T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO
: 2016 / 644
KARAR NO : 2016 / 665
KARAR TR
: 26.12.2016ÖZET : Davacının bakmakla yükümlü olduğu eşinintedavisinde kullanılan ‘pritor 80 mg’adlı ilaçbedelinin sağlık raporunda reçete edildiği şekildekarşılanması maksadıyla davalı idareye yaptığıbaşvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyleaçılan davanın, İDARİ YARGI YERİNDEçözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı
: K.Ş.
Davalı
: Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
Vekili
: Av. S.A.D.
O L A Y
: Davacı dava dilekçesinde özetle; bakmakla yükümlü olduğu eşinin 17 yıldır hipertansiyon hastasıolup tedavi gördüğünü, eşinin tedavisinde 4 yıldır kullanılan ve hekim tarafından günde iki doz olarak reçete edilen ‘pritor80 mg’ adlı ilacın davalı kurum tarafından yarım dozunun ödendiğini, davacının ilaç bedelinin tamamının ödenmesi içinidareye yaptığı başvurunun 23.06.2010 tarih ve 8887393 sayılı işlemle reddedildiğini belirterek idarenin ‘pritor 80 mg’adlı ilacın günde 2 doz olarak bedelinin ödenmeyeceğine ilişkin işleminin iptal edilmesi istemiyle 22.07.2010 tarihindeidari yargı yerinde dava açmıştır.Ankara 5. İdare Mahkemesi; 26.07.2010 gün ve 2010/1153 Esas, 2010/1134 Karar sayı ile özetle, 5434 sayılıKanun kapsamındaki tedavi giderlerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargı yerlerinde görülüp çözülmekte iken5510 sayılı Kanun ile 5434 sayılı Kanunun tedavi giderlerine ilişkin hükümlerinin 01.10.2008 tarihinden itibarenyürürlükten kaldırıldığı, aynı kanunda sağlık sigortasına ilişkin hükümlerin düzenlendiği, davacının tedavisinde kullanılanilacın bedelinin ödenmesi için başvuru yaptığı tarihte 5510 sayılı Kanunun yürürlükte olduğu göz önüne alındığında sözkonusu ilaç bedelinin ödenip ödenmeyeceği hususu anılan Kanun hükümleri uyarınca değerlendirileceğinden, davakonusu uyuşmazlığın adli yargı yerince (iş mahkemelerinde) görülüp çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesinin 1/a bendi uyarınca görev yönünden reddine karar vermiş, karartemyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.Davacı bu kez, aynı istemle adli yargı yerinde dava açmıştır.Ankara 8. İş Mahkemesi; 18.10.2012 gün ve 2010/770 Esas, 2012/799 Karar E:2009/1093 sayı ile davanınkabulüne karar vermiş olup, davalı idarenin temyiz başvurusu üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi; 28.04.2015 gün ve2015/7495 Esas, 2015/9302 Karar sayı ile özetle, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden önceEmekli Sandığı iştirakçisi olan davacının eşinin tedavisinde kullanılan ilacın sağlık raporunda yazılı şekilde kullanımıyönünde işlem yapmayan Kurum işleminin iptaline ilişkin istemin çözümünün idari yargının görev alanına girdiğindenbahisle davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek hükmün bozulmasına karar vermiştir.Ankara 8. İş Mahkemesi; 05.11.2015 gün ve 2015/414 Esas, 2015/1285 Karar sayı ile özetle, Yargıtay bozmailamına uyarak, uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girdiğinden bahisle dava dilekçesinin görevyönünden reddine karar vermiş, bu karar davacı tarafından temyiz edilmiş, karar Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin15.03.2016 gün ve 2016/1277 Esas, 2016/4312 Karar sayılı kararı ile onanmıştır.Davacı, idari ve adli yargı yerlerince verilen görevsizlik kararları nedeniyle oluşan olumsuz görev uyuşmazlığınıngiderilmesi istemiyle 14.10.2016 havale tarihli dilekçesiyle başvuruda bulunmuştur.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK,Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ınkatılımlarıyla yapılan 26.12.2016 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; adli veidari yargı yerleri arasında anılan Kanun'un 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, adliyargı dosyasının davacının istemi üzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece idari yargı dosyası da temin edilmeksuretiyle mahkememize gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, adli ve idari yargıyerleri arasında doğan görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Sinem USTA’nın, davanın çözümünde idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, bakmakla yükümlü olduğu eşinin tedavisinde kullanılan ‘pritor 80 mg’adlı ilaç bedelinin sağlık raporundareçete edildiği şekilde karşılanması maksadıyla davalı idareye yaptığı başvurunun 23.06.2010 tarih ve 8887393 sayılıreddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.31.05.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 506, 1479, 2925, 2926 ve5434 sayılı Kanunlar kapsamındaki hizmet akdine göre ücretle çalışanlar (Sosyal Sigortalılar), kendi hesabına çalışanlar(Bağ-Kur’lular), tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar (Tarım Bağ-Kur’luları), tarım işlerinde ücretle çalışanlar,(Tarım sigortalıları), devlet memurları ve diğer kamu görevlilerini (Emekli Sandığı İştirakçileri), geçici maddelerle korunanhaklar dışında, sosyal güvenlik ve sağlık hizmetleri yönünden yeni bir sisteme tabi tutmuş, beş farklı emeklilik rejiminiaktüeryal olarak hak ve hükümlülükler yönünden tek bir sosyal güvenlik sistemi altında toplamıştır. 5510 sayılı Kanununiptali amacıyla açılan davada Anayasa Mahkemesi, 15.12.2006 tarih ve E: 2006/111, K: 2006/112 sayılı kararıyla,anılan Kanunun birçok maddesi ile birlikte, bu Kanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı T.C. Emekli SandığıKanunu hükümlerine tabi olarak görev yapmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlilerini diğer sigortalılarla aynısisteme tabi kılan (başta 4/c maddesi) hükümlerin iptaline karar vermiş; bu karardan sonra kabul edilen 17.04.2008 tarihve 5754 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanunda düzenlemeler yapılmış ve anılan Kanuna eklenen Geçici 1 nci ve Geçici 4ncü maddelerle, 5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihinden önce 5510 sayılı Kanunun 4 ncümaddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanlar (memurlar ile diğer kamu görevlileri) ile bunların dul veyetimleri hakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlemyapılacağı hüküm altına alınmıştır. 5754 sayılı Kanunun kimi hükümlerinin iptali istemiyle açılan dava AnayasaMahkemesi’nin 30.3.2011 tarih ve E: 2008/56, K:2011/58 sayılı kararı ile reddedilmiştir.5510 sayılı Kanunun 101 nci maddesinde yer alan “…bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkanuyuşmazlıklar İş Mahkemelerinde görülür.” bölümünün iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusunda Anayasa Mahkemesi,22.12.2011 tarih ve E: 2010/65, K: 2011/169 sayılı kararıyla (RG. 25.1.2012, Sayı: 28184) davayı redlesonuçlandırmakla birlikte; söz konusu kararın Mahkememiz önündeki uyuşmazlığa ışık tutacak şekilde şu gerekçeyedayandırmıştır: “…5754 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmaktaolanlar, evvelce olduğu gibi 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacaklar ve bunların emeklileri bakımından da aynıKanun hükümleri uygulanmaya devam edecek; ancak 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğerkamu görevlileri olarak çalışmaya başlayanlar ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabisigortalı sayılacak ve haklarında 5434 sayılı Kanun değil, 5510 sayılı Kanun’un öngördüğü kural ve esaslar uygulanacak;ihtilaf halinde de adli yargı görevli bulunacaktır. 5754 sayılı Kanunun yürürlüğüyle birlikte, artık Sosyal Sigortacılıkesasına göre faaliyet gösteren ve yaptığı, tesis ettiği işlem ve muameleler idari işlem sayılamayacak bir sosyal güvenlikkurumunun varlığından söz etmek gerekli bulunmaktadır. 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçisisıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanun’a göre emekli, dul veyetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklaryönünden ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun tesis edeceği işlem ve yapacağı muameleler idari işlem niteliğini korumayadevam edecek, bunlara ilişkin ihtilaflarda da evvelce olduğu gibi idari yargı görevli olmaya devam edecektir… Bubakımdan 5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra, prim esasına dayalı yani sistemin içeriği ve Kanun kapsamındaki işve işlemlerin niteliği göz önünde bulundurulduğunda, itiraz konusu kuralla, yargılamanın bütünlüğü ve uzman mahkemeolması nedeniyle Kanun hükümlerinin uygulanması ile ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde iş mahkemeleriningörevlendirilmesinde Anayasa’ya aykırılık görülmemiştir. Ancak, yukarıda açıklandığı üzere 5754 sayılı Kanun’unyürürlüğe girmesinden önce statüde bulanan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile ilgili sosyal güvenlik mevzuatınınuygulanmasından doğan idari işlem ve idari eylem niteliğindeki uyuşmazlıklarda idari yargının görevinin devam edeceğiaçıktır…”Yukarıda sözü edilen mevzuat hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi kararının birlikte değerlendirilmesinden,5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce memur ve diğer kamu görevlisi olarak çalışmakta olanlar, daha önceolduğu üzere 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olacakları gibi bunların emeklilikleri bakımından da aynı Kanunhükümlerinin uygulanmaya devam edileceği; ancak, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra memur ve diğer kamugörevlisi olarak çalışmaya başlayanların ise 5510 sayılı Kanunun 4/c maddesi uyarınca, bu Kanun hükümlerine tabisigortalı sayılacağı ve haklarında 5434 sayılı Kanunun değil 5510 sayılı Kanunun öngördüğü kural ve esaslarınuygulanacağı dolayısıyla ihtilafların da adli yargı yerinde çözümleneceği açıktır. Kaldı ki; T.C. Anayasası’nın 158.maddesindeki “…diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır ” hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesi kararının buuyuşmazlığın çözümünde esas alınacağı tartışmasızdır.Bu durumda, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar vediğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434 sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıcamemurlar ve diğer kamu görevlilerinden ileride emekliliğe hak kazanacaklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumunca tesisedilen işlem ve yapacağı muamelelerin “idari işlem” ve “idari eylem” niteliğini korumaya devam edeceği, dolayısıyla, 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2/1-a maddesinde belirtilen idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu vemaksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptaldavaları kapsamında bulunan, 5754 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce emekli sandığı iştirakçisi olan davacıtarafından açılan davanın, görüm ve çözümünün idari yargı yerinde görüleceği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, Ankara 5. İdare Mahkemesinin 26.07.2010 tarih ve 2010/1153 Esas, 2010/1134 Kararsayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 5. İdareMahkemesinin 26.07.2010 tarih ve 2010/1153 Esas, 2010/1134 Karar sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ
KALDIRILMASINA, 26.12.2016 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. BaşkanNuriNECİPOĞLU
ÜyeAliÇOLAK
ÜyeSüleyman HilmiAYDINÜyeYusuf ZiyaattinCENİK
ÜyeMehmetAKBULUTÜyeAlaittin AliÖĞÜŞ
ÜyeYükselDOĞAN