AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 34686/07
Ayşe USTA ve Hüseyin BAYRAKTAR / Türkiye
Başkan,
Paul Lemmens,
Hâkimler,
Ksenija Turković,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 25 Nisan 2017 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
17 Ağustos 2007 tarihinde yapılan yukarıdaki başvuruyu göz önüne alarak,
Davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere cevaben başvuranlar tarafından ibraz edilen görüşleri göz önüne alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuranlar Ayşe Usta ve Hüseyin Bayraktar, sırasıyla 1951 ve 1956 doğumlu birer Türk vatandaşı olup, Yalova ve Trabzon’da ikamet etmektedir. Başvuranlar, Mahkeme önünde İstanbul Barosuna bağlı Avukat M. Temel tarafından temsil edilmişlerdir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”), kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Dava konusu olaylar, taraflarca ileri sürüldüğü şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. Başvuranlar, Yalova’nın Çınarcık Koruköy köyünde tapu siciline 10 pafta, 736 no.lu parsel olarak kayıtlı arazinin hissedarlarıydı.
5. Karayolları Genel Müdürlüğü (“müdürlük”), belirtilmeyen bir tarihte, araziyi kamulaştırmış ve tazminat olarak 6.577.505 Türk lirası (TL) ödemiştir.
6. Başvuranlar, 28 Temmuz 2000 tarihinde, Yalova Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde dava açmış ve ek tazminat talep etmiştir.
7. Yalova Asliye Hukuk Mahkemesi, 23 Ağustos 2004 tarihinde, faiz hariç olmak üzere 33.609.359.016 TL (söz konusu tarihinde yaklaşık 18.400 avro) ödenmesine hükmetmiştir.
8. Yargıtay, 7 Şubat 2005 tarihinde, faizin başlangıç tarihinde düzeltme ile birlikte asliye mahkemesinin kararını onamıştır.
9. Başvuranlar, 8 Temmuz 2005 tarihinde, Kadıköy İcra Dairesi nezdinde icra takibi başlatmıştır.
10. Dava dosyasındaki bilgilere göre, müdürlük, söz konusu miktarı üç taksit halinde ödemiş ve son ödeme 21 Temmuz 2007 tarihinde yapılmıştır.
B. İlgili İç Hukuk
11. Aşağıda (15-16. paragraflar) belirtilen Tazminat Komisyonu ile ilgili iç hukuk ve uygulamaya ilişkin açıklamalar, Turgut ve Diğerleri/Türkiye (k.k.), no. 4860/09, 26 Mart 2013; Demiroğlu ve Diğerleri/Türkiye (k.k.), no. 56125/10, 4 Haziran 2013; ve Yıldız ve Yanak/Türkiye (k.k.), no. 44013/07, 27 Mayıs 2014 davalarında bulunmaktadır.
ŞİKÂYETLER
12. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6. maddesi ve Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca, arazilerinin kamulaştırılması için hükmedilen tazminatın değerinin, uzun süreli prosedürden ve ulusal yetkililerin uzun bir süre boyunca yerel mahkemenin kararına uymamasından dolayı büyük ölçüde azaldığını iddia etmişlerdir.
13. Bununla beraber, başvuranlar, Sözleşme’nin 13. maddesine dayanarak, iç hukukta idareyi borcunu ödemeye zorlayabilecekleri hiçbir etkili hukuk yolu bulunmadığını ileri sürmüşlerdir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Başvuranların muzdarip oldukları mali kayıp iddiasına ilişkin şikâyet
14. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6. maddesine ve Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesine dayanarak, düşük faiz oranlarıyla birlikte, yerel yargılamaların aşırı uzunluğu ve ek tazminat için hükmedilen ödemelerdeki gecikmenin, kendilerini önemli bir mali kayba uğrattığı şikâyetinde bulunmuşlardır.
15. Hükümet, yargılamaların uzunluğu ve kararların icra edilmemesiyle ilgili başvuruların incelenmesi için Ocak 2013 tarihli ve 6384 sayılı Kanun uyarınca yeni bir Tazminat Komisyonunun kurulduğunu kaydetmiştir. Hükümet ayrıca, Tazminat Komisyonunun görev alanının daha sonra, diğerlerinin yanı sıra, enflasyonun etkisi ve yargılamaların uzunluğu sebebiyle kamulaştırma tazminatı miktarında değer kaybının söz konusu olduğu yönündeki iddialara ilişkin şikâyetlerin incelenmesi amacıyla 16 Mart 2014 tarihinde kabul edilen bir kararname ile genişletilmiş olduğunu kaydetmiştir. Hükümet, dolayısıyla, başvuranların Tazminat Komisyonuna herhangi bir başvuru yapmamış olmaları nedeniyle, iç hukuk yollarını tüketmemiş olduklarını ileri sürmüştür.
16. Mahkeme, Hükümet tarafından da ortaya konulduğu üzere, Ümmühan Kaplan/Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) başvurusunda pilot karar usulünün uygulanmasını müteakip Türkiye’de yeni bir iç hukuk yolunun oluşturulduğunu gözlemlemiştir. Ardından, Mahkeme, yukarıda anılan Demiroğlu ve Diğerleri/Türkiye ((k.k.), no. 56125/10, 4 Haziran 2013) ve Yıldız ve Yanak/Türkiye ((k.k.), no. 44013/07, 27 Mayıs 2014) davalarında verdiği kararlarda, başvuranların iç hukuk yollarını, başka bir deyişle yeni oluşturulmuş olan bu hukuk yolunu tüketmedikleri gerekçesiyle, başvuruların kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Mahkeme, bu kararı verirken, özellikle, söz konusu yeni hukuk yolunun, icra takibindeki gecikmeye ve kamulaştırma davalarında ödenmesine hükmedilen miktarların değer kaybına uğradığına ilişkin şikâyetler bakımından, ilk bakışta erişilebilir ve makul bir çözüm sunacak nitelikte olduğu kanısına vardığını belirtmiştir.
17. Mahkeme, Ümmühan Kaplan (yukarıda anılan, § 77) davasındaki kararında, Hükümete önceden tebliğ edilmiş olan bu tür başvuruları, normal usul uyarınca inceleyebileceğini vurguladığını belirtmiştir.
18. Ancak, Hükümetin başvuranların 6384 sayılı Kanun’la getirilen yeni iç hukuk yoluna başvurmadığına ilişkin itirazını göz önünde bulundurarak Mahkeme, yukarıda anılan Demiroğlu ve Diğerleri ve Yıldız ve Yanak davalarında vardığı sonucu yinelemektedir.
19. Mahkeme, yukarıdaki hususlar ışığında, başvurunun bu kısmının, Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle reddedilmesi gerektiği kanaatine varmıştır.
B. Sözleşme’nin 13. maddesi kapsamındaki şikâyetler
20. Bununla beraber, başvuranlar, Sözleşme’nin 13. maddesine dayanarak, Türk hukukunda, idareyi borcunu ödemek zorunda bırakabilecek hiçbir etkili hukuk yolu bulunmadığını ileri sürmüşlerdir.
21. Mahkeme, 6384 sayılı Kanun ile oluşturulan Tazminat Komisyonunun, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ve Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi amaçları doğrultusunda yerel mahkeme kararlarının icra edilmemesi hakkında şikâyette bulunmak için Sözleşme’nin 13. maddesi anlamında başvuranlara bir hukuk yolu sunduğunu hatırlatmaktadır (bk. Turgut ve Diğerleri /Türkiye (k.k.), no. 4860/09, 26 Mart 2013, §§ 59-60).
22. Dolayısıyla, Mahkeme, başvurunun bu kısmının, açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3 (a) ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 18 Mayıs 2017 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan Bakırcı Paul Lemmens
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy