Hukuk Bölümü
2009/63 E. , 2009/323 K.ASKERI ARACIN ŞARAMPOLE YUVARLANMASI SONUCUNDA ÖLEN P.ONBAŞI H.K.NIN MIRASÇILARITARAFINDAN, IDARE ALEYHINE AÇILAN MADDI VE MANEVI TAZMINAT DAVASIKARAYOLLARI TRAFİK KANUNU (2918) Madde 85"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.
Davacılar
: 1- A.K.
2- Y.K.
3- A.F.K.
4- N.T.(K.)
5- F.Ş.(K.)
Vekili
: Av. M.L.G.
Davalı
: Mili Savunma Bakanlığı
Vekili
: Av. B.D. O L A Y
: Davacılardan A.K. ile Y.K.'ün çocuğu ve diğer davacıların kardeşi olan Halil Kömür; Hakkari Yüksekova 4'ncüDağ Komando Tabur Komutanlığında P.Onbaşı olarak askerlik hizmetini yaptığı sırada, 09.12.2005 tarihinde yapılan bir operasyonkapsamında, içinde bulunduğu askeri aracın şarampole devrilmesi sonucu vefat etmiştir.
Davacılar vekilince, fazlaya ilişkin alacak ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, destekten yoksunluk karşılığı maddi veayrıca manevi olmak üzere toplam 83.000.00TL. tazminatın, olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte, davalı idareceödenmesi istemiyle, adli yargı yerinde dava açılmıştır.
Davalı idare vekilince, birinci savunma dilekçesinde, davada Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin görevli olduğu önesürülerek görev itirazında bulunulmuştur.
ANKARA 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ; 25.11.2008 günlü celsesinde E:2008/262 sayı ile, davalı idarenin görevitirazının reddine karar vermiştir.
Davalı idare vekilince, süresinde verilen dilekçe ile olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması istemiyle başvuruda bulunulmasıüzerine dilekçe ve ekleri AYİM Başsavcılığına gönderilmiştir.
ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ BAŞSAVCISI; Anayasa’nın 125. maddesine göre idarenin kendi eylem veişlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu ve bu nedenle doğan zararların giderilmesi istemiyle açılacak tam yargıdavalarının idari yargının görevine girdiği, zararın idareye ait aracın karıştığı trafik kazasından doğması nedeniyle ilgili mevzuatınirdelenmesinden 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümlerinde açıkça göreve ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği gibi,esasen 85. maddedeki işletenin hukuki sorumluluğunun zarar gören üçüncü kişiler bakımından ele alınmış olması karşısında,işleten veya teşebbüs sahibi ile hizmet ilişkisi içinde bulunan araç sürücüsü veya diğer görevlilerin uğradıkları zarardan dolayıhukuki sorumluluğun genel hükümlere tabi olmasının doğal bulunduğu, nitekim anılan Yasa’da 85. madde dışında kalan hallerdegene hükümlerin uygulanacağına işaret edildiği, belirtilen duruma göre kamu kurumuna ait motorlu aracın kamu hizmetininyürütülmesi amacıyla işletilmesi sırasında bir kamu görevlisinin yaralanması ya da ölmesi nedeniyle uğranılan zararlardan dolayıidarenin hizmet kusuru ya da objektif sorumluluk esasları çerçevesinde sorumlu olup olmadığının yargısal denetiminin, idarieylemden doğan zararların giderilmesi için açılacak bir tam yargı davası kapsamında idari yargı yerlerince yapılacağının açıkolduğu; Anayasa'nın 157'nci maddesinde, Askeri Yüksek idare Mahkemesinin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile,asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk veson derece mahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartıaranmayacağının belirtildiği; 1602 sayılı Yasanın 20'nci maddesinde de aynı hükmün yer aldığı; olayda, davalı idareye ait aracıntahsis edildiği görevin veya hizmetin yürütülmesi sırasında araçta yolcu olarak bulunan davacılar yakının, meydana gelen trafikkazası sonucu ölümü dolayısıyla uğranılan zararların idare tarafından tazmin edilmesi istenildiği anlaşılmakla, zararın askeri birgörevin/hizmetin yürütülmesi sırasında doğması ve asker kişinin bedeninde oluşması karşısında davada idari eylemin "askerihizmete ilişkin bulunması" ve "asker kişiyi ilgilendirmesi" koşullarının birlikte gerçekleştiği ve dolayısıyla AYiM'in görevli olduğunundeğerlendirildiği gerekçesiyle; 2247 sayılı Kanunun 10, 12 ve 13'ncü maddeleri gereğince olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasını,durumun Ankara 5'nci Asliye Hukuk Mahkemesi Başkanlığına bildirilmesini ve Askeri Yüksek idare Mahkemesinin görevli olduğunakarar verilmesini Uyuşmazlık Mahkemesinden istemiştir.Başkanlıkça, 2247 sayılı Yasa’nın 13. maddesine göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından yazılı düşüncesi istenilmiştir.
YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümlerinde açıkça göreve ilişkin birdüzenlemeye yer verilmediği gibi, esasen 85. maddedeki işletenin hukuki sorumluluğunun zarar gören üçüncü kişiler bakımındanele alınmış olması karşısında, işleten veya teşebbüs sahibi ile hizmet ilişkisi içinde bulunan araç sürücüsü veya diğer görevlilerinuğradıkları zarardan dolayı hukuki sorumluluğun genel hükümlere tabi olmasının doğal bulunduğu, nitekim anılan Yasa’da 85.madde dışında kalan hallerde genel hükümlerin uygulanacağına işaret edildiği, belirtilen duruma göre kamu kurumuna ait motorluaracın kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla işletilmesi sırasında bir kamu görevlisinin yaralanması ya da ölmesi nedeniyleuğranılan zararlardan dolayı idarenin hizmet kusuru ya da objektif sorumluluk esasları çerçevesinde sorumlu olup olmadığınınyargısal denetiminin, Anayasa’nın 125. ve 2577 sayılı İYUK.’nun 2/1-b. maddelerine göre açılan tam yargı davası kapsamındaidari yargı yerlerince yapılacağı, olayda askeri aracının tahsis edildiği hizmetin yürütülmesi sırasında araç içinde görevli bulunanaskerin ölümü dolayısıyla uğranılan zararın idarenin hizmet kusuru esasına göre görüm ve çözümünde Anayasanın 157. ve 1602sayılı Yasa’nın 20. maddeleri hükümlerine göre AYİM’in görevli bulunduğu açık olduğundan, Askeri Yüksek İdare MahkemesiBaşsavcılığı'nın 2247 sayılı Yasa'nın 10. maddesi gereğince yapmış olduğu başvurunun kabulü ile Ankara 5. Asliye HukukMahkemesinin 2008/262 esas sayılı görevlilik kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği yolunda yazılı düşünce vermiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler: Erdoğan BUYURGAN, RamazanTUNÇ, Habibe ÜNAL, Turan KARAKAYA, Gürbüz GÜMÜŞAY ve Coşkun GÜNGÖR’ün katılımlarıyla yapılan 28.12.2009 günlütoplantısında:l-İLK İNCELEME : Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre, Davalı İdare vekilinceanılan Yasa’nın 10. maddesinde öngörülen yönteme uygun şekilde ve 12. maddede belirlenen süre içinde başvurulması üzerineAskeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcısı tarafından uyuşmazlık çıkarıldığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oybirliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ : Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde A.Y.İ.M’in görevli olduğu yolundakiraporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Dr. İlknur ALTUNTAŞ ileA.Y.İ.M Savcısı Metin YILMAZ’ın davada A.Y.İ.M.’in görevli olduğu yolundaki sözlü ve yazılı açıklamaları da dinlendikten sonraGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, askeri bir operasyon kapsamında, içinde bulunduğu askeri aracın şarampole yuvarlanması sonucunda ölenP.Onbaşı Halil Kömür’ün mirasçıları tarafından, destekten yoksunluk karşılığı maddi ve ayrıca manevi tazminatın davalı idareceödenmesine hükmedilmesi istemiyle açılmıştır.
Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğukurala bağlanmış olup, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları ihlâl edilenler tarafından açılacak tam yargı davalarınıngörüm ve çözümünün idari yargı yerlerinin görevine girdiği tartışmasızdır.
Ancak, tazminatın konusunu oluşturan zararın kamu idaresine ait bir motorlu aracın karayolu üzerinde işletilmesisırasında meydana gelmiş olması nedeniyle, görevli yargı yerinin belirlenebilmesi için konuya ilişkin özel düzenleme içerenKarayolları Trafik Kanunu hükümlerinin gözden geçirilmesi gerekmektedir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun, trafik kazalarına ilişkin yedinci kısmını izleyen hukuki sorumluluk ve sigorta hakkındakisekizinci kısmının, “İşleten ve Araç İşleticisinin Bağlı Olduğu Teşebbüs Sahibinin Hukuki Sorumluluğu” başlıklı birinci bölümündeaynı başlıkla yer alan 85. maddesi, değişik birinci fıkrasında “ Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veyayaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsünsahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” ve değişik beşinci fıkrasında “İşleten ve araç işleticisiteşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın
kullanılmasına
yardımcı
kişilerin
kusurundan
kendi
kusuru
gibi sorumludur.”hükümlerini taşımakta; aynı kısmın “Özel Durumlar” başlıklı üçüncü bölümünde Devlete ve kamu kuruluşlarına ait araçlarındurumunu düzenleyen değişik 106. maddesinde ise, “Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelere, il özelidarelerine ve belediyelere,kamu iktisadi teşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebep oldukları zararlardandolayı, bu Kanunun işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır.”hükmüne yer verilmektedir.Anılan 85. maddeden, işleten ve teşebbüs sahibinin, bir motorlu aracın işletilmesinden ve bu arada aracın sürücüsünün veişletme yardımcılarının
eylem
ve
davranışlarından dolayı üçüncü kişilerin uğradıkları zararlardan, kusurlu olup olmamalarına
bakılmaksızın
“tehlike esası”na göre sorumlu tutuldukları; 106. madde ile de, maddede sayılan kamu kurum vekuruluşlarının işleten gibi aynı hukuki sorumluluğa tabi kılındığı anlaşılmaktadır.Sözü edilen Yasa hükümlerinde, açıkça göreve ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği gibi, esasen 85. maddedeki işletenin hukukisorumluluğunun zarar gören üçüncü kişiler bakımından ele alınmış olması karşısında, işleten veya teşebbüs sahibi ile hizmet ilişkisiiçinde bulunan araç sürücüsü veya diğer görevlilerin uğradıkları zararlardan dolayı hukuki sorumluluğun genel hükümlere tabiolması doğaldır.Nitekim, Karayolları Trafik Kanunu’nun hukuki sorumluluğa ilişkin diğer hükümlerinde, 85. madde kapsamı dışında kalan hallerdegenel hükümlerin uygulanacağına işaret edilmiştir.Belirtilen duruma göre, kamu kurumuna ait motorlu aracın kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla işletilmesi sırasında bir kamugörevlisinin yaralanması ya da ölmesi nedeniyle uğranılan zararlardan dolayı, idarenin hizmet kusuru ya da objektif sorumlulukesasları çerçevesinde sorumlu olup olmadığının yargısal denetiminin, idari eylemden doğan zararların giderilmesi için açılacak birtam yargı davası kapsamında idari yargı yerlerince yapılacağı açıktır.Davada, idari yargı yerlerinden hangisinin görevli olduğuna gelince:Anayasa’nın 157. maddesinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileriilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derecemahkemesi olduğu, ancak askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağıbelirtilmiş; 20.7.1972 tarih ve 1602 sayılı Yasa’nın 20. maddesinde de, “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Türk Milleti adına; askeriolmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğanuyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimini ve diğer kanunlarda gösterilen, görevleri yapar. Ancak,askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda; ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz” hükmü yer almıştır. Askeri Yüksek İdareMahkemesi’nin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlem ya da eylemin “asker kişiyi ilgilendirmesi“ ve “askeri hizmeteilişkin bulunması” koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.1602 sayılı Yasa’nın değişik 20. maddesinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay,askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlar asker kişisayılmaktadır.İdari eylemin “askeri hizmete ilişkin bulunması”, eylemin kanun ve nizamların Türk Silahlı Kuvvetlerine tanıdığı yetki ve görevlerinyerine getirilmesi amacına yönelik olması anlamını taşımaktadır. Askeri nitelikteki idari eylemi de, askeri kural ve gereklerçerçevesinde yürütülen askeri hizmet sırasındaki bir hareket, tutum veya meydana gelen ya da getirilen bir olay olaraktanımlamak olanaklıdır.İdari eylemin “asker kişiyi ilgilendirmesi” için, eylemin bir asker kişiye yönelmesi, zarar verici etkilerini bir asker kişinin bedenbütünlüğü veya malvarlığı sahasında meydana getirmiş olması gerekir.Olayda, askeri aracın tahsis edildiği hizmetin yürütülmesi sırasında araçta görevli bulunan P.Onbaşının ölümü dolayısıyla uğranılan
zararların idarece tazmin edilmesi istenildiğine göre, zararın askeri kural ve talimatlar çerçevesinde yürütülen bir hizmet sırasındadoğması ve asker kişinin bedeninde oluşması karşısında, davada idari eylemin “askeri hizmete ilişkin bulunması” ve “asker kişiyiilgilendirmesi” koşullarının birlikte gerçekleştiği anlaşıldığından, uyuşmazlığa konu edilen davanın görüm ve çözümünde AskeriYüksek İdare Mahkemesi görevli bulunmaktadır.Açıklanan nedenlerle, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcılığınca yapılan başvurunun kabulü ile Asliye Hukuk Mahkemesi’nindavalı idarenin görev itirazının reddine ilişkin kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanın çözümünde ASKERİ İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Askeri Yüksek İdare MahkemesiBaşsavcısı’nın BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile davalı idare vekilinin GÖREV İTİRAZININ REDDİNE İLİŞKİN Ankara 5. Asliye HukukMahkemesi’nin 25.11.2008 gün ve E:2008/262 sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 28.12.2009 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİNOLARAK karar verildi.