T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO
: 2015 / 539
KARAR NO : 2015 / 549
KARAR TR
: 6.7.2015 ÖZET : Türk Telekomünikasyon A.Ş.’de çalışırkenKurumun özelleştirilmesi nedeniyle başka kurumanakledilen davacının, maaş nakil ilmuhaberinin düzeltilmesiistemiyle açtığı davanın, ADLİ YARGI YERİNDEçözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı
: M.T.
Vekili
: Av. E.B.
Davalı
: Türk Telekomünikasyon AŞ.Vekilleri
: Av. A.D.Y.& Av.M.H.B. (Adli Yargıda) O L A Y
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı Türk Telekomünikasyon AŞ.dekapsam dışı personel olarak çalışmakta iken, davalı Türk Telekomünikasyon AŞ.nin 14.11.2005 tarihindeözelleştirilmesi sonucu kamuya nakil hakkını saklı tutmak kaydı ile 2.tip iş sözleşmesi imzaladığını, sonrasında 406 sayılıyasanın ek 29.maddesi uyarınca başka bir kamu kurumuna nakil olduğu, sonrasında maaş artışı ve ek ödemelerin lehineuygulanmadığının tespit edildiğini belirterek, maaş nakil belgesinin 4046 sayılı yasanın 22.maddesi ve 406 sayılı yasanınek 29.maddesine uygun düzenlenmediğinden bahisle maaş nakil ilmühaberinin 40,00 TL ilave edilmek suretiyle yenidendüzenlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 01.01.2006-30.05.2006 dönemine ilişkin beş aylık eködeme toplamı olan 200,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline kararverilmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.Ankara 18.İş Mahkemesi: 29.12.2011 gün ve 2010/1381 Esas, 2011/1145 Karar sayılı kararında özetle;“...davacının kapsamdışı personel yönetmeliğinin 15.maddesine aykırı bir ödeme yapıldığına dair bir itirazının olmadığı,çok uzun bir süre alınan ödemeleri ihtirazi kayıtsız aldığı, davacının statüsünü düzenleyen yönetmeliğin 85. ve 15.maddelerine göre davacıya yapılan ödemelerde bir eksiklik bulunmadığı, Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin son içtihatlarınında (Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 12.10.2009 gün, E:2009/21817, K:2009/26589) bu şekilde olduğu anlaşılmakladavacı tarafın davasının reddine karar verilmesi uygun bulunmuştur.” denilmek suretiyle davanın esas yönünden reddinekarar vermiş, verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Yargıtay 9. Hukuk Dairesi: 20.02.2012 gün ve 2012/6167 Esas, 2012/4853 Karar sayılı kararı ile özetle;“...davacı ile ilgili davalı işyerinde tüm bordrolar, ücret ve mali haklarına ilişkin işverence alınan tüm işletmesel kararlargetirtilmeli, davacının kapsamdışı nakle tabi olarak çalıştığı dönemde 406 sayılı Kanun’un ek 29. ve sözleşmenin7.maddeleri uyarınca aynı statüde kamuda çalışan ve 399 sayılı KHK’un ek II. cetveline tabi çalışanlara uygulananartışlardan yararlandırılıp yararlandırılmadığı, artış yapılıp yapılmadığı, yapılan artışın tebliğlerle getirilen artışların altındakalıp kalmadığı, tebliğlere göre yapılacak artışları kapsayacak şekilde maaş nakil ilmühaberinin düzenlenipdüzenlenmediği, davacının fark alacağı olup olmadığı konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması” gerektiğinden bahislehükmün eksik inceleme nedeni ile bozulmasına karar vermiştir.Ankara 18.İş Mahkemesi: Yargıtay’ın bozma ilamına uyduktan sonra 06.03.2014 gün ve 2012/318 Esas,2014/110 Karar sayılı kararı ile özetle; “...yapılan tahkikat ve müzekkere cevapları sonrası alınan 13.12.2013 tarihli ekbilirkişi raporuyla davacının Devlet Personel Başkanlığı’na bildirim tarihindeki maaş nakil ilmühaberine 40,00 TL eködeme tutarının eklenmesi gerektiğinin ve yine davacının nakil tarihine kadar tahakkuk eden 200,00 TL alacağınınbulunduğu hesap ve tespit edilmiş olmakla, belirtilen bu alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek bankamevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi uygun bulunmuştur.” denilmek suretiyle davanın esasyönünden kabulüne karar vermiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Ankara 18.İş Mahkemesi: 25.04.2014 gün ve 2012/318 Esas, 2014/110 Karar sayılı ek kararında özetle;“...mahkememize açılan işbu davanın değeri 200,00 TL olup, kesinlik sınırı içinde bulunduğundan, davalı vekilinin temyizisteminin 6100 Sayılı HMK’un geçici 3/1 maddesi yollaması ile HUMK.’un 426/A, (Yeni H.M.K. 341.Madde) 432maddeleri uyarınca reddine” şeklinde karar vermiştir.Davalı idare vekili ek karar üzerine 07.05.2014 tarihli dilekçe ile mahkemenin vermiş olduğu ek kararın, yinekendisinin vermiş olduğu asıl kararla çeliştiğini, gerek kısa kararda, gerekse de gerekçeli kararında “...tefhim veyatebliğden itibaren 8 günlük süre içerisinde Yargıtay yolu açık olmak üzere verilen işbu karar...” demek suretiyle vermişolduğu kararın temyizi kabil olduğunu beyan ettiğinden bahisle yeniden temyiz talebinde bulunmuştur.Davalı vekilinin talebi üzerine Yargıtay 9.Hukuk Dairesi 08.09.2014 gün ve 2014/21403 Esas, 2014/25333Karar sayılı kararı ile özetle; “...davacının iş sözleşmesi ile çalıştığı dönemde, davalı şirkete davacının ücreti konusunda“artış oranının, kamudaki memur maaş artış oranında” olacağı yönünde yükümlülük getirildiği gibi 406 sayılı Yasahükümleri uyarınca davalı şirkete, hak sahibi personeli Devlet Personel Başkanlığına bildirmesi, bildirim ile beraberpersonelin nakledileceği kamu kurumunda yararlanacağı parasal haklara esas olmak üzere memur maaş nakil ilmühaberi
düzenlenmesi, personelin ilişiğinin kesilmesi gibi işlemler yaptırıldığı görülmektedir. Bu işlemler idare hukuku alanındahukuki sonuçlar doğurduğu ve ilgili personelin nakledilecekleri kurumdaki statülerini, özlük ve parasal haklarını belirlediği,söz konusu işlemlerin kamu personeli hakkında ve idare hukuku alanında tesis edilmiş birer idari işlem niteliğindeoldukları açıktır. İdari işlemlerle ilgili uyuşmazlığın ise adli yargı yerinde değil, idari yargı yerinde çözümlenmesi gerekir.”şeklindeki gerekçesi ile bu kez davanın görev nedeni ile bozulmasına karar vermiştir.
Ankara 18.İş Mahkemesi: Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyduktan sonra 04.12.2014 gün ve2014/754 Esas, 2014/837 Karar sayılı kararı ile özetle; davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden bahisledavanın görev yönünden reddine karar vermiş, verilen karar 04.12.2014 tarihinde tarafların yüzüne tefhim edilmiş olup,süresi içerisinde temyiz yoluna başvurulmadığından kesinleşmiştir.Davacı vekili aynı istemle bu kez idari yargı yerinde dava açmıştır.Ankara 4. İdare Mahkemesi: 30.04.2015 gün ve 2015/36 Esas sayılı kararı ile: “Dava konusu olayda,14/11/2005 tarihinde Türk Telekom’un özelleştirilmesi çalışmalarının tamamlanarak, %55'inin özel bir şirketedevredildiği, dolayısıyla kamu ortaklık payının %50’nin altına düştüğü görülmüştür.Bu durumda, davalı idarenin özelleştirilerek devredilmesi neticesinde kamu payının %50’nin altına düşmesisonucu kamusal niteliğinin ortadan kalkmasından dolayı özel hukuk tüzel kişisi olması nedeniyle, Türk TelekominasyonA.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından, nakle tabi personel olarak Devlet Personel Başkanlığı'na bildirimi yapılan davacınınmaaş nakil ilmühaberinin 40,00-TL ek ödeme ilave edilmek suretiyle yeniden düzenlenmesi istemiyle yapılan başvurununreddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın görüm ve çözümü adli yargıya ait bulunmaktadır.” şeklindekigerekçesi ile Mahkemelerinin görevsizliğine, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi HakkındaKanun’un 19. maddesi hükümleri uyarınca görevli yargı merciinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi’negönderilmesine, Uyuşmazlık Mahkemesi’nce karar verilinceye kadar davanın ertelenmesine karar vererek dosyaMahkememize gönderilmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Eyüp SabriBAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU, Mehmet AKBULUT ’unkatılımlarıyla yapılan 6.7.2015 günlü toplantısında:
l-İLK İNCELEME:Dosya üzerinden 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; idari ve adli yargı yerleriarasında 2247 sayılı Yasa’nın 19.maddesinde öngörülen biçimde görev uyuşmazlığı doğduğu, idari yargı dosyasının, songörevsizlik kararını veren mahkemece, adli yargı dosyası da temin edilmek suretiyle Uyuşmazlık Mahkemesi’negönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesineoy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Birgül YİĞİT’in, davanın çözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Uğurtan ALTUN ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, davalı kurumda görev yapmakta iken,406 sayılı Yasa'nın Ek-29. maddesi ile 4046 sayılı Yasa'nın22.maddesine göre adı Devlet Personel Başkanlığına bildirilen, sonrasında başka bir kamu kurumu emrine atanan davacıtarafından, maaş nakil ilmühaberinin yanlış düzenlendiği iddiasıyla yeniden düzenlenmesi ve bundan kaynaklı olduğu iddiaolunan zararın tazmini istemiyle açılmıştır.
1953 tarih ve 6145 sayılı Yasa ile, Türkiye Cumhuriyeti Posta, Telgraf ve Telefon İşletmesi kurulmuş; 1924 tarihve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu’nun 10.6.1994 tarih ve 4000 sayılı Yasa’yla değiştirilen 1. maddesi ile, posta vetelgraf tesis ve işletmesine ilişkin hizmetler, Posta İşletmesi Genel Müdürlüğü’nce (P.İ), telekomünikasyon hizmetleri ise,“Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi (Şirket)” tarafından yürütülecek şekilde yeniden yapılandırılmıştır.27.1.2000 tarih ve 4502 sayılı Yasa’nın 1. maddesi ile, 406 sayılı Yasa’nın 1. maddesine eklenen dokuzuncufıkrada, “Türk Telekom, bu Kanun ve özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirkettir. Kamu İktisadi Teşebbüslerininkuruluş, teşkilât ve faaliyetleri ile ilgili mevzuat Türk Telekom’a uygulanmaz. Sadece, Türkiye Büyük Millet Meclisidenetimine ilişkin 2.4.1987 tarihli ve 3346 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi hükümleri uygulanır” denilmiş; anılan fıkrahükmü, 12.5.2001 tarih ve 4673 sayılı Yasa’nın 1. maddesi ile değiştirilmiş ve “Türk Telekom, bu Kanun ve özel hukukhükümlerine tabi bir anonim şirkettir. Bu Kanun hükümleri saklı kalmak üzere, kamu iktisadi teşebbüsleri de dahil,sermayesinin yarısından fazlası kamuya ait olan kamu kurum, kuruluş ve ortaklıklarına uygulanan mevzuat TürkTelekom’a uygulanmaz. Sermayesinin yarısından fazlası kamuda kaldığı sürece, Türkiye Büyük Millet Meclisi denetimineilişkin 2.4.1987 tarihli ve 3346 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi hükümleri uygulanır. 16.7.1965 tarihli ve 697 sayılıKanun ile milli güvenlik ve kamu düzeniyle sıkıyönetim ve seferberlik hallerinde telekomünikasyon hizmetlerininyürütülmesine ilişkin özel kanunların hükümleri saklıdır”; Ek 29. maddesinin 3.7.2005 gün ve 5398 sayılı Kanun’un 14.maddesi ile değişik birinci fıkrasında, “Türk Telekom hisselerinin devri sonucu kamu payının yüzde ellinin altına düşmesidurumunda; Türk Telekomda ek 22 nci maddenin (a) bendinin bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri uyarıncabelirlenen aslî ve sürekli görevlerde çalışmakta olanlar ile 22.1.1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyetâbi olarak kadrolu veya sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar ve kapsam dışı personel, kamu görevlerindenyüzseksen gün aylıksız izinli sayılır…” denilmiştir.Öte yandan; 406 sayılı Yasa’nın 4502 sayılı Yasa ile değişik 2. maddesinin (c) bendinin birinci alt bendinin birincicümlesinde, “Türk Telekom; telekomünikasyon şebekeleri üzerinden sunulan ulusal ve uluslararası ses iletimini ihtiva edentelefon hizmetlerini, 31.12.2003 tarihine kadar bu Kanun ve görev sözleşmesi çerçevesinde tekel olarak yürütür”denildikten sonra, anılan (c) bendinin birinci alt bendine 12.5.2001 tarih ve 4673 sayılı Yasa ile eklenen üçüncü cümlede,“Ancak, Türk Telekom’daki kamu payı %50’nin altına düştüğünde, Türk Telekom’un tüm tekel hakları 31.12.2003
tarihinden önce de olsa ortadan kalkmış olur” denilmiş; 4502 sayılı Yasa’nın Geçici 3. maddesi ile de TürkTelekomünikasyon A.Ş., 233 sayılı KHK’nin ekindeki “B-Kamu İktisadi Kuruluşları (KİK)” bölümünde yer alankuruluşlar listesinden çıkarılmıştır.Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, telekomünikasyon şebekeleri üzerinden sunulan ulusal veuluslararası ses iletimini ihtiva eden telefon hizmetlerini 31.12.2003 tarihine kadar “tekel” olarak yürütmekle görevlikılınan ve çoğunluk hisseleri kamuya ait bulunan Türk Telekom’un, tekel kapsamında kamu hizmeti yürüten, ancakkuruluş yasasındaki son düzenlemeler ile kendine özgü statüye sahip olan ve sermayesindeki kamu payı %50’nin altınadüşünceye kadar kamu kuruluşu niteliğini taşıyan bir kuruluş olduğu tartışmasızdır.Özelleştirme kapsamında bulunan Türk Telekomünikasyon A.Ş.’deki tamamı Hazineye ait bulunan hisselerden% 55’i, Bakanlar Kurulu’nun 25.7.2005 tarih ve 2005/9146 sayılı
“Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi (TürkTelekom)’nin % 55 Oranındaki Hissesinin Blok Olarak Satışına İlişkin Nihai Devir İşlemlerine Dair Kararın YürürlüğeKonulması Hakkında Karar”ı uyarınca, 14.11.2005 tarihli Hisse Satış Sözleşmesi ile (6.550.000.000 USD. bedelle)Ojer Telekomünikasyon A.Ş.’ne satılmıştır.Bu sürece paralel olarak Türk Telekom personelinin durumu incelendiğinde:
Türk Telekom A.Ş., 4502 sayılı Yasa’nın 29.1.2000 tarih ve 23948 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarakyürürlüğe girdiği dikkate alındığında, 29.1.2000 tarihi itibariyle 233 sayılı KHK kapsamı dışında kalmış ve anılan KHKeki cetvellerden çıkarılmış olması nedeniyle, Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Kurulu’nun 22.1.1996 gün ve E:1995/1,K:1996/1 sayılı ve özelleştirme kapsamında bulunan kamu iktisadi teşebbüslerinde sözleşmeli veya kapsam dışı statüdeçalışan personelin kurumları ile olan ilişkilerinden doğan anlaşmazlıkların çözüm yerinin idari yargı olduğu yolundaki İlkeKararı kapsamı dışında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Anılan 4502 sayılı Yasa’nın 13. maddesi ile 406 sayılı Yasa’ya eklenen Ek 22. maddenin (a) bendinde, “a)Personelin statüsü: Telekomünikasyon hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler telekomünikasyon alanında sekizyıl tecrübeye sahip ve en az dört yıllık yüksek öğrenim görmüş bir genel müdür ile kadro, unvan, derece ve sayılarıYönetim Kurulunun önerisi ve Bakanlığın teklifi üzerine bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yüzseksen güniçerisinde Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen kadrolarda istihdam edilen personel eliyle yürütülür. Bu personelhakkında bu Kanunda öngörülen hükümler saklı kalmak üzere 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleriuygulanır. Bunların dışında kalan personel iş mevzuatı uyarınca istihdam edilir. İş mevzuatına göre istihdam edilenlereilişkin kayıt ve şartlar Yönetim Kurulu tarafından tayin olunur” hükmüne yer verilmiş; bu bent hükmü, 4673 ve 5189sayılı Yasalarla yapılan değişiklikler sonucunda; “a) Personelin statüsü: (Ek ibare: 12.5.2001-4673/6. md.) TürkTelekomdaki kamu payı %50’nin altına düşünceye kadar, Türk Telekom Yönetim Kurulu üyeliklerine atanacaklardaDevlet memurluğuna atanabilme genel şartlarına sahip olma ve en az dört yıllık yüksek öğrenim görme şartları aranır.(Mülga ikinci ve üçüncü cümle: 16.6.2004-5189/12 md.) Bunların dışında kalan personel iş mevzuatı uyarınca istihdamedilir. İş mevzuatına göre istihdam edilenlere ilişkin kayıt ve şartlar Yönetim Kurulu tarafından tayin olunur” hükmünüalmış; aynı maddenin (b) bendinin ikinci paragrafında da iş mevzuatına tabi olan Türk Telekom çalışanlarının aylıkücretlerinin kendilerini atamaya yetkili olan Yönetim Kurulu tarafından tespit olunacağı kurala bağlanmıştır.406 sayılı Yasa’nın anılan Ek 22.maddesi uyarınca, Türk Telekom A.Ş. Genel Müdürlüğü’ne ait asli ve süreklikadrolar belirlenerek 4.4.2000 tarih ve 24010 (Mükerrer) sayılı R.G. de yayımlanan 31.3.2000 tarih ve 2000/331 sayılıBakanlar Kurulu Kararı ekinde yer alan listede: merkez teşkilatı için 100 ve taşra teşkilatı için 100 (6 Bölge Müdürü, 12Bölge Müdür Yardımcısı ve 82 İl Telekom Müdürü) kadro ihdas edilmiş; öte yandan, aynı Yasa maddesinin verdiğiyetkiye dayanılarak hazırlanan “Türk Telekomünikasyon A.Ş. Kapsam Dışı Personel Yönetmeliği” adı altındakidüzenleme, Yönetim Kurulunun 31.8.2000 tarih ve 407 sayılı kararıyla kabul edilmek suretiyle yürürlüğe konulmuştur.Kanunla, Kurumda görev yapan personelden asli ve sürekli görev yapacak olanları kadro unvanı itibariylebelirlemek konusunda Bakanlar Kurulu'na yetki verildiği açıktır. Bu yetki 4502 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği29.1.2000 tarihi ile 5189 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 2.7.2004 tarihleri arasında geçerli olmuştur.Anayasa’nın 128. maddesinde, “Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idareesaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğerkamu görevlileri eliyle görülür” denilmiştir.406 sayılı Yasa’nın Ek 29. maddesinin 3.7.2005 tarih ve 5398 sayılı Kanun’la değişik birinci fıkrasında, “TürkTelekom hisselerinin devri sonucu kamu payının yüzde ellinin altına düşmesi durumunda; Türk Telekomda ek 22 ncimaddenin (a) bendinin bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri uyarınca belirlenen asli ve sürekli görevlerdeçalışmakta olanlar ile 22.1.1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olarak kadrolu veyasözleşmeli personel statüsünde çalışanlar ve kapsam dışı personel, kamu görevlerinden yüzseksen gün aylıksız izinlisayılır. Bu personel belirtilen süre içinde Türk Telekomda çalışmaya devam eder ve hisse devir tarihinden nakli içinDevlet Personel Başkanlığına bildirildikleri tarihe kadarki aylık ücret, harcırah, sağlık giderleri, cenaze giderleri ve ölümyardımı ile diğer mali ve özlük hakları Türk Telekom tarafından karşılanır…” denilerek, yasakoyucu tarafından TürkTelekom’da 22.1.1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olarak sözleşmeli personel statüsündeçalışanlar ile kapsam dışı personel, kamu personeli sayılmıştır.Olayda, davalının hisse devir (14.11.2005) tarihinde davalı kurum nezdinde koruma ve güvenlik memuru olarakçalışmakta iken, 406 sayılı Yasa'nın Ek-29. maddesi ile 4046 sayılı Yasa'nın 22. maddesine göre adı Devlet PersonelBaşkanlığı’na bildirilen ve sonrasında başka bir kamu kurumu emrine atanan davacı tarafından, 5473 sayılı yasadankaynaklanan ek ödemenin hesaplanmaması nedeniyle almaktan mahrum kaldığı ek ödenekler nedeni ile uğradığı zararıntazmini istemiyle; Ankara 18.İş Mahkemesi’ne dava açıldığı; Ankara 18. İş Mahkemesi’nin 29.12.2011 gün ve2010/1381 Esas, 2011/1145 Karar sayılı kararı ile davanın esasına girilerek reddine karar verdiği, davacı vekilinintemyiz talebi üzerine verilen kararın Yargıtay 9.Hukuk Dairesi’nin 20.02.2012 gün ve 2012/6167 Esas, 2012/4853Karar sayılı kararı ile eksik inceleme nedeni ile bozulduğu, Ankara 18.İş Mahkemesi’nin 06.03.2014 gün ve 2012/318
Esas, 2014/110 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verdiği, verilen kararın davalı vekili tarafından temyizedildiği, Ankara 18.İş Mahkemesi’nin 25.04.2014 gün ve 2012/318 Esas, 2014/110 Karar sayılı kararı ile temyiztalebinin reddine karar verdiği, davalı vekilinin bu kararı da temyiz etmesi üzerine Yargıtay 9.Hukuk Dairesi’nin08.09.2014 gün ve 2014/21403 Esas, 2014/25333 Karar sayılı kararı ile davanın bu kez görev yönünden bozulmasınakarar verdiği, Ankara 18.İş Mahkemesi’nin 04.12.2014 gün ve 2014/754 Esas, 2014/837 Karar sayılı kararı iledavanın görev yönünden reddine karar verdiği, taraflara tefhim edilen kararın taraflarca temyiz edilmemesi üzerinekesinleştiği, bunun üzerine İdare Mahkemesi’nde dava açıldığı, Ankara 4.İdare Mahkemesi’nce 2477 sayılı kanunun 19.Maddesi koşullarına uygun olarak dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.Mahkememizce yapılan değerlendirme neticesinde;2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı” başlıklı 2.maddesinin değişik 1 numaralı bendinde:
“a) (Değişik: 8.6.2000-4577/5 md.) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları,
b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,
c) (Değişik: 18.12.1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğanuyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflararasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar” idari dava türleri olarak sayılmış olup; kural olarak, idari yargıda ancakDevlete ve kamu tüzel kişilerine karşı açılan davalara bakılabilir.Buna göre, iptali istenilen işlemin tesis edildiği ve davanın açıldığı tarihte davalı mevkiinde kamu kuruluşu niteliğitaşımayan Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin olması karşısında, idari yargı yetkisi kapsamında açılmış bir idari davabulunduğundan söz etmek olanaksız olduğundan, uyuşmazlığın, özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adliyargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.Belirtilen nedenlerle, Ankara 4.İdare Mahkemesi’nin başvurusunun kabulü ile Ankara 18. İş Mahkemesi’ningörevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 4.İdareMahkemesi’nin BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, Ankara 18.İş Mahkemesi’nin 04.12.2014 gün ve 2014/754 Esas,2014/837 Karar sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 6.7.2015 gününde OY BİRLİĞİ İLEKESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Serdar
ÖZGÜLDÜRÜyeEyüp Sabri BAYDAR
ÜyeAlaittin AliÖĞÜŞ
Üye
Ali
ÇOLAK
ÜyeAyhanAKARSU
Üye Nurdane
TOPUZ
Üye Mehmet AKBULUT