Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2007-2-234 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 08-27/306-97
Karar Tarihi : 2.4.2008
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Süreyya ÇAKIN, Mehmet Akif ERSİN, Dr. Mustafa ATEŞ
İsmail Hakkı KARAKELLE
B. RAPORTÖRLER : Fatma GÖZLÜKAYA ANGI, Adnan AKGÜN
C. ŞİKAYET EDEN : Vodafone Telekomünikasyon A.Ş.
Temsilcisi: Av. Dr. İ. Yılmaz ASLAN
Barbaros Bulvarı Tan Apt. No:60/5 Balmumcu
Beşiktaş İstanbul
D. HAKKINDA ÖNARAŞTIRMA
YAPILAN : Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.
Turkcell Plaza Meşrutiyet Cad. No: 71
34730 Tepebaşı İstanbul
E. DOSYA KONUSU : Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin münhasır
anlaşmalar yoluyla 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’u ihlal
ettiği iddiası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ : Şikayetçi tarafından yapılan başvuruda;
- GSM operatörleri olan Vodafone Telekomünikasyon A.Ş. (Vodafone),
Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. (Turkcell) ve Avea İletişim Hizmetleri
A.Ş.’nin (Avea) araç takip sistemleri işinde faaliyet gösteren firmalar ile
çözüm ortaklığı yapmakta oldukları,
- Çözüm ortaklığı kapsamında çözüm ortağı firmalar tarafından araçlara
takılan GPS sistemleri ile araçların tüm hareketlerinin GPS uydu sistemleri
tarafından tespit edildiği ve bu hareketlerin GSM operatörlerinin GSM-
GPRS-SMS-CSM servisleri yoluyla aktarılarak sayısal haritalar üzerinden
izlendiği,
- Vodafone’un bu alandaki çözüm ortaklarından birinin Filotek Mobil Filo
Teknolojileri ve Servis Hizmetleri Ltd. Şti. (Filotek) olduğu,
- Filotek’in araç takip sisteminde kullandığı ekipman ve yazılım ile teknik
destek hizmetlerinin tamamını Turkcell’in münhasır çözüm ortağı olan
Mobiliz Bilgi ve İletişim Teknolojileri A.Ş.’den (Mobiliz) almakta olduğu,
05-53/809-219
2
- Mobiliz tarafından Filotek’e gönderilmiş olan ve Filotek’in Vodafone’un
pazarlama departmanına 31.11.2007 tarihinde ilettiği elektronik postada,
Turkcell ile imzalanan çözüm ortaklığı anlaşması gereği Mobiliz ürünü ile
rakip operatörlerle işbirliği kısıtlaması bulunduğu, Mobiliz ile servis
sağlayıcılığı çözüm ortaklığı statüsünün devamının arzu edilmesi halinde
Vodafone ile yürütülen çözüm ortaklığı statüsünün sona erdirilmesi
gerektiği, aksi takdirde yeni teklif ya da projelerin yapılmayacağı bilgisine
yer verildiği ifade edilerek,
Turkcell’in Mobiliz ile imzalamış olduğu çözüm ortaklığı anlaşması vasıtasıyla
Filotek’i, Vodafone ile olan çözüm ortaklığı ilişkisini sona erdirerek, kendisi ile
çalışmaya zorlamasının Vodafone’un faaliyetlerini zorlaştırmaya ve onu piyasa
dışına atmaya yönelik bir eylem olduğu ve bu eylem ve amaçların 4054 sayılı
Kanun’un 4 ve 6. maddelerine açıkça aykırılık teşkil ettiği iddia edilerek konu
hakkında doğrudan soruşturma açılması, Turkcell’in iddia edilen ihlale devam
etmesi halinde telafisi olunmayacak zararlara karşılaşacağı gerekçesiyle acilen
geçici tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir.
Ayrıca bunlara ek olarak, inceleme sürecinde şikayetçi tarafından, ekinde Filotek
şirket müdürü tarafından Vodafone’a gönderilen 21.2.2008 tarihli e-postaya yer
verilen bir başka yazı daha gönderilmiştir. Ekli e-postada Filotek tarafından,
Mobiliz’in Turkcell Çözüm Ortağı olması ve aynı ürünün Turkcell’in rakip
operatörlerin de portföyünde yer almasının pratikte sıkıntılara yol açtığı, bu
sebepten Vodafone Çözüm Ortağı olarak yürüttükleri faaliyetlerine son vermek
zorunda oldukları, müşterilerin GSM operatörü olarak tercihini kesin olarak
Vodafone olarak bildirmesi halinde teklif ve cihaz vermelerinde herhangi bir sorun
bulunmadığı ifade edilerek, Filotek isminin Vodafone web sayfasından kaldırılması
talep edilmektedir.
G. DOSYA EVRELERİ: Rekabet Kurumu kayıtlarına 05.12.2007 tarih ve 8033
sayı ile giren şikayete ilişkin olarak yapılan inceleme sonucunda hazırlanan
11.02.2008 tarih, 2007-2-234/İİ-08-FGA sayılı İlk İnceleme Raporu 08-16 sayılı
Rekabet Kurulu gündeminde ele alınmış ve 08-16/164-M sayılı Rekabet Kurulu
kararı ile Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. hakkında önaraştırma yapılmasına karar
verilmiştir.
Bunun üzerine yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 26.03.2008 tarih, 2007-2-
234/ÖA-08-FGA sayılı önaraştırma raporu, 28.03.2008 tarih ve REK.0.06.00.00-
110/97 sayılı Başkanlık önergesi ile 08-27 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek
karara bağlanmıştır.
2813 sayılı Telsiz Kanunu'nun 7. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince
Telekomünikasyon Kurumu’ndan konuya ilişkin görüşü talep edilmiş, anılan görüş
04.02.2008 tarih ve 802 sayı ile Rekabet Kurumu kayıtlarına girmiştir.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda;
- Turkcell’in araç takip firmalarıyla, 2002/2 sayılı Tebliğ’in 2007/2 sayılı Tebliğ ile
değiştirilmesinden önceki dönemde yaptığı “Turkcell Kurumsal Çözüm Ortaklığı
Uygulamaları Sözleşmesi” isimli sözleşmelerinin değişik 2002/2 sayılı Tebliğ’in
05-53/809-219
3
Geçici 2. maddesine göre Temmuz 2008 tarihine kadar grup muafiyetinden
yararlanmakta oldukları,
- Turkcell’in araç takip firmalarıyla, 2007/2 sayılı Tebliğ ile değişik 2002/2 sayılı
Tebliğin yürürlüğe girmesinin ardından yapmaya başladığı “Turkcell Veri Servisi
Uygulamaları İş Ortaklığı Sözleşmesi” isimli sözleşmelerin grup muafiyetinden
yararlanamayacağı, bu anlaşmalara 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca
bireysel muafiyet de tanınamayacağı,
- Şikayet konusu eylemine ilişkin olarak Turkcell hakkında 4054 sayılı Kanun’un 6.
maddesi uyarınca soruşturma açılmasına gerek bulunmadığı ifade edilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Taraf: Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.
5 Ekim 1993 tarihinde İstanbul’da kurulan Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin
faaliyet konuları, T.C. Ulaştırma Bakanlığı ile imzalanmış bulunan GSM (Global
System for Mobile Communications) Pan Avrupa Mobil Telefon Sistemi ihalesinde
öngörülen iş ve hizmetler ile ilgili mevzuata aykırı olmamak üzere, her türlü telefon,
telekomünikasyon ve benzeri hizmetleri olarak belirlenmiştir.
1993’te Türk Telekomünikasyon A.Ş. ile gelir paylaşımı sözleşmesi imzalayan
Turkcell, 27 Nisan 1998'den itibaren T.C. Ulaştırma Bakanlığı ile imzaladığı 25
yıllık GSM lisans anlaşması çerçevesinde hizmet sunmaktadır.
Halka açık bir şirket olan Turkcell’in hisselerinin %27,63’ü İstanbul Menkul
Kıymetler Borsası ve New York Stock Exchange'de işlem görmekte, %51’i Turkcell
Holding A.Ş.’ye ve %13,07’si ise Sonera Holding ABV’ye ait bulunmaktadır.
Turkcell iştirakleri aracılığıyla Azerbaycan, Kazakistan, Gürcistan ve Moldova
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de faaliyette bulunmaktadır.
I.2. İlgili Pazar
Katma değerli hizmetler1, 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu’nun (406 sayılı
Kanun) 3. maddesinin (a) bendi uyarınca ancak bir görev sözleşmesi, imtiyaz
sözleşmesi, telekomünikasyon ruhsatı veya genel izin kapsamında yürütülebilir.
Söz konusu bent aşağıdaki gibidir;
“Katma değerli telekomünikasyon hizmetleri, ek 18 inci madde kapsamında
sayılan hizmetler ve 2 nci maddenin (c) fıkrasında belirtilen tekel süresinin
sonundan itibaren olmak üzere tekel kapsamındaki telekomünikasyon
hizmetleri de dâhil tüm telekomünikasyon hizmetleri, ilgili hizmetin türüne
göre ancak bir görev sözleşmesi, imtiyaz sözleşmesi, telekomünikasyon
ruhsatı veya genel izin kapsamında yürütülebilir. Ek 18 inci madde
kapsamında sayılan hizmetler, ancak bir imtiyaz sözleşmesi veya
telekomünikasyon ruhsatı ile yürütülebilir.”
406 sayılı Kanun’un Ek 18. maddesi hükmü ise;
1 406 sayılı Kanun 1. maddesinde katma değerli hizmetler “aboneler arasında iletilen ses ve veri dahil her
türlü mesajın formu, muhtevası, kodu, protokolü veya benzer hususları üzerinde bilgisayar işlemleri ile veya
başka surette işlem yapıp aboneye veya kullanıcıya ilave, farklı veya yeniden yapılandırılmış bir mesaj ileten
veya yüklenilmiş kaydedilmiş mesaj ve veriler ile aboneler arası interaktiviteyi sağlayan telekomünikasyon
hizmetleri” olarak tanımlanmıştır.
05-53/809-219
4
“Bakanlık, mobil telefon, çağrı cihazı, data şebekesi, akıllı şebeke, kablo TV,
ankesörlü telefon, uydu sistemleri, rehber basım ve benzeri katma değerli
hizmetler konularında sermaye şirketlerine tekel oluşturmayacak koşulları
da dikkate almak suretiyle işletme lisans ve ruhsatı (sermaye şirketlerinin
devralacakları ve bizzat kuracakları tesislerin işletilmesine yönelik olarak)
verebilir.”
şeklindedir. Bu doğrultuda Telekomünikasyon Kurumu tarafından katma değerli
telekomünikasyon hizmetlerinin sunumu, Telekomünikasyon Hizmet ve
Altyapılarına İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliği ile bir yetki belgesine bağlanmıştır.
Telekomünikasyon Kurumu hâlihazırda faaliyet gösteren GSM operatörleri dışında
mobil pazarlarda katma değerli hizmetler sunulabilmesi için herhangi bir şekilde
yetkilendirme yapmamıştır. Dolayısıyla şu an için katma değerli mobil hizmetler
ancak GSM lisans ya da görev sözleşmesi sahibi operatörler tarafından
sağlanabilmektedir.
GSM üzerinden verilen katma değerli hizmetler teknolojik gelişmeler ve GSM
operatörleri arasındaki rekabetin yoğunlaşmasıyla birlikte çeşitlilik ve yaygınlık
kazanmıştır. Farklı tipteki bu hizmetler, servisin nasıl verildiği, servisin içeriği,
amacı vb. açılardan farklı sınıflandırmalara tabi tutulabilmektedir.
Kurul’un 10.2.2005 tarih ve 05-10/86-33 sayılı Kararı’nda katma değerli hizmetler,
eğlence, bilgilendirme ve uzaktan erişim olmak üzere üç kategoride toplanmıştır.
Bunlar:
Eğlence hizmetleri: Bu hizmetler genel olarak logo, melodi, fal servisleri,
piyango oyunları, sohbet ve arkadaşlık servisleri, oyun servisleri gibi eğlence
amaçlı hizmetlerden oluşmaktadır.
Bilgilendirme hizmetleri: Haber içerikli (hava durumu, borsa haberleri, gezi
amaçlı bilgiler vb.) hizmetlerden oluşan ve daha çok kullanıcıyı bilgilendirme
amacı taşıyan hizmetlerdir.
Uzaktan erişim hizmetleri: Cep telefonu üzerinden sunulmasının kullanıcılar
nezdinde en değerli olacağı düşünülen servisler arasındadır (Mobil
bankacılık, e-posta, oylama hizmetleri, araç takip vb.). Bu hizmetlerin
kapsamının ve talebinin gelecek dönemde daha da artacağı tahmin
edilmektedir. Bu hizmetler özellikle insanların hareket halindeyken talep
edebileceği hizmetlerdir. Örneğin, herhangi bir yerden cep telefonu
aracılığıyla para gönderme gibi.
Bahsi geçen kararda, GSM operatörleri açısından yapılan arz yönlü değerlendirme
sonucunda katma değerli hizmetler ses hizmetlerinden ayrıştırılarak ilgili ürün
pazarı “GSM şebekeleri üzerinden sunulan katma değerli hizmetler” olarak
belirlenmiştir. Aynı kararda, katma değerli hizmetlerin sunumu için içerik, bilgisayar
yazılımı, uygulamaları ve sunucularına ihtiyaç duyulduğundan hareketle “GSM
şebekeleri üzerinden katma değerli hizmetler sunmak için gerekli olan içerik temin
ve uygulama hizmetleri” ikinci bir pazar olarak belirlenmiştir. Böylece ilgili ürün
pazarı oldukça geniş bir perspektiften bakılarak belirlenmiş, katma değerli
hizmetler bir bütün olarak ele alınarak amaç ve fonksiyonları bakımından
birbirinden farklılaşan katma değerli hizmetlerin bu özellikleri incelemenin kapsamı
bakımından değerlendirme dışında tutulmuştur.
05-53/809-219
5
Aşağıda, katma değerli hizmetler yelpazesinde yer alan inceleme kapsamındaki
hizmetler, kendisine özgü özellikleri, amaç ve fonksiyonları bakımından diğer
hizmetlerden ayrıştırılarak daha dar kapsamlı bir ilgili ürün pazarı olarak
tanımlanmaktadır.
I.2.1. İlgili Ürün Pazarı
İlgili ürün pazarının tanımlanmasında şikayet konusu mal ve hizmetler incelemenin
başlangıç noktasını oluşturmaktadır. Şikayet dilekçesinde Turkcell’in araç takip
hizmetleri sunan işletmecilerle imzalamış olduğu anlaşmalar ve ilgili diğer
uygulamaları yoluyla rakiplerini pazar dışına çıkarmaya çalıştığı iddiasına yer
verilmektedir.
Araç takip sistemi, motorlu araçlara takılan elektronik cihaz ve bu hizmete özgü
uygulama yazılımları sayesinde, uydular (GPS, Global Positioning System,
Küresel Yer Belirleme Sistemi) yardımı ile alınan konum, hız ve yön bilgilerinin,
GSM altyapısı üzerinden bir merkeze iletilmesi ile müşterilerin araçlarının yerini ve
hareketlerini sanal haritalar üzerinden takibini ve yönlendirilmesini sağlayan
GSM/GPS/GPRS tabanlı bir sistemdir.
Hizmetin tanımından da anlaşılacağı üzere, araç takip hizmeti kendine özgü
teknolojik altyapıların entegrasyonu yoluyla kullanıcıların yer ve çeşitli sensörler
yoluyla araçlarına ait verilere ulaşabildiği katma değerli bir hizmettir. Bu hizmetin
sunumunda oluşan verilerin iletimi için GSM (GPRS-SMS) şebekesi kullanılabildiği
gibi uhf (ultra high frequency) telsiz, uydu gibi diğer altyapılar da
kullanılabilmektedir. Fakat GSM şebekelerinin sağladığı mobilite olanağı,
yaygınlığı, yaygınlık dolayısıyla bu alandaki bilgi birikiminin artması ve kendine
özgü standartların oluşması, GPRS teknolojisinin fiyat avantajı gibi sebeplerle
iletim mecrası olarak GPRS altyapısı diğer teknolojilere göre farklı bir konuma
gelmiştir.
Araç takip hizmetleri, GPS üzerinden elde edilen bilgilerin, GPRS teknolojisi ile
GSM şebekeleri üzerinden, bu hizmeti sunan firmalara ulaştırılarak ve bu firmalar
tarafından verilerin işlenerek kullanıcılara sunulduğu bütünleşik bir hizmettir.
Hizmetin sunumunda GSM operatörleri ile bu alanda uzmanlaşmış iş ortakları
birlikte çalışmaktadır. İş ortakları hizmetin sunumu için gerekli olan donanım
(cihazın montajı, çalıştırılması vb. hizmetler dahil) ve yazılım ile hizmetin sürekliliği
için teknik destek hizmetleri sunmaktadırlar. Araç takip hizmetlerinden
faydalanmak isteyen kullanıcılar öncelikle bu hizmeti sağlayan bir firma ile irtibata
geçerek hizmete ilişkin donanım (elektronik cihaz ve yazılım), takip, bakım gibi
diğer hizmetlerin verilmesi için bir sözleşme yapmaktadır. Bu bağlamda araç takip
hizmeti sunan firmalar, hizmetin sunumunda kullanılan elektronik cihaz ile özel
yazılım ve uygulamaların üretimi/ithalatı yoluyla tedariki ile süreklilik arz eden takip
hizmetinin sunumu faaliyeti ile uğraşmaktadır. Araç takip ekipmanlarının araca
takılmasından önce, cihazların GSM-GPRS şebekesine erişiminin sağlanabilmesi
amacıyla cihazlara bir SIM kart takılması işi ise yine firmalarca yapılmaktadır.
GSM operatörlerinin bu hizmetin sunumundaki rolleri, sistemin işleyebilmesi için
gerekli olan veri altyapısının (GPRS-SMS vb.) sağlanması ile sınırlıdır. Yapılan
incelemede, kullanıcıların GPRS hizmetini araç takip firmalarından aldıkları
05-53/809-219
6
hizmetten ayrı olarak GSM operatörleri ile yaptıkları abonelik sözleşmeleri ile
temin ettikleri görülmüştür.
Bu çerçevede, bu hizmetin sunumu sürecinde birbirinden bağımsız iki farklı hizmet
ortaya çıkmaktadır; GPRS hizmetleri ile araç takip hizmeti
(cihaz/yazılım/uygulamalar) sunum, destek ve bakım hizmetleri. Sözü edilen her
bir hizmet ile arz ve talep ikamesi bakımından aynı pazarda kabul edilebilecek
başkaca hizmet bulunmamaktadır. Dolayısıyla karara konu şikayet bakımından
belirlenebilecek en dar ilgili ürün pazarları, “araç takip hizmetlerine yönelik GPRS
hizmetleri pazarı” ve “araç takip hizmeti sunum, destek ve bakım hizmetleri”
pazarları olarak belirlenmiştir.
I.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
GSM hizmetlerinin ve dolayısıyla GSM şebekesi üzerinden verilen katma değerli
hizmetlerin tüm Türkiye’de sunuluyor olması nedeniyle ilgili coğrafi pazar Türkiye
Cumhuriyeti sınırları olarak belirlenmiştir.
I.3. GSM Operatörleri ile Araç Takip Firmaları Arasındaki İlişki
Turkcell’in firmalarla yaptığı anlaşmaların ve ilgili uygulamalarının 4054 sayılı
Kanun ve ilgili mevzuat hükümleri bakımından analiz edilebilmesi için öncelikle
GSM operatörleri ile araç takip firmaları arasındaki ilişkinin teknik, operasyonel ve
hukuki açıdan, özellikle de alıcı-sağlayıcı ilişkisinin tespiti amacıyla, ortaya
konulması gerektirmektedir.
406 sayılı Kanun’un 2(a) ve 18. maddelerince yetkilendirilmeden gerçek ve tüzel
kişilerin üçüncü taraflara katma değerli hizmet sunmalarının mümkün olmaması,
bunun için gerekli olan yetkilendirmelerin henüz yapılmamış olması,
telekomünikasyon mevzuatı gereğince bu hizmetleri GSM operatörlerinin
sunmakla yükümlü olmaları sonucunu doğurmaktadır. Operatörler bu hizmeti
sunarken mevzuatça getirilen hizmet standardı ve tüketici haklarına ilişkin
sorumlulukları da taşımaktadırlar. Bu sebeple, hizmetin sunumundan
Telekomünikasyon Kurumu’na ve abonelere karşı hukuki olarak GSM
operatörlerinin sorumlu olduğu kabul edilmektedir.
Diğer taraftan, fiilen, araç takip hizmetinin verilmesinde GSM operatörlerinin
yegane fonksiyonu, araç takip cihazlarına yerleştirilen SIM kartlardan gelen
sinyallerin GPRS sistemi aracılığıyla firmaların sunucularına ulaştırılmasından
ibarettir. Bu şekilde sunuculara ulaşan veriler (GPRS’ten gelen araç bilgileri ile
uydulardan gelen konum bilgileri) firmalarca işlenerek sunucuları üzerinde tutulan
kullanıcı sayfaları yoluyla kullanıcıya ulaştırılmaktadır. Bu çerçevede, operatörler
ile firmalar arasındaki teknik ilişki, operatörlerin araçlardaki cihazlardan gelen
verilerin aktarılması amacıyla GPRS şebekelerini kullanıcının takip hizmetini
alacağı firmanın sunucusuna yönlendirilmesiyle kurulmaktadır. Bu yönlendirme,
olağan GPRS erişimi ya da adanmış hat (APN-Access Point Name) yoluyla
olabilmektedir. Bu bakımdan firmalar teknik anlamda GSM operatörü tarafından
sağlanan altyapı hizmetinin alıcısı konumunda bulunmaktadırlar.
05-53/809-219
7
Yapılan incelemede, bir taraftan telekomünikasyon mevzuatının sözü edilen
gerekliliklerini karşılayabilmek diğer taraftan araç takip hizmetini kullanıcılara en
etkin şekilde verebilmek amacıyla, GSM operatörleri ile firmalar tarafından kendine
özgü bir iş modeli oluşturulduğu görülmüştür. Taraflarca kurulan iş modelinde
hizmetin sunumundan kaynaklanan tüm sorumluluğun firmalara ait olduğu tespit
edilmiştir. Buna göre, araç takip hizmetinde kullanılan elektronik cihaz ve ilgili
uygulama yazılımlarının üretim ve/veya ithalatı, hizmetin pazarlanması, satışı,
cihazların montajı (SIM kartların cihazlara takılması da dahil), satış sonrası bakımı
ve tamiri, GPRS üzerinden elde edilen verilerin ve uydulardan temin edilen sayısal
harita bilgilerinin işlenerek web üzerinden sunulması aşamalarından oluşan araç
takip hizmetinin verilmesi tümüyle firmalara aittir.
Firmalarca üretilen ya da ithal edilen cihazlar ve geliştirilen yazılımlar, müşteri ile
yapılan anlaşmalar çerçevesinde satılmaktadır. Kullanıcılar araç takip cihaz ve
ekipmanları için öncelikle firmalara belirli bir ücret ödemektedirler. Hizmetin sürekli
veri işlenmesini gerektirmesi, dolayısıyla sürekli bir hizmet olması nedeniyle de
firmalara ayrıca aylık bir bedel ödemektedirler.
Firmalar, ürün paketinin üretimi, pazarlanması ve satışı ile araç takip hizmetinin
sunulması sürecinde müşterilerine karşı doğrudan ve münhasıran sorumludurlar.
Bu husus, Turkcell ile firmalar arasında imzalanan “Turkcell Veri Servisi
Uygulamaları İş Ortaklığı Sözleşmesi”nin 4.19 hükmü ile açıkça aşağıdaki şekilde
belirlenmektedir:
“4.19. İş Ortağı, müşterilere sunduğu ürünlerle ilgili herhangi bir sebeple,
resmi kuruluşlardan, 3. kişilerden, hak sahiplerinden, müşterilerden, GSM
abonelerinden gelecek şikayet ve talepler karşısında ve bunların eksiksiz,
doğru ve zamanında çözüme kavuşturulması konusunda tek muhatabın ve
tek sorumlunun kendisi olduğunu, TURKCELL’in bu hususlarda herhangi bir
sorumluluğu olmayacağını kabul ve taahhüt eder.
…
İŞ ORTAĞI, herhangi bir sebeple, resmi kuruluşların, 3. kişilerin, hak
sahiplerinin, müşterilerin, GSM abonelerinin TURKCELL’e herhangi bir
tazminat vs. talebi ile başvurmalar durumunda, TURKCELL’in maruz
kalacağı her tür zarar ve ziyanı hiçbir hüküm istihsaline gerek kalmaksızın
TURKCELL’in talebi ile birlikte derhal ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir.
TURKCELL’in bu durumda cezai şartı talep hakkı saklıdır.”
Sistemin işleyişi sırasında ortaya çıkan sorunların giderilmesinde de öncelikle
firmalar sorumludur. GSM operatörlerinin GPRS sisteminin işleyişinden
kaynaklanan problemlerde dahi, müşterinin sorunun GPRS sisteminden ya da
cihaz veya web servisinden kaynaklandığı konusunda bilgi sahibi olması imkanı
bulunmadığından, öncelikle firmalar muhatap alınmaktadır. Müşterinin sorununu
firmaya iletmesinin ardından, gerekirse, firma yetkilileri GSM operatörlerinin teknik
destek/arıza birimlerine başvurarak sorun hakkında bilgi almakta veya şikayette
bulunmaktadırlar.
05-53/809-219
8
Turkcell ve Vodafone gibi bazı GSM operatörlerinin zaman zaman hizmetin
pazarlanması aşamasında firmalarla birlikte müşteri ziyaretlerinde bulunmaları söz
konusu olmaktaysa da esasen operatörlerin araç takip hizmetindeki yegane
fonksiyonları, GPRS sistemleri üzerinden firma sunucularına veri akışını
sağlamalarıdır. Bu fonksiyonun hukuki temelini, kullanıcılar ile operatörler arasında
imzalanan “abonelik sözleşmeleri” oluşturmaktadır. Bu kapsamda, kullanıcılara
SIM kart temin edilmekte ve abonelik kaydı yapılmaktadır. Uygulamada genellikle,
kullanıcılar abonelik sözleşmeleri çerçevesinde kullandıkları kadar data için GSM
operatörlerince faturalandırılmakta ve fatura bedelini doğrudan operatörlere
ödemektedirler. Bununla birlikte, örneğin Vodafone tarafından uygulanan bir başka
yöntemde, GPRS faturaları firmalar üzerine düzenlenmekte ve data ücreti
firmalarca aylık kullanım bedeline dahil edilerek kullanıcılara yansıtılmaktadır.
GSM operatörleri ile firmalar arasındaki hukuki ilişkiye bakıldığında ise, operatörün
firmaya sağladığı GPRS hizmetine ilişkin olarak taraflar arasında genellikle, yazılı
bir sözleşme bulunmadığı görülmektedir. İlgili GPRS hizmeti araçtaki cihazlardan
gelen verilerin firma sunucularına yönlendirilmesi şeklinde gerçekleşse de, daha
önce de belirtildiği üzere, GPRS hizmeti operatör ile kullanıcılar arasındaki
abonelik sözleşmesine bağlı olarak sunulmaktadır.
Buna ek olarak, telekomünikasyon mevzuatı uyarınca operatörlere ait olmakla
birlikte fiilen firmalarca karşılanan sorumlulukların (hizmetin kalitesi, sürekliliği,
abone bilgilerinin korunması, teknik koşulların sağlanması gibi) belirlenmesi ve iş
ortağı/çözüm ortağı/servis sağlayıcı sıfatına sahip firmaların bu sıfatı ve operatör
logosunu kullanım haklarının ve ilgili yükümlülüklerin belirlenmesi amacıyla
operatör ve firmalar arasında genellikle yazılı sözleşmeler yapılmaktadır.
Telekomünikasyon mevzuatının bahsi geçen hükümleri ve katma değerli
hizmetlerin işletmecilerce sunulması için gerekli olan yetkilendirmelerin henüz
yapılmamış olması sebepleriyle iş modelinin ve sözleşmelerin GSM operatörleri,
firmalar ve kullanıcılar arasında bu şekilde tasarlanmış olduğu anlaşılmaktadır.
Bu bilgiler ışığında, fiili durumda, Turkcell’in araç takip hizmetinin sunulmasında iş
ortaklığı yaptığı firmaların altyapı sağlayıcısı konumunda olduğu sonucuna
ulaşılmaktadır.
I.4. Hakim Durum Analizi
4054 sayılı Kanun’un Tanımlar başlıklı 3. maddesinde hakim durum “Belirli bir
piyasadaki bir veya birden fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden bağımsız
hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri
belirleyebilme gücü” olarak tanımlanmıştır. Bu gücün tespitinde, teşebbüslerin
pazar payları, ilgili ürün pazarındaki talep ve arz ikame olanakları, pazarın yapısal
özellikleri gibi hususların göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Şikayet
bakımından, Turkcell’in pazardaki konumunun belirlenmesinde, bütünleşik bir
hizmet niteliği taşıyan araç takip hizmetinin ilgili olduğu her iki pazardaki pazar
paylarının yanı sıra pazarlardaki arz ve talep koşullarının, giriş engellerinin, pazar
evrelerinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
05-53/809-219
9
Öncelikle belirtmek gerekir ki, araç takip hizmetleri yaklaşık 10 yıllık geçmişiyle
görece yeni bir hizmettir. Bu dönemin önemli bir bölümünde GPRS teknolojisinin
henüz yaygınlaşmamış olması, sayısal haritaların yeni yeni hazırlanmaya
başlanıyor olması, data iletiminin yakın bir geçmişe kadar pahalı olması gibi
nedenlerle bu hizmet hızlı bir gelişim gösterememiştir. Bahsedilen hususlarla ilgili
yaşanan gelişmelerle birlikte son 3 yılda bu hizmetin yaygınlaştığı görülmektedir.
Türkiye’de halihazırda 2007 yıl sonu itibarıyla araç takip hizmetinden faydalanan
60-70 bin civarında araç bulunduğu tahmin edilmektedir. Turkcell’in yalnızca 2006
ve 2007 yıllarında iş ve çözüm ortakları kanalıyla aktive ettiği araç takip
hizmetlerine ilişkin abone sayısının (………) olduğu bildirilmiştir. Bir başka ifade
ile, Turkcell’in 2006 ve 2007 yıllarında elde ettiği abonelerin sayısı pazarın
yaklaşık %(…)’ine tekabül etmektedir. Buna ilave olarak, Turkcell’in bu pazarda
faaliyet göstermeye başlayan ilk firma olması nedeniyle 2006 yılından önce de ilgili
pazardan pay aldığının kabul edilmesi yanlış olmayacaktır. Pazar lideri
konumunda bulunan Arvento firması Genel Müdürü, mevcut cihazların %85’inde
Turkcell SIM kartlarının kullanılmakta olduğunu tahmin ettiğini ifade etmiştir.
Vodafone tarafından ise, GSM operatörlerinin pazar payları; Turkcell %90,
Vodafone % 6, Avea % 4 olarak tahmin edilmektedir.
Turkcell’in ilgili pazara ilk giren firma olması, bir dönem kendi adıyla (Turkcell Araç
Takip) bu hizmetin pazarlamasını yapmış olması gibi sebeplerle bu alanda marka
bilinirliği en yüksek teşebbüs konumuna geldiği görülmektedir. Bu durumun da
Turkcell’in pazar gücünü destekleyici etki yarattığını ileri sürmek mümkündür.
Haziran 2007 tarihi itibarıyla, yaklaşık 58 milyon GSM abonesinin %58’i Turkcell,
%27’si Vodafone, %15’i ise Avea abonesidir. Pazar payları net satışlara göre
değerlendirildiğinde ise, 2006 sonu itibarıyla, Turkcell’in %72’lik bir paya sahip
olduğu görülürken, Vodafone’un %15, Avea’nın %13 pazar payına sahip olduğu
anlaşılmaktadır. Marka bilinirliği, tüketici alışkanlıkları gibi unsurlar dikkate
alındığında Turkcell’in GSM hizmetleri pazarında sahip olduğu pazar gücünün
araç takip hizmetleri pazarında da pazar gücü elde etmesine katkıda bulunduğu
söylenebilecektir.
Bu bilgilerden, mevcut durumda Turkcell’in %(…) ila %(…)’lık bir pazar payı ile
araç takip hizmetlerine yönelik GPRS hizmetleri pazarında hakim durumda
bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
İkinci ilgili ürün pazarına bakıldığında, pazarda halihazırda yaklaşık 25-30
civarında firmanın faaliyet gösterdiği görülmektedir. Turkcell’in cevap yazısında bu
alanda iş ve çözüm ortağı olarak faaliyet gösteren 25 firmanın ismi verilmektedir.
Protel Genel Müdürü, pazarda 15 civarında firmanın ekipman üreticisi ve
sağlayıcısı olarak faaliyet gösterdiğini tahmin etmektedir. Arvento Genel Müdürü
ise, Türkiye’de araç takip donanımlarını üreten 3-4 büyük firmanın bulunduğunu,
bu ürünlerin genellikle çok sayıda bulunan yurt dışı üreticilerinden ithal edilmek
suretiyle satışa sunulduğunu ifade etmektedir.
Bu hizmetin sunumu için cihazların yanı sıra gerekli olan diğer öğeler araçların
takip edilebileceği sanal haritalar ve GPRS şebekesinden gelen verilerin işleneceği
yazılımlardır. Önaraştırma sürecinde raportörlerin görüştüğü firmalarca, ülkemizde
05-53/809-219
10
sayısal harita hazırlayan birçok firma bulunduğu ve bu haritaların temin
edilmesinde herhangi bir sıkıntı yaşanmadığı belirtilmiştir. Diğer taraftan, firmalar
araç takip hizmetinin sunumunda kullanılan cihazların yanı sıra özellikle ilgili
yazılımların ve teknik personelin önemine vurgu yapmışlardır. Pazarın en önemli
firmalarından olan Arvento ve Mobiliz’in firma yetkilileri sırasıyla konu hakkında
aşağıdaki hususları ifade etmişlerdir.
“Bu hizmetin sunumunda kullanılan cihaz ve yazılımlar kadar satış sonrası
sunulan hizmetin de önemi oldukça büyüktür ve zahmetli bir süreçtir.”
“Bu hizmetin sunumunda kullanılan cihazın kalitesi oldukça önemli olmakla
birlikte bu hizmetteki katma değeri yaratan asıl unsur sistemin düzgün
çalışmasını sağlayan yazılım ve sistemin sürekliliğini sağlayan teknik
bilgidir. “
Cihazların sisteme entegre biçimde çalışabilmesi için gerekli olan ve kimi zaman
kullanıcıların faaliyetlerine özel gereksinimleri karşılamak üzere
geliştirilen/farklılaştırılan yazılımların hazırlanmasında, teknik bilgi birikimi,
personel ve zaman unsurları potansiyel teşebbüsler önem arz etmektedir.
Bu pazarda ilk faaliyet göstermeye başlayan firmalardan biri Arvento’dur. Arvento
yaklaşık (……….) araca hizmet vermekte ve yaklaşık %(…)’lik pazar payı ile
halihazırda pazar lideri konumunda bulunmaktadır. Bu pazarda Arvento’nun
ardından gelen en büyük firma Mobiliz’dir. Pazarda Arvento’dan sonra faaliyet
göstermeye başlamış olmasına karşın dinamik yapısıyla mevcut durumda yaklaşık
(………) kullanıcıya hizmet verir hale gelmiştir. Bu iki firmanın hizmetlerinde
kullanmakta oldukları cihazların pazardaki bilinirliğinin yanı sıra, sahip oldukları
yüksek teknik bilgi birikimi de firmaları mevcut ve potansiyel rakiplerine göre
avantajlı duruma getirmektedir. Bu iki teşebbüs dışında, İnfotek (İzci), Microdis,
Satko, Solit, Artek, A&S Otomotiv, Ganpro, Oki Telekomünikasyon gibi firmalar
araç takip hizmetleri pazarında faaliyet gösteren diğer bazı firmalardır. Pazarın
büyüklüğü göz önünde bulundurulduğunda, Arvento ve Mobiliz’in araç takip
hizmeti sunum, destek ve bakım hizmetleri pazarındaki payının toplamda yaklaşık
%(…-…)’lık bir orana ulaştığı, diğer firmaların ise (………) ila (………) kullanıcıya
hizmet vermekte olduğu; başka bir anlatımla pazarda yaklaşık %(…-…)’lik bir paya
sahip oldukları anlaşılmaktadır.
Turkcell halihazırda, bu firmalardan Arvento, Mobiliz ve Naz Teknoloji ile çözüm
ortağı olarak, A&S ve Mobiltim ile iş ortağı olarak faaliyet göstermektedir.
Turkcell’in Arvento ve Mobiliz gibi firmalarla münhasır ya da bu etkiyi
doğurabilecek benzeri yükümlülükler altında çalışmaya devam etmesine bağlı
olarak, Turkcell’in mevcut pazar gücünün daha da artmasının kaçınılmaz olacağını
öngörmek mümkündür.
I.5. Değerlendirme
Şikayette, Turkcell’in araç takip firmalarıyla yaptığı anlaşmalardaki münhasırlık
hükümleri ve ilgili uygulamalarının 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddesine aykırı
olduğu iddia edilmektedir. Bu bölümde, öncelikle Turkcell’in firmalarla araç takip
hizmetinin sunumuna ilişkin yaptığı iki tip sözleşme ve ilgili uygulaması kronolojik
05-53/809-219
11
olarak, Kanun’un 4. maddesi ve ilgili Tebliğler bakımından değerlendirilmektedir.
Bunu takiben, Turkcell’in rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırıcı eylemler içinde
olduğu iddiası Kanun’un 6. maddesi bakımından değerlendirilmektedir.
I.5.1. Turkcell ile Araç Takip Sistemi Firmaları Arasındaki Anlaşmaların
Kanun’un 4. Maddesi Bakımından Değerlendirilmesi
Turkcell ile firmalar arasındaki sağlayıcı-alıcı ilişkisi taraflarca yazılı bir
sözleşmeyle düzenlenmemektedir. Turkcell ile firmalar arasında, bu fiili durumun
bir gereği olarak, telekomünikasyon mevzuatı bakımından Turkcell’e ait olan ancak
fiilen firmalarca karşılanan sorumlulukların düzenlenmesi ve iş ortağı/çözüm ortağı
sıfatına sahip firmaların bu sıfatı ve Turkcell logosunu kullanım haklarının
belirlenmesi ve bunun karşılığında Turkcell’e karşı sahip oldukları yükümlülüklerin
düzenlenmesi amacıyla yazılı anlaşmalar yapılmaktadır.
Önaraştırma sürecinde Kurum raportörleri tarafından Turkcell’de 28.2.2008 günü
yapılan yerinde incelemede, Turkcell yetkililerince firmalarla aralarındaki mevcut
sözleşmelerin Rekabet Kurulu’nun 2007/2 sayılı Tebliğ ile değişik 2002/2 sayılı
Tebliği uyarınca gözden geçirilmesinin ardından yeni tip sözleşmelerin hazırlandığı
ve firmalara gönderildiği, bazı firmalardan imzalanmış nüshaların geldiği ancak
bazılarından henüz gelmediği ifade edilmiştir. Bu bakımdan, Turkcell ile firmalar
arasındaki uygulama ve anlaşmaların Kanun’un 4. maddesi bakımından, her iki tip
sözleşme; “Turkcell Kurumsal Çözüm Ortaklığı Uygulamaları Sözleşmesi” ile
“Turkcell Veri Servisi Uygulamaları İş Ortaklığı Sözleşmesi” isimli sözleşmeler
açısından ayrı ayrı ve bunların geçerli oldukları dönemde yürürlükte bulunan Dikey
Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliğleri çerçevesinde incelenmesi uygun
olacaktır.
I.5.1.1. Turkcell Kurumsal Çözüm Ortaklığı Uygulamaları Sözleşmesi’nin
Kanun’un 4. maddesi Bakımından Değerlendirilmesi
Turkcell’le araç takip firmaları arasındaki Turkcell Kurumsal Çözüm Ortaklığı
Uygulamaları Sözleşmesi”nin (Çözüm Ortaklığı Sözleşmesi) 5.5. numaralı
maddesinde rekabet etmeme yükümlülüğü düzenlenmektedir. Bu sebeple,
anlaşmanın alıcıların (firmaların) pazarda serbestçe faaliyet göstermelerine engel
olmak suretiyle Turkcell’in rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırıcı etkileri olabilecek ve
bu bakımdan 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca yasak olan anlaşmalardan
olduğu anlaşılmaktadır. Bu tip anlaşmanın yapıldığı dönemde yürürlükte bulunan
2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliğ(ler)i uyarınca
incelenmesi gerekmektedir.
2002/2 sayılı Tebliğ’in bazı hükümleri, 14.07.2007 tarihli Resmi Gazete’de
yayımlanan 2007/2 sayılı Tebliğ ile değiştirilmiştir. Değişikliklerden bu
değerlendirme bakımından önem arz eden hüküm, değişik Tebliğ’de düzenlenen
ve bir anlaşmanın muafiyetten yararlanabilmesi için sağlayıcının dikey anlaşma
konusu mal veya hizmetleri sağladığı ilgili pazardaki pazar payının %40’ı
aşmaması koşuludur. Bu koşul Tebliğ’in değişiklik öncesi halinde
bulunmamaktadır. Bu sebeple, Turkcell’in firmalarla 2002/2 sayılı Tebliğ’in 2007/2
sayılı Tebliğ ile değiştirilmeden önceki dönemde yapılan sözleşmeleri hakkındaki
05-53/809-219
12
grup muafiyeti incelemesinin bu koşul dikkate alınmaksızın yapılması
gerekmektedir.
2002/2 sayılı Tebliğ’in 2. maddesinde bu Tebliğ uyarınca Kanun’un 4.
maddesinden muaf tutulacak anlaşmalar belirlenmiştir. Bu belirleme doğrultusunda
bir anlaşmanın dikey anlaşma olarak değerlendirilebilmesi üç unsura tabidir:
- Anlaşma iki ya da daha fazla teşebbüs arasında yapılmalıdır,
- Anlaşmaya taraf teşebbüslerin her biri anlaşmanın amaçları bakımından
üretim ya da dağıtım zincirinin farklı bir seviyesinde faaliyet gösteriyor
olmalıdır,
- Anlaşma belirli mal veya hizmetlerin alımı, satımı veya yeniden satımı
amacıyla yapılmış olmalıdır.
İlgili pazar ve GSM operatörleri ile firmalar arasındaki ilişkinin açıklandığı
bölümlerde gerekçelerine ayrıntılarıyla yer verildiği üzere, her ne kadar
telekomünikasyon mevzuatı bakımından araç takip hizmetinin sunulmasında
hukuken sorumlu olsa da, fiili durumda Turkcell, nihai hizmeti sunan bir işletmeci
olarak kabul edilemeyecektir. Bu hizmet bakımından Turkcell, kullanıcılara nihai
hizmeti sunan firmalara bu hizmetin girdilerinden biri olan GPRS altyapısı hizmetini
sağlayan bir operatör konumundadır. Bu bağlamda Turkcell ile firma arasındaki
ilişkinin, üretim zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren iki teşebbüs
arasında yapılan ve belirli bir hizmetin satımına ilişkin dikey bir anlaşma olduğu ve
Turkcell’in söz konusu dikey ilişkinin sağlayıcısı konumunda olduğu
anlaşılmaktadır.
2002/2 sayılı Tebliğ’in 4. maddesinde, anlaşmalarda yer almaları durumunda
anlaşmanın grup muafiyetinden yararlanmasını engelleyen sınırlamalar
belirlenmiştir. Taraflar arasındaki uygulamada ve Çözüm Ortaklığı Sözleşmesi’nde
bu madde kapsamında ele alınabilecek bir durum veya hükmün bulunmadığı
sonucuna ulaşılmaktadır.
2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinde ise rekabet etmeme yükümlüğü
düzenlenmektedir. Anılan maddede alıcıya getirilen belirsiz süreli veya süresi beş
yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüklerinin muafiyetten yararlanamayacağı ifade
edilmektedir. Çözüm Ortaklığı Sözleşmesi’nin 5.5 hükmünde aşağıdaki ifadeye yer
verilmektedir:
“5.5. KURULUŞ, TURKCELL ile aynı sektörde faaliyet gösteren ve/veya
rekabet ortamı içerisinde bulunan kişi ve kuruluşlarla işbu sözleşme
süresince, işbu sözleşme konusu ürün/ürünlerle ilgili çalışmalarda
bulunamaz.”
Buna göre, Turkcell tarafından alıcı firmaya sözleşme süresi boyunca rekabet
etme yasağı getirilmektedir. Bununla birlikte, Çözüm Ortaklığı Sözleşmesi’nin 12.
maddesinde sözleşmenin süresi bir yıl olarak belirlenmiştir. Sözleşme, süresinin
sona ermesinden sonra kendiliğinden uzayacağına dair bir koşul içermemektedir.
Bu sebeple, Sözleşme’nin rekabet etme yasağına ilişkin hükmünün Tebliğ’in 5.
maddesi ile uyumlu olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
05-53/809-219
13
Bu bilgiler çerçevesinde, Turkcell ve firmalar arasındaki uygulama ile Çözüm
Ortaklığı Sözleşmesi’nin 2007/2 sayılı Tebliğ ile yapılan değişiklik öncesi
yürürlükte bulunan 2002/2 sayılı Grup Muafiyeti Tebliği ile tanınan muafiyetten
yararlandığı kanaatine varılmıştır.
Diğer taraftan, değişik 2002/2 sayılı Tebliğ’in Geçici 2. maddesine göre, 2007/2
sayılı Tebliğ’in yürürlüğe girdiği tarihte 2002/2 sayılı Tebliğ ile sağlanan grup
muafiyetinden yararlanmakta olan ancak 2002/2 sayılı Tebliğ’in 2007/2 sayılı
Tebliğ ile değişik 2. maddesinde öngörülen kapsamın dışında kalan anlaşmaların
bu Tebliğ’in yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde 4054 sayılı Kanun’un
5. maddesinde düzenlenen şartlara uygunluğunun sağlanması gerekmektedir. Bu
süre içerisinde anılan anlaşmalara 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde öngörülen
yasaklama uygulanmayacaktır. Yukarıda “Hakim Durum Analizi” başlıklı bölüm
altında belirtildiği üzere, Turkcell dikey anlaşma konusu mal veya hizmetleri
sağladığı ilgili pazarda %40’ı aşan bir pazar payına sahiptir. Ancak Tebliğ’in bahsi
geçen hükmü sebebiyle, Turkcell’in firmalarla yapmış olduğu inceleme konusu
Çözüm Ortaklığı Sözleşmesi’ne Temmuz 2008 tarihine kadar Kanun’un 4.
maddesindeki yasaklamanın uygulanması imkanı bulunmamaktadır.
Mevcut durumda Turkcell bu konuyu düzenleyen yeni tip sözleşmeleri hazırlamış
ve ilgili firmalara göndermiş bulunmaktadır. Turkcell tarafından, bazı firmaların
sözleşmeleri imzaladığı, bazılarından ise cevap beklenmekte olduğu bilgisi
verilmiştir. Aşağıda bu yeni sözleşme tipi 4. madde bakımından
değerlendirilmektedir.
I.5.1.2. Turkcell Veri Servisi Uygulamaları İş Ortaklığı Sözleşmesi’nin
Kanun’un 4. maddesi Bakımından Değerlendirilmesi
Turkcell’in iş ve çözüm ortağı sıfatıyla araç takip firmaları ile yapmaya başladığı
yeni tip sözleşmenin ismi “Turkcell Veri Servisi Uygulamaları İş Ortaklığı
Sözleşmesi”dir (İş Ortaklığı Sözleşmesi). İş Ortaklığı Sözleşmesi’nin 4.18.
maddesinde aşağıdaki düzenlemeye yer verilmektedir:
“4.18. İŞ ORTAĞI, ürün(ler)’in müşterilere tanıtımı amacıyla yaptığı sunum
ve demoları, müşteri farklı bir şekilde talep etmediği sürece Turkcell
şebekesi üzerinden yapacaktır. İŞ ORTAĞI, ürünlerle ilgili yürüttüğü satış
ve pazarlama faaliyetleri sırasında karşılaştığı potansiyel müşteriler ve satış
fırsatlarından ilk önce TURKCELL’i haberdar etmekle yükümlüdür. İŞ
ORTAĞI, müşterilerin ürünleri TURKCELL ile aynı sektörde faaliyet
gösteren ve/veya rekabet ortamı içerisinde bulunan kişi ve kuruluşlardan
hizmet alarak kullanmayı tercih etmesi durumunda, TURKCELL’e bilgi
vermekle yükümlüdür.”
Anılan hükümle firmalara getirilen yükümlülüklerin uygulamada, müşterilerin
öncelikli olarak Turkcell’e yönlendirilmelerini, pazarın Turkcell için
şeffaflaştırılmasını, böylece Turkcell’in rakiplerini tercih eden müşterilere yönelik
uygun pazarlama ve satış stratejileri geliştirebilmesini sağlayıcı ve rakiplerin
müşterilere satış yapmasını engelleyici etkiler yaratabileceği öngörülmektedir.
Nitekim, Yerinde İnceleme Tutanağı ile Turkcell’e yöneltilen “Turkcell’in bu alanda
birlikte çalıştığı çözüm ortakları/iş ortaklarının doğrudan ya da bayi vb.
05-53/809-219
14
yapılanmalar aracılığıyla rakip GSM operatörleri ile çalışmasına ilişkin kurumsal
politikası ve uygulamaları hakkında bilgi (bu uygulamaların ekonomik ve hukuki
gerekçelerini gösterecek şekilde)” talebine ilişkin olarak Turkcell tarafından
aşağıdaki açıklama yapılmıştır:
“Bu kapsamda, iş/çözüm ortakları ile Şirketimiz arasında imzalamış olan
sözleşmelerde de, anılan firmalara, aboneler farklı bir talepte bulunmadığı
sürece sunum ve demolarını Turkcell hatları ile yapma yükümlülüğü dışında
bir yükümlülük getirmemektedir. Şirketimiz, işbirliği yaptığı firmalara
sağlamış olduğu satış, pazarlama, eğitim, prim vb. destekler aracılığıyla,
belirli bir ürün/markaya yatırım yaptığında, haklı olarak, iş/çözüm ortağının
bu ürün/markanın satışı sırasında oluşan fırsatlardan haberdar edilmeyi ve
iş/çözüm ortaklarının, rakip operatörlere Şirketimiz tarafından
desteklenenlerden farklı ürünlerle ve/veya farklı isimlendirilmiş ürünlerle
hizmet vermesi beklenmekte; Şirketimiz tarafından desteklenen bir
ürün/markanın, rakip bir GSM operatörünün markasıyla birlikte satışa
sunulması, haklı olarak arzu edilmemektedir. Ancak bu durum, Şirketimiz
tarafından desteklenenler dışında kalan marka/ürünler bakımından geçerli
değildir. Bir başka anlatımla, anılan Sözleşme hükmünde öngörülen
yükümlülük, Şirketimizle çalışan iş/çözüm ortaklarının, Şirketimiz tarafından
desteklenenler dışında kalan marka/ürünlerin, rakip GSM operatörlerinin
markalarıyla birlikte lanse edilmesini ve aynı GSM operatörünün
müşterilerine hizmet sunmalarını engellememektedir.”
Yer verilen açıklamadan, Turkcell’in İş Ortaklığı Sözleşmesi’nin söz konusu
hükmünü rekabet etmeme yükümlülüğü olarak algıladığı ve bu doğrultuda
kullanmak amacıyla sözleşmede yer verdiği anlaşılmaktadır. Bu bakımdan, söz
konusu hükmün rekabet etmeme yükümlülüğü niteliğinde olduğu, alıcıların
pazarda serbestçe faaliyet göstermelerine engel olarak rakiplerin faaliyetlerini
zorlaştırıcı etki doğurabileceği ve bu gerekçelerle İş Ortağı Sözleşmesi’nin 4054
sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında olduğu kanaatine varılmıştır.
Yukarıda “Hakim Durum Analizi” bölümü altında yapılan değerlendirmeler ışığında,
Turkcell’in ilgili pazardaki pazar payının yürürlükteki 2002/2 sayılı Tebliğ’in 2.
maddesinde düzenlenen %40’lık pazar payını aştığının tespiti sebebiyle söz
konusu anlaşmanın 2002/2 sayılı Tebliğ’in kapsamı dışında kaldığı ve grup
muafiyetinden yararlanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıyla,
anlaşmanın 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca bireysel muafiyetten
yararlanıp yararlanmayacağı hususunun incelenmesi gerekmektedir.
Kanun'un 5. maddesine göre, anlaşmaların söz konusu maddede belirtilen dört
koşulun tamamını sağlaması halinde, 4. maddenin uygulanmasından muaf
tutulmaları mümkündür.
(a) Malların üretim ve dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve
iyileştirmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması:
Turkcell ile araç takip firmaları arasındaki anlaşmalar, araç takip hizmeti isimli yeni
bir katma değerli hizmetin oluşturulmasına ve bunun etkin bir şekilde sunulmasına
hizmet eden anlaşmalar olmaları sebebiyle birinci koşulu gerçekleştirmektedir.
05-53/809-219
15
(b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması:
Geliştirilen yeni hizmet ile araç takip hizmeti alan tüketicilerin araç filolarını takip
edebilmeleri ve böylece işlerini daha etkin bir şekilde yürütebilmeleri sağlanmış
olmaktadır.
(c) İlgili pazarın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması:
Önaraştırma sürecinde raportörlerce elde edilen bilgilerden, araç takip hizmeti
pazarında 25-30 civarında firmanın doğrudan ya da bayileri aracılığıyla faaliyet
göstermekte olduğu görülmektedir. Turkcell’in bu firmalardan halihazırda beş
tanesiyle (Arvento, Mobiliz, Naz Turizm, A&S Otomotiv ve Mobiltim) çalıştığı
bildirilmiştir. Bununla birlikte, bu firmalar içinde Arvento ve Mobiliz toplamda
yaklaşık %(…-…)’lık pazar payıyla pazarın en büyük konumundadır. Bu sebeple,
Turkcell’in bu firmalarla yaptığı anlaşmalardaki rekabet etmeme yükümlülüklerinin
devam etmesi halinde ilgili pazarın oldukça önemli bir bölümünde rekabetin
kısıtlanması sonucunun ortaya çıkabileceği düşünülmektedir.
(d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan
fazla sınırlanmaması:
Bu bent ile, anlaşma ile getirilen rekabet kısıtlamalarının anlaşma sonucunda
ortaya çıkan ve tüketiciye fayda sağlayan mal veya hizmetlerin üretim ya da
dağıtımında iyileşme ile ekonomik veya teknik gelişme için zorunlu olması
kastedilmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamasında Turkcell bu yükümlülüğün gerekçesini,
“Şirketimizin işbirliği yaptığı firmalara sağlamış olduğu satış, pazarlama, eğitim,
prim vb. destekler aracılığıyla, belirli bir ürün/markaya yatırım yaptığında, haklı
olarak, iş/çözüm ortağının bu ürün/markanın satışı sırasında oluşan fırsatlardan
haberdar edilmeyi ve iş/çözüm ortaklarının, rakip operatörlere Şirketimiz tarafından
desteklenenlerden farklı ürünlerle ve/veya faklı isimlendirilmiş ürünlerle hizmet
vermesi beklenmekte; Şirketimiz tarafından desteklenen bir ürün/markanın, rakip
bir GSM operatörünün markasıyla birlikte satışa sunulması, haklı olarak arzu
edilmemektedir” olarak ifade etmektedir.
Dosya mevcudu bilgilerden, Turkcell’in verdiği satış, pazarlama, eğitim, prim vb.
desteklerin, firmalara getirdiği rekabet etmeme yükümlülüğünü makul kabul
edilebilmek için yeterli ve zorunlu olmadığı anlaşılmaktadır. Mobiliz ve Arvento ile
raportörlerce yapılan görüşmelerde, Turkcell tarafından kendilerine çözüm ortağı
sıfatıyla sağlanan pazarlama desteği ve iş geliştirme bütçesi adı altında verilen
desteklerin yıllık olarak toplam yaklaşık 25.000 ABD doları civarında olduğu ve
bunun toplam pazarlama bütçeleri içinde oldukça küçük bir yer tuttuğu ifade
edilmiştir.
Ayrıca firmalarca, araç takip hizmetinde cihaz ve yazılımın çok önemli unsurlar
olduğu, cihazların genellikle doğrudan ithal edildiği veya getirilen parçaların
Türkiye’de montajlanması suretiyle üretildiği, yazılımların ise Türk firmalarınca ya
da yurtdışındaki örnekler adapte edilerek geliştirildiği ifade edilmiştir. Bu
aşamalarda Turkcell’in bu firmalara hiçbir katkısı bulunmamaktadır. Başka bir
05-53/809-219
16
anlatımla, Turkcell’in marka/ürün desteği olarak ifade ettiği destek, ürün ve
hizmetin geliştirilmesiyle, buna ilişkin know-how verilmesiyle ilişkili değildir.
Bu sebeplerle, İş Ortaklığı Sözleşmesi’nde düzenlenen rekabet etme yasağının,
yeni bir hizmetin gelişmesi ya da mevcut hizmetin iyileştirilmesi ve tüketicinin
bundan yararlanması bakımından gerekli olmayan bir yükümlülük olduğu
sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu çerçevede, İş Ortaklığı Sözleşmesi’nin rekabet etmeme yükümlülüğünü
düzenleyen 4.18. numaralı maddesi sebebiyle bireysel muafiyetten
yararlanamayacak nitelikte bir anlaşma olduğu kanaatine varılmıştır.
I.5.2. Turkcell’in Araç Takip Sistemleri Pazarındaki Uygulamalarının
Kanun’un 6. Maddesi Bakımından Değerlendirilmesi
Şikayette ileri sürülen bir diğer iddia ise, “araç takip sistemleri verilerinin altyapı
üzerinden iletilmesi piyasasında hakim durumda olan Turkcell’in Vodafone’u
piyasa dışına çıkarmaya ve faaliyetlerini zorlaştırmaya yönelik eyleminin” 4054
sayılı Kanun’un 6. maddesinin (a) ve (d) bentlerine aykırı olduğudur.
“Hakim Durum Analizi” başlıklı bölümde tespit edildiği üzere, Turkcell araç takip
hizmetine yönelik GPRS hizmetleri pazarında %(…) ile %(…) arasında
gerçekleştiği tahmin edilen oldukça yüksek bir pazar payına sahip bulunmaktadır.
Turkcell, araç takip hizmeti pazarında firmalarla, bu firmaların Turkcell’in
rakipleriyle işbirliği yapmasını engelleyici nitelikte koşullar içeren anlaşmalar
çerçevesinde çalışmaktadır. Şikayetçi tarafından gönderilen e-posta’dan
anlaşılacağı üzere Turkcell, iş ortağı/çözüm ortağı sıfatını haiz araç takip
firmalarının bayisi olup Turkcell’le doğrudan herhangi bir anlaşmaya taraf olmayan
teşebbüsler üzerinde de dolaylı olarak söz konusu münhasırlık hükümlerini
uygulatmaya çalışmaktadır. Bunlara ilaveten, Turkcell’in aralarındaki anlaşmada
münhasırlık hükmü bulunan çözüm ortaklarından ikisi, Arvento ve Mobiliz, araç
takip hizmetleri pazarının en büyük iki oyuncusu olup, halihazırda toplam %(…-…)
civarında bir pazar payına sahiptir.
Araç takip hizmetleri pazarının yaklaşık 10 yıllık bir geçmişi olan ancak teknolojik
gelişmelere bağlı olarak özellikle son üç yılda ivme kazanan görece yeni bir pazar
olduğu, halihazırda 60-70 bin civarında aracın sisteme dahil olduğu ve sisteme
dahil olma potansiyeli bulunan 6-7 milyon civarında ticari aracın bulunduğu,
böylece ilgili pazardaki penetrasyon oranının %1 seviyesinde bulunduğu
düşünüldüğünde pazarın henüz olgunlaşmamış olduğunu söylemek mümkündür.
Piyasa aktörleri, özellikle sigortacılık sektöründe ortaya çıkmaya başlayan
uygulamalar, büyük araç filosu sahibi şirketlerin araç takip hizmetinin avantajları
konusundaki bilincinin artması ve 3. Nesil (3G) mobil şebekelerin yaygınlaşmasıyla
sistem üzerinden verilebilecek araç takip hizmetlerinin genişlemesine bağlı olarak
bu hizmete olan talebin hızla ve katlanarak artıracağı öngörüsünde
bulunmaktadırlar.
Bu doğrultuda, hizmetin çok büyük maddi sermaye yatırımı gerektirmeyen bilgi
yoğun bir hizmet olduğu, hizmete ilişkin ekipman tedariki önünde herhangi bir
engel bulunmadığı, dolayısıyla kısa ve orta vadede pazara yeni girişlerin olacağı
05-53/809-219
17
ve pazarda faaliyet göstermekte olan araç takip firmalarının artan talebe bağlı
olarak deneyim ve müşteri tabanını genişleterek büyüyeceklerini söylemek
mümkündür.
Buna ek olarak, talebin artmasına, gelişen mobil şebekeler üzerinden iletilecek
verilerin boyutlarının büyümesine bağlı olarak GSM operatörlerinin bu pazarda
elde ettikleri gelirlerin de aynı şekilde artacağı tahmin edilmektedir. Bu sebeplerle,
henüz olgunlaşmamış olan bu pazar GSM operatörleri için oldukça önem arz
etmektedir.
Pazarda payları küçük dahi olsa çok sayıda başka araç takip firması da faaliyet
göstermekte ve diğer GSM operatörleriyle birlikte çalışabilmektedir. Ayrıca,
Turkcell’le sözleşmelerinde münhasırlık hükmü bulunan firmaların istisnai olarak
diğer GSM operatörleriyle de çalışmakta oldukları tespit edilmiştir. Örneğin
Arvento, (………), (………), (………) ile (……………) isimli şirketlere Vodafone
şebekesi üzerinden hizmet vermektedir. Buna ek olarak, pazarın önemli
alıcılarından olan kamu kurumları açtıkları ihale şartnamelerinde GSM bağımsız
teklifler yapılması koşulunu getirmekte, GSM şebekesi tercihlerini kendileri
yapmaktadır. Bu bakımdan pazarda Turkcell büyük bir pazar payına ulaşmış olsa
da, pazarın diğer operatörlere tümüyle kapanmış olduğunu söylemek mümkün
değildir.
Araç takip hizmetinde firmanın sağladığı cihaz ve yazılım çok önemli olmakla
birlikte, hizmetin en önemli özelliklerinden birinin kullanıcıya aracı hakkında bilginin
tüm seyahat süreci boyunca kesintisiz olarak iletilebilmesi olduğu göz önüne
alındığında, GSM operatörlerinin hizmet kalitesi ve performansının da oldukça
önemli olduğu anlaşılmaktadır. İnceleme sürecinde raportörlerce görüşülen
firmalar, bugüne kadar birden fazla GSM operatörü ile çalışmaları sebebiyle bunlar
arasında kalite bakımından mukayese olanağı bulduklarını ve Turkcell’in pazardaki
mevcut pazar gücünün Turkcell şebekesinin performansı ve kalitesine bağlı
olduğunu ifade etmişlerdir.
Bu kapsamda, Filotek ortağı tarafından, Turkcell’in kullanıcılar tarafından tercih
edilmesinin en önemli sebeplerinden birinin bu firmanın kapsama alanının genişliği
ve veri iletim kalitesi olduğu ifade edilmiştir.
Mobiliz Genel Müdürü ise, Turkcell ile öncelikli olarak çalışmayı tercih etmelerinin
temel sebebi olarak Turkcell’in hizmet kalitesini, şebekesinin teknik performansını
ve Turkcell tarafından sağlanan teknik desteği belirtmiştir.
Avea distribütörü olarak faaliyet gösteren Protel firmasının Genel Müdürü
tarafından, araç takip hizmetlerinde çok fazla başarılı olamamalarının
sebeplerinden biri olarak, tüketicilerin Avea’nın marka imajı ve kalitesi hakkındaki
önyargısı gösterilmiştir.
Önaraştırma sürecinde, GSM operatörlerinin teknik yeterliliklerini tamamlama
yönünde çabaları da olduğu görülmüştür. Örneğin, Vodafone tarafından gönderilen
cevap yazısında:
“Vodafone’un Telsim’i satın aldığı günden bu yana mevcut altyapısında çok
ciddi yatırım yapılmayan altyapısında çok ciddi iyileştirmeler yapmıştır.
05-53/809-219
18
Motorola ile anlaşmadan önce 6500 adet baz istasyonu kurulumu
gerçekleştirilmiştir. Ardından son yılların en büyük altyapı ihalesi yapılmıştır
ve ihaleyi Motorola almıştır” ifadesine yer verilmiştir.
Arvento Genel Müdürü tarafından son altı aya kadar kapsama alanının genişliği ve
hizmet kalitesi konularında Turkcell’in diğer operatörlere göre oldukça iyi konumda
bulunduğu, ancak Vodafone’un da atılım içinde bulunduğu ve sistemini iyileştirdiği
ifade edilmiştir.
Avea’nın da bu yönde bir çalışma içerisinde olduğu görülmektedir. Bilindiği üzere
Türk Telekom, 2006 yılının Eylül ayında, Telecom Italia'nın Avea'daki %40.6
hissesini satın alarak Avea'daki hisse oranını %81'e çıkarmıştır. Bu devir işlemi
ertesinde Avea’daki alt yapı yatırımları hızlanarak 2007 yılında 302 milyon dolarlık
yatırım gerçekleştirilmiştir. 2008 yılında ise 300 milyon dolarlık bir yatırım
öngörülmektedir. Avea da yaşanan bu altyapı yatırım süreci halen devam etmekte
olup çok yakın zamanda Avea’nın da kapsama alanı ve hizmet kalitesi bakımından
rakiplerinin seviyesine erişeceği tahmin edilmektedir.
Sonuç olarak, Turkcell’in şikayete konu eylemi yoluyla araç takip hizmetleri
pazarının rakiplerine kapatıldığı ve rakiplerin faaliyetlerinin zorlaştırıldığı yönünde
herhangi bir bilgi ve delile ulaşılamamıştır. Bu sebeple, şikayet konusuna ilişkin
olarak Turkcell hakkında, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi bakımından
soruşturma açılmasına gerek bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
J. SONUÇ
Dosya konusu iddialara ilişkin olarak,
1. Turkcell’in araç takip firmalarıyla, 2002/2 sayılı Tebliğ’in 2007/2 sayılı Tebliğ
ile değiştirilmesinden önceki dönemde yaptığı “Turkcell Kurumsal Çözüm
Ortaklığı Uygulamaları Sözleşmesi” isimli sözleşmelerinin değişik 2002/2
sayılı Tebliğ’in Geçici 2. maddesine göre Temmuz 2008 tarihine kadar grup
muafiyetinden yararlandığına,
2. Turkcell’in araç takip firmalarıyla, 2007/2 sayılı Tebliğ ile değişik 2002/2
sayılı Tebliğ’in yürürlüğe girmesinin ardından yapmaya başladığı “Turkcell
Veri Servisi Uygulamaları İş Ortaklığı Sözleşmesi” isimli sözleşmelerin grup
muafiyetinden yararlanamayacağına, Sözleşme’nin münhasırlık etkisi
yaratan 4.18. maddesi sebebiyle bu anlaşmalara 4054 sayılı Kanun’un 5.
maddesi uyarınca bireysel muafiyet de tanınamayacağına,
3. Şikayet konusu eylemine ilişkin olarak Turkcell hakkında 4054 sayılı
Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına yer olmadığına ve
şikayetin reddine
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy