Hukuk Bölümü
2008/421 E. , 2009/251 K.2247 SAYILI YASA’NIN 14. MADDESINDE ÖNGÖRÜLEN KOŞULLARI TAŞIMAYAN BAŞVURUNUN, AYNIYASANIN 27. MADDESI UYARINCA REDDİGIDALARIN ÜRETİMİ, TÜKETİMİ VE DENETLENMESİNE DAİR KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİNDEĞİŞTİRİLEREK KABULÜ HAKKINDA KANUN(MÜLGA) (5179) Madde 29"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.Davacı
: S.Y. Gıda Ür. Tur. San. ve Tic. Ltd. ŞtiVekili
: Av. S.Ç.Davalı
: İstanbul Valiliği İl Tarım Müdürlüğü
O L A Y
: İstanbul Valiliği İl Tarım Müdürlüğü 'nün 08.01.2007 gün ve 004121-057435/001 numaralı işlemi ile,5179 sayılı Gıdaların Üretimi Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü HakkındaKanun’un 29. maddesinin (j) bendine göre Davacı Şirkete idari para cezası verilmiştir.Davacı vekili, idari para cezasının kaldırılması istemiyle adli yargı yerinde itirazda bulunmuştur.ŞİŞLİ 1. SULH CEZA MAHKEMESİ; 05.12.2007 gün ve Müt. No: 2007/2905, Müt. Karar No: 2007/2905 sayı ile, muterizin itirazakonu 19.03.2007 havale tarihli dilekçesinde hakkında tanzim edilen idari para cezasının iptalini talep etmiş olduğu; muteriztarafından idari para cezasına karşı mahkemelerinde itiraz edilmiş ise de; 5179 SY’nın 30. md. gereğince idari para cezalarınakarşı yetkili idare mahkemesinde itiraz edilebileceği bildirildiğinden talebin görev yönünden reddine karar vermenin gerekmişolduğu gerekçesiyle; muterizin yapmış olduğu itirazın görev yönünden REDDİNE, karar kesinleştiğinden muterizin 30 günlük süreiçinde görevli ve yetkili idare mahkemesinde dava açmakta muhtariyetine; kararın taraflara tebliğine, kararın tebliğinden itibarenilgililerin 7 gün içinde yapacakları yazılı veya sözlü başvuru ile İstanbul Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itirazı kabil olmakkaydı ile evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda karar vermiştir.Davacı vekili bu kez, aynı istemle idari yargı yerinde dava açmıştır.İSTANBUL 9. İDARE MAHKEMESİ: 04.06.2008 gün ve E: 2008/978, K: 2008/1222 sayı ile, 5179 sayılı Kanunu'nun 30/1.maddesinde; "Verilen idari para cezalarına dair kararlar ilgililere 11/02/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerinegöre tebliğ edilir. Bu cezalara karşı yetkili idare mahkemesine itiraz edilebilir. " hükmü yer almakta iken 07.02.2008 tarihindeResmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren; 5728 sayılı Türk Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer BazıKanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 543. maddesi ile 5179 sayılı yasanın 30. maddesinin anılan hükümleri yürürlüktenkaldırılmış, aynı kanunun geçici 2.maddesinde ise kovuşturma evresindeki dava dosyaları hakkında mahkemenin görevli olmamasıhalinde görevsizlik kararı verileceğinin belirtilmiş olduğu; 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 5560 sayılı Kanunla değişik 3.maddesinde "a)İdari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmamasıhalinde uygulanacağı" kuralı, 27/1. maddesinde ise "İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırımkararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir."kuralının yer aldığı; dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden, davacıya 5179 sayılı Kanunun 29/j maddesi uyarınca 5.918,00YTL idari para cezası verilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmış ise de; yukarıda ilgili hükümleri aktarılan 5728sayılı Yasa ile anılan kanun hükümleri yürürlükten kaldırılmış olduğundan, adı geçen yasa uyarınca verilen idari para cezalarınakarşı İdari Yargıya başvurma olanağının kalmadığı; bu durumda; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 27/1. maddesi uyarıncabakılan davanın görüm ve çözümünün Sulh Ceza Mahkemeleri'nin görev alanına girdiği gerekçesiyle; davanın 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Yasasının 15/1-a. maddesi hükmü uyarınca görev yönünden reddine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler: Mustafa KICALIOĞLU, MahmutBİLGEN, Habibe ÜNAL, Turan KARAKAYA, Serdar AKSOY ve Muhittin KARATOPRAK’ın katılımlarıyla yapılan 02.11.2009 günlütoplantısında: Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, 2247 sayılı Yasa’da öngörülen koşulları taşımayan başvurunun reddi gerektiğiyolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Dr. İlknurALTUNTAŞ ile Danıştay Savcısı Gülen AYDINOĞLU’nun başvurunun reddi gerektiği yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendiktensonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre;Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Kurulunun 11.7.1988 günlü, E:1988/1, K:1988/1 sayılı İlke Kararında, “2247 sayılı UyuşmazlıkMahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun bütünüyle incelenip değerlendirilmesinden, bu Kanunun uygulanmasıyönünden 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, ‘ceza uyuşmazlıkları’ ibaresinden, savcının ya da şahsi davacının talebi ilebaşlayan yargılaması sonunda sanığın mahkumiyetine ya da beraatine hükmedilebilecek davalarda, askeri ve adli cezamahkemeleri arasında çıkan görev ve hüküm uyuşmazlıklarının anlaşılması, bunun dışında kalan tüm görev uyuşmazlıklarının ‘hukukuyuşmazlığı’ sayılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Uygulanması idari organlara bırakılan cezalar, adli nitelikte olmadığından,bunlar hakkında yapılan itirazlar ya da açılan davalar ‘ceza davası’ olarak nitelendirilemezler. İdari niteliklerinden dolayı budavalara ilişkin görev ve hüküm uyuşmazlıklarının Uyuşmazlık Mahkemesinin Hukuk Bölümünde incelenip çözümlenmesigerektiği...” açıkça belirtilmiştir. Bu durum göz önüne alındığında, olay bölümünde yazılı başvuru konusu görev uyuşmazlığınınHukuk Bölümünde incelenmesi gerektiği kuşkusuzdur.2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 14. maddesine göre; olumsuz görev uyuşmazlığınınbulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olandavada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekmekte; bu uyuşmazlığıngiderilmesi istemi ise, hukuk uyuşmazlıklarında ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilmektedir. Aynı Yasanın 27. maddesindeise, Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, uyuşmazlık çıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önce şekil ve süre açısındaninceleyeceği; yöntemine uymayan veya süresi içinde ileri sürülmemiş istemleri reddedeceği kuralına yer verilmektedir.Davacı vekilinin istemi üzerine İdare Mahkemesince Mahkememize gönderilen dosyanın incelenmesi sonucu Başkanlıkça,26.11.2008 gün, E:2008/421 sayılı yazı ve 15.10.2009 gün, aynı sayılı fax yazısı ile Şişli 1.Sulh Ceza Mahkemesi’nden
05.12.2007 gün ve E: 2007/2905, K:2007/2095 sayılı kararın kesinleşme durumunu gösteren onaylı bir örneğinin istenilmesiüzerine adı geçen Mahkemece gönderilen 15.10.2009 gün ve 2007/2905 sayılı yazıda aynen, “Her ne kadar İlgi sayılı yazınız ileistemiş olduğunuz Mahkememizin dosyasından kararın kesinleşme durumunu gösteren onaylı bir sureti istenmiş ise de; dosyamızıntebligatlarının tüm aramalara rağmen bulunamadığı, tebligat çıkarıldığına dair de herhangi bir şerh bulunamadığı anlaşılmaklayazımız ekinde onaylı karar sureti gönderilmiştir.” denilmiştir.Bu durumda, görev uyuşmazlığına konu edilen Şişli 1.Sulh Ceza Mahkemesi’nin görevsizlik kararının kesinleşmediği sonucunavarılmıştır.Açıklanan nedenlerle, 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan başvurunun, aynı Yasanın 27. maddesiuyarınca reddi gerekmiştir. S O N U Ç : 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN, aynı Yasanın 27. maddesiuyarınca REDDİNE, 02.11.2009 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.