AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 44573/08 ve 53211/08
Tevrat TÜRKCAN / Türkiye
Süleyman HOCAOĞLU / Türkiye
Başkan
Paul Lemmens,
Yargıçlar
Ksenija Turković,
Jon FridrikKjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 28 Mart 2017 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), yukarıda belirtilen sırasıyla 9 Eylül 2008 ve 27 Ekim 2008 tarihli başvurular ile birlikte davalı Hükümet tarafından sunulan ve cevaben başvuranlarca sunulan görüşleri dikkate alarak, yapılan müzakerelerin ardından aşağıdaki şekilde karar vermiştir.
OLAY VE OLGULAR
1. Türk vatandaşları olan başvuranların isimleri ve doğum tarihleri ve temsilcilerinin isimleri ekte yer almaktadır.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Dava koşulları
3. Davaya konu olaylar, taraflarca ibraz edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4. Başvuranlar, kamusal orman alanının bir parçası olarak belirlenen arsaların sahipleriydiler. Daha sonra, idari yetkililer, ulusal mahkemelerde yargılamaları başlatmışlardır. Bu yargılamalar neticesinde, başvuranların tapuları iptal edilmiş ve ihtilaf konusu arsalar Hazine adına kaydedilmiştir.
5. Başvurulara ilişkin ayrıntılar ekli tabloda yer almaktadır.
B. İlgili iç hukuk
6. Arazilerin kamusal orman alanı olarak belirlenmesine ilişkin ilgili iç hukuk açıklamalarına Köktepe / Türkiye (no. 35785/03, §§ 36-65, 22 Temmuz 2008); Altunay / Türkiye ((k.k.), no. 42936/07, §§ 20-27, 17 Nisan 2012); ve Arıoğlu ve Diğerleri / Türkiye ((k.k.), no. 11166/05, §§ 9-18, 6 Kasım 2012) kararlarından erişilebilir.
ŞİKÂYET
7. Başvuranlar, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca, mülkiyet haklarının ihlal edildiğinden şikâyet etmişlerdir. Başvuranlar, geçerli tapuları olmasına rağmen, herhangi bir bedel ödenmeksizin mülkiyetlerinden yoksun bırakıldıklarını iddia etmişlerdir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
8. Mahkeme, Mahkeme İç Tüzüğü’nün 42 § 1 maddesi doğrultusunda, başvuruların benzer olay ve hukuki arka planlarını dikkate alarak, birleştirilmesi gerektiği kanısına varmıştır.
9. Başvuranlar, tapularının bedel ödenmeksizin iptal edilmesinin, orantısız bir yük getirdiğini ve bu nedenle mal ve mülk dokunulmazlığı haklarının ihlalini teşkil ettiğini ileri sürerek, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği hususunda şikâyette bulunmuşlardır.
10. Hükümet, 2 Aralık 2016 tarihli görüşlerinde, Medeni Kanun’un 1007. maddesi uyarınca başvuranların zararları için tazminat talebinde bulunmaları gerektiğini belirterek, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle başvuruların kabul edilemez olarak beyan edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
11. Mahkeme, konuya ilişkin önceki kararlarının ardından, Yargıtay’ın 2009 yılının Kasım ayında, Medeni Kanun’un 1007. maddesinin uygulanmasına ilişkin yaklaşımını tersine çevirdiğini ve böylece kamusal orman alanının bir kısmını oluşturan mülkiyetlerinden yoksun kalan kişilere tazminat ödenmesine olanak sağladığını gözlemlemektedir. Yargıtay, daha sonra verdiği birkaç kararında bu yaklaşımı teyit etmiştir. Yargıtay daha sonra, tazminat davası açmak için öngörülen süre sınırı ve ödenecek tutarın hesaplanma yöntemine ilişkin bir yaklaşım benimsemiştir. Buna göre, mülkiyetin gerçek değerine eşdeğer tazminat davası, tapu belgesini geçersiz kılan kararın kesinleştiği tarihten itibaren on yıl içerisinde açılabilecektir. Bu hukuk yolu halihazırda kullanılmaktadır (bk. Mehmet Altunay / Türkiye (k.k.), no. 42936/07, §§ 25-27, 17 Nisan 2012, ve Arıoğlu ve Diğerleri / Türkiye (k.k.), no. 11166/05, §§ 15-16, 6 Kasım 2012).
12. Mahkeme bu bağlamda, Mehmet Altunay (yukarıda anılan, §§ 32-38) ve Arıoğlu ve Diğerleri (yukarıda anılan, §§ 26-33) kararlarında, ulusal hukukta son dönemde gerçekleşen değişiklikler sonucunda, başvuranların ulusal mahkemeler önünde tazmin talebinde bulunabilecekleri sonucuna varmıştır. Somut davada farklı bir yaklaşım benimsemek için herhangi bir neden bulunmamaktadır. Mahkeme, başvuranlara ait tapuların iptaline yönelik ulusal mahkeme kararlarının her ikisinin de 2008 yılında kesinleştiğini ve bu nedenle başvuranların, Medeni Kanun’un 1007. maddesi uyarınca, mülkiyetlerinden yoksun kalmalarına neden olan nihai kararların kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren on yıl içerisinde ulusal mahkemeler önünde dava açabileceklerini gözlemlemektedir.
13. Mahkeme, yukarıda belirtilen hususları dikkate alarak, başvuranların yeni hukuk yoluna başvurmaları gerektiği ve başvuruların, Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 hükümleri uyarınca iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği kanaatine varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, Oy birliğiyle,
Başvuruların birleştirilmesine,
Başvuruların kabul edilemez olarak beyan edilmesine karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, 4 Mayıs 2017 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Hasan BakırcıPaul Lemmens
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Başvuru no. ve dava ismi
Başvuru tarihi
Başvuranın ismi, Doğum tarihi ve İkamet ettiği il
Temsilcisi
İhtilaflı araziye ilişkin ayrıntılar
Arazi tapusunu iptal eden ilk derece mahkemesi kararının tarih ve
Yargıtay’ın nihai karar tarihi ve ile tebliğ tarihi
44573/08
Türkcan
09/09/2008
TevratTürkcan,
05/12/1955, Berlin
GülsümÖzdemir,
İstanbul
İstanbul, Eyüp, Pirinççi,
Ada No. 3,
Parsel No. 189
Eyüp Asliye Hukuk Mahkemesi,
09/11/2006
E: 2002/1030
K: 2006/354
04/03/2008
E:2008/866
K:2008/3403
ve
03/04/2008
53211/08
Hocaoğlu
27/10/2008
SüleymanHocaoğlu,
1947, Mersin
Mustafa Göncü,
İstanbul
Mersin, Merkez, Kuyuluk,
Parsel No. 1500
Mersin Asliye Hukuk Mahkemesi,
08/03/2007
E: 2005/522
K: 2007/124
08/07/2008
E:2008/6274
K:2008/10086
and
17/07/2008
Full & Egal Universal Law Academy