Hukuk Bölümü
2008/296 E. , 2008/397 K.4857 SAYILI İŞ KANUNU UYARINCA VERILEN IDARI PARA CEZASINA KARŞI AÇILAN DAVANIN ADLİ YARGIYERİNDE ÇÖZÜMLENMESIİŞ KANUNU (4857) Madde 92"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.Davacı
: İ. İnşaat San. ve Tic. A.Ş.Vekili
: Av. H.D.Davalı
: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı O L A Y
: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bursa Bölge Müdürlüğü’nün 19.4.2007 gün ve 8255 sayılı işlemi ile, 4857sayılı İş Kanunu’nun 92. maddesine muhalefet edildiğinden bahisle, 108. maddesine dayanılarak 102, 103 ve 104. maddelerinegöre idari para cezası verilmiştir.Davacı vekili, para cezasına karşı adli yargı yerinde itirazda bulunmuştur.BURSA 3. SULH CEZA MAHKEMESİ; 1.6.2007 gün ve Değişik İş:2007/682 sayı ile, başvuruda bulunan hakkında Çalışma ve SosyalGüvenlik Bakanlığı Bursa Bölge Müdürlüğü’nün 19.4.2007 tarih ve 08255 sayılı kararıyla, 4857 sayılı Kanun’un 108. maddesinedayanılarak aynı Kanunun 102/c, 103 ve 104. maddeleri gereğince 8.455,00YTL idari para cezası tahakkuk ettirildiği, 4857 sayılıİş Kanunu’nun 108. maddesinde cezalara karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yetkili idare mahkemesine itirazedilebileceğinin belirtildiği, 5326 sayılı Kanun’un 3/1 maddesinde, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinindiğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı belirtilmiş olup, Yasasında itirazın idare mahkemesineyapılacağı hususunda düzenleme bulunduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş; bu karar kesinleşmiştir.Davacı vekili, bu kez, söz konusu idari para cezasının kaldırılması istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.BURSA 3. İDARE MAHKEMESİ; 20.2.2008 gün ve E:2007/1189, K:2008/104 sayı ile, davanın, Çalışma ve Sosyal GüvenlikBakanlığı Teftiş Kurulu Bursa Grup Başkanlığı’nca davacıya ait işyerine ilişkin kayıt ve belgelerin yazılı olarak istenilmesine rağmensüresi içerisinde ibraz edilmeyerek teftiş ve denetime engel olunduğundan bahisle davacı şirketin 8.455,00YTL idari para cezasıile cezalandırılmasına ilişkin 19.4.2007 gün ve 8255 sayılı işlemin iptali istemiyle açıldığı, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nunmuhtelif maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 92, 107 ve 108. maddelerinden söz ederek, 8 Şubat 2008 günlü ve 26781 sayılıResmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve DiğerBazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 578. maddesinin "öö" bendi ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun idari paracezalarına karşı idare mahkemesine dava açılmasını öngören 108 inci maddesinin ikinci fıkrasının yürürlükten kaldırıldığı, budurumda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teftiş Kurulu Bursa Grup Başkanlığı’nca davacıya ait işyerine ilişkin kayıt vebelgelerin yazılı olarak istenilmesine rağmen süresi içerisinde ibraz edilmeyerek teftiş ve denetime engel olunduğundan bahisledavacı şirketin 8.455,00YTL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 19.4.2007 gün ve 8255 sayılı işlemin iptali istemindendoğan uyuşmazlığın çözümlenmesi görevinin 8.2.2008 tarihi itibari ile 5728 sayılı Yasa’yla idare mahkemesinin görev alanındançıkarılması nedeniyle 5326 sayılı Yasa hükümlerine göre sulh ceza mahkemesine ait olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiylegörevsizlik kararı vermiş; bu karar, temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler: Mustafa KICALIOĞLU, MahmutBİLGEN, Turan KARAKAYA, Nüket YOKLAMACIOĞLU, Serdar AKSOY ve Muhittin KARATOPRAK’ın katılımlarıyla yapılan 22.12.2008günlü toplantısında;I-İLK İNCELEME : Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre;Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Kurulunun 11.7.1988 günlü, E:1988/1, K:1988/1 sayılı İlke Kararında, “2247 sayılı UyuşmazlıkMahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun bütünüyle incelenip değerlendirilmesinden, bu Kanunun uygulanmasıyönünden 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, ‘ceza uyuşmazlıkları’ ibaresinden, savcının ya da şahsi davacının talebi ilebaşlayan yargılaması sonunda sanığın mahkumiyetine ya da beraatine hükmedilebilecek davalarda, askeri ve adli cezamahkemeleri arasında çıkan görev ve hüküm uyuşmazlıklarının anlaşılması, bunun dışında kalan tüm görev uyuşmazlıklarının ‘hukukuyuşmazlığı’ sayılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Uygulanması idari organlara bırakılan cezalar, adli nitelikte olmadığından,bunlar hakkında yapılan itirazlar ya da açılan davalar ‘ceza davası’ olarak nitelendirilemezler. İdari niteliklerinden dolayı budavalara ilişkin görev ve hüküm uyuşmazlıklarının Uyuşmazlık Mahkemesinin Hukuk Bölümünde incelenip çözümlenmesigerektiği….”açıkça belirtilmiştir. Bu durum göz önüne alındığında, olay bölümünde yazılı başvuru konusu görev uyuşmazlığınınHukuk Bölümünde incelenmesi gerektiği kuşkusuzdur.Adli ve idari yargı yerleri arasında anılan Yasanın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, idariyargı dosyasının davacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlik kararını veren Mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiğive usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile kararverildi.II-ESASIN İNCELENMESİ : Raportör-Hakim Nurdane TOPUZ’un, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporuile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı İlknur ALTINTAŞ ile DanıştaySavcısı Gülen AYDINOĞLU’nun, davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, 4857 sayılı Kanun’un 92, 102, 103, 104 ve 108. maddelerine göre verilen idari para cezasının kaldırılması istemiyleaçılmıştır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 92. maddesinde, yetkili makam ve memurlara ilişkin düzenlemeye yer verilmiş; 102. maddesinde, ücretile ilgili hükümlere aykırılık, 103. maddesinde, yıllık ücretli izin hükümlerine aykırılık, 104. maddesinde, işin düzenlenmesine ilişkinhükümlere aykırılık halinde verilecek para cezaları belirtilmiş; “İdari para cezalarının uygulanmasına ilişkin hususlar” başlığınıtaşıyan 108. maddesinde ise, “(Değişik: 15/5/2008-5763/10 md.)
Bu Kanunda öngörülen idari para cezaları, 101 ve 106 ncımaddelerdeki idari para cezaları hariç, gerekçesi belirtilmek suretiyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürünceverilir. 101 ve 106 ncı maddeler kapsamındaki idari para cezaları ise doğrudan Türkiye İş Kurumu İl Müdürü tarafından verilir vegenel esaslara göre tahsil edilir. 106 ncı maddeye göre verilecek idari para cezası için, 4904 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin(h) bendindeki tutar esas alınır” denilmiş, madde hükmü 26.5.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.4857 sayılı İş Kanunu’nda idari para cezasına karşı kanun yoluna ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır.
Öte yandan; 30.3.2005 gün ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 6.12.2006 gün ve 5560 sayılı Yasa’nın 31. maddesiyledeğiştirilen 3. maddesinde, " (1) Bu Kanunun;
a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,
b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında,
uygulanır"; Kanunun “Başvuru yolu” başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında ise "idari para cezası ve mülkiyetin kamuyageçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulhceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir"düzenlemeleri yer almıştır.
Bu düzenlemelere göre; Kabahatler Kanunu’nun, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğerkanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlarda görevli mahkemenin gösterilmesi durumunda iseuygulanmayacağı anlaşılmaktadır.Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflar için bir müktesep hak doğmayacağı; bu nedenle, yenibir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.
Davanın açıldığı andaki kurallara göre görevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmiş ise, (davanın açıldığıanda görevli olan ve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeniyasadaki görev kuralının, değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalarda uygulanacağına dair intikal hükümlerininvarlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilemeyeceği açıktır.Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemede açılmış, bu sırada yapılan bir kanun değişikliği ile görevsiz mahkeme o dava için görevlihale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiği için) davaya bakmaya devametmesi gerekir.
İncelenen uyuşmazlıkta, öngörülen idari para cezasının 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırımtürlerinden biri olduğu, 4857 sayılı Kanun’da da idari para cezasına itiraz konusunda görevli mahkemenin gösterilmediğianlaşılmıştır. Bu durumda, Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesinde belirtildiği üzere, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yolunailişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacak olması nedeniyle, görevli mahkemeninbelirlenmesinde 5326 sayılı Yasa hükümleri dikkate alınacağından, idari para cezasına karşı açılan davanın görüm ve çözümünde,anılan Kanunun 27. maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, Sulh Ceza Mahkemesince verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. SONUÇ : Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Bursa 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 1.6.2007 gün veDeğişik İş:2007/682 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 22.12.2008 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK kararverildi.