T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO
: 2013 / 665
KARAR NO : 2014 / 501
KARAR TR : 5.5.2014ÖZET
: Emekli Sandığı İştirakçisi olan davacınıngeçirdiği kalp rahatsızlığı nedeni ile tedavisindekullanılmak üzere kendisine reçete edilerek hastanedışında temin edilen tıbbi malzeme bedellerinin,davacıya eksik ödenmesi nedeni ile açılan tazminatdavaları neticesinde, Ankara Bölge İdareMahkemesi’nin 04.12.2008 gün ve 2008/1984 Esas,2008/7517 Karar sayılı, davanın esas yönündenreddine ilişkin kararı ile Ankara 17.İş Mahkemesi’nin28.09.2011 gün ve 2010/449 Esas, 2011/571 Kararsayılı davanın esas yönünden kabulüne ilişkin kararıarasında oluşan hüküm uyuşmazlığının; Ankara Bölgeİdare Mahkemesi kararının esas yönünden 4905sayılı Kanun’un 4.maddesi, değişik 5434 sayılıYasa’nın 139.maddesi, 29/04/2006 gün ve 26153sayılı RG.de yayımlanan 2006 Mali Yılı BütçeUygulama Talimatı Tedavi Yardımına İlişkinUygulama Tebliği’nin Sağlık Kurumları TarafındanTemini Zorunlu Tıbbi Sarf Malzemelerine ilişkin talimatının 20. maddesi, 06.09.2003 tarih ve 25221 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Emekli ve Malullük Aylığı Bağlanmış Olanlarla,Bunların Kanunen Bakmakla Yükümlü BulunduklarıAile Fertleri, Dul ve Yetim Aylığı Alanların Muayene İleTedavileri Hakkında Yönetmelik’in 30. maddesi ileAnayasamızın 2, 5 ve 56.maddelerine aykırı olmasınedeni ile hukuka uygun bulunmadığından kaldırılmasıgerektiği; Ankara 17.İş Mahkemesi kararının ise,5510 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girmesinden önce5434 sayılı Yasa uyarınca Emekli Sandığı iştirakçisiolan davacı yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu’ncatesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin “idariişlem” ve “idari eylem” niteliğini korumaya devamettiği gözetildiğinde 2577 sayılı Yasa 2/1-b maddesikapsamında olan davada görevli olmaması nedeniile kaldırılması gerektiği sonucuna varılmakla,Mahkememizce 2247 sayılı Yasa’nın 24.maddesigereğince olayın esasına uygun şekilde yeni birhüküm kurulmak suretiyle; davacının eksik ödenentazminat bedelinin tahsiline ilişkin talebin kabulünekarar verilmesi gerektiği hk. K A R A R
Hüküm Uyuşmazlığının Giderilmesiİsteminde Bulunan (Davalı)
: Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
Vekili
: Av.M.Ş.
Karşı Taraf (Davacı)
: Remzi Demirci
Vekili
: Av. M.T.G. A-İSTEM:Davalı vekili 30.11.2012 tarihli hüküm uyuşmazlığının giderilmesi istemli dilekçesinde özetle;Ankara 17. İş Mahkemesi’nin 28.09.2011 gün ve 2010/449 Esas 2011/571 Karar sayılı kararı ile AnkaraBölge İdare Mahkemesi 04.12.2008 tarih 2008/1984 Esas, 2008/7517 Karar sayılı kararı arasında aynıtaraflar arasında aynı talebe ilişkin farklı kararlar verilmesi nedeni ile adli ve idari yargı mercileri arasındahüküm uyuşmazlığının çıktığını, hüküm uyuşmazlığının Ankara 17. İş Mahkemesi kararının kaldırılması suretiile giderilmesine karar verilmesini talep ettiğini beyan etmiştir.B .HÜKÜM UYUŞMAZLIĞINA KONU KARARLAR1.İDARİ YARGIDADavacı vekili Ankara 15. İdare Mahkemesi’ne verdiği 06.04.2007 tarihli dava dilekçesinde özetle;davacının annesinin tedavisinde kullanılmak üzere hastanede bulunmayan tıbbi malzemelerin davacıtarafından haricen temin edildiğini ve bedel olarak 4636,06 TL ödendiğini, yapılan bu ödemenin davalıkurumdan talep edildiğini ancak 1364,92 TL’lik kısmın kendisine ödenmediğini, bu nedenle bakiye kalan1364,52 TL‘nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talepetmiştir.Davacı vekili her ne karar dava dilekçesinde, davacının annesinin tedavisinde kullanılanmasraflardan bahsetmiş ise de; dilekçenin tamamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davacı vekilininmüvekkili Remzi Demirci’nin tedavisinde kullanılan tıbbi malzeme bedelini talep ettiği, dilekçenin olaylarbaşlıklı kısmının ilk paragrafında maddi hata sonucu “davacının annesinin “ ibaresinin kullanıldığıkanaatine ulaşılmıştır.a-Ankara 15. İdare Mahkemesi 16.01.2008 gün ve 2007/1378 Esas, 2008/48 Karar sayılı kararıile; “ 5434 sayılı yasanın geçici 139. maddesi gereğince istisnaları kanunda belirtilmek sureti ile muayeneve tedavi giderlerinin Emekli Sandığı tarafından karşılanacağının ilke olarak belirlendiğini, anılan yasadabaşka bir koşul ya da sınırlandırma bulunmadığı, Maliye Bakanlığı tarafından yayınlanan bütçe uygulamatalimatlarında söz konusu ödemelere yer verilmemesinin talimatların yasa hükümlerine aykırı olamayacağıkuralı karşısında yapılan işleme dayanak oluşturmasının mümkün olmadığı, bu nedenle davanın kabulü ile1364,92 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıyaverilmesine” hükmettiği anlaşılmıştır. Verilen bu karara karşı davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekilitarafından süresinde itiraz yoluna başvurulmuştur.b-Ankara Bölge İdare Mahkemesi 04.12.2008 gün ve 2008/1984 Esas, 2008/7517 Karar sayılıkararı ile; “5434 sayılı yasanın 139. Maddesinin 4. Bendinden kullanılması sağlık rapor ile zorunlu görülenprotez, ortez ve tıbbi araç ve gereçlerin %10 nun hak sahipleri tarafından ödeneceği, ancak ödenecektutarın Yasa’nın 19. maddesinde öngörülen aylıklardan fazla olamayacağı, aynı maddenin 6. Bendindede muayene, tetkik, tahlil ve tedavilerin usul şekil ve şartları ile fiyatlarının bu hususlarda ilgili kurum vekuruluşlara ve Sandığın ödeme ve tahsilat işlemini yapacak bankalara verilecek görevlerin ve bunlarlailgili esasların TC Emekli Sandığı tarafından hazırlanacak ve Maliye Bakanlığı’nca onaylanacakyönetmelikle gösterileceğinin düzenlendiğini, bu madde gereğince TC Emekli Sandığı tarafından“Emekli ve Malulluk Aylığı Bağlanmış Olanlar ile Bunların Kanunen Kakmakla Yükümlü Bulundukları Ailefertleri, Dul ve Yetim Aylığı Alanların Muayene ve Tedavileri hakkında Yönetmelik” in hazırlandığı, MaliyeBakanlığı tarafından 06.09.2003 tarih ve 25221 sayılı resmi gazetede yayınlandığı, bu yönetmeliğin 30.maddesinde “Sağlık Kurulu Raporu ile gerekli görülen çeşitli ortez, tıbbi cihaz ve malzemelerinbedellerinin Sandıkça tespit edileceği ve bu malzemelerin bedellerinin hak sahibine kullanıldığı ve teslimedildiği tarih esas alınarak ödeneceğinin; çeşitli ortez, tıbbi cihaz ve malzemeleri için Sandıkçasaptanan fiyatların azami fiyat olduğu, daha düşük fiyattan alındığının tespiti halinde bu fiyatlarınödeneceğinin” öngörüldüğü, Yine 2006 yılı Mali Yılı Bütçe uygulama talimatının Sağlık Kurumları tarafındantemini zorunlu Tıbbi Sarf Malzemeleri başlıklı 20.2. maddesinde reçete ile temin edilemeyecek ve tıbbi
sarf malzemeleri belirtildikten sonra bu liste dışında kalan ve reçete edilmek sureti ile hasta tarafındanhastane dışından temin edilen tıbbi malzeme bedellerinin Sağlık Kurulunca belgelendirilmek kaydıylaSosyal Güvenlik Kuruluşlarınca belirlenen protokol fiyatı üzerinden, protokol fiyatı yok ise yapılacakpiyasa araştırması sonucu bulunacak en düşük bedel üzerinden ödeneceğinin belirlendiğin, budüzenlemeler karşısında davalı idarenin işleminde mevzuata aykırı bir durumun olmadığı” gerekçesiyle, Ankara 15. İdare Mahkemesinin 16.01.2008 gün 2007/1378 Esas 2008/48 Karar sayılı kararınınbozulmasına, açılan davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafından karara karşı karar düzeltme yolunabaşvurulmuş ise de Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin 01.04.2009 gün 2009/1367 Esas, 2009/2325Karar sayılı kararı ile talebin reddine karar verdiği, bu şekilde mahkeme kararının kesinleştiği anlaşılmıştır.2. ADLİ YARGIDADavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi KardiyolojiAnabilim dalında konulan teşhis neticesinde gördüğü tedavi nedeni ile gerekli, tıbbı malzemelerinhastanede bulunmaması gerekçe gösterilerek dışarıdan temin edildiğini ve davacının tedavisindekullanıldığını, davacı bu malzemeler için 18.08.2006 tarih ve 008137 numaralı faturadan da anlaşılacağıüzere 4636,06 TL ödeme yaptığını, bu faturanın 3721,14 TL’lik kısmının ödendiğini; ancak 1350,00 TLbakiye alacağın nedensiz olarak ödenmediğini, davacının tedavide zorunlu görülen tıbbi malzemeleriEmekli Sandığı tarafından duyurulan birim fiyatlar üzerinden temin ettiğini, bu nedenle 1350,00 TLalacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesinekarar verilmesini talep etmiştir.a-Ankara 17. İş Mahkemesi 28.09.2011 gün ve 2010/449 Esas, 2011/571 Karar sayılı kararında;dosya kapsamında aldırılan 11.07.2011 tarihli bilirkişi raporunun olayı aydınlatmaya yeter mahiyettegörüldüğü belirtildikten sonra, bu raporda belirtildiği şekilde Ankara Ticaret Odası’nın Oda MuamelatYönetmeliği’nin 35 ve devamı maddeleri gereğince fiyat ve rayiç tespitinde yetkili olduğunu, AnkaraTicaret Odası’nın 11.06.2008 tarihli yazısında ilgili tıbbi malzemenin farklı marka ve tesciller üzerinde yapılmış bir protokoller ile belirlenmiş ve fatura tarihinde geçerli ödemeye esas fiyatları ile EmekliSandığı tarafından düzenlenen protokollerin döviz kur değerlerine göre düzenlemeli halini gönderdiği, bukapsamda davacı tarafından alınan tıbbi malzemelerin piyasa değerinin KDV dahil 4661,00 TL olduğugerekçesi ile davanın kabulüne karar verdiği anlaşılmış, kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Ankara 17. İş Mahkemesinin 31.10.2011 tarih 2010/449 Esas 2011/571 Karar sayılı ek kararı ile miktaryönünden kesin olan temyiz talebinin reddine karar verilmiş ve karar bu şekilde kesinleşmiştir.C –DANIŞTAY BAŞSAVCILIĞI’NIN GÖRÜŞÜ“İdari ve adli yargı kararları arasında oluştuğu ileri sürülen hüküm uyuşmazlığının çözümü için;öncelikle hüküm uyuşmazlığının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 2592 sayılıKanun
ile değişik 24'üncü maddesinin birinci fıkrasında, “1 nci maddede gösterilen yargımercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş aynıkonuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkınyerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığının varlığı kabul edilir.” hükmü yeralmaktadır.Anılan hükme göre, hüküm uyuşmazlığının varlığı için:Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafındanverilmesi,Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,Her iki kararın da kesinleşmiş olması,Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması,Koşullarının birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinden ortada, adli ve idari yargıyerlerince verilmiş ve yasa yollarına başvurularak kesinleşmiş kararlar oldukları; her iki kararda dadavanın esasının hükme bağlandığı anlaşılmıştır.Davacının, sağlık gideri olarak eksik ödenen kısmın ödenmesi talebinin reddine ilişkin idariyargıda verilen karara karşılık; adli
yargıda davanın kabulü ile malzeme bedelinin ödenmesine kararverildiği anlaşılmakla, anılan kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksızhale geldiği; bu duruma göre, söz konusu adli ve idari yargı kararları arasında hüküm uyuşmazlığıbulunduğunun kabulü gerekmektedir.Esasa ilişkin incelemede ise;Anayasamızın 2. maddesinde; Devletimizin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk Devleti olduğuvurgulanmış, 5. maddesinde; Devletin temel amaç ve görevleri sayılarak; kişilerin ve toplumun refah,huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hâk ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adaletilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanınmaddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartlan hazırlamaya çalışmak görevine yer verilmiştir.Yine Anayasamızın "Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması" başlıklı 56. maddesinin üçüncüfıkrasında; "Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve maddegücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek eldenplanlayıp hizmet vermesini düzenler" hükmüne, dördüncü fıkrasında; "Devlet, bu görevini kamu ve özelkesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir" hükmüne yerverilmiş, "Sosyal güvenlik hakkı" başlıklı 60. maddesinin birinci fıkrasında; "Herkes, sosyal güvenlikhakkına sahiptir" hükmüne, ikinci fıkrasında; "Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır veteşkilatı kurar" hükmüne yer verilmiş, "Devletin iktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırları" başlıklı 65.maddesinde; "Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerinamaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir" hükmüne yerverilmiştir.Anayasanın 65.maddesinde yer verilen, Devletin, Anayasa ile belirlenen görevlerini malikaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getireceği yolundaki hüküm, en önemli sosyal haklardan biri olanve doğrudan insan yaşamını ilgilendiren sağlık hakkına ulaşılmasına ve bu haktan en iyi biçimdeyararlanılmasına engel oluşturacak biçimde yorumlanmamalı ve hakkın özünü zedelememelidir.5434 sayılı "Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu"nun geçici 139. maddesinin birincifıkrasında, niteliği bentler halinde sayılan kimselerin; kânunla düzenlenecek genel sağlık sigortasıkapsamına alınacakları tarihe kadar, hastalanmaları halinde resmî veya özel sağlık kurum veyakuruluşlarında yönetmelikle belirlenecek usul ve esaslara göre muayene ve tedavi ettirilecekleri, üçüncüfıkrasında; muayene ve tedavinin ilgililerin; hekime muayene ettirilmesi, hekimin göstereceği lüzumüzerine; teşhis için gereken klinik ve laboratuar muayenelerinin yaptırılması, gerekirse sağlıkmüessesesine yatırılması ve tedavi süresince gerekli ilaç ve iyileştirme vasıtalarının sağlanması hallerinikapsadığı belirtildikten sora, dördüncü fıkrasında; "Kullanılması sağlık raporu ile gerekli görülen protez,ortez ve tıbbi araç ve gereç bedellerinin % 10'u hak sahipleri tarafından ödenir. Ancak ödenecek miktarbu Kanunun ek 19 uncu maddesindeki aylıklardan fazla olamaz (bu Kanunun 64 üncü maddesinin ve3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna göre aylıkbağlananlar hakkında bu hüküm uygulanmaz.)" hükmüne, altıncı fıkrasında; muayene, tetkik, tahlil vetedavilerin usul, şekil ve şartlan ile fiyatları, bu hususlarda ilgili kurum ve kuruluşlara ve Sandığın ödeme vetahsilat işlemini yapacak bankalara verilecek görevler ve bunlarla ilgili esasların Sandıkça hazırlanıpMaliye Bakanlığınca onaylanacak yönetmelikle tespit olunacağı yolundaki hükme, onbirinci fıkrasında ise;"Bu madde gereğince sağlanacak iyileştirme vasıtalarından, topluma uyumu kolaylaştıracak her türlüortopedik ve diğer yardımcı araç ve gereçlerin standartlara uygunluğu sağlanır." hükmüne yer verilmiştir.Buna göre istisnaları belirtilerek muayene ve tedavi giderlerinin Sandık tarafından karşılanacağınınilke olarak belirlendiği ve anılan Kanun'da başkaca bir koşul ve sınırlama bulunmadığı anlaşılmıştır.Yukarıda belirtilen hususların değerlendirilmesinden; hastanın muayenesini ye tetkiklerini yapmaksuretiyle hastalığı teşhis eden doktor tarafından hastalığın tedavisinde kullanılması uygun görülen vekullanılması hastanın tercihine bırakılmayan (aksi yöndeki uygulama tıbbi gerekliliklere ve tıbbi etikkurallarına uygun değildir) ve hasta tarafından bedeli mukabilinde piyasadan temin edilen tıbbimalzemenin bedelinin ödenmeyerek Hastanın sağlık hizmetine erişim hakkının engellenmesinin veya ağırbir maddi yük altında bırakılmasının sağlıklı yaşam hakkına ve sosyal devlet ilkesine aykırı olduğusonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, sağlık kurulu raporu ile davacının tedavisinde kullanılması zorunlu görülen tıbbimalzemelerin dosyadaki bilgi ve belgelere göre 4.636,06 TL'ye alındığı, yine dosyada ve idareye yapılanbaşvuruda markası ve özellikleri belirtilen malzemelerin bu fiyattan daha az bir fiyatla piyasadan teminedileceği yönünde idarece yapılmış bir tespit de bulunmadığından bu miktarın tamamının ödenmesigerekmekte olup, eksik ödenen kısmın idareye başvuru olup, bu yönde verilen davanın kabulüne ilişkinolan adli yargı kararında hukuki isabetsizlik görülmemiştir.” şeklindeki gerekçesi ile Ankara 17. İşMahkemesi’nin 28.9.2011 gün ve E:2010/449, K:2011/571 sayılı kararı ile Ankara Bölge İdareMahkemesi’nin 4.12.2008 gün ve E:2008/1984 K:2008/7517 sayılı kararları arasında hüküm uyuşmazlığıbulunduğu, Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 4.12.2008 gün ve E:2008/1984, K:2008/7517 sayılıkararının kaldırılması ile Ankara 17. İş Mahkemesi’nin 28.9.2011 gün ve E:2010/449 K:2011/571 sayılıkararının kabulü sureti ile hüküm uyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesi gerektiği yolunda görüşbildirmiştir.D-YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NIN GÖRÜŞÜ“2247 sayılı Kanun’un 24. maddesinde belirtilen hüküm uyuşmazlığının oluşabilmesi için, yargımercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynıkonuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkınyerine getirilmesinin olanaksız bulunması gerekmektedir.Hüküm Uyuşmazlığına konu Ankara 17. İş Mahkemesinin 28/09/2011 gün ve 2010/449 E, 2011/571 Ksayılı kararı ve Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 04/12/2008 gün ve 2008/1984 E, 2008/7517 K sayılıkararlarında, davanın taraflarının, konusu, sebebinin aynı olduğu, esasa ilişkin kesinleşmiş kararlardanidari yargı yerinde verilen karar göre davacının tedavi amaçlı giderlerini kapsayan fatura bedelininidarenin belirlediği kapsam ve fiyat dışında kalan kısmının ödenmeyeceğinin hüküm altına alınmasınakarşılık, adli yargı yerinde kurulan hükümde ise tam tersine bir yorum ve gerekçe ile ödenmesi gerektiğihakkında karar verildiği, iki karar arasındaki çelişki nedeniyle bir hakkın yerine getirilmesinin olanaksızhale gelme koşulunun da gerçekleştiği, bu hali ile karar arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğuanlaşılmaktadır.Davanın esasının incelenmesinde ise;Davacının tedavi ve tedavi giderlerinin fatura edildiği tarihte yürürlükte bulunan 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanunun geçici 139. Maddesinin davaya konu olayla ilgili bölümü " .. (Ek fıkra:29/07/1998 - 4375/3 md.) Yukarıdaki (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilenlerden; Sağlık Bakanlığı (TürkSilahlı Kuvvetlerinden emekli personel ile dul ve yetimleri için Milli Savunma Bakanlığı) tarafından yetkilikılman tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenen ve Sağlık Bakanlığı’nca (Türk SilahlıKuvvetlerinden emekli personel ile dul ve yetimleri için Milli Savunma Bakanlığı’nca) onaylanan raporlaragöre yurtiçinde tedavilerinin mümkün olmadığı anlaşılanlar, yurtdışında tedavi ettirilirler. Bunların harcırahve tedavi giderleri T. C. Emekli Sandığı tarafından ödenir. Tedavi müddeti iki yılı geçemez. Bu müddetiçinde acil haller hariç üzere raporda gösterilen hastalıktan başka yapılan tedavi giderleri ödenmez ve butedavi için müddet uzatılamaz. Tedavi süresi altı avı geçtiği takdirde ilgili yabancı sağlık kurumundanalınan ve tedavinin devamı zaruretini gösteren rapor, sağlık ateş eliği veya misyon şefliğince T.C. EmekliSandığı’na ve ilgisine göre Sağlık Bakanlığı veya Milli Savunma Bakanlığı’na gönderilir. Bu işlem her altıayda bir tekrarlanır.Muayene ve tedavi ilgililerin:Hekime muayene ettirilmesi, hekimin göstereceği lüzum üzerine; teşhis için gereken klinik velaboratuar muayenehanelerinin yaptırılması,Gerekirse sağlık müessesesine yatırılması,Tedavi süresince gerekli ilaç ve iyileştirme vasıtalarının sağlanması, hallerini kapsar../(Değişik fıkra: 25/06/2003 - 4905 S.K/4. md.) Muayene, tetkik, tahlil ve tedavilerin usul, şekil veşartları ile fiyatları, bu hususlarda ilgili kurum ve kuruluşlara ve Sandığın ödeme ve tahsilat işleminiyapacak bankalara verilecek görevler ve bunlarla ilgili esaslar Sandıkça hazırlanıp Maliye Bakanlığıncaonaylanacak yönetmelikle tespit olunur, //hükmünü içermekte olup, davacının tedavi ve tedavi amaçlıkullanılan araçların ücretinin tedavi yardımı kapsamında SGK tarafından sağlanacağını hüküm altınaalmaktadır.Yasa uyarınca çıkarılan tedavi tarihinde geçerli olan Resmi Gazete Tarihi: 29/04/2006 gün ve26153 sayılı RG.de yayımlanan, 2006 Mali Yılı tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliğinin 20/2.Maddesi, 3. Ve 4. Fıkraları "Hastane tarafından temin edilerek hastaya kullanılan veya reçete edilmeksuretiyle hastane dışından temin edilen ortopedik sarf malzemeleri T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüinternet adresinde yayımlanan liste kapsamındaki birim fiyatlar üzerinden ödenir./ Yukarıda belirtilen Ek-5A Listesi dışında kalan malzemeler ile ortopedik sarf malzemeler dışında kalan ve reçete edilmeksuretiyle hasta tarafından hastane dışından temin edilen tıbbi malzeme bedelleri de, sağlık kurulu raporuile belgelendirilmek kaydıyla sosyal güvenlik kuruluşlarınca belirlenen protokol fiyatı üzerinden, protokolfiyatı yok ise yapılacak piyasa araştırması sonucu bulunacak en düşük bedel üzerinden ödenir." hükmüile, hastaya reçete edilen tıbbi malzemenin ödeme.şartları belirlenmiştir. Bu düzenlemelere göre, 5434sayılı Yasa kapsamında olup, devlet hastanesi yada Üniversite Hastanelerinde tedavi hizmeti alaniştirakçinin ya da bakmakla yükümlü oldukları yakınlarının tedavileri sırasında hastanede temin edilemeyiprapor kapsamında reçete edilen tıbbi malzemelerin bedelinin ödeneceği hüküm altına alınmaktadır. BuKanun hükümlerine rağmen idarenin belirlediği ödeme protokolünü esas alarak eksik ödemedebulunması hukuka uygun görülmemektedir. Zira Yasa hükümlerinin uygulanması konusunda düzenlenecektalimat ve protokollerinde yasaya aykırı olması düşünülemez.Yukarıdaki mevzuat hükümleri çerçevesinde, aralarında hüküm uyuşmazlığı bulunan kararlarincelendiğinde, adli yargı yerinde açılan davada, yapılan bilirkişi incelemesi ve hükme esas alman11/07/2011 günlü bilirkişi raporunda, yasal mevzuat irdelenmiş ve fatura kapsamındaki tıbbi malzeme,Ankara Ticaret Odası belirlemesi ve kur değerlemesi sonucu, fatura bedelinin kullanılan tıbbi malzemeiçin uygun olduğu sonucu ortaya çıkarılmıştır. Bu rapor ve ilgili mevzuat kapsamında gerekçelendirilen adliyargı kararının kabul edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.” şeklindeki gerekçesi ile Ankara 17. İşMahkemesinin 28/09/2011 gün ve 2010/449 E, 2011/571 K sayılı kararı ve Ankara Bölge İdareMahkemesinin 04/12/2008 gün ve 2008/1984 E, 2008/7517 K sayılı kararları arasında hüküm uyuşmazlığıbulunduğu ve Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 04/12/2008 gün ve 2008/1984 E, 2008/7517 K sayılıkararının kaldırılarak, hukuka uygun olan Ankara 17. İş Mahkemesinin 28/09/2011 gün ve 2010/449 E,2011/571 K sayılı kararının kabul edilmesi yolu ile hüküm uyuşmazlığının çözülmesi gerektiği yolundagörüş bildirmiştir.E-USULE İLİŞKİN İNCELEME: 2247 sayılı Yasa’nın 24. Maddesi kapsamında usuli incelemeye geçilmeden önce, hangi kararlararasında hüküm uyuşmazlığı incelemesi yapılması gerektiği husus bir ön sorun olarak ele alınmalıdır.Ankara 15. İdare Mahkemesi 16.01.2008 gün 2007/1378 Esas 2008/48 Karar sayılı kararı ileverilen davanın kabulüne ilişkin karar Ankara Bölge İdare Mahkemesi 04.12.2008 tarih 2008/1984 Esas2008/7517 karar sayılı kararı ile bozulmuş ve Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2577 sayılı Yasa’nın 45/4fıkrası gereğince, dosyayı esastan inceleyerek davanın reddine karar vermiş ve davacı vekilinin karardüzeltme talebi reddedilmek sureti ile kesinleşmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi, Ankara 15. İdareMahkemesi kararını kaldırmak sureti ile dosyanın esası hakkında yeni bir karar verdiğine ve bu kararkesinleştiğine göre, Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin 04.12.2008 tarih 2008/1984 Esas 2008/7517Karar sayılı kararı ile Ankara 17. İş Mahkemesi’nin 28.09.2011 gün ve 2010/449 Esas, 2011/571 Kararsayılı kararı arasında hüküm uyuşmazlığı bulunup bulunmadığı hususunun incelenmesi gerektiği sonucunavarılmıştır.Bu ön sorunun çözümünden sonra, idari ve adli yargı kararları arasında oluştuğu ileri sürülen hükümuyuşmazlığının çözümü için, öncelikle hüküm uyuşmazlığının oluşup oluşmadığının belirlenmesigerekmektedir.2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 2592 sayılı Kanun iledeğişik 24'üncü maddesinin birinci fıkrasında, “1 nci maddede gösterilen yargı mercilerinden en az ikisitarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş aynı konuya ve sebebe ilişkin,taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesiolanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığının varlığı kabul edilir.” hükmü yer almaktadır.Anılan hükme göre, hüküm uyuşmazlığının varlığı için:a-Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından
verilmesi,b-Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,c-Her iki kararın da kesinleşmiş olması,d-Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,e-Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması,Koşullarının birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinden ortada, adli ve idari yargıyerlerince verilmiş ve yasa yollarına başvurularak kesinleşmiş kararlar oldukları; her iki kararda dadavanın esasının hükme bağlandığı anlaşılmıştır.Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin 04.12.2008 tarih 2008/1984 Esas, 2008/7517 Karar sayılıkararında; davacı Remzi Demirci tarafından, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı aleyhine,davacının tedavisinde kullanılan tıbbi malzemelerin bedeli olarak davacıya eksik ödenen 1364,92 TL’nindavalıdan tahsili istemi ile açıldığı; davacının sebebini, davalı idareye ödeme istemi ile yapılan07.02.2007 tarihli müracaata rağmen davacıya ödeme yapılamaması şeklindeki işlemin oluşturduğuanlaşılmaktadır.Ankara 17.İş Mahkemesi’nin 28.09.2011 gün ve 2010/449 Esas 2011/571 Karar kararında;davacı Remzi Demirci tarafından, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı aleyhine, davacınıntedavisinde kullanılan tıbbi malzemelerin bedeli olarak davacıya eksik 1350,00 TL’nin davalıdan tahsiliistemi ile açıldığı; davacının sebebini, davalı idareye ödeme istemi ile yapılan 07.02.2007 tarihlimüracaata rağmen davacıya ödeme yapılamaması şeklindeki işlemin oluşturduğu anlaşılmaktadır.Ayrıca, Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin kararında, davalı idare tarafından, davacınıntedavisinde kullanılan malzeme bedelinin bir kısmının ödenmesine ilişkin kararın hukuka uygun olduğunahükmedildiği, bu şekilde, davalı idarenin davacıya ödemesi gereken bir tazminat bulunmadığı sonucununortaya çıktığı, Ankara 17. İş Mahkemesi kararında ise; davacının eksik ödeme iddiasının haklı olduğunahükmedildiği ve davalı idarenin davacıya 1350,00 TL tazminat ödemesi gerektiği sonucunun ortaya çıktığıanlaşılmıştır. Görüldüğü üzere; her iki davada verilen kararlar nedeni ile davalının, davacının tedavisindekullanılan tıbbi malzeme bedelini tamamı ile ödeme yükümü altına girip girmeyeceği hususunda tereddütortaya çıkmış ve gerek davacı gerekse davalı açısından hakkın yerine getirilmesi olanaksız hale gelmiştir.
Bu nedenlerle dava konusu olayda, 2247 sayılı 24. maddesinde öngörülen koşulların tamamıgerçekleşmiş olup; Ankara 17.İş Mahkemesi’nin 28.09.2011 gün ve 2010/449 Esas, 2011/571 Kararsayılı kararı ile Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin 04.12.2008 tarih 2008/1984 Esas, 2008/7517 Kararsayılı kararı arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Belirtilen nedenlerle,1- Ankara 17.İş Mahkemesi’nin 28.09.2011 gün ve 2010/449 Esas, 2011/571 Karar sayılı kararıile Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin 04.12.2008 tarih 2008/1984 Esas, 2008/7517 Karar sayılı kararıarasında 2247 sayılı Yasa’nın 24. maddesi koşullarının oluştuğu,2- 2247 sayılı Yasanın 25. maddesi hükümleri uyarınca;a)
idari yargılama usulü Yasası gözetilerek Uyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya aitdilekçe ve eklerinin 30 gün içinde yanıt verilmek üzere Remzi Demirci’ye bildirilmesi, anılandavalı tarafından verilen yanıtın karşı tarafa tebliği suretiyle dosyanın tekemmülününsağlanması,b)
Usulü işlemler tamamlandıktan ve esas hakkındaki rapor yazıldıktan sonra Başkanlıkçabelirlenecek günde işin esasının görüşülmesine 27.01.2014 günü OYBİRLİĞİ İLE KARARVERİLMİŞTİR.
Bunun üzerine Uyuşmazlık Mahkemesi’ne yapılan başvuruya ait dilekçe karşı tarafa (RemziDemirci vekili Av.Tevfik Gökseyitoğlu’na) tebliğ edilmiştir.
Karşı taraf vekilinin Mahkememize ibraz ettiği cevap dilekçesinde,18.03.2014 gün ve 2010/449sayılı cevabı ile hüküm uyuşmazlığının giderilmesi koşullarının mevcut olmadığını belirterek, mahkemeninaksi kanaatte olması durumunda Ankara 17. İş Mahkemesi’nin 28.09.2011 gün ve 2010/449 Esas,2011/571 Karar sayılı ilamı gereğince 1364,92 TL’nin Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan alınarakmüvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.F- ESASIN İNCELENMESİUyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: EyüpSabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Sıddık YILDIZ, Nurdane TOPUZ, Ayhan AKARSU ve MehmetAKBULUT’un katılımlarıyla yapılan ve 2247 sayılı Yasa’nın 25. maddesinin verdiği yetkiye dayanılaraksözlü açıklama için önceden belirlenen 5.5.2014 günlü toplantısında;Başvuru dilekçesi ve ekleri, uyuşmazlığa konu edilen kararlara ilişkin dava dosyaları, ilgiliBaşsavcıların düşünce yazıları, ek düşünce yazıları, dayanılan Yasa ve Yönetmelik kuralları, 2247 sayılıYasa’nın 25. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sözlü açıklama için önceden belirlenen 05.05.2014gününde, istemde bulunan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili Av.M.Ş. ile Remzi Demirci vekili Av.Mehmet Tevfik Gökseyitoğlu’nun sözlü açıklamaları dinlendikten ve Raportör-Hakim Birgül YİĞİT’inhazırladığı rapor okunup incelendikten; Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet SavcısıMehmet BAYHAN ile Danıştay Savcısı Mehmet Ali GÜMÜŞ’ün hukuka aykırı olması nedeni ile AnkaraBölge İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve görevli olmaması nedeni ile Ankara 17. İş Mahkemesikararının kaldırılması ile 2247 sayılı Kanun’un 24. maddesi gereğince Uyuşmazlık Mahkemesi tarafındanolayın esasına yönelik karar verilmesi gerektiği yönündeki açıklamaları da alındıktan sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:1-
Kararlarının Esas Yönünden DeğerlendirilmesiDavacının, rahatsızlanarak 14.08.2006 tarihinde Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nemüracaat ettiği,18.08.2006 tarihinde ameliyata alındığı ve tedavisi sırasında VDDR Pace MultiprogramlıKalp Pili, VDDR Elektrod ve Peel Away İntroder Set kullanıldığı,söz konusu tıbbi malzemelerin davacıya18.08.2008 tarihinde reçete edildiği, davacının acil durum nedeni ile aynı gün Truva Medikal ÜrünleriPazarlama Sanayi ve Tic. Ltd. Şti’nden temin ettiği, üç ürüne toplam 4636,00 TL ödeme yaptığı, sözkonusu tıbbi malzemelerin davacının tedavisinde kullanıldığının Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanlığı’nın 28.09.2006 tarihli heyet raporundan anlaşıldığı, davacının tıbbimalzeme bedelinin ödenmesi istemi ile davalı kuruma yaptığı müracaat üzerinde, davalı Sosyal GüvenlikKurumu Başkanlığı’nın 22.01.2007 tarihli fatura ile davacıya 3271,14 TL ödeme yaptığı, davacının eksiködenen meblağ için 07.02.2007 tarihinde davalı kuruma müracaat ettiği ancak eksik ödendiğini iddiaettiği miktarı alamadığı, bunun üzerine ilk olarak idari yargıda tazminat davası açtığı,Ankara 15. İdare Mahkemesi 16.01.2008 gün ve 2007/1378 Esas, 2008/48 Karar sayılı kararı iledavanın kabulüne ve 1364,92 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdanalınarak davacıya verilmesine hükmedildiği ancak davalı vekilinin itirazı üzerine Ankara Bölge İdareMahkemesi 04.12.2008 tarih 2008/1984 Esas 2008/7517 karar sayılı kararı davalı idarenin işlemindemevzuata aykırı bir durumun olmadığı gerekçesiyle, Ankara 15. İdare mahkemesinin 16.01.2008 gün2007/1378 Esas 2008/48 Karar sayılı kararının bozulmasına, açılan davanın reddine karar verildiği veverilen kararın bu şekilde kesinleştiği,Davacının yine aynı isteme adli yargıda dava açtığı, Ankara 17. İş Mahkemesi ‘nin 28.09.2011 günve 2010/449 Esas, 2011/571 Karar sayılı kararı ile davacı tarafından alınan tıbbi malzemelerin piyasadeğerinin KDV dahil 4661,00 TL olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verdiği, kararın davalı vekilitarafından temyizi üzerine Ankara 17. İş Mahkemesinin 31.10.2011 tarih 2010/449 Esas, 2011/571Karar sayılı ek kararı ile miktar yönünden kesin olan temyiz talebinin reddine karar verdiği ve kararın buşekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.Gerek Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin 04.12.2008 gün ve 2008/1984 Esas, 2008/7517 Kararsayılı kararı ve gerekse Ankara 17. İş Mahkemesi’nin 28.09.2011 gün ve 2010/449 Esas, 2011/571Karar sayılı kararı incelendiğinde her ikisinin de aynı olaya ilişkin aynı taraflar arasındaki uyuşmazlıktafarklı kararlar verdiği, Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin davanın reddine ilişkin gerekçesinde SosyalGüvenlik Kurumu tarafından yapılan işlemin yasal mevzuata uygun olduğu belirtilmesine karşın, Ankara17. İş Mahkemesi kararı gerekçesinde, dava konusu edilen tıbbi malzemelerin piyasa değerinin davacıtarafça ödenen miktarın da üzerinde bulunduğunun, bu nedenle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 5434sayılı yasanın 19. maddesi gereğince yapılan masrafın davacıya ödenmesi gerektiğinin, Sosyal GüvenlikKurumu’nun işleminin bu anlamda yasal mevzuata aykırı olduğunun açıklandığı görülmüştür.Ayrıca dosya içinde bulunan 40.960.039.0 sicil numarası ile davacı adına düzenlenmiş bulunan
Seri:5, No:1125680 numaralı sağlık karnesinin incelenmesinden; davacının tedavi tarihi itibari ile 5510sayılı Yasa’nın 108. Maddesi dolayısıyla, emekli sandığı iştirakçi olduğu ve 11.07.2011 tarihli Bilirkişi Av.A.Oğuz Bilecen’a ait bilirkişi raporu içeriği ile 28.09.2006 tarihli Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi KardiolojiAnabilim Dalı Gerekli Raporu içeriğinden davacının emekli olduğu hususları tespit edilmiştir.Bu açıklamalar karşısında uyuşmazlığın Sosyal Güvenlik Kurumu’nun işleminin yasal mevzuatauygun olup olmadığı noktasından kaynaklandığı anlaşılmış olup, kararların dayandığı yasal mevzuat veyapılan işlemlerin bu mevzuata uygunluğunun ayrı ayrı incelenmesi gerekmektedir.4905 S.K./4. md ile değişik 5434 sayılı yasanın Geçici 139. Maddesinde;(Ek fıkra: 25/08/1999 - 4447/25 md.) Kullanılması resmi sağlık kurulu raporu ile gerekli görülenprotez, ortez ve tıbbi araç ve gereç bedellerinin %10'u hak sahipleri tarafından ödenir. Ancak ödenecekmiktar bu Kanunun ek 19 uncu maddesindeki aylıklardan fazla olamaz (bu Kanunun 64 üncü maddesininve 03/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna göre aylıkbağlananlar hakkında bu hüküm uygulanmaz.) (Değişik fıkra: 25/06/2003 - 4905 S.K./4. md.) Muayene, tetkik, tahlil ve tedavilerin usul, şekil veşartları ile fiyatları, bu hususlarda ilgili kurum ve kuruluşlara ve Sandığın ödeme ve tahsilat işleminiyapacak bankalara verilecek görevler ve bunlarla ilgili esaslar Sandıkça hazırlanıp Maliye Bakanlığıncaonaylanacak yönetmelikle tespit olunur.06.09.2003 tarih ve 25221 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren
Emekli Ve MalullükAylığı Bağlanmış Olanlarla, Bunların Kanunen Bakmakla Yükümlü Bulundukları Aile Fertleri, Dul Ve YetimAylığı Alanların Muayene İle Tedavileri Hakkında Yönetmelik’in 30. Maddesinde; ( Değişik madde:22/05/2007- 26529 S.R.G Yön/7.md.); “Çeşitli ortez, tıbbi malzeme ve cihazlar için ödenecek bedeller vebuna ilişkin usul ve esaslar Kurumca belirlenir.” denilmek sureti ile tıbbi malzemelerin fiyatlarınınbelirlenmesi görevi Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmiş,
29/04/2006 gün ve 26153 sayılı RG.de yayımlanan 2006 Mali Yılı Bütçe Uygulama Talimatı TedaviYardımına İlişkin Uygulama Tebliği’nin “Organ Protez ve Ortezlerinin Temini ve Birim fiyatları” başlıklı20.1.Maddesinde; “Hasta tarafından edinilen ve bu listede yer alan protez ve ortezlere ait faturatutarlarının, belirtilen miktarlardan az olması halinde, faturada yer alan tutar üzerinden ödeme yapılacaktır.”29/04/2006 gün ve 26153 sayılı RG.de yayımlanan 2006 Mali Yılı Bütçe Uygulama Talimatı TedaviYardımına İlişkin Uygulama Tebliği’nin Sağlık Kurumları Tarafından Temini Zorunlu Tıbbi SarfMalzemelerine ilişkin talimatının 20.2.maddesinde;Bu Tebliğ eki (EK-5/A) listesinde belirtilen “Sağlık Kurumları Tarafından Temini Zorunlu YatanHastalara Reçete Edilemeyecek ve Faturalarda Gösterilecek Tıbbi Sarf Malzemeleri” hiçbir şekildereçete edilmeyecek ve dışarıdan temin ettirilmeyecektir. Tedaviyi yapan sağlık kurumları tarafından teminedilerek hastalara kullanılan sarf malzemeleri Tebliğin 21.1 inci maddesinde belirtilen esaslara göre ve(EK-5/A) Listesinde belirlenen birim fiyatları aşmayacak şekilde fatura edilir ve hastanın kurumundantahsil edilir.………………….Yukarıda belirtilen Ek-5A Listesi dışında kalan malzemeler ile ortopedik sarf malzemeler dışındakalan ve reçete edilmek suretiyle hasta tarafından hastane dışından temin edilen tıbbi malzeme bedelleride, sağlık kurulu raporu ile belgelendirilmek kaydıyla sosyal güvenlik kuruluşlarınca belirlenen protokolfiyatı üzerinden, protokol fiyatı yok ise yapılacak piyasa araştırması sonucu bulunacak en düşük bedelüzerinden ödenir.” şeklindeki düzenlemeler ile reçete edilmek sureti ile hasta tarafından temin edilentebliğin 5/A ve 5/B numaralı eklerinde belirtilmeyen tıbbi malzeme bedellerinin iadesinde, sosyal güvenlikkuruluşlarınca belirlenen protokol birim fiyatların uygulanacağı düzenlenmiştir.29/04/2006 gün ve 26153 sayılı RG.de yayımlanan 2006 Mali Yılı Bütçe Uygulama Talimatı TedaviYardımına İlişkin Uygulama Tebliği’nin Klopidogrel Kullanım İlkeleri başlıklı 12.7.15. maddesinde; “a)Koroner artere stent uygulanacak hastalarda kardiyoloji, iç hastalıkları veya kalp damar cerrahisi uzmanhekimleri tarafından rapor aranmaksızın bir defaya mahsus olmak üzere 24 saat öncesinden başlanabilir.İlaç salınımsız stent takılan hastalarda hastanın taburcu olmasından itibaren rapor aranmaksızın 4 haftalıkdoz bu hekimler tarafından reçete edilebilir. Diğer (ilaç salınımlı) stentlerde ise stent uygulama tarihindenitibaren 6 ayı geçmeyecek şekilde bu hekimlerden birinin bir defaya mahsus olmak üzere hazırladığısağlık kurulu raporu ile diğer hekimler tarafından da reçete edilebilir.
b) Akut koroner sendrom tanısıyla hastaneye yatırılan veya müşahedeye alınan hastalarda EKGdeğişikliği veya troponin pozitifliği saptanmış ve belgelenmiş olan ST yükselmesiz miyokard enfarktüsüveya anstabil anginalı hastalar ile ST yükselmeli miyokard enfarktüsü hastalarında kardiyoloji, içhastalıkları, kalp damar cerrahisi veya acil tıp uzman hekimleri tarafından rapor aranmaksızın bir defayamahsus olmak üzere kullanılabilir. Bu durumlarda hasta taburcu olduktan sonra 4 haftayı geçmemeküzere bu hekimlerden birinin hazırladığı sağlık kurulu raporu ile diğer hekimler tarafından da reçeteedilebilir.
c) Kalp kapak biyoprotezi bulunanlarda, koroner arter hastalığı, tıkayıcı periferik arter hastalığı veyaserebral iskemik olay (iskemik inme) saptanan ve belgelenen hastalarda; gastrointestinel entoleransveya diğer tıbbi nedenlerden dolayı asetilsalisilik asit ve diğer antiagregan ilaçların kullanılamadığıdurumlarda gerekçenin belirtilmesi halinde kardiyoloji, iç hastalıkları, nöroloji, kalp damar cerrahisi veyaacil tıp uzman hekimlerinden birinin hazırladığı ve 12 ayı geçmemek üzere kullanım süresinin belirtildiğisağlık kurulu raporu ile diğer hekimler tarafından da yazılabilir. Burada bahsedilen durumlarda raporsüresi dolduğunda durumun devam ettiği belgelendiği taktirde hastaya tekrardan rapor çıkarılabilir.
d) Girişimsel periferik veya serebral işlemler sonucu, intrakraniyal de dahil olmak üzere tümintravasküler (intraarteriyel veya intravenöz) stent, stentgraft, kaplı stent veya tüm intravasküler cihaz (koil,trispan, onyx veya benzeri) yerleştirilen hastalarda kardiyoloji, iç hastalıkları, nöroloji, kalp damar cerrahisiuzman hekimleri veya girişimsel radyoloji işlemini yapan radyolog tarafından rapor aranmaksızın birdefaya mahsus olmak üzere 24 saat öncesinden başlanabilir. Bu işlemler ile ilaç salınımsız stent takılanhastalarda hastanın taburcu olmasından itibaren rapor aranmaksızın 4 haftalık doz bu hekimler tarafındanreçete edilebilir. Diğer (ilaç salınımlı) stent takılan hastalarda girişimsel uygulama tarihinden itibaren 6 ayıgeçmeyecek şekilde bu hekimlerden birinin hazırladığı sağlık kurulu raporu ile diğer hekimler tarafındanda reçete edilebilir.” şeklindeki düzenleme ile kalp rahatsızlığı geçiren hastalarda kullanılacak tıbbimalzemelere ilişkin bedellerinin temininde izlenecek usul belirlenmiştir.
Dava dosyası bu yasal mevzuat çerçevesinde değerlendirildiğinde; davacıya reçete edilen tıbbimalzemelerin 2006 mali yılı bütçe uygulama talimatı Tedavi Yardımına ilişkin uygulama Tebliği’nin SağlıkKurumları Tarafından Temini Zorunlu Tıbbi Sarf Malzemelerine ilişkin talimatının EK 5A ya da Ek 5/Blistesinde belirtilen malzemelerden olmadığı, bu itibarla Tedavi Yardımına ilişkin uygulama Tebliği’nin Klopidogrel Kullanım İlkeleri başlıklı 12.7.15. maddesinde belirtilen reçete ile temini mümkün tıbbimalzemeler arasında kabul edilmesi gerektiği, dava konusu tıbbi malzemelerin bu şekilde davacınındoktoru tarafından reçete edilmek sureti ile hastane dışından temin edildiği, davacının daha sonra sözkonusu malzemelerin tedavisi sırasında kullanıldığına ilişkin 28.09.2006 tarihli heyet raporu ile davalıkuruma müracaat ettiği ve davacıya, Emekli Sandığı tarafından saptanan fiyat tarifesine göre 3271,14 TLödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.Ankara 17. İş Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada “ kullanılan tıbbi malzeme sarf bedeli”niAnkara Ticaret Odası’nın 11.06.2008 tarihli yazısı ile gönderilen 16.08.2006 tarihli ekli döviz kurdeğerlerine göre düzenlemeli emekli sandığı protokollerinin birer örneğini esas alarak hesaplama yapan”bilirkişi raporuna göre karar verildiği, gerekçe olarak da “Odalar Muamelat Yönetmeliğinin 35. maddesigereğince odaların faaliyet gösterdikleri alanlara ilişkin mal ve hizmetlerin fiyat tespitini yapmaya yetkiliolmaları”nın belirtildiği anlaşılmaktadır. Bölge İdare Mahkemesi ise davacıya yapılan ödemenin ilgilimevzuat çerçevesinde davacı tarafından belirlenen protokol fiyatı üzerinden yapıldığı gerekçesi ile işleminhukuka uygun olduğu davacının isteminin reddine ilişkin karar verdiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere;Bölge İdare Mahkemesi, kararında dava konusu işlemi 4905 S.K./4. md ile değişik 5434 sayılı Yasa ve 29/04/2006 gün ve 26153 sayılı RG.de yayımlanan 2006 Mali Yılı Bütçe Uygulama Talimatı TedaviYardımına İlişkin Uygulama Tebliği kapsamında değerlendirmiş ve davacıya ödenen tıbbi malzemebedelinin yasal mevzuata uygun olduğuna karar vermiş, Ankara 17. İş Mahkemesi ise, davaya konu tıbbimalzemelerin piyasa fiyatlarını tespit etmiş ve davacıya yapılan ödemenin eksik olduğuna hükmetmiştir.Kararlar arasında oluşan uyuşmazlığın temel nedeni; her iki mahkemece tıbbi malzeme bedellerinintespiti sırasında farklı birim fiyatlarının kullanılmasıdır. Uyuşmazlığın çözümü açısından, hangi birimfiyatlarının esas alınması gerektiğinin tespiti önem taşımaktadır.
Yukarıda da belirtildiği üzere; 06.09.2003 tarih ve 25221 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarakyürürlüğe giren Emekli ve Malullük Aylığı Bağlanmış Olanlarla, Bunların Kanunen Bakmakla YükümlüBulundukları Aile Fertleri, Dul ve Yetim Aylığı Alanların Muayene İle Tedavileri Hakkında Yönetmelik’in 30.maddesinde; tıbbi malzemelere ilişkin protokol fiyatlarını belirleme görevinin Sosyal Güvenlik Kurumunaverildiği, Ankara Bölge İdare Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sırasında bu protokol fiyatlarınailişkin bir araştırma yapılmadığı, dava konusu tıbbi malzemelerin fiyatının hesaplanmasında esas alınanölçütler konusunda SGK’ndan bilgi istendiği; gelen 02.01.2008 tarih ve 801 numaralı yazı cevabında,Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından fiyat tespiti yapılırken gümrük giriş beyannamesinin dikkate alındığınınbelirtildiği, Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nce de bu bilgi dahilinde, SGK tarafından belirlenen protokolfiyatları araştırılmaksızın ve bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafındanyapılan hesaplamanın hukuka uygun olduğuna karar verildiği; oysa Ankara 17. İş Mahkemesi tarafındanyapılan yargılama sırasında, Ankara Ticaret Odası’ndan dava konusu tıbbi malzemelere ilişkin EmekliSandığı protokollerinin istendiği ve bu protokoller ile birlikte dosyanın Bilirkişiye tevdi edildiği, aldırılan11.07.2011 tarihli bilirkişi raporunda; Ankara Ticaret Odası tarafından 11.06.2008 tarihli yazı ilegönderilen 16.08.2006 tarihli ekli döviz kur değerlerine göre düzenlemeli Emekli Sandığı protokollerinin,Truva Ltd. Şti tarafından düzenlenen 18.08.2006 tarihli ve A-008117 numaralı fatura içeriği tıbbi sarfürünler ile ilgili olarak. yapılan araştırmalar sonucunda, farklı marka ve temsilcileri üzerinden yapılmışprotokoller ile belirlendiğini ve fatura tarihinde geçerli ödemeye esas fiyatlar olduğunu belirterek; buprotokollerde VDDR Pace kalp pili 3.763.03 TL, VDDR Elektrod 344.00 USD, Peel-Away Introducer Set31.65 EURO olarak belirlendiğini, buna göre 18.08.2006 tarihindeki kur üzerinden VDDR Pace kalp pili3.763.03 I L, VDDR Elektrod 494.74 TL ve Peel-Away Introducer Set 31.65 x 1.8511= 58.59 TLolduğunu, sonuç olarak davalı kurum tarafından 1.350.00 TL eksik ödeme yapıldığını belirttiği, Ankara 17.İş Mahkemesi’nin de bu araştırmalar neticesinde elde edilen sonuç doğrultusunda davanın kabulünekarar verdiği anlaşılmıştır.Görüldüğü üzere, Ankara 17. İş Mahkemesi’nce, 29/04/2006 gün ve 26153 sayılı RG.deyayımlanan 2006 Mali Yılı Bütçe Uygulama Talimatı Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği’nin SağlıkKurumları Tarafından Temini Zorunlu Tıbbi Sarf Malzemelerine ilişkin talimatının 20.2.maddesindebelirtildiği şekilde piyasa araştırması yapılarak belirlenen fiyat üzerinden karar verilmiştir. Zira SosyalGüvenlik Kurumu tarafından Talimatın 20.2. maddesine uygun şekilde belirlenen bir protokol dosyayaibraz edilmediği gibi, 02.01.2008 tarih ve 801 numaralı yazısı ile fiyat tespitinin tıbbi malzemelerin gümrükgiriş beyannamesi dikkate alınarak hesaplandığı bildirilmiştir ki, bu belirleme talimatın 20.2. maddesi ilebelirlenen usule tamamen aykırıdır. Bu durumda hukuka aykırı şekilde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafındanbelirlenen fiyatlandırma dikkate alınarak verilen Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin 04.12.2008 gün ve2008/1984 Esas, 2008/7517 Karar sayılı kararı hukuka uygun bulunmamıştır.Ayrıca, Mahkememizce davalı kuruma yazılan 14.03.2014 tarihli müzekkere ile 2006 yılı davayakonu tıbbi malzemelerin protokol fiyatlarının olup olmadığı konusunda bilgi istendiği ve gelen 15.04.2014tarihli yazı cevabında devredilen Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü’ne ait kalp pili ve aksesuarlarına ilişkinprotokol fiyat listelerinin gönderildiği, yapılan incelemede davalıya reçete edilen tıbbi malzemelere ilişkinreçete tarihine esas dönem itibari ile birebir malzeme ve fiyat protokollerinin yer almadığı görülmüştür. Buyazı cevabı ve 02.01.2008 tarih ve 801 numaralı yazı cevabı birlikte değerlendirildiğinde davacıya reçeteedilen tıbbi malzemelere ilişkin tedavi tarihini de kapsar şekilde bir protokol fiyatının bulunmadığısonucuna ulaşılmıştır.Her ne kadar gelen yazı cevabında; ekte gönderilen fiyat listesinde bulunamayan tıbbi malzemeleryönünden malzeme kodları gönderilerek bilgi istenmesi gerektiği belirtilmiş ise de; davacı RemziDemirci’ye ilişkin düzenlenen 18.8.2006 tarihli reçetede malzeme kodlarının belirtilmediği, bu reçete ileSosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın 02.01.2008 tarih ve 801 numaralı yazı cevabı birliktedeğerlendirildiğinde, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na tekrar müzekkere yazılmasına gerekolmadığı kanaatine ulaşılmıştır.Kaldı ki; Anayasamızın 2. maddesinde; Devletimizin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk Devletiolduğu vurgulanmış, 5. maddesinde; Devletin temel amaç ve görevleri sayılarak; kişilerin ve toplumunrefah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hâk ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adaletilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanınmaddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartlan hazırlamaya çalışmak görevine yer verilmiştir.Yine Anayasamızın "Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması" başlıklı 56. maddesinin üçüncüfıkrasında; "Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve maddegücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek eldenplanlayıp hizmet vermesini düzenler" hükmüne, dördüncü fıkrasında; "Devlet, bu görevini kamu ve özelkesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir" hükmüne yerverilmiş, "Sosyal güvenlik hakkı" başlıklı 60. maddesinin birinci fıkrasında; "Herkes, sosyal güvenlikhakkına sahiptir" hükmüne, ikinci fıkrasında; "Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır veteşkilatı kurar" hükmüne yer verilmiş, "Devletin iktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırları" başlıklı 65.maddesinde; "Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerinamaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir" hükmüne yerverilmiştir.Buradan hareketle; kalp rahatsızlığı nedeni ile 14.08.2006 tarihinde Ege Üniversitesi Tıp FakültesiHastanesine müracaat eden davacıdan, dava konusu tıbbi malzemelerin 18.08.2006 tarihinde ameliyattakullanılmak üzere acilen temin edilmesinin istenmesi ve aynı gün gerçekleştirilen ameliyat sırasında sözkonusu istenen tıbbi malzemelerin kullanılması, durumun 28.09.2006 gün ve 35444 numaralı EgeÜniversitesi Kardiyoloji Anabilim dalı kullanıldı raporu ile tespit edilmesi karşısında, dava konusu tıbbimalzemelerin hastanede bulunmaması ya da tedavinin aciliyeti gereği fiyat araştırması yapılmaksızınhemen temin edilmesinden doğan zarardan davacının sorumlu tutulması Anayasa ile güvence altına alınantemel hak ve özgürlüklere de aykırı düşmektedir.2- Mahkemelerin Görevleri Yönünden Değerlendirilmesi31.5.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 506, 1479,2925, 2926 ve 5434 sayılı Kanunlar kapsamındaki hizmet akdine göre ücretle çalışanlar (SosyalSigortalılar), kendi hesabına çalışanlar (Bağ-Kur’lular), tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar (TarımBağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretle çalışanlar, (Tarım sigortalıları), devlet memurları ve diğer kamugörevlilerini (Emekli Sandığı İştirakçileri), geçici maddelerle korunan haklar dışında, sosyal güvenlik vesağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabi tutmuş, beş farklı emeklilik rejimini aktüeryal olarak hakve hükümlülükler yönünden tek bir sosyal güvenlik sistemi altında toplamıştır. 5510 sayılı Kanun’un iptaliamacıyla açılan davada Anayasa Mahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E: 2006/111, K: 2006/112 sayılıkararıyla, anılan Kanun’un birçok maddesi ile birlikte, bu Kanun’un yürürlük tarihinden önce 5434 sayılıT.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarak görev yapmakta olan memurlar ve diğer kamugörevlilerini diğer sigortalılarla aynı sisteme tabi kılan (başta 4/c maddesi) hükümlerin iptaline kararvermiş; bu karardan sonra kabul edilen 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanundadüzenlemeler yapılmış ve anılan Kanuna eklenen Geçici 1 nci ve Geçici 4 ncü maddelerle, 5754 sayılıKanun’un yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4 ncü maddesinin birincifıkrasının (c) bendi kapsamında olanlar (memurlar ile diğer kamu görevlileri) ile bunların dul ve yetimlerihakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlemyapılacağı hüküm altına alınmıştır. 5754 sayılı Kanunun kimi hükümlerinin iptali istemiyle açılan davaAnayasa Mahkemesi’nin 30.3.2011 tarih ve E: 2008/56, K:2011/58 sayılı kararı ile reddedilmiştir.5510 sayılı Kanun’un 101 nci maddesinde yer alan “…bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgiliortaya çıkan uyuşmazlıklar İş Mahkemelerinde görülür.” bölümünün iptali istemiyle yapılan itirazbaşvurusunda Anayasa Mahkemesi, 22.12.2011 tarih ve E: 2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG.25.1.2012, Sayı: 28184) davayı redle sonuçlandırmakla birlikte; söz konusu kararın Mahkememizönündeki uyuşmazlığa ışık tutacak şekilde şu gerekçeye dayandırmıştır: “…5754 sayılı Kanunun yürürlüğegirmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, evvelce olduğu gibi 5434sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar ve bunların emeklileri bakımından da aynı Kanun hükümleriuygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğerkamu görevlileri olarak çalışmaya başlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanunhükümlerine tabi sigortalı sayılacak ve haklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılı Kanun’unöngördüğü kural ve esaslar uygulanacak; ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754 sayılı
Kanun’un yürürlüğüyle birlikte, artık Sosyal Sigortacılık esasına göre faaliyet gösteren ve yaptığı, tesisettiği işlem ve muameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlik kurumunun varlığından sözetmek gerekli bulunmaktadır. 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçisi sıfatıylaçalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli,dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hakkazanacaklar yönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesis edeceği işlem ve yapacağı muameleleridari işlem niteliğini korumaya devam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda da evvelce olduğu gibi idari yargıgörevli olmaya devam edecektir… Bu bakımdan 5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra, prim esasınadayalı yani sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki iş ve işlemlerin niteliği göz önündebulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla, yargılamanın bütünlüğü ve uzman mahkeme olması nedeniyleKanun hükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde iş mahkemeleriningörevlendirilmesinde Anayasa’ya aykırılık görülmemiştir.Ancak, yukarıda açıklandığı üzere 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce statüdebulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasından doğanidari işlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargının görevinin devam edeceği açıktır…”Yukarıda sözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi kararının birliktedeğerlendirilmesinden, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisiolarak çalışmakta olanlar, daha önce olduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacakları gibibunların emeklilikleri bakımından da aynı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği; ancak, buKanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabi sigortalı sayılacağı ve haklarında5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılı Kanun’un öngördüğü kural ve esasların uygulanacağı dolayısıylaihtilafların da adli yargı yerinde çözümleneceği açıktır. Kaldı ki; T.C. Anayasası’nın 158.maddesindeki “…diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesiarasındaki görev uyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır ” hükmü uyarınca AnayasaMahkemesi kararının bu uyuşmazlığın çözümünde esas alınacağı tartışmasızdır.Ayrıca 5510 sayılı Yasa’nın 108. maddesi’nde; “Bu Kanun’un;a)
Geçici 20 nci maddesinin son fıkrası 1/1/2008 tarihinde,b)
72 nci ve 73 üncü maddeleri, geçici 6 ncı maddesinin yedinci fıkrasının (b) bendi, geçici 7 ncimaddesinin son fıkrası, geçici 9 uncu maddesinin bir ilâ dördüncü fıkraları ile geçici 17 ncimaddesi, geçici 20 nci maddesinin onikinci fıkrası 30/4/2008 tarihinde,c)
60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin (3) ilâ (8) ve (10) numaralı alt bentleri ile (f)bendinde sayılanlar için genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanmasına ilişkin olarak; 3üncü maddesinin birinci fıkrasının (1), (2), (8), (9), (10), (16), (17), (20), (22), (23), (24), (25),(26) ve (27) numaralı bentleri, 63, 64, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 74, 75, 77, 78, 79 uncumaddeleri, 80 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendive ikinci fıkrası, 82 nci maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 87 ilâ 89 uncu maddeleri,97 nci maddesinin son fıkrası, geçici 1 inci maddesinin son fıkrası, geçici 3 üncü maddesi,geçici 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrası, geçici 11 inci maddesinin ikinci fıkrası, geçici 12 incimaddesi hükümleri 1/7/2008 tarihinde,d)
Diğer hükümleri 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe girer “ denildiğine göre davacının gerekdevlet memuru olarak görev başladığı ve gerekse tedavi gördüğü tarihler itibari ile 5434 sayılıYasa Kapsamında Emekli Sandığı iştirakçisi sıfatı ile hareket ettiğinde şüphebulunmamaktadır.Dosya kapsamında bulunan 40.960.039.0 sicil numarası ile davacı adına düzenlenmiş Seri:5,No:1125680 numaralı sağlık karnesinin incelenmesinden; davacının tedavi tarihi itibari ile 5510 sayılıYasa’nın 108. maddesi dolayısıyla, 5434 sayılı Yasa gereği emekli sandığı emeklisi olduğu ve 11.07.2011tarihli Bilirkişi Av. A.Oğuz Bilecen’a ait bilirkişi raporu içeriği ile 28.09.2006 tarihli Ege Üniversitesi TıpFakültesi Kardioloji Anabilim Dalı Gerekli Raporu içeriğinden davacının emekli olduğu hususları tespitedilmiştir.Bu durumda, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olanmemurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetim aylığıalmakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idarieylem” niteliğini korumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-bmaddesinde belirtilen idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ilehukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan tam yargı davalarıkapsamında bulunan, 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihte devlet memuru emeklisi olan davacıtarafından tedavi giderinin tazmini istemiyle açılan davanın, görüm ve çözümünün idari yargı yerindegörülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.G-SONUÇBu durumda adli yargı yerince verilen kararın sonucu hukuka uygunluk arzetse de mahkemeleringörevine ilişkin olarak yapılan açıklamalardan hareketle Ankara 17. İş Mahkemesi kararının kaldırılmasıgerektiği izahtan varestedir. Ankara 15. İdare Mahkemesi kararını bozan ve davanın esastan reddinekarar veren Ankara Bölge idare Mahkemesi davada görevli ise de, belirtilen nedenlerle bu mahkemeceverilen kararda hukuki isabet bulunmadığından, bu kararın da kaldırılması gerekmektedir. Bu saptamauyarınca, her iki kararın da kaldırılması zorunluluğu gözetilerek, “hakkın yerine getirilmesi fiilen mümkünolamayacağından 2247 sayılı Kanun’un 25. maddesindeki “ Hukuk alanındaki hüküm uyuşmazlıklarındaUyuşmazlık Mahkemesi Danıştay Yargılama Usulünün bu kanuna aykırı olmayan hükümlerini uygulamasureti ile anlaşmazlığın esasını da karara bağlar “ şeklindeki amir hüküm uyarınca, uyuşmazlığın esasıhakkında hüküm tesisi yoluna gidilmesi ve davacı lehine eksik ödenen tedavi malzemesi bedelinehükmedilmesi gerekmektedir.Bu itibarla, davacının Ankara 17. İş Mahkemesi’ne verdiği bila tarihli dava dilekçesindeki talepmiktarı ile sınırlı kalınmak sureti ile aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.H-KARAR
1-Ankara 17.İş Mahkemesi’nin 28.09.2011 gün ve 2010/449 Esas, 2011/571 Karar sayılı kararı ileAnkara Bölge İdare Mahkemesi’nin 04.12.2008 gün ve 2008/1984 Esas, 2008/7517 Karar sayılıkararının KALDIRILMASINA,
2-Davacının eksik ödenen tıbbi malzeme bedelinin davalıdan alınarak tahsiline yönelik talebininkabulü ile bilirkişi raporuyla eksik ödendiği saptanan 1350,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecekyasal faizi ile birlikte davalı Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 2.bölümünün 20.fıkrası uyarınca saptanan 1.100,00 TLavukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,4-Yargılama giderlerinin 2577 sayılı Kanunun 31.maddesi gereğince davalı kurum üzerindebırakılmasına, 5.5.2014 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
BaşkanSerdarÖZGÜLDÜR ÜyeEyüp SabriBAYDAR
ÜyeNurdaneTOPUZÜyeAliÇOLAK
ÜyeAyhanAKARSUÜyeSıddıkYILDIZ
ÜyeMehmetAKBULUT