AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 42536/13
Akın TÜRKELİ / Türkiye
Başkan
Julia Laffranque,
Hâkimler
Paul Lemmens,
Valeriu Griţco,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 19 Eylül 2017 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
25 Haziran 2013 tarihinde yapılan yukarıdaki başvuruyu göz önüne alarak,
Davalı Hükümet tarafından sunulan görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Akın Türkeli 1982 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, Bursa’da ikamet etmektedir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davaların Koşulları
3. Davanın konusu, taraflarca ifade edildiği şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. Başvuran, olay tarihinde Kıbrıs Türk Barış Kuvvetlerinde askerlik görevini yapmaktaydı.
5. Başvuranın amiri, belirtilmeyen bir tarihte başvurana yedi günlük oda hapsi cezası vermiştir.
6. Cezanın infazı 8-15 Ocak 2013 tarihleri arasında gerçekleşmiştir.
B. İlgili İç Hukuk
7. İlgili iç hukuka ve uygulamaya ilişkin açıklamalar Hasan Uzun/Türkiye ((k.k.), no. 10755/13, §§ 68-71, 30 Nisan 2013) ve Yavuz Selim Güler/Türkiye (no. 76476/12, §§ 7-11, 15 Aralık 2015) davalarında mevcuttur.
ŞİKÂYET
8. Başvuran, Sözleşme’nin 5 § 1 (a) maddesi kapsamında, üstü tarafından kendisine verilen oda hapsi disiplin cezasından şikâyetçi olmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
9. Hükümet, başvuranın iç hukuk yollarını tüketmemiş olduğunu iddia etmiştir. Hükümet ilk olarak başvuranın tutulma hâlinin 15 Ocak 2013 tarihinde bittiğini ve kendisinin Anayasa Mahkemesine başvurabileceğini belirtmiştir. Hükümet, alternatif olarak başvuranın Askeri Yüksek İdare Mahkemesine başvurarak disiplin cezasının iptalini isteyebileceğini veya hukuka aykırı şekilde tutulduğu gerekçesiyle tazminat talep edebileceğini ileri sürmüştür. Hükümet, argümanlarını desteklemek amacıyla benzer davalarda Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından verilmiş örnek kararları sunmuştur.
10. Başvuran, Hükümetin ilk itirazları hakkında bir yorum yapmamıştır.
11. Anayasa Mahkemesine verilmiş yeni hukuk yolunun temel özellikleri inceleyen Mahkeme, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Anayasa Mahkemesine, 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleşen tüm kararlar kapsamında, Sözleşme ile korunan hak ve özgürlüklere ilişkin ihlallerin ilke olarak doğrudan ve hızlıca giderilmesine imkân tanıyan yetkiler verildiği ve bu hukuk yolunun kullanılması gerektiğini tespit etmiştir (bk. Uzun/Türkiye (k.k.), no. 10755/13, §§ 68-71, 30 Nisan 2013).
12. Somut davada başvuranın tutulma cezası 8-15 Ocak 2013 tarihleri arasında, büyük olasılıkla emir verildikten kısa bir süre sonra, infaz edilmiştir ve dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi kapsamına girmiştir. Bu doğrultuda, Mahkeme, başvuranın Anayasa Mahkemesi nezdindeki bu hukuk yolunu kullanmadığını gözlemlemektedir.
13. Mahkeme, bu koşullar altında, Hükümetin ilk itirazlarının geriye kalan kısmını incelemenin gerekli olmadığı; zira başvurunun her hâlükârda iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması sebebiyle kabul edilemez olduğu kanaatindedir.
14. Bu nedenle Mahkeme, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesi uyarınca başvurunun reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, 12 Ekim 2017 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıJulia Laffranque
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy