve Ticari Sırların Korunmasına İlişkin Tebliğ (2010/3
sayılı Tebliğ) kapsamında Kurum içi yazışma sayılmasının, başka bir deyişle 2010/3 sayılı
Tebliğ’in ilgili maddelerinin geniş yorumlanmasının savunma hakkını kısıtladığı ve adil
yargılama kurumlarına ters düştüğü iddia edilmiştir.
(404) Türk Telekom’un 09.12.2015 tarih ve 5889 sayı ile Kurum kayıtlarına giren dosyaya erişim
talebine ilişkin olarak, 10.02.2016 tarih ve 16-04/80-35 sayılı Kurul kararı ile Türk Telekom
tarafından 2010/3 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi gereğince dosyaya giriş hakkı kapsamında
15.01.2016 tarih ve 337 sayılı yazı ile talep edilen belgelerden 39 no’lu belge dışında
kalanlara Kurum içi yazışma veya ticari sır niteliğinde olmaları nedeniyle, dosyaya giriş
hakkı kapsamında erişim talebinin reddine karar verilmiştir. Anılan kararda hangi
belgelerin ticari sır kapsamında hangi belgelerin kurum içi yazışma olarak kabul edildiği
ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
- Yerinde İnceleme Sırasında Elde Edilen Belgelere İlişkin Savunma
(405) Savunmada, yerinde inceleme sırasında elde edilen belgelerde yer verilen ifadelerin niyet
göstergesi olarak kabul edilmesinin doğru olmadığı belirtilmiş; örneğin, işbu kararın 37-
41. paragraflarında yer alan e-postalarda yer verilen yaklaşımın rekabet karşıtı bir
stratejiden ziyade rakiplerin izlenmesi ve sektörde yaşanan gelişmelerin takip
edilmesinden ibaret olduğu ifade edilmiştir.
16-20/326-146
137/153
(406) Soruşturma raporunun “Yerinde İncelemede Elde Edilen Bilgi ve Belgeler” başlıklı
bölümünde, Türk Telekom’da yapılan yerinde incelemede elde edilmiş olan ve
soruşturma konusu ile ilgili olabilecek tüm belgelere yer verilmiş olmakla birlikte, Türk
Telekom’un rakiplerin izlenmesi, rakiplerin davranışlarının ve stratejilerinin ortaya
konulması, sektördeki gelişmelerin takip edilmesi ve değerlendirilmesine yönelik olan
ifadeleri niyet göstergesi olarak kullanılmamıştır. Türk Telekom’un, makul olduğu
düşünülen eylemlerine ilişkin olan ifadelere ise değerlendirmede yer verilerek (örneğin,
parçalı ve uzun güzergâh bildirilmesine ilişkin belgeler) söz konusu belgelerde Türk
Telekom’un bilinçli olarak diğer işletmecilerin tesis paylaşımı yapmalarını ve/veya kendi
altyapılarını kurmalarını geciktirmek veya engellemek amacına işaret eden herhangi bir
ifade bulunmadığı vurgulanmıştır. Diğer taraftan, soruşturma kapsamındaki iddiaları
açıkça destekler nitelikte olan (örneğin, yer etüdü sürelerinin uzun olduğunun kabul
edildiği ve bu sürelerin kısaltılması için ilave insan kaynağına ihtiyaç olduğunun belirtildiği
belgeler) ve ihlal sonucunu güçlendiren belgelere değerlendirmede yer verilmiştir.
- Hâkim Durum Analizine İlişkin Savunma
(407) Hâkim durum analizine ilişkin olarak,
- İlgili ürün pazarının “boru, kanal, göz, menhol, direk ve kule gibi fiziksel altyapı
unsurları” olarak tanımlanmış olmasına rağmen bu unsurlara dayalı olarak pazar
payının hesaplanmamış olduğu, pazar payı olmayan bir mal veya hizmetin ilgili ürün
pazarı kapsamında tanımlanmasının iktisadi açıdan da sorunlu bir yaklaşım olduğu,
bu sebeple anılan fiziksel altyapı unsurlarının ilgili pazar kapsamında
değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, söz konusu fiziksel altyapı unsurlarının
sadece elektronik haberleşme hizmetlerinin sunulmasına girdi teşkil eden unsurlar
olduğu,
- Hâkim durum analizinde dikkate alınan kablo uzunluğu kriterinin teşebbüslerin
pazardaki konumlarını nesnel şekilde gösterebilecek bir unsur olmadığı
ifade edilmiştir.
(408) Söz konusu savunmanın makul olmadığı ve kararın 103. paragrafında yer verilen
değerlendirme çerçevesinde, bakır ve fiber optik kablo uzunluklarının dosya kapsamında
belirlenen ilgili ürün pazarında teşebbüslerin pazar paylarının belirlenmesi ve altyapı
kapasitelerinin tespiti için en uygun ölçüt olduğu değerlendirilmektedir. Bunun yanı sıra,
Türk Telekom tarafından pazar payının tespiti için alternatif bir yöntem veya veri
sunulmamış olup, kullanılan yöntem veya veriden bağımsız olarak dosya konusu iddialar
bakımından Türk Telekom’un Türkiye genelinde sahip olduğu fiziksel altyapı ile hâkim
durumda olacağı tespit edilmiştir.
- Türk Telekom’un Yer Etüdü Sürelerini ve Tesis Paylaşımı Ücretlerini Serbestçe
Belirlemediğine İlişkin Savunma
(409) Savunmada, Türk Telekom’un tesis paylaşımı ücretlerini 17.06.2014 tarihine kadar, yer
etüdü sürelerini ise 27.09.2015 tarihine kadar BTK onayı olmadan serbestçe belirlediği
değerlendirmesinin doğru olmadığı, bu süreçte tesis paylaşımına ilişkin her türlü karar ve
uygulamanın BTK’ya sunulduğu, BTK’nın makul bir süre içinde itirazda veya değişiklikte
bulunmadığı durumlarda zımnen kabul ettiğinin varsayıldığı, bunun idare hukuku
açısından da zımni kabul anlamına geldiği ifade edilmiştir.
16-20/326-146
138/153
(410) Savunmada, Türk Telekom tarafından imzalanan sözleşmeler kapsamında uygulanacak
süre ve ücretlerin sunulmasının ardından, BTK’nın makul bir süre içerisinde itirazda
bulunulmamasının zımni kabul anlamına geldiği varsayımının hukuki gerekçesinden
bahsedilmemiştir. Bunun yanı sıra, Türk Telekom ve işletmecilerin serbest bir şekilde
belirleyebileceği süre ve ücret gibi unsurlarda BTK onayının aranmasının makul olmadığı
değerlendirilmiştir. Son olarak Rekabet Kurumunun elektronik haberleşme sektöründeki
yetkisine ilişkin I.6.1 numaralı bölümde yer verilen değerlendirmeler çerçevesinde,
BTK’nın zımni kabulü söz konusu bile olsa Rekabet Kurumunun Türk Telekom’un
uyguladığı süre ve ücretleri inceleyebileceği kanaatine varılmıştır.
- Uzun Yer Etüdü Sürelerinin Öngörüldüğü Değerlendirmesine İlişkin Savunma
(411) Savunmada, yer etüdü sürelerinin uzun olduğu yönündeki değerlendirmeye ilişkin olarak,
- ROYTEPT kapsamındaki tesis paylaşımının şebekenin backhaul kısmı ile sınırlı
olduğu, bu nedenle 30 günlük yer etüdü süresinin makul olduğu; ancak 2013/DK-
ETD/187 sayılı BTK kararı ile tüm şebeke katmanlarının tesis paylaşımına
açılmasıyla güzergâh uzunluklarında ciddi artış yaşandığı, buna rağmen 2013/DK-
ETD/187 sayılı kararda BTK’nın yer etüdü süresinde değişiklik yapmadığı, buna
karşılık Türk Telekom tarafından Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşımı
Sözleşmesi’nde yer alan sürelerin tayin edildiği belirtilmiş; söz konusu Sözleşmenin
BTK ile paylaşıldığı, ancak RETPAFT onaylanana kadar BTK tarafından
Sözleşmeye müdahale edilmediği, bu durumun dikkate alınmadığı ifade edilmiştir.
- VodafoneNet ile 17.03.2014 tarihinde imzalanan sözleşmede yer alan 7 km’lik
mesafeye ilk defa BTK’ya 03.09.2013 tarihinde sunulan Türk Telekom Şebekesinde
Altyapı Paylaşımı Sözleşmesi’nde yer verildiği, sonrasında BTK’nın 11.12.2013
tarihinde gönderdiği taslak RETPAFT’ta 30 gün içerisinde yapılacak yer etüdü
mesafesine 2013/DK-ETD/187 sayılı Kurul kararı ekinde yer alan Usul ve
Esaslar’dakine benzer şekilde her hangi bir sınırlama konulmadığı belirtilmiştir.
Ayrıca Sözleşmede yer alan 7 km ve 240 m’lik mesafenin hangi varsayımlar altında
hesaplandığı açıklanmıştır.
- Teknolojik gelişmelere paralel olarak sürelerin azalmasının olağan olduğu, bu
bağlamda herhangi bir düzenleme öncesi BTK’ya teklif edilen kriterler (süre vb.)
dikkate alınarak kıyaslama yapılmasının yanıltıcı olacağı belirtilmiş, BTK’nın çeşitli
hizmetlere ilişkin 1 ve 2 yıllık zaman dilimlerinde revize ettiği süreler örnek olarak
sunulmuştur.
- İşbu kararın 202. paragrafında yer verilen belgede ismi geçen yöneticilerin Türk
Telekom’un tesis paylaşımı ile ilgili faaliyet gösteren teknik birimlerinde görev
almadığı, bu sebeple yer etüdü süresine ilişkin metodolojiye vakıf olmadıkları
belirtilmiştir.
16-20/326-146
139/153
(412) İşbu kararda, 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararında tesis paylaşımına ilişkin tek seferde
yapılacak başvuru sayısı ve il sayısı, talep edilecek uç noktası sayısı, güzergâh uzunluğu
sınırlaması yapılmadan 30 günlük yer etüdü süresi öngörülmesinin tesis paylaşımı
yükümlüsü işletmeciler açısından uygulamada birtakım sorunlar yaratabileceği kabul
edilmiş ve Türk Telekom tarafından yapılan sözleşmelerle güzergâhın bulunduğu bölgeye
göre 30 gün içinde etüt yapılacak güzergâh uzunluğu ile bundan sonra her gün yapılacak
yer etüdü uzunluğunun belirlenmesinin makul olduğu değerlendirmesinde bulunulmuştur.
Başka bir deyişle 2013/DK-ETD/187 sayılı kararda yer alan sürenin makul olmadığı kabul
edilmiştir. Diğer taraftan, Türk Telekom’un belirlediği sürelerin tesis paylaşımı
başvurularını geciktirmek ve işletmecilerin faaliyetlerini zorlaştırmak amacıyla uzun
belirlenip belirlenmediğinin tespit edilmesi amacıyla Türk Telekom tarafından
RETPAFT’ın hazırlanması sürecinde BTK’ya sunulan süreler ile BTK tarafından
onaylanan süreler kıyaslanmıştır. Bunun sonucunda, Türk Telekom tarafından
VodafoneNet ile imzalanan Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşımı
Sözleşmesi’nde belirlenen sürelerin, RETPAFT’ın hazırlanması sürecinde BTK’ya
sunulan sürelerin 1,5 katı, RETPAFT’ta uygulanan sürelerin ise 2 ila 5 katı arasında
olduğu anlaşılmış ve Sözleşme ile belirlenen sürelerin makul olmadığı sonucuna
ulaşılmıştır.
(413) Savunmada yer verilen, uzun olduğu sonucuna ulaşılan yer etüdü sürelerinin ilk olarak
VodafoneNet ile imzalanan Sözleşmede yer almadığı, BTK’ya 03.09.2013 tarihinde
sunulan Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşımı Sözleşmesi’nde de söz konusu
sürelere yer verildiği savunmasına ilişkin olarak ise, bu durumun karar kapsamında
ulaşılan, sürelerin makul olmadığı yönündeki sonucu değiştirmeyeceği
değerlendirilmektedir. Zira, 12.04.2013 tarihli ve 2013/DK-ETD/187 sayılı kararın
ardından hazırlanan ve BTK’ya iletilen Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşımı
Sözleşmesi’nin diğer işletmecilerle imzalanması ve bahse konu yer etüdü sürelerinin bu
işletmecilere uygulanması Türk Telekom tarafından öngörülmüştür. Ayrıca, BTK’nın Türk
Telekom tarafından bildirilen Sözleşmede değişiklik yapmaması zımni kabul anlamına
geldiği varsayılsa dahi, daha önce de bahsedildiği üzere bu durum konunun Rekabet
Kurumu tarafından incelenmesinin önünde engel teşkil etmemektedir.
(414) Bunun yanı sıra, RETPAFT’ta düzenlenen sürelerin teknolojik gelişme nedeniyle kısaldığı
savunmasının yerinde olmadığı görülmektedir. Şöyleki, Savunmada 1-2 yıllık süre
içerisinde teknolojik gelişmeler sonucunda BTK tarafından sürelerin kısaltıldığı belirtilmiş
olmakla birlikte, VodafoneNet ile yapılan sözleşme ile RETPAFT’ın onaylanması arasında
4,5 aylık kısa bir süre bulunması, sürelerin kısaltılmasının gerekçesinin teknolojik gelişme
olmadığını ortaya koymaktadır. Buna ilaveten, ilk yazılı savunmada ve yerinde
incelemede alınan belgelerde yer verilen, yer etüdünün daha kısa sürede yapılması için
önemli bir insan kaynağı yatırımına ihtiyaç duyulduğu ifadeleri, bunun yanı sıra
menhollerden kaynaklanan fiziksel sıkıntılar nedeniyle yer etüdü yapılması sırasında
yaşanan sıkıntıların devam etmesi, bu alanda önemli bir teknolojik gelişme olmadığını
göstermektedir.
(415) Son olarak, belgede ismi geçen yöneticilerin yer etüdü süresine ilişkin metodolojiye vakıf
olmadıkları yönündeki savunmanın makul olmadığı ve kararda ulaşılan sonucu
değiştirmeyeceği kanaatine varılmıştır.
16-20/326-146
140/153
- RETPAFT Öncesinde Uygulanan Aylık Fiber Bakım-İşletme Ücretlerinin Makul
Olmadığı Değerlendirmesine Yönelik Savunma
(416) Savunmada, aylık fiber optik kablo bakım-işletme ücretinin yüksek olduğu
değerlendirmesine ilişkin olarak,
- 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararı kapsamında 0,0696 TL/m aylık fiber kablo
bakım-işletme ücretinin uluslararası kabul görmüş bir firmadan danışmanlık alınarak
oluşturulduğu, BTK tarafından da onaylandığı, bu nedenle makul olmadığı
yönündeki tespitinin gerçeği yansıtmadığı,
- Türk Telekom’un Türkiye genelindeki fiber optik kablo altyapısında bulunan (…..)
damarlı kabloların kullanım oranının %(…..), (…..) damarlı kabloların kullanım
oranının ise %(…..) olduğu, Türk Telekom gibi ülke genelinde hizmet veren bir
işletmeci için bu kullanım oranları geçerli iken VodafoneNet’in sadece (…..) ve (…..)
damarlı kablolara ihtiyaç duyduğu ve şebekesini sadece bu tür kablolardan
oluşturduğu yönündeki değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığı,
- Ayrıca RETPAFT’ın yürürlükte olduğu ve Türk Telekom tarafından bakım-işletme
ücretinin uygulanmadığı dönemde tamamlanan tesis paylaşımı taleplerinden
TurkNet’in (…..) adet, VodafoneNet’in (…..) adet, Superonline ve Grid
Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş.’nin ise (…..) adet tesis paylaşımı talebinde (…..)
damarlı fiber optik kablo kullandığı
ifade edilmiştir.
(417) Yapılan değerlendirmede, RETPAFT öncesinde uygulanan 0,069611 TL/m düzeyinde
fiber optik kablo bakım-işletme ücretinin ROYTEPT’teki ücretten %51 oranında düşük
olduğu tespit edilmiş, diğer taraftan söz konusu ücretin damar başına talep edilmesinin
makul olmadığı ve işletmecileri altyapı tesisinde düşük damar kapasiteli kablo kullanımına
ittiği kanaatine varılmıştır. Şöyleki, VodafoneNet’in (…..),(…..) ve (…..) illerindeki mevcut
fiber optik altyapısının (…..) damarlı olmasına rağmen, 2013/DK-ETD/187 sayılı karar
kapsamındaki tesis paylaşımlarında (…..) damarlı kablo talep etmesinin, ayrıca bakım-
işletme ücretinin uygulanmadığı dönemde yapılan başvurularda (…..) damarlı kablo talep
edilmesinin ve tesis paylaşımının fiilen gerçekleştiği (…..) km’lik mesafede (…..) damarlı
kablo kullanılması, bunun bir göstergesi olarak kabul edilmiştir. Bakım-işletme ücretinin
uluslararası kabul görmüş bir firmadan danışmanlık alınarak oluşturulması ve BTK’nın
bilgi sahibi olması söz konusu değerlendirmeyi değiştirmeyecektir. Zira BTK tarafından
bakım-işletme ücreti RETPAFT’ta tamamen kaldırılmıştır.
(418) Bunun yanı sıra, Türk Telekom’un mevcut fiber optik altyapısında (…..) ve (…..) damarlı
kablo sayısının sınırlı olmasının, VodafoneNet ve diğer işletmecilerin yeni kuracakları
fiber optik altyapıda düşük damar kapasiteli kablo kullanacaklarına işaret etmediği
değerlendirilmiştir. Nitekim yukarıda da bahsedildiği üzere, VodafoneNet (…..) ilde (…..)
damarlı kablo kullandığını ve (…..) ilde de (…..) damarlı kablo kullanmayı planladığını
beyan etmiştir. Buna ek olarak, VodafoneNet tarafından tesis paylaşımına konu (…..)
km’lik güzergâhta (…..) damarlı kablo kullanıldığı belirtilmiş olmasına karşın sadece (…..)
tesis paylaşımında (…..) damarlı kablo kullanmasının VodafoneNet’in altyapısında düşük
damarlı kablo kullanacağının bir göstergesi olarak görülemeyeceği değerlendirilmiştir.
16-20/326-146
141/153
- Tesis Paylaşımı Hizmetini Türk Telekom’dan Alan İşletmecilerin Bakım-İşletme
Hizmetlerini de Türk Telekom’dan Almaya Zorlanması Hususuna Yönelik Savunma
(419) Savunmada,
- Bakım ve işletmenin Türk Telekom tarafından yapılacağına ilişkin sözleşme
hükmüne RETPAFT onaylanana kadar BTK tarafından müdahale edilmediği,
- Refakatçi verilmesi, giriş kartı kullanılması gibi yöntemlerin ROYTEPT kapsamında
ortak yerleşim ile bina girişi ve bina içi bağlantı hizmetlerinde yıllardır uygulandığı,
ancak işletmecilerce Türk Telekom santral binalarında izinsiz cihaz kurulumları ve
bağlantı yapıldığının tespit edildiği, Türkiye genelindeki fiber optik altyapıya izinsiz
müdahalelerin tespitinin ise çok daha güç olacağı,
- Türk Telekom’un “NATO Tafics” şebekesi ile aynı pasif altyapıyı kullandığı
güzergâhlarda önemli güvenlik sorunlarının oluşabildiği ve bu bağlamda ilave
güvenlik tedbirlerinin alınmasının gündeme geldiği,
- 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararı kapsamındaki tesis paylaşımı hizmetinde
omurga şebekesine izinsiz müdahaleden etkilenecek kullanıcı sayısının RETPAFT
kapsamında paylaşılan backhaul ve erişim şebekesine izinsiz müdahaleden
etkilenecek kullanıcı sayısından çok daha büyük olduğu
belirtilmiş ve bazı işletmecilerin Türk Telekom altyapısına yapmış oldukları izinsiz
müdahale örneklerine yer verilmiştir.
(420) Yukarıda belirtilen söz konusu hususlara ilişkin olarak kararda yer verilen
değerlendirmeler geçerliliğini korumaktadır. İlaveten, Türkiye genelindeki fiber optik
altyapının güvenliğinin korunması için işletmecilere tesis paylaşımının yanı sıra bakım-
işletme ücretinin de sunulmasının zorunlu olması yerine başka güvenlik önlemlerinin
alınmasının uygun olacağı görülmektedir. Nitekim BTK tarafından da, RETPAFT
kapsamında bakım-işletme hizmetinin Türk Telekom tarafından sunulması koşulu
kaldırılmış, ilave güvenlik önlemleri öngörülmüştür. Her ne kadar 2013/DK-ETD/187 sayılı
BTK kararı çerçevesinde yapılan tesis paylaşımlarının kapsamı RETPAFT’ın kapsadığı
tesis paylaşımlarından daha geniş olsa da, bu durumun güvenliğin sağlanması
gerekçesiyle bakım-onarım hizmetinin Türk Telekom’dan alınmasını gerektirmediği
değerlendirilmiştir.
- Sözleşmede Türk Telekom’a Tek Taraflı Değişiklik Yapma Hakkının Tanınması
Hususuna Dair Savunma
(421) Türk Telekom tarafından savunmada,
- Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşım Sözleşmesi ile Türk Telekom’a verilen
değişiklik yapma hakkının taleplerin iletilmesi ve değerlendirilmesine ilişkin
süreçlerle sınırlı olduğu, bunun dışındaki hususlarda Türk Telekom’un tek taraflı
değişiklik yapmasının söz konusu olmadığı,
- Tek taraflı değişiklik yapma hakkının altında yatan amacın tesis paylaşımı
süreçlerinin sağlıklı bir şekilde işlemesini sağlamak, süreçlerin işletmeciler
tarafından suiistimal edilmesini engelleyici tedbirlerin alınmasına olanak sağlamak,
hizmet verimliliğini arttırmak, hizmetin kesintiye uğramadan sunulmasını sağlamak
olduğu,
- Tesis paylaşımının ülkemizde yeni uygulanmaya başlaması nedeniyle zaman
içerisinde süreçlerin değiştirilmesi ve yeniden değerlendirilmesi ihtiyacının ortaya
çıkmasının muhtemel olduğu,
16-20/326-146
142/153
- Benzer sözleşme maddelerinin sektörde sıklıkla kullanıldığı, başka bir hizmete ilişkin
benzer hükümleri içeren sözleşmenin VodafoneNet tarafından ihtirazı kayıt
konmadan imzalandığı, ayrıca “Superonline Şebekesinde Altyapı Paylaşımı
Sözleşmesi”nde de aynı hükmün yer aldığı
ifade edilmiştir.
(422) Altyapı paylaşım taleplerinin iletilmesi ve değerlendirilmesine ilişkin süreçlerin, Türk
Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşım Sözleşmesi’nin ve Türk Telekom’dan alınacak
hizmetin esaslı bir unsurunu oluşturduğu, söz konusu sözleşme hükmü ile Türk
Telekom’a tesis paylaşım taleplerinin miktarına ilişkin koşullar getirme hakkı getirildiği ve
işletmecilerin sözleşme özgürlüğünü kısıtlayan bir hüküm öngörüldüğü görülmekte ve bu
durumun rakip teşebbüslerin faaliyetlerini zorlaştırabileceği değerlendirilmektedir. Tesis
paylaşımı süreçlerinde zaman içerisinde yapılacak revizyonların ise tek taraflı değişiklikle
değil, işletmecilerle yapılacak istişare ile hayata geçirilebileceği değerlendirilmektedir.
Bunun yanı sıra, VodafoneNet tarafından benzer bir sözleşmenin ihtirazı kayıt olmaksızın
imzalandığı ve Superonline’ın sözleşmesinde benzer bir hüküm bulunduğu savunması,
ulaşılan sonucu değiştirebilecek nitelikte görülmemektedir.
- Kapasite Artırımı Dışındaki Taleplerin Yeni Talep Olarak Değerlendirilmesi
Hususuna Yönelik Savunma
(423) Türk Telekom tarafından savunmada,
- İşletmeciler tarafından, kullanılan kabloların “demontajı veya değiştirilmesi” için Türk
Telekom’a başvuruda bulunulduğunda, talebe konu güzergâhın tespiti, güzergâhta
mevcut altyapı durumunun incelenmesi, demontaj/değişiklik planlarının
oluşturulması, kesinti süresine ilişkin işletmeci ile ortak çalışma yapılmasının
planlanması, mevcut/değiştirilecek/demonte edilecek kablonun teslimine ilişkin
süreçlerin oluşturulması, kablo test süreçlerinin belirlenmesi gibi maliyet yaratan
işlemlerin yapılması gerektiği,
- İşletmeci talepleri (yeni başvuru, montaj, demontaj, değişiklik gibi) ayrıştırılmış
olduğundan, demontaj ve değişiklik talepleri yeni talep olarak değerlendirilmediğinde
birtakım karışıklıkların ortaya çıkabileceği, işletmeci birkaç işlemi birden talep
ettiğinde uygulanacak prosedürün ne olacağının belirlenemeyeceği,
- BTK tarafından ROYTEPT ve RETPAFT’ta işletmecinin mevcut tesis paylaşımı
talebine ileride yapabileceği ilave taleplerin yeni başvuru olarak değerlendirileceğini
açıkça düzenlendiği,
- İşletmeciler tarafından kullanılan kabloların demontajı veya değiştirilmesi işlemleri
için bugüne kadar Türk Telekom’a yapılmış herhangi bir başvuru bulunmadığı
ifade edilmiştir.
(424) Herhangi bir tesisin paylaşıma açılması sonrasında, işletmeciler tarafından yapılacak yeni
taleplerin karşılanmasının, Türk Telekom için belirli bir maliyetinin olacağı açıktır.
Dolayısıyla, dosya kapsamında yapılan değerlendirmede de işletmecilerin kablolarının
ilavesi, demontajı ve değiştirilmesi işlemleri nedeniyle Türk Telekom tarafından katlanılan
maliyetlerin işletmecilerden talep edilmesinin makul olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Kabloların ilavesi işlemi için ise, Türk Telekom tarafından tesisin ek kapasitesinin bulunup
bulunmadığının incelenmesinin gerekebileceği, bu nedenle yeni başvuru sayılıp başvuru
ücreti alınabileceği kanaatine varılmıştır.
16-20/326-146
143/153
(425) Öte yandan kabloların demontajı veya değiştirilmesi işlemleri için, yukarıda yer verilen
savunmada da belirtildiği üzere Türk Telekom tarafından belirli maliyetlere katlanılsa da,
demontaj ve değişiklik işlemi sırasında ortaya çıkan söz konusu maliyetlere ilişkin hizmet
bedelinin işletmeciden alınmasının uygun olacağı, bunun yanı sıra 496,93 TL tutarındaki
yeni başvuru ücretinin alınmasının makul olmayacağı değerlendirilmiştir. Buna ek olarak,
demontaj ve değişiklik hizmetlerinin ayrı bir hizmet olarak sunulmaması durumunda
ortaya çıkacak karışıkların başka yöntemlerle çözülebileceği, bu gerekçeyle söz konusu
hizmetlerin yeni başvuru kabul edilip başvuru ücreti alınmasının gerekli olduğu iddiası
yerinde bir savunma olarak kabul edilmemiştir.
(426) Son olarak, bugüne kadar Türk Telekom’a demontaj ve değişiklik talebi gelmemiş
olmasının, tesis paylaşımı hizmetinin henüz yeni bir hizmet olmasından
kaynaklanabileceği, bu hizmetin işletmeciler tarafından yaygın bir şekilde alınmasının
ardından demontaj ve değişiklik taleplerinin gelmeye başlayacağı değerlendirilmektedir.
- Tesis Paylaşımı Taleplerinin Değerlendirmeye Alınması İçin Sözleşme
İmzalanmasının Zorunlu Tutulması Hususuna İlişkin Savunma
(427) Türk Telekom tarafından yapılan savunmada,
- Sözleşme serbestisi ilkesine istisnanın Rekabet Kurumu tarafından değil BTK
tarafından getirilmesinin uygun olacağı, öte yandan BTK’ın bu konuda herhangi bir
düzenleme yapmadığı,
- Türk Telekom tarafından sunulan hizmetin “tesis paylaşımı taleplerinin
değerlendirilmesi” hizmeti değil, “tesis paylaşımı” hizmeti olduğu, tesis paylaşımı
hizmetinin ise işletmeciler tarafından talepte bulunulması, Türk Telekom tarafından
taleplerin değerlendirilmesi, yer etüdü yapılması, kablo montajı/tesisi gibi süreçleri
kapsadığı, bu nedenle sözleşmenin işletmecinin talebiyle birlikte başlayan süreci de
düzenlediği,
- İşletmeciler tarafından kimi zaman tesis paylaşımı amacı gütmeyen başvuruların
yapıldığı, bu sebeple sözleşme imzalanmamasının insan kaynağının israfı sonucunu
doğuracağı,
- Superonline’ın sözleşme maddelerinin müzakere edilmesi amacıyla 3 kez davet
edilmesine rağmen toplantının ancak 4 ay sonra yapılabildiği, Superonline’ın
başvurularının gecikmesinin sebebinin sözleşmenin imzalanması koşulu olmadığı,
Superonline’ın tesis paylaşımındaki isteksizliği ve asıl niyetinin geçiş hakkı elde
etmek olduğu
ifade edilmiştir.
(428) Yukarıda yer verilen savunmalara Superonline’ın İddialarına İlişkin Değerlendirmeler
başlıklı I.6.3.2. sayılı bölümün a) alt başlığında yer alan 287.-293. paragraflarda cevap
verilmiştir.
16-20/326-146
144/153
- Sözleşmede Hizmet Seviyesi Taahhüdünün Bulunmaması Hususuna Yönelik
Savunma
(429) Savunmada,
- Superonline’ın hizmet seviyesi taahhüdü alarak tesis paylaşımından yararlanmak
için ‘Tesis Paylaşımı ve Aydınlatılmamış Fiber Sözleşmesi’ni imzalayabileceği,
ayrıca Superonline Tesislerinde Altyapı Paylaşımı Sözleşmesi’nde de hizmet
seviyesi taahhüdünün bulunmadığı,
- 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararında hizmet seviyesi taahhüdüne ilişkin herhangi
bir hüküm bulunmadığı, bu kapsamdaki tesis paylaşımları için RETPAFT’taki hizmet
seviyesi taahhütlerinin uygulanabileceği düşünülse bile Superonline’ın bu
taahhütlere de itiraz edeceğinin düşünüldüğü,
- Soruşturma raporunda ilgili mevzuatla düzenlenmeyen bir hususa ilişkin istikrarlı bir
tavır benimsenmediği, örneğin *.kmz formatının mevzuatta yer almaması nedeniyle
Türk Telekom tarafından işletmecilerden istenmesinin makul bulunmadığı, buna
karşın mevzuatta yer almasa da hizmet seviyesi taahhüdü talebinin
karşılanmamasının makul olmadığı değerlendirmesine yer verildiği,
belirtilmiştir.
(430) Yukarıda yer verilen savunmalar Türk Telekom tarafından ilk yazılı savunmada da
belirtilmiş olup, belirtilen hususlara ilişkin değerlendirmelere kararın I.6.3.2. sayılı
“Superonline’ın İddialarına İlişkin Değerlendirmeler” başlıklı bölümünün d) alt başlığında
yer verilmiştir.
- Tesis Paylaşımına Konu Altyapının Belirlenecek İş Programı Esas Alınarak Hazır
Hale Getirileceği Hükmüne Yönelik Savunma
(431) Türk Telekom tarafından,
- Bahse konu iş programının, mevzuatta belirlenen iş süreçlerinin yine mevzuatta
tanımlı süreler dâhilinde hangi takvime bağlı olarak tamamlanacağını belirlemek
amacıyla tarafların mutabakatıyla oluşturulduğu; iş programının, tesis edilecek
kablonun Türk Telekom’a teslim edilmesi, alt bağlantı menholünün ve bağlantı
menholü ile arasındaki güzergâhın imalatının yapılması, kablo ek planının
çıkarılması, kablo test ve kabul prosedürleri vb. birçok karşılıklı çalışma gerektiren
süreçleri kapsadığı, bu süreçler dikkate alındığında bir program oluşturulmasının
kaçınılmaz olduğu,
- Elazığ ilinde Superonline’ın yaptığı talep kapsamında karşılıklı olarak düzenlenen iş
programı dikkate alındığında mevzuatta belirlenen sürelere uyulduğu
ifade edilmiştir.
(432) Konu, kararın Superonline’ın iddialarının değerlendirildiği I.6.3.2. sayılı bölümün “e) Türk
Telekom’un Haksız Sözleşme Hükümleri Öngördüğü İddiası” alt başlığının 314-315.
paragraflarında değerlendirilmiştir. Bu çerçevede sözleşmede yer alan madde hükmünde
iş programının mevzuatta yapılan süreler dahilinde ve işletmecilerle birlikte
hazırlanacağına ilişkin açık bir hüküm bulunmamakta ve sözleşme hükmünden böyle bir
sonuca ulaşılması mümkün görünmemektedir.
16-20/326-146
145/153
-İşletmecilerin Uzlaştırma Prosedürüne Başvurmamış Olmasının Dikkate
Alınmadığı Yönündeki Savunma
(433) Türk Telekom tarafından savunmada, 5809 sayılı Kanun’un 6 (d) maddesinde işletmeciler
arasında uzlaşma prosedürünü işletmenin BTK’nın görevleri arasında sayıldığı, ayrıca
aynı Kanun’un “Erişim Anlaşmaları ve Uzlaşmazlıkların Çözümü” başlıklı 18. maddesi ile
Erişim ve Arabağlantı Yönetmeliği’nin “Uzlaşmazlıkların Çözümü” başlıklı 18. maddesi
uyarınca işletmeciler arasında bir anlaşmazlık olması durumunda BTK’ya uzlaştırma için
başvurabileceklerinin belirtilmiş olduğu; RETPAFT yürürlüğe girene kadarki süreçte
işletmeciler tarafından BTK’ya herhangi bir uzlaşma başvurusunda bulunulmadığı,
işletmecilerin bu yola hiç başvurmamış olmalarının sürecin halen “sözleşme müzakere”
aşamasında olduğunu gösterdiği; öte yandan ilgili teşebbüslerin uzlaştırma prosedürüne
başvurmak yerine doğrudan Rekabet Kurumuna başvurmalarının yerinde ve iyi niyetli bir
yaklaşım olmadığı ifade edilmiştir.
(434) 5809 sayılı Kanun’un ve BTK'nın ilgili düzenlemelerinde yer verilen uzlaştırma
müessesinin uygulayıcısının ve varsa ilgili mevzuata aykırı davranışlar karşısında
başvurulacak yaptırımların BTK'nın uhdesinde olduğu açıktır. Dolayısıyla, 4054 sayılı
Kanun'un 6. maddesi kapsamında inceleme yapılan mevcut dosya kapsamında
şikayetçilerin BTK'ya uzlaştırma için başvurmamalarının dikkate alınmasının mümkün
olmadığı kanaatine varılmıştır.
- Sözleşme Yapmanın Reddi Yoluyla Hâkim Durumunun Kötüye Kullanıldığı
Değerlendirmesine Yönelik Savunma
(435) Türk Telekom tarafından savunmada, Danıştayın, Rekabet Kurulunun Ulusal Dolaşım
kararının91 iptaline ilişkin kararında92, sözleşme yapmanın koşulları BTK tarafından
belirlenmiş olmasına rağmen mahkemenin bilirkişi incelemesi yaptırdığı, bu bağlamda
tesis paylaşımı süreçleri gibi teknik bir konuda detaylı inceleme yapılmadan koşulların
makul olup olmadığının değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, teknik ve detaylı
inceleme yapılması halinde Türk Telekom tarafından sunulan tesis paylaşım hizmetinin
BTK ve Bakanlığın düzenlemelerine uygun bir şekilde sunulduğunun, işletmecilerin
faaliyetlerini zorlaştırıcı nitelikte olmadığının ve sözleşmede yer alan koşulların taraflar
için makul ve teknik açıdan gerekli hususlardan ibaret olduğunun anlaşılacağı
belirtilmiştir.
(436) Dosya kapsamında yapılan incelemede, teknik olduğu düşünülen ve Rekabet Kurumu
tarafından değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı durumlarda (yer etüdü
sürelerinin belirlenmesi, sürelerin uzun veya kısa olması gibi) herhangi bir teknik
değerlendirmeye girilmemiş, BTK’nın düzenlemeleri temel alınarak davranışların makul
olup olmadığı incelenmiştir. Diğer taraftan, her ne kadar tesis paylaşımı hizmetleri teknik
bir alana ilişkin olsa da ücretler, haksız sözleşme hükümleri gibi konularda rekabeti
kısıtlayıcı davranışların gerçekleşip gerçekleşmediği Rekabet Kurumu tarafından
incelenebilecektir.
(437) Savunmada ayrıca, ABD Yüksek Mahkemesinin Trinko kararında93 zorunlu unsur
yaklaşımının rekabet hukukunun değil regülasyon hukukunun konusunu oluşturduğu
yönünde değerlendirmede bulunulduğu, söz konusu karar temel alındığında soruşturma
konusu bakımından BTK’nın ilgili pazarda hangi altyapı unsurlarının zorunlu unsur teşkil
edebileceğine yönelik koşulları 5809 sayılı Kanun’un6. ve 7. maddeleri uyarınca regüle
etme yetkisine/gücüne sahip olduğu ifade edilmiştir.
91 09.06.2003 tarihli ve 03-40/432-186 sayılı karar.
92 Danıştay 13 üncü Dairesi’nin 13.12.2005 tarihli ve E.2005/7186 K.2005/5893 sayılı kararı.
93 Verizon Communications Inc. V. LawOffices of Curtis V. Trinko, LLP, 540 U.S. 398 (2004).
16-20/326-146
146/153
(438) Zorunlu unsur yaklaşımı veya vazgeçilmezlik koşulu, rekabet hukukunda sözleşme
yapmanın reddi kapsamında ihlalin varlığının tespitinde incelenen unsurlar arasında yer
almaktadır. BTK’nın ilgili mevzuat kapsamında hangi altyapı unsurlarının zorunlu unsur
olacağına ilişkin koşulları düzenleme yetkisi, Rekabet Kurumunun bu sektörde yürüttüğü
incelemelerde zorunlu unsur veya vazgeçilmezlik koşuluna ilişkin değerlendirme
yapmasına engel teşkil etmemektedir.
- “Reddetmenin, Alt Pazarda Etkin Rekabeti Ortadan Kaldırması Muhtemel Olmalı”
Koşuluna Yönelik Savunma
(439) Türk Telekom tarafından,
- Soruşturma raporunda, Türk Telekom’un fiziksel altyapı pazarında %(…..) oranında
kapsama alanına sahip olmasının, alternatif işletmecilerin kendi altyapılarını
oluşturmak istedikleri güzergâhların en azından bir bölümünde hâlihazırda Türk
Telekom’un altyapısının bulunması ihtimalini güçlendirdiği ve tesis paylaşım
yükümlülüğü kapsamında alternatif işletmecilerin Türk Telekom’un aktif olarak
kullanılmayan altyapı unsurlarına olan bağımlılığını artırdığının belirtildiği ancak bu
unsurun gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin herhangi bir analizin yapılmadığı;
- Türk Telekom’un fiziksel altyapı pazarında yüksek oranda paya sahip olmasının alt
pazarda etkin rekabetin ortadan kalktığı değerlendirmesi için yeterli olmadığı;
alternatif işletmecilerin kendi altyapılarını tesis ettiği, BTK’nın 2014/4. çeyrek pazar
verileri raporuna göre 2014 yılında alternatif işletmecilerin fiber uzunluklarının %15
oranında, Türk Telekom’un ise % 6 oranında artırdığı, 2015 yılı Nisan ayında
Superonline tarafından gazetelere verilen ve çeşitli sosyal medya mecralarında
paylaşılan ilanlarda ve basın bültenlerinde kendi altyapıları üzerinden sundukları
fiber internet hizmeti ile Türkiye genelinde fiber internet kullanan müşteri sayısında
birinci olduklarının belirtildiği, bu sebeplerle alt pazarda rekabetin artarak devam
ettiği
ifade edilmiştir.
(440) Yapılan değerlendirmede, Türk Telekom’un fiziksel altyapı pazarındaki kapsama alanının
oldukça yüksek olmasının, diğer işletmecilerin kendi altyapılarını kurmaları sürecinde
mevzuattan kaynaklanan yükümlülük gereği Türk Telekom’a tesis paylaşımı
başvurusunda bulunmaları ihtimalini arttırdığı tespit edilmiş ve bu nedenle Türk
Telekom’un fiziksel altyapı pazarındaki kapsama alanı, incelemeye konu Türk Telekom
altyapı unsurlarına bağımlılığının en önemli göstergesi olarak kabul edilmiştir. Yapılan
savunmalarda da belirtildiği üzere, 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararının ardından
işletmeciler tarafından Türk Telekom’a çok fazla sayıda ve uzun mesafeli güzergâhlar için
tesis paylaşımı başvurusunun yapılması, söz konusu bağımlılığın en önemli
göstergesidir. Ayrıca, diğer teşebbüslerin kendi altyapılarının ve bu altyapılar kullanılarak
sunulan hizmetlerin artması, mevcut durumda söz konusu altyapıların Türk Telekom
altyapısı ile etkin şekilde rekabet edecek düzeye geldiğini veya Türk Telekom'un altyapı
unsurlarına olan ihtiyacı ortadan kaldırdığını göstermemektedir. Bu bağlamda, alternatif
işletmecilerin altyapılarındaki büyüme Türk Telekom altyapısının söz konusu teşebbüsler
için vazgeçilmez olması ve tesis paylaşımı yapılmamasının veya geciktirilmesinin
rekabeti olumsuz etkilemesi durumunu ortadan kaldırmamaktadır.
16-20/326-146
147/153
- “Reddetmenin Tüketici Zararına Yol Açmasının Muhtemel Olması” Koşuluna
Yönelik Savunma
(441) Türk Telekom tarafından savunmada,
- Tesis paylaşımına yönelik düzenlemelerin temel amacının çevrenin korunması, kamu
sağlığı ve güvenliği, şehir ve bölge planlaması ve kaynakların etkin kullanılmasının
sağlanması yoluyla sosyal refahının artırılması olduğu; bazı işletmecilerin ilgili
düzenlemeleri by-pass etme çabası dikkate alındığında işletmeci taleplerinin
değerlendirilmesin tamamen işletmecilerin inisiyatifi ile hareket edilmesi durumunda
güzergâhlarda mevcut ve uygun altyapı olmasına karşın atıl altyapı yatırımının
oluşacağı, bu bağlamda Türk Telekom’a düzenlemelerle verilen hak ve
yükümlülükler arasında dolaylı olarak ülke genelinde bahse konu hedeflere
ulaşılmasına katkı sağlama yükümlülüğünün bulunduğu,
ifade edilmiştir.
(442) Geçiş hakkı kullanılması ve tesis paylaşımına ilişkin düzenlemelerin temel amacının
çevrenin korunması, kamu sağlığı ve güvenliği, şehir ve bölge planlaması ve kaynakların
etkin kullanılmasının sağlanması yoluyla sosyal refahının artırılması olduğu işbu kararda
da belirtilmiş olup, bu noktada Türk Telekom’a düşen görevin işletmecilerin kendi
altyapılarını oluşturmaları sürecinde tesis paylaşımı taleplerini işletmecilerin faaliyetlerini
zorlaştırmayacak şekilde cevaplamak/karşılamak olduğu, ancak Türk Telekom’un
soruşturma konusu eylemleriyle tüketici zararına yol açtığı sonucuna ulaşılmıştır.
-Haklı Gerekçe Hususuna Yönelik Savunma
(443) Savunmada, inceleme konusu fiillerin arkasında ülke genelinde çevrenin korunması,
kamu sağlığı ve güvenliği, şehir ve bölge planlaması ve kaynakların etkin kullanılması
hedeflerine ulaşılmasına katkı sağlanması amacının bulunduğu ve bu amacın haklı
gerekçe oluşturduğu ifade edilmiştir.
(444) Söz konusu savunmaya ilişkin açıklamalara bir önceki bölümde yer verilmiştir.
- 29.07.2015 Tarihli ve 2015/DK-ETD/359 Sayılı BTK Kararının İşletmeciler Üzerindeki
Yansımalarına İlişkin Savunma
(445) Savunmada Türk Telekom tarafından 2015/DK-ETD/359 sayılı BTK kararından sonraki
döneme ilişkin olarak,
- Talep mesafeleri incelendiğinde, taleplerin %(…..)’inin işletmeci aksiyonunda
beklediği, Türk Telekom aksiyonunda bekleyen talep mesafesinin ise 01.09.2015
tarihinden önceki dönemde %(…..) olduğu, 20.12.2015 tarihi itibarıyla ise %(…..)
olduğu; bu bağlamda Türk Telekom’un tesis paylaşımı süreçlerini zorlaştırdığı ve
geciktirdiği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, sorunun işletmecilerin başvuruları
ilerletebilmek için aksiyon almamalarından kaynaklandığı,
- 01.09.- 20.12.2015 döneminde işletmeciler tarafından (…..) km tesis paylaşım talebi
yapıldığı, bu durumun yeni düzenleme ile daha sağlıklı işleyen bir tesis paylaşımı
sürecine geçilmeye başlandığının bir göstergesi olduğu,
- İşbu kararın 362. paragrafında belirtilen “Güzergâhın fiilen paylaşıma açılmasının
oldukça sınırlı düzeyde kalmasının” sebebinin Türk Telekom’dan değil işletmecilerin
tesis paylaşımındaki isteksizliklerinden kaynaklandığı
ifade edilmiştir.
16-20/326-146
148/153
(446) 2015/DK-ETD/359 sayılı BTK ile tesis paylaşımı hizmetine ilişkin olan ve hem Türk
Telekom hem de diğer işletmeciler açısından süreci olumsuz yönde etkileyen birçok
sorunun çözüme kavuşturulduğu işbu kararda da belirtilmiştir. Diğer taraftan bu durum,
söz konusu düzenleme öncesinde Türk Telekom’un gerek davranışları gerekse
sözleşmelerde yer alan hükümler nedeniyle tesis paylaşımı hizmetinde rekabeti kısıtlayıcı
eylemlerde bulunduğu sonucunu değiştirmemektedir. Bahse konu düzenleme sonrasında
fiilen paylaşıma açılan altyapı mesafesi artmış ve Türk Telekom aksiyonunda bekleyen
talep mesafesi azalmış olsa da, önceki dönemde Türk Telekom’un eylemlerinden dolayı
tesis paylaşımı süreci işletmeciler açısından ilerlememiş veya çok yavaş ilerlemiştir.
(447) Bunun yanı sıra, soruşturmaya konu dönem açısından Türk Telekom aksiyonunda
bekleyen tesis paylaşımı başvurularının azalması veya sürecin işletmeci aksiyonunda
olmasının, Türk Telekom tarafından tesis paylaşımlarını geciktirici/engelleyici
davranışlarda bulunulmadığının tek başına göstergesi olmadığı değerlendirilmektedir.
Nitekim, işbu kararda da belirtildiği üzere Türk Telekom başvurulara süresi içerisinde
cevap vermiş, ancak uzun yer etüdü süreleri öngörülmesi, sözleşme yapma yükümlülüğü
ve haksız sözleşme hükümleri getirilmesi gibi nedenlerle işletme aksiyonunda olan
başvurular ilerleyememiştir.
- Ceza Takdirinde Tekerrür Uygulanması Gerektiği Değerlendirmesine İlişkin
Savunma
(448) Yapılan savunmada, soruşturma raporunda belirtilen Türk Telekom’un 2006 ve 2008
yıllarında almış olduğu idari para cezalarının dayanağı olan kararların mevcut
soruşturmaya göre farklı pazar ve davranışlara ilişkin olduğu, bu sebeple anılan kararların
tekerrüre esas alınmasının ve bu bağlamda Türk Telekom'a tekerrür sebebiyle ceza
artırımına gidilmesinin hukuka aykırı olacağı belirtilmiştir.
(449) Ceza Yönetmeliği’nde temel para cezasının ağırlaştırıcı sebep olarak öngörülen
hususlardan biri tekerrürdür. Anılan düzenlemede tekerrür uygulamasının, teşebbüsün
daha önce gerçekleştirdiği ihlaller ile aynı pazarlarda ve/veya benzer nitelikteki
davranışlar ile gerçekleşmesi ile sınırlandırılmadığı görülmektedir. Rekabet Kurulunun
yaklaşımı da bu yöndedir. Örneğin, 23.12.2009 tarihli ve 09-60/1490-379 sayılı kararında
Kurul, daha önce Turkcell’in 4054 sayılı Kanun’un 4 ve 6. maddelerinin ihlal edip
etmediğinin tespit edilmesi konulu 29.12.2005 tarihli ve 05-88/1221-353 sayılı soruşturma
kararı ile Turkcell’in 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında hâkim durumunu
kötüye kullandığına hükmedilmiş olması nedeniyle mevcut kararın Yönetmeliğin 6.
maddesi birinci fıkrası kapsamında ihlalin tekerrürü olarak değerlendirilmesi ve temel
para cezasının yarısı oranında artırılması gerektiği sonucuna varmıştır. Benzer şekilde
Kurul 06.06.2011 tarihli ve 11-34/742-230 sayılı kararında da Turkcell’in GSM hizmetleri
pazarındaki hâkim durumunu kötüye kullandığına karar verirken ihlalin tekerrür niteliğinde
olduğunu belirterek temel para cezasını yarısı oranında artırmıştır. 13-71/988-414 sayılı
ve 19.12.2013 tarihli Kurul kararında da Turkcell’in araç takip hizmetlerine yönelik GSM
hizmetleri pazarındaki hâkim gücünü kötüye kullandığına hükmedilirken ceza oranının
tayininde Yönetmeliğin 6. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine atıfta bulunulmuştur.
(450) Savunmada ayrıca, aynı gruba dâhil olan şirketlerce gerçekleştirilen ihlallerin tekerrür
hesabında birbirine esas alınması ve bu bağlamda doğrudan ihlalin süjesi olmadığı halde
ana şirket hakkında da yaptırım uygulanması hususunun “cezanın şahsiliği” ilkesi
bağlamında değerlendirilmesi gerektiği bu çerçevede 19.11.2008 tarihli ve 08-65/1055-
411 sayılı kararın TTNET’in perakende genişbant internet hizmetleri pazarındaki
eylemlerine ilişkin olduğu dikkate alındığında ilgili kararın tekerrür uygulamasında dikkate
alınmaması gerektiği ifade edilmiştir.
16-20/326-146
149/153
(451) Bahsedilen 19.11.2008 tarihli ve 08-65/1055-411 sayılı karar incelendiğinde, Türk
Telekom ile TTNET’in tek bir bütün oluşturdukları ve birlikte 4054 sayılı Kanun’u ihlal
ettikleri kanaatine varıldığı görülmektedir.
(452) Türk Telekom tarafından Kabahatler Kanunu’nun 20. maddesi ışığında mevcut
soruşturmanın zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu, bir fiilin işlenmesinden itibaren 5 yıl
geçtikten sonra bu fiil hakkında soruşturma yapılması ve idari para cezası verilmesi
mümkün değilken aynı 5 yıl geçtikten sonra bu fiilin tekerrüre esas olmamasının
evleviyetle zorunlu olduğu bu çerçevede Türk Telekom'un 2006 ve 2008 yıllarında almış
olduğu idari para cezasının üzerinden 5 yıl geçmesi sebebiyle önceki ihlallerin tekerrüre
esas alınarak cezayı ağırlaştırmasının mümkün olmadığı ifade edilmiştir.
(453) Konuya ilişkin değerlendirme aşağıda “I.8. Ceza Yönetmeliği Kapsamında
Değerlendirme” başlığı altında yapılmıştır.
- İhlalin Süresine İlişkin Savunma
(454) Savunmada, Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşım Sözleşmesi’nde hizmet
seviyesi taahhüdünün bulunmadığı ve makul olmayan bazı hükümlerin var olduğu
yönündeki değerlendirmelere ilişkin yapılan savunmaların dikkate alınması gerektiği, bu
çerçevede, ihlalin süresinin bir yıldan uzun olmasının ve Ceza Yönetmeliği kapsamında
temel para cezasının arttırılmasının mümkün olmadığı ifade edilmiştir.
(455) Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşım Sözleşmesi’nde hizmet seviyesi
taahhüdünün bulunmaması ve sözleşme ile makul olmayan hükümler getirilmesine ilişkin
işbu kararın I.6.3.2.sayılı bölümünün b) alt başlığında yer verilen değerlendirmeler
geçerliliğini koruduğundan, ihlalin süresinin 1 yıldan uzun olduğu değerlendirilmiştir.
- BTK’nın Düzenlemelerine Uygun Davranılmış Olmasının Hafifletici Unsur Olarak
Dikkate Alınması Gerektiğine İlişkin Savunma
(456) Savunmada, Türk Telekom’un soruşturmaya konu tesis paylaşımı sürecinde Bakanlığın
geçiş hakkına ilişkin düzenlemeleri ve tesis paylaşımına ilişkin BTK’nın düzenlemelerine
tamamıyla uygun hareket ettiği, yaptığı tüm işlemlerin bu Kurumların bilgisi dâhilinde
olduğu, bu durumun Ceza Yönetmeliği’nin 7. maddesi birinci fıkrası kapsamında hafifletici
unsur olarak değerlendirilmesi ve cezada indirim yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bu
durumun, tesis paylaşımı hizmetinden elde edilen gelirin toplam gelirler içinde oldukça
düşük oranda kaldığı yönündeki hafifletici unsur ile birlikte değerlendirilmesi ve Ceza
Yönetmeliği kapsamında indirim oranının üst limit olan 3/5 olarak belirlenmesi gerektiği
ifade edilmiştir.
(457) Ceza Yönetmeliği’nin hafifletici unsurları düzenleyen 7. maddesinin birinci fıkrasında
“Temel para cezası, yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi haricinde incelemeye
yardımcı olunması, ihlalde kamu otoritelerinin teşvikinin veya diğer teşebbüslerin
zorlamasının bulunması, zarar görenlere gönüllü olarak tazminat ödenmesi, diğer
ihlallere son verilmesi, ihlal konusu faaliyetlerin yıllık gayri safi gelirler içerisindeki payının
çok düşük olması gibi haller ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliği tarafından ispatlanırsa,
dörtte bir ile beste üç arasında indirilebilir.” denilmektedir. Bahse konu hüküm
incelendiğinde, teşebbüslerin faaliyet gösterdikleri sektörü düzenleyen kamu otoritelerinin
düzenlemelerine uygun davranmalarının veya gerçekleştirdikleri eylemlerden söz konusu
otoritelerin bilgi sahibi olmasının, ihlale ilişkin belirlenecek cezada indirim sebebi
olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
(458) Türk Telekom’un tesis paylaşımı hizmetinden elde ettiği gelirin toplam geliri içindeki
payının çok düşük olmasının hafifletici neden olarak ele alınması gerektiği yönündeki savı
aşağıda değerlendirilmiştir.
16-20/326-146
150/153
- Cezanın İlgili Ürün Pazarı Üzerinden Hesaplanması Gerektiğine İlişkin Savunma
(459) Savunmada, Rekabet Kurulu tarafından verilen geçmiş kararlarda ceza miktarına ciro
üzerinden değil Kurul tarafından takdir edilen oranda “ilgili ürün pazarı üzerinden”
hükmedildiği, mevcut soruşturma açısından da cezanın toplam ciro üzerinden değil ilgili
ürün pazarı cirosu üzerinden verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
(460) Ceza Yönetmeliği’nin 5. maddesinin birinci fıkrasında temel para cezasının teşebbüsün
nihai karardan bir önceki mali yılsonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün
olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yılsonunda oluşan ve Kurul tarafından
saptanacak olan yıllık gayri safi gelirleri üzerinden hesaplanacağı belirtilmiştir. Bu
çerçevede ceza toplam ciro üzerinden takdir edilmiştir.
I.8. Ceza Yönetmeliği Kapsamında Değerlendirme
(461) 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrasında “Bu Kanun’un 4, 6 ve 7 nci
maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile
teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yılsonunda
oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl
sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde
onuna kadar idarî para cezası verilir” hükmüne yer verilmiştir. Ceza Yönetmeliği’nin 1.
maddesinde ise Yönetmeliğin amacı; “4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanunun 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüs ile
teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyeleri ile bunların yönetici ve çalışanlarına, aynı
Kanunun 16 ncı maddesi gereğince verilecek para cezasının tespitine ilişkin usul ve
esasları düzenlemek” şeklinde belirlenmiştir.
(462) Bu bağlamda kararın önceki bölümlerinde yer verilen bilgi ve değerlendirmeler
çerçevesinde; Türk Telekom’un 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiği kanaati
oluştuğundan, söz konusu teşebbüse 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesi ve ilgili Ceza
Yönetmeliği hükümleri uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği sonucuna
varılmıştır.
(463) Ceza Yönetmeliği uyarınca, nihai para cezası miktarı belirlenirken, öncelikle temel para
cezası belirlenmeli ve ardından varsa ağırlaştırıcı ve hafifletici unsurlar uygulanarak nihai
para cezası tespit edilmelidir. Yönetmelik’in 5. maddesinde temel para cezasının
hesaplanması bakımından “karteller” ve “diğer ihlaller” şeklinde bir ayrım yapıldığı
görülmektedir. Buna göre Türk Telekom’un 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal
etmesi, “diğer ihlaller” kategorisinde değerlendirilerek ve aynı maddenin ikinci fıkrası
çerçevesinde binde beş oranı esas alınmıştır.
(464) Ceza Yönetmeliği’nin 5. maddesine göre temel para cezasının belirlenmesinde ikinci
adım, ihlalin süresidir. Kararın “4054 sayılı Kanun’un 6. Maddesi Çerçevesinde Yapılan
Değerlendirme” başlıklı I.6.5 sayılı bölümünde detayları aktarıldığı üzere Türk
Telekom’un sözleşme yapmanın reddi olarak değerlendirilen eylemlerinden Türk
Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşım Sözleşmesi’nde hizmet seviyesi taahhüdü
bulunmaması durumunun ve söz konusu sözleşmede yer alan ve makul olmayan bazı
sözleşme hükümlerinin bir yıldan uzun süredir mevcut olduğu anlaşılmıştır. Bu bağlamda
dosya konusu eylemlerin bir kısmının bir yıldan uzun sürmesi nedeniyle esas alınan binde
beş oranı Yönetmelik’in 5. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendine göre yarısı oranında
artırılmıştır.
16-20/326-146
151/153
(465) Diğer taraftan Yönetmelik’in 6. ve 7. maddeleri kapsamında temel para cezasının
artırılmasını veya hafifletilmesini gerektiren haller düzenlenmektedir. Buna göre,
ağırlaştırıcı unsurlardan ihlalin tekerrürü halinde, her bir tekrar için temel para cezasının
yarısından bir katına kadar artırılacağı belirtilmiştir.
(466) 14.01.2016 tarih ve 16-02/44-14 sayılı Ege Çimento kararında, 5326 sayılı Kabahatler
Kanunu’nda yer alan sekiz yıllık zamanaşımı süresinin Ceza Yönetmeliği’ndeki tekerrür
kuralları uygulanırken de esas alınabileceği, böylece teşebbüslerin tekerrür nedeniyle
sınırsız bir süre cezanın ağırlaştırılması tehdidi altında olmalarının önüne geçilebileceği
sonucuna ulaşılmıştır. Bu çerçevede, ilgili kararda ihlale konu eylemin başladığı tarihten
sekiz yıl geriye gidilerek, bu süre içerisindeki, ihlal tespiti yapılmış olan Kurul kararları
tekerrüre esas alınmış, daha öncekiler ise dikkate alınmamıştır. İşbu dosyada da aynı
yaklaşım çerçevesinde değerlendirme yapılmıştır.
(467) Bu çerçevede Türk Telekom’un ihlal oluşturan eyleminin başlangıç tarihinin tespiti önem
taşımaktadır. Dosyada şikayetçi taraf Vodafone’un başvurusu 26.06.2014 tarihlidir. Öte
yandan BTK’nın 12.04.2013 tarihli, 2013/DK-ETD/187 sayılı kararı kapsamında sabit
haberleşme altyapısı kurmaya ve işletmeye yetkili işletmecilerin tümü, 01.09.2013
tarihinden itibaren geçerli olmak üzere haberleşme altyapısı ve şebekesinde tesis
paylaşımı yükümlülüğüne tabi kılınmıştır. Diğer taraftan Türk Telekom ile VodafoneNet
arasında 17.03.2014 tarihinde Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşımı Sözleşmesi
imzalanmıştır ve bu kapsamda tesis paylaşım başvuruları yapılmıştır. Vodafone’un ihlal
iddiaları ağırlıklı olarak Türk Telekom ile imzalamış olduğu söz konusu sözleşmenin
süreler, ücretler gibi ve bazı haksız nitelikteki hükümlerine ilişkindir. Öte yandan
Superonline’ın başvurusunda 12.04.2013 tarihli ve 2013/DK-ETD/187 sayılı BTK kararı
doğrultusunda Superonline tarafından Türk Telekom'a 25.09.2013 ve 09.10.2013
tarihlerinde tesis paylaşımı talebinde bulunulduğu, söz konusu başvurulara cevaben
mezkûr BTK kararında sözleşme imzalanmasına dair zorunluluk bulunmamasına karşın,
Türk Telekom tarafından tesis paylaşım taleplerinin değerlendirmeye alınabilmesi için
Türk Telekom Şebekesinde Altyapı Paylaşım Sözleşmesi imzalanmasının şart koşulduğu
ve bunun 31.10.2013 ve 13.11.2013 tarihli yazılar ile Superonline’a bildirildiği ifade
edilmiştir. İşbu kararda “Türk Telekom’un, tesis paylaşımı taleplerinin değerlendirmeye
alınması için sözleşme imzalanmasının zorunlu tutulması” da tesis paylaşımını zorlaştırıcı
eylemlerden biri olarak sayılmıştır94.
(468) Dolayısıyla 8 yıllık süre göz önünde bulundurulduğunda 05.01.2006 tarihli, 06-02/47-8
sayılı ve 19.11.2008 tarihli, 08-65/1055-411 sayılı kararlara konu ihlallerin tekerrüre esas
alınması ihtimali ortaya çıkmaktadır.
94 Bu noktada 08.12.2014 tarih ve 2014/DK-ETD/633 sayı ile, talep değerlendirme ve yer etüdü öncesinde
sözleşme imzalanmasına gerek olmadığının BTK tarafından da kararlaştırıldığına dikkat çekilmesi yerinde
olacaktır.
16-20/326-146
152/153
(469) Bu kararlardan 05.01.2006 tarihli ve 06-02/47-8 sayılı karar, Danıştay tarafından bozulan
Kurul kararları üzerine alınmıştır. Şöyle ki soruşturmaya ilişkin ilk karar 02.10.2002 tarihli
ve 02-60/755-305 sayılı olup soruşturma heyetinde yer alan Kurul üyesinin karar
toplantısına katılması üzerine bozulmuştur. 05.01.2006 tarihli ve 06-02/47-8 sayılı ikinci
karar ise BTK’dan görüş alınmamış olması nedeniyle bozulmuştur. Yerine 08.03.2012
tarihinde 12-10/328-98 sayılı üçüncü bir karar alınmıştır. Diğer taraftan 05.01.2006 tarihli
ve 06-02/47-8 sayılı Kurul kararını iptal eden 12.02.2007 tarihli ve 2006/1941 E. ve
2007/8734 K. sayılı Danıştay 13. Dairesi kararı ise Danıştay İDDK tarafından 25.2.2013
tarihli ve 2008/653 E., 2013/660 K. sayılı karar ile bozulmuş ve bu bozma kararı
sonrasında Rekabet Kurulu tarafından söz konusu 2012 tarihli en yeni ihlal kararı geri
alınmıştır. Bu bağlamda söz konusu ihlale ilişkin son karar, 05.01.2006 tarihli ve 06-02/47-
8 sayılı karar olup esas itibarıyla 02.10.2002 tarihinde alınan ve ihlali tespit eden kararın
iptali üzerine alındığından tekerrüre esas alınamayacağı değerlendirilmiştir.
(470) Bu çerçevede Türk Telekom hakkında 19.11.2008 tarihli ve 08-65/1055-411 sayılı kararın
tekerrüre esas alınabileceği anlaşılmıştır ve Türk Telekom’a verilen temel para cezası
tekerrürden dolayı yarısına kadar artırılmıştır.
(471) Ceza Yönetmeliği’nin 7. maddesinin birinci fıkrasında sayılan hafifletici unsurlar arasında,
ihlal konusu faaliyetin yıllık gayrisafi gelirler içerisindeki payının çok düşük olması
sayılmaktadır. Türk Telekom’un 2014 yılında tesis paylaşım hizmetinden elde ettiği gelir
(…..) TL’dir. Diğer taraftan Türk Telekom’un 2014 Yılı Faaliyet Raporu’na göre, Türk
Telekom Grubu tarafından 2014 yılında 13,6 milyar TL gelir elde edilmiştir. Söz konusu
tutarlar dikkate alındığında, Türk Telekom’un gelirleri içinde tesis paylaşım hizmetinden
elde edilen gelirin oldukça düşük oranda kaldığı (%(…..)) görülmektedir. Ceza
Yönetmeliği’nin 7. maddesinin birinci fıkrasında, söz konusu fıkrada sayılan hafifletici
unsurların bulunması halinde temel para cezasının dörtte bir ile beşte üç arasında
indirilebileceği hükme bağlanmıştır. Türk Telekom’un ihlal konusu faaliyetinin yıllık
gayrisafi gelirler içerisindeki payının çok düşük olması nedeniyle para cezası beşte üç
oranında indirilmiştir.
(472) Türk Telekom tarafından yapılan ve Kurum kayıtlarına 16.05.2016 tarih ve 3240 sayı ile
giren başvuruda; sunumlarının ticari sır ihtiva etmesinden dolayı sözlü savunma
toplantısının tamamının gizli olarak yapılması talep edilmiştir. Kurul’un 18.05.2016 tarihli
toplantısında söz konusu talep değerlendirilmiş ve 16-17/302-M sayı ile “2010/2 sayılı
Rekabet Kurulu Nezdinde Yapılan Sözlü Savunma Toplantıları Hakkında Tebliğ’in
"Toplantının Aleniyeti ve Gizli Oturum Kararı" başlıklı 9. maddesinin 4.,5. ve 6. fıkraları
hükümlerinin dikkate alınması sonucunda; Türk Telekom’un başvurusunda ifade edilen
hususlar göz önünde bulundurularak; adı geçen şirket tarafından yapılan gizlilik talebinin
kısmen kabulüne karar verilmiştir.
16-20/326-146
153/153
J. SONUÇ
(473) 04.11.2014 tarihli, 14-43/790-M sayılı ve 18.03.2015 tarih 15-12/176-M(1) sayılı Kurul
kararları uyarınca yürütülen soruşturma ile ilgili olarak düzenlenen Rapor’a ve Ek
Görüş’e, toplanan delillere, yazılı savunmalara, sözlü savunma toplantısında yapılan
açıklamalara ve incelenen dosya kapsamına göre;
1. Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin kendisine yapılan tesis paylaşımı başvurularına
yönelik bazı uygulamaları ile sözleşme yapmayı reddetmek suretiyle 4054 sayılı
Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiğine OYBİRLİĞİ ile,
2. Bu nedenlerle Türk Telekomünikasyon A.Ş.’ye, 4054 sayılı Kanun’un 16.
maddesinin üçüncü fıkrası ve “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve
Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına
İlişkin Yönetmelik”in 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, ikinci fıkrası, üçüncü
fıkrasının (a) bendi, 6. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 7. maddesinin birinci
fıkrası hükümleri uyarınca 2015 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından
belirlenen yıllık gayri safi gelirlerinin takdiren %0,45 oranında olmak üzere,
33.983.792,76 TL idari para cezası verilmesine OYBİRLİĞİ ile,
3. T.C. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ve Bilgi Teknolojileri İletişim
Kurumu’na tesis paylaşım hizmeti kapsamında parçalı güzergâh bildirilmesinin
tesisi paylaşım sürecine olan olumsuz etkilerine ve paylaşım taleplerinin parçalı
güzergâh ile karşılanabilmesinin mümkün olduğu durumların tesis paylaşımı talep
eden teşebbüsler lehine düzenlenmesinin pazardaki rekabeti artıracağına ilişkin
görüş gönderilmek üzere Başkanlığın görevlendirilmesine OYBİRLİĞİ ile,
4. VodafoneNet İletişim Hizmetleri A.Ş. ve Superonline İletişim Hizmetleri A.Ş.
tarafından yapılan başvurularda yer alan iddia konusu eylemlere ilişkin olarak 4054
sayılı Kanun’un 9. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince geçici tedbir talebinin
reddine OYBİRLİĞİ ile
Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy