T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
CEZA BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2015 / 8
KARAR NO : 2015 / 8
KARAR TR : 06.04.2015
ÖZET: Asker kişi sanık hakkında, Askeri Ceza Kanunu’nun 91/1. maddesinde düzenlenen “üste fiilen taarruz” suçuna uygun eylemleri nedeniyle açılan kamu davasının, askeri mahkemede yargılanmayı gerektiren ilgi kesilmiş olsa dahi ASKERİ YARGI yerinde görülmesinin gerektiği hk. K A R A R Davacı :K.H. Mağdur :C.E. Sanık :S.B. OLAY :Van/Erciş 108. Topçu AlayKomutanlığı emrinde görevli sanık Topçu Er S.B.’un,21.11.2011 günü sabah içtimasınaçıkmaması üzerine, ifadesi alınmak üzere TopçuÜtğm. M.U.’un odasınaçağrıldığında “Benim izne gitmem gerek,beni izne gönder” dediği, M.U.’un “Çıkdışarı ifadeni ver” demesi üzerine de, kendini yerlereatarak taşkınlık yapmaya başladığı,duvarlara kafa attığı, Tabur Komutanlığı hizmetbinası arka giriş kapısının camına yumruk atarakkırdığı, zapt edilemeyeceği anlaşılıncadisiplin cezaevine konulmak üzere disiplin cezaevinden gardiyanlarınçağrıldığı, gelen gardiyanlardan mağdurTopçu Onb. C.E. sanığa kelepçe takmayaçalışırken sanığın mağdura kafaattığı ve mağdurun basit tıbbi müdahale ilegiderilebilecek ölçüde yaralanmasına sebep olduğu,bu sırada odasında bulunan Topçu Bçvş. A.B.’nungürültüler üzerine dışarıçıktığı ve mağdur Topçu Onb. C.E.’inburnundan kan geldiğini görmesi üzerine, sanığa müdahaleederek omzundan ittirdiği ve yere yatırdığı, bazıtanıkların ifadelerine göre yere yatırdıktan sonrayüzüne tekme vurduğu, sanığın yapılanmuayenesinde de burnunda kırık bulunduğunun tespitedildiği, kırılan giriş kapısınıncamının 100 TL’ye yaptırıldığı, sanığınbu meblağı ödemediği, böylece TopçuBçvş. A.B.’nun Topçu Er S.B.’a vurmak suretiyle“asta müessir fiil” suçunu, sanık Topçu Er S.B.’unda Tabur komutanlığı hizmet binası arka girişkapısı camını kırmak suretiyle, “askerieşyayı kasten tahrip” suçunu ve üstü konumundakimağdur Topçu Onb. C.E.’in burnuna kafa atmak suretiyle de“üste fiilen taarruz” suçunu işledikleri ilerisürülerek, sanık A.B.’nun eylemine uyan Askeri CezaKanunu’nun 117/1. maddesi uyarınca, sanık S.B.’uneylemine uyan Askeri Ceza Kanunu’nun 91/1. maddesi “az vahimhal” cümlesi ve aynı Kanun’un 130/1. maddesiuyarınca cezalandırılmaları ve 100 TLtutarındaki hazine zararının aynı Kanun’un 130/3.maddesi uyarınca sanığa ödettirilmesine kararverilmesi istemiyle Jandarma Asayiş Kolordu KomutanlığıAskeri Savcılığı’nın 29.2.2012 gün veE:2012/439, K:2012/48 sayılı iddianamesiyle kamu davasıaçılmıştır. JANDARMAASAYİŞ KOLORDU KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ: 7.11.2012gün ve E:2012/477, K:2012/414 sayıyla; dosyada bulunan tümdeliller birlikte değerlendirilerek; 1-Sanık A.B.’nundiğer sanık S.B.'a tekme atarak darp ettiği hususu her türlüşüpheden uzak kesin deliller ile ispatlanamadığından, sanıkS.B.'un taşkın ve disiplinsiz hareketleri nedeniyle ona müdahaleederek, disiplinsiz hareketlerine son vermek amacıyla, yereyatırıp ayağı ile omzuna bastırdığı, sanıkS.B.'un muayenesinde vücudunda darp ve cebir izleri belirlenmiş isede, tanık beyanlarına göre bu izlerin sanığıntaşkın hareketleri sırasında meydana gelmişolabileceğinin kabul edildiği, sanık A.B.’nun sanıkSalih’e tekme atıp atmadığı konusunda şüphemeydana geldiği ve şüpheden sanık yararlanır evrenselhukuk ilkesi uyarınca aksi yöndeki beyanlara itibar edilmediğiaçıklanarak, sanık A.B.’nun yüklenen eylemnedeniyle beraetine, 2- Sanık S.B.’ayüklenen “üste fiilen taarruz” suçuaçısından; Sanığayüklenen “üste fiilen taarruz” suçununoluşabilmesi için sanığın eylemini gerçek-leştirdiğisırada, üstü durumunda bulunan kişinin vücutbütünlüğüne yönelik etkili eylemdebulunmasının yanında, Askeri Ceza Kanunu’nun 107.maddesinde belirtildiği gibi, mağdurun üstü olduğunubilmesi ve üstüne fiilen taarruz ettiğini bilerek ve isteyerekhareket etmesi gerektiği, somut olayda sanığın sorgu vesavunmasında, mağdurun onbaşı rütbesinde olduğunubilmediğini, mağdurun cezaevinde gardiyan olduğunu sonradanöğrendiğini, olay sırasında kendindengeçmiş vaziyette olduğunu, mağdurun orada olduğunudahi bilmediğini beyan ettiği, mağdur Topçu Onb. C.E.’inise sanık ile olaydan önce tanışmadıklarını,sanığın kendisinin onbaşı rütbesindeolduğunu bilip bilmediği konusunda malumatıolmadığını, sanık ile ilk defa olay yerinde karşılaştıklarınıbeyan ettiği, sanık ile mağdurun aynı AlayKomutanlığında, ancak farklı ast birliklerde görevliolduklarının belirlendiğini, olayın gelişimi gözönüne alındığında, sanık TopçuÜtğm. M.U.’un odasında başlayan olaydan sonrataşkınlık yapmaya başlayan sanığın kafasınıduvarlara ve yere vurduğu, kapının camına yumruk atarak kırdığı,duvarlara yumruk attığı ve bir çok personeltarafından kontrol altına alınarak sakinleştirilmeyeçalışıldığı, tüm bu olaylaresnasında bir çok personelin sanığa müdahaleettiği, olayların sonuna yaklaşıldığındamağdur Topçu Onb. C.E.’in olay yerine gelereksanığa kelepçe takmayaçalıştığı, bu esnadasanığın mağdura kafa attığıdüşünüldüğünde, eylemin tam bir kargaşaesnasında gerçekleştiği, bu nedenle sanık S.B.’unkafa attığı şahsın onbaşı rütbesinde veüstü konumunda olduğunu bilip bilmediği hususununşüpheli kaldığı, sanığın bukonudaki savunmalarının kendisiyle aynı birlikteaskerlik yapan ve mağduru tanımadığınıbeyan eden tanık Erkan Babuççu’nun beyanları ilede desteklendiği gözetildiğinde, sanığın eylemi gerçekleştirdiğisırada mağdurun onbaşı rütbesinde olduğunubilip bilmediği hususunun şüpheli bulunduğu kanaatinevarıldığı ve şüphenin sanık lehineyorumlanarak mağdurun onbaşı rütbesinde olduğunubilmeden mağdura kafa attığının kabul edildiğiaçıklanarak, sanığın eyleminin Türk CezaKanunu’nun 86/3-c. maddesinde düzenlenen “kamugörevlisini kasten yaralama” suçunuoluşturabileceği, bu suçun da askeri suçolmadığı ve sanığın yargılamaaşamasında terhis edilmiş olduğu nedeniyle askeriyargıda yargılanmasını gerektiren ilginin kesildiğibelirtilerek, sanığa yüklenen bu eylem sebebiyle,yargılama görevinin adli yargı yerine ait olduğugerekçesiyle görevsizlik; 3- Sanığayüklenen “askeri eşyayı kasten tahrip etmek” suçuaçısından ise; Sanığınyüklenen eylem nedeniyle sonuçta bin beş yüz lira adlipara cezası ile cezalan-dırılmasına, meydana gelen 100 TL.hazine zararının sanıktan tahsiline karar vermiş, görevsizlikkararının askeri savcı tarafından temyiz edilmesiüzerine, Askeri Yargıtay 1. Dairesi’nin 24.4.2014gün ve E:2014/433, K:2014/421 sayılı kararı ile, askeri savcının, süresi içinde yapılmamışolan temyiz isteminin reddine karar verilmiş, karara karşıAskeri Yargıtay Başsavcılığınca yapılanitirazın, Askeri Yargıtay Daireler Kurulu’nun 22.5.2014gün ve E:2014/47, K:2014/48 sayılı kararı ile reddine kararverilmiş, bu şekilde kesinleşen karar ve davadosyası, Erciş Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. ERCİŞ 1. ASLİYECEZA MAHKEMESİ: 14.8.2014 gün ve E:2014/790, K:2014/740sayıyla; sanığın istediği iznin verilmemesi nedeniylekendisinde oluşan kızgınlığın etkisiyletaşkınlık yaptığı, bu sırada taburkomutanlığı hizmet binası arka giriş kapısıcamını kırdığı, bunun üzerine zaptedilemeyeceği anlaşılınca disiplin cezaevine konulmaküzere buradan gelen gardiyanlardan mağdurun yüzüne kafaatarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekildemağduru yaraladığı, tüm aşamalarda alınan savunmalarında,olay sırasında kendinde olmadığı, yaralama eyleminigerçekleştirdiği kişinin kim olduğunubilmediğini beyan ettiği, tanık beyanlarında ise,mağdurun onbaşı rütbesinde olduğu ve rütbesiningözükür şekilde üzerinde bulunan kıyafetinde dikiliolduğunu beyan ettikleri, verilen görevsizlik kararına dayanakedilen tanık Erkan Babuççu'nun ise alınan ifadesinde,sanık ile aynı birlikte asker olduğu ve mağdurutanımadıklarını beyan ettiği, dosyada bulunan vak'akanaat raporunda, sanığın psikolojik sorunlarınıbahane ederek sürekli şekilde sorunlar çıkararak birlikdüzenini bozduğunun kayıtlı olduğu, olayınolduğu yerin askeri mahal olması, sanığın er konumundabulunup bu mahalde diğer erler dışındaki kişilerinkendisinden üst rütbede olabileceğini öngörebilecekdurumda olması, bu bağlamda sanığın kendindeolmadığından kime vurduğunu bilebilecek durumdaolmadığı yönündeki beyanının kabuledilebilir nitelikte olmadığı, zira sanığıtanımayan tanıkların alınan beyanlarında mağdurunrütbesinin rahatlıkla seçilebildiğini beyan ettikleri,sanığın dosya kapsamında herhangi bir psikolojikbakımdan sıkıntısı olduğuna veya olay anındabu şekilde bir etkinin tesiri altında bulunduğuna dair herhangibir tespit olmadığı, böylece sanığın kendiyarattığı taşkınlık neticesinde meydanagetirdiği sonuca katlanmak zorunda olduğu, bu bağlamdasanığın savunmasında belirttiği gibi kimevurduğunu bilmediği yönündeki savunmasınınhakkında şüphe doğurması ve bu şüpheden deyararlanması durumunun hukuken geçersiz olduğu, dosyakapsamında bulunan vaka kanaat raporu itibariyle sanığınolumsuz bir kişilik yapısına sahip olduğu, daha öncede kendisi hakkında disiplin cezalarınınuygulandığı, bu nedenle sanığın suçtankurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmemesi gerektiği,kaldı ki aksi halin kabulünün askerlik vazifesinin gayesineaykırı düşeceği, zira ast konumunda olansanığın askeri disiplin çerçevesindeüstünün rütbesini görmemesi şeklindekioluşun ifa edilen vazifenin doğasına aykırıdüşeceği, görevsizlik kararında kabul edilenoluşun somut delillerle desteklenmeyip varsayımsal olduğu, oysaki aksi kabulün hayatın olağan akışına daha uygunolduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş,temyiz edilmeyen karar kesin-leşerek, dava dosyası, aynıMahkemece, Mahkememize gönderilmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık MahkemesiCeza Bölümünün, SerdarÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında,Üyeler; Ahmet KARADAVUT, Şuayip ŞEN, Kenan YUMUŞAK, DilaverKAHVECİ, M. Selçuk GÜNEY ve Zafer YAĞLIOĞLU’nunkatılımlarıyla yapılan 06.04.2015 günlütoplantısında; I-İLKİNCELEME: Yapılan incelemede, usule ilişkin işlemlerde 2247sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş Veİşleyişi Hakkında Kanun’da belirtilen süre vebiçim yönünden bir eksiklik görülmediği, askerive adli yargı yerleri arasında Yasa'nın 14. maddesindeöngörüldüğü biçimde olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğuanlaşıldığından, esasın incelenmesineoybirliği ile karar verildi. II-ESASINİNCELENMESİ: Raportör-Hakim G. FatmaBÜYÜKEREN’in, davanın çözümündeaskeri yargı yerinin görevli olduğu yolundaki raporu vedosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarcagörevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı UğurtanALTUN’un askeri yargı, Askeri Yargıtay BaşsavcıYardımcısı Veli ÇALIŞKAN’ın davanınçözümünün askeri yargı yerinin görevalanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlüaçıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Anayasanın “askeri yargı” yı düzenleyen 145 nci maddesindeasker kişilerin “askeri mahallerde” işlediklerisuçlara bakmanın askeri mahkemelerin görevinde olduğubelirtilmişken; 12.9.2010 tarihinde yapılan halkoylaması sonucukabul edilip, 23.9.2010 gün ve 27708 sayılı ResmiGazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5982sayılı Yasa’nın 15. maddesi ile yapılandeğişiklik ile maddenin birinci fıkrasında, “Askeriyargı, askerîmahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafındanyürütülür. Bu mahkemeler; asker kişiler tarafından işlenen askerî suçlar ile bunlarınasker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgiliolarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidir.Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzeninişleyişine karşı suçlara ait davalar her haldeadliye mahkemelerinde görülür. Savaşhali haricinde, asker olmayan kişiler askeri mahkemelerdeyargılanamaz” denilmeksuretiyle “askerimahallerde” unsuru madde metnindençıkarılmıştır. 353 sayılı AskeriMahkemeler Kuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "AskeriMahkemelerin Görevleri" başlığı altındadüzenlenen İkinci Bölümünde yer alan "GenelGörev" başlıklı 9. maddesinde; "Askeri MahkemelerKanunlarda aksi yazılı olmadıkça asker kişilerinaskeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhineveya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgiliolarak işledikleri suçlara ait davalara bakmaklagörevlidirler" denilmekte iken, maddenin “….askerimahallerde….” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 26.6.2012 tarihve 28335 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 15.3.2012gün ve E:2011/30, K:2012/36 sayılı kararı ile iptaledilmiştir. "Askeri suç"ise, öğretide ve uygulamada; a)Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'ndayazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunudışında hiçbir ceza yasası ile cezalandırılmayansuçlar, b)Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda kısmen diğer cezayasalarında gösterilen suçlar, c)Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç halinedönüştürülen suçlar, olmak üzereüç grupta mütalaa edilmektedir. Aynı Yasa’nın13.10.1996 gün ve 22786 sayılı Resmi Gazete’deyayımlanan 4191 sayılı Yasa’yla değişik 17.maddesinde; “askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektirenilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bumahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçunaskeri bir suç olmaması askeri bir suça bağlıbulunmaması ve sanık hakkında kamu davasıaçılmamış olması halinde askeri mahkemeningörevi sona erer” denilmekte iken, maddenin "... ve sanıkhakkında kamu davası açılmamış olması..." tümcesi Anayasa Mahkemesi'nin 11.3.2000 gün ve 23990sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1.7.1998 gün veE:1996/74, K:1998/45 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Buna göre, askerimahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, dahaönce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakmagörevini değiştirmez. Ancak yüklenen suçun askeribir suç olmaması, askeri bir suça bağlıbulunmaması halinde, askeri mahkemenin görevinin sona ereceğiaçıktır. İptal kararı nedeniyle, sanıkhakkında kamu davasının açılmış olupolmamasının bir önemi bulunmamaktadır. 1632 sayılı Askeri CezaKanunu’nun “Amire ve mafevka fiilen taarruz edenlerincezaları” başlığı altında düzenlenen91. maddesinin birinci fıkrasında, “Amire veya mafevka fiilentaaruz eden veya fiilen taarruza teşebbüs eden üçseneden, az vahim hallerde altı aydan aşağı olmamaküzere hapsolunur” denilmekte; “Bu fasıldaki cezalarmaduna tatbik olunabilmesinin şartı”başlığı altında düzenlenen 107. maddesinde ise,“Bu fasılda madunlar hakkında tayin edilen ağırcezaların verilmesi için mafevkın rütbesi ve kıdemiherhangi bir suretle madunun malümu bulunması şarttır.Madunun mafevkın vaziyetini bilmediği sabit olursa hakkındatertip olunacak ceza umumi hükümlere tabidir” hükmüyer almaktadır. Sanık S.B.’un,14.12.2011 günü terhis edilmiş olduğu dosya içindebulunan Van/Erciş 108. Topçu Alayı Ölçme ve HedefTespit Bölük Komutanlığının 9.1.2012 tanzimtarihli onaylı suretinden anlaşılmaktadır. Olumsuz görevuyuşmazlığına konu kamu davasında, görevsizlikkararı veren askeri yargı yerince, sanığın sorgu vesavunmasında, mağdurun onbaşı rütbesinde olduğunubilmediğini, mağdurun cezaevinde gardiyan olduğunu sonradanöğrendiğini, olay sırasında kendinden geçmişvaziyette olduğunu, mağdurun orada olduğunu dahibilmediğini beyan ettiği, mağdur Topçu Onb. C.E.’inise sanık ile olaydan önce tanışmadıklarını,sanığın kendisinin onbaşı rütbesindeolduğunu bilip bilmediği konusunda malumatıolmadığını, sanık ile ilk defa olay yerindekarşılaştıklarını beyan ettiği, bu durumda sanığınkafa atmak suretiyle yaralanmasına sebep olduğu kişininonbaşı rütbesinde bulunduğu ve kendisinin üstüolduğunu bildiği hususunun şüpheli kaldığıgerekçesine yer verilmiş ise de; Dosyanın incelenmesinde, mağdurTopçu Onb. C.E.’in Jandarma Genel Komutanlığı AskeriMahkemesinde talimatla alınan ifadesinde, olay tarihinde vatanigörevini onbaşı rütbesi ile yapmakta olduğunu ve olaysırasında üzerinde bulunan kıyafetinde onbaşırütbesinin gözle görülür bir biçimde dikilmişolduğunu beyan ettiği, tanıklar aynı Komutanlıkemrinde görevli İbrahim Hanbarlı’nın askeriyargı yerince duruşma sırasında alınan ifadesinde, olaysırasında mağdurun rütbe işaretinin kolunda dikiliolduğunu beyan ettiği, Ahmet Purdaş’ın askeriyargı yerince duruşma sırasında alınan ifadesinde,“gardiyanlardan Cevdet isimli onbaşı rütbesinde olanıSalih’i eğilip tutmak isterken Salih birden yukarı doğruhamle yapıp Cevdet’e kafa attı” şeklindekibeyanı karşısında, adli yargı yerince verilengörevsizlik kararının gerekçesinde, tanıkların alınan ifadelerinde, mağdurun onbaşı rütbesindeolduğu, rütbesinin gözükür şekilde üzerindebulunan kıyafetinde dikili olduğu ve mağdurun rütbesininrahatlıkla seçilebildiğinin beyan edildiği, bu durumdasanığın savunmasında kime vurduğunu bilmediğiyönündeki savunmasının hakkında şüphedoğurması ve bu şüpheden de yararlanması durumununhukuken geçersiz olduğu, sanığın suçtankurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmemesi gerektiği,kaldı ki aksi halin kabulünün askerlik vazifesinin gayesineaykırı düşeceği, zira ast konumunda olansanığın askeri disiplin çerçevesindeüstünün rütbesini görmemesi şeklindekioluşun ifa edilen vazifenin doğasına aykırıdüşeceği, görevsizlik kararında kabul edilenoluşun somut delillerle desteklenmeyip varsayımsal olduğu kanaatinevarıldığı açıklanarak, sanığayüklenen eylemin “üste fiilen taarruz” suçunuoluşturabileceğinin değerlendirildiği gözetildiğinde,Erciş Asliye Ceza Mahkemesi’nce verilen görevsizlik kararıhukuka uygun bulunmuştur. Bu durumda, sanığa yüklenen eylemin, Askeri CezaKanunu’nun 91/1. maddesinde düzenlenen “üste fiilentaarruz” suçu kapsamında bulunduğu, bu suçun daaskeri suç olduğu açıktır. 353 sayılıYasa'nın 17. maddesinde, askeri mahkemelerde yargılanmayıgerektiren ilginin kesilmesiyle daha önce işlenen suçlara aitdavalara bu mahkemelerin bakma görevinin değişmeyeceği,ancak suçun askeri bir suç olmaması askeri bir suçabağlı bulunmaması durumunda, askeri mahkemelerdeyargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesiyle, askeri mahkemeningörevinin sona ereceği düzenlenmiş bulunduğundan vesomut olayda sanığa yüklenen eylemin askeri suçolduğu anlaşıldığından, 353 sayılıYasa’nın 17. maddesi uyarınca davanın askeri yargıyerinde görülmesi ve Jandarma Asayiş KolorduKomutanlığı Askeri Mahkemesi’nin görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir. SONUÇ: Davanınçözümünde ASKERİ YARGI yerinin görevliolduğuna, bu nedenle Jandarma Asayiş KolorduKomutanlığı Askeri Mahkemesi’nin 7.11.2012 gün veE:2012/477, K:2012/414 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 06.04.2015 gününde OYBİRLİĞİİLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Ahmet KARADAVUT Üye Dilaver KAHVECİ Üye Şuayip ŞEN Üye M. Selçuk GÜNEY Üye Kenan YUMUŞAK Üye Zafer YAĞLIOĞLU
Full & Egal Universal Law Academy