T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
ESAS NO
: 2018 / 821
KARAR NO : 2018 / 822
KARAR TR : 24.12.2018ÖZET : Karayolunda meydana gelen trafikkazasında uğranılan zararın tazmini istemiyle açılandavanın, 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihindeyürürlüğe giren 110. maddesi kapsamında ADLİYARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk. K A R A R Davacı
: E.B. (Kendi adına asaleten, küçük D.B.,O.B.,V.B.,S.B.,’a
velayeten)Vekilleri
: Av.Ferda Sevim-Av.İlkin HodulDavalı
: Karayolları Genel MüdürlüğüVekili
: Av. Zeynep Özcan O L A Y
: Davacı vekili dilekçesinde; 02.05.2007 tarihinde Van-Başkale yolunda meydana gelen trafikkazası sonucunda M.B.’un vefat ettiğini; kaza sonucunda müteveffanın sağken destek olduğu çocukları ile eşinin mağdurolduklarını; müvekkillerinin müteveffanın desteğinden yoksun kalması nedeniyle açmış oldukları ve Ankara 2. AsliyeTicaret Mahkemesi’nin 2010/322 Esas sayılı dosyası nezdinde yürütülen tazminat davasında alınan 01/11/2010 tarihlibilirkişi raporunda, olay yerinde gerekli uyarıcı işaretleme yapılmadığı, karayolunda çukurlar oluşmuş kesimlerin tehlikeyeaçık olarak bırakarak görev ihmalinde bulunulması nedeniyle, Karayolları Genel Müdürlüğünün tali derecede kusurlubulunduğunu; Karayolları Genel Müdürlüğü’nün hizmet kusurunu bu bilirkişi raporunda öğrendiklerini; zararların tazminiiçin yapılan başvurunun idarece reddedildiğini; İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesine göre tam yargı davasıaçma zorunluluğu doğduğunu; bilirkişi incelemesinde müvekkillerinin toplam zararının 69.962,08 TL olarakhesaplandığını, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün, birlikte kusuru bölüşen sigorta şirketi ile zarardan müteselsilen sorumluolması nedeniyle, her bir davacıya tekabül eden zararın %30’luk kısımlarının toplamı olan 20.988,59 TL’nin ödenmesigerektiğini ifade ederek; müvekkilleri E.B. için 14.184,02 TL, O.B. için 1.498,78 TL, D.B. İçin 1.577,65 TL, V.B. İçin1.716,43 TL ve S.B. için 2.012,71 TL olmak üzere toplam 20.988,59 TL destekten yoksun kalma tazminatının olaytarihinden itibaren ticari temerrüt (avans) faizi ile davalı idareden tahsiline karar verilmesi istemiyle 5.9.2011 tarihindeidari yargı yerinde dava açmıştır.VAN 1.İDARE MAHKEMESİ: 6.4.2012 gün ve E: 2011/1049, K: 2012/569 sayı ile, “(…)2918 sayılıKarayolları Trafik Kanunu'nun 19.01.2011 günlü Resmi Gazete'de yayınlanan 6099 sayılı Kanun'la değişik 110.maddesinde, “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkinolanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür.” hükmüne; aynı Kanun'a yine 6099 sayılıKanun'la eklenen geçici 21. maddede de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü,yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz.” kuralına yer verilmiş bulunmaktadır.Dosyanın incelenmesinden, bakılmakta olan tazminat davasının “02.05.2007 tarihinde Van-Başkale yolundameydana gelen trafik kazasının davalı Karayolları Genel Müdürlüğü'nün gerekli uyarıcı işaretlemeleri yapmaması,karayolunda çukurlar oluşmuş kesimleri açık bırakması suretiyle işlediği hizmet kusurundan diğer bir ifadeyle anılanidarenin 2918 sayılı Kanun'dan kaynaklanan görevlerini yerine getirmemesinden kaynaklandığı” gerekçesiyle ve 6099sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra, 05.09.2011 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.Buna göre, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'ndan doğan sorumluluk davası niteliğinde olan ve 6099 sayılıKanun'la 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra açılan iş bu davanıngörüm ve çözümünün Adli yargı mahkemelerinin görev alanına girdiği sonucuna ulaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15/1-a maddesi uyarınca görevyönünden reddine…” karar vermiş, bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.Davacı vekili bu kez, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 1.000 TL. tazminatın ödenmesiistemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.Ankara 14.Asliye Hukuk Mahkemesi; 16.10.2014 gün ve E:2012/347, K:2014/484 sayı ile, “(…)Dava,Ölüm ve Cismani Zarar sebebiyle açılan tazminat davasıdır.Mahkememizce deliller toplanmış, tarafların ekonomik ve sosyal durumları araştırılmış, Ankara 2 Asliye TicaretMahkemesinin 2010/322 sayılı dosyası istenmiş, dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi Huk. M.OlcayÇınar 21.07.2014 tarihli raporunda özetle, görev hususunun mahkemenin takdirinde olduğunu, Ankara 2 Asliye TicaretMahkemesinin 2013/276 sayılı dosyasıyla tahsilde tekerrür etmemek üzere davacıların % 30 kusurla orantılı olarakhizmet kusuru sebebiyle davalıdan talep edebilecekleri toplam destekten yoksun kalma zararının ( 55.367,64 TLişleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsil edebileceği yönünde görüş bildirmiş, davacı vekili davalı vekilinin yargı yoluyönündeki itirazlarının yerinde olmadığını, Yargı yolu itirazının reddine karar verilmesini istemiş, davalı vekili itirazlarınıyinelediklerini, Anayasa Mahkemesinin vücut bütünlüğünü bozan hususlardan dolayı Adli Yargının görevi ile ilgili maddeyiiptal ettiğini bu nedenle Yargı yolu itirazlarının kabulüne karar verilmesini istemiştir.
"Anayasanın 153/5 maddesine göre Anayasa Mahkemesinin iptal kararları kural olarak geriye yürümez. Aynımaddenin 3. Fıkrasında da açıklandığı üzere iptal hükümleri iptal kararının resmi gazetede yayımlandığı tarihten itibarenyürürlükten kalkar. Ancak geriye yürümezlik ilkesi sonuçlanmış, kesin hüküm haline gelmiş uyuşmazlıklar ve kazanılmışhaklar yönünden geçerlidir. Devam etmekte olan sonuçlanmamış davalar yönünden iptal hükümlerinin bütün sonuçlarıylatatbik edilmesi gerekir. Somut olayda dava tarihi itibariyle mahkememiz görevli olmakla birlikte yargılama sırasındagöreve ilişkin yasa hükmü iptal edilerek yürürlükten kalkmıştır. Bu durumda mahkemenin görev hususu iptal kararıdikkate alınarak HMK 3 maddesi dışında göreve ilişkin yasa hükümleri gereğince çözümlenmesi gerekir " Bu durumdadavalı idarenin hizmet kusuru söz konusu olup, idari eylemden doğan zarar niteliğindedir ve tam yargı davasına konuedilebilirler. Bu nedenle açılan iş bu dava 25 SY nin 2/1-b maddesi kapsamında olup, İdari Yargı yerinde görülmesigerekir. Bu nedenle uyuşmazlığın esası incelenmeksizin dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar vermekgerekmiş aşağıda hüküm kurulmuştur.HÜKÜM YUKARIDA AÇIKLANAN NEDENLERLE1-Açılan davanın İdari Yargı’nın görevine girdiği ve hizmet kusurundan kaynaklandığı anlaşıldığından davadilekçesinin yargı yolu nedeniyle REDDİNE(…)” karar vermiş; temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 17.Hukuk Dairesi;24.10.2017 gün ve E: 2015/1052, K:2017/9500 sayı ile, “(…)Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle destektenyoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.Dava, trafik kazasından kaynaklanan ve hizmet kusuruna dayanılarak davalı kurum aleyhinde açılan tazminatistemine ilişkin olduğundan İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun'un 2. maddesi hükmü uyarınca tam yargı davasıolarak ikame edilmesi gerekmektedir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden dikkatealınması zorunludur. Esasen 2918 sayılı KTK.nun hukuki sorumluluğa ilişkin 85 ve onu izleyen maddelerinde araçişletenin sorumluluğu düzenlenmiş olup idarenin kusurundan kaynaklanan sorumluluğu bu yasa kapsamı dışındatutulmuştur.2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 19. maddesinde, "Adli, idari,askeri yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeyebaşlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa,gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesiniUyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler.(Değişik ikinci fıkra: 23/7/2008 -5791/9 md.) Yargı merciince, önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyasıda temin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir." şeklindedüzenlenmiştir.Dosya kapsamına göre, davacılar tarafından aynı istemli davanın öncesinde idari yargıda açıldığı, Van 1.İdareMahkemesi1nin 2011/1049 E 2012/569 K. sayılı kararı ile adli yargının görevli olması nedeniyle görevsizlik kararıverildiği anlaşılmaktadır. Ancak, davacı vekilince idare mahkemesi kararının kesinleştiği iddia edilmekte ise de Van 1.İdare Mahkemesinin bu kararının kesinleşip kesinleşmediği dosya kapsamından belli değildir.Bu durumda eldeki davada, kendisine ikinci dava açılan Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin, daha önceverilen Van İdare Mahkemesinin iş bu dosyasını bulunduğu yerden getirterek görevsizlik kararının kesinleşipkesinleşmediğini araştırması, Van 1. İdare Mahkemesinin kararının kesinleşmiş olması halinde elinde derdest bulunandava dosyasındaki yargılamayı durdurmak suretiyle (UMK m. 19/1), dosyayı kül halinde, yargı yolu uyuşmazlığınınçözümlenmesi açısından Uyuşmazlık Mahkemesine göndermesi, verilecek kararı bekleyerek sonucuna göre kararvermesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar vermiş olması bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmünBOZULMASINA…” karar vermiştir.ANKARA 14.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ; 27.9.2018 gün ve E:2018/141 sayı ile, Van 1.İdareMahkemesinin 6.4.2012 gün ve E: 2011/1049, K: 2012/569 sayılı kararı ile görev yönünden uyuşmazlık doğduğundanbahisle dosya suretinin Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilmesine karar vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Hicabi DURSUN’un Başkanlığında, Üyeler: Şükrü BOZER, Mehmet AKSU,Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ ve Nurdane TOPUZ'un katılımlarıyla yapılan 24.12.2018günlü toplantısında:I-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre;Asliye Hukuk Mahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, adli ve idari yargıyerleri arasında görev uyuşmazlığının doğduğu; adli yargı dosyasının bir örneğinin Mahkemece, idari yargı dosyasınailişkin belgelerin birer örneği ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hâkim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nin davada adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idari yargının görevli olduğuyolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, karayolunda meydana gelen ölümlü trafik kazası sonucu uğranılan zararın tazmini istemiyle açılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve malgüvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleribelirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleribunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğerhükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarında uygulanacağı belirtilmiş; aynı Kanunun, “Karayolları GenelMüdürlüğünün görev ve yetkileri” başlıklı 7. maddesinde; “ Karayolları Genel Müdürlüğünün bu Kanunla ilgili görev ve
yetkileri şunlardır:a) Yapım ve bakımdan sorumlu olduğu karayollarında can ve mal güvenliği yönünden gerekli düzenleme veişaretlemeleri yaparak önlemleri almak ve aldırmak,b) Tüm karayollarındaki işaretleme standartlarını tespit etmek, yayınlamak ve kontrol etmek,c) (Mülga: 17/10/1996 - 4199/47 md.)d) Trafik ve araç tekniğine ait görüş bildirmek, karayolu güvenliğini ilgilendiren konulardaki projeleri incelemekve onaylamak,e) Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarında, İçişleri Bakanlığının uygun görüşü alınmak suretiyle,yönetmelikte belirlenen hız sınırlarının üstünde veya altında hız sınırları belirlemek ve işaretlemek,f) Trafik kazalarının oluş nedenlerine göre verileri hazırlamak ve karayollarında, gerekli önleyici teknik tedbirlerialmak veya aldırmak,g) Yapım ve bakımından sorumlu olduğu karayollarında trafik güvenliğini ilgilendiren kavşak, durak yeri,aydınlatma, yol dışı park yerleri ve benzeri tesisleri yapmak, yaptırmak veya diğer kuruluşlarca hazırlanan projeleri tetkikve uygun olanları tasdik etmek,h) Yetkili birimlerce veya trafik zabıtasınca tespit edilen trafik kaza analizi sonucu, altyapı ve yolun fiziki yapısıile işaretlemeye dayalı kaza sebepleri göz önünde bulundurularak önerilen gerekli önlemleri almak veya aldırmak,i) (Mülga: 3/5/2006 – 5495/4 md.)j) (Değişik: 17/10/1996 - 4199/5 md.) Trafik zabıtasının görev ve yetkileri saklı kalmak üzere Bu Kanunun13,14,16,17,18,47/a ve 65 inci maddeleri hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında suç veya ceza tutanağıdüzenlemek; 47 nci maddenin (b), (c) ve (d) bentlerinde belirtilen kural ihlallerinin tespiti halinde, durumu bir tutanaklabelirlemek ve gerekli işlemin yapılması için en yakın trafik kuruluşuna teslim etmek,k) Bu Kanunla ve bu Kanuna göre çıkarılmış olan yönetmeliklerle verilen diğer görevleri yapmaktır.(Son fıkra Mülga : 28/3/1985 - 3176/16 md.)” hükmüne yer verilmiştir.Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınsebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veyasigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreveilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunandavalara uygulanmaz” denilmiştir.Dava dosyasının incelenmesinden, 02.05.2007 tarihinde Van-Başkale yolunda meydana gelen trafik kazasındadavacıların murisi M.B.'un vefat ettiği; meydana gelen trafik kazasının davalı Karayolları Genel Müdürlüğü'nün gerekliuyarıcı işaretlemeleri yapmaması, karayolunda çukurlar oluşmuş kesimleri açık bırakması suretiyle işlediği hizmetkusurundan kaynaklandığı iddia edilerek; uğranılan zarara karşılık, 20.988,59 TL destekten yoksun kalma tazminatınınolay tarihinden itibaren ticari temerrüt (avans) faizi ile davalı idareden tahsiline karar verilmesi istemiyle dava açıldığıanlaşılmaktadır.2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesive Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şugerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli veidari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkilikılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konulardaadli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargınıngörevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar göreninasker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesidurumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarınınadli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusudavalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bununsöz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden,bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any.Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıdagerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevine
verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmaküzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşlarıve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyleaçılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazminiistemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, Ankara 14.Asliye Hukuk Mahkemesinin, 27.9.2018 gün ve E:2018/141 sayılıbaşvurusunun reddi gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 14.Asliye HukukMahkemesinin, 27.9.2018 gün ve E:2018/141 sayılı BAŞVURUSUNUN REDDİNE, 24.12.2018 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Üye
Hicabi
Şükrü
Mehmet
Birol
DURSUN
BOZER
AKSU
SONER
Üye
Üye
Üye
Süleyman Hilmi
Aydemir
Nurdane
AYDIN
TUNÇ
TOPUZ