Hukuk Bölümü
2008/394 E. , 2008/425 K.3194 SAYILI İMAR KANUNU UYARINCA VERILEN IDARI PARA CEZASINA KARŞI AÇILAN DAVANIN İDARİYARGI YERİNDE ÇÖZÜMLENMESIİMAR KANUNU (3194) Madde 42"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.Davacı
: D.K.Davalı
: Karşıyaka Belediye Başkanlığı O L A Y
: 17.1.2008 gün ve 124 no’lu Karşıyaka Belediyesi Encümen kararı ile, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesinegöre, 29.8.2006 günü mühürlenerek durdurulan ve 17.10.2006 tarih ve 08/2120 karar no ile Encümence yıkım kararı alınan yapıile ilgili olarak 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesine göre 1.000,00YTL para cezası verilmiştir.Davacı, para cezasına karşı adli yargı yerinde itirazda bulunmuştur.KARŞIYAKA 3. SULH CEZA MAHKEMESİ; 16.4.2008 gün ve Değişik İş:2008/208 sayı ile, Karşıyaka Belediye Başkanlığı’nın15.1.2008 tarih ve 124 sayılı Encümen kararı ile, yıkım ve bu kararla birlikte 1.000.-YTL para cezasının D.K.'tan tahsil edilmesinekarar verildiği, tüm evrak kapsamından; idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı konu ile ilgili olarak idari yargınıngörev alanına giren kararların da verilmiş bulunduğu, idari yaptırım kararına ilişkin iddiaların, dayanak işlemin iptali talebiyle birlikteidari yargı merciinde görüleceği, Kabahatler Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’la değişik 3. maddesi ve aynı Kanunun 27. maddesine5560 sayılı Kanun’la eklenen 8. fıkra hükmü bir arada değerlendirildiğinde; 3197 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesi uyarıncaverilen para cezalarına karşı açılacak davaların çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu anlaşıldığından D.K.'ın itirazının görevyönünden reddine karar vermenin icap ettiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş; bu karar kesinleşmiştir.
Davacı, bu kez, söz konusu işlemin iptali istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.İZMİR 3. İDARE MAHKEMESİ; 24.6.2008 gün ve E:2008/802, K:2008/1349 sayı ile, İzmir İli, Karşıyaka İlçesi, 1609 Sokak No:7,D:8 adresinde ve tapunun 1996 ada, 7(E:21) parselinde kayıtlı mülkiyeti davacıya ait taşınmaza ruhsata aykırı yapı yapıldığındanbahisle davacıya 3194 sayılı Yasa’nın 42. maddesi uyarınca 1.000.-YTL para cezası verilmesine ilişkin Karşıyaka BelediyeEncümeni’nin 17.1.2008 gün ve 124 sayılı işleminin iptali istemiyle açıldığı, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3 ve 27. maddeleriile 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinden söz ederek, dava dosyasının incelenmesinden, davacı tarafından, İzmir İli,Karşıyaka İlçesi, 1609 Sokak, No:7, D:8 adresinde ve tapunun 1996 ada, 7(E:21) parselinde kayıtlı mülkiyeti davacıya aittaşınmaza ruhsata aykırı yapı yapıldığından bahisle, Karşıyaka Belediye Encümeni’nin 17.10.2006 gün ve 08/2120 sayılı kararıyla3194 sayılı Yasa’nın 32. maddesi uyarınca ruhsatsız yapıların yıkımına karar verildiği, Karşıyaka Belediye Encümeni’nin 17.1.2008gün ve 124 sayılı kararıyla da söz konusu aykırılıklar nedeniyle 3194 sayılı Yasa’nın 42. maddesi uyarınca davacıya 1.000.-YTLpara cezası verildiği, para cezasına ilişkin Encümen kararına karşı açılan davanın Karşıya 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 16.4.2008gün ve K:2008/208 D.İş sayılı kararıyla davanın görev yönünden reddi üzerine, para cezasının iptali istemiyle bu davanın açıldığı,yıkıma ilişkin Karşıyaka Belediye Encümeni’nin 17.10.2006 gün ve 08/2120 sayılı kararına karşı dava açılıp açılmadığının 23.5.2008tarihli ara kararı ile davacıdan sorulması üzerine verilen cevapta, dava açılmadığının belirtildiğinin anlaşıldığı, bu durumda, 3194sayılı Yasa’nın 32 ve 42. maddeleri uyarınca verilen yıkım ve para cezasına ilişkin işlemlerin, yıkıma ilişkin işleme dava açılmadığı,sadece para cezasına ilişkin kısmı için dava açıldığı anlaşılmakta olup, söz konusu bu davanın, görüm ve çözümünün, 3194 sayılıYasa’da görev konusunda bir düzenleme bulunmaması karşısında, 5326 sayılı Yasa’nın yukarıda anılan 3 ve 27. maddesi uyarıncaadli yargı yerinin görevine girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş; bu karar, karara itiraz edilmeyerek kesinleşmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler: Mustafa KICALIOĞLU, MahmutBİLGEN, Turan KARAKAYA, Nüket YOKLAMACIOĞLU, Serdar AKSOY ve Muhittin KARATOPRAK’ın katılımlarıyla yapılan 22.12.2008günlü toplantısında;I-İLK İNCELEME : Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre;Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Kurulunun 11.7.1988 günlü, E:1988/1, K:1988/1 sayılı İlke Kararında, “2247 sayılı UyuşmazlıkMahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun bütünüyle incelenip değerlendirilmesinden, bu Kanunun uygulanmasıyönünden 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, ‘ceza uyuşmazlıkları’ ibaresinden, savcının ya da şahsi davacının talebi ilebaşlayan yargılaması sonunda sanığın mahkumiyetine ya da beraatine hükmedilebilecek davalarda, askeri ve adli cezamahkemeleri arasında çıkan görev ve hüküm uyuşmazlıklarının anlaşılması, bunun dışında kalan tüm görev uyuşmazlıklarının ‘hukukuyuşmazlığı’ sayılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Uygulanması idari organlara bırakılan cezalar, adli nitelikte olmadığından,bunlar hakkında yapılan itirazlar ya da açılan davalar ‘ceza davası’ olarak nitelendirilemezler. İdari niteliklerinden dolayı budavalara ilişkin görev ve hüküm uyuşmazlıklarının Uyuşmazlık Mahkemesinin Hukuk Bölümünde incelenip çözümlenmesigerektiği….”açıkça belirtilmiştir. Bu durum göz önüne alındığında, olay bölümünde yazılı başvuru konusu görev uyuşmazlığınınHukuk Bölümünde incelenmesi gerektiği kuşkusuzdur.Adli ve idari yargı yerleri arasında anılan Yasanın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, idariyargı dosyasının davacının istemi üzerine son görevsizlik kararını veren Mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği veusule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile kararverildi.II-ESASIN İNCELENMESİ : Raportör-Hakim Nurdane TOPUZ’un, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporuile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı İlknur ALTINTAŞ ile DanıştaySavcısı Gülen AYDINOĞLU’nun, davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesine göre verilen para cezasının kaldırılması istemiyle açılmıştır.3.5.1985 tarih ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin birinci fıkrasında, ruhsat alınmadan veya ruhsat veya eklerineveya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının yapı sahibine, fenni mesule ve müteahhidine, istisnalar dışında özel
parselasyon ile hisse karşılığı belirli bir yer satan ve alana para cezası verileceği kurala bağlanmış; anılan Yasa maddesinin itirazmerci olarak sulh ceza mahkemesini belirleyen beşinci fıkrası Anayasa Mahkemesi’nin 15.5.1997 tarihli ve E:1996/72, K:1997/51sayılı kararıyla; bir idari işlemin bir bölümünün idari yargının, diğer bir bölümünün ise adli yargının denetimine bırakılmasında, kamuyararı bulunmadığı, zira bu işlemlerin, kamu gücünün kullanılmasıyla ilgili bir idari işlemin devamı ve idari bir yasağa aykırıdavranan kişiye idari bir yaptırımın uygulanması niteliğinde olduğu, çıkacak uyuşmazlıkların çözümünde de idari yargının yetkiliolacağı, idarenin aynı yapı için aldığı kararın bir bölümünün idari yargıda bir bölümünün adli yargıda görülmesinin yargılamanınbütünlüğünü bozacağı, idari bir işlemin bölünerek bir bölümünün idari yargının bir bölümünün de adli yargının denetiminebırakılmasında isabet bulunmadığı belirtilmek suretiyle iptal edilmiş olup, yasama organınca bu konuda düzenleme yapılmamıştır.Anayasa Mahkemesinin iptal kararını gözeten Uyuşmazlık Mahkemesi, 3194 sayılı Yasa’nın 42. maddesine göre verilen idari paracezalarına karşı açılan davaları, göreve ilişkin genel ilkelere göre idari yargının görev alanında görmüştür.30.3.2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3 üncü maddesini değiştiren 6.12.2006 günlü, 5560 sayılı Yasa’nın 31.maddesinde “(1) Bu Kanunun;a) İdari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında,uygulanır." denilmiştir.Aynı Kanunun 27. maddesine, 5560 sayılı Kanun ile eklenen sekizinci fıkrada ise; idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamındaaynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idari yaptırım kararına ilişkin hukukaaykırılık iddialarının, bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceği kurala bağlanmış, bu maddenin gerekçesindede bu hükümle, Kabahatler Kanunu'ndaki düzenlemelerin ortaya çıkardığı bağlantı sorununa çözüm getirilmesinin amaçlandığıifade edilmiştir.19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren bu düzenlemeye göre, Kabahatler Kanunu’nun; İdari yaptırım kararlarına karşı kanun yolunailişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlarda görevli mahkemeningösterilmesi durumunda ise uygulanmayacağı ancak; idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idariyargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddialarının, buişlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceği anlaşılmaktadır.Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflar için bir müktesep hak doğmayacağı; bu nedenle, yenibir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.Davanın açıldığı andaki kurallara göre görevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmiş ise, (davanın açıldığı andagörevli olan ve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeniyasadaki görev kuralının, değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalarda uygulanacağına dair intikal hükümlerininvarlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilemeyeceği açıktır.Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemede açılmış, bu sırada yapılan bir kanun değişikliği ile görevsiz mahkeme o dava için görevlihale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiği için) davaya bakmaya devametmesi gerekir.İncelenen uyuşmazlıkta, öngörülen idari para cezasının 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırım türlerindenbiri olduğu, 3194 sayılı İmar Kanunu’nda da idari para cezasına itiraz konusunda görevli mahkemenin gösterilmediği, ancak; idaripara cezasına konu yapı ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararın(mühürleme ve yıkım) da verildiği anlaşıldığından;idari para cezasına ilişkin kararın hukuka aykırılığı iddiasının da, idari yargı yerinde görüleceği kuşkusuzdur.Bu durumda, Kabahatler Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’la değişik 3. maddesi ve aynı Kanunun 27. maddesine 5560 sayılı Kanun’laeklenen sekizinci fıkra hükmü bir arada değerlendirildiğinde, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca verilen paracezasına karşı açılacak davanın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, İdare Mahkemesince verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. SONUÇ : Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle İzmir 3. İdare Mahkemesi’nin 24.6.2008 gün veE:2008/802, K:2008/1349 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 22.12.2008 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi.