Hukuk Bölümü Hüküm Uyuşmazlığı Olmadığına Dair
2010/270 E. , 2010/239 K.2247 SAYILI YASANIN 24. MADDESINDE ÖNGÖRÜLEN KOŞULLARI TAŞIMAYAN BAŞVURUNUN REDDİ GEREKTIĞIUYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 24"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.
Hüküm Uyuşmazlığının
Giderilmesini İsteyen
: Ö.M.Y.
Davalı
: A.İ.S.
Vekili
: Av. L.F.S.
O L A Y : 1- Ö.M.Y. tarafından İlknur Soner’e karşı açılan davada, GELİBOLU SULH HUKUK MAHKEMESİ; 23.1.2001 günve E:2000/490, K:2001/41 sayı ile, davacının Mahkemelerine verdiği dilekçesi ile, Gelibolu Noterliği’nin 10244, 1035 ve 1743yevmiye nolu vasiyetnamelerde vasiyetçi A.B.Y.’a ait vasiyetnamelerin açılmasını talep ve dava ettiği, müteveffa A.B.Y.’a aitnüfus aile kaydının celp edildiği, tespit edilen mirasçılarının davacı Ö.M.Y. ve davalı A.B.Y.(S.) olduğu, davalı A.İ.S. vekilininvasiyetnamenin açılmasına dair talebin reddini istediği, dosyada mevcut 20.8.1989 tarihli ve 10244 yevmiye numarasını taşıyanve Gelibolu Noterliği’nce 14.11.2000 tarihinde tasdik edilmiş bulunan “vasiyetnamedir” başlıklı belge ve buna ekli 26.7.1972tarihli, 3.2.2000 tasdik tarihli ve 1035 yevmiye nolu ve yine 18.7.1984 tarihli, 25.2.2000 tarihinde 1743 yevmiye numarası iletasdik edilen “sözleşme” başlıklarını taşıyan belgelerin davacı ve davalı vekiline okunduğu, her iki tarafa vasiyetnamenin birörneğinin huzurda tebliğ edildiği, tüm dosya kapsamından, Mahkemelerince de vasiyetnamenin açılmasına karar verildiği, bunedenle, Gelibolu Noterliği’nin 20.8.1989 tarihli ve 10244 yevmiye nolu ve Gelibolu Noterliği’nce 14.11.2000 tarihinde tasdikedilmiş bulunan “vasiyetnamedir” başlıklı belge ve buna ekli 26.7.1972 tarihli, 3.2.2000 tasdik tarihli ve 1035 yevmiye nolu veyine 18.7.1984 tarihli, 25.2.2000 tarihinde 1743 yevmiye numarası ile tasdik edilen “sözleşme” başlıklarını taşıyan A.B.Y.’a aitvasiyetnamenin açılmasına karar vermiştir.
2- Davacı-karşı davalılar A.İ.S. ve L.F.S. tarafından davalı-karşı davacı Ö.M.Y.’a karşı açılan davada, GELİBOLU ASLİYEHUKUK MAHKEMESİ; 7.6.2004 gün ve E:2003/338, K:2004/191 sayı ile, davacı-karşı davalıların Mahkemelerine vermiş olduğu31.12.2001 tarihli dava dilekçesinde, muris A.B.Y. tarafından davalı lehine düzenlenmiş 20.8.1989 tarihli vasiyetnameninkanunun aradığı şartları taşımadığı ileri sürülerek söz konusu vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep ve dava ettikleri,davalı-karşı davacı vekilinin de Mahkemelerine vermiş olduğu 5.12.2001 tarihli dava dilekçesinde, murisi olan A.B.Y. tarafından20.8.1989 tarihli vasiyetname düzenlendiğini, vasiyetnameye göre müvekkiline ait bir kısım taşınmazların M.Y.'a verildiğini ilerisürerek söz konusu vasiyetname gereğince vasiyetnamede belirtilen taşınmazların müvekkili adına tesciline karar verilmesinitalep ve dava ettiği, Mahkemelerinde ayrı ayrı açılan dava dosyalarının Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2002/6693-7493 E, K sayılıbozma ilamı doğrultusunda birleştirilmesi gerektiği gerekçesi ile yerel Mahkeme kararının bozulduğu, Mahkemelerince Yargıtaybozma ilamına uyularak her iki dava dosyası birleştirilerek yargılamaya Mahkemelerinin 2003/338 Esas sayılı dava dosyasıüzerinden devam olunduğu, davacı-karşı davalılar tarafından Mahkemelerinde açılan vasiyetnamenin iptali davası sonucundaMahkemelerince, davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verildiği, iş bu kararın davacılar tarafından temyiz edilmesiüzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2003/3337-6305 E, K sayılı ilamı ile, vasiyetnamenin 23.1.2001 tarihinde açıldığını vevasiyetnamenin iptali davasının da 31.12.2001 tarihinde açılmakla kanunun öngördüğü bir yıllık süre geçmediğinden bahisle yerelmahkeme kararını bozduğu, Mahkemelerince de bozma ilamına uyularak karar verildiği, taraflar arasındaki ihtilaf veMahkemelerince çözümlenmesi gereken sorunun, tarafların müşterek murisi olan B.Y.'ın davalı lehine düzenlemiş olduğu20.8.1989 tarihli vasiyetnamenin geçerli olup olmadığı hususuna münhasır bulunduğu, MK’nun 479 ve 480. (eski) maddelerigereğince resmi vasiyetnamenin mutlak suretle resmi memur huzurunda düzenlenmesi gerektiği, olayda, davalı tarafın dayandığı20.8.1989 tarihli vasiyetnamenin resmi memur huzurunda düzenlenmediği, haricen düzenlenen vasiyetnamenin daktilo ile kalemealınarak ilgililer tarafından imzalandığı, dolayısıyla MK’nun 479-480 maddesi anlamında düzenlenmiş resmi vasiyetnamenin sözkonusu olmadığı, vasiyetnamenin vasiyetçi tarafından el yazısı ile de düzenlenmediği, bu bağlamda da vasiyetnamenin geçerliolmadığı, sonuç itibariyle MK’nun aradığı şartlarda düzenlenmiş vasiyetnamenin bulunmadığı, kanunun aradığı geçerlilik koşullarınıtaşımayan vasiyetnamenin de geçerli olarak kabulünün mümkün olmadığı hususunun tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davalı-karşı davacının, lehine düzenlenmiş 20.8.1989 tarihli vasiyetnameyeistinaden vasiyetnamede belirtilen taşınmazların adına tescilini talep ettiği ve fakat düzenlenen vasiyetname kanunun öngördüğügeçerlilik koşullarını taşımadığından, geçersiz vasiyetnameye istinaden taşınmaz tescilinin mümkün olmaması nedeniyle davasınınreddine; davacı-karşı davalıların talebinin ise, dava konusu vasiyetname geçerli olmadığından ve söz konusu vasiyetnameyeistinaden işlem yapılamayacağından, iptaline karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varıldığı gerekçesiyle sabit görülendavacı-karşı davalılar Ayşe İlknur ve L.F.S.’in davasının kabulüne, tarafların müşterek murisi A.B.Y. tarafından düzenlenmiş20.8.1989 tarihli yazılı vasiyetnamenin iptaline, sabit görülmeyen davalı-karşı davacı Ö.M.Y.’ın davasının reddine karar vermiştir.
Davacı tarafından Uyuşmazlık Mahkemesi’ne hitaben verilen 19.7.2010 günlü dilekçede, Gelibolu Sulh HukukMahkemesi’nin 23.1.2000 gün ve E:2000/490, K:2001/41 sayılı, Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen kararı ile GeliboluAsliye Hukuk Mahkemesi’nin 7.6.2004 gün ve E:2003/338, K:2004/191 sayılı, Yargıtay incelenmesinden geçerek kesinleşen kararınedeniyle hakkın yerine getirilmesinin imkansız hale geldiği ileri sürülerek karar uyuşmazlığının giderilmesi istenilmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE : Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler: Mahmut BİLGEN,Ramazan TUNÇ, Sıddık YILDIZ, Ayper GÖKTUNA, Muhittin KARATOPRAK ve Sedat ÇELENLİOĞLU’nun katılımlarıyla yapılan1.11.2010 günlü toplantısında; Raportör-Hakim Nurdane TOPUZ’un 2247 sayılı Yasa’da öngörülen koşulları taşımayan başvurununreddi gerektiği yolundaki raporu ve dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Dr. İlknur ALTUNTAŞ ile Danıştay Savcısı Mehmet AKKAYA’nın başvurunun reddi gerektiğine ilişkin sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un “Mahkemenin görevi” başlığını taşıyan 1. maddesinde,“Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli, idari ve askeri yargı mercileri arasındaki görevve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksek mahkemedir”denilmiş; 24. maddesinde(Değişik birinci fıkra: 21/1/1982 - 2592/7 md.) ise, 1 nci maddede gösterilen yargı mercilerinden en azikisi tarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş, aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en azbiri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesi olanaksız bulunan hallerde hüküm uyuşmazlığınınvarlığının kabul edileceği belirtilmiştir.
Anılan hükme göre, hüküm uyuşmazlığının varlığı için:a) Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisi tarafından verilmesi,b) Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,c) Her iki kararın da kesinleşmiş olması,d) Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,e) Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmesiaranmaktadır.Ö.M.Y., 19.7.2010 günlü dilekçesi ile, Gelibolu Sulh Hukuk Mahkemesi ile Gelibolu Asliye Hukuk Mahkemesi kararlarından doğanhüküm uyuşmazlığının giderilmesini istemiş ise de; sözü edilen kararların aynı yargı düzeninde(adli yargı) yer alan mahkemelerceverilmiş olması karşısında, 2247 sayılı Kanun’un yukarıda sözü edilen maddelerine göre olayda hüküm uyuşmazlığınıngerçekleştiğinden söz etmek mümkün değildir.Açıklanan nedenlerle, hüküm uyuşmazlığının varlığı için 2247 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde öngörülen koşullar birliktegerçekleşmediğinden, başvurunun reddi gerekmiştir. S O N U Ç : 2247 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan BAŞVURUNUN REDDİNE, 1.11.2010 günündeOYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.