T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
CEZA BÖLÜMÜ
ESAS NO : 2014 / 6
KARAR NO : 2014 / 6
KARAR TR : 03.03.2014
ÖZET: Asker kişi sanıklar hakkında “silahla tehdit ve kasten yaralama” suçları kapsamında kaldıkları kabul edilen eylemleri nedeniyle açılan kamu davası-nın, suçun askeri suç olmaması, askeri suça bağlı bulunmaması ve askeri mahkemede yargılanmayı gerektiren ilgi-nin kesilmiş olması nedeniyle ADLİ YARGI yerinde görülmesinin gerektiği hk. K A R A R Davacı :K.H. Sanıklar :1- D.G. 2- T.U. OLAY : Sivas 5. P. Eğt.Tug. P.ErEğt.Tb. 1. BI.Komutanlığı emrinde, 20.06.2010 günü,koğuş nöbetçi onbaşısı olarak görevlisanık P.Er D.G.’in, aynı Komutanlık emrinde görevli P.ErlerM.Y. ve sanık P.Er T.U.’u, 3 nolu kulede tutacakları 16.30-18.30nöbetine götürürken, gazinonun önünderütbeliler olduğu için uygun adımda yürümekomutu verdiği, ancak sanık T.U.’un “Ölsem uygunadımda yürümem” diyerek adi adımda yürümeyedevam ettiği, bunun üzerine sanık D.G.’in “Bariyukarıya çıktığımızda uygunadımda yürü orada tabur komutanımız olabilir”dediği ve yürümeye devam ettikleri, içtimaalanını geçtikten sonra sanık D.G.’in tekrar uygunadımda yürüme komutu verdiği, sanık T.U.’unkomuta uymaması üzerine de sanık T.U.’u kolundançekerek “Geç sıraya uygun adımdagideceğiz” dediği ve T.U.’un ayağına tekmeattığı, bunun üzerine sanık T.U.’un“Böyle askerliğin Allah’ını kitabını sinkafederim” diyerek küfür ettiği ve sanıkların birbirlerinevurmaya başladıkları, M.Y. sanıkları ayırmayaçalışırken sanık T.U.’un silahınıyere doğru tutarak kurma kolunu çekipbıraktığı, emniyetini açtığı ve“Davut’u vuracağım” diye bağıraraknamluyu sanık D.G.’e doğrultmak üzere iken, sanık D.G.’in sanık T.U.’un üzerine atlayarak silahı elinden aldığıve şarjörü ile namludaki mermiyiçıkarttıktan sonra M.Y.’a verdiği sırada,sanık T.U.’un olay yerinden ayrılarakbölük binalarına doğru gittiği, sanık D.G.’in tekrar sanık T.U.’un yanına giderek, nöbetegideceklerini söylediği, sanığın gitmeyeceğinisöylemesi üzerine, tekrar başladıklarıtartışmanın kavgaya dönüştüğü,sanık T.U.’un diğer sanığın yüzüneyumruk attığı, sanık D.G.’in de bunun üzerinesinirlenerek diğer sanığın kafasını kolununaltına sıkıştırarak elinde bulunan şarjörle4-5 kez vurduğu, böylece, sanık P.Er T.U.’unkoğuş nöbetçi onbaşılığıgörevini ifa eden sanık P.Er D.G.’in uygun adımdayürüme komutuna karşılık “Ölsem uygunadımda yürümem” diyerek, amiri konumundaki P.Er D.G.’inemrini açıkça reddetmek suretiyle, emre itaatsizlikteısrar suçunu, tüfeğinin kurma kolunu çekipbırakarak emniyeti açıkpozisyona getirip “Davut’u vuracağım” demeksuretiyle, silahlı iken amiri tehdit etmek suçunu, uygun adımyürüme komutuna uymaması sonucunda çıkantartışmada, D.G.’in çeşitli yerlerine vurmak, sonolarak nöbete gidip gitmeme konusunda bölük binalarıönünde tartışırlarken D.G.’in yüzüneyumruk atmak suretiyle üst’e fiilen taarruz etmek suçunuişlediği, sanık P.Er D.G.’in ise, sanık T.U.’unayağına tekme atmak, vücudunun çeşitli yerlerinevurmak ve kafasına şarjörle vurmak suretiyle, ast’a müessirfiil suçunu işlediği ileri sürülerek, sanık P.ErT.U.’un eylemlerine uyan Askeri Ceza Kanunu’nun 87/1. maddesi“açıkça reddeden” cümlesi, 82/2. maddesi“silahlı iken” cümlesi ve 91/1. maddesi “az vahimhal” cümlesi uyarınca, sanık P.Er D.G.’in eylemineuyan Askeri Ceza Kanunu’nun 117/1 ve suçun haksız tahrikaltında işlenmesi nedeniyle 5237 sayılı Türk CezaKanunu’nun 29. maddesi uyarınca cezalandırılmalarıistemiyle 5. Piyade Eğitim Tugay KomutanlığıAskeri Savcılığı’nın 10.08.2010 gün ve E:2010/496,K:2010/339sayılı iddianamesiyle kamu davasıaçılmıştır. 5. PİYADE EĞİTİM TUGAY KOMUTANLIĞI ASKERİ MAHKEMESİ:29.8.2011 gün ve E:2011/92, K:2011/135 sayıyla; sanık T.U.’ayüklenen emre itaatsizlikte ısrar suçu yönünden sanığıncezalandırılmasına, sanığa yüklenen üstefiilen taarruz ve silahlı iken amiri tehdit suçu yönündenise, koğuş nöbetçi onbaşısı olansanık D.G.’in, kendisine nöbet hizmetininyürütülmesini sağlamak amacıylatanınmış bulunan amirlik sıfatını diğersanık T.U.’un tekme ile ayağına vurmasınedeniyle kaybetmiş bulunduğunu, sanık D.G.’eyüklenen asta müessir fiil suçu yönünden ise,sanığın görev ve sorumluluğununsınırlarını aşarak, sanık T.U.’un ayağınatekme ile vurarak bulunduğu statüyü kötüyekullanması ile sanıkla arasındaki hizmet ilişkisinin kesildiği,bu nedenle itibari amirlik statüsünden yararlanamayacağı sonucunavarıldığı, bu durumda, sanık P.Er T.U.’uneylemleri amire fiilen taarruz suçunu ve silahlı iken amiri tehditsuçunu oluşturmayıp, 5237 sayılı Türk CezaKanunu’nun 86. maddesinde düzenlenen “kasten yaralama” ve106/2-a.maddesinde düzenlenen silahla tehdit suçunu, sanıkP.Er D.G.’ın eyleminin asta müessir fiil suçunuoluşturmayıp, 5237 sayılı Türk CezaKanunu’nun 86. maddesinde düzenlenen “kasten yaralama”suçunu oluşturduğu açıkla-narak,sanıkların yargılama aşamasında terhis edilmişolmaları nedeniyle askeri mah-kemede yargılanmayı gerektirenilginin de kesilmiş olduğu, yüklenen eylemlerin askeri bir suçolmadığı, askeri bir suça bağlıbulunmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararıvermiş, temyiz edilmeyen karar kesinleşerek dava dosyası, Sivas2. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiştir. SİVAS 2. ASLİYE CEZAMAHKEMESİ:7.10.2013 gün ve E:2012/586, K:2013/436 sayıyla;sanıklara yüklenen eylemlerin görev sırasında vegörev mahallinde işlendiği, eylemlerin Askeri Ceza Kanunu’ndaaçıkça düzenlenmekle askeri suç kapsamındakaldığı ve askeri mahkemenin görev alanına gireneylemler olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararıvermiş, kararın temyiz edilmeyerek kesinleşmesi üzerine,dava dosyası, Sivas CumhuriyetBaşsavcılığı’nca, Mahkememizegönderilmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi CezaBölümünün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ünBaşkanlığında, Üyeler; Ahmet KARADAVUT, DavutTELLİ, Şuayip ŞEN, Haluk ZEYBEL, Yusuf Tamer ÇETİN, MehmetAVCIOĞLU’nun katılımlarıyla yapılan 03.03.2014günlü toplantısında; I-İLK İNCELEME: Yapılan incelemede, usuleilişkin işlemlerde 2247 sayılı UyuşmazlıkMahkemesinin Kuruluş Ve İşleyişi Hakkında Kanun'dabelirtilen süre ve biçim yönünden bir eksiklikgörülmediği, askeri ve adli yargı yerleri arasındaYasa'nın 14. maddesinde öngörüldüğübiçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğuanlaşıldığından, esasın incelenmesineoybirliği ile karar verildi. II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim G.Fatma BÜYÜKEREN’in, davanınçözümünde adli yargı yerinin görevliolduğu yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgiliBaşsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet SavcısıMehmet BAYHAN’ın adli yargı, Askeri YargıtayBaşsavcı Yardımcısı MehmetÇAKIROĞLU’nun davanınçözümünün adli yargı yerinin görevalanına girdiğine ilişkin yazılı ve sözlüaçıklamaları dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Anayasanın “askeri yargı” yı düzenleyen 145 nci maddesindeasker kişilerin “askeri mahallerde” işlediklerisuçlara bakmanın askeri mahkemelerin görevinde olduğubelirtilmişken; 12.9.2010 tarihinde yapılan halkoylaması sonucukabul edilip, 23.9.2010 gün ve 27708 sayılı Resmi Gazete’deyayımlanarak yürürlüğe giren 5982 sayılıYasa’nın 15. maddesi ile yapılan değişiklik ilemaddenin birinci fıkrasında, “Askeri yargı, askerî mahkemeler ve disiplinmahkemeleri tarafından yürütülür. Bu mahkemeler; asker kişiler tarafından işlenen askerî suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlikhizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara aitdavalara bakmakla görevlidir. Devletin güvenliğine, anayasaldüzene ve bu düzenin işleyişine karşısuçlara ait davalar her halde adliye mahkemelerindegörülür. Savaşhali haricinde, asker olmayan kişiler askeri mahkemelerdeyargılanamaz” denilmeksuretiyle “askerimahallerde” unsuru madde metnindençıkarılmıştır. 353 sayılı Askeri MahkemelerKuruluşu Ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Askeri MahkemelerinGörevleri" başlığı altında düzenlenenİkinci Bölümünde yer alan "Genel Görev"başlıklı 9. maddesinde; "Askeri Mahkemeler Kanunlarda aksiyazılı olmadıkça asker kişilerin askeri olansuçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerimahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarakişledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler"denilmekte iken, maddenin “….askeri mahallerde….”ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 26.6.2012 tarih ve 28335 sayılıResmi Gazete’de yayımlanan 15.3.2012 gün ve E:2011/30,K:2012/36 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. "Askeri suç" ise,öğretide ve uygulamada; a)Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanunu'ndayazılı olan, başka bir anlatımla, Askeri Ceza Kanunudışında hiçbir ceza yasası ilecezalandırılmayan suçlar, b)Unsurları kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda kısmen diğer cezayasalarında gösterilen suçlar, c)Türk Ceza Kanunu'na atıf suretiyle askeri suç halinedönüştürülen suçlar, olmak üzereüç grupta mütalaa edilmektedir. Aynı Yasa’nın13.10.1996 gün ve 22786 sayılı Resmi Gazete’deyayımlanan 4191 sayılı Yasa’yla değişik 17.maddesinde; “askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektirenilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bumahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçunaskeri bir suç olmaması askeri bir suça bağlıbulunmaması ve sanık hakkında kamu davasıaçılmamış olması halinde askeri mahkemeningörevi sona erer” denilmekte iken, maddenin "... ve sanıkhakkında kamu davası açılmamış olması..." tümcesi Anayasa Mahkemesi'nin 11.3.2000 gün ve 23990sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1.7.1998 gün veE:1996/74, K:1998/45 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Buna göre, askeri mahkemelerdeyargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önceişlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevinideğiştirmez. Ancak yüklenen suçun askeri bir suçolmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması halinde,askeri mahkemenin görevinin sona ereceği açıktır.İptal kararı nedeniyle, sanık hakkında kamudavasının açılmış olup olmamasınınbir önemi bulunmamaktadır. 211 sayılı TürkSilahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 76. maddesinde,"Nöbet; askerlikteki müşterek hizmetlerinyapılmasını ve devamını sağlamak maksadı ilebu hizmetlerin belli bir sıra ve süre ile subay, askeri memur,astsubay, askeri öğrenci, erbaş ve erler ile SilahlıKuvvetler Teşkilatı içinde vazifeli olan bilumum sivilşahıslar tarafından yapılmasıdır. Nöbetçi: nöbethizmetinin yapılması için görevlendirilenşahıstır” şeklinde tarif edilmiş, 77. maddesindede, "Kıtalarda, karargahlarda ve askeri kurumlarda nöbet hizmetinetabi tutulacak personelin kimler olacağı, nöbet hizmetlerininyapılış tarzı ile şekli ve nöbetçilereait vazifeler talimatname ile tayin ve tesbit olunur " denilmiştir. 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun, "Nöbetçi, karakol, devriyenin tarifi" başlığı altında düzenlenen 15. maddesinde; "1-Bu kanunun tatbikatındanöbetçi hazarda ve seferde emniyet, muhafaza, disiplin, tarassutmaksatlariyle silahlı olarak bir yere konulan ve muayyen bir talimatıbulunan tek veya çift askerdir. 2- Karakol hazarda ve seferde aynı maksatlarla konulan ve bir amir emrinde bulunansilahlı bir kısım askerdir. 3-Devriye hazarda ve seferdeaynı maksatlarla muayyen bir mıntakada seyyar olarak vazife yapan birveya daha ziyade silahlı askerdir " denilmekte, benzer düzenlemeİç Hizmet Kanunu'nun 78. maddesinde de yer almaktadır. Aynı Kanun'un 106. maddesinde"Askeri karakola, nöbetçiye ve devriyeye hakaret eden veyabunları dinlemiyen veya bunlara mukavemette bulunan yahut fiilen taarruzeden bu suçları amire karşı yapmış sayılırve öylece cezalandırılır." denilmekte olup, yasamaddeleri birlikte değerlendirildiğinde 15. maddede yazılıolan nöbetçilerin belli suçlar karşısındaamir sayılacakları, daha açık bir anlatımla, 106. maddedeyazılı suçları işleyenlerin, bu suçlarıamire karşı işlemiş kabul edilerek ast gibi cezalandırılacakları;adı geçen Kanun’un 12. maddesinde de “Bu kanununtatbikatında (Hizmet) tabirinden maksat gerek malûm ve muayyen olanve gerek bir amir tarafından emredilen bir askeri vazifenin maduntarafından yapılması halidir” denilerek yasanınuygulanmasında hizmetin gerek malum ve muayyen olan ve gerek bir amirtarafından emredilen bir askeri vazifenin madun tarafındanyapılması hali olduğu belirtilmiştir. Öte yandan, İç Hizmet Yönetmeliği'nin "AskerlikteNöbet Hizmetleri" başlığı altındadüzenlenen 382 ve devamı maddelerinde nöbet hizmetleriyle ilgilihükümler düzenlenmiştir. Yönetmeliğin 395.maddesinde, "Kıt'alarda her Kuvvetin özelliğine uygunolarak nöbet hizmetleri yürütülür. Buyönetmeliğin dışında kalan veya ayrıcaözellik arzeden nöbet hizmetleri ihtiyaca görekomutanlıklarca; bu yönetmelik esasları gözönündetutularak hazırlanıp uygulanır " denilmiş; “KoğuşNöbetçi Onbaşısının Vazifesi ”başlığı altında düzenlenen 397.maddesinde de, “Koğuşnöbetçi onbaşılığı yat borusundanbaşlayarak hamam borusunda bitmek ve iki saatte bir değişmeküzere koğuşta yatan onbaşı veya liyakatli erlerarasında sıra ile tutulur. Bu nöbetten ancak o günkünöbetçi onbaşısı müstesnadır. Hernöbetçi onbaşısı ile beraber koğuşunbüyüklüğüne ve küçüklü-ğünegöre bir veya bir kaç er nöbet tutar. Koğuş nöbetçionbaşısının vazifeleri şunlardır : ……. ……. 5 - Bölüğün hususinöbet yerleri varsa hazırlanmış Bl. K. tarafındantasdik edilmiş sıra defterine göre nöbetçilerikaldırıp bizzat değiştirmek…….”hükmü yer almıştır. Açıklanan yasahükümleri ile buna bağlı olarak İç HizmetKanunu ve Yönetmeliği gibi mevzuat hükümlerigözetilerek amir olma durumunun tespit edilmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinde, dosyaiçinde mevcut Sivas 5. P. Eğt.Tug. P.Er Eğt.Tb. 1. BI.Komutanlığının20.6.2010 tarihli nöbet çizelgesinden, 16.30-18.30 saatleriarasında sanık P.Er D.G.’in koğuş nöbetçionbaşısı olarak, sanık P.Er T.U.’un 3 nolu kuledenöbetçi olarak görevlendirildiklerianlaşılmıştır. Olumsuz görevuyuşmazlığına konu kamu davasında, adli yargıyerince verilen görevsizlik kararında, sanıklara yükleneneylemlerin görev sırasında ve görev mahallindeişlendiği, eylemlerin Askeri Ceza Kanunu’ndaaçıkça düzenlenmekle askeri suç kapsamındakaldığı ve askeri mahkemenin görev alanına gireneylemler olduğu gerekçe-sine yer verilmiş ise de, dosyanınincelenmesinde, olay sırasında sanık P.Er D.G.’innöbetçileri değiştirmekle görevlinöbetçi onbaşı olarak görevlendirildiği, yanigöreviyle ilgili konuda ve görevin yapılmasıylasınırlı olarak diğer erler karşısındaemretme yetkisine sahip amir durumunda olduğu, bu nedenle AskeriCeza Kanunu’nun 106. maddesinde belirtilen korumadan yararlanacağından,sanıklara yüklenen eylemlerin iddianamede belirtildiğişekilde nitelendirildiği; ancak, sanık T.U.’ayüklenen “silahlı tehdit” suçunun Askeri CezaKanunu’nun 106. maddesinde sayılan suçlar arasındabulunmadığı, bu nedenle bu eylem hakkında Askeri CezaKanunu’nun 106. maddesinin uygulanamayacağı, bu durumdaeylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2-a. maddesindedüzenlenen silahla tehdit suçu kapsamında kaldığı sonucuna varılmış; Sanık T.U.’a yüklenenüst’e fiilen taarruz etmek suçu yönünden ise, askeriyargı yerince verilen görevsizlik kararınıngerekçesinde, iddianamede ve dosya içinde bulunan mevcut bilgi vebelgelerden, olay sırasında sanık D.G.’in kendisinenöbet hizmetinin yürütülmesini sağlamak amacıylatanınmış bulunan amirlik sıfatını diğersanık T.U.’un ayağına tekme ile vurmasınedeniyle yersiz müdahale ve icapsız fiillerde bulunduğu kabuledilerek kaybetmiş olduğu, bu nedenle Askeri Ceza Kanunu’nun106. maddesindeki korumadan yararlanmasının mümkünolmadığı, bu durumda eylemin kasten yaralama suçunuoluşturduğu; Sanık D.G.’e yüklenenasta müessir fiil suçu yönünden ise,sanığın görev ve sorumluluğununsınırlarını aşarak, sanık T.U.’un ayağına tekme ile vurarak bulunduğu statüyükötüye kullanması ile sanıkla arasındaki hizmetilişkisinin kesildiği, bu nedenle itibari amirlikstatüsünden yararlanamayacağı sonucunavarıldığı, bu durumda, sanık D.G.’ıneyleminin asta müessir fiil suçunu oluşturmayıp,5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesindedüzenlenen “kasten yaralama” suçunuoluşturduğu açıklanarak, eylemlerin Askeri CezaKanunu’nun 106. maddesi kapsamında değerlendiri-lemeyeceğigerekçesiyle görevsizlik kararı verildiğigözetildiğinde, 5. Piyade Eğitim TugayKomutanlığı Askeri Mahkemesi’nce verilen görevsizlikkararı hukuka uygun bulunmuştur. Bu durumda, sanıklara yükleneneylemlerin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’ndadüzenlenen “silahla tehdit ve kasten yaralama” suçlarıkapsamında kaldığı, Askeri Ceza Kanunu’nda bu eylemlereilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı, bu nedenle“askeri suç” olmadıkları açıktır.Sanıkların yargılama aşamasında terhis edildikleridosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. 353 sayılı Yasa'nın 17.maddesinde, askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilgininkesilmesiyle daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerinbakma görevinin değişmeyeceği, ancak suçun askeribir suç olmaması askeri bir suça bağlıbulunmaması durumunda, askeri mahkemelerde yargılanmayıgerektiren ilginin kesilmesiyle, askeri mahkemenin görevinin sonaereceği düzenlenmiş bulunduğundan ve somut olaydasanıklar hakkında yukarıda anlatıldığışekilde Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen suçlarkapsamında kaldıkları kabul edilen eylemleri nedeniyleaçılan kamu davasının 353 sayılıYasa’nın 17. maddesi uyarınca adli yargı yerindegörülmesi ve Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin görevsizlikkararının kaldırılması gerekmiştir. SONUÇ: Davanınçözümünde ADLİ YARGI yerinin görevliolduğuna, bu nedenle Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 7.10.2013gün ve E:2012/586, K:2013/436 sayılı GÖREVSİZLİKKARARININ KALDIRILMASINA, 03.03.2014 günündeOYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. Başkan Serdar ÖZGÜLDÜR Üye Ahmet KARADAVUT Üye Haluk ZEYBEL Üye Davut TELLİ Üye Yusuf Tamer ÇETİN Üye Şuayip ŞEN Üye Mehmet AVCIOĞLU
Full & Egal Universal Law Academy