AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 39613/19
Ahmet Tulga ULUS/Türkiye
Başkan
Tim Eicke,
Hâkimler
Jovan Ilievski,
Oddný Mjöll Arnardóttir
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Vekili Dorothee von Arnim’in katılımıyla 9 Eylül 2025 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
1967 doğumlu, Ankara’da ikamet eden ve Mahkeme önünde Ankara Barosuna bağlı Avukat H.T. Ulus tarafından temsil edilen Türk vatandaşı Ahmet Tulga Ulus’un (“başvuran”), 17 Temmuz 2019 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Mahkemeye yapmış olduğu başvuruyu (no. 39613/19),
Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamındaki özel hayata saygı hakkına ilişkin şikâyetin, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi eski Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesi ve Sözleşme’nin 3, 4, 7 ve 17. maddeler kapsamındaki şikâyetlerin kabul edilemez olduğunun belirtilmesi yönündeki kararı,
Tarafların görüşlerini dikkate alarak,
Gerçekleştirdiği müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVA KONUSU
1. Dava, başvuranın Hacettepe Üniversitesi’ndeki öğretim görevlisi görevinden 1 Eylül 2016 tarihli ve 672 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca çıkarılmasının ardından pasaportunun iptal edilmesine ilişkindir.
2. Olayların meydana geldiği tarihte, başvuran Hacettepe Üniversitesi’nde öğretim görevlisiydi.
3. Başvuran, 1 Eylül 2016 tarihinde yürürlüğe giren 672 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 2. maddesi uyarınca, Hacettepe Üniversitesi’ndeki görevinden çıkarılmıştır. Kararname’nin 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, başvuranın pasaportu 7 Eylül 2016 tarihinde iptal edilmiş ve yeni bir pasaport almasını önlemek amacıyla pasaport kaydına idari bir not eklenmiştir.
4. Başvuran, pasaport kaydına eklenen idari notun kaldırılması talebiyle İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Ankara 11. İdare Mahkemesi, 30 Ekim 2017 tarihinde başvuranın davasını reddetmiştir. Başvuranın bu karara karşı yaptığı itiraz, 17 Ocak 2018 tarihinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi tarafından reddedilmiştir.
5. Başvuran, 28 Şubat 2018 tarihinde, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvuran, Anayasa Mahkemesine sunduğu bireysel başvuru formunda, pasaport kaydına eklenen idari not nedeniyle, davet edildiği bir konferans vermek üzere Brüksel’e gidemediğini, Avrupa Kalp ve Damar Cerrahisi Derneğinin (“EACTS”) Yönetim Kurulu üyesi ve Genel Sekreter Yardımcısı olmasına rağmen Atina’da düzenlenen EACTS toplantısına katılamadığını ve yurt dışında düzenlenen çok sayıda uluslararası toplantı ile akademik sunuma iştirak edemediğini iddia etmiştir. Başvuran, bu iddialara dayanarak, Türk Anayasası’nın 23. maddesi uyarınca seyahat özgürlüğü hakkının ihlal edilmesinden şikâyetçi olmuştur.
6. Anayasa Mahkemesi, 11 Şubat 2019 tarihinde, başvuranın şikâyetlerini seyahat özgürlüğünün ihlal edildiği iddiası başlığı altında incelemiş ve şikâyetin Anayasa hükümleriyle konu bakımından (ratione materiae) bağdaşmadığı gerekçesiyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
7. Başvuran, söz konusu Mahkeme önünde, pasaportunun iptal edilmesi ve pasaport kaydına eklenen idari not nedeniyle yeni bir pasaport alamaması sebebiyle, Sözleşme’nin 8. maddesi uyarınca özel ve aile hayatına saygı hakkının ve Sözleşme’ye Ek 4 No.lu Protokol’ün 2. maddesi kapsamında seyahat özgürlüğü hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
Sözleşme’nin 8. Maddesinin İhlal Edildiği İddiası Hakkında8. Hükümet, başvuranın Anayasa Mahkemesine sunduğu bireysel başvuru formunda, Sözleşme’nin 8. maddesi uyarınca özel ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin herhangi bir şikâyette bulunmadığı yönünde ilk itirazda bulunmuştur. Hükümet, başvuranın bireysel başvuru formundaki şikâyetlerinin seyahat özgürlüğünün kısıtlandığı iddialarına ilişkin olduğunu kaydetmiş ve bu nedenle 8. madde kapsamındaki şikâyetinin iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
9. Başvuran, bu hususta herhangi bir argüman sunmamıştır.
10. İç hukuk yollarının tüketilmesine ilişkin genel ilkeler Vučković ve diğerleri/Sırbistan ((ilk itiraz) [BD], no. 17153/11 ve diğer 29 başvuru, §§ 69-77, 25 Mart 2014) kararında özetlenmiştir.
11. Mahkeme, özellikle, içtihadına göre, bir şikâyetin “en azından özü itibarıyla” ileri sürülmesi koşuluyla, Sözleşme’nin ulusal yargılamalarda açıkça ileri sürülmesinin her zaman gerekli olmadığını yinelemektedir. Bu durum, başvuranın, ulusal mahkemelere iddia edilen ihlali telafi etme fırsatı vermesi için, iç hukuka dayalı olarak aynı veya benzer etkiye sahip hukuki argümanları ileri sürmesi gerektiği anlamına gelmektedir. Ancak, Mahkeme içtihadının da ortaya koyduğu üzere, bir Sözleşmeci Devlete iddia edilen ihlali önleme veya telafi etme fırsatını gerçekten sağlamak, sadece olayların değil, aynı zamanda Mahkemeye sunulan şikâyetin daha önce ulusal merciler nezdinde özü itibarıyla ileri sürülüp sürülmediğinin tespiti amacıyla başvuranın hukuki argümanlarının da dikkate alınmasını gerektirmektedir. Zira, “Sözleşme kapsamındaki olası bir argümanı görmezden gelen bir başvuranın, ihtilaf konusu bir tedbire itiraz etmek için ulusal makamlar önünde başka bir gerekçeye dayanması, ancak daha sonra Sözleşme kapsamındaki argümana dayanarak Mahkemeye başvuruda bulunması, Sözleşme mekanizmasının ikincil niteliğine aykırı olacaktır” (bk. Radomilja ve diğerleri/Hırvatistan [BD], no. 37685/10 ve 22768/12, § 117, 20 Mart 2018 ve Hanan/Almanya [BD], no. 4871/16, § 148, 16 Şubat 2021). Dolayısıyla, iç hukuk yollarının usulüne uygun olarak tüketilmesi için, Sözleşme’nin ihlal edildiğinin davadaki olaylardan veya başvuranın beyanlarından “açıkça” anlaşılması yeterli değildir. Daha ziyade, başvuran, belirli bir eylem veya ihmalin Sözleşme’de veya Ek Protokolleri’nde belirtilen hakların ihlaline yol açtığından şikâyet etmeli ve bunu, daha sonra Mahkemeye sunulan aynı şikâyetin gerçekten de ulusal düzeyde dile getirilmiş olduğuna şüphe bırakmayacak şekilde yapmalıdır (bk. iç hukuk yollarının tüketilmesi bağlamında, Farzaliyev/Azerbaycan, no. 29620/07, § 55, 28 Mayıs 2020 ve Durukan ve Birol/Türkiye, no. 14879/20 ve 13440/21, § 39, 3 Ekim 2023; ve ayrıca Grosam/Çek Cumhuriyeti [BD], no. 19750/13, § 90, 1 Haziran 2023 ve Fu Quan, s.r.o./Çek Cumhuriyeti [BD], no. 24827/14, § 145, 1 Haziran 2023).
12. Mevcut davada Mahkeme, başvuranın Anayasa Mahkemesine sunduğu bireysel başvuru formunda, pasaport kaydına eklenen idari not nedeniyle yurt dışında düzenlenen mesleki seminerlere ve uluslararası toplantılara katılamadığını iddia ettiğini ve Türk Anayasası’nın 23. maddesi kapsamında güvence altına alınan seyahat özgürlüğü hakkının ihlal edildiğinden şikâyet ettiğini gözlemlemektedir (bk. yukarıda 5. paragraf). Anayasa Mahkemesi, başvuranın şikâyetini yalnızca seyahat özgürlüğü hakkı kapsamında incelemiş ve şikâyetin Anayasa hükümleriyle konu bakımından (ratione materiae) bağdaşmadığı gerekçesiyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi, başvuranın özel hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin herhangi bir şikâyet ileri sürdüğü kanaatine varmamış ve bu şikâyetleri incelememiştir.
13. Bu nedenle Mahkeme, başvuranın Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamındaki şikâyetini Anayasa Mahkemesi önünde usulüne uygun şekilde ileri sürmediği kanaatine varmaktadır.
14. Sonuç olarak, Hükümet tarafından ileri sürülen itirazın kabul edilmesi ve söz konusu şikâyetin, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
Sözleşme’ye Ek 4 No.lu Protokol’ün 2. Maddesinin İhlal Edildiği İddiası Hakkında15. Başvuran, pasaportunun iptal edilmesi ve yeni pasaport alamaması nedeniyle, Sözleşme’ye Ek 4 No.lu Protokol’ün 2. maddesi anlamında seyahat özgürlüğü hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuştur.
16. Mahkeme, Türkiye’nin Sözleşme’ye Ek 4 No.lu Protokolü onaylamaması nedeniyle, söz konusu şikâyetin, Sözleşme’nin ve Ek Protokolleri’nin hükümleriyle kişi bakımından (ratione personae) bağdaşmadığını kaydetmektedir (De Saedeleer/Belçika, no. 27535/04, §§ 68-69, 24 Temmuz 2007 davası ile karşılaştırınız). Dolayısıyla, bu şikâyet Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. maddesi uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 2 Ekim 2025 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Dorothee von Arnim Tim Eicke
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan