Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2011-2-229 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 11-47/1172-417
Karar Tarihi : 14.09.2011
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE,
Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR, Prof. Dr. Metin TOPRAK 10
B. RAPORTÖRLER : Hüseyin ORMAN, Yalçıner YALÇIN
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : - Promar Deniz Malz. Tic. ve Turz. A.Ş.
Ethemefendi Cad. No:33/A Erenköy-İstanbul
D. HAKKINDA İNCELEME
YAPILAN : - Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu
Fahrettin Kerim Gökay Cad. Ortaklar İş Merkezi No:71 K:9
D:57 34722 Kadıköy-İstanbul
E. DOSYA KONUSU: Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunun, dergi yayıncılığı 20
alanında faaliyet gösteren ve kendisine rakip konumunda bulunan teşebbüsleri
dışlayıcı uygulamalarda bulunduğu iddiası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Başvuruda özetle;
- Başvuru sahibi Promar Deniz Malz. Tic. ve Turz. A.Ş.(Promar)’nin Sualtı
Dünyası dergisinin yayımcısı olarak dergi yayıncılığı alanında faaliyet gösterdiği,
- Söz konusu dergiye rakip konumunda bulunan Deniz Magazin dergisinin yayım
haklarının 2007 yılında Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu (TSSF) tarafından
devralındığı,
- Deniz Magazin dergisinin satış fiyatının Sualtı Dünyası dergisinin altında
belirlendiği ve bu derginin tüm dalış merkezlerine ücretsiz olarak dağıtıldığı, 30
- TSSF’nin bu derginin satışından kâr elde etmediği, derginin, federasyonun diğer
gelirleri ile desteklendiği,
- TSSF’nin, 13. CMAS Dünya Sualtı Fotoğraf Yarışması için yapılan sponsorluk
çalışmalarında aralarında başvuru sahibinin de bulunduğu sualtı fotoğraf ve video
ekipmanları ithalatçılarına eşit mesafede durmayarak ayrımcılık yaptığı,
- TSSF’nin bu uygulamaları neticesinde Sualtı Dünyası dergisinin yayım hayatına
son verilmek durumunda kalındığı
iddia edilmektedir.
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 9.5.2011 tarih ve 3568 sayı, 1.6.2011 tarih
ve 4147 sayı, 2.6.2011 tarih ve 4180 sayı ile giren başvuru üzerine düzenlenen 40
17.6.2011 tarih ve 2011-2-229/İİ-11-412.YY sayılı İlk İnceleme Raporu, 29.6.2011
11-47/1172-417
2
tarihli Kurul toplantısında görüşülerek, 11-40/840-M sayı ile önaraştırma yapılmasına
karar verilmiştir.
İlgili karar uyarınca yapılan inceleme üzerine hazırlanan 26.08.2011 tarih ve 2011-2-
229/ÖA-11-380.HO sayılı Önaraştırma Raporu, 05.09.2011 tarih ve REK.0.16.00.00-
110.02.02/524 sayılı Başkanlık Önergesi ile 11-47 sayılı Kurul toplantısında
görüşülerek karara bağlanmıştır.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Rapor’da; dosya konusu iddialara yönelik
olarak 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca TSSF hakkında soruşturma
açılmasına gerek olmadığı ifade edilmiştir. 50
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
Önaraştırma kapsamında yerinde incelemede TSSF’den istenilen bilgi ve belgeler
18.8.2011 tarih, 6044 sayı ve 25.8.2011 tarih, 6175 sayı ile Promar tarafından
sunulan ek bilgi ve belgeler ise 15.8.2011 tarih ve 5918 sayı ile Kurum kayıtlarına
intikal etmiştir.
I.1. Hakkında Önaraştırma Yapılan Teşebbüs: TSSF
TSSF, 1980 yılında Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyetlerine
başlayan ve Avrupa Topluluğu uyum yasaları çerçevesinde 2004 yılı itibarıyla özerk
nitelik kazanan bir spor federasyonudur. TSSF; cankurtarma, donanımlı dalış,
havuzda hedef vurma, jetski, paletli yüzme, serbest dalış, su kayağı, sualtı 60
görüntüleme, sualtı hokeyi, sualtı navigasyon, sualtı ragbisi ve zıpkınla balık avı
olmak üzere toplam 12 branşta sporu geliştirmek üzere faaliyette bulunmaktadır.
TSSF Uluslararası Sualtı Etkinlikleri Konfederasyonu (CMAS), Uluslararası
Cankurtarma Federasyonu (ILS), Dünya Sukayağı Federasyonu, Dünya Jetski
Federasyonu’nun üyesi olup, ilgili sportif branşlarda uyulacak uluslararası kurallar
çerçevesinde ulusal ve uluslararası faaliyetleri düzenlemektedir.
Bilindiği üzere bir gerçek ve/veya tüzel kişinin gerçekleştirmiş olduğu eylemlerin 4054
sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilmesi için, söz konusu kişilerin Kanun’un 3.
maddesinde belirtilen niteliklere sahip olmaları gerekmektedir. Anılan Kanun
maddesinde teşebbüs, “Piyasada mal veya hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek 70
ve tüzel kişilerle, bağımsız karar verebilen ve ekonomik bakımdan bir bütün teşkil
eden birimler” olarak tanımlanmıştır. Bu çerçevede öncelikle TSSF’nin teşebbüs
niteliğini haiz olup olmadığı konusu incelenmiştir.
3289 sayılı Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun (3289
sayılı Kanun) Ek Madde 9’da bağımsız spor federasyonları ile ilgili düzenlemelere
yer verilmiştir1. Bu kapsamda “Spor dalı ile ilgili faaliyetleri ulusal ve uluslararası
kurallara göre yürütmek, gelişmesini sağlamak, sporcu sağlığı ile ilgili konularda
gerekli önlemleri almak, teşkilatlandırmak, federasyonu uluslararası faaliyetlerde
temsil etmek ve Tahkim Kurulu kararlarını uygulamakla görevli ve yetkili, özel hukuk
hükümlerine tabi” bağımsız spor federasyonlarının kurulacağı hükmüne yer 80
verilmiştir. Aynı maddede federasyon mallarının “devlet malı” hükmünde olduğu ve
federasyon faaliyetinde görevli bulunanların görevleriyle ilgili olarak işlemiş oldukları
suçlar bakımından kamu görevlisi sayılacakları ifade edilmiştir. 3289 sayılı Kanun’un
anılan maddesine dayanılarak Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Özerk Spor
1 29.3.2011 tarih, 6215 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10. maddesi ile
3289 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinde birtakım değişiklikler yapılmıştır.
11-47/1172-417
3
Federasyonları Çerçeve Statüsü (Çerçeve Statü) çıkarılmıştır. Çerçeve Statü’de
özerk federasyonların yurt içi teşkilatlarını ana statüsünde belirlenen esaslar
dahilinde kurabilecekleri ifade edilmiştir.
TSSF Ana Statüsü de 3289 sayılı Kanun ve Çerçeve Statü’ye dayanılarak
23.11.2006 tarihinde 26355 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Dolayısıyla TSSF esas itibarıyla yasal hükümlere dayanılarak kurulmuş, kamu 90
yararını koruma amacıyla sualtı sporları alanında birtakım düzenleme ve denetleme
görev ve yetkilerini ifa eden ve kâr amacı gütmeyen bir tüzel kişilik görünümündedir.
Bununla birlikte TSSF, Rekabet Kurulu’nun 3.2.2011 tarih, 11-07/126-38 sayılı
Kararı’na da konu olmuş, sualtı aktivitelerine yönelik dalıcı ve eğitmen eğitimi ile
sertifikalandırma hizmetleri pazarındaki faaliyetleri bakımından değerlendirilmiştir. Bu
kapsamda TSSF’nin dünyada sualtı aktivitelerine yönelik faaliyet gösteren eğitim
sistemlerinden biri olan CMAS’ın Türkiye’deki tek yetkili temsilcisi olduğu ifade
edilmiştir. TSSF’nin söz konusu faaliyetlerinin herhangi bir organ veya kurulun
onayına tabi olmadığı ve bu faaliyetlerinden gelir elde ettiği hususlarını değerlendiren
Kurul, Kanun’un 3. maddesinde yer verilen “bağımsız karar verme”, “ekonomik 100
bütünlük arz etme” ve “iktisadi faaliyet” unsurlarının bulunduğundan hareketle
TSSF’nin teşebbüs niteliğini haiz olduğuna karar vermiştir.
TSSF 2007 yılında, o tarihe kadar sualtı sporlarına yönelik olarak çıkarılan Deniz
Magazin’in yayın haklarını devralarak, dergi yayıncılığı alanında faaliyet göstermeye
başladığı ve dergi/reklam yeri satışlarından gelir elde ettiği anlaşılmıştır.
Bu çerçevede, TSSF’nin diğer faaliyetlerinin yanı sıra yürütmekte olduğu dergi
yayıncılığı alanındaki faaliyetleri bakımından da teşebbüs olarak değerlendirilmesi
gerektiği kanaatine varılmıştır.
I.2. İlgili Pazar
I.2.1. Genel Hatlarıyla Dergi Yayıncılığı Pazarı 110
Dergi yayıncılığı faaliyetleri, içeriğin temin edilmesi, işlenmesi ve yayına hazırlanması
süreçlerinin bir bütünü olarak tanımlanabilir. Bu kapsamda öncelikle dergide
yayınlanacak içerik temin edilmekte, içeriğin dergi sayfaları üzerinde birleştirilmesi,
daha sonra ise basıma hazır hale gelen derginin çoğaltılması işlemleri
gerçekleştirilmektedir. Sürecin son ayağını ise dağıtım faaliyetleri oluşturmaktadır.
Dergi yayıncılığına ilişkin süreç özet olarak bu şekilde işlemekle birlikte, piyasanın
çift taraflı yapısının da dikkate alınması gerekmektedir.
Çift taraflı pazarlar, Rekabet Kurulu’nun 24.4.2007 tarih ve 07-34/347-127 sayılı
Kararı’nda “bir ya da birden çok platformun son kullanıcılar arasında etkileşimi
sağladığı ve iki (ya da daha çok) tarafa da uygun ücretler yüklenerek bu tarafların bir 120
araya getirildiği pazarlar” olarak tanımlanmıştır. Dergi yayıncıları, bir taraftan
okuyucu sayılarını arttırma ve dergi satışlarından gelir elde etme çabası içine
girerken, diğer taraftan reklam yerlerini pazarlama ve bu satışlarından da gelir elde
etmeye çalışmaktadır. Dolayısıyla hem okuyucu-yayıncı, hem de reklamveren-
yayıncı ilişkilerinin birbirlerinden bağımsız olarak değerlendirilmesi mümkün
görülmemektedir.
Dergiler özellikleri bakımından çeşitli sınıflandırmalar altında
değerlendirilebilmektedir. Bu çerçevede dergileri okuyucu profilleri, yayın bölgesi,
yayın periyodu gibi sınıflandırmalara tabi tutmak ve farklı pazar tanımları
geliştirebilmek mümkündür. 130
11-47/1172-417
4
Dergi yayıncılığı piyasası değerlendirilirken, ilk aşamada, bu piyasaya özgü çift taraflı
pazar yapısı dikkate alınmalı, okuyucu tercihlerinin yanı sıra reklam veren
tercihlerinin de önemi göz ardı edilmemelidir. İkinci aşamada ise, okuyucu-yayıncı-
reklamveren ilişkisi çerçevesinde tüketici tercihlerinin dikkatli bir şekilde incelenmesi
gerekmektedir.
I.2.2. İlgili Ürün Pazarı
Hakkında önaraştırma yürütülen ve başvuruda bulunan teşebbüsler dergi yayıncılığı
alanında faaliyet göstermektedir.
Dergi yayıncılığı pazarı yapısı itibarıyla farklı ürün pazarlarına ayrılabilmekle birlikte,
tarafların yayımladıkları “Deniz Magazin” ve “Sualtı Dünyası Dergisi” incelendiğinde, 140
ilgili ürün pazarı bakımından yapılacak değerlendirmede belirleyici etkisi en yüksek
olacak özelliğin, bu dergilerin içeriklerinin oluşturduğu anlaşılmıştır. Dergiler hem
okuyucu hem de reklamverenler açısından aşağıda değerlendirilmiştir.
Tablo 1: Deniz Magazin ve Sualtı Dünyası Dergilerine Ait Sualtı Firma Reklam Gelirlerinin Toplam
Reklam Gelirine Oranı (%)
2007 2008 2009 2010 2011
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Dosya konusu dergiler konusu itibarıyla sualtı ile ilgilenen kesime hitap etmekte,
başka bir ifadeyle sualtı sporları, sualtı fotoğrafçılığı gibi alanlarla ilgisi bulunan
okuyucular, konuya ilişkin ürünleri üreten teşebbüsler ve/veya dalış kulüpleri
dergilerin ilişki içinde olduğu kesimi oluşturmaktadır.
İçeriği itibarıyla sualtını konu edinen bu dergilerin reklam gelirleri incelendiğinde, bu
alandan elde edilen gelirlerin büyük bölümünü sualtı sektörüyle ilişki içinde bulunan
kişilerin ve/veya teşebbüslerin oluşturduğu görülmüştür2. Okuyucu profilinin büyük 150
bölümünü ise dalış merkezleri ve bu merkezlere üye olan kişilerin oluşturduğu
kanaati bulunmaktadır. Mevcut dosya bakımından ilgili ürün pazarının
belirlenmesinin her iki iddia açısından da yapılacak değerlendirmelere herhangi bir
etkisinin bulunmayacağı, dolayısıyla kesin bir tanım yapılmasına gerek olmadığı
anlaşılmakla birlikte, değerlendirmelerde ilgili ürün pazarı olarak “içeriği sualtı olan
dergi yayıncılığı pazarı” dikkate alınmıştır.
I.2.3. İlgili Coğrafi Pazar
İlgili coğrafi pazar, ilgili ürün pazarında ülkenin herhangi bir bölgesindeki rekabet
koşullarının diğer bölgelerden farklılık göstermemesi, bir başka deyişle rekabet
koşullarının ülkenin tamamında homojen bir yapı sergilemesi nedeniyle “Türkiye” 160
olarak belirlenmiştir.
I.3. Hakim Durum Analizi
TSSF kamu yararını gözetme amacıyla kurulmuş ve çeşitli alanlarda düzenleme ve
denetleme faaliyetlerini üstlenen bir federasyondur. Dolayısıyla yasal düzenlemelere
dayanılarak kurulan TSSF, ilgili olduğu temel faaliyetler bakımından tek olma özelliği
taşımaktadır. Öte yandan TSSF, mevcut dosya bakımından incelenen dergi
yayıncılığı alanındaki faaliyetlerine 2007 yılında Deniz Magazin’in yayın haklarını
2 Sualtı sporları niteliği ve kullandığı ekipmanlar göz önünde bulundurulduğunda daha çok üst gelir
grubundaki kişilere hitap etmektedir. Dolayısıyla konuyla ilgisi olan kişileri de gelir düzeyi belli bir
seviyenin üstünde olan kişiler oluşturmaktadır. Bu kişilere ulaşmayı hedefleyen reklamverenler
(otomobil, saat vb. üreticiler gibi) de anılan dergilere reklam verebilmektedir.
11-47/1172-417
5
devralarak başlamıştır. Başvuru sahibince, düzenli aralıklarla yayımlanmayan bazı
dergilerin de piyasada faaliyet gösterdiği ifade edilmiştir. Ancak bu dergilerin
faaliyetlerinin sınırlı olduğu ve yapılacak değerlendirmelere etkisinin bulunmayacağı 170
anlaşıldığından pazar iki teşebbüsün varlığı göz önünde bulundurularak
incelenmiştir. Teşebbüslerin içeriği sualtı olan dergi yayıncılığı pazarındaki reklam
gelirleri bakımından payları aşağıda sunulmuştur:
Tablo 2: Sualtı Dünyası Dergisi ve Deniz Magazin'in Reklam Gelirleri Bakımından Pazar Payları (%)
2007 2008 2009 2010 2011
Sualtı Dünyası (…..) (…..) (…..)* (…..) (…..)
Deniz Magazin (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Toplam 100,00 100,00 100,00 100,00 100,00
* Sualtı Dünyası 2009 yılında sadece 1 sayı yayınlamıştır.
2007 yılında Deniz Magazin ile dergi yayıncılığına başlayan TSSF’nin söz konusu
dönemdeki pazar payı, reklam gelirleri açısından %(…..) düzeyindedir. TSSF’nin bu
payı 2008 yılında %(…..) seviyesine gerilemiştir. 2009 yılında ise Sualtı Dünyası
Dergisi sadece bir yayın çıkarmış ve böylece Deniz Magazin’in payı %(…..)’ye
yükselmiştir. 2010 yılından itibaren Deniz Magazin piyasada %(…..) pay ile tek
oyuncu olarak kalmıştır. 180
Tablo 3: Sualtı Dünyası Dergisi ve Deniz Magazin'in Satış Gelirleri Bakımından Pazar Payları (%)
2007 2008 2009 2010 2011
Sualtı Dünyası (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Deniz Magazin (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Toplam 100,00 100,00 100,00 100,00 100,00
Taraflara ilişkin pazar payları, satış gelirleri açısından incelendiğinde ise “Deniz
Magazin”in 2007 yılında %(…..), 2008 yılında %(…..), 2009 yılında %(…..), 2010 ve
sonrasında ise %(…..) pazar payı elde ettiği görülmektedir. Dolayısıyla Deniz
Magazin’in TSSF tarafından devralınması sonrasında pazar payının istikrarlı bir
şekilde yükseldiği görülmüştür.
Yukarıda sunulan veriler pazarın reklam ve satış gelirleri açısından farklı bir seyir
izlediği görünümüne yol açmaktadır. Nitekim “Deniz Magazin”, reklam gelirleri
açısından ancak “Sualtı Dünyası”nın yayın hayatına son vermesi sonrası pay
kapabilmiştir. Satış gelirleri bakımından ise “Sualtı Dünyası” piyasadan çıkmadığı
dönemlerde de “Deniz Magazin” pazardan istikrarlı bir şekilde pay alabilmiştir. Ancak 190
“Sualtı Dünyası”nın yayın hayatını durdurması ile gelinen son noktada “Deniz
Magazin” pazarda faaliyet gösteren tek teşebbüs olarak kalmıştır.
Öte yandan hakim durum analizleri salt pazar payı verilerine dayanılarak
yapılmamaktadır. Piyasaya giriş-piyasadan çıkış koşulları, alıcı gücü, potansiyel
rekabet, dikey entegrasyon vb. kriterler de bir teşebbüsün hakim durumda olup
olmadığı tespiti açısından önem arz etmektedir. Ancak sonucu etkilemeyecek olması
nedeniyle anılan kriterler açısından ayrıntılı bir analize gerek duyulmamış, yapılacak
değerlendirmeler TSSF’nin hakim durumda olduğu varsayımı altında
gerçekleştirilmiştir.
200
11-47/1172-417
6
I.4. Değerlendirme
Dosya konusu iddialar rekabet hukukunda “ayrımcılık” ve “yıkıcı fiyatlama” olarak
ifade edilen iki temel davranış açısından incelenmiştir.
I.4.1. TSSF’nin Ayrımcılık Yaptığı İddiası
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinde hâkim durumun özellikle hangi hallerde kötüye
kullanma olarak değerlendirileceği tahdidi olmayan bir biçimde sıralanmıştır. Bu
hallerden biri olarak aynı maddenin (b) bendinde ”Eşit durumdaki alıcılara aynı ve 210
eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı
olarak ayırımcılık yapılması” durumu örnek verilmiştir. Dolayısıyla hâkim durumdaki
bir teşebbüsün ayrımcılık yapmak suretiyle bu durumunu kötüye kullanabilmesi için
eşit durumda bulunan alıcılara, aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı
şartlar sunması gerekmektedir.
İddialardan biri TSSF’nin, 13. CMAS Dünya Sualtı Fotoğraf Yarışması için yapılan
sponsorluk çalışmalarında aralarında başvuru sahibinin de bulunduğu sualtı fotoğraf
ve video ekipmanları ithalatçılarına eşit mesafede durmayarak ayrımcılık yapmasına
ilişkindir.
Raportörlerce TSSF’de gerçekleştirilen yerinde incelemede söz konusu iddiayı 220
doğrulayacak veya çağrıştıracak herhangi bir bilgi veya belgeye ulaşılamamıştır.
Ayrıca, ayrımcılık olduğu iddia edilen olayın tek taraflı bir davranışın
gerçekleştirilmemesi neticesinde meydana geldiği görülmüştür. Başka bir ifadeyle,
Promar’ın söz konusu yarışmaya sponsor olmak için herhangi bir girişiminin
bulunmadığı dikkate alındığında,3 TSSF’nin sponsorluk için görüşmediği diğer
teşebbüslere karşı ayrımcı bir tutum sergilediği hususu gerçekçi bulunmamıştır.
I.4.2. TSSF’nin Yıkıcı Fiyat Uyguladığı İddiası
Rekabet Kurulu’nun 28.10.2010 tarih, 10-68/1445-545 sayılı kararında yıkıcı
fiyatlamaya ilişkin olarak şu tespitlere yer verilmiştir:
“Hâkim konumda bulunan bir teşebbüsün mevcut rakipleri piyasa dışına çıkarmak, 230
potansiyel rakipleri pazara girmekten caydırmak, rakiplerin fiyatları düşürme
eğilimlerini sindirmek amacıyla, ürünü veya hizmeti maliyetinin altında bir fiyata
satması “yıkıcı fiyat” kapsamsında rekabet ihlali olarak değerlendirilmektedir. Teorik
olarak yıkıcı fiyat uygulamalarının temelinde teşebbüslerin uzun vadede tekelci güce
erişme istekleri yatmaktadır. “Hasat” olarak adlandırılan bu güdü, sahip olduğu
finansal gücü, maliyet altı fiyattan kaynaklanan zararlarını finanse etmek için
kullanan firmanın, uzun dönemde rakiplerini dışlamak suretiyle fiyatlarını tekelci
düzeye çekme stratejisine işaret etmektedir.”
Karar’dan da anlaşılacağı üzere, bir teşebbüsün yıkıcı fiyatlama davranışını
sergileyebilmesi için öncelikle hâkim durumda bulunması gerekmektedir. Daha sonra 240
söz konusu hâkimiyetin vermiş olduğu gücü de arkasına alarak, rakiplerin piyasa
dışına itilmesini sağlayabilecek bir süre diliminde maliyet altı fiyatlama yapılması ve
rakiplerin piyasa dışına itilebilmesi gerekmektedir. Teorik olarak bir teşebbüsün yıkıcı
fiyat uygulama güdüsünün arkasında, rakiplerin piyasa dışına itilmesinden sonraki
dönemlerde, yıkıcı fiyat uygulaması yapılan dönemdeki zararın da telafisini içeren bir
kâr elde etme amacı yatmaktadır. Bu amaç doğrultusunda hâkim durumdaki
3 Bu husus Raportörlerce hem TSSF hem de Promar yetkilisi ile yapılan görüşmede şifahen teyit
edilmiştir.
11-47/1172-417
7
teşebbüs, herhangi bir rekabetçi baskı ile karşılaşmaksızın, fiyatlarını rekabetçi
düzeyin üstüne taşıyabilmektedir.
Mevcut olayda TSSF’nin, yayıncılığını yaptığı Deniz Magazin dergisinin satışında
maliyet altı fiyatlama yaptığı ve rakibi konumundaki Promar’ın Sualtı Dünyası 250
Dergisi’ni 2009 yılında piyasa dışına çıkardığı iddia edilmektedir.
Aşağıdaki tabloda Deniz Magazin’in 2007-2011 yılları arasında dergi başına elde
ettiği gelir4 ve giderlerin5 karşılaştırmasına yer verilmektedir.
Tablo 4: Deniz Magazin’in kâr/zarar tablosu
(……………TİCARİ SIR………….)
260
Tablo 5: Deniz Magazin’in yayınlanan her bir dergi başına düşen gelir-gider karşılaştırması
(2007-2011 dönemi)
(……………TİCARİ SIR………….)
270
Tablodan da görüleceği üzere Deniz Magazin’in bir dergi için katlandığı maliyeti, iki
yayın dönemi haricinde, karşılayamadığı görülmektedir. Bu tablo ilk bakışta TSSF
tarafından yıkıcı fiyat uygulandığı yönünde bir izlenimin oluşmasına yol açmaktadır.
Ancak Sualtı Dünyası Dergisi’nin 2009 yılının Ocak ayında son sayısını çıkararak
faaliyetlerine son vermesine karşın, Deniz Magazin’in 2009 yılından günümüze kadar
gelir-gider dengesinde herhangi bir değişimin yaşanmaması ve zarara katlanılarak
satış yapılmaya devam edilmesi, TSSF’nin fiyatlama politikasının rakipleri dışlama
amacıyla mı yoksa TSSF’ye kanunen verilen görevleri yerine getirme amacıyla mı 280
yapıldığı noktasında belirsizliğin oluşmasına yol açmaktadır.
3289 sayılı Kanun’un ek 9. maddesinde bağımsız spor federasyonları ile ilgili
düzenlemelere yer verilmiştir. Bu kapsamda “Spor dalı ile ilgili faaliyetleri ulusal ve
uluslararası kurallara göre yürütmek, gelişmesini sağlamak, sporcu sağlığı ile ilgili
konularda gerekli önlemleri almak, teşkilatlandırmak, federasyonu uluslararası
faaliyetlerde temsil etmek ve Tahkim Kurulu kararlarını uygulamakla görevli ve yetkili,
özel hukuk hükümlerine tabi” bağımsız spor federasyonlarının kurulacağı hükmüne
yer verilmiştir. Maddenin lafzından da anlaşılacağı üzere bu federasyonların görevleri
4 Gelir kalemi reklam geliri, satış geliri ve çok sınırlı düzeyde de olsa diğer gelirlerin toplamından
oluşmaktadır.
5 Gider kaleminin hesaplanmasında baskı giderleri, dağıtım giderleri ve çok sınırlı düzeyde de olsa
diğer gider kalemleri hesaba katılmıştır. TSSF’nin dergi üretimi için kurulu herhangi bir basım/üretim
tesinin bulunmaması ve dergi içeriğinin gönüllülük esasına göre hazırlanması dikkate alındığında, bu
maliyet kalemlerinin literatürde kaçınılabilir maliyet olarak ifade edilen maliyetleri yansıttığı kanaatine
varılmıştır.
11-47/1172-417
8
arasında spor dalı ile ilgili faaliyetlerin gelişmesini sağlamak sayılmıştır. Nitekim
TSSF Ana Statüsü’nün 6. maddesinde de özet olarak; Spor dalının yurt düzeyinde 290
dengeli bir biçimde yayılıp gelişmesini sağlamak, bu amaçla eğitimler ve seminerler
düzenlemek; yurt dışındaki ve yurt içindeki spor dalı ile ilgili gelişmeleri izlemek,
karşılıklı ilişki, yarışma, çalışma ve diğer etkinlikleri programlayıp bunların
uygulamalarını denetlemek; yabancı ülkelerdeki spor dalı ile ilgili gelişmeleri ve
yenilikleri izleyerek, bu bilgilerden ülke içinde daha çok kişinin yararlanmasını
sağlamak; sualtı sporlarını geliştirmek için öğretim kurumları, diğer kamu ve özel
kurum ve kuruluşlarla ortak programlar ve bilimsel araştırmalar yapmak; spor dalı ile
ilgili arşiv ve istatistiksel çalışmalar yapmak, eğitici film, CD, slayt, kitap ve broşür
hazırlayarak, bu konuda basın ve televizyon kuruluşlarıyla işbirliği yapmak…”
TSSF’nin görevleri arasında sıralanmaktadır. 300
TSSF’nin “Sualtı Dünyası Dergisi”nin faaliyetlerini durdurduğu 2009 yılının Ocak
ayından sonra gelir düzeyini arttırma gibi bir çaba içinde olmaması, bu teşebbüsün
piyasada tekel durumunda bulunan bir teşebbüsten beklenecek eylemleri
gerçekleştirmediği/gerçekleştiremediği ve dergi yayıncılığı faaliyetini sporun gelişimi
için kullandığı yönünde bir kanaate yol açmaktadır. Nitekim TSSF’de yapılan yerinde
incelemede de TSSF’nin rakipleri hedef alan bir strateji içinde bu faaliyetini yürüttüğü
yönünde bir bilgi ve/veya belgeye ulaşılamamıştır. Dergi içeriğinin gönüllülük esasına
göre hazırlanması ve ticari amaçla yayınlanan bir dergide olması beklenen yapının
(personel, taşınmaz vb.) bu dergi bakımından söz konusu olmaması hususları da
dikkate alındığında, iddia konusu uygulamaların hem teorik çerçeve hem de yıkıcı 310
fiyat uygulaması yapan tekelci bir teşebbüs davranışı ile bağdaşmadığı sonucuna
ulaşılmıştır.
J. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, dosya konusu iddialara
yönelik olarak 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına
gerek olmadığına, şikayetin reddine OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy