T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO
: 2012 / 164
KARAR NO : 2014 / 143
KARAR TR : 3.3.2014ÖZET
: Davalı Çankaya Belediye Başkanlığı sınırlarında bulunan Nazım Hikmet Parkı içinde yeralan ve 2886 sayılı Yasa Hükümlerine göre davacışirkete kiralanan işyerinde, Davalı idarecedüzenlenen 26.01.2005 tarihli tutanakta belirtilenmimari projesine aykırı tadilatlar nedeni ile davacınınişyeri açma ve çalıştırma ruhsatının iptali yönündentaraflar arasında oluşan uyuşmazlığa ilişkin olarakyapılan inceleme neticesinde; dava konusu mimariprojeye aykırı tadilatların davacı şirket tarafındanyapılmadığı, davalı Belediye Başkanlığı tarafından dava konusu ruhsat verilmeden önce yapıldığı, ışıklıpanolar konusunda ise davalı Belediye Başkanlığı’nayapılan 23.02.2005 tarihli müracaata rağmendavacıya herhangi bir yer gösterilmemesi nedeni iledavacının iyiniyetli olduğu, bu nedenlerle 26.01.2005tarihli tutanak dikkate alınarak davacının işyeri açmave çalıştırma ruhsatının iptaline ilişkin kararın; 818sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 2. Kısım 8. Bap’dadüzenlenen kira sözleşmesine ilişkin maddeleri ile 353 sayılı İşyeri Açma Ve Çalıştırma RuhsatlarınaDair Kanun Hükmünde Kararname , 20103 sayılıİşyeri Açma ve Çalıştırma Ruhsatlarına İlişkinYönetmelik Maddelerine ve 4721 sayılı Türk MedeniKanunu’nun 2. Maddesinde düzenlenen ‘HakkınKötüye kullanılması Yasağına’ na aykırı olduğuanlaşılmakla; Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin26.11.2010 gün ve 2010/1380 Esas, 2010/1720 Karar sayılı kararı ; Ankara 10. Sulh HukukMahkemesi’nin 04.12.2007 gün ve 2005/1409 Esas,2007/2407 Karar sayılı kararı ile Ankara 23. AsliyeHukuk Mahkemesi’nin 26.05.2009 gün ve 2008/396Esas, 2009/162 Karar sayılı kararı arasında oluşanhüküm uyuşmazlığının, Ankara 1. İdareMahkemesi’nin 26.11.2010 gün ve 2010/1380Esas, 2010/1720 Karar sayılı kararı kaldırılmaksureti ile giderilmesi gerektiği hk. K A R A R Hüküm Uyuşmazlığının Giderilmesiİsteminde Bulunan(Davacı)
:RE-ŞE.İnş. Tur. Gıda. Teks.Oto
ve Rek.Org. San.Tic. Ltd. Şti.Vekili
:Av. Özkent ŞahinerKarşı Taraf (Davalı)
:Çankaya Belediye Başkanlığı
Vekili
:Av. Pelin Güner O L A Y
:1-HÜKÜM UYUŞMAZLIĞI’NIN GİDERİLMESİ TALEBİNDE BULUNAN RE-ŞE İNŞ. TUR. GIDA.TEKS. OTO. REKL. ORG. SAN. TİC. LTD. ŞTİ VEKİLİNİN VERDİĞİ 11.01.2012 TARİHLİDİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Çankaya Belediyesi Dikmen Keklikpınarı Mahallesi 27338-27341 adalardakurulu Rekreasyon Alanı içinde yer alan Restoran ve Şelale Kafe’nin 04.12.2003 tarihinde davalıBelediye Başkanlığı tarafından yapılan ihale ile hüküm uyuşmazlığı talebinde bulunana 3 yıl süre ilekiralandığını, davacının söz konusu yerin ıslahı amacı ile 450.000-500.000 TL masraf yaptığını ve TurizmDeneme İşletme Belgesi almak üzere uygun hale getirdiğini; davalı Belediye Başkanlığı tarafından30.12.2004 tarih ve 1823 sayılı lokanta işletmeciliği için İşyeri Açma ve Çalışma ruhsatının verildiğini;sonrasında davalı Belediye Başkanlığı Encümenliği’nin 01.03.2005 tarih ve C:/2005/0621.17 sayılıkararı ile hem
30.12.2004 tarih ve 1823 sayılı işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının iptal edildiğini; hem de1. sınıf lokanta ruhsatı için yapılan başvurunun reddedileceğinin bildirildiğini; bu kararın iptali istemi ileidari yargıda açılan davanın Ankara 11.İdare Mahkemesi’nin 31.01.2006 tarih ve 2005/725 Esas,2006/113 Karar sayılı kararı ile iptaline karar verildiğini; kararın temyizen Danıştay 8. Dairesi
Başkanlığı’na gönderildiğini; Danıştay 8.Dairesi Başkanlığı’nın 08.06.2007 gün ve 2006/3865 Esas,2007/3578 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğini; bu esnada davalı Belediye Başkanlığı’na 1. Sınıflokanta açma ve çalıştırma ruhsatı istemi başvurusu yapıldığını; ancak, bu istemin de 15.03.2005 tarih ve17-04/L-1/1823 1684-1535 sayılı karar ile reddedildiğini; red kararına karşı idari yargıda açılan iptaldavasının Ankara 11. İdare Mahkemesi’nin 31.03.2006 gün ve 2005/1349 Esas 2006/712 Karar sayılıkararı ile kabul edildiğini ve kararın Danıştay 8. Dairesi Başkanlığı’nın 08.06.2007 gün ve 2006/3864Esas, 2007/3579 Karar sayılı kararı ile onandığını; tüm bu kararlardan sonra davacı tarafından “lüks sınıf”işyeri açma ve çalıştırma belgesinin alındığını; davalı Belediye Başkanlığı’nın bu kez de iptal kararlarınakonu aynı gerekçelerle 18.08.2006 tarih ve C/2006/4002.22 sayılı işyerinin faaliyetten men-ine ilişkin Encümen kararını aldığını (talep dilekçesinde yanlış yazılmış, 17.08.2006 gün ve C:2006/4023.22 sayılıkarar), davacı tarafından bu kararın da iptali istemi ile idari yargı yerinde dava açıldığını, Ankara 1. İdareMahkemesi’nin 26.11.2010 gün ve 2010/1380 Esas, 2010/1720 Karar sayılı kararı ile yapılan işlemdeherhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddine karar verildiğini ve kararın Danıştay 8.Dairesi’nin 16.11.2011 gün ve 2011/6381 Esas 2011/5637 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğini,oysa aynı konuya ilişkin daha önce davalı tarafından Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açılandavanın, mahkemenin 04.12.2007 gün ve 2005/1409 Esas, 2007/2407 Karar sayılı kararı ile reddinekarar verildiğini ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini; davacı tarafından yine aynı taraflararasında aynı olaya ilişkin olarak açılan muarazanın giderilmesi ile müdahalenin men-ine ilişkin davanın, Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 26.05.2009 gün ve 2008/396 Esas, 2009/162 Karar sayılıkararı ile kabul edildiğini ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini; bu şekilde dava tarafları vekonusu aynı olan bir olayda birbirinden farklı hükümlerin oluştuğunu belirterek; Ankara 10. Sulh HukukMahkemesi’nin 01.12.2007 gün ve 2007/1409 Esas, 2007/2407 Karar sayılı kararı, Ankara 23. AsliyeHukuk Mahkemesi’nin 26.05.2009 gün ve 2008/396 Esas, 2009/162 Karar sayılı kararı ile Ankara 1.İdare Mahkemesi’nin 26.11.2010 gün ve 2010/1380 Esas, 2010/1720 Kararı arasında oluşan hükümuyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesi istemi ile Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurduğuanlaşılmıştır.
2-ANKARA 10. SULH HUKUK MAHKEMESİ’NİN 04.12.2007 GÜN VE 2005/1409 ESAS,2007/2407 KARAR SAYILI DOSYASINDA YAPILAN İNCELEME NETİCESİNDE;
Davacı Çankaya Belediye Başkanlığı vekilinin mahkemeye sunduğu 28.07.2005 tarihli davadilekçesinde özetle; dava konusu 27338-27341 adalar içinde yer alan restoran ve Şelale Kafe’nin01.12.2003 tarihinde yapılan ihale ile davalı RE-ŞE.İnş. Tur. Gıda. Teks.Oto ve Rek.Org. San.Tic. Ltd.Şti.’ne kiralandığını; Belediye Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nce yapılan inceleme neticesinde davalıtarafından dava konusu yerde kira sözleşmesinin 9. maddesine aykırı şekilde ve onaylı mimari projeyeaykırı olarak eklentiler yapıldığının tespit edildiğini ve durumun 08.04.2005 gün ve 1217 sayılı yazı ile Emlak ve İstimlak Müdürlüğü’ne bildirildiğini; bunun üzerine davacı tarafından 28.04.2005 gün ve 1901sayılı yazı ile mimari proje ve sözleşmenin 9. maddesine aykırı olarak yapılan eklentilerin 15 gün içindeeski hale getirilmesi, aksi halde işlemlerin yapılacağının davalıya ihtar edildiğini; bu yazı akabinde Parkve Bahçeler Müdürlüğü’nden , mimari projeye aykırılıkların giderilip giderilmediği konusunda bilgiistendiğini; Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nün 28.06.2005 gün ve 2334 sayılı yazı cevabı ile projeye aykırıyapıların kaldırılmadığını bildirdiğini; davalının bu şekilde mimari projeye aykırı eklenti yaptığını ve kirasözleşmesinin 9. maddesini ihlal ettiğini belirterek; davalının taşınmazdan tahliyesine karar verilmesiistemi ile adli yargı yerinde dava açmıştır.Davalı RE-ŞE.İnş. Tur. Gıda. Teks.Oto ve Rek.Org. San.Tic. Ltd. Şti. vekili mahkemeye sunduğuçeşitli cevap dilekçelerinde özetle; davalının dava konusu yeri dört duvar halinde aldığını ve TurizmDeneme İşletme Belgesi alınabilecek duruma getirmek için 450.000 -500.000 TL lik masraf yaptığını;daha sonra davalı Belediye Başkanlığı’ndan 30.12.2004 gün ve 1823 sayılı “ lüks sınıf “ lokantaişletmeciliği için işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı aldığını; akabinde de 1. Sınıf işyeri açma ve çalıştırmaruhsatı almak için başvuru yaptığını; bu esnada davacı Belediye Başkanlığı tarafından kendisine tebliğedilen 07.02.2005 gün ve 17-04/L-1/1823 733-650 sayılı yazısı ile “Parkın, Dikmen Caddesi girişineyaklaşık (1.50x3.50)m, ebatlarında h=5m. yüksekliğinde ışıklı pano yapıldığını, giriş kapısı sağ ve solyanlarına ( 1.00x2.QÛ) m ebatlarında ışıklı pano yapıldığını, Restorant'a çıkış sağ yanda yaklaşık (6.S0x15.00)m. ebadında yeşil alanın iptal edilip, h=l-l,5m. yüksekliğinde duvar örülerek dolgu yapıldığını veüzerinin parça granit malzeme ile kaplanmak suretiyle yaya yoluna katıldığını.,Restoran önüne isabeteden yaklaşık (20.00x2.00)m. ebadında yeşil alanın iptal edilip, h=l,5m. yüksekliğinde duvar ileçevrildiğini, yeşil alanın doldurularak yaya yolu kotuna getirildiğini ve mevcut durumu ile araç parkı (yolu)olarak kullanıldığının tespit edildiğini belirterek; bu nedenle en kısa zamanda proje hilafı hususlarıngiderilmesi için Küşat Müdürlüğü’ne müracaat edilmesinin gerektiğinin aksi halde yasal işlemleryapılacağının” bildirildiğini, kendilerinin verdiği 23.02.2005 tarihli cevabi yazıda özetle; “kendilerinebildirilen ve eski hale iadesi istenen projeye aykırılıkların kendileri tarafından yapılmadığının, yapılan ışıklıpanonun ise işletilen restoranın algılanmasından başka bir amacının olmadığının, davalı BelediyeBaşkanlığı’nın pano yerini uygun bulmaması durumunda panoların davacı Belediye Başkanlığı tarafındangösterilen yere monte edilebileceğinin” beyan edildiğini; bu yazının akabinde davacının “lüks sınıf işyeriaçma ve çalıştırma ruhsatı“nın davacı Belediye Başkanlığı’nın 01.03.2005 gün ve C:72005/0621.17sayılı kararı ile iptal edildiğini; davalı tarafından bu işlemin iptali amacı ile dava açıldığını; davanın Ankara11. İdare Mahkemesi’nin 2005/725 Esas sayılı dosyasında devam ettiğini ve davalının yürütmenindurdurulması isteminin mahkemece 09.11.2005 günü verilen karar ile kabul edildiğini; bu sıradadavalının “1.sınıf işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı” verilmesi için yaptığı başvurusunun da davacı Belediye
Başkanlığı’nın 15.03.2005 gün ve 17-04/L-1/1823 1684-1535 sayılı kararı ile reddedildiğini, davalının buişlemin de iptali istemi ile dava açtığını, davanın Ankara 11. İdare Mahkemesi’nin 2005/1349 Esas sayılıdosyasında devam ettiğini ve davalının yürütmenin durdurulması isteminin mahkemece 31.10.2005 günüverilen karar ile kabul edildiğini, davacının kötü niyetli olduğunu; kira sözleşmesinin feshini haklı çıkartmakamacı ile gerçek dışı iddialarda bulunduğunu; davacının yaptığı tamirat ve tadilatların fen ve sağlıkaçısından kullanılmaya uygun olduğunun Emlak ve İstimlak Müdürlüğü’nün 26.05.2004 gün ve 22.09/2799sayılı,18.08.2004 gün ve 22.09/4831 sayılı,14.10.2004 gün ve 22.09/5764 sayılı yazılarında açıkçabelirtildiğini; ayrıca, davacı Belediye Başkanlığı tarafından kendilerine gönderilen 07.02.2005 gün ve 17-04/L-1/1823 733-650 sayılı ihtarnamenin, Belediye Başkanı veya Belediye Başkanınca yetkilendirilenkişi tarafından imzalanmaması nedeni ile geçerli olmadığını; yapılan tadilatların mimari projeye aykırınitelik taşınmadığını ve davacı Belediye Başkanlığı’nca uzunca bir süre sessiz kalınarak bu tadilatlarazımnen muvafakat edildiğini belirterek; bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ettiğianlaşılmaktadır.Dava dosyasındaki Bilgi ve Belgeler incelendiğinde;Mahkemece 11.05.2006 günü yapılan keşif sonrası alınan 05.06.2006 tarihli inşaat mühendisi Elveda Onay’a ait raporda özetle; “Ankara, Dikmen, Keklik Pınarı Mahallesi, Dikmen Caddesi, NazımHikmet Parkı içinde ve 4 no’da yer alıp da Sur Restoran adı altında faaliyet gösteren davaya konurestoran ve kafe ile ilgili olarak, taraflar arasında akdedilmiş olan 12 Ocak 2004 başlangıç tarihli ve 3 yılsüreli kira sözleşmesinin mevcut olduğu, bu sözleşmenin 9. maddesinde ise kiralananda Belediyeninilgili birimlerinden gerekli müsaade alınmaksızın yapılan değişiklik ve tadiladın akde muhalefet olarakkabul edileceğinden tahliye sebebi sayılacağının belirtilmiş olduğu, Belediye’nin ilgili birimlerinden olanPark ve Bahçeler Müdürlüğü teknik elemanlarınca tutulmuş olan 26.1.2005 tarihli tutanakla da, gerekprojesine, gerekse sözleşmesine nazaran akde aykırılık teşkil eden hususların belirtilmiş olduğu, ancak,bunların projesine aykırılık teşkil edip etmediği, dolayısıyla sözleşmeye de aykırı olup olmadığı hususununsağlıklı bir şekilde belirlenebilmesi için, bu 26.1.2005 tarihli tutanağı tanzim eden teknik elemanıntarafımla irtibat kurarak, bahse konu bu yerin hangi mahallere tekabül ettiğinin gösterilmesi gerektiği,sonuç olarak da, proje dosyaya sonradan ve yeni ibraz edildiğinden, (2.6.2006 günü) proje mahale tatbikedilerek, ayrıntılı rapor düzenlenebilineceği,”nin belirttiği; mahkemece, istem konusu mimari projelerinibrazından sonra dosyanın tekrar bilirkişiye tevdi edildiği ve inşaat mühendisi Elveda Onay 13.12.2006tarihli ek raporunda özetle; “Her ne kadar 26.01.2005 tarihinde tanzim olunan tutanak, 3 madde halindebelirlenmiş, bu hususlar taraflar arasında akdedilmiş olan 12.01.2004 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin9.maddesi dikkate alındığında “akde aykırılık” teşkil etmekte ise de, dosyaya sunulmuş olan mimari projeve vaziyet planlarının ilgili Belediyesince onaylı olmadığını, keza, Belediye teknik elemanlarıncadüzenlenmiş olan 26.01.2005 tarihli tutanağın 2. ve 3.maddelerini teşkil eden yeşil alanların doldurularak,gerek yaya yoluna katılması, gerekse araç parkı yapılmasıyla ilgili hususun ise, açıklık-netlik kazanmamışolduğu, bu konuyla ilgili tanık dinlenmesi takdirinin de Sayın Mahkeme’ye ait olacağını” belirttiği,mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda 06.03.2007 tarihli celsede Çankaya Belediyesi eski BaşkanYardımcısı Hikmet Sönmez’in tanık olarak dinlendiği ve tanığın; “Kira sözleşmesi yapılmasına rağmen, bizmüstecire anahtarı açılış töreninin yapılmasından, yani 2 ay sonra teslim ettik. Eski Belediye Başkanıparkı gezerken, giriş yolunun dar olduğunu söyledi. Park ve Bahçeler Müdürlüğü tek araç geçişine imkânverecek şekilde bir düzenleme yaptı, duvar örülerek dolgu yapılması, restoran önündeki yeşil alanındoldurulması işlemlerini Park ve Bahçeler Müdürlüğü yaptı. Bütün bu işlemler bittikten sonra müsteciriçağırdık, anahtarı verdik. Müstecir kira sözleşmesinden itibaren 1 ay içinde faaliyete geçmesi gerektiğini,aksi halde, sözleşmenin fesh olacağını söyleyerek bu 2 aylık gecikme ile ilgili belge istedi. Biz de bunumücbir sebep sayarak, aldığımız dilekçesi üzerine Emlâk İstimlâk Müdürlüğü olur hazırladı, Başkanlıkmakamı olur verdi. Teslim Tutanakları düzenlendi. Park ve Bahçeler Müdürlüğü demirbaşları ile birlikteburayı kendisine teslim ettik. Sadece, üzerindeki tesis ihaleye ve kiraya verildi. Parkın bakım vesorumluluğu Belediyeden çıkması için müstecire yüklendi” şeklinde beyanda bulunduğu, tanığın bu beyanısonrasında aldırılan 17.10.2007 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; “Davacı Belediye teknikelemanlarınca düzenlenmiş olan 26.1.2005 tarihli tutanakta, 3 madde halinde belirlenmiş olanhususlardan; Restorana çıkış-sağ yanda yaklaşık 6.80x15.00 m. ebadında yeşil alanın iptal edilip, h= 1-1,5 m. yüksekliğinde duvar örülerek dolgu yapılması, üzerinin parça granit malzeme ile kaplanmaksuretiyle yaya yoluna katılması, Restoran önüne isabet eden, yaklaşık 20.00x2.00 m. ebadında yeşilalanın iptal edilip, h= 1,5 m. yüksekliğinde duvar ile çevrilmesi, yeşil alanın doldurularak yaya yolu kotunagetirilmesi ve mevcut durumu ile araç parkı (yolu) olarak kullanılması hususlarının davalı-kiracı tarafındanyapılmamış olduğunun; davaya konu yerde bulunan restoran ve Cafe’nin tanıtımı amacı ile konulanışıklandırmalı panolar yönünden ise; dosyaya sunulan fotoğraflardan işyerinin varlığını gösteren 4 ayrıtabelanın mevcut olduğunu, bunların da gerek estetik açıdan, gerekse görüntü kirliliği açısından göze hoşgelmediği, 4 tabelanın yerine restoranın mevcudiyetini belirleyen daha estetik tek bir tabelakonulabilineceğinin” tespit edildiği anlaşılmaktadır.Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 04.12.2007 gün ve 2005/1409 Esas, 2007/2407 KararSayılı kararında özetle; “davacı tarafından, akde aykırılık olarak nitelenmesi istenen mimari projeyeaykırılıkların, davalı tarafından yapıldığının ispat edilememesi ve dayanılan mimari projede belediyeonayının olmaması nedenleri ile; akde aykırılık oluşturmayacağı; restoran girişine konulan ışıklı panolaryönünden ise; panoların restoranın tanıtımı amacı ile konulduğu ve davalı şirket tarafından davacıyahitaben yazılan 23.02.2005 tarihli yazıda bu panoların konulması için uygun bir yer gösterilmesi halindeyerlerinin değiştirilebileceğinin bildirilmesi karşısında davacının işlem ve eylemlerinin iyiniyetlibulunmadığı” gerekçesi ile davanın reddine karar verdiği, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 21.04.2008 gün ve 2008/2754 Esas, 2008/4999 Karar sayılı kararı ile onandığı, davacı vekilinin karar düzeltme talebinin yine aynı dairenin 11.11.2008 gün ve 2008/8694 Esas,2008 /12403 Karar sayılı kararı ile reddedildiği anlaşılmıştır. 3-ANKARA 23. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NİN 26.05.2009 GÜN VE 2008/396 ESAS, 2009/162 KARAR SAYILI DOSYASINDA YAPILAN İNCELEME NETİCESİNDE;Davacı RE-ŞE İnş. Tur. Gıda. Teks. Oto ve Rek. Org. San.Tic. Ltd. Şti. vekilinin mahkemeyesunduğu 04.09.2006 tarihli dava dilekçesinde özetle; Çankaya Belediyesi Dikmen Keklikpınarı Mahallesi 27338-27341 adalarda kurulu Rekreasyon Alanı içinde yer alan restoran ve Şelale Kafe’nin 04.12.2003 tarihinde davalı Belediye Başkanlığı tarafından yapılan ihale ile kiracı şirkete 3 yıl süre ilekiralandığını, müvekkil şirket tarafından ayrıca restoran ve Şelale Kafe’nin bulunduğu Nazım HikmetParkı’nın bakım ve işletme şartnamesine göre korunması, bakımı ve giderlerinin karşılanmasını daücretsiz olarak üstlenildiğini, davacının söz konusu yerin ıslahı amacı ile 450.000-500.000 TL masrafyaptığını ve Turizm Deneme İşletme Belgesi almak üzere uygun hale getirdiğini; davalı BelediyeBaşkanlığı tarafından 30.12.2004 tarih ve 1823 sayılı lokanta işletmeciliği için İşyeri Açma ve Çalışmaruhsatının verildiğini; sonrasında davalı Belediye Başkanlığı Encümenliği’nin 01.03.2005 tarih veC:/2005/0621.17 sayılı kararı ile hem
30.12.2004 tarih ve 1823 sayılı işyeri açma ve çalıştırma ruhsatınıniptal edildiğini ve hem de 1. Sınıf lokanta ruhsatı için yapılan başvurunun reddedileceğinin bildirildiğini, bukararın iptali istemi ile idari yargıda açılan davanın, Ankara 11.İdare Mahkemesi’nin 31.01.2006 tarih ve2005/725 Esas ,2006/113 Karar sayılı kararı ile iptaline karar verildiğini; kararın temyizen Danıştay 8.Dairesi Başkanlığı’na gönderildiğini; Danıştay 8.Dairesi Başkanlığı’nın 08.06.2007 gün ve 2006/3865Esas, 2007/3578 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğini; bu esnada davalı Belediye Başkanlığı’na1. Sınıf lokanta açma ve çalıştırma ruhsatı istemi başvurusu yapıldığını; ancak, bu istemin de 15.03.2005tarih ve 17-04/L-1/1823 1684-1535 sayılı kararı ile reddine karar verildiğini; red kararına karşı idariyargıda açılan iptal davasının Ankara 11. İdare Mahkemesi’nin 31.03.2006 gün ve 2005/1349 Esas,2006/712 Karar sayılı kararı ile kabul edildiğini ve kararın Danıştay 8. Dairesi Başkanlığı’nın 08.06.2007gün ve 2006/3864 Esas, 2007/3579 Karar sayılı kararı ile onandığını; tüm bu kararlardan sonra davacıtarafından tekrar “lüks sınıf işyeri açma ve çalıştırma belgesi”nin alındığını; davalı Belediye Başkanlığı’nıniptal kararlarına konu aynı gerekçelerle tekrar 18.08.2006 tarih ve C/2006/4002.22 sayılı işyerininfaaliyetten men’ine ilişkin Encümen kararını aldığını; davalı Belediye Başkanlığı’nın bu şekilde idaremahkemeleri tarafından verilen iptal kararlarını uygulamadığını; davacının dava konusu işletmeyiçalıştırmasına engel olucu işlem ve eylemlerde bulunduğunu; bu işlem ve eylemlerin idari işlem niteliğinikaybettiğini ve haksız fiil niteliğinde olduğunu belirterek; idarenin bu haksız işlem ve eylemleri nedeni ileoluşan muarazanın ve haksız müdahalenin önlenmesine karar verilmesi istemi ile adli yargı yerinde davaaçmıştır.Davalı Çankaya Belediye Başkanlığı vekili mahkemeye sunduğu çeşitli cevap dilekçelerindeözetle;
davaya konu yerde bulunan Restoran ve Şelale Kafe’nin Nazım Hikmet Parkı içinde yer almasınedeni ile KÜŞAT Müdürlüğü tarafından Bahçe ve Parklar Müdürlüğü’nden bu yerin lokanta ve kafe olarakkullanılmasında sakınca olup olmadığının sorulduğunu; Bahçeler ve Parklar Müdürlüğü tarafından verilen27.01.2005 gün ve 294 sayılı yazı cevabı ile dava konusu yerde mimari projesine aykırı tadilatlarınyapıldığının bildirilmesi üzerine; davacının “lüks sınıf işyeri açma ve çalıştırma “ belgesinin “ 1. Sınıf işyeriaçma ve çalışma belgesi ile değiştirilmesi “ yönündeki talebinin projeye aykırı tadilatların giderilmesidurumunda değerlendirileceğinin bildirildiğini; ayrıca, söz konusu projeye aykırı tadilatlar nedeni iledavacıya daha önce verilen 30.12.2004 gün ve 1823 sayılı “ lüks sınıf işyeri açma ve çalıştırma belgesi“nin de Belediye Encümeninin 01.03.2005 gün ve 0621.17 sayılı kararı ile iptaline karar verildiğini; Ankara 11. İdare Mahkemesi’nin, 07.06.2005 gün ve 2005/725 Esas ve yine aynı mahkemenin,12.08.2005 gün ve 2005/1349 Esas sayılı dosyaları üzerinden verilen karar ile davacıya yeniden15.12.2005 gün ve 1823 sayılı İşyeri açma ve çalıştırma ruhsatının verildiğini, mahkemenin adı geçenkararlarında tespit edilen hukuka aykırılıkların giderilmesi için davacıya en az 7 gün süre verilmesiningerektiği; bu sürenin bitiminden sonra projeye aykırılıkların giderilmemesi durumundan ruhsatın iptalicihetine gidilebileceğinin belirtildiği; mahkeme kararı üzerine davacıya projeye aykırılıkların eski haleiadesi için 15 gün süre verildiğini, bu süre sonunda yapılan denetimde projeye aykırılıkların eski hale iadeedilmesinin 26.01.2005 tarihli Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nce tespit edilmesi üzerine BelediyeEncümeninin 17.08.2006 gün ve 4023.22 sayılı kararı ile 1823 sayılı işyeri açma ve çalıştırma ruhsatınıniptaline ve faaliyetten men-ine karar verildiğini; davacıdan 1823 sayılı ruhsatın iadesinin istendiğini;ancak, iade edilmemesi üzerine Belediye Encümeninin 01.03.2005 gün ve C/2005/0621.17 sayılıkararı ile işyerinin kapatılarak faaliyetten men-ine karar verilmediğini, bu nedenle haksız olan davanınreddine karar verilmesini talep ettiklerini beyan ettiği anlaşılmıştır.Dava dosyasındaki Bilgi ve Belgeler incelendiğinde;Mahkemece Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 04.12.2007 gün ve 2005/1409 Esas,2007/2407 Karar sayılı dosyasının incelenmek üzere istendiği ve bu dosya içinde yapılan keşfin vebilirkişi incelemesinin yeterli görülerek, bu deliller ışığında karar verildiği anlaşılmıştır. Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ; 21.11.2006 gün ve 2006/380 Esas, 2006/309 Kararsayılı kararı ile ; davalı Belediye Başkanlığı’na ait olup davacıya kiralanan lokanta ve kafe için verilenişyeri açma ve çalıştırma ruhsatlarının davalı idare tarafından müteaddit defalar iptal edilmesi nedeni iledavacının taşınmazı kullanmaması sebebine dayalı müdahalenin men’i ve bu şekilde meydana gelenmuarazanın giderilmesi istemine ilişkin davada ; “davalı idare tarafından gerçekleştirilen işlemin, 2577sayılı Yasanın 2 maddesinde düzenlenen idari işlem niteliğinde olduğunu ve davaya idari yargıda
bakılması gerektiğini” belirterek; davanın görev nedeni ile reddine karar verdiği; kararın davacı vekilitarafından temyiz edildiği; Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin, 09.05.2008 gün ve 2008/5128 Esas,2008/6088 Karar sayılı ilamı ile ; “ somut olayda idari işlemin haksızlığı, usulsüzlüğü ve buna bağlı olarakiptali isteğinin değil; sadece işyerinin çalışma ruhsatlarının sürekli olarak iptal edilmesi nedeni ile özelhukuktan kaynaklanan hakkın kullanılmasının engellendiği iddiası ve buna bağlı muarazanın önlenmesiisteğinin olduğunu; bu talebin ise adli yargı yerlerince incelenmesi gerektiğini” belirterek, mahkemeninkararını bozduğu; Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce, Yargıtay bozma ilamına uyulmak sureti iledevam edilen yargılama neticesinde; 26.05.2009 gün ve 2008/396 Esas, 2009/162 Karar sayılı kararı iledavanın kabulüne; dava konusu restoran ve kafeye davalının müdahalesinin men-ine ve muarazanınmen’ine karar verildiği , kararın Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin, 05.11.2009 gün ve 2009/10683 Esas,2009/12210 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. 4-ANKARA 1. İDARE MAHKEMESİ’NİN 26.11.2010 GÜN VE 2010/1380 ESAS, 2010/1720 KARAR SAYILI DOSYASINDA YAPILAN İNCELEME NETİCESİNDE;Davacı RE-ŞE İnş. Tur. Gıda. Teks. Oto ve Rek. Org. San.Tic. Ltd. Şti. vekilinin mahkemeyesunduğu 01.09.2006 tarihli dava dilekçesinde özetle; Çankaya Belediyesi Dikmen Keklikpınarı Mahallesi 27338-27341 adalarda kurulu Rekreasyon Alanı içinde yer alan restoran ve Şelale Cafe’nin 04.12.2003 tarihinde davalı Belediye Başkanlığı tarafından yapılan ihale ile kiracı şirkete 3 yıl süre ilekiralandığını; müvekkil şirket tarafından ayrıca restoran ve Şelale Cafe’nin bulunduğu Nazım HikmetParkı’nın bakım ve işletme şartnamesine göre korunması, bakımı ve giderlerinin karşılanmasını daücretsiz olarak üstlenildiğini; davacının, söz konusu yerin ıslahı amacı ile 450.000-500.000 TL masrafyaptığını ve Turizm Deneme İşletme Belgesi almak üzere uygun hale getirdiğini; davalı BelediyeBaşkanlığı tarafından, 30.12.2004 tarih ve 1823 sayılı lokanta işletmeciliği için İşyeri Açma ve Çalışmaruhsatının verildiğini; sonrasında davalı Belediye Başkanlığı Encümenliği’nin, 01.03.2005 tarih veC:/2005/0621.17 sayılı kararı ile hem
30.12.2004 tarih ve 1823 sayılı işyeri açma ve çalıştırma ruhsatınıniptal edildiğini hem de 1. Sınıf lokanta ruhsatı için yapılan başvurunun reddedileceğinin bildirildiğini; bukararın iptali istemi ile idari yargıda açılan davanın, Ankara 11.İdare Mahkemesi’nin 31.01.2006 gün ve2005/725 Esas, 2006/113 Karar sayılı kararı ile iptaline karar verildiğini; kararın temyizen Danıştay 8.Dairesi Başkanlığı’na gönderildiğini; Danıştay 8.Dairesi Başkanlığı’nın 08.06.2007 gün ve 2006/3865Esas, 2007/3578 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğini; bu esnada davalı Belediye Başkanlığı’na1. Sınıf lokanta açma ve çalıştırma ruhsatı istemi başvurusu yapıldığını; ancak, bu istemin de 15.03.2005tarih ve 17-04/L-1/1823 1684-1535 sayılı kararı ile reddine karar verildiğini; red kararına karşı idariyargıda açılan iptal davasının, Ankara 11. İdare Mahkemesi’nin 31.03.2006 gün ve 2005/1349 Esas,2006/712 Karar sayılı kararı ile kabul edildiğini ve kararın Danıştay 8. Dairesi Başkanlığı’nın 08.06.2007gün ve 2006/3864 Esas, 2007/3579 Karar sayılı kararı ile onandığını; tüm bu kararlardan sonra davacıtarafından tekrar “lüks sınıf işyeri açma ve çalıştırma belgesi”nin alındığını; davalı Belediye Başkanlığı’nınbu kez de iptal kararlarına konu aynı gerekçelerle 15.08.2006 tarih ve C/2006/4002.22 sayılı işyerininfaaliyetten men’ine ilişkin Encümen kararını aldığını; alınan kararın, Ankara 11.İdare Mahkemesi’nin31.01.2006 tarih ve 2005/725 Esas, 2006/113 Karar sayılı kararı ile Ankara 11. İdare Mahkemesi’nin31.03.2006 gün ve 2005/1349 Esas, 2006/712 Karar sayılı kararına aykırı nitelikte olduğunu; yine sözkonusu işlemin İşyeri Açma ve Çalıştırma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik’in 8. maddesine aykırı olduğunu;zira, yönetmeliğin ilgilisine göre davalının işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının verilmesinden itibaren 1 ayiçinde eksiklikleri belirlemesinin ve giderilmesini istemesinin gerektiğini; davalı tarafından bu şekilde birişlem tesis edilmediğini; ruhsatın verilmesinden (30.12.2004) çok uzun bir süre sonra 07.02.2005tarihinde bahse konu eksikliklerin giderilmesi için davacıya durumun bildirildiğini; bu eksiklikleringiderilmesi konusunda da davacıya herhangi bir süre verilmediğini; keza iptale konu kararıngerekçesinde belirtilen proje hilafı tadilatlar nedeni ile davalı tarafından davacı aleyhine Ankara 10 Sulhhukuk Mahkemesi’nde açılan tahliye davasının da halen devam ettiğini; davalı idarece mahkemedosyasına sunulan mimari projenin geçersiz olduğunu; bu nedenlerle davaya konu Belediye BaşkanlığıEncümeninin, 15.08.2006 tarih ve C/2006/4002.22 sayılı işyerinin faaliyetten men’ine ilişkin kararının
(dava dilekçesinde yanlış yazılmış, doğrusu 17.08.2006 gün ve 4023.22 sayılı karar) iptaline kararverilmesi talebi ile idari yargı yerinde dava açmıştır.Davalı Çankaya Belediye Başkanlığı vekilinin 16.10.2006 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacıya dava konusu taşınmaza ilişkin olarak 30.12.2004 gün ve 1823 sayılı karar ile “ lüks sınıf işyeriaçma ve çalıştırma belgesi”nin verildiğini; davacının 14.01.2005 günü ilgili belgenin 1. Sınıf işyeri açma veçalıştırma belgesi ile değiştirilmesi konusunda müracaat ettiğini; Küşat Heyeti’nce 18.01.2005 günü işyerinde yapılan inceleme neticesinde, 1. Sınıf Lokanta olarak uygun olduğunun tespit edildiğini; bu yazısonrasında Park ve Bahçeler Müdürlüğü’ne Nazım Hikmet Parkı içinde yer alan davaya konu restoran vekafenin park plan ve projesine uygun olup olmadığı, lokanta olarak kullanılmasında sakınca olup olmadığıkonularında bilgi verilmesi için yazı yazıldığını; gelen 27.01.2005 gün ve 23-10/294 sayılı yazı cevabında,dava konusu işyerinde mimari projesine aykırı olarak tadilat yapıldığının bildirildiğini; bunun üzerine davacıtarafından talep edilen 1. Sınıf işyeri açma ve çalıştırma belgesi talebinin ancak tadilatların eski haleiadesi halinde verilebileceğinin bildirildiğini ve mevcut 30.12.2004 tarih ve 1823 sayılı ruhsatın da01.03.2005 gün ve 0621.17 sayılı Belediye Encümenliği kararı ile iptaline karar verildiğini; davacı şirkettarafından Ankara 11. İdare Mahkemesi’nde açılan davaların davacı lehine sonuçlanması neticesindedavacıya 15.12.2005 gün ve 1823 sayılı işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının verildiğini; Ankara 11. İdareMahkemesi’nin, 31.01.2006 gün ve 2005/725 Esas sayılı dosyasında açılan davanın, mahkemenin“….yapılan denetim sonucu tespit edilen eksikliğin giderilmesi için anılan yönetmelik uyarınca davacıya
7 günden az olmamak kaydı ile süre verilmesi ve bu süre sonunda tekrar denetim yapılarak aykırılığıngiderilip giderilmediğinin kontrol edilmesi gerekirken, doğrudan ruhsatın iptali ve işyerinin kapatılması yönünden tesisi edilen işlemde hukuka uyarlık görülmediği….”gerekçesi ile
kabul edildiğini ve davacılehine yapılan işlemin iptal edildiğini; davalı idare tarafından Ankara 11. İdare Mahkemesi’nin 2005/725Esas sayılı kararına istinaden dava konusu yerde 30.07.2006 tarihinde tekrar denetim yapıldığını, projeyeaykırılıkların tespit edildiğini ve davacıya bu aykırılıkların giderilmesi için 15 gün süre verildiğini, mahaldeyapılan 20.06.2006 tarihli denetim neticesinde davacının projeye aykırılıkları eski haline getirmediğinintespit edilmesi üzerine, Belediye Encümeni’nin 17.08.2006 gün ve 4023.22 sayılı kararı ile 15.12.2005gün ve 1823 sayılı işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının iptal edildiğini; yapılan işlemin hukuka uygunolduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Dava dosyasındaki Bilgi ve Belgeler incelendiğinde;Ankara 11. İdare Mahkemesi’nin, 31.01.2006 gün ve 2005/725 Esas, 2006/113 Karar sayılı kararıincelendiğinde, davacı RE-ŞE İnş. Tur. Gıda. Teks. Oto ve Rek. Org. San.Tic. Ltd. Şti. tarafından davalıÇankaya Belediye Başkanlığı aleyhine 30.12.2004 tarih ve 1823 sayılı ruhsatın iptaline ilişkin 01.03.2005gün ve 0621.17 sayılı Belediye Encümeni kararının iptaline karar verilmesi istemi ile dava açıldığı;mahkemece, “11.01.2005 günü yapılan denetim sonucu tespit edilen eksikliğin giderilmesi için anılanyönetmelik uyarınca davacıya 7 günden az olmamak kaydı ile süre verilmesi ve bu süre sonunda tekrardenetim yapılarak aykırılığın giderilip giderilmediğinin kontrol edilmesi gerekirken, doğrudan ruhsatıniptali ve işyerinin kapatılması yönünden tesisi edilen işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir “ gerekçesiile davanın kabul edildiği ve işlemin iptal edildiği;Ankara 11. İdare Mahkemesi’nin, 31.03.2006 gün ve 2005/1349 Esas, 2006/712 Karar sayılıkararı incelendiğinde; davacı RE-ŞE İnş. Tur. Gıda. Teks. Oto ve Rek. Org. San.Tic. Ltd. Şti. tarafından,davalı Çankaya Belediye Başkanlığı’nca davacıya 1. Sınıf işyeri açma ve çalıştırma ruhsatıverilmemesine ilişkin 16.03.2005 gün ve 1535 sayılı Belediye Encümeni kararının iptaline karar verilmesiistemi ile dava açıldığı; mahkemece, ”… işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının müracaat üzerine verileceği,ruhsat verildikten sonraki 1 ay için yapılan kontrol ve denetimlerde yönetmelikte öngörülen kriterlere aykırıbeyan ve durumun tespiti halinde, işyerinin mevzuata uygun hale getirilmesi için ilgiliye bir defaya mahsusolmak üzere 7 gün süre verileceği, buna rağmen aykırılığın giderilmediğinin anlaşılması halinde ruhsatıniptal edileceğinin belirtilmesi karşısında; davacının sahip olduğu işyerinin 1. Sınıf lokantaya çevrilmesiistemi ile yaptığı başvuru üzerine davalı idarece yukarıda anılan yönetmelik hükmünde öngörülen usulegöre işlem yapılması gerekirken, işyerine ilişkin daha önce mimari projeye aykırılıklar tespit edildiğindenbahisle başvurunun reddedilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır” gerekçesi ile davanın kabuledildiği ve işlemin iptal edildiği;Ankara 11. İdare Mahkemesi’nin, 31.03.2006 gün ve 2005/1349 Esas, 2006/712 Karar sayılıkararı ile aynı mahkemenin, 31.01.2006 gün ve 2005/725 Esas, 2006/113 Karar sayılı kararından sonra,Çankaya Belediye Başkanlığı KÜŞAT Müdürlüğü’nün, 26.05.2006 gün ve 2560-2356 sayılı yazısı ile işyeriaçma ve çalıştırma ruhsatının “lüks sınıf” mı yoksa “1. sınıf” mı olarak istendiğinin sorulduğu; RE-ŞE İnş.Tur. Gıda. Teks. Oto ve Rek. Org. San.Tic. Ltd. Şti vekilinin, 03.07.2006 günlü yazı cevabı ile tercihhakkının “ lüks sınıf işyeri açma ve çalıştırma belgesinden yana kullanıldığını” bildirdiği;Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nün 03.07.2006 gün ve 2590 sayılı yazısı ile “20.01.2005 tarihlitutanak ile tespit edilen projeye aykırılıkların halen aynı hali ile yerinde mevcut olduğu”nun bildirildiği; bunun üzerine Çankaya Belediye Başkanlığı KÜŞAT Müdürlüğü’nün 04.07.2006 gün ve 3372-3076 sayılıyazısı ile davacı RE-ŞE İnş. Tur. Gıda. Teks. Oto ve Rek. Org. San.Tic. Ltd. Şti.’ne projeye aykırılıklarıneski hale iadesi için 15 gün süre verildiği; Çankaya Belediye Encümeni’nin 17.08.2006 gün ve 4023.22sayılı kararı ile, verilen sürede projeye aykırılıkların eski haline getirilmediğinden davacı RE-ŞE İnş. Tur.Gıda. Teks. Oto ve Rek. Org. San.Tic. Ltd. Şti.’ne verilen 15.12.2005 gün ve 1823 sayılı İşyeri Açma veÇalıştırma Ruhsatı’nın iptal edildiği ; davacının bu kararın iptali istemi ile davayı açtığı anlaşılmıştır.Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin; 22.05.2007 gün ve 2006/2001 Esas, 2007/1447 Karar sayılıkararı ile davacının davasını “ işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı ile yapı ruhsatı ve projeye aykırılıklar, farklımevzuata tabi olup, her biri için farklı nitelik ve özellikleri arandığı
ve bunlardan birinde meydana gelen eksiklik ve değişikliklerin her durumda diğeri için engel oluşturmayacağı, söz konusu eksiklik ya dadeğişikliğin, tabi olduğu durum içersinde değerlendirilerek, mevzuatın öngördüğü yaptırımın uygulanmasıgerektiği, yapı ile ilgili proje hilafı hususların imar mevzuatının öngördüğü yaptırımlar ile giderilmesiningerektiği, proje hilafı hususlar nedeni ile usulünce alınmış işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının iptaledilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı” gerekçesi ile kabul ettiği ve
Çankaya Belediye Encümeni’nin 17.08.2006 gün ve 4023.22 sayılı kararının iptaline karar verdiği; kararın davalı Çankaya BelediyeBaşkanlığı vekilince temyizi üzerine Danıştay 8. Dairesi’nin 26.05.2009 gün ve 2007/8212 Esas,2009/3412 Karar sayılı kararı ile “ bir işyerinde , ruhsat verilmesinden sonra yapılacak denetimlerde ,mevzuata uygun olmayan hususların ve noksanlıkların saptanması halinde İşyeri Açma ve ÇalıştırmaRuhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin 6. maddesi gereğince yetkili idarelerce , bunların giderilmesine kadar bu amaca yönelik olarak işyerinin faaliyetten men’ine karar verilebileceği, davalının bu amaca yönelikişleminde bir hukuka aykırılık bulunmadığı” gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının bozulmasınahükmettiği, davacı vekili tarafından karar karşı karar düzeltme yoluna başvurulduğu; ancak, bu talebin deDanıştay 8. Dairesi’nin 13.07.2010 gün ve 2009/7784 Esas, 2010/4203 Karar sayılı kararı ilereddedildiği, Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin bozma ilamına uyulmak sureti ile yaptığı yargılamaneticesinde , 26.11.2010 gün ve 2010/1380 Esas, 2010/1720 Karar sayılı kararı ile; “davacının imarmevzuatına aykırı olarak yaptığı işyerinde faaliyette bulunduğu sabit olduğundan; bu durumsonlandırılıncaya kadar çalışmaktan alıkonulmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık
bulunmadığı “ gerekçesi ile davanın reddine karar verdiği; kararın davacı vekili tarafından temyiz edildiği;Danıştay 8. Dairesi’nin 16.11.2011 gün ve 2011/6381 Esas, 2011/5637 Karar sayılı kararı ile ilk derecemahkemesi kararını onadığı anlaşılmıştır. 5-DANIŞTAY BAŞSAVCISI; 28.05.2012 gün ve 2012/167 sayılı yazısında özetle; idari ve adliyargı kararları arasında oluştuğu ileri sürülen hüküm uyuşmazlığının çözümü için öncelikle, hükümuyuşmazlığının varlığı için yasada aranan koşulların araştırılması gerektiğini; 2247 sayılı UyuşmazlıkMahkemesinin Kuruluş ve işleyişi Hakkında Kanun’un 2592 sayılı Kanun ile değişik 24'üncü maddesininbirinci fıkrasında, "1inci maddede gösterilen yargı mercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgiliolmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biriaynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerdehüküm uyuşmazlığının varlığı kabul edilir." hükmünün yer aldığını ve istemin bu çerçevede incelendiğini ;Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen tahliye davasının konusunun ve sebebinin idareMahkemesinde görülen işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptali ve işyerinin faaliyetten men'i işlemlerininiptali istemiyle açılan davadan farklı olduğunu; taşınmazın kullanım amacı ve halihazırdaki durumuincelenerek, kira sözleşmesindeki hükümlere aykırılık bulunup bulunmadığı hususunun değerlendiriliptahliye istemiyle açılan davanın; Sulh Hukuk Mahkemesi’nce, projeye aykırı tadilatların tahliye nedeniolamayacağı gerekçesi ile reddedildiğini; tadilatların ruhsatına ve projesine uygun hale getirilmesiamacıyla idari işlemler tesis edilmesi ve hukuka aykırı durumun düzeltilmesi için gerekli tedbirlerinalınması ile ilgili görevin idareye ait olduğunu; bu nedenle, işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptaledilmesine ve işyerinin faaliyetten men edilmesine ilişkin işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığıgerekçesiyle verilen davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararı ile tahliye davasında verilen SulhHukuk Mahkemesi kararı arasında hüküm uyuşmazlığı şartlarının oluşmadığı sonucuna ulaşıldığını;İdare Mahkemesi ve Asliye Hukuk Mahkemesi kararları yönünden ise; dava taraflarının,sebebinin ve konusunun aynı olduğunu, her iki kararın da kesinleştiğini; ayrıca İdare Mahkemesi kararı ilekiracı şirketin işyerine müdahalesinin men-i ve tahliyesi sonucu ortaya çıkarken, Asliye HukukMahkemesi kararı ile ise idarenin taşınmaza müdahalesinin men-ine ve kiracı şirketin taşınmazdafaaliyetine devam etmesi sonucunun ortaya çıktığını, aynı hukuki uyuşmazlık hakkında yaratılan bu çelişkilidurum nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiğini, dolayısıyla hüküm uyuşmazlığınınvarlığının kabulü için yasada aranan koşulların gerçekleşmiş olduğunu, bu hükümler arasındakiuyuşmazlığın esasının incelendiğini ;İdare Mahkemesi’nde kiracı şirket tarafından açılan işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının iptalineyönelik işlemin iptali talebinin reddedildiği ve kararın Danıştay 8. Dairesi’nce onanarak kesinleştiğini;Asliye Hukuk Mahkemesi’nde kiralayan idarenin taşınmaza müdahalesinin me’ine ve muarazanın buşekilde giderilmesine yönelik talebin ilk olarak görev nedeni ile reddedildiğini ancak; Yargıtay 14. HukukDairesi’nin bozma ilamı üzerine yapılan yargılamada, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin davayı kabul ettiğinive kiralayan idarenin taşınmaza müdahalesinin men’ine ve muarazanın bu şekilde giderilmesinehükmettiğini, kararın Yargıtay 14. Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleştiğini, bu şekilde idariişlemlerin hukuki geçerliği konusunda iki ayrı kesinleşmiş kararın ortaya çıktığını ve çıkan uyuşmazlığınıntemelinde, dava konusu taşınmazda bulunan projeye aykırı eklentilerin eski hale getirilmemesi nedeni ilekiracı şirketin ruhsatının iptal edilmesi işleminin hukuki geçerliliği, bu işlemin yok hükmünde sayılmasıgerekip gerekmediği sorunun yattığını; hüküm uyuşmazlığının çözülebilmesi için öncelikle bu sorununçözülmesinin gerektiğini,Türk Kamu İdaresi’nin, Tanzimattan bu yana, kendisine rejim olarak "İdari Rejim"i aldığını, burejimde; idarenin, özel hukuk gerçek ve tüzel kişilerinden farklı olarak, idare edilenleri hak sahibikılabilme, borç ve yükümlülük altına sokabilme güç ve yetkisinin mevcut olduğunu; idare hukukunda,idareye özgü bu güç ve yetkiye, "kamu gücü" denildiğini; idare, bu gücü kullanarak, tek yanlı iradeaçıklamasıyla idare edilenlerin hukukunda sözü edilen değişiklikleri yapabildiğini;Hukuk Devletlerinde, idarenin bu gücünün hukuka uygunluğunun yargısal denetimi olmaksızın, kişihak ve özgürlüklerinin güvence altında olmasının düşünülemeyeceğini; kendilerine rejim olarak "idarirejimi" alan ülkelerde, söz konusu denetimi yapmak üzere, Adli Yargı Düzeni yanında, ondan ayrı olarak,İdari Yargı Düzeni kurulması kaçınılmaz olduğunu; Ülkemizde de, idarenin işlem ve eylemlerinin hukukauygunluğunun denetiminde, ayrık yasa hükmü olmadığı sürece, idari yargının yetkili ve görevli olduğunu;ortada, idari usul kuralları uygulanarak tesis edilen idari işlemlerin olduğunu ve bu işlemlerin yokhükmünde sayılıp sayılamayacağı konusunda hüküm kurma görev ve yetkisinin, İdari Yargı Düzeninemensup mahkemelere ait olduğunu, bu konuda, Adli Yargı Düzenine mensup mahkemelerce yapılanyargılama ve kurulan hükmün, görevsizlik nedeniyle hukuken malul olduğunu ve bu kararın görevli yargıdüzeni olan idari yargı düzenine mensup İdare Mahkemesi’nce verilen kararla yarattığı çelişik hukukidurumunun giderilmesi için, adli yargı mercii tarafından verilen kararın kaldırılması gerektiğini belirterek;Açıklanan nedenlerle, Ankara 10'uncu Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 04.12.2007 gün veE:2005/1409, K:2007/2407 sayılı kararı ile Ankara Birinci İdare Mahkemesi’nin 26.11.2010 gün veE:2010/1380, K.2010/1720 sayılı kararı arasında hüküm uyuşmazlığı bulunmadığına; Ankara 23'üncüAsliye Hukuk Mahkemesi’nin 26.05.2009 gün ve E:2008/396, K:2009/162 sayılı kararı ve Ankara Birinciİdare Mahkemesi’nin 26.11.2010 gün ve E:2010/1380, K:2010/1720 sayılı kararı arasında hükümuyuşmazlığı bulunduğuna ve bahse konu hüküm uyuşmazlığının Ankara 23'üncü Asliye HukukMahkemesi’nin 26.05.2009 gün ve E:2008/396, K:2009/162 sayılı kararının kaldırılması yolu ilegiderilmesine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
6-YARGITAY CUMHURİYET SAVCISI; 20.09.2012 gün ve BYY-2012/177025 sayılı yazısındaözetle; 2247 sayılı Kanun’un 24. maddesi’nde belirtilen hüküm uyuşmazlığının oluşabilmesi için, yargımercilerinden en az ikisi tarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynıkonuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkınyerine getirilmesinin olanaksız bulunması gerektiğini; Uyuşmazlığa konu edilen Ankara 10. Sulh HukukMahkemesi’nin anılan kararı ile, Çankaya Belediye Başkanlığı’nca davalı şirket tarafından işletilenlokantaya ait taşınmazın kira sözleşmesi hükümlerine aykırı kullanımı nedeniyle açılan davanın reddinekarar verildiği halde; Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin anılan kararında ise, Belediye tarafından ihalesonucu lokanta olarak işletilmek üzere kiralanan taşınmazda, lokantacılık faaliyeti icra edilirken, ruhsat veprojeye aykırı tadilatların eski hale getirilmemesi nedeniyle ruhsat iptali ve işyerinin lokantacılıkfaaliyetinden men edilmesine dair işlemin iptaline yönelik açılan davanın reddinin söz konusu olduğunu;her iki davada, davaların konu ve sebep bakımından aynı olmadığını, adli yargı yerinde görülen davada,taşınmazın tahliyesi dava konusu edildiğini, idari yargı yerinde görülen davada ise, Belediye işyeri açılışkuralları ile ve ilgili mevzuata aykırılık nedeniyle ruhsat iptali ve çalışma izni iptali ile ilgili işlemin davaedildiğini; ayrıca, bu iki yargı yerindeki kesinleşen kararlar nedeniyle bir hakkın yerine getirilmesininimkansız olduğundan söz etmenin mümkün olmadığını; bu nedenle Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’ninkesinleşen kararı ile Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin kesinleşen kararı arasında hüküm uyuşmazlığıbulunmadığını;Uyuşmazlığa konu edilen Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kesinleşen davasında davacının lokanta işletmecisi şirket, davalısının Çankaya Belediyesi olduğunu; davada, davalı idaretarafından projeye aykırı eklentiler nedeni ile kiracı şirketin işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının iptalineyönelik işlemlerin haksız fiil niteliğinde olup olmadığının tartışıldığını ve Ankara 23. Asliye HukukMahkemesi’nde yapılan yargılama sonucunda; kiralayan Belediye Başkanlığının idari işlemlerinin, haksızfiil niteliğinde olduğu
kabul edilerek davanın kabulüne, kiralayan belediyenin dava konusu taşınmaza müdahalesinin meni kararı verildiğini; Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin kesinleşen davasında davacınınKiracı Şirket, davalısının kiralayan Belediye Başkanlığı olduğunu; davada; Belediye tarafından yapılanihale ile kiralanan taşınmazda, lokantacılık faaliyeti icra edilirken, ruhsat ve projeye aykırı imalatların eskihale getirilmemesi nedeniyle ruhsat iptali ve işyerinin lokantacılık faaliyetinden men edilmesine dairişlemin hukuka uygunluğunun denetlendiğini ve işlemin hukuka uygun görülmesi nedeni ile davanınreddine karar verildiğini; bu durumda, Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin dava dosyasının davacısı,davalısı, dava konusu ve sebebi ile Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin dava dosyasının tarafları, konusu vesebebinin aynı olduğunu; her iki yargı yerinde verilen çelişik kararlar nedeniylede bir hakkın yerinegetirilmesi imkansız hale geldiğini;İdare tarafından mevzuatın kendisine tanıdığı yetkiler çerçevesinde kamu gücü kullanılarak ortayakonulan tek taraflı idari işlemlerin denetiminde, 2577 sayılı İYUK2/l-a maddesi uyarınca idari yargınıngörevli olduğunu; İdarenin idari yargı kararlarına uygun davrandıktan sonra yeniden tesis ettiği davayakonu işlemlerin işletmeci şirketin özel hukuktan kaynaklanan haklarını kullanmayı engelleme amacıtaşıdığını söylemenin mümkün olmadığını; işlemlerin, işletmecinin kira sözleşmesi ile kiraladığıtaşınmazda lokantacılık faaliyetini icra etmesine engel olacağını; ancak bu sonucun, idari gereklere vekurallara uymamanın doğal bir sonucu olduğunu belirterek;Açıklanan nedenlerle, 1.Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 04/12/2007 gün ve 2005/1409 E,2007/2407 K sayılı kararı ile Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin 26/11/2010 gün ve 2010/1380 E,2010/1720 K sayılı kararı arasında hüküm uyuşmazlığı bulunmadığına; Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin26/11/2010 gün ve 2010/1380 E, 2010/1720 K sayılı kararı ile Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin26/05/2009 gün ve 2008/396 E, 2009/162 K. sayılı kararı arasında hüküm uyuşmazlığı bulunduğuna vebahse konu hüküm uyuşmazlığının Ankara 23'üncü Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 26.05.2009 gün veE:2008/396, K:2009/162 sayılı kararının kaldırılması yolu ile giderilmesine karar verilmesi talebindebulunmuştur. 7-USULE İLİŞKİN İNCELEME :İdari ve adli yargı kararları arasında oluştuğu ileri sürülen hüküm uyuşmazlığının çözümü için;öncelikle hüküm uyuşmazlığının oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerekmektedir.2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 2592 sayılı Kanun iledeğişik 24'üncü maddesinin birinci fıkrasında, “1 nci maddede gösterilen yargı mercilerinden en az ikisitarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş aynı konuya ve sebebe ilişkin,taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesiolanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığının varlığı kabul edilir.” hükmü yer almaktadır.Anılan hükme göre, hüküm uyuşmazlığının varlığı için:a-Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafındanverilmesi,b-Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,c-Her iki kararın da kesinleşmiş olması,d-Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,e-Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması,Koşullarının birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır.Hüküm uyuşmazlığı bulunduğu ileri sürülen kararların incelenmesinden ortada, adli ve idari yargıyerlerince verilmiş ve yasa yollarına başvurularak kesinleşmiş kararlar oldukları; her iki kararda dadavanın esasının hükme bağlandığı anlaşılmıştır.
a) Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 04.12.2007 gün ve 2005/1409 Esas, 2007/2407 Kararsayılı kararı ile Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin 26.11.2010 gün ve 2010/1380 Esas, 2010/1720 Kararsayılı kararı arasında hüküm uyuşmazlığının bulunup bulunmadığı yönünden:Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 04.12.2007 gün ve 2005/1409 Esas, 2007/2407 Kararsayılı kararında davacı; Çankaya Belediye Başkanlığı, davalı RE-ŞE İnş. Tur. Gıda. Teks. Oto. Rekl. Org.San. Tic. Ltd. Şti, dava sebebinin, davalı şirket tarafından gerçekleştirilen mimari projeye aykırı tadilatlar;dava konusunun ise, bu tadilatların eski haline getirilmemesi nedeni ile kira sözleşmesinin 9. maddesininihlal edilmesi ve bu nedenle davalının taşınmazdan tahliyesi talebi olduğu anlaşılmaktadır.Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin 26.11.2010 gün ve 2010/1380 Esas, 2010/1720 Karar sayılıkararında ise; davacı RE-ŞE İnş. Tur. Gıda. Teks. Oto. Rekl. Org. San. Tic. Ltd. Şti; davalı, ÇankayaBelediye Başkanlığı; dava sebebinin, Çankaya Belediye Encümeni’nin 17.08.2006 gün ve 4023.22 sayılıkararının hukuka uygun olmadığı, dava konusunun ise; hukuka uygun olmayan idari işlem ise kiracı şirketinişyeri açma ve çalışma ruhsatının iptaline yönelik işlemin iptali olduğu anlaşılmaktadır.Dosyaların incelenmesinden anlaşıldığı üzere; Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin davadosyasında; mimari projeye aykırılıklar nedeni ile taraflar arasında imzalanan kira aktinin ihlal edilmesinedenine dayalı tahliye istemi; Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin dava dosyasında ise idarenin tesis ettiğiişlemin hukuka aykırı olması nedeni ile iptaline karar verilmesi istemi yer almaktadır.Görüldüğü üzere; her iki dava dosyasının farklı yargı kollarına ait olması, davacısı ve davalısının aynıolması ve her iki dava dosyasının da temyiz incelemesinden geçmek sureti ile kesinleşmiş olmasıyönlerinden 2247 sayılı Kanun’un 24. maddesi’nin a ve c bentlerinde belirtilen koşullar gerçekleşmiştir.2247 sayılı Yasa’nın 24. maddesinin b bendi açısından ise dava sebebi ve konusu kavramlarınıntespiti gerekmektedir. Dava konusu, açılan dava ile ne istendiğini ifade eder. Örneğin; sözleşmegereklerinin yerine getirilmemesi nedeni ile açılan bir alacak davasında, dava konusu 10.000 TL alacaktır.(Yılmaz, Ejder/Kuru, Baki/ Aslan, Ramazan; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı,Yetkin Yayınevi,Ankara,2010, sy.307) Dava sebebi ise; davacının iddiasının dayandığı vakaları ifade eder.(Yılmaz, Ejder;/Kuru, Baki/ Aslan, Ramazan; a.g.e. sy.308) Bu noktada dava sebebi ile hukuki sebebin karıştırılmamasıgerekir. Hukuki sebep; davacının dava dilekçesinde bildirdiği olayların hukuki niteliğidir. Haksız fiil,sebepsiz zenginleşme veya sözleşme hükümlerine riayetsizlik gibi.( Yılmaz, Ejder;/ Kuru, Baki/ Aslan,Ramazan; a.g.e.sy.310)Bu açıklamalar ışığında her iki davanın konusunu ve sebebini tespit etmek gerekirse;Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin dava dosyasında dava sebebinin, kiracı şirket tarafındanyapıldığı ileri sürülen tadilatların mimari projesine aykırı olması, dava konusunun, mimari projesine aykırıtadilat yapan kiracı şirketin eylemini, taraflar arasındaki kira sözleşmesine aykırı olduğu iddiası vedavanın netice-i talebinin sözleşme şartlarını ihlal eden kiracı şirketin taşınmazdan tahliyesi istemi olduğugörülmektedir. Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin dava dosyasında ise; dava sebebinin, dava konusu yerdeyapılan tadilatların mimari projeye aykırı olduğu iddiası, dava konusunun yapılan mimari projeye aykırıtadilatlar nedeni ile kiracı şirketin ruhsatının iptal edilmesi işlemi, netice-i talebinin ise bu işlemin hukukaaykırı olması nedeni ile iptal edilmesi istemi olduğu anlaşılmaktadır.Görüldüğü üzere her iki davada da dava sebebini, mimari projesine aykırı olarak yapıldığı iddiaedilen tadilatlar, dava konusunu yapılan bu tadilatlar nedeni ile kiracı şirketin dava konusu taşınmazıkullanabilip kullanamayacağı, netice-i taleplerin ise kiracı şirket açısından taşınmazın kullanılmasınadevam edilmesi, kiralayan Belediye Başkanlığı yönünden ise kiracı şirketin taşınmazdan tahliyesi olduğuortadadır. Sonuç olarak; her iki dava dosyası arasında 2247 sayılı Yasa’nın 24. maddesinin b bendindebelirtilen koşulların gerçekleştiği tespit edilmiştir.Her ne kadar, gerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın gerekse Danıştay Başsavcılığı’nındosyaya ilişkin yazılarında; Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi dosyasının, kira sözleşmesine aykırılıksebebine dayalı ve sonuçları Borçlar Hukuku’nun 256/2. maddesinde düzenlenen bir tahliye davası;Ankara 1. İdare Mahkemesi dosyasının, işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı koşullarının kiracı şirketyönünden gerçekleşip gerçekleşmediği temeline dayalı ve sonuçları 3572 sayılı Kanun’un 6. maddesindedüzenlenen iptal davası olması nedenleriyle, davalar arasında 2247 sayılı Yasa’nın 24. maddesikoşullarının oluşmadığı ileri sürülmüş ise de; farklı yargı kollarında açılan davalarda, kiracı şirketin ya dakiralayan Belediye Başkanlığı’nın aynı istemle ve aynı şekilde mahkemeye başvurmasının ve olayların aynımevzuat çerçevesinde görülmesinin taraflardan ve mahkemelerden beklenemeyeceği kanaatineulaşılmakla, Danıştay Başsavcılığı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bu konudaki düşüncelerinekatılmak mümkün olmamıştır. Bu nedenle dava taraflarının farklı yargı kollarında aynı sebebe ve aynıkonuya ilişkin istemlerini farklı şekilde ve farklı mevzuat çerçevesinde ortaya koymaları davalarınkonusunun, sebebinin, taraflarının ve sonuçlarının aynı olması durumunu değiştirmemektedir. Ayrıcamahkeme kararları arasındaki çelişki nedeni ile kiracı şirket tarafından dava konusu taşınmazınkullanılması yönünden tereddütlerin ortaya çıktığı ve her iki davada verilen kararlar nedeni ile davacınınkullanma hakkının yerine getirilmesinin olanaksız hale geldiği aşikardır.Bu nedenlerle her iki hüküm arasında 2247 sayılı Kanun ‘un 24. maddesi koşullarının oluştuğuanlaşılmıştır.b) Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 26.05.2009 gün ve 2008/396 Esas, 2009/162 KararSayılı kararı ile Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin 26.11.2010 gün ve 2010/1380 Esas, 2010/1720 KararSayılı kararı arasında hüküm uyuşmazlığının bulunup bulunmadığı yönünden:Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 26.05.2009 gün ve 2008/936 Esas, 2009/162 Kararsayılı dosyasında; davacının, RE-ŞE İnş. Tur. Gıda. Teks. Oto. Rekl. Org. San. Tic. Ltd. Şti; davalının,Çankaya Belediye Başkanlığı olduğu; dava sebebinin, davalı Belediye Başkanlığı’nın, Ankara 11. İdare
Mahkemesi tarafından verilen 2005/725 Esas, 2006/113 Karar ve 2005/1349 Esas, 2006/712 Kararsayılı kararlarını uygulamamak ve kiracı şirketin işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının Belediye Encümeninin17.08.2008 gün ve C/2006/4023.22 sayılı kararı ile iptal etmek sureti ile kiracı şirketin işyerinikullanmasını engellemesi; dava konusunun ise; idarenin bu eylemlerinin idari işlem niteliğini kaybetmesive haksız fiil niteliğini kazanmış olması nedenleri ile idarenin taşınmaza müdahalesinin önlenmesi olduğutespit edilmiştir.Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi; 2006/380 Esas, 2006/309 Karar sayılı kararı ile ilk olarakdavanın görev yönünden reddine karar vermiş, kararın RE-ŞE İnş. Tur. Gıda. Teks. Oto. Rekl. Org. San.Tic. Ltd. Şti vekili tarafından temyizi üzerine; Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2008/5128 Esas, 2008/6088Karar sayılı kararı ile; “somut olayda idari işlemin haksızlığı, usulsüzlüğü ve buna bağlı iptali isteminindeğil; sadece işyeri açma ve çalıştırma ruhsatlarının sürekli olarak iptal edilmesi nedeni ile davacının özelhukuktan kaynaklanan hakkını kullanamaması iddiası ve buna bağlı muarazanın önlenmesi ile davalıBelediye Başkanlığı’nın müdahalesinin önlenmesinin talep edildiği, bu talebin adli yargıda görülmesigerektiğini “ belirterek ilk derece mahkemesi kararını bozmuş; Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nceYargıtay bozma ilamına uyulmak sureti ile yapılan yargılama neticesinde; 2008/396 Esas, 2009/162Karar sayılı kararı ile; davanın kabulüne, davalı Belediye Başkanlığı’nın taşınmaza müdahalesininönlenmesine ve muarazanın bu şekilde giderilmesine karar vermiş, verilen kararın Yargıtay 14. HukukDairesi’nin 05.11.2009 gün ve 2009/10683 Esas ,2009/12210 Karar sayılı kararı ile onanarakkesinleşmiştir.Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin 26.11.2010 gün ve 2010/1380 Esas, 2010/1720 Karar sayılıkararında ise; davacı RE-ŞE İnş. Tur. Gıda. Teks. Oto. Rekl. Org. San. Tic. Ltd. Şti; davalı, ÇankayaBelediye Başkanlığı; dava sebebinin, Çankaya Belediye Encümeni’nin 17.08.2006 gün ve 4023.22 sayılıkararının hukuka uygun olmadığı, dava konusunun ise; hukuka uygun olmayan idari işlem ise kiracı şirketinişyeri açma ve çalışma ruhsatının iptaline yönelik işlemin iptali olduğu tespit edilmiştir.Ankara 1. İdare Mahkemesi; 2006/2001 Esas, 2007/1447 Karar sayılı kararı ile ilk olarak davanınreddine karar vermiş, kararın davalı Çankaya Belediye Başkanlığı tarafından temyizi üzerine, Danıştay 8.Dairesi’nin 2007/8212 Esas, 2009/3412 Karar sayılı kararı ile 3472 sayılı Kanun’un 6. maddesigereğince ruhsatın verilmesinden sonra yapılan denetimlerde mevzuata aykırı durumların tespit edilmesihalinde bu mevzuata aykırı durumların giderilmesine kadar bu amaca yönelik olarak işyerinin faaliyettenmen edilebileceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararını bozduğu; Ankara 1.İdare Mahkemesi’nceDanıştay bozma ilamına uyulmak sureti ile yapılan yargılama neticesinde; 2010/1380 Esas, 2010/1720Karar sayılı kararı ile; davanın reddine karar verdiği, verilen kararın Danıştay 8 Dairesi’nin 16.11.2011gün ve 2011/6381 Esas, 2011/5637 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştırGörüldüğü üzere; her iki dava dosyasının farklı yargı kollarına ait olması, davacısı ve davalısının aynıolması ve her iki dava dosyasının da temyiz incelemesinden geçmek sureti ile kesinleşmiş olması yönleriile olayda; 2247 sayılı Kanun’un 24. maddesi’nin a,c,d bentlerinde belirtilen koşullar gerçekleşmiştir.Ancak, davacı RE-ŞE İnş. Tur. Gıda. Teks. Oto. Rekl. Org. San. Tic. Ltd. Şti vekili Ankara 23.Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açtığı davada; davalının ruhsatların iptaline ilişkin işlemlerinin idari işlemolmaktan çıktığını, haksız fiil niteliğinde olduğunu ve bu nedenle davalı Belediye Başkanlığı’nınmüdahalesinin men-ine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş iken; Ankara 1. İdare Mahkemesi’ndeaçtığı davada; idarenin 17.08.2006 gün ve C/2006/4023.22 sayılı işyeri açma ve çalıştırma ruhsatınıniptali işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Bu durumda bu iki davanın dava konusu vesebebinin aynı olup olmadığı, 2247 sayılı Kanun’un 24. maddesinin 1/b bendinde belirtilen “ dava konusuve sebebinin aynı olması “ koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesi gerekir.Dava konusu, açılan dava ile ne istendiğini ifade eder. Örneğin; sözleşme gereklerinin yerinegetirilmemesi nedeni ile açılan bir alacak davasında, dava konusu 10.000 TL alacaktır.(Yılmaz,Ejder/Kuru, Baki/ Aslan, Ramazan; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı,Yetkin Yayınevi, Ankara,2010,sy.307) Dava sebebi ise; davacının iddiasının dayandığı vakaları ifade eder.(Yılmaz, Ejder;/ Kuru, Baki/Aslan, Ramazan; a.g.e. sy.308) Bu noktada dava sebebi ile hukuki sebebin karıştırılmaması gerekir.Hukuki sebep; davacının dava dilekçesinde bildirdiği olayların hukuki niteliğidir. Haksız fiil, sebepsizzenginleşme veya sözleşme hükümlerine riayetsizlik gibi.( Yılmaz, Ejder;/ Kuru, Baki/ Aslan, Ramazan;a.g.e.. sy.310)Bu açıklamalar ışığında her iki davanın konusunu ve sebebini tespit etmek gerekirse;Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında, dava konusu; davacının sürekli iptal edilenruhsatları nedeni ile işyerini kullanmasına engel olunması şeklindeki müdahalenin men-ini talebidir. Davasebebi ise; davalının işyerine ait ruhsatları her defasında haksız gerekçelerle iptal etmesi, hukuki sebepise; idarenin bu eyleminin idari işlem olmaktan çıktığı ve haksız fiile dönüştüğü iddiasıdır. Ankara 1. İdareMahkemesi dosyasında ise dava konusu; davacının, dava konusu taşınmazı kullanmasını engelleyicinitelikteki işlemin iptali talebidir. Dava sebebi; davalı idarenin 17.08.2006 gün ve C/ 2006/4023.22 sayılıişlemi, hukuki sebebi ise; davalının ruhsat iptali işleminin hukuka aykırı olduğu iddiasıdır. Görüldüğüüzere; her iki davada da dava konusu, davacının dava konusu taşınmazı kullanmasını engelleyicinitelikteki işlemlere son verilmesi istemidir. Her iki davada da davacı, davacının tesis ettiği işlemlernedeni ile taşınmazı kullanamadığı sebebine dayanmış ve yine her iki davada da davalının işlemlerininhaksız fiil olduğu hukuki sebebini ileri sürmüştür. Bu itibarla her iki davanın konusu, sebebi ve hukukisebebinin aynı olduğu anlaşılmıştır.Ayrıca, Ankara 23 Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/396 Esas, 2009/162 Karar sayılı kararı iledavacının dava konusu taşınmazı kullanmasına yönelik, davalının taşınmaza müdahalesinin men’ine kararverilmişken; Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin 2010/1380 Esas, 2010/1720 Karar sayılı kararı ile; davacının
taşınmazı kullanmasını engelleyecek şekilde işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının iptaline karar verilmiştir.Görüldüğü üzere; her iki davada verilen kararlar nedeni ile davacının kullanma hakkının yerine getirilmesiolanaksız hale gelmektedir.
Belirtilen nedenlerle,1- Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin 26.11.2010 gün ve 2010/1380 Esas, 2010/1720 Karar sayılı kararı ile Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 04.12.2007 gün ve 2005/1409 Esas, 2007/2407 Kararsayılı kararı ile Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 26.05.2009 gün ve 2008/396 Esas, 2009/162Karar sayılı kararları arasında 2247 sayılı Yasa’nın 24. Maddesi koşullarının oluştuğu ,2- 2247 sayılı Yasanın 25. maddesi hükümleri uyarınca;
a) idari yargılama usulü Yasası gözetilerek Uyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya aitdilekçe ve eklerinin 30 gün içinde yanıt verilmek üzere Çankaya Belediye Başkanlığı’na bildirilmesi,anılan davalı tarafından verilen yanıtın karşı tarafa tebliği suretiyle dosyanın tekemmülünün sağlanması,
b) Usulü işlemler tamamlandıktan ve esas hakkındaki rapor yazıldıktan sonra Başkanlıkçabelirlenecek günde işin esasının görüşülmesine 11.11.2013 tarihinde OY BİRLİĞİ İLE KARARVERİLMİŞTİR.
Bunun üzerine Uyuşmazlık Mahkemesine yapılan başvuruya ait dilekçe karşı tarafa (ÇankayaBelediye Başkanlığı’na) tebliğ edilmiş; anılan kurumun vekili tarafından yasal süresi içerisinde
cevapverilmediği tespit edilmiştir.
Verilen Karar üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Danıştay Başsavcılığı’ndan ek düşünceistenmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 11.02.2014 tarihli, Danıştay Başsavcılığı 14.02.2014 tarihliyazıları ile ek düşüncelerini bildirmişlerdir.
8-YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI EK DÜŞÜNCE YAZISIMahkememizin
Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin 26.11.2010 gün ve 2010/1380 Esas, 2010/1720 Karar sayılı kararı ile Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 04.12.2007 gün ve 2005/1409Esas, 2007/2407 Karar sayılı kararı ile Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 26.05.2009 gün ve2008/396 Esas, 2009/162 Karar sayılı kararları arasında 2247 sayılı Yasa’nın 24. Maddesi koşullarınınoluştuğuna ilişkin kararından sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan ek görüş istenmiş, gelenyazıda; “ Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 04.12.2007 gün ve 2005/1409 E, 2007/2407 K sayılıkararı ve Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.05.2009 gün ve 2008/396 E, 2009/162 K sayılıkararı ile Ankara 1. İdare Mahkemesinin 26.11.2010 gün ve 2010/1380 E, 2010/1720 K sayılı kararlarınedeniyle oluşan hüküm uyuşmazlığının giderilmesi için Re-Şe inş. Tur. Gıda Teks. Oto. ve Rekl. Org.San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından 2247 sayılı Kanun’un 24. maddesi gereğince yapılan müracaat ile ilgiliUyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 2012/167 Esas sayılı dosyasında her üç karar arasında hükümuyuşmazlığının bulunduğu kararı verilmesi nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımızca, usul ve esasyönünden verilen asıl görüş yazısında, Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin kararının hükümuyuşmazlığına konu olamayacağı değerlendirildiğinden, esas bakımından mütalada, bu karar bakımındangörüş bildirilmediğinden; Uyuşmazlık Mahkemesinin anılan kararı karşısında, Ankara 10. Sulh HukukMahkemesinin Kararı bakımından da hüküm uyuşmazlığının esası açılsından yapılan incelemede;
Uyuşmazlığa konu edilen Ankara 10. Sulh Hukuk mahkemesinin anılan kararı ile, ÇankayaBelediye Başkanlığınca davalı şirket tarafından işletilen lokantaya ait taşınmazın kira sözleşmesihükümlerine aykırı kullanımı nedeniyle açılan tahliye davasının reddine karar verildiği halde; Ankara 1.İdare Mahkemesinin ve Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin anılan kararında ise, Belediye tarafındanihale sonucu lokanta olarak işletilmek üzere kiralanan taşınmazda, lokantacılık faaliyeti icra edilirken,ruhsat ve projeye aykırı imalatlatların eski hale getirilmemesi nedeniyle ruhsat iptali ve işyerininlokantacılık faaliyetinden men edilmesine dair işlemin iptaline yönelik açılan davaların İdari Yargı yerindereddi, adli yargı yerinde ise kabulü sözkonsudur. Daha önceki görüşümüzde ayrıntılı olarak belirttiğimizüzere, Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan davanın sonucu ile ilgili Şirketin davaya konutaşınmaz üzerinde ki kiralama hakkı devam etmektedir. Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi ile Ankara1. İdare Mahkemelerinde davaya konu olan ve hüküm uyuşmazlığına neden olan konu ise, Şirkete aitişletme izin ve ruhsatlarına geçerlilik tanınması yada tanınmaması ile ilgilidir. Bu davalarda geçerliliktanınacak kararın, Şirketin Belediyeye ait taşınmaz üzerindeki kiracılık hakkını engellemeyeceği gibigeçerlilik tanınan işletme izin ve ruhsat hakkına ilişkin olumlu ya da olumsuz hüküm ile aralarında birhakkın yerine getirilmesi bakımından çelişki doğmayacağı, zira her halde kiracılık ilişkisinin, işletmeizninden ayrı değerlendirilmesi gerektiği düşünüldüğünden;
1. Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 04/12/2007 gün ve 2005/1409 E, 2007/2407 K sayılıkararı ile Ankara 1. İdare Mahkemesinin 26/11/2010 gün ve 2010/1380 E, 2010/1720 K sayılı kararınageçerlilik tanınmasına,
2. Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26/05/2009 gün ve 2008/396 E, 2009/162 K. sayılıkararının kaldırılması ile bu şekilde hüküm uyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesi gerekeceğidüşünülmektedir. “ şeklindeki gerekçesi ile kararlar arasındaki hüküm uyuşmazlığının Ankara 10. SulhHukuk Mahkemesinin 04/12/2007 gün ve 2005/1409 E, 2007/2407 K sayılı kararı ile Ankara 1. İdareMahkemesinin 26/11/2010 gün ve 2010/1380 E, 2010/1720 K sayılı kararına geçerlilik tanınmasısuretiyle giderilmesi gerektiği yolunda görüş bildirmiştir.
9-DANIŞTAY BAŞSAVCISI EK DÜŞÜNCE YAZISI
Mahkememizin
Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin 26.11.2010 gün ve 2010/1380 Esas, 2010/1720 Karar sayılı kararı ile Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 04.12.2007 gün ve 2005/1409
Esas, 2007/2407 Karar sayılı kararı ile Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 26.05.2009 gün ve2008/396 Esas, 2009/162 Karar sayılı kararları arasında 2247 sayılı Yasa’nın 24. Maddesi koşullarınınoluştuğuna ilişkin kararından sonra Danıştay Başsavcılığı’ndan ek görüş istenmiş, gelen yazıda; “ Ankara10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 04.12.2007 gün ve E:2005/1409, K:2007/2407 sayılı kararı ve Ankara 23.Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.05.2009 gün ve E:2008/396 K:2009/162 sayılı kararı ile Ankara 1. İdareMahkemesinin 26.11.2010 gün ve E:2010/1380 K:2010/1720 sayılı kararı nedeniyle oluşan hükümuyuşmazlığının giderilmesi için Re-Şe-İnş. Tur. Gıda Teks. Oto. ve Rekl. Org. San. Tic. Ltd. Şti. vekilitarafından, 2247 sayılı Kanunun 24. Maddesi gereğince yapılan müracaat ile ilgili Uyuşmazlık MahkemesiHukuk Bölümünün 2012/167 Esas sayılı dosyasında her üç karar arasında hüküm uyuşmazlığınınbulunduğu yolunda karar verilmesi nedeniyle, Danıştay Başsavcılığımızca, usul ve esas yönünden verilenasıl görüş yazısında, Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin kararının hüküm uyuşmazlığına konuolamayacağı değerlendirildiğinden, esas bakımından mütalada, bu karar bakımından görüşbildirilmediğinden; Uyuşmazlık Mahkemesinin anılan kararı karşısında, Ankara 10. Sulh HukukMahkemesinin Kararı bakımından da hüküm uyuşmazlığının esası yönünden yapılan incelemede;
Önceki düşüncemizde de belirtildiği üzere Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen tahliye davasınınkonusunun ve sebebinin İdare Mahkemesinde görülen işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptali ve işyerininfaaliyetten men'i işlemlerinin iptali istemiyle açılan davadan farklı olduğu, taşınmazın kullanım amacıhalihazırdaki durumu incelenerek, kira sözleşmesindeki hükümlere ve ilgili mevzuata aykırılık bulunmadığıhususu değerlendirilmiş ve tahliye istemiyle Çankaya Belediye Başkanlığınca açılan davada özetleprojeye aykırı tadilatların tahliye nedeni olamayacağı gerekçesiyle Sulh Hukuk Mahkemesi kararıyla davareddedilmiş, Sulh Hukuk Mahkemesi kararı sonucu itibarıyla taşınmazda tespit edilen projesine aykırıimalatların Kira Kanunu hükümlerine göre özel hukuk sözleşmesine aykırılık oluşturmadığı hükmünüiçerdiği, aynı tadilatların imar mevzuatı uyarınca yasallık denetimini içermediği, şirkete ait işletme izin veruhsatlarının iptali işlemlerine karşı idare mahkemesi ve Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davalardaverilen kararların önem arzettiği ve bu kararlar arasındaki çelişkinin hakkın yerine getirilmesini bizatihiengellediği anlaşılmış olup, ilk düşüncemizde yer alan görüşlerde nazara alınarak;
Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.05.2009 gün ve E:2008/396, K2009/162 sayılıkararının kaldırılmasına,
Ankara 1. İdare Mahkemesinin 26.11.2010 gün ve E:2010/1380, K:2010/1720 sayılı kararınınreddi yolundaki hükmünün kabulüne,
Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 04.12.2007 gün ve E:2005/1409, K:2007/2407 sayılıkararının, dosya içeriği bir bütün olarak irdelendiğinde kaldırılmasının gerekmediği sonucuna ulaşıldığı vebu şekilde hüküm uyuşmazlığının giderilmesine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.” şeklindeki gerekçesi ile kararlar arasındaki hüküm uyuşmazlığının Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin04/12/2007 gün ve 2005/1409 E, 2007/2407 K sayılı kararı ile Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin26/11/2010 gün ve 2010/1380 E, 2010/1720 K sayılı kararına geçerlilik tanınması suretiyle giderilmesigerektiği yolunda görüş bildirmiştir. 10-ESASIN İNCELENMESİUyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: EyüpSabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, Ertuğrul ARSLANOĞLU, Ayhan AKARSU ve MehmetAKBULUT’un katılımlarıyla yapılan ve 2247 sayılı Yasa’nın 25. maddesinin verdiği yetkiye dayanılaraksözlü açıklama için önceden belirlenen 3.3.2014 günlü toplantısında;Başvuru dilekçesi ve ekleri, uyuşmazlığa konu edilen kararlara ilişkin dava dosyaları, ilgiliBaşsavcıların düşünce yazıları, ek düşünce yazıları, dayanılan Yasa ve Yönetmelik kuralları, taraflarcaverilen dilekçe ve ekleri ve Raportör-Hakim Birgül YİĞİT’in hazırladığı rapor okunup incelendikten;Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ile Danıştay SavcısıMehmet Ali GÜMÜŞ’ün yazılı düşünceleri doğrultusundaki açıklamaları da alındıktan sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Öncelikli olarak davacı kiracı şirket ile davalı kiralayan Çankaya Belediye Başkanlığı arasında,süregelen davaya konu işlemlerin safahatının belirtilmesi gerekirse;Davacı şirket tarafından, davaya konu Çankaya İlçesi, Dikmen Keklikpınarı Mahallesi 27338-27341 adalarda yer alan bina 04.12.2003 tarihinde kiralanmış ve 30.12.2004 gün ve 1823 sayılı “lükssınıf işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı “ kendisine verilmiştir.Davalı Belediye Başkanlığı 01.03.2005 gün ve C/2005/0621.17 sayılı kararı ile, davacı şirketeverilen “1823 sayılı lüks sınıf işyeri açma ve çalıştırma belgesi ”nin iptaline karar vermiş, bu işlemin iptaliistemi ile davacı tarafından açılan davaya bakan Ankara 11. İdare Mahkemesi 31.01.2006 gün ve2005/725 Esas, 2006/113 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve ruhsatın iptaline ilişkin işleminiptaline karar vermiştir.Davacı RE-ŞE İnş. Tur. Gıda. Teks. Oto. Rekl. Org. San. Tic. Ltd. Şti tarafından , davalı ÇankayaBelediye Başkanlığı’na “ 1. Sınıf işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı verilmesi” ne yönelik talebinin davalıidarece reddine karar verilmesi üzerine açılan davaya bakan Ankara 11. İdare Mahkemesi 31.03.2006gün ve 2005/1349 Esas, 2006/712 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve davaya konu işleminiptaline karar vermiştir.Davalı Çankaya Belediye Başkanlığı tarafından 28.07.2005 tarihinde kiracı RE-ŞE İnş. Tur. Gıda.Teks. Oto. Rekl. Org. San. Tic. Ltd. Şti’nin dava konusu taşınmazdan tahliyesi istemi ile dava açılmış;ancak, davaya bakan Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 04.12.2007 gün ve 2005/1409 Esas,2007/2407 Karar sayılı kararı ile, davanın reddine karar verilmiş ve verilen bu karar Yargıtay 6. Hukuk
Dairesi’nin 21.04.2008 gün ve 2008/2754 Esas, 2008/4999 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.Ankara 11. İdare Mahkemesi’nin bahsi geçen kararlarından sonra davacıya tekrar, 15.12.2005tarih ve 1823 sayılı İşyeri açma ve çalıştırma ruhsatı verilmiş; ancak verilen bu ruhsat da davalı BelediyeBaşkanlığı’nın 17.08.2006 gün ve 4023.22 sayılı kararı ile iptal edilmiş, bu iptal kararına karşı davacışirket vekili tarafından açılan iptal davasına bakan Ankara 1. İdare Mahkemesi, 22.05.2007 gün ve2006/2001 Esas, 2007/1447 Karar sayılı ilk kararı ile davanın kabulüne ve dava konusu işlemin iptaline hükmetmiş, kararın temyizi üzerine dosyayı inceleyen Danıştay 8. Dairesi, 26.05.2009 gün ve 2007/8212Esas, 2009/3412 Karar sayılı ilamı ile, davaya konu işlemin hukuka aykırı olmadığı gerekçesi ile verilenkararı bozmuş, Danıştay 8. Dairesi’nin bozma ilamı sonrasında Ankara 1. İdare Mahkemesi, 26.11.2010gün ve 2010/1380 Esas, 2010/1720 Karar sayılı 2. kararında, açılan davanın reddine ve idare tarafındanyapılan işlemin hukuka uygun olduğuna hükmetmiş ve bu karar Danıştay 8. Dairesi’nin 16.11.2011 günve 2011/6381 Esas, 2011/5637 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.Taraflar arasında yaşanan tüm bu ihtilaflar nedeni ile, davacı şirket tarafından, davalı BelediyeBaşkanlığı aleyhine Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde, taraflar arasındaki muarazanın giderilmesive davalı Belediye Başkanlığı’nın taşınmaza müdahalesinin önlenmesi istemi ile dava açılmış, Ankara 23.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 21.11.2006 gün ve 2006/380 Esas, 2006/309 Karar sayılı ‘ davanın yargıyolu nedeni ile reddine’ ilişkin ilk kararı, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 09.05.2008 gün ve 2008/5128Esas, 2008/6088 Karar sayılı ilamı ile, ‘ davanın idari işlemin iptaline değil, süregelen iptaller nedeni ileözel hukuktan kaynaklanan hakkın kullanılmaması temeline dayalı muarazanın önlenmesi davasıolduğunu, bu nedenle davanın esastan incelenmesi gerektiği” belirtilerek bozulmuş; Ankara 23. AsliyeHukuk Mahkemesi’nin, Yargıtay bozma ilamına uymak sureti ile verdiği 26.05.2009 gün ve 2008/396Esas, 2009/162 Karar sayılı ‘davanın kabulüne, davalı Belediye Başkanlığı’nın dava konusu taşınmazamüdahalesinin önlenmesine’ ilişkin 2. Kararı ise; Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 05.11.2009 gün ve2009/140683 Esas, 2009/12210 Karar sayılı kararı ile onanmış ve bu şekilde kesinleşmiştir.Tüm bu yargılama safahatından anlaşılacağı üzere, davacı ile davalı arasında oluşan ve müteadditdefalar yargıya taşınan ihtilafların temelinde, dava konusu Çankaya İlçesi, Dikmen Keklikpınarı Mahallesi27338-27341 adalarda yer alan binada bulunan mimari projeye aykırılıkların kiracı şirket tarafındanyapılıp yapılmadığı, bu aykırılıkların kiralayan Çankaya Belediye Başkanlığı’na kiracı şirketin işyeri açmave çalıştırma ruhsatını iptal hakkı verip vermeyeceği, neticede dava konusu taşınmazların kiracı şirkettarafından kullanılıp kullanamayacağı hususları yer almaktadır. Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi ileAnkara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davaların içeriğinden, dava konusu taşınmazın, davacıRE-ŞE İnş. Tur. Gıda. Teks. Oto. Rekl. Org. San. Tic. Ltd. Şti tarafından kullanılmasında bir hukukaaykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmakla birlikte, Ankara 1. İdare Mahkemesi’nce verilen , lüks sınıfişyeri açma ve çalıştırma ruhsatının iptali kararından, davacı şirketin dava konusu yerde faaliyetgösteremeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu itibarla Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 04.12.2007 gün ve 2005/1409 Esas,2007/2407 Karar sayılı kararı ile Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin 26.11.2010 gün ve 2010/1380 Esas,2010/1720 Karar sayılı kararı ayrı bir başlık altında; Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 26.05.2009gün ve 2008/396 Esas, 2009/162 Karar sayılı kararı ile Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin 26.11.2010 günve 2010/1380 Esas, 2010/1720 Karar sayılı Kararını da ayrı bir başlık altında hüküm uyuşmazlığıyönünden değerlendirmekte fayda olduğu düşüncesi ile aşağıdaki şekilde ayrıntılı olarak incelemeyapılmıştır.a) Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 04.12.2007 gün ve 2005/1409 Esas, 2007/2407 KararSayılı kararı ile Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin 26.11.2010 Gün ve 2010/1380 Esas, 2010/1720 Kararsayılı kararı arasında oluşan hüküm uyuşmazlığı yönünden:
a.1) Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi kararının esas yönünden değerlendirilmesi:
Davacı Çankaya Belediye Başkanlığı vekilinin mahkemeye sunduğu 28.07.2005 tarihlidava dilekçesinde özetle; davalı tarafından dava konusu yerde kira sözleşmesinin 9. maddesine aykırışekilde ve onaylı mimari projeye aykırı olarak eklentiler yapıldığının tespit edildiğini ve durumun08.04.2005 gün ve 1217 sayılı yazı ile Emlak ve İstimlak Müdürlüğü’ne bildirildiğini; bunun üzerine davacıtarafından 28.04.2005 gün ve 1901 sayılı yazı ile mimari proje ve sözleşmenin 9. maddesine aykırı olarakyapılan eklentilerin 15 gün içinde eski hale getirilmesi, aksi halde işlemlerin yapılacağının davalıya ihtaredildiğini; bu yazı akabinde Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nden, mimari projeye aykırılıkların giderilipgiderilmediği konusunda bilgi istendiğini; Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nün 28.06.2005 gün ve 2334sayılı yazı cevabı ile projeye aykırı yapıların kaldırılmadığını bildirdiğini; davalının bu şekilde mimariprojeye aykırı eklenti yaptığını ve kira sözleşmesinin 9. maddesini ihlal ettiğini belirterek; davalınıntaşınmazdan tahliyesine karar verilmesi istemi ile adli yargı yerinde dava açmıştır.
Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 04.12.2007 gün ve 2005/1409 Esas, 2007/2407Karar sayılı kararında özetle; “davacı tarafından, akde aykırılık olarak nitelenmesi istenen mimari projeyeaykırılıkların, davalı tarafından yapıldığının ispat edilememesi ve dayanılan mimari projede belediyeonayının olmaması nedenleri ile; akde aykırılık oluşturmayacağı; restoran girişine konulan ışıklı panolaryönünden ise; panoların restoranın tanıtımı amacı ile konulduğu ve davalı şirket tarafından davacıyahitaben yazılan 23.02.2005 tarihli yazıda bu panoların konulması için uygun bir yer gösterilmesi halindeyerlerinin değiştirilebileceğinin bildirilmesi karşısında davacının işlem ve eylemlerinin iyiniyetlibulunmadığı” gerekçesi ile davanın reddine karar verdiği, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerineYargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 21.04.2008 gün ve 2008/2754 Esas, 2008/4999 Karar sayılı kararı ile onandığı; davacı vekilinin karar düzeltme talebinin yine aynı dairenin 11.11.2008 gün ve 2008/8694 Esas,2008 /12403 Karar sayılı kararı ile reddedildiği anlaşılmıştır.
Dava dilekçesi ve Mahkeme kararı içeriğinden anlaşılacağı üzere; davada, ÇankayaBelediye Başkanlığı tarafından, kiracı şirket RE-ŞE İnş. Tur. Gıda. Teks. Oto. Rekl. Org. San. Tic. Ltd.Şti’nin dava konusu taşınmazın mimari projesine aykırı şekilde taşınmaza eklenti yaptığı ve bu suretle kirasözleşmesinin 9. maddesini ihlal ettiği iddiası ile tahliye davası açıldığı; mahkemece, yukarıda belirtilengerekçe ile, sübuta ermeyen davanın esastan reddine karar verildiği görülmektedir.
Sonuç olarak; dava dosyasının, kira akdine aykırılık nedeni ile kiracının taşınmazdantahliyesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmiştir.
18/05/1955 gün ve 6570 sayılı Kanun’un 1. maddesinde ; “Belediye teşkilatı olan yerlerle,iskele, liman ve istasyonlardaki gayrimenkullerin (Musakkaf olmayanları hariç) kiralanmalarındakiralayanla kiracı arasındaki hukuki münasebetlerde bu kanun ile Borçlar Kanununun bu kanuna aykırıolmayan hükümleri tatbik olunur.” denilmek sureti ile Belediye Teşkilatı olan yerlerde kira sözleşmelerine6570 ve Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
08/09/1983 gün ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun ‘kapsam ‘ başlıklı 1. maddesinde“Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelerin, özel idare ve belediyelerin alım, satım, hizmet,yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işleri bu Kanunda yazılı hükümlere göreyürütülür.” denilmek sureti ile belediyelerin kira sözleşmelerinde 2886 sayılı Kanun hükümlerininuygulanacağı düzenlenmiştir.
Aynı Kanunun ‘ kaldırılan hükümler ‘ başlıklı 94. maddesinde;
“a) 02/06/1934 tarih ve 2490 sayılı Kanun ile bu Kanunda ek ve değişiklikler yapankanunlar,/ b) (Değişik bent: 09/11/1983 - 2944/1 md.) Diğer Kanunların (15/07/1964 tarih ve 500 sayılıKanun ile 22/10/1981 tarih ve 2542 sayılı Kanun hariç) bu Kanuna uymayan hükümleri yürürlüktenkaldırılmıştır.” şeklindeki düzenleme ile de 1983 tarihinden sonra Belediyelerin kira sözleşmelerinde2886 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir.
Her ne kadar taraflar arasında imzalanan 12.01.2004 tarihli ve 1853 yevmiye numaralısözleşmenin 2886 sayılı Yasa’nın 36. maddesine atıfla imzalandığı anlaşılmış ise de; gerek 6570 sayılıKanun ve gerekse 2886 sayılı Kanunlarda, akde aykırılık nedeni ile sözleşmenin feshine ilişkindüzenlemelere yer verilmediğinden, sorunun genel hükümler çerçevesinde, Borçlar Kanunu kapsamındanitelenmesi ve çözümlenmesi gerekmektedir.
Davaya konu, 04.12.2003 tarihli kira akdi tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BorçlarKanunu’nun “Mucirin fesih hakkı” Başlıklı 289. maddesinde; “Müstecir, mecurun işletilmesine vemuhafazasına müteallik borçlarına ehemmiyetli bir tarzda muhalefet eder ve mucirin ihtarına rağmen vetayin ettiği münasip bir mehil zarfında borçlarını ifa etmezse mucir, başka bir muameleye hacetkalmaksızın akdi feshedebilir.” denilmek sureti ile kiracının, kiralanan taşınmazı muhafaza borcuna aykırıişlem ya da eylemi akde aykırılık olarak nitelenmiş ve fesih sebebi olarak düzenlenmiştir.
Taraflar arasında imzalanan 12.01.2004 gün ve 01853 numaralı Kira Kontratı’nın 9.maddesinde; “ Kiralanan Tesisler Mevcut durumu ile kiraya verilmiş olup, Belediye’nin yazılı izni olmadanhiçbir şekilde değişiklik ve eklenti yapılamaz. Herhangi bir tadilatın gerektiği hallerde Belediye’nin ilgilibirimlerinden, gerekli müsaadenin alınması, tadilatların Park ve Bahçeler Müdürlüğü’ncegörevlendirilecek teknik eleman nezaretinde yapılması zorunludur. Aksi bir durum akde muhalefet olarak kabul edileceğinden tahliye sebebidir.” şeklindeki düzenleme ile, dava konusu taşınmazda yapılacaktamirat, tadilat ve eklentiler için Belediye Başkanlığından izin alınması zorunluluğu getirilmiştir.
Dosya kapsamında bulunan inşaat mühendisi Elveda Onay’a ait raporda özetle; “Ankara,Dikmen, Keklik Pınarı Mahallesi, Dikmen Caddesi, Nazım Hikmet Parkı içinde ve 4 no’da yer alıp da SurRestoran adı altında faaliyet gösteren davaya konu restoran ve kafe ile ilgili olarak, taraflar arasındaakdedilmiş olan 12 Ocak 2004 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli kira söyleşmesinin mevcut olduğu, busözleşmenin 9. maddesinde ise kiralananda Belediyenin ilgili birimlerinden gerekli müsaade alınmaksızınyapılan değişiklik ve tadiladın akde muhalefet olarak kabul edileceğinden tahliye sebebi sayılacağınınbelirtilmiş olduğu, Belediyenin ilgili birimlerinden olan Park ve Bahçeler Müdürlüğü teknik elemanlarıncatutulmuş olan 26.1.2005 tarihli tutanakla da, gerek projesine, gerekse sözleşmesine nazaran akdeaykırılık teşkil eden hususların belirtilmiş olduğu, ancak, bunların projesine aykırılık teşkil edip etmediği,dolayısıyla sözleşmeye de aykırı olup olmadığı hususunun sağlıklı bir şekilde belirlenebilmesi için, bu26.1.2005 tarihli tutanağı tanzim eden teknik elemanın tarafımla irtibat kurarak, bahse konu bu yerin hangimahallere tekabül ettiğinin gösterilmesi gerektiği, Sonuç olarak da, proje dosyaya sonradan ve yeni ibrazedildiğinden, (2.6.2006 günü) proje mahale tatbik edilerek, ayrıntılı rapor düzenlenebilineceği,”ninbelirttiği; mahkemece, istem konusu mimari projelerin ibrazından sonra dosyanın tekrar bilirkişiye tevdiedildiği ve inşaat mühendisi Elveda Onay 13.12.2006 tarihli ek raporunda özetle; “Her ne kadar26.01.2005 tarihinde tanzim olunan tutanak, 3 madde halinde belirlenmiş, bu hususlar taraflar arasındaakdedilmiş olan 12.01.2004 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin 9.maddesi dikkate alındığında “akdeaykırılık” teşkil etmekte ise de, dosyaya sunulmuş olan mimari proje ve vaziyet planlarının ilgiliBelediyesince onaylı olmadığını, Keza, Belediye teknik elemanlarınca düzenlenmiş olan 26.01.2005 tarihlitutanağın 2. ve 3.maddelerini teşkil eden yeşil alanların doldurularak, gerek yaya yoluna katılması,gerekse araç parkı yapılmasıyla ilgili hususun ise, açıklık-netlik kazanmamış olduğu, bu konuyla ilgili tanıkdinlenmesi takdirinin de Sayın Mahkeme’ye ait olacağını” belirttiği, mahkemece bilirkişi raporudoğrultusunda 06.03.2007 tarihli celsede Çankaya Belediyesi eski Başkan Yardımcısı HikmetSönmez’in tanık olarak dinlendiği ve tanığın; “Kira sözleşmesi yapılmasına rağmen, biz müstecire anahtarıaçılış töreninin yapılmasından, yani 2 ay sonra teslim ettik. Eski Belediye Başkanı parkı gezerken, girişyolunun dar olduğunu söyledi. Park ve Bahçeler Müdürlüğü tek araç geçişine imkân verecek şekilde birdüzenleme yaptı, duvar örülerek dolgu yapılması, restoran önündeki yeşil alanın doldurulması işlemlerini
Park ve Bahçeler Müdürlüğü yaptı. Bütün bu işlemler bittikten sonra müsteciri çağırdık, anahtarı verdik.Müstecir kira sözleşmesinden itibaren 1 ay içinde faaliyete geçmesi gerektiğini, aksi halde, sözleşmeninfesih olacağını söyleyerek bu 2 aylık gecikme ile ilgili belge istedi. Biz de bunu mücbir sebep sayarak,aldığımız dilekçesi üzerine Emlâk İstimlâk Müdürlüğü olur hazırladı, Başkanlık makamı olur verdi. TeslimTutanakları düzenlendi. Park ve Bahçeler Müdürlüğü demirbaşları ile birlikte burayı kendisine teslim ettik.Sadece, üzerindeki tesis ihaleye ve kiraya verildi. Parkın bakım ve sorumluluğu Belediyeden çıkması içinmüstecire yüklendi” şeklinde beyanda bulunduğu, tanığın bu beyanı sonrasında aldırılan 17.10.2007 tarihliek bilirkişi raporunda özetle; “Davacı Belediye teknik elemanlarınca düzenlenmiş olan 26.1.2005 tarihlitutanakta, 3 madde halinde belirlenmiş olan hususlardan; Restorana çıkış-sağ yanda yaklaşık 6.80x15.00m. ebadında yeşil alanın iptal edilip, h= 1-1,5 m. yüksekliğinde duvar örülerek dolgu yapılması, üzerininparça granit malzeme ile kaplanmak suretiyle yaya yoluna katılması, Restoran önüne isabet eden,yaklaşık 20.00x2.00 m. ebadında yeşil alanın iptal edilip, h= 1,5 m. yüksekliğinde duvar ile çevrilmesi,yeşil alanın doldurularak yaya yolu kotuna getirilmesi ve mevcut durumu ile araç parkı (yolu) olarakkullanılması hususlarının davalı-kiracı tarafından yapılmamış olduğunun; davaya konu yerde bulunanrestoran ve Cafe’nin tanıtımı amacı ile konulan ışıklandırmalı panolar yönünden ise; dosyaya sunulanfotoğraflardan işyerinin varlığını gösteren 4 ayrı tabelanın mevcut olduğunu, bunların da gerek estetikaçıdan, gerekse görüntü kirliliği açısından göze hoş gelmediği, 4 tabelanın yerine restoranınmevcudiyetini belirleyen daha estetik tek bir tabela konulabilineceğinin” tespit edildiği görülmektedir.
Belirtilen yasal mevzuat ve bilirkişi raporları çerçevesinde dava değerlendirildiğinde; davacının 818 sayılı Yasa’nın 289. maddesine dayalı olarak, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin 9.maddesine aykırı şekilde, binanın mimari projesine aykırı tadilatlar yapan davalının, taşınmazdantahliyesine karar verilmesini istediği; dava konusu tadilatların kiracı şirket tarafından yapıldığının sübutaermemesi nedeni ile davanın reddine karar verildiği ve kararın bu şekilde kesinleştiği, kiracı şirketin bukarar ile birlikte söz konusu tadilatlar nedeni ile taşınmazdan tahliyesinin istenmesi olanağının kalmadığısonucuna ulaşılmıştır.
a.2) Ankara 1.İdare Mahkemesi Kararının esas yönünden değerlendirilmesi
Davacı RE-ŞE İnş. Tur. Gıda. Teks. Oto ve Rek. Org. San.Tic. Ltd. Şti. vekilininmahkemeye sunduğu 01.09.2006 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalı idarece mahkeme dosyasınasunulan mimari projenin geçersiz olduğunu belirterek; davaya konu Belediye Başkanlığı Encümeninin,15.08.2006 tarih ve C/2006/4002.22 sayılı işyerinin faaliyetten men’ine ilişkin
kararının (davadilekçesinde yanlış yazılmış, doğrusu 17.08.2006 gün ve 4023.22 sayılı karar )iptaline karar verilmesitalebi ile idari yargı yerinde dava açmıştır.
Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin; 22.05.2007 gün ve 2006/2001 Esas, 2007/1447 Kararsayılı kararı ile davacının davasını “ işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı ile yapı ruhsatı ve projeye aykırılıklar,farklı mevzuata tabi olup, her biri için farklı nitelik ve özellikleri arandığı
ve bunlardan birinde meydanagelen eksiklik ve değişikliklerin her durumda diğeri için engel oluşturmayacağı, söz konusu eksiklik yada değişikliğin, tabi olduğu durum içersinde değerlendirilerek, mevzuatın öngördüğü yaptırımınuygulanması gerektiği, yapı ile ilgili proje hilafı hususların imar mevzuatının öngördüğü yaptırımlar ilegiderilmesinin gerektiği, proje hilafı hususlar nedeni ile usulünce alınmış işyeri açma ve çalıştırmaruhsatının iptal edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı” gerekçesi ile kabul ettiği ve Çankaya BelediyeEncümeni’nin 17.08.2006 gün ve 4023.22 sayılı kararının iptaline karar verdiği; kararın, davalı ÇankayaBelediye Başkanlığı vekilince temyizi üzerine Danıştay 8. Dairesi’nin 26.05.2009 gün ve 2007/8212Esas 2009/3412 Karar sayılı kararı ile “ bir işyerinde, ruhsat verilmesinden sonra yapılacakdenetimlerde, mevzuata uygun olmayan hususların ve noksanlıkların saptanması halinde İşyeri Açma veÇalıştırma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 6. maddesi gereğince , bu kanununuygulama yönetmeliğinde belirtilen yetkili idarelerce yönetmelikte belirtilen şekilde , bunlarıngiderilmesine kadar bu amaca yönelik olarak işyerinin faaliyetten men’ine karar verilebileceği, davalınınbu amaca yönelik işleminde bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile bozulduğu; davacı vekilitarafından karara karşı karar düzeltme yoluna başvurulduğu; ancak, bu talebin de Danıştay 8. Dairesi’nin 13.07.2010 gün ve 2009/7784 Esas, 2010/4203 Karar sayılı kararı ile reddedildiği, Ankara 1. İdareMahkemesi’nin bozma ilamına uyulmak sureti ile yaptığı yargılama neticesinde, 26.11.2010 gün ve2010/1380 Esas, 2010/1720 Karar sayılı kararı ile; “davacının imar mevzuatına aykırı olarak yaptığıişyerinde faaliyette bulunduğu sabit olduğundan; bu durum sonlandırılıncaya kadar çalışmaktanalıkonulmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı “ gerekçesi ile davanın reddinekarar verdiği; kararın davacı vekili tarafından temyiz edildiği; Danıştay 8. Dairesi’nin 16.11.2011 gün ve2011/6381 Esas, 2011/5637 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararını onadığı anlaşılmıştır.
Dava dilekçesi ve Mahkeme kararı içeriğinden anlaşılacağı üzere; kiracı şirket RE-ŞEİnş. Tur. Gıda. Teks. Oto. Rekl. Org. San. Tic. Ltd. Şti tarafından, dava konusu taşınmazda mimariprojesine aykırı şekilde tadilatlar yaptığı gerekçesi ile alınan “lük sınıf işyeri açma ve çalıştırma ruhsatınıniptaline ve kiracı şirketin faaliyetten men’ine ilişkin” 17.08.2006 gün ve C/2006/4023.22 sayılı kararın iptali istemi ile dava açıldığı; mahkemece, yukarıda belirtilen gerekçe ile, davanın esastan reddine kararverildiği görülmektedir.
Sonuç olarak; dava dosyasının, işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı verilmesi ve iptalihakkındaki yasal mevzuat çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Davaya konu ruhsatın verildiğive davaya konu 26.01.2005 tarihli tutanağın düzenlendiği tarihte 353 sayılı İşyeri Açma ve ÇalıştırmaRuhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararname ve 20103 sayılı “İşyeri Açma Ve Çalıştırma RuhsatlarınaDair Yönetmelik” yürürlükte bulunduğundan, bu kapsamda inceleme ve değerlendirme yapılmıştır.
353 Sayılı İşyeri Açma ve Çalıştırma Ruhsatlarına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 3.
Maddesinde Belediye hudutları ile mücavir alan içinde kalan tüm işyerleri ve işletmelere belediyelertarafından ruhsat işlemlerinin yapılacağı belirtildikten sonra 4. Maddesinde; 3 üncü maddede belirtilenmercilerin, iznin verilmesi için yapılacak beyan ve incelemelerde kanun hükmünde kararnamenin aynımaddesinde belirtilen genel kriterlere düzenlenecek yönetmeliği esas almaları gerektiği düzenlenmiştir.
Bu kapsamda hazırlanan ve 09.03.1989 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 20103sayılı İşyeri Açma ve Çalıştırma Ruhsatlarına Dair Yönetmeliğin “Ruhsat Vermeye yetkili Merciler”başlıklı 5. maddesinde; “Bu Yönetmelikte sözü geçen ruhsatları vermeye:
a) Belediye sınırları ve mücavir alan dışında kalan işyerleri ve işletmelere valilik vekaymakamlıklar,
b)Belediye sınırları ile mücavir alan içinde kalan işyerleri ve işletmeler
belediyeler,
c)Büyükşehir belediyelerindeki işyeri ve işletmelerden;
1) İkinci ve üçüncü sınıf gayri sıhhi müesseseler için büyük şehir belediye
başkanlığı,
2) Sıhhi ve diğer işyeri ve işletmeler için ise büyük şehir belediyesi içinde kalan diğerbelediyeler, yetkilidirler, “ denilmek sureti ile İşyeri açma ve çalıştırma ruhsatı vermeye belediyesınırları içince Belediye Başkanlıkları olduğunu;
Aynı Yönetmeliğin “İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı Verilmesi” başlıklı 8. maddesinde;“Eksiksiz olarak doldurulan başvuru formu üzerine, ilgiliye en geç müracaatını izleyen iş günü içerisindeişyeri açma ve çalışma ruhsatı verilir/İlgilinin beyanına göre tanzim edilen ruhsat müktesep hak doğurmaz./İşyeri açma ve çalışma ruhsatı almadan işyeri açılamaz ve çalıştırılamaz.” denilmek sureti ile talephalinde işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının hemen verilmesi gerektiğinin düzenlendiği,
Yine aynı Yönetmeliği “Başvuru Formu Üzerine yapılacak Kontrol” başlıklı 9. maddesinde;“Yetkili mercilerce açma ve çalışma ruhsatı verilen işyerleri, bu merciler tarafından kanunen yetkili bulunankamu kurum ve kuruluşlarına derhal bildirilecek ruhsat veriliş tarihini izleyen bir ay içerisinde mevcutmevzuat çerçevesinde kontrol ettirilirler.
Bu süre içinde kontrol ettirilmemesi veya yapılan kontrol sonucunda yönetmelikte öngörülenesaslara aykırı bulunmadığının anlaşılması hallerinde, ilgilinin ruhsatı kesinleşmiş sayılır. Ancak, kamukuruluşlarına ruhsatın verildiği tarihten itibaren en geç iki iş günü içerisinde başvuru formuna ilişkin evrakıkontrol için göndermeyen veya kontrol görevini zamanında yerine getirmeyen kamu görevlileri hakkındayasal işlem yapılır.
Yetkili merciin mevcut teşkilatının birinci fıkrada öngörülen kontrol için yeterli olması halindegerekli koordinasyon mahallin en büyük mülki amiri tarafından sağlanır.
Bunun üzerine bir ay içerisindeki ilk kontrol ve denetimlerde Yönetmelikte öngörülenkriterlere aykırı beyan ve durumun tespiti halinde, işyerinin mevzuata uygun hale getirilmesi için ilgiliye birdefaya mahsus olmak üzere yedi gün süre verilir. buna rağmen aykırılığın giderilmediğinin anlaşılmasıhalinde, ruhsat iptal edilerek işyeri kapatılır ve ilgililer hakkında ayrıca yasal işlem yapılır.
İlk işyeri açıldıktan ve ilk kontrolün yapılmasından sonra işyerinin faaliyetleri ve diğerhususlarla ilgili kuruluşların mevcut mevzuatları çerçevesinde denetleme yetkileri saklıdır.” şeklindekidüzenleme ile işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı verilen kişinin denetiminin yapılma usulüne ayrıca veaçıkça yer verildiği görülmektedir.
Çankaya Belediyesi Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü Kuruluş, Görev, Yetki, SorumlulukÇalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin “Ruhsat ve Denetim Müdürlüğünün görevleri” başlık 5.maddesinin “i” bendinde; “Küşat Heyetince incelenip imar yönünden projesine uygun olmadığı tespitedilen işyerlerini İmar ve Şehircilik Müdürlüğüne bildirmek”
görevinin Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü’neverildiği,
Yine aynı yönetmeliğin “Küşat heyeti bürosu” başlıklı 12. maddesinin “c” bendinde “KüşatHeyeti Bürosu; Ruhsat verilen işyerlerini, ruhsatın verildiği tarihten itibaren en geç bir ay içinde kontroletmek ve bu amaçla diğer bürolarla işbirliği ve koordinasyon içinde çalışmak ile görevli ve yetkilidir”; aynımaddenin “d” bendinde; “İmar mevzuatına aykırılığı tespit edilen hususların İmar ve Şehircilik Müdürlüğüneintikalini sağlamak ile görevli ve yetkilidir.” denilmek sureti ile mimari projesine aykırı olan işyerlerinintespiti ve bildirilmesi işinin KÜŞAT Müdürlüğü’ne verildiği, KÜŞAT Müdürlüğü’nün bu yöndeki bildirimiüzerine gerekli denetimi yapma işini ise Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü’nün üstlendiği;
Çankaya Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü Kuruluş, Görev, Yetki, SorumlulukÇalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin
“Park ve Bahçeler Müdürlüğünün görevleri” başlıklı 5.maddesinin ; “ı” bedinde; “ Parklar ve yeşil alanları; buralarda bulunan kent mobilyalarını, ağaç ve süsbitkilerini tahrip eden kişi ve kuruluşları tespit etmek, kişi ve kuruluşların verdikleri hasarı tazmin etmekiçin; hasar tespit bedelini belirlemek, hasar tespit raporu düzenlemek ve tespit listesi oluşturularakEncümene takdim etmek “ görevinin Park ve Bahçeler Genel Müdürlüğü’ne verildiği ;
İmar ve Şehircilik Müdürlüğü Kuruluş Görev, Yetki, Sorumluluk ve Çalışma Esaslarına İlişkinYönetmeliğin “Mimari Proje Bölümü” başlıklı 14. maddesinin “a” bendinde; “Yeni yapılacak olan binalarınruhsat ekleri mimari projelerini, peyzaj projelerini Ankara İmar Yönetmeliği ve tüm imar mevzuatıçerçevesinde incelemek ve onaylamak” aynı yönetmeliğin “c” bendinde “Onaylı Mimari projelerintadilatının talebi halinde bunları incelemek ve onaylamak” görevlerinin mimari proje bölümüne verildiği görülmektedir.
Bu yasal mevzuat çerçevesinde dava dosyası incelendiğinde; kiracı şirket ile kiralayanBelediye Başkanlığı arasında , kira sözleşmesinin akdedildiği tarihte yürürlükte bulunan 03.04.1930tarih ve 1580 sayılı Belediye Kanunu’nun 83. maddesine uygun olarak, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunuhükümlerine uygun şekilde düzenlenen ihale neticesinde kira sözleşmesinin akdedildiği; bu sözleşmesonrasında kiracı şirkete yine o tarihte yürürlükte bulunan 20103 sayılı Yönetmeliğin 8.maddesi
gereğince işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı verildiği, ruhsatın verilmesinden sonra yine aynı yönetmeliğin9. maddesi gereğince denetim yapıldığı ve 26.01.2005 tarihli tutanak ile dava konusu taşınmazdabulunan mimari projeye aykırılıkların tespit edildiği, durumun Park ve Bahçeler Müdürlüğü tarafındantespiti ve bildirilmesinden sonra, Çankaya Belediye Başkanlığı tarafından, kiracı şirketin 30.12.2004 günve 1823 sayılı “ lüks sınıf işyeri açma ve çalıştırma belgesi” nin iptaline karar verildiği, bu iptal kararınakarşı idari yargıda açılan iptal davasının Ankara 11. İdare Mahkemesi’nin 31.01.2006 gün ve 2005/725Esas, 2006/113 Karar sayılı kararı ile “yönetmelikte belirtilen gerekli usuli prosedüre uyulmadan karartesis edildiği” gerekçesi ile kabul edildiği,bu kararın onanarak kesinleştiği, bu noktadan sonra kiracışirkete 15.12.2005 gün ve 1823 sayılı işyeri açma ve çalıştırma ruhsatının verildiği; ardından KüşatMüdürlüğü tarafından Park ve Bahçeler Müdürlüğü’ne 26.01.2005 tarihli tutanakta tespit edilen mimariprojeye aykırılıkların giderilip giderilmediğinin tespit edilmesi yönünden müzekkere yazıldığı,Park veBahçeler Genel Müdürlüğü’nün 03.07.2006 gün ve 3590 sayılı yazısı ile 26.01.2005 tarihli tutanaktakihususların o gün itibari ile halen mevcut olduğunun bildirildiği,bunun üzerine Küşat Müdürlüğü tarafından kiracı şirkete 06.07.2006 gün ve 3431-3134 sayılı ihtaratın gönderildiği ve mimari projeye aykırılıklarıneski hale getirilmesi için 15 gün süre verildiği, bu süre sonunda projeye aykırılıkların eski halegetirilmediğinin 19.07.2006 tarihli tutanakla tespit edildiği ve kiracı şirketin 15.12.2005 ve 1823 sayılıruhsatının Belediye Encümeni’nin 17.08.2006 gün ve C./2006/4023.22 sayılı kararı ile iptal edildiği, bukararın iptali istemi ile açılan davanın ise Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin 26.11.2010 gün ve 2010/1380Esas, 2010/1720 Karar sayılı kararı ile reddedildiği ve Danıştay 8. Dairesi’nce onanarak kesinleştiğianlaşılmıştır.
Oysa Ankara 1.İdare Mahkemesi’nin; kararına dayanak teşkil eden ve 07.02.2005 gün ve 17-04/L-1/1823 733-650 sayılı yazıda bahsi geçen mimari projeye aykırı tadilatların kiracı şirkettarafından yapılmadığı, mahallinde yapılan keşif, alınan bilirkişi raporları ve dinlenen tanık beyanları ileAnkara 10 Sulh Hukuk Mahkemesi dosyasında tespit edilmiştir. Hal böyle iken; söz konusu mimariprojeye aykırı tadilatların, kiracı şirket yönünden “ ruhsat iptali sebebi “ olarak gösterilmesi ve kiracışirketin kendisi tarafından yapılmayan mimari projeye aykırılıkları eski hale iadesine kadar faaliyettenalıkonulmasına hükmedilmesi; gerek 818 sayılı Borçlar Kanunu gerekse 20103 sayılı İşyeri Açma veÇalıştırma Ruhsatlarına Dair Yönetmelik maddeleri uyarınca hukuka aykırıdır.
a.3) Sonuç:
Açılanan nedenlerle; mahallinde yapılan keşif,alınan rapor ve dinlenen tanık beyanlarıçerçevesinde dava dosyası değerlendirildiğinde; dava konusu,07.02.2005 gün ve 17-04/L-1/1823 733-650 sayılı tutanakta belirtilen “Parkın,Dikmen Caddesi girişine yaklaşık (1.50x3.50)m, ebatlarında h=5m.yüksekliğinde ışıklı pano yapıldığını, giriş kapısı sağ ve sol yanlarına (1.00x2.QÛ)m ebatlarında ışıklı panoyapılması, Restorant'a çıkış sağ yanda yaklaşık (6.S0x 15.00)m ebadında yeşil alanın iptal edilip, h=l-l,5m. yüksekliğinde duvar örülerek dolgu yapılması ve üzerinin parça granit malzeme ile kaplanmaksuretiyle yaya yoluna katılması, Restoran önüne isabet eden yaklaşık (20.00x2.00)m. ebadında yeşilalanın iptal edilip, h=l,5m. yüksekliğinde duvar ile çevrilmesi, yeşil alanın doldurularak yaya yolu kotunagetirilmesi ve mevcut durumu ile araç parkı (yolu) olarak kullanılması” şeklindeki mimari projeyeaykırılıkların, kiracı şirket tarafından yapılmadığı Ankara 10.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 04.12.2007 günve 2005/1409 Esas, 2007/2407 Karar sayılı kararı ile sabit olduğuna göre, Ankara 1.İdareMahkemesi’nin 26.11.2010 gün ve 2010/1380 Esas, 2010/1720 Karar sayılı kararı ile “davacının imarmevzuatına aykırı olarak yaptığı tadilatlarla
işyerinde faaliyette bulunduğu sabit olduğu” gerekçesi ileverdiği kararı, hukuka ve olayın esasına uygun bulunmamıştır.
Bu itibarla her iki karar arasındaki hüküm uyuşmazlığının, Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin26.11.2010 gün ve 2010/1380 Esas, 2010/1720 Karar sayılı kararı kaldırılmak sureti ile giderilmesigerektiğine karar verilmiştir.b) Ankara 23 Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 26.05.2009 gün ve 2008/396 Esas 2009/162 Kararsayılı kararı ile Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin 26.11.2010 gün ve 2010/1380 Esas, 2010/1720 Kararsayılı kararı arasında oluşan hüküm uyuşmazlığı yönünden:
b.1) Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının esas yönünden değerlendirilmesi:
Davacı RE-ŞE İnş. Tur. Gıda. Teks. Oto ve Rek. Org. San.Tic. Ltd. Şti. vekilininmahkemeye sunduğu 04.09.2006 tarihli dava dilekçesinde özetle; davalı Belediye Başkanlığı’nca idaremahkemeleri tarafından verilen iptal kararlarının uygulanmaması; davacının dava konusu işletmeyiçalıştırmasına engel olucu işlem ve eylemlerde bulunulması sureti ile kiracı şirketin kullanım hakkınınhukuka aykırı şekilde engellendiği iddiasına dayalı olarak, idarenin bu haksız işlem ve eylemleri nedeni ileoluşan muarazanın ve haksız müdahalenin önlenmesine karar verilmesi istemi ile adli yargı yerinde davaaçtığı,
Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin; 26.05.2009 gün ve 2008/396 Esas, 2009/162Karar sayılı kararında özetle; “ davalının ileri sürdüğü hususların akde aykırılık koşullarını taşımadığınailişkin Ankara 10 Sulh hukuk Mahkemesi dosyasının Yargıtay 6. Hukuk Dairesi tarafından onanarakkesinleştiğini, Çankaya Belediye Başkanlığı’nın kiracı şirkete ait işyeri açama ve çalıştırma ruhsatını sıksık iptal etmesi, lüks sınıf işyeri açma ve çalıştırma ruhsatını iptal etmesi, Ankara 11. İdare Mahkemesi’nin31.01.2006 gün ve 31.03.2006 günlü iptal kararlarından sonra da 15.08.2006 tarihli encümen kararı ile yine kiracı şirketin işyeri açma ve çalıştırma ruhsatını iptal etmesi şeklindeki işlemlerinin kiracı şirketinözel hukuktan kaynaklanan hakkını kullanmasına engel olduğunu “ belirterek; davanın kabulüne; davakonusu restoran ve kafeye davalının müdahalesinin men-ine ve muarazanın men’ine karar verildiği,kararın Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin, 05.11.2009 gün ve 2009/10683 Esas, 2009/12210 Karar sayılıilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
Dava dilekçesi ve Mahkeme kararı içeriğinden anlaşılacağı üzere; kiracı şirket RE-ŞE İnş.Tur. Gıda. Teks. Oto. Rekl. Org. San. Tic. Ltd. Şti tarafından, kiracı şirket ile kiralayan Çankaya BelediyeBaşkanlığı arasında süregelen ruhsat iptali kararları ve bunların iptali istemi ile müteaddit defa açılan iptalve tahliye davaları nedeni ile oluşan muarazanın giderilmesi ve davalı Belediye Başkanlığı’nın taşınmazamüdahalesinin önlenmesi istemi ile dava açıldığı; mahkemece, yukarıda belirtilen gerekçe ile, davanınesastan kabulüne karar verildiği ve Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin onama ilamı ile kesinleştiğianlaşılmaktadır. Sonuç olarak; dava dosyasının, muarazanın giderilmesi ve taşınmaza müdahaleninönlenmesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu itibarla raporumuzun “b.1” başlığı altındakiaçıklamalarımızda belirttiğimiz üzere, her ne kadar taraflar arasında imzalanan 12.01.2004 tarih ve 1853yevmiye numaralı sözleşmede, sözleşmenin 2886 sayılı Yasa’nın 36. maddesine atıfla imzalandığıanlaşılmış ise de; gerek 6570 sayılı Kanun ve gerekse 2886 sayılı Kanunlarda, sözleşmenin, akdeaykırılık nedeni ile feshine ilişkin düzenlemelere yer verilmediğinden, sorunun genel hükümlerçerçevesinde, Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunu kapsamında nitelenmesi ve çözümlenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
Tekrara kaçılmaması açısından, Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde muarazanıngiderilmesi davası açılmasına neden olan ve taraflar arasında süregelen ihtilaflara kısaca değinmekgerekirse; davalı Belediye Başkanlığı’nın 01.03.2005 gün ve C/2005/0621.17 sayılı kararı ile, davacışirkete verilen “1823 sayılı lüks sınıf işyeri açma ve çalıştırma belgesi”nin iptaline dair verilen karar Ankara 11. İdare Mahkemesi 31.01.2006 gün ve 2005/725 Esas, 2006/113 Karar sayılı kararı ile iptaledilmiş ve Danıştay 8. Dairesi tarafından onanarak kesinleşmiş, yine davalı Belediye Başkanlığı’nın16.03.2005 gün ve 17-04/L-1/1823 1984-1535 sayılı “1. Sınıf işyeri açma ve çalıştırma ruhsatıverilmesine yönelik talebin reddine “ ilişkin kararı, Ankara 11. İdare Mahkemesi 31.03.2006 gün ve2005/1349 Esas, 2006/712 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş ve Danıştay 8.Dairesi’nce onanarakkesinleşmiş, bu kararlar üzerine davacı şirkete 15.12.2005 gün ve 1823 sayılı işyeri açma ve çalıştırmaruhsatı verilmiş, ancak bu ruhsat da davalı Belediye Başkanlığı’nın 17.08.2006 gün ve C:/2006/4023.22sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
Davacı kiracı RE-ŞE İnş. Tur. Gıda. Teks. Oto ve Rek. Org. San.Tic. Ltd. Şti. taraflararasında süregelen ve taşınmazı kullanmasına engel olan işlemleri gerekçe göstererek, muarazanıngiderilmesi ve davalı Çankaya Belediye Başkanlığı’nın taşınmaza müdahalesinin men-ine karar verilmesiistemi ile dava açmış; Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi, açılan davayı, kira sözleşmesine dayalışahsi hakka müdahale olarak nitelemiş ve davalı kiralayan Çankaya Belediye Başkanlığı’nın taşınmazamüdahalesinin önlenmesine karar vermiştir.
Sonuç olarak; dava dosyasının, davacı kiracı şirketin sözleşmeden kaynaklanan “zilyetliğedayalı şahsi kullanım hakkına müdahalenin men-i davası” kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davaya konu, 04.12.2003 tarihli kira akdi tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BorçlarKanunu’nun “Mecurun Teslimi” Başlıklı 249. maddesinde; “ Mucir, mecuru akitten maksut olan kullanmağasalih bir halde müstecire teslim etmek ve icar müddeti zarfında bu halde bulundurmak ile mükelleftir.”denilmek sureti ile, kiralan taşınmazın zilyetliğinin kiracıya teslim yükümlülüğü düzenlenmiştir.
22/11/2001 gün ve 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “ Zilyetlik Kavramı ve Türleri”Başlıklı 973. maddesinde ; “ Bir şey üzerinde fiili hakimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir./Taşınmazüzerindeki irtifak haklarında ve taşınmaz yüklerinde hakkın fiilen kullanılması zilyetlik sayılır.” şeklindekidüzenleme ile bir şey üzerinde fiilen hakimiyet kurulması zilyetlik olarak nitelenmiştir.
Aynı Kanunun “Asli ve Fer`i Zilyetlik “ Başlıklı 974. maddesinde ; “Zilyet, bir sınırlı ayni hakveya bir kişisel hakkın kurulmasını ya da kullanılmasını sağlamak için şeyi başkasına teslim ederse,bunların ikisi de zilyet olur.” Denilmek sureti ile hak sahibi tarafından zilyetliğin devredilebileceğibelirtilmiştir.
Yine Aynı Kanunun “Savunma Hakkı” Başlıklı 981. maddesinde; “Zilyet, her türlü gasp veyasaldırıyı kuvvet kullanarak defedebilir./Zilyet, rızası dışında kendisinden alınan şeyi taşınmazlarda elkoyanı kovarak, taşınırlarda ise eylem sırasında veya kaçarken yakalananın elinden alarak zilyetliğinikoruyabilir. Ancak, zilyet durumun haklı göstermediği derecede kuvvet kullanmaktan kaçınmakzorundadır.” ve “Zilyetliğe Saldırıya Dava Hakkı” başlıklı 983. maddesinde; “Saldırıda bulunan, şeyüzerinde bir hak iddia etse bile; zilyetliği saldırıya uğrayan, ona karşı dava açabilir./Dava, saldırının sonaerdirilmesine, sebebinin önlenmesine ve zararın giderilmesine yönelik olur.” şeklindeki düzenlemelerle,zilyetliği haklı sebebe dayanan kişinin zilyetliğinin korunmasına ilişkin dava ve talep hakkı düzenlenmiştir.
Dava dosyası bu yasal mevzuat çerçevesinde incelendiğinde; Ankara 23. Asliye HukukMahkemesi, davacının kiracı sıfatına sahip şirket olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde kirasözleşmesinden kaynaklanan kullanım hakkı olduğunu( şahsi hak); ancak bu kullanım hakkının davalıÇankaya Belediye Başkanlığı tarafından, çalışma ruhsatlarının sürekli olarak iptal edilmesi suretiyleengellendiğini , ruhsat iptaline ilişkin kararlara dayanak olarak gösterilen projeye aykırı tadilatların davacıkiracı şirket tarafından yapılmadığının Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 04.12.2007 gün ve2005/1409 Esas, 2007/2407 Karar sayılı kararı ile sabit olduğunu, buna karşın davalı belediyenin sık sıkdavacının işyeri açma ve çalıştırma ruhsatını iptal etmesi şeklindeki işlemlerin davacının özel hukuktankaynaklanan hakkını kullanmasına engel olmak amacına yönelik haksız fiile dönüşmüş işlem veeylemler niteliğinde olduğunu belirterek; davanın kabulüne ve davalı Belediye Başkanlığı’nın taşınmazamüdahalesinin önlenmesine karar verdiği anlaşılmıştır.
b.2) Ankara 1.İdare Mahkemesi Kararının esas yönünden değerlendirilmesi
Daha önce “b.2” numaralı başlık altında bu husustaki tespit ve değerlendirmelere ayrıntılıolarak yer verilmiştir. Bu nedenle tekrardan kaçınmak adına bu başlık altında sadece dava Ankara
1.İdare Mahkemesi dosyasının niteliği ve verilen kararın yasal mevzuata uygunluğu üzerinde durulacaktır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davanın işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı verilmesi veiptali hakkındaki yasal mevzuat çerçevesinde değerlendirildiği, mahkeme kararına dayanak teşkil edenve 07.02.2005 gün ve 17-04/L-1/1823 733-650 sayılı yazıda bahsi geçen mimari projeye aykırıtadilatların kiracı şirket tarafından yapılmadığı, mahallinde yapılan keşif, alınan bilirkişi raporları vedinlenen tanık beyanları ile Ankara 10 Sulh Hukuk Mahkemesi dosyasında
tespit edildiği halde, sözkonusu mimari projeye aykırı tadilatların, kiracı şirket yönünden “ ruhsat iptali sebebi “ olarak gösterildiğive kiracı şirketin kendisi tarafından yapılmayan mimari projeye aykırılıkları eski hale iadesine kadarfaaliyetten alıkonulmasına hükmedildiği, bu itibarla kararın 818 sayılı Borçlar Kanunu gerekse 20103sayılı “İşyeri Açma Ve Çalıştırma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik” maddeleri uyarınca hukuka aykırı olduğukanaatine ulaşılmıştır.
b.3) Sonuç:
Açıklanan nedenlerle; davalı Çankaya Belediye Başkanlığı ile imzaladığı 04.12.2013 gün ve1853 numaralı kira sözleşmesi gereğince dava konusu taşınmaza zilyet olan kiracı şirketin, zilyetliktenkaynaklanan haklarının, davalı Belediye Başkanlığı’nın süregelen ruhsat iptali işlemleri ile devamlı olarakengellenmesi ve söz konusu ruhsat iptallerinde gerekçe olarak gösterilen 07.02.2005 gün ve 17-04/L-1/1823 733-650 sayılı
tutanakta belirtilen mimari projeye aykırılıkların, kiracı şirket tarafındanyapılmadığının Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 04.12.2007 gün ve 2005/1409 Esas, 2007/2407Karar sayılı kararı ile sabit olması karşısında, Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin 26.11.2010 gün ve2010/1380 Esas, 2010/1720 Karar sayılı kararı ile “davacının imar mevzuatına aykırı olarak yaptığıtadilatlarla işyerinde faaliyette bulunduğunun sabit olduğu” gerekçesi ile verdiği kararı, hukuka ve olayınesasına uygun bulunmamıştır.
Bu itibarla her iki karar arasındaki hüküm uyuşmazlığının, Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin26.11.2010 gün ve 2010/1380 Esas, 2010/1720 Karar sayılı kararı kaldırılmak sureti ile giderilmesigerektiğine karar verilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında, Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi ve Ankara 23. AsliyeHukuk Mahkemesi’nce yapılan yargılamalar sırasında gerek mahallinde keşif yapılmak ve gerekse tanıkdinlenmek sureti ile 26.01.2005 tarihli tutanağın muhtevası incelenmiş ve davacının işyeri açma çalıştırmaruhsatının iptaline konu iş bu tutanakta belirtilen tadilatların davacı şirket tarafından yapılmadığı gibi, ışıklıpanolar konusunda da davacının 23.02.2005 tarihli dilekçesine rağmen uygun bir yer gösterilmediğindendavacının iyiniyetli olduğu belirlenmiş olmasına karşın, Ankara 1. İdare Mahkemesi’nce yapılan yargılamasırasında bahse konu tutanağın muhtevası ve taraflar arasında süregelen uyuşmazlığın esası hakkındainceleme yapılmamış, 3572 sayılı İşyeri Açma ve Çalıştırma Ruhsatlarına ilişkin Kanun HükmündeKararnamenin Değiştirilerek Kabulüne Dair Kanun
hükümlerinin lafzi yorumuyla yetinilmek ve idariişlemin hukuki nedeninin gerçek olup olmadığı üzerinde durulmamak sureti ile karar verilmiş olduğuanlaşıldığından, olayı aydınlatmaya haiz nitelikteki Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 04.12.2007 günve 2005/1409 Esas, 2007/2407 Karar sayılı kararı ile Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin26.05.2009 gün ve 2008/396 Esas, 2009/162 Karar sayılı kararının korunması ve 818 sayılı Türk BorçlarKanunu’nun 2. Kısım 8. Bap’da düzenlenen kira sözleşmesine ilişkin maddeleri ile 20103 sayılı İşyeriAçma ve Çalıştırma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik Maddelerine uygun düşmeyen ve 4721 sayılı TürkMedeni Kanunu’nun 2. Maddesinde düzenlenen ‘Hakkın Kötüye kullanılması Yasağı’nı dikkate almayanAnkara 1. İdare Mahkemesi’nin 26.11.2010 gün ve 2010/1380 Esas, 2010/1720 Karar sayılı kararınınkaldırılması sureti ile hüküm uyuşmazlığının giderilmesi gerektiğine karar verilmiştir.11-KARAR
:Yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen gerekçeler dikkate alınarak; görevle ilgili olmaksızın, aynı konuyave sebebe ilişkin ve tarafları aynı olan ve aralarındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesininolanaksız bulunduğu anlaşılan,
a) Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin 26.11.2010 gün ve 2010/1380 Esas, 2010/1720 Karar sayılı kararı ile Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 04.12.2007 gün ve 2005/1409 Esas, 2007/2407 Kararsayılı kararı arasında oluşan HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin 26.11.2010 günve 2010/1380 Esas, 2010/1720 Karar sayılı kararının kaldırılması sureti ile GİDERİLMESİNE;b) Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin 26.11.2010 gün ve 2010/1380 Esas, 2010/1720 Karar sayılı kararı ile Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 26.05.2009 gün ve 2008/396 Esas, 2009/162 Kararsayılı kararı arasında oluşan hüküm uyuşmazlığının Ankara 1. İdare Mahkemesi’nin 26.11.2010 gün ve2010/1380 Esas, 2010/1720 Karar sayılı kararının kaldırılması sureti ile GİDERİLMESİNE,03.03.2014 gününde Nurdane TOPUZ ve Ertuğrul ARSLANOĞLU’nun KARŞI OYU ve OYÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
BaşkanSerdarÖZGÜLDÜR
ÜyeEyüp SabriBAYDAR
ÜyeErtuğrulARSLANOĞLU ÜyeAliÇOLAK
ÜyeAyhanAKARSUÜyeNurdaneTOPUZ
ÜyeMehmetAKBULUT
KARŞI OYDavacı şirket tarafından, davaya konu Çankaya İlçesi, Dikmen Keklikpınarı Mahallesi 27338-27341adalarda yer alan bina 04.12.2003 tarihinde kiralanmış ve 30.12.2004 gün ve 1823 sayılı “lüks sınıf işyeriaçma ve çalıştırma ruhsatı" verilmiştir.Davalı Belediye Başkanlığı 01.03.2005 gün ve C/2005/0621.17 sayılı kararı ile, davacı şirketeverilen “1823 sayılı lüks sınıf işyeri açma ve çalıştırma belgesi”nin iptaline karar vermiş, bu işlemin iptaliistemi ile davacı tarafından açılan davaya bakan Ankara 11. İdare Mahkemesi 31.01.2006 gün ve2005/725 Esas, 2006/113 Karar sayılı kararı ile, davanın kabulüne ve ruhsatın iptaline ilişkin işleminiptaline karar vermiştir.Davacı RE-ŞE İnş. Tur. Gıda. Teks. Oto. Rekl. Org. San. Tic. Ltd. Şti tarafından, davalı ÇankayaBelediye Başkanlığına “1. sınıf işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı verilmesi” ne yönelik talebinin davalıidarece reddine karar verilmesi üzerine açılan davaya bakan Ankara 11. İdare Mahkemesi 31.03.2006gün ve 2005/1349 Esas, 2006/712 Karar sayılı kararı ile, davanın kabulüne ve davaya konu işleminiptaline karar vermiştir.Davalı Çankaya Belediye Başkanlığı tarafından 28.07.2005 tarihinde kiracı RE-ŞE İnş. Tur. Gıda.Teks. Oto. Rekl. Org. San. Tic. Ltd. Şti’nin dava konusu taşınmazdan tahliyesi istemi ile dava açılmış;ancak, davaya bakan Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 04.12.2007 gün ve 2005/1409 Esas,2007/2407 Karar sayılı kararı ile, davanın reddine karar verilmiş ve verilen bu karar Yargıtay 6. HukukDairesi’nin 21.04.2008 gün ve 2008/2754 Esas, 2008/4999 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.Ankara 11. İdare Mahkemesi’nin bahsi geçen kararlarından sonra davacıya tekrar, 15.12.2005 tarihve 1823 sayılı işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı verilmiş; ancak verilen bu ruhsat da davalı BelediyeBaşkanlığının 17.08.2006 gün ve 4023.22 sayılı kararı ile iptal edilmiş, bu iptal kararına karşı davacı şirketvekili tarafından açılan iptal davasına bakan Ankara 1. İdare Mahkemesi, 22.05.2007 gün ve 2006/2001Esas, 2007/1447 Karar sayılı kararı ile, davanın kabulüne ve dava konusu işlemin iptaline hükmetmiş,kararın temyizi üzerine dosyayı inceleyen Danıştay 8. Dairesi, 26.05.2009 gün ve 2007/8212 Esas,2009/3412 Karar sayılı ilamı ile, davaya konu işlemin hukuka aykırı olmadığı gerekçesi ile verilen kararıbozmuş, Danıştay 8. Dairesi’nin bozma ilamı sonrasında Ankara 1. İdare Mahkemesi, 26.11.2010 gün ve2010/1380 Esas, 2010/1720 Karar sayılı kararında, açılan davanın reddine ve idare tarafından yapılanişlemin hukuka uygun olduğuna hükmetmiş ve bu karar Danıştay 8. Dairesi’nin 16.11.2011 gün ve2011/6381 Esas, 2011/5637 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.Bu ihtilaflar nedeni ile, davacı şirket tarafından, davalı Belediye Başkanlığı aleyhine Ankara 23.Asliye Hukuk Mahkemesi’nde, taraflar arasındaki muarazanın giderilmesi ve davalı BelediyeBaşkanlığının taşınmaza müdahalesinin önlenmesi istemi ile dava açılmış, Ankara 23. Asliye HukukMahkemesi’nin 21.11.2006 gün ve 2006/380 Esas, 2006/309 Karar sayılı "davanın yargı yolu nedeni ilereddine" ilişkin kararı, Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 09.05.2008 gün ve 2008/5128 Esas, 2008/6088
Karar sayılı ilamı ile, "davanın idari işlemin iptaline değil, süregelen iptaller nedeni ile özel hukuktankaynaklanan hakkın kullanılmaması temeline dayalı muarazanın önlenmesi davası olduğunu, bu nedenledavanın esastan incelenmesi gerektiği" belirtilerek bozulmuş; Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin,Yargıtay bozma ilamına uymak sureti ile verdiği 26.05.2009 gün ve 2008/396 Esas, 2009/162 Karar sayılı"davanın kabulüne, davalı Belediye Başkanlığının dava konusu taşınmaza müdahalesinin önlenmesine"ilişkin kararı ise; Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 05.11.2009 gün ve 2009/140683 Esas, 2009/12210Karar sayılı kararı ile onanmış ve bu şekilde kesinleşmiştir.Hüküm uyuşmazlığına konu kararlardan, kiracı şirket tarafından açılan işyeri açma ve çalıştırmaruhsatının iptaline yönelik işlemin iptali talebi İdare Mahkemesince reddedilirken; kiralayan idarenintaşınmaza müdahalesinin men’i ve muarazanın bu şekilde giderilmesi istemiyle açtığı davada AsliyeHukuk Mahkemesi davayı kabul ederek, kiralayan idarenin taşınmaza müdahalesinin men’ine vemuarazanın bu şekilde giderilmesine hükmetmiştir. Buna göre, olayda, idari işlemlerin hukuki geçerliliğikonusunda iki ayrı kesinleşmiş kararın bulunduğu açıktır.Davalı Belediye tarafından tesis edilen idari işlemlerden kaynaklanan davaları çözümlemekkonusunda idari yargı görevli bulunduğundan, hüküm uyuşmazlığına konu Ankara 1. İdare Mahkemesikararının benimsenmesi, idari işlemlerden kaynaklanan tüm bu ihtilaflar nedeni ile, davacı şirkettarafından, davalı Belediye Başkanlığı aleyhine Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde, taraflararasındaki muarazanın giderilmesi ve davalı Belediye Başkanlığı’nın taşınmaza müdahalesinin önlenmesiistemi ile açılan davada verilen kararın kaldırılması ve bu suretle hüküm uyuşmazlığının giderilmesinekarar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.
Üye
Üye
Nurdane TOPUZ
Ertuğrul ARSLANOĞLU