Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2004-4-96 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 04-69/979-237
Karar Tarihi : 27.10.2004
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
10
Başkan : Mustafa PARLAK
Üyeler : Tuncay SONGÖR, A. Ersan GÖKMEN, R. Müfit SONBAY,
Murat GENCER, Prof. Dr. Zühtü AYTAÇ, Rıfkı ÜNAL,
Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI, M. Sıraç ASLAN,
Süreyya ÇAKIN
B. RAPORTÖRLER : K.Tahir SU, Sezin ELÇİN, Hatice KARAYOL
C. BAŞVURUDA 20
BULUNAN : Türkiye Seyahat Acentaları Birliği
Temsilcisi: Av. Şükran TEZEL, Av. Dilek KAVRAZ
Aşık Kerem Sk. No:48-50 Beşiktaş/İstanbul
D. TARAFLAR : Türkiye Seyahat Acentaları Birliği
Aşık Kerem Sk. No:48-50 80690 Beşiktaş/İstanbul
E. DOSYA KONUSU: Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB)’ın 17.
Olağanüstü Genel Kurulu’nda belirlenen üye kayıt ücretine ilişkin karara
menfi tespit belgesi verilmesi veya muafiyet tanınması talebi. 30
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 14.6.2004 tarih, 3169 sayı ve 1.9.2004
tarih, 5275 sayılar ile giren başvuru üzerine düzenlenen 20.10.2004 tarih, 2004-
4-96/MM-04-KTS sayılı Menfi Tespit/Muafiyet Ön İnceleme Raporu 22.10.2004
tarih, REK.0.08.00.00/230 sayılı Başkanlık önergesi ile 04-69 sayılı Kurul
toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır. Söz konusu bildirimi takiben
Çağdaş SARAÇ'ın konuya ilişkin şikayeti 14.10.2004 tarih, 5722 sayı ile Kurum
kayıtlarına girmiştir.
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Raporda, 40
1. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un uygulaması
bakımından;
(04-69/979-237)
2
- Bildirim konusu kararın incelenmesine temel teşkil eden ilgili ürün pazarının
"seyahat acentelığı hizmetleri pazarı", ilgili coğrafi pazarın ise "Türkiye
Cumhuriyeti Sınırları" olduğu,
- İlgili pazarda faaliyet gösteren seyahat acentalarının birer "teşebbüs" olduğu,
50
- İlgili pazarda faaliyet gösteren teşebbüslerin üyelikleriyle teşkil edilen
TÜRSAB'ın "teşebbüs birliği" olduğu,
- TÜRSAB Genel Kurulları’nda giriş ücretinin belirlenmesi yönünde alınan kararın
"teşebbüs birliği kararı" olduğu;
2. TÜRSAB üyeliğinin, ilgili pazarda faaliyet gösteren teşebbüsler için "zorunlu"
olduğu;
3. TÜRSAB Genel Kurullarında, yıllık aidat miktarlarının üzerinde her hangi bir 60
seviyede belirlenen giriş ücretinin, pazara giriş engeli niteliğinde olduğu;
4. TÜRSAB 17. Olağanüstü Genel Kurulu’nda belirlenen 20.000.000.000 TL’nin
aynı genel kurulda belirlenen yıllık aidatlardan yüksek olması nedeniyle
pazara giriş engeli teşkil ettiği ve 4054 sayılı Kanun’un 4/d maddesine aykırı
olduğu;
5. 20.000.000.000 TL olarak belirlenen giriş ücretinin, söz konusu Kanun’un 5.
maddesinde sıralanan muafiyet şartlarının hiçbirini taşımadığı, bu nedenle
başvuru konusu teşebbüs birliği kararına muafiyet verilemeyeceği, 70
Bütün bu değerlendirmelerin ışığı altında,
6. 4054 sayılı Kanun’un uygulamasından muaf sayılabilecek bir rakamın
belirlenmesine ilişkin olarak, saptanacak giriş ücretinin,
- Seyahat Acentaları Birliği Yönetmeliği’nin 20. maddesi ile (A) grubu seyahat
acentaları için var olduğu gözlenen oran dikkate alınarak, yıllık aidatların en fazla
20 katı olması,
80
- Üyeliğin yasal olarak zorunlu olduğu diğer meslek birliklerince uygulanan giriş
ücreti seviyesinin azami haddini (ilgili olduğu yılın) aşmaması
ölçütlerinin getirilmesi gerektiği,
7. Kurul tarafından takdir edilecek bir süre içerisinde, yukarıda önerilen kriterlerin
ilgili organların onayından geçirilmesi suretiyle tekemmül ettirilerek tevsiki, aksi
halde haklarında soruşturma açılacağı hususunda anılan teşebbüs birliğine
bildirimde bulunulmasının gerektiği,
90
(04-69/979-237)
3
görüşlerine yer verilmiştir.
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. İlgili Pazar
H.1.1. Ürün Pazarı
Seyahat acentalığı hizmetleri pazarı turizm sektörü içindeki dikey yapılanmanın
bir halkasıdır ve bu sektörde faaliyet gösteren acentaların sunduğu hizmetler, 100
1618 sayılı Kanun’un verdiği yetkiyle "Seyahat Acentaları Yönetmeliği"nde
tanımlanmıştır. Buna göre seyahat acentaları, müşterilerine tur düzenlemek,
transfer, rezervasyon, enformasyon, kongre-konferans organizasyonu, turistik
gezi amaçlı münferit taşıma aracı kiralama, ulaştırma araçları biletleri ve seyahat
acentası ürünü satmak olmak üzere 8 ana hizmet türü sunarlar. Bu çerçevede
ilgili ürün pazarı, "Seyahat Acentalığı Hizmetleri Pazarı" olarak tanımlanmıştır.
H.1.2. Coğrafi Pazar:
Türkiye’de seyahat acentalığı hizmetleri verebilmek için, 1618 sayılı Kanun’un 110
32. maddesi gereği TÜRSAB’a üye olmak zorunluluğu bulunduğundan, İlgili
coğrafi pazar, "Türkiye Cumhuriyeti Sınırları" olarak tespit edilmiştir.
H.2. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
H.2.1. Tespitler
Başvuru konusu teşebbüs birliği kararı ile ilgili olarak aşağıdaki hususlar tespit
edilmiştir.
120
1. TÜRSAB üyeliği, ilgili pazarda faaliyet göstermek için zorunluluktur.
Ülkemizde seyahat acentalarının faaliyet gösterebilmeleri için Bakanlık1
tarafından verilen "seyahat acentası işletme belgesi" sahibi olmaları
gerekmektedir. Bu belgeyi almak için yapılan başvuru sırasında Bakanlık, yasa
gereği TÜRSAB üyeliğini zorunlu tutmaktadır.
2. TÜRSAB giriş ücreti, yeknesak bir yapıya sahiptir, ancak bu durum
rasyonel değildir.
130
TÜRSAB’a üye olmak için belirlenen giriş ücreti, sabit bir ücrettir. Halbuki,
seyahat acentalığı tek tip bir iş kolu değildir. Kanun’da seyahat acentaları A, B ve
C sınıfı acentalar şeklinde üç tip olarak tanımlanmıştır ve bunların yapmaya ehil
1 1618 sayılı Kanun’da Bakanlık, Turizm ve Tanıtma Bakanlığı olarak tanımlanmıştır. Bakanlığın bugünkü ismi Kültür
ve Turizm Bakanlığı’dır.
(04-69/979-237)
4
oldukları işlemler sıralanmıştır. Kanun’da bu üç sınıf için farklı miktarlarda giriş
ücreti öngörülmüş olmasına rağmen, sınıftan sınıfa geçişin TÜRSAB’ın
insiyatifinde olmaması nedeniyle, bir süre sonra sistem istismar edilmeye
başlanmış; bu nedenle her acenta tipi için aynı miktarda giriş ücreti talep edilmesi
yoluna gidilmiştir.
Bunun dışında, bir sınıftaki acentaların hepsi aynı işi yapmayabilir; belirli bir 140
seyahat acentalığı dalında uzmanlaşmayı tercih edebilir. Örneğin, 1618 sayılı
Kanun, tur operatörlüğü ile acentalık arasında pratikte bir fark gözetmemektedir.
Bir anlamda sadece A sınıfı acentalar tur operatörlüğü yapabilir, ama günümüzde
bu sınıflamanın da yetersiz olduğu ortaya çıkmıştır. Bu durum zorunlu olarak,
giriş ücreti ödenmesi bakımından, çok büyük ölçekte çalışan bir tur operatörü ile,
küçük ölçekli mütevazi bir acentanın aynı koşullarda değerlendirilmesi sonucunu
doğurmuştur.
Ülkemizin her ilinde gelir dağılımı ve turizm potansiyeli aynı değildir. Bu nedenle,
acentalık için gerekli başlangıç sermayesinin amortizasyonu her ilde farklı 150
sürelerde gerçekleşmektedir. İstanbul gibi potansiyeli fazla olan bir ilde bu süre
işin niteliğine göre 1 ila 2 yıl arasında değişmekte iken, bazı illerde o kadar uzun
süreye yayılmaktadır ki, pazara giriş yapmak rasyonel olmaktan çıkmaktadır.
1618 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatın, acentaların ilden ile taşınmasına izin
vermesi nedeniyle, her ilde farklı giriş ücreti uygulamasına -sistemin istismara
açık olması nedeniyle- gidilememektedir.
3. TÜRSAB giriş ücretleri herhangi bir kritere göre belirlenmemektedir.
1618 sayılı Kanun’da, TÜRSAB giriş ücretleri ve yıllık aidatlarının, TÜRSAB 160
genel kurulunda belirlenmesi öngörülmüştür. Ancak genel kurullarda, bu
miktarların belirlenmesi için takip edilen yöntem, genel kurul üyelerinin divan
başkanlığına önerge vermesi ve bu önergelerin oylanması sonucunda en çok oyu
alan önergenin kabul edilmesi şeklindedir. Verilen önergelerin hemen hemen
hepsinde herhangi bir gerekçe yahut kritere yer verilmemektedir. Esasen ilgili
mevzuatta da kriterler düzenlenmemiştir.
Oysa, TÜRSAB hakkında aynı konuda yürütülen soruşturmaya ait 03-80/967-397
sayılı nihai kararda, dosya kapsamında incelenen -ilgili alanda faaliyet
gösterenlerin üye olmalarının kanunla zorunlu kılındığı- 33 meslek birliğinin giriş 170
ücretlerinin ilgili mevzuat hükümleri uyarınca; enflasyon oranları (TÜFE ve
TEFE), memur maaş katsayısı artışı, üyelerin sermaye ve özvarlıkları, yıllık
ciroları v.b. kriterlere göre belirlendiği belirtilmiştir. Esasen, bu birliklerin, giriş
ücretlerinin 5.000.000.-TL ile 490.000.000.-TL arasında olduğu tespit edilmiştir.
4. Acentalık için beşeri sermaye, sektöre giriş yapmak için önemli bir
unsurdur.
(04-69/979-237)
5
Seyahat acentalığı, parasal sermayeden ziyade, beşeri sermaye gerektiren bir
sektördür. Sektörün alt dallarında hizmet satılmaktadır. Bu hizmetler ise 180
sunulduğu anda tüketilmesi gereken hizmetlerdir. Örneğin eksik kapasite ile
çıkılan bir tur, o tur için karlılığı düşürür; bir otelde satılmayan bir oda, ertesi gün
artık geri döndürülebilir bir gelir kalemi olmaz; satılamamış bir uçak koltuğu, uçak
kalktıktan sonra artık satılamaz. Bu yüzden, işin inceliklerini bilmek, sektör
bazında bir şebeke (network) sahibi olmak ya da en azından neyin kime satılabilir
olduğunu bilmek bile, sektörde tutunmak için parasal sermayeden çok daha
önemli unsurlardır.
H.2.2. Değerlendirme
190
17.12.2003 tarihli Rekabet Kurulu Kararı’nda da tespit edildiği üzere 4054 sayılı
Kanun’un uygulaması bakımından, TÜRSAB bir teşebbüs birliğidir ve TÜRSAB
Genel Kurulu’nda giriş ücreti ile ilgili alınan karar da teşebbüs birliği kararıdır.
Bu çerçevede işlem Kanun'un 4. ve 5. maddeleri açısından değerlendirilmiştir.
H.2.2.1. Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında Değerlendirme
TÜRSAB hakkında yürütülen 25.7.2003 tarih ve S.R./03-8 sayılı soruşturma
raporunda, "giriş engeli kavramı" ile ilgili aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir: 200
“Kanun’da yer alan ‘Piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi’ ifadesi, ekonomi
literatüründe ‘giriş engeli’ kavramı çerçevesinde değerlendirilmektedir. Giriş
engelini, herkesçe kabul edilen tek bir tanımı bulunmamakla birlikte "bir
pazara yeni giriş yapanların katlandığı, ama pazarda faaliyet gösterenlerin
katlanmadığı üretim maliyeti" olarak ifade edebiliriz.
Pazara giriş engeli niteliğini taşıyan unsurlar, genel ekonomiden, pazarın
yapısından veya pazardaki firmaların davranışlarından kaynaklanabilir. Söz
konusu unsurların başlıcaları; sermaye gereksinimi, ölçek ekonomisi, ürün 210
farklılaştırmaları veya çeşitlendirmeleri, batık maliyetler, pazardan çıkış
engelleri, dikey bütünleşme, misilleyici ve önleyici firma davranışları, mutlak
maliyet avantajları, atıl kapasite, satış maliyetleri, patentler ve/veya lisanslar,
dağıtım ağına giriş ve hükümet politikalarıdır.
Avrupa Birliği Hukuku uygulamasında, Komisyon ve Adalet Divanı, giriş engeli
kavramını açık bir şekilde tanımlamamakla birlikte, kararlarında bu kavramı geniş
yorumlamakta ve bu bağlamda, dikey bütünlük, fazla kapasite, finansal güç, ürün
farklılaşması ve hukuken korunan sınai mülkiyet hakları gibi, çok farklı faktörleri
somut olay kapsamında giriş engeli olarak nitelendirmektedir. Bu geniş 220
yorumlamaya bağlı olarak, giriş engeli doktrinde ‘ilgili piyasaya yeni girecek olan
teşebbüslerin karşılaştıkları her türlü zorluk’ olarak tanımlanmaktadır. Giriş
engelinin daha geniş olan bir diğer tanımına göre, ‘giriş engeli, bir endüstriye
girmek isteyen teşebbüslerin katlanmak zorunda olup da, halen o piyasada
(04-69/979-237)
6
faaliyet gösteren teşebbüslerin katlanmakla yükümlü olmadıkları üretim
maliyetidir’. Piyasaya yeni giriş yapacak teşebbüs için giriş engeli olarak
nitelendirilebilecek pek çok durum olmakla birlikte, AB Hukuku uygulamasında
hakim durumda olmanın diğer göstergesi olarak kabul edilen temel birtakım giriş
engeli görünümlerini ifade etmekte fayda vardır. Sınırlayıcı sayılması mümkün
olmayan giriş engeli görünümleri, somut olayda birbirinden bağımsız olarak 230
bulunabileceği gibi, birarada bulunabilirler.
Bir pazarda yüksek kar oranlarının olması, yeni girişi teşvik eder. Yeni girişler ise
rekabetin artmasına neden olur. Bu nedenle, sektörde faaliyet gösteren firmalar
açısından, yeni girişi engellemek, mevcut kar marjlarını korumak için zaman
zaman başvurulan bir yöntemdir. Ancak, pazara yeni girişi engellemek isteyen
teşebbüslerin, belirli miktarda pazar gücünü ellerinde bulundurmaları gerekir.
Şikayet konusu özelinde bu güç, TÜRSAB Genel Kurulu’na kanunla verilmiştir.”
Yukarıda yer verilen değişik tanımlamalarda ortak nokta, pazarda faaliyet 240
gösteren bir firmanın katlanmayıp, pazara yeni giriş yapan firmanın katlanmak
durumunda kaldığı unsurların, giriş engeli olarak değerlendirilmesidir. Bu
anlamda, TÜRSAB 17. Olağanüstü Genel Kurulu’nda belirlenen 20.000.000.000
TL giriş ücreti, ilgili pazarda faaliyet gösteren seyahat acentalarının katlanmadığı,
ancak pazara yeni giriş yapan teşebbüslerin katlanmak durumunda kaldığı bir
maliyet kalemidir. Bu nedenle giriş için ödenmesi öngörülen bu ücret, giriş engeli
niteliğindedir.
Öteyandan, "giriş engeli" niteliği taşıyan TÜRSAB giriş ücreti, TÜRSAB genel
kurullarında belirlenmektedir ve başvuru özelinde 17. Genel Kurul’da 250
belirlenmiştir. TÜRSAB Genel Kurulu, TÜRSAB üyesi seyahat acentalarının
katılımıyla oluşmaktadır. Bu bakımdan TÜRSAB genel kurulunda alınan giriş
ücreti kararı, pazarda halihazırda faaliyet gösteren teşebbüslerin, pazara yeni
giriş yapan acentaları ilgilendiren bir konuda verdikleri bir karardır.
4054 sayılı Kanun’un 4/d maddesinde, "piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi"
yasaklanmıştır. Bu nedenle, giriş engeli niteliğinde olan söz konusu teşebbüs
birliği kararı Kanun’un 4. maddesine aykırıdır.
H.2.2.2. Kanun’un 5. Maddesi Kapsamında Değerlendirme 260
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesine göre, bu maddede yer verilen dört şartın
tamamının varlığı halinde Kurul, teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem ve
teşebbüs birlikleri kararlarının 4. madde hükümlerinin uygulanmasından muaf
tutulmasına karar verebilir.
Buna göre, başvuru konusu teşebbüs birliği kararı’na muafiyet verilebilmesi için,
kararın bu şartların tamamını taşıdığının tespit edilmesi gereklidir.
(04-69/979-237)
7
1. Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme 270
ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması.
Başvuru dosyası özelinde "hizmetlerin sunulmasında ekonomik ve teknik
gelişme"nin TÜRSAB tarafından sağlanması gerekir.
1618 sayılı Kanun, ilgili pazarda faaliyet göstermek isteyen müteşebbislerin,
TÜRSAB’a üye olmalarını zorunlu kılmıştır. Bu durum, TÜRSAB’a, sektörde
faaliyet gösteren acentaları kayda alması ve denetim yapması imkanı
sağlamaktadır. Sektörün birliği pozisyonundaki anılan tüzel kişiliğin bu şekilde
kayıt tutma ve denetim yapma imkanına sahip olması, ilgili pazar için olumlu bir
durumdur. 280
Giriş ücreti, 1618 sayılı Kanun’da TÜRSAB’ın gelir kalemlerinden biri olarak yer
almaktadır. TÜRSAB’ın söz konusu Kanun’dan kaynaklanan sorumluluklarını
yerine getirmek için de gelire ihtiyacı olduğu açıktır. Bu nedenle TÜRSAB’ın bu
gelir kaynağından mahrum kalmaması gerekir.
Ayrıca TÜRSAB, 1972 yılından beri faaliyetlerini devam ettirmektedir. Bu zaman
zarfında belirli bir birikim ve deneyimi bünyesinde barındırmaktadır. TÜRSAB’a
üye olan acentaların da bu birikimden yararlanma imkanı bulunmaktadır. Giriş
ücretinin olmadığı durumda, pazara yeni giriş yapan acenta, daha önceden 290
birliğe üye olmuş olan acentalar sayesinde elde edilen birikimlerden ‘ücretsiz’
yararlanmış olacaktır, ki bu durum rekabet hukukunda yer alan "bedavacı
sorunu"nu gündeme getirecektir. Giriş ücretinin olması bu nedenle de ayrı bir
gerekliliktir.
Ancak, giriş ücretinin seviyesi, bu amaçların elde edilmesini engelleyebilir.
Örneğin, vergi gelirleri, devlet bütçeleri için çok önemli bir gelir kalemidir. Bunun
yanında daha yüksek miktarda vergi toplamak için vergi oranlarının
yükseltilmesinin akılcı olmayacağı, vergi oranlarındaki artışın bir süre sonra
toplam vergi gelirlerini azaltmaya başlayacağı hususu, bilimsel bir gerçektir. 300
Esasen, yukarıda sözü edilen soruşturma raporunda, TÜRSAB giriş ücretlerinde
yıllar itibarıyla meydana gelen artışın, TÜRSAB’ın giriş ücreti kaleminden elde
ettiği geliri tedrici olarak azalttığı hususu, istatistiki verilerle ortaya konmuştur.
Yüksek giriş ücreti, TÜRSAB’ı bir başka bakımdan da gelir kaybına
uğratmaktadır. Bilindiği üzere, TÜRSAB giriş ücreti piyasa mekanizmasında
belirlenmemektedir, ancak ikinci el belgeler piyasasında, daha düşük seviyede
bir fiyat oluşmaktadır. Bu nedenle, pazara yeni giriş yapan ve para harcamakta
dikkatli davranmak durumunda olan müteşebbisler ikinci el piyasasına
yönelmektedir. Devir işlemlerinden herhangi bir gelir elde edemeyen TÜRSAB, 310
pazara yeni giriş yapan müteşebbisin ödediği bu bedelden de mahrum
kalmaktadır.
Müteşebbisleri ikinci el piyasasına yönlendiren başlıca unsur, bu piyasada daha
uygun fiyata belge bulunabilmesidir. Acenta kurmak için belirli maliyet
(04-69/979-237)
8
kalemlerine katlanması gereken ve bunun için sermaye gereksinimi duyan
müteşebbis, bu kalemlere ek olarak "bir defada ve nakden" ödenmesi gereken
TÜRSAB giriş ücreti karşısında, belge fiyatına -normal olarak- duyarlı hale
gelmektedir. Ayrıca ihtiyaç duyulan başlangıç sermayesinin yükselmesi, bu
meblağın amortizasyon süresini de doğrudan doğruya uzatmaktadır. 320
İkinci el piyasasının oluşmasının en büyük nedeni ise, yüksek miktardaki
TÜRSAB giriş ücretidir.
Soruşturma raporunda da yer verildiği üzere, TÜRSAB üyelerinin, giriş ücretini
yüksek seviyelerde belirlemelerinin iki saikinden birisi, acenta belgesinin
devredilebilir nitelikte olması ve dolayısıyla devir piyasasında fiyatların
yükselmesidir. Nitekim, soruşturma sırasında, adına 15. TÜRSAB Genel
Kurulu’nda sunulan önergelerde rastlanan ve ifade tutanağına soruşturma
raporunda yer verilen bir kişi, kendisiyle yapılan görüşmede, pazardan çıkma
niyetinde olduğu için mümkün olan en yüksek giriş ücretinin oluşmasını teminen, 330
yüksek giriş ücreti öngören söz konusu önergeyi hazırladığını ve bu önerge için
imza topladığını; genel kurulu takip eden birkaç ay içinde de acentasını
devrettiğini ifade etmiştir. Bu örnek, sistemin istismara ne denli açık bir yapıya
sahip olduğunu gözler önüne sermektedir.
Bu örnekten çıkan bir başka sonuç ise, yüksek giriş ücretinin pazardan çıkmayı
zorlaştırması ve çıkış süresini uzatmasıdır. Eğer bir kimse, başlangıçta giriş için
yüksek bir ücret ödemişse, çıkış yaparken bu ücreti geri alabilmek istemektedir.
Halbuki rekabetçi piyasalarda pazara giriş ve pazardan çıkış serbest olmalıdır.
Bu bakımdan yüksek giriş ücreti, sadece pazara girişi değil, pazardan çıkışı da 340
engellemekte; pazar dinamizminin kaybolmasına neden olmaktadır.
Bu hususlar dikkate alındığında, TÜRSAB giriş ücretinin, ikinci el piyasasını
ortadan kaldıracak ya da (marka veya şirket devri hariç olmak üzere) bu
piyasadan belge alınmasını istisnai kılacak düzeyde belirlenmesi gereği
ortadadır.
Bu değerlendirmelerin ışığında, ilgili pazarda "hizmetlerin sunulmasında
ekonomik ve teknik gelişmelerin sağlanması" bakımından, TÜRSAB’a üye olmak
için giriş ücreti talep edilmesinin yerinde olduğu, ancak 20.000.000.000 TL olarak 350
belirlenen bu ücretin söz konusu amacın sağlanmasını engelleyecek nispette
yüksek düzeyde bulunduğu kanaatine ulaşılmaktadır.
2. Tüketicinin bundan yarar sağlaması
TÜRSAB’ın 1618 sayılı Kanun’da yer alan görev ve sorumluluklarını yerine
getirmesi, doğrudan doğruya tüketicinin yararınadır. Bu nedenle tüketici,
acentaların TÜRSAB’a üye olmaları ve sistemde kayıtlı olarak yer almalarından
yarar sağlamaktadır.
360
(04-69/979-237)
9
Ancak giriş ücretinin yüksek belirlenmesi durumunda, bu miktarı ödemek
istemeyen acentaların bir kısmı kaçak olarak acenta açmakta ya da şube
kiralanması gibi yasal olmayan başka araçlar kullanmaktadır. Sistemde kayıtlı
olmayan bu unsurların denetimi ise, eleman kısıtı, coğrafi dağınıklılık vb.
nedenlerden dolayı etkin biçimde yapılamamaktadır.
Bu nedenle, TÜRSAB giriş ücreti, müteşebbisleri yasal olmayan yollara
özendirecek seviyede yüksek olmamalıdır. 20.000.000.000 TL düzeyi ise, orta
seviyeli bir acentanın kurulması için gerekli sermaye miktarından fazladır ve bu
nedenle "bir defada ve nakden" ödenmesi gereken bir bedel olarak giriş engeli 370
oluşturmaktadır.
Sonuç olarak, söz konusu teşebbüs birliği kararından, tüketicilerin yeterli yarar
sağlayamayacakları anlaşılmıştır.
3. İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması
Soruşturma raporunda yer verildiği üzere, ülkemizin 81 ilinin 41’inde 10’dan az
sayıda seyahat acentası bulunmaktadır, 4 ilde ise hiç acenta yoktur. Hiç acenta
olmayan Burdur, Gümüşhane, Çankırı ve Bayburt illerinde vatandaşlar, uçak 380
bileti ya da tur satın alınması gibi en temel acentalık hizmetini dahi kendi
illerinden sağlayamamaktadırlar. Öteki illerde ise, az sayıda acenta olması
nedeniyle pazarların rekabetçi seviyeden uzak olmaları muhtemeldir.
Bu durumun büyük ölçüde, ekonomik rasyonaliteden kaynaklandığı
düşünülmektedir. Belli ölçüde fizibilite olması halinde pazara yeni giriş mümkün
olabilir. TÜRSAB giriş ücreti gibi maliyet kalemlerinin azaltılması bu yönde bir
katkı sağlayabilir.
Rekabet eksikliğinin geçerli olduğu 45 il, ilgili pazarın çok önemli bir bölümünü 390
teşkil etmektedir.
Geçmiş verilerden hareket ederek ulaşılan bu duruma göre, yüksek seviyede
belirlenen giriş ücretinin ilgili pazarın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan
kalkmasına yol açtığı kanaatine ulaşılmaktadır.
4. Rekabetin (1) ve (2)'de belirtilen amaçların elde edilmesi için zorunlu
olandan fazla sınırlanmaması
Daha önce yer verilen üç bölümde de ifade edildiği gibi, 20.000.000.000 TL 400
düzeyindeki TÜRSAB giriş ücreti, uygulama sonucu elde edilmesi beklenen
toplam faydayı azalttığı gibi, rekabetin gereğinden fazla sınırlanmasına da neden
olmaktadır.
Esasen, ilgili alanda faaliyet gösterenlerin üye olmalarının kanunla zorunlu
kılındığı 33 meslek birliğinin enflasyon oranları (TÜFE ve TEFE), memur maaş
(04-69/979-237)
10
katsayısı artışı, üyelerin sermaye ve özvarlıkları, yıllık ciroları v.b. kriterlere göre
belirlenen giriş ücretleri 5.000.000.-TL ile 490.000.000.-TL arasında değişirken,
TÜRSAB tarafından belirlenen ve yıllar içinde büyük oranlarda artış gösteren
miktarın orta boyutlu bir acente kurulabilmesi için gereken sermaye miktarından 410
daha fazla olması, çok büyük ölçekte çalışan tur operatörlerinin yanısıra küçük
ölçekli mütevazi acentalardan da aynı miktarda ücret alınıyor olması gibi hususlar
dikkate alındığında, 20.000.000.000 TL giriş ücretinin önemli bir giriş engeli
oluşturduğu açıktır.
Giriş ücretinin yüksekliği, rekabeti birkaç bakımdan sınırlamaktadır. İlk olarak,
pazara girişi ve pazardan çıkışı zorlaştırmakta ve sektörel dinamizmin
kaybolmasına neden olmaktadır. İkinci olarak pazara giriş yapmak için ihtiyaç
duyulan başlangıç sermayesi miktarını artırmakta, bunun doğal sonucu olarak bu
sermayenin amortizasyon süresinin uzamasına yol açmaktadır. Bu durum ayrıca, 420
bazı illerde pazara giriş için gerekli fizibiliteyi yok etmekte, bazı illerde de olması
gerekenden daha az teşebbüsün mevcudiyetine izin vererek piyasaların
tekelleşmesi veya oligopolleşmesi sonucunu çıkarmaktadır.
Giriş ücreti için yeknesak bir sistem öngörülmektedir. Buna göre coğrafyadan,
acenta tipinden ya da uzmanlaşılması amaçlanan acentalık faaliyetinden
bağımsız olarak, pazara giriş yapmak isteyen bütün müteşebbislerden aynı giriş
ücreti talep edilmektedir. Ancak ülkemizin her ilinin farklı özelliğe ve potansiyele
sahip olmasından dolayı, mevcut yapı yeknesak bir sistem olmasına müsait
değildir. 430
Bu nedenlerle, başvuru konusu teşebbüs birliği kararı ile rekabetin, zorunlu
olandan fazla kısıtlandığı kanaatine ulaşılmaktadır.
İ- SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre;
1. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un uygulaması
bakımından; 440
Bildirim konusu kararın incelenmesine temel teşkil eden ilgili ürün pazarının
"seyahat acentalığı hizmetleri pazarı", ilgili coğrafi pazarın ise "Türkiye
Cumhuriyeti Sınırları" olduğuna,
İlgili pazarda faaliyet gösteren seyahat acentalarının birer "teşebbüs"
olduğuna,
İlgili pazarda faaliyet gösteren teşebbüslerin üyelikleriyle teşkil edilen Türkiye
Seyahat Acentaları Birliği’nin (TÜRSAB) "teşebbüs birliği" olduğuna, 450
(04-69/979-237)
11
TÜRSAB Genel Kurulları’nda giriş ücretinin belirlenmesi yönünde alınan
kararların herbirinin "teşebbüs birliği kararı" olduğuna;
2. TÜRSAB'ın 15.5.2004 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında
belirlenen giriş ücretinin, pazara girişi engelleyici nitelikte ve bu haliyle 4054
sayılı Kanun'un 4. maddesine aykırı bir teşebbüs birliği kararı olduğuna,
3. Belirlenen giriş ücretinin, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sıralanan
muafiyet şartlarının hiçbirini taşımadığına, bu nedenle başvuru konusu 460
teşebbüs birliği kararına muafiyet verilemeyeceğine,
4. Başvuru konusu teşebbüs birliği kararının uygulanmasının durdurulmasına ve
bununla ilgili işlemlerin tekemmülü için adıgeçen teşebbüs birliğine gerekçeli
kararın tebliğinden itibaren 4 ay süre verilmesine,
5. Söz konusu sürenin bitimi itibariyle Kurulumuzca gerekli görülen düzeltmeler
yapılmadan uygulamaya devam edilmesi halinde haklarında soruşturma
açılacağının ve aynı Kanun'un 16 ve 17. maddeleri uyarınca işlem
yapılacağının ilgili teşebbüs birliğine bildirilmesine, 470
6. (…………………..)'ın, Kurum kayıtlarına 14.10.2004 tarih, 5722 sayı ile intikal
eden şikayet başvurusuna ilişkin kararın bu değerlendirmeden sonra
verilmesine,
OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.
(04-69/979-237)
12
Rekabet Kurulu’nun 27.10.2004 Gün ve 04-69/979-237 Sayılı Karar’ına
KARŞI OY GEREKÇESİ
Bilindiği üzere Rekabet Kurulu, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB)’nin
Kasım 2001 tarihinde gerçekleştirdiği Genel Kurul’da üyeliğe giriş ücretinin 35
milyar lira olarak belirlenmiş ve Kasım 2002’de de anılan ücretin 50 milyar liraya
yükseltilmesinin karar altına alınmış olmasını, Türkiye’de seyahat acentalığı
yapabilmek için TÜRSAB üyeliğinin 1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat
Acentaları Birliği Kanunu uyarınca zorunlu olduğunu da gözönünde tutarak
piyasaya giriş engeli olarak değerlendirmiş ve diğer bazı noktalarda birlikte
“Rekabet Kurulu tarafından tespit edilen bu ihlale nasıl son verileceğine ilişkin
olarak, 4054 sayılı Kanun’un 9.maddesi birinci fıkrası doğrultusunda; TÜRSAB
15. Genel Kurulu’nda alınan ve piyasaya giriş engeli teşkil ettiği tespit edilen giriş
ücreti ile ilgili kararın uygulanmasının durdurulması ve bu yönde işlem yapıldığı
konusunda Rekabet Kurumu’na bilgi verilmesi gerektiğinin TÜRSAB’a
bildirilmesine" ve “Soruşturmaya konu genel kurul kararının uygulamasının
durdurulması ve bununla ilgili işlemlerin tekemmül ettirilmesi için adıgeçen
teşebbüs birliğine 45 gün süre verilmesine, aksi takdirde 4054 sayılı Kanun’un
17.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hergün için süreli para cezası
ile cezalandırılacaklarının hatırlatılmasına” 17.12.2003 günü 03-80/967-397 sayı
ile karar vermişti.
Görüldüğü gibi, sözkonusu kararda Kurul giriş ücretinin piyasaya giriş engeli
oluşturduğunu tespit etmekle birlikte, TÜRSAB’a sözkonusu ücretin nereye kadar
inerse giriş engeli sayılmayabileceğine ilişkin hiçbir şey söylememiş, herhangi bir
ipucu vermemiştir. Bu bakımdan adı geçen teşebbüs birliğinin karar tarihinde
geçerli olduğu anlaşılan 50 milyar liralık ücretten yapacağı herhangi bir indirimin,
sözkonusu Karar’a konu olan genel kurul kararının uygulanmasının durdurulması
direktifinin yerine getirilmesi olarak degerlendirilmesi gerekir. (Oysa başlıkta
anılan Rekabet Kurulu Kararı, TÜRSAB’ın giriş ücretlerini 50 milyar liradan
(04-69/979-237)
13
önemlice bir indirim yaparak ulaştığı 20 milyar düzeyini de Kurul’un yüksek
bulduğunu ortaya koymaktadır.)
Kanımca TÜRSAB, Rekabet Kurulu’nun kendi eğilim ve tercihlerini açık bir
biçimde ortaya koymağa yanaşmamasından kaynaklanan belirsizlik içinde, giriş
ücretinde yeterli indirim yapmamış olmaktan ötürü sorumlu tutulamaz. Bu
nedenle Kurul’un başlıkta anılan kararına katılmadım.
Murat GENCER
Rekabet Kurulu Üyesi
Not: Ayrıca Kurul’un TÜRSAB’la ilgili olarak aldığı her kararda Pazar tanımı ile
acentaların “teşebbüs” TÜRSAB’ın “teşebbüs birliği” ve TÜRSAB’ın genel kurul
kararlarının da "teşebbüs birliği kararı” olduğunun tekrarlanmasının gerekli
olmadığı ve bu konularda bir görüş değişikliği olmadıkça önceki tespitlerle
yetinilmesinin yerinde olacağı düşüncesindeyim.
(04-69/979-237)
14
Rekabet Kurulu’nun 27.10.2004 tarih ve 04-69/979-237 sayılı Kararı’na
KARŞI OY GEREKÇESİ
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB)’ın 17. Olağanüstü Genel
Kurulu’nda belirlenen üye kayıt ücretine ilişkin karara menfi tespit belgesi
verilmesi veya muafiyet tanınması talebi üzerine 27.10.2004 tarih ve 04-69 /979-
237 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek alınan Karar’a muhalifim.
Şöyle ki :
1973 Yılında bir meslek birliği olarak kurulmuş olan TÜRSAB 3359 üyeli,
dünyanın en çok üyeye sahip 5. Birliğidir. TÜRSAB’ın temel amacı, seyahat
acentalığı mesleğinin ve faaliyet alanının temelini oluşturan turizm sektörünün
gelişimine katkıda bulunmaktır. 1618 Sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat
Acentaları Birliği Kanununun 1. maddesinde, Seyahat Acentaları; “Kar amacıyla
turistlere ulaştırma, konaklama, gezi, spor ve eğlence imkanları sağlayan, onlara
turizmle ilgili bilgiler veren, bu konuya ilişkin tüm hizmetleri gören ve turizm
ekonomisine ve genellikle ödemeler dengesine katkıda bulunan TİCARİ
KURULUŞLAR dır” şeklinde tanımlanmaktadır. Aynı Kanunun 35. maddesinde
Birliğin gelirlerinin, üyelerin Birliğe ödedikleri kayıt ücreti ve aidatı, seyahat
acentaları personelinin yetiştirilmesi için düzenlenecek kurs ve seminerlerden
elde edilecek gelirler ile bağış ve yardımlardan oluşacağı hükmü yer almaktadır.
1618 sayılı Kanun’un 34. maddesi Seyahat Acentaları Birliğinin orgalarının Genel
Kurul, Yönetim Kurulu, Denetleme Kurulu ve Disiplin Kurulundan oluşacağını, her
seyahat acentasının bir temsilcisinden oluşan Genel Kurul’un iki yılda bir Kasım
ayında toplanacağını, görevlerinden birinin de üye kayıt ücreti ve aidat
miktarlarının belirlenmesi olduğunu öngörmektedir. Keza Seyahat Acentaları
Birliği Yönetmeliğinin 20. maddesinde de, Birliğin önemli gelir kaynaklarından biri
olarak belirlenen birliğe kayıt ücretinin tavanı, ödeme şartları ve şekillerinin Genel
Kurul Toplantısında Karara bağlanacağı kabul edilmektedir.
Birliğe giriş ücreti ödenmesi uygulaması Türkiye’ye özgü bir
uygulama değildir. Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde bulunan Seyahat Acentaları ve
Tur Operatörlerinin bünyesinde toplandığı Avrupa Seyahat Acentaları ve Tur
Operatörleri Birliği (ECTAA) ne üyelik için de girişte bir “Üyelik Ücreti” ödenmesi
gerekmektedir. TÜRSAB’ın şikayete konu edilen giriş ücreti girişe engel
oluşturacak YÜKSEK BİR ÜCRET midir? Yüksektir, ya da değildirin objektif
ölçüsü nedir? Ücret skalasında, hangi ücret diğerine göre düşüktür ve girişe
engel olmayacaktır? Bunu takdir edecek kurum, Rekabet Kurulu mudur?
Sektörün herkesçe bilinen ve kabul edilen önemi sebebiyle, bu ücretin; diğer
birlik giriş ücret ve aidatlarının belirlenmesinde ölçü olarak alındığı ifade edilen
(04-69/979-237)
15
enflasyon oranı, döviz paritesi, TÜFE gibi kriterlere göre saptanması doğru
olmayacaktır.
TÜRSAB, Yasasının 1. maddesinde vurgulandığı üzere, diğer meslek
birliklerinden (Türk Tabipler Birliği, Türk Eczacılar Birliği, Türkiye Barolar Birliği
vs. gibi) farklı olarak KAR AMACIYLA turistlere ulaştırma, konaklama, gezi, spor
ve eğlence imkanı sağlayan onlara turizmle ilgili bilgiler veren, turizm
ekonomisine ve genellikle ödemeler dengesine katkıda bulunan TİCARİ
KURULUŞ tur. Yasa bu kuruluşa önemli görevler yüklemiştir. Bunları yerine
getirebilmek için parasal kaynağa, hem de yeterli kaynağa ihtiyacı vardır. Birliğin
gelir kaynakları yasa ile ve sınırlı bir şekilde belirlenmiştir. Bunlardan biri de
yeni üyelerden alınan “giriş ücreti”dir. Her ticari kuruluş gibi TÜRSAB adlı ticari
kuruluş da, müddebir bir tacir gibi görevlerini yerine getirmek için yapacağı
harcamaların karşılığını, yasal zeminde sağlamak amacıyla Birliğin birinci sırada
gelir kaynağı olan “giriş ücretini” 20 milyar olarak saptamıştır. Bu ücret de giriş
engeli yaratabilecek bir ücret değildir. Avrupa’da Seyahat Acentalığı için yeterli
(belli seviyede) bir kuruluş sermayesi aranırken, Türkiye’de bunun aranmadığı
nazara alındığında “giriş ücretinin” çok düşük tutulması, Türkiye’nin
ekonomisinde, bütçesinde, nihayet kalkınmasında çok önemli bir yer tutan turizm
sektöründe, önemli olan bu sektörde; 10m² lik bir oda, bir masa iki sandalyeden
oluşan acentaların piyasaya girmesine ve bunların sayısının çoğalmasıyla
sektörün çökmesine neden olunulur.
Kararda ; “giriş ücretinin yüksekliğinin sektöre girişe engel oluşturduğu
kabul edilmektedir. Veriler bu kabulü doğrulamamaktadır. Örneğin; “giriş
ücreti”nin 13.089$ olduğu 1997 yılında yeni kurulan acenta sayısı 636 iken, giriş
aidatının 11.440$ olduğu 1998 yılında sayısı 128’ dir. Giriş ücretinin 33.045 dolar
olduğu 2002 yılında yeni acenta sayısı 145’dir. Yani 33.045 dolar olan giriş ücreti
1998 yılındaki giriş ücretinin üç katı kadar artmış olmasına rağmen açılan yeni
acenta sayısı 1998’de açılan acentalardan fazladır (Rekabet Kurulu’nun
17.12.2003 tarih ve 03-80/967-397 sayılı Gerekçeli Kararının 7. sayfasındaki
2.Tablo). Bu olgu ücret yüksekliğinin piyasaya yeni girişlere engel olmadığını
göstermektedir.
Karara konu dosya ; Türkiye Seyahat Acentaları Birliğinin 17. Olağanstü
Genel Kurulunda 20 milyar lira olarak belirlenen üye kayıt ücretine ilişkin karara
menfi tespit belgesi verilmesi veya muafiyet tanınması talebine ilişkindir.
TÜRSAB’ın Kasım 2001’de yapılan 15. Olağan Genel Kurul Toplantısında 35 ve
50 milyar olarak belirlenen giriş aidat ücretinin piyasaya yeni firmaların girişini
engellediğinden bahisle Rekabet Kurulu tarafından cezalandırılıp giriş ücreti ile
ilgili kararın uygulanmasının durdurulması ve bu yönde işlem yapıldığı
konusunda Rekabet Kurumuna bilgi verilmesinin istenmesi üzerine TÜRSAB
Kasım 2001 tarihli Genel Kurulda aldığı birliğe giriş ücreti ile ilgili Kararnın
uygulanmasını askıya almış ve 15.05.2004 tarihinde gerçekleştirdiği 17.
Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında giriş aidat ücretini 20 milyar olarak
(04-69/979-237)
16
kararlaştırmıştır. Rekabet Kurulu saptanan bu ücreti de pazara girişi engelleyici
nitelikte ve bu haliyle 4054 Sayılı Kanunun 4. maddesine aykırı bir teşebbüs
birliği kararı olarak kabul etmiştir. TÜRSAB’ın 15,16 ve17. Genel Kurul
Toplantılarında belirlenen giriş ücretleri birlikte değerlendirildiğinde son genel
kurulda öngörülen 20 milyar liralık ücretin yüksek olmadığı görülecektir. 2001
yılında 15. Genel Kurulda bu ücret birinci yıl için 35, ikinci yıl için 50 milyar , 16.
Genel Kurul Toplantısında birinci yıl için 85, ikinci yıl için 120 milyar olarak
belirlenirken 2004 yılındaki 17. Genel Kurulda bu rakam bir önceki yılın
rakamından altıda bir, 2001 yılındaki rakamdan üçte bir daha düşük bir miktar
olan 20 milyar lira olarak saptanmıştır. 20 milyar liranın da tartışmaya açılması,
bunun yüksek bir ücret kabul edilmesi Rekabet Kurulu’nu fiyat tesbit komisyonu
haline sokacaktır. Kurul’un böyle bir yasal görevi bulunmamaktadır.
Rekabet Kurulu 20 milyar lira olarak belirlenen kayıt ücretinin 2004 yılı için
piyasaya giriş engeli yarattığı hususunu yaptıracağı bir piyasa araştırmasıyla da
saptamadan muhalefetime konu Kararı vermiştir.
Açıkladığım nedenlerle TÜRSAB’ın 15.05.2004 tarihli Olağanustü Genel
Kurul Kararında giriş ücreti için aldığı 20 milyar liraya ilişkin Kararın 4054 Sayılı
Yasanın 4. maddesine aykırılık oluşturan bir Karar olmadığı görüşünde
bulunduğumdan Kurul’un teşebbüs birliği Karar’ına muafiyet verilemeyeceği
yolundaki Karar’ına iştirak etmemekteyim.
M.Sıraç ASLAN
Kurul Üyesi
(04-69/979-237)
17
Rekabet Kurulu’nun 27.10.2004 günlü 04-69/979-237 sayılı kararına;
KARŞI OY
Kurulumuzun 17.12.2003 günlü 03-80/967-397 sayılı kararında; TÜRSAB
üyesi seyahat acentelerinin katılımıyla oluşan TÜRSAB Genel Kurulu’nun 15
incisinde; Kasım 2001’de; belirlenen (35 milyar lira- 50 milyar lira) giriş ücretinin
piyasaya yeni girişleri engelleyici nitelikte yüksek olduğu belirlenmiş ve 4054
sayılı Yasanın 4 üncü maddesinin ihlal edildiği sonucuna varılarak 16 ncı
maddenin ikinci fıkrası uyarınca para cezası uygulanmış, TÜRSAB’ın 15 inci
genel Kurulu’nda alınan kararın uygulanmasının durdurulmasına karar verilmiştir.
Kararda, giriş ücretinin herhangi bir nesnel kritere bağlı olarak
belirlenmediği saptanmış, soruşturma sürecinde raportörlerce görüşülen sektör
mensuplarının ifadeleri ve TÜRSAB’ın yazılı savunmasının da bu hususu
doğruladığı belirtilmiştir.
Kararda ayrıca benzer nitelikteki diğer meslek birliklerinin giriş ücretleri
incelenerek, bu birliklerin 33 tanesinde giriş ücretinin 5 milyon TL ile 490 milyon
TL arasında değiştiğinin tespitli olduğu, dolayısıyla TÜRSAB’ın 2001 yılı giriş
ücretinin makul olmadığı ve seyahat acentalığının tek tip olmadığı, ülkenin her
ilinde gelir dağılımı ve turizm potansiyeli aynı olmadığı halde giriş ücretinin sabit
olmasının rekabet kısıtı yarattığı vurgulanmıştır.
Rekabet Kurulunun söz konusu kararı gereğince TÜRSAB, 15 inci ve 16
ncı Genel Kurullarında almış olduğu (35-50 milyar, 85-100 milyar lira) giriş
ücretine ilişkin kararlarının uygulamasını durdurduğunu 18.5.2004 de Rekabet
Kurumu’na bildirmiş, 15.5.2004 tarihli Olağanüstü Genel Kurul’unda aldığı bir
kararla da Danıştay kararı sonucunda toplanacak 17. Genel Kurula kadar
uygulanmak üzere üye giriş aidatlarını 20 milyar lira olarak belirlemiştir. Söz
(04-69/979-237)
18
konusu karar 14.6.2004 tarihinde Rekabet Kurulu’na bildirilerek muafiyet
isteminde bulunulmuştur.
TÜRSAB böylece ihlale son vermiştir. Geçici olarak, Danıştay’da açılan
dava sonuçlanana kadar uygulanmak üzere ve herhangi bir kritere
dayanmaksızın giriş ücreti belirlenmiştir.
Bu kez belirlenen giriş ücretinin 2004 yılı için piyasaya giriş engeli yarattığı
hususu bir piyasa araştırmasıyla tespit edilmiş değildir.
Bu durumda TÜRSAB’ın 15.5.2004 tarihli; giriş ücretine ilişkin, Olağanüstü
Genel Kurul kararında 4054 sayılı Yasanın 4 üncü maddesine aykırılık
bulunmadığı görüşünde olduğumdan Kurulun teşebbüs birliği kararına muafiyet
verilemeyeceği yolundaki kararına katılmıyorum.
Süreyya ÇAKIN
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy