AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 26429/19
Mikail UGAN / Türkiye
Başkan
Egidijus Kūris,
Hâkimler
Pauliine Koskelo,
Frédéric Krenc,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla 19 Eylül 2023 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın temelinde bulunan, 1974 doğumlu, Ankara’da ikâmet eden ve Ankara Barosuna bağlı Avukat M. Yılmaz tarafından temsil edilen Türk vatandaşı Mikail Ugan’ın (“başvuran”) 6 Mayıs 2019 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Mahkemeye yapmış olduğu 26429/19 no.lu başvuruyu,
Başvurunun, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesine ilişkin kararı,
Hükümet görüşlerini dikkate alarak,
Gerçekleştirdiği müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU Dava, başvuranın kardeşi Yasin Ugan’ın zorla kaybedilmesi iddiasıyla ilgilidir. Ankara Sulh Ceza Hâkimliği, 14 Eylül 2017 tarihinde, Yasin Ugan hakkında yakalama kararı çıkarmıştır. 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminin ardından ilgili hakkında bir ceza yargılaması başlatılmıştır. İlgili, özellikle “FETÖ/PDY” (Türk makamları tarafından “Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması” adıyla belirtilen örgüt) isimli örgüte üye olmakla suçlanmıştır. Başvuran, 18 Şubat 2019 tarihinde, 13 Şubat 2019 tarihinde güvenlik güçleri tarafından kardeşinin kaçırılması hakkında şikâyette bulunmak için Ankara Cumhuriyet savcısına başvurmuştur. Başvurana erkek kardeşinin kaçtığı için gözaltına alınmadığı ve polis tarafından aktif olarak arandığı bilgisi verilmiştir. Polis memurları, 28 Temmuz 2019 tarihinde, saat 22.00 civarında, Yasin Ugan’ı yetkili makamlar tarafından da aranan diğer üç kişiyle birlikte Ankara’da yakalamışlardır. Polis memurları, ilgilileri gözaltına almışlardır. Yasin Ugan, gözaltına alınmadan önce hastaneye götürülmüştür. Yasin Ugan bir hekim tarafından muayene edilmiş ve raporda ilgilinin vücudunda herhangi bir darp ve yaralanma izi bulunmadığı belirtilmiştir. Başvuran, 29 Temmuz 2019 tarihinde, kardeşinin gözaltına alındığı konusunda bilgilendirilmiştir. Yasin Ugan, Cumhuriyet savcısının emri ve hâkim kararı üzerine, 9 Ağustos 2019 tarihine kadar gözaltında tutulmuştur. İlgilinin gözaltı halinin devamına ilişkin verilen her karar başvurana bildirilmiştir. Başvuran, 29 Temmuz 2019 tarihinde, erkek kardeşiyle görüşmüştür. Erkek kardeşinin eşi Selda Ugan, 6 Ağustos 2019 tarihinde kendisini ziyaret etmiştir. Yasin Ugan, gözaltında bulunduğu süre boyunca, avukatıyla da görüşmüştür. İlgili her gün sağlık muayenesinden geçmiştir. İlgilinin vücudunda herhangi bir bedensel zarar veya yaralanma bulunmadığı tespit edilmiştir. Cumhuriyet savcısı, 9 Ağustos 2019 tarihinde, gözaltı sona erdiğinde Yasin Ugan’ın avukatının huzurunda ifadesini almıştır. İlgili özellikle şu açıklamalarda bulunmuştur:
“2016 yılı Ağustos ayından itibaren çeşitli yerlerde “gaybubet” (yasa dışı bir örgüte ait gizli evler) adı altında saklandım. Herhangi bir kimseden şikâyetim yoktur. Zaten [polis tarafından] arandığım ve 3 yıldır kaçak olmam eşimi endişelendirmiş olmalı. Ben FETÖ terör örgütünden kendi irademle hiçbir baskı altında kalmadan geri dönmemek üzere ayrıldım.” Haklarında açılan soruşturmalar çerçevesinde polis memurları tarafından sorgulanan diğer üç şüpheli Yasin Ugan’ın ifadelerini doğrulamıştır. Şüpheliler, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminin ardından, haklarında çıkarılan yakalama kararları nedeniyle kaçtıklarını belirtmişlerdir. Şüpheliler, yakalanıncaya kadar hep birlikte farklı yerlerde saklandıklarını eklemişlerdir. Cumhuriyet savcılığı, Yasin Ugan’ın ve diğer şüphelilerin tutuklanmasını talep etmiştir. Yasin Ugan, 9 Ağustos 2019 tarihinde, Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği huzuruna çıkarılmıştır. Yasin Ugan, avukat yardımı almıştır. Bu vesileyle ilgili, Cumhuriyet savcılığı huzurunda verdiği ifadeyi yinelemiştir. Hâkim, söz konusu ifadenin dinlenmesinin ardından, ilgilinin terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir. Yasin Ugan, Ankara Ağır Ceza Mahkemesindeki ilk üç duruşma sırasında, kendisine isnat edilen fiilleri kabul etmiş ve normalde verilen cezadan daha hafif bir ceza alabilmek amacıyla suçunu kabul etmek istediğini belirtmiştir. Yasin Ugan, 23 Haziran 2020 tarihli duruşma sırasında, ifadelerini geri çekmiş ve özellikle güvenlik güçleri tarafından kaçırıldığını ve resmi olarak yakalanmadan önce gizli bir yerde tutulduğunu belirtmiştir. Yasin Ugan, FETÖ üyesi olduğunu kabul etmiş ancak FETÖ’nün MİT’e (Millî İstihbarat Teşkilâtı) sızdırdığı casuslardan biri olmadığını eklemiştir. Öte yandan, başvuranın erkek kardeşinin kaçırıldığı iddiası ile ilgili şikâyetine ilişkin soruşturma, kovuşturmaya yer olmadığına dair bir karar ile sona ermiştir. Başvuran ve Yasin Ugan, Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara mahkeme önünde itiraz etmemiştir. Başvuran ayrıca, 11 Mart 2019 tarihinde, kendisine göre erkek kardeşinin zorla kaybedilme mağduru olması nedeniyle özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2, 3 ve 5. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. Başvuran, Anayasa Mahkemesinden, ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Anayasa Mahkemesi, 20 Mart 2019 tarihinde, soruşturmanın hâlihazırda Ankara Cumhuriyet savcısı önünde devam ettiği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebini reddetmiştir. Dosyadaki unsurlara göre, bu yargılama, Anayasa Mahkemesi önünde halen derdesttir. Başvuran ayrıca, Birleşmiş Milletler Zorla ya da İrade Dışı Kaybetmeler Hakkında Çalışma Grubuna (“Çalışma Grubu”) başvurmuştur. Çalışma Grubu, 4 Mart 2019 tarihli bir yazıyla, Yasin Ugan’ın zorla kaybedilmesi iddiasına ilişkin aldığı başvuruyu Hükümete bildirmiştir. Hükümet, Çalışma Grubuna yanıt vermiş ve bu dava hakkında görüşlerini bildirmiştir. Dosyada yer alan bilgilere göre, dava, Çalışma Grubu önünde halen derdesttir. Başvuran, Sözleşme’nin 2, 3 ve 5. maddelerini ileri sürerek, Yasin Ugan’ın kaçırıldığını ve yetkili makamların erkek kardeşinin zorla kaybedilmesi hakkında etkin bir soruşturma yürütmediğini iddia etmektedir.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ Mahkeme, Hükümetin kabul edilemezliğe ilişkin birçok itiraz ileri sürdüğünü gözlemlemektedir. Hükümet, ilk olarak, Yasin Ugan’ın firari olması daha sonra bulunup yakalanması nedeniyle, başvuranın söz konusu ihlallerden dolayı mağdur olduğunu artık iddia edemeyeceğini ileri sürmektedir. Hükümet ardından, somut olayda Sözleşme’nin 2. maddesinin uygulanamayacağı ve başvuranın erkek kardeşinin yakalanmasının hukuka ve Sözleşme’nin 5. maddesine uygun olduğu kanaatine varmaktadır. Hükümet ayrıca, iç hukuk yollarının tüketilmediğini ileri sürmektedir. Son olarak Hükümet, Mahkemeden, başvuranın başvuruyu başka bir uluslararası soruşturma makamına yani Çalışma Grubuna daha önce sunmuş olması ve başvurunun yeni olay ve olgular içermemesi nedeniyle, Sözleşme’nin 35. maddesinin 2. fıkrası uyarınca başvuruyu reddetmesini talep etmektedir. Mahkeme öncelikle, başvuranın Hükümetin görüşlerine yanıt vermediğini ve yalnızca Ankara Ağır Ceza Mahkemesi önünde yapılan 23 Haziran 2020 tarihli duruşmaya ilişkin belgeleri göndermekle yetindiğini kaydetmektedir (bk. yukarıda 21. paragraf). Mahkeme, başvuranın şikâyetlerinin, aşağıda belirtilen gerekçelerle her halükârda kabul edilemez olduğuna karar verilmesinin gerekmesi nedeniyle, Hükümet tarafından ileri sürülen kabul edilemezlik itirazlarının tamamı hakkında karar vermesinin gerekli olmadığı kanaatine varmaktadır. Bu bağlamda Mahkeme, öncelikle başvuranın yakınının bulunduğunu ve ilgilinin zorla kaybedilmesi hakkında bir şikâyette bulunmadığını gözlemlemektedir. Öte yandan Mahkeme, başvuranın ve Yasin Ugan’ın, Cumhuriyet savcısı tarafından başvuranın erkek kardeşinin kaçırıldığı iddiası ile ilgili şikâyetine ilişkin soruşturmada verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmediğini tespit etmektedir (yukarıda 22 ve 23. paragraflar). Mahkeme ayrıca, dosyada Yasin Ugan’ın herhangi bir yakalamayı ileri sürmek veya keyfi tutuklamaya itiraz etmek üzere sunmuş olduğu bir şikâyet bulunmadığını kaydetmektedir. Son olarak Mahkeme, kendisine sunulmuş olan dosyadaki unsurlara göre, başvuranın erkek kardeşinin kaçırıldığı iddiasına ilişkin şikâyetleriyle ilgili olarak Anayasa Mahkemesi önündeki yargılamanın halen derdest olduğunu tespit etmektedir (yukarıda 26. paragraf). Sonuç olarak, başvuru, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 12 Ekim 2023 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Egidijus Kūris
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy