Hukuk Bölümü
2008/294 E. , 2008/396 K.4857 SAYILI İŞ KANUNU UYARINCA VERILEN IDARI PARA CEZASINA KARŞI AÇILAN DAVANIN ADLİ YARGIYERİNDE ÇÖZÜMLENMESIİŞ KANUNU (4857) Madde 3"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.Davacı
: E.T.Vekilleri
: Av. Ö.B. – Av. D.Ç.Davalı
: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı O L A Y
: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Adana Bölge Müdürlüğü’nün 12.12.2006 gün ve 21572 sayılı işlemi ile, 4857sayılı İş Kanunu’nun 3. maddesine muhalefet edildiğinden bahisle 108. maddesine dayanılarak 98. maddesine göre idari paracezası verilmiştir.Davacı, para cezasına karşı adli yargı yerinde itirazda bulunmuştur.ADANA 3. SULH CEZA MAHKEMESİ; 26.3.2007 gün ve MÜT:2007/4 sayı ile, muterizin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik BakanlığıAdana Bölge Müdürlüğü’nün 12.12.2006 tarih ve 21572 no’lu 1.848,00YTL idari para cezasının iptalini talep ettiği, itiraz edene4857 sayılı İş Kanunu’nun 108. maddesine dayanılarak aynı Kanunun 98. maddesi uyarınca para cezası verildiğinin anlaşıldığı,4857 sayılı İş Kanunu’nun 108. maddesi gereğince idari para cezası verildiği, bu Kanunun 108/2 maddesinde; Tebligat Kanunuhükümlerine göre tebliğ edilen idari para cezalarına karşı 7 gün içinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebileceğine ilişkinhüküm bulunduğu, 19.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun ile değişik 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3/1 maddesinden sözederek, olaya konu idari yaptırım kararının dayanağını oluşturan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 108/2 maddesinde, itirazın yetkili idaremahkemesine yapılması gerektiği hükmü bulunduğundan, sonuç itibariyle, Mahkemelerinin söz konusu idari cezaya karşıbaşvuruyu incelemekle görevli olmadığı gerekçesiyle 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun ile değişik 3/1 ve 28/1-b maddeleri gereğince görevsizlik kararı vermiş; bu karar, temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.
Davacı vekili, bu kez, söz konusu idari para cezasının kaldırılması istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.ADANA 2. İDARE MAHKEMESİ; 22.2.2008 gün ve E:2007/675, K:2008/242 sayı ile, davanın, Ulusoy Tekstil Kalite Kontrol ve Lab.İşçiliği adlı işyerinin sahibi olan davacının, işyerinin merkez adresinin süresi içerisinde Bölge Müdürlüğüne bildirilmediğinden bahisle1.848,00YTL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 12.12.2006 tarih ve 21572sayılı işleminin iptali istemiyle açıldığı, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 2, 3 ve 27. maddelerinden söz ederek, 8.2.2008 tarihliResmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda veDiğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la uyuşmazlık konusu para cezasının verilmesine dayanak teşkil edenKanunun da dahil olduğu bazı kanunlarda değişiklik yapıldığı, uyuşmazlığın çözümünün idare mahkemelerinin görev alanındançıkarıldığı, dolayısıyla 5326 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle gösterilen genel Kanun niteliği de dikkate alındığında uyuşmazlığınçözümünün 5326 sayılı Kanun’un 27. maddesi uyarınca adli yargı mercilerinin görev alanına girdiği sonucuna varıldığı gerekçesiylegörevsizlik kararı vermiş; bu karar, karara yapılan itirazın reddi suretiyle kesinleşmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler: Mustafa KICALIOĞLU, MahmutBİLGEN, Turan KARAKAYA, Nüket YOKLAMACIOĞLU, Serdar AKSOY ve Muhittin KARATOPRAK’ın katılımlarıyla yapılan 22.12.2008günlü toplantısında;I-İLK İNCELEME : Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre;Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Kurulunun 11.7.1988 günlü, E:1988/1, K:1988/1 sayılı İlke Kararında, “2247 sayılı UyuşmazlıkMahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun bütünüyle incelenip değerlendirilmesinden, bu Kanunun uygulanmasıyönünden 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, ‘ceza uyuşmazlıkları’ ibaresinden, savcının ya da şahsi davacının talebi ilebaşlayan yargılaması sonunda sanığın mahkumiyetine ya da beraatine hükmedilebilecek davalarda, askeri ve adli cezamahkemeleri arasında çıkan görev ve hüküm uyuşmazlıklarının anlaşılması, bunun dışında kalan tüm görev uyuşmazlıklarının ‘hukukuyuşmazlığı’ sayılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Uygulanması idari organlara bırakılan cezalar, adli nitelikte olmadığından,bunlar hakkında yapılan itirazlar ya da açılan davalar ‘ceza davası’ olarak nitelendirilemezler. İdari niteliklerinden dolayı budavalara ilişkin görev ve hüküm uyuşmazlıklarının Uyuşmazlık Mahkemesinin Hukuk Bölümünde incelenip çözümlenmesi gerektiği…”açıkça belirtilmiştir. Bu durum göz önüne alındığında, olay bölümünde yazılı başvuru konusu görev uyuşmazlığının HukukBölümünde incelenmesi gerektiği kuşkusuzdur.Adli ve idari yargı yerleri arasında anılan Yasanın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, idariyargı dosyasının davacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlik kararını veren Mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiğive usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile kararverildi.II-ESASIN İNCELENMESİ : Raportör-Hakim Nurdane TOPUZ’un, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporuile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı İlknur ALTINTAŞ ile DanıştaySavcısı Gülen AYDINOĞLU’nun, davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, 4857 sayılı Kanun’un 3, 98 ve 108. maddelerine göre verilen idari para cezasının kaldırılması istemiyle açılmıştır.4857 sayılı İş Kanunu’nun 3. maddesinde, işyerini bildirmeye ilişkin düzenlemeye yer verilmiş; 98. maddesinde, işyerini bildirmeyükümlülüğüne aykırılık halinde verilecek idari para cezaları belirtilmiş; “İdari para cezalarının uygulanmasına ilişkin hususlar”başlığını taşıyan 108. maddesinde ise, “(Değişik: 15/5/2008-5763/10 md.)
Bu Kanunda öngörülen idari para cezaları, 101 ve106 ncı maddelerdeki idari para cezaları hariç, gerekçesi belirtilmek suretiyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı BölgeMüdürünce verilir. 101 ve 106 ncı maddeler kapsamındaki idari para cezaları ise doğrudan Türkiye İş Kurumu İl Müdürü tarafından
verilir ve genel esaslara göre tahsil edilir. 106 ncı maddeye göre verilecek idari para cezası için, 4904 sayılı Kanunun 20 ncimaddesinin (h) bendindeki tutar esas alınır” denilmiş, madde hükmü 26.5.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.4857 sayılı İş Kanunu’nda idari para cezasına karşı kanun yoluna ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır.
Öte yandan; 30.3.2005 gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 6.12.2006 gün ve 5560 sayılı Yasa’nın 31. maddesiyledeğiştirilen 3. maddesinde, " (1) Bu Kanunun;
a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,
b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında,
uygulanır"; Kanunun “Başvuru yolu” başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında ise "idari para cezası ve mülkiyetin kamuyageçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulhceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir"düzenlemeleri yer almıştır.
Bu düzenlemelere göre; Kabahatler Kanunu’nun, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğerkanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlarda görevli mahkemenin gösterilmesi durumunda iseuygulanmayacağı anlaşılmaktadır.Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflar için bir müktesep hak doğmayacağı; bu nedenle, yenibir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.
Davanın açıldığı andaki kurallara göre görevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmiş ise, (davanın açıldığıanda görevli olan ve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeniyasadaki görev kuralının, değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalarda uygulanacağına dair intikal hükümlerininvarlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilemeyeceği açıktır.Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemede açılmış, bu sırada yapılan bir kanun değişikliği ile görevsiz mahkeme o dava için görevlihale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiği için) davaya bakmaya devametmesi gerekir.
İncelenen uyuşmazlıkta, öngörülen idari para cezasının 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırımtürlerinden biri olduğu, 4857 sayılı Kanun’da da idari para cezasına itiraz konusunda görevli mahkemenin gösterilmediğianlaşılmıştır. Bu durumda, Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesinde belirtildiği üzere, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yolunailişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacak olması nedeniyle, görevli mahkemeninbelirlenmesinde 5326 sayılı Yasa hükümleri dikkate alınacağından, idari para cezasına karşı açılan davanın görüm ve çözümünde,anılan Kanunun 27. maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, Sulh Ceza Mahkemesince verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Adana 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 26.3.2007 günve MÜT:2007/4 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 22.12.2008 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK kararverildi.