Hukuk Bölümü
2010/283 E. , 2010/355 K.3194 SAYILI İMAR KANUNU UYARINCA VERILEN IDARI PARA CEZASINA KARŞI AÇILAN DAVANIN, İDARİYARGI YERİNDE ÇÖZÜMLENMESIİMAR KANUNU (3194) Madde 42"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.
Davacı
: F.E.K.
Vekili
: Av. N.E.
Davalı
: Osmangazi Belediye Başkanlığı
O L A Y : 1) Osmangazi Belediyesi Encümeni'nin 8.11.2005 gün ve 3259 sayılı kararı ile, E.B. tarafından KüplüpınarMahallesi, Köymen Caddesi, No:38 adresinde ruhsatsız olarak yapılmış 38 m uzunluğunda, 2.80 m yüksekliğinde yığma tuğladuvar örüldüğü görülerek 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesi gereğince 25.10.2005 gün ve 92/4556 sayılı 1. fen zabtıtanzim edilerek inşaatın mühürlendiği ve durdurma emrinin verildiğinin bildirildiği, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesineistinaden inşaat için yapı sahibi E.B.'den takdiren 3.500 YTL para cezası alınmasına, kaçak inşaatın 3194 sayılı İmar Kanunu’nun32. maddesine istinaden yıktırılmasına karar verilmiştir.
2) Osmangazi Belediyesi Encümeni'nin 29.12.2005 gün ve 3781 sayılı kararı ile, Küplüpınar Mahallesi, Köymen Caddesi,No:38 adresindeki ruhsatsız inşaata tanzim edilen 25.10.2005 tarih ve 92/4556 sayılı fen zabtı ve bu zapta istinaden alınan8.11.2005 tarih ve 3259 sayılı Encümen kararındaki “E.B.” isminin “F.E.K.” olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.
3) Osmangazi Belediyesi Encümeni'nin 6.6.2006 gün ve 1954 sayılı kararı ile, F.E.K. adına Av. N.E.'nin dilekçesi ile, arsasahibi F.E.K.'in Ankara'da yaşadığı ve E.B. ile yapılmış olan kira sözleşmesinde mal sahibinden habersiz yapılmış olan tümimalatların mal sahibi gözetmeksizin kiracıya ait olduğu hususi şartların 2. maddesinde belirtilmiş olup, çıkan para cezasının EkremBeler adına düzenlenmesini talep etmesi üzerine yapılan inceleme neticesinde, bahis konusu kira sözleşmesi maddesindenkiracının kaçak imalatı mal sahibinin bilgisi dahilinde yaptığı anlaşıldığından, yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, Osmangazi Belediyesi Encümeni’nin 8.11.2005 gün ve 3259 sayılı ve 6.6.2006 gün ve 1954 sayılıkararlarının iptali ile 3.500 TL para cezasının kaldırılması istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.BURSA 1. İDARE MAHKEMESİ; 31.7.2006 gün ve E:2006/1961, K:2006/1212 sayı ile, davanın; imar para cezası verilmesine ilişkin8.11.2005 tarih ve 3259 sayılı Belediye Encümeni kararının iptali ile Belediye Encümeninin itirazın reddine ilişkin 6.6.2006 gün ve1954 sayılı kararının iptali istemiyle açıldığı, 31.3.2005 günlü ve 25772 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 1.6.2005tarihinde yürürlüğe giren 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun muhtelif maddelerinden söz ederek, 5326 sayılı Kanun hükümlerininincelenmesinden, 1.6.2005 tarihinden itibaren sulh ceza mahkemesine başvuru öngörülerek idari para cezalarının idaremahkemelerinin görev alanından çıkarılmış bulunduğu, bu durumda, davacıya ruhsatsız yapı yaptığından bahisle 3194 sayılıYasa’nın 42. maddesi hükmü uyarınca verilen imar para cezasına ilişkin bulunan uyuşmazlığın çözümlenmesi görevinin yukarıdaanılan 5326 sayılı Yasa uyarınca sulh ceza mahkemesine ait olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş; bukarar kesinleşmiştir.
Davacı vekili, bu kez, Osmangazi Belediyesi Encümeni’nin 29.12.2005 gün ve 3781 sayılı kararının iptali ve 3.500 TL paracezasının kaldırılması istemiyle adli yargı yerinde itirazda bulunmuştur.
BURSA 1. SULH CEZA MAHKEMESİ; 25.1.2007 gün ve 2006/975 Müt. sayı ile, itiraz eden vekilinin, davalı idareninEncümen kararı ile verilen 3.500 YTL’lik para cezasına itiraz ettiği, itiraz edene 3194 sayılı İmar Kanunu’na göre para cezasıverildiği, itiraz edenin itirazı, davalı idarenin cevabı, gelen kayıt ve belgeler ile tüm dosya kapsamına göre; 5560 sayılı Kanun’ladeğişik 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3, 27/8 ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesine göre ve ayrıca idari yaptırımkararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren yıkım kararının da verilmiş olmasınedeniyle itiraza bakmaya Mahkemelerinin görevli olmayıp, idare mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararıvermiş; bu karar, YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ’nin; 8.7.2009 gün ve E:2007/9879, K:2009/8263 sayılı kararı ile onanmak suretiylekesinleşmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler: Erdoğan BUYURGAN, Ramazan TUNÇ,Habibe ÜNAL, Ayper GÖKTUNA, Gürbüz GÜMÜŞAY ve Coşkun GÜNGÖR’ün katılımlarıyla yapılan 20.12.2010 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME : Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre:Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Kurulu’nun 11.7.1988 günlü, E:1988/1, K:1988/1 sayılı İlke Kararında, “2247 sayılı UyuşmazlıkMahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun bütünüyle incelenip değerlendirilmesinden, bu Kanunun uygulanmasıyönünden 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, ‘ceza uyuşmazlıkları’ ibaresinden, savcının ya da şahsi davacının talebi ilebaşlayan yargılaması sonunda sanığın mahkumiyetine ya da beraatine hükmedilebilecek davalarda, askeri ve adli cezamahkemeleri arasında çıkan görev ve hüküm uyuşmazlıklarının anlaşılması, bunun dışında kalan tüm görev uyuşmazlıklarının ‘hukukuyuşmazlığı’ sayılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Uygulanması idari organlara bırakılan cezalar, adli nitelikte olmadığından,bunlar hakkında yapılan itirazlar ya da açılan davalar ‘ceza davası’ olarak nitelendirilemezler. İdari niteliklerinden dolayı budavalara ilişkin görev ve hüküm uyuşmazlıklarının Uyuşmazlık Mahkemesinin Hukuk Bölümünde incelenip çözümlenmesi gerektiği…”açıkça belirtilmiştir. Bu durum göz önüne alındığında, olay bölümünde yazılı başvuru konusu görev uyuşmazlığının HukukBölümünde incelenmesi gerektiği kuşkusuzdur.Adli ve idari yargı yerleri arasında anılan Yasanın 14. maddesinde öngörülen biçimde idari para cezası yönünden olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, adli yargı dosyasının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacı vekilinin istemi üzerine songörevsizlik kararını veren Mahkemece idari yargı dosyası ile birlikte Mahkememize gönderildiği ve usule ilişkin herhangi birnoksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, adli ve idari yargı yerleri arasında doğan görev uyuşmazlığının esasının incelenmesineoybirliği ile karar verildi.
II-ESASIN İNCELENMESİ : Raportör-Hakim Nurdane TOPUZ’un, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğuyolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Dr. İlknurALTUNTAŞ ile Danıştay Savcısı Mehmet AKKAYA’nın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :Dava, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesine göre verilen para cezasının kaldırılması istemiyle açılmıştır.3.5.1985 tarih ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin birinci fıkrasında, ruhsat alınmadan veya ruhsat veya eklerineveya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının yapı sahibine, fenni mesule ve müteahhidine, istisnalar dışında özelparselasyon ile hisse karşılığı belirli bir yer satan ve alana para cezası verileceği kurala bağlanmış; anılan Yasa maddesinin itirazmerci olarak sulh ceza mahkemesini belirleyen beşinci fıkrası Anayasa Mahkemesi’nin 15.5.1997 tarihli ve E:1996/72, K:1997/51sayılı kararıyla; bir idari işlemin bir bölümünün idari yargının, diğer bir bölümünün ise adli yargının denetimine bırakılmasında, kamuyararı bulunmadığı, zira bu işlemlerin, kamu gücünün kullanılmasıyla ilgili bir idari işlemin devamı ve idari bir yasağa aykırıdavranan kişiye idari bir yaptırımın uygulanması niteliğinde olduğu, çıkacak uyuşmazlıkların çözümünde de idari yargının yetkiliolacağı, idarenin aynı yapı için aldığı kararın bir bölümünün idari yargıda bir bölümünün adli yargıda görülmesinin yargılamanınbütünlüğünü bozacağı, idari bir işlemin bölünerek bir bölümünün idari yargının bir bölümünün de adli yargının denetiminebırakılmasında isabet bulunmadığı belirtilmek suretiyle iptal edilmiş olup, yasama organınca bu konuda düzenleme yapılmamıştır.Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararını gözeten Uyuşmazlık Mahkemesi, 3194 sayılı Yasa’nın 42. maddesine göre verilen idari paracezalarına karşı açılan davaları, göreve ilişkin genel ilkelere göre idari yargının görev alanında görmüştür.3194 sayılı Yasa’nın 42. maddesi, 9.12.2009 gün ve 5940 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile değiştirilmiş ise de; idari para cezasınakarşı kanun yoluna ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
30.3.2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 6.12.2006 gün ve 5560 sayılı Yasa’nın 31. maddesiyle değiştirilen 3.maddesinde, “ (1) Bu Kanunun;
a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,
b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında,
uygulanır” denilmiştir.Aynı Kanunun 27. maddesine, 5560 sayılı Kanun ile eklenen sekizinci fıkrada ise; idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamındaaynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idari yaptırım kararına ilişkin hukukaaykırılık iddialarının, bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceği kurala bağlanmış, bu maddenin gerekçesindede bu hükümle, Kabahatler Kanunu'ndaki düzenlemelerin ortaya çıkardığı bağlantı sorununa çözüm getirilmesinin amaçlandığıifade edilmiştir.19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren bu düzenlemeye göre, Kabahatler Kanunu’nun; idari yaptırım kararlarına karşı kanun yolunailişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlarda görevli mahkemeningösterilmesi durumunda ise uygulanmayacağı, ancak; idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarakidari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddialarının, buişlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceği anlaşılmaktadır.Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflar için bir müktesep hak doğmayacağı; bu nedenle, yenibir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.Davanın açıldığı andaki kurallara göre görevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmiş ise, (davanın açıldığı andagörevli olan ve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeniyasadaki görev kuralının, değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalarda uygulanacağına dair intikal hükümlerininvarlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilemeyeceği açıktır.Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemede açılmış, bu sırada yapılan bir kanun değişikliği ile görevsiz mahkeme o dava için görevlihale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiği için) davaya bakmaya devametmesi gerekir.İncelenen uyuşmazlıkta, öngörülen idari para cezasının 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırım türlerindenbiri olduğu, 3194 sayılı İmar Kanunu’nda da idari para cezasına itiraz konusunda görevli mahkemenin gösterilmediği, ancak; idaripara cezasına konu yapı ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararın(yıkım) da verildiği anlaşıldığından; idari paracezasına ilişkin kararın hukuka aykırılığı iddiasının da, idari yargı yerinde görüleceği kuşkusuzdur.Bu durumda, Kabahatler Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’la değişik 3. maddesi ve aynı Kanunun 27. maddesine 5560 sayılı Kanun’laeklenen sekizinci fıkra hükmü bir arada değerlendirildiğinde, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca verilen paracezasına karşı açılacak davanın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, İdare Mahkemesince verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Bursa 1. İdare Mahkemesi’nin 31.7.2006 gün veE:2006/1961, K:2006/1212 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 20.12.2010 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAKkarar verildi.