Hukuk Bölümü
2008/280 E. , 2008/392 K.4857 SAYILI İŞ KANUNU UYARINCA VERILEN IDARI PARA CEZASINA KARŞI AÇILAN DAVANIN ADLİ YARGIYERİNDE ÇÖZÜMLENMESIİŞ KANUNU (4857) Madde 32"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.Davacı
: A.-K. İnşaat Turizm ve Tic. A.Ş.Vekili
: Av. N.G.Davalı
: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı O L A Y
: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Antalya Bölge Müdürlüğü’nün 21.9.2005 gün ve 15406 sayılı işlemi ile,4857 sayılı İş Kanunu’nun 32, 37, 53 ve 54. maddelerine muhalefet edildiğinden bahisle 108. maddesine dayanılarak 102 ve 103.maddelerine göre idari para cezası verilmiştir.Davacı vekili, para cezasına karşı adli yargı yerinde itirazda bulunmuştur.KEMER/ANTALYA SULH CEZA MAHKEMESİ; 21.9.2005 gün ve E:2005/90 D.İş, K:2005/91 D.İş sayı ile, Çalışma ve SosyalGüvenlik Bakanlığı Antalya Bölge Müdürlüğü tarafından 21.9.2005 tarih ve 15406 sayılı yazı ile verilen 30.531,00YTL idari paracezasına itiraz edildiği, Mahkemelerince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; muterize verilen idari para cezasının 4857sayılı Yasa’nın 108. maddesine dayanılarak verilmesi, ilgili Yasanın 108/2 maddesinde, idari para cezasına itirazın idaremahkemesine yapılacağı hususunun düzenlenmesi ve söz konusu düzenlemenin bulunduğu maddenin yürürlük tarihinin KabahatlerKanunu’nun yürürlük tarihinden sonra olması nedeniyle görevsizlik kararı vermiş; bu karar, karara yapılan itirazın reddi suretiylekesinleşmiştir.
Davacı vekili, bu kez, söz konusu idari para cezasının kaldırılması istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.
ANTALYA 1. İDARE MAHKEMESİ; 4.3.2008 gün ve E:2007/1703, K:2008/416 sayı ile, davacı tarafından 4857 sayılı İşKanunu uyarınca 30.531,00YTL para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 21.9.2005 gün ve 15406 sayılı Çalışma ve SosyalGüvenlik Bakanlığı Antalya Bölge Müdürlüğü işleminin iptalinin istenildiği, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 8.2.2008 tarih ve 26781 sayılıResmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun’un 578. maddesinin (öö) fıkrasıyla değiştirilen 108. maddesinde;kanunda sayılan para cezalarının kimin tarafından verileceği düzenlenmiş olup, maddenin bu değişiklikten önceki halinde mevcutolan, para cezalarına karşı tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içerisinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebileceğine ilişkindüzenlemenin 5728 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırıldığının anlaşıldığı, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3, 16 ve 27.maddelerinden söz ederek, bakılan davada, davacı şirkete, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32, 37, 53 ve 54. maddeleri uyarınca30.531,00YTL para cezası verildiği, bu para cezasına karşı 4857 sayılı Yasa’da açıkça idari yargı yerinde dava açılabileceğineilişkin bir düzenlemenin (8.2.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun’un 578.maddesinin öö fıkrasıyla) artık bulunmadığı anlaşılmış olup, bu nedenle bu davada, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3.maddesinin (a) fıkrası gereğince adli yargı yerinin(sulh ceza mahkemesi) görevli bulunduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş;bu karar, temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler: Mustafa KICALIOĞLU, MahmutBİLGEN, Turan KARAKAYA, Nüket YOKLAMACIOĞLU, Serdar AKSOY ve Muhittin KARATOPRAK’ın katılımlarıyla yapılan 22.12.2008günlü toplantısında; I-İLK İNCELEME : Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre;Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Kurulunun 11.7.1988 günlü, E:1988/1, K:1988/1 sayılı İlke Kararında, “2247 sayılı UyuşmazlıkMahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun bütünüyle incelenip değerlendirilmesinden, bu Kanunun uygulanmasıyönünden 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, ‘ceza uyuşmazlıkları’ ibaresinden, savcının ya da şahsi davacının talebi ilebaşlayan yargılaması sonunda sanığın mahkumiyetine ya da beraatine hükmedilebilecek davalarda, askeri ve adli cezamahkemeleri arasında çıkan görev ve hüküm uyuşmazlıklarının anlaşılması, bunun dışında kalan tüm görev uyuşmazlıklarının ‘hukukuyuşmazlığı’ sayılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Uygulanması idari organlara bırakılan cezalar, adli nitelikte olmadığından,bunlar hakkında yapılan itirazlar ya da açılan davalar ‘ceza davası’ olarak nitelendirilemezler. İdari niteliklerinden dolayı budavalara ilişkin görev ve hüküm uyuşmazlıklarının Uyuşmazlık Mahkemesinin Hukuk Bölümünde incelenip çözümlenmesi gerektiği…”açıkça belirtilmiştir. Bu durum göz önüne alındığında, olay bölümünde yazılı başvuru konusu görev uyuşmazlığının HukukBölümünde incelenmesi gerektiği kuşkusuzdur.Adli ve idari yargı yerleri arasında anılan Yasanın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, idariyargı dosyasının davacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlik kararını veren Mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiğive usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile kararverildi.II-ESASIN İNCELENMESİ : Raportör-Hakim Nurdane TOPUZ’un, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporuile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı İlknur ALTINTAŞ ile DanıştaySavcısı Gülen AYDINOĞLU’nun, davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, 4857 sayılı Kanun’un 32, 37, 53, 54, 102, 103 ve 108. maddelerine göre verilen idari para cezasının kaldırılması istemiyleaçılmıştır.4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinde, ücret ve ücretin ödenmesine, 37. maddesinde, ücret hesap pusulasına, 53.maddesinde, yıllık ücretli izin hakkı ve izin sürelerine, 54. maddesinde, yıllık ücretli izne hak kazanma ve izni kullanma dönemineilişkin düzenlemeler yer almış; 102. maddesinde, ücret ile ilgili hükümlere aykırılık, 103. maddesinde, yıllık ücretli izin hükümlerineaykırılık halinde verilecek para cezaları belirtilmiş; “İdari para cezalarının uygulanmasına ilişkin hususlar” başlığını taşıyan 108.
maddesinde ise, “(Değişik: 15/5/2008-5763/10 md.) Bu Kanunda öngörülen idari para cezaları, 101 ve 106 ncı maddelerdeki idaripara cezaları hariç, gerekçesi belirtilmek suretiyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürünce verilir. 101 ve 106 ncımaddeler kapsamındaki idari para cezaları ise doğrudan Türkiye İş Kurumu İl Müdürü tarafından verilir ve genel esaslara göretahsil edilir. 106 ncı maddeye göre verilecek idari para cezası için, 4904 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin (h) bendindeki tutaresas alınır” denilmiş, madde hükmü 26.5.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.4857 sayılı İş Kanunu’nda idari para cezasına karşı kanun yoluna ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır.
Öte yandan; 30.3.2005 gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 6.12.2006 gün ve 5560 sayılı Yasa’nın 31. maddesiyledeğiştirilen 3. maddesinde, " (1) Bu Kanunun;
a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,
b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında,
uygulanır"; Kanunun “Başvuru yolu” başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında ise "idari para cezası ve mülkiyetin kamuyageçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliğiveya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurununyapılmamış olması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir" düzenlemeleri yer almıştır.
Bu düzenlemelere göre; Kabahatler Kanunu’nun, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğerkanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlarda görevli mahkemenin gösterilmesi durumunda iseuygulanmayacağı anlaşılmaktadır.Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflar için bir müktesep hak doğmayacağı; bu nedenle, yenibir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.
Davanın açıldığı andaki kurallara göre görevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmiş ise, (davanın açıldığıanda görevli olan ve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeniyasadaki görev kuralının, değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalarda uygulanacağına dair intikal hükümlerininvarlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilemeyeceği açıktır.Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemede açılmış, bu sırada yapılan bir kanun değişikliği ile görevsiz mahkeme o dava için görevlihale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiği için) davaya bakmaya devametmesi gerekir.
İncelenen uyuşmazlıkta, öngörülen idari para cezasının 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırımtürlerinden biri olduğu, 4857 sayılı Kanun’da da idari para cezasına itiraz konusunda görevli mahkemenin gösterilmediğianlaşılmıştır. Bu durumda, Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesinde belirtildiği üzere, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yolunailişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacak olması nedeniyle, görevli mahkemeninbelirlenmesinde 5326 sayılı Yasa hükümleri dikkate alınacağından, idari para cezasına karşı açılan davanın görüm ve çözümünde,anılan Kanunun 27. maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, Sulh Ceza Mahkemesince verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Kemer/Antalya Sulh Ceza Mahkemesi’nin 21.9.2005gün ve E:2005/90 D.İş, K:2005/91 D.İş sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 22.12.2008 gününde OYBİRLİĞİ İLEKESİN OLARAK karar verildi.