Hukuk Bölümü
2008/281 E. , 2008/393 K.4857 SAYILI İŞ KANUNU UYARINCA VERILEN IDARI PARA CEZASINA KARŞI AÇILAN DAVANIN ADLİ YARGIYERİNDE ÇÖZÜMLENMESIİŞ KANUNU (4857) Madde 86"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.Davacı
: Ö. Tarım Makinaları San. ve Tic. A.Ş.Vekilleri
: Av. K.B. – Av. Ş.Ö.Davalı
: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı O L A Y
: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Konya Bölge Müdürlüğü’nün 9.10.2006 gün ve 13965 sayılı işlemi ile, 4857sayılı İş Kanunu’nun 86. maddesi ile Tüzük ve Yönetmeliklere muhalefet edildiğinden bahisle 108. maddesine dayanılarak 105.maddesine göre idari para cezası verilmiştir.Davacı vekili, para cezasına karşı adli yargı yerinde itirazda bulunmuştur.KONYA 3. SULH CEZA MAHKEMESİ; 22.6.2007 gün ve Müt.:2006/1386 Müt. sayı ile, muteriz vekili tarafından, Konya BölgeÇalışma Müdürlüğü’nce yapılan denetleme sonucunda 4857 sayılı Yasa’nın 86. maddesine muhalefet edildiğinden bahisle aynıYasanın 105/1 maddesi uyarınca verilen idari para cezasının iptalinin talep edildiği, muteriz vekilinin vermiş olduğu dilekçe veKonya Çalışma Bölge Müdürlüğü’nden getirtilen evrakların incelenmesinde; 4857 sayılı Kanun’un 86. maddesine muhalefetettiğinden bahisle idari para cezası uygulandığının görüldüğü, 5560 sayılı Kanun’un 31. maddesi ile değişik 5326 sayılı KabahatlerKanunu’nun 3/1-a maddesi gereğince Kabahatler Kanunu’nun idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinindiğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağının belirtilmesine, idari yaptırım kararının 4857 sayılı İşKanunu’nun 54. maddesine aykırı davranıldığından bahisle uygulandığı ve aynı Kanunun 108/2 maddesi gereğince bu cezalarakarşı 7 gün içerisinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebileceği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş; bu karar kesinleşmiştir.
Davacı vekili, bu kez, söz konusu işlemin iptali istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.KONYA 2. İDARE MAHKEMESİ; 2.5.2008 gün ve E:2007/1162, K:2008/555 sayı ile, davanın, davacı şirketin, 4857 sayılı Kanun'un86. maddesi ile Parlayıcı, Patlayıcı, Tehlikeli ve Zararlı Maddelerle Çalışılan İşyerlerinde ve İşlerde Alınacak Tedbirler HakkındakiTüzük'ün 40 ve 166. maddelerine, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzük'ün 22, 76, 78, 86, 180/4,8 maddelerine muhalefet ettiğindenbahisle, 4857 sayılı Kanun'un 105/1,4 maddesi uyarınca 8.131,00YTL para cezası ile tecziyesine ilişkin Çalışma ve SosyalGüvenlik Bakanlığı'nın 9.10.2006 gün ve 13965 sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açıldığı, 5326 sayılı KabahatlerKanunu’nun 3 ve 27. maddelerinden söz ederek, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 108. maddesinin 2. fıkrasında ise, bu kanuna göreverilen idari para cezalarına karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebileceğininhükme bağlandığı, ancak bu hükmün 8.2.2008 tarih ve 26781 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılıTemel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 578.maddesinin (öö) bendi ile yürürlükten kaldırıldığı, 8.2.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı TemelCeza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 578.maddesinin (öö) bendiyle 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca verilen para cezalarına karşı açılacak davalarda idare mahkemeleriningörevli olduğunu düzenleyen anılan Kanunun 108. maddesinin 2. fıkrası yürürlükten kalktığından 4857 sayılı İş Kanunukapsamında yalnızca idari para cezasına ilişkin olarak tesis edilen işlemlere karşı açılacak davalarda sulh ceza mahkemeleriningörevli, idari yargının görevsiz olduğu sonucuna ulaşıldığı, dosyanın incelenmesinden, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın9.10.2006 gün ve 13965 sayılı işlemi ile, davacı şirketin 4857 sayılı Kanun'un 86. maddesi ile Parlayıcı, Patlayıcı, Tehlikeli veZararlı Maddelerle Çalışılan İşyerlerinde ve İşlerde Alınacak Tedbirler Hakkındaki Tüzük’ün 40 ve 166. maddelerine, İşçi Sağlığı veİş Güvenliği Tüzük’ün 22, 76, 78, 86, 180/4,8 maddelerine muhalefet ettiğinden bahisle, aynı Kanunun 105/1,4 maddesi uyarınca8.131,00YTL para cezası ile cezalandırıldığı, bu işlemin iptali istemiyle Konya 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nde açılan davada anılanMahkemenin 22.6.2007 tarih ve 2006/1386 Müt. no’lu kararı ile; davacının itirazının görev yönünden reddine karar verildiği, bukararın 14.9.2007 tarihinde kesinleştiği, davacı tarafından 11.9.2007 tarihinde Mahkemeleri kayıtlarına giren dilekçe ile davakonusu idari para cezasının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığının anlaşıldığı, bu durumda, 5728 sayılı Kanun’un 578.maddesinin (öö) bendiyle 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca verilen para cezalarına karşı açılacak davalarda idare mahkemeleriningörevli olduğunu düzenleyen anılan Kanunun 108. maddesinin 2. fıkrası yürürlükten kalktığından, 4857 sayılı İş Kanunukapsamında yalnızca idari para cezasına ilişkin olarak tesis edilen işlemlere karşı açılacak davalarda sulh ceza mahkemelerigörevli olduğundan ve göreve ilişkin hükümlerin derhal uygulanması gerektiğinden, işbu davanın görüm ve çözümünde adliyargının görevli, Mahkemelerinin ise görevsiz olduğu sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş; bu karar, temyizedilmeyerek kesinleşmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler: Mustafa KICALIOĞLU, MahmutBİLGEN, Turan KARAKAYA, Nüket YOKLAMACIOĞLU, Serdar AKSOY ve Muhittin KARATOPRAK’ın katılımlarıyla yapılan 22.12.2008günlü toplantısında;I-İLK İNCELEME : Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre;Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Kurulunun 11.7.1988 günlü, E:1988/1, K:1988/1 sayılı İlke Kararında, “2247 sayılı UyuşmazlıkMahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun bütünüyle incelenip değerlendirilmesinden, bu Kanunun uygulanmasıyönünden 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, ‘ceza uyuşmazlıkları’ ibaresinden, savcının ya da şahsi davacının talebi ilebaşlayan yargılaması sonunda sanığın mahkumiyetine ya da beraatine hükmedilebilecek davalarda, askeri ve adli cezamahkemeleri arasında çıkan görev ve hüküm uyuşmazlıklarının anlaşılması, bunun dışında kalan tüm görev uyuşmazlıklarının ‘hukukuyuşmazlığı’ sayılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Uygulanması idari organlara bırakılan cezalar, adli nitelikte olmadığından,bunlar hakkında yapılan itirazlar ya da açılan davalar ‘ceza davası’ olarak nitelendirilemezler. İdari niteliklerinden dolayı budavalara ilişkin görev ve hüküm uyuşmazlıklarının Uyuşmazlık Mahkemesinin Hukuk Bölümünde incelenip çözümlenmesi gerektiği…”açıkça belirtilmiştir. Bu durum göz önüne alındığında, olay bölümünde yazılı başvuru konusu görev uyuşmazlığının HukukBölümünde incelenmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Adli ve idari yargı yerleri arasında anılan Yasanın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, idariyargı dosyasının davacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlik kararını veren Mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği,Başkanlıkça, adli yargı dosyasının da ilgili Mahkemesinden getirtildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığıanlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ : Raportör-Hakim Nurdane TOPUZ’un, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporuile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı İlknur ALTINTAŞ ile DanıştaySavcısı Gülen AYDINOĞLU’nun, davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, 4857 sayılı Kanun’un 86, 105 ve 108. maddeleri ile ilgili Tüzük ve Yönetmeliklere göre verilen idari para cezasınınkaldırılması istemiyle açılmıştır.4857 sayılı İş Kanunu’nun 78. maddesinde, sağlık ve güvenlik tüzük ve yönetmeliklerine, 86. maddesinde, ağır ve tehlikeli işlerderapor ile ilgili düzenlemeye yer verilmiş; 105. maddesinde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili hükümlere aykırılık halinde verilecek paracezaları belirtilmiş; “İdari para cezalarının uygulanmasına ilişkin hususlar” başlığını taşıyan 108. maddesinde ise, “(Değişik:15/5/2008-5763/10 md.) Bu Kanunda öngörülen idari para cezaları, 101 ve 106 ncı maddelerdeki idari para cezaları hariç,gerekçesi belirtilmek suretiyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürünce verilir. 101 ve 106 ncı maddelerkapsamındaki idari para cezaları ise doğrudan Türkiye İş Kurumu İl Müdürü tarafından verilir ve genel esaslara göre tahsil edilir.106 ncı maddeye göre verilecek idari para cezası için, 4904 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin (h) bendindeki tutar esas alınır” denilmiş, madde hükmü 26.5.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.4857 sayılı İş Kanunu’nda idari para cezasına karşı kanun yoluna ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır.
Öte yandan; 30.3.2005 gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 6.12.2006 gün ve 5560 sayılı Yasa’nın 31. maddesiyledeğiştirilen 3. maddesinde, " (1) Bu Kanunun;
a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,
b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında,
uygulanır"; Kanunun “Başvuru yolu” başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında ise "idari para cezası ve mülkiyetin kamuyageçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulhceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir"düzenlemeleri yer almıştır.
Bu düzenlemelere göre; Kabahatler Kanunu’nun, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğerkanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlarda görevli mahkemenin gösterilmesi durumunda iseuygulanmayacağı anlaşılmaktadır.Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflar için bir müktesep hak doğmayacağı; bu nedenle, yenibir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.
Davanın açıldığı andaki kurallara göre görevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmiş ise, (davanın açıldığıanda görevli olan ve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeniyasadaki görev kuralının, değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalarda uygulanacağına dair intikal hükümlerininvarlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilemeyeceği açıktır.Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemede açılmış, bu sırada yapılan bir kanun değişikliği ile görevsiz mahkeme o dava için görevlihale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiği için) davaya bakmaya devametmesi gerekir.
İncelenen uyuşmazlıkta, öngörülen idari para cezasının 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırımtürlerinden biri olduğu, 4857 sayılı Kanun’da da idari para cezasına itiraz konusunda görevli mahkemenin gösterilmediğianlaşılmıştır. Bu durumda, Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesinde belirtildiği üzere, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yolunailişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacak olması nedeniyle, görevli mahkemeninbelirlenmesinde 5326 sayılı Yasa hükümleri dikkate alınacağından, idari para cezasına karşı açılan davanın görüm ve çözümünde,anılan Kanunun 27. maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, Sulh Ceza Mahkemesince verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Konya 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 22.6.2007 gün veMüt.:2006/1386 Müt. sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 22.12.2008 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK kararverildi.