AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 246/13
Rasim TÜTÜNCÜ / Türkiye
Başkan,
Paul Lemmens,
Hâkimler,
Jon Fridrik Kjølbro,
Ivana Jelić,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 22 Ocak 2019 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Yukarıda anılan 31 Ekim 2012 tarihli başvuruyu göz önüne alarak,
8 Mart 2018 tarihli kararı göz önüne alarak,
Davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere karşılık olarak başvuran tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Rasim Tütüncü, 1971 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, Ankara’da ikamet etmektedir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”), kendi yetkilisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Davanın konusu, taraflarca ifade edildiği şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. Başvuran, Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup bir subaydır. Başvuran, üstün başarı kıdemi almak için gerekli niteliklere sahip olmasına rağmen, kendisinin adı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı (KKK) tarafından 2011 tarihindeki yayınlanmış listede yer almamıştır.
5. 6 Eylül 2011 tarihinde, başvuran, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi nezdinde, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın kendisini terfi ettirmemesiyle ilgili kararının iptalini talep eden bir dava açmıştır.
6. Yargılamalar esnasında, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ndeki Cumhuriyet Başsavcısı, davanın esasına yönelik yazılı mütalaasını sunmuştur. Söz konusu görüş başvurana tebliğ edilmemiştir.
7. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, 6 Mart 2012 tarihinde başvuranın davasını reddetmiştir.
8. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, 8 Mayıs 2012 tarihinde başvuranın karar düzeltme talebini reddetmiştir.
B. İlgili İç Hukuk ve Uygulama
9. Söz konusu zamanda yürürlükte olan iç hukuka ilişkin açıklamalar Tanışma/Türkiye (no. 32219/05, §§ 29-47, 17 Kasım 2015), ve Yavuz/ Türkiye ((k.k.), no. 29870/96, 25 Mayıs 2000) davalarında bulunmaktadır.
10. 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandumun ardından 6771 sayılı Kanun kabul edilmiştir. Bu yeni kanuna göre, Anayasa’nın 145 ve 157. maddeleri ile Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmıştır. Ek olarak Anayasa’nın 142. maddesine aşağıdaki paragraf eklenmiştir.
“... Disiplin mahkemeleri dışında askerî mahkemeler kurulamaz. Ancak savaş halinde, asker kişilerin görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevli askerî mahkemeler kurulabilir.”
11. 7103 sayılı Kanun 21 Mart 2018 tarihinde çıkarılmış ve 27 Mart 2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. 7103 Sayılı Kanun’un 23. maddesi, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda (no. 2577) değişiklik yapmıştır. Bu değişikliğe göre, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin iddialara yönelik başvuruları an itibariyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde derdest olan bütün başvuranlar, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle Mahkeme’nin kabul edilemezlik kararının bildirilmesinin ardından üç ay içerisinde Ankara İdare Mahkemesi önünde tekrar yargılanmayı talep edebilirler.
ŞİKÂYET
12. Başvuran, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi uyarınca, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi nezdindeki yargılamalarda Cumhuriyet Başsavcısının yazılı mütalaasının tebliğ edilmemesi nedeniyle adil ve çekişmeli yargılama hakkının ihlal edildiği hususunda şikâyette bulunmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
13. Başvuran, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi nezdinde ki yargılamaların adilliğinden şikâyet etmektedir.
14. Hükümet, 21 Mart 2018 tarihinde çıkartılan ve 27 Mart 2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 7103 Sayılı Kanun hakkında Mahkeme’yi bilgilendirmiştir. Hükümet; 7103 Sayılı Kanun’un 23. maddesi, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda (no. 2577) değişiklik yaptığına ve bu değişikliğe göre Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin bağımsız ve tarafsız olmadığına yönelik başvuruları an itibariyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde derdest olan bütün başvuranların, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle Mahkeme’nin kabul edilemezlik kararının bildirilmesinin ardından üç ay içerisinde Ankara İdare Mahkemesi önünde tekrar yargılanmayı talep edebileceklerine dikkat çekmiştir. Bu doğrultuda Hükümet, somut başvurunun iç hukuk yollarının tüketilmemesi sebebiyle reddedilmesi gerektiği görüşündedir.
15. Mahkeme Sözleşme’nin 35 § 1 maddesi kapsamındaki iç hukuk yollarının tüketilmesi kuralının amacının, Sözleşme’ye Taraf Devletlere, gerçekleştirdikleri ileri sürülen ihlalleri, bu hususta Mahkemeye başvuruda bulunulmadan önce önleme veya düzeltme fırsatı vermek olduğunu yinelemektedir. Dolayısıyla, bu kural, başvuranların öncelikle ulusal hukuk sisteminin sağladığı hukuk yollarından faydalanmalarını gerektirmekte, böylece Devletleri gerçekleştirmiş oldukları eylemlerle ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde hesap vermenin önüne geçmektedir. Ancak, söz konusu kural, ileri sürülen ihlal ile ilgili olarak başvurulabilecek etkin bir iç hukuk yolunun mevcut olduğu varsayımına dayanmaktadır (bk. İçyer/Türkiye (k.k.), no. 18888/02, 12 Ocak 2006; Latak/Polonya (k.k.), no. 52070/08, § 75, 12 Ekim 2010; ve Radomilja ve Diğerleri/Hırvatistan [BD], no. 37685/10, § 117, 20 Mart 2018).
16. İç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediğine ilişkin değerlendirme, normal şartlarda, Mahkemeye başvurunun yapıldığı tarih esas alınarak gerçekleştirilmektedir. Ancak, Mahkemenin birçok kararında belirtildiği üzere bu kural, her davanın kendine özgü koşullarıyla haklı kılınabilecek istisnalara tabidir (bk., Baumann/Fransa, no. 33592/96, § 47, 22 Mayıs 2001 ve yukarıda anılan, İçyer).
17. Mahkeme, Tanışma/Türkiye kararında, (no. 32219/05, 17 Kasım 2015) söz konusu yasal problemi incelediğini ve bu davada Sözleşme’nin 6 § 1. maddesi kapsamında Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olarak değerlendirilemeyeceğine karar verdiğini yineler. Sonuç olarak, yerel düzeyde benzer şikâyetlere ilişkin telafi sağlamak ve Mahkeme önünde bekleyen başvuru sayısını azaltmak amacıyla, 16 Nisan 2017 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmıştır. Bunun ardından, 21 Mart 2018 tarihinde, 7103 Sayılı Kanun ile Mahkeme önünde derdest olan bütün başvurular için sivil bir mahkemede tekrardan yargılanma hakkı sunulmuştur.
18. Mahkeme Baysal/Türkiye ((k.k.), no. 29698/11, 22 Mayıs 2018) davasındaki kararında, başvuranın yeni açılan iç hukuk yolunu tüketmedikleri gerekçesiyle yeni bir başvuruyu kabul edilemez bulmuştur. Bu kararı verirken Mahkeme özellikle, bu yeni hukuk yolunun muhtemel surette (a priori) erişilebilir olduğunu ve yargılamanın adilliğine ilişkin şikâyetler için makul bir tazmin imkânı sunabildiğini değerlendirmiştir.
19. Somut davada, Mahkeme Baysal (yukarıda anılan) davasında verdiği kararı yinelemektedir ve başvuranın Mahkeme önünde derdest olan başvurusunun iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemezlik kararının bildirilmesinin ardından üç ay içerisinde Ankara İdare Mahkemesi önünde tekrar yargılanmayı talep edebilme imkânı olduğunu gözlemlemektedir. Sonuç olarak, Ankara İdare Mahkemesi davalara ilişkin yeni bir değerlendirme yapacaktır ve başvuran, Ankara İdare Mahkemesinin kararına karşı Danıştay’a temyiz başvurusunda bulunabilecektir. Başvuran, sonrasında Danıştay’ın kararına karşı Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunabilmektedir. Eğer başvuran, hala kendisini iddia edilen ihlalin mağduru olarak görürse, Sözleşme’nin 34. Maddesi uyarınca, Mahkeme’ye yeni bir başvuru yapabilme imkânına sahiptir.
20. Dolayısıyla, Mahkeme somut başvurunun, Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesi kapsamında, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiğini belirtir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 14 Şubat 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıPaul Lemmens
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy