1 REKABET KURUMU
BU KARAR DANISTAY 13.DAIRESI’NCE IPTAL
EDILMISTIR. REKABET KURULU’NUN AYNI
KONUYA ILISKIN 29.12.2005 TARIH VE 05-88/1221-
353 NOLU KARARINA INTERNET SAYFAMIZDAKI
KARAR ARAMA BÖLÜMÜNDEN ERİŞEBİLİRSİNİZ.
2 REKABET KURUMU
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : S.R. -01/1 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 01-35/347-95
Karar Tarihi : 20.7.2001
Konu : Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun'un 4. ve 6. maddelerini ihlal edip etmediğinin
tespiti
A - TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. M. Tamer MÜFTÜOĞLU
Üyeler : Dr. Kemal EROL (İkinci Başkan), Nejdet KARACEHENNEM,
A. Ersan GÖKMEN, R. Müfit SONBAY, Murat GENCER, Mustafa PARLAK,
Prof. Dr. Zühtü AYTAÇ, Rıfkı ÜNAL.
B - SORUŞTURMA HEYETİ
Başkan : Nejdet KARACEHENNEM
Raportörler : Derya YENİŞEN, E. Ebru ÖZTÜRK, A. Ogün SARI,
Şahin ARDIYOK
C - ŞİKAYET EDENLER
Başarı Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Çetin Emeç Bulvarı, No: 117 06520 Balgat/Ankara
Telsim Mobil Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş.
Mehmet Akif Mah. İnönü Cad. Star Sokak No: 2 34540 İkitelli/İstanbul
D - HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILAN
Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.
Meşrutiyet Cad. No:153 80050 Tepebaşı/İSTANBUL
Temsilcisi: Prof. Dr. Arif ESİN
Akaretler Sıraevleri Spor Caddesi No:67 80680 Beşiktaş/İSTANBUL
E - İDDİALARIN ÖZETİ
Başarı Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin şikayet dilekçesinde,
- Türkiye’de cep telefonu şebekelerinin işletilmesinin Turkcell ve Telsim olmak üzere
iki şirkete verildiği ve bu şirketlerden Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş'nin (Turkcell)
%70 pazar payı ile hakim durumda olduğu,
- Başarı Elektronik’in Nokia cep telefonlarının Türkiye distribütörü olduğu ve bu
marka cep telefonlarının pazardaki belli başlı rakiplerinin Ericsson, Panasonic vb.
markalardan oluştuğu,
- Turkcell'in ortaklarından olan büyük bir grubun aynı zamanda Ericsson cep
telefonlarının Türkiye distribütörlüğünü yapan KVK şirketinin de en büyük hissedarı
olduğu,
- Turkcell’in diğer cep telefonu satıcılarına uyguladığı distribütör satış destek primini,
önceleri Başarı Elektronik’e de uyguladığı,
3 REKABET KURUMU
- Bu uygulamanın diğer büyük distribütörlere uygulanan orandan daha düşük
olmasına rağmen Başarı Elektronik’in Turkcell hatlı satışlarındaki pazar payının
önemli ölçüde arttığı,
- Başarı Elektronik’in, piyasadaki gücünü artırması üzerine Turkcell’in adı geçen
şirkete uyguladığı satış destek primini kaldırdığı ve ayrımcı bir davranışla şirketten
hat ve sim kart ücreti talep ettiği, bunun sonucunda Başarı Elektronik’in satışını
yaptığı cep telefonlarının bedelinde rakiplerine nazaran 100 - 200 Alman Markı (DM)
arasında bir artış meydana geldiği
belirtilerek 4054 Sayılı Kanun’un gereklerinin yerine getirilmesi talep edilmiştir.
Telsim Mobil Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş.'nin şikayet dilekçesinde ise;
- İki ayrı ürün piyasası olarak ele alınması gereken GSM operatörlüğü piyasası ile
GSM cihazları piyasasının Çukurova Holding tarafından tek bir piyasa gibi
algılandığı ve ekonomik faaliyetlerde ayrı ayrı ürün piyasalarında elde edilen hakim
durumun getirdiği avantajların beraberce kullanıldığı,
- GSM cihazları piyasasında %50'den fazla pazar payına sahip olan Ericsson
cihazlarının GSM operasyonu piyasasında %70 oranında pazar payına sahip
Turkcell hatlarıyla kullanılması zorunlu tutularak her iki piyasadaki hakim
durumlarının daha da güçlendirildiği,
- Hem hat piyasasının hem de cihaz piyasasının dağıtım sisteminde Türkiye
genelinde yaygın olan aynı distribütör ve bayi ağının kullanılması ve sadakat
indirimleri ile Telsim’in ilgili piyasaya sokulmasının engellenmesiyle yüksek pazar
payının muhafaza edilebildiği,
- Kullanıcıların genel olarak, sahip oldukları GSM telefon numarasını değiştirmeme
yönündeki eğilimlerinin, bir malın satışının diğer hizmetin de alımı şartına
bağlanması gibi bir uygulamaya gidilmesini kolaylaştırdığı,
- Ericsson ya da öngörülen belirli markalı cihazların Turkcell hattı ile satıldığı ve
başka GSM hattı veya cihaz satılmaması koşulu ile Turkcell bayilerine bağlılık
indirimi yapıldığı ve bu kurala riayet etmeyenlerin performans primlerinde kesinti
uygulandığı veya primlerin tamamen kaldırıldığı,
- Turkcell’in ikinci GSM hattı satın alanlara önemli oranlarda iskonto uyguladığı, ilk
başta promosyon gibi görülen bu uygulamanın Turkcell’in %70’lik pazar payı da
gözönünde bulundurulduğunda Telsim’i piyasanın dışına itmek amacını taşıdığı ve
Turkcell ile Ericsson’un ayrı ürün piyasalarında elde etmiş oldukları hakimiyeti ortak
davranışlar sergileyerek Telsim’in faaliyetlerini zorlaştır- rmak yönünde kullandıkları,
- Türkiye’de Ericsson dışındaki alıcı cihaz satan teşebbüslerin de pazar aradığı,
örneğin Alcatel’in fiyat rekabetine girebilecek bir ürün olduğu, ancak Telsim hattı
satan ihtisas mağazalarından gelen talebin, Alcatel tarafından Turkcell’in engelleyici
tutumu nedeniyle reddedildiği ve bu şekilde, Alcatel’in Telsim hatlı telefonlar da
satarak Ericsson satışlarına karşı yapacağı rekabetin Ericsson ve Turkcell tarafından
ortaklaşa bertaraf edildiği
belirtilmiş, Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. hakkında 4054 Sayılı Kanun uyarınca
gerekli işlemlerin yapılması talep edilmiştir.
4 REKABET KURUMU
F - DOSYA EVRELERİ
1. Başarı Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin şikayet dilekçesi 31.8.1999 tarihinde
4190 sayı ile, Telsim Mobil Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş.'nin şikayet dilekçesi
ise 27.9.1999 tarih ve 1145 sayı ile Rekabet Kurumu kayıtlarına intikal etmiştir.
2. Bu başvurular üzerine hazırlanan 06.10.1999 tarih, D2/1/E.Ö.-99/2 sayılı İlk
İnceleme Raporu 28.10.1999 tarihli Kurul toplantısında görüşülmüş ve bir
soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının belirlenmesi amacıyla, Kanun'un
40/1. maddesi uyarınca önaraştırma yapılmasına 99-49/539-340 sayı ile karar
verilmiştir.
3. İlgili karar uyarınca düzenlenen 06.12.1999 tarih, D2/2/E.Ö.-99/3 sayılı
Önaraştırma Raporu 13.1.2000 tarihli Kurul toplantısında görüşülerek 4054 Sayılı
Kanun'un 41. ve 43/1. maddeleri uyarınca Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. hakkında
aynı Kanun'un 4 ve 6. maddelerini ihlal edip etmediğinin açıklığa kavuşturulması
amacıyla soruşturma açılmasına 00-2/13-6 sayı ile karar verilmiştir.
4. Aynı Kanun'un 43/2. maddesi uyarınca soruşturma kararı ve teşebbüs ile ilgili
olarak ileri sürülen iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgi 28.1.2000 tarihinde
ilgili tarafa tebliğ edilerek 30 gün içinde ilk yazılı savunmaları talep edilmiştir.
5. Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. tarafından yasal süresi içinde gönderilen ilk yazılı
savunma 29.2.2000 tarih ve 5506 sayı ile Rekabet Kurumu kayıtlarına intikal etmiştir.
6. Rekabet Kurulu'nun 13.6.2000 tarihli toplantısında Kanun'un 43. maddesi hükmü
uyarınca soruşturmanın süresi 6 ay uzatılmıştır.
7. Soruşturma Heyeti'nce düzenlenen 12.1.2001 tarih ve S.R./01-1 sayılı
Soruşturma Raporu, Kanun'un 45/1. maddesi uyarınca Kurul Üyeleri ile ilgili taraflara
tebliğ olunmuş ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince hakkında soruşturma
yürütülen teşebbüsten 30 gün içinde ikinci yazılı savunmasını göndermesi
istenmiştir.
8. Soruşturma Raporu'nun tebliğini takiben, hakkında soruşturma yürütülen
teşebbüs, Kanun'un 45. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca savunma süresinin 30 gün
uzatılmasını talep etmiştir. Tarafların bu taleplerinin gerekçesi Kurul tarafından haklı
görülmüş ve talep kabul edilmiştir.
9. Turkcell'in ikinci yazılı savunması 16.3.2001 tarih ve 1056 sayı ile Rekabet
Kurumu kayıtlarına intikal etmiştir.
10. Soruşturma Heyeti'nin hazırladığı 2.4.2001 tarihli "Ek Yazılı Görüş", Kanun'un
45/2. maddesi uyarınca tüm Kurul Üyeleri ve ilgili tarafa gönderilmiştir.
11. Turkcell'in, 4054 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 2. fıkrası çerçevesinde
Soruşturma Heyeti Ek Yazılı Görüşüne karşılık oluşturacağı cevaba ilişkin olarak 30
günlük ek süre talebi, Rekabet Kurulu'nun 25.4.2001 tarihli toplantısında görüşülerek
01-20/190-M sayılı karar ile uygun bulunmuştur.
12. Turkcell'in ek görüşe karşı cevap yazısı Kurumumuz kayıtlarına 7.6.2001
tarihinde intikal etmiştir. İlgili teşebbüsün söz konusu cevap yazısındaki talebi
üzerine, Rekabet Kurulu'nun 12.6.2001 tarih ve 01-27/272-M sayılı Kararı ile
19.7.2001 günü saat 10.30'da sözlü savunma toplantısı yapılmasına ve toplantıya
5 REKABET KURUMU
şikayetçi ile soruşturma kapsamında bulunan tüm teşebbüslerin davet edilmesine
karar vermiştir. Sözlü savunma toplantısı davetiyeleri, Kanun'un 46/2. maddesi
uyarınca ilgililere gönderilmiştir.
13. 19.7.2001 tarihinde yapılan sözlü savunma toplantısına şikayetçi Başarı
Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Telsim Mobil Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş.
(Telsim) de katılmış ve ilgili taraf savunmasını yapmıştır.
14. Rekabet Kurulu 20.7.2001 tarihinde 01-35/347-95 sayı ile nihai kararını vermiş ve
karar Kanun'un 49. maddesi uyarınca 1.8.2001 tarihinde tefhim edilmiştir.
G- RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ
Dosyanın raportörleri;
1. GSM hizmetleri piyasasında Turkcell'in hakim durumda olduğu,
2. a) Turkcell'in, GSM cep telefonu distribütörleri ile münhasır çalışması veya bunları
kendisine bağımlı konuma getirmesi suretiyle, bu distribütörlerin rakip operatörlerle
benzer kampanyalar yapmasını ve sonuç olarak bu distribütörlere ait cihazların rakip
operatör hattı ile satılmasını kısıtlayarak;
Aktivasyon merkezleri ile münhasır çalışmak suretiyle, aktivasyon
merkezlerinin aynı zamanda distribütörlerin bayileri olmaları ve bu distribütörlerin
tamamına yakınının yukarıda açıklanan münhasır ve bağımlı distribütörler
olmalarının birlikte sonucu olarak rakip operatörün piyasadaki faaliyetlerini
zorlaştırarak;
4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesinin (a)
bendinde;
b) Turkcell'in GSM hizmetleri piyasasındaki hakim durumuna dayalı olarak, cep
telefonu piyasasında faaliyet gösteren distribütörler arasında gerçekleştirdiği ayrımcı
uygulamalar sonucunda kendisi ile münhasır çalışan distribütörler karşısında,
münhasır çalışmayan distribütörlerin rekabette dezavantajlı konuma gelmesine
neden olarak,
GSM operatörleri piyasasındaki hakim durumunu, kendisi ile ekonomik birlik
içinde olan KVK Mobil Telefon Sistemleri A.Ş.'nin (KVK) cep telefonu piyasasın- daki
durumunu güçlendirmek için kullanarak ve cep telefonu piyasasında KVK’nın rakibi
durumunda olan distribütörler aleyhine rekabeti kısıtlayarak,
4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesinin (b) ve
(d) bendlerinde;
c) Turkcell'in buraya kadar belirtilen uygulamalar sonucu, tüketicinin istediği marka
cep telefonunu istediği şebeke hattı ile kullanmasını engelleyerek,
4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesinin (e)
bendinde
6 REKABET KURUMU
Örneklenen kötüye kullanma hallerini gerçekleştirmek suretiyle 4054 Sayılı
Kanun'un 6. maddesi kapsamında ihlale yol açtığı;
Bu nedenle aynı kanunun 16. maddesinin 2. fıkrası gereğince idari para
cezası ile cezalandırılması gerektiği;
Turkcell'in anılan Kanun'un 6. maddesi kapsamındaki eylemlerine son
vermesi ve bu çerçevede diğer distribütör ve ithalatçıların talebi halinde onlarla da,
halen yoğun olarak çalıştığı distribütörlere uyguladığı koşullarda çalışılması ve
distribütörleri ve bunların bayilerini münhasır çalışmak zorunda bırakan uygulamaları
sona erdirmesi gerektiği;
3. Turkcell'in dağıtım ağındaki teşebbüsler (TAM - Turkcell Aktivasyon Merkezi, TAN
- Turkcell Abone Noktası) ile yaptığı sözleşmelerde yer alan fiyat tespitine ve
münhasırlığa ilişkin hükümler nedeniyle bu sözleşmelerin 4054 Sayılı Kanun'un
4. maddesi kapsamında ihlal teşkil ettiği,
Bu sözleşmelerin, fiyat tespitine ilişkin hüküm nedeniyle 1997/4 Sayılı "Tek
Elden Satın Alma Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği"'nden
yararlanamayacağı ve 4054 sayılı Kanun'un 5. maddesindeki muafiyet koşullarını
karşılamadığı için bireysel muafiyet alamayacağı,
Aralık 1999 tarihine dek yürürlükte olan sözleşmelerin ve bu tarihten sonra
yürürlüğe giren yeni sözleşmelerin ve bu sözleşmelere dayalı eylemlerin yukarıda
izah edilen nedenlerden dolayı 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun'un 4. maddesi kapsamında ihlale yol açtığı ve bu nedenle Turkcell’in aynı
Kanun'un 16. maddesinin 2. fıkrası gereğince idari para cezası ile cezalandı- rılması
gerektiği,
4. İhlalin sona erdirilmesi bakımından;
a) Fiyatların belirlenmesine ilişkin olarak,
- Turkcell bayilerinin (TAM’ların doğrudan veya TAN’lar vasıtasıyla) Turkcell’in bir
yardımcısı gibi ve Turkcell abone hizmetlerinin devamı niteliğinde yaptığı aktivasyon
hizmetlerinin satış bedellerinin Turkcell tarafından belirlenebileceği,
- Ancak mülkiyetleri Turkcell dikey yapılanması içindeki teşebbüslere geçen ve
yeniden satıcı sıfatıyla devredilen sim kart ve kontör kart, vb’nin yeniden satış
fiyatının Turkcell tarafından belirlenemeyeceği,
b) Bayilerin münhasır çalışmasına ilişkin olarak,
- TAM ve TAN’ların aynı zamanda cep telefonu distribütörü bayileri olmaması
durumunda rakip operatörlerin aynı nitelikte bayi edinmelerine engel
bulunmadığından münhasır çalışma şartının rekabet kuralları bakımından herhangi
bir sakıncasının olmadığı,
- TAM ve TAN’ların aynı zamanda cep telefonu distribütörü olmaları halinde rakip
operatörlerin aynı nitelikte bayi edinmeleri mümkün olmadığından ve bu surette ilgili
pazarda rekabet önemli ölçüde kısıtlanacağından münhasır çalışma şartının
getirilemeyeceği,
tespitlerinden hareketle,
7 REKABET KURUMU
- Fiyata ilişkin hükmün yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda düzeltilmesi,
- Aynı zamanda cep telefonu distribütörlerinin bayisi olan TAM'lar ile yaptığı
sözleşmelerdeki münhasırlığa ilişkin hükümlerin çıkarılması,
- Uygulamada da fiyat tespiti anlamına gelen ve münhasır çalışmaya zorlayan
eylemlere son verilmesi
yolunda Turkcell'e talimat verilmesi gerektiği,
5. Sim kilit uygulamasına ilişkin olarak;
- Satış esnasında tüketiciye sim kilitli bir cihaz satıldığının bildirilmesi,
- Uygulamanın belirli bir süreye tabi olması, yani süre bitiminden itibaren cihaz
sahibinin isterse kilidi kaldırtabilmesi,
- Cihaz sahibinin süresinden önce de kilidi kaldırtmakta serbest olması ve
süresinden önce kilit kaldırılması halinde tüketicinin hangi süre için ne kadar ücret
ödeyeceği konusunda bilgilendirilmesi,
- Sim kilidin sübvansiyon kapsamında olmayan cihazlara uygulanmaması,
hususlarına ilişkin olarak Telekomünikasyon Kurumu'na görüş bildirilmesinin uygun
olacağı
şeklinde görüş ve tekliflerini belirtmişlerdir.
H - İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. İLGİLİ PAZAR
İlgili pazar, sayısal hücresel mobil telekomünikasyon hizmetlerinin belirli
karakteristik özellikleri itibarıyla, fiyat, kullanım amaçları, tüketici tercihleri açısından
önce PSTN denilen sabit kablolu telefon hizmetleri ile, daha sonra analog mobil
telekomünikasyon hizmetleri (NMT-450) ile, son olarak da kullanılan farklı
frekanslara göre kendi aralarında ikame edilebilir olup olmadığına ve bunun yanısıra
sürekli bir ihtiyacı karşılamaya uygun olup olmadığına1 bağlı olarak tespit edilmiştir.
Türkiye'de sayısal (dijital) hücresel mobil telekomünikasyon hizmetleri,
halihazırda iki operatör tarafından GSM-900 şebekelerinden verilmektedir. GSM,
dijital taşıyıcılar için Avrupa’da en yaygın şekilde kullanılan standarttır. Bu
standardın içinde de GSM-900 ve GSM-1800 Avrupa’nın birçok ülkesinde ve
uzakdoğuda yüksek bir kullanım oranına sahiptir. Zaman içinde sağlanan teknolojik
gelişmeler ile birlikte verilen hizmet türleri çok çeşitlenmiş, bir sim kart ile birçok
hizmetten faydalanmak mümkün hale gelmiştir. Bugün en yaygın kullanılan hizmetler
konuşma ve daha sonra kısa mesaj gönderme olarak devam etse de bunların
yanısıra kısa mesaj bazlı data hizmetleri, faks, e-posta gönderme, mobil bankacılık,
WAP, GPRS gibi daha birçok hizmet de tüketiciler tarafından kullanılmaktadır.
Bütün bu hizmet türleri göz önüne alındığında, GSM sistemi kullanılarak
mekan sınırlaması olmaksızın her türlü kişisel iletişim olanağının 24 saat boyunca
erişilebilir olduğu görülmekte, bu hizmetlerin sosyal hayatta ve profesyonel hayatta
bir çok kolaylık yarattığı, farklı teknolojileri bir platform üzerinde birleştirerek kişinin
"yakınsama"nın avantajlarından faydalanmasını sağladığı anlaşılmaktadır. Özellikle
1 "Telekomünikasyon sektöründe Avrupa Topluluğu rekabet kurallarının uygulanmasına yönelik rehber"’de
(Guidelines on the application of EEC competition rules in the telecomunications sector) yer alan ilgili pazar
tanımına ilişkin önerilen kriterler dikkate alınmıştır.
8 REKABET KURUMU
de mobil telefon penetrasyon oranı ve mobil operatörlerin sayısı arttıkça konuşma
dışı katma değerli hizmetlerin kullanım oranının yükseleceği, operatörler arası
rekabetin bu alanda yoğunlaşacağı bir çok ülke örneğinde gözlemlenmektedir. Bu
hizmetlerin, sabit telefon hatları üzerinden sesli iletişim (PSTN) hizmetinden çok
daha geniş kapsamlı olduğu ve çok farklı ve çok yönlü amaçları sağlamaya yönelik
olduğu anlaşılmaktadır. Bu iki şebekenin kesiştiği tek alan olan sesli iletişimde ise
PSTN'in mekan ile sınırlı olduğu göz önüne alındığında söz konusu hizmetlerin
birbirinin yerine geçebilmesinden bahsetmek güç görünmektedir. Bu iki hizmet
türünün daha çok birbirini tamamlaması söz konusu olabilir. Evinde sabit telefonu
olan bir kişi ayrıca mobil telefon sahibi de olmaktadır. Aynı durum işyerlerinde, ofis
içinde ve ofis dışında işleri yürütebilmek amacıyla hem sabit telefon hem de mobil
telefonun kullanılması şeklinde gerçekleşmektedir. Evrensel hizmet niteliğine bağlı
olarak sabit telefon konuşma tarifeleri, şimdilik ağırlıklı olarak özel hizmet niteliği
taşıyan mobil iletişime ilişkin konuşma tarifelerinden daha düşüktür. Bu bilgiler
ışığında, büyük oranda farklı nitelik taşıyan ve farklı amaç ve ihtiyaçlara yönelik olan
sabit telefon hizmetleri ile mobil telefon hizmetlerinin ikame edilebilirliğinden söz
edilemeyeceği, buna dayalı olarak da söz konusu hizmetlerin aynı pazar içinde yer
almasının mümkün olmadığı görülmektedir.
GSM hizmetlerinin analog hizmetler kategorisinde yer alan NMT-450
standardından verilen mobil hizmetler karşısında teknik olarak üstünlükler taşıması
ve hizmet çeşitlendirmesine çok daha elverişli olması, bu nedenle dünyada analog
mobil hizmetlerin çok sınırlı bir gelişme gösterebilmiş olması, Türkiye'ye özgü olarak
bu standarda uygun araçların özel olarak üretiminin maliyetinin fazla olması ve
sadece karayollarında bazı kapsama avantajlarına da paralel olarak daha çok araç
telefonu fonksiyonu ile sınırlı kalmasından ötürü, GSM hizmetleri ile aynı hizmet
kategorisi içinde algılanamayacağı, dolayısıyla bu hizmetlerin tüketici tercihleri
açısından ortak bir talebe konu olmadığı, ortak bir ihtiyacı karşılamadığı, tüm
bunların sonucunda da aynı pazar içinde ele alınamayacağı anlaşılmaktadır.
Son olarak, GSM-900 ile GSM-1800 şebekeleri üzerinden sunulan
telekomünikasyon hizmetleri incelendiğinde, tüketici açısından bu hizmetlerin bir
değişiklik yaratmadığı, aynı türde ve çeşitte hizmetlerin iki şebeke üzerinden de
sağlanabildiği görülmektedir. Dolayısıyla GSM-900 ve GSM-1800'den sunulan
hizmetler, dual-band cihazları kullanmak koşuluyla tam olarak aynı türde ihtiyaçları
sağlamaya yönelik olduğundan birbirini tam olarak ikame edebilen hizmetlerdir. Bu
bakımdan ilgili ürünün bu iki standardı da kapsayacak şekilde "GSM hizmetleri"
olarak, ilgili ürün pazarının da "GSM hizmetleri pazarı" olarak belirlenmesi
gerekmektedir.
İlgili coğrafi pazar ise, GSM hücresel mobil telefon sistemi kurulması,
geliştirilmesi ve işletilmesine ilişkin lisansların "Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde ve
tüm yurt sathını kapsayacak şekilde" verilmiş olmasından ötürü "Türkiye
Cumhuriyeti"dir. Bu değerlendirmeler sonucunda ilgili pazar, "Türkiye GSM
hizmetleri pazarı" olarak belirlenmiştir.
GSM hizmetlerinin tüketiciye ulaşması, başka bir deyişle bir abonenin
kendisine tahsis edilen GSM hattını kullanabilmesi, tüketicinin bu sisteme uyumlu bir
9 REKABET KURUMU
cihaza sahip olması ile olanaklıdır. Bu durumda "GSM cep telefonu pazarı" bağlantılı
pazar olarak tespit edilmiştir.
H.2. HAKİM DURUM TESPİTİ
Turkcell'in hakim durumuna ilişkin tespitler aşağıda açıklanmıştır.
H.2.1. Pazar Gücünün Tespiti
H.2.1.1. Pazar Payı
Pazar payı, hakim durumun tespitinde tek başına yeterli olmayan ancak diğer
faktörlere göre her zaman öncelikli öneme sahip olan bir göstergedir2. Çok yüksek
pazar payı ise hakim durumun varlığına ilişkin güçlü bir emaredir3.
Belirli ve uzunca bir süre boyunca sabit bir şekilde seyreden pazar payları,
genelde bir pazarda faaliyet gösteren firmaların, o pazarda sahip oldukları pazar
gücünün bir ifadesidir. Dolayısıyla uzunca bir süre yüksek bir pazar payını
koruyabilmiş olan teşebbüsün hakim durumda olduğu veri kabul edilebilir4.
Bir teşebbüsün pazar payının, en yakın rakiplerinin pazar payı ile
karşılaştırılması sonucu ortaya çıkacak tablo da hakim durum tespitinde rol
oynayabilmektedir. Hakim durumda olduğu iddia edilen firmanın pazar payı, yakın
rakiplerinden açık farkla fazla ise bu, hakim durumun tespitinde önemli bir gösterge
olarak değerlendirilebilir5.
Turkcell ve Telsim’in 1994’ten 2000 Temmuz’a kadar geçen altı yıllık sürede
edindikleri abone sayısına dayalı olarak belirlenen pazar paylarının seyri aşağıdaki
gibidir.
2 Nitekim 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un hazırlanmasında yararlanılan Avrupa Birliği
rekabet mevzuatında ve uygulamasında aynı doğrultuda değerlendirmeler yapılmıştır. Örneğin Hoffmann-La
Roche v. Commission Davasında Avrupa Topluluğu Adalet Divanı, hakim durumun tespitinde hiçbiri tek başına
belirleyici olmayan faktörler arasında en büyük öneme sahip olanın yüksek pazar payları olduğunu belirtmiştir.
Michelin v Commission Davasında ise %57 ve %65 pazar payları, karşıt herhangi bir göstergenin yokluğunda,
hakim durum için yeterli kanıt sayılmıştır.
3 Yine Hoffmann-La Roche v. Commission Davasında Adalet Divanı bu değerlendirmeyi yapmıştır.
4 Hoffmann-La Roche Kararında Adalet Divanı, bir teşebbüs tarafından "bir süre" boyunca korunan yüksek pazar
payının, söz konusu teşebbüsün ilgili pazarda "kaçınılmaz ticari taraf" olmasına imkan verdiği, bunun ise hakim
durum tespitinde önemli bir kriter olan "teşebbüsün davranışlarında bağımsız olması"’na yol açtığını belirtmiştir.
AKZO Chemie BV v Commission Davasında ise en az üç yıl boyunca süregelen %50'lik pazar payı, hakim
durumun varlığına ilişkin güçlü bir kanıt olarak kabul edilmiştir.
5 Adalet Divanı Hoffmann-La Roche Kararında, A vitamini pazarında %47 pazar payına sahip firmanın,
rakiplerinin %27, %18 ve %7'lik pazar payları karşısında hakim durumda olduğunu kabul etmiştir. (Burada
pazar "dar oligopolistik pazar" olarak tanımlanmıştır.)
10 REKABET KURUMU
Tablo - 1: Turkcell ve Telsim Pazar Payları (1994-2000 Temmuz)
TURKCELL TELSİM
Yıllar
Yıllık % Toplam % Yıllık % Toplam %
1994 78 78 22 22
1995 64 68 36 32
1996 90 80 10 20
1997 74 77 26 23
1998 64 69 36 31
1999 68 69 32 31
2000 67 69 33 31
Temmuz 2000 itibarıyla, Turkcell’in toplam 8.037.000 [6.176.500’i sonradan
ödemeli (postpaid-faturalı), 1.860.500’i ön ödemeli (prepaid-faturasız)], Telsim’in ise
toplam 3.633.398 (2.970.419’u sonradan ödemeli, 662.979’u ön ödemeli) abonesi
olduğu bilinmektedir.
Turkcell'in hem pazar payının piyasaya girişten itibaren rakibinden açık farkla
fazla olması, hem de bu durumun altı yıl boyunca korunmuş olması Turkcell'in
pazardaki gücünün yüksekliğine ilişkin önemli bir gösterge teşkil etmektedir. Ancak
GSM hizmetleri pazarında faaliyet gelirlerinin abonelerin hizmetleri kullanmalarından
oluştuğu, operatörlerin aboneleri sunulan hizmetleri kullanmaya teşvik etmek için
yeni hizmetler geliştirerek ve kullanım avantajları sağlayarak rekabet ettikleri dikkate
alındığında, ses ve veri iletişimi için toplam kullanım miktarlarına ve bu
kullanımlardan elde edilen gelirlere ilişkin rakamlar, şirketlerin pazardaki konumları
ve pazar payına dayalı olarak hakim durumun tespiti açısından oldukça önemlidir.
Bu çerçevede, operatörlerin hizmetlerinin aboneler tarafından ne oranda
kullanıldığına ilişkin en önemli gösterge, "sesli telefon" hizmetinin en çok kullanılan
hizmet olması ve gelirin en büyük kısmını oluşturması itibarıyla, konuşma süreleri
olmaktadır. 1998 - 2000 yıllarında Turkcell ve Telsim’in abone başına aylık ortalama
kullanım süreleri aşağıda yer almaktadır.
Tablo - 2: Turkcell Abone Başına Aylık Ortalama Kullanım Süreleri
Yıl Kullanım
1998 164 dk.
1999 132,9 dk.
2000 125 dk.
Tablo - 3: Telsim Abone Başına Aylık Ortalama Kullanım Süreleri
Yıl Kullanım
1998 69,03 dk.
1999 59,14 dk.
2000 45,57 dk.
11 REKABET KURUMU
Kullanım sürelerinin abone sayılarına dayalı pazar payları çarpımı sonucu
ortaya çıkan rakamlara göre, Turkcell'in pazar payı yaklaşık %83 civarında
belirlenebilmektedir.
Kullanım sürelerine ilişkin son üç yılın verilerinin karşılaştırılması, Turkcell
abonelerinin kullanım oranlarının Telsim'inkilere göre daha fazla (iki katından fazla)
olduğunu ortaya koymaktadır. Bu açıklamalar göstermektedir ki, Turkcell
hizmetlerinin aboneler tarafından daha fazla oranda kullanılıyor olması nedeniyle
Turkcell’in pazardan aldığı pay, rakibine kıyasla abone sayısına dayalı olarak
belirlenen paydan daha da yüksek olarak ortaya çıkmaktadır.
H.2.1.2. Talebin Yapısı
Telsim'in cihaz distribütörlerine çoğunlukla Turkcell'den daha fazla destek
verdiği, bu sayede de aynı markada ve modelde telefonların çoğu zaman Telsim
hatlı satış fiyatlarının Turkcell hatlı satış fiyatlarından daha ucuz olduğu
bilinmektedir. Örneğin Mart 2000'de Ericsson A 1018 model telefonun Turkcell hatlı
satış fiyatı ortalama 70.000.000 TL iken Telsim hatlı ortalama satış fiyatı 50.000.000
TL olarak gerçekleşmiştir. Nokia 3210'un Turkcell hatlı fiyatı 146.500.000 TL iken
Telsim hatlı fiyatı 120.000.000 TL olmuştur. Aynı döneme ait Telsim ve Turkcell'in
abonelik rakamları, bu rakamların söz konusu markalara dağılımı ve abonelik iptal
rakamları ise bu tablo ile ters bir ilişki sergilemekte, Telsim hatlı cihazların
fiyatlarındaki söz konusu ucuzluğa rağmen Turkcell hatlı cihaz satışlarının daha
fazla gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Mart 2000'de Turkcell'in toplam abonelik rakamı
276.246 olarak, Telsim'in toplam abonelik rakamı ise 105.615 olarak gerçekleşmiş,
bu rakamların markalara dağılımına bakıldığında ise toplam %28 olan Ericsson
satışlarının %89'unun Turkcell hatlı satışlardan, %11'inin Telsim hatlı satışlardan
kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Toplam cihaz satışları içinde Mart ayında %32 paya
sahip Nokia satışlarının %72'sinin Turkcell, %28'inin Telsim hatlı satışlardan
oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu aya ilişkin şebeke değiştirme rakamlarına bakıldığında
ise, diğer şebekeden Turkcell'e geçişlerin 1162 adet olduğu, Turkcell'den diğer
şebekeye geçişin ise sadece 89 olduğu görülmektedir. Mart ayına ilişkin yapılan bu
tespitlerin büyük ölçüde piyasanın genel durumunu yansıtıyor olduğu, diğer aylara
ve kümülatif olarak yıllara ilişkin verilerle de desteklenmektedir. Şebekeler arası
geçiş rakamlarının 1998 Nisan-2000 Nisan arası seyri ise aşağıdaki gibidir.
Tablo - 4: Şebekeler Arası Geçiş Rakamları (1998-2000 Nisan)
1998 1999 2000
Telsim'den Turkcell'e 5.507 41.133 5.871
Turkcell'den Telsim'e 676 451 342
Yukarıda yer verilen bu veriler rakip operatör hattı ile satılan cep
telefonlarının daha ucuz olmasına rağmen Turkcell hatlarına olan talebin
azalmadığını göstermektedir. Turkcell hatlarına olan talebin bu yapısı ise Turkcell'in
rekabetçi bir piyasada geçerli olmayacak uygulamalarda bulunma olanağına sahip
olmasına neden olmaktadır.
12 REKABET KURUMU
H.2.1.3. Pazara Giriş Engelleri
Bir teşebbüsün bir pazarda pazar gücüne dayalı olarak rekabetçi olmayan
uygulamalarda bulunabilmesi, potansiyel rakiplerin pazara kolaylıkla girememe-
lerine de bağlıdır. Dolayısıyla hakim durum tespitinde bir pazara girişte karşılaşılan
zorlukların düzeyi ve çeşidi önem kazanmaktadır.
H.2.1.3.1. Yasal Giriş Engelleri
Bir pazarda faaliyet gösterebilmek için bir kamu otoritesi tarafından tahsis
edilen herhangi bir münhasır hak, o pazarda giriş engeli yaratmaktadır. Bu
çerçevede kamusal otorite kullanan bir kurum bir imtiyaz, bir işletme lisansı,
faaliyette bulunabilmek için bir izin, ruhsat alma mecburiyeti söz konusu pazara
girmek isteyen yeni teşebbüsler için "yasal veya idari giriş engeli" oluşturmaktadır.
Türkiye'de GSM-900 standardında hücresel mobil iletişim hizmetleri, 1994
yılında Türk Telekom'un Turkcell ve Telsim ile düzenlediği "gelir ortaklığı"
sözleşmeleri ile başlamıştır. 01.08.1996 tarih ve 4161 Sayılı Kanun’un yürürlüğe
girmesiyle sözkonusu gelir ortaklığı sözleşmelerinin, lisans sözleşmelerine
dönüştürülmesine yönelik çalışmalar hız kazanmış ve lisans anlaşmaları 27 Nisan
1998’de imzalanmıştır.
Yukarıda özetlenen süreçten anlaşılacağı üzere soruşturma dönemini
kapsayan süre içinde GSM-900 bandında, lisans sözleşmeleri uyarınca faaliyet
gösteren iki operatör şirket bulunmaktadır. 13.3.2000 tarihli ilk GSM 1800 ihalesini
kazanan İş Bankası - Telekom Italia Konsorsiyumu (İş-Tim) "Aria" adıyla 2001
Mart'ta faaliyete başlamıştır. Türk Telekomünikasyon A.Ş. (TTAŞ)’in GSM operatörü
"Ay-cell" ise yakın zamanda faaliyete başlayacaktır. Dolayısıyla 2001 yılı içinde
(sunulan hizmetler açısından bir farklılık taşımaması yönüyle aynı pazar içinde
değerlendirilmesi gereken 900 ve 1800 MHz frekans bantları üzerinden yürütülecek
olan) mobil iletişim hizmetlerine ilişkin pazar, mevcut durumda üç aktörlü hale
gelmiş olmakla beraber, yakın zamanda dört aktörlü konuma gelecektir.
Yukarıdaki açıklamalardan Ulaştırma Bakanlığı6 tarafından verilen lisans
olmaksızın herhangi bir aktörün pazara girişinin söz konusu olmadığı, yani ortada
yasal bir giriş engeli bulunduğu anlaşılmaktadır. Teşebbüs sayısının devlet
tarafından belirlendiği bu pazarda faaliyet gösteren az sayıda operatör, diğer
rekabetçi sektörlerde olduğu gibi bir potansiyel rekabet tehdidi ile karşı karşıya
değildir.
H.2.1.3.2. Diğer Giriş Engelleri
Devletten imtiyaz alınarak GSM hizmetleri piyasasında faaliyet göstermeye
hak kazanan bir teşebbüsün söz konusu piyasadaki varlığına “hukuken” izin verilse
dahi, o teşebbüsün "fiili" olarak piyasaya girebilmesi ve piyasada kaydadeğer bir
güce ulaşabilmesi belirli bir süreci gerektirmektedir. Daha önceden piyasada var
olan operatörlerin konumları ise yeni girişten sonradan girenlerin etkinlik
kazanabilecekleri sürecin zorluk seviyesi ve uzunluğu ile ters orantılı bir şekilde
etkilenecektir. Başka bir deyişle, bu süreci uzatan ve zorlaştıran engellerden
6 4673 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi sonrasında işletmecilere yetki belgesi verilmesi görevini
Telekomünikasyon Kurumu üstlenmiştir.
13 REKABET KURUMU
bahsedilebildiği ölçüde, mevcut operatörlerin pazardaki konumları ve güçleri garanti
altında olacak, rekabetçi olmayan davranışlarda bulunma olasılıkları o kadar
artacak, hakim durumun varlığından bahsetmek de bu durumda o kadar
kolaylaşacaktır. Bu engeller aşağıda açıklanmıştır.
H.2.1.3.2.1. Batık Maliyetler
Pazara girişin başarılı olamaması halinde telafi edilemeyecek olan
maliyetlerin tümü batık maliyetlerdir. Bu kapsamdaki maliyetler üretim, araştırma ve
geliştirme, dağıtım ve pazarlama gibi ilgili teşebbüsün faaliyet gösterdiği alana göre
farklılıklar göstermektedir. Fabrika ve diğer üretim faktörlerine yapılan ve girişin
başarılı olmaması durumunda telafi edilemeyecek olan tüm üretim harcamaları
pazara giriş engeli yaratmakta olup, konu GSM hizmetleri piyasasına ilişkin olarak
aşağıda değerlendirilmiştir.
H.2.1.3.2.1.1. Altyapı Yatırım Maliyetleri
GSM hizmetleri pazarında büyük çoğunluğu batık maliyetler kapsamına giren
altyapı yatırım maliyetleri, teşebbüslerin harcamalarının en büyük kısmını
oluşturmaktadır. Bu maliyetlerin batık maliyet olarak nitelendirilmesinde asıl etken
operatörlerle imzalanan lisans sözleşmelerinin "Sözleşme, uzatılmadığı takdirde
lisans süresinin bitiminde kendiliğinden sona erer. Bu durumda işletmeci, GSM
sistemine ait merkezi işletme birimleri olan network management center, gateway
santrallarını ve merkezi abone işleri sistemi (her türlü teknik donanımı dahil) ile
sistemin işleyişini etkileyici tüm teçhizatı ve bu teçhizatın kurulu bulunduğu
işletmecinin kullanımında olan taşınmazları Bakanlığa veya Bakanlığın göstereceği
kuruluşa bedelsiz olarak devredecektir" şeklindeki 47. maddesidir.
Altyapı maliyet kaleminin büyüklüğü, pazarda faaliyet gösteren aktörlerin
kendilerine talep yaratabilme süreçlerini uzatabileceği gibi, bir çok aktör üzerinde de
piyasaya girme konusunda caydırıcı etki yaratabilecektir.
GSM operatörleri, imzalamış oldukları lisans sözleşmelerinde yer alan altyapı
yükümlülüklerinin yerine getirilmesi, bunun yanısıra abone sayısındaki artışa paralel
olarak teknik kapasitelerinin artırılabilmesi ve sunulan hizmetlerin
çeşitlendirilebilmesi için sürekli olarak altyapılarının geliştirilmesi zorunluluğu ile
karşı karşıyadırlar. Operatörlerin hızla değişen koşullar çerçevesinde sık sık
teknolojilerini güncellemeleri ve diğer teknoloji pazarları ile gerekli bağlantıları
kurmaları gereklidir. 1999 yılında Turkcell abonelerinin sayısındaki patlamaya
paralel olarak ek şebeke yatırımları yapılmış, bu şekilde maddi ve gayri-maddi
varlıklar %80 artırılmıştır:
Tablo - 5: Turkcell Yatırım Harcamaları (000 ABD $) (1997-1999)
%Artış
(1999-1998)
1997 1998 1999
Operasyonel Duran Varlıklar %140 269.210 457.723 1.099.202
Operasyonel Olmayan Duran
Varlıklar
%192 19.846 59.926 174.768
Maddi Olmayan Varlıklar %169 54.726 102.457 275.981
14 REKABET KURUMU
Lisans %1 - 500.000 504.800
Devam Eden İnşaatlar %65 76.436 227.392 375.878
TOPLAM %80 420.218 1.347.498 2.430.629
Turkcell'in yeni abone başına yapılan yeni yatırım oranlarına bakıldığında da
şebeke yatırımlarının önemi anlaşılmaktadır:
Tablo - 6 : Turkcell Abone Başına Yeni Yatırım (1997-1999)
1997 1998 1999
Yeni Yatırım/Yeni Abone (ABD
$/abone) 235 356 345
Yeni Abone Sayısı 582.025 1.199.640 3.124.588
Yeni Yatırım (000 ABD $) (lisans
bedeli dışındaki) 136.633 427.280 1.078.331
GSM hizmetlerinin temel hizmetler ile sınırlı kalmayarak, bankacılık hizmetleri,
fatura bilgi hattı, flaş haber gibi SMS (kısa mesaj servisi) bazlı uygulamaları ile WAP,
GPRS ve benzer data uygulamalarının geliştirilmesi, tüketicilerin bu hizmetleri
kullanmaya yönlendirilmesi, hizmet çeşitliliği üzerinden rekabetin yaşandığı bir ortam
yaratmaktadır. Temel ve yukarıda örnekleri verilen katma değerli hizmetlerin etkin ve
hızlı yürütülmesi, teknik arızaların en aza indirilmesi de kalite rekabetini
oluşturmaktadır. Hizmet çeşitliliği ve kalitesi üzerinden yürütülecek rekabet özellikle
de operatör ve GSM abonelerinin sayısının artması ile önem kazanmaktadır. Bu
durumda gerekli teknoloji yatırımlarını yapmakta geciken veya zorluklar yaşayan
operatörlerin rekabet etme gücü azalacaktır. Bu açıdan altyapı için yapılan
harcamaların büyüklüğü pazara fiili giriş engeli yaratmaktadır.
H.2.1.3.2.1.2. Pazarlama, Satış ve Dağıtım Harcamaları
GSM hizmetlerinin operatörler tarafından kullanıcıya ulaştırılması pazarlama,
satış ve dağıtım için yüksek miktarda harcamayı gerektirmektedir. Bu harcamalar
içinde dağıtım ağının kurulması ve işletilmesi, ürün yönetimi, pazar araştırmaları,
direkt pazarlama, tanıtım ve reklam harcamaları vb. kalemler yer almaktadır. Bu
kalemlerin büyüklüğü, yeni operatörlerin pazarda etkinlik göstermelerini
kısıtlayabilmektedir.
GSM hizmetleri yüksek teknoloji içerdiğinden ve kullanıcı için yabancı ve
karmaşık olduğundan, bu servislerin pazarlanması, operatörler için yüksek tanıtım
harcamalarını gerektirmektedir. GSM hizmetlerinin uygulamada cihazlar ile birlikte
satılması, çoğu zaman operatör tarafından, distribütörlerle düzenlenen
kampanyalarda cihazların tanıtımını içeren reklam harcamalarının bir kısmının
üstlenilmesini de beraberinde getirmektedir. Yazılı ve görsel medyada yayınlanan
reklamlar ve pazarlamaya ilişkin diğer harcamalar, mevcut operatörlerin
maliyetlerinde önemli bir kalemi oluşturmaktadır.
Bu konuda Turkcell'in rakamlarına bakıldığında toplam pazarlama, satış ve
dağıtım harcamalarının 31.12.1999 tarihi itibarıyla 96,5 trilyon TL olduğu, bu
15 REKABET KURUMU
harcamalardan 9,7 trilyon TL'sının yazılı ve görsel medyada yer alan reklamların
karşılığı olduğu anlaşılmaktadır.
Telsim'in 31.12.1999 tarihi itibarıyla pazarlama, satış ve dağıtım
harcamalarına bakıldığında ise Turkcell'in aynı döneme ilişkin harcama rakamlarıyla
neredeyse aynı olmak üzere 95,3 trilyon TL olduğu görülmektedir. Ancak Turkcell'e
göre bunun daha büyük bir kısmı, 1999 yılı için 11,9 trilyon TL'sı reklam
harcamalarından oluşmaktadır.
Başlangıçta yaşadığı bir takım dezavantajlar ve çeşitli yönetimsel ve
operasyonel nedenlerle Turkcell'e göre daha sınırlı bir büyüme kaydeden Telsim'in,
pazardaki varlığını koruyabilmek için özellikle de son zamanlarda Turkcell'in
harcamalarını aşan reklam ve tanıtım harcamalarına girdiği görülmektedir. Telsim,
1999 yılında Turkcell'in reklam harcamalarından 2,2 trilyon TL daha fazla, 2000
yılında ise Turkcell'in reklam harcamalarının iki katı maliyet altına girmiştir.
H.2.1.3.2.2. Ürün Bağımlılığı ve Şebeke Dışsallıkları
Ürünlerinin ayırt edilebilir bir kalitede olduğunun algılanmasını sağlayabilen
bir üretici, ürününe karşı bir tür marka bağımlılığı yaratacağından belirli bir miktar
pazar gücünü garanti edebilecek ve ayrıca müşterilerinin tümünü kaybetme riski
olmaksızın fiyatlandırma dahil olmak üzere çeşitli satış stratejilerini uygulayabilme
olanağına sahip olacaktır. Bu bağımlılık, potansiyel üreticilerin "henüz bilinmeyen"
ürünlerini piyasaya sunmalarını güçleştirecektir.
Tüketiciler ürünleri kalitelerindeki veya performanslarındaki farklılıklar gibi
nedenlerle birbirinin tam ikamesi olarak görmeyebilirler. Bunların yanısıra bir
markadan diğerine geçmek bir takım maliyetleri beraberinde getirebilir. Dolayısıyla
tüketici bir kere böyle bir ürünü satın aldıktan sonra o ürüne bağımlı hale
gelmektedir.
Reklamlar sayesinde üreticiler tüketicinin, ürünlerin kalitesine ilişkin kanılarını
etkilemek ve benzer veya aynı ürünler arasında doğal olmayan farklılıklar
algılamalarına yol açmak suretiyle sosyal maliyetler yaratabilirler. Ancak çoğu
zaman farklılaşma algılanan değil de gerçek nedenlere de dayanabilir. Satış sonrası
servisler, garanti servisleri, ürüne ilişkin alışkanlıklar, geçiş maliyetleri gibi nedenler
müşterinin belirli bir ürüne bağlılığını sağlayabilmektedir. Bir kere bu bağımlılık
gerçekleştikten sonra müşterinin diğer bir markaya geçmesi zorlaşacağından, ürün
farklılaşması üreticiye belirli bir düzeyde davranış serbestisi sağlamaktadır. Ancak
bu noktada farklılaşma ile ikame edilebilirliğin ayrı kavramlar olduğu
unutulmamalıdır.
Turkcell örneğinde ise aşağıda yer verilen çeşitli nedenlerden bu firmanın
GSM hizmetlerinde bir farklılaşma yaratabildiği ve hizmetlerine karşı bir marka
bağımlılığı oluşturabildiği görülmektedir.
Lisanslı döneme daha fazla abone ile başlanması, altyapı çalışmalarının
kesintisiz ve etkin bir şekilde sürdürülmesi ve kapsama alanında gerekli
büyüklüklere rakibinden daha önce ulaşabilmesi, etkin ve münhasır çalışan bir
dağıtım ağının kurulması ve ileride de değinilecek olan bu gibi operasyonel hususlar
ve Türk telekomünikasyon mevzuatında numara taşınabilirliğinin düzenlenmemiş
16 REKABET KURUMU
0
1 0 0 0
2 0 0 0
3 0 0 0
4 0 0 0
5 0 0 0
6 0 0 0
7 0 0 0
oc
ak
9
9
m
ar
t
m
ay
ıs
te
m
m
uz
ey
lü
l
ka
sı
m
oc
ak
0
0
m
ar
t 0
0
T e ls im 'd e n T u r k c e ll 'e T u r k c e l l 'd e n T e ls im 'e
olmasının aboneler açısından yaratacağı geçiş maliyetleri nedenleriyle Turkcell
sadık bir tüketici kitlesi kazanmıştır.
GSM hizmetleri pazarında Turkcell'in pazar gücü üzerinde büyük ölçüde
belirleyici bir role sahip olması nedeniyle üzerinde durulması gereken bir konu da,
bu piyasada "şebeke dışsallıkları"nın varlığıdır. Şebeke dışsallıkları, şebeke
pazarlarında (kablolu-kablosuz telefon, faks, e-posta şebekeleri, vb) her bir
tüketicinin diğer tüketicilerin şebekeye katılmalarından fayda sağlaması anlamına
gelmektedir. Dolayısıyla GSM hizmetleri pazarında GSM abonesi olmak isteyen bir
kişi olabildiğince çok fayda sağlayabilmek için en fazla sayıda aboneyi bünyesinde
bulunduran, yani en yaygın olan GSM şebekesinin parçası olmak isteyecektir.
Turkcell'in, ilk olmanın sağladığı avantajla beliren liderliği, ilerleyen dönem-
lerde gittikçe artan abone sayısı ile devam etmiştir. Tüketicilerin bu piyasada yaygın
olan şebekeyi tercih etmeleri büyük ölçüde şebeke içi tarife indirimlerinden fayda
sağlamak istemelerine bağlıdır. Diğer bir neden ise tüketicilerin aynı şebeke içinde
iletişimin teknik olarak daha sorunsuz olacağına dair kanılarıdır. Ancak Turkcell'in
tercih edilmesine neden olan ve bu pazarın bir şebeke pazarı olmasından
kaynaklanan doğal (operatörlerin uygulamaları sonucu oluşmayan) bir etken,
şebekelerin gelecekteki durumu hakkındaki tüketici beklentileridir. Turkcell'in
rakibine kıyasla çok daha fazla sayıda aboneye sahip olması, bu şebekenin
gelecekteki büyüklüğü hakkında tüketicilerin olumlu beklentiler içine girmelerine yol
açmaktadır. Bu durumda şebekenin bugünkü konumu büyük ölçüde gelecekteki
konumunun da belirleyicisi haline gelmektedir. Tüketiciler büyük bir şebekenin
parçası olmayı daha güvenli bulmakta, hizmetlere ve altyapıya ilişkin teknik
gelişmelerden daha fazla yararlanabileceklerini düşünmektedirler. Yeni giriş yapan
bir operatörün de, kritik sayıda bir kullanıcı kitlesi elde etmeksizin, söz konusu
dışsallıkları yaratma kabiliyeti olmayacak; bu durumda pazarda köklü bir değişim
yaratacak bir yenilikle pazara girmesi olasılığı dışında, pazarda yerleşik şebeke olan
Turkcell karşısında yeterli derecede rekabet gücü olmayacaktır.
Sonuç olarak Turkcell, yaygın kullanımın yarattığı dışsallıklar nedeniyle çok
etkin bir şekilde abone sayısını korumakta ve arttırmakta; bu durum doğal olarak
rakibi Telsim'in pazar payını koruyabilmesini güçleştirmektedir.
Dolayısıyla ürün bağımlılığı, açıklanan bu dışsallıklar ile, normal ürün
pazarlarına oranla daha da bağlayıcı etkiler doğurmakta, Turkcell'i seçen bir tüketici
"kuvvetle muhtemel" bu seçimiyle bağlı kalacağı gibi, iletişim halinde olduğu başka
tüketicilerin de aynı tercihi yapmalarına neden olabilecektir. Bu durum ise pazara
girişi zorlaştırmaktadır.
17 REKABET KURUMU
Yukarıda yer verilen şebekeler arası geçiş rakamlarının seyrini gösteren şekil
de bu sonucu destekler niteliktedir.
H.2.1.3.2.3. Dikey Bütünlük
Bir pazarda bir firmanın rakiplerine göre daha etkin pazarlama ve dağıtım
olanaklarına sahip olması, firmanın diğerleri karşısında belli bir maliyet avantajı elde
etmesine neden olabilir. Bu da o firmanın rakiplerinin pazara fiili girişini geciktirebilir:
Bu durumda bir giriş engelinden bahsedilebilir.
Çeşitli pazarlama ve dağıtım kanallarından faydalanma olanaklarını, bu
kaynakları kendine bağımlı hale getirerek kısıtlayan firma, faaliyette bulunduğu
pazara yeni girişleri zorlaştırmaktadır.
Turkcell'in, uyguladığı çeşitli yöntemler ile pazarda dağıtım avantajını ele
geçirdiği anlaşılmaktadır. Turkcell sim kartlarını cihaz ithalatçılarına (marka
distribütörleri ve paralel ithalatçılar) satmakta, bu ithalatçılar kartları cihazlar ile
eşleştirerek bayilerine göndermekte, buradan da nihai tüketiciye satış yapılmaktadır.
Ancak bu bayiler çoğu zaman ikili bir yapı sergilemekte, aynı zamanda operatör
adına hat aktivasyon işlemlerini de yürütmektedir. Hat aktivasyonu yapmaya yetki
kazanan bayilere aktivasyon merkezi denmektedir. Bugün Turkcell’in yaklaşık 610
aktivasyon merkezi (TAM) bulunmaktadır. Bağımsız çalışan alt bayiler de (6500
civarında) Turkcell hatlı cihazların satışını yapmaktadır. Bu alt bayilerden 4381'i bir
aktivasyon merkezine bağlı olarak çalışan abone noktaları (TAN) olarak 2000 yılı
yazı itibarıyla yeni bir statü kazanmıştır. Bu merkezler dışında sadece ön ödemeli
kart ve bunların kontör yükleme kartlarının pazarlama, satış ve dağıtımını yapmak
üzere kurulan A-Tel Pazarlama ve Servis Hizmetleri A.Ş. (A-TEL) aracılığıyla 3700
gazete bayisinde söz konusu kartların satışı yapılmaktadır. Dolayısıyla ön ödemeli
kart satışları yukarıda bahse konu olan bayilerin yanısıra gazete bayileri üzerinden
de yapılmaktadır.
Yukarıda genel hatları çizilen dağıtım ağı içerisinde bazı distribütörler (KVK,
Genpa, Tekofaks ve Ertel) ve TAM'lar ile münhasır koşullarla çalışılmakta, TAN'larla
da pratikte bu münhasırlık sağlanmaktadır (Bu konuda H.3 bölümünde ayrıntılı
açıklamalar yer almaktadır). Bu durumun diğer bir açıklaması, yukarıda adı geçen
dört distribütör ile aktivasyon işlemlerinin yapıldığı merkezlere rekabet etmeme
yükümlülüğü getirilmiş olmasıdır. Ayrıca Turkcell tarafından uygulanan çeşitli destek
ve bağlılık programlarının da pratikte Turkcell lehine bu ağın genişlemesinde etkisi
olduğu ve Turkcell'e ilişkin bir marka bağımlılığı yarattığı söylenebilir.
Buraya kadar bahsedilenler, Turkcell'in gerçek kişilere satış yapan satıcılara
yönelik politikalarını yansıtmaktadır. Bunların yanısıra Turkcell'in iştiraklerinden olan
Corbuss adlı şirket, Turkcell'in kurumlara yönelik satış politikalarını belirlemektedir.
Corbuss, özellikle büyük şirketlere çeşitli kurumsal çözümler yaratmakta, bu
şirketlere özelleştirilmiş hizmetler sunmaktadır. Dolayısıyla kurumsal çözümler sunan
bir satış kanalından da bahsedilmesi gerekmektedir.
Görüldüğü üzere Turkcell'in geniş, etkin ve büyük ölçüde bağımlı bir dağıtım
ağı bulunmaktadır. Bu durumun pratikte yarattığı sonuçlara bakacak olduğumuzda;
4381 alt bayi TAN kimliği altında Turkcell ile çalışmaktadır. TAN
sözleşmesinde münhasır çalışmaya ilişkin bir hüküm bulunmasa dahi, pratikte
18 REKABET KURUMU
(ileride ayrıntılarına yer verilecek olan TAM'lar ile TAN'lar arasında imzalanan
sözleşmelerle de sağlandığı üzere) buraların rakip teşebbüs ile çalışmadığı
anlaşılmaktadır. Dolayısıyla yeni oluşturulan TAN sisteminin de esasında bayi
bağımlılığını artırmanın bir yolu olarak tercih edildiği görülmektedir.
610 olan TAM sayısının, rakip Telsim'in 220 Telsim Shop'u karşısında
oldukça yüksek olduğu açıktır. TAM'lar sadece Turkcell hatlarının aktivasyonunu
yapmaktadırlar. A-Tel aracılığıyla Turkcell hazır kartlarının satışını yapan 3700
gazete kiosku da sadece Turkcell kartları satmaktadır. Hazır kartlar için kullanılan
kiosklar gerek yaygınlığı, gerek kolay ulaşılabilirliği ile etkin satış yerleridir.
Turkcell'in münhasır olarak çalıştığı KVK, Genpa, Tekofaks ve Ertel Turkcell
satışlarının %81'ini gerçekleştirmektedir. Turkcell de GSM hizmetleri piyasasının
%70 abonesini elinde bulundurduğuna göre, bu dört distribütör Türkiye'de yapılan
toplam aktivasyonların yaklaşık %60'ını gerçekleştirmektedir.
Turkcell ön ödemeli kart satışlarında sadece A-Tel, KVK, Genpa ve Tekofaks
ile (A-Tel, KVK ve Genpa ağırlıklı olmak üzere) çalışmaktadır. Bunlar dışındaki cihaz
ithalatçısına ön ödemeli kart satışı yapılmamaktadır. En yüksek gelişme potansiyeli
gösteren pazar segmentini oluşturan ön ödemeli kart sisteminde yeni abone
kayıtlarının %69'unu Turkcell'in gerçekleştirdiği göz önüne alındığında, yukarıda
sayılan firmalar dışında bütün cihaz ithalatçılarının bu gelişmenin dışında kaldığı
anlaşılmaktadır.
Turkcell'in GSM cihazları piyasasının yaklaşık %60'ını elinde bulunduran dört
distribütör ile münhasırlık şartı ile kampanya düzenlemesi, yapılan cep telefonu
satışlarının ise tamamına yakınının kampanyalar dahilinde gerçekleşmesi sonucu,
mevcut ve potansiyel rakiplerin Turkcell'in birlikte kampanya düzenlediği
distribütörler ile çalışması zor görünmektedir. Özellikle de bu distribütörlerden
KVK'nın Turkcell ile aynı grubun bünyesinde olması, Genpa ile bir takım stratejik
ortaklıklara girilmiş olması (Mobicom'da), A-tel'de de KVK'nın %50 ortaklık payının
bulunması Turkcell'in birlikte çalıştığı dağıtıcı firmaların büyük ölçüde kendine
bağımlı olması sonucunu doğurmaktadır.
Telsim, Turkcell'in münhasır distribütörlerinin dağıtımını üstlendiği Ericsson,
Alcatel, Panasonic gibi önemli markaları ise ancak paralel ithalat yoluyla getiren,
çeşitli dezavantajları olan ithalatçılar yoluyla kendi hattıyla açtırabilmektedir. Bu yolla
satılan cihazların dezavantajına rağmen müşteri tarafından tercih edilebilmesi için
çoğu zaman Turkcell'e oranla daha büyük oranda sübvansiyon yapmak zorunda
kalmaktadır. Telsim'in Unitel'i kurması da, Turkcell kanadındaki KVK oluşumuna
karşı bir gelişme olmuştur.
Görüldüğü üzere, Turkcell'in cihaz ithalatçıları ile bir çeşit dikey entegrasyona
girmiş olması, rakibi Telsim'in pazarda tutunmak için katlanmak zorunda olduğu
maliyetleri artırmaktadır. Abone sayısına dayalı olarak belirlenen %70 ve %30'luk
farklı pazar paylarına rağmen dağıtım ağı oluşturma, cihaz sübvansiyonu gibi
maliyetleri de içeren pazarlama, satış, dağıtım harcamalarının 96,5 trilyon TL ve 95,3
trilyon TL olmak üzere neredeyse aynı olduğu, daha az sayıda distribütör ve bayi ile
çalışan Telsim'in Turkcell kadar harcama yapmak durumunda kaldığı
anlaşılmaktadır. Bu da Turkcell'e dikey entegrasyonunun kazandırdığı avan-tajların
19 REKABET KURUMU
rakipleri için maliyet artırıcı etkiler doğurduğunun göstergesi olarak değer-
lendirilebilir.
H.2.2. Grup Avantajları
Turkcell'de Çukurova Grubu'nun %48, Sonera'nın %41 ortaklık payı
bulunmaktadır. Turkcell'in ortaklarının oldukça geniş bir spektruma yayılan diğer
alanlardaki faaliyetlerinin, Turkcell'in GSM hizmetleri piyasasındaki konumunu nasıl
etkilediği, Turkcell'in pazar gücü konusunda önemli bir kriter teşkil etmektedir.
1972 yılında kurulan Çukurova Holding Türkiye’nin belli başlı
holdinglerindendir. Holdingin iştirakleri bankacılık ve finansal hizmetler,
telekomünikasyon, medya, turizm, demir-çelik, kağıt mamulleri, tekstil, ticari araç
üretimi ve inşaat sektörlerinde faaliyet yürütmektedir. Holdingin bilişim sektöründe
faaliyet gösteren iştirakleri ise; Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş., Verinet Uydu
Haberleşme San. ve Tic. A.Ş. (uydu yer istasyonu hizmetleri), Topaz
Telekomünikasyon Yayıncılık Reklamcılık Sanayi ve Ticaret A.Ş. (kablo-TV
hizmetleri), Superonline Uluslararası Elektronik Bilgilendirme ve Haberleşme
Hizmetleri A.Ş. (internet erişim ve içerik hizmetleri), Mobicom Bilgi İletişim Hizmetleri
A.Ş. (kablosuz telekomünikasyon hizmetleri), Hobim Bilgi İşlem Hizmetleri, Bilpa-
Bilgi İşlem Pazarlama A.Ş., KVK Mobil Telefon Sistemleri Ticaret A.Ş. (cep telefonu
distribütörlüğü) ve Digital Platform İletişim Hizmetleri A.Ş. (sayısal uydu platform
hizmetleri)'dir. Turkcell, ayrıca Avrupa’da en hızlı büyüyen GSM operatörlerindendir.
Görüldüğü gibi holding bilgi teknolojileri alanında önemli şirketlere sahip olup
bu alanda kazandığı sinerjiyi sürdürmeyi ve holding olarak özellikle teleko-
münikasyon, medya ve teknolojide büyümeyi, yeni ekonomi konsepti çerçevesinde
bir strateji izlemeyi düşünmektedir. Nitekim bu stratejinin bir uzantısı olarak medya
sektöründe Akşam Gazetesi ve Show TV satın alınmıştır. Sayısal yayın platformu
Digiturk de bu anlamda önemli bir katkıyı ifade etmektedir.
Çukurova Holding'in yukarıda özetlenen faaliyet alanlarının birbiri ile ilişkisi
"convergence" denen ve telekomünikasyon, medya ve enformasyon teknolojileri
sektörlerinin aynı teknolojileri artan oranlarda kullanması olarak açıklanabilecek olan
"yakınsama" kavramı çerçevesinde önem kazanmaktadır. Birbiri ile ilk bakışta ilgisiz
görünen faaliyet alanları, sayısal tekniklerdeki gelişmeler sonucunda günümüzde
içiçe geçmiş durumdadır. İnternet üzerinden ses iletişiminin gerçekleştirilmesi,
bankacılık hizmetleri verilmesi, sayısal yayın platformu üzerinden veri iletimi, e-
posta, kablosuz telefon şebekeleri üzerinden internet erişimi gibi daha birçok hizmet
yakınsamanın somut örneklerini oluşturmaktadır. Bu kapsamda, kablosuz
telekomünikasyon hizmetlerinin internet servis sağlayıcılığı, sayısal yayın, bankacılık
gibi sektörlerden bağımsız olmadığı açıktır. Özellikle kablosuz telekomünikasyon
hizmetlerindeki rekabetin zaman geçtikçe hizmet kalitesi ve çeşitliliği üzerinden
yaşanacağı, bu bağlamda da internet tabanlı hizmetlerin (mobil çoklu ortam)
öneminin artacağı gözönüne alındığında, Çukurova Grubu'nun avantajlı konumu
ortaya çıkmaktadır. Sonera'nın telekomünikasyon alanındaki tecrübeleri de bu
konumu desteklemektedir.
Yakınsamanın yarattığı yukarıda özetlenen avantajların yanısıra, Çukurova
Grubu'nun farklı sektörlerde faaliyet göstermesinin başka avantajlar yarattığı da
20 REKABET KURUMU
açıktır. Türkiye'de henüz gelişme aşamasında olan GSM hizmetleri pazarında
operatörler tüketiciye ulaşmak için çok çeşitli yöntemler kullanmak durumundadır. Bu
yöntemler tüketicilerin ilgisini farklı yönlerden çekmeyi amaçlayan satış
kampanyalarından oluşmaktadır. Turkcell'in Yapı Kredi Bankası ve Pamukbank ile
düzenlediği kampanyalar bu durumun örneklerini oluşturmaktadır. Turkcell
abonelerinden bir kısmının bedelsiz Digiturk abonesi yapılması da grup avantajının
bir örneğidir.
Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.'ne ait bağlı ortaklık ve iştirakler incelendiğinde
de, Turkcell'in pazardaki konumunu destekleyecek oluşumlar dikkati çekmektedir.
Telekomünikasyon, medya ve internet alanlarında verilen hizmetlerin kalite ve
çeşitliliğini artırmak amacıyla Hollanda'da kurulmuş bir holding olan Fintur Holdings
B.V.'nde Turkcell %25 paya sahiptir (Çukurova Holding'in %40 ve Sonera'nın da
%35 payı vardır). Turkcell ayrıca bu holdingin yönetim haklarına sahiptir. Bu haklar
Turkcell'e Fintur üzerinde operasyonel kontrol kurma ve Fintur'un faaliyetlerinin
özellikle de mobil portal, mobil internet içeriği ve mobil ticaret gibi kritik alanlarda
Turkcell ile paralel yürütülmesini sağlama olanağı vermektedir.
Turkcell Fintur'un yanısıra, Kıbrıs Mobil Telekomünikasyon Limited'de
%99,99; Global Bilgi Pazarlama, Danışma ve Çağrı Servisi Hizmetleri A.Ş.'nde
%99,99; Bilişim ve Eğitim Teknolojileri Yapım ve Yayın Hizmetleri A.Ş.'nde %40;
Turktell Bilişim Servisleri A.Ş.'nde %99,95; Corbuss Kurumsal Telekom Servis
Hizmetleri A.Ş.'nde %99; Hayat Boyu Eğitim ve İletişim Hizmetleri A.Ş.'nde % 60;
Digikids İnteraktif Çocuk Programları Yapımcılığı ve Yayıncılığı A.Ş.'nde %25
ortaklık payına sahiptir. Bu iştirakler içinde özellikle Turktell Bilişim Servisleri A.Ş. ve
Corbuss Kurumsal Telekom Servis Hizmetleri A.Ş. Turkcell'in GSM hizmetleri
pazarındaki faaliyetlerine destek olmaktadır.
Yukarıda yer verilen bilgiler çerçevesinde Turkcell'in, hem ortaklarının çeşitli
piyasalardaki konumu ve gücü, hem de ortak olduğu şirketler vasıtasıyla
faaliyetlerini genişletmiş olması sonucunda, büyüklük ve yaygınlığın sağladığı
sinerjiden faydalandığı, pazardaki gücünü pekiştirdiği anlaşılmaktadır. Pazara yeni
girecek operatörler için aynı derecede grup avantajına sahip olunmaması bir giriş
engeli olarak değerlendirilebilecektir.
H.2.3. Hakim Durum İncelemesinin Sonucu
Hakim durum tespitine yönelik olarak yukarıda yer verilen değerlendirmeler
sonucunda;
Turkcell'in sadece yüksek pazar payı nedeniyle değil, ona pazarda belli bir
davranış serbestisi sağlayan giriş engelleri, dikey bütünlük avantajları ve büyüklük
ve yaygınlık avantajları nedenleriyle de piyasadaki konumunu uzunca bir süre
muhafaza edebildiği ve GSM hizmetleri pazarında altı yıllık süre içindeki pazar
davranışlarında, rekabetçi koşullarda gerçekleşmeyecek bir serbestiye sahip olduğu,
Tüm bu göstergeler ışığında, Turkcell'in, 4054 sayılı Kanun'un 3. maddesinde
yer verilen hakim durum tanımına uygun olarak, "rakipleri ve müşterilerinden
bağımsız hareket ederek" GSM hizmetleri piyasasında talep üzerinde belirleyici rol
oynayan değişkenleri (sübvansiyon miktarları, hat arz miktarı vb) büyük ölçüde kendi
21 REKABET KURUMU
stratejileri doğrultusunda belirleme gücüne sahip olduğu, dolayısıyla 4054 sayılı
Kanun çerçevesinde hakim durumda bulunduğu tespit edilmiştir.
H.2.4. Savunmalar ve Değerlendirilmesi
Hakim durum tespitine yönelik olarak Turkcell yazılı ve sözlü savunmalarında
ilk olarak,
- Turkcell ile imzalanan lisans sözleşmesinin 12. maddesi uyarınca tarifelerde azami
fiyatı belirleme yetkisinin Ulaştırma Bakanlığı'na ait olduğunu ve Turkcell'in bu fiyatın
üstüne çıkmasının mümkün olmadığını, devletin arz ve talep miktarı ile fiyat gibi
parametrelere müdahalede bulunma selahiyetinin, tarifelerde uygula-nacak fiyatların
olurunun Bakanlık'tan alınması ile sınırlı olmadığını, Turkcell faturaları marifeti ile
tahsilatı yapılan vergilerin uygulaması ve oranları, kullanılması zorunlu altyapı
unsurlarının bedelleri ve bunların kullanım koşullarının devletin kontrolünde
bulunduğunu, 3.4.2000 tarihinde açılan ihale ile pazarın düopol yapısının
değiştirildiğini,
Dolayısıyla, piyasadaki arz ve talep miktarları ile her türlü ekonomik
parametreleri belirleme yetkisinin kamusal yetkilerle donatılan kuruluşlara ait
olduğunu, bu nedenle Turkcell'in herhangi bir piyasada azımsanacak pazar payı ile
faaliyet gösteren teşebbüslerin dahi sahip olduğu bağımsız olarak ekonomik
parametreleri belirleyebilme yeteneğine sahip bulunmadığını; pazarın tüm
koşullarının bu şekilde devlet eliyle belirlendiği durumda Turkcell'in 4054 sayılı
Kanun'un 3. maddesi anlamında hakim durumda bulunmadığı belirtilmektedir.
Ulaştırma Bakanlığı tarafından azami fiyat belirlenmesi, tarifelerin oldukça
yüksek tutulan bu sınır altında operatörler tarafından serbestçe belirlemesi
hususunda bir engel teşkil etmemektedir. Özellikle de soruşturma döneminin son
zamanlarında Turkcell daha önceki uygulamalarından oldukça farklı birtakım tarife
çeşitlendirmesi ve indirimlerine gitmiş, bu konuda ne derece büyük bir serbestiye
sahip olduğunu bu stratejik uygulamalarla ortaya koymuştur. Kaldı ki tarifeler, GSM
hizmetleri piyasasında talep üzerinde etki eden faktörlerden sadece biridir. Azami
fiyat tespiti şeklinde gerçekleşen devlet müdahalesi, teşebbüslerin bağımsız
davranışlarını ortadan kaldırmamakta ve onların pazar güçlerinin saptanmasına
engel oluşturmamaktadır. Aksi halde regülasyon kuruluşlarının düzenlemelerde
bulunduğu piyasalarda bir teşebbüsün hakim durumda olamayacağı gibi yanlış bir
sonuca ulaşılacaktır.
Devlet tarafından GSM işletme imtiyazları verilerek piyasada faaliyet
gösterecek operatör sayısının belirlenmesi sonucunda piyasa yapısının genel
çerçevesinin belirlendiği doğru olmakla birlikte, bu durumun rekabetçi bir yapı arz
etmesi büyük ölçüde aktörlerin tutum ve eylemlerine bağlıdır. Devletin belirli
konulardaki (roaming, arabağlantı, tarifeler vb) hukuksal düzenlemelerle sınırlı olan
regülasyon faaliyetlerinin teşebbüslerin iktisadi bağımsızlıkları önünde bir engel
olarak görülmesi ve piyasadaki her türlü oluşumdan devletin sorumlu tutulması ise
yine piyasa gerçeklerinin gözardı edilmesi anlamına gelmektedir.
- Turkcell tarafından öne sürülen diğer bir savunma, pazarın doygunluğa çok uzak bir
noktada bulunduğu, pazarın 30 milyon abone derinliğine erişmesinin beklendiği,
22 REKABET KURUMU
pazara yeni giriş yapma hazırlığında bulunan iki teşebbüsün toplam 6 milyon ABD
Doları lisans ücreti ödemelerinin ise bu kanıyı desteklediğidir.
Yeni operatörlerle pazarın yapısı değişse dahi, bu durum 1994-2001 yılları
arasında iki aktörlü piyasada Turkcell'in konumuna ve bu konuma dayalı
davranışlarına ilişkin tespitlerin değişmesi için gerekçe teşkil etmemektedir.
- Piyasaya yeni giren aktörlerden birinin, önümüzdeki yıllarda da tekel hakkını
sürdürecek olan ve bu dönemden sonra da tekel hakkının ne şekilde son bulacağı
henüz belli olmayan Türk Telekom olduğu, geleneksel kablolu telefon hatlarına ve 20
milyona yakın aboneye sahip olan Türk Telekom'un potansiyel ve fiili rakip olduğu bir
piyasada, Turkcell'in rakiplerinden ve müşterilerinden bağımsız olarak hareket
edebilmesinin mümkün olmadığı da Turkcell'in savunmaları arasındadır.
Soruşturma döneminde Türk Telekom henüz bir GSM operatörü olarak
faaliyete başlamamıştır. Türk Telekom'un GSM hizmetleri pazarında faaliyeti
başlaması ile birlikte, telekom altyapısı üzerinde sahip olduğu tekel konumuna dayalı
olarak, piyasanın rekabetçi yapısı üzerinde baş gösterebileceği Turkcell tarafından
öne sürülen muhtemel olumsuz etkilerin Turkcell'in pazar gücüne ilişkin tespitlerle
ilgisi bulunmamaktadır. İleride bundan kaynaklanan olumsuzlukların ortaya çıkması
halinde Türk Telekom'un ilgili davranışları kuşkusuz rekabet kurallarının uygulama
alanına girecektir.
- Türkiye'de bugüne kadar oluşan GSM hizmetleri piyasasında pazar payı kriterinin,
hakim durum tespitinde kullanılmaya elverişli bir faktör olmadığı, hakim durum
tespitinde pazarın, lisans anlaşmaları ile piyasaya girişe olanak tanınması, yüksek
teknoloji kullanımı, yatırım maliyetlerinin büyüklüğü gibi özelliklerinin dikkate alınması
gerektiği getirilen savunmalar arasındadır.
Pazar payının tek başına yeterli bir ölçüt olmadığı bilinmekle birlikte, uzunca
bir süre korunan ve rakiplerden açık farkla fazla olan yüksek pazar paylarının hakim
durum tespitinde önemli bir gösterge olduğu açıktır. Turkcell'e ilişkin olarak ise, 1994
yılından bu yana %70'ler civarında korunmuş olan pazar payının Telsim'in %30'luk
pazar payı karşısında önemli bir gösterge olduğu, abone sayısına bağlı olarak
belirlenen bu pazar payının yanısıra hizmetlerin kullanımından ya da başka bir
deyişle hizmet satışından kaynaklanan gelirler bazında yapılan bir karşılaştırmanın
ise Turkcell'in gerçek pazar payının daha da yüksek olarak belirlenmesine olanak
tanıdığı tespit edilmiştir. Hakim durum tespiti yapılırken pazar payının yanısıra, talep
esnekliği, yasal giriş engelleri, batık maliyetler, ürün bağımlılığı ve dikey ilişkilerden
oluşan diğer giriş engelleri, stratejik davranışlar ve grup avantajları değerlendirilmiş;
bu değerlendirmelerde pazarın yüksek teknoloji pazarı olması, yasal giriş engelleri
bulunması, altyapı yatırım harcamalarının büyük olması gibi özellikleri ayrıntılı bir
şekilde incelenmiş; pazarın özellikle de sergilediği şebeke etkileri sonucunda bir
operatör lehine gelişme kaydettiği ortaya konmuştur. Sonuç olarak Turkcell'in pazar
davranışlarında normal rekabet tehdidi altındaki bir teşebbüsün sahip olmadığı bir
davranış serbestisine sahip olduğu belirlenmiştir.
- Pazara girişte lisans sözleşmesinin imzalanması zorunluluğunun piyasayı göreceli
olarak rekabete kapattığı ve GSM operatörlerinin bu kuralı değiştirmelerinin mümkün
olmadığı, ayrıca yüksek teknoloji kullanılan bir pazar olması nedeniyle kullanılan
23 REKABET KURUMU
teknolojideki değişikliklerin sahip olunan pazar payını bir anda değiştirebileceği,
dolayısıyla bu ve benzer sebeplerle, yasal olarak sadece iki operatörün çalışma
lisansına sahip olduğu bir pazarda, sadece diğerine nispetle daha fazla pazar payına
sahip olduğu için bir operatörü hakim durumda kabul etmenin, pazarın kendine özgü
koşullarının göz ardı edilmesi sonucunu doğurduğu, yeni GSM operatörlerinin pazara
katılmaları ve yeni teknolojinin aşamalı olarak yerleşmesi ile pazar paylarında önemli
değişiklikler yaşanacağı, dolayısıyla Turkcell'in halihazırdaki pazar payının pazarın
özelliklerinden kaynaklanan bir durum olduğu Turkcell'in öne sürdüğü
savunmalardan bir diğeridir.
GSM hizmetleri piyasasında lisans alınması zorunluluğu olarak beliren yasal
giriş engelinin piyasayı potansiyel rekabete kapattığı bilinmekle birlikte piyasada
Turkcell'e diğer operatörden ve müşterilerinden büyük ölçüde bağımsız
davranabilme serbestisi sağlayan birçok unsura hakim durum tespitinde yer
verilmiştir. Yeni GSM operatörlerinin pazara katılmaları ve yeni teknolojinin aşamalı
olarak yerleşmesi ile pazar paylarında önemli değişiklikler yaşanacağı iddiası bir
varsayımı ortaya koymakla birlikte bunun soruşturulan döneme ilişkin tespitleri
geçersiz kılması mümkün değildir.
- Savunmada belirtilen diğer bir husus, Telsim'in raporda da belirtilen nedenlerle
pazarda göreceli olarak düşük bir paya sahip olduğu, bu durumun sektörün
doğasından kaynaklandığı ve geçici bir durum olduğu, bunun Turkcell'in rekabeti
sınırlayıcı müdahalelerinden kaynaklanmadığı; dolayısıyla Telsim'in kendi
hatalarından kaynaklanan sonuçlardan ötürü 4054 sayılı Kanun anlamında Turkcell'e
nazaran dezavantajlı konuma gelmesinin veya Turkcell'in hakim durumda bulunduğu
iddiasına muhatap edilmesinin, kusurun kusur sahibine hak oluşturması anlamını
taşıyacağı ve bunun da hukukun temel bir prensibine aykırılık doğuracağıdır.
Pazara girişte Telsim'in yaşadığı zorlukların, Turkcell tarafından çeşitli
nedenlerle yaşanmamış olması, Turkcell'e piyasada öncelikli bir konuma sahip
olmasına neden olan bazı avantajlar sağlamış; şebeke dışsallıklarının da etkisi ile bu
avantajlar, abone sayısında artışa neden olmuştur. Burada Turkcell'in hakim
durumda olduğuna dair objektif gerekçelere dayanan bir tespit yapılmaktadır.
- Turkcell'in, Telsim'in başlangıçta kendi kusuru sayılabilecek bir süre kapalı kalmış
olmasından ötürü %70 seviyesine yaklaşan bir paya ulaştığı; ancak 2000 yılının ilk
yarısında Telsim'in düzenlediği bir reklam kampanyası ile o dönemde kaydedilen
abone sayılarında Turkcell ile başabaş paylara ulaştığı, aynı dönemde Telsim'in 30
milyon doları aşkın bütçeyle gerçekleştirdiği reklam kampanyası ile büyük bir çıkış
yakalamış olduğu ve talebi önemli ölçüde çektiği göz önünde bulundurulduğunda,
Turkcell'in rakibinden bağımsız olarak arz ve talep miktarı gibi ekonomik
parametreleri belirleyebilme gücüne sahip olmadığının görüleceği de Turkcell'in
savunmalarından biridir.
Savunmada bahsi geçen döneme ilişkin (2000 Ocak-Temmuz arası) abonelik
rakamları, Telsim lehine geçen yıla oranla sadece %1'lik bir artışı sergilemekte; bu
durum da 30 milyon doları aşan reklam harcamalarına rağmen (Turkcell'in aynı
dönemde reklam harcamaları bunun yarısı kadardır), istenilen satış rakamlarına
Telsim tarafından ulaşılamadığını, böylesine büyük kampanyalara karşın Turkcell'in
pazardaki konumunun sarsılmadığını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla bu durum
24 REKABET KURUMU
Turkcell'in savunmada iddia ettiği üzere Telsim'in Turkcell karşısında etkin bir
rekabet tehdidi oluşturabildiğinin değil, çok yoğun çabalarına rağmen Turkcell'in
pazar gücünü aşındıramadığının kanıtıdır.
- Turkcell'in diğer bir savunması da, hakim durum tespiti için Kanun'un öngördüğü
ölçüt kullanılmazken, AB rekabet hukuku uygulamalarından verilen örneklerle
mücerret hakim durum iddiasının desteklenmeye çalışıldığı; metod olarak pazara
giriş engelleri, altyapı maliyetleri, pazarlama, satış ve dağıtım harcamaları, ürün
farklılaştırması, teknoloji avantajları, dikey bütünlük gibi konuların incelendiği ve
soyut bir biçimde Turkcell'in hakim durumda bulunduğu sonucuna varıldığıdır.
Hakim durum analizinde, 4054 sayılı Kanun'un 3. maddesindeki tanımın lafzi
yorumu yanısıra bu madde hükmünün fonksiyonel yorumu da yapılmış, madde
hükmünün ardında yatan temel prensipler ve gerekçeler ortaya konulmaya
çalışılmıştır. Hakim durumda olduğu öne sürülen teşebbüsün bütün pazar
davranışlarının ve pazarın yapısal özelliklerinin detaylı bir değerlendirmesi yapılarak,
bu değerlendirmeler çeşitli verilerle (satış rakamları, istatistikler, mali tablolar, fiyat
listeleri vb) desteklenerek, 3. maddede yer alan "Belirli bir piyasadaki bir veya birden
fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat, arz,
üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücü" tanımının
ardında yatan iktisadi gerekçeler gösterilmeye çalışılmıştır. Dolayısıyla Turkcell'in
hakim durumda bulunduğu, yapılan iktisadi ve somut olgulara dayalı analizler
sonucunda Kanun'un amacına uygun bir şekilde belirlenmiştir.
- Savunmalar arasında son olarak, dikey bütünlük konusunda, Turkcell abone
merkezlerinin raporda 610 olarak belirtilen sayısının Telsim'in 220 Telsim Shop'u
karşısında yüksek bir sayıyı ifade etmesinin son derece ekonomik ve rasyonel bir
oluşumu işaret ettiği, Telsim'in de hizmet kalitesini artırması halinde kısa sürede
artacak talep karşısında Telsim Shop'ların sayısının da artış göstereceği, diğer
yandan Turkcell'in TAN olarak adlandırılan teşebbüslerle münhasır çalışmadığı, A-
Tel aracılığıyla Turkcell'in hazır kartlarının satışını yapan 3700 kioska ilişkin
Turkcell'in herhangi bir münhasırlık talebinin bulunmadığı, eğer bu durum bir
olumsuzluk doğuruyorsa bundan Turkcell'in sorumlu tutulamayacağı, A-Tel'in kartları
dağıttığı dağıtım kanalı dışında daha güçlü dağıtım kanallarının bulunduğu iddiaları
yer almaktadır.
Hakim durum analizinde dikey bütünlük konusunda Kurul'un görüşleri bir
durum tespiti şeklindedir ve Turkcell'in dağıtım ağının profili çıkarılmaya
çalışılmaktadır. Bunun sonucunda Turkcell'in Türkiye'deki pazar yapısı içinde son
derece yaygın ve etkin bir dağıtım ağı oluşturmuş olduğu ve bunun da pazardaki
konumunu sağlamlaştırdığı öne sürülmektedir. Bu kanıya varılırken Turkcell'den elde
edilen bilgi ve belgelerden ve bunlarda yer alan ifade ve rakamlardan
yararlanılmıştır. Tabii olarak bunun yanısıra yerinde gözlemler de yapılmış,
belgelerde yer alan hususların pratikte geçerli olup olmadığı araştırılmıştır. Bu
noktada sayısı 4381 olduğu Turkcell raporlarından öğrenilen TAN'ların (Turkcell
Abone Noktası), sözleşmelerinde münhasırlık şartı yer almasa dahi pratikte büyük
oranda münhasır çalıştıkları, bu noktaların birer TAM'ne (Turkcell Abone Merkezi)
bağlı çalışmalarının da bu münhasırlığı sağlamanın bir yolu olduğu görülmüştür.
25 REKABET KURUMU
Kurul'un A-Tel aracılığıyla Turkcell'in hazır kartlarının satışını yapan 3700 kioskun
münhasır çalıştığına ilişkin herhangi bir iddiası ise zaten bulunmamaktadır.
Sonuç olarak savunmalar "Turkcell'in GSM hizmetleri pazarında hakim
durumda olduğu"na ilişkin görüşün değişmesi sonucunu doğurmamıştır.
H.3. TURKCELL'İN 4054 SAYILI KANUN'UN 4. MADDESİ KAPSAMINDAKİ
EYLEMLERİ
H.3.1. Yapılan Tespitler ve Elde Edilen Deliller
Hakkında soruşturma yürütülen teşebbüsün 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi
kapsamındaki eylemleri münhasırlık ve fiyat tespiti başlıkları altında toplanmaktadır.
“Münhasırlık” kavramı rekabet kuralları açısından “sağlayıcı-alıcı” ilişkileri
çerçevesinde birden fazla anlama gelebilen geniş kapsamlı bir kavramdır. Bu
soruşturmada söz konusu kavram, Turkcell’in dağıtım ağı içinde yer alan çeşitli
nitelikte teşebbüslere, imzaladığı sözleşmeler kapsamında ve bu sözleşmelerden
kaynaklanan uygulamalar sonucunda, “rakip ürünleri satmama” veya başka bir
deyişle “rekabet etmeme yükümlülüğü" getirmesi olarak ele alınmıştır.
4054 Sayılı Kanun'un "Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve
Kararlar" başlıklı 4. maddesi “Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya
dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu
etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar,
uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve
yasaktır” şeklindedir.
Önaraştırma döneminde yapılan incelemelerde Turkcell’in bayileri ile yaptığı
sözleşmelerin münhasırlık ve fiyat tespiti içerdiği ve bu hükümleri nedeniyle 4054
sayılı Kanun'un yukarıda belirtilen 4. maddesi kapsamında bir anlaşma olduğu ve
aynı Kanun'un geçici 2. maddesi ve 1997/2 Sayılı Anlaşmaların, Uyumlu Eylemlerin
ve Teşebbüs Birliği Kararlarının Kanunun 10. Maddesine Göre Bildiriminin Usul ve
Esasları Hakkında Rekabet Kurulu Tebliği'nin 4. maddesi uyarınca 5.5.1998 tarihine
kadar muafiyet veya menfi tespit talebiyle Rekabet Kurumu'na bildirilmesi gereken
anlaşmalar kapsamında olduğu halde, süresi içinde bildirilmediği tespit edilmiş,
Turkcell Kanun'un 16. maddesinin (c) bendine göre Kurul kararı ile idari para
cezasına çaptırılmış ve 4. maddeye aykırılık iddiasıyla soruşturma açılmasına karar
verilmiştir.
Soruşturma kararının tebliği sonrasında, Turkcell tarafından gönderilen ilk
yazılı savunmayla beraber, anılan anlaşmaların tümünün yürürlükten kaldırılarak,
yerlerine yeni anlaşmaların Türkiye sathında Aralık 1999 tarihinden itibaren
yürürlüğe konulduğu ifade edilmiş ve söz konusu anlaşmaların bir örneği Rekabet
Kurumu'na gönderilmiştir.
Gerek ilk yazılı savunmada ve gerekse verilen idari cezaya yönelik yapılan
itirazda, önaraştırma döneminde tespit edilen anlaşmanın acentelik anlaşması
olduğu ve bu nedenle Rekabet Kurulu tarafından daha önce verilmiş bir karar
dayanak gösterilerek 4054 Sayılı Kanun kapsamında olmadığı savunulmuştur.
Ayrıca aynı savunmanın, yenilenen sözleşme için de geçerli olduğu belirtilmiştir.
Kurul, savunan tarafın idari para cezasına yönelik itirazını haklı bulmamıştır.
26 REKABET KURUMU
H.3.1.1. Münhasırlık
H.3.1.1.1. Dikey anlaşmalar
Turkcell’in soruşturmaya başlandığı zamanda mevcut dikey anlaşmaları
soruşturma döneminde değiştirilmiştir.
a) Soruşturma Başladığında Mevcut Olan Dikey Anlaşmalar
Bu sözleşmelerde;
Bayi: “GSM işletmecisi olan Turkcell ile yaptığı özel anlaşma uyarınca,
Turkcell'in abonelik işlemleri ile GSM işletmesi kapsamındaki iş ve hizmetlerden
belirleyeceklerini yürüten işletmelerdir.”
Turkcell Abone Merkezi (TAM): “Turkcell'in abonelerine sunmuş olduğu ve
sunacağı tüm servislerde ve hizmetlerde, abonelik işlemleri ve depozito tahsilatları,
abone isteği ile açma-kapama, sim kart değişikliği, vesaire konularda Turkcell'in
abone yönetmeliğine uygun olarak faaliyet gösteren Turkcell ve/veya Bayi tarafından
kurulan birimlerden her biridir” şeklinde tanımlanmıştır.
Soruşturma konularından birisini teşkil eden münhasırlığa ilişkin olarak
sözleşmenin 4.2.2. maddesinde;
“Bayi bu sözleşmeyi imzalamakla, operatör hizmeti olarak sadece Turkcell'in
servis ve hizmetlerini satmak zorundadır. Rakip durumda olan diğer operatör
firmaların kartlarını satamaz, hatlarını açamaz, hizmet ve servislerini kendi şirketinde
ve bağlı şirket kuruluşlarında veremez” denilmektedir.
Aynı sözleşmenin 4.2.13. maddesinde ise;
“Bayi, rakip durumda olan mobil telefon şebekelerinin hat açma işlemini
yapamaz ve yaptıramaz, rakip şirketlerin kartlarını diğer şirket ve kuruluşlarında
satamaz” hükmü yer almaktadır.
b) Değiştirilen Dikey Anlaşmalar
Aralık 1999’da yürürlüğe girdiği bildirilen dikey anlaşmalarda ise;
Turkcell Abone Merkezi (TAM): “Turkcell'in abonelerine sunmuş olduğu ve
sunacağı tüm ürün, servis ve hizmetlerde, Turkcell'in belirleyerek duyurduğu
konularda Turkcell'in kurallarına ve/veya duyurularına uygun olarak aracılık
faaliyetleri gösteren ve Turkcell ile yaptığı işbu anlaşma uyarınca, sözleşme konusu
iş ve hizmetleri Turkcell Abone Merkezi olarak anılan mekanlarda yürüten işletmedir.”
Bayi “Cep telefonu satan ve Turkcell'in pazarladığı ürün ve hizmetleri
abonelere sunmak için TAM'lara müracaat eden her türlü perakende satış
birimleridir” şeklinde tanımlanmıştır.
29.2.2000 tarih ve 5506 sayılı ilk yazılı savunmada değiştirildiği bildirilen
Turkcell Abone Merkezi sözleşmelerinin 4.A.2. maddesinde;
“Turkcell Abone Merkezi (TAM) Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin sunduğu
mal ve hizmetlere rakip durumda olan diğer operatör firmaların kartlarını ve sair
ürünlerini hiçbir surette satamaz, hatlarını açamaz, hizmet ve servislerini kendi
şirketlerinde ve bağlı kuruluşlarında veremez. TAM veya ortaklarından biri (ya da
27 REKABET KURUMU
birinci dereceden akrabaları) Turkcell’in rakibi durumunda olan mobil telefon
firmalarının hat açma işlemini yapan ve satan bir firmaya ya da merkeze kısmen ya
da tamamen ortak olamaz, çalışan, danışman, yönetici ve sair sıfatla çalışamaz"
hükmü yer almaktadır.
Bu suretle, Turkcell’in TAM’lar ile yaptığı yeni sözleşmelerde de münhasır
çalışma şartı bulunmakta, TAM’ların TAN’lar ile yaptığı sözleşmelerde ise bu şart
bulunmamaktadır.
H.3.1.1.2. İlgililerin Beyanları ve Diğer Maddi Deliller
Yerinde incelemeler sırasında elde edilen belgelerde dağıtım zinciri içinde
Turkcell abone merkezlerinin münhasır çalıştığına ilişkin ifadelere ve bu durumu
gösterir tablolara yer verilmektedir;
- "Dağıtım Kanalı" (Distribution Channel) adlı raporda Turkcell abone merkezlerinin
beş yıllık sözleşmeler uyarınca münhasır çalıştığı ifadesi bulunmaktadır.
- Yine “Satışlar ve Pazarlama” (Sales and Marketing) başlıklı raporda münhasır 532
aktivasyon merkezinin (bu sayı Ağustos 2000 itibarıyla 610'a ulaşmıştır.) Turkcell'in
abonelik hizmetleri departmanına doğrudan bilgisayar bağlantısı olduğu, bunların
dışında münhasır olmayan 6500 alt bayi ile de çalışıldığı ifade edilmektedir. Bu
raporda TAM'lara "münhasır satıcı" denilmektedir.
Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. Genel Müdürü ile yapılan 09.11.1999 tarihli
görüşmede; 350 kadar bayi ile münhasır çalışıldığı, bunların bölge müdürlüklerine
“online” bağlı oldukları 2000’e yakın alt bayi olduğu, bunlarla münhasır çalışılmadığı
fakat tabela ve benzeri desteğin yapıldığı, diğer operatörle çalışılırsa bu desteğin
kesildiği belirtilmiştir.
Yeni sözleşme ile oluşturulan mevcut durumda, yukarıdaki TAM tanımından
da anlaşılacağı gibi, ifade tutanağında belirtilen 350 kadar münhasır bayiye TAM adı
verilmiş, alt bayiler ise her biri bir TAM’la sözleşme yapmak suretiyle TAN tanımına
dahil edilmiştir. Soruşturma sırasında elde edilen belgelerden TAM’ların sayısının
610’a, TAN’ların sayısının ise 4381'e ulaştığı anlaşılmıştır.
Yetkililerin ifadelerinde TAM’lar ile münhasır çalışıldığı, TAN’lar ile münhasır
çalışılmadığı belirtilse de yerinde incelemeler sırasındaki gözlem ve tespitler
sonucunda TAN’lara reklam ve tabela desteğinin verildiği ve bunlarla da münhasır
çalışıldığı anlaşılmıştır.
Konu bakımından üzerinde durulması gereken nokta, Turkcell ile kampanya
yapan cep telefonu distribütörü şirketlerin kampanya koşullarıdır. Turkcell Türkiye’de
en çok satılan cep telefonu markalarının (Ericsson, Nokia, Panasonic, Alcatel,
Siemens) distribütörleri olan KVK, Ertel, Gen-Pa ve Tekofaks ile sürekli olarak
kampanyalar düzenlemektedir. Bu kampanya protokolleri incelendiğinde, kampanya
süresince benzer bir kampanyanın diğer operatörlerle düzenlenmesine izin
verilmediği görülmektedir. Kampanyalı satışların toplam satışların ortalama olarak
%98’ini oluşturduğu gözönüne alınırsa münhasır çalışma şartının süreklilik arz
ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır.
Distribütörlerin ve bayilerinin Turkcell ile münhasır çalışmalarının genel olarak
kendi çıkarlarına uygun olmadığı kabul edilebilir. Cep telefonu satanların,
28 REKABET KURUMU
telefonlarını müşterinin istediği GSM operatörünün hattıyla satabilmeyi istemeleri
doğaldır. Ancak Turkcell’in rakip operatörle çalışan cep telefonu distribütörleriyle
kampanya düzenlememesi, cep telefonu distribütörlerini mevcut GSM
operatörlerinden birini tercih etmek zorunda bırakmaktadır. Bu nedenle piyasada
öncelikle yer alan distribütörler, doğal olarak pazar payı yüksek olan Turkcell’i tercih
etmek zorunda kalmış, Telsim ise Turkcell’in çalışmayı tercih etmediği ve piyasa
talebi düşük distribütörlerle çalışmak durumunda bırakılmıştır.
Belirtilmesi gerekli bir diğer husus Turkcell’in bayileri olan TAN ve TAM’ların
aynı zamanda cep telefonu distribütörlerinin de bayileri olmalarıdır. Fiili uygulamada
Turkcell cep telefonu sim kartlarını distribütörlere ithal edilen telefon adedi kadar
vermekte ve kartlar cep telefonları ile birleştirilerek distribütörlerin bayilerine
ulaştırılmaktadır.
Burada cep telefonu ile sim kartı eşleştirme işlemine yol açan yeni hat tesisi
ile cep telefonunun birlikte satılmasına ilişkin uygulamadan da söz etmek
gerekmektedir. Turkcell ve Telsim ile Ulaştırma Bakanlığı arasında akdedilen GSM
Pan Avrupa Mobil Telefon Sisteminin Kurulması Ve İşletilmesi İle İlgili Lisans
Verilmesine İlişkin İmtiyaz Sözleşmelerinin "Terminal Cihazları" başlıklı 18.i.
maddesinde “İşletmeci abonelik sözleşmelerine, müşterilerinin GSM sistemine
bağlanabilmek için sadece GSM MoU’nun ve bakanlığın usulünce onayladığı ve
belgelendirdiği terminal cihazlarını kullanabilmelerini öngören bir hüküm koyacak ve
abone kaydında da bu hükmün gereğini yerine getirecektir” ifadesine yer
verilmektedir. Bu hükümle bağlantılı olarak Turkcell, Abonelik Sözleşmesi’nin 4.6.
maddesinde “Abone Turkcell GSM sistemine bağlanabilmek için sadece GSM MoU7
ve Bakanlığın usulünce onayladığı ve belgelendirdiği terminal cihazlarını kullanabilir”
ifadesi yer almaktadır. Özellikle usulüne uygun olarak ithal edilmeyen ve GSM
sistemine uygun olmayan cihazların satışının engellenmesi amacıyla en pratik
yöntem olarak abone kayıt işlemi ile cep telefonu satışının birlikte yapılması şeklinde
bir uygulama oluşmuştur. Konuyla ilgili olarak görüşülen Teleses Telekomünikasyon
Pazarlama A.Ş. Genel Müdürü telefonsuz hat satışının mümkün olmadığını, abone
formunda yer alan cihaz bilgilerinin doldurulmaksızın hattın açılmadığını belirtmiştir.
Tüm bu hususlar dikkate alındığında, sim kart satışı ile cep telefonu satış
işlemlerinin birlikte yapılmasının da etkisiyle,
- Cep telefonu distribütörlerinin bayilerinin aynı zamanda Turkcell’in münhasır
bayileri (TAM ve TAN’lar) olmaları, bu bayilerde belirli markalı cep telefonlarının
sadece Turkcell hattı ile satılmasına ve rakip konumdaki operatör hattıyla
satılmamasına,
- Cep telefonu distribütörü şirketlerin pazar payı büyük olan Turkcell ile çalışmayı
tercih etmek zorunda kalmaları sonucu rakip operatörün faaliyetlerinin zorlaşmasına,
- Tüketicinin istediği marka cep telefonunu istediği operatörün hattıyla kullanabilme
olanağının ortadan kalkmasına,
- Hakim durumda olan bir teşebbüsün son satış noktalarında bu şekilde münhasır
çalışmasının mevcut rakip Telsim’in faaliyetlerini ve potansiyel rakiplerin pazara
girişini zorlaştırmasına
7 GSM MoU, dünyadaki GSM operatörlerinin biraraya gelerek oluşturduğu ve bu sistemin kullanıldığı
şebekelerde uyulmasını kararlaştırdıkları standartları belirleyen anlaşma metnidir.
29 REKABET KURUMU
yol açmak suretiyle, yukarıda bahsi geçen ve münhasırlık hakkı içeren anlaşmaların
ilgili pazarda rekabeti önemli ölçüde sınırlandırdığı ve bu nedenle 4054 Sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesi kapsamında olduğu tespit
edilmiştir. Bununla beraber, hakim durumda olduğu tespit edilen Turkcell'in,
bayileriyle bu nitelikte anlaşmalar yapması, hakim durumun kötüye kullanılması
eyleminin unsurları olarak değerlendirilmiş olduğundan ayrıca 4. maddeye göre ceza
uygulanmamıştır.
H.3.1.2. Fiyat Tespiti
Turkcell ile bayileri arasında yapılan eski sözleşmelerin 4.2.13. maddesinde;
“Bayi aksine bir bildirim Turkcell tarafından yapılmadığı sürece, her türlü
hizmetlerle ilgili olarak Turkcell’in bildirmiş olduğu fiyatları uygulamak zorundadır.
Bayinin herhangi bir şekilde farklı fiyat uygulama yetkisi bulunmamaktadır. Turkcell
fiyat değişikliklerini bayiye bildirecektir” ifadesi yer almaktadır.
29.2.2000 tarih ve 5506 sayılı ilk yazılı savunmayla beraber gönderilen ve
Aralık 1999 tarihinde uygulamaya konulan yeni TAM sözleşmesinin 4.A.1.C
maddesinde;
“Aksine bir bildirim Turkcell tarafından yapılmadığı sürece işbu sözleşme
kapsamında belirlenen her türlü hizmetle ilgili olarak Turkcell’in bildirmiş olduğu
fiyatları uygulamak zorundadır. TAM’ın herhangi bir şekilde farklı fiyat uygulama
yetkisi bulunmamaktadır” ifadesi yer almaktadır.
Turkcell’in dikey yapılanmasında TAM’ların ve onların altında her biri bir
TAM’a bağlı bulunan TAN’ların yer aldığı yukarıda belirtilmişti. TAM ile TAN arasında
akdedilen sözleşmelerde TAN şu şekilde tanımlanmıştır: “Cep telefonu satan ve
Turkcell’in pazarladığı ürün ve hizmetleri abonelere sunmak için Turkcell Abone
Merkezleri’ne müracaat eden ve Turkcell Abone Merkezi ile Turkcell Abone Noktası
sözleşmesi imzalamış olan her türlü perakende satış birimleridir.” Turkcell Aktivasyon
Merkezleri ve Turkcell Abone Noktası arasında imzalanan sözleşmelerde TAM’lar
kendi yetkileri çerçevesinde TAN’ları yetkilendirmektedir. Sözleşmenin 4.A-a.
maddesinde “TAN, TAM vasıtası ile bilgi sahibi olduğu Turkcell’in tebliğlerine,
talimatlarına, duyurularına, bildirmiş olduğu standart ve yönetmeliklere aynen riayet
edecek ve herhangi bir sebeple bunlara aykırı hareket etmeyecektir” denmektedir.
Daha önce de belirtildiği gibi Turkcell tarafından TAM’lara sözleşmede bahsedilen
işlemler ve hizmetlerle ilgili olarak fiyat belirleme serbestisi verilmemiştir. TAM ile
TAN arasında akdedilmiş olan sözleşmenin yukarıdaki hükümlerinden TAM’ların
talimatlarına tabi olan TAN’ların da Turkcell’den ayrı olarak fiyat belirleme
serbestisinin olmadığını söylemek yanlış olmayacaktır.
Bu anlatılanlar ışığında tüm fiyatların, Turkcell tarafından belirlendiği ortaya
çıkmaktadır. Bu noktada, hangi mal ve hizmetlerin fiyatlarının Turkcell tarafından
belirlenmesinin 4054 Sayılı Kanun'a aykırı olduğu konusu önem kazanmaktadır.
Turkcell ile TAM’lar arasında akdedilen sözleşmenin 3. maddesinde ve
sözleşme ekinde belirtilen aktivasyon hizmetleri;
“1. Yeni hat tesisi
2. Faks data tesisi
30 REKABET KURUMU
3. Şebekeler arası geçiş
4. Diğer abonelik işlemleri
5. Abonelik dosyalarının düzenlenmesi, korunması ve zamanında Turkcell Bölge
Ofislerine ulaştırılması
6. Turkcell tarafından belirlenecek yukarıdaki iş ve işlemler dışındaki iş ve işlemler”
olarak belirtilmiştir.
6. madde kapsamında TAM’ların Turkcell adına yaptığı işlemler;
- Cep telefonu distribütörlerince verilen sim kartlar dışında Turkcell tarafından
doğrudan TAM’lara verilen ön ödemeli ve sonradan ödemeli sim kartların,
- Kontör kartların
satışlarından oluşmaktadır.
Görüldüğü gibi TAM’ların doğrudan veya TAN’lar vasıtası ile yaptığı işlemler
iki grupta toplanmaktadır.
Birinci grupta aktivasyon adı altında yukarıda ilk beş maddede açıklanan
hizmetler yer almakta ve bu hizmetler Turkcell’in satış departmanının devamı
niteliğinde, Turkcell adına belirli bir komisyon karşılığında yapılan hizmetler olup bu
hizmetlerin bedelinin Turkcell tarafından tespit edilmesinde rekabet kuralları
bakımından herhangi bir sakınca olmadığı görülmektedir.
İkinci grupta mülkiyeti TAM’lara geçen kontör kart gibi TAM’ların yeniden
satıcı sıfatıyla gerçekleştirdikleri işlemler yer almakta olup, bunların yeniden satış
fiyatının Turkcell tarafından belirlenmesinin 4054 Sayılı Kanun uyarınca mümkün
olmadığı açıktır.
Yukarıda anlatılanlar ışığında Turkcell’in bayileri ile imzalamış olduğu eski ve
yeni sözleşmelerin fiyat tespiti içermesi nedeniyle 4054 Sayılı Kanunun 4.
maddesine aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
H.3.2. Savunmalar ve Değerlendirilmesi
Turkcell'in bu konudaki savunmaları önce "Genel Savunmalar ve
Değerlendirilmesi" başlığı altında incelendikten sonra, Turkcell'in bayileriyle olan
ilişkilerinin acentelik ilişkisi olduğu hususundaki savunma ayrıca değerlendirilmiştir.
H.3.2.1. Genel Savunmalar ve Değerlendirilmesi
- Turkcell tüm savunmalarında TAN’lar ile münhasır çalışmadığını iddia etmektedir.
Turkcell ile TAM'lar arasında düzenlenen sözleşmenin 4.2.13. maddesinde
TAM'ların rakip operatör ile çalışamayacağı, TAM'lar ile TAN'lar arasında yapılan
sözleşmelerin 4.A.a. maddesinde TAN'ların TAM'ların talimatlarına göre işlem
yapacağı hükme bağlanmıştır. Turkcell Genel Müdürü, münhasır çalışmayan
TAN'lara reklam ve tabela desteği verilmediğini beyan etmiştir ki bu da TAN'ların
münhasır çalıştığını göstermektedir.
- İlk yazılı savunmada TAM sözleşmelerinde “münhasıran Turkcell’e hizmet
verilmesini” öngören hükmün TAM’ın faaliyetlerini sürdürebilmesi için gereksinim
duyacağı bilgisayar sisteminin, yazılımın, Turkcell’e ait olan ve Turkcell bilgi
merkezinin güvenliği ile doğrudan ilgili olan şifrelerin, TAM dekorasyonunun Turkcell
31 REKABET KURUMU
tarafından tahsis edilmesi ve bedellerinin ödenmesinden kaynaklandığının göz
önünde bulundurulmasının gerektiği belirtilmektedir.
Bilgi teknolojilerinin bu denli gelişmiş olduğu günümüzde münhasır
çalışmayacak TAM’ların Turkcell’in ticari sırlarına ulaşmalarını engellemek üzere
gerekli bilgisayar yazılımı düzenlemelerinin yapılması oldukça kolaydır. Bayilerin
dekorasyonunun yapılması ve Turkcell kimliğine büründürülmesi, söz konusu
dağıtım ağında münhasır çalışma biçiminin rekabet kurallarına uygun olup
olmadığının tespitinin ardından ele alınacak bir konu olması gerekir. Bayi
dekorasyonuna katkı sağlanmasının, rekabeti sınırlayan münhasır çalışmanın
gerekçesi olamayacağı doğaldır.
- Yine ilk yazılı savunmada; “Münhasırlık hükmünün değerlendirilmesinde dikkat
edilmesi gereken bir diğer husus, fiili ve potansiyel rekabet ile ilgilidir. Mevcut
durumda lisans altında GSM operasyonları sürdüren iki teşebbüs bulunmaktadır. Bu
teşebbüslerin herhangi birinin abone kayıt işlemlerini, yaptırmak üzere aracı
teşebbüs bulamaması gibi bir teşebbüs kaynağı kısıtı bulunmamaktadır. Turkcell’in
abone kayıtlarında aracılık hizmeti veren TAM’ların Türkiye sathında sayısının
200’ler seviyesinde olduğu, Turkcell’in fiili rakibi olan Telsim’in abone kayıtlarını
yaptırdığı aracılarının sayılarının da aynı seviyelerde olduğunun göz önünde
bulundurulması gerektiği, ayrıca üçüncü ve sonraki GSM lisansları sahiplerinin
(potansiyel rakiplerinin) aynı biçimde abone kayıt faaliyetlerini sürdürebilecekleri,
muhatapları bulabilmeleri için, yalnızca beyaz eşya yeniden satışı ile iştigal eden 5
bini aşkın bayinin Türkiye sathında bulunduğu ve makul yatırımlar ile gereksinim
duyulacağı sayıda abone işlemi aracılığı gerçekleştirilebilecek türden potansiyel
muhatabın oluşturulabileceği göz önünde bulundurulmalıdır” denmektedir. İkinci
yazılı savunmada ise, piyasaya yeni giren İş-Tim’in sözleşme imzaladığı birçok
bayinin Turkcell ile TAM anlaşmasını sona erdirerek İş-Tim ile çalışmaya başlaması,
İş-Tim’in henüz faaliyete bile başlamamış olduğu halde 300 bayi ile anlaşmış olması
ileri sürülerek Turkcell’in münhasır bayilik yapısıyla piyasada rekabeti engellemediği
belirtilmiştir.
Bu konuda önem taşıyan husus daha önce de değinildiği gibi Turkcell'in
münhasır bayilerinin aynı zamanda Turkcell ile münhasır çalışan cep telefonu
distribütörlerinin bayileri olması ve Turkcell'in rakibi operatörün bu distribütörlere ait
cep telefonları ile birlikte hat satışı yapamamasıdır. İş-Tim'in bayiler elde ettiği
yönündeki savunmalar bu kapsamda değerlendirildiğinde, bu bayilerin ancak
Turkcell TAM veya TAN'lığını muhafaza ettiğine yönelik maddi delillerin sunulması
halinde kabul edilebilir olacaktır. Fakat ne Telsim'in ne de İş-Tim'in herhangi bir TAM
veya TAN ile Turkcell'in bayilik vasıflarını korudukları sürece çalıştıklarına yönelik
herhangi bir maddi delil sunulamamıştır. Nitekim İş-Tim bayileri nezdinde yapılan
araştırmada, İş-Tim'in bayi seçerken GSM sektörü içinden olanları tercih ettiği ancak
bayilerin taraf olduğu münhasır sözleşmeler nedeniyle zorluklar çıktığı ifade edilmiş,
savunmada belirtilen beyanın aksine 300 değil sadece 154 bayi ile anlaşıldığı ve
bunların da 100 adedinin bir operatörün bayisi veya daha önce sadece cep telefonu
satışı ile uğraşan kuruluşlar olduğu belirtilerek, bayilik yapısında sorunlar yaşandığı
ortaya konulmuştur. Burada önemli olan husus önemli markaların Türkiye
distribütörlerinin (KVK, Gen-pa, Tekofaks) dağıtım ağlarından, Turkcell ile münhasır
çalışmaları sonucu Telsim veya yeni gelecek operatörlerin faydalanamamalarıdır.
32 REKABET KURUMU
Münhasır çalışma şartının rakip operatörün kendi münhasır bayileri ile hat
akivasyonu yaptırmasına engel olmadığı savunmada vurgulanmaktadır. Bu durum
Kurul'ca da kabul edilmektedir. Ancak Kurul'un rekabet hukuku açısından kabul
edilemez gördüğü, cep telefonu distribütörlerinin bayilerinin aynı zamanda
Turkcell’in münhasır bayileri olması, belirli marka cep telefonlarının sadece Turkcell
hattı ile satılması ve rakip operatörün faaliyetlerinin kısıtlanması sonucunu doğuran
münhasırlıktır. Hakkında soruşturma yürütülen taraf tüm savunmalarında, 4054 sayılı
Kanun'un 4. maddesi kapsamında Kurul'un özellikle üzerinde durduğu TAM ve
TAN’ların aynı zamanda cep telefonu bayisi olduğu gerçeğini göz ardı etmekte ve bu
konuya ilişkin bir savunma getirmemektedir. Cep telefonu hizmetlerinin dağıtım
aşamasıyla ilgili piyasa aksaklığına yol açan en önemli sorun, Turkcell’in aynı
zamanda cep telefonu distribütörlerinin bayisi olan kuruluşlardan oluşan kendi
dağıtım ağında iki aşamalı sözleşmeler yoluyla münhasır çalışma zorunluluğu
getirerek rakiplerinin bu distribütör bayileriyle çalışmalarını engellemesidir. Çünkü bu
bayiler aynı zamanda sayıları 5000’e ulaşan alt bayilere bulundukları bölgelerde mal
sağlamaktadırlar. Turkcell ile münhasır çalışan TAM ve TAN’ların bu alt bayilere
diğer operatörün hattıyla çalışan telefonları sağlamaları güçleşmektedir. Çünkü
soruşturmanın ilgili olduğu dönemde bir operatör hattının aktive edilmesi için mutlaka
Türkiye’de yasal olarak satın alınmış ve başka bir operatör hattıyla kullanılmayan bir
cep telefonunun abonede mevcut olması şartı aranmıştır8. Bu uygulama cep telefonu
ve hattın bir paket halinde satışını gerektirmiş ve operatörlerden alınan hatlar cep
telefonları ile eşleştirilerek bayi ağına paket halinde gönderilerek satışa sunulmuştur.
- İkinci yazılı savunmada, Başarı’nın şikayet dilekçesinde çalışacak bayi bulmak
konusunda herhangi bir zorlukla karşılaşıldığı yönünde bir iddia bulunmadığı,
Telsim’in şikayet dilekçesinde de Turkcell’in dağıtım yapısının Telsim’in bayilik
piyasasına girişini zorlaştırdığına yönelik bir iddiaya yer verilmediği belirtilmiştir.
Rekabet Kurulu bir başvuru üzerine incelemeye başladıktan sonra şikayetin
kapsamı ile bağlı değildir ve tespit ettiği tüm ihlalleri kanun çerçevesinde
soruşturmak yetkisine sahiptir. Ayrıca Başarı Elektronik'in Turkcell’in eylemleri
neticesinde bayi bulamadığı yönünde Rekabet Kurulu'nun herhangi bir iddiası ve
tespiti bulunmamaktadır.
- İkinci yazılı savunmada yeniden satış fiyatının tespitine ilişkin öne sürülen
görüşlerden birisi, “ön ödemeli kart satışlarına ilişkin mülkiyet devri söz konusu olan
işlemlerde Ulaştırma Bakanlığı'nın onay verdiği satış fiyatlarının Turkcell tarafından
önerildiği ve öneri mahiyetini aşan nitelikte herhangi bir müdahalenin yapılmadığı”
şeklindedir.
Ancak soruşturma raporunun bir eki olarak sunulan Turkcell tarafından
yayınlanmış 466 sayılı Sinyal adlı duyuruda "28 Eylül 2000 tarihinden itibaren
uygulanacak kontör fiyatları aşağıda belirtilmiştir" ifadesinden bunun bir talimat
olduğu ve öneri olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
Ulaştırma Bakanlığı'nın tarifeleri onaylamasının nedeni operatörlerin belirlenen
tavan fiyat üzerinde işlem yapmasını engellemektir. Bu yüzden Turkcell tarafından
8 Bu uygulama, 2813 sayılı Telsiz Kanunu'nun 13. maddesine dayalı olarak kaçak telefon girişinin engellenmesi
amacıyla Telsiz Genel Müdürlüğü tarafından bir protokolle zorunlu tutulmuştur.
33 REKABET KURUMU
belirlenen tavan fiyata ilişkin bayilere talimat verilmesi marka içi rekabeti kısıtlayan
bir ihlal oluşturmaktadır.
- Turkcell ikinci yazılı savunmasında, Telsim’in kendi kusurlarından kaynaklanan
nedenlerle çalışacak bayi bulamamasının ve başarısızlığının getirdiği faturanın
Telsim ile eşit seviyede ve koşullarla rekabet yarışı yapan Turkcell’e ödetilmek
istenmesinin 4054 sayılı Kanun'un ruhuna aykırı olduğu ifade edilmiştir.
Bu soruşturmayla elde edilmek istenen sonuç GSM hizmetleri ve GSM cep
telefonu piyasalarında sağlıklı rekabet ortamının sağlanması yoluyla iktisadi etkinliğe
katkıda bulunmaktır. Bu açıdan soruşturma konusu ihlal ile şikayet edilen şirketin
başarısı arasında herhangi bir illiyet bağı kurulması sözkonusu değildir.
- Üçüncü yazılı savunmada bayilerin aktivasyon primi ödemelerinde zorluk çıkaran
GSM operatörleriyle çalışmak istemedikleri belirtilmiştir.
Öncelikle incelenen dikey anlaşmalardan TAM ve TAN’ların isteseler bile
Turkcell dışındaki operatörlerle çalışmalarının mümkün olmadığı görülmektedir.
Ayrıca, Turkcell’in başarısız olduğu ve bayilerle ilişkilerinin düzgün olmadığını iddia
ettiği mevcut operatör dışında piyasaya yeni giren İş-Tim’in dağıtım ağı konusunda
zorluklar çekmesi Turkcell’in bu savunmasını desteksiz kılmaktadır.
- Turkcell’in üçüncü yazılı savunmasında, hat ve cihaz satışının birlikte yapılması
şeklindeki uygulamaya sebep olan GSM MoU ve Ulaştırma Bakanlığı'nın yasal
olarak satışa sunulmuş cep telefonlarının hatlar ile kullanılması koşulunun
sorumluluğunun Turkcell’e ait olmadığı belirtilmektedir.
Rekabet Kurulu'nun bu uygulamanın hukuki dayanağı ve sorumluları
hakkında bir iddiası bulunmayıp, Turkcell’in bu uygulamadan faydalanarak stratejik
bir davranışta bulunması ve piyasada rekabeti kısıtlaması soruşturulmuştur.
- Turkcell tarafından yapılan üçüncü yazılı savunmada, “distribütör bayi faaliyetlerinin
Turkcell haricinde cereyan eden süreçler olması nedeniyle, var olabilecek
aksaklıkların Turkcell tarafından savunulmasının üstlenilmesinin olanaklı olmadığı”
ifade edilmektedir. Ayrıca, sözlü savunma toplantısında “Turkcell’in, cihaz
distribütörlerinin TAM ve TAN adı altındaki bayilerle münhasır çalışmalarına ilişkin
anlaşmaların hukuki muhatabı olmadığı, bu konuda bir aykırılık varsa bunun
giderilmesi için kendi hukuki haklarından feragat etmesinin istenmesinin hiçbir hukuki
normda yeri bulunmadığını” belirtmiştir.
Soruşturma konusu anlaşmalar, Turkcell ile bayileri arasında münhasır
çalışma koşulu içeren anlaşmalar olup, cep telefonu distribütörlerinin bu bayilerle
münhasır çalışıp çalışmadığı ve münhasır çalışıyorlarsa bunun rekabet kurallarına
aykırı olup olmadığı konusu soruşturma kapsamı dışındadır. Bu nedenle yürütülen
soruşturma cep telefonu distribütörleri ile bayileri arasındaki anlaşmalardaki değil
Turkcell ile bu bayiler arasındaki anlaşmalardaki münhasır çalışma koşullarıyla
ilgilidir. Dolayısıyla bu savunmanın soruşturma konusu ile bir bağlantısı
bulunmamaktadır.
- Turkcell’in üçüncü yazılı savunmasında kendisinin TAM ve TAN’lar ile münhasır
çalışmasının rekabet kuralları gereğince yasaklanabilmesi için zorunlu unsur
34 REKABET KURUMU
anlamında bu dağıtım ağının rakip operatörler tarafından kullanılmasının kaçınılmaz
olması gerektiği belirtilmektedir.
Münhasırlık koşulu içeren dikey anlaşmalar 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi
kapsamında yasaklanmaktadır. Ancak Rekabet Kurulu 5. maddede belirtilen şartların
varlığı halinde bu anlaşmaları 4. madde hükümlerinin uygulanmasından muaf
tutabilir. TAM ve TAN’ların aynı zamanda cep telefonu distribütörlerinin bayileri
olmaları nedeniyle, Turkcell’in bunlarla münhasır olarak çalışmasının ilgili piyasanın
önemli bir bölümünde rekabeti ortadan kaldırması sebebiyle bu anlaşmalar
4. maddede öngörülen yasak kapsamı dışına tutulamaz.
- Sözlü savunmada, “Halihazırda piyasada beş bini aşkın birden fazla sayıda
operatöre hizmet vermesi önünde hukuki ve fiili bir engel bulunmayan aracı teşebbüs
mevcut olduğu” ifade edilmiş ve Soruşturma Heyetince Turkcell’in münhasır olduğu
iddia edilen abone noktalarının aslında birden çok markaya hizmet verdiğini
gösteren fotoğraflar sunulmuştur.
Öncelikle sözlü savunmada Kurul'a verilen fotoğrafların TAN’lara ait olduğuna
ve soruşturmanın ilgili olduğu zaman diliminin tamamını yansıtan bir yapıyı
sergilediğine ilişkin herhangi bir maddi delil sunulamamıştır. İkincisi Kurul Turkcell’in
aynı zamanda cep telefonu distribütörü bayisi olan bayilerle münhasır çalışmasını
rekabeti ihlal eder nitelikte bulmuştur. Söz konusu fotoğraflardan bu bayilerin aynı
zamanda cep telefonu distribütörü bayisi olduğunu gösterir tabela vb.
görülmemektedir. Dolayısıyla fotoğraftaki bayilerin TAN sözleşmeleri olup olmadığı
ve aynı zamanda cep telefonu distribütörü bayisi olup olmadıkları
anlaşılamamaktadır. Birden çok markaya hizmet veren satış noktaları herhangi bir
operatörün ya da distribütörün bayisi olmayan serbest satıcı niteliğindedir. Bunların
TAM ve TAN'lardan cihaz ve hat sağlayarak satış yapmaları mümkündür. Ancak bu,
olayın niteliğini değiştirmemektedir. Şöyle ki işlem yaptıkları TAM veya TAN hangi
cep telefonu distribütörünün bayisi ise o distribütörün cihazlarının Turkcell hattı ile
aktive edilmesi işlemine aracılık etmektedir. Sonuç olarak Turkcell ile münhasır
olarak çalışan distribütörlerin cihazlarının rakip operatör hattıyla aktive edilmesi
mümkün olamamaktadır.
H.3.2.2. TAM'ların Turkcell'in Acentesi Olduğuna İlişkin Savunma
ve Değerlendirilmesi
Turkcell'in ilk yazılı savunmasında, bayinin yalnızca sağlayıcının mal ve
hizmetlerini nihai tüketiciye satmasında aracılık hizmeti vermesiyle sınırlı olan ve
bayinin ticari risk üstlenmediği tür dikey anlaşmaların rekabet hukukunda acentelik
anlaşmaları olarak değerlendirildiği ve AB Anlaşması'nın 81/1 maddesi kapsamına
girmediği; Avrupa Birliği rekabet hukukunun acentecilik faaliyetlerine ilişkin 1962
yılından bu yana süregelmiş olan bu düzenlemesinin (Ticari Acentelerle Akdedilen
Münhasır Acentelik Sözleşmelerine İlişkin Komisyon Duyurusu, ATRG, 139, 1962,
s.2921) Türk Rekabet Otoritesi'nce de kabul gördüğü ve Rekabet Kurulunun
13.7.1999 tarih ve 99-35/341-212 sayılı toplantısında THY'nin acenteleriyle yaptığı
sözleşmelerin 4054 Sayılı Kanun kapsamı dışında olduğuna karar verdiği
belirtilmektedir. İlk yazılı savunmada ayrıca, Turkcell'in TAM olarak adlandırılan
Turkcell Abone Merkezleri ile bir sözleşme akdettiği, işbu sözleşme mucibince bayinin
Turkcell nam ve hesabına olarak, mülkiyeti kendisine ait olmayan GSM hatlarının
35 REKABET KURUMU
satışlarına aracılık hizmeti verdiği ve bu aracılık hizmeti karşılığında belli bir hizmet
bedeli aldığı ve bu nedenle Turkcell'in "bayileriyle" akdettiği anlaşmaların 4054 Sayılı
Kanun kapsamında olmadığı ileri sürülmektedir.
Turkcell’in savunmasının ağırlık merkezini TAM’ların ve TAN’ların Turkcell’in
acentesi olduğu ve bu nedenle 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında
bulunmadığı oluşturmaktadır. Bu savunma değerlendirilirken önce acentenin kısaca
tanımı yapılacak, acentelik sözleşmelerinin 4054 sayılı Kanun kapsamına girip
girmediği değerlendirilecektir.
a) Acente
Türk Ticaret Kanunu’nun 116. maddesine göre: “Ticari mümessil, ticari vekil,
satış memuru veya müstahdem gibi tabi bir sıfatı olmaksızın bir mukaveleye
dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimi bir surette ticari bir işletmeyi
ilgilendiren akitlere aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı meslek
edinen kimseye acente denir.”
Bu tanımdan anlaşılacağı üzere acentenin unsurları genel olarak şöyle
sıralanabilir:
- Acente, bir ticari işletmeyi ilgilendiren sözleşmelere aracılık etme veya bunları o
işletme adına yapma şeklinde faaliyet gösterir.
- Acentenin aracılıkta bulunma veya sözleşme yapma faaliyeti süreklilik arz eder.
- Acente bu işi meslek edinmiş bir kimsedir.
Aksi yazılı olarak kararlaştırılmış olmadıkça bir teşebbüs aynı zamanda ve
aynı yer ve bölge içinde aynı ticaret dalı için birden fazla acente tayin edemeyeceği
gibi; acente dahi aynı yer ve bölge içinde birbirleriyle rekabette bulunan müteaddit
teşebbüsler hesabına aracılık yapamaz (TTK m. 118).
Hususi ve yazılı bir izin olmadan acente müvekkili namına sözleşme yapmaya
yetkili değildir (TTK m. 121).
b) Acentelik Kavramının Rekabet Hukuku Kapsamında Değerlendirilmesi
Rekabet hukukunda acentelik tanımının yapılması için aranan koşullar, bir
işletmenin yürüttüğü işlerle ilgili ticari risk üstlenmiyor olmasına dayanmaktadır.
Sözleşme çerçevesinde alım ya da satıma konu olan malların mülkiyeti acentenin
üzerinde değilse ya da acente, kendisi sözleşmeye konu hizmetlerin sağlayıcısı
değilse ve aşağıda sayılı faaliyetleri ve bunların benzerlerini üstlenmiyorsa, söz
konusu acente ile ana şirket arasındaki sözleşme rekabet kurallarının uygulama
alanı dışında kalacaktır. Bu faaliyetler; hizmetlerin sağlanması veya malların alımına
ilişkin maliyetlere katılımda bulunmak; reklam bütçelerine katkı ya da benzer
şekillerde satış promosyonuna ilişkin yatırım yapmak; sözleşme konusu mal
stoklarına ilişkin risk taşımak; satış, satış sonrası ve garanti servisi oluşturmak ve
yürütmek; tesis, malzeme ve personel yatırımı yapılarak bir dağıtım ağı organize
etmek; satılan ürüne dayalı bir hasara ilişkin olarak üçüncü kişilere karşı sorumluluk
36 REKABET KURUMU
taşımak ve müşterinin ödemesini yapmaması karşısında sorumluluk taşımak
şeklinde sınırlayıcı olmamak üzere sıralanabilir.9
Yukarıda sayılı faaliyetleri veya bunların benzerlerini üstlenmemek suretiyle
işini başka birinin nam ve hesabına yürüttüğü kabul edilen, dolayısıyla acente olarak
adlandırılan ve 4054 sayılı Kanun kapsamında bağımsız bir teşebbüs sayılamayacak
olan bir işletme ile adına ve namına işlerini yürüttüğü ana şirket arasındaki acentelik
sözleşmesi aynı Kanun'un 4. maddesinin kapsamı dışında kalmaktadır. Sonuç
olarak, iki bağımsız teşebbüsün arasındaki anlaşmalar 4054 sayılı Kanun'un 4.
maddesi kapsamına girebilmekte, bağımsız teşebbüs niteliğinde olmayan acentelerle
ana şirket arasındaki sözleşmeler ise 4. madde kapsamı dışında kalmaktadır.
Rekabet Kanunu kapsamı dışında olduğu kabul edilen acentelik
sözleşmelerinde, başka sözleşmelerde rekabeti kısıtlayıcı olarak yorumlanan bazı
sınırlamaların bulunması makul sayılmaktadır. Bu nitelikte hükümler, sözleşme
kapsamındaki mal ve hizmetler, acentenin faaliyet göstereceği bölge (münhasır
bölge), acentenin satış yapabileceği müşteriler ve mal veya hizmetlerin alım-satım
fiyatları üzerinde sınırlamalar getiren düzenlemeler olmak üzere sayılabilir.
Acentenin faaliyetleri üzerine sınırlama getiren tüm bu hükümler, sözleşme konusu
işlere ilişkin finansal ve ticari riskleri üzerine almış olan ana şirketin, ticari stratejisini
belirleme hakkının bir parçası olarak kabul edilmektedir. Burada söz konusu olan
finansal ve ticari riskler, belirli olan ve acentenin ana şirket adına/hesabına
sonuçlandırdığı akitlerle doğrudan ilgili olan risklerdir. Acentelik servisinin
sağlanması faaliyetine yönelik riskler genellikle değerlendirme dışında kalmaktadır.
Acentenin ana şirket hesabına alım veya satımını gerçekleştirdiği mal veya
hizmetlere ilişkin yukarıda sayılı sınırlamaların yanı sıra, acentelik anlaşmalarında,
ana şirketin belirli bir işlem, belirli bir müşteri ya da belirli bir bölge için herhangi
başka bir acenteyi görevlendirmesini (münhasır acentelik hükümleri) ya da acentenin
ana şirketin rakibi teşebbüslerin bayisi ya da acentesi olmasını engelleyen hükümler
(rekabet etmeme hükümleri) yer alabilir. Eğer bu türde hükümler acentelik
9 AB Komisyonu'nun 1999 yılında yayınladığı "Dikey Sınırlamalara İlişkin Rehber"de (Guidelines On Vertical
Restraints) Roma Anlaşması'nın 81. maddesinin uygulanmayacağı acenteler aynı nitelikte belirlenmiştir.
VVR v. Sociale Dienst davasında ATAD, çok sayıdaki seyahat acentesinin pazarladıkları seyahatleri yine çok
sayıdaki tur operatörleri adına satmalarına ve acentelerin müşterileri ile yapmış oldukları kontratların tur
operatörleri adına olmasına rağmen, seyahat acentelerinin verdiği hizmetin tamamıyla bağımsız bir esası
olduğunu belirtmektedir (Bellamy&Child, Common Market Law Of Competition, 1993, s.389).
Pittsburgh Corning davasında ise Komisyon acentenin gerçek anlamda bir yardımcı olması yani müvekkilin
dağıtım sistemine tam anlamıyla entegre olması halinde, acentelik sözleşmesinin 81(1) maddenin dışında
kalacağını belirtmektedir. Eğer acente, acentelik konusunun dışındaki ürünlerin bağımsız üreticisi veya
dağıtıcısı durumunda ise yukarıdaki koşullar sağlanmamış olacaktır. Söz konusu davada Komisyon, Formica
Belgium’un Corning’in bir acentesi olmadığını, başka firmalar için de önemli fonksiyonlar üstlendiğini ve kendi
mallarını da ürettiğinden yola çıkarak, Pittsburg Corning’e ekonomik bir bağlılığın bulunmadığını belirtmiştir
(Richard Whish& Brenda Sufrin, Competition Law, 1993, s.554).
Acentenin müvekkili lehine yaptığı satışlar haricinde, bağımsız bir tacir olarak başka üreticilerin aynı veya
benzer ürünlerini de satması durumunda, acentenin bağımsız ticari faaliyetlerine getirilen her türlü kısıtlama da
81. maddenin konusuna girmektedir (Ritter&Braun&Rawlison, EEC Competition Law, 1991, s.208). ATAD,
Suiker Unie davasında Komisyon'un şeker üreticileri ile acenteler arasındaki anlaşmalarının acentelik anlaşması
olmadığını, çünkü üreticilerin atadığı acentelerin üçüncü şahısların aynı nitelikteki işlerini de yaptıklarını ve
güçlü birer komisyoncu oldukları yönündeki kararlarını onaylamıştır. Sözkonusu davada ayrıca acentelerin
müvekkillerinin rakipleri için de faaliyette bulunmalarının veya üçüncü şahıslar adına da ilgili veya ilgisiz bir
piyasada bazı ticari işler yapmalarının, acenteleri 81. madde kapsamına alacağı belirtilmektedir (Richard
Whish& Brenda Sufrin, a.g.e., 1993, s.554).
37 REKABET KURUMU
hizmetlerinden ana şirketin rakiplerinin faydalanmasını zorlaştırıyorsa ya da başka
bir deyişle acentelik hizmetleri pazarını rakipler aleyhine kapatıyorsa, söz konusu
hükümler 4. madde kapsamında değerlen- dirilebilir.10
c) Turkcell'in Bayilerle Yaptığı Sözleşmelerin Rekabet Hukuku Çerçevesinde
Değerlendirilmesi
Sözleşmenin "Bayinin Yükümlülükleri" başlıklı 4.2.1. maddesi "Bayi, Turkcell
adına abone kayıt işlemleri ile ileride Turkcell tarafından bildirilecek iş ve işlemleri
Turkcell adına yapar ve bu iş ve işlemlerde Turkcell'e aracılık hizmeti verir"
şeklindedir. Bu sözleşme çerçevesinde, bayiler Turkcell adına müşteri ile "abonelik
sözleşmesi"’ni akdetmekte, daha sonra da müşterinin abonelik bilgilerini kaydederek
Turkcell veri merkezine ulaştırmaktadır. Bu hizmetler esas olarak Turkcell'in
sunduğu GSM servisinin bir devamı niteliğindedir. Ancak bayilerin yapmış olduğu
sim kart ve kontör kartı satma ve bunun gibi hizmetler bayilerin yeniden satıcı
sıfatıyla yaptığı işlemlerdir.
Prosedürlere ve standartlara uygunluk başlıklı 4.2.13. maddeye göre, "Bayi,
faaliyetlerinde Turkcell'in tebliğlerine, talimatlarına ve emirlerine, bildirmiş olduğu
yönetmeliklerine riayet edecek ve herhangi bir sebeple bunlara aykırı hareket
etmeyecektir. … Bayi, sadece Turkcell tarafından kabul edilen ve onaylanmış hizmet
ve servisleri sunabilir. Bayi aksine bir bildirim Turkcell tarafından yapılmadığı sürece,
her türlü hizmetle ilgili olarak Turkcell'in bildirmiş olduğu fiyatları uygulamak
zorundadır. Bayinin herhangi bir şekilde farklı bir fiyat uygulama yetkisi
bulunmamaktadır. Turkcell fiyat değişikliklerini bayiye bildirecektir." Bu maddeden,
bayinin sözleşme dahilindeki ve Turkcell'in uzantısı niteliğinde (acente gibi) yaptığı
hizmetleri Turkcell'in belirleyeceği standart prosedürler çerçevesinde yürütmekle
yükümlü olduğu, hizmetlerin yürütülme şeklini ve hizmetlerin bedellerini belirleme
yetkisi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak bayilerin yeniden satıcı sıfatıyla sattıkları
sim kart ve kontör kartların satış fiyatlarının Turkcell tarafından belirlenmesi bir
rekabet kısıtlamasıdır.
Ön ödemeli kartlarda abone belli bir konuşma ücretini önceden peşin olarak
ödemekte ve ödediği kontör ücreti kadar konuşma yapabilmektedir. Turkcell’den
alınan fatura örnekleri incelendiğinde, ön ödemeli kartların mülkiyetinin
distribütörlere ve onlardan bayilere geçtiği ve kart ücretlerinin Turkcell tarafından
gelir olarak tahakkuk ettirildiği gözlenmektedir. Dolayısıyla ön ödemeli kartların
dağıtımını ve satımını yapan bayilerin bu işlemlerde sadece aracılık ettiği ve
herhangi bir ticari risk üstlenmediği şeklindeki iddiaların geçerliliği kalmamaktadır.
Çünkü ön ödemeli kartların dağıtımını yapan bayilerin kartı mülkiyetine aldığı ve bu
kartların bedeli ölçüsünde ticari risk altına girdiği yukarıda da belirtildiği gibi
faturalardan görülmektedir.
Sonradan ödemeli kartlarda da sim kartların mülkiyetinin bayiye aynı şekilde
geçtiği; dolayısıyla aynı derecede olmasa da yine bir ticari risk üstlenildiği
görülmektedir.
10 AB Komisyonu tarafından yayınlanan rehberde, acentelik sözleşmelerinde yer verilen "rekabet etmeme
yükümlülüğü (ya da rakip ile çalışmama şartı)" acentelik hizmetleri pazarına rakiplerin erişimini sınırlıyorsa, söz
konusu acentelik sözleşmesinin Roma Anlaşması'nın 81. maddesi kapsamına girdiği ifade edilmektedir.
38 REKABET KURUMU
Sonuç olarak Turkcell abone merkezlerinin faaliyetleri iki gruba ayrılmaktadır.
Birinci grupta acentelik hizmeti niteliğinde olan aktivasyon hizmetleri; ikinci grupta
ise bayilik hizmeti niteliğinde olan ve yeniden satıcı sıfatıyla yapılan hizmetler yer
almaktadır. Bu nedenle Turkcell'in TAM'larla yaptığı sözleşmeler 4054 sayılı
Kanun'un 4. maddesi kapsamındadır.
H.3.3. Gerekçe ve Hukuki Dayanak
Önceki bölümde de açıklandığı üzere Turkcell ile TAM'lar arasındaki ilişki
aktivasyon hizmetleri bakımından acentelik ilişkisini, mülkiyeti TAM'lara geçen sim
kart ve kontör kartların satışı bakımından da yeniden satıcılık şeklinde bir bayilik
ilişkisini ifade etmektedir. Bu çerçevede;
- Sim kart ve kontör kart gibi mülkiyeti yeniden satıcılara geçen malların satış
fiyatlarının Turkcell tarafından belirlenmesi Rekabet Kanunu'nun 4. maddesi
kapsamında yasaktır.
- Acentelik anlaşmalarına konulan rekabet etmeme hükümleri rakiplerin pazara
girişini engelleyecek bir etki doğurmakta ise, bu tür anlaşmaları Rekabet Kanunu'nun
5. maddesi uyarınca 4. maddenin uygulamasının dışına çıkarmak mümkün değildir.
Bu bakımdan ve savunmalarda belirtilen hususlar da dikkate alınarak;
a) Fiyatların belirlenmesine ilişkin olarak,
- Turkcell bayilerinin (TAM’ların doğrudan veya TAN’lar vasıtasıyla) Turkcell’in bir
yardımcısı gibi ve Turkcell abone hizmetlerinin devamı niteliğinde yaptığı aktivasyon
hizmetlerinin satış bedellerinin Turkcell tarafından belirlenmesinin rekabet kuralları
bakımından bir sakınca oluşturmadığı,
- Ancak mülkiyetlerinin Turkcell dikey yapılanması içindeki teşebbüslere geçtiği ve
yeniden satıcı sıfatıyla devralındığı sim kart, kontör kartların yeniden satış fiyatlarının
Turkcell tarafından belirlenemeyeceği,
b) Bayilerin münhasır çalışmasına ilişkin olarak,
- TAM ve TAN’ların aynı zamanda cep telefonu distribütörü bayileri olmaması
durumunda savunmalarda da belirtildiği gibi rakip operatörlerin aynı nitelikte bayi
edinmelerine engel bulunmadığından münhasır çalışma şartının herhangi bir
sakıncasının olmadığı,
- TAM ve TAN’ların aynı zamanda Turkcell ile münhasır çalışan cep telefonu
distribütörlerinin bayileri olmaları halinde rakip operatörlerin söz konusu
distribütörlerin markalarını satan bayi edinmeleri mümkün olmadığından ve bu
suretle rekabet önemli ölçüde kısıtlanacağından münhasır çalışma şartının
getirilemeyeceği,
c) Aralık 1999 tarihine dek yürürlükte olan anlaşmanın ve bu tarihten sonra
yürürlüğe giren yeni anlaşmanın yukarıda izah edilen nedenlerden dolayı 4054
Sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırı olduğu,
d) Turkcell’in TAM’ları ile yaptığı sözleşmelerle ilgili olarak,
- Fiyata ilişkin hükmün yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda düzeltilmesi,
39 REKABET KURUMU
- TAM’ların aynı zamanda cep telefonu distribütörlerinin bayileri olması halinde
münhasırlığa ilişkin hükümlerin çıkarılması,
- Uygulamada da fiyat tespiti ve münhasır çalışmaya zorlayan eylemlere son
verilmesi
gerektiği sonuçlarına ulaşılmıştır.
H.4. TURKCELL'İN 4054 SAYILI KANUN'UN 6. MADDESİ
KAPSAMINDAKİ EYLEMLERİ
H.4.1. Distribütörlerle Münhasır Çalışma Şartı
H.4.1.1. Yapılan Tespitler ve Elde Edilen Deliller
Telsim’in Rekabet Kurumu kayıtlarına 27.9.1999 tarih ve 1145 sayı ile intikal
eden dilekçesinde, “Hem hat piyasasında hem de cihaz piyasasının dağıtım
sisteminde aynı distribütör ve bayi ağının kullanılması, bu ağın Türkiye genelinde
yaygın oluşu ve sadakat indirimleri ile Telsim’in ilgili piyasaya sokulmasının
engellenmesiyle yüksek pazar payının muhafaza edilebildiği…” iddia edilmektedir.
GSM cep telefonu pazarında faaliyet gösteren belli başlı distribütörlerin yetkili
dağıtıcılığını ve paralel ithalatını yaptıkları cihazların bu distribütörler arasındaki
dağılımına bakıldığında;
KVK Mobil Telefon Sistemleri A.Ş.'nin (KVK) Ericsson, Nokia ve Alcatel,
Gen-Pa Genel Pazarlama San. ve Tic. A.Ş.'nin (Gen-Pa) Ericsson, Siemens
ve Nokia,
Tekofaks Ofis ve Haberleşme Ürünleri A.Ş.'nin (Tekofaks) Panasonic,
Ertel Erdem Telekomünikasyon A.Ş.'nin (Ertel) Alcatel,
Başarı Elektronik Tic. ve San. A.Ş.'nin (Başarı) Nokia, Kenwood ve Samsung,
Unitel Telefon Pazarlama A.Ş.'nin (Unitel) Motorola,
Interline Telekomünikasyon San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin (Interline) Bosch, Maxon,
Swatch ve Telit,
STS Sakarya Telekomünikasyon Ltd. Şti.'nin (STS) Sagem,
Gipaş'ın NEC marka mobil telefonların yetkili distribütörlüğünü yaptığı,
Interline'ın Ericsson ve Samsung,
Simpeks ve Telsis'in Ericsson,
Başarı'nın Alcatel,
Unitel'in Panasonic marka mobil telefonların paralel ithalatını yaptığı
görülmektedir.
Operatörler, bu distribütörlere yukarıda da bahsedildiği üzere çeşitli yazılı
veya sözlü kampanya protokolleri çerçevesinde sim kart satışı yapmakta, bu kartlarla
eşleştirilen cihazlar için çeşitli desteklerde bulunmaktadır. Bu destekler çoğu zaman
hat ve kart bedelinin distribütörden tahsil edilmemesini de içermektedir. Cihazlara
verilen destekler cihaz marka ve modellerine göre belirlenmektedir. Aboneliğe açılan
hat sayısına göre hesaplanan toplam destek operatör tarafından belli bir dönemin
sonunda distribütöre ödenmektedir. Operatörler tarafından cihazların bu şekilde
sübvanse edilmesi, dünyada çok yaygın, hatta operatörler açısından kaçınılmaz olan
bir uygulamadır. Bu uygulama özellikle de rekabetçi pazarlarda önemli bir pazarlama
aracı işlevi görmektedir.
40 REKABET KURUMU
Turkcell'in distribütörlerle imzaladığı kampanya sözleşmelerinin çoğunda
"Firma kampanya süresince başka bir sim kart operatörü ile kampanya
düzenleyemez, satış ve pazarlama anlaşması yapamaz" şeklinde bir hüküm
bulunmaktadır. Kampanyalı satışlar bütün satışların tamamına yakınını
oluşturduğundan, distribütörlere getirilen bu rekabet etmeme yükümlülüğü piyasada
belirleyici bir hal almaktadır.
Turkcell; KVK, Genpa, Tekofaks ve Ertel olmak üzere dört distribütörü
münhasır distribütör olarak nitelendirmekte, bu firmaları kendi dağıtım zincirinin
parçaları olarak kabul etmektedir. Bunlardan KVK zaten Turkcell ile ekonomik birlik
içindedir; Erdem Holding'e bağlı olan Genpa ve Ertel de faaliyete başlamalarından
itibaren sadece Turkcell hatlı satış yapmıştır. Tekofaks ise önceleri her iki operatör
ile çalışırken lisanslı dönemden itibaren sadece Turkcell ile çalışma kararı almıştır.
Yerinde incelemede elde edilen 15.6.2000 tarihli "Turkcell Sunumu" adlı
belgede Güçlü Satış Ağı başlığı altında anlaşmalı distribütörler olarak KVK, Genpa
(Ertel, Genpa ile aynı holding bünyesinde olduğundan ayrıca belirtilmemiş) ve
Tekofaks gösterilmiştir. Yine Turkcell'e ait 6.3.2000 tarihli "Sales and Marketing"
(Satış ve Pazarlama) adlı belgede "mevcut durumda KVK, Genpa, Tekofaks ve Ertel
olmak üzere dört ithalatçı sadece Turkcell sim kartlarını dağıtmaktadır" ifadesi yer
almakta; "Distribution Channel" (Dağıtım Kanalı) adlı raporda da dağıtım
şebekesinde yer alan cihaz distribütörleri KVK, Genpa, Tekofaks ve Ertel olarak
sayılmakta, bunların münhasır olduğu belirtilmektedir. Aynı raporda Telsim'in dağıtım
şebekesinde yer alan cihaz distribütörleri Unitel, STS, Interline ve Başarı olarak
gösterilmiş, bu distribütörlerin "yetkili distribütör" olduğu belirtilmiştir.
Gelir ortaklığı sözleşmesinin imzalandığı yıl olan 1994'ten, 2000'in Temmuz
ayına kadar Turkcell sim kart satışlarının distribütörlere dağılımı aşağıdaki gibidir:
Tablo - 7: Turkcell Sonradan Ödemeli Sim Kart Satışlarının
Distribütörlere Dağılımı (1994-2000 Temmuz)
Distribütör Payı (%)
KVK 41
GENPA 22
TEKOFAKS 16
BAŞARI 6
ERTEL 2
DİĞER 13
TOPLAM 100
41 REKABET KURUMU
Tablo - 8: Turkcell Ön Ödemeli Sim Kart Satışlarının
Distribütörlere Dağılımı
Distribütör Payı (%)
KVK 18
GENPA 34
TEKOFAKS 3
A-TEL* 45
TOPLAM 100
(*A-TEL, ön ödemeli sim kartların ve bunların kontör kartlarının pazarlama,
satış ve dağıtımı için %50-%50 KVK- Medya Holding ortaklığı olarak kurulmuş olan
ve Birleşik Basın Dağıtım'ın gazete bayilerini satış yeri olarak kullanan şirketin
adıdır.)
1994’ten 1999 Aralık'a kadar Telsim'in aktivasyon rakamlarının (sonradan
ödemeli ve ön ödemeli) distribütör ve paralel ithalatçılar arasındaki dağılımı da
aşağıdaki gibidir.
Tablo - 9: Telsim Aktivasyonlarının Dağılımı
Distribütör Payı (%)
BAŞARI 36
UNİTEL 25
İNTERLİNE 13
TESLİS 6
NETAŞ 3
TELSİM 3
SİMPEKS 4
SAKARYA 3
GİPAŞ 1
DİĞER 6
TOPLAM 100
Yukarıda yer verilen tablolardan operatörlerin hangi distribütörlerle yoğun
olarak çalıştığı açık biçimde görülmektedir. Operatörlerin hatlarının cep telefonu
markalarına dağılımı ise aşağıdaki gibidir:
42 REKABET KURUMU
Tablo - 10: 1994-Temmuz 2000 Arasında Satılan Turkcell Hatlarının
Cep Telefonu Markalarına Dağılımı
Turkcell satışları içindeki pay (%)
Toplam hatlı cihaz
satışları içindeki pay*(%)
ERICSSON 52 36,4
NOKIA 18 12,6
PANASONIC 16 11,2
SIEMENS 6 4,2
ALCATEL 4 2,8
DİĞER 4 2,8
TOPLAM 100 70
(* Turkcell satışları içindeki oranların Turkcell'in pazar payı ile çarpımı sonucu çıkan yaklaşık değerler. Bu
değerler, tüketicilerin abone olurken satın aldıkları cihazların dağılımını göstermektedir.)
Tablo - 11: 1994-Aralık 1999 Arasında Satılan Telsim Hatlarının
Cep Telefonu Markalarına Dağılımı
Telsim satışları içindeki pay (%)
Toplam hatlı cihaz satışları
içindeki pay (%)
NOKIA 34,80 10,44
MOTOROLA 26,68 8,004
ERICSSON 16,06 4,818
BOSCH 4,19 1,257
PANASONIC 3,22 0,966
DİĞER 9,78 2,934
PHILIPS 3,18 0,954
SAMSUNG 2,10 0,63
TOPLAM 100 30
Bu rakamların başka bir ifadesi olan hangi marka cep telefonunun hangi
operatör tarafından yaklaşık olarak hangi oranda satıldığı -en çok satılan üç telefon
markasına ilişkin olarak- aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
43 REKABET KURUMU
Tablo - 12: En Yüksek Pazar Payına Sahip Üç Marka Satışları İçinde
Operatör Hat Dağılımı
Turkcell Telsim
Ericsson %88,32 %11,68
Nokia %54,65 %45,35
Panasonic %92,06 %7,94
Bu tablodan görüleceği üzere, Turkcell'in münhasır çalıştığı distribütörlerden
KVK, Gen-Pa, Tekofaks tarafından dağıtımı yapılan markalarda, Turkcell hatlı
satışlar bu markalara ilişkin toplam satışların çok büyük bir kısmını oluşturmakta;
Başarı'nın da dağıtımını yaptığı ve Telsim'le de kampanyalı satılan Nokia’da ise
toplam satışların hatlara dağılımı iki operatör için birbirine yakın oranlarda
gerçekleşmektedir. Bu durum Turkcell tarafından distribütörlere uygulanan
münhasırlığın rakipler için doğurduğu dezavantajın önemli bir göstergesini
oluşturmaktadır.
Telsim hatlı Ericsson marka telefonların hepsi paralel ithalat yoluyla getirilmiş
olan telefonlardır. Bu ithalatı yapan firmalar Interline, Telsis ve Simpeks'dir. Telsim
hat aktivasyonlarının en çok Başarı ile yürütüldüğü, bunun yansıması olarak da
Nokia markası ile satılan hatların Telsim hatlı satışlar içinde büyük bir oran teşkil
ettiği gözlemlenmektedir.
Telsim ve Turkcell'in distribütörlere cihaz markaları bazında verdiği destekler
incelendiğinde aynı dönemlerde aynı marka cihazlar için Telsim'in daha fazla destek
verdiği anlaşılmaktadır. Turkcell Ocak, Şubat ve Mart 2000 döneminde Ericsson
marka cihazlar için Genpa ve KVK'ya model bazında 80 veya 90 DM destek
vermiştir. Ocak 2000'de Telsim'in Interline, Telsis ve Simpeks'e Ericsson marka
cihazlar için verdiği destek ise 150 DM'dır. Yine Ocak, Şubat, Mart 2000 döneminde
Turkcell'in Nokia marka cihazlar için uyguladığı destek miktarı 80 veya 90 DM olarak
belirlenmiş iken, Ocak 2000'de Telsim aynı marka cihazlar için Başarı'ya 130 DM
destek uygulamıştır. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Bu destekler sonucunda
aynı markada Telsim hatlı cihazlar çoğu zaman Turkcell hatlı cihazlardan daha
ucuza bulunabilmektedir. Her iki operatörün distribütörlere destek politikaları
göstermektedir ki, Telsim, hatlarının Turkcell'in münhasır distribütörlerinin satışını
yaptığı cihazlarla rekabet edebilecek cihazlarla satılmasını sağlayabilmek için
oldukça yüksek pazarlama harcamaları altına girmek zorunda kalmaktadır. Zira,
GSM operatörlerinin hat satışı yapabilmesinde ve pazar payını artırabilmesinde en
önemli şartlardan biri hatlarını tüketici gözünde tanınmış, bilinen cihaz markaları ile
satışa sunmasıdır. Soruşturma dönemi itibarıyla Ericsson'un, pazara ilk giriş
avantajına da bağlı olarak Türkiye cihaz pazarında en bilinen marka konumunda
olduğu gözlenmiştir. Nokia da tüketici tarafından büyük oranda tercih edilen bir
markadır. Tüketicilerin tercih ettikleri cep telefonu markası abone olacakları GSM
şebekesini seçmeleri üzerinde önemli bir etken olmaktadır.
KVK ve Genpa'nın Ericsson markasının yetkili distribütörü olmaları ve sadece
Turkcell ile çalışmaları sonucunda Telsim bu markanın paralel ithalatını
özendirebilmek için yüksek distribütör destek ödemelerine katlanmak zorunda
44 REKABET KURUMU
kalmaktadır. Öte yandanTelsim ile çalışan paralel ithalatçılar, Ericsson ile teknik
servis anlaşması olan firmalardan (KVK, Genpa, Denba ve Asya) teknik servis
sağlayamamaktadır. Bu da doğal olarak Telsim açısından dezavantaj yaratmaktadır.
Paralel ithalatçı firmalarla çalışmanın beraberinde getirdiği sorunlardan biri de belirli
bir kaynaktan düzenli bir mal akışı olmamasıdır. Ani taleplerin karşılanmasında ve
yeni modellerin piyasaya sunulmasında özellikle yetersizlikler ve gecikmeler
yaşanmaktadır.
Paralel ithalat yoluyla getirilen Ericsson markalı cihazlara ilişkin yukarıda
sayılan zorluklar büyük oranda yine bu yolla getirilen Panasonic, Alcatel ve Siemens
marka cihazlara ilişkin olarak da geçerlidir.
Nokia ve Motorola dışında yetkili distribütörlerden temin edilerek Telsim hatlı
satılan markaların Bosch, Philips, Samsung, Kenwood, Telit ve Sagem olduğu
görülmektedir. Ancak bu markaların Türkiye cep telefonu piyasasında henüz bilinirlik
kazanmamış, yeterli yaygınlığa ulaşmamış markalar olduğu görülmektedir.
Bu konuda son olarak belirtilmesi gereken konu, Turkcell'in uyguladığı
münhasırlık koşuluna karşın Telsim'in birlikte çalıştığı distribütörlere böyle bir
kısıtlama getirmediğidir. Bunun en açık örneklerini Telsim ile yoğun olarak çalışan
Başarı ve Interline'ın önceleri Turkcell ile de kampanya düzenlemesi ve bilahare
kampanya düzenleyebilmek için vaki talepleri oluşturmaktadır.
H.4.1.2. Savunmalar ve Değerlendirilmesi
- Turkcell'in ilk yazılı savunmasında, cihaz piyasasında faaliyet göstermedikleri ancak
hat - cihaz birlikte satışını zorunlu kılan uygulamalar çerçevesinde, tüketiciler
açısından cihaz maliyetlerini düşürerek pazara yatırım yapmak anlamında, abone
kazanmak amacıyla cihaz distribütörleri ile kampanyalar düzenledikleri; yine bunlarla
bağlantılı olarak cihaz distribütörlerinin faaliyet gösterdikleri piyasanın, GSM
operatörlerinin faaliyet gösterdiği piyasaya göre, elde edilen gelirler bazında çok
daha küçük çaplı bir piyasa olduğu ve operatörlerin bu piyasayla tek ilgisinin abone
kayıtları ile ilgili cihaz satışlarının artırılması yönünde olduğu, cihaz piyasasına verilen
destekler karşılığında, operatörlerin faaliyet gösterdiği piyasada verilen desteğin
birkaç katı bir gelir (ciro) elde edildiği ve Telsim'in de kendi hattı ile çalışacak cihaz
satışlarını desteklediği, Turkcell'in düzenlediği kampanyalar marifetiyle Telsim'in
faaliyetlerinin zorlaştığı iddiasının ise ancak Telsim'in kampanya düzenleyecek mali
kaynaklara sahip olmaması halinde ileri sürülebilecek bir iddia olduğu, oysa Telsim'in
bağlı bulunduğu Uzan Grubu'nun yeterli finansal kaynaklara sahip güçlü bir grup
olduğu ve operatörler arası girişilen rekabet ile tüketicilerin daha ucuza cihaz alma
olanağını elde ettikleri, Turkcell hatlı satışların Telsim hatlı satışlardan daha fazla
olmasının sebebinin, bu iki operatörün sundukları hizmetlere piyasanın verdiği
cevaptan kaynaklandığı ifade edilmektedir.
Bu bölümdeki savunmalarda cihaz piyasasına operatör desteklerinin hangi
nedenlerle ve nasıl yapıldığı açıklanmış olup, bu tür desteklerin bu piyasanın doğal
bir işleyişi olduğu bilinmektedir. Kurul tarafından ihlal oluşturduğu tespit edilen husus
ise, hakim konumdaki operatör olan Turkcell'in verdiği desteklerin "rakip ile
çalışmama" esasına dayandırılması, başka bir deyişle münhasır çalışma koşuluna
bağlanmasıdır. Turkcell'in münhasır olarak çalıştığı distribütörlerin soruşturulan
45 REKABET KURUMU
dönemde operatörler açısından, Türkiye piyasasının kendine has koşulları dikkate
alındığında, vazgeçilemeyecek cihaz markalarının pazarlama ve satışını yapıyor
olmaları dolayısıyla Telsim'in bu distribütörlerle çalışamaması piyasanın büyük bir
bölümünden mahrum kalması sonucunu doğurmuştur. Uzan Grubu'nun sahip olduğu
finansal kaynakların konuyla bağlantısı bulunma- maktadır. Bu piyasanın rekabetçi
işleyebilmesi için ideal olan, bağımsız distribütörlerin sattıkları cep telefonlarının tüm
operatörler açısından erişilebilir olmasıdır. Kaldı ki, söz konusu distribütörler
başlangıçta her iki operatör ile de çalışabilmişken sonradan bu durum Turkcell
tarafından münhasır çalışma koşulunun empoze edilmesi ile değişmiş, yani
piyasanın rekabetçi işleyişi bozulmuştur.
- İkinci ve üçüncü yazılı savunmalarında ise Turkcell, Telsim'in abone başına yeni
yatırımlarının Turkcell'e nazaran önemli ölçüde düşük olduğunu tahmin ettiklerini,
bunun nedeninin santral ve baz istasyonu yatırımlarını artırarak abone
memnuniyetine yönelik bir yatırım programı uygulamak yerine, fonların kampanya
desteklerini artırarak pazara yönelik kullanılması şeklinde bir yönetim stratejisine
dayandığını düşündüklerini; Telsim’in, Turkcell'e oranla daha yüksek oranda
kampanya destek primi uygulamasının Telsim'in yönetsel tercihlerinden
kaynaklandığını, ayrıca aboneleri kalite rekabetine girişerek artırma yöntemini
benimsememelerinin sonuçlarının ağır olduğunu gösterdiğini ifade etmektedir.
Telsim lisans anlaşmalarından kaynaklanan yatırım yükümlülüklerini yerine
getirmiş ve özellikle de son zamanlarda birçok yeni hizmeti piyasaya Turkcell ile eş
zamanlı sunabilmiştir. Telsim'in Turkcell'e nazaran daha yüksek kampanya destek
primi uygulamasına rağmen pazarda aynı etkinliği sağlayamamasının pazarın
rekabetçi olmayan yapısından kaynaklandığı iddiası bu savunmayla giderilememiştir.
- Turkcell'in öne sürdüğü diğer bir husus, paralel ticaret başta olmak üzere
Türkiye'ye üçüncü kişiler tarafından her marka cihazın getirilerek satılabildiği ve bu
cihazlar için de kampanya düzenlenerek aktivasyonun artırılabildiği, hal böyle iken
distribütörler üzerindeki münhasırlığın piyasaları olumsuz etkilemediğidir.
Paralel ithalat yoluyla cihaz sağlanması savunmanın iddia ettiği üzere yetkili
distribütörlerin yaptığı cihaz ithalatı ile eş avantajlar yaratmamakta, yetkili
distribütörlüğe alternatif bir yöntem haline gelmemektedir. Bu durumun temel
nedenleri paralel ithalatta sürekli ve düzenli bir mal arzının olmaması, yetkili servis
hizmeti sunulmasında sorunlar yaşanması ve daha yüksek maliyetlerle
karşılaşılmasıdır.
- Savunmanın cihaz üreticileri tarafından Türkiye'de yeni distribütörlükler ihdas
edilebileceği ve bu şekilde her operatörün istediği marka ile çalışabileceği ve gerek
cihaz gerekse GSM hizmetleri pazarının daha rekabetçi hale gelebileceği iddiasının
ise, soruşturulan dönemdeki mevcut ve mümkün koşulları yansıtmadığı açıktır.
1994'den 2001'e kadar cihaz piyasasının yapısı incelenmiş ve bu mevcut yapı
çerçevesinde etkinliğin sağlanmasının yolları aranmış, Turkcell'in, distribütörleri ve
dolayısıyla markaları kendine bağlayıcı politikalarına son verilmesi ve piyasanın
bağımsız bir yapıya kavuşturulması en etkin çözüm olarak görülmektedir.
- Savunmanın, Başarı'nın münhasıran Telsim ile çalışması halinde yüksek kampanya
desteklerinden yararlandığı, İnterline açısından durumun farklı olmadığı, dolayısıyla
46 REKABET KURUMU
bunların Telsim ile münhasır çalışma şartı ile faaliyet göstermediklerinin doğru
olmadığı şeklindeki iddiası ise, soruşturma döneminde elde edilen kampanya
protokolleri ve satış istatistikleri karşısında geçersiz kalmaktadır. Söz konusu
teşebbüslerden elde edilen bilgi ve belgeler de Telsim'in münhasır çalışma koşulu
empoze etmediğini göstermektedir.
Sözlü savunmada ise Turkcell tarafından yukarıda yer verilen yazılı savun-
malardan farklı ve Kurul'un bu savunmalara ilişkin görüşlerini değiştirebilecek
herhangi yeni bir husus ortaya konulmamıştır.
H.4.1.3. Gerekçe ve Hukuki Dayanak
Daha önce de değinildiği üzere, Türkiye GSM hizmetleri pazarında faaliyet
gösteren GSM operatörlerinin sundukları mobil iletişim hizmetlerini tüketicilere
ulaştırabilmeleri, GSM cep telefonu pazarında sağlayıcı olarak faaliyet gösteren
cihaz distribütörleri ile anlaşmalar yaparak, hatlarının bu distribütörlerin dağıtımını
yaptıkları cihazlar ile satışa sunulmasını sağlayabilmelerine bağlıdır. Bu anlaşmalar
çerçevesinde cihazların sübvanse edilmesi veya hat ve kart bedelinin distribütörden
alınmamasına yönelik operatör destekleri düzenlenmektedir. Dolayısıyla operatörler
için distribütörler ticari ilişkide bulunulması kaçınılmaz taraflar olmaktadır. Bu
distribütörlerin GSM hizmetleri pazarında hakim durumda olan teşebbüs tarafından
kendine bağlanması ve diğer operatörlerle ticari ilişkiye kapatılması, GSM hizmetleri
pazarında rekabet koşullarını bozucu etkiler doğurmaktadır.
Hakim konumdaki bir operatörün, sunulan hizmetin tamamlayıcısı niteliğinde
olan cep telefonlarının sağlayıcısı distribütörlere "rakip operatör ile çalışmama"
koşulunu dayatması ve vereceği subvansiyonları bu koşula bağlaması, yeni gelişen
bir şebekenin tüketiciler için cazip olabilmesi ve varlığını sürdürebilmesi için gerekli
sayıda aboneyi elde edebilmesinin önünde engel oluşturabilmektedir. Söz konusu
münhasırlık uygulaması, şebeke piyasalarında zaten yeni girenler aleyhine olan
pazar koşullarını iyice zorlaştırmaktadır.
Turkcell'in kendisiyle münhasır çalışılması koşuluna dayalı olarak distribü-
törlerle çalışması yönündeki davranışı, Turkcell'in hakim durumunu gözardı
edemeyerek tercihlerini bu yönde kullanan distribütörlerin, Turkcell ile zorunlu bir
bağımlılık sergilemelerine neden olmaktadır. Bu durum sadece Telsim için değil, yeni
giriş yapacak operatörler için de pazarda tutunmayı zorlaştırıcı, bu operatörleri
pazardan dışlayıcı bir oluşuma neden olacaktır. Telsim'in bu firmaların
distribütörlüğünü yaptığı cihazlara ancak bu firmalara göre daha küçük çaplı
işletmeler olan paralel ithlatçılar kanalıyla ulaşabilmesi, bu cihazlar için Telsim'in
gereğinden fazla harcama yapmasını zorunlu kılmakta, KVK, Gen-Pa, Tekofaks gibi
büyük işletmelerin işbirliğinden de Telsim'i mahrum bırakmaktadır.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, Turkcell fiilen cep telefonu distribütörlerinin
önemli bir bölümünün rakipleri ile çalışmamasını sağlamıştır. Distribütörler ise bu
piyasanın yapısı itibarıyla sergilediği "şebeke dışsallıkları"nın etkisiyle, hakim
durumda olan Turkcell ile çalışmamayı veya Turkcell'den destek almamayı göze
alamadıklarından, normal koşullarda ticari çıkarlarına ters bir durumu kabullenmek
zorunda kalmışlardır. Münhasırlığın rakipleri açısından yarattığı olumsuzlukların fiili
olarak Telsim aleyhine gerçekleştiği net bir şekilde ortada olmakla birlikte, yeni
47 REKABET KURUMU
operatörler için de pazara giriş engeli yaratıldığı, yeni teşebbüslerin mevcut
kanallardan faydalanmak yerine kendi kanallarını yaratmak zorunda kalacakları
anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, Turkcell'in cihaz distribütörleri ile "rakip
operatör ile kampanya düzenlememe" koşuluna dayalı olarak düzenlediği
kampanyalar çerçevesinde cep telefonu distribütörleri ile münhasır çalışması veya
bunları kendisine bağımlı konuma getirmesi suretiyle, bu distribütörlerin rakip
operatörle benzer kampanyalar yapmasını ve sonuç olarak bu distribütörlere ait
cihazların rakip operatör hattı ile satılmasını engelleyerek rakip operatörün
piyasadaki faaliyetlerini zorlaştırdığı, böylece 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun'un 6. maddesinin (a) bendinde örneklendiği üzere ihlale yol açtığı
tespit edilmiştir.
H.4.2. Bayilerle Münhasır Çalışma Şartı
H.4.2.1. Yapılan Tespitler ve Elde Edilen Deliller
Rekabet Kurumu kayıtlarına 27.9.1999 tarih ve 1145 sayı ile intikal eden
başvuruda Telsim tarafından, "hem hat piyasasında hem de cihaz piyasasının
dağıtım sisteminde aynı distribütör ve bayi ağının kullanılması, bu ağın Türkiye
genelinde yaygın oluşu ve sadakat indirimleri ile Telsim'in ilgili piyasaya sokulmasının
engellenmesiyle yüksek pazar payının muhafaza edilebildiği" şikayet edilmektedir.
Turkcell'in bayileri ile münhasır çalıştığına ilişkin yapılan tespitler ve elde
edilen deliller H.3.1.1. maddede açıklandığı için burada ayrıca tekrarlanmayacak,
söz konusu bölümdeki açıklamalara ek nitelikte açıklamalar vermekle yetinilecektir.
Turkcell'in bayi dağıtım ağı karşısında Telsim'in dağıtım ağına bakıldığında,
Telsim'in soruşturma döneminde toplam 220 Telsim Shop ile çalıştığı, bu
merkezlerle ilişkilerin yazılı sözleşme kapsamında değil, şifahen ve duyurular yoluyla
yürütüldüğü görülmektedir.
Ağustos 2000 itibarıyla sayısı 610'a ulaşmış olan Turkcell abone merkezleri,
çoğunlukla KVK ve GENPA bayisidir. (TAM'lar arasında az sayıda olmak üzere
Tekofaks ve diğer distribütörlerin de bayileri bulunmaktadır.)
H.4.2.2. Savunmalar ve Değerlendirilmesi
Turkcell'in bu konudaki savunmaları ve bu savunmaların değerlendirilmesine
H.3.2. maddede yer verilmiştir.
H.4.2.3. Gerekçe ve Hukuki Dayanak
Hakim durumdaki bir teşebbüsün alıcı veya sağlayıcılarına münhasır çalışma
yükümlülüğü getirmesi, bunları hakim durumdaki teşebbüs dışında herhangi başka
bir teşebbüs ile çalışmayı reddetmek zorunda bırakmaktadır. Bu tip bir münhasırlık,
hakim durumdaki teşebbüsün rakipleri açısından pazarda bir "kapatılma" veya
"pazardan dışlanma"ya neden oluyorsa kötüye kullanma olarak
nitelendirilebilecektir.11
11 Hoffmann-La Roche Davasında Adalet Divanı, hakim durumdaki teşebbüs tarafından müşterilerine dayatılan
veya hakim durumdaki teşebbüs ile müşterileri tarafından üzerinde uzlaşılan münhasırlık koşullarının 86.ı
maddeyi ihlal ettiğini belirtmiştir. Adalet Divanı, bir pazarda hakim durumda olan teşebbüsün, alıcıları,
48 REKABET KURUMU
Münhasırlığın hukuki veya fiili olması arasında bir fark bulunmamaktadır.
Münhasırlığın tesisine ilişkin hüküm yazılı bir sözleşme maddesi olabileceği gibi,
bazı uygulamalar da dolaylı olarak aynı sonucu doğurabilmektedir. Ancak bu
münhasırlığın kötüye kullanma olarak kabul edilmesi, münhasırlık koşulunun pazarın
kayda değer bir kısmının rakiplere kapanmasına, dolayısıyla pazarda rekabetin
zayıflatılmasına neden olmasına bağlıdır.
Bağımsız bayilerin, esasında kendi ticari çıkarlarına da aykırı olabilecek
şekilde Turkcell'e mahkum hale gelmesine yol açan münhasırlığın yukarıda
açıklanan nedenlerle sadece Telsim'in faaliyetlerini zorlaştırmakla kalmadığı, pazara
yeni girecek operatörler için de pazara giriş engeli yarattığı açıktır. Turkcell'in
kendine bağladığı dağıtım kanallarından faydalanamayacak yeni operatörlerin,
normal koşullar altında oluşmayacak olan maliyetler altına gireceklerini beklemek
yanlış olmayacaktır. Nitekim, İş Bankası ile yapılan görüşmelerde, yetkililer
tarafından mevcut dağıtım kanallarının pazara giriş için yeterli olmadığı, yeni bir
dağıtım sisteminin kurulmasının zorunlu göründüğü ifade edilmiştir. Dolayısıyla söz
konusu münhasırlığın yeni giriş yapan rakiplerin pazarda etkinlik göstermesini
güçleştireceği de beklenen bir sonuçtur.
Gerek distribütörler, gerekse bunların bayileri, operatörlerden bağımsız
teşebbüslerdir. Kuşkusuz telekomünikasyon sektörünün yapısı itibarıyla operatörler
ile işbirliği içinde çalışma zorunlulukları bulunmaktadır. Hakim durumdaki operatör
olan Turkcell ile iş yapamama kaygısıyla distribütörler ve bunların uzantısı olan
bayilerin bu operatör ile münhasır çalışmayı kabul etmesi, aynı pazar gücüne sahip
olmayan mevcut ve potansiyel rakiplerin bu bağımsız kanallardan faydalanmasını
imkansız hale getirmektedir. Dolayısıyla bayilere uygulanan münhasırlık koşulu,
distribütörlere uygulanan münhasırlık koşuluyla birlikte, Turkcell'in hakim durumunu
güçlendirmekte, bu konumu garanti altına almaktadır.
Bu değerlendirmeler ışığında;
- Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin, cihaz distribütörlerini ve bayileri, gerek
sözleşmeler kapsamında, gerekse bu teşebbüsleri kendine bağlayan fiili
uygulamalarla münhasır çalışma koşuluna tabi tutmak suretiyle, rakiplerin
hizmetlerini sunması için gerekli olan kanalları büyük ölçüde kapatarak, bugüne
kadarki fiili durumda rakip teşebbüs Telsim Mobil Telekomünikasyon Hizmetleri
A.Ş.'nin Türkiye pazarı için önem arz eden bazı markalarla satış yapma olanaklarını
kısıtladığı, bu uygulamalarla Telsim'in maliyetlerinde normal koşullarda
gerçekleşmeyecek artışlara neden olduğu ve söz konusu rakibin GSM hizmetleri
piyasasında faaliyetlerinin zorlaşmasına neden olduğu,
- Aynı zorlaşmanın bu uygulamalar devam ettiği sürece yeni operatörler için de
geçerli olacağı, bu teşebbüslerin pazara girişleri önünde ciddi engeller oluşacağı,
- Dolayısıyla Turkcell'in GSM hizmetleri piyasasındaki hakim durumuna dayalı olarak
gerçekleştirdiği söz konusu münhasırlık uygulamalarının, yukarıda yer verilen
nedenlerle 4054 Sayılı Kanun'un 4054 Sayılı Kanun'un 6. Maddesinin ( a ) bendinde
örneklenen yasak eylemlerde bulunduğu,
ihtiyaçlarının tümünü veya tamamını kendisinden temin etmeleri yönünde bir zorunluluk veya bir söz ile
bağlamasını, 86. madde çerçevesinde ihlal kabul etmiştir.
49 REKABET KURUMU
- Bu uygulamalarla suni olarak yaratılan distribütör-operatör bağımlılığının
giderilerek piyasanın bundan sonra rekabetçi bir yapıya kavuşturulması gerektiği
sonucuna ulaşılmıştır.
H.4.3. Eşit Durumdaki Cep Telefonu Distribütörlerine Karşı
Ayrımcı Uygulamalar
H.4.3.1. Yapılan Tespitler ve Elde Edilen Deliller
Turkcell'in cihaz distribütörleri ile ilişkileri, kampanya protokolleri
çerçevesinde yürütülmektedir. Bu protokol veya sözleşmelerde, "Turkcell sim kartlı
cep telefonu satışlarını destekleyerek arttırmak, mevcut pazar şartlarındaki satışlara
ilave katkı sağlamak" amaçlanmaktadır. Kampanyaların içeriği, "firma bayilerinde
satılan ve son kullanıcıya ulaştırılan perakende satışların desteklenmesi" olarak
ifade edilmektedir. Toplam satışların %98'ini oluşturan kampanyalı satışlarda,
ürünler sim kilitli olarak satılmaktadır. Kampanya kapsamındaki satışlarda distribü-
törlerden hat ve sim kart ücreti talep edilmemektedir.
1994-2000 (Temmuz'a kadar) döneminde distribütörlerin Turkcell satışları
içindeki pazar payları incelendiğinde KVK'nın %41, Genpa'nın %22, Tekofaks'ın
%16, Ertel'in %2 ve diğer distribütörlerin %13'lük paya sahip oldukları görülmektedir.
Aşağıdaki tablo incelendiğinde, Turkcell’in belli birkaç distribütör ile yoğun olarak
çalışma eğilimi belirginleşmektedir. Bu tablodan, satışların büyük kısmının KVK,
Gen-pa ve Tekofaks kanalıyla yapıldığı görülmektedir.
Başarı'nın satışları Nisan 1999'da 42.216 iken Mayıs 1999'da 3.664’e
gerilemiş ve yıl sonuna kadar da buna yakın miktarlarda sürmüştür. (Mayıs 1999
Turkcell'in Başarı Elektronik'e verdiği desteği kaldırdığı dönemdir.) 1999'un ilk dört
ayında Turkcell satışları içinde %20,4'lük paya sahip olan Başarı Elektronik'in kalan
sekiz aydaki payı %1,68'dir.
Turkcell’in “Aylık Bazda Distribütörlerin Kampanyalı Aktivasyon Takip Raporu”
incelendiğinde, distribütörlerle yürütülen kampanyalarda verilecek birim desteğin cep
telefonu modelleri bazında belirlendiği ve distribütörlere aynı model cihazlar için aynı
desteklerin verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Tablo-13: 1994-2000 (Temmuz'a kadar) Döneminde
Toplam Turkcell Hat Satışları (sonradan ödemeli)
1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000
KVK 17.421 73.172 97.300 169.200 489.135 1.197.452 626.683
GENPA 0 37.129 67.068 151.366 372.282 573.338 242.184
TEKOFAK
S 5.794 10.179 42.200 50.350 134.900 431.025 384.000
49 REKABET KURUMU
BAŞARI 7.267 3.096 35.112 66.456 85.717 214.054 4.250
ERTEL 0 0 0 0 21.500 94.331 4.621
DİĞER 40.127 46.196 116.256 154.061 200.612 236.019 42.783
TOPLAM 70.609 169.772 357.936 591.433 1.304.146 2.746.219 1.304.521
Daha önce de belirtildiği üzere Turkcell, kampanya sözleşmelerinde
distribütörlere "münhasır çalışma yükümlülüğü" getirmektedir. Bu yükümlülüğe
uymayan, yani rakip operatörle de çalışan distribütörlerle çalışmamaktadır. Turkcell
KVK, Gen-Pa, Tekofaks ve Ertel'i "münhasır distribütör" olarak nitelendirdiğini çeşitli
raporlarda ifade etmiştir. (Dağıtım Kanalı ve Dağıtım Stratejileri Raporları) 2000
yılında münhasır distribütörlerin Turkcell satışlarının %98'ini gerçekleştirdiği
görülmektedir. Turkcell 1999'da az miktarda da olsa satış yaptığı Simpeks ve
Interline ile 2000 yılında çalışmamıştır. Başarı Elektronik'in 2000 yılındaki payı ise
%1'in altındadır.
Başarı Elektronik'in şikayet dilekçesinde; Turkcell’in diğer cep telefonu
satıcılarına uyguladığı distribütör satış destek primini önceleri kendilerine de
uyguladığı, bu uygulamanın diğer distribütörlere uygulanan orandan daha düşük
olmasına rağmen Başarı Elektronik'in Turkcell hatlı satışlarındaki pazar payının
önemli ölçüde arttığı, Başarı Elektronik'in, piyasadaki gücünü artırması üzerine
Turkcell’in adı geçen şirkete uyguladığı satış destek primini kaldırdığı ve ayrımcı bir
davranışla şirketten hat ve sim kart ücreti talep ettiği, bunun sonucunda Başarı
Elektronik'in satışını yaptığı cep telefonlarının bedelinde rakiplerine nazaran
100 - 200 DM arasında bir artış meydana geldiği belirtilmektedir. Başarı Elektronik
yetkilileriyle yapılan görüşmelerde de; Turkcell’le kampanya yürütülen 26 Ocak - 30
Nisan döneminde 50 bin adetlik kampanya hedefine çok kısa sürede ulaşılmasına ve
süre sonunda 110 bin adet satış rakamına erişilmesine rağmen, kampanyanın ilave
miktar ile devamı yolundaki talebin Turkcell tarafından kabul edilmediği ifade
edilmiştir. Ayrıca diğer distribütörlerden talep edilmeyen hat ve kart bedeli bu
dönemden sonra Başarı Elektronik'ten talep edilmeye başlanmıştır. Desteğin
kaldırıldığı Mayıs 1999’dan sonra Başarı Elektronik'in pazar payında belirgin bir
düşüş olmuştur.
Turkcell'den destek alamayan diğer bir distribütör Interline'dır. Interline
yetkilileri, Turkcell’in ortaklık yapısında bulunan kişi ve kuruluşların aynı zamanda
cihaz ithalatı yaptıklarını ve satış politikalarının bu firmalara yönelik olduğunu, bu
nedenle Turkcell'le çalışamadıklarını ifade etmişlerdir. Interline Telsim’in ön ödemeli
sistemi olan Pratik Kart'ı satabiliyorken, Turkcell’in ön ödemeli kartını yaptığı sözlü
başvurulara rağmen satamamaktadır.
H.4.3.2. Savunmalar ve Değerlendirilmesi
- Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin ilk yazılı savunmasında, Turkcell hattı ile
açılacak cep telefonu satışı gerçekleştiren distribütörlere ekonomik ve rasyonel
ölçütler içerisinde objektif olarak destek sağlandığı, bu ölçütlerin hangi miktarda
abone kaydedildiği ile doğrudan bağlantılı olduğu ifade edilmektedir.
Burada Turkcell'in kampanya kapsamında çalıştığı distribütörlere eşit
destekler vererek ayrımcılık yapmadığı savunma konusu yapılmaktadır. Turkcell'in
50 REKABET KURUMU
münhasır veya bağımlı distribütörleri arasında ayrımcı davrandığına ilişkin bir iddia
söz konusu değildir. Soruşturmaya konu olan husus, bu distribütörler lehine ve rakip
operatörle çalışan distribütörler aleyhine gerçekleştirilen ayrımcı uygulamalara
ilişkindir.
- Turkcell, Başarı Elektronik ile ticari ilişkilerinde sürekliliğin bulunmadığını, Başarı
Elektronik'in 1997-1998 yıllarının pek çok ayında Turkcell'den kampanya desteği
almamış olduğunu, Başarı Elektronik'in Turkcell'den kampanya desteği almadığı
yıllarda da satış adetlerini artırdığı halde 1999 Mayıs dönemi sonrasında görülen
satış düşüşlerinin yalnızca Turkcell tarafından verilen maddi desteklerin sona
erdirilmesi ile açıklanamayacağını, Başarı Elektronik ile sadece bir kampanya
düzenlemelerine karşılık KVK, Gen-pa ve Tekofaks ile ise sürekli olarak kampanya
düzenlediklerini, dolayısıyla ticari ilişkileri devamlılık arz eden distribütörler olarak
bunları gördüklerini, sim kart talebinde bulunan diğer distribütörlere de zaman zaman
olumsuz yanıt verebildiklerini ifade etmiştir.
Aşağıdaki tabloda Başarı Elektronik'in Turkcell hat aktivasyonları içindeki
payının yıllara göre değişimi gösterilmektedir.
Tablo-14: Başarı Elektronik’in Turkcell Satışları İçindeki Payı
1994 % 10,29
1995 % 1,82
1996 % 9,8
1997 % 11,2
1998 % 6,57
1999 % 7,79
2000 % 0,32
Başarı Elektronik yetkilileri 1994-1999 Mayıs döneminde her yıl destek
alındığını ifade etmiştir. 12.02.2001 tarihinde Başarı Elektronik tarafından Rekabet
Kurumu'na gönderilen belgelerden 1998 yılında Turkcell'in Başarı Elektronik ile
kampanya düzenlediği anlaşılmaktadır. 1 Ekim 1998 tarihinde Başarı Elektronik
tarafından bayilerine gönderilen yazıda Nokia-Turkcell işbirliği ile hazırlanan
"Türkiye Ayağa Kalktı, Milli Mutabakat Sağlandı" kampanyasından söz edilmektedir.
Tablonun tetkikinden de görüleceği üzere Turkcell'in Başarı ile kampanya
yapmadığı dönem olan 2000 yılında Başarı Elektronik'in Turkcell satışları içindeki
payı asgari seviyeye düşmüştür.
Bu suretle, Turkcell'in Başarı Elektronik ile çalışmalarının sureklilik arz
etmediği ve Başarı Elektronik'in faaliyetlerindeki azalmanın Turkcell'den kaynak-
lanmadığı şeklindeki iddiaların yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
- Turkcell'in savunmalarında cihaz yenileme pazarının toplam satışlar içinde %35-40
oranına eriştiği ve bu satışların önünde herhangi bir engel olmadığı ifade
edilmektedir.
Başarı Elektronik yetkilileri toplam satışları içinde cihaz yenileme satışlarının
%10'dan daha az bir oran teşkil ettiğini ifade etmiştir. Ayrıca cihaz yenileme
51 REKABET KURUMU
pazarında gerçekleştirilen satışların Turkcell'in iddia ettiği oranın çok altında kaldığı
bilinmektedir. Diğer yandan, Başarı Elektronik'in sadece cihaz yenileme pazarında
faaliyet göstermek zorunda bırakılması önemli rekabet sınırlaması olarak
düşünülmektedir.
Sözlü savunma toplantısında yazılı savunmalarda yer verilen hususlardan
farklı bir savunma yapılmamıştır.
H.4.3.3. Gerekçe ve Hukuki Dayanak
Turkcell'in kötüye kullanma kapsamındaki eylemlerinden ilki, ayrımcılığın
bağımlılık yönü denilen alıcıların rakip teşebbüslerle ticari ilişkiye girme isteklerinin
kırılması karşılığında hakim durumda bulunan teşebbüsle ticari ilişkiye girme
isteklerinin artırılmasıdır. Turkcell, %70'lik pazar payına sahip olmanın verdiği güçle,
Telsim ile satış yapan distribütör ve bayilerle çalışmamak suretiyle onları piyasanın
önemli bölümünden mahrum kalma riski ile karşı karşıya bırakmakta ve bu riski göze
alamayan distribütör ve bayileri kendisine bağımlı hale getirmektedir.
Piyasada Turkcell belirleyici aktör konumundadır. Turkcell'in desteğini kestiği
distribütörün pazar payı belirgin biçimde düşmekte (Başarı Elektronik); Turkcell'in
portföyüne giren bir telefon markasının (Nokia) pazar payında birkaç ay içinde
sıçrama olmakta; dünya pazar payı %10 olan bir markanın (Ericsson) Türkiye
piyasasındaki payı Turkcell desteği ile %40-50'lere ulaşmaktadır. Turkcell'in dört
münhasır distribütörünün pazar payları toplamı yaklaşık %60'dır. Turkcell ile
münhasır çalışmayan distribütörler daha başından pazarın %70'inden mahrum
kalmaktadır. Turkcell'in yarattığı bağımlılık esas olarak pazardaki bu gücünün
münhasır çalışma sistemiyle birleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Ayrımcılığın rekabete etkisi iki yönlü olmaktadır. Birincisi satıcılar (GSM
operatörleri) arasındaki (birinci basamak) rekabete etkisidir. Bunda hakim durumdaki
teşebbüs alıcıları (distribütörler) arasında ayrımcılık yaparak diğer satıcıların
alıcılara mal satmasını zorlaştırabilir. Bu etki önceki ana başlık altında incelenmiştir.
Ayrımcılığın ikinci etkisi ise alıcılar arasındaki (ikinci basamak) rekabete etkisidir.
Böylece hakim durumda bulunan teşebbüs alıcılarına ayrımcılık yaparak alıcılardan
bazılarına diğer alıcılara göre avantaj sağlayabilir. Ayrımcılığın kabulü için hakim
durumdaki teşebbüsün alıcılarına farklı davranmasının alıcıları etkilemesi yeterlidir.
Turkcell'in ayrımcı davranışları sonucu münhasır distribütörleri, diğer distribütörlere
karşı rekabet avantajı elde etmektedirler. Bu avantaj, münhasır distribütörlerin pazar
paylarından da gözlemlenebilmektedir.
Turkcell'in kötüye kullanma kapsamındaki diğer eylemi mal vermeyi reddetme
ve mal vermeyi kesme olarak ortaya çıkmaktadır. (Sektör yapısı ve özellikleri
nedeniyle, bu piyasada mal vermeyi reddetme veya kesme distribütör satış destek
primini kaldırma şeklinde olmaktadır.) Herhangi bir teşebbüsün sağladığı
imkanlardan yararlanamamak etkin rekabet yapısına sahip bir pazarda alıcıların
önemli zararlara uğramasına neden olmayabilir. Ancak pazarda hakim durumda bir
teşebbüsün bulunması durumunda alıcıların bu zararları çok büyür. Bu nedenle
pazarda hakim durumda olan bir işletme tarafından satış yapmanın reddedilmesi
halinde satış yapmanın reddedilmesi ya da satıştan kaçınılmasının ardında yatan
nedenlerin incelenmesi gerekir. Satışı reddetme objektif olarak haklı ve makul
52 REKABET KURUMU
gerekçelere dayanıyorsa, kötüye kullanmadan söz etmek mümkün olmayabilir.
Rekabet hukuku bakımından satış yapmanın reddedilmesine ilişkin olaylarda,
"objektif gerekçeler" kavramı önem taşımaktadır. Buna göre, satış yapmayı reddeden
bir işletme, olayın şartları çerçevesinde, objektif nedenlerle bu şekilde davranmış
olduğunu kanıtladığı takdirde, bu davranış kötüye kullanma sayılmayabilecektir. Mal
vermeyi kesmenin kötüye kullanma olabilmesi için mal talebinde bulunan işletmeye
uzun süreden beri mal veriliyor olması, müşterinin talebinin her zamankinden farklı
olmaması ve mal vermeyi kesmek için başka bir haklı sebebin olmaması
gerekmektedir.12
Başarı Elektronik'in durumuna bakıldığında 1994 yılından itibaren
Turkcell'den kampanyalar çerçevesinde düzenli olarak hat sağladığı, talepte
herhangi bir azalma olmadığı, aksine Başarı'nın Turkcell hatlı aktivasyonlarının,
desteğin kesildiği dönemde oldukça yüksek olduğu, dolayısıyla mal vermeyi kesmek
için haklı bir sebebin olmadığı görülmektedir. Turkcell yetkilileri ile yapılan
görüşmede “Başarı Elektronik ile dönem dönem birlikte çalışıldığı, ancak Başarı’nın
Telsim ile çeşitli kampanyalar yürüttüğü, içinde bulunulan dönemde Başarı ile çalışıl-
mamasının tamamen ticari bir tercih olduğu” ifade edilmiştir.
Başarı Elektronik'in şikayeti ve yukarıda yer verilen delil ve analizler sonucu,
Turkcell'in, kendisi ile münhasır çalışan distribütörlerin lehine ve münhasır
çalışmayan distribütörlerin aleyhine ayrımcı uygulamalarda bulunduğu ve bu suretle
4054 Sayılı Kanun'un 6. maddesinin (b) bendinde örneklenen yasak eylemlerde
bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
H.4.4. Turkcell'in GSM Hizmetleri Pazarındaki Hakim Durumunu
KVK Mobil Telefon Sistemleri A.Ş. (KVK)'nin GSM Cep Telefonu
Pazarındaki Durumunu Güçlendirmek Amacıyla Kullanması
H.4.4.1. Yapılan Tespitler ve Elde Edilen Deliller
Başarı Elektronik'in şikayet dilekçesinde Turkcell’in ortaklarından olan büyük
bir grubun aynı zamanda Ericsson cep telefonlarının Türkiye distribütörlüğünü yapan
KVK'nın da en büyük hissedarı olduğu, Turkcell'in KVK'ya uyguladığı destek primini
kendisine uygulamadığı, desteği tamamen kaldırdığı, bunun sonucunda Başarı'nın
güç durumda kaldığı; Telsim'in şikayet dilekçesinde de iki ayrı ürün piyasası olarak
ele alınması gereken GSM hizmetleri pazarı ile GSM cep telefonu pazarının
Çukurova Holding tarafından tek bir piyasa gibi algılandığı ve ekonomik faaliyetlerde
ayrı ayrı ürün piyasalarında elde edilen hakim durumun getirdiği avantajların
beraberce kullanıldığı; GSM hizmetleri pazarında Turkcell'in %70 oranında, GSM
cep telefonu pazarında da Ericsson’un %50'den fazla pazar payına sahip olması ve
Ericsson cihazlarının Turkcell hatlarıyla birlikte kullanılmasının zorunlu tutularak her
iki piyasadaki hakim durumlarının daha da güçlendirildiği; hem hat piyasasında hem
de cihaz piyasasının dağıtım sisteminde aynı distribütör ve bayi ağının kullanıldığı
iddiaları yer almaktadır.
12 ATAD'ın 27/76 sayılı United Brands Kararı'nda, "müşterinin talebi her zamankinden farklı değilse hakim
durumdaki işletme, uzun süreden beri düzenli olarak ticari faaliyetini sürdüren müşterisine mal vermeyi
reddedemez" değerlendirmesi yer almaktadır.
53 REKABET KURUMU
1994 yılında kurulan ve Ericsson, Alcatel, Nokia ve Aselsan'ın yetkili
distribütörü olan KVK'nın 1999 yılı cirosu 116.860.975.000.000 TL'dir. Pazar payı en
yüksek (yaklaşık %31) distribütör olan şirketin ortaklık yapısı aşağıda gösterilmiştir.
Tablo - 15: KVK Ortaklık Yapısı
PAY SAHİBİ PAY ORANI (%)
Türkiye Genel Sigorta A.Ş. 57,98
Bilka Bilgi Kaynak ve İletişim Sanayi ve Ticaret A.Ş. 3,38
Suadiye Haberleşme Cihazları Bilgisayar Sistemleri İletişim
San.Tic A.Ş.
29,15
M… E… K… 0,48
H… M… V… 0,48
O… B… 0,48
M… M… A… 2,58
K... İmalat Ziraat End. Ve Tic. A.Ş. 5,49
KVK'nın ortaklık yapısı incelendiğinde, Çukurova Holding şirketlerinden olan
Türkiye Genel Sigorta A.Ş., Karamko İmalat Ziraat Endüstri ve Ticaret A.Ş. ve
Mehmet Emin Karamehmet'in payları toplamının %64'e ulaştığı görülmektedir.
Turkcell'de ortaklığı bulunan Murat Vargı ve yine MV Holding şirketlerinden olan
Suadiye Haberleşme Cihazları Bilgisayar Sistemleri Sanayi Ticaret A.Ş.'nin toplam
payı ise yaklaşık %30'dur. Turkcell'de %4 ortaklık payı bulunan Bilka'nın payı da
eklenince, KVK hisselerinin %97'sinin Turkcell'de ortaklığı bulunan kişilere,
şirketlere ya da bu şirketlerin bağlı olduğu holdinglere ait olduğu; dolayısıyla
KVK'nın Turkcell ile ekonomik birlik içinde olduğu anlaşılmaktadır.
Satışını yaptığı tüm cep telefonlarını Turkcell hattıyla aktive eden KVK'nın
Turkcell'in toplam satışları içindeki payı 1994-2000 (Temmuza kadar) döneminde
%41; 1999'da %43,37; 2000'de (Temmuz'a kadar) ise %48,90'dır.
Turkcell'in 2000 yılının Ocak ve Şubat aylarına ait "Aylık Bazda
Distribütörlerin Kampanyalı Aktivasyon Takip Raporu" incelendiğinde (EK-32), bu
dönemde Genpa ile üç; Ertel ile iki; Tekofaks ile bir kampanya yapılırken, KVK ile
beş ayrı kampanya yürütüldüğü görülmektedir.
Tablo - 16: Turkcell Sim Kart Alışlarına Göre İlk On Distribütör
HAZ 98 HAZ 99
Distribütör adı Sim kart adedi Sıra Sim kart adedi Sıra
KVK 32.000 1 124.680 1
GENPA 29.607 2 61.143 2
TEKOFAKS 4.200 4 50.000 3
BOSCH 18.314 4
54 REKABET KURUMU
ERTEL 900 9 12.921 5
BAŞARI 4.960 3 7.920 6
ŞEMİSTAN 1.650 8 7.500 7
SİMPEKS 200 11 6.506 8
TEKNOTEKS 5.250 9
ASELSAN 4.000 10
610 Turkcell Abone Merkezinin 313'ü KVK bayisidir. KVK kuruluşundan bu
yana pazarda sahip olduğu gücünü ve yüksek pazar payını çok büyük ölçüde
Ericsson'daki satışıyla sağlamıştır. Tüketicinin en çok tercih ettiği markalardan biri
olan Ericsson satışlarının %55 - %60'ını KVK gerçekleştirmektedir.
Tablo - 17: Ericsson Satışları
Distribütör 1998 1999 2000 (Temmuza kadar)
Genpa 347.900 645.381 506.063
KVK 505.475 843.356 585.901
KVK'da yapılan yerinde incelemede Genel Müdür Yardımcısı H… G…'nin
odasında bulunan "KVK Gölge Müşteri Araştırması- Yönetici Özeti" başlıklı KVK
Shoplar'ın çalışmalarını denetlemeye yönelik bir piyasa araştırmasının sonuçlarını
içeren belgeye göre 25 Nisan - 12 Mayıs 2000 tarihleri arasında gerçekleştirilen
araştırmada satış temsilcilerinin %89'unun müşterileri Ericsson markasına
yönlendirdiği ve %87'sinin Turkcell kullanmanın daha avantajlı olduğunu belirttiği
ifade edilmektedir. 1996'dan 2000'e kadar KVK Shop'ların iç dizaynlarını ve KVK ve
Turkcell tabela örneklerini gösteren tanıtım broşürü de "1996'dan 2000'e kadar KVK
Shoplar (Süregelen Bütünlük)" başlığını taşımaktadır.
3700 gazete bayi aracılığıyla Turkcell'in ön ödemeli kartlarından biri olan
"Muhabbet Kart"ın (diğeri Hazır Kart) ve kontör yükleme kartlarının pazarlama, satış
ve dağıtımını yapmak üzere kurulan A-TEL'de de KVK'nın %50 ortaklık payı
bulunmaktadır. A-Tel'in ortaklık yapısı aşağıda gösterilmektedir:
Tablo - 18: A-Tel’in Ortaklık Yapısı
ORTAK PAYI (%)
KVK Mobil Telefon Sistemleri A.Ş. 50
Medya Holding A.Ş. 25
Bilgin Holding A.Ş. 19,5
Bilgin Yayıncılık A.Ş. 5
Önay Şevket Bilgin 0,5
55 REKABET KURUMU
Aşağıdaki tabloda Mart 1999 - Temmuz 2000 arasında Turkcell'in toplam ön
ödemeli kart satış yüzdeleri gösterilmektedir. Tablodan görüldüğü gibi ön ödemeli
satışların üçte ikisine yakını KVK ve A-Tel kanalıyla gerçekleştirilmektedir.
Tablo - 19: Turkcell’in ön ödemeli kart satışlarının distribütörlere dağılımı
DİSTRİBÜTÖR PAYI (%)
A-Tel 45
Genpa 34
KVK 18
Tekofaks 3
19.01.2000 tarihinde Genpa bayisi olan Şengüller GSM Center adına F… Ş…
tarafından Mobisad Başkanı K… K…'e yazılan mektupta 15.12.1999-31.12.1999
tarihleri arasında TAM'lar tarafından yapılacak Nokia aktivasyonlarına Turkcell
tarafından distribütörler aracılığıyla 5.000.000 TL iade edileceği ve bunun da ‘deprem
verginiz bize ait’ sloganıyla tüketiciye yansıtılacağı; ancak Genpa bayileri olan
TAM'ların Nokia aktivasyonlarına KVK bayisi olmadıkları ve bu konuda Turkcell ile
birebir muhatap olamadıkları için 5.000.000 TL deprem iadesi alma hakkından
mahrum kaldıkları belirtilmektedir. Bu durum hakim konumda olan Turkcell'in
ekonomik bütünlük içinde olduğu KVK lehine ayrımcılık yaptığını göstermektedir.
Erdem Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Z… A… E… tarafından
Çukurova Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı M… E… K…’e gönderilen mektupta
ise Genpa’nın 1999 yılında Turkcell ön ödemeli kart satışlarında %45’lik, 2000 yılının
ilk altı ayında ise %40'lık pazar payına sahip olmasına rağmen 2000 yılının Temmuz
ayından itibaren pazar payının gerektirdiği miktarda hazır kart temin edemediği;
A-TEL'in Temmuz ayında yaklaşık 400 bin adet hazır kart sattığı, 1999 ve 2000
yılının ilk altı ayında oluşan pazar payı (%40-%45) göz önüne alındığında Genpa’ya
da yaklaşık olarak 300 bin adet hazır kart tahsis edilmesi gerektiği ancak Temmuz
ayı için Turkcell'in Genpa’ya tahsis edilen hazır kart adedinin 37 bin olduğu ve bu
sayının ay sonunda 63 bine çıkacağının Turkcell tarafından ifade edildiği
belirtilmektedir.
Yukarıda belirttiğimiz tespitlere ek olarak, bu kararın önceki maddesinde
açıklandığı üzere Turkcell Nokia marka cep telefonlarına ilişkin olarak Başarı ile
çalışırken KVK'nın Nokia distribütörlüğünü almasından sonra Başarı ile kampanya
yapmayarak Nokia satışlarını da KVK'ya yönlendirmiştir. Turkcell'in bunu
gerçekleştirmek için uyguladığı yöntem Başarı'ya verdiği desteği kesmek olmuştur.
Bunun üzerine Başarı'nın Turkcell içindeki pazar payı %25'lerden %4'lere düşmüş;
sonuçta Nokia Finlandiya bir başka ithalatçı firmaya da distribütörlük vermek
durumunda kalmıştır. Turkcell'in desteğini kestiği döneme kadar Başarı Elektronik'in
Turkcell hatlı aktivasyonları oldukça yüksektir ve talepte herhangi bir azalma
sözkonusu değildir.
Turkcell'in yukarıda belirtilen eylemleri 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesinin
(d) bendinde örneklenen yasak eylemler kapsamındadır.
56 REKABET KURUMU
H.4.4.2. Savunmalar ve Değerlendirilmesi
- Turkcell'in ilk yazılı savunmasında KVK ile Turkcell’in aynı piyasada faaliyet
göstermedikleri, dolayısıyla sözkonusu ihlalin gerçekleşemeyeceği iddia edil-
mektedir.
Turkcell ve KVK'nın aynı pazarda faaliyet gösterdiklerine dair bir iddia
sözkonusu değildir. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6.
maddesi "Belirli bir piyasadaki hakimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve
ticari avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet
koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler"i yasaklamaktadır. Turkcell'in soruş-
turmaya konu olan eylemi GSM operatörlüğü piyasasındaki hakim durumun, GSM
cep telefonları piyasasında KVK'nın durumunu güçlendirmek amacıyla
kullanılmasıdır. Dolayısıyla ihlalin oluşması için Turkcell'in cihaz piyasasında
doğrudan bir faaliyetinin bulunması gerekmemekte; GSM operatörlüğü piyasa-sında
sahip olduğu gücü cihaz piyasasında KVK'yı güçlendirmek yönünde kullanması
yeterli olmaktadır.
- İlk yazılı savunmada ayrıca Turkcell'in bundan hiçbir ekonomik çıkarının
bulunmadığı, Turkcell'in ekonomik hedefinin abone sayısını artırmak olduğu, cihaz
piyasasında hangi distribütörle çalışıldığının, ticari mutabakatlara uyulması ve
başarılı olunması kaydıyla, Turkcell açısından önem arz etmediği; Turkcell'in GSM
aboneleri içindeki payının, kendi başarıları ve rakibinin başarısızlıkları karşısında
tüketicinin şekillendirdiği oranda bulunduğu, Unitel isimli bir firmanın da Uzan
Grubu’na bağlı olduğu, ayrıca bunun dışında da Telsim’in kendisine aktif olarak
faaliyet gösterebilecek birçok ticari muhatap bulmasının mümkün olduğu ve
kampanyaların birkaç aylık kısa süreli anlaşmalar olduğu, bunun distribütörlerin
Telsim’le de kampanya düzenlemelerine engel olmadığı iddia edilmektedir.
Turkcell'in ekonomik hedefinin abone sayısını artırmak olması gerektiği
muhakkaktır. Bunu kendisine hedef olarak belirleyen bir operatörün kendisiyle
kampanya kapsamında çalışmak isteyen distribütörlerin taleplerini geri çevirmemesi
beklenir. Ancak önceki bölümlerde açıklandığı gibi Turkcell'in distribütörler arasında
ayrımcı uygulamalarda bulunarak, toplam abone sayısını artırmaktan çok, münhasır
distribütörleri kanalıyla kazandığı abone sayısını artırmayı hedeflediği
anlaşılmaktadır. Kaldı ki KVK ile ekonomik birlik içinde bulunması nedeniyle bundan
ekonomik çıkarı bulunduğu açıktır. Piyasada rekabet koşullarının tesisi için
piyasanın operatör-distribütör arasındaki bağımlılık ilişkilerinden kurtarılması
gerekmektedir.
- İkinci yazılı savunmada ise KVK'nın Turkcell ile ekonomik birlik içinde olduğu
iddiasının doğru olmadığı, Turkcell ile KVK'nın ayrı yönetim organlarına, personele
ve mali kaynaklara sahip oldukları, KVK ile Turkcell’in iki ayrı teşebbüs olduğu
gerçeği kabul edilirken, bunların aynı grup tarafından kontrol edildiği görüşünün
çelişki oluşturduğu iddia edilmektedir.
Turkcell GSM hizmetleri piyasasında, KVK ise cep telefonu piyasasında
faaliyet gösteren ayrı teşebbüslerdir. Turkcell'in kendi piyasasındaki hakim
durumunu cep telefonu piyasasında KVK lehine kötüye kullanması mümkündür.
57 REKABET KURUMU
Sözlü savunma toplantısında yazılı savunmalarda yer verilen hususlardan
farklı bir savunma yapılmamıştır.
H.4.4.3. Gerekçe ve Hukuki Dayanak
Telsim'in, GSM hizmetleri pazarında hakim durumda olan Turkcell'in bu hakim
durumunu GSM cep telefonu pazarında da güçlenme yönünde kullandığına;
Başarı'nın da Turkcell'in KVK'nın en büyük ortağı olduğuna ve Turkcell'in ayrımcı bir
uygulama ile kendilerine yapılan desteği kestiğine dair iddiaları incelenmiş;
- KVK hisselerinin %97'sinin Turkcell'de ortaklığı bulunanlara ait olduğu,
- KVK aracılığıyla gerçekleştirilen aktivasyonlar için deprem vergisi tüketiciden
alınmazken, Genpa bayilerine aynı olanağın sağlanmadığı ve kendisine yeteri kadar
hazır kart tahsis edilmediği hususunda Genpa'nın şikayetçi olduğu,
- Turkcell'in Nokia marka cep telefonları için Başarı ile kampanya düzenlerken
KVK'nın Nokia distribütörlüğünü almasından sonra ayrımcı uygulamada bulunarak
Başarı'ya desteğini kesmiş olduğu anlaşılmıştır.
Bir piyasada hakim durumda bulunan teşebbüsün ekonomik birlik içinde
olduğu başka bir piyasadaki teşebbüse yapacağı destek, o piyasadaki teşebbüsler
arasında rekabeti bozmamalıdır. Yukarıda yer verilen Başarı Elektronik örneğine
dönecek olursak; Turkcell, KVK’nın Nokia distribütörlüğünü almasını müteakip
Başarı’ya verdiği desteği kaldırmış; tüm Turkcell hatlı Nokia satışları KVK kanalıyla
yapılmaya başlanmış ve bu eylemler sonucunda cep telefonu piyasasında rekabet
kısıtlanmıştır. Dolayısıyla Turkcell’in KVK’ya yaptığı desteklerin ihlal oluşturup
oluşturmadığı hususunda belirleyici unsur, cep telefonu piyasasında rekabet
kuralları bakımından doğurduğu sonuçlar olmaktadır.
Yukarıda belirtilen uygulamaları ile Turkcell’in, GSM hizmetleri pazarındaki
hakim durumunu, kendisi ile ekonomik birlik içinde olan KVK Mobil Telefon
Sistemleri A.Ş.'nin cep telefonu piyasasındaki durumunu güçlendirmek için
kullanarak ve bu pazarda KVK’nın rakibi durumunda olan distribütörler aleyhine
rekabeti kısıtlayarak 4054 Sayılı Kanun'un 6. maddesinin (d) bendinde örneklenen
yasak eylemlerde bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
I- SONUÇ
1. Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin GSM hizmetleri pazarında hakim durumda
olduğuna OYÇOKLUĞU ile;
2. a) Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin,
i) Düzenlediği kampanyalar çerçevesinde cep telefonu distribütörleri ile münhasır
çalışması veya bunları kendisine bağımlı konuma getirmesi suretiyle, bu
distribütörlerin rakip operatörlerle benzer kampanyalar yapmasını ve sonuç olarak
bu distribütörlere ait cihazların rakip operatör hattı ile satılmasını engellediğine;
ii) Aralık 1999 öncesinde bayileri, Aralık 1999 sonrasında ise abone merkezleri ve
abone noktaları ile münhasır çalışması suretiyle, abone merkezleri ve abone
noktalarının aynı zamanda distribütörlerin bayileri olmaları ve bu distribütörlerin
tamamına yakınının yukarıda açıklandığı üzere münhasır ve bağımlı kılınmış
distribütörler olmalarının birlikte sonucu olarak rakip operatörün piyasadaki
faaliyetlerini zorlaştırdığına;
58 REKABET KURUMU
ve böylece 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesinin (a)
bendinde örnek olarak belirtilen yasak eylemlerde bulunduğuna OYÇOKLUĞU ile;
b) Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin,
i) GSM hizmetleri pazarındaki hakim durumuna dayalı olarak, GSM cep telefonu
pazarında faaliyet gösteren distribütörler arasında gerçekleştirdiği ayrımcı
uygulamalar sonucunda kendisi ile münhasır ve bağımlı çalışan distribütörler
karşısında, bu tür ilişkiye girmeyen distribütörlerin rekabette dezavantajlı konuma
gelmelerine neden olarak, 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6.
maddesinin (b) bendinde örneklenen yasak eylemlerde bulunduğuna OYÇOKLUĞU
ile;
ii) GSM hizmetleri pazarındaki hakim durumunu, kendisi ile ekonomik birlik içinde
olan KVK Mobil Telefon Sistemleri A.Ş.'nin GSM cep telefonu pazarındaki durumunu
güçlendirmek için kullanarak ve bu pazarda KVK’nın rakibi durumunda olan
distribütörler aleyhine rekabeti kısıtlayarak, 4054 Sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun'un 6. maddesinin (d) bendinde örneklenen yasak eylemlerde
bulunduğuna OYÇOKLUĞU ile;
Sonuç olarak,
Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin yukarıda (a) ve (b) paragraflarında
belirtilen eylemleri gerçekleştirmek suretiyle 4054 Sayılı Kanun'un 6. maddesi
kapsamında ihlale yol açtığına ve bu nedenle aynı Kanun’un 16. maddesinin 2.
fıkrası gereğince idari para cezası ile cezalandırılması gerektiğine OYÇOKLUĞU ile;
3- Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin dağıtım ağındaki teşebbüsler ile yaptığı Aralık
1999 tarihine dek yürürlükte olan sözleşmeler ile bu tarihten sonra yürürlüğe giren
yeni sözleşmelerde yer alan fiyat tespitine ilişkin hükümler ve bu sözleşmelere
dayalı eylemlerinin aşağıda 5-b-i maddesinde açıklandığı üzere 4054 Sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesi kapsamında ihlale yol
açtığına;
Bu nedenle aynı Kanun'un 16. maddesinin 2. fıkrası gereğince idari para
cezası ile cezalandırılması gerektiğine OYBİRLİĞİ ile;
4- Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin yukarıda;
a) 2. maddede belirtilen 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal eden eylemlerinden
dolayı, soruşturmanın yürütülmesi sırasında gösterdiği olumlu tutum ve soruşturma
heyetine sağladığı kolaylıklar azaltma sebebi olarak dikkate alınarak, 1999 yılı
sonunda oluşan yıllık gayrisafi gelirinin (net satışlar) % 0,9’u oranında takdiren
6.275.816.100.000.- (Altı trilyon iki yüz yetmiş beş milyar sekiz yüz on altı milyon yüz
bin) TL.;
b) 3. maddede belirtilen 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal eden eylemlerinden
dolayı, bu eylemler sonucu doğan zararın azlığı azaltma sebebi olarak dikkate
alınarak, 1999 yılı sonunda oluşan yıllık gayrisafi gelirinin (net satışlar) % 0,1’i
oranında takdiren 697.312.900.000.- (Altı yüz doksan yedi milyar üç yüz on iki
milyon dokuz yüzbin) TL.; olmak üzere toplam 6.973.129.000.000. - (altı trilyon
dokuz yüz yetmiş üç milyar yüz yirmi dokuz milyon) TL. para cezası ile
cezalandırılmasına OYBİRLİĞİ ile;
59 REKABET KURUMU
5- a) Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin yukarıda 2. maddede belirtilen 4054 sayılı
Kanun’un 6. maddesi kapsamındaki eylemlerine son vermesine ve bu çerçevede cep
telefonu distribütörleri ve ithalatçıları arasında haklı bir neden olmaması halinde
ayrımcı uygulamalarda bulunmamasına,
b) i) Fiyatların belirlenmesine ilişkin olarak,
- Turkcell bayilerinin (TAM’ların doğrudan veya TAN’lar vasıtasıyla) Turkcell abone
hizmetlerinin devamı niteliğinde ticari ve finansal risk üstlenmeksizin yaptıkları
aktivasyon hizmetlerinin satış bedellerinin Turkcell tarafından belirlenebileceğine;
- Ancak mülkiyetleri Turkcell dikey yapılanması içindeki teşebbüslere geçen ve
yeniden satıcı sıfatıyla devredilen sim kart ve kontör kartların yeniden satış
fiyatlarının Turkcell tarafından belirlenemeyeceğine;
ii) Bayilerin münhasır çalışmasına ilişkin olarak,
- TAM ve TAN’ların aynı zamanda cep telefonu distribütörü bayileri olmaması
durumunda, rakip operatörlerin aynı nitelikte bayi edinmelerine engel
bulunmadığından münhasır çalışma şartının rekabet kuralları bakımından bir
sakıncasının olmadığına;
- TAM ve TAN’ların aynı zamanda Turkcell ile münhasır çalışan cep telefonu
distribütörlerinin bayileri olmaları halinde rakip operatörlerin söz konusu
distribütörlerin markalarını satan bayi edinmeleri mümkün olmadığından ve bu
surette ilgili pazarda rekabet önemli ölçüde kısıtlanacağından münhasır çalışma
şartının getirilemeyeceğine;
Bu bakımdan, Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin TAM’lar ile yaptığı
sözleşmelerdeki;
- Fiyata ilişkin hükmün yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda düzeltilmesi,
- Aynı zamanda cep telefonu distribütörlerinin bayisi olan TAM’lar ile münhasırlığa
ilişkin hükümlerin çıkarılması,
- Sözleşmelerde bu değişikliklerin yapılarak Rekabet Kurulu'na gerekçeli kararın
tebliğini takip eden 60 gün içinde bildirilmesi,
- Uygulamada da fiyat tespiti anlamına gelen ve münhasır çalışmaya zorlayan
eylemlerde bulunmaması,
gerektiği hususlarının ilgili teşebbüse bildirilmesine OYBİRLİĞİ ile;
6- Sim kilit uygulamasına ilişkin olarak;
- Sim kilidin promosyon kapsamında olmayan, yani bedelinin bir bölümü, belirli süre
için abonelik şartına bağlı olarak bir GSM operatörü tarafından karşılanmayan
cihazlara uygulanmaması,
- Promosyon kapsamında olup da sim kilitli cihaz satılması/verilmesi halinde,
- Tüketiciye sim kilitli cihaz satıldığının/verildiğinin, sim kilit zorunluluğunun bitim
tarihinin ve süre bitiminden itibaren cihaz sahibinin talebi halinde sim kilidin ücretsiz
olarak kaldırılacağının ya da bu sürenin bitiminden sonra abone kalınması halinde
tüketiciye sağlanacak avantajların bildirilmesi,
- Cihaz sahibinin sim kilit süresinden önce de kilidi kaldırmakta serbest olması,
süresinden önce kilit kaldırılması halinde cihaz sahibinin promosyonu yapan
60 REKABET KURUMU
operatöre kalan sürenin ne kadar olması halinde ne kadar promosyon iadesinde
bulunacağı hususunda bilgilendirilmesi,
gerektiği hususlarına ilişkin olarak Telekomünikasyon Kurumu’na görüş bildiril-
mesine OYBİRLİĞİ ile;
Danıştay yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
Rekabet Kurulu’nun 20.7.2001 Gün ve 01-35/347-95 Sayılı Kararı’na
KARŞI OY GEREKÇESİ
1. Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin Türkiye GSM hizmetleri pazarında hakim
durumda bulunduğu kabul edilmiş de olsa, rakip kuruluş Telsim Mobil
Telekominikasyon A.Ş.’nin %30 dolaylarında belirlenen pazar payı ile hatırısayılır bir
güç olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Nitekim, konu ile ilgili soruşturma dosyasında,
Turkcell’in öndegelen GSM cihaz distribütörleri ile münhasır anlaşmalar içinde
bulunduğu saptanmakla birlikte, Telsim’in kendi kartlarıyla satılacak telefon
bulamadığı somut biçimde ortaya konulamamıştır. Ayrıca, Turkcell’in münhasıran
kendine bağlamış olduğu belirtilen belli başlı markalarda GSM cihazlarının dahi
Telsim kartı ile temin edilmesinin mümkün olduğu da görülmektedir.
Öte yandan serbest piyasalarda rakip operatör ya da genel bir ifade ile
rakiplerin işini zorlaştırmanın ticari hayatın doğal bir gereği ve gerçeği olduğunun da
rekabet otoritelerince kabule dilmesi ve dolayısıyla bu nitelikteki her politika, strateji
ve eylemin hakim durumun kötüye kullanılması olarak adlandırılmasından kaçırılması
gerektiğini düşünüyorum.
2. Soruşturma Raporu ve Karar’ın ilgili bölümlerinde belirgin olarak ortaya konan
ayırımcı uygulama örneği, Turkcell’in belirli markaların distribütörleriyle GSM
cihazının fiyatının bir kısmını sübvansiyonla karşılamak biçiminde “kampanya”lar
yapması, diğer bazı marka distribütörleriyle ise yapmamasıdır. Oysa, Turkcell’in
GSM hizmetleri piyasasında hakim durumda olduğu kabul edilmiş de olsa, bu
durumun adıgeçen teşebbüsün kimle ticari işbirliği yapacağına ilişkin karar verme
hakkını elinden aldığını söylemek mümkün değildir. Turkcell, karşılıklı şartların
pazarlığını yaparak anlaşmaya vardığı herhangi bir GSM cihaz ithalatçısı veya
distribütörü ile kampanya yapmakta özgürdür ve doğal olarak bunun tersi de
geçerlidir. Turkcell’in bu özgürlüğünü kullanması, 4054 sayılı yasanın 6.maddesinde
tanımlandığı üzere hakim durumun kötüye kullanılması olarak değerlendirilemez.
Yukarıda açıklamaya çalıştığım düşüncelerle başlıkta anılan Kurul Kararı’nın
2(a) ve 2(b-i) bentlerine katılmadım.
Murat GENCER
Kurul Üyesi
61 REKABET KURUMU
KARŞI OY GEREKÇESİ
Rekabet Kurulunun 01-35/347-95 sayılı Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.
hakkındaki nihai kararın 1., 2(a) ve 2(b-i,ii) maddelerine muhalefet gerekçem şu
hususları içermektedir.
1. kararın tamamını; Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin GSM hizmetleri
piyasasında hakim durumda olduğuna dayanmaktadır.
Bilindiği gibi Hakim Durum: Bir teşebbüsün belirli bir piyasada, rakipleri ve
müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi
ekonomik parametrelerini belirleyebilme gücüdür.
GSM Hizmetleri piyasasında halihazırda Turkcell ve Telsim olmak üzere iki
teşebbüs faaliyet göstermektedir. İş-Tim ve Telekomda lisans meselelerini halletmiş,
piyasada faaliyet için hazırlık yapmaktadırlar.
İki aktörün faaliyet gösterdiği diopol bir piyasada, pazarın tam ortadan eşit
şekilde bölünmesi söz konusu olamaz. Bir takım davranışlardan dolayı birinin
diğerinden farklı pazar payına sahip olması hakim durumda olduğunu göstermez.
Hernekadar pazar paylaşımı %70 - %30 biçiminde isede bu pazar paylaşımı tek
başına hakim durumun varlığı için yeterli değildir.
Yine bilindiği gibi piyasaya girişin yasal izne bağlı oluşu, bir giriş engeli gibi
gözükebilir. Ama unutulmamalıdır ki, piyasaya giriş izne tabi olduğu gibi, bu
piyasadaki bir çok düzenlemeler de kamu otoritesinin denetimi altındadır.
Esasen kamusal müdahalesinin bu denli çok olduğu bir piyasada hakim
durumdan bahsetmek mümkün değildir.
Kaldı ki iki operatörün daha piyasaya giriş hazırlığı içinde oluşu, var olan
operatörleri de potansiyel rekabete daha duyarlı hale getirmektedir. Bu durumda
pazar payı %70 olan bir operatörün bırakınız mevcut operatörden bağımsız,
piyasaya henüz girmemiş olan ve girme hazırlığı yapan operatörleri bile dikkate
almadan herhangi bir ekonomik parametre (fiyat gibi) belirleyebilmesi mümkün
değildir.
Mamafih Nisan 2001’de İş-Tim’in piyasaya giriş hazırlığı içinde olduğu
dönemde henüz pazarpayı %0 ve pazarda faaliyeti olmamasına rağmen; fiyat ve
abonelik koşullarıyla ilgili yaptığı düzenlemeye Turkcell kayıtsız kalamamış,
fiyatlarını indirmek zorunda kalmıştır.
Sonuç olarak, pazara girişin izne tabi oluşu, altyapı harcamalarının yüklü,
satış ve dağıtım harcamalarının büyüklüğü giriş engeli teşkil ediyor olmasına
rağmen, operatörlerin ekonomik parametrelerini de bağımsız belirleyemediği ve
kamusal denetime tabi olduğu bir piyasada sadece pazar payı ile hakim durumda
olduğunu söylemek mümkün olmayacaktır.
2. kararın 2(a) ve 2 (b-i,ii) maddelerindeki hükümler, Turkcell İletişim
Hizmetleri A.Ş.’nin, GSM hizmetleri piyasasında hakim durumda olduğu kararına
dayandırılarak alınmıştır.
62 REKABET KURUMU
Turkcell’in; düzenlediği kampanyalar çerçevesinde cep telefonu distribütörleri
ile münhasır çalışması veya bunları kendisine bağımlı konuma getirmesi suretiyle, bu
distribütörlerin rakip operatörlerle benzer kampanyalar yapmasını ve bu
distribütörlere ait cihazların rakip öperatör hattı ile satılmasının engellenmesi ile,
bayileri aktivasyon merkezleri ve abone noktaları ile münhasır çalışması suretiyle,
Aktivasyon merkezleri ve Abone noktalarının aynı zamanda distribütörlerin bayileri
olmaları ve bu distribütörlerin tamamına yakınının münhasır ve bağımlı kılınmış
distribütörler olmalarının birlikte sonucu olarak, rakip operatörün piyasadaki
faaliyetleri zorlaştırması eylemleri, ancak Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin hakim
durumda bir ihlal sayılabileceği, aksi halde; hakim durumun bulunmaması
durumunda bu eylemlerin de ihlal sayılması gerekir.
Keza Distribütörler arasındaki ayrımcı uygulama sayesinde kendisi ile
çalışanları avantajlı, Rakip distribütörleri aleyhine rekabeti kısıtlama eylemi de
hakim durumuna dayalı olarak değerlendirilebilecek olan bir ihlal olup, Turkcell’in
hakim durumda olduğu hususu kabul edilmediği takdirde bu eylemler de ihlal teşkil
etmeyeceğinden, Kurulun nihai kararının yukarıda bahsi geçen hükümlerine
katılmıyorum.
Prof. Dr. Tamer MÜFTÜOĞLU Mustafa PARLAK
Başkan Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy