Hukuk Bölümü Hüküm Uyuşmazlığı Olmadığına Dair
2008/217 E. , 2009/42 K.2247 SAYILI YASA?NIN 24. MADDESINDE ÖNGÖRÜLEN KOŞULLARI TAŞIMAYAN BAŞVURUNUN REDDİ GEREKTIĞIKIYI KANUNU (3621) Madde 9"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.Hüküm Uyuşmazlığının Giderilmesini İsteyen : A. Turizm İşletmecilik ve
Ticaret A.Ş.Vekili
: Av. C.ÖÖ.Karşı Taraf
: Muğla Valiliği
O L A Y
: I) Hazine adına Datça Malmüdürlüğü tarafından A. Turizm İşletmecilik ve Ticaret A.Ş davalı olarak gösterilmeksuretiyle açılan davada, dava dilekçesinde, kadastro çalışmaları sırasında Datça İlçesi, Emecik Köyü, Çiftlik mevkiinde bulunan859, 860, 861 ve 862 parsel sayılı taşınmazların askı ilanına süresi içinde itiraz olunmadığı, kesinleşen kadastro tutanaklarınagöre taşınmazların davalı adına tescil edildiği, oysa dava konusu bu dört parselin kumsal niteliğinde olup kıyı kenar çizgisi içindekalan ve özel mülkiyete konu olamayacak taşınmazlardan olduğu ileri sürülerek söz konusu taşınmazların tapularının iptaledilmesine karar verilmesi istenilmiştir.DATÇA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ; 19.2.2004 gün ve E:1992/178, K:2004/26 sayı ile, “Davacı vekili 5.8.1992 havale tarihlidava dilekçesinde; kadastro çalışmaları sırasında Datça İlçesi, Emecik Köyü, Çiftlik mevkiinde bulunan 859, 860, 861 ve 862parsel sayılı taşınmazların askı ilanına süresi içinde itiraz olunmadığını kesinleşen kadastro tutanaklarına göre taşınmazların davalıadına tescil edildiğini, oysa dava konusu bu dört parselin kumsal niteliğinde olup kıyı kenar çizgisi içinde kalan ve özel mülkiyetekonu olamayacak taşınmazlardan bulunduğunu belirterek söz konusu taşınmazların tapularının iptal edilmesine karar verilmesitalep ve iddia olunmuştur.Davalı vekili davaya karşı cevaplarında; dava konusu taşınmazların öncesinin tapulu taşınmazlar olduğunu, tapu kütüğündendevir suretiyle davalıya geçtiğini, hazine ile hiçbir alakasının olmadığını, bu taşınmazlar üzerinde halen bir çok meskenbulunduğunu, tapu devrinden itibaren Aktur'un zilyedliği altında olup, kıyı kenar çizgisinin inşaatların yapımından evvel kıyı kenarkomisyonunca tespit olunduğunu bildirmiştir.Davalı vekili dava konusu parsellerin kıyı yasası çerçevesinde konumunu belirleyebilecek bir kıyı kenar çizgisinin sağlıklı veyasanın emrettiği prosedüre uygun yapılmadığını belirterek öncelikle usulüne uygun olarak kıyı kenar çizgisinin yanlışsız ve eksiktespitini, eğer kamu yararı gerektiriyor ve yasada özel mülkiyet altında kalmasını men ediyor ise müvekkilinin zilyedliği altındakitapulu taşınmazların ancak kamulaştırma kararı ve bedelinin ödenmesi suretiyle el konulabileceğini belirterek açılan davalarınreddine karar verilmesini talep etmiştir.Dava Kanunu Medeni'nin 683 ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu'na dayalı davacı hazinenin mülkiyet hakkından kaynaklanan tapu iptalidavasıdır. TMK'nun 683. maddesine göre; malik malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceğigibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir.TMK'nun 715. maddesine göre; "Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Aksiispatlanmadıkça, yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ve bunlardançıkan kaynaklar, kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamaz. Sahipsiz yerler ile yararı kamuya aitmalların kazanılması, bakımı, korunması, işletilmesi ve kullanılması özel kanun hükümlerine tâbidir"Kıyı Kenar Çizgisi; deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda kıyı çizgisinden sonraki ve kara yönünde su hareketlerinin oluşturduğukumluk, çalılık, sazlık ve bataklık ve benzeri alanların doğal sınırını ifade eder. Kıyı kenar çizgisine kadar olan kısım özel mülkiyetekonu olmayan kıyı alanını (Kıyı şeridini) oluşturur. Kıyı kenar çizgisinin tespitinin nasıl yapılacağı, tespitte izlenecek yol YİBK veHGK'nun 28.11.1997 gün ve 1996/5 Esas 1997/8 karar sayılı kararı ile açığa kavuşturulmuştur.YİBK'na göre; kural olarak, Mülkiyet Hukuku yönünden kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi görevinin adli yargıya ait olduğu, ancak,3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 9. maddesi uyarınca idare tarafından kıyı kenar çizgisi belirlenmiş ve yazılı bildirime rağmen yasalsüresinde idari yargıya başvurulmaması nedeniyle yargı yolunun kapanmış olması veya idari yargı tarafından verilip kesinleşmişkarar bulunması durumlarında, bunlara uygun şekilde kıyı kenar çizgisinin adli yargı tarafından saptanması gerekir.Mahkemece, idare tarafından belirlenmiş ve ilgili tarafa usulen yazılı olarak tebliğ edilmiş ve yasal süre içinde idari işleme karşıidari yargıya başvurulmamış olması nedeniyle idari yargı yolu kapanmış veya idari yargı tarafından verilmiş bir karar sonucubelirlenmiş ve kesinleşen idari işlemle oluşmuş kıyı kenar çizgisinin bulunup bulunmadığının araştırması yapılmıştır.Dava konusu taşınmazların hududunda orman bulunduğundan orman idaresi de davaya dahil edilmiş ve taşınmazların kıyı kenarçizgisi içinde kalıp kalmadıkları hususu ile birlikte orman sınırları içinde kalıp kalmadıkları da yapılan keşifler ve bilirkişi raporları iletespit olunmuştur.Dava konusu taşınmazlardan 860 parsel sayılı taşınmazın orman tahdit sınırları içinde kaldığından bahisle orman idaresi tarafındanDatça Kadastro Mahkemesine açılan dava 1989/85 esas 1992/92 karar sayılı ilamı ile hüküm altına alınmış ve bu taşınmazyönünden kesin hüküm bulunduğundan bu taşınmazla ilgili olarak orman sınırı içinde kalıp kalmadığı hususunda incelemeyapılmamıştır. Aynı şekilde dava konusu 861 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak ta taşınmazın orman tahdit sınırları içindekaldığından bahisle orman idaresi tarafından Datça Kadastro Mahkemesine açılan dava 1989/83 esas 1992/95 karar sayılı ilamı ileneticelenip kesinleştiğinden bu taşınmaz yönünden de taşınmazın orman sınırları içinde kalıp kalmadığı hususu incelenmemiştir.Söz konusu Mahkemelere ait dava dosyaları celp edilip incelenmiştir.Dava konusu taşınmazların bulunduğu yere ait Bayındırlık İl Müdürlüğü kıyı kenar komisyonunun tespit etmiş olduğu kıyı kenarpaftası celp edilmiştir.Mahallinde bilirkişiler marifeti ile keşifler yapılarak bilirkişilerden raporlar alınmıştır.12.4.1996 tarihinde yapılan keşiften sonra bilirkişilerden gerekçeli raporlar alınmıştır.
Jeofizik mühendisi bilirkişi Rahile Solmaz 22.4.1996 tarihli raporunda; dava konusu 859, 860, 861 parsel sayılı taşınmazlarıntamamının deniz kumundan oluştuğunu ve kumsal niteliği taşıması nedeniyle özel mülkiyete konu olamayacağını, devletin hükümve tasarruf altında bulunan yerlerden olduğunu, 862 parsel sayılı taşınmazın denizden itibaren 7-8 metresonrasının özelmülkiyete konu olabileceğini bildirmiştir.Ziraat Mühendisi bilirkişi Nevzat Ekiz 15.4.1996 tarihli raporunda; 859, 860, 861 parsel sayılı taşınmazların toprak yapılarınındeniz kumundan oluşması, denize yakın olmaları ve mevcut durumları itibari ile devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerdenolduğunu, 862 parselin ise denizden itibaren 7-8 metre sonra mevcut durumu ile özel mülkiyete konu olabileceğini bildirmiştir.Mahkemece 7.3.1997 tarihinde, yeniden seçilen bilirkişiler marifeti ile mahallinde tekrar keşif yapılmış ve bilirkişilerden raporlaralınmıştır.Jeoloji yüksek mühendisi Şevki Birgili 10.9.1997 tarihli raporunda; 859 parsel sayılı taşınmazın tamamının kültür arazisi olup, özelmülkiyete konu olabileceğini,
860 parsel sayılı taşınmazın krokisinde A harfi ile gösterdiği kısmının toprak örtülü kültür arazisiolduğunu, 861 parsel sayılı taşınmazın krokisinde A harfi ile gösterdiği kısmının toprak örtülü kültür arazisi olduğunu, 862 parselsayılı taşınmazın krokisinde A harfi ile gösterdiği kısmının toprak örtülü kültür arazisi niteliğinde olduğunu, B harfi ile gösterilenyerlerin kıyı kenar çizgisi içinde kalan kumsal alanları olup özel mülkiyete konu olamayacağını bildirmiştir.Muğla Valiliği İl İskan Müdürlüğü 11 Ocak 2001 tarihli yazılarında; dava konusu taşınmazların bulunduğu yöreye ait kıyı kenarçizgisinin parsel sahiplerini ayrı ayrı tebliğ edilmediğini, dava konusu parselleri içeren 1/1000 ölçekli hali hazır haritalar üzerine işlikıyı kenar çizgisinin 28.4.1975 tarihinde bakanlıklarınca onaylı olduğunu bildirmiştir.Yapılan keşifler neticesinde bilirkişilerden alınan raporlar çelişkili bulunduğundan, mahallinde yeniden 13.4.2001 tarihinde keşifyapılmış ve bilirkişilerden raporlar alınmıştır.Jeolog bilirkişiler Efkan Nohutçu ve Mustafa Sandıkçı 25.6.2001 havale tarihli raporlarında; 859 parsel sayılı taşınmazın tamamınıntoprak örtüden ibaret olup, tamamının kıyı kenar çizgisi dışında kaldığını, 860 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının kıyı kenar çizgisiiçinde kumul alanda kaldığını, ekli haritada sarı renkle gösterdiklerini, 861 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının toprak örtülü olupbir kısmının orman arazisi içinde kaldığını, 862 parsel sayılı taşınmazın da aynı şekilde 862 parsel sayılı taşınmazın da bir kısmınınkıyı kenar çizgisi içinde, bir kısmının ise kıyı kenar çizgisi dışında kaldığını bildirmişlerdir.Jeomorfolog bilirkişi Ali Yılmazer 6.6.2001 tarihli raporunda yukarıda isimleri zikredilen jeolog bilirkişilerden farklı bir rapor vermişve bu raporunda taşınmazların tamamının kıyı kenar çizgisi içersinde kumsal ve orman içinde kaldığını, bu nedenle özel mülkiyetekonu olamayacaklarını bildirmiştir.Yapılan keşifler ve bilirkişilerden alınan raporlar çelişkili ve mahkemece yeterli görülmediğinden bu kez önceki bilirkişiler dışındaseçilen Jeoloji mühendisi bilirkişiler ve orman mühendisi bilirkişiler ve keşif mahallinin denetime uygun olması için götürülenfotoğrafçı bilirkişi marifeti ile yeniden keşif yapılmış ve bilirkişilerden gerekçeli rapor alınmıştır.Orman Mühendisi bilirkişiler Ahmet Arslan, İbrahim Yavuz Ertoğlu ve Sevilay Önder 11.3.2003 tarihli raporlarında; dava konusu859 ve 862 parsel sayılı taşınmazların 1967 yılında kesinleşen orman tahdidine göre orman sayılmayan yerlerden olduğunubildirmişlerdir. Bilirkişilerden dava konusu 860 ve 861 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olarak inceleme yaptırılmamış, raporalınmamıştır. Çünkü bu taşınmazlarla ilgili Kadastro Mahkemesinden verilen kesin hüküm bulunmaktadır.Jeoloji mühendisi bilirkişiler Gökhan Sağır, Hürriyet Baka ve Ahmet Kaya 26.3.2003 tarihli raporlarında; dava konusu taşınmazlarınkuvaterner yaşlı plaj çökelleri ve plaj kumları üzerinde kaldığını, denizin gel git olayları, rüzgar ve dalgalar ile karaya ilerlemesisonucunda eriştiği sınır olan kıyı kenar çizgisini zeminde gördüklerini, inceleme alanındaki çiftlik adasının deniz yükselmesi sonucuboğularak oluşmuş ve geçirimsiz Marmaris Peridotiti ile temsil edildiğini, deniz içersinde kalan bu adanın daha sonra dalga ve kıyıakıntıları ile kara ile adanın birbirlerine tombolo ile bağlanıp çiftlik yarımadasını oluşturduğunu, dava konusu taşınmazların kıyışeridinin oluşturduğu kumsallar içersinde kaldıklarını, Muğla Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünce tespit edilen kıyı kenar çizgisi ilekendileri tarafından kıyı kenar çizgisinin çakışmayıp farklı olduğunu, komisyonun belirlediği kıyı kenar çizgisinin bazı bölgelerdedenizin içinden geçtiğini belirterek harita mühendisi Mustafa Çolak ve kontrol memuru Cemal Gökmen ile birlikte sabit noktalardantakometre aleti ile birlikte ölçümler yaptıklarını, fen bilirkişiler tarafından sunulan rapor ve çizimlerin birlikte çalışmanın bir ürünüolup, aynen katıldıklarını belirtmişlerdir.Harita Mühendisi Mustafa Çolak ve Kontrol memuru Cemal Gökmen 13.3.2003 tarihli rapor ve krokilerinde; dava konusutaşınmazların kıyı çizgisi ve kıyı kenar hattı ile olan irtibatlarını üçlü jeoloji mühendisi bilirkişinin tespit edip gösterdiğini, gösterilenyerlerden nirengi ve poligonlar vasıtasıyla elektronik takaometre aleti ile ölçümler yapıp belirlediklerini, krokilerinde kıyı çizgisini,kıyı kenar çizgisini gösterdiklerini, yapılan bu tespit ölçü, hesaplama ve çizimlere göre;-859 numaralı parselin tapu alanının 6230m2 olup (A) harfi ile gösterilen mor renkle boyalı5638.63 m2lik kısmının kıyı kenar çizgisiiçersinde (B) harfi ile gösterilen sarı renkle boyalı 591.37m2 lik kısmının kıyı kenar çizgisi dışında kaldığını,-860 numaralı parselin tapu alanının 5420m2 olup, tamamının kıyı kenar çizgisi içindekaldığını,
- --861 numaralı parselin tapu alanının 6260m2 olup, (D) ile gösterilen mor renkle boyalı 4779.52m2 lik kısmının kıyı kenar çizgisiiçinde (E) ile gösterilen sarı renkle boyalı1480.48 m2lik kısmının kıyı kenar çizgisi dışında kaldığını,- 862 numaralı parselin tapu alanının15000 m2olup, (F) ile gösterilen mor renkle boyalı 12368.52m2 lik kısmının kıyı kenar çizgisiiçersinde, (G) ile gösterilen sarı renkle boyalı 2631.48m2 lik kısmının kıyı kenar çizgisi dışında kaldığını, bildirmişlerdir.Yapılan yargılama, davacı iddiası, mahallinde yapılan keşifler, bilirkişilerden alınan gerekçeli raporlar, dava konusu taşınmazlarıntapu kayıt örnekleri ve kadastro tutanakları, Muğla Bayındırlık İl Müdürlüğünün kıyı kenar paftası ve tüm dosya kapsamından;dava konusu taşınmazların her ne kadar öncesinin tapulu olduğu belirtilmek suretiyle kıyı kenar çizgisi içersinde kalmadıklarındanbahisle açılan davanın reddi talep olunmuş ise de; yapılan keşifler sırasında taşınmazların belirlenen kumsal nitelikleri, dalgalarındava konusu taşınmazlar üzerinde bıraktıkları artıklar ve ulaştıkları yerler ve bu kalıntıların çekilen fotoğraflarda açıkça görülmesi,son üçlü jeolog bilirkişi raporlarının gerekçeli ve doyurucu içerikleri dikkate alındığında, taşınmazların niteliği itibari ile denizinhemen yakınında ve denizin etkisinde kumsal niteliği taşıyan özel mülkiyete konu olamayacak taşınmazlardan olduğu anlaşılmış veaçılan davanın kabulüne karar verilmek suretiyle dava konusu taşınmazların kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısımlarının tapularınıniptaline karar verilmiştir.HÜKÜM:1-Davacı hazinenin davasının KABULÜ ile;
Dosyada mevcut Kadastro fen elamanı bilirkişi Cemal Gökmen ve Mustafa Çolak'ın 13.3.2003 tarihli rapor ve krokilerindebelirtildiği gibi Datça ilçesi, Emecik köyü 859 parsel sayılı taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen 5638.63m2 lik kıyı kenarçizgisi içinde kalan kısmının tapusunun iptali ile kumsal olarak tescil harici bırakılmasına,(B) harfi ile gösterilen 591.37m2 lik kısmının aynı parsel numarası altında davalılar adına olan tapusunun muhafazasına,2- Datça ilçesi, Emecik köyü 860 parsel numaralı taşınmazın tamamının tapusunun iptali ile kumsal olarak tescil haricibırakılmasına,3- Datça ilçesi Emecik köyü 861 parsel sayılı taşınmazın (D) harfi ile gösterilen ve kıyı kenar çizgisi içinde kalan 4779.52m2 likkısmının tapusunun iptali ile kumsal olarak tescil harici bırakılmasına,(E) harfi ile gösterilen 1480.48m2 lik kısmının aynı parsel numarası altında davalı adına olan tapusunun muhafazasına,4-
Datça ilçesi Emecik köyü 862 parsel numaralı taşınmazın (F) harfi ile gösterilen12368.52 m2lik kıyı kenar çizgisi içinde kalankısmının tapusunun iptali ile kumsal olarak tescil harici bırakılmasına,(G) harfi ile gösterilen 2631.48 m2 lik kısmının davalı adına olan tapusunun aynı parsel numarası altında muhafazasına,…” kararvermiş; bu karar, YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ’nin 30.11.2004 gün ve E:2004/9824, K:2004/13173 sayılı kararı ile onanmak vekararın düzeltilmesi istemi de aynı Dairenin 9.6.2005 gün ve E:2005/5973, K:2005/7007 sayılı kararı ile reddedilmek suretiylekesinleşmiştir.II) A. Turizm İşletmecilik ve Ticaret A.Ş. vekili tarafından Muğla Valiliği davalı olarak gösterilmek suretiyle (Mahkemece,Bayındırlık ve İskan Bakanlığı da hasım mevkiine alınmıştır) davacı şirket olan A. Turizm İşletmecilik ve Ticaret A.Ş.nin Datçaİlçesi, Emecik Köyü, Çiftlik mevkii, 47 ada 859 parsel, 48 ada 860 parsel, 49 ada 861 parsel, 20 ada 862 parsel nolutaşınmazların maliki olduğunu, bu taşınmazların birçoğunun denize cepheli bulunduğunu, diğerlerinin ise denize yakın mesafedebulunduğunu, davacı şirketce 6.12.2004 tarihinde Muğla Valiliği'ne yapılan müracaatla, maliki olduğu söz konusu arsaların kıyıkenar çizgilerini ihtiva eden paftalarının kendisine tebliğ edilmesinin talep edildiği, bu taleplerinin idarece kabul edildiğini ve buarsalara ait kıyı kenar çizgilerini içerir, 1/1000 ölçekli, 28.4.1975 onay tarihli paftaların şirketlerine verildiğini, şirketlerince onaylıkıyı kenar çizgilerini gösterir bu paftaları tebliğ aldıktan sonra kıyı kenar çizgilerinin parsellere etkisinin tespiti için Datça SulhHukuk Mahkemesi vasıtasıyla 2004/23
D.İş nolu dosyada maliki
olduğu arsaların mülkiyet durumlarının kıyı kenar çizgisinigösteren pafta üzerinde işaretlenerek durumlarının tespitini talep ettiği, Datça Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2004/23 D.İş noludosyasında yapılan tespit neticesinde verilmiş olan bilirkişi raporunda Valilikçe tespit edilen ve 28.04.1975 tarihinde onaylanankıyı kenar çizgilerinin maliki olduğu arsalardan özellikle birkaçını böldüğünü gördüğünü, kıyı kenar çizgisi tespit işlemlerininyasalara aykırı olduğunu, şirketlerinin mülkiyet hakkının elinden alındığını, bu nedenle, şirketlerinin maliki olduğu Datça ilçesi,Emecik köyü, Çiftlik mevkiinde bulunan 47 ada, 859 parsel nolu taşınmazın kıyı kenar çizgisinin davalı idarece yaptırılmış olan ve28.4.1975 onay tarihli tespitinin iptaline karar verilmesi istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.MUĞLA İDARE MAHKEMESİ; 31.10.2006 gün ve E:2005/453, K:2006/2818 sayı ile, “Dava, Muğla ili, Datça ilçesi, Emecik Köyü,Çiftlik mevkiinde bulunan 47 ada, 859 parsel sayılı taşımazın bulunduğu alana ilişkin kıyı kenar çizgisinin hukuka aykırı olduğunuileri sürerek iptali istemiyle açılmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 1086 sayılı Hukuk Usulü Mahkemeleri kanunun275. maddesine göre, çözümü özel teknik bir bilgi ve uzmanlık isteyen konuda bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına kararverileceği, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemeyeceği,aynı yasanın 414. maddesinde ise iki taraftan her birinin istisnasını talep eylediği şahit ve ehlihibrenin veya talebine mebni icrakılınacak keşif ve sair muamelenin masrafını tediyeye ve buna kifayet edecek meblağı mahkeme veznesine tevdie muameleninmasrafını tediyeye ve buna kifayet edecek meblağı mahkemesine tevdie mecburdur. Hakim tarafından tayin olunan müddetiçinde masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfı nazar etmiş addolunacağı hükme bağlanmıştır.Olayda davacı şirkete ait 49 ada, 861 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı, davacı tarafından taşınmazınkıyı kenar çizgisi içersinde bulunmaması gerektiği ileri sürülerek görülmekte olan davanın açıldığı, kıyı kenar çizgisinin 3621 sayılıKıyı Kanunu ve Uygulama Yönetmeliğinde belirlenen esaslara uygun olarak belirlenip belirlenmediğinin genel hukuki bilgi ile çözümümümkün bulunmadığından Mahkememizin 29.7.2005 günlü kararı ile taşınmazın bulunduğu yerde keşif ve bilirkişi incelemesiyaptırılmasına karar verilmiş ve 2.8.2005 günlü naip üye yazısı ile keşif ve bilirkişi incelemesi yapılabilmesi için 15 gün kesin süreverilerek bilirkişi ücretinin yatırılması istenmiş, yatırılmadığı taktirde keşif ve bilirkişi incelemesinden vazgeçilmiş sayılacağı dabelirtilmek suretiyle yapılan tebligata rağmen anılan ücretin yatırılmadığı dosyanın incelenmesinden anlaşılmaktadır.
Mahkeme tarafından belli edilen süre içinde masrafı yatırmayan tarafın isteğinden vazgeçilmiş sayılacağı 1086 sayılı Hukuk UsulüMahkemeleri Kanununun 414. maddesi gereği olup bu durumda dava konusu edilen kıyı kenar çizgisinin Kıyı Kanunu ve UygulamaYönetmeliğindeki esaslara uygun olarak belirlenmediğine yönelik ileri sürülen iddialar kanıtlanamadığından davalı idarece belirlenenkıyı kenar çizgisinin mevzuata uygun olduğunun kabulü gerekir.Açıklanan nedenlerle; davanın REDDİNE…” karar vermiş; bu karar, temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNDEN İSTEK : A. Turizm İşletmecilik ve Ticaret A.Ş. vekili tarafından verilen dilekçede, Datça AsliyeHukuk Mahkemesi’nin 19.02.2004 tarih ve 1992/178 E, 2004/26 K sayılı Yargıtay’ca onaylı kararı ile, aynı konuda ve tarafları aynıolan, Muğla İdare Mahkemesi’nin (2005/453 E- 2006/2818 K), (2005/452 E- 2006/2817 K), (2005/450 E- 2006/2815 K) ve(2005/451 E- 2006/2816 K) sayılı kesinleşmiş kararları arasındaki hüküm uyuşmazlığının kesin olarak çözülmesi gerektiği, zira,şirketlerine ait Muğla İli, Datça İlçesi, Emecik Köyü, Çiftlik mevkiinde bulunan 47 ada, 859 parsel, 48 ada, 860 parsel, 49 ada,861 parsel, 20 ada 862 parsel sayılı taşınmazların kıyı kenar çizgisi içinde (kıyıda) kalan kısımlarının 3621 sayılı Kıyı Kanunugereğince tapularının iptali talebiyle Hazine (İdare) tarafından açılan davada, Muğla Valiliği’nce yasalara uygun olarak tespitedilmiş kıyı kenar çizgisi olmasına rağmen Datça Asliye Hukuk Mahkemesi’nce resen ve talep dışında 3 jeologdan oluşan bilirkişimarifetiyle tespit edilen kıyı kenar çizgisine göre tapu iptaline karar verildiği, kararın, Yargıtay aşamasından da geçerekkesinleştiği, oysa, Muğla Valiliği’nce tespit edilen kıyı kenar çizgisinin iptali talebiyle şirketlerince Muğla İdare Mahkemesi’ndeaçılan davalarda Muğla İdare Mahkemesi’nce idarece belirlenen kıyı kenar çizgisinin mevzuata uygun olduğuna karar verildiği,kararların kesinleştiği, bu durumda, adli yargı mercii (Datça Asliye Hukuk Mahkemesi) ile idari yargı mercii (Muğla İdareMahkemesi) kararları arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğu, iki yargı mercii tarafından görevle ilgili olmaksızın aynı konuya vesebebe ilişkin (kıyı kenar çizgisi tespiti) tarafları aynı (A. A.Ş. ile Muğla Valiliği ve Hazine yani İdare) davalarda verilen kararlararasında çelişki olduğu, kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesinin mümkün olamadığı, her iki yargı kararınınuygulanması konusunda Muğla Valiliği’nce (İdare) tereddüt edildiğinin belirtildiği, bu nedenle, Datça Asliye Hukuk Mahkemesi (adliyargı) ile Muğla İdare Mahkemesinin (idari yargı) aynı konuda çelişen ve uygulama olanaksızlığı yaratan kararları arasındakiuyuşmazlığın kesin olarak çözümü ile Muğla Valiliği’nce tespit edilen ve üniversite bilimsel raporuyla da teyit edilen kıyı kenarçizgisinin geçerli olduğu yolundaki Muğla İdare Mahkemesi kararının onanmasına, kesinleşecek kıyı kenar çizgisine göre arsalarının
kıyıda kalan bölümlerinin kamu yararına kullanılması gerekiyorsa bedeli ödenerek kamulaştırılmasına karar verilmesi ve duruşmayapılması istenilmektedir.Başkanlıkça, 2247 sayılı Yasa’nın 24. ve 16. maddelerine göre ilgili Başsavcıların yazılı düşünceleri istenilmiştir.YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI : Muğla İdare Mahkemesi’nin 31.10.2006 gün ve 2005/453 Esas ve 2006/2818 Karar sayılıkararı ile Datça Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 19.2.2004 gün ve 1992/178 Esas ve 2004/26 Karar sayılı kararı nedeniyle oluşanhüküm uyuşmazlığının giderilmesi için A. Turizm İşletmecilik ve Tic. A.Ş. vekili tarafından 2247 sayılı Kanun'un 24. maddesigereğince yapılan müracaat ile ilgili Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün 2008/217 Esas sayılı dosyasının incelendiği, A.Turizm İşletmecilik ve Tic. A.Ş. vekilince Muğla İdare Mahkemesi’nde Muğla İli, Datça İlçesi, Emecik Köyü, Çiftlik mevkiindebulunan 47 ada, 859 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alana ilişkin kıyı kenar çizgisinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek sözkonusu işlemin iptali istemiyle Muğla Valiliği ve Bayındırlık Bakanlığı’na karşı dava açıldığı, Muğla İdare Mahkemesi’nce 29.7.2005günlü ara kararı ile taşınmazın bulunduğu yerde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği ve 2.8.2005 günlü naipüye yazısı ile keşif ve bilirkişi incelemesi yapılabilmesi için 15 gün kesin süre verilerek bilirkişi ücretinin yatırılmasının istenildiği,yatırılmadığı takdirde keşif ve bilirkişi incelemesinden vazgeçilmiş sayılacağı da belirtilmek suretiyle tebligat yapılmış olmasınarağmen söz konusu masrafın yatırılmaması nedeniyle, Mahkeme tarafından belli edilen süre içinde masrafı yatırmayan tarafınisteğinden vazgeçmiş sayılacağına ilişkin 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 414. maddesi gereğince dava konusuedilen kıyı kenar çizgisinin Kıyı Kanunu ve Uygulama Yönetmeliğindeki esaslara uygun olarak belirlenmediğine yönelik olarak ilerisürülen iddialar kanıtlanamadığından davalı idarece belirlenen kıyı kenar çizgisinin mevzuata uygun olduğunun kabulününgerekeceği belirtilerek davanın reddine karar verildiği ve söz konusu kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, Maliye Hazinesivekilince Datça Asliye Hukuk Mahkemesi’nde kadastro çalışmaları sırasında Datça İlçesi, Emecik Köyü, Çiftlik mevkiinde bulunan859, 860, 861 ve 862 parsel sayılı taşınmazların askı ilanına süresi içinde itiraz olunmadığından kesinleşen kadastro tutanaklarınagöre davalı adına tescil edildiğini, oysa söz konusu dört parselin kumsal niteliğinde olup kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı ve özelmülkiyete konu olamayacak taşınmazlardan olduğu ileri sürülerek söz konusu taşınmazların tapularının iptal edilmesine kararverilmesi istemiyle davalı A. Turizm İşletmecilik ve Ticaret A.Ş.'ye karşı dava açıldığı, Datça Asliye Hukuk Mahkemesi’nce yapılanyargılama sonucunda davanın kabulü ile, 859 nolu parselin 5638.63m2 kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısmının tapusunun iptali ilekumsal olarak tescil harici bırakılmasına, 591.37m2 lik kısmının aynı parsel numarası altında davalı adına olan tapusununmuhafazasına; 860 nolu parselin tamamının tapusunun iptali ile kumsal olarak tescil harici bırakılmasına; 861 nolu parselin kıyı kenar çizgisi içinde kalan4779.52 m2lik kısmının tapusunun iptali ile kumsal olarak tescil harici bırakılmasına, 1480.48m2 likkısmının aynı parsel numarası altında davalı adına olan tapusunun muhafazasına; 862 nolu parselin 12368.52m2 lik kıyı kenarçizgisi içinde kalan kısmının tapusunun iptali ile kumsal olarak tescil harici bırakılmasına, 2631.48m2 lik kısmının aynı parselnumarası altında davalı adına olan tapusunun muhafazasına karar verildiği ve söz konusu kararın temyiz edilmekle Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 30.11.2004 gün ve 2004/9824 Esas, 2004/13173 sayılı kararı ile onanmış, süresi içinde tashihi karar yolunagidilmiş ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 9.6.2005 gün ve 2005/5973 Esas, 2005/7007 Karar sayılı kararı ile tashihi karar talebininreddine karar verilmiş olmakla Datça Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararının 9.6.2005 tarihinde kesinleştiği, 2247 sayılı Kanun'un24. maddesinde belirtilen hüküm uyuşmazlığının oluşabilmesi için, yargı mercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgiliolmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan iki kararınolması ve kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması gerektiği, olayda, hükümuyuşmazlığına konu edilen kararlardan Muğla İdare Mahkemesi’nin kararı, kıyı kenar çizgisinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülereksöz konusu işlemin iptaline ilişkin olmasına karşın, Datça Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararı, kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan 859,860, 861 ve 862 parsel nolu taşınmazların tapularının iptal edilmesine ilişkin bulunduğu, bu nedenlerle, adli ve idari yargı mercileritarafından esasa ilişkin olarak verilen ve kesinleşen mahkeme kararlarında her ne kadar taraflardan biri aynı ise de; davalarınaynı konuya ve sebebe ilişkin olmaması ve dolayısıyla kararlar arasında da çelişki bulunmaması karşısında hakkın yerinegetirilmesini olanaksız kılan bir durum görülmediği için 2247 sayılı Kanun'un 24. maddesinde belirtilen koşullarıngerçekleşmediğinden söz konusu başvurunun reddi gerektiği yolunda yazılı düşünce vermiştir.DANIŞTAY BAŞSAVCISI : Maliye Hazinesi tarafından A. Turizm İşletmecilik ve Ticaret A.Ş.'ne karşı açılan tapu iptali davasında,Datça İlçesi, Emecik Köyü, 859 parsel sayılı taşınmazın5638.63 m2lik kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısmının tapusunun iptali ilekumsal olarak tescil harici bırakılması,591.37 m2lik kısmının aynı parsel numarası altında davalılar adına olan tapusununmuhafazası, 860 parsel numaralı taşınmazın tamamının tapusunun iptali ile kumsal olarak tescil harici bırakılması, 861 parseltaşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kalan4779.52 m2lik kısmının tapusunun iptali ve kumsal olarak tescil harici bırakılması,1480.48m2lik kısmının aynı parsel numarası altında davalı adına olan tapusunun muhafazası, 862 parsel numaralı taşınmazın12368.52m2lik kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısmının tapusunun iptali ve kumsal olarak tescil harici bırakılması,2631.48 m2lik kısmınındavalı adına olan tapusunun aynı parsel numarası altında muhafazası yolunda verilen ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 30.11.2004günlü, E:2004/9824, K:2004/13173 sayılı kararı ile onandıktan ve aynı Dairenin karar düzeltme isteğinin reddi yolunda verilen9.6.2005 günlü, E:2005/5973, K:2005/7007 sayılı kararı üzerine kesinleşen Datça Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 19.9.2004 günlü,E:1992/178, K:2004/26 sayılı kararı ile A. Turizm İşletmecilik ve Ticaret A.Ş. tarafından, sözü edilen 859 parsel sayılı taşınmazıkapsayan 28.4.1975 onay tarihli kıyı kenar çizgisinin iptali istemiyle Muğla Valiliği ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığına karşı açılandavanın, Mahkeme tarafından belli edilen süre içinde masrafı yatırmayan tarafın isteğinden vazgeçmiş sayılacağının 1086 sayılıHukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 414. maddesi gereği olduğu, bu durumda, dava konusu edilen kıyı kenar çizgisinin KıyıKanunu ve Uygulama Yönetmeliği’ndeki esaslara uygun olarak belirlenmediğine yönelik ileri sürülen iddiaları kanıtlanamadığından,davalı idarece belirlenen kıyı kenar çizgisinin mevzuata uygun olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle reddi yolunda verilen vetemyiz olunmayarak kesinleşen Muğla İdare Mahkemesi’nin 31.10.2006 günlü, E:2005/453, K:2006/2818 sayılı kararı arasındaoluştuğu ileri sürülen hüküm uyuşmazlığının giderilmesinin istenildiği, 2247 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesine göre, hükümuyuşmazlığının varlığı için idari, adli veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından görevle ilgili olmaksızın kesin olarakverilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflardan en az biri aynı olan iki ayrı kararın olması ve bu kararlararasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması gerektiği, yukarıda açıklandığı üzere, hükümuyuşmazlığına konu edilen Datça Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen karar kıyı kenar çizgisi içinde kalan parsellerin tapularınıniptali isteminin kabulüne ilişkin olmasına karşın, Muğla İdare Mahkemesi kararının, 28.4.1975 onay tarihli kıyı kenar çizgisine ilişkinbulunduğu, bu durumda, sözü edilen idari ve adli yargı mercileri tarafından esasa ilişkin olarak verilip kesinleşen kararlarıntaraflarından birisi aynı olmasına karşın, aynı konu ve sebebe dayalı olmadığı ve bu kararlar arasında, dayanaklarının veistemlerinin farklı olması nedeniyle çelişki bulunmadığı gibi, hakkın yerine getirilmesinde olanaksızlık görülmediğinden hükümuyuşmazlığının varlığından söz etmenin olası bulunmadığı, bu nedenle, 2247 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesinde öngörülenanlamda hüküm uyuşmazlığı doğmadığından, istemin reddi gerektiği yolunda yazılı düşünce vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler: Mustafa KICALIOĞLU, MahmutBİLGEN, Habibe ÜNAL, Turan KARAKAYA, Serdar AKSOY ve Muhittin KARATOPRAK’ın katılımlarıyla yapılan 2.3.2009 günlütoplantısında; Raportör-Hakim Nurdane TOPUZ’un, 2247 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde öngörülen koşulları taşımayanbaşvurunun reddi gerektiği yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen YargıtayCumhuriyet Savcısı Dr. İlknur ALTUNTAŞ ile Danıştay Savcısı Gülen AYDINOĞLU’nun başvurunun reddi gerektiğine ilişkin sözlü
açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 1. maddesinin birinci fıkrasında, “UyuşmazlıkMahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli, idari ve askeri yargı mercileri arasındaki görev ve hükümuyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir” hükmü yeralmıştır.Aynı Kanunun 24. maddesinde, “(Değişik birinci fıkra: 21/1/1982 - 2592/7 md.) 1 nci maddede gösterilen yargı mercilerinden enaz ikisi tarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından enaz biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığınınvarlığı kabul edilir.Ceza kararlarında; sanığın, fiilin ve maddi olayların aynı olması halinde hüküm uyuşmazlığı var sayılır.İlgili kişi veya makam Uyuşmazlık Mahkemesine başvurarak hüküm uyuşmazlığının giderilmesini istiyebilir. Bu halde olumsuz görevuyuşmazlığının çıkarılması ile ilgili 15 ve 16 ncı maddelerdeki usul kuralları uygulanır” denilmiştir.Buna göre, hüküm uyuşmazlığının varlığı için:
a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi,b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,
c) Her iki kararın da kesinleşmiş olması,
d) Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,
e)Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmesiaranmaktadır. Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen adli ve idari yargı kararlarının incelenmesinden: ortada adli ve idari yargı yerlerinceverilmiş ve kesinleşmiş kararlar bulunduğu; her iki kararda da işin esasının hükme bağlandığı; taraflardan en az birinin (A. Turizmİşletmecilik ve Ticaret A.Ş.) aynı olduğu anlaşılmaktadır.Konu ve dava sebebinin aynı olup olmadığına gelince:Asliye Hukuk Mahkemesindeki dava; Datça İlçesi, Emecik Köyü, Çiftlik mevkiinde bulunan A. Turizm İşletmecilik ve TicaretA.Ş.’ne ait 859, 860, 861 ve 862 sayılı parsellerin kumsal niteliğinde, kıyı kenar çizgisi içinde kalan ve özel mülkiyete konuolamayacak taşınmazlardan olduğu ileri sürülerek söz konusu taşınmazların tapularının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmış veMahkemece, davanın kabulüne karar verilmek suretiyle dava konusu taşınmazların kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısımlarınıntapularının iptaline karar verilmiştir.İdare Mahkemesindeki dava; Valilikçe tespit edilen ve 28.4.1975 tarihinde onaylanan kıyı kenar çizgilerinin, Datça İlçesi, EmecikKöyü, Çiftlik mevkiinde bulunan A. Turizm İşletmecilik ve Ticaret A.Ş.’ne ait 859, 860, 861 ve 862 sayılı parsellerden özelliklebirkaçını böldüğü ileri sürülerek bu parsellere ilişkin kıyı kenar çizgisinin 28.4.1975 onay tarihli tespitinin iptaline karar verilmesiistemiyle açılmış ve Mahkemece belli edilen süre içinde keşif ve bilirkişi için masraf yatırılmadığından davanın reddine kararverilmiştir.Bu duruma göre, Asliye Hukuk Mahkemesindeki davanın, tapu iptaline, İdare Mahkemesindeki davanın, kıyı kenar çizgisinintespitinin iptaline ilişkin olması karşısında, Asliye Hukuk Mahkemesi ile İdare Mahkemesi kararları arasında hüküm uyuşmazlığıbulunduğunun kabulü için gerekli olan koşullardan, “konu ve dava sebebinin aynı olması” koşulunun gerçekleşmediği sonucunavarılmıştır.Açıklanan nedenlerle, hüküm uyuşmazlığının varlığı için 2247 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde öngörülen koşullar birliktegerçekleşmediğinden, başvurunun reddi gerekmiştir.SONUÇ : 2247 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN REDDİNE, 2.3.2009 günündeOYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.