(Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları m. 27)
Esas No: 2009/111
Karar No: 2009/252
Karar Tarihi: 15.05.2009
İtirazın süresinde yapıldığı anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikâyetçi avukat, B ..... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/189 Esas Nolu davasında davacı olduğunu, şikâyetli avukatın davalı vekili olarak duruşmalara katıldığını, ayrıca aleyhinde icra takibi yapmasına karşın Baroya bildirimde bulunmadığını, bu durumun meslek kurallarına aykırı olduğunu belirterek şikâyetçi olmuştur.
Şikâyetli avukat savunmasında, böyle bir kural olduğunu bilmediği bildirmiştir.
Yapılan disiplin kovuşturması sonucunda Baro Disiplin Kurulunca şikâyetli avukatın uyarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş karara şikâyetli avukat itiraz etmiştir.
Şikâyetli avukat itirazında; Avukatlık Yasasını incelediğini ancak böyle bir kural görmediğini, kırk yıllık hâkimlik ve avukatlık meslek hayatında böyle bir ilke kararı olduğunu olaydan sonra öğrendiğini, kastının olmadığını belirterek cezanın iptalini istemiştir.
Disiplin kovuşturmasına konu sorun, şikâyetli avukatın Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 27/2. maddesine aykırı davranıp davranmadığına ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinden, şikâyetli avukatın şikâyetçi avukatın davacı olduğu dava dosyasına davalı vekili olarak katıldığı, şikayetçi aleyhinde icra takibi başlattığı ancak Barosuna bildirimde bulunmadığı Baro başkanlığının yazısından anlaşılmıştır.
Türkiye Barolar Birliği Meslek Kurallarının 27/2. maddesine göre, bir avukat bir başka avukata karşı asil ya da vekil sıfatıyla takip edeceği davayı kendi barosuna yazı ile bildirmek zorundadır. Şikâyetli avukatın bu kuralı ihlal ettiği sabittir. Bu nedenle itirazın reddi ile Baro Disiplin Kurulu kararının onanması gerekmiştir.
Sonuç olarak, Şikâyetli Avukatın itirazının reddine, Bilecik Barosu Disiplin Kurulunun “Uyarma Cezası Verilmesine” ilişkin 31.12.2008 tarih ve 2008/2 Esas, 2008/4 Karar sayılı kararının ONANMASINA, oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)