Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2009-2-197 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 11-34/742-230
Karar Tarihi : 06.06.2011
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE,
Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY, Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR 10
B. RAPORTÖRLER : İbrahim AYDEMİR, Ayşe Özlem UZUN, Özgür Can ÖZBEK,
Nimet KAVAK
C. BAŞVURUDA
BULUNANLAR : - Avea İletişim Hizmetleri A.Ş.
Abdi İpekçi Cad. No:75 Maçka /İstanbul
Temsilcisi: Şahin ARDIYOK
Maya Akar Center No:100/10 34394 Esentepe /İstanbul
- Vodafone Telekomünikasyon A.Ş.
Büyükdere Cad. No:67 34398 Maslak/İstanbul 20
Temsilcileri: Av. Dr. İ. Yılmaz ASLAN, Av. Orhan ÜNAL
Gaziumurpaşa Sk Bimar Plaza K2 D8 Balmumcu
Beşiktaş/İstanbul
- Doğan Dağıtım Satış Pazarlama ve Matbaacılık A.Ş.
Doğan Medya Tesisleri, Sanayi Mahallesi, 1650. Sok.
No:2, 34517 Esenyurt/İstanbul
- Temsilcisi: Dr. Kemal Tahir SU
Turan Güneş Bulvarı No:100 Akçam Plaza Kat:3 Daire
No:20 Yıldız/Ankara
- Mep İletişim ve Dış Ticaret A.Ş. 30
Temsilcisi: Av. Banu GÜLTEKİN
Süleyman Seba Cad. No:41 Akaretler, Beşiktaş/İstanbul
- Pamuk Elektronik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
Atatürk Bulvarı No:4 Şahinbey Gaziantep
Temsilcileri:Av. Ali Selçuk KILIÇ, Av. Buğrahan KONU
13 No’lu Sokak Avukatlar İş Merkezi No: 20/4 Gaziantep
D. HAKKINDA SORUŞTURMA
YAPILAN : Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.
Turkcell Plaza Meşrutiyet Cad. No:153 34430 Tepebaşı/İstanbul 40
E. DOSYA KONUSU: Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. (Turkcell)'nin
distribütörlerine ve bayilerine yönelik uygulamalarının 4054 sayılı Kanun'un 4.
ve 6. maddelerini ihlal ettiği iddiası.
11-34/742-230
2
F. İDDİALARIN ÖZETİ:
Avea’nın Şikayeti
- Turkcell’in GSM hizmetleri pazarında elde ettiği yıllık gelir bazındaki
payının %60,26, Avea’nın %19,42, Vodafone’un ise %20,32 olduğu, 50
Turkcell’in, pazar payının %50’nin üzerinde olması nedeniyle nitelikli hâkim
durumda bulunduğu,
- Rekabet Kurulu’nun Turkcell dağıtım sistemine bireysel muafiyet verilen
kararında ve bu sisteme ilişkin diğer kararlarında GSM hizmetlerinin
tüketiciye ulaşmasında en önemli kanal olan alt bayiler (Turkcell Satış
Noktaları ve diğer alt bayiler) hakkında herhangi bir değerlendirmeye yer
verilmemiş olduğu, bireysel muafiyet kararına konu olan dağıtım sisteminin,
tüketicilere ulaşmada en etkin yol olan alt bayi kanalında GSM işletmecileri
arasındaki rekabeti kısıtlayan bir yapı olarak kurgulandığı ve uygulandığı,
- Tüketicilere ürünleri ulaştıran esas kanal olan ve dağıtım ağının kılcal 60
damarları niteliğinde olan alt bayiler üzerinden gerçekleşen aktivasyonların
toplam Avea faturasız hat aktivasyon işlemleri içindeki oranının % (…..) ila
%(…..) arasında olduğu, bu oranların alt bayilerin Avea dağıtım
sistemindeki önemini ortaya koyduğu, bununla birlikte, Turkcell’in fiili
münhasırlık uygulamaları nedeniyle alt bayilerin, Avea SIM kartlarını aktive
etmekte ve Avea kontörlerinin satışını yapmakta zorlandıkları, Turkcell’in
alt bayilere yönelik münhasırlık eylemlerinin olmaması halinde, Avea’nın alt
bayi kanalına daha çok penetrasyon sağlayıp abone sayısını ve satışlarını
arttırabileceği, alt bayilerin sadece aktivasyon işlemleri bakımından değil,
kontör satışı bakımından da hayati öneme sahip olduğu, 70
- Turkcell’in, kendi şebekesini koruyabilmek adına fiili uygulamalar yoluyla
rakip operatörlere numarasını taşımak isteyen müşterilere numara taşımayı
zorlaştırdığı,
- Şebeke etkilerinin pazardaki rekabet düzeyi üzerindeki olumsuz etkisinin
dışında Turkcell’in alt bayiler düzeyindeki hukuka aykırı olarak fiili
münhasırlık uygulamalarının, Avea’nın pazarlama ve satış çabalarının
etkinliğini önemli ölçüde kısıtladığı ve bunun sonucu olarak tüketicilerin
tercih serbestisinin kısıtlandığı, Avea için alt bayilerin esas itibarıyla pazar
gücünü artırmak ve pazarda kalabilmek için elzem olduğu,
- Alt bayilerin numara taşımadaki öneminin çok büyük olduğu, Turkcell ‘in alt 80
bayiler üzerinde baskı kurarak onların çok markalı olmalarını ve
dolayısıyla, numara taşıma imkanlarını ortadan kaldırdığı, Turkcell’in
şebeke dışsallığının sadece rakipleri üzerinde değil tüketiciler üzerinde de
olumsuz etkilere yol açtığı,
- Turkcell’in alt bayilere Avea kontörünü veya SIM kartını sattırmama
yönünde baskı uyguladığı,
- Turkcell’in fiili münhasırlık yönündeki baskılarına maruz kalmaları
nedeniyle “sadece Turkcell” veya “sadece diğer iki operatör” ürünlerini
satmak seçimi arasında kalan alt bayilerin Turkcell’in pazar payının tabii bir
sonucu olarak Turkcell’i seçmek durumunda kaldıkları, 90
- Avea ve diğer operatörün uğradığı zararların çok sayıda ve çok yüksek
olduğu, alt bayi kanalına ulaşamayan operatörlerin;
11-34/742-230
3
Yeni abone edinemedikleri,
Kontör ve SIM kart satışı yapamadıkları,
“Cihaz + SIM + Tarife” türünden bağlama kampanyalarında etkisiz
kaldıkları,
Marka imajları tabela münhasırlığı ve bulunabilirliklerinin düşmesi
nedeniyle zedelendiği,
Tüketiciye ulaşabilmek için normal şartlar altında gerekmeyecek
olan satış çabalarına giriştikleri, 100
Turkcell’in bu tür hukuka aykırı rekabetçi avantajlara sahip olması
nedeniyle eşit şartlar altında rekabet edememelerinden kaynaklanan
zararlara uğradıkları,
- Turkcell’in dağıtım sisteminin münhasır bayilerden oluşan ikinci
kademesinin, Turkcell’in kontrol ve yönlendirmeleri doğrultusunda, çok
markalı olması gereken alt bayi kanalını münhasır hale getirmeye çalıştığı
ve bunu gerçekleştirdiği, Turkcell’in doğrudan sözleşmesel ilişki içinde
olmadığı alt bayi kanalına yönelik münhasırlık girişimlerinin, geçmiş tarihli
bir Rekabet Kurulu kararına da konu olduğu1, bu durumun da Turkcell’in
uyguladığı toplam stratejinin bir parçası olarak düşünülebileceği, 110
- Turkcell’in alt bayi kanalına yönelik fiili münhasırlık uygulamaları, ekonomik
tehditleri, tabelaya müsaade etmeme, yazılı beyanlar olmaksızın sürekli
şifahi uyarılarla fiili zorlama gibi eylemlerine maruz kalan alt bayilerin yazılı
beyanlarının söz konusu olduğu,
- Turkcell’in Mavi Nokta TSN kampanyası kapsamında bayilerde aranan
şartlardan birinin, diğer GSM işletmecilerinin de kontör kart satışını
gerçekleştirmeleri olduğu ve böylece rakip işletmecilerin aboneleriyle
doğrudan temas sağlandığı ve numara taşınabilirliği kapsamında bu
abonelere Turkcell’in “kampanya ve servis avantajları” anlatıldığı, Mavi
Noktalar’da rakip işletmecilerin kontör kartlarını satmalarına izin verilmekle 120
birlikte bu işletmecilerin tabela ve diğer görsel reklamlarının
bulundurulmasına izin verilmediği,
- Turkcell tarafından uygulanan bu tehdit ve fiili zorlamaların hiçbiri olmasa
dahi, bireysel muafiyet verilen sistemin kendisinin dolaylı olarak
münhasırlığı tetiklemekte olduğu,
- 2008 yılında bireysel muafiyet tanınan münhasırlık temelli sistemin, çok
markalı olması gereken alt bayi kanalını diğer GSM işletmecilerinin
zararına olacak şekilde münhasır hale getirmesi sebebiyle gözden
geçirilmesi gerektiği, Turkcell’in bu durumu tetikleyen ve hâkim durumun
kötüye kullanılması anlamına gelen uygulamalarının ayrıca yaptırıma tabi 130
tutulması gerektiği
şeklinde sıralanmıştır.
Yukarıda sıralanan hususlara ilaveten, şikâyet dilekçesinde yer verilen ihlallerin
ciddiyeti ve Avea’nın bu eylemler neticesinde telafisi güç zararlara uğramakta olduğu
ve bu sebeple 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinde öngörülen geçici tedbirler
kapsamında Turkcell’in şikâyet dilekçesine konu eylemlerine son vermesi ve
1 02.04.2008 tarih ve 08-27/306-97 sayılı Rekabet Kurulu kararı.
11-34/742-230
4
soruşturma sonuçlanıncaya kadar alt bayileri münhasır hale getirmeye yönelik her
türlü ekonomik ve fiili tehditten veya görsel kimlik uygulamalarından kaçınması
yönünde bir tedbir kararı alınması gerektiği belirtilmiştir.
Vodafone’un Şikayeti 140
Vodafone tarafından yapılan başvuruda ise Turkcell’in uygulamaları Avea ile benzer
gerekçelerle şikâyet edilmiştir. Başvuruda özetle;
- Turkcell’in GSM hizmetleri pazarında hâkim durumda bulunduğu,
- GSM operatörlerinin satış kanallarının distribütörler ve dağıtım merkezleri
olmak üzere toptan; alt bayiler, market ve benzin istasyonları gibi noktalar
olmak üzere perakende seviye olarak ikiye ayrıldığı,
- Alt bayilerin GSM operatörleri satışlarının önemli bir kısmını gerçekleştirdiği
ve bu noktaların önemli bir özelliğinin çok markalı olmaları olduğu,
- Anılan noktaların sayısının 17.000 civarında olduğu, bu 17.000 noktadan
yaklaşık 1.000 kadarının Turkcell tarafından Mavi Nokta olarak belirlendiği, 150
bu noktaların Mavi Nokta olarak tespit edilmesinde rol oynayan kriterlerin
ise bayilerin kritik lokasyonlarda bulunması, finansal açıdan güçlü olmaları
ve satış hacimlerinin geniş olması olarak sıralanabileceği,
- Daha önce çok markalı hizmet veren noktaların gelecekte Turkcell İletişim
Merkezi (TİM) statüsü kazanma vaadi ile Mavi Nokta olmaya ikna edildiği
ve Mavi Noktaların tamamen Turkcell kimliğini kazandıracak şekilde dekore
edildiği, standlar kurulduğu, Turkcell tarafından bunlara yatırımlar yapıldığı,
buna ek olarak bu noktaların yetkilerinin fatura tahsilâtı yapma, kontratlı
cihazlar satma yolu ile arttırıldığı,
- Bu avantajlar karşılığında ise diğer GSM operatörlerinin ürünlerinin satışına 160
izin verilmediği, Mobil Numara Taşınabilirliği kapsamında diğer
operatörlerden Turkcell’e numara taşınmasına katkıda bulunmak amacıyla
diğer operatörlerin sadece kontörlerinin satışına müsaade edildiği, ancak
başka hiçbir abonelik hizmetine izin verilmediği,
- Mavi Noktaların hedefler yoluyla fiili olarak münhasırlaştırıldığı ve
Turkcell’in bu noktaları tamamen kendisine bağlamak niyetiyle hareket
ettiği,
- Bu kapsamda Mavi Nokta statüsü kazanmış bayilerin şikâyet edilen
hususları teyit eden beyanları olduğu,
- Turkcell’in en alt seviyedeki bayilerle yürüttüğü dikey Mavi Nokta ilişkisinde 170
fiili münhasırlık yarattığı, bu durumun 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini
ihlal niteliği taşımasından dolayı menfi tespit belgesi alamayacağı,
- Pazar payının %40’ı aşması nedeniyle bu uygulamanın 2002/2 sayılı Dikey
Tebliğ kapsamında incelenemeyeceği,
- Bireysel muafiyet değerlendirmesine ilişkin olarak, bayilerle olan ilişkisinde
teknolojik bir yenilik sağlamadığı, bayilerle olan ilişkiye özgü yatırımın söz
konusu olmadığı, ticaretin önemli bir bölümünün gerçekleştiği alt bayi
seviyesindeki rekabeti kısıtladığı ve bu kısıtlamanın süresinin belirsiz
olması gerekçeleriyle de bireysel muafiyet tanınamayacağı,
- Turkcell’in pazar gücü, marka bilinirliği, rakiplerinin pazardaki zayıf 180
konumu, alt bayilerin Turkcell’in rekabet etmeme yükümlülüğünü yerine
11-34/742-230
5
getirmeme yönünde bir karar alamamalarından dolayı alıcı gücünün
olmaması, pazara giriş engellerinin yoğunluğu, sözü edilen kapama
etkisinin ticaretin en alt seviyesinde gerçekleşmesi, ürünün hızlı tüketim
malı olması ve düşük fiyatlı olması nedeniyle tüketicinin araştırma
maliyetine katlanmadığı kriterleri dikkate alındığında münhasırlık
uygulamasının ilgili pazarda diğer operatörlerin aleyhine kapama etkisi
yaratacağı,
- 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında Turkcell’in hâkim durumda
olduğu, çok markalı satış yapan bayilerin Mavi Nokta olmasından kaynaklı 190
Vodafone’un bu noktalardaki satış hacminde düşüş olduğu,
- Hâkim durumdaki Turkcell’in rekabet açısından kritik olan Mavi Noktalarda
yürüttüğü münhasırlık uygulamasının diğer operatörlerin işini iyice
zorlaştırdığı, bu nedenle Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiği,
- Vakanın, Rekabet Kurulu tarafından alınan 10.09.2007 tarih ve 07-70/864-
327 sayılı Coca-Cola kararıyla pazardaki oyuncu sayısı, yoğunlaşma
oranları, dağıtım kanalları, hedefler ve teşviklerle fiili münhasırlık
uygulamaları ve dükkan içi uygulamalar yönlerinden benzer nitelikler
taşıdığı
şeklinde sıralanmıştır. 200
Yukarıda sıralanan hususlara ilaveten, şikâyet dilekçesinde yer verilen ihlallerin
ciddiyeti ve Vodafone’un bu eylemler neticesinde telafisi güç zararlara uğramakta
olduğu ve bu sebeple 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinde öngörülen geçici tedbirler
kapsamında Turkcell’in şikâyet dilekçesine konu eylemlerine son vermesi ve
soruşturma sonuçlanıncaya kadar alt bayileri münhasır hale getirmeye yönelik her
türlü ekonomik ve fiili tehditten veya görsel kimlik uygulamalarından kaçınması
yönünde bir tedbir kararı alınması gerektiği belirtilmiştir.
Gizlilik talebiyle yapılan şikâyetler
Turkcell’in dağıtım kanalını fiyat, ürün çeşitliliği, satış yapılan kanallar ve noktaları
da kapsayacak şekilde sıkı bir biçimde denetlediği, 210
Dağıtım kanalının önemli bir güç olduğunu ve Turkcell’in kendi dağıtım ağına
alternatif bir kanal oluşumunu istemediği ve bu alternatif oluşumun içinde yer alan
teşebbüslere de mal vermeyi durdurduğu,
Bu alternatif kanallara sadece Turkcell ürünlerinin değil önemli cihaz
tedarikçilerinin de mal tedarikinde bulunmalarının engellendiği,
Bu alternatif kanallara Turkcell’in Rekabet Kurumu tarafından inceleme yapıldığı
sıralarda mal akışına izin verdiği, ancak önaraştırma sonrasında soruşturma
açılmaması ve muafiyet verilmesi üzerine mal tedarikini tamamen keserek
teşebbüslerin iflasına neden olduğu,
Mediamarkt, Teknosa gibi elektronik market zincirlerine cihaz satışına müsaade 220
edilirken, kısa zamanda çok sayıda satış noktasına ulaşmış yeni ve iddialı bir iş
modeli olan ve İngiltere’de benzeri başarılı olmuş olan kendi sistemlerine ürün
verilmediği,
Turkcell tarafından dağıtım sisteminin tamamen kontrol edildiği, kendi haline
bırakılmadığı, dolayısıyla alternatifin yer alamadığı bir pazarın söz konusu olduğu
ve bu nedenle etkinliğin test edilemediği,
Dünyada GSM operatörlerinin değil, perakendecilerin kanala hâkim olduğu, ancak
Türkiye’de hala taşıyıcıların (operatörler) piyasa kanallarına hâkim olduğu,
11-34/742-230
6
Sağlayıcının (Turkcell) alıcılara (dağıtım kanalı) bağımlı olmayı istemediği, bu
nedenle dağıtım kanalında bir oyuncunun fazla büyümesini istemediği, 230
Halen bir distribütörden, sınırlı miktarlarda; TDM’lerden ise sürekli TDM
değiştirmek suretiyle, istikrarlı olmayan biçimlerde mal alım yaptıkları, Genpa ve
KVK’dan mal tedarik edemedikleri,
Turkcell’in halen fiziksel kontör kartlarından kart kazıyarak dijital kontör üretip
sattıkları,
Avea ve Vodafone’la kart kazıma işlemleriyle uğraşmayıp doğrudan satış
yapılması (Top Up satış) konusunda anlaşıldığı,
Turkcell’in kanalı kontrol edebilmek için bu satışı yapmayı reddettiği
şeklinde sıralanmıştır. 240
Soruşturma açıldıktan sonra gizlilik talebiyle Kurum kayıtlarına 1.12.2009/8499
11.2.2010/1202, 27.10.2009/7725, 20.11.2009/8366, 23.11.2009/8377,
5.4.2010/2842, 9.7.2010/5358, 22.7.2010/5777 tarih ve sayılar ile intikal eden
başvurularda özetle;
Distribütörün maksimum ürün satışının Turkcell tarafından kısıtlandığı,
Turkcell’in hâkim durumunu cihaz piyasasında yaptığı kampanyalarla kötüye
kullandığı ve bu kampanyalarda yeniden satış fiyatını belirlediği,
Supply Chain Management (SCM) ekranında “ürün kotası aşılmıştır” şeklinde
ifadeler yer aldığı,
Bu alana yeni giren Smile Dağıtıma mal vermemeleri konusunda distribütörlerini 250
uyardığı,
Turkcell’in distribütörleri arasında prim uygulaması yönüyle ayrımcılık yaptığı,
Bayilerine çeşitli yollarla haksız yere baskı uyguladığı ve sözleşme örneğini
bayilere vermediği iddialarında bulunulmaktadır.
Dosyada başvuruları gizlilik talebi içeren taraflardan Mep İletişim ve Dış Ticaret A.Ş.,
Kurum kayıtlarına 24.11.2010 tarih ve 8911 sayıyla giren yazı ile, Pamuk Elektronik
Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Kurum kayıtlarına 31.05.2011 tarih ve 4132 sayıyla giren
yazı ile bu taleplerinden feragat etmiştir. Doğan Dağıtım Satış Pazarlama ve
Matbaacılık A.Ş.’nin ise sözlü savunma toplantısına katılıp söz hakkı talep etmek
suretiyle gizlilik talebinden feragat ettiği anlaşılmıştır. 260
G.DOSYA EVRELERİ: Rekabet Kurumu kayıtlarına 24.07.2009/5259,
03.08.2009/5485, 21.08.2009/5912, 24.08.2009/5950, 28.08.2009/6144 tarih ve
sayılar ile giren ihbarlar üzerine düzenlenen 7.9.2009 tarih, 2009-2-197/İİ-09-HSÖ
sayılı İlk İnceleme Raporu, 8.9.2009 tarih, REK.0.06.00.00-110/348 sayılı Başkanlık
önergesi ile 9.9.2009 tarihli Kurul toplantısında ele alınmış ve dosya konusu
iddialara ilişkin olarak 09-41/1047-M sayı ile önaraştırma yapılmasına karar
verilmiştir. Yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 27.10.2009 tarih ve 2009-2-
197/ÖA-09-İA sayılı Önaraştırma Raporu, 02.11.2009 tarih ve REK.0.06.00.00-
110/449 sayılı Başkanlık önergesi ile görüşülerek, 11.11.2009 tarih ve 09-54/1289-M
sayı ile Turkcell hakkında Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına 270
karar verilmiştir.
Turkcell hakkında soruşturma açıldığına ve 4054 sayılı Kanun’un 43/2. maddesi
uyarınca ilk yazılı savunmalarını göndermelerine dair bildirim, 17.11.2009 tarih ve
255 sayı ile yapılmıştır.
Turkcell’in ilk yazılı savunması Kurum kayıtlarına 31.12.2009 tarih ve 9455 sayı ile
intikal etmiştir.
11-34/742-230
7
Soruşturma sürecinde Kurum kayıtlarına, Avea İletişim Hizmetleri A.Ş. (Avea)’nin
25.2.2010 tarih, 1768 sayı ile giren, Vodafone Telekomünikasyon A.Ş. (Vodafone)’nin
8.4.2010 tarih, 2965 sayı ve 13.4.2010 tarih, 3119 sayı ile giren, ayrıca gizlilik
talebiyle yapılan 8.3.2010 tarih ve 2078 sayı ile giren şikâyetler alınmıştır. 280
Turkcell’in SIM kart, kontör kart, dijital kontör, aktivasyon ve diğer abonelik
hizmetlerinin toptan ve perakende satışı pazarındaki hâkim durumunu kötüye
kullanarak Avea’nın faaliyetlerini zorlaştırdığı iddiasına ve konuya ilişkin geçici tedbir
talebine verilmesine yönelik yukarıda belirtilen Avea şikâyetinin incelenmesi
sonucunda hazırlanan 12.03.2010 tarih ve 2009-2-197/BN-10-İA sayılı Bilgi Notu’nun
görüşülmesi sonucunda Rekabet Kurulu tarafından alınan 18.3.2010 tarih ve 10-
24/329-117 sayılı kararda ;
“Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, Avea İletişim Hizmetleri
A.Ş. tarafından yapılan başvuruda yer verilen iddiaların 11.11.2009 tarihli ve 09-
54/1289-M sayılı Rekabet Kurulu kararı ile yürütülmekte olan soruşturma 290
kapsamında değerlendirilmesine ve bu çerçevede Avea İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin
şikâyetçi olarak kabul edilmesine, adı geçen teşebbüsün 4054 sayılı Kanun’un 9.
maddesi çerçevesinde geçici tedbir kararı alınması yönündeki talebinin ise bu
aşamada reddine” hükmedilmiştir.
Turkcell’in SIM kart, kontör kart, dijital kontör, aktivasyon ve diğer abonelik
hizmetlerinin toptan ve perakende satışı pazarındaki hâkim durumunu fiili münhasırlık
uygulamalarıyla kötüye kullanarak Vodafone’un faaliyetlerini zorlaştırdığı iddiasına ve
konuya ilişkin geçici tedbir talebine verilmesine yönelik yukarıda belirtilen Vodafone
şikâyetinin incelenmesi sonucunda hazırlanan 17.05.2010 tarih ve 2009-2-197/BN-
10-151.İA sayılı Bilgi Notu üzerine Kurul’un 27.5.2010 tarih ve 10-38/659-226 sayılı 300
kararında ;
“Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, Vodafone
Telekomünikasyon A.Ş. tarafından yapılan başvuruda yer verilen iddiaların, aynı
nitelikte olması nedeniyle 11.11.2009 tarihli ve 09-54/1289-M sayılı Rekabet Kurulu
kararı ile yürütülmekte olan soruşturma kapsamında değerlendirilmesine, adı geçen
teşebbüsün 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesi çerçevesinde geçici tedbir kararı
alınması yönündeki talebinin ise bu aşamada reddine” hükmedilmiştir.
Turkcell’in SIM kart, kontör kart, dijital kontör, aktivasyon ve diğer abonelik
hizmetlerinin toptan ve perakende satışı pazarındaki hâkim durumunu kötüye
kullanarak kendi dağıtım sistemi haricinde alternatif bir kanalın varlığına mal tedarik 310
etmeyerek engel olduğu iddiasına yönelik yukarıda belirtilen gizlilik talepli şikâyetinin
incelenmesi sonucunda hazırlanan 02.04.2010 tarih ve 2010-2-197/BN-10-151.İA
sayılı bilgi notu üzerine Kurul’un 8.4.2010 tarih ve 10-29/448-M sayılı kararında;
“Kurumumuz kayıtlarına 8.3.2010 tarihinde 2078 sayı ile intikal eden başvurunun 09-
54/1289-M sayılı karar uyarınca Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. hakkında
yürütülmekte olan soruşturma kapsamında değerlendirilmesine” hükmedilmiştir.
Rekabet Kurulu 06.05.2010 tarih ve 10-34/537-M sayılı kararıyla 4054 sayılı
Kanun’un 43. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Gerekli görüldüğü hallerde bir
defaya mahsus olmak üzere Kurul tarafından 6 aya kadar ek süre verilebilir.” hükmü
uyarınca, soruşturma, süresinin bitiminden itibaren 6 ay uzatmıştır. 320
İkinci Yazılı Savunma’nın tesliminden önce ek süre talebi olmuş, 45(2). madde
gereğince 16.12.2010 tarih ve 10-78/1617-M sayılı Kurul kararıyla 30 gün ek süre
verilmiştir. Anılan Yazılı Savunma 24.1.2011 tarih, 743 sayı ile Kurum kayıtlarına
11-34/742-230
8
girmiştir. İkinci Yazılı Savunma’ya karşı hazırlanan Ek Yazılı Görüş, 09.02.2011 tarih
ve 137 sayı ile tarafa gönderilmiştir.
Üçüncü Yazılı Savunma’ya ilişkin ek süre talebi de 3.3.2011 tarih ve 11-12/219-M
sayılı Kurul kararıyla kabul edilmiş, Kurul; 21.4.2011 tarih ve 11-25/479-M sayı ile
31.5.2011 tarihinde sözlü savunma toplantısı yapılmasına karar vermiştir. Söz
konusu Kurul kararı 27-28.04.2011 tarihinde taraflara tebliğ edilmiştir.
Sözlü savunma toplantısının belirlenen tarihte yapılmasının ardından Rekabet 330
Kurulu, 6.6.2011 tarih ve 11-34/742-230 sayı ile nihai kararını vermiş, söz konusu
karar 9.6.2011 tarihinde ilgililere tefhim edilmiştir.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: Raportörler tarafından;
1. Turkcell’in GSM hizmetleri pazarında hâkim durumda bulunduğu,
2. Turkcell’in yeniden satış fiyatını belirlenmesi hususuna ilişkin olarak
a. Dijital kontör satışına ilişkin olarak Turkcell ile dağıtım sistemindeki
teşebbüsler arasında acentelik ilişkisi olduğu, bu nedenle dijital kontörün
satışının yeniden satış kapsamında değerlendirilmemesi gerektiği,
b. Fiziksel kontör satışına ve SİM kart ürünlerine ilişkin olarak dağıtım
sisteminde yer alan tüm teşebbüslere bu ürünler için önerilen satış fiyatının 340
tavsiye edilen satış fiyatı olduğunun ilan edilmesi, teşebbüslerin kendi satış
fiyatlarını uygulamalarına engel olabilecek nitelikteki mevcut her türlü teknik
engelin kaldırılması yönünde görüş bildirilmesi gerektiği, söz konusu
durumun pazardaki dışlayıcı etkilerinin tespit edilememesinden dolayı cezai
yaptırıma bu aşamada yer olmadığı, bu konudaki uygulamanın Kurulca
izlenmesi, bu yöndeki uygulamaların sonlandırılmaması halinde derhal yeni
bir soruşturma açılması gerektiği,
3. Turkcell hakkında ortaya konan alt bayilerin fiili olarak münhasırlığa zorlanması
iddiaları kapsamında,
a. Nihai satış noktaları ile akdedilen taahhütnameler, bu bayilerdeki 350
dekorasyon, tabela ve satışa yönelik tek tip uygulamalar ve alt bayi kanalına
alternatif bir organizasyonun eklenmesine engel olunmasına yönelik
uygulamalar vasıtasıyla Kanun’un 6 (a) maddesi bağlamında hâkim durumun
kötüye kullanıldığı ve bu sebeple idari para cezası verilmesi gerektiği,
b. Kanun’un 9. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, rekabetin tesisini teminen,
nihai satış noktaları ile akdedilen taahhütnamelerin ve bu bayilerdeki
dekorasyon, tabela ve satışa yönelik tek tip uygulamaların 4054 sayılı
Kanun’un 5. maddesi kapsamında bireysel muafiyet şartlarını sağlayamayan
dikey anlaşmalar statüsünde oldukları, taahhütnamelerden yukarıda yer
verilen hükümlerin derhal çıkarılması ve sözlü ve fiili uygulamalarla rakip 360
tabela asılmaması, mağaza dekorasyonunun tek operatörü yansıtması ve
bazı rakip operatör ürün ve hizmetlerinin sağlanmaması gibi yaptırımlara son
verilmesi, bu hususların Turkcell tarafından dağıtım kanalına etkin bir şekilde
duyurulması gerektiği
görüşleri belirtilmiştir.
11-34/742-230
9
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Hakkında Soruşturma Yürütülen Taraf - Turkcell
Turkcell’in faaliyet konuları; GSM-Pan Avrupa Mobil Telefon Sistemi ihalesinde 370
öngörülen iş hizmetleri ve PTT kanununa aykırı olmamak üzere, her türlü telefon,
telekomünikasyon ve benzeri hizmetler, IMT-2000/UMTS hizmet ve altyapılarına
ilişkin yetkilendirme kapsamındaki faaliyetler olarak belirlenmiştir.
Halka açık bir şirket olan Turkcell’in hisseleri İstanbul Menkul Kıymetler Borsası
(İMKB) ve New York Stock Exchange'de (NYSE) işlem görmektedir. Şirketin mevcut
ortaklık yapısı şu şekildedir:
Tablo 1: Turkcell İletişim Hiz. A.Ş. Ortaklık Yapısı
Hissedarlar Pay Oranı (%)
Sonera Holding B.V. 13,07
Turkcell Holding A.Ş. 51,00
Çukurova Holding A.Ş. 0,05
MV Holding A.Ş. 2,32
Halka Arz 33,55
Diğer 0,01
Toplam 100,00
Turkcell bağlı ortaklıkları ve iştirakleri aracılığıyla Azerbaycan, Kazakistan, Gürcistan,
Moldova, Ukrayna, Hollanda, Belarus ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de
faaliyette bulunmaktadır. 380
I.2. Sektöre İlişkin Bilgiler ve İlgili Pazar
Haklarında soruşturma açıldığına dair 26.11.2009 tarihinde Turkcell’e yapılan
bildirimde, Turkcell’in SIM kart, kontör kart, dijital kontör, aktivasyon ve diğer abonelik
hizmetlerinin toptan ve perakende satışı pazarındaki uygulamalarının 4054 sayılı
Kanun’un 4. ve 6. maddesi kapsamında kötüye kullanma hallerine uygunluk
gösterdiği iddiasında bulunulmaktadır. Bu çerçevede, 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6.
maddelerinin ihlal edilip edilmediğinin tespiti amacıyla Turkcell’in SIM kart, kontör
kart, dijital kontör, aktivasyon ve diğer abonelik hizmetlerinin toptan ve perakende
satışı pazarındaki uygulamalarına ilişkin olarak önaraştırma döneminde yapılan
tespitlere ek olarak soruşturma döneminde de Turkcell’de yerinde inceleme yapılmış, 390
şikayetçi rakip operatörlerden ve ihbarcılardan bilgi talep edilmiş ve kendileriyle
görüşmeler yapılmış, ayrıca dağıtım sisteminde faaliyet gösteren bazı distribütör,
TDM, TİM ve TSN’lerle görüşmeler yapılarak çeşitli bilgiler talep edilmiştir. Turkcell’in
SIM kart, kontör kart, dijital kontör, aktivasyon ve diğer abonelik hizmetlerinin toptan
ve perakende satışı pazarındaki uygulamalarına yönelik tespitlere ve ulaşılan
sonuçlara aşağıda yer verilecek olmakla beraber, ilgili şikâyet ve uygulamaların
anlaşılabilmesi bakımından öncelikli olarak Turkcell’in dağıtım ağının ortaya konması
gereklidir.
I.2.1. Turkcell’in Dağıtım Ağı
Turkcell’in SIM kart ve kontör kart satışı, Turkcell tarafından öncelikle aralarında 400
distribütörlük sözleşmesi bulunan distribütörlerine yapılmaktadır. Turkcell’in
distribütörleri dışında herhangi bir satış noktasına ya da kanalına doğrudan satışı
bulunmamaktadır. Distribütörler tarafından alınan bu ürünler, Turkcell Dağıtım
Merkezlerine (TDM), Turkcell İletişim Merkezlerine (TİM), toptancılara, münhasır
nitelik taşımayan bayiler olan Turkcell Satış Noktalarına (TSN) satılmaktadır.
11-34/742-230
10
Turkcell halihazırda (…..) adet distribütörle çalışmaktadır. Bu distribütörlerden A-Tel
dışındaki firmalar aynı zamanda cihaz pazarında çeşitli üreticilerin distribütörü olarak
faaliyet göstermektedirler. A-Tel dışında kalan diğer distribütörlerle olan
sözleşmelerde herhangi bir şekilde münhasırlık hükmü bulunmamaktadır2.
Dağıtım ağında distribütörlerin bir altında, yeni yapılanma ile oluşan 50 adet Turkcell 410
Dağıtım Merkezi (TDM) ve önceki dönemde Turkcell Abone Merkezi unvanıyla
faaliyet göstermekte iken yeni isimleri Turkcell İletişim Merkezi (TİM) olan 990
dolayında noktadan oluşan kademe bulunmaktadır. Bunlar, Turkcell ile aralarındaki
münhasırlık hükmü içeren anlaşmalar çerçevesinde Turkcell SIM kart, fiziksel kontör
kart ve dijital kontörlerin satışı ve aktivasyon hizmetleri gibi çeşitli abonelik
hizmetlerinin tüketicilere verilmesinden sorumludurlar.
Turkcell’in dağıtım ağına 2008 yılında giren TDM noktaları, ticari ve mali güvenilirlik,
büyüklük, dağıtım ağının ve ekibinin genişliği gibi belirli kriterlere bağlı olarak mevcut
TİM’ler ve toptancılar içerisinden seçilen 50 adet firmadan oluşmaktadır. İnceleme
sürecinde elde edilen bilgilere göre, TDM’ler distribütörlerle DBS denilen “Direkt 420
Borçlanma Sistemi” ve teminat mektubu sistemiyle çalışmaktadırlar. TDM’ler
kendilerine tahsis edilen bölgeler içerisinde yer alan TSN’lere SIM kart/kontör kart
satışı yapmaktan ve kart aktivasyon hizmetlerinin tek elden yürütülmesi, evrak
takibinin yapılması gibi işlerden sorumludurlar. Turkcell tarafından TDM’lerin
kurulması ile bayilerin yeni tarifeler ve kampanyalar hakkında doğru bilgiye en kısa
sürede ulaşabilmelerinin sağlanması, telekomünikasyon mevzuatı ve BTK’nın ilgili
düzenlemeleri uyarınca aktivasyon hizmetlerinde gerekli olan abone bilgilerinin
tutarlılığı ve güvenliğinin sağlanmasına yönelik tedbirlerin oluşturulmasını mümkün
kılan bir yapının kurulmasının amaçlandığı ifade edilmiştir. Ayrıca TDM sistemi ile
stokçuluğa ve spekülasyona dayalı olarak Turkcell ürünleri üzerinden ticaret yaparak 430
dönem dönem piyasada suni bir ürün sıkıntısı yaşanmasına sebep olan çantacı ya
da ara toptancıların bu tür istenmeyen uygulamalarının da önüne geçilmek istendiği
belirtilmiştir.
TİM’ler satış yaptıkları ürünleri distribütörlerden temin ederek doğrudan kullanıcılara,
diğer Turkcell satış noktaları ile market, benzin istasyonu gibi sadece kontör kart
satışı yapan perakendecilere sunmaktadırlar.
Bunların yanı sıra dağıtım zincirinde ara toptancı, internet üzerinden satış yapan
şirketler ve çantacı gibi isimlerle ifade edilen ara satış noktaları da bulunmaktadır.
Bunlar distribütörlerden ya da diğer bayilerden temin ettikleri ürünleri çeşitli satış
noktalarına ulaştırmaktadırlar. 440
Dağıtım ağının üçüncü kademesinde şikâyetçi teşebbüsler tarafından “tüketicilere
ürünlerin ulaşımının sağlandığı esas kanal” olarak nitelendirilen alt bayiler yer
almaktadır. Soruşturma kapsamında yapılan görüşmelerde alt bayilerin ülke çapındaki
sayısı için 12.000 ile 18.000 arasında değişen değerler ifade edilmiştir. Bu
değişkenliğin temel sebeplerinden biri bu kademede yer alan satış noktalarının bir
kısmının sektörde “bir masa bir kasa” şeklinde tasvir edilen düşük maliyetle kurulmuş
ve ticari hayatı uzun olmayabilen işletmeler olmasıdır. Dağıtım sisteminin bu kademesi
hakkında Rekabet Kurulu tarafından verilmiş herhangi bir muafiyet kararı
bulunmamakla birlikte 9.7.2008 tarih ve 08-44/603-230 sayılı Kurul kararında alt
2 Mevcut durumda A-tel hisselerinin %50’si Turkcell, %50’si Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu
tarafından kontrol edilmektedir. Şirket özellikle bu şirket ile yaratılan “muhabbet kart” markası altında
kontör kart dağıtılması amacıyla kurulmuştur.
11-34/742-230
11
bayilerin fiili olarak münhasırlaştırıldığı iddiası bir alt başlık olarak ele alınmış ancak 450
iddiayı destekleyici bilgi ve belgelere ulaşılamadığı belirtilmiştir.
Yukarıda aktarılan üçlü yapı büyük ölçüde diğer iki işletmeci tarafından da
uygulanmaktadır. Bu noktada Avea’nın dağıtım yapısını aktarmak faydalı olacaktır.
Avea sim kart satış ve dağıtımında bireysel ve kurumsal aboneler arasında bir ayrıma
gitmiştir. Bireysel abonelikler bakımından Avea Bayileri (Avea Saha Gücü Bayileri ve
Avea İletişim Merkezleri), Alt Bayiler ve Avea Mağazalarından (Avea Hizmet
Merkezleri) oluşan bir yapılanma söz konusu iken kurumsal abonelikler bakımından
kurumsal aboneler, satış yapan kurumsal bayiler ve Avea’nın doğrudan satışlarından
oluşan ikili bir yapı mevcuttur. Alt bayiler, Avea ile kurmuş oldukları ticari ilişki
düzeylerine göre farklılık göstermektedir. Örneğin Avea Satış Noktaları (ASN), DSF 460
ekranına sahip faturalı hat aktivasyonu ve satış sonrası işlemleri yapmaya yetkili alt
bayilerdir. ASN’ler Avea Saha Gücü Bayilerine (ASG) bağlı olarak çalışmakta, toptan
sim kart teminlerini bu noktalardan sağlamaktadırlar. Diğer alt bayiler ise “Anahtarkart”
adı verilen sim kartı kullanarak faturasız hat aktivasyonu yapabilen ve bu kart
aracılığıyla kontör yükleyebilen satış kanallarıdır. Anahtarkart sahibi alt bayiler Avea
İletişim Merkezlerine (AİM) bağlı olarak çalışmaktadırlar.
Bir bütün olarak bakıldığında Avea satış ve dağıtım kanalında yer alan AİM, ASG ve
Kurumsal Çözüm Ortakları münhasır faaliyet göstermekteyken, Avea satış ve dağıtım
ağının üst basamağında yer alan Avea distribütörleri ve satış ve dağıtım ağının alt
basamağında bulunan alt bayi ve ASN’ler münhasır nitelik arz etmemektedir. 470
Tüm operatörlere ilişkin olarak aşağıda özetlenen tablodaki veriler kullanılabilir3.
Tablo 2: Turkcell Avea ve Vodafone’un karşılaştırmalı dağıtım ağı yapısı
Turkcell Vodafone Avea
Distribütör (…..) Distribütör (…..) Distribütör (…..)
TDM (Turkcell Dağıtım
Merkezi)
(…..) VDM (Vodafone Dağıtım
Merkezi)
(…..) ASG (Avea Saha
Gücü)
(…..)
TİM (Turkcell İletişim
Merkezi )
(…..) Vodafone Shop (…..) AİM (Avea İletişim
Merkezi )
(…..)
Turkcell Mağazası (…..) Vodafone Mağazası (…..) AHM (Avea Hizmet
Merkezi)
(…..)
YTSN –Mavi Nokta (…..) Vodafone Silver (…..) ASN (Avea Satış
Noktası)
(…..)
(KÇM) Kurumsal Çözüm
Merkezi
(…..) (KSK) Kurumsal Satış
Kanalı
(…..) KKS (Kurumsal Kanal
Ofisi)
(…..)
Alt bayilerin taşıdığı önemi arttıran bir husus numara taşınabilirliğinin mümkün hale
gelmesinin ardından bu noktalarda gerekli işlemlerin yapılabilmesidir. Bu sayede yeni
abonelikler bakımından doyum noktasına yaklaşmış bulunan pazar için alınan
kararlarda büyük rol oynayan numara taşıma seçeneğinin hayata geçirilebildiği bu
noktalarda var olabilmek işletmeciler için son derece önemli hale gelmiştir.
Turkcell dağıtım sisteminde yer alan noktaların TDM, TİM, TSN olarak
belirlenmesinde esas alınan kriterlerin firmanın finansal yapısı, sektördeki
güvenilirlikleri, tecrübeleri, sundukları hizmetlerin kalitesi ve mağazalarının konumu 480
olduğu ifade edilmektedir. Bir üst seviyenin kriterlerinin karşılanması halinde alt
seviyede yer alan bir TSN’nin TİM olması, ya da TİM olarak faaliyet gösteren bir
bayinin TDM olması mümkündür.
3 Bu tablodaki Avea ile ilgili veriler Avea tarafından sunulan 9.4.2010 tarih ve 3001 sayılı bilgi
yazısından alınmıştır. Turkcell için verilen bilgiler KÇM verisi dışında Turkcell’den alınan bilgiye göre
güncellenmiş olup, Vodafone için verilen bilgiler yalnızca gösterge niteliği taşımaktadır.
11-34/742-230
12
Aşağıda Turkcell’in 2008 yılında dağıtım sistemine dahil edilen TDM’lerle birlikte
sahip olduğu dağıtım ağına ilişkin şema yer almaktadır:
4 TİM’ler eskiden Turkcell Abone Merkezi (TAM) olarak isimlendirilmekte idi.
5 TSN’ler eskiden Turkcell Aktivasyon Merkezi (TAN) olarak isimlendirilmekte idi.
6 YTSN’ler TSN’ler arasından seçilen ve ilave yetkiler tanınan noktalardır.
I.2.2. İlgili Ürün Pazarı 490
Dosya konusu şikâyetlerin içeriğini, Turkcell ürün ve hizmetlerinin müşterilere
ulaştırılmasını sağlayan dağıtım kanalı kademelerindeki Turkcell ile distribütörleri ve
bayilerinin faaliyetleri oluşturmaktadır. Turkcell, distribütörleri ve sonradan oluşturulan
dağıtım sisteminde bulunan Turkcell Dağıtım Merkezleri (TDM) ile Turkcell İletişim
Merkezleri (TİM) ve Turkcell Satış Noktalarından (TSN) oluşan alt bayi ağı ve diğer
satış noktaları için, Turkcell SIM kart, kontör kart, dijital kontör satışı, aktivasyon ve
abonelik hizmetleri vb. ürün ve hizmetlerinin tedarikçisi konumundadır. Turkcell,
faaliyette bulunduğu GSM hizmetleri pazarı ile ilgili/ilişkili birçok farklı alanda faaliyet
göstermekte ise de dosyada yer alan şikâyet konusu iddiaların mahiyeti gereği esas
olarak yukarıda belirtilen ürün ve hizmetlerin tedarikçisi olarak değerlendirilecektir. 500
Sonuç olarak, yapılan incelemeden dosya konusu şikâyetler kapsamındaki Turkcell
ürün ve hizmetlerinin faturalı ve ön ödemeli SIM kartlar, fiziksel kontör kartları ve
dijital kontör ile telefon kullanıcısının hattının aktive edilmesini sağlayan aktivasyon
hizmetleri ve diğer abonelik hizmetlerini kapsadığı görülmektedir. Bu bağlamda ilgili
ürün pazarları, “GSM hizmetleri pazarı” ve “SIM kart, kontör kart, dijital kontör,
aktivasyon ve diğer abonelik hizmetlerinin toptan ve perakende satışı pazarı” olarak
tanımlanmıştır.
510
TURKCELL
Distribütörler
Turkcell İletişim Merkezleri (TİM)4
Diğer (Market, benzin
istasyonu gibi sadece kontör
satanlar)
Turkcell Satış Noktaları
(TSN) 5
Müşteriler
Turkcell Dağıtım Merkezleri (TDM)
Turkcell Yetkili Satış
Noktaları- Mavi Nokta
(YTSN-MN) 6
11-34/742-230
13
I.2.3. İlgili Coğrafi Pazar
Bahse konu ürün ve hizmetlerin tüm ülke çapında sunuluyor olmasından dolayı ilgili
coğrafi pazar “Türkiye” olarak kabul edilmiştir.
I.3. Turkcell’in Davranışlarının 4054 Sayılı Kanun’un 4. Maddesi Çerçevesinde
Değerlendirilmesi
I.3.1. Yeniden Satış Koşullarının ve Fiyatının Belirlenmesi (YSFB) Teorisi
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde yasaklanan karar ve eylemlere verilen örnekler
arasında, (a) bendinde “Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı
oluşturan maliyet, kâr gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit
edilmesi” sayılmaktadır. Mevcut soruşturma kapsamında, Turkcell’in sözleşme ve 520
uygulamaları ile distribütörlerin, TDM’lerin ve bayi olarak nitelenebilecek TİM, TSN ve
YTSN gibi noktaların yeniden satış fiyatını belirlemesi yoluyla Kanun’un 4.
maddesinin (a) bendini ihlal edip etmediği incelenmektedir4.
Kanun’un 4. maddesi altında incelenen dağıtım anlaşmalarının ya da
uygulamalarının rekabet üzerinde olumlu ya da olumsuz etkileri olabilmektedir
Dağıtım anlaşmaları, hem marka içi hem de markalar arası rekabeti sınırlayıcı
nitelikte olabilir. Dikey anlaşmalarla sağlanan çeşitli korumalar ile dağıtıcı, benzer
korumanın tanındığı bir alanda faaliyetlerini yürüten aynı marka ürün dağıtıcılarının
rekabeti ile doğrudan karşılaşmadığından marka içi rekabet sınırlandırılabilmektedir
ve bu durum marka içi fiyat rekabetinin ortadan kalkmasına yol açmaktadır. 530
Dağıtım anlaşmalarının muhtemel bir diğer olumsuz etkisi ise, özellikle
yoğunlaşmanın yüksek olduğu piyasalarda fiyat şeffaflığını artırarak
üretici/sağlayıcılar arasında ya da distribütörler arasında yatay olarak anlaşma ya da
uyumlu eylemi kolaylaştırmasıdır. Bu bağlamda yeniden satış fiyatının belirlenmesi,
yatay unsurları da içerme riski olan bir kısıtlamadır.
Yukarıda aktarılan etkilerden farklı olarak sağlayıcıların, dağıtıcıları satış öncesi ve
sonrası hizmetleri arz etmeye teşvik etmesi nedeniyle, sağlayıcı ve dağıtıcı
arasındaki dikey sınırlamalar bedavacılık sorununu da çözerek markalar arası
rekabeti artırabilir. Bu durum da dağıtım anlaşmalarının rekabet üzerindeki olumlu
etkilerinin başlıcasını oluşturmaktadır. 540
Kanun’un 4. maddesinde yasaklanan dikey anlaşmaların olası kazanç ve kayıpları
2002/2 sayılı Grup Muafiyet Tebliği ile dengelenmeye çalışılmakta ve ancak bazı
sınırlamaların anlaşmaları grup muafiyeti kapsamından çıkaracağının da
düzenlendiği görülmektedir. Uygulamada ya da sözleşmede bölge dışına satış
yasağı, yeniden satış fiyatı tespiti veya rekabet etmeme yükümlülüğü olan vakaların,
2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında izin verilebilecek nitelikleri taşımadıkları
anlaşılmaktadır.
Dikey sınırlamalardan biri olan yeniden satış fiyatının tespitinin belli amaçlar için
uygulanabileceği bilinmektedir. Bunlar satış öncesi etkin hizmetler için
perakendecilerin teşvik edilmesinin sağlanması, bedavacılık sorununun çözülmesi, 550
marka imajının korunması, talep belirsizliğinin yönetimi, çoklu marka satan
noktalarda ayrıcalıklı muameleyi teşvik etme, pazara girişi teşvik, çifte
marjinalizasyonu önleme ve pazar gücü olan bayilerin fiyatı etkilemesini engelleme
gibi refah artırıcı etkileri olan amaçlar olabildiği gibi; bayiler ve üreticiler arasında fiyat
4 Soruşturma sürecinde alınan şikâyetler ve yapılan görüşme tutanakları incelendiğinde önaraştırma
açılmasına temel teşkil eden ihbar haricindeki şikâyetlerde yeniden satış fiyatının belirlendiği
iddiasının yer almadığının da belirtilmesinde yarar vardır.
11-34/742-230
14
sabitlemeyi kolaylaştırıcı, fiyat artışına yol açması yönüyle tüketici zararına neden
olan, her tüketiciye eşit şekilde fayda sağlamadığından tüketici refahında azalışa yol
açan, etkin olmayan perakendecileri koruyan ve maksimum YSFB uygulaması
yoluyla bayi hizmetlerinin olumsuz yönde etkilenmesi gibi refah kısıtlayıcı etkileri olan
amaçlar da olabilmektedir.5
Rekabet Kurulu’nun 2.8.2007 tarih ve 07-63/767-275 sayılı kararında aşağıdaki 560
ifadelere yer verilmektedir:
“Dikey anlaşmaların yeniden satış fiyatının belirlenmesine yönelik hükümlerinin
per se yasaklanması ya da rule of reason analizine tabi tutulması hususu,
gerek Rekabet Kurulu kararlarında, gerekse yurt dışındaki rekabet otoritelerince
tartışılmaktadır. Genel olarak, Kurul’un konuyla ilgili olarak almış olduğu ilk
kararlardaki per se yaklaşımını bırakarak rule of reason yaklaşımını
benimsediği görülmüştür. Özellikle soruşturma açılmamasına hükmedilen
kararlarda, tüketicinin böyle bir ihlalden zarar görmemesi, dikey fiyat
belirlemenin rakipler arasında yatay bir fiyat birlikteliğine dönüşmemesi ve ilgili
pazarda markalar arası rekabetin kısıtlanmaması hususları dikkate alınmıştır. 570
Bu çerçevede, herhangi bir dikey sınırlamanın per se yasak olması için, o
sınırlamanın rule of reason yaklaşımı ile irdelendiği her yahut hemen hemen
her durumda rekabeti engelleyici etkiler doğurması gerekmektedir. Dolayısıyla,
dikey fiyat kısıtlamalarının markalar arası rekabetin kısıtlanmasına, tüketicinin
refahının azalmasına, sağlayıcı ya da bayiler tarafında kartel oluşumuna neden
olmadığı durumlarda markalar arası rekabetin arttırabileceğinden hareketle, bu
koşullar altında rule of reason yaklaşımı benimsenmektedir.”
Bu nedenle dikey sınırlamalardan biri olan yeniden satış fiyatının uygulanması
sonucu rekabetin sınırlanmasından doğan kayıpların ve bu uygulama sonucu ortaya
çıkabilecek kazançların değerlendirilmesi gerekmektedir. 580
YSFB uygulamasının incelendiği Rekabet Kurulu kararlarından Kütaş Teekanne6
kararında pazarın doygunluğu ve büyümesi, pazar payı ve üreticinin dağıtım ağı
kriterleri irdelenerek markalar arası rekabetin seviyesi hakkında değerlendirme
yapılmıştır. İncelenen Kurul kararlarında yeniden satış fiyatının tespit edilmesi
hususunda, sağlayıcının uygulamalarında bir yeknesaklığın oluşup oluşmaması,
bayilerin satış koşullarını tespitlerinde serbest davranıp davranmaması, sağlayıcının
yeniden satış fiyatına uymaları için bir zorlamada bulunup bulunmaması veya
uyulmaması durumunda herhangi bir yaptırım uygulama yönünde aktif bir irade
sergileyip sergilememesi unsurlarının değerlendirmeye alındığı, soruşturma
açılmasında salt yeniden satış fiyatının belirlenmesinin değil etkilerinin de dikkate 590
alındığı görülmektedir.
I.3.2. Turkcell’in YSFB Uygulamasına İlişkin Tespitler
Soruşturma konusu iddialardan biri Turkcell’in satışa sunduğu kontörlerin/kredilerin
yeniden satış fiyatını belirlediği yönündedir. Önaraştırma aşamasında yapılan
incelemelerde Turkcell’in ana ürünlerinden kontör satışının fiziki kontör kartları
vasıtasıyla ya da dijital olarak yapıldığı tespit edilmiştir. Fiziki kontör fiyatlarında
5 OECD’nin YSFB konusundaki 2008 yılında konuyla ilgili gerçekleştirdiği yuvarlak masa toplantısı
dokümanında perakende hizmet seviyesinin ürüne olan talepte önemli rol oynadığı durumlarda
üreticinin amacının dağıtıcılar arasındaki rekabeti azaltmak değil, bunun yerine onları fiyat
rekabetinden fiyat dışı rekabete yönlendirmek olduğu, dağıtıcılarının rekabet koşullarını değiştirme
saikinin de üreticinin rakiplerine karşı gücünü artırdığı ifade edilmiştir.
6 06-59/773-226 sayı ve 24.8.2006 tarihli Kütaş Teekanne kararı.
11-34/742-230
15
piyasanın durumuna göre az da olsa fiyat değişikliği –özellikle dağıtım sisteminin en
son halkasında yer alan ve kontrol edilmesi mümkün olmayan benzin istasyonu,
bakkal ve ücra noktalarda– söz konusu olabilmektedir. Önaraştırma sürecinde fiziksel
kontör kartlarının fiyatlarının belirlendiği iddiasının yanı sıra dijital kontör satışına 600
ilişkin olarak yeniden satış fiyatının otomatik olarak POS cihazları vasıtasıyla ya da
web üzerinden belirlendiği iddiası üzerinde durulmuştur.
Soruşturma sürecinde Turkcell’den alınan bilgiye göre Eylül 2010 itibariyle Turkcell
toplam kontör/kredi satışının %(…..) oluşturan dijital kontör satışı,
- Perakende satış noktalarından POS’larla (Turkcell POS’u ve/veya banka
POS’u aracılığıyla),
- Web kullanan perakende noktalarından web aracılığıyla,
- Banka ATM’lerinden,
- Operatörlerin kendi web sayfalarından
olmak üzere dört yoldan yapılabilmektedir. POS üzerinden satış yöntemi, Turkcell 610
POS cihazları kullanılarak ya da banka POS cihazları kullanılarak yapılan satışlar
olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Turkcell POS cihazları üzerinden sadece “nakit”
dijital kontör satış sistemi uygulanmaktadır. Web üzerinden yapılan satışlar yine bayi
kanalıyla yapılmakta olduğundan yeniden satış fiyatı uygulaması tartışma
dahilindedir. Ancak son iki seçenek olan ATM üzerinden satış ve operatörlerin web
sayfaları üzerinden satış, operatörün direkt satışı olarak değerlendirilebileceği için, bu
satışlarda yeniden satış fiyatı uygulamasının tartışılması ve buna bağlı olarak
oluşacak tüketici zararından bahsetmek doğru olmayacaktır.
Önaraştırma sürecinde elde edilen ve kontörde yeniden satış fiyatının belirlendiği
yönünde değerlendirilebilecek belgeler aşağıda sıralanmıştır: 620
1. 27 Haziran 2007’de Gül Yılmaz tarafından Genpa, Netcell, MEP, Tekofaks adlı
distribütörlere yollanan “Nakit Kontör Fatura Şablonu-Mailimi dikkate almayın
ltf.” Konulu e-postada;
“Merhaba,
Maili dikkate almayın ltf, Yeni bir şablon göndereceğiz”
2. Tarihleri belli olmayan fatura şablonlarında;
Turkcell-Distribütör Fatura Şablonu başlıklı tabloda
“Distribütöre Maliyet”, “Kanala Verilen”, “Dist. Net Kâr” başlıkları yer almakta,
“distribütör net kârı” olarak 25 kontör, 50 kontör, 100 kontör, 250 kontör için
%(…..) ile %(…..) arasında değişen oranlar verilmektedir. Benzer şekilde, 630
Distribütör-TDM, TDM-TSN fatura şablonlarında TDM ve TSN’lerin alış fiyatları ve
kâr oranları yer almaktadır.
3. Ayrıca 2006 yılına ait fiziksel ve dijital kontör fiyatlarının Turkcell satış fiyatı,
distribütör satış fiyatı, bayi satış fiyatı ve son kullanıcı fiyatına kadar ayrıntılı
olarak yer aldığı tablolar bulunmaktadır. Bunun yanı sıra ürün zincir marketler
vasıtasıyla satıldığında bu marketlerin de kâr oranlarını belirlemek suretiyle
yeniden satış fiyatı tespit edildiği görülmüştür. Ayrıca fiziksel ve dijital kontör gibi
SIM kartların da distribütör satış fiyatının belirlendiği tablolar bulunmaktadır.
4. Zincir marketlerin ve benzinliklerin sattığı ürünlerin hangi distribütör ve hangi
bayi kanalıyla ulaştığını ve distribütör, bayi, alt bayi kanalının tek tek kâr 640
11-34/742-230
16
marjlarının belirlendiği tablolar yine yerinde incelemede elde edilen belgelerde
yer almaktadır.
Ayrıca önaraştırma sürecinde, Turkcell yetkilileri ile Turkcell merkezinde yapılan
görüşmede dijital kontör satışının yapıldığı bir POS cihazı üzerinde ve internet
üzerinden yapılan satışta tavsiye edilen kontör fiyatının değiştirilebildiği görülmüştür.
Ancak önaraştırma ve soruşturma sürecinde kendileriyle görüşme yapılan çoğu Mavi
Nokta yetkilileri POS cihazları üzerinden fiyatların değiştirilemeyeceğini, fiyatların
sabit olduğunu ifade etmişlerdir. Dolayısıyla POS cihazları ile yapılan satışlarda
bayilerin istediği fiyatı uygulaması mümkün olsa bile bu durumun bayilerce
bilinmediği anlaşılmaktadır. 650
Soruşturma sürecinde Turkcell, TİM ve YTSN ve TSN’lerine Turkcell Nakit POS
cihazlarından satış fiyatlarının değiştirilebildiğine dair sinyal göndermiştir. Bu sinyalin
uygulamasının teyit edilmesi amacıyla ziyaret edilen bir TİM’deki yetkili fiyatın
değişmediğini ifade etmiş, ertesi gün ise aynı TİM tarafından Kurum adresine önceki
gün istenen ancak alınamayan tavsiye edilen fiyattan daha düşük ve daha yüksek
fiyattan satıldığını gösteren üç kredi satış slipi teslim edilmiştir.
Bu noktada kontörden TL’ye geçiş hakkında bilgi vermeye ihtiyaç duyulmaktadır.
Soruşturma süresi içinde, BTK’nın 10.02.2010 tarih ve 2010/DK-07/87 sayılı kararıyla
kontör uygulamasına son verilerek, tüm GSM operatörlerinin 1 Nisan 2010 tarihi
itibariyle kontör yerine TL uygulamasına geçmeleri zorunlu tutulmuştur7. 660
Bu kapsamda eski adıyla kontör yeni adıyla kredi (TL) ürününün adının 5-10-20 TL
gibi ücreti ifade eder nitelikte olması tüketici ve bayi yetkilisi gözünde “ürün fiyatında
herhangi bir indirim yapılamaz veya indirim talep edemem” algısına neden olacağı da
tabidir. Tüketici gözünde de dijital kontörün/ kredinin fiyatı sabit olarak
algılandığından, uygulamanın fiili sonucunun sabit fiyat uygulamasına dönüşebildiği
görülmektedir.
Soruşturma sürecinde yapılan görüşmelerden yeniden satış fiyatının belirlenmesi
konusuna yönelik ifadeler aşağıda sıralanmıştır.
Turkcell TDM’si Doruk İletişim Pazarlama San Tic. Ltd. Şti. ile 22.03.2010 günü
yapılan görüşmede teşebbüs yetkilisi aşağıdaki ifadeleri kullanmıştır: 670
“Distribütörler bize fiyat veriyorlar, biz de tabi ki pazarlık yapıyoruz, bizim satış
fiyatımız Turkcell tarafından belirleniyor. Bayilere tavsiye edilen satış fiyatı var,
bayilerin satış fiyatı kendi ticari kararına göredir. ”,
Turkcell bayisi olan ve isminin gizliliğini talep eden şirketin Genel Müdürü ise bu
hususa ilişkin olarak şunları ifade etmiştir:
7 1 Nisan 2010 tarihine kadar geçerli olan kontör uygulaması faturasız hatlar için geliştirilmiş olan bir
ön ödeme biçimidir. Son kullanıcılar bu tarihe kadar ücreti karşılığında satın aldıkları kontörleri
telefonlarına yüklemek suretiyle ilgili GSM operatörü tarafından sunulan mobil telefon hizmetlerinden
yararlanmıştır. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu’nun 10.02.2010 tarih ve 2010/DK-07/87 sayılı
kararıyla kontör uygulamasına son verilerek, tüm GSM operatörlerinin 1 Nisan 2010 tarihi itibariyle
kontör yerine TL uygulamasına geçmeleri zorunlu tutulmuştur. Buna göre tüm GSM operatörlerin
gerekli değişiklikleri yaparak son kullanıcıların faturasız hatlarına TL bazında yükleme yapabilmelerin
sağlanması gerekmektedir. BTK tarafından TL’ye geçiş kararıyla tüketicilerin görüşme ya da veri
ücretlerine ilişkin ödeyecekleri meblağı belirli bir tanımı olmayan kontörle hesaplamaları yerine
doğrudan TL şeklinde anlayabilmelerinin sağlanmasının amaçlandığı, böylelikle tüketicilerin mobil
haberleşme hizmetlerinden yararlanmaları sonucu ödeyecekleri meblağı daha kolay bir şekilde
algılayabilecekleri ifade edilmiştir.
11-34/742-230
17
“Turkcell ürünlerinin satış fiyatları doğrudan Turkcell tarafından belirlenir,
bayiler tarafından 1 kuruş aşağı/yukarı satış yapılamaz”.
Turkcell tarafından ifade edilen bir diğer husus ise banka POS cihazlarındaki
değişiklikle ilgili banka ile yazışmalardan henüz sonuç alınamamasından dolayı
tavsiye edilen satış fiyatının değiştirilemediği hususudur. Bu hususa ilişkin soruları da 680
içeren bilgi talebine Turkcell tarafından gönderilen 21.10.2010 tarih ve 8067 sayılı
cevap ve eklerinde Akbank tarafından gönderilen 18.10.2010 tarihli yazı
bulunmaktadır. Adı geçen yazıda özetle, kontör satışının banka POS cihazından
Turkcell POS cihazına kaydırılması ve altyapısının değiştirilmesi konusunun banka
tarafından 2011 yılında Bilgi Teknolojileri Geliştirme Planları içerisinde
değerlendirileceği, kontör/TL geçişi ve kontratlı cihaz kampanyalarına ilişkin diğer
altyapı değişiklikleri talebi nedeniyle 2010 yılında gerçekleştirilemediği bilgisi
verilmiştir. Turkcell’den, dijital kontör satışlarının %(…..) Turkcell POS cihazı ile,
%(…..) ise banka POS cihazı ile yapıldığı bilgisi alınmıştır. Turkcell nakit POS’ta
tavsiye edilen satış fiyatının değiştirilebildiği görülmüştür. Bununla birlikte Turkcell 690
tarafından Turkcell POS cihazlarının daha da yaygınlaştırılmasının hedeflendiği
belirtilmektedir.
Turkcell tarafından ilk yazılı savunma kapsamında gönderilen bilgide, 1-15 Kasım
tarihleri arasında Türkiye’deki tüm bölgelerde gerçekleşen 5.229 adet dijital işlem ile
tavsiye edilen satış fiyatından farklı satış yapılabildiğine yönelik savunma yapılmıştır.
Bu örneklerin önaraştırmadan sonraki süreçten seçildiği dikkati çekmektedir. Bu
nedenle soruşturma sürecinde soruşturmanın geçmiş uygulamaları da
kapsamasından hareketle geçmiş dönemlere ilişkin bilgi talep edilmiş ancak tüm
işlemlerin raporlanamaması gerekçesiyle Aralık 2009’dan 8 günlük 11.820 adet işlem
ve Eylül 2010’a ait 225.000 civarında işlem, farklı fiyattan satış yapıldığını gösterir 700
örnek olarak gönderilmiştir. Bu örnekler incelendiğinde tavsiye edilen fiyatlardan
zaman zaman daha düşük ve genellikle daha yüksek fiyatlardan yapılan satışlar
olduğu anlaşılmıştır.
Gönderilen bilginin yeterli olmaması nedeniyle, farklı bölgeler seçilerek 2007-2008-
2009 yıllarından belirli aylara ait (tavsiye edilen fiyat ve gerçekleşen satış fiyatları
karşılaştırmasını gösterir şekilde) dijital kontör satışları Turkcell’den istenmiştir. Yanıt
olarak Haziran 2008 Ege Bölgesi ve Şubat 2009 İç Anadolu bölgesine ilişkin olarak
gönderilen tablolarda farklı fiyattan yapılan satışlar değil de tüm dijital satış
işlemlerinin gönderildiği anlaşılmış ve bu satışlar arasında tavsiye edilen fiyattan
farklı bir satış olmadığı görülmüştür. Böylelikle, önaraştırma öncesinde yapılan dijital 710
kontör satışlarında bayilerin tavsiye edilen fiyattan başka bir fiyat uygulayabildiğini
tespit etmek mümkün olmamıştır.
Yine Turkcell tarafından ilk yazılı savunma kapsamında gönderilen açıklama ekinde,
distribütörlerce bayilere ve TDM’lerce TSN’lere farklı tarihlerde ve o tarihte Turkcell
tarafından tavsiye edilmiş olan fiyatlardan farklı fiyatlar üzerinden yapılmış olan bazı
satışlara ilişkin fatura örneklerine yer verilmiş ancak bu fatura örneklerinin de
önaraştırma dönemi sonrasına ait olduğu tespit edilmiştir.
26.03.2010 tarihinde Turkcell’de yapılan yerinde inceleme akabinde yapılan
görüşmede Turkcell tarafından “POS cihazlarına ilişkin olarak nakit kontör satışında
tavsiye edilen satış fiyatı belirlenmektedir. Banka pos cihazlarında yapılan dijital 720
kontör satışlarında Garanti Bankasına satış fiyatının değiştirilmesine ilişkin başvurduk
ama yoğunluktan dolayı henüz gerçekleştiremedik. Bunun belgesini size iletebiliriz.
Zaten dijital kontör satış oranı (…..) oranındadır toplam kontör satışı içinde. Banka
posuyla satışlar ise bunun içinde ihmal edilebilir bir düzeydedir. Turkcell POS
11-34/742-230
18
cihazında fiyat konusunda değişiklik yapılabilmektedir ve bu bayiler tarafından bilinir.
İşletmenin kendi kuralları çerçevesinde yanında çalışana söylememiş olabilir. Dijital
kontör toplam kontör satışının çok küçük bir kısmı oluşturur (%(…..) civarındadır).“
beyanında bulunulmuştur. Yukarıda da ifade edildiği üzere Eylül 2010 itibariyle dijital
kontör satış oranı tüm kontör/kredi satışının %(…..) oluşturmaktadır. Bu oran Mart
sonunda yapılan görüşmede beyan edilen (…..) oranın neredeyse iki katıdır. Yine 730
aynı görüşme tutanağında yer verilen “POS yayılımını artırmayı hedeflemekteyiz”
ifadeleri bu oranın daha da artacağını göstermektedir.
Turkcell tarafından bilgi talebine cevaben gönderilen 20.10.2010 tarihli yazının
ekinde Turkcell Nakit POS cihazlarına ilişkin olarak; Turkcell ile Fujitsu Siemens
Computers Bilişim Hizm. Ltd Şti arasında imzalanan “POS’tan Nakit Kontör Satışı
Projesi Hizmet Sözleşmesi” ve POS cihazı kullanım kılavuzu gönderilmiş, bu
sözleşmede POS kurulumu akabinde kullanıcılara eğitim verilmesinin Fujitsu
tarafından yerine getirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ancak POS cihazı kullanım
kılavuzunun ziyaret edilen bayilerde bulunmadığı tespit edilmiştir.
Yine bu kapsamda olmak üzere bayilerin bağlı oldukları TDM’ler haricinden mal 740
talebinde bulunmadıkları, buna dair yazılı bir kural olmamakla birlikte fiili uygulamada
bölge TDM’si dışındaki TDM’lerden genellikle alım yapılmadığı belirtilmiştir. Buna
bağlı olarak, diğer TDM’lerin satış fiyatlarının farklı olup olmadığına ilişkin sorulan
soruya karşılık fiyatların standart olduğu bu nedenle diğer TDM’lerden alım yapma
gereği duymadıkları bilgisine ulaşılmıştır. Ancak soruşturma esnasında incelenen iki
TDM’nin bölge dışına da satış yaptığı kendilerince belirtilmiş ve bunu gösterdiği iddia
edilen ilgili faturalar ibraz edilmiştir.
24.03.2010 tarihinde Avea ile soruşturma kapsamında yapılan görüşmede, Avea
tarafından konuya ilişkin kendi uygulamaları konusunda “Avea’nın mevcut kanal
yapısında fiyat belirlemesi söz konusu değildir. Kontör kartların son kullanıcı satış 750
fiyatları tavsiye edilmekte, marjlar kanal dağıtım yapısı içinde serbestçe
oluşmaktadır” ifadeleri kullanılmıştır. Vodafone ile konuya ilişkin olarak aynı tarihte
yapılan görüşmede “Sanal kontör satışımız internet üzerinden yapılır ve tavsiye
edilen ya da azami satış fiyatı şeklinde belirlediğimiz fiyatlar vardır. Bayiler satış
fiyatını kendi belirler biz yüksek fiyattan satış yaptığında tüketici şikayeti yolu ile
öğreniriz” ifadeleri kullanılmıştır.8
I.3.3. YSFB’nin 4054 Sayılı Kanun Çerçevesinde Değerlendirilmesi
YSFB analizinin önceki Kurul kararlarına paralel olarak rule of reason kapsamında
ele alındığında ilk değerlendirilmesi gereken konu bu uygulamanın markalar arası
rekabeti etkileyip etkilemediğidir9. Turkcell’in YSFB uygulamalarının markalar arası 760
rekabeti etkileyip etkilemediği hususu daha sonra bir bütün olarak
değerlendirileceğinden öncelikle pazar payı üzerinde durulacaktır.
8 YSFB’nin tespitine ilişkin olarak çok sayıda Kurul kararı ABD ve AB uygulamaları bulunmaktadır.
Rekabet Kurulu kararlarına örnek olarak; 10-49/902-315 sayılı Royal Halı; Danıştay’ın iptal kararı
üzerine yeniden alınan 10-10/90-40 sayılı Doğuş Otomotiv; 10-21/273-101 sayılı Desa Deri; 09-
33/725-165 sayılı Dagi Giyim; 08-69/1121-437 sayılı Xerox; 07-63/767-275 sayılı Vira; 06-59/773-226
sayılı Kütaş Teekanne; Danıştay’ın iptal kararı üzerine yeniden alınan 07-19/192- 63 sayılı Warner
Bross kararları verilebilir. Komisyon’un kararlarına örnek olarak; 2000 yılında JC Bamford’a; 2000’de
Nathan Editions’a; 2001 yılında Volkswagen’ın bayilerine; 2000 yılında B&W Loudspeakers’a; 2003
yılında Yamaha’ya yönelik kararları bulunmaktadır. Ayrıca ABD Yüksek Mahkemesi’nin 2007 yılında
aldığı Leegin kararı da önem taşımaktadır.
9 OECD, Policy Roundtables, Resale Price Maintenance, 2008, sayfa 258.
11-34/742-230
19
Hâkim konumda olan Turkcell’in pazardaki dağıtım ağının yapısı I.2.1. numaralı
bölümde değerlendirilmiştir. Bu anlamda Turkcell’in pazarda yüksek pazar payı ve
dağıtım ağıyla güçlü konumda olduğu söylenebilecektir. Bu durumda YSFB
uygulamasının vaka bazında gerçekleşen muhtemel olumlu ve olumsuz özellikleri
değerlendirilmeli daha sonra ortaya çıkan etkinliklerin yaratılan rekabet kısıtını
karşılamaya yeterli olup olmadığının tespiti yapılmalıdır.
Önaraştırma ve soruşturma sürecinde Turkcell hiçbir şekilde yeniden satış fiyatı
uyguladığı iddiasını kabul etmediğinden bunun etkinlik oluşturduğuna ilişkin bir 770
savunma da yapılmamıştır. Yeniden satış fiyatının rekabeti artıran ve azaltan
etkilerinin vaka bazında değerlendirileceği bu bölümde etkilerin tek tek üzerinde
durulacaktır.
Turkcell’in YSFB uygulaması yoluyla etkin satış öncesi hizmetler için
perakendecilerin teşvik edilmesinin sağlanması, bedavacılık sorununun çözülmesi,
marka imajının korunması, talep belirsizliğinin yönetimi, çoklu marka satan
noktalarda ayrıcalıklı muameleyi teşvik etme, pazara girişi teşvik, çifte
marjinalizasyonu engelleme ve pazar gücü olan bayilerin fiyatı etkilemesini
engelleme gibi refah artırıcı etkiler kazanabileceği ortadadır.
Ancak bu olumlu etkilerin Turkcell gibi hâkim durumda olan ve dağıtım kanalına 780
hâkim ve bu kanalı sıkı bir şekilde kontrol eden bir teşebbüs açısından
değerlendirildiğinde, zaten marka imajı güçlü olan bir teşebbüs ve bundan dolayı her
operatörün ürününü satan noktalarda tercih edilen bir ürün için YSFB ile yaratılmaya
çalışılan avantajın rekabeti karşılamaktan daha öteye geçeceği açıktır. Ayrıca, dosya
kapsamındaki Turkcell ürünlerinin hizmet vermeyi gerektiren nitelikte teknolojik
açıdan karmaşık ürünler olduğu savı, kontör satışının bakkal, benzinlik gibi esas
iştigal alanı farklı noktalarda bile mümkün olması nedeniyle tartışmalıdır. Pazara girişi
teşvik hususuna ilişkin olarak; hukuki giriş engellerinin bulunduğu ve yoğun sermaye
yatırımını gerektiren bir pazar olması nedeniyle YSFB uygulamasının zor olan
girişleri teşvik edebilmesi mümkün olsa da diğer markaların rekabet gücünü 790
arttırması daha olası görünmektedir. YSFB uygulamasının Turkcell’in fiyatlarının
düşmesini engelleyerek/fiyatlarını artırarak rakipleri için alan yaratması ve rakiplerinin
rekabet gücünü yapacağı yatırımlar ya da yenilikler yoluyla güçlendirmesinden
bahsedilebilmektedir. Bu durum kısa vadede tüketici refahını azaltacak olsa da uzun
vadede rekabetin desteklenmesiyle tüketici faydasını artıracaktır.
Öte yandan, bayiler ve üreticiler arasında fiyat sabitlemeyi kolaylaştırması, fiyat
artışına yol açması yönüyle tüketici zararına neden olması, her tüketiciye eşit şekilde
fayda sağlamadığından tüketici refahında azalışa yol açabilmesi, etkin olmayan
perakendecileri koruması ve maksimum YSFB uygulamasının bayi hizmetlerini
olumsuz yönde etkileyebileceği gibi refah kısıtlayıcı etkilerinden de 800
bahsedilebilecektir.
İlk olarak; bayiler ve üreticiler arasında kartel oluşumunu desteklemesi mümkün
olmakla birlikte irdelediğimiz Turkcell vakası açısından YSFB talebinin bayilerden
değil de Turkcell tarafından gelmesi bayiler arasında oluşacak bir anlaşma ihtimalini
azaltmakta; diğer yandan oligopolistik pazar yapısı içinde Turkcell’in süregelen hâkim
durumu üreticiler arasında böyle bir anlaşma olması ihtimalinin dikkate değer
olmadığını düşündürmektedir. YSFB uygulamanın bir diğer etkisinin fiyat artışı olması
muhtemel iken raportörlerce görüşülen bazı teşebbüslerin konuya ilişkin ifadeleri
aşağıda sunulmuştur.
11-34/742-230
20
Turkcell ile fiilen çalışmayı bırakmış bir distribütör ile 13.10.2010 tarihli gizlilik talepli 810
görüşmede; “Turkcell’in dağıtım sisteminde yaşamak rahattır, Avea’nın bayisi iseniz
destek ile yaşarsınız, bir TDM ile ayda 300.000 TL’lik fatura keserek zahmetsizce
para kazanabiliyordum, dağıtım sistemi bu şekilde tanımlanmış olmasaydı fiyatlar
düşerdi” denilerek, Turkcell dağıtım sisteminin çekim alanı olduğu ifade edilmiş,
buradaki rekabetin rahat olduğu, zahmetsiz para kazanıldığı belirtilmiştir. YSFB’nin
bu anlamda Turkcell dağıtım sisteminin düzenlenmesinde önemli rol oynayarak bu
alanı dolayısıyla Turkcell’i cazip hale getirdiği görülmektedir. Yine Turkcell ile ticari
ilişkisini bitirmiş bir başka distribütör de Turkcell’in distribütörlere TDM atamasında
karar merci olduğu, ürün arzının serbest bırakılması halinde fiyat rekabetinin
yaşanacağını beyan etmiştir. 820
Her tüketiciye eşit şekilde fayda sağlamadığından tüketici refahında azalışa yol
açabilmesi tüketicilerin satış öncesi verilen hizmetlerden faydalanıp faydalanmadığı
bakımından bir analizi gerekli kılmakta, ayrıca hizmetlerin ürünün niteliği açısından
gerekli ya da etkili olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekmektedir. Ürünün
kontör ve aktivasyon hizmeti olduğu düşünüldüğünde hizmetin etkinliğinden
bahsetmenin mümkün değildir. Son olarak etkin olmayan perakendecileri koruması
ve maksimum YSFB uygulamasının bayi hizmetlerini olumsuz yönde etkilemesi
teşebbüsün kendi faaliyetini ilgilendiren hususlar olduğu için bu aşamada olası bu
etkinin diğer teşebbüsler açısından rekabeti kısıtlayıcı yönünün olmadığı
değerlendirilmektedir. 830
Yeniden satış fiyatının ihlal olarak değerlendirilmesi için Kurul kararlarında ve AB’de
yer alan uygulamalarda herhangi bir baskı ya da yaptırımın olup olmaması, yani
tavsiye edilen fiyattan sapmaların cezalandırılması gerekmektedir. Bu konuda
soruşturma sürecinde Turkcell’in tavsiye ettiği yeniden satış fiyatına bayilerin
uymaları için bir zorlamada bulunduğuna veya uyulmaması durumunda herhangi bir
yaptırım uygulama yönünde aktif bir irade sergilediğine yönelik bir delile
rastlanmamıştır.
Ayrıca, uygulamada dağıtım seviyesinde halen yer alan teşebbüslerin bu durumdan
şikâyetçi olmadığı; Turkcell yapısı içinde yer almaktan memnun olduklarını beyan
ettikleri de ifade edilmelidir. Bu konuya ilişkin olarak Turkcell tarafından gönderilen 840
aşağıda yer verilen tablodan da görüleceği üzere Turkcell, distribütörlerine,
TDM’lerine ve TİM’lerine yaptıkları kontör satışları üzerinden prim vermektedir. YTSN
ve TSN’lerin de aynı prim sistemine tabi olduğu ancak Turkcell tarafından bunlara
herhangi bir prim ödemesi yapılmadığı, bu firmaların hak kazandığı primlerin TDM’ler
tarafından ödendiği belirtilmektedir. A-tel dahil (…..) distribütör, (…..) adet TDM,
yaklaşık (…..) noktadaki TİM’leri ve yaklaşık (…..) YTSN ve yaklaşık (…..)-(…..) bin
TSN ile, faaliyet gösteren Turkcell’in en yakın rakibi Vodafone’un (…………..)kadar,
Avea’nın ise (………..) pazarlama, satış ve dağıtım giderine katlandığı
görülmektedir.10 Avea ve Vodafone’un dağıtım sistemindeki nokta sayıları Turkcell’in
(…..) TİM’ine karşılık Vodafone’un münhasır çalışan (…..) Vodafone Shop’u, 850
Avea’nın münhasır çalışan (…..) AİM (Avea İletişim Merkezi) noktası vardır. Yine
Turkcell’in (…..) YTSN’sine karşılık Avea’nın münhasır olmayan (…..) ASN (Avea
Satış Noktası)’si, Vodafone’un ise münhasır olmayan (…..) Silver noktası
mevcuttur11. Katlanılan pazarlama, satış ve dağıtım giderleri satış noktası sayıları
10 Turkcell’in belirtilen noktalara ödediği primler gelir tablosunda pazarlama, satış ve dağıtım gideri
kaleminde yer almaktadır.
11 Avea ve Vodafone’a ait nokta sayıları Avea başvurusu ekindeki karşılaştırma tablosundan alınmıştır.
11-34/742-230
21
göz önüne alınarak değerlendirildiğinde Turkcell’in dağıtım ağında çalışma sonucu
prim getirisinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Tablo 3: Turkcell’in 2007-2008-2009 yıllarına ve 2010 yılı ilk 6 aya ilişkin prim bilgileri
TL 2007 2008 2009 2010 İlk 6 ay
TDM (…..) (…..) (…..) (…..)
(YTSN + TSN) (…..) (…..) (…..) (…..)
TİM (…..) (…..) (…..) (…..)
Distribütör (…..) (…..) (…..) (…..)
Toplam (…..) (…..) (…..) (…..)
Turkcell tarafından verilen bilgiye göre, Turkcell’in distribütörlerine fiziksel ve dijital 860
kontör satış adetleri toplamları aşağıdaki tabloda yer almaktadır.
Tablo 4: Turkcell’in 2004-2009 yılları arası distribütör kontör satışları (adet)
2004 2005 2006 2007 2008 2009
Mep (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
KVK (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
A-tel (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Tekofaks (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
C5 (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Başarı (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Netcell (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Genpa (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Mobiltel (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Telpa (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Toplam (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Distribütörler kendilerine bağlı TDM’lere ve TİM’lere satış yapmaktadırlar. 2008 yılı
toplam distribütör satışlarından (………… adet) TDM’lere yapılan satışlar (……....)
adet iken 2009 yılı toplam distribütör satışlarından (………….. adet) TDM’lere yapılan
satışlar (……...) adettir. Yukarıdaki tablodan kontör ticaret hacminin yüksek olduğu
distribütörlerin, bu ticaretten aldıkları kârın da yüksek olduğu görülmektedir. Kontörün
nakit gibi kıymetli ve stokta beklemeden tüketilen bir ürün olduğu, ticaret hacminin
yüksek gerçekleştiği hususları dikkate alındığında, kâr marjlarının distribütör ve daha
alt seviyedeki bayiler için önemi ve Turkcell‘in kâr marjları, fiyatlar ve kotalar gibi 870
parametreleri belirleme gücünün dağıtım sistemindeki oyuncuları tamamen kontrol
etme potansiyeli ortaya çıkmaktadır. Turkcell yetkilileri bu tablolarda yer alan fiyat ve
oran bilgilerinin tavsiye niteliğinde olduğunu ve kanaldaki gelişmeleri öngörerek
üretim planlaması yapmak üzere toplanan veri setinin bir parçasını ifade ettiğini
belirtmektedirler.
Turkcell’in finansal gücüne işaret eden aşağıdaki tablodan rakipleri zarar ederken
Turkcell’in kârlılığını koruyabildiği görülmektedir.
880
11-34/742-230
22
Tablo 5: Üç GSM operatörünün 2007-2008-2009 yıllarına ve 2010 yılı ilk 6 aya ilişkin ciro ve kârlılık
bilgileri
Milyon TL 2007 2008 2009 2010 İlk 6 ay
TURKCELL
Satış Gelirleri (…..) (…..) (…..) (…..)
Net dönem
kârı/zararı
(…..) (…..) (…..) (…..)
FVAÖK (…..) (…..) (…..) (…..)
VODAFONE12
Satış Gelirleri (…..) (…..) (…..) (…..)
Net dönem
kârı/zararı
(…..) (…..) (…..) (…..)
FVAÖK (…..) (…..) (…..) (…..)
AVEA
Satış Gelirleri (…..) (…..) (…..) (…..)
Net dönem
kârı/zararı
(…..) (…..) (…..) (…..)
FVAÖK (…..) (…..) (…..) (…..)
Yukarıda yer alan değerlendirmelerin ışığında, Turkcell’in “yeniden satış fiyatı”nın
sabit fiyat veya minimum fiyata dönüşecek şekilde dağıtım sistemindeki kademelerde
tespit ettiğine işaret eden veriler bulunmaktadır. Bununla birlikte, yeniden satış
fiyatına uyulması hususunda takibat yapıldığı ya da uygulanmamasının
cezalandırıldığı herhangi bir örneğe de rastlanmamıştır. Ayrıca, önaraştırma ve 890
soruşturma sürecinde nihai tüketiciye satış yapan noktalarda YSFB sonucunu
doğuracak uygulamaların sonlandırılmasına dönük adımlar atıldığı da
gözlemlenmiştir. Örneğin TİM ve TSN’lere gönderilen ve “Sinyal” adı verilen bir
talimatnamede, Turkcell POS cihazlarında satış fiyatının değiştirilebildiği izah
edilmektedir. Önaraştırma döneminde yalnızca kısıtlı sayıda bayide yer alan bu
cihazların hâlihazırda (…….) yaklaşan noktada mevcut olduğu ifade edilmektedir. Bu
cihazlar TİM ve YTSN’lerin tamamında, TSN’lerin ise önemli bir kısmında bulunmuş
olmaktadır.
Turkcell’in POS yayılım planı ve Eylül 2010 tarihi itibariyle ulaştığı dijital kontör satış
oran dikkate alındığında dijital kontör satış işlemine ilişkin olarak Turkcell ile 900
distribütör, TDM ve alt bayiler arasındaki ticari ilişkinin acentelik ilişkisi olup olmadığı
değerlendirilmelidir. Rekabet Kurulu’nun 29.12.2005 tarih ve 05-88/1222-354 sayılı
kararında:
“…Teşebbüsler arasındaki ilişkinin acentelik ilişkisi olup olmadığını belirlemek
için; acentenin, müvekkili tarafından atandığı faaliyetlerle ilgili olarak ticari veya
mali bir risk alıp almadığına bakılmalıdır. Sözleşme çerçevesinde alım ya da
satıma konu olan malların mülkiyeti acente üzerinde değilse ya da acente,
kendisi sözleşmeye konu hizmetlerin sağlayıcısı değilse; bir başka deyişle,
acente müvekkili adına yapmış olduğu ya da aracılık ettiği sözleşmeden dolayı
herhangi bir mali veya ticari bir risk almamışsa, acente ile müvekkili arasındaki 910
ilişki rekabet hukuku bağlamında acentelik ilişkisidir ve 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesi kapsamı dışındadır.
12 Gelir tabloları Vodafone Telekomünikasyon A.Ş.'nin özel hesap dönemini haiz olması nedeni ile
Nisan - Mart dönemlerine göre verilmiştir. Bu nedenle diğer teşebbüsler için 2010 ilk yarısını ifade
eden tutarlar Vodafone için Nisan Mayıs Haziran olmak üzere 3 aylık verilerdir.
11-34/742-230
23
4054 sayılı Kanun kapsamı dışında olduğu kabul edilen acentelik
sözleşmelerinde, başka sözleşmelerde rekabeti sınırlayıcı olarak yorumlanan
bazı sınırlamalar yer alabilmektedir. Sözleşme kapsamındaki mal ve hizmetler,
acentenin faaliyet göstereceği bölge, acentenin satış yapabileceği müşteriler ve
mal veya hizmetlerin alım-satım fiyatları üzerinde sınırlamalar şeklinde
sayılabilecek bu nitelikteki hükümler, sözleşme konusu işlere ilişkin mali ve
ticari riskleri üzerine almış olan müvekkil şirketin, ticari stratejisini belirleme
hakkının bir parçası olarak kabul edilmektedir.” ifadeleri yer almaktadır. 920
Dijital kontör stoklanamayan ve satış noktası tarafından üzerinde mülkiyet tesis
edilemeyen bir üründür. Bu özelliği sebebiyle satış noktasının dijital kontör satışı
bağlamında üstlendiği bir risk bulunmamaktadır. Ürün satıldığı ana kadar Turkcell’e
ait olmakta ancak satıştan sonra nokta ile Turkcell arasında faturalaşmaktan ibaret
bir ilişki ortaya çıkmaktadır. Sonuç olarak dijital kontör satış işlemi Turkcell ile
yeniden satıcılar arasındaki bayilik ilişkisi olarak değil acentelik ilişkisi olarak
değerlendirilmelidir.
Yukarıda yer alan hususlar birlikte değerlendirildiğinde; dijital kontör haricindeki
fiziksel kontör satış fiyatına ilişkin olarak, YSFB’nin yüksek pazar gücüne sahip
olmayan herhangi bir teşebbüs tarafından rekabet etmek amacıyla kullanılabileceği, 930
ancak bunun Turkcell gibi teşebbüsler tarafından uygulanması halinde neden olduğu
rekabet kısıtının elde edilen etkinlikten fazla olacağı, Turkcell’in hâkim olduğu mevcut
dağıtım yapısının işlemesinde fiyat tespitinin önemli bir payının olduğu, Turkcell‘in
YSFB uygulamasının marka içi rekabete zarar vereceği, Turkcell’in dikey anlaşmalar
yoluyla etkinlik kazanımı için YSFB uygulamasına ihtiyacı olmadığı sonucuna
varılmaktadır. Ancak mevcut soruşturmada Turkcell’in tavsiye edilen fiyatı bildirmenin
ötesinde YSFB uyguladığına ve tavsiye edilen fiyattan sapmaları cezalandırdığına
ilişkin yeterli delil elde edilememiştir.
I.4. Turkcell’in Davranışlarının 4054 Sayılı Kanun’un 6. Maddesi Çerçevesinde
Değerlendirilmesi 940
I.4.1. Hâkim Durum Değerlendirmesi
4054 sayılı Kanun’un üçüncü maddesinde hâkim durum, “Belirli bir piyasadaki bir
veya birden fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek
fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücü”
olarak ifade edilmiştir.
GSM operatörleri, nihai kullanıcılara erişim olanağı sağlayan erişim mecrası ya da
altyapı sağlayıcısı olarak GSM hizmetleri pazarında rekabet halinde bulunmaktadır.
Soruşturma kapsamında bu teşebbüslerin SIM kart, kontör kart, dijital kontör,
aktivasyon ve diğer abonelik hizmetlerinin toptan ve perakende satışı pazarında
faaliyet gösteren teşebbüslerle olan ilişkileri incelenmektedir. Dolayısıyla, 4054 sayılı 950
Kanun’un 6. maddesi kapsamında yapılacak değerlendirme açısından Turkcell’in
GSM hizmetleri pazarında hâkim durumda bulunup bulunmadığının tespit edilmesi
gerekmektedir.
Bir GSM operatörünün ilgili pazarda faaliyette bulunabilmesi için öncelikle nihai
kullanıcıya erişebilecek altyapıya sahip olması gerekmektedir. Bu gereklilik açısından
değerlendirildiğinde her üç GSM operatörünün de birbirine benzer özelliklere sahip
olduğu ortaya konabilir, ancak altyapıya sahip olmak rekabet gücü açısından tek
başına yeterli değildir. Altyapı üzerinden sağlanan hizmetin rakiplere karşı bir
üstünlük sağlayabilmesi için olabildiğince fazla nihai kullanıcıya ulaşması
11-34/742-230
24
gerekmektedir. Bu bağlamda, GSM operatörlerinin GSM hizmetleri pazarındaki gücü 960
önem kazanmaktadır.
Tek başına yeterli olmamakla birlikte, bir teşebbüsün hâkim durumda bulunup
bulunmadığının tespit edilmesinde en önemli unsurlarından biri pazar payıdır. Ancak,
uygulamada hangi büyüklükteki pazar payının hâkim durum oluşturabilecek bir pazar
gücü olarak değerlendirileceğine ilişkin rekabet hukuku doktrini ve içtihadında
yeknesaklık bulunmamaktadır. Örneğin, AB uygulamalarında, %40-50 oranındaki
pazar payı hâkim durum tespitinde yeterli görülmekte, hatta %25-%40 aralığındaki bir
pazar payında dahi, diğer pazar gücü koşullarının gerçekleşmesi halinde, hâkim
durum tespiti yapılabilmektedir. Ayrıca pazar paylarına ilişkin değerlendirmelerde,
pazar paylarının sürekliliği de önem kazanabilmektedir. Teşebbüslerin GSM 970
sektöründeki pazar paylarının belirlenmesinde ciroları ve abone sayıları dikkate
alınmış olup, elde edilen pazar payı verilerine aşağıda yer verilmektedir:
Tablo 6: GSM Hizmetleri Pazarında Abone Sayıları Üzerinden Hesaplanmış Pazar Payları13
2008 2009
Teşebbüs Abone Sayısı (Milyon) Pazar
Payı (%)
Abone Sayısı (Milyon) Pazar Payı
(%)
Turkcell 37,0 56,23 35,4 56,34
Vodafone 16,6 25,23 15,6 24,80
Avea 12,2 18,54 11,8 18,84
Toplam 65,8 100,00 62,8 100,00
Tablo 7: GSM Hizmetleri Pazarında Ciro Üzerinden Hesaplanmış Pazar Payları14
2007 2008 2009
Teşebbüs Ciro (TL) Pazar
Payı
(%)
Ciro (TL) Pazar
Payı
(%)
Ciro (TL) Pazar
Payı
(%)
Turkcell 7.483.035.849 63,67 8.016.051.328 63,50 8.025.025.000 61,86
Vodafone 2.614.650.613 22,24 2.633.828.191 20,87 2.539.717.435 19,58
Avea 1.655.490.115 14,09 1.973.025.288 15,63 2.407.982.430 18,56
Toplam 11.753.176.577 100,00 12.622.904.807 100,00 12.972.724.865 100,00
Tablo 8: GSM Operatörlerinin 2009 Yılında Kontör Kart Satışlarından, SIM Kart Satışlarından Elde
Ettiği Gelirler ve SIM Kart Satış Adetleri15
2009 Kontör Kart Satışları SIM Kart Satış Adetleri
Teşebbüs Gelir (TL) Oran (%) Adet Oran (%)
Turkcell (…..) (…..) (…..) (…..)
Vodafone (…..) (…..) (…..) (…..)
Avea (…..) (…..) (…..) (…..)
Toplam (…..) 100,00 (…..) 100,00
980
13 BTK Sektörel Araştırma ve Stratejiler Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan üç aylık pazar verileri
raporlarından alınmıştır.
14 BTK Sektörel Araştırma ve Stratejiler Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan 2010 yılı 2. çeyrek üç
aylık pazar verileri raporundan alınmıştır.
15 Tablolar üç GSM operatöründen alınan bilgiler ile oluşturulmuştur.
11-34/742-230
25
Tablo 9: GSM Operatörlerinin 2008 Yılında Kontör Kart Satışlarından, SIM Kart Satışlarından Elde
Ettiği Gelirler ve SIM Kart Satış Adetleri16
2008 Kontör Kart Satışları SIM Kart Satış Adetleri
Teşebbüs Gelir (TL) Oran (%) Adet Oran (%)
Turkcell (…..) (…..) (…..) (…..)
Vodafone (…..) (…..) (…..) (…..)
Avea (…..) (…..) (…..) (…..)
Toplam (…..) 100,00 (…..) 100,00
Tablolardan 2008 ve 2009 yıllarından itibaren Turkcell’in ciro bazında en yakın rakibi
olan Vodafone’un üç katından fazla pazar payına, abone sayısı bazında ise aynı
rakibinin iki katından fazla pazar payına sahip olduğu görülmektedir. Hâkim durum 990
değerlendirmesinde, pazar payı dışında, yasal düzenlemeler ve fikri ve sınai mülkiyet
hakları; üstün teknoloji ve etkinlik; dikey bütünleşme; ölçek ekonomileri; finansal
kaynaklara erişim ve yatırım gereksinimi; ana hammaddelere erişim; reklâm,
tanınırlık ve ürün farklılaştırması; firmanın büyüklüğü, gücü ve sunduğu ürünlerin
çeşitliliği, kâr, performans göstergeleri, fırsat maliyeti, geçiş maliyeti, teşebbüsün
durumu hakkındaki kendi değerlendirmesi, teşebbüsün davranışı ve vazgeçilemez
ticari ortaklık gibi unsurlar da dikkate alınmaktadır.
Sayılan unsurlar arasında GSM hizmetleri pazarı bakımından yasal düzenlemelerin,
yatırım gereksiniminin ve giriş engellerinin ayırt edici özellik taşıması dikkat
çekmektedir. Bilindiği gibi GSM hizmetleri 5809 sayılı Kanun’a göre elektronik 1000
haberleşme hizmetleri kapsamında yer almaktadır. Aynı Kanun’un 6 (a) maddesinde
ise elektronik haberleşme sektöründe düzenlemeleri yapmak BTK’nın görevleri
arasında sayılmaktadır. Dolayısıyla, GSM hizmetleri pazarının düzenlemeye tabi bir
pazar olduğu görülmektedir. GSM hizmetleri pazarında faaliyet gösterebilmek için kıt
kaynak tahsisinin yapılması zorunlu olduğundan bu hizmetin sunulabilmesi için bir
imtiyaz sözleşmesinin imzalanması gerekmektedir. Hâlihazırda, Turkcell, Vodafone
ve Avea dışında imtiyaz sözleşmesi imzalamış bir işletmeci bulunmamaktadır.
Pazarın bir diğer özelliği de çok yüksek düzeyde lisans bedeli ve alt yapı yatırım
gereksiniminin olmasıdır. Örneğin, 28.11.2008 tarihinde yapılan Üçüncü nesil (3G)
mobil haberleşme sistemi kurulmasına ilişkin ihalede A tipi lisans kullanma hakkını 1010
Turkcell 358 milyon Avro karşılığında, B tipi lisans kullanma hakkını Vodafone 250
milyon Avro karşılığında, C tipi lisans kullanma hakkını da Avea 214 milyon Avro
karşılığında elde etmiştir17.
Bunun yanında, pazarda faaliyet gösterebilmek için çok yüksek maliyetli altyapı
yatırımları ve müşteri edinme faaliyetlerinin de gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Pazara ilişkin bu özellikler pazarda yüksek giriş engellerine yol açmaktadır. Nitekim
yukarıda bahsedilen 3G ihalesinde 4 lisans için ihaleye çıkılmasına rağmen mevcut
GSM işletmecileri dışında herhangi bir katılım olmamış ve 4. lisans ihalesi iptal
edilmiştir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde Turkcell’in GSM hizmetleri
pazarında hâkim durumda olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 1020
I.4.2. Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi “Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin
bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu
tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar yoluyla
16 Tablolar üç GSM operatöründen alınan bilgiler ile oluşturulmuştur.
17 Katma Değer Vergisi dahil değildir.
11-34/742-230
26
kötüye kullanması”nı yasaklamaktadır. Aynı maddenin ikinci fıkrasında da örnek
kötüye kullanma halleri şu şekilde sayılmıştır:
“a) Ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı
olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını
amaçlayan eylemler,
b) Eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar 1030
ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayrımcılık yapılması,
c) Bir mal veya hizmetle birlikte, diğer mal veya hizmetin satın alınmasını veya aracı
teşebbüsler durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın veya hizmetin, diğer bir mal
veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da satın alınan bir
malın belirli bir fiyatın altında satılmaması gibi tekrar satış halinde alım satım
şartlarına ilişkin sınırlamalar getirilmesi,
d) Belirli bir piyasadaki hâkimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticari
avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet
koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler,
e) Tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın ya da teknik gelişmenin 1040
kısıtlanması.”
Bir teşebbüsün davranışının 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında bir ihlal
sayılabilmesi için, söz konusu teşebbüsün bir pazarda hâkim durumda olması ve
davranışı ya da davranışlarının yukarıda sayılan kötüye kullanma hallerinden biri ya
da birkaçını sağlayacak nitelikte olması yeterlidir.
I.4.3. Alt Bayilerin Fiili Münhasırlığa Zorlanması
Soruşturma kapsamında incelenen konulardan bir diğeri Turkcell’in, GSM hizmetleri
pazarındaki hâkimiyetini kullanmak suretiyle aslen münhasırlık ilişkisi bulunmayan alt
bayi kanalındaki rekabet koşullarını bozarak rakiplerinin piyasadaki faaliyetlerinin
zorlaştırılmasını amaçlayan eylemleri olup olmadığı, bir başka deyişle Kanun’un 6. 1050
maddesinin (a) bendinde sayılan kötüye kullanma halinin gerçekleşip
gerçekleşmediğidir. Şikâyetçi teşebbüslerden Avea pazar payını ve gelirlerini
arttırması bakımından karşılaştığı en büyük engelin GSM hizmetlerinin dağıtımı
bakımından en önemli mecra olan alt bayi kanalının Turkcell tarafından münhasır hale
getirilmesi olduğu iddiasında bulunmuştur.
Alt bayilerin işletmeciler için taşıdığı önem bakımından bu noktaların aktivasyon
işlemlerinde tuttuğu yer örnek gösterilebilir. Avea faturasız hat aktivasyonlarının %60’ı
münhasır olmayan alt bayi kanalından gelmektedir. Ayrıca teşebbüs tarafından
sunulan bilgilere göre alt bayilerin Avea bayileri üzerinden yaptıkları aktivasyonlar da
toplam faturasız aktivasyon işlemlerinin %(…..) oluşturmaktadır. Bu örnekte 1060
görülebileceği üzere münhasır olmayan alt bayi kanalı bir işletmecinin aktivasyon
işlemlerinde yarıdan fazla yer tutabilmektedir.
Yapılan başvurularda alt bayi kanalına ulaşamamanın operatörlere maliyetinin;
i) Yeni abone edinememek,
ii) Kontör ve SIM kart satışı yapamamak,
iii) Cihaz, SIM, tarife türünden bağlama kampanyalarında etkisiz kalmak,
iv) Tabela münhasırlığı ve bulunabilirliliklerin düşmesi nedeniyle marka
imajlarının zedelenmesi,
11-34/742-230
27
v) Tüketiciye ulaşabilmek için normal şartlar altında gerekmeyecek satış
çabalarına girmek, 1070
vi) Turkcell’in bu tür hukuka aykırı rekabetçi avantajlara sahip olması
nedeniyle eşit şartlar altında rekabet edememekten kaynaklanan
zararlara uğramak,
olduğu ifade edilmiştir.
Alt bayi kanalının münhasır hale getirildiği iddiasının dayanak noktası Turkcell
tarafından 2009 yılında başlatıldığı iddia edilen Mavi Nokta projesidir. Proje belirli kritik
konumlarda bulunan, finansal gücü yüksek, satış hacmi geniş satış noktalarına hat
aktivasyonu gibi diğer satış noktalarında olmayan bir takım avantajların sağlanmasını
içermektedir. Vodafone tarafından yapılan başvuruda bu noktaların ileride Turkcell
İletişim Merkezi (TİM) statüsü kazanma, fatura tahsilatı yapma, kontratlı ve 1080
kampanyalı cihazlar satma gibi yetkilerin arttırılması, tüm kampanyalara dahil edilme
gibi vaatler verilerek rakip GSM operatörlerinin hizmetlerini vermeme ve ürünlerini
satmama koşuluyla ikna edildikleri ifade edilmiştir. Başvuruda satış noktası Mavi
Nokta olduktan sonra mağazanın tamamen Turkcell kurumsal kimliğini yansıtacak
şekilde giydirildiği, standların kurulduğu, dekore edildiği, bunların yanı sıra bu
noktalara Teknik Şartname adı verilen kriterler listesi de yollanarak adeta bir Turkcell
Yetkili Satış Noktası haline getirildikleri ve çok markalı bir satış noktasının, Turkcell
Mavi Nokta haline getirildikten sonra belirli satış rakamlarına ulaşmaları kaydıyla ek
primler aldıkları belirtilmiş ve bu iddialara ilişkin belgeler yazı ekinde sunulmuştur.
Mavi Noktalarla ilgili bir diğer iddia ise bu noktaların kural olarak Turkcell ile münhasır 1090
şekilde çalışmakla beraber belirli hallerde rakip GSM operatörlerinin sadece kontör
kartlarının satışına izin verildiğidir. İddiaya göre bu uygulamadaki amaç Mavi Noktaya
kontör kart alma amacıyla gelen rakip GSM operatörü abonesinin telkinler yolu ile
numara taşınabilirliği çerçevesinde Turkcell abonesi haline getirilmesidir. Bu noktada
rekabeti bozduğu iddia edilen husus, çok markalı olması gereken satış noktalarının
yalnızca Turkcell lehine telkinde bulundukları, diğer GSM operatörlerine numara
taşımanın da mümkün olmadığıdır. 26.3.2010 tarihinde Turkcell yetkilileriyle yapılan
görüşmelerde, teşebbüs tarafından Mavi Noktalara diğer işletmecilerin ürün ve
hizmetlerini satmamaları konusunda herhangi bir yönlendirme yapılmadığı aksine bu
noktalara rakip operatör abonelerinin girmesinin numara taşıma işlemi açısından bir 1100
imkân yarattığı ifade edilmiştir. Raportörler tarafından yapılan Mavi Nokta
incelemelerinde ise bu noktalarda Turkcell dışındaki operatörlerin SIM kartlarının
satılmadığı, hat aktivasyonlarının yapılmadığı, diğer operatörlere numara taşınmadığı
yalnızca kontörlerin bulunduğu tespit edilmiştir.
Avea tarafından gönderilen 25.2.2010 tarih ve 1768 sayılı başvuru dilekçesinde
Mersin, Diyarbakır, Manavgat, İstanbul, Malatya, Karatay, Gaziantep, İnegöl, Siirt,
Van, Samsun, İzmir, Çorum il ve ilçelerinden gelen çeşitli bayi beyanlarına yer
verilmektedir. Bu beyanlarda yer alan hususlardan bazıları şunlardır:
“ …Bayi Kodlu Turkcell Satış Noktasıyım…Turkcell tarafından Mavi Nokta
bayiliği verilmesi halinde, diğer operatör Avea-Vodafone hatlarını mağazamda 1110
satmama izin verilmeyeceği ve görsel konusunda mağazamın hiçbir şekilde
Avea ve Vodafone sticker, poster ve broşür bulunduramayacağımın bilgisi
verilmiştir.”
“…TSN bayiliği ile iştigal ederken, Avea Gsm ve Vodafone Gsm’in hat ve diğer
ürün çeşitlerinin satışlarına yazılı olmamak kaydıyla, sözlü olarak
yapılamayacağını iletiyorlardı.
11-34/742-230
28
TSN’lerin; diğer GSM operatörlerinin başta gsm hattı olmak üzere ürünlerinin
satışlarını yapamayacağımıza dair, aynı zamanda Avea ve Vodafon’un reklam
afiş, poster uygulamalarına da izin verilmemekle birlikte merch çalışmalarına da
izin verilmemekteydi. Turkcell İletişim Hiz. A.ş.’nin bölgemizden sorumlu bölge 1120
yöneticileri ve satış yöneticileri tarafından sözlü yaptırım ve denetlemeler
şeklinde gerçekleştirdiklerini de beyan etmek istiyorum. Avea ve Vodafone’un
satışlarını ve hizmetlerini yaptığımızı tespit etmeleri halinde TSN sistemlerinin
kısıtlanacağı, tekerrür etmesi halinde de yetkili satış noktası bayiliğimizin iptal
edileceği şeklinde ifadelerle bildirimde bulunuyorlardı.
Yukarıda bildirdiğim üzere bahsi geçen durumlar halen de Turkcell Yetkili satış
noktaları (TSN) ve Turkcell Mavi Nokta bayiliklerinde de bu şekilde ilerlediklerini
biliyorum.”
“…tarihinden itibaren size bağlı ASN olarak çalışmaktayım. Ancak diğer
dükkanım da Turkcell Mavi Noktasıdır. Turkcell Avea bayisi olmamı 1130
kabullenmeyerek Mavi Noktalığımı iptal etmekle tehdit etmeye başlamıştır. Yıl
sonu Aralık ayına kadar bu baskıya karşı koydum ancak ekranlarımı kapatarak
beni mağdur durumda bıraktı. Bu durumda baskısına boyun eğmekten başka
çarem kalmadı. Dolayısıyla sizden ASN’liğimin feshini ve iptalini rica ederim.”
“Turkcell düzenli ziyaretleri sırasında daha önce bana Mavi Nokta olmamı teklif
etti. Ne gibi avantajları olduğunu sorduğumda bana Turkcell’in birçok işlemini
yapabileceğimi, POS cihazı vereceklerini, kontörleri cihazdan yükleyeceğimi ve
daha birçok işlemi yapabileceğimi belirttiler. Avea ve Vodafone’un hat ve kontör
satışını yapabilir miyim diye sorduğumda kesinlikle hiçbir şekilde diğer
operatörlerin satışının olmayacağını ve reklam malzemelerinin 1140
bulunmayacağını belirttiler. Bu durumun da benim kazancımı olumsuz
etkileyeceğini düşündüğümden kabul etmedim.”
“….bayi kodlu Turkcell Mavi Nokta bayisiyim. ..Mağazam Mavi Nokta olmadan
önce Avea’nın hizmetini de veriyorduk. Yani hat ve kontör gibi ürünlerinin
satışlarını yapabiliyorduk. Fakat Mavi Nokta bayisi olduktan sonra mevcut
mağazamızda Avea’nın bırakın ürünlerinin satışını yapmak Avea ile ilgili tabela,
poster, broşür ve stickerlerini taktırmama gibi zorunluluklar gerek Turkcell
yetkilileri gerekse üst bayimiz olan TDM bayisi tarafından yasaklanmıştır.
Hatta buna bağlı olarak diğer operatör ürünlerinin satışını ve reklam
faaliyetlerinde bulunan Mavi Nokta bayilerinin bilgisayar ekranlarından 1150
yetkilerinin durdurulması veya Turkcell tarafından verilen bankalara ait POS
cihazlarının geri alınması hatta bazı primlerinin kesilmesine kadar cezai şartlar
verilmektedir.
Bu tür zorlayıcı şartlar olmasaydı mağazamda günlük ortalama 15 adet kontör
ve yine aylık 70 adet Avea hat satışı yapabilirdim.”
“ Ocak 2009- Eylül 2009 dönemlerine Turkcell Mavi Nokta olarak …. adresinde
faaliyet gösteren …firmamızın diğer operatörün ürünlerini satmamıza izin
verilmemiştir. Diğer operatörlerin görsel uygulamalarının kaldırılması
istenmiştir. Sadece kontör satılmasına izin verilmiştir. Turkcell yetkili ve
çalışanlarının sözlü olarak ifade ettikleri bu durumun dışına çıkılması halinde 1160
yetkilerin alınacağı belirtilmiştir. Tek taraflı taleplerinin yerine getirilmesi
durumunda cihaz kampanyalarından banka anlaşmalarından
faydalanabileceğimizi aksi durumda yetkilerin alınacağını belirtmekteydiler.
11-34/742-230
29
Şartlarını yerine getirmediğimiz Ekim ayında verilen bilgisayar, mobilya ve
tabela geri alınmıştır.”
“…ticari unvanı altında gsm ve cep telefonu hizmetleri ve ticareti ile 2000
yılından beri faaliyetlerimize devam etmekteyiz.
Münhasıran Turkcell bayisi veya abone merkezi statüsünde olmamamıza
rağmen, Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. saha satış yöneticileri ve bölge amirleri
tarafından sürekli, zımni veya açık olarak rakip operatör ürünlerinin işyerimizde 1170
bulundurulmaması, teşhir edilmemesi, görsellerin uygulanmaması ile ilgili baskı
yöntemleri uygulanmaktadır. Turkcell’in …kodlu münhasır olmayan alt bayisi
olarak yaşadığımız olayları beyan ederek bilgilerinize sunarız.
… Son örneğimiz de; 2009 yılı içerisinde Turkcell saha satış yöneticisi
…işyerimizi müteakip defalar ziyaret ederek rakip firma ürünleri
bulundurmamak kaydı ile, bize şu teklifi sunmuştur. “Şirketimizce işyerinizin
satış performansı bilinmektedir. Sizlere sadece Turkcell ürünlerinin
sergileneceği ve satılacağı, Mavi Nokta isimli alt bayi statüsü uygulamasını
teklif ediyoruz.”.
Alışveriş merkezlerinde ve benzin istasyonlarında rakip operatör ile aynı 1180
görsellikte, teşhirde ve mecrada satılan Turkcell ürünlerinin olmasına rağmen;
orta ölçekli cep telefonu satış dükkanlarında, hâkim durumu baskı ve tehditle
kötüye kullanarak hem bizim gibi esnafların kazançları engellenmiş olup, hem
de diğer operatörlerin satış büyüme faaliyetlerine olumsuz yönde tutumlar
sergileyerek Turkcell’e rakip olmaları engellenmektedir. Eğer birinci operatörün
yukarıda bahsi geçen uygulamaları olmasaydı, mağazamızda müşterilerimize
sunduğumuz hizmet, kalite ve müşteri memnuniyeti çok daha yüksek
seviyelerde olabilirdi…” .
Turkcell tarafından gönderilen 21.10.2010 tarih ve 8067 sayılı bilgi yazısında Mavi
Nokta isimli ayrı bir satış kanalının bulunmadığı, “Mavi Nokta” ibaresinin TDM 1190
kanalının oluşturulması esnasında yürütülen proje kapsamında, Turkcell Yetkili Satış
Noktalarını (YTSN) ifade etmek için kullanılan bir isimden ibaret olduğu belirtilmiştir.
Aynı yazıda TSN’lerin bazı Turkcell ürün ve hizmetlerinin satışını yapmak konusunda
yetkilendirilmiş ve kendileriyle münhasır çalışmayan bayiler olduğu, YTSN’lerin ise
farklı olarak TSN’ler tarafından yürütülen faaliyetlere ek olarak faturalı hat aktivasyonu
yapma (faturalı hat aktivasyon ekranı bulunan) yetkisi bulunan bayiler olduğu ifade
edilmiştir.
Turkcell yetkilileri tarafından verilen cevapta ayrıca, BTK tarafından çeşitli tarihlerde
kendilerine gönderilen yazılarda “yetkili GSM bayilerinin abone kaydı yaparken yeterli
adres ve kimlik bilgilerini almadıkları, adres ve kimlik bilgilerinin bulunmaması 1200
nedeniyle gerekli yasal işlemlerin uygulanmasında güçlüklerle karşılaşıldığı, söz
konusu hatlarla ilgili çoğunlukla abone kaydının bulunmaması veya sahte ad/adresle
alınmasından dolayı söz konusunu telefon kullanıcılarının tespitinin mümkün olmadığı,
bu durumun da terör vb., olayların önlenmesini engelleyici bir unsur bakımından ülke
güvenliği için sakıncalar getirdiği belirtilmiş olup, GSM hattı satan bayilerin bu konuda
uyarılmasının talep edildiği” ifade edilmiş, Turkcell’ce faturalı hat aktivasyon yetkisi
verilerek YTSN olarak yetkilendirilecek TSN’lerin bu konuda bilgili ve yetkin çalışanlar
istihdam edebilecek nitelikte ve hem ticari hem de finansal açıdan güvenilir yapıda
bayiler olmasına dikkat edildiği belirtilmiştir.
1210
11-34/742-230
30
2010 yılı başından itibaren YTSN sayılarını gösteren tablo ise aşağıdadır:
Tablo 10: 2010 yılı Turkcell YTSN Sayıları
Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Yapılan başvurular ve Turkcell’in açıklamaları birlikte dikkate alındığında, Mavi Nokta
şeklinde isimlendirilen bayi yapılanmasının (2010 yılı için) 1800 civarında mağazadan
oluştuğu, bu bayilerin diğer TSN’lerden farklı olarak faturalı hat aktivasyonu
yapabildikleri, ticari ve finansal açıdan güvenilir, yerleşim bakımından da mutena
bölgelerde yer alan bayiler arasından seçildikleri hususlarının teyit edildiği
görülmektedir.
Mavi Noktaların satış hacmi bakımından tüm kanal içindeki önemini göstermek
bakımından Turkcell’in 2007-2008-2009 yıllarına ve 2010 yılı ilk 6 aya ilişkin hat 1220
aktivasyonlarının son kullanıcıya satış yapılan noktalar arasındaki dağılımını gösteren
aşağıdaki tablodaki veriler kullanılabilir:
Tablo 11: 2007-2010 Dönemi Turkcell Aktivasyonlarının Turkcell Noktaları Arasındaki Dağılımı
2007 2008 2009 2010 (6 Aylık)
TİM (…..) (…..) (…..) (…..)
YTSN+TSN (…..) (…..) (…..) (…..)
YTSN (…..) (…..) (…..) (…..)
TSN (…..) (…..) (…..) (…..)
ZİNCİR (…..) (…..) (…..) (…..)
2007 yılı için TSN/YTSN kırılımı Turkcell tarafından sağlanamamıştır. Tabloda yer
alan veriler incelendiğinde; Mavi Noktaların (YTSN’lerin) bireysel satış kanalındaki
payının 2008 için %(…..), 2009 için %(…..), 2010 yılı ilk altı ayı içinse %(…..) olduğu
ve bu dönem içinde sürekli bir artış gösterdiği ve artışın büyük kısmının diğer
TSN’lerin payından geldiği görülmektedir. Turkcell’in yaklaşık 15.000 noktada
(yaklaşık (…..)’i münhasır noktalar olan TDM ve TİM’ler olmak üzere) satıldığı
düşünüldüğünde (…..) YTSN’nin adet olarak oranı %(…..) düzeyindedir. Bu da 1230
YTSN’lerin satış kapasitelerinin adet olarak sistemdeki oransal büyüklüklerinin oldukça
üzerinde olduğunu göstermektedir.
Çeşitli çok markalı satış noktasının Mavi Nokta projesine dahil olmasından sonra diğer
işletmecilerin yaşadıkları aktivasyon ve gelir kaybı miktarları ayrı ayrı
değerlendirilecektir. Bu kapsamda işletmecilerden talep edilen bilgilere verilen
cevaplar dahilinde Vodafone açısından yaşanan aktivasyon kaybını gösteren tablo
aşağıdadır:
Tablo 12: Vodafone’un Aktivasyon Sayısı
200909 200910 200911 200912 201001 201002 201003 201004 201005 201006 201007 201008 201009
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Buna göre Vodafone ürünü satmakta olan (…..) adet Mavi Noktanın aktivasyon
toplamı 2009 yılının Eylül ayında (…..) düzeyindeyken 2010 yılı Eylül ayında (…..) 1240
adete düşmüştür. Tablo incelendiğinde düşüşün özellikle 2010 yılı Nisan ayından
itibaren keskinleştiği görülmektedir. Aktivasyon rakamlarının seyrini gösteren grafik
aşağıdadır:
Grafik 1: Vodafone aktivasyon sayısı
(………..TİCARİ SIR……….)
11-34/742-230
31
1250
2009 yılı Ocak ayı ile 2010 yılı Haziran dönemi ilişkin hat aktivasyonlarının son
kullanıcıya satış yapılan noktalar arasındaki dağılımını gösteren Tablo 13 ise aşağıda
sunulmuştur:
11-34/742-230
32
Tablo 13: Vodafone’un Aktivasyonlarının Son Satış Noktaları Arasındaki Dağılımı
Toplam Satış 01.09 02.09 03.09 04.09 05.09 06. 09 07. 09 08. 09 09.09 10.09 11.09 12.09 01.10 02.10 03.10 04.10 05.10 06.10
Direk Satış Ekipleri (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kurumsal Satış Kanalı (KSK) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
VF Cep Merkezleri (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Altbayiler (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Silver Shop (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Faturasız Hat Ocak 09 Şubat 09 Mart 09 Nisan 09 Mayıs 09 Haziran 09
Temmuz
09
Ağustos
09 Eylül 09 Ekim 09 Kasım 09 Aralık 09 Ocak 10 Şubat 10 Mart 10 Nisan 10 Mayıs 10 Haziran 10
Direk Satış Ekipleri (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kurumsal Satış Kanalı (KSK) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
VF Cep Merkezleri (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Altbayiler (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Silver Shop (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Faturalı Hat Ocak 09 Şubat 09 Mart 09 Nisan 09 Mayıs 09 Haziran 09
Temmuz
09
Ağustos
09 Eylül 09 Ekim 09 Kasım 09 Aralık 09 Ocak 10 Şubat 10 Mart 10 Nisan 10 Mayıs 10 Haziran 10
Direk Satış Ekipleri (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Kurumsal Satış Kanalı (KSK) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
VF Cep Merkezleri (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Altbayiler (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Silver Shop (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
11-34/742-230
33
Mavi Noktalar tabloda yer alan alt bayiler satırının bir alt kümesidir. Dolayısıyla iddialar 1230
bakımından özellikle faturalı hat aktivasyonlarını gösteren tabloda alt bayiler
kırılımında önemli düşüşler görülmesi beklenmektedir. Tablodaki değerler
incelendiğinde 2009 yılı Ocak ayında faturalı hat aktivasyonu sayısının (…..) olduğu,
bu değerin aynı yılın ikinci yarısında sıfıra yaklaştığı, 2010 yılı ile birlikte ise eski
değerlerine ulaştığı hatta 2010 yılı Haziran ayında (…..) aktivasyon yapıldığı
görülmektedir. Bununla birlikte faturasız hat aktivasyonlarında da 2010 yılı Haziran
ayında gelinen nokta uygulamanın başladığının iddia edildiği 2009 yılı Ocak ayı
değerinin %65 üzerindedir.
Benzer değerler Avea açısından incelendiğinde ise aktivasyon rakamlarını gösteren
tablo aşağıda sunulmuştur: 1240
Tablo 14: 2009-2010 Dönemi Avea Aktivasyonlarının Aylar İtibariyle Ortalaması
AY 2009 2010
Faturalı Faturasız Toplam Faturalı Faturasız Toplam
OA (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Ocak
ON (…..) (…..)
OA (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Şubat
ON (…..) (…..)
OA (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Mart
ON (…..) (…..)
OA (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Nisan
ON (…..) (…..)
OA (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Mayıs
ON (…..) (…..)
OA (…..) (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Haziran
ON (…..) (…..)
OA (…..) (…..) (…..)
Temmuz
ON (…..)
OA (…..) (…..) (…..)
Ağustos
ON (…..)
OA (…..) (…..) (…..)
Eylül
ON (…..)
OA (…..) (…..) (…..)
Ekim
ON (…..)
OA (…..) (…..) (…..)
Kasım
ON (…..)
OA (…..) (…..) (…..)
Aralık
ON (…..)
*OA: Ortalama Aktivasyon
ON: Ortalama Nokta
Avea tarafından satış gelirlerinin satış noktalarına göre dağılımı sağlanamadığından
Mavi Noktaların pazar üzerindeki etkisini gösteren tek veri aktivasyon adetleridir.
Buna göre 2009 yılı Ocak ayında (…..) noktasından başlayan ortalama aktivasyon
adedi 2010 yılı Haziran ayında (…..) ortalamasına gerilemiştir. Ancak ortalama
aktivasyon değerinin faturalı ve faturasız hatlar bakımından kırılımı incelendiğinde
şikâyet dilekçelerinde Mavi Noktalarda satılmadığı iddia edilen faturalı hatların satış
11-34/742-230
34
ortalamasında sürekli bir düşüşün olmadığı, satışların dalgalı bir seyir izlediği
görülmektedir.
Şikâyet kapsamında Mavi Nokta operasyonunun piyasa üzerinde etki yaratacağı en 1250
önemli alanlardan biri olarak gösterilen numara taşınabilirliği çerçevesinde oluşan
değerler incelendiğinde Avea’nın 2010 yılı Haziran ayı itibariyle (…..) aboneyi diğer
operatörlerden kendine çektiği buna karşılık (…..) Avea abonesinin diğer operatörlere
numarasını taşıdığı görülmektedir. Numara taşınabilirliği uygulamasının 2008 yılının
Kasım ayında, başvuru konusu Mavi Nokta uygulamasının 2009 yılı Ocak ayı içinde
başladığı düşünüldüğünde ilk iki ay dışında tamamen şikâyet konusu uygulamayla
çakışan dönemde Avea’nın (…..) abonelik bir net kazancı olduğu görülmektedir.
Vodafone’un numara taşınabilirliği kapsamındaki abone hareketlerini gösteren tablo
aşağıdadır:
Tablo 15: Vodafone Mobil Numara Taşınabilirliği Verileri 1260
Aylar Vodafone'a Numara Taşıma Toplamı
Vodafone'dan
Numara Taşıma
Toplamı
Vodafone NET
Kasım 08 (…..) (…..) (…..)
Aralık 08 (…..) (…..) (…..)
Ocak 09 (…..) (…..) (…..)
Şubat 09 (…..) (…..) (…..)
Mart 09 (…..) (…..) (…..)
Nisan 09 (…..) (…..) (…..)
Mayıs 09 (…..) (…..) (…..)
Haziran 09 (…..) (…..) (…..)
Temmuz 09 (…..) (…..) (…..)
Ağustos 09 (…..) (…..) (…..)
Eylül 09 (…..) (…..) (…..)
Ekim 09 (…..) (…..) (…..)
Kasım 09 (…..) (…..) (…..)
Aralık 09 (…..) (…..) (…..)
Ocak 10 (…..) (…..) (…..)
Şubat 10 (…..) (…..) (…..)
Mart 10 (…..) (…..) (…..)
Nisan 10 (…..) (…..) (…..)
Mayıs 10 (…..) (…..) (…..)
Haziran 10 (…..) (…..) (…..)
Temmuz 10 (…..) (…..) (…..)
Ağustos 10 (…..) (…..) (…..)
Tablodaki veriler incelendiğinde Vodafone’un 2009 yılı Nisan ayından itibaren sürekli
olarak net abone kazandığı görülmektedir. Dolayısıyla şikâyet edilen uygulama
döneminde diğer iki işletmeci iki buçuk milyona yakın abone kazanmıştır. Buna karşılık
Turkcell’in numara taşınabilirliği kapsamında Kasım 2008-Eylül 2010 döneminde net
abone kaybı (…..) olmuştur.
Yukarıda yer alan veriler incelendiğinde Mavi Nokta uygulamasının başlangıç tarihi
olarak ifade edilen 2009 Ocak ayından itibaren piyasa üzerinde görülen etkiler
aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
1) Soruşturma yürütülen dönemde Vodafone ürünü satmakta olan (…..) adet Mavi
Noktanın aktivasyon toplamı 2009 yılı Eylül ayında (…..) iken 2010 yılı Haziran 1270
11-34/742-230
35
ayında (…..) düşmüştür. Aylar bazında seyir incelendiğinde düşüşün özelikle
2010 yılı Nisan ayında ivme kazandığı görülmektedir. Diğer yandan Avea 2009
Ocak-2010 Haziran döneminde kendi ürünlerini satan (…..) ile (…..) arasında
Mavi Noktanın ortalama aktivasyon adedi verisini sağlamıştır. Buna göre 2009
yılı başında ortalama (…..) aktivasyon yapan bu bayilerin ortalaması 2010 yılı
Haziran ayında (…..) düzeyine inmiştir. Ancak ilgili Avea bayilerine ilişkin bu
değerlerin sürekli bir düşüş eğilimi göstermediği belirtilmelidir. Grafik 2009 yılı
içinde Temmuz ayı dışında hemen hemen yatay bir seyir izlemiş, 2010 yılında
ise bir sıçrama yaşanan Mart ayı dışında düşüş eğilimi göstermiştir.
2) Vodafone’un 2009 yılı Ocak ayı ile 2010 yılı Haziran dönemi ilişkin hat 1280
aktivasyonlarının son kullanıcıya satış yapılan noktalar arasındaki dağılımını
gösteren tablo incelendiğinde şikâyetler kapsamında izin verilmediği iddia
edilen faturalı hat satışlarının 2009-2010 Nisan aylarını kapsayan dönemde
dramatik şekilde düştüğü hatta zaman zaman sıfır düzeyine indiği
görülmektedir. Bununla birlikte 2010 yılının veri sağlanan son iki ayında (Mayıs-
Haziran) faturalı hat satışları önce 2009 yılı başındaki seviyeye geri dönmüş
daha sonra da Vodafone tarafından verisi sağlanan 2007-2010 döneminde hiç
ulaşılmamış bir sayı olan (…..) düzeyine çıkmıştır. Faturalı hat satışlarının Avea
ürünü satan Mavi Noktalar bakımından seyri açık bir eğilim göstermemektedir.
Bu çerçevede ortalama 11 satış yapılan 2010 yılı Mart ayı ve yalnızca (…..) ve 1290
(…..) satış yapılan 2009 Ocak ve Temmuz ayları uç değerler olarak öne
çıkmaktadır. İki işletmeciden sağlanan bu verilerden Vodafone’a ait olan kısım
tüm alt bayi kanalını temsil etmektedir. Dolayısıyla satışların sıfır düzeyine
indiği (ya da çok azaldığı) dönemlerde Mavi Noktalarda da satış yapılmadığı
sonucuna ulaşılabilirken, 2010 yılı Mayıs ve Haziran ayı gibi faturalı hat
satışlarının yükseldiği dönemlerde Mavi Noktalarda da bu ürünlerin satışının
yapıldığını doğrudan söylemek mümkün değildir. Bununla birlikte Avea’ya ya ait
veriler yalnızca bu operatörün ürünlerini satan Mavi Noktalara ilişkindir.
I.4.3.1. Fiili Münhasırlık Çabaları Bağlamında Turkcell-Smile Holding A.Ş. (Smile)
İlişkileri 1300
Soruşturma kapsamında incelenen iddialardan bir diğeri Turkcell ile Smile arasındaki
ilişkinin dağıtım kanalı boyutunu kapsamaktadır. Rekabet Kurulu’nun 9.7.2008 tarih
ve 08-44/603-230 sayılı kararında Smile’ın Turkcell hakkındaki şikâyeti mal vermenin
reddi bağlamında ele alınmış ve konuyla ilgili soruşturma açılmasına gerek
bulunmadığına hükmedilmiştir. Bununla birlikte ilgili kararda, “…ihlal niteliği
taşıyabilecek husus, Turkcell’in distribütörlerine veya bayilere baskı yaparak Smile’a
ürün çıkışı yapmalarını engellemesidir.” ifadelerine yer verilmekte ve yeniden satış
koşullarının belirlenmesinin ve serbest ticaretin engellenmesinin rekabet hukukuna
aykırı olduğu vurgulanmaktadır.
Mevcut soruşturmanın Kanun’un 6. maddesi çerçevesindeki konusu alt bayilerin 1310
münhasırlaştırılması suretiyle rakip operatörlerin faaliyetlerinin zorlaştırılmasıdır.
Dolayısıyla mevcut soruşturma kapsamında, Turkcell’in Smile’a yönelik davranışları
alt bayilerin münhasırlaştırılması bağlamında, bu eylemin bir parçası olup olmadığı
açısından incelenmiş ve değerlendirilmiştir.
Eylül 2006 yılında hazırlanan “Smile Holding Yapı Önerisi” başlıklı sunumda Smile
Holding telekomünikasyon, bilgi teknolojisi ve yeni medya (TIME) sektörleri başta
olmak üzere küresel fırsatları Türkiye ve etrafındaki coğrafyada değerlendirilmek için
kurulmuş, sektördeki önde gelen oyuncuların desteğini almış, operatörlerden
11-34/742-230
36
bağımsız şekilde yarattığı değeri optimum seviyede gerçekleştiren bir yatırım holdingi
olarak tanımlanmaktadır. Detaylı olarak pek çok teknoloji platformu tabanlı projenin 1320
tanıtıldığı sunumda “hedefler” başlıklı yansıda,
- GSM alanında MVNO ve 3G lisansları ile full operatör yapısı
- Destekleyici platform operatörlüğü (MVNE)
- Dijital platform sağlayıcı
- Dağıtım ağı
- Ödeme sistemleri
- Katma değerli servis ve ürünler
- “Broadband“ bağlantı sağlayıcı
- İçerik sağlayıcı (Portallere, interaktif TV’lere vb.)
- Bahis vb uygulamalar yer almaktadır. 1330
Smile Holding projesi pek çok katmanı içeren uzun vadeli bir operasyon olmakla
beraber, mevcut dosya kapsamında esas olarak, ilk fazda başlatılması planlanan
hedeflerden biri olan “dağıtım ağı” ayağı ele alınacaktır.
Buna göre Smile Holding temelde, tüm GSM operatörlerinin ürün ve hizmetlerini
satan, zamanla bunlara çeşitli katma değerler eklemeyi hedefleyen, bunun yanı sıra
bilgisayar, bilgisayar aksesuarı, cep telefonu, cep telefonu aksesuarı, MP3 player,
iPod, data kartları ve diğer ürünler satan bayilerden oluşan bir kanal oluşturmayı
planlayarak kurulmuştur. GSM hizmetleri pazarındaki genel yapı düşünüldüğünde
Smile bayilerinin operatörlerin ürün ve hizmetlerini nihai kullanıcılara ulaşmasını
sağlayan alt bayiler oldukları görülmektedir. Herhangi bir alt bayiden temel farkı 1340
Smile yapılanmasının tüm operatörlerin ürünlerini satmak fikri üzerine kurulu
olmasıdır. Bu bağlamda Smile bayileri için herhangi bir operatörle münhasır çalışmak
söz konusu olamayacaktır. Smile operasyonunun kısa bir süre içerisinde birkaç bin
ile ifade edilen bayi sayısında ulaştığı düşünüldüğünde söz konusu yapının alt
bayilerin herhangi bir operatör lehine münhasırlaştırılmasının önünde önemli bir
engel oluşturacağı açıktır. Gizlilik talebiyle yapılan ve Smile bayilerine mal
verilmesinin engellendiği iddia edilen başvuru, bu kapsamda ele alınarak
soruşturmaya dahil edilmiş ve aşağıda sıralanan tespitlere ulaşılmıştır.
Turkcell’in distribütör ve/veya bayilerine Smile’a veya herhangi bir teşebbüse mal
vermeyi engellemesi, bir yandan dağıtım ağındaki teşebbüslerin ticari özgürlüklerini 1350
kısıtlayıcı, marka içi rekabeti engelleyici bir durum, öbür yandan bu teşebbüslerin
Turkcell’in kontrolü dışında büyümelerini, güçlenmelerini engelleyici bir husustur.
Turkcell’in Ocak 2007’de hazırlamış olduğu “Distribütör Blokaj Uygulaması” başlıklı
çalışmada da bu husustaki endişeleri,
“Amaç: Distribütörlerin kendi aralarındaki rekabetten zarar görmemelerini sağlamak,
Ödeme Periodları: Distribütör tarafında beklenti oluşturmamak için yıl içinde
düzensiz.” ifadeleriyle dile getirilmiştir.
Eski bir Smile yetkilisi ile yapılan görüşmede dile getirilen hususlar da Turkcell’in
dağıtım sistemine müdahalesine ilişkindir:
“Smile kurulduğu aşamada fiziksel kontör temininde sorun yaşayacağını 1360
düşünmedi. Ancak taleplerimiz distribütörler tarafından karşılanmadı. Çok
11-34/742-230
37
sıkıştığımız için MEP’le işbirliği yapma yoluna gittik. Ancak onların da belli bir
limiti olduğu için bu sistem sürdürülebilir olmayacaktı; nitekim 1-2 ay sonra MEP
de mal alamamaya başladı, biz de. Yine ara katmanlardan mal almaya gayret
ettik ama bu da sonuç vermedi..Turkcell’in Smile ile çalışmak istememesinin
sebebi dijital stok yöntemine geçilmesi halinde firmanın stok üzerinde
kontrolünün kalmayacak olmasıdır. Bu durumda herkes katma değeri kadar
gelir elde edecek, operatör tarafından arz kısma imkanı ortadan kaldıracaktır.
Üstelik dijital kontör durumunda operatörün maliyeti %2 düşecektir…Bütün
operatörlerin ürünlerinin bir arada olduğu mağaza fikrine İngiltere’deki 1370
Carphone Warehouse zinciri örnek verilebilir. Bu tip mağazalarda bütün
operatörlerin ürünleri bir arada satılır. Türkiye’de Turkcell’in kampanyalı
ürünlerine başka operatörlerin kampanyalı ürünlerinin satıldığı hiçbir e-ticaret
sitesinde rastlanamaz. Bu Smile ile çalışmamanın sebeplerinden biridir…Smile
sisteminin Turkcell olmadan ayakta kalması söz konusu değildir; buna karşılık
Avea sisteme girmeden her zaman devam edilebilirdi…Turkcell kontör
kanalında kontrolü kaybetmesi halinde distribütörler açısından cihaz ticareti ve
bayi ticareti üzerindeki kontrolü kaybetmekle yüzyüze kalacaktır. Bunun sebebi
distribütörlerin gelirleri içindeki kontör payının büyüklüğüdür…Distribütörlerin
cihaz ticaretinden aldıkları pay ile kontör satışından aldıkları pay arasında 1380
dengesizlik olması iktisadi bir mantıkla açıklanamaz. Kontör satışı cihaz
satışına göre çok daha kolaydır…Sektörde rekabetin olabilmesi için sektörün
en önemli öğesi olan bir ürünün ayrımcılık olmadan satılabilir olması
gerekir….Turkcell tarafından istenmeyen durum kontörün bağımsız bir sistem
tarafından şeffaf şekilde satıldığı bir yapıdır ve Mavi Nokta sistemi bu biçimde
çalışmamaktadır…..Yaysat mevcut durumda Turkcell’den distribütörleri
üzerinden mal alabilmektedir. Buna karşılık aynı distribütörden (Başarı) Smile
mal temin edememiştir. Bu durum Doğan Holding’le Turkcell arasındaki
husumetin her durumda ticarete engel olmadığını göstermektedir.”
Turkcell’den elde edilen belgelerde, Turkcell’in dağıtım kanalındaki teşebbüslerin 1390
kimlere mal sağlayacaklarını ve kimlerin ürünlerini satacaklarını belirleme niyetinde
olduğunu ve bu yönde yaptırım tehditleri içeren adımlar attığını göstermektedir.
Bunun gibi, Turkcell ile çalışmış olan çeşitli teşebbüs yetkilileri ile gerçekleştirilen
görüşmelerde de benzer hususlar dile getirilmiş, kendileri ile çalışmayı tercih eden ve
bunun için kendilerine başvuran bayilerin bu yönelimlerinin Turkcell tarafından
engellendiği belirtilmiştir. Bu ifadeleri destekleyecek yönde ve Turkcell’in hangi
bayinin hangi distribütörle çalışacağını gösterir nitelikte elektronik postalara
ulaşılmıştır.
I.4.3.2. Smile’a Mal Satan Teşebbüslere Uygulanan Yaptırımlar
Dağıtım sisteminin Turkcell tarafından sıkı kontrol edilmesinin bir yansıması da 1400
Smile’a Turkcell’in kanalından ürün satışının engellenmeye çalışılması şeklinde
kendini göstermiştir. Smile’a mal satan bayiler ve distribütörler ile ilgili olarak çeşitli
yaptırımlar öngörülmüştür.
Eski bir Turkcell distribütörü olan MEP’in Genel Müdürü Timur KAYA’nın yaptığı
açıklamaya göre, 2007 yılı Ocak ayında faaliyete başlayan Smile ile MEP’in
ticaretinin Turkcell açısından büyük sıkıntılar yarattığı gerekçesiyle bu teşebbüs
Turkcell tarafından uyarılmış, bunu takiben 2008 başında Smile’a kontör vermesi
halinde distribütörlüğünü kaybedebileceği konusunda uyarılmıştır. Bunun gibi, çeşitli
bayi yetkilileri tarafından yazılıp imzalanmış belgelerde yer alan aşağıdaki ifadelerde
11-34/742-230
38
de Smile tabelası asılması ya da Smile’a mal satması sebebiyle Turkcell tarafından 1410
ne şekilde uyarılıp cezalandırıldıkları belirtilmektedir. Bu bayilerin bir kısmının
Turkcell ile irtibatlarının bitmiş olmasına rağmen halen Turkcell’den çekinmeleri ve
isimlerinin gizli kalmasını talep etmeleri, Turkcell’in dağıtım kanalındaki etkisini ve
yaptırım gücünü göstermek bakımından önemlidir.
……………………….. İletişim adlı bayi
“Turkcell ana merkezde Özlem CANKARA, bizzat Smile Bayiliği olmamız
durumunda bizimle alakasını kesecektir diye bizzat uyarmıştır. Bayiliğimizin
iptal olmasını arz ederim.” ifadeleri yer almaktadır.
Bir diğer bayi
“….2007 yılı sonu ve 2008 yılı başında, Turkcell satış temsilcisi Pelin 1420
GÜZELOĞLU rutin ziyaretlerinin dışında bayimize gelerek kontör satışında
kullandığımız pos makinesinin kapatılacağını beyan etti. Bunun gerekçesi
olarak da başka bir çocuğumun adına Avea bayiliklerinin bulunmasını gerekçe
gösterdi, bu ziyaretten 10-15 gün sonra da pos makinemiz iptal
edildi…..Anadolu yakasının önemli bir bölümü Şengüller A.Ş.’ye Turkcell
Dağıtım Merkezi olarak tahsis edilmiştir. Bu bölgeler Şengüllerin satış
elemanlarınca tüm telefon satıcıları ziyaret edilerek kontör hattını sadece
kendilerinden alabilecekleri, bunun yanı sıra Turkcell’in sağlayacağı promosyon
ve kampanyalara dahil olmanın bu sisteme katılmaktan geçtiği empoze
edilmiştir. Rutin ziyaretler sırasında birkaç bayiye Avea tabelanı sökersen, 1430
Vodafone bayrağı bulundurmazsan sana kontör posu bağlarız ve Turkcell
abone kodu veririz şeklinde beyanlarda bulunulmuştur. Avea tabelası sökülen
bayilerden birkaçı ….. adresinde faaliyet gösteren … ve …. adresinde faaliyet
gösteren …’dir.
Turkcell tarafından firmamıza TDM’lerden kontör almamız konusunda baskı
yapılmaktaydı. Ancak bizim TDM’lerden kontör almamamız ve (……….TİCARİ
SIR………….) üzerine bayilik kodumuz iptal edildi…. Dolayısıyla Turkcell’in
yaptığı promosyon ve kampanyalardan yararlanamaz duruma geldik. Tüm bu
gelişmelerin üzerine Turkcell yetkilileri tarafından rutin ziyaretlerde Serdar
AYTAÇ ve Sacit Özgür UZGUN tarafından Smile tabelanızı kaldırırsanız size 1440
bayilik kodunuzu geri veririz şeklinde açıklamalarda bulunuldu. Bayilik kodumuz
……… idi.
10 Nisan 2009’dan itibaren hiçbir bayi Turkcell distribütörlerden talep ettiği
kontörü alamamaktadır. Piyasada kasıtlı yokluk yaratarak kontörü Turkcell
Dağıtım Merkezi’nden almayı zorlamaktadır. Turkcell, Smile Holding A.Ş. gibi
şirketlerin posundan kontör satışını engellemektedir. Turkcell distribütörleri şu
an sadece Turkcell Ekstralar’a Turkcell tarafından bildirilen adetlerde kontör
satışı yapmaktadır. Turkcell’in yapmış olduğu bu uygulama nedeni ile bayisi
olduğumuz hiçbir Turkcell distribütöründen kontör alamaz duruma geldik.”
Yukarıdaki beyanda dikkat çeken noktalar, ilgili bayinin Smile dışında Avea ürünü 1450
satmasının da engellenmiş olması, bayinin doğrudan Turkcell distribütöründen mal
alışına izin verilmemesi, Turkcell kampanya ve promosyonlarının bayi için önemli
unsurlar olması sebebiyle Turkcell tarafından birer ceza mekanizması olarak
kullanılmasıdır.
Başka bir bayi yetkilisinin beyanı
11-34/742-230
39
“….2006-2009 yılları arasında Turkcell abone noktası olduğumuz dönemlerde
Turkcell’in her türlü desteğinden faydalanan bir firma idik. Günlük kontör ve cep
telefonu satışlarımızdan elde ettiğimiz gelir yaklaşık 400 TL idi. Bu dönemde
Turkcell’in tüm desteklerinden faydalanıyorduk. 2007 Mayıs ayında Smile bayisi
olduktan sonra Turkcell tarafından bazı uygulamalara maruz kaldık. Kontör ve 1460
kampanyalı cihazlarda Turkcell’den ürün alamadık. 2008 yılı başında Turkcell
kontörlerimiz ve pos cihazlarımız Turkcell yetkilileri tarafından söküldü. 2008 yılı
Nisan, Mayıs aylarında bayimize yapılan rutin ziyaretlerde TDM yetkilisi
Teknoteks iletişim A.Ş. tarafından Smile tabelamızı kaldırmamız halinde her
türlü desteğin tarafımıza sağlanacağı iletildi. Smile bayisi olmamız sebebiyle
Turkcell tarafından sürekli baskı altında tutuluyorduk. Smile bayisi olmayan
diğer bayilere Turkcell tarafından her türlü destek sağlanırken Smile bayilerine
kontör ve kampanyalı cihaz satışları engelleniyordu.
Avrupa yakasının Zeytinburnu Bölgesi, Teknoteks İletişim A.Ş. Turkcell Dağıtım
Merkezi olarak tahsis edilmiştir. Bu bölgeler Teknoteks İletişim A.Ş.’nin satış 1470
elemanları tarafından tüm bayiler ziyaret edilmiş, kontör hattını sadece
kendilerinden alabileceklerini bunun yanı sıra Turkcell’in sağlayacağı
promosyon ve kampanyalara dahil olma koşulunun bu sisteme katılmak
olduğunu ifade etmiştir…..”
Diğer bir bayi yetkilisinin beyanı
“…2000-2008 yılları arasında Turkcell abone noktası olduğumuz dönemlerde
Turkcell’in her türlü desteğinden faydalanan bir firma idik….2007 yılı Nisan
ayında Smile bayisi olduktan sonra Turkcell tarafından bazı uygulamalara
maruz kaldık. Kontör ve kampanyalı cihazlarda Turkcell’den ürün alamadık.
2008 yılı başında Turkcell kontörmatiklerimiz ve pos cihazlarımız Turkcell 1480
yetkilileri tarafından söküldü. 2008 yılı Nisan, Mayıs aylarında bayimize yapılan
rutin ziyaretlerde TDM yetkilisi Yaşar İletişim tarafından Smile tabelamızı
kaldırmamız halinde her türlü desteğin tarafımıza sağlanacağı iletildi….”
Turkcell’de yapılan incelemelerde elde edilen yazışmalarda da konuyla ilgili olarak
aşağıda yer alan e-postalara ulaşılmıştır.
(………….)’dan (………….)’e 5 Temmuz 2007 tarihli “(………….)
Görüşmesi” başlıklı yazışma:
“Smile ile ilgili duruşumuz: TİM sözleşmesine aykırı olduğu için münhasırlık
konusunda ödün vermemiz mümkün değildir. Bu sebeple Smile mağazası olan
bir TİM için iptal süreci başlatılır. Bu noktalar TSN içinden seçiliyorsa dijital 1490
kontördeki avantajları geri alınır. Aşağıda (………….) ile yapılan görüşmeden
notlar var. Adınızı kullandıkları için sizinle de paylaşmak istedik. (………….)
sahip olduğu iki mağaza, ve KÇMsi nin yerleri %100 doldurulmak üzere
kapatılma sürecine girmektedir. ”
(………….)’dan (………….)’a gönderilen 5 Temmuz 2007 tarihli “(………….)
görüşmesi” başlıklı e-posta:
“(………….) ile yaptığım görüşmenin özetini paylaşayım istedim. Kendisinin
Smile oluşumu içerisinde bulunmasından dolayı hem fikrini almak hem de kendi
duruşumuzu paylaşmak adına görüştüm. Özetle Smile’ın çok büyüdüğünü, o
gün itibariyle 350 nokta olduğunu, her türlü anlaşmanın çok iyi gittiğini söyledi. 1500
Bizim, sahip olduğu noktalarda mevcut yapı ile devamına müsaade
edemeyeceğimizi, sistemdeki diğer abone merkezleri açısından örnek
11-34/742-230
40
teşkil edeceğini söyledim. Kendisi neden problem olsun, ben devam etmek
istiyorum şeklinde döndü…Kendisine çok net olarak “politika üretmek değil,
üretilen politikalara göre kanalı yönetme sorumluluğum olduğunu” ve bendeki
en güncel yönlendirmeye göre kendisinin hem Smile hem de Turkcell abone
merkezi olarak devam edemeyeceğini söyledim. Antalya ve İstanbul’daki
mağazalarının devri için yönlendirme yapacağımızı söyledim….”
(………….)’dan (………….) ve diğer şahıslara 24 Eylül 2007 tarihli “Smile
kontör satışı” başlıklı e-posta: 1510
“Smile mağzalarına Smile pos cihazları işlem yapmaya başlamış olup bu pos
cihazlarında Turkcell, Vodafone ve Avea kontörleri satılmaktadır. Nakit
çalışmakta olan sistemde kontörler şifre olarak pos cihazından veriliyor.
Aylardır sahada Smile bayilerinde her operatörün kontörünün pos cihazı ile
satacakları konuşuluyordu, kısmen de olsa bunu hizmet olarak kullanmaya
başladılar. Bu sistem, fiziki kontör satış sistemi ile aynı şablonda görünse de
aynı pos cihazından her operatörün kontörünün pratik şekilde satılıyor olması
kritik görünüyor.”
(………….) tarafından (………….)’a gönderilen 24 Eylül 2007 tarihli aynı
başlıklı e-posta : 1520
“Belirgin bir distribütör üzerinden gittiği tespit edilebiliyor mu?”
(………….) tarafından (………….)’a 24 Eylül 2007 tarihli “ Smile mağazaları
kontör satışı” başlıklı e-posta :
“Tespit yok ama tüm işaretler MEP’i gösteriyor. C5 görüşüyor ve mal vermeye
istekli.”
(………….)’dan (………….)’ya 21 Kasım 2007 tarihli “(………….)-Smile”
başlıklı e-posta:
“Plaza’da ilgili satış yöneticisi arkadaşım (………….) ile beraber (………….) ile
görüşme gerçekleştirdik... Gelinen yapı kendisine özetlenerek Smile yapısında
olan bayilerimiz ile iş ilişkimizi devam ettiremeyeceğimiz kendisine 1530
aktarılmıştır…”
(MEP) (………….)’den (Turkcell) (………….)’a gönderilen 11 Haziran 2008 tarih
ve Smile kontör konulu e postalar:
“Smile 2007-2008 toplam kontör satışımız aşağıdaki gibidir.
2007 toplam satış 1.678,109
2008 toplam satış 156.730”
(Turkcell) (………….)’dan (MEP) (………….)’e gönderilen aynı tarihli yanıt:
“Bayileri yok dimi sadece kendisine sattıklarınız…SOM vs gibi bayileri de var
mesela.. onu diyorum”
(MEP) (………….)’den yanıt: 1540
“Anladım ama başka satış yok”
e-postanın ekinde aylar bazında Smile’a yapılan kontör satış miktarları yer
almaktadır
(Turkcell) (………….)’dan (………….)’a 27 mart 2007 tarihli e posta:
11-34/742-230
41
“Bir konuda fikrinizi almak istiyorum. SOM Mağzacılık İlet. Dan. Ve Tic. A.Ş. ile
ilgili bir bilginiz var mı? MEP İletişim ile bu firmanın ilişkisi nedir? Bazı kulaktan
dolma bilgilerle bilgi sahibi olmaktansa bir bilene sorayım dedim…”
Yukarıdaki yazışmalardan da görüldüğü gibi Turkcell, Smile’a yapılan mal satışlarını
sıkı takip ve kontrol altında tutmuş, kendi dağıtım ağı içerisinde yer alan, münhasır
(TİM) olan veya olmayan (TSN), Smile’a mal sattığı tespit edilen bayilerini uyarmış ya 1550
da cezalandırmıştır. Bu doğrultuda, Turkcell’in distribütörü olan MEP’in Smile’a mal
satışına devam etmeyi istemesi üzerine mağazaları kapatılmış, (mevcut durumda
Avea ile distribütörlük anlaşması yapan) bir distribütörün mal satması üzerine
kampanyalarda yer alması engellenmiş olduğu görüşmelerde raportörlere yapılan
beyanlar arasındadır. MEP dışında C5’in de Smile ile görüştüğü, Turkcell tarafından
tespit edilmiştir.
Sektörde Turkcell ile çalışmış, dağıtım ağının farklı düzeylerinde yer alan teşebbüs
yetkilileri ile yapılan görüşmelerde bunları destekleyici ek beyanlarda bulunulmuştur.
Kırıkkale’de bayi olarak faaliyet göstermiş (………….), Smile’ın Turkcell ürünü
satmadan ayakta kalamayacağını, Turkcell’in pazar gücünün ortada olduğunu, Smile 1560
Grubu pazara girdiğinde pazarın rahatlayacağının ve mal bulunurluğunun artacağının
pazarda söylendiğini ancak Turkcell’in Smile’a mal satılmayacağı yönünde talimat
verdiğini, kendilerine mal vermediğini, Smile’ın bir anda 2.500-3.000 noktaya
ulaştığını, Smile’ın hem Turkcell, hem Vodafone hem de Avea’yı aynı anda
satacağını, bunun ise ileride Turkcell’in TAM’larını etkileyeceğini, Turkcell’in
karşısında rakip istemediğini, Turkcell’in kurumsal bir şirket olduğunu, dolayısıyla bu
durumun kişisel bir şey olamayacağını, kendilerine gelen saha yetkililerinin “Smile
satmazsan tatile gidersin” gibi teşvikler ile kendilerini ayartmaya çalıştıklarını,
Turkcell’in Smile veya onun gibi hiçbir rakibin piyasaya girişini istemediğini dile
getirmiştir. 1570
Başka bir eski distribütör yetkilisi ile gerçekleştirilen görüşmede, Turkcell’in kontrol
edemediği şeyi yok ettiği, Smile’ın ise tüm alt bayileri kendi yapısında birleştireceği,
Turkcell’in bugün TeknoSA’yı bile kendine uzun vadede rakip olarak gördüğü ve
içerisinde kendi satış noktalarını (corner) kurarak kontrol etmeye çalıştığı ve böylece
rakip ürünün TeknoSA’ya giremediği, Smile’ın alt bayiler için de cazip bir planla
geldiği, kontör ve hat dışında elektrik ve su faturası, uçak bileti vb. işleri de
yapabilecekleri dile getirilmiştir.
Görüşme yapılan distribütör yetkilisi ise, Smile’ın Sanal Mobil Şebeke Hizmetleri
İşletmecisi (Mobile Virtual Network Operator-MVNO) olmak üzere kurulmuş bir yapı
olduğunu, bu anlamda Turkcell’in Smile’ı kendine rakip olarak gördüğünü, MVNO 1580
olsa idi Avea ve Vodafone ile anlaşacağını, Turkcell’in de durumu önceden görüp
engel olduğunu, Turkcell’in TİM’leri desteklemesinin nedeninin bu olduğunu, Telekom
pazarında Turkcell’in (………….) tarafından kurulduğu şeklinde yaygın bir kanı
olduğu ve (………….) Smile’a geçince de MEP’in batırıldığını, kendilerinin de Smile’a
mal temin ettikleri için cezalandırıldıklarını, kampanya döneminde kendilerine mal
akışının kesildiğini, MEP’in Turkcell’den içerideki primleri alamadığı için zor duruma
düştüğünü belirtmiştir.
Söz konusu iddialara ve tespitlere daha geniş bir perspektiften bakılmasını
kolaylaştıracak ve pazardaki gelişmeler açısından önem arz eden bir diğer nokta ise
Turkcell’in dağıtım kanalıyla ile ilgili olarak McKinsey Danışmanlık Şirketi 1590
(McKinsey)’ne hazırlattığı Temmuz 2007 tarihli raporda yer alan ve Turkcell’in
uygulamaya başlamasında veya devam etmesinde fayda öngörülen kritik hususlardır.
11-34/742-230
42
İncelemeye esas teşkil eden, Turkcell’e ait şikayet/ihbar konusu eylemlerin,
McKinsey raporunda önerilen yapı da göz önüne alınarak değerlendirilmesi önem arz
etmektedir. Turkcell tarafından gönderilen belgelerde şirketin bu raporu birebir baz
almadığı ifade edilmiş olsa da McKinsey’in kendi web sayfasında da belirtildiği gibi,
şirketler büyümek için stratejileri, operasyonları ve organizasyonları hakkında kritik
seçimler yapmaları gerektiğinde veya ortaya çıkartmaları gereken sonuçlarla ilgili
kendilerini baskı altında hissettiklerinde, belirsiz dönemler öngördüklerinde, bilgi
toplamakta zorlandıkları zaman ve özel bir konuda uzmanlık gereksinimi 1600
duyduklarında organizasyon ve yöneticiler üzerinde önemli etkiler yaratacak kararlar
almaları gerektiğinde onlara küresel bir perspektif sunulmasını istediklerinde, kısaca
kendilerini iyileştirmek ve yeniden yapılandırmak istediklerinde kayda değer bir
zaman ve finansal kaynak ayırarak danışmanlık şirketlerine müracaat etmektedir.
Turkcell gibi uluslararası bir şirket söz konusu olduğunda ise yine kendi mevzuatı
gereği uluslararası bir danışmanlık şirketi tarafından belirli dönemlerde denetime tabi
tutulmaktadır. Dolayısıyla, Turkcell gibi uluslararası bir borsaya kote olmuş şirketin
hem kendi mevzuatı ve işleyişi, hem de ayrılan bütçe ve zaman açısından böyle bir
raporu uygulamayı düşünmeksizin hazırlatmış olması iş hayatının genel prensipleri
açısından makul olmayacaktır. Kaldı ki, aradan geçen zaman zarfında Turkcell’in 1610
dağıtım kanalındaki uygulamaları ve gerçekleştirdiği değişiklikler bu raporda
öngörülen yapı ile yakın paralellik arz etmektedir. İlgili raporda yer alan tespit ve
öngörüler aşağıdaki gibidir:
“Sayfa 2- Turkcell’in Yeni Dağıtım Yapısını Oluşturmak İçin Önerilen Mimari Değişim
Programı:
1- Perakende faaliyetleri toptandan ayırın
2- Perakende TİM arzı tamamen kontrol altında tutulmalı
3- TSN’ler, toptancılarla birebir eşleştirilmeli
4- Cihaz akışı için Turkcell OEM’lerle (cep telefonu üreticileriyle) anlaşmalı
5- Ürün akışında cihazları operatör ürünleri ile birleştirerek satın 1620
6- Dijital kontörleri (digital counters) orta ve alt kademedeki (dealers and
subdealers) satıcılara doğru itin.
Sayfa 3- İki Yıl İçinde Kanal Nasıl Görünecek?
• Ürün akışı ve satış performansı ile ilgili tam bilgi sahibi olunacak
• …
• Distribütörler Turkcell tarafından konulan SLUs/ koşullara uyacak
Sayfa 7- Turkcell’in Perakende satış Noktalarına Karşı Konumlanması Kanal
Segmentasyonuna Dayanmalı:
Perakende kanalı segmentasyonu sadece aktivasyonlara dayanmalı….
• …. 1630
• Zaman içinde TIM Ekstra (238), TIM+TIN (774+400), TSN1 (500)’lerin hepsine
distribütörler ( veya distribütör ortakları) tarafından tam portfolyo (cep telefonları,
dijital kontör ve sim kart) ile hizmet sunulacaktır.
• Bunların her biri dijital kontör satış yapma ve Turkcell ile online stok ve satış
verileri paylaşma kapasitesine sahip olacaktır.
11-34/742-230
43
• TSN/TIN’ler ilerisi için potansiyel TIM’ler olacak ve az başarılı TIM’lerin yerini
alacaktır.
• ….
Sayfa 8- ….TSN’leri seçerken kullanılabilecek muhtemel yeni nitelikler:
• Dükkan büyüklüğü, 1640
• Lokasyon,
• Finansal yeterlilik,
• IT alt yapısı,
• Eğitimli personel,
• Satış performansına ayrılan zaman,
• Post paid satış performansı,
• VAS satış performansı,
• Kontör satış performansı,
• Kampanya yürütme ve satışı performansı,
• Veri kullanma dürtüsü 1650
Sayfa 22-23- Kanalı Daha İyi Kontrol Etmek İçin Uygulanacak Temel Stratejik
Kaldıraçlar
* Alt bayilerin toptancılarla birebir eşlenmesi::
1- Bugünkü Duruma Göre Değişimin Mantığı: Satın alımlar içinde alt bayilerin yeri
çok önemli (aktivasyonun %55-60’ı) ve göreli olarak sahipsiz bırakılıyorlar
2- Uygulanacak Anahtar Prensipler:
• Toptan dağıtıcılara coğrafi münhasırlık/ belirli rotalar tayin edin
- Münhasır toptancıdan cep telefonlarını da kapsayacak şekilde ürün arzı
olacak, başka bir toptancıdan toplu satışa izin verilmeyecektir.
- İlişkilerin kurulması için bu sistem zaman içinde yapılandırılacaktır. 1660
- Alt bayilerin performansı ve güvenilirliği münhasır toptancıya yüklenecektir
- SLA’lar münhasırlığı yerinde yöneteceklerdir.
2- Uygulanacak Anahtar Prensipler:
• Turkcell, distribütörler için fiyat listeleri yayınlayacak ve distribütörlerin
kendilerinin bağımsız olarak cihaz üreticileri ile görüşmelerine izin vermeyecektir.
• …..
Turkcell’in telekomünikasyon uzmanları (telecom specialists) içindeki payı %60
….
Sayfa 50- Satış Yönetiminde İki Temel Sistem Kullanılacaktır:
1- Envanter Yönetimi- Değer zinciri içindeki ürün akışını her ürün için takip 1670
2- Satış Gücü Otomasyonu- Saha satış gücü aktivitelerini gözetlemek ve pazar
verilerini yakalamak
11-34/742-230
44
…..
Böylece Turkcell, siparişleri/yüklenen ürünleri ve envanter seviyesini değer zincirinin
önemli bir kısmında alt bayilere kadar gözleyebilecektir.”
Görüldüğü gibi raporda, Turkcell’in dağıtım kanalını en son noktaya kadar sıkı kontrol
altında tutması, satışlar içinde alt bayilerin rolünün ve payının çok büyük olması
sebebiyle dağıtım ağı içindeki bu tabakanın gözlenip sahiplenilmesi ve TSN’ler
arasında yapılacak sınıflandırmada gözetilecek kriterler gibi esaslı konulara ait bir
rota çizilmiştir. Gerek yerinde incelemelerde ulaşılan bulgular, gerekse yapılan 1680
görüşmelerde edinilen bilgiler ve ulaşılan tespitler, Turkcell’in bu rotayı izlediğini
ortaya koymaktadır.
Yapılan görüşmelerdeki ifadeler yukarıda sunulan yazışmaların içeriği ile
örtüşmektedir. Tüm görüşmelerde belirtilen bir diğer önemli husus ise Turkcell’in
pazar gücü ve dolayısıyla ürününe olan talep sebebiyle, bir distribütörüne ya da
bayisine sağladığı kontör arzını değiştirerek bile bu pazardaki bir teşebbüsü kolayca
pazar lideri yahut müflis haline getirebileceği gerçeğidir. Prim sisteminin şeffaf
olmaması, yapılan cihaz kampanyalarına bayilerin dahil edilip edilmemeleri ya da
hangi oranda dahil edildikleri konusundaki belirsizlikler de Turkcell’in bu gücünden
kaynaklanan tehdidi bayilerin daha yakından hissetmelerine yol açmaktadır. 1690
Yukarıda yer verilen yazışmalar ve beyanlar bir arada değerlendirildiğinde bahse konu
uygulamaların, Turkcell’in alt bayi kanalında kendisinden bağımsız, tüm operatörlerin
ürünlerini satan bir yapının oluşumuna engel olma ve soruşturma kapsamı dahilinde
alt bayilerin fiili olarak münhasırlığa zorlanması olarak nitelenen çabalarının bir parçası
olarak ortaya çıktığı görülmektedir.
I.4.4. Turkcell ile Alt Bayiler Arasındaki İlişkinin Değerlendirilmesi
Kararın bu bölümünde öncelikle soruşturma sürecinde şikâyetçiler tarafından
soruşturma heyetinin dikkatine sunulan, TSN’lerle akdedilmiş “Taahhütname”ler
rekabet hukuku mevzuatı çerçevesinde değerlendirilecektir. Daha sonra da bu
sözleşmeler, önceki bölümlerde tartışılan bayiler üzerindeki fiili uygulamalar ve 1700
bunların pazar üzerindeki etkileri ve alt bayi seviyesinde münhasır olması söz konusu
olmayan bir alternatif dağıtım projesi olan Smile ile olan ilişkilerin bir bütün olarak alt
bayi kanalının fiilen münhasırlaştırılması sonucunu doğurup doğurmadığı ele
alınacaktır.
Soruşturma kapsamında başvuru sahipleri tarafından sunulan “Taahhütname”ler
üretim veya dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren iki ya da daha fazla
teşebbüs arasında belirli mal veya hizmetlerin alımı, satımı veya yeniden satımı
amacıyla yapılan anlaşmalar niteliği taşımakta olduklarından rekabet hukuku
bakımından dikey anlaşma statüsünde değerlendirilmektedirler. Bunların yanı sıra
şikâyet dilekçelerinde yer alan ve raportörlerce yapılan yerinde incelemelerde teyit 1710
edilen tek tip uygulamalar da rekabet hukuku çerçevesinde Turkcell ile çok markalı
faaliyet göstermesi beklenen satış noktaları arasında bir anlaşmanın18 varlığına işaret
etmektedir.
18 Bilindiği gibi 4054 sayılı Kanun’un gerekçe kısmında “Maddenin amacı bakımından anlaşma,
medeni hukukun geçerlilik koşullarına uyulmasa bile tarafların kendilerini bağlı hissettikleri her türlü
uzlaşma ya da uyuşma anlamında kullanılmıştır. Anlaşmanın yazılı veya sözlü olmasının önemi
yoktur.” denmek suretiyle Medeni Hukuk uygulamasında kullanılan sözleşme ve akit terimleriyle
Rekabet Hukuku uygulaması kapsamındaki anlaşma terimi arasındaki fark vurgulanmıştır.
11-34/742-230
45
2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği uyarınca sağlayıcının
dikey anlaşma konusu mal veya hizmetleri sağladığı ilgili pazardaki pazar payının
%40’ı aşmaması durumunda muafiyet uygulanmaktadır. Buna karşılık Turkcell’in GSM
hizmetleri pazarında gerek abone sayısı gerekse ciro üzerinden hesaplanan pazar
payı %40’ın üzerindedir. Dolayısıyla Turkcell grup muafiyetinden yararlanamayacak ve
yukarıda sözü edilen anlaşmalar bireysel muafiyet analizine tabi tutulacaktır.
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesine göre “Kurul, aşağıda belirtilen şartların tamamının 1720
varlığı halinde, teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birlikleri
kararlarının 4 üncü madde hükümlerinin uygulanmasından muaf tutulmasına karar
verebilir:
a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve
iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması,
b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması,
c) İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması,
d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olanlardan
fazla sınırlanmaması.”
Kanun’un 5. maddesi kapsamında oluşturulan dağıtım ağı ve bu ağ çerçevesinde 1730
hazırlanan taahhütnameler vasıtasıyla malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin
sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin
sağlanması açısından gerekli şartın sağlandığı iddia edilebilecekse de
taahhütnamenin özellikle aşağıdaki maddelerinin “ilgili piyasanın önemli bir
bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması” şartının sağlanması açısından ciddi birer
engel teşkil ettiği görülmektedir:
Madde 2: Malzemelerin tasarım, monte edileceği ve/veya konulacağı yerin
TDM tarafından tarafımıza gösterileceğini, bunların şeklinin, yerinin veya
herhangi başka bir unsurunun TDM’nin bilgisi olmadan değiştirilemeyeceğini,
Malzemeler üzerinde TDM’nin izni alınmaksızın ilave veya çıkarmalar 1740
yapmayacağımızı, üzerine herhangi bir şey yapıştırmayacağımızı, Malzemeleri
monte edildiği yerden indirmeyeceğimizi, üzerinde Turkcell isim, marka ve diğer
tanıtıcı unsurları bulunan Malzemelerin bu marka, logo, isim ve tanıtıcı
unsurların fikri mülkiyet hakları ve Malzemelerin tasarımdan doğan haklarını
koruyacağımızı, yazılı izni olmadan, Malzemeler ve üzerinde yer alan Turkcell
isim, marka ve diğer tanıtıcı unsurlar ile Malzemelerin tasarımının aynı veya
benzerlerini hiçbir suretle ve hiçbir yerde kullanmayacağımızı, başkalarına
kullandırmayacağımızı, 3. kişilere devretmeyeceğimizi ve TDM’nin onayı ile
kullandığımız yerden yine TDM’nin yazılı izni olmadan kaldırmayacağımızı,
Malzemelerin monte edildiği işyerine aynı türde başka bir malzemenin, 1750
taahhütname süresi sonuna kadar konulamayacağını, asılamayacağını,
bulundurulamayacağını, işbu taahhütname kapsamında konulan/asılan
/bulundurulan Malzemelerin üzerinin örtülemeyeceğini, bunların çevresine ve
yanına görünmelerini engelleyecek veya dikkati dağıtacak başka bir yere
yönlendirecek tarzda herhangi bir şey konulamayacağını ve perdeleme
yapılamayacağını taahhüt ederiz.
Madde 9: İşbu taahhütname kapsamındaki yükümlülüklerimizi kısmen ve/veya
tamamen ve/veya zamanında ve/veya gereği gibi yerine getirmememiz halinde
her bir aykırılık için 20.000,00 TL tutarında cezai şartı nakden ve peşinen
ödeyeceğimizi, bu ödemeyi ilgili faturanın tarafımıza ulaşmasından itibaren 5 1760
11-34/742-230
46
(beş) iş günü içerisinde yapacağımızı, 1. maddede yer alan Malzeme bedeli,
Malzemelerin bize teslimi için yaptığı nakliye ve montaj vb masraflar da dahil
olmak üzere söz konusu cezai şartı aşan zararların talep hakkının saklı
olduğunu, taahhütnamede yer alan birden fazla yükümlülüğümüzü ihlal
etmemiz ya da aynı yükümlülüğü farklı zamanlarda, birden fazla ihlal etmemiz
durumunda her bir ihlal/eylem için ayrı ceza tahakkuk ettirileceğini,
Madde 11: İşbu taahhütnamenin süresinin, imza tarihinden başlamak üzere 5(
Beş) yıl olduğunu, 5 (Beş) yıl süreyle işbu taahhütname ve bu taahhütnamede
yer alan hükümlerle bağlı ve yükümlü olduğumuzu taahhütnamenin hitamından
bir ay öncesinden tarafımızdan TDM’ye yazılı olarak taahhütname ile daha 1770
fazla bağlı olmayacağımıza dair bir beyan tebligatı yapmadıkça veya aynı
şekilde TDM tarafından, tarafımıza söz konusu taahhütnamede yer alan
yükümlülüklerin yerine getirilmesinin devamını istemediklerine dair bir beyan
tebliğ edilmedikçe taahhütnamenin kendiliğinden 5 (Beş) yıl daha
uzayacağını…taahhüt ederim.
Görüldüğü üzere taahhütnamenin yukarıda yer verilen maddeleri Turkcell dışındaki
operatörlerin ürün ve hizmetlerinin münhasır olmayan satış noktalarına girmesini
engelleyici, bu durumun gerçekleşmesi halinde cezai yaptırıma tabi tutan ve bahse
konu satış noktalarının ticari serbestisini 11. maddedeki otomatik uzama koşulu ile
süresiz kısıtlayıcı hükümler içermektedir. Bu haliyle taahhütnamelerin diğer 1780
işletmecilerin çok markalı satış noktalarında görünürlüklerini ve bunlara ait ürün ve
hizmetlerin bulunurluklarını sekteye uğratacağı açıktır. Mevcut ilişki bakımından dikey
sınırlamanın etkinlik artışına sebep olmasını sağlayabilecek bir know-how devri ya da
ilişkiye özgü yatırımların varlığı gibi faktörler de söz konusu değildir. Zira ilişkinin bir
tarafını oluşturan alt bayilerde yalnızca ürünlerin teşhiri ve satışı yapılmakta, yapılan
yatırımlar da satış noktasıyla Turkcell arasındaki ilişki bittiğinde sökülerek başka
noktalara takılabilme özelliği taşımaktadır.
İncelenen anlaşmalarla ilgili bir başka boyut anlaşmaya taraf olan satış noktalarının
alım miktarları ve büyüklükleri dikkate alındığında Turkcell karşısında önemli bir alıcı
gücünün oluşamayacağıdır. Kanal üyeleri için Turkcell ürünlerini satmama rasyonel bir 1790
tercih olmadığı için perakende satıcıların Turkcell’den gelecek münhasırlık
zorunluluğu karşısında yalnızca diğer iki operatörle çalışmaları gibi bir tercihi
yapmaları beklenemeyecektir. Sonuçta alt bayilerin kendi tercihleriyle Turkcell ürün ve
hizmetlerini satmama imkânı bulunmadığından perakende satış noktaları rekabet
etmeme yükümlülüğü getirilmese dahi bu ürünleri satmaya devam edecektir. Bu
durumda münhasırlığın anlaşmalarda yer almasının bir zorunluluk olmadığı,
uygulamanın rekabeti gereğinden fazla sınırlayan bir içeriği olduğu sonucu ortaya
çıkmaktadır. Dolayısıyla bu hükümler vasıtasıyla ilgili piyasanın önemli bir bölümünde
rekabetin ortadan kalkması riski doğmaktadır.
Bununla birlikte raportörler tarafından yapılan incelemelerde de teyit edilen ve rekabet 1800
hukuku uygulaması dahilinde bir anlaşmanın varlığına işaret eden numara
taşınabilirliği uygulamasının sadece Turkcell’e doğru yapılabilmesi gibi uygulamaların
da tüketicilerin arama maliyetini attırabileceği, tüketici tercihlerinde doğal olmayan
sapmalara neden olarak ilgili maddenin b) bendinde yer alan “tüketicinin bundan yarar
sağlaması” şartının hilafına sonuçlar doğuracağı değerlendirilmektedir.
Taahhütnamelerde yer alan hususların ve tespit edilen uygulamaların Kanun’un 5.
maddesinde sıralanan ve ancak tamamının birlikte varlığı halinde 4. madde
hükümlerinin uygulanmasından muafiyet tanınmasına yol açabilecek şartlardan
11-34/742-230
47
tüketicinin bundan yarar sağlaması ve ilgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin
ortadan kalkmaması şartlarını sağlamadığı tespit edilmiştir. 1810
Sonuç olarak, şikâyete konu Turkcell uygulamaları Kanun’un 6. maddesi
çerçevesinde değerlendirildiğinde, Turkcell’in fiili uygulamalar ve bireysel muafiyet
kapsamında girmeyen dikey anlaşmalar vasıtasıyla SIM kart, kontör kart, dijital
kontör, aktivasyon ve diğer abonelik hizmetlerinin toptan ve perakende satışı
pazarında çok markalı olması gereken alt bayi kanalının fiilen münhasırlaştırmasına
çaba göstermek suretiyle rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırdığı, dolayısıyla GSM
hizmetleri pazarındaki hâkim durumunu kötüye kullandığı ve Kanun’un 6 (a)
maddesinde örneklenen ihlalin gerçekleştiği tespit edilmiştir.
I.5. Savunmalar ve Değerlendirilmesi
I.5.1. Hâkim Durum Tespitine İlişkin Savunmaların Değerlendirilmesi 1820
I.5.1.1. Rapor’da Turkcell’in “SIM Kart, Kontör Kart, Dijital Kontör, Aktivasyon
ve Diğer Abonelik Hizmetlerinin Toptan ve Perakende Satışı Pazarı”nda hâkim
durumda olup olmadığı değerlendirilmeksizin bu pazardaki uygulamalarının
hâkim durumun kötüye kullanılması olduğunun iddia edildiği
Turkcell’in ikinci yazılı savunmasının bu bölümünde raporun 70. sayfasından
aşağıdaki alıntı yapılmaktadır:
“Sonuç olarak, şikâyete konu Turkcell uygulamaları Kanun’un 6. maddesi
çerçevesinde değerlendirildiğinde Turkcell’in … SIM kart, kontör kart, dijital kontör,
aktivasyon ve diğer abonelik hizmetlerinin toptan ve perakende satışı
pazarında…rakiplerinin faaliyetini zorlaştırdığı…” 1830
Turkcell tarafından kısaltılarak alıntılanan bölümün tamamı şöyledir:
“Sonuç olarak, şikâyete konu Turkcell uygulamaları Kanun’un 6. maddesi
çerçevesinde değerlendirildiğinde, Turkcell’in fiili uygulamalar ve bireysel muafiyet
kapsamına girmeyen dikey anlaşmalar vasıtasıyla SIM kart, kontör kart, dijital kontör,
aktivasyon ve diğer abonelik hizmetlerinin toptan ve perakende satışı pazarında çok
markalı olması gereken alt bayi kanalının fiilen münhasırlaştırmasına çaba
göstermek suretiyle rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırdığı, dolayısıyla GSM
hizmetleri pazarındaki hâkim durumunu kötüye kullandığı ve Kanun’un 6 (a)
maddesinde örneklenen ihlalin gerçekleştiği düşünülmektedir” .
Bu paragrafta, Rapor’un ilgili bölümünde yer verilen analize dayanılarak, Turkcell’in 1840
GSM hizmetleri pazarındaki hâkim durumunu SIM kart, kontör kart, dijital kontör,
aktivasyon ve diğer abonelik hizmetlerinin toptan ve perakende satışı pazarında
kötüye kullanarak alt bayi kanalını münhasırlaştırdığı ve bu suretle rakiplerin
faaliyetini zorlaştırdığı ifade edilmektedir. Gerekçeli kararın ilgili bölümünde yer
verilen bahse konu analiz burada tekrarlanmayacaktır.
Taraf’ın alıntıladığı haliyle paragraf, Heyet’in kötüye kullanma tezini dağıtım
kanalındaki hâkim durum iddiasına dayandırdığı şeklinde anlaşılmaya müsait olsa da
durumun bu şekilde olmadığı açıktır.
I.5.1.2. Heyet’in hâkim durum analizini eksik kriterlere dayandırdığı
İkinci yazılı savunmanın bu bölümü Turkcell’e ilişkin hâkim durum incelemesinin 1850
“gerek iktisadi gerekse hukuki dayanaktan yoksun ve hatalı” olduğu iddiası ile
başlamakta, ardından birbiriyle tutarsız ifadelere yer verilmektedir. İlgili bölümün
devamında rapordaki hâkim durum analizine iktisadi argümanlarla geliştirilen
11-34/742-230
48
itirazlara yer verilmektedir. Ancak “hukuki dayanaktan yoksunlukla” kastedilenin ne
olduğuna dair herhangi bir açıklamaya yer verilmemektedir. Dolayısıyla, bu iddiaya
cevap vermek mümkün olamamaktadır.
Bu bölümde hâkim durum tespitinin “ağırlıklı olarak pazar payları, pazara giriş
engelleri ve şebeke dışsallığı gibi sınırlı sayıda ve geçerliliği hakkında ciddi
tereddütler bulunan kriterler ve varsayımlar” dikkate alınarak yapıldığı ifade
edilmektedir. İlgili bölümün devamında ise hâkim durum tespiti için temel alınması 1860
gereken kriterler şöyle sıralanmaktadır:
Pazar payı ve sürekliliği
Şebeke dışsallıkları
Fiyat baskısının olup olmadığı
Artan talebin rakiplerce kısa sürede karşılanıp karşılanmadığı ve yüksek yatırım
maliyetinin söz konusu olup olmadığı,
Marka bilinirliği, reklam harcamaları, portföy gücü konularında teşebbüsün
rakiplerine bariz üstünlüğünün olup olmadığı.
Görüldüğü üzere, taraf kendiyle çelişen bir tutum içindedir. Önce Heyet’in hâkim
durum tespitini pazar payları, pazara giriş engelleri ve şebeke dışsallıkları gibi 1870
“geçerliliği tereddütlü” kriterlere dayandırmakla itham ederken, kendisi de –bazı
ilavelerle– aynı kriterlerin temel alınmasını ileri sürmektedir. Bu durumda bahsi geçen
kriterlerin geçerliliğinin tereddütlü olduğu yönündeki savunma dayanaksız
kalmaktadır.
Savunma’nın – farklı ifadelerle de olsa - aynı kriterleri öne sürmesi kaçınılmazdır zira
Savunma’nın da atıf yaptığı gibi Kanun’da hâkim durum teşebbüslerin rakipleri ve
müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi
ekonomik parametreleri belirleyebilme gücü olarak tanımlanmaktadır ve bu gücün
temel göstergeleri de pazar payı ile birlikte pazara girişin önündeki teknik, iktisadi ve
hukuki engellerdir. 1880
Bir sonraki bölümde taraf yukarıda öne sürdüğü kriterler bazında bir hâkim durum
değerlendirmesi yaparak, Turkcell’in aslında hâkim durumda olmadığını ortaya
koyma gayreti gütmektedir. Aşağıda bu kriterler üzerinden hareket edilerek her bir
açıklamaya yönelik değerlendirmelere yer verilmiştir.
11-34/742-230
49
I.5.1.3. Hâkim durum tespitinde esas alınması gereken unsurlar göz önünde
tutularak yapılacak bir değerlendirmede Turkcell’in ilgili pazarda hâkim
durumda bulunmadığının tespit edileceği iddiası
I.5.1.3.1. Pazar payı ve pazar payının sürekliliği
Savunmanın bu bölümünde özet olarak pazar payının hâkim durum tespiti için tek
başına yeterli olmadığı, ayrıca pazar payının sürekliliğinin de dikkate alınması 1890
gerektiği öne sürülmekte, Rapor’da bu hususlar ortaya konulmadığından eksik
değerlendirme yapıldığı iddia edilmektedir.
Bu konuda daha önceki bir Kurul kararında yer verilen literatür alıntısına atıf
yapılarak %40-50 arasındaki pazar payının hâkim durum tespitinde tek başına yeterli
olmayacağı görüşü dile getirilmektedir. Ancak son verilere göre, Turkcell’in pazar
payı ciro açısından yaklaşık %62, abone sayısına göre ise %56’dır. Alıntıya konu
yazarlar pazar payları ile hâkim durum arasındaki ilişkiyi 4 ayrı başlıkta incelemiş,
Michelin I davasını örnek gösterilerek %57 oranında pazar payının hâkim durum
tespiti için yeterli olabileceğini dile getirilmiştir. Ayrıca, en yüksek pazar payına sahip
firma ile en büyük rakibi arasındaki pazar payı farkının %20’yi geçmesinin hâkim 1900
duruma işaret eden kuvvetli bir gösterge olduğu da yine aynı kitapta yer verilen
başka bir değerlendirmedir ki Turkcell’in en büyük rakibi ile arasındaki fark abone
sayısı bakımından %32, ciro bakımından da %42 civarındadır.
Tarafın, Turkcell’in pazar payının son yıllarda azaldığı, dolayısıyla pazar payının
sürekliliği kıstasının yerine gelmediği yönündeki iddiasına aşağıda izah edilen
nedenlerle katılmak mümkün değildir.
Pazar payının sürekliliği kıstasına delil olarak sunulan Kurul Kararı’nda ilgili bölüm şu
şekildedir: “Tabloda yer alan bilgiler çerçevesinde, Pfizer’in ilgili pazarda 2003 yılının
Şubat ayında %… civarında bir pazar payına sahip olduğu; Mart ayında pazar
payının önemli bir bölümünü kaybettiği ve bu dönemde yalnızca şikâyet olunan 1910
teşebbüs Sanovel’in değil aynı zamanda üçüncü teşebbüsün de (Mecom) pazar
payını geliştirdiği; Pfizer’in Mayıs ayına kadar kaybettiği pazar payının bir bölümünü
yeniden elde ettiği; bu tarihten sonra Pfizer’in ve rakip teşebbüslerin pazar paylarında
inişli-çıkışlı değişiklikler olduğu; piyasaya daha sonradan girdiği anlaşılan Saphire ve
Kolestor’un pazar paylarının ise sınırlı kaldığı görülmektedir. Söz konusu tablo, ilgili
pazarda Pfizer’in pazar dışına çıkarılmaya ya da faaliyetlerinin zorlaştırılmaya
çalışıldığı tekelci bir pazar yapısından ziyade, teşebbüslerin önemli ölçüde rekabet
içinde oldukları oligopolistik bir pazar yapısına işaret etmektedir. Öte yandan,
Pfizer’in iddialarının aksine dördüncü bir teşebbüsün Kolestor adıyla sınırlı da olsa
pazara giriş yaptığı anlaşılmaktadır. Bu şekilde, pazar paylarının sürekli değişkenlik 1920
göstermesi pazardaki rekabetin varlığına ilişkin önemli bir bulgu olarak
değerlendirilmelidir.”
Görüldüğü üzere karara konu pazar, belirli bir etken madde içeren ilaçlardan oluşan
spesifik, teşebbüslerin pazar paylarının bir aydan diğerine değişebildiği bir pazardır.
Turkcell’in pazar payı ise uzun yıllardır hem abone sayısı hem de ciro bazında
%50’nin altına hiçbir zaman düşmeyen istikrarlı bir seyir izlemektedir. Son dönemde
GSM hizmetleri pazarında numara taşınabilirliği gibi rekabeti arttırıcı regülâsyon
değişikliklerinden sonra pazar payında kısmi bir azalma olması bu gerçeği
değiştirmemektedir. Aşağıda, 2007 yılına ait bir Kurul kararından aktarılan bölüm bu
durumu ortaya koymaktadır: 1930
11-34/742-230
50
“Şüphesiz, 4054 sayılı Kanun’da bahsedilen pazar gücünün en önemli göstergesi, tek
başına yeterli olmamakla birlikte, teşebbüsün ilgili pazardaki pazar payıdır.
Telekomünikasyon Kurumu’ndan sağlanan veriler dikkate alındığında Haziran 2007
tarihi itibarıyla, yaklaşık 58 milyon GSM abonesinin %58’i Turkcell, %27’si Vodafone,
%15’i ise Avea abonesidir. Pazar payları net satışlara göre değerlendirildiğinde ise,
2006 sonu itibarıyla, Turkcell’in %72’lik bir paya sahip olduğu görülürken,
Vodafone’un %15, Avea’nın %13 pazar payına sahip olduğu anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla, Turkcell’in kullanıcı başı ortalama gelir seviyesi bakımından daha yüksek
değerlere sahip olduğu ortaya çıkmaktadır.”
Telekomünikasyon sektöründe rekabeti arttırmaya dönük düzenlemelere ve Kurul 1940
kararlarına rağmen, 2006 yılından bu yana geçen 5 yıllık sürede Turkcell’in abone
bazındaki payı %72 den %62’ye, abone sayısında ise %58’den %56’ya düşebilmiştir.
SIM kart satışları pazarında Turkcell’in payının düşük olduğu yönündeki savunmaya
ise Rapor‘da Turkcell’in bahse konu pazarda hâkim durumda olduğu tespiti yer
almadığından cevap verilmemiştir.
I.5.1.3.2. Şebeke Dışsallıkları
BTK kararları ve düzenlemeleri ile arabağlantı ücretlerinin önemli ölçüde azaldığı, bu
nedenle Turkcell’in şebeke dışsallıkları yaratmasının mümkün olmadığı iddia
edilmektedir.
BTK karar ve düzenlemelerinin, rakiplerinin Turkcell ile daha etkili biçimde rekabet 1950
edebilmesini sağlamaya dönük tedbirler niteliğinde olduğuna katılmak mümkündür.
Ancak Turkcell’in şebeke içi fiyatlamasına BTK tarafından sınır getirilmiş olması, bu
teşebbüsün hâkim durumda olmadığına değil, aksine delil olarak sunulabilecek bir
husustur. Zira Turkcell BTK tarafından halen Etkin Piyasa Gücüne (EPG) sahip
işletmeci olarak tanımlanmakta ve arabağlantı yükümlüsü olarak kabul edilmektedir.
İkincisi, BTK sektörel düzenleyici olarak ex-ante düzenleme yapmakla yükümlü iken,
Rekabet Kurumu ilgili pazardaki uygulama neticesi ortaya çıkan aksaklıkları 4054
sayılı Kanun çerçevesinde ex-post müdahaleler yoluyla gidermekle yükümlüdür.
Dolayısıyla her iki kurumun düzenleme ve kararları rekabet politikasının bütünü
içinde yer alan araçlardır. BTK’nın düzenlemeleri Rekabet Kurumu tarafından somut 1960
olayda hâkim durum tespiti yapılmasına ve soruşturma konusunun 4054 sayılı Kanun
kapsamında değerlendirilmesine engel değildir.
Kaldı ki Turkcell’in soruşturmanın yürütüldüğü dönemde uyguladığı tarifelerde de
şebeke etkisini görebilmek mümkündür. Halen uygulanan Herkesle, GençTarife ve
Canımın 3’ü adlı tarifeler buna örnek olarak verilebilir. Bu tarifelerde bir Turkcell
abonesi için şebeke içi konuşma diğer operatör aboneleriyle konuşmaktan daha
hesaplıdır. Turkcell en fazla abone sayısına sahip operatör olduğundan, Turkcell
abonesi olarak bu şebeke içi avantajlardan yararlanmak GSM kullanıcılarına cazip
gelecektir. Bu durum da şebeke etkisinin Turkcell’in hâkim durumunu sağlamlaştırıcı
bir unsur olarak halen devam ettiği anlamına gelir. 1970
11-34/742-230
51
I.5.1.3.3. Rakiplerin Fiyat Baskısının Olup Olmadığı ve Teşebbüsün Fiyatlarını
Rekabetçi Fiyatın Üstünde Belirleyip Belirlemediği Hususu
Taraf bu bölümde AB Komisyonu’nun “Hâkim Teşebbüsün Kötüye Kullanıcı Dışlayıcı
Davranışları” hakkındaki Kılavuz’unun 11. maddesine ve 09-59/1441-376 sayılı Kurul
kararına atıfla rakiplerce fiyat baskısına maruz bırakılmayan teşebbüslerin hâkim
durumda olabileceğini öne sürerek, Turkcell’in rakiplerinden bağımsız fiyat
belirleyemediğini, son yıllardaki tarife düşüşlerinin bunun bir göstergesi olduğunu ve
dolayısıyla Turkcell’in tekelci kâr elde etmediğini iddia etmektedir.
Öncelikle belirtilmelidir ki yürütülmekte olan soruşturmanın konusu Turkcell’in fahiş
fiyat uygulaması ve tüketicileri bu yolla sömürmesine yönelik değil, dağıtım 1980
kanalındaki uygulamalarına ilişkindir.
Komisyon Kılavuzu’nun 11. maddesi ise hâkim durumun göstergelerinden birini
ortaya koymaktadır. Sektörel düzenleyici kuruluş olan BTK’nın fiyatlar üzerindeki
müdahalesi bir tarafa bırakılarak Turkcell’in kendi fiyatlarını herhangi bir kısıta tabi
olmaksızın belirlediği varsayılsa ve bu kritere göre rakiplerin fiyat baskısına maruz
kaldığı kabul edilse bile, bunun neticesi olarak Turkcell’in hâkim durumda olmadığı
sonucuna ulaşılamaz. Zira aynı Kılavuz’un 12 ila 17. maddelerinde hâkim durum
değerlendirmesinde kullanılacak üç temel kriter olarak teşebbüsün ve rakiplerin göreli
pazar gücü, giriş ve çıkış koşulları ile alıcı gücü ele alınmaktadır. İlk kriter için %40
eşiği tartışılmakta, ardından “Pazar payı ne kadar yüksekse ve ne kadar uzun süredir 1990
muhafaza ediliyorsa hâkim durum ihtimali ve dışlayıcı davranışın sonuçlarının
vahameti o derece artacaktır” ifadesi kullanılmaktadır. Bu bağlamda Turkcell’in
dışlayıcı davranışları, hem pazar payının yüksekliği hem de kısmi değişimlerle birlikte
yüksek pazar payının sürekliliği bakımından işaret edilen tehlike kapsamında
değerlendirilmelidir.
Savunma tarafından alıntılanan Kurul kararına konu pazar 2010-2012 döneminde altı
yeni girişin beklendiği, teşebbüslerin pazar paylarının sürekli değişkenlik arz ettiği bir
pazardır. GSM hizmetleri pazarı ise iktisadi ve teknik engellerin yanında lisans
sınırlaması nedeniyle yasal giriş engelinin de bulunduğu, üç teşebbüsle sınırlı ve
uzun zamandır Turkcell’in istikrarlı biçimde gücünü koruduğu bir pazardır. 2000
Ayrıca, kararın alıntı yapılan bir bölümü şöyledir: “Yeni ürün sunumlarının, yeni rakip
girişlerinin, istikrarsız pazar paylarının veya önde gelen üreticilerin paylarında
düşüşlerin, artan/artması beklenen talebin, değişen tüketici tercihlerinin olduğu
pazarlarda hâkim durumda bir teşebbüs olma ihtimali; pazar payının ancak yerleşik
firmalardan pay alarak gerçekleştirilebildiği doygun, durgun pazarlara göre daha
düşüktür”. GSM hizmetleri pazarına yeni rakibin girmesi yasal sınırlamalar nedeniyle,
en azından orta vadede mümkün değildir. Yine bu pazar tam da kararda işaret
edildiği üzere pazar payının ancak yerleşik firmalardan pay alarak arttırılabildiği
doygun bir pazardır. Dolayısıyla söz konusu karara konu olayla soruşturma konusu
olay arasında bu bağlamda bir paralellik bulunmamaktadır. 2010
Hâkim durumla ilgili savunmanın devamında yer alan “3.4. Rakiplerin artan talebi
karşılayabilme kapasitesi” ve “3.5 … reklam harcamaları, portföy gücü ve ürün
farklılaştırması” kriterleri GSM hizmetleri pazarında hâkim durum değerlendirmesinde
birincil derecede öneme sahip olmayan hususlardır. Zira bu pazar hukuki ve iktisadi
giriş engellerinin çok önemli olduğu, müşteri portföyü oluşturmanın ve buna bağlı
şebeke etkisinin oldukça belirleyici olduğu bir pazardır.
11-34/742-230
52
I.5.2. Turkcell’in mal ve hizmetlerin satılacağı bölge ve müşterilere ilişkin
kısıtlar getirdiği iddiasına yönelik savunmalar 2020
I.5.2.1. Alt Bayilerin Turkcell’le Münhasır Çalıştığı Yönündeki İddialara İlişkin
Açıklamaları
- Anılan iddianın gerçeği yansıtmadığı ve bunun şikâyetçilerin beyanları, Heyet’in
tespitleri ve Turkcell tarafından Heyet’e sunulan fatura örnekleri ve fotoğraflar ile
sabit olduğu:
Taraf savunmasında Rapor’da yer alan ifadelerin iddiaları zayıflattığını ifade etmiştir.
Bu bağlamda diğer operatörlerin YTSN (Mavi Nokta)’ler ile çalıştığını gösteren
değerlerin hiçbir baskı oluşturmadığına esas teşkil ettiği belirtilmektedir. Ancak
Rapor‘da yer verilen açıklamalar diğer operatörlerin YTSN’ler ile çalışmasının
zorlaştırıldığına yöneliktir. 2030
Vodafone’un sadece bir web yazılımı yoluyla, Avea’nın ise mobil uygulamalar
aracılığıyla mekândan kısmen ya da tamamen bağımsız olarak abonelik işlemi
gerçekleştirebilmeleri teorik olarak mümkün olmakla birlikte, Heyet yaptığı YTSN
ziyaretlerinde böyle bir uygulamaya rastlamamıştır. Buna ek olarak soruşturma
safhasında örnekleme usulüyle ziyaret edilen YTSN’lerin tamamında diğer
operatörlere ilişkin sadece kontör satış işleminin yapıldığı ve kapıda her üç
operatörün de kontörlerinin satıldığına dair çıkartmalar olduğu sabittir. Turkcell
yetkilileri ile yapılan görüşmede bu çıkartmaların (sticker) Turkcell tarafından asıldığı
belirtilmiştir.
Eklenmesi gereken bir diğer husus, Vodafone tarafından gönderilen bir bayi 2040
beyanının Turkcell’in diğer operatörlerin görsellerini takarak fotoğraflarını çektikten
sonra çıkarttığı yönünde olduğudur. Turkcell tarafından çeşitli satış noktalarına rakip
operatörlere ilişkin görsellerin kendileri tarafından asılabildiğinin ifade edilmiş olması
savunmada belirtilen fotoğrafların inandırıcılığını azaltmaktadır. Kaldı ki bahse konu
fotoğraflardaki satış noktaları bakımından görseller tamamen kendi iradeleriyle
kullanılmış olsa dahi bu ancak sınırlı sayıda nokta için geçerli bir durumu
göstermektedir. Heyet tarafından ortaya konan ihlal teorisi ise mutlak bir dışlamayı
değil faaliyetleri zorlaştırıcı bir takım eylemlerin varlığını iddia etmektedir. Bu
çerçevede sınırlı sayıda fotoğrafla ortaya konulan durum vasıtasıyla, Rapor’da ortaya
konulan iddiaların gerçeği yansıtmadığının ispatlanması mümkün değildir. 2050
Bu noktaların iddia edildiği gibi kritik noktalar olmadığına ilişkin yapılan savunmalar
ise Turkcell’in kendi beyanlarıyla çelişir niteliktedir.
Turkcell tarafından savunmada Rapor’dan bir bölüm alıntılanmak suretiyle yapılan
tespitin doğru olmadığı iddia edilmektedir. İkinci yazılı savunmanın ilgili bölümü şu
şekildedir:
“ Ayrıca ve her şeyden önemlisi soruşturma raporunun 55 inci sayfasında, ihlal
iddialarının geçerli olduğu dönemde 537 YTSN’de Vodafone aktivasyonu
gerçekleştirildiği; 727 ila 790 YTSN’de ise Avea aktivasyonu gerçekleştirildiği ifade
edilerek, anılan iddianın gerçeği yansıtmadığı bizzat Heyet tarafından da tespit
edilmiştir. 2060
Bunun gibi, soruşturma raporunun 56. sayfasında yer verilen tespitin de özellikle
dikkate alınmasında fayda görülmektedir. Soruşturma Heyetince yapılan bu tespit
aşağıdaki gibidir:
11-34/742-230
53
“… izin verilmediği iddia edilen faturalı hat satışlarının 2009-2010 Nisan aylarını
kapsayan dönemde dramatik şekilde düştüğü hatta zaman zaman sıfır düzeyine
indiği görülmektedir. Bununla birlikte 2010 yılının veri sağlanan son iki ayında
(Mayıs-Haziran) faturalı hat satışları önce 2009 yılı başındaki seviyeye geri
dönmüş daha sonra da Vodafone tarafından verisi sağlanan 2007-2010 hiç
ulaşılmamış bir seviye olan (ticari sır) düzeyine çıkmıştır.
Faturalı hat satan satışlarının Avea ürünü satan Mavi Noktalar bakımından seyri 2070
açık bir eğilim göstermemektedir. Bu çerçevede ortalama (ticari sır) satış
yapılan 2010 yılı Mart ayı ve yalnızca (ticari sır) ve (ticari sır)satış yapılan 2009
Ocak ve Temmuz ayları uç değerler olarak öne çıkmaktadır. İki işletmeciden
sağlanan bu verilerden Vodafone’a ait olan kısım tüm bayi kanalını temsil
etmektedir. Dolayısıyla satışların sıfır düzeyine indiği (ya da çok azaldığı)
dönemlerde Mavi Noktalarda da satış yapılmadığı sonucuna ulaşılabilirken,
2010 yılı Mayıs ve Haziran ayı gibi faturalı hat satışlarının yükseldiği
dönemlerde Mavi Noktalarda bu ürünlerin satışının yapıldığını söylemek
mümkün değildir. Bununla birlikte Avea’ya ait veriler yalnızca bu
operatörün ürünlerini satan mavi noktalara ilişkindir.” 2080
Bu tespit dahi tek başına iddiaların doğru ve tutarlı olmadığını ortaya koymak
bakımından yeterli görülmelidir. Zira Şirketimizin YTSN’lerin rakip operatörlerin
aktivasyonlarına izin vermediği bir durumda, bu noktalar üzerinden rakip operatör
aktivasyonlarının hiç yapılmamış olması gerekeceği açıktır. Bu oranların düşük
olduğunun tespiti de iddiayı doğrulamak bakımından yeterli değildir. Nitekim az
sayıda aktivasyon yapılmış olması dahi, YTSN’lerin aslında aktivasyon yapma
imkânına sahip olduğunu göstermek bakımından yeterlidir.”
Yazılı savunmadan alınan bu bölüm Rapor’dan alıntı yapılan tespitin doğru
anlaşılamadığı izlenimini uyandırmaktadır. Buna göre Rapor’da Vodafone’a ait
aktivasyon verilerinin yalnızca Mavi Nokta adı verilen alt bayi sınıfına ait olmadığı, 2090
tüm bayi kanalını temsil ettiği ifade edilmektedir. Dolayısıyla Vodafone’dan elde
edilen bilginin niteliği kısıtı altında Mavi Nokta’larda Vodafone aktivasyonu
yapıldığının ispatı mümkün değildir. Buna karşılık bu verilerin sıfır düzeyine indiği
durumlarda tüm alt bayi kanalı Mavi Noktaları da kapsadığı için bu noktalarda (da)
aktivasyon yapılmadığı sonucuna ulaşmak mümkündür. Turkcell’in ifadesi Avea
bakımından doğru olmakla beraber Rapor‘da da yer verildiği üzere teşebbüsten
alınan veriler net bir seyir takip etmemektedir.
Savunmalarda TSN’ler ile akdedilen taahhütnamelerin rekabet hukuku mevzuatı
çerçevesinde dikey anlaşma olmadığı, taahhütnamelerin konusunun dağıtım
kanalında yer alan teşebbüsün faaliyet gösterdiği mağazanın dekorasyonu 2100
konusunda uygulanacak karşılıklı yükümlülüklerinin belirlenmesinden ibaret olduğu
savunması yer almaktadır. Ancak yapılan açıklama mevcut durumu izah etmekten
uzaktır. Zira bu anlaşmaların “Üretim veya dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde
faaliyet gösteren iki veya daha fazla teşebbüs arasında belirli mal veya hizmetlerin
alımı, satımı veya yeniden satımı amacıyla yapılan” bir anlaşma olmaması
durumunda ne amaçla akdedildikleri sorusu cevapsız kalmaktadır. Bir başka deyişle
Turkcell’in çeşitli satış noktalarının dekorasyonu konusunda söz sahibi olması, bu
noktaların kendi ürünlerinin yeniden satışını yapmaması halinde hayatın olağan
akışına uygun olmayacaktır. Yazılı savunmada bu çerçevede “Bu bağlamda
taahhütnamenin konusunun, anılan teşebbüslerin mağazalarına, kendi içerisinde bir 2110
bütünlük arz eden bu dekorasyonu bozacak nitelikte başka bir eşya koymasını
11-34/742-230
54
engellemek olduğu; rakiplerin bu noktalarda satış yapmalarını engelleyici herhangi bir
hüküm içermediği tekrar vurgulanmalıdır.” şeklinde bir açıklamaya yer verilmiştir.
Açıklamada yer verilen bütünlüğün bozulmamasının mağazanın tamamında yalnızca
Turkcell görsellerinin kullanılması anlamına geldiği anlaşılmaktadır. Bu durumda,
diğer operatörlere ilişkin görsellere rastlanamayan bu mağazaların tüketiciler
tarafından münhasır noktalar olarak algılanması son derece muhtemel olacak,
rakiplerin bu noktalarda satış yapmaları zorlaşacaktır. Söz konusu taahhütnameler
Turkcell ile TSN’ler arasındaki dikey ilişkinin koşullarını bir diğer deyişle yeniden satış
koşullarını belirleyen ölçütlerden biri olduğundan dikey anlaşma niteliğindedir. 2120
Konuyla ilgili ayrıca dekorasyon yardımının tüketiciye sunulan hizmetin niteliğine
olumlu etkide bulunduğu ifade edilmektedir. Rapor’da dekorasyonun hizmetin
niteliğine olumlu katkıda bulunmadığı ifade edilmemiş, diğer operatörlerinin
görsellerinin bayiye girmesinin yasaklaması üzerinde durulmuştur.
Savunmada dikey bir anlaşma olarak değerlendirilebilecek olan YTSN’ler ile
imzalanan dağıtım anlaşmalarında münhasırlık hükmü bulunmadığı bu nedenle
münhasırlık yaratılmadığı ifade edilmiştir. Rekabet Hukuku ise sözleşmede yazılı
olarak yer alan hükümlerin fiili uygulamalarını değerlendirmektedir. Mevcut durum
bakımından ise TSN’ler ile imzalanan taahhütnamelerin 2., 9., ve 11. maddeleri
Turkcell dışındaki operatörlerin ürün ve hizmetlerinin münhasır olmayan satış 2130
noktalarına girmesini engelleyici, bu durumun gerçekleşmesi halinde cezai yaptırıma
tabi tutan ve bahse konu satış noktalarının ticari serbestîsini 11. maddedeki otomatik
uzama koşulu ile süresiz kısıtlayıcı hükümler içermekte ve bu haliyle taahhütnameler
diğer işletmecilerin çok markalı satış noktalarında görünürlüklerini ve bunlara ait ürün
ve hizmetlerin bulunurluklarını sekteye uğratacaktır.
Taahhütnamelere ilişkin zorlama yapılmadığı, baskı uygulanmadığı ifade edilmekte
tarafların talepleri ile dekorasyonunu değiştirdiği belirtilmektedir. Taraflar arasında
sözleşme konusu ilişki bakımından bir denklik olduğu imasını taşıyan bu ifade
karşısında, soruşturma esnasında yerinde inceleme yapılan hiçbir satış noktasında
taahhütname örneklerinin bulunmaması, bu örneklerin ancak şikâyetçi teşebbüsler 2140
tarafından sunulabilmesi de tekrar belirtilmesi gereken bir husustur. Bu bağlamda yer
verilen “Mağazasına dekorasyon yapılmasını talep eden noktalar tarafından, bu
tercihlerinin nedeni, “kurumsal bir görüntüye sahip olmanın tüketiciye daha fazla
güven verdiği” şeklinde ifade edilmektedir.” açıklaması da çok markalı olması
gereken satış noktalarının kurumsal bir görüntüye sahip olmalarından daha ziyade
tek bir teşebbüsün uzantısı olma çağrışımı yapmasından ötürü ihlalin yokluğuna
delalet eden bir ifade değildir. Öte yandan çok sayıda YTSN’nin fiilen
taahhütnamenin ilgili hükmüne uymamakta olduğu ifade edilmekle birlikte, bunu
somutlaştıracak örnek bayi listesi sunulmamış, dolayısıyla durum bir ifadeden öteye
geçememiştir. 2150
Savunmada, Avea ve Vodafone’un dağıtım kanalındaki teşebbüslerle (….. adet
Vodafone Silver noktası ve ….. adet Avea Satış Noktası) münhasır çalışılıp
çalışmadığı bilinememekle birlikte bu teşebbüslerin dekorasyonunun da Avea ve
Vodafone’un kurumsal kimliğini yansıtacak şekilde yapıldığı ifade edilmiş ve diğer
YTSN’ler ile aynı seviyede anılan Vodafone Silver ve Avea Satış Noktası
sözleşmelerinin de münhasır uygulamalar açısından incelenmesi gereğine vurgu
yapılmıştır. Bununla birlikte, Turkcell ile anılan teşebbüsler arasında Rekabet Hukuku
değerlendirmeleri bakımından çok önemli bir fark bulunmaktadır. Bu fark, Avea ve
Vodafone’un ilgili pazarlar dâhilinde pazar payının ciro ve kontör kart satışları
11-34/742-230
55
bazında %40’ın altında olduğu dolayısıyla Dikey Tebliğ dâhilinde grup muafiyetinden 2160
faydalanabilecekleri, Turkcell’in ise hâkim durumda olduğu tespitinden
kaynaklanmaktadır. Hâkim durumdaki firmaya diğer teşebbüslerle aynı şekilde
değerlendirme yapılması talebi anlamına gelen bu yaklaşım rekabet hukukunun
yerleşik kabulleri bakımından kabul edilebilir değildir.
Savunmada, sözleşmede yer alan münhasırlığı zorlayıcı hükümlerin ve
yükümlülüklerin fiilen uygulanmamış olmasının iddianın gözden geçirilmesini
gerektirdiği ifade edilmektedir. Söz konusu durumda, soruşturma sürecinde alınan
şikâyetler, mevcut taahhütname hükümleri ve Heyet tarafından yapılan yerinde
incelemelerde edinilen bilgiler ve gözlemler birlikte değerlendirildiğinde fiilen
uygulama olmadığı ve baskı yapılmadığı çıkarımını yapmak mümkün değildir. 2170
Savunmada görünürlük (dekorasyon) faaliyetlerinin GSM hizmetlerinin sunumunda
nasıl ve ne derece bir öneme sahip olduğu Heyet tarafından net bir şekilde ortaya
konulmadığı değerlendirilmekte iken, görünürlüğün sağlandığı diğer yollar olan
reklam harcamalarına ilişkin somut verilere yer verilmemiş ve operatörler arası
karşılaştırma yapılmamıştır. Bu bağlamda “Ayrıca görünürlüğün sağlanmasının tek
yolunun satış kanalının dekorasyonu ile sağlandığının söylenmesi de mümkün
değildir. Mevcut televizyon, basılı yayın ve açık hava reklamcılığı imkânları, dağıtım
kanalındaki münhasır ya da münhasır olmayan satış noktalarının sayısı göz önünde
bulundurulduğunda böyle bir sorunun varlığı hakkında ciddi şüpheler oluşmaktadır.”
ifadesine yer verilmiştir. Televizyon, basılı yayın ve açık hava reklamcılığının firmanın 2180
görünürlüğüne ciddi şekilde katkıda bulunacağı açıktır ancak bayilerdeki görsellerin
işlevsel açıdan bu mecralardan farklı olduğu ve bunların görünürlükten daha çok bir
teşebbüse ait ürün ve hizmetlerin bulunurluğu noktasında önem taşıdıkları açıktır.
Dolayısıyla yapılan tutundurma yatırımları, tüketiciye ulaşılan noktalarda ürünün
bulunmadığı algısının oluşması halinde sonuçsuz kalabilecektir.
Savunmada mağazalarda yapılan dekorasyonun her mağazanın kendine özgü
mimari yapısına uygun olarak yapıldığı, herhangi bir mağazadan sökülen bir dekorun
diğer bir mağazada kullanılmasının mümkün olmadığı ve bu ürünlerin ikinci el
satımında önemli ölçüde değer yitirdiği ifade edilmektedir. Dekorasyon ile ilgili
yapılan bu açıklamalar rekabetin kısıtlanmasını makul gösteren bir etkinliği ortaya 2190
koyar nitelikte değildir.
Rapor’da yer alan Turkcell‘in TİM olma vaadiyle satış noktalarını YTSN yaptığı
ifadesi Heyet’in bir iddiası değil ziyaret edilen YTSN’lerin beyanlarıdır. Bir başka
deyişle YTSN’lerin “gerçekçi olmayan” bir vaade (TİM olabilme) dayanarak münhasır
çalışmayı tercih etmek durumunda bırakılmaları fiili bir münhasırlık durumunun
oluşmasına engel olacak bir durum değildir. Kaldı ki 2007–2010 yılları arasındaki 4
yıllık dönemde toplam Turkcell dağıtım sisteminde 167 yeni TİM açılmış olup;
bunlardan “sadece” 77 tanesinin öncesinde YTSN olarak faaliyet gösterdiği ifade
edilmektedir. Açılan 167 TİM’in 77 adetinin daha önce YTSN olarak faaliyet
göstermesi açılan TİM’lerin %46,1’inin daha önce YTSN olarak faaliyet gösteren satış 2200
noktaları arasından seçildiğini göstermektedir. Bu da ticari olarak büyümeyi
hedefleyen bir YTSN’nin TİM olmaya yönelik hedefinin ulaşılamaz olduğunu
düşündürecek bir veri niteliğinde değildir. Ayrıca, bayilerin YTSN olarak
belirlenmesinin neredeyse plansız, kurumsal olarak yönlendirilmeyen ve sadece
noktaların talebi sonucu ve Turkcell iradesi dışında gerçekleştiği ifade edilmektedir ki
bu durumun da gerçeği yansıtan bir yaklaşım değildir.
11-34/742-230
56
Yazılı savunmada Turkcell’in üzerinde durduğu bir diğer husus, Rapor’da Turkcell’in
çalışılması zorunlu teşebbüs olduğu şeklinde nitelendiği ve bu değerlendirmenin
gerçekçi olmadığıdır. Nitekim savunmada bu duruma ilişkin olarak, “Diğer bir husus
soruşturma raporunun 70 inci sayfasının ilk paragrafında GSM hizmetleri pazarında 2210
Şirketimizin çalışılması zorunlu teşebbüs olduğu ve dolayısıyla münhasırlığın buna
dayanarak zorlandığının iddia edilmesidir.” ifadesi yer almaktadır. İddiaya ilişkin
olarak Rapor’da yer alan ifade “Kanal üyeleri için Turkcell ürünlerini satmama
rasyonel bir tercih olmadığı için perakende satıcıların Turkcell’den gelecek
münhasırlık zorunluluğu karşısında yalnızca diğer iki operatörle çalışmaları gibi bir
tercihi yapmaları beklenemeyecektir. Sonuçta alt bayilerin kendi tercihleriyle Turkcell
ürün ve hizmetlerini satmama imkânı bulunmadığından perakende satış noktaları
rekabet etmeme yükümlülüğü getirilmese dahi bu ürünleri satmaya devam edecektir.
Bu durumda münhasırlığın anlaşmalarda yer almasının bir zorunluluk olmadığı,
uygulamanın rekabeti gereğinden fazla sınırlayan bir içeriği olduğu sonucu ortaya 2220
çıkmaktadır. Dolayısıyla bu hükümler vasıtasıyla ilgili piyasanın önemli bir bölümünde
rekabetin ortadan kalkması riski doğmaktadır.” ifadesi yer almaktadır.
Rapor’un ilgili kısmında Turkcell’in çalışılması zorunlu bir teşebbüs olduğu gibi bir
ifadeye yer verilmemiştir. Diğer operatörlerin dağıtım kanallarında münhasır olarak
çalıştıkları bayilerin varlığı, Turkcell ile çalışmanın diğer operatörlerle münhasır
çalışmayan bayiler açısından ticari olarak tercih edilir olduğu gerçeğini
değiştirmemektedir. Savunmada yer alan “belli noktaların sadece Turkcell ile
çalışmayı gönüllü olarak, kendi iradeleriyle istediği” ifadeleri Turkcell’in ticari olarak
tercih edildiğinin Savunma tarafından da kabul edildiğini göstermektedir ki böyle bir
durumda bayilere uygulanan münhasırlık doğurucu hükümlerin pazarın önemli 2230
kısmında rekabetin kısıtlanmasına sebep olabileceği açıktır.
Savunmada Mobil Numara Taşınabilirliğine (MNT) ilişkin olarak “Anılan dönemde
toplam 22.282.000 adet işlem gerçekleşmiştir. Gerçekleşen bu işlemlerin yalnızca
yaklaşık % 31’i Şirketimiz şebekesine doğru olmuştur. Bu dönem boyunca
Vodafone’u tercih eden abonelerin oranı yaklaşık %39; Avea’yı tercih eden
abonelerin oranı ise %30 olmuştur.” ifadesine yer verilmiştir. Turkcell bu oranlara
dayanarak “bu halde Şirketimizin, hangi motivasyonla anılan teşebbüsleri
aktivasyonlar bakımından sadece Şirketimizle çalışmaları konusunda nasıl ikna
edebileceği ve Heyetin bu tespite ne şekilde ulaştığı anlaşılamamaktadır.” şeklinde
bir itirazda bulunmaktadır. Ancak bahse konu itiraz numara taşımanın ücretsiz olarak 2240
yapılan bir işlem olduğu gerçeğini ihmal etmektedir. İşlem ücretsiz olarak yapıldığı
için bir bayi için bu işlemin adedinden oluşan bir pazarda, pazarın önemli kısmından
“mahrum kalmak”, ücretli işlemlerin yapıldığı bir pazarda yüksek paya sahip
operatörün işlemlerinden mahrum kalmaya göre daha rasyonel bir tercihtir. Bu
noktada MNT işleminin aktivasyon işleminin bir alt kümesi olduğuna, yeni abone
kazanımı yoluyla da aktivasyon işleminin yapıldığına da dikkat çekmek
gerekmektedir. Buna ek olarak savunmada bayilerin verilen primler yoluyla
münhasırlığa zorlanmadığı, prim sisteminin diğer işletmecilerle çalışıp çalışmadığına
bakılmaksızın, tüm TSN ve YTSN’lere aynı şekilde uygulandığı ifade edilmektedir,
ancak bu duruma ilişkin somut veriler sunulmadığından açıklama soyut bir ifadeden 2250
öteye geçememiştir.
Münhasır çalışma zorunluluğunun getirilmediğine ilişkin yapılan savunmalarda
Turkcell’in SIM kart ve kontör kart satışlarındaki pazar payları gösterilerek pazarda
kapama etkisinin düşük olduğu ispat edilmeye çalışılmaktadır. Turkcell’in pazarda
gerçek gücünü ortaya koymanın önemi dikkate alındığında, Turkcell’in bu noktalarda
11-34/742-230
57
gerçekleştirdiği tüm işlemler (SIM kart, kontör kart, aktivasyon ve diğer abonelik
hizmetleri dâhil olarak) için pazar paylarını ortaya koyarak bu savunmayı yapması
gerekmektedir. Bununla birlikte Turkcell “Hat aktivasyonundan elde edilen gelirlerin
“TL” (eski adıyla “kontör”) satışından elde edilen gelirlere göre daha yüksek olduğu
dikkate alındığında, Soruşturma Heyeti tarafından iddia edildiğinin aksine Şirketimizin 2260
dağıtım kanalındaki işletmeciler için zorunlu, vazgeçilemeyecek bir hizmet
ürettiğinden bahsedilemeyecektir.” ifadeleri ile aktivasyon işlemlerinin sadece MNT
işlemi ile yapıldığı hatalı olarak kabul edilmekte ve diğer GSM operatörlerinin MNT
işleminde adet bazında toplam %69 olan pazar payının gelir bazında daha yüksek
olduğu dolayısıyla Turkcell’in pazar payının daha da düştüğü ifade edilmektedir ki bu
husus savunmanın tamamında doğru olmayan bir kabule dayandırılmakta olup,
gerçeklikten uzaktır.
Turkcell savunmasında, Heyet’in incelemesinde sadece rakiplerden gelen bilgileri
dikkate aldığını iddia etmektedir. Ancak Heyet sektörde Turkcell ile aynı seviyede
faaliyet gösteren teşebbüslerin yanı sıra diğer seviyelerde faaliyet gösteren çeşitli 2270
teşebbüslerle görüşmeler yapmış ve bu teşebbüslerden bilgi talebinde bulunmuştur.
Bu nedenle değerlendirmelerin sadece rakiplerden gelen bilgilere dayandığını ifadesi
kabul edilememektedir.
I.5.2.2. Rakip Faaliyetlerinin Hiçbir Biçimde Zorlaştırılmadığı Savunması
Rapor’daki tespitlere göre Turkcell’in YTSN’ler üzerindeki uygulamalarının
münhasırlık doğurucu olduğu, bu nedenle rakiplerin bu noktalardan dışlanmasının
amaçlandığı açıktır. Etkileri ise Rapor’da yer verilen bu noktalardaki aktivasyon
sayısındaki azalışlarla kendini göstermektedir. Heyet’in bu noktalarda soruşturma
sürecinde yaptığı incelemelerde de bu noktaların diğer operatörlere ait herhangi bir
görsel unsur taşımadığı, var olan alan görsellerin de daha önce yinelendiği üzere 2280
Turkcell tarafından astırılan ve üç operatörün kontörlerinin bulunduğunu ifade eden
çıkartmalar olduğu görülmüştür. Bu noktalarda diğer operatörlere ait kontör satışı
dışında hiçbir abonelik işlemi yapılmadığı da Heyet’in bu ziyaretlerinde sabit
olmuştur.
Rapor’da yer alan “eğer mavi nokta olmasaydı rakip operatörlerin numara
taşınabilirliğinden kazancı daha yüksek olabilirdi” yönündeki tespit ise Turkcell’in
rekabet gücünün aşırı küçümsenmesi şeklinde yorumlanmıştır. Oysa Rapor ve yazılı
savunma birlikte değerlendirildiğinde Heyet, Turkcell’in rakiplerinin faaliyetini
zorlaştırdığı yani önemli bir rekabet gücüne sahip olduğu iddiasını öne sürerken,
teşebbüs savunmasının bilhassa ilk bölümünde şirketin rekabet gücünü rakiplerine 2290
en fazla “aynı veya benzer” şekilde tasvir etmiştir. Dolayısıyla bu eleştiri de haklı
görülmemektedir.
Savunmada GSM hizmetleri pazarında perakende seviyede faaliyet gösteren toplam
nokta sayısı (16.000 ila 18.000) içinde YTSN’lerin (yaklaşık ….. adet) payının çok
düşük olduğu ifade edilmektedir. Ancak Rapor’da Turkcell’den alınan verilere göre
yapılan hesaplama sonucunda “Mavi Noktaların (YTSN’lerin) bireysel satış
kanalındaki payının 2008 için %(…..), 2009 için %(…..), 2010 yılı ilk altı ayı içinse
%(…..)olduğu ve bu dönem içinde sürekli bir artış gösterdiği ve artışın büyük
kısmının diğer TSN’lerin payından geldiği görülmektedir. Turkcell’in yaklaşık 15.000
noktada (yaklaşık (…..)’i münhasır noktalar olan TDM ve TİM’ler olmak üzere) 2300
satıldığı düşünüldüğünde (…..) YTSN’nin adet olarak oranı %(…..) düzeyindedir. Bu
da YTSN’lerin satış kapasitelerinin adet olarak sistemdeki oransal büyüklüklerinin
oldukça üzerinde olduğunu göstermektedir.” ifadelerine yer verilmiştir. Bu noktada,
11-34/742-230
58
YTSN’lerin Turkcell’e sağladığı katkının nokta bazında aldığı paydan yüksek olduğu
belirtilmelidir.
Buna ek olarak savunmada YTSN’lerin tamamının münhasırlaştırılması durumunda
dahi kapama etkisinin olmadığı ifade edilmektedir. Oysa Turkcell’in soruşturma
raporu ekinde yer alan tutanağa da yansıyan kendi beyanında bu noktaların
münhasır çalışmayan 18.000 nokta arasından finansal güç, lokasyon, ticari ilişki, vb
olmak üzere belirli kriterlere göre seçildiği ifade edilmektedir. Pazarın gelecekte 2310
savunmada örnek verilen ülkelerdekine benzer şekilde nokta sayısı bakımından
küçülmesi durumunda ortaya çıkabilecek kapama etkisinin yüksek olması ve
rekabetin pazarın önemli bir bölümünde kısıtlanması riski mevcuttur. Savunmada
Vodafone ve Avea’nın dağıtım sisteminde Turkcell ile benzer bir yapıya sahip olduğu
ifade edilmekte, ancak Turkcell’in pazardaki hâkim durumu göz ardı edilerek,
Turkcell’in rakipleriyle benzer değerlendirmeye tabi tutulması beklenmektedir.
Savunmada yer alan “Soruşturma raporunda, Turkcell’in YTSN’lerle münhasır
çalışmak yönündeki uygulaması ile güdülen amacın kontör kart almak amacıyla
YTSN’lere gelen rakip GSM operatörü abonesinin telkinler yoluyla numara
taşınabilirliği çerçevesinde Şirketimiz abonesi haline getirilmesi olduğu ifade 2320
edilmektedir. Ancak bu tespit son derece yanlıştır ve bunun temel sebebi, rakiplere
kapatıldığı iddia edilen SIM kart aktivasyon pazarı ve bu ürünün niteliği hakkında
detaylı bir inceleme yapılmamış olmasıdır.” ifadesi Heyet’in şikâyetlere dayanarak
iddiada bulunduğu ve bu iddianın doğruluğunun araştırılmadığı anlamını
taşımaktadır. Ancak Rapor’da bu duruma ilişkin değerlendirme şu şekildedir: “Mavi
Noktalarla ilgili bir diğer iddia ise bu noktaların kural olarak Turkcell ile münhasır
şekilde çalışmakla beraber belirli hallerde rakip GSM operatörlerinin sadece kontör
kartlarının satışına izin verildiğidir. İddiaya göre bu uygulamadaki amaç Mavi Noktaya
kontör kart alma amacıyla gelen rakip GSM operatörü abonesinin telkinler yolu ile
numara taşınabilirliği çerçevesinde Turkcell abonesi haline getirilmesidir. Bu noktada 2330
rekabeti bozduğu iddia edilen husus, çok markalı olması gereken satış noktalarının
yalnızca Turkcell lehine telkinde bulundukları, diğer GSM operatörlerine numara
taşımanın da mümkün olmadığıdır. 26.3.2010 tarihinde Turkcell yetkilileriyle yapılan
görüşmelerde, teşebbüs tarafından Mavi Noktalara diğer işletmecilerin ürün ve
hizmetlerini satmamaları konusunda herhangi bir yönlendirme yapılmadığı aksine bu
noktalara rakip (operatör) abonelerinin girmesinin numara taşıma işlemi açısından bir
imkân yarattığı ifade edilmiştir. Raportörler tarafından yapılan Mavi Nokta
ziyaretlerinde ise bu noktalarda Turkcell dışındaki operatörlerin SIM kartlarının
satılmadığı, hat aktivasyonlarının yapılmadığı, diğer operatörlere numara taşınmadığı
yalnızca kontörlerin bulunduğu tespit edilmiştir.” Bu ifadelerden anlaşıldığı üzere 2340
Turkcell kendi beyanlarını göz ardı etmekte ve Heyet gelen şikâyetlerin doğruluğunu
bizzat sahada gerçekleştirdiği incelemelerle araştırmaktadır. Buna ek olarak
Rapor’da vurgulanan husus Turkcell’in abone kazanmak amacıyla uyguladığı
stratejileri değil, çok markalı olması gereken bir noktada bu durumu engellemeye
çalışmasıdır.
Savunmada sürekli bir ihtiyaç niteliği sergileyen elektronik haberleşme hizmetlerinin
tüketicilerin bütçelerinde ihmal edilemez bir paya sahip olduğu; tüketicilerin bu
nedenle abonelik işlemlerini gerçekleştirirken kendileri için en uygun operatörü
seçebilmek maksadıyla gerekli araştırma maliyetine katlandığı iddia edilmektedir. Bu
bağlamda BTK verilerine göre mobil iletişim giderleri ön ödemeli kullanıcılar için aylık 2350
yaklaşık 12 TL, faturalı kullanıcılar için ise aylık 41 TL civarında bir tutara denk
geldiği söylenmektedir. Bu harcamaların tüketicileri araştırma maliyetine katlanmaya
11-34/742-230
59
itecek kadar yüksek olup olmadığı hususunda herhangi bir bilimsel veri
bulunmamakla beraber sektördeki numara taşıma işlemleri adedinin 22 milyon
olduğu göz önüne alındığında bu derece yüksek sayıda yapılan bir işlemin tüketici
açısından maliyetli olduğunu düşünmek çok gerçekçi görünmemektedir. Bununla
birlikte iktisat literatüründe tüketicilerin arama maliyetine katlandığı ürünler arasında
sayılan beyaz eşya, TV, otomobil gibi ürünlerle soruşturma konusu ürün ve
hizmetlerin karşılaştırılmayacağı ortadadır.
Savunmada Turkcell’in yine MNT verilerinin dağıtım kanalındaki TİM, YTSN, TSN ve 2360
zincirlerde gerçekleşme oranları verilmektedir. Turkcell’in pazar gücü için tek başına
yeterli olmayan bir veri üzerinden değerlendirme yapması YTSN’lerin önemini ortaya
koymak için uygun bir ölçüt değildir. Kaldı ki aşağıda Turkcell tarafından
savunmasında verilen tablodan YTSN’lerde gerçekleşen MNT işlemlerinin 2009 ve
2010 yılları için %(…..) ila %(…..) arasında değiştiği görülmektedir. Rapor’da yer alan
“Turkcell’in yaklaşık 15.000 noktada (yaklaşık (…..)i münhasır noktalar olan TDM ve
TİM’ler olmak üzere) satıldığı düşünüldüğünde (…..) YTSN’nin adet olarak oranı
%(…..) düzeyindedir.” değerlendirmesindeki YTSN’lerin Turkcell’in toplam satış
noktaları arasındaki adet bazında %(…..)’lik payı dikkate alındığında, bu noktaların
MNT işlemi açısından da azımsanmayacak derecede büyük bir yere sahip olduğu 2370
ortaya çıkmaktadır.
Tablo 16: Turkcell ikinci yazılı savunmasında yer alan bayi tipi kırılımında
gerçekleştirilen Turkcell MNT oranları (%)
MNT KANAL
PAYLARI TİM YTSN TSN ZİNCİR
Q1'09 (…..) (…..) (…..) (…..)
Q2'09 (…..) (…..) (…..) (…..)
Q3'09 (…..) (…..) (…..) (…..)
Q4'09 (…..) (…..) (…..) (…..)
Q1'10 (…..) (…..) (…..) (…..)
Q2'10 (…..) (…..) (…..) (…..)
Q3'10 (…..) (…..) (…..) (…..)
Q4'10 (…..) (…..) (…..) (…..)
Savunmada YTSN’lerin pazarda önemli olmadığını göstermek amacıyla, YTSN’lerde
Turkcell yönüne taşınan numara sayısı gerçekleşen toplam numara taşıma sayısıyla
karşılaştırılmaktadır. YTSN’lerde Turkcell yönüne taşınan numaraların tüm yönlere
doğru taşınan numaralar ile karşılaştırılması yoluyla sektördeki kapama etkisini
değerlendirmek doğru olmayacaktır. MNT işlemi Turkcell’in de ifade ettiği gibi ilk
uygulamaya girdiği günden bu yana Turkcell’in %31 oranında pay aldığı bir işlemdir.
Turkcell’in görece güçlü olmadığı bir ölçüt olan MNT işlemi dikkate alınarak 2380
YTSN’lerin tüm pazardaki gücünü ölçmek doğru değildir. YTSN’lerin bu sektörde
gerçekleştirilen tüm işlemler dikkate alınarak pazardaki etkisinin ölçmek ya da
YTSN’lerin MNT işlemi açısından Turkcell noktaları içindeki payına bakmanın, diğer
bir deyişle YTSN’lerde Turkcell yönüne taşıma sayısını tüm Turkcell noktalarında
gerçekleşen Turkcell yönüne taşıma sayısına oranlamanın daha anlamlı olacağı
ortadadır. Benzer şekilde ikinci yazılı savunmanın 6 numaralı tablosunda YTSN’lerin
pazardaki etkisini ölçmek amacıyla SIM kart satış adetleri kullanılmaktadır ki SIM kart
satış adetleri yine Turkcell’in pazar gücünü doğru yansıtmayan bir ölçüttür.
YTSN’lerin çok markalı satış yapması halinde savunmada Turkcell tarafından MNT
11-34/742-230
60
işlemi ve SIM kart satış işlemleri açısından yapılan değerlendirmelerin anlam ifade 2390
edebilmesi mümkün olacaktır ancak böyle bir durum fiiliyatta mevcut değildir.
Grafik 2- Turkcell ikinci yazılı savunmasında yer alan YTSN’lerin yıllar itibariyle MNT
işlemindeki payı
(……….TİCARİ SIR…………)
Savunmada diğer ülkelerdeki satış noktası sayılarının Türkiye’den çok daha az 2400
olduğu ifade edilmektedir. Verilen örneklerde Türkiye ile hem kişi başı gelir hem de
coğrafi büyüklük olarak karşılaştırılabilir (bazı durumlarda daha zengin ya da daha
büyük) ülkelere yer verilmiştir. Bu ülkeler dâhilinde satış noktası en fazla 6.000 iken
ülkemizde bu sayı 16.000 ile 18.000 arasında ifade edilmektedir. Dolayısıyla
Türkiye’de de sektörün konsolidasyona giderek optimal ölçeğe gelmesi gerçekçi bir
beklenti olacaktır. Sektördeki satış noktalarının önemli bir kısmı da “bir masa, bir
kasa” şeklinde tasvir edilen, finansal açıdan güçleri tartışmalı bayilerden
oluşmaktadır. Bu iki veri de kritik lokasyonlarda, mali güce sahip satış noktaları (bir
başka ifade ile Turkcell’in Mavi Nokta kriterlerini karşılayabilen) ile çalışabilmenin
önemini arttırmaktadır. Heyet de Türkiye’de mevcut noktaların sayısının AB 2410
ülkelerindeki gibi bir düzeye ulaşması durumunda yani dağıtım kanalının olgunlaşıp
oturması durumunda rekabetin Turkcell lehine kısıtlanması yoluyla oluşabilecek riske
işaret etmektedir.
MNT işlemine ilişkin olarak Rapor’da Turkcell’in abone kaybına ilişkin yer verilen
bilgiler, Turkcell’in alt bayilerin münhasırlaştırılması yoluyla hâkim durumunu kötüye
kullandığını zayıflatan ifadeler olarak değerlendirilmemelidir. Bu veriler ancak
Turkcell’in pazarlama stratejisindeki başarısının değerlendirmesinde kullanılabilir.
Veriler, MNT işlemi kapsamında Vodafone’un %39’luk oran ile net abone kazanan,
Avea’nın %30’luk oranı ile net abone kazanan ve Turkcell’in de %31’lik bir pay ile net
abone kaybeden bir konumda olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte Turkcell’in 2420
MNT işleminden elde ettiği paya dayanılarak yapılan açıklamaların da Turkcell’in
rekabeti kısıtlayan eylemlerinin inkârı için bir dayanak teşkil etmeyeceği ortadadır.
I.5.2.3. Turkcell’in Alt Bayi Kanalına Alternatif Organizasyonun (Smile)
Eklenmesine Engel Olunmasına Yönelik Uygulamaları Bulunduğu İddialarına
İlişkin Açıklamalar
Rekabet Kurulu’nun 9.7.2008 tarih ve 08-44/603-230 sayılı kararında Smile’ın
Turkcell hakkındaki şikâyetinin mal vermenin reddi bağlamında ele alındığı ve
mevcut soruşturma kapsamında ise iki teşebbüs arasındaki ilişkilerin yalnızca alt
bayilerin münhasırlaştırılması bağlamında incelendiği açıkça ifade edilmektedir.
Dolayısıyla, Turkcell’in Smile’a mal satışını engelleyip engellemediği ve bu bağlamda 2430
Smile’ın distribütörler dışındaki başka kanallardan da mal temin edip edemediğine
dair bir değerlendirme raporda veya kararda yer almamaktadır.
Bu konuda yalnızca şikâyetçi beyanlarına dayanıldığı ve bu beyanların da tek elden
çıkmış olduğu savunması da yersizdir. Zira Rapor’da ve eklerinde yer verilen bilgi ve
11-34/742-230
61
belgeler sadece tek bir şikâyetçi tarafından sunulan beyanlar, e-posta örnekleri ve
belgeler olmayıp, bilakis, Turkcell dağıtım kanalının farklı kademelerinde yer alan,
birbirinden bağımsız ve habersiz şikâyetçi veya ihbarcı niteliğindeki teşebbüslere
aittir ve yapılan tespit ve değerlendirmeler farklı niteliklere ve Turkcell ile farklı
bağlara sahip çok sayıdaki teşebbüsün başvurusu üzerine yapılmıştır. Değişik
zamanlarda, birbirinden habersiz bu teşebbüslerce Heyet’e yapılan beyanlar ve 2440
sunulan belgelerin ortak nitelikte şikâyetler içermesi ve Turkcell hakkında hemen
hemen aynı konulara vurgu yapması, şüphe doğurucu nitelik arz etmiş ve bu
kapsamdaki incelemelere temel olmuştur. Özellikle alt bayiler bakımından ilgili
pazarda faaliyet gösteren binlerce teşebbüsün bulunması, bu teşebbüslerin
Türkiye’de farklı illerde, bölgelerde faaliyet gösteren teşebbüsler olmaları ve en
önemlisi 3-4 yıllık bir dönemi kapsayan bu soruşturma çerçevesinde bu bayilerin
kendi aralarında organize olmalarının zorluğu Taraf’ın bu iddiasının yersiz olduğuna
karine niteliğindedir.
Bu sebeple, söz konusu durumdaki bayilerin bir araya geldiklerinde Kurum’a
yollayacakları şikâyet dilekçelerinde benzer bir lisanı kullanmaları Taraf’ın iddia ettiği 2450
türden şüphe doğurucu veya sıra dışı bir durumu ortaya koymaktan ziyade ortak
problemlerle karşı karşıya olduklarına gösterge olabilir. Kaldı ki bu bayi yetkililerinin
önemli bir bölümü Kurum’a bizzat gelmiş ve şikâyetlerini beyan etmişlerdir. Kurum’da
gerçekleştirilen ortak toplantıların ertesinde yetkililerin sundukları şikâyet ve ihbar
dilekçelerinin içeriği ve dili de benzer olmuştur. Bu durumun rekabet hukuku veya
genel olarak hukuka aykırılık teşkil eden bir yönü bulunmamaktadır.
Yapılan görüşmelerde Turkcell ile ilişkisi devam eden bayiler de yer almaktadır.
Şikâyetlerin çok geniş kapsamlı olması ve çok sayıdaki teşebbüsçe yapılmış olması
sebebiyle Rapor’da tüm e-postalara veya belgelere yer verilememiş, bununla birlikte
bunlar raporun ekine konmuştur. Bunun gibi, Rapor’da bugünkü ismiyle TİM’lerin 2460
Turkcell ile münhasır ilişki içinde olduğu raporun çeşitli bölümlerinde vurgulanmıştır.
Bu bakımdan TİM’lerin Turkcell dışında herhangi bir teşebbüsle çalışmalarının her
şeyden önce sözleşmeleri gereği mümkün olmayacağı bilinmektedir. Rapor’da gerek
TİM’lere gerekse münhasır olmayan diğer alt bayilere ilişkin olarak sunulan e-
postalar, Turkcell’in dağıtım kanalı üzerindeki genel yaklaşımını ortaya koyma
amaçlıdır.
Turkcell ayrıca, TSN’lerin Smile bayisi olması durumunda dijital kontördeki
avantajlarının düşeceğine ilişkin olarak yazılan e-postanın amacı dışında
yorumlandığı savunmasını getirmektedir.
Yukarıda da belirtildiği gibi, Rapor’da Turkcell’in Smile’a mal verip vermediği 2470
incelenmemiş ve bu bakımdan Smile’ın kendi bayileri ile yapmış olduğu
sözleşmelerin içerikleri ve bunun doğurduğu sonuçlar değerlendirilmemiştir. Bununla
birlikte, Smile ile münhasırlık ilişkisine sahip olmayan ve Turkcell’in dağıtım kanalı
içinde farklı seviyelerde yer alan teşebbüslerin Smile’a mal satışlarının Turkcell
tarafından yakından takip edildiği Rapor’da sunulan yazışmalarda ortaya
çıkmaktadır.
Ayrıca, rasyonel her teşebbüs yetkilisinin kendi kâr marjını maksimize etmeye
çalışacağı ve işletmeciliğin temel hedefinin kâr maksimizasyonu olduğu, bu sebeple
Turkcell’in kâr marjına ilişkin uyarılarının gereksiz ve anlamsız olduğu ortadadır.
Kaldı ki rekabet hukuku kapsamında teşebbüslerin yeniden satıştaki kâr marjlarının 2480
tespit edilmesi de bir yasak teşkil etmektedir. Kurum’a intikal eden ve Rapor’da
11-34/742-230
62
mündemiç belgeler arasında, Avea veya Vodafone ürünü satmaları sebebiyle
cezalandırılan bayilerin beyanları ve bu bayilerin bayilik kodları da yer almaktadır.
I.6. Gerekçe ve Hukuki Dayanak
Yukarıda yer verilen değerlendirmeler neticesinde özetle;
- Turkcell’in tavsiye edilen fiyatı bildirmenin ötesinde YSFB uyguladığına ve tavsiye
edilen fiyattan sapmaları cezalandırdığına ilişkin yeterli delil elde edilemediğinden
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edilmediği,
- Nihai satış noktaları ile akdedilen taahhütnamelerin ve bu bayilerdeki dekorasyon,
tabela ve satışa yönelik tek tip uygulamaların, 4054 sayılı Kanun'un 5. maddesi 2490
kapsamında bireysel muafiyet şartlarından “tüketicinin bundan yarar sağlaması ve ilgili
piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması” koşullarını
sağlamadığı,
- Ayrıca, Turkcell’in fiili uygulamalar ve bireysel muafiyet kapsamında girmeyen dikey
anlaşmalar vasıtasıyla SIM kart, kontör kart, dijital kontör, aktivasyon ve diğer
abonelik hizmetlerinin toptan ve perakende satışı pazarında çok markalı olması
gereken alt bayi kanalının fiilen münhasırlaştırmasına çaba göstermek suretiyle
rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırdığı, dolayısıyla GSM hizmetleri pazarındaki hâkim
durumunu kötüye kullandığı ve Kanun’un 6(a) maddesinde örneklenen ihlalin
gerçekleştiği 2500
tespit edilerek, idari para cezası verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
İdari para cezaları 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinde düzenlemektedir. Anılan
maddenin üçüncü fıkrasında;
“Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara,
ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai
karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün
olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından
saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî para cezası”
verileceği hükme bağlanmıştır. Aynı Kanun’un 27. maddesiyle;
“Bu Kanunda yasaklanan faaliyetler ve hukukî işlemler hakkında, başvuru üzerine 2510
veya resen inceleme, araştırma ve soruşturma yapmak; bu Kanunda düzenlenen
hükümlerin ihlal edildiğinin tespit edilmesi üzerine, bu ihlallere son verilmesi için
gerekli tedbirleri alıp bundan sorumlu olanlara idari para cezaları uygulamak”
görev ve yetkisi Rekabet Kurulu’na verilmiştir.
4054 sayılı Kanun’un yukarıda yer verilen maddelerine dayanılarak “4054 sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde yasaklanmış
davranışlarda bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyeleri ile
bunların yönetici ve çalışanlarına, aynı kanunun 16 ncı maddesi gereğince verilecek
para cezasının tespitine ilişkin usul ve esasları düzenlemek” amacıyla hazırlanan
“Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye 2520
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik” 15.02.2009 tarih
ve 27142 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Yönetmeliğin 4. maddesine göre, para cezası belirlenirken;
öncelikle Yönetmeliğin 5. maddesi çerçevesinde temel para cezasının
hesaplanması,
11-34/742-230
63
daha sonra, Yönetmeliğin 6. ve 7. maddeleri çerçevesinde, ağırlaştırıcı ve
hafifletici unsurlar göz önünde bulundurularak artırma ve/veya eksiltme
yapılması
gerekmektedir.
Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine göre; kartel harici ihlallerde 2530
temel para cezasının belirlenmesinde yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüs
ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin, nihai karardan bir önceki mali yıl
sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en
yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi
gelirlerinin binde beşi ile yüzde üçü arasında bir oranın esas alınması gerekmektedir.
Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında ise oranlar belirlenirken ilgili teşebbüs veya
teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücünün, ihlal neticesinde gerçekleşen veya
gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi hususların dikkate alınacağı
belirtilmektedir. Bu bağlamda, gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın
ağırlığı dikkate alındığında temel para cezası, alt eşik olan yıllık gayri safi gelirlerinin 2540
binde beşi oranında takdir edilmiştir.
Yönetmeliğin 5. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendi de ihlalin bir yıldan uzun, beş
yıldan kısa sürmesi halinde temel para cezasının yarısı oranında artırılması
gerektiğini düzenlenmektedir. Yukarıda yapılan değerlendirmeler sonucunda dosya
kapsamında ihlal olduğu kanaatine ulaşılan uygulamaların “bir yıldan uzun, beş
yıldan kısa” sürdüğü anlaşıldığından temel para cezası yarısı oranında artırılmıştır.
Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, ihlalin tekerrürü halinde para
cezasının her bir tekrar için yarısından bir katına kadar artırılması hükme
bağlanmaktadır. Turkcell’in ihlali tekrar niteliğinde olduğundan, yukarıdaki paragrafta
yer verildiği şekliyle hesaplanan para cezası yarısı oranında arttırılmıştır. 2550
Yönetmeliğin 7. maddesinde ise “yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesi haricinde
incelemeye yardımcı olunması, ihlalde kamu otoritelerinin teşvikinin veya diğer
teşebbüslerin zorlamasının bulunması, zarar görenlere gönüllü olarak tazminat
ödenmesi, diğer ihlallere son verilmesi, ihlal konusu faaliyetlerin yıllık gayri safi
gelirler içerisindeki payının çok düşük olması gibi haller“ “hafifletici unsurlar” arasında
sayılmaktadır. Buna karşın yürütülen soruşturma kapsamında Yönetmelikte sayılan
hafifletici unsurların hiçbirinin gerçekleşmediği tespit edilmiştir.
Sonuç olarak, yukarıda yer verilen inceleme, tespit ve değerlendirmeler neticesinde
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiği tespit edilen teşebbüse nihai karardan
bir önceki mali yıl sonunda oluşan yıllık gayri safi gelirlerinin % 1,125’i oranında idari 2560
para cezası verilmesi uygun görülmüştür.
J. SONUÇ
11.11.2009 tarih, 09-54/1289-M sayılı; 18.03.2010 tarih, 10-24/329-117 sayılı;
08.04.2010 tarih, 10-29/448-M sayılı ve 27.05.2010 tarih, 10-38/659-226 sayılı Kurul
kararları uyarınca yürütülen soruşturma ile ilgili olarak düzenlenen Rapor’a ve Ek
Görüş’e, toplanan delillere, yazılı savunmalara, sözlü savunma toplantısında yapılan
açıklamalara ve incelenen dosya kapsamına göre;
1. Turkcell'in GSM hizmetleri pazarında hâkim durumda bulunduğuna OYBİRLİĞİ ile,
2. Turkcell'in yeniden satış fiyatını belirlemesi iddiasına yönelik olarak 4054 sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesinin ihlal edilmediğine 2570
OYÇOKLUĞU ile,
11-34/742-230
64
3. Turkcell hakkında ortaya konulan alt bayilerin fiili olarak münhasırlığa zorlanması
iddialarına yönelik olarak;
a. Nihai satış noktaları ile akdedilen taahhütnameler, bu bayilerdeki dekorasyon,
tabela ve satışa yönelik tek tip uygulamalar ve alt bayi kanalına alternatif bir
organizasyonun eklenmesine engel olunmasına yönelik uygulamalar vasıtasıyla
Kanun'un 6. maddesinin (a) bendi çerçevesinde hâkim durumun kötüye kullanıldığına
Başkan Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI’nın farklı gerekçesi,
b. Bu nedenle Kanun’un 16. maddesi ile “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu
Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para 2580
Cezalarına İlişkin Yönetmelik”in 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, üçüncü
fıkrasının (a) bendi ve 6. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükümleri uyarınca
anılan teşebbüse 2010 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık
gayri safi gelirlerinin takdiren %1,125’i oranında olmak üzere 91.942.343,31 TL idari
para cezası verilmesine Kurul Üyesi Reşit GÜRPINAR’ın farklı gerekçesi
ve OYÇOKLUĞU ile,
4. Kanun'un 9. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, rekabetin tesisini teminen, nihai
satış noktaları ile akdedilen taahhütnamelerin ve bu bayilerdeki dekorasyon, tabela
ve satışa yönelik tek tip uygulamaların 4054 sayılı Kanun'un 5. maddesi kapsamında
bireysel muafiyet şartlarını sağlayamayan dikey anlaşmalar statüsünde olduklarına; 2590
söz konusu taahhütnamelerden bu hükümlerin derhal çıkarılmasına; sözlü ve fiili
baskılarla nihai satış noktalarında rakip tabela asılmaması, mağaza dekorasyonunun
tek operatörü yansıtması ve bazı rakip operatör ürün ve hizmetlerinin sağlanmaması
gibi uygulamalara son verilmesine; bu hususların Turkcell tarafından dağıtım
kanalına etkin bir şekilde duyurulmasına OYÇOKLUĞU ile
Danıştay yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
2600
2610
11-34/742-230
65
KARŞI OY GEREKÇESİ
(06.06.2011 tarih ve 11-34/742-230 sayılı Kurul Kararı)
İlgili dosyada, hâkim durumdaki bir teşebbüsün fiyat, dağıtım ve satışa ilişkin
politika ve uygulamaları değerlendirilmektedir.
1- Bu çerçevede, özellikle kontör fiyatlarının her düzeyde belirlenmesi 2620
yönündeki çok sayıda belge ve bulgu dikkate alınırsa, Kanun’un 4. maddesine göre
rekabetin ihlal edildiği sonucuna varılabilecektir.
2- Kurul, ilgili teşebbüsün Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde hâkim durumunu
kötüye kullandığını ve rekabeti ihlal ettiğini hükme bağlamıştır. Sonuca katılmakla
birlikte, kanaatim, bu hükmün, ilgili teşebbüs davranışının 4. madde kapsamındaki
yeniden satış fiyatının belirlenmesi anlamına gelecek uygulamalar ile de
ilişkilendirilerek gerekçelendirilmesi gerektiği yönündedir.
2630
Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Başkan
6.6.2011 Tarih ve 11-34/742-230 Sayılı Kurul Kararına Karşı Oy Yazısı
2640
Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin distribütörleri ve bayilerine yönelik uygulamaların
4054 sayılı Kanun hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinden bahisle açılan Soruşturma
sonucunda Kurul tarafından verilen 06.06.2011 tarih ve 11-34/742-230 sayılı Kurul
kararının, Turkcell’in yeniden satış fiyatını belirlemek (YSFB) suretiyle Kanunun 4.
maddesini ihlal etmediği yönündeki çoğunluk görüşüne aşağıda sıralanan
sebeplerden dolayı katılmıyorum.
Turkcell hakkında Soruşturma açılmasına yönelik iddialardan biri de, Turkcell’in
satışa sunduğu kontörlerin yeniden satış fiyatını belirlediği yönünde olup, Soruşturma 2650
Heyeti tarafından yapılan Önaraştırma aşamasında Turkcell’in esas ürünlerinden
kontör satışının fiziki kontör kartları vasıtasıyla ya da dijital olarak yapıldığı tespit
edilmiş; yapılan inceleme sürecinde, mezkûr teşebbüsün gerek fiziki kontörlerin ve
gerekse dijital kontörlerin satış fiyatını yeniden belirlediğini gösteren çok sayıda belge
elde edilmiştir. Soruşturma Raporunun ekinde yer alan EK 24/1-2-12-13-14-15, EK
24/4-5-6-7-9-10 belgeler yeniden satış fiyatının tespitine delil niteliğini taşımaktadır.
Dosyada konuya ilişkin başka belgeler de mevcuttur.
Sözkonusu kanıt ve belgeler arasında, 2006 yılına ait fiziksel ve dijital kontör
fiyatlarının Turkcell satış fiyatı, distribütör satış fiyatı, bayi satış fiyatı ve son kullanıcı 2660
fiyatına kadar ayrıntılı olarak yer aldığı tabloların mevuttur. Ayrıca ürünün zincir
marketler vasıtasıyla satıldığında bu marketlerin de kâr oranlarını belirlemek suretiyle
11-34/742-230
66
yeniden satış fiyatının tespit edildiğini gösteren belgelerin yanı sıra, fiziksel ve dijital
kontör gibi SIM kartların da distribütör satış fiyatının belirlendiği tablolar
bulunmaktadır. Keza, zincir marketlerin ve benzinliklerin sattığı ürünlerin hangi
distribütör ve hangi bayi kanalıyla ulaştığını ve distribütör, bayi, alt bayi kanalının tek
tek kâr marjlarının belirlendiği tablolar sözkonusu belgeler arasında yer almaktadır.
Bunların dışında Turkcell çalışanlarının e-posta yazışmaları ve Turkcell’in alt
seviyedeki TDM ve bayilerinden bazı yetkililerin iddiayı doğrular yöndeki beyanları da
dosyada mevcuttur. Diğer taraftan Raporda, Önaraştırma döneminden önce POS 2670
cihazları ve Internet üzerinden yapılan dijital kontör satışlarında sabit fiyat
uygulaması yapıldığı, Kurum tarafından başlatılan inceleme öncesinde “Mavi Nokta”
tabir olunan bayilere bu fiyatların değiştirilmesine imkân verilmediğine ilişkin tespit ve
değerlendirmeler yapılmıştır.
Bilindiği gibi, mal ve hizmetlerin yeniden satış fiyatının belirlenmesinin rekabet
üzerinde olumlu etkilerinin bulunabileceği tezinden hareketle per se yasak
sayılmaması gerektiğine ilişkin görüşler son dönemde oldukça taraftar toplamaya
başlamıştır. Konu, gerek ABD ve gerekse AB hukuk çevrelerinde yoğun bir şekilde
tartışılmaktadır. Bu çerçevede, YSFB uygulamasıyla özet olarak; satış öncesi 2680
hizmetlerde etkinliğin temini için perakendecilerin teşviki, bedavacılık sorununun
çözülmesi, marka imajının korunması, talep belirsizliğinin yönetimi, çoklu marka
satan noktalarda ayrıcalıklı muameleyi teşvik etme, pazara yeni girişlerin tahriki, çifte
marjinalizasyonun önlenmesi ve pazar gücü olan bayilerin fiyatı etkilemelerinin
engellenmesi gibi refah artırıcı etkinliklerin elde edilmesi beklenmektedir.
Rekabet otoriteleri ve yargı organlarınca, sözkonusu etkinlikler karşılığında rekabet
karşıtı bu uygulamaya müsamahayla yaklaşılabilmektedir. Nitekim Kurulumuzun da
bu doğrultuda verdiği kararları mevcuttur. Ancak bahse konu etkinliklerin elde
edilebilmesi için, YSFB’nin yüksek pazar gücüne sahip olmayan teşebbüsler
tarafından rekabet etmek amacıyla kullanılabileceğini gözden uzak tutmamak gerekir. 2690
YSFB uygulamasını yapan teşebbüs, ilgili pazarda yüzde altmışın üzerinde pazar
gücüne sahip ve hâkim durumda olduğu tartışmasız olan Turkcell’dir. Rekabet
hukuku içtihat ve literatüründe, hâkim durumda olan teşebbüslerin YSFB
uygulamasının rekabete aykırılık oluşturduğu ve izin verilmemesi gerektiği genel
olarak kabul edilmektedir. Çünkü Turkcell gibi, pazar gücü bakımından kendisiyle en
yakın rakibi arasında yüzde otuz gibi bir fark bulunan hâkim durumdaki teşebbüslerce
yapılan YSFB uygulamasının yol açacağı rekabet kısıtı, bu uygulamayla elde
edilmesi umulan etkinlikten çok daha fazladır. O nedenle somut olay bakımından
YSFB uygulamasının 4054 sayılı Kanuna aykırılık teşkil etmediğini savunmak 2700
mümkün değildir.
Mamafih, Soruşturma Raporunda da Turkcell’in hâkim durumda olduğu, mevcut
dağıtım yapısının işlemesinde fiyat tespitinin önemli bir payının bulunduğu, YSFB
uygulamasının marka içi rekabete zarar vereceği ve Turkcell’in dikey anlaşmalar
yoluyla etkinlik kazanımı için YSFB uygulamasına ihtiyacı olmadığı sonucuna
varılmıştır. Raporda, ayrıca bu hususa ilişkin önlemlerin alınması amacıyla dağıtım
sistemindeki tüm kademelere fiziksel kontöre ve SİM karta ilişkin önerilen satış
fiyatının tavsiye edilen satış fiyatı olduğunun bildirilmesi, teşebbüslerin kendi satış
fiyatlarına uygulamalarına engel olabilecek nitelikteki her türlü teknik engelin 2710
kaldırılması yönünde görüş gönderilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
11-34/742-230
67
Bütün bu tespit ve değerlendirmelere rağmen Kurul çoğunluğunun Turkcell’in yeniden
satış fiyatını belirlemek suretiyle 4054 sayılı Kanunun 4. maddesini ihlal etmediği
yolundaki görüşüne katılmam mümkün olmamıştır.
Doç. Dr. Mustafa ATEŞ
İkinci Başkan
2720
Rekabet Kurulu’nun 06.06.2011 tarih ve 11-34/742-230 Sayılı Kararına;
KARŞI OY GEREKÇESİ
Rekabet Kurulu’nun mezkur kararırının Sonuç bölümünün 3(a) maddesinde
yer aldığı üzere, Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. (Turkcell) hakkında ortaya konulan
alt bayilerin fiili olarak münhasırlığa zorlanması iddialarına yönelik olarak; nihai satış
noktaları ile akdedilen taahhütnameler, bu bayilerdeki dekorasyon, tabela ve satışa
yönelik tek tip uygulamalar ve alt bayi kanalına alternatif bir organizasyonun
eklenmesine engel olunmasına yönelik uygulamalar vasıtasıyla Kanun'un 6. 2730
maddesinin (a) bendi çerçevesinde hâkim durumun kötüye kullanıldığına karar
verilmiştir. Bunun neticesinde de Turkcell’in idari para cezası ile cezalandırılması
(Sonuç madde 3/b) ve söz konusu eylemlere son verilmesi (Sonuç 4. madde)
kararlaştırılmıştır. Aşağıda izah edilecek nedenlerle Kararın söz konusu maddelerine
katılmamız mümkün olmamıştır.
Söz konusu karar neticesinde, Turkcell’in gerçekleştirmiş olduğu eylemler ile
rakiplerin faaliyetlerinin zorlaştırıldığından bahisle 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanunun 6. maddesinin (a) bendi çerçevesinde bir rekabet ihlali
gerçekleştirildiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Öncelikle, Kanunun ilgili maddesinin belirtilen bendi incelendiğinde “amaç” 2740
unsurunun yer aldığı anlaşılmaktadır. Bu çerçevede hakim durumda yer alan bir
teşebbüsün 6(a) anlamında bir rekabet ihlali gerçekleştirdiğine kanaat getirmek için,
bu teşebbüs tarafından yapılan uygulamaların rakiplerin faaliyetlerini zorlaştırmaya
dönük bir amaç içerip içermediği irdelenmelidir. Oysa ki gerek dosya
münderecatında gerekse karar gerekçesinde amaca yönelik olarak ayrıntılı bir analiz
yer almamaktadır. Tam tersine nihai satış noktaları ile münhasıran çalışması
doğrudan doğruya bir rekabet ihlali olarak kabul edilmek suretiyle, bu uygulamanın
da bireysel muafiyet koşullarını taşımadığından hareketle rakiplerin faaliyetlerinin
zorlaştırıldığı kabul edilmiştir. Kanaatimizce bu analizde 4. madde, 6. madde ve 5.
maddede yer alan hususlar, Kanunun özüne uygun olmayan bir şekilde 2750
uygulanmıştır.
Kanunun 6(a) maddesi çerçevesinde “amaç unsurunun ortaya konulamadığı
durumlarda, hakim durumda yer alan teşebbüsün eylemlerinin meşru bir rekabet
(competition on the merits) olup olmadığını değerlendirmek gerekmektedir. Diğer
yandan şayet yapılmış olan yazılı sözleşmeler veya taahhütnameler var ise ve
bunlarda da belirli sınırlar aşılmış ise (örneğin, süresi belirsiz münhasırlık), söz
konusu hükümlerin düzeltilmesi ile yetinilmesi yeterli ve yerinde olacaktır. Bu noktada
da söz konusu hükümler ve bu hükümlerden kaynaklanan uygulamalar ile rekabetin
ne dereceye kadar etkilendiği (örneğin uygulama süresine ve sonucuna bakmak
suretiyle) analiz edilerek ceza verilmesi veya verilmemesine karar verilebilecektir. 2760
11-34/742-230
68
Bu açıklamalarımız çerçevesinde, dosyada yer alan:
- Turkcell tarafından nihai satış noktalarında münhasır çalışmaya yönelik
uygulamaların, rakipler tarafından da aynen gerçekleştiriliyor olması,
- Nihai satış noktalarının Turkcell ile münhasır çalışmama serbestisine sahip
olması,
- Rakiplerin (Vodafone ve Avea) münhasır çalıştıkları noktaların toplam
sayısının, Turkcell’in münhasır çalıştığı noktaların sayısından fazla olması,
- Her üç operatörün de münhasır olarak çalıştığı nihai satış noktalarının
sayısının, Türkiye’deki toplam nihai satış noktalarının sayısına göre düşük bir
seviyede kalması, 2770
- Yıllar itibarıyla bakıldığında, Turkcell’in abone bazında pazar payının önemli
bir düşüş trendine sahip olması,
- Buna karşılık rakiplerin pazar paylarında ise kayda değer artışların yaşanması,
- Tüketicilerin abonelik tercihlerinde, operatör ve abonelik türü seçimlerini
gerçekleştirirken, kararlarını önceden vermeleri ve bu karar sürecinde nihai
satış noktalarının ağırlığının diğer mal ve hizmet piyasalarındakine göre düşük
olması,
- Numara taşınabilirliği uygulaması sonucunda 30 milyondan fazla abonenin
operatörlerini değiştirmiş olmaları,
- Sayıca Turkcell abone kaybının göreli olarak diğer operatörlerin abone 2780
kayıplarından daha fazla olması,
hususları dikkate alındığında, hakkında soruşturma yürütülen teşebbüs tarafından
gerçekleştirilen davranışlar nedeniyle, dosyada yer verilen ilgili pazarlarda rekabetin
bozulduğunu ileri sürmek, rakiplerin bu pazarlarda rekabet etme özgürlüklerinin
sınırlandırıldığını kabul etmek mümkün değildir.
Bu çerçevede:
- Mezkur dosyada Kanunun 6(a) maddesine yer alan “amaç” unsurunun ortaya
konulamamış olması,
- Bunun yanı sıra:
o Mobil telekomünikasyon sektörünün yapısal özellikleri ve sektörün 2790
tarihsel gelişimi
o Bu sektörde abone davranışlarının karakteristikleri
dikkate alındığında, yukarıda yer verdiğimiz açıklamalar doğrultusunda, rekabetin
bozulmadığı, hakim durumdaki teşebbüsün meşru rekabet hakkını kullandığı ve
rakiplerin rekabet etme özgürlüklerinin kısıtlanmadığı kanaati hasıl olduğundan
Kararın 3. ve 4. maddelerine katılmamız mümkün olmamıştır.
İsmail Hakkı KARAKELLE Murat ÇETİNKAYA 2800
Kurul Üyesi Kurul Üyesi
11-34/742-230
69
Rekabet Kurulu’nun 06.06.2011 Tarih ve 11-34/742-230 Sayılı Kararına
FARKLI GEREKÇE
2810
Kurulumuz mezkur Kararıyla, 4054 Sayılı Kanun’un 16. maddesi ile
“Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik”in 5. maddesinin
birinci fıkrasının (b) bendi, üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 6. maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendi hükümleri uyarınca anılan teşebbüse 2010 mali yılı sonunda
oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi gelirlerinin takdiren % 1,125’i
oranında olmak üzere 91.942.343,31 TL idari para cezası verilmesine karar vermiş
bulunmaktadır. Anılan bu para cezası belirlenirken 4054 sayılı yasa ile birlikte,
yukarıda belirtilen Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim 2820
Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
Yönetmelik’in ilgili hükümlerinin uygulanarak temel para cezaları baz alınarak verilen
ceza miktarının sonuç olarak katılmakla birlikte gerekçe yönünden, aşağıda
belirteceğim nedenlerle katılmıyorum.
4054 Sayılı “Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 16.maddesinin
4.fıkrasında; “Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde yasaklanmış davranışlarda
bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin
üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun
hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan 2830
ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar
idarî para cezası verilir.” denilmiş, son fıkrasında da; “Bu maddeye göre verilecek
idarî para cezalarının tespitinde dikkate alınan hususlar, işbirliği halinde para
cezasından bağışıklık veya indirim şartları, işbirliğine ilişkin usul ve esaslar Kurulca
çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.’’ hükmü bulunmaktadır.
Bu hükümleri yorumlarsak; Yasa Koyucu, maddenin 4.fıkrası ile verilecek
cezalarda alt sınır koymayıp, sadece üst sınırı belirleyerek cezaların nihai karardan
bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai
karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan 2840
yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar verilebileceğini hükme bağlamış, son
fıkrasında ise sadece “cezanın tespitinde dikkate alınan hususlar” kavramını
getirerek, Rekabet Kurulu’na sadece cezanın tespitinde dikkate alınacak hususların
belirlenmesine ilişkin yönetmelik çıkarma konusunda sınırlı yetki vermiştir. Cezanın
tespitinde dikkate alınacak hususlar derken yasa koyucu neyi kastetmektedir?
Burada kastedilen hangi fiillere, ne miktarda ceza vereceğini tespit et demek
anlamında değil, 16.madde ile verilen ceza sınırları içerisinde ( % 10 ‘a kadar) ceza
takdir ederken hangi unsurlara göre veya hangi şartların varlığı halinde cezayı
ağırlaştıracaksın veya hafifleteceksin, bir başka deyişle yasada öngörülen sınırlar
içerinde ceza tayin ederken, takdir yetkini kullanma adına hangi unsurları dikkate 2850
alarak ceza tesis edeceksin anlamındadır. Yasa koyucu Rekabet Kurulu’na,
Yönetmelik yaparken hangi fiillere ne oranda ceza verileceğini tespit etme yolunda bir
yetki verseydi o zaman yasaya; “Bu maddeye göre verilecek idarî para
11-34/742-230
70
cezalarının tespiti ve maddeye göre verilecek idarî para cezalarının tespitinde
dikkate alınan hususlar” kavramını ayrı ayrı yazarak birlikte getirirdi.
Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun
Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in; “Temel
Para Cezası’’ başlığı altındaki 5.maddesinde; 2860
(1)Temel para cezası hesaplanırken, Kanunun 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde
yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin
üyelerinin, nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun
hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan
ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin;
a) Karteller için, yüzde ikisi ile yüzde dördü,
b) Diğer ihlaller için, binde beşi ile yüzde üçü,
arasında bir oran esas alınır.
(2) Birinci fıkrada yazılı oranların belirlenmesinde, ilgili teşebbüs veya teşebbüs
birliklerinin piyasadaki gücü, ihlal neticesinde gerçekleşen veya gerçekleşmesi 2870
muhtemel zararın ağırlığı gibi hususlar dikkate alınır.
(3) Birinci fıkraya göre belirlenen para cezası miktarı;
a) Bir yıldan uzun, beş yıldan kısa süren ihlallerde yarısı oranında,
b) Beş yıldan uzun süren ihlallerde bir katı oranında,
arttırılır.’’ denilmiş, yine 6.maddesinde Ağırlaştırıcı Unsurlar ve 7.maddesinde de
Hafifletici Unsurlar ayrı ayrı sayılmıştır.
Yukarıda açıkça görüleceği üzere Yasa Koyucu 16.maddeye göre verilecek
cezalarda; alt sınır koymayıp, sadece üst sınırı belirleyerek cezaların yüzde ona 2880
kadar verileceğini hükme bağlamasına ve Rekabet Kurulu’na yukarıda geniş olarak
açıkladığımız gibi, yetki aşımı nedeniyle Yönetmelikle düzenlenmesi mümkün
olmayan bir konuda, Yönetmelikle düzenleme yapılarak belli suçlar için, belirli
cezalar getirilmiş, yine Yönetmelikte, Kanunda olmayan bir kural konularak alt sınır
ve yasada öngörülmeyen bir üst sınır belirlenmiş ve karteller için yüzde iki ile dört
arası, diğer ihlaller içinse binde beş ile yüzde üçü oranında şeklinde ceza verilmesi
öngörülmüştür.
Yönetmelikler, Kamu Kuruluşlarının kendi görev alanlarına giren konularda 2890
yasa ve tüzük uygulanmasına yönelik yönetsel anlamdaki hukuk kurallarıdır.
Anayasanın 124.maddesine göre Başbakanlık, Bakanlıklar ve Kamu Kuruluşları
görev alanları ile ilgili yasa ve tüzüklerin uygulanmasını belirleyen yönetmelik
çıkarabilir. Anayasa’mızın 11.maddesinin 2.fıkrasına göre Kanunlar Anayasa’ya
aykırı olamayacağı gibi, bu kuraldan hareketle hukukun genel ilkelerine göre;
Yönetmelikler de yasa ve tüzüklere aykırı olamayacağı gibi üst hukuk kurallarına
da aykırı olamaz. Yönetmelikler yasanın açıkça yetki vermediği bir konuda yeni
bir düzenleme yapamayacağı gibi, Yasa ile öngörülen kuralı sınırlayamaz. Yeni bir
hüküm koyamaz.
2900
11-34/742-230
71
Yine, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun “ Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi”
başlığı altındaki 2.maddesinin 2.fıkrasında aynen “ İdarenin düzenleyici işlemleriyle
suç ve ceza konulamaz.’’, yine 3.fıkrasında da “ Kanunların suç ve ceza içeren
hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa
yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.’’ hükümleri bulunmaktadır. Rekabet Kurulu,
Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in; 5.maddesi ile 2910
Ceza Kanunu’muzun 2.maddesinin 2.fıkrasına aykırı olarak yasa ile yüzde ona
kadar ceza verme hükmünü daraltarak, belli ceza miktarları belirleyerek adeta
kendisini Yasa Koyucu yerine koymuştur. Yine 4054 sayılı Yasada kartel suçu
şeklinde bir tanım yapılmamasına rağmen Yönetmelikle kartel kabahati getirilmiş ve
bu kabahat türü için ayrı bir ceza miktarı öngörülmüştür. Bu kabahat tipi yaratma ve
bu kabahat tipine ceza belirlenmesi yukarıda belirttiğim gerekçelerle hukuka aykırıdır.
Olayımızda 4054 sayılı yasanın 16.maddesi ile konulan kural, anılan
yönetmelikle bir anlamda değiştirilmekte ve Kurulun hareket alanı daraltılmaktadır.
Yasa ile getirilmeyen ve Yönetmelik Koyucuya ceza miktarlarını ve ceza sınırlarını 2920
saptama konusunda verilmiş bir yetki olmamasına rağmen, belirli suçlara verilecek
cezaların saptanması, para cezasına alt sınır konulması ve yeni, bir üst sınır
konulması 4054 sayılı yasanın 16.maddesine aykırıdır. Öte yandan 5/1-a bendinde;
karteller için yüzde ikisi ile yüzde dördü, (b) bendinde; karteller dışında kalan diğer
ihlaller için, binde beşi ile yüzde üçü oranında bir ceza öngörülmesi, Yasanın 16/son
maddesinde Kurulca çıkarılması için verilen yönetmelik yetkisini aşmaktadır. Zira
yönetmelik ile temel ceza tespiti mümkün değildir. Bu nedenle yasaya aykırı bulunan
Yönetmelik hükümlerine göre ceza belirlenmesinin olanaklı olmadığı, hukuken sakat
olduğu açıktır. Öte yandan bu karşı oy sahibinin 4054 sayılı yasa ile kendisine
verilmiş bulunan yüzde on sınırları içerisinde kalmak kaydıyla ceza miktarını tespit 2930
etme yolundaki takdir yetkisi, daha önce görev yapan ve aynı seviyede olan üyelerin
çıkardığı bir düzenleme ile ipotek altına alınmakta, adeta onların düşünce ve
kararlarını devam ettirme zorunluluğu gibi ve yasaya dayalı olarak özgürce karar
vermesini engelleyecek şekilde asla kabulü mümkün olmayan hukukla
bağdaşmayacak bir durum ortaya çıkarmaktadır.
Bu görüşe karşı bir sav getirilebilir. “Yönetmelik Danıştay’ca iptal
edilmediğine göre hukuken geçerlidir ve zaten verilen cezada yönetmeliğin 6. ve 7.
maddeleri uygulanarak sonuç olarak cezanın, yasanın öngördüğü alt ve üst sınırlara
ulaşmaktadır.’’ Hukukun genel ilkeleri, hafifletici ve ağırlaştırıcı unsurların 2940
bulunmadığı olayda Rekabet Kurulu’nun anılan yönetmeliğe göre alt ve üst sınır
belirleme yönünden bağlı olması karşısında bu savın bir geçerliliği olamaz.
Öte yandan, yukarıda belirtilenlerin dışında anılan Yönetmeliğin hukukun
genel ilkelerine ve Kanuna aykırılıkları bulunmaktadır. Türk hukukunda, 5237 sayılı
yeni Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile birlikte para cezası kalmamıştır. Bu
yani rekabet otoritesinin verdiği “ İdari Para Cezası’’dır. Bu nedenle yönetmelikte
geçen para cezası kavramı ceza kanununa aykırıdır.
Karara karşı olduğum bir hususta şudur; Kurulumuz Kararının 3 (b) nolu 2950
hüküm fıkrasında; ‘’ Kanun’un 16. maddesi ile “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu
Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para
11-34/742-230
72
Cezalarına İlişkin Yönetmelik”in 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, üçüncü
fıkrasının (a) bendi ve 6. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükümleri uyarınca
anılan teşebbüse 2010 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık
gayri safi gelirlerinin takdiren % 1,125’i oranında olmak üzere 91.942.343,31 TL idari
para cezası verilmesine’’ karar vermiştir. Bu şekilde kaleme alınan hüküm fıkrası açık
değildir. Ceza kararlarında hüküm fıkralarının açık olması bir başka deyişle ceza
hükmünün hakkında soruşturma yapılan ve ceza verilen tarafça açıkça anlaşılması
gerekir. Ceza hükümlerinde ceza olarak hangi oranın alındığı, arttırım ve indirimlerin 2960
neler olduğu belirtilerek sonuç cezanın verildiğinin açıkça ve madde madde
anlaşılabilir bir şekilde yazılması gerekir. Olayımızda Kurulumuz Kararında hüküm
fıkrasını bu şekilde yazmamış sadece yukarıda belirttiğim gibi 4054 sayılı Kanun’un
16. maddesi ve “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim
Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik”
in 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 6.
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükümleri uyarınca , 2010 mali yılı sonunda
oluşan gayri safi gelirinin yüzde 1.125 oranında olmak üzere; para cezası
verilmesine şeklinde belirtmiştir. Teşebbüslere verilen cezada, ağırlaştırıcı ve
hafifletici nedenler olarak anılan yönetmeliğin 6.maddesinde öngörülen hangi 2970
unsurların dikkate alındığı hüküm fıkrasından anlaşılmamaktadır. Bu nedenle de
karara gerekçe yönünden katılmıyorum.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, Kurulun Yasaya aykırı yönetmeliğin
5.maddesi ile yarattığı kabahat tipleri ve bu kabahat tiplerine uygulanması gereken
asgari ve azami cezaları baz alarak uygulamaksızın, 16.maddeye göre ve
yönetmeliğin 6 ve 7.maddesinde öngörülen olaydaki ağırlaştırıcı ve hafifletici
unsurları da göz önüne alıp, takdir yetkisini kullanarak, ürünlerin homojen olduğu ve
genel olarak rekabetin çok yaşandığı GSM hizmetleri pazarında meydana geldiği de
göz ardı edilmeksizin % 10 (yüzde on) sınırı içinde kalmak koşuluyla sonuç ceza 2980
miktarını 2010 mali yılında oluşan gayri safi gelirlerinin takdiren idari para cezasının
daha düşük olarak, Kurulumuzca tespit edilen oranın yarısı esas alınmak suretiyle
bir başka deyişle Yüzde 0.56 oran belirlenmesi gerekirken aksi yönde, Rekabeti
Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in 5.maddesinin
ilgili fıkrasını temel ceza olarak ve aynı yönetmeliğin 6.maddesinde öngörülen
hafifletici unsurlarda göz önüne alarak; sonuçta 2010 mali yılında oluşan gayri safi
gelirinin yüzde 1.125 oranında olmak üzere idari para cezası tesis edilmesi yolunda
verdiği kararın 3 (b) maddesine aslında yukarıda belirttiğim gerekçe ile katılmamakla
birlikte , kararın 2.maddesine karşıoy kullanan 2 (iki ) üyenin ceza miktarı 2990
belirlenirken daha yüksek oranda ceza belirlenmesi yolundaki oyları karşısında,
1.125 oranında ceza verilmesi yönünde oy kullanan üyelerin sayısının 3 (üç) de
11-34/742-230
73
kalması, bu durumda da 4054 sayılı Yasa’nın 51.maddesinin 1.fıkrasına göre nihai
kararın çıkması için 4 (dört ) oyun gerekli olması zorunluluğu nedeniyle, Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun’ da ve Kabahatler Kanun’unda bu konuda bir hüküm
bulunmamasından dolayı, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 229.maddesinin son
fıkrası kıyasen uygulanarak en düşük oranda kullanılan oylara ilişkin yüzde 1.125
oranına katılmak zorunda kalmış bulunduğumdan, bu nedenle tarafımdan farklı
gerekçe yazılmıştır.
3000
Reşit GÜRPINAR
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy