AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KAYITTAN DÜŞME VE KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 22879/10
Zeynep UYKUR / Türkiye
ve 2 diğer başvuru
(ekteki listeye bakınız)
Başkan,
Julia Laffranque,
Hâkimler,
Jon Fridrik Kjølbro,
Stéphanie Mourou-Vikström,
ve Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 4 Temmuz 2017 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Ekteki listede gösterilen çeşitli tarihlerde yapılan yukarıdaki başvuruları göz önüne alarak,
gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuranların listesi ekte yer almaktadır.
Davanın Koşulları
2. Başvuranlar, merhum Ali Berkhan Uykur’un (“A.B.U.”) karısı, ebeveynleri ve erkek kardeşleridir. Davanın koşulları, başvuranlar tarafından ibraz edildiği şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. A.B.U., 19 Mayıs 2000 tarihinde özel dalış merkezinde bulunan bir hoca ile beraber tüple dalış yaparken hayatını kaybetmiştir. Söz konusu ölüm, görünüşe göre A.B.U.’nun düşük oksijen seviyesi dolayısıyla yüzeye hızlı çıkması nedeniyle gerçekleşmiştir.
1. Ceza Yargılamaları
4. Açılan ceza soruşturmasının ardından, dalış merkezinin sahibi E.D., A.H.S. ve A.F.İ. isimli A.B.U.’ya dalış yaparken eşlik eden iki hoca, ve Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Başkanı H.S. taksirle ölüme sebebiyet vermekle suçlanmışlardır. Başvuran Mediha Yasemin Uykur, ceza yargılamalarına herhangi bir tazminat talebinde bulunmadan müdahil olarak katılmıştır.
5. Ayvalık Asliye Ceza Mahkemesi 28 Eylül 2006 tarihinde Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Başkanı H.S.’yi tüm suçlardan aklamış fakat kalan davalıların suçlarını sabit bulmuştur. Bu doğrultuda, söz konusu şahıslar daha sonra askıya alınan para cezası ödemeye mahkûm edilmişlerdir.
6. Yargıtay, 7 Temmuz 2008 tarihinde, söz konusu suçun kovuşturmasının zaman aşımına uğraması sebebiyle, davanın düşürülmesine karar vermiştir.
2. Tazminat yargılamaları
7. Başvuranlar Zeynep Uykur ve Mediha Yasemin Uykur 3 Mart 2006 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde E.D., A.H.S. ve A.F.İ. aleyhinde tazminat davası açmıştır.
8. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi,13 Mayıs 2010 tarihinde iki başvurana da kazanın olduğu tarihten başlayarak uygulanan faiz ek olmak üzere maddi tazminat olarak 100 Türk lirası ve manevi tazminat olarak 18.000 Türk lirası ödenmesine karar vermiştir.
9. Yargıtay, 28 Haziran 2012 tarihinde söz konusu dava için yargı yetkisinin asliye hukuk mahkemesinde değil Tüketici Mahkemesinde olduğuna hükmederek Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin kararını bozmuştur.
10. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi, 22 Kasım 2012 tarihinde Yargıtayın kararı doğrultusunda görevsizlik kararı vermiştir. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca davacıların somut kararın kesinleşmesinden sonra iki hafta içinde talep etmesi halinde dava dosyasının Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
11. Başvuranlar, Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin kararını temyiz edip etmedikleri ya da Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda öngörülen usuller uyarınca dava dosyasının Tüketici Mahkemesine gönderilmesini talep edip etmedikleri konusunda Mahkemeyi bilgilendirmemişlerdir.
ŞİKÂYETLER
12. Başvuranlar ayrıca, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamında zaman aşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilen yargılamaların uzunluğu konusunda şikâyette bulunmuşlardır.
13. Başvuranlar, Sözleşme’nin 2. maddesi kapsamında A.B.U.’nun Devlet yetkililerinin özel dalış merkezlerine lisans verirken ve denetlerken gerekli özeni göstermemesinden dolayı hayatını kaybettiğini ileri sürmüşlerdir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
14. Mahkeme, başvuruların konuları bakımından benzer olduklarını göz önünde bulundurarak, bunları tek bir kararda müştereken incelemeyi uygun görmektedir.
A. Ahmet Kamuran Uykur tarafından yapılan başvuru hakkında (Başvuru no. 22939/10)
15. Dava dosyasında yer alan bilgiye göre, başvuranlardan biri olan Ahmet Kamuran Uykur Mahkemeye 22939/10 sayılı başvuruyu yaptıktan sonra belirtilmeyen bir tarihte ölmüştür. Ahmet Kamuran Uykur’un çocukları ve karısı olan kalan üç başvuran, Uykur’un şikâyetine ilişkin olarak başvuruyu sürdürmek istediklerini belirtmemişlerdir.
16. Mahkeme, söz konusu başvurunun Ahmet Kamuran Uykur’un adına yapılan şikâyetleri ilgilendirdiği kadarıyla Sözleşme ve Protokolleri ile güvence altına alınan insan haklarına saygının, başvurunun incelenmesine devam edilmesini gerekli kılmadığı kanısındadır (bk., diğer kararlar arasında Dinçer ve Diğerleri/Türkiye, no. 10435/08, §§ 13-14, 3 Kasım 2011).
17. Bu nedenle, Mahkeme, Sözleşme’nin 37 § 1 (a) maddesi uyarınca, davanın Ahmet Kamuran Uykur ile ilgili olduğu ölçüde kayıttan düşürülmesini uygun bulmuştur.
B. Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiği iddiası hakkında
18. Mahkeme, başvuranların söz konusu ceza yargılamaların uzunluğu dolayısıyla Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamında adil yargılanma haklarının ihlal edildiği hususunda şikâyetlerini ilgilendirdiği ölçüde, Sözleşme’nin üçüncü tarafların ceza gerektiren bir suç nedeniyle kovuşturulması veya cezalandırılması için herhangi bir hak sağlamadığını yinelemiştir (bk. Perez/Fransa [BD], no. 47287/99, § 70, AİHM 2004‑I). Dolayısıyla, bir suçun mağduru, sadece tazminat almak veya medeni haklarını korumak amacıyla fail aleyhindeki ceza yargılamalarında taraf olarak yer almışsa, söz konusu yargılamalarla bağlantılı olarak adil yargılanma haklarını ileri sürebilir (bk. örneğin Hafiklid/Türkiye (k.k.), no. 13394/12, 30 Ağustos 2016). Mahkeme, söz konusu dönemde yürürlükte bulunan Türk Ceza Muhakemesi Kanunu’nda, taraflara ceza yargılamaları süresince tazminat talebinde bulunma olanağı verilmiş olmasına karşın (bk. Beyazgül/Türkiye, no. 27849/03, §§ 36 ve 39, 22 Eylül 2009), dava dosyasında, davaya taraf olarak katılan tek başvuran olan Mediha Yasemin Uykur’un bu yönde bir talepte bulunduğunu gösteren herhangi bir bilgi bulunmadığını belirtmiştir.
19. Mahkeme, bu koşullar altında ve bu konudaki yerleşik içtihadı ışığında, başvurunun bu kısmının Sözleşme hükümleriyle konu bakımından bağdaşmaz olduğuna ve Sözleşme’nin 35 §§ 3 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir (bk. yukarıda anılan Hafikli).
B. Sözleşme’nin 2. maddesinin ihlal edildiği iddiası hakkında
20. Mahkeme, kişinin yaşam hakkına yönelik kasıtlı olmayan ihlallere karşı koruma da dâhil olmak üzere, yaşam hakkının korunması bağlamında Devletin pozitif yükümlülüğüne ilişkin temel ilkelerin, Öneryıldız/Türkiye( [BD], no. 48939/99, §§ 89-96, AİHM 2004‑XII)davasında Büyük Daire tarafından ortaya konulduğunu ve Budayeva ve Diğerleri/Rusya davasında (no. 15339/02 ve 4 diğer başvuru numarası, §§ 128-145, AİHM 2008 (alıntılar)) ise daha geniş kapsamlı olarak açıklandığını kaydetmektedir. -
21. Mahkeme, bu bağlamda, ağır yaralanma veya ölüm halinde, Sözleşme’nin 2. maddesi kapsamında yaşam hakkını koruma görevinin, Devlete, olayların ivedilikle tespit edilmesini ve kusuru olan kişilerin hesap vermesini sağlayacak ve mağdura uygun tazmin imkânı sunabilecek hukuk yollarının mevcut olmasını temin edecek etkin ve bağımsız bir yargı sistemine sahip olma yükümlülüğü yüklediğini kaydeder (örneğin bk. Dodov/Bulgaristan, no. 59548/00, § 83, 17 Ocak 2008, ve Ciechońska/Polonya, no. 19776/04, § 67, 14 Haziran 2011). Bu yükümlülük, bazı özel durumlarda ceza hukuku yolunun sağlanmasını gerektirse de (örneğin bk. yukarıda anılan Öneryıldız, §§ 93-96; Mehmet Şentürk ve Bekir Şentürk/Türkiye, no. 13423/09, §§ 104-106, AİHM 2013; Oruk/Türkiye, no. 33647/04, §§ 50 ve 65, 4 Şubat 2014; Mikhno/Ukrayna, no. 32514/12, § 131, 1 Eylül 2016; Aydoğdu/Türkiye, no. 40448/06, §§ 62-64 ve §§ 87‑88, 30 Ağustos 2016; ve Gençarslan/Türkiye (k.k.), no. 62609/12, §§ 19-22, 14 Mart 2017), Mahkeme, ne 2. madde ne de Sözleşme’nin başka bir hükmünün, başvurana, üçüncü bir taraf hakkında kovuşturma yürütülmesini ve mahkûmiyet kararı verilmesini temin etme veya “şahsi intikam” hakkı tanıdığını vurgular (bk. Perez/Fransa [BD], no. 47287/99, § 70, AİHM 2004‑I, ve yukarıda anılan Öneryıldız, § 147). Mahkeme, bu bakımdan, ölümün ihmal sonucunda meydana gelmesi gibi bir durumda, hukuk sisteminin mağdurlara hukuk mahkemeleri nezdinde bir başvuru yolu ile birlikte veya tek başına hukuk mahkemeleri nezdinde bir başvuru yolu sunması halinde Sözleşme’nin 2. maddesi kapsamındaki yükümlülüğün yerine getirilebileceğini tekrarlar (bk. yukarıda anılan, Ciechońska, § 66).
22. Mahkeme, somut davada başvuranın hobi dalış faaliyetlerini düzenleyen yasal veya düzenleyici bir çerçevenin eksik olması veya ilgili yasal ya da düzenleyici çerçevenin işlememesinden kaynaklı olarak yapısal bir eksiklik olduğu hususunda şikâyette bulunmadığına dikkat çekmektedir. Mahkeme ayrıca, başvuranların A.B.U.’nun kasten öldürüldüğünü veya ölümün gerçekleştiği koşullarda şüpheye mahal verebilecek durumun olduğunu iddia etmediklerini kaydetmektedir. Başvuranlar, ayrıca, ölüm olayının, yetkili makamların, A.B.U.’nun yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehdidin söz konusu olduğunu bildikleri veya bilmeleri gerektiği halde böyle bir tehdit karşısında eylemsiz kalmalarından kaynaklandığı (bk. Paul ve Audrey Edwards/Birleşik Krallık, no. 46477/99, § 55, AİMH 2002‑II), ölüm olayında kamu makamlarının sorumluluğunda meydana gelen tehlikeli bir faaliyetin rolü olduğu (örneğin bk. yukarıda anılan Öneryıldız, § 93), veya ölümün salt bir muhakeme hatasının veya dikkatsizliğin ötesinde bir ihmal neticesinde meydana geldiği (örneğin bk. yukarıda anılan Mehmet Şentürk ve Bekir Şentürk) yönünde bir iddiada da bulunmamıştır. Başvuranlar, Sözleşme’nin 2. maddesi kapsamında A.B.U.’nun hayatını ilgili Devlet Makamlarının söz konusu özel dalış merkezinin faaliyetleri için lisans verirken ve bunları denetlerken yeterli dikkati göstermemeleri nedeniyle kaybettiği konusunda şikâyette bulunmuştur.
23. Mahkeme, yaşama hakkına kasıt olmaksızın yapılan ihlallerine ilişkin davalardaki içtihadını (bk., örneğin, Murillo Saldias ve Diğerleri/İspanya (k.k.), no. 76973/01, 28 Kasım 2006; Anna Todorova/Bulgaristan, no. 23302/03, § 73, 24 Mayıs 2011; yukarıda anılan Ciechońska ve yukarıda anılan Gençarslan) ve başvuranların bazı şikâyetlerini göz önünde bulundurarak Sözleşme’nin 2. maddesinin somut davada ceza hukuku yolunu zorunlu kılmadığını ve Sözleşme’nin bu maddesinin başvuranlar için olguları ve söz konusu kazadan sorumlu olan makamların tespit edebilecek ve uygun olduğu kadarıyla telafi sağlayabilecek hukuk mahkemeleri nezdinde etkili olan bir hukuk yolu sunuluyor ise sağlanabilecektir.
24. Mahkeme, diğer benzer davalarda da karar verdiği gibi Devlet yetkilileri aleyhinde açılan idari bir davanın bu tarzda etkili bir hukuk yolu teşkil edeceğine karar vermiştir (bk., örneğin, yukarıda anılan Hafikli ve burada alıntılanan diğer davalar). Mahkeme, her ne kadar söz konusu yargılamaların doğru yargı makamı nezdinde usulüne uygun şekilde incelenip incelenmediği net olmasa da başvuranların ikinin de özel dalış merkezinin sahibi ve hocaları aleyhinde tazminat davası açtıklarını not etmektedir (bk. yukarıdaki 11. paragraf). Ancak, başvuranlardan hiçbiri, Strazburg Mahkemesine ibraz etmiş oldukları şikâyetlerinde belirttikleri A.B.U.’nun ölümünden sorumlu tutukları Devlet yetkilileri aleyhinde idari bir dava açmamışlardı.
25. Bu sebeple Mahkeme, bu şikâyetin, Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvuruların birleştirilmesine;
Ahmet Kamuran Uykur’u ilişkilendirdiği kadarıyla başvurunun kayıttan düşürülmesine;
Başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 7 Eylül 2017 tarihinde bildirilmiştir.
Hasan BakırcıJulia Laffranque
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
EK
No.
Başvuru no.
Başvuran
Doğum tarihi
Temsilcisi
Başvuru tarihi
22879/10
Zeynep UYKUR
30.05.1988
A. URFİOĞLU
1.04.2010
22883/10
Mediha Yasemin UYKUR
18.11.1958
A. URFİOĞLU
1.04.2010
22939/10
Ahmet Kamuran UYKUR
Özhan Özcan UYKUR
İsmail İlhan UYKUR
Sait Altan UYKUR
7.07.1928
21.11.1932
18.04.1957
6.07.1958
_
15.04.2010
Full & Egal Universal Law Academy