T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO
: 2014 / 977
KARAR NO : 2014 / 1021
KARAR TR
: 17.11.2014 ÖZET : Türk Telekomünikasyon A.Ş.’de çalışırkenKurumun özelleştirilmesi nedeniyle başka kurumanakledilen davacının, maaş nakil ilmuhaberinindüzeltilmesi istemiyle açtığı davanın, ADLİ YARGIYERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı
:S.D.
Vekilleri
:Av.D.S. & Av.Ş.E.& Av.A.K.
Davalı
:Türk Telekomünikasyon A.Ş.
Vekilleri
:Av.A.Ş.(B.) & Av.A.T.T.
O L A Y
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı kurum nezdindeteknisyen ünvanı ile çalışmakta iken; kurumun özelleştirilmesi sonrasında 4046 sayılı yasanın 22.maddesiuyarınca Devlet Personel Başkanlığı emrine alındığını, sonrasında da T.C. İstanbul ÜniversitesiRektörlüğü Florence Nıghtıngale Hemşirelik Yüksekokulu Müdürlüğü kadrosunda teknisyen ünvanı ileçalışmaya başladığını, ancak 4046 ve 5473 sayılı yasa ile düzenlenen ek tazminatların maaş nakililmuhaberinde gösterilmediğini ve ödenmediğini, müvekkilinin eksik ödemelerinin iade edilmesi yönündeyaptığı başvurunun da reddedildiğini belirterek; müvekkilinin yer değiştirme suretiyle atanması sonrasındaek ödemelerinin ödenmemesi üzerine yapılan başvurusunun reddine ilişkin 28.04.2010 tarihB.11.2.TTŞ.4.34.02.20/P9/94143 sayılı kararın iptaline, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıylaeksik ödenen tutar olan 10.730.36 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi istemiile idari yargıda dava açılmıştır. İstanbul 3.İdare Mahkemesi: 02.12.2010 gün ve 2010/1571 Esas, 2010/1985 Karar sayılıkararında aynen; “Türk Telekomdaki kamu payının %50'nin altına düşmesi nedeniyle söz konusu şirketinkamu kurumu olma niteliğini tamamen kaybettiği sonucuna varılmakta olup, bu nedenle kamu kurumuolma niteliğini kaybeden davalı şirketin idare hukuku alanında kamu gücünü kullanarak işlem tesisedemeyeceği, dolayısıyla dava konusu taleplere yönelik davacı başvurusunun reddine ilişkin işlemin tesisedildiği tarih itibarıyla davacının görev yaptığı kuruluşun özel hukuk hükümlerine tabi bir kuruluş olmasıkarşısında, bakılan davanın görüm ve çözümünün Adli Yargının görevine girdiği sonuç ve kanaatinevarılmıştır. /Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesi 05.07.2010 tarih ve K:2010/56, K:2010/157 sayılı kararı ilede, İş mevzuatına tabi kapsamdışı personel olarak çalışmakta iken kurumun özelleştirilmesi nedeniylememur olarak ataması yapılan şahsın, maaş nakil ilmühaberinin 4046 sayılı Yasa'nın 22. maddesineuygun düzenlenmemesi sonucunda hak kaybına uğradığını ileri sürerek maaş nakil ilmühaberinin yenidendüzenlenmesi ve maddi zararın faizi ile birlikte tazmin edilmesi istemiyle açtığı davada, davanın görüm veçözümünde Adli Yargı yerinin görevli olduğuna hükmetmiştir. /Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Yasanın15. maddesinin 1/a fıkrası uyarınca davanın görev yönünden reddine” karar vermiş, karar davacı vekilitarafından temyiz edilmiştir.Danıştay Beşinci Dairesi; 25.11.2011 gün ve 2011/1114 Esas, 2011/6844 Karar sayılı kararı ileaynen: “…imtiyaz sözleşmesi ile bir kamu hizmetinin yürütmekle görevli ve yetkili kılınması nedeniyle,diğer özel hukuk tüzel kişilerinden farklı olarak kimi kamusal ayrıcalıklara ve yükümlülüklere tabi olan 406sayılı yasa hükümleri ile, kamu kurumlarına nakil hakkı bulunan personeli ile ilgili olarak bazı kamusalgörevler yüklenen davalı şirketin, belirtilen görevleri kapsamında tesis ettiği işlemlerin idari işlemniteliğinde olduğu ve bu işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargının görevinde bulunduğusonucuna varılmakta olup, aksi yöndeki kararda hukuki isabet görülmemiştir. /Açıklanan nedenlerledavacının temyiz isteminin kabulüyle İstanbul 3.İdare Mahkemesi’nce verilen 1.12.2010 tarihli,E:2010/1571,K:2010/1985 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49.maddesinin 1/cfıkrası uyarınca bozulmasına” karar vermiş, davacı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine Danıştay BeşinciDairesi 05.12.2012 gün ve 2012/3563 Esas, 2012/8359 Karar sayılı kararı ile karar düzeltme talebininreddine karar vermiştir.İstanbul 3.İdare Mahkemesi: 30.04.2013 gün ve 2013/808 Esas, 2013/743 Karar sayılı kararı ileözetle: 02.12.2010 gün ve 2010/1571 Esas, 2010/1985 Karar sayılı kararlarında ısrar edilmesine, 2577sayılı Yasa’nın 15.maddesinin 1/a fıkrası uyarınca davanın görev yönünden reddine karar vermiş, karartaraf vekillerine 24.06.2013 tarihinde tebliğ edilmiş, 2577 sayılı Kanun’un 46.maddesinde düzenlenen 30günlük yasal süresi içinde kanun yollarına başvurulmadığından kesinleşmiştir.Davacı vekili bu kez aynı gerekçelerle, müvekkilinin yer değiştirilmesi suretiyle atanmasını takibenyapılması gereken ek ödemelerin yapılmamasından kaynaklı fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıylaşimdilik 10.000 TL’lik ödemenin davalıdan tahsiline karar verilmesini, alacak kalemine her aya ilişkin
alacağın doğum tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi istemi ile adli yargı yerindedava açmıştır.
İstanbul 3.İş Mahkemesi: 10.07.2014 gün ve 2013/401 Esas, 2014/515 Karar sayılı kararındaaynen“… Türk Telekom A.Ş.’nin 14.11.2005 tarihinde %50 kamu payının blok olarak bir özel şirketedevredilerek özelleştirme sürecinde nakle tabi personelin durumlarının 4046 sayılı yasanın ek 22 ve 29maddelerinde düzenlendiği, 406 sayılı Kanun hükümleri ile nakil hakkı bulunan personel ile ilgili olarakçeşitli kamusal görevler yüklenen davalı şirketin, belirtilen görevleri nedeni ile tesis ettiği işlemlerin idariişlem niteliğinde olduğunun kabul edilmesi gerektiği gözetilerek bu davaya bakmakla idari yargınıngörevli olduğu sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş veyargı yolu sebebiyle davanın reddine” karar vermiş, verilen karar davacı vekiline 11.08.2014 tarihinde,davalı vekiline 04.08.2014 tarihinde tebliğ edilmiş olup, yasal süresi içinde temyiz edilmediğinden kararaşerh edildiği üzere 20.08.2014 tarihinde kesinleşmiştir.Davacı vekili, idari ve adli yargı yerlerince verilen görevsizlik kararları nedeniyle oluşan olumsuzgörev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvuruda bulunmuştur. İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: EyüpSabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU, Mehmet AKBULUT’un katılımlarıyla yapılan 17.11.2014 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME:Davalı Türk Telekom A.Ş. yönünden dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarıncayapılan incelemeye göre; idari ve adli yargı yerleri arasında 2247 sayılı yasa’nın 14.maddesindeöngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, idari ve adli yargı dosyalarının 15.maddedebelirtilen yönteme uygun olarak davacının istemi üzerine son görevsizlik kararını veren mahkemeceUyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği, usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığındangörev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Birgül YİĞİT’in, davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ile Danıştay Savcısı Mehmet Ali GÜMÜŞ’ün adli yargınıngörevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nde teknisyen olarak çalışmakta iken kurumun özelleştirilmesinedeni ile başka kuruma atanan davacının, hatalı düzenlenen maaş nakil ilmuhaberi nedeni ile uğradığızararın tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.1953 tarih ve 6145 sayılı Yasa ile, Türkiye Cumhuriyeti Posta, Telgraf ve Telefon İşletmesikurulmuş; 1924 tarih ve 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu’nun 10.6.1994 tarih ve 4000 sayılı Yasa’yladeğiştirilen 1. maddesi ile, posta ve telgraf tesis ve işletmesine ilişkin hizmetler, Posta İşletmesi GenelMüdürlüğü’nce (P.İ), telekomünikasyon hizmetleri ise, “Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi (Şirket)”tarafından yürütülecek şekilde yeniden yapılandırılmıştır.27.1.2000 tarih ve 4502 sayılı Yasa’nın 1. maddesi ile, 406 sayılı Yasa’nın 1. maddesine eklenendokuzuncu fıkrada, “Türk Telekom, bu Kanun ve özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirkettir. Kamuİktisadi Teşebbüslerinin kuruluş, teşkilât ve faaliyetleri ile ilgili mevzuat Türk Telekom’a uygulanmaz.Sadece, Türkiye Büyük Millet Meclisi denetimine ilişkin 2.4.1987 tarihli ve 3346 sayılı Kanunun 9 uncumaddesi hükümleri uygulanır” denilmiş; anılan fıkra hükmü, 12.5.2001 tarih ve 4673 sayılı Yasa’nın 1.maddesi ile değiştirilmiş ve “Türk Telekom, bu Kanun ve özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirkettir.Bu Kanun hükümleri saklı kalmak üzere, kamu iktisadi teşebbüsleri de dahil, sermayesinin yarısındanfazlası kamuya ait olan kamu kurum, kuruluş ve ortaklıklarına uygulanan mevzuat Türk Telekom’auygulanmaz. Sermayesinin yarısından fazlası kamuda kaldığı sürece, Türkiye Büyük Millet Meclisidenetimine ilişkin 2.4.1987 tarihli ve 3346 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi hükümleri uygulanır. 16.7.1965tarihli ve 697 sayılı Kanun ile milli güvenlik ve kamu düzeniyle sıkıyönetim ve seferberlik hallerindetelekomünikasyon hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin özel kanunların hükümleri saklıdır”; Ek 29.maddesinin 3.7.2005 gün ve 5398 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile değişik birinci fıkrasında, “TürkTelekom hisselerinin devri sonucu kamu payının yüzde ellinin altına düşmesi durumunda; Türk Telekomdaek 22 nci maddenin (a) bendinin bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri uyarınca belirlenen aslî vesürekli görevlerde çalışmakta olanlar ile 22.1.1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyetâbi olarak kadrolu veya sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar ve kapsam dışı personel, kamugörevlerinden yüzseksen gün aylıksız izinli sayılır…” denilmiştir.Öte yandan; 406 sayılı Yasa’nın 4502 sayılı Yasa ile değişik 2. maddesinin (c) bendinin birinci altbendinin birinci cümlesinde, “Türk Telekom; telekomünikasyon şebekeleri üzerinden sunulan ulusal veuluslararası ses iletimini ihtiva eden telefon hizmetlerini, 31.12.2003 tarihine kadar bu Kanun ve görevsözleşmesi çerçevesinde tekel olarak yürütür” denildikten sonra, anılan (c) bendinin birinci alt bendine12.5.2001 tarih ve 4673 sayılı Yasa ile eklenen üçüncü cümlede, “Ancak, Türk Telekom’daki kamu payı%50’nin altına düştüğünde, Türk Telekom’un tüm tekel hakları 31.12.2003 tarihinden önce de olsaortadan kalkmış olur” denilmiş; 4502 sayılı Yasa’nın Geçici 3. maddesi ile de Türk TelekomünikasyonA.Ş., 233 sayılı KHK’nin ekindeki “B-Kamu İktisadi Kuruluşları (KİK)” bölümünde yer alan kuruluşlarlistesinden çıkarılmıştır.Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, telekomünikasyon şebekeleri üzerinden sunulanulusal ve uluslararası ses iletimini ihtiva eden telefon hizmetlerini 31.12.2003 tarihine kadar “tekel” olarakyürütmekle görevli kılınan ve çoğunluk hisseleri kamuya ait bulunan Türk Telekom’un, tekel kapsamındakamu hizmeti yürüten, ancak kuruluş yasasındaki son düzenlemeler ile kendine özgü statüye sahip olan
ve sermayesindeki kamu payı %50’nin altına düşünceye kadar kamu kuruluşu niteliğini taşıyan bir kuruluşolduğu tartışmasızdır.Özelleştirme kapsamında bulunan Türk Telekomünikasyon A.Ş.’deki tamamı Hazineye ait bulunanhisselerden % 55’i, Bakanlar Kurulu’nun 25.7.2005 tarih ve 2005/9146 sayılı
“Türk TelekomünikasyonAnonim Şirketi (Türk Telekom)’nin % 55 Oranındaki Hissesinin Blok Olarak Satışına İlişkin Nihai Devirİşlemlerine Dair Kararın Yürürlüğe Konulması Hakkında Karar”ı uyarınca, 14.11.2005 tarihli Hisse SatışSözleşmesi ile (6.550.000.000 USD. bedelle) Ojer Telekomünikasyon A.Ş.’ne satılmıştır.Bu sürece paralel olarak Türk Telekom personelinin durumu incelendiğinde:
Türk Telekom A.Ş., 4502 sayılı Yasa’nın 29.1.2000 tarih ve 23948 sayılı Resmi Gazete’deyayımlanarak yürürlüğe girdiği dikkate alındığında, 29.1.2000 tarihi itibariyle 233 sayılı KHK kapsamıdışında kalmış ve anılan KHK eki cetvellerden çıkarılmış olması nedeniyle, Uyuşmazlık Mahkemesi GenelKurulu’nun 22.1.1996 gün ve E:1995/1, K:1996/1 sayılı ve özelleştirme kapsamında bulunan kamuiktisadi teşebbüslerinde sözleşmeli veya kapsam dışı statüde çalışan personelin kurumları ile olanilişkilerinden doğan anlaşmazlıkların çözüm yerinin idari yargı olduğu yolundaki İlke Kararı kapsamıdışında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Anılan 4502 sayılı Yasa’nın 13. maddesi ile 406 sayılı Yasa’ya eklenen Ek 22. maddenin (a)bendinde, “a) Personelin statüsü: Telekomünikasyon hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlertelekomünikasyon alanında sekiz yıl tecrübeye sahip ve en az dört yıllık yüksek öğrenim görmüş bir genelmüdür ile kadro, unvan, derece ve sayıları Yönetim Kurulunun önerisi ve Bakanlığın teklifi üzerine buKanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yüzseksen gün içerisinde Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenenkadrolarda istihdam edilen personel eliyle yürütülür. Bu personel hakkında bu Kanunda öngörülenhükümler saklı kalmak üzere 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uygulanır. Bunların dışındakalan personel iş mevzuatı uyarınca istihdam edilir. İş mevzuatına göre istihdam edilenlere ilişkin kayıt veşartlar Yönetim Kurulu tarafından tayin olunur” hükmüne yer verilmiş; bu bent hükmü, 4673 ve 5189 sayılıYasalarla yapılan değişiklikler sonucunda; “a) Personelin statüsü: (Ek ibare: 12.5.2001-4673/6. md.) TürkTelekomdaki kamu payı %50’nin altına düşünceye kadar, Türk Telekom Yönetim Kurulu üyeliklerineatanacaklarda Devlet memurluğuna atanabilme genel şartlarına sahip olma ve en az dört yıllık yükseköğrenim görme şartları aranır. (Mülga ikinci ve üçüncü cümle: 16.6.2004-5189/12 md.) Bunların dışındakalan personel iş mevzuatı uyarınca istihdam edilir. İş mevzuatına göre istihdam edilenlere ilişkin kayıt veşartlar Yönetim Kurulu tarafından tayin olunur” hükmünü almış; aynı maddenin (b) bendinin ikinciparagrafında da iş mevzuatına tabi olan Türk Telekom çalışanlarının aylık ücretlerinin kendilerini atamayayetkili olan Yönetim Kurulu tarafından tespit olunacağı kurala bağlanmıştır.406 sayılı Yasa’nın anılan Ek 22. maddesi uyarınca, Türk Telekom A.Ş. Genel Müdürlüğü’ne ait aslive sürekli kadrolar belirlenerek 4.4.2000 tarih ve 24010 (Mükerrer) sayılı R.G. de yayımlanan 31.3.2000tarih ve 2000/331 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ekinde yer alan listede: merkez teşkilatı için 100 ve taşrateşkilatı için 100 (6 Bölge Müdürü, 12 Bölge Müdür Yardımcısı ve 82 İl Telekom Müdürü) kadro ihdasedilmiş; öte yandan, aynı Yasa maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hazırlanan “TürkTelekomünikasyon A.Ş. Kapsam Dışı Personel Yönetmeliği” adı altındaki düzenleme, Yönetim Kurulunun31.8.2000 tarih ve 407 sayılı kararıyla kabul edilmek suretiyle yürürlüğe konulmuştur.Kanunla, Kurumda görev yapan personelden asli ve sürekli görev yapacak olanları kadro unvanıitibariyle belirlemek konusunda Bakanlar Kurulu'na yetki verildiği açıktır. Bu yetki 4502 sayılı Kanun’unyürürlüğe girdiği 29.1.2000 tarihi ile 5189 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 2.7.2004 tarihleri arasındageçerli olmuştur.Anayasa’nın 128. maddesinde, “Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişileriningenel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekligörevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür” denilmiştir.406 sayılı Yasa’nın Ek 29. maddesinin 3.7.2005 tarih ve 5398 sayılı Kanun’la değişik birincifıkrasında, “Türk Telekom hisselerinin devri sonucu kamu payının yüzde ellinin altına düşmesi durumunda;Türk Telekomda ek 22 nci maddenin (a) bendinin bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri uyarıncabelirlenen asli ve sürekli görevlerde çalışmakta olanlar ile 22.1.1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun HükmündeKararnameye tabi olarak kadrolu veya sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar ve kapsam dışıpersonel, kamu görevlerinden yüzseksen gün aylıksız izinli sayılır. Bu personel belirtilen süre içinde TürkTelekomda çalışmaya devam eder ve hisse devir tarihinden nakli için Devlet Personel Başkanlığınabildirildikleri tarihe kadarki aylık ücret, harcırah, sağlık giderleri, cenaze giderleri ve ölüm yardımı ile diğermali ve özlük hakları Türk Telekom tarafından karşılanır…” denilerek, yasakoyucu tarafından TürkTelekom’da 22.1.1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olarak sözleşmelipersonel statüsünde çalışanlar ile kapsam dışı personel, kamu personeli sayılmıştır.Olayda, davalının hisse devir (14.11.2005) tarihinde davalı nezdinde teknisyen olarak çalışmaktaiken, 406 sayılı Yasa'nın Ek-29. maddesi ile 4046 sayılı Yasa'nın 22. maddesine göre adı Devlet PersonelBaşkanlığı’na bildirilen ve sonrasında başka bir kamu kurumu emrine atanan davacı tarafından, yanlışmaaş nakil ilmuhaberi nedeni ile uğranılan zararın tazmini istemiyle; İstanbul 3.İdare Mahkemesi’ne davaaçıldığı, İstanbul 3.İdare Mahkemesi’nin 02.12.2010 gün ve 2010/1571 Esas, 2010/1985 Karar sayılıkararı ile davanın görev yönünden reddine karar verdiği, verilen kararın davacı vekili tarafından temyizedilmesi üzerine Danıştay Beşinci Dairesi’nin 25.11.2011 tarih ve 2011/1114 Esas, 2011/6844 Kararsayılı kararı ile bozulduğu, davalı vekilinin karar düzeltme talebinde bulunduğu, Danıştay BeşinciDairesi’nin 05.12.2012 gün ve 2012/3563 Esas, 2012/8359 Karar sayılı kararı ile karar düzeltmetalebinin de reddine karar verildiği, İstanbul 3.İdare Mahkemesi’nin 30.04.2013 gün ve 2013/808 Esas,2013/743 Karar sayılı kararı ile önceki kararda ısrar edilmesine karar verildiği, kararın tarafların temyiz
etmemesi üzerine kesinleştiği, davacı vekilinin aynı taleple İstanbul 3.İş Mahkemesi’ne dava açtığı,İstanbul 3.İş Mahkemesi’nin 10.07.2014 gün ve 2013/401 Esas, 2014/515 Karar sayılı kararı ile davanıngörev yönünden reddine karar verdiği, kararın tarafların temyiz etmemesi üzerine kesinleştiği, davacıvekilinin 2247 sayılı Yasa’nın 14.maddesi uyarınca oluşan olumsuz görev uyuşmazlığı nedeni ile görevlimahkemenin belirlenmesi için mahkememize müracaat ettiği anlaşılmıştır.Mahkememizce yapılan değerlendirme neticesinde;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırı”başlıklı 2. maddesinin değişik 1 numaralı bendinde:
“a) (Değişik: 8.6.2000-4577/5 md.) İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksatyönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılan iptal davaları,b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tamyargı davaları,
c) (Değişik: 18.12.1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma vesözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlüidari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar” idari dava türleri olaraksayılmış olup; kural olarak, idari yargıda ancak Devlete ve kamu tüzel kişilerine karşı açılan davalarabakılabilir.Buna göre, iptali istenilen işlemin tesis edildiği ve dava açıldığı tarihte davalı mevkiinde kamukuruluşu niteliği taşımayan Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin olması karşısında, idari yargı yetkisikapsamında açılmış bir idari dava bulunduğundan söz etmek olanaksız olduğundan; uyuşmazlığın, özelhukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.Belirtilen nedenlerle, İstanbul 3.İş Mahkemesi’nin görevsizlik kararının kaldırılmasına kararverilmesi gerekmiştir. S O N U Ç : Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle İstanbul 3.İşMahkemesi’nin 10.07.2014 gün ve 2013/401 Esas, 2014/515 Karar sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 17.11.2014 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Serdar
ÖZGÜLDÜRÜyeEyüp Sabri BAYDAR
ÜyeAlaittin Ali
ÖĞÜŞ
Üye
Ali
ÇOLAK
ÜyeAyhanAKARSU
ÜyeNurdaneTOPUZ
ÜyeMehmetAKBULUT