(Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Meslek Kuralları m. 27, 39)
E: 2000/71
K: 2000/105
T: 20.07.2000
İtirazın süresinde yapıldığı anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü;
Şikayetli Avukatın, şikayetçi meslektaşı tarafından takip edilmekte olan İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1994/810 Esas sayılı davasının 24.03.1997 tarihli duruşmasına Şikayetçi Avukata yazılı bilgi vermeden girdiği ve yine Şikayetli Avukat hakkında İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 1998/102 esas sayılı dosyası ile açılan kamu, davasına da barosuna yazılı bilgi vermeden müdahil vekili sıfatıyla katıldığı, tarafların iddia ve savunmalarından ve dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmıştır.
Bu durumda, Meslek Kurallarının 39. ve 27/2. maddelerine uygun davranmayan Avukatın eylemleri "disiplin suçu" oluşturmaktadır.
Şikayetli Avukat, şikayetçinin, müvekkili Kooperatifin full-time çalışan avukatı olmadığını, bu nedenle kendisinin vekalet almasının yasal bir sakıncası bulunmadığım savunmuş ise de, böyle bir durum Meslek Kurallarının 39. maddesinde öngörülen yükümlülüğün yerine getirilmemesini haklı gösterecek bir neden teşkil edemeyeceğinden, bu husustaki itiraz dikkate alınmamıştır. Kaldı ki, kovuşturmanın nedeni Şikayetlinin vekalet alması değil, işi kabul etmeden ilk avukata yazı ile bilgi vermemiş olmasıdır.
Aynı şekilde, iş sahibi kooperatifin Türkiye Barolar Birliğine ve İstanbul Barosuna yaptığı başvurular da, Avukatın, Meslek Kurallarının 27/2 maddesinde açıkça belirtilen yükümlülüğünü ortadan kaldıran bir neden olarak düşünülemez. Çünkü, sözü edilen kural, -doğal olarak- iş sahibinin değil, davayı takip edecek avukatın yükümlülüğünü düzenleyen bir kural olup, "meslektaşlar arası dayanışma ve ilişkiler" ile ilgili bulunmaktadır.
Bu nedenlerle, Baro Disiplin Kurulunca yapılan değerlendirme isabetli bulunmuş ve kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç olarak, itirazın reddiyle, Ankara Barosu Disiplin Kurulunun "Uyarma" cezası verilmesine ilişkin kararının ONANMASINA, katılanların oybirliği ile karar verildi. (¤¤)