T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO
: 2014 / 734
KARAR NO : 2014 / 789
KARAR TR
: 14.7.2014ÖZET : Trafik kazası nedeniyle davacınınaracında oluşan zararın, kazanın oluşumundasorumlu olduğundan bahisle, idarece tazminedilmesi istemiyle açılan davanın, ADLİYARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Adli Yargıda:
Davacı
: B.B.
Vekili
: Av. E.Ü.
Davalılar
: 1-Korgan Belediye Başkanlığı
2- M.Y.
Vekilleri
: Av.H.C.
İdari Yargıda :
Davacılar
:1-Kendi Adına Asaleten Vesayeti ve Velayeti Altında Bulunan Kısıtlılar
S.B. ve A.B. Adına Vekaleten M.B. 2-G.Y. 3-M.B. 4-N.A. 5-Ö.P. 6-K.B. 7-T.B. 8-Y.D.Vekili
: Av. E.Ü.Davalı
: Korgan Belediye Başkanlığı
Vekili
: Av.M.K.
O L A Y : Davacı B.B. vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 52 DD 957 plaka sayılı aracın; davalıKorgan Belediye Başkanlığının Caterpıllar marka iş makinasının maliki, diğer davalı M.Y.’nın ise işmakinesinin kullanıcısı olduğunu; 3.10.2011 tarihinde M.Y. yönetiminde bulunan iş makinesi ile KorganAşağı Köy Mahallesi girişinde kontrolsüz olarak yol çalışması yaptığı bir anda, trafik kurallarına aykırı birşekilde geri geri manevra yaptığı sırada Korgan istikametinden Aşağıköy istikametine seyir halindeduran Adnan Çağman sevk ve idaresindeki, müvekkile ait 52 DD 957 plaka sayılı aracın sol yan kısmınaboydan boya kendi kullandığı aracın sağ arka yan ve sağ arka teker kısmı ile vurması sonucu maddihasarlı trafik kazası meydana gelmiş olduğunu;
kaza sonucunda müvekkilinin aracında 2.951,00TL.lik birhasar meydana geldiğini; kazanın oluşumunda, olay tarihi ve yerinde Korgan Emniyet Amirliği Trafikşubesince tutulan trafik kazası tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere, Korgan Belediye Başkanlığı’naait iş makinesinin kullanıcısı M.Y.’nın sorumlu ve asli olarak kusurlu olduğunu; yine Korgan BelediyeBaşkanlığının da çalışma yapılan yerde gerekli işaret ve işaretçi bulundurmadığından dolayı kusurluolduğunu; müvekkilinin aracını kullanan kişiye atfedilecek herhangi bir kusurun söz konusu olmadığını;kaza nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ifade ederek; müvekkilinin aracında gerçekleşen 2.951,00-TL'lik maddi hasar ile şimdilik 250,00TL değer kaybı zararı olmak üzere toplam 3.201,00 TL’nin fazlayailişkin hakları saklı kalmak kaydıyla olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardanmüştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi istemiyle 1-Korgan Belediye Başkanlığı, 2- M.Y.’yakarşı 12.10.2011 tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır.
Dava devam ederken davacı 12.9.2012 tarihinde ölmüştür.KORGAN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ:20.12.2012 gün ve E:2011/114, K:2012/197 sayı ile,dava dilekçesi ile davalıların cevap dilekçelerine yer verdikten sonra, “(…)GEREKÇE : Yanlar arasındakiuyuşmazlık; davalı Belediye Başkanlığı'nın kaza tespit tutanağında kroki edilmiş şekli ile Yaşar Bayca ileRecep Atlı’nın ikametleri arasında kalan virajda davalı belediyeye ait iş makinesinin gevşek malzemeserimi (çakıl-kum)yaptığı esnada geri geri manevra yaparken davacıya ait 52 DD 957 plakalı aracamaddi zarar verdiği, iş makinesini kullanan M.Y.'nın manevrayı düzenleyen genel şartlara uymadığından,Belediye Başkanlığı'nın ise çalışma yaptığı yerde gerekli şartlara uygun işaretleme ve işaretibulundurmadığından kusurlu olduğundan bahisle oluşan 2951,00 TL maddi zararın tazmini istemi ileaçılan davadan kaynaklanmaktadır.Olayımıza ışık tutacak nitelikte olan Yargıtay 17.HD.nin 2010/4458 E,2011/323 K sayılı 24/01/2011tarihli kararında "...Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı aracın, davalıların sorumluluğundakiyolda çalışma yapılırken gerekli güvenlik tedbirleri alınmadığından hasarlandığını belirterek, sigortalısınaödediği 8.670.00 TL'nin, 02.03.2007 ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardanmüştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.
Davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili, yargı yolu ve husumet itirazında bulunup,kusuru ve tazminat miktarını kabul etmediklerini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.Davalı T İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, yol yapımı sırasında gerekli tüm tedbirlerin alındığını,kazada sürücünün kusurlu olduğunu bildirerek, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporuna ve kusur durumuna göre, davanınkısmen kabulü ile, 6.262.36 TL'nin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardantahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığıvekilince temyiz edilmiştir.Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Kararı: Dava, TTK'nın 1301. maddesinden kaynaklanan rücuentazminat istemine ilişkindir.Belediyeler kamu tüzel kişileri olup, görmekle yükümlü bulundukları kamu hizmetleri sırasındaverdikleri iddia olunan zararlardan dolayı sorumlulukları özel hukuk hükümlerine tabi değildir. Kamu tüzelkişilerinin, yasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkileri kullanırken oluşan zararlar niteliğiitibariyle hizmet kusurundan kaynaklanmakta olup, bu zararların tazmini amacıyla anılan idarelere karşıhizmet kusurlarına dayanılarak idari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanunun 2. maddesi hükmü uyarınca,idari yargı yerinde tam yargı davası ikame edilmesi gerekmektedir.Somut olayda, davalı belediye aleyhine hizmet kusuruna dayanılarak dava açıldığından,mahkemece, adli yargının yargı yolu bakımından görevsiz bulunması nedeniyle, davalı belediye yönündendava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde uyuşmazlığın esası incelenerek hükümkurulması doğru değildir.Bozma neden ve şekline göre, davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilinin diğertemyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir... "hükümlerine yer verilmiştir.Bilindiği üzere 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 10/b maddesinin fıkrasında karayoluyapısında ve üzerinde yapılacak çalışmalarda gerekli tedbirleri almak, aldırmak ve denetlemekbelediyenin görevidir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 10/b maddesi gereğince, bu mecburikamu görevinin yerine getirilmemesi nedeniyle meydana gelen zararlar, kamu görevi ile ilgili olup, hizmetkusuru sonucu doğmuş olacağından, bu durum belediyeye karşı açılan tazminat (tam yargı) davasınınçözümlenme yeri idari yargı merciidir.Davacı yan dava dilekçesi ile davalı olarak iş makinesi sürücüsünü de göstermiş ve iş makinesisürücüsünün manevra kurallarına aykırı davrandığını iddia etmiştir. Somut olayda mahkememiziaydınlatacak kamu görevlisinin görevini yaparken kusurlu davranışta bulunmasının hizmet kusuru muyoksa, hizmetten ayrılabilen kişisel kusuru mu olacağının tespitidir. Kamu kurumları kamu hizmetiyaparlar. Ancak kamu kurumları tüzel kişilik olduklarından ve bu kişilik maddi değil soyut bir kişilikolduğundan, kamu hizmetini bizzat yerine getiremezler. Kamu hizmeti, gerçek kişi konumunda olan kamugörevlileri ve bunların kullandıkları araç ve gereçlerle yerine getirilir. Bunun sonucu olarak kamugörevlilerinin veya bunların kullandıkları araç ve gereçlerin kusur, ihmal ve hatalarından dolayı kamuhizmetinin yerine getirildiği sırada kişilerin zarar görmesi halinde meydana gelecek kusur kamukurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Burada, kamu görevlisinin hizmetten ayrılabilen kişisel kusurundanbahsetmek kesinlikle mümkün değildir.Kamu görevlisinin buradaki kusuru hizmet kusurunu oluşturur. Hizmetten ayrılabilen kişisel kusurise kamu hizmeti ile ilgisi olmayan kamu görevlisinin özel hayati ile tamamen özel tutum vedavranışlarından kaynaklanan bir kusurdur. Somut olayda davalı M.Y.'nın belediyenin yol yapımı(hafriyatserimi) işini olay anında yürüttüğü, kamu hizmeti verdiği, bu esnada davaya konu kazanın meydanageldiği, bu kazanın davalı özel şahsın özel hayatı ile özel tutum ve davranışlarından kaynaklanmadığıaçıktır.657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın (kişilerin uğradıkları zararlar başlıklı) 13. maddesinde; kişilerkamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı bu görevleri yerine getirenpersonel aleyhine DEĞİL ilgili kurum aleyhine dava açarlar.Borçlar Yasası’nın (Haksız muamelelerden doğan borçlar başlıklı) 41/1 maddesinde; gerek kastengerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs ozararın tazminine mecburdur.Anayasa’nın 129/5 maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13. maddesinin BorçlarYasası’nın 41/1 maddesi ışığında yorumlayarak kamu görevlileri aleyhine kişisel kast ve kusurlarının varlığıhalinde Adli Yargı’da dava açılabileceğinin kabulü mümkün değildir. Zira: Borçlar Yasası’nın 41/1maddesi genel bir hüküm olup, yine genel olarak “zarar ika eden şahsı” esas almış olup, kamu görevlisiveya memurdan bahsetmemektedir.Bir konuda hem genel hüküm, hem de özel hüküm varsa, o takdirde özel hükümlere üstünlükverilerek uygulama yapılması hukukun temel prensiplerindendir.Yukarıda açıklanan Anayasa’nın 129/5 ile 657 Devlet Memurlara Yasası’nın 13. maddesikarşısında Borçlar Yasası’nın 41/1 maddesi esas alınarak kamu görevlilerinin kast ve kusurlarından dolayıkamu görevlileri aleyhine dava açılabileceğinin yorum yoluyla kabul edilmesi de mümkün değildir.Anayasa’nın 129/5 maddesiyle 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13. maddesi, yorumgerektirmeyecek kadar açık, net ve amirdir.Sonuç olarak kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kasıtlarından ve kusurlarındandolayı doğan tazminat davalarında kamu görevlilerinin aleyhine değil ancak kamu idaresi aleyhine davaaçılabileceğinin kabulü gerekir. Bu nedenle de davalı M.Y. yönünden davanın husumet yokluğundanreddine karar vermek gerekmiştir.Yapılan tüm bu açıklamalar ışığında aşağıda yazılı hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntıları yukarıda gerekçede açıklandığı üzere;A)Davalı Belediye Başkanlığı yönünden :Dava dilekçesinin görev yönünden REDDİNE,Yanlar arasındaki çekişmenin niteliğine göre çekişmenin görülüp çözümleneceği yerin idari yargıyeri olmasına göre Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,Davacı tarafın idari yargı yerinde dava açmakta MUHTARİYETİNE,B Davalı M.Y. yönünden davanın husumet yokluğundan REDDİNE,(…)” demek suretiyledavalılardan Korgan Belediye Başkanlığı yönünden görevsizlik kararı vermiş; bu karar temyizedilmeksizin kesinleşmiştir.
B.B.’in mirasçıları olan davacılar, 1-Kendi Adına Asaleten Vesayeti Ve Velayeti Altında BulunanKısıtlılar S.B. Ve A.B. Adına Vekaleten M.B., 2-G.Y., 3-M.B., 4-N.A., 5-Ö.P., 6-K.B., 7-T.B. ve 8-Y.D.’invekili bu kez; aynı somut olay nedeniyle, müvekkilinin aracında gerçekleşen 2.951,00 TL’lik maddi hasarile 1.000,00 TL değer kaybı zararı olmak üzere toplam 3.951,00 TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecekyasal faizi ile birlikte tazmini istemiyle Korgan Belediye Başkanlığına karşı, 12.12.2013 tarihinde idariyargı yerinde dava açmıştır.ORDU İDARE MAHKEMESİ:5.2.2014 gün ve E:2013/218, K:2014/156 sayı ile, “(…)Dava; davalıidareye ait iş makinesinin 03.10.2011 tarihinde davacıların miras bırakanı B.B.'e ait olan araca çarpmasısonucu oluşan 1.000,00 TL değer kaybını ve sözkonusu araçta oluştuğu belirtilen 2.951,00 TL hasarbedelinin fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birliktedavalı idarece ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14/3.maddesinde “görev” ilk inceleme konularıarasında sayılmış olup, anılan Kanunun 15.maddesinin 1/a bendinde de; adli ve askeri yargının görevliolduğu konularda açılan davaların reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.Dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden, davalı idare personeli olan sürücü M.Y.yönetimindeki tescilsiz iş makinasının Ordu İli, Korgan İlçesi, Aşağıköy Mahallesi girişinde, davacılarınmiras bırakanı B.B.'e ait olan 52 DD 957 plakalı araca çarpması sonucunda araçta maddi hasaroluştuğu, sözkonusu kazanın davalı idare personelinin sevk ve idaresindeki iş makinasını trafik kurallarınaaykırı olarak kontrolsüz bir biçimde kullanması nedeniyle oluştuğundan bahisle, 1.000,00 TL değerkaybının ve sözkonusu araçta oluştuğu belirtilen 2.951,00 TL hasar bedelinin fazlaya ilişkin hakkı saklıkalmak üzere olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece ödenmesine kararverilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşlarıolan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları,adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez.Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır. Motorlu araçkazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vukubulduğu yer mahkemesinde de açılabilir”; kuralına yer verilmiştir.Belirtilen yasa değişikliği ile 2918 sayılı yasa kapsamında açılacak sorumluluk davalarının adliyargı yerinde çözümlenmesinin öngörüldüğü, başka bir anlatımla idareye ait olan veya idarece işletilenmotorlu araçların yol açtıkları kazalar nedeniyle doğduğu ileri sürülen zararlar dahil olmak üzere, 2918sayılı yasa ile öngörülen yükümlülüklere aykırı davranıldığı iddiasıyla açılacak tüm sorumluluk davalarınınadli yargıda çözümlenmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Belirtilen yasa değişikliği sonrasında adli veidari yargı yerleri arasında çıkan görev uyuşmazlıklarıyla ilgili olarak Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü tarafından 2012 yılında verilen kararlarda da, motorlu araç kazaları nedeniyle oluşan zararlarınoluşumunda idarenin hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle kamu idareleri aleyhine açılan davalarda adliyargı yerinin görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Örneğin 12.02.2013 tarih ve 28557 (mükerrer) sayılıResmi Gazete’de yayımlanan Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü'nün 24.12.2012 tarih veE:2012/539, K.2012/436 sayılı kararı ile, sinyalizasyon hatası nedeniyle iki aracın çarpışması şeklindegerçekleşen kaza sonucu oluşan 12.550 TL. maddi zararın tazmini istemiyle açılan davada, "Budurumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesinin benzer bir konuda İdare Mahkemesi’nin davaya bakmakla görevli bulunmadığı yolundakikararları gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönündentrafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini,ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşantrafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğumeydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğisonucuna varılmıştır." gerekçesine yer verilmek suretiyle adli yargı yerince verilen görevsizlik kararıkaldırılmıştır.Bu duruma göre, bakılan dava yukarıda aktarılan yasal düzenlemeler ve mahkeme kararlarıkapsamında değerlendirildiğinde, bakılan davada tazmini istenilen zararların bir trafik kazasındandoğduğu, kaza sonrasında düzenlenen kaza tespit tutanağında, kazanın davalı idareye ait olan aracın2918 sayılı Yasada yer alan kurallara aykırı olarak kullanılması sonucu oluştuğunun belirtildiği, dolayısıylabakılan davanın idarece işletilen bir aracın işletilmesinden doğduğu ileri sürülen bir zararın tazminiamacıyla açıldığı ve davanın 2918 sayılı yasadan kaynaklanan bir yükümlülüğün yerine getirilmemesiiddiasına dayanılarak açılan bir dava niteliğinde olduğu, bu nedenle davanın görüm ve çözümünde adli
yargı düzeninin görevli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.Açıklanan nedenlerle ;-Davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a maddesi hükmü uyarınca GÖREVYÖNÜNDEN REDDİNE,” demek suretiyle görevsizlik kararı vermiş, bu karar itiraz edilmeksizinkesinleşmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ünBaşkanlığında, Üyeler: Eyüp Sabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, AyhanAKARSU ve Mehmet AKBULUT’un katılımlarıyla yapılan 14.7.2014 günlü toplantısında;l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeyegöre, Davacı vekilince adli ve idari yargı yerlerinde açılan davalarda, davacıların ve davalıların farklıgösterilmesi nedeniyle; 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesine göre olumsuz görev uyuşmazlığınınbulunduğunun ileri sürülebilmesi için davanın “tarafları, konusu ve sebebinin aynı” olması koşulununöngörülmüş bulunması karşısında, adli ve idari yargı yerleri arasında davalı Korgan Belediye Başkanlığıaleyhine açılan dava yönünden görev uyuşmazlığın doğduğu; adli yargı yerinde davacı olan B.B.’in, davadevam ederken vefat etmesi; idari yargı yerinde ise adıgeçenin mirasçılarının davacı olarak gösterilmesikarşısında; davacıların ortak olması koşulunun da gerçekleştiğini kabul etmenin uygun olacağı sonucunavarılmıştır.Öte yandan, adli ve idari yargı yerleri arasında 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülenbiçimde (Korgan Belediye Başkanlığı aleyhine açılan dava yönünden) olumsuz görev uyuşmazlığıdoğduğu, idari yargı dosyasının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacı vekilinin istemiüzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece, ekinde adli yargı dosyasının onaylı örneği ile birlikteUyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığındangörev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde adli yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilenYargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ile Danıştay Savcısı Mehmet Ali GÜMÜŞ’ün davada adliyargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ:Dava, trafik kazası nedeniyle davacının aracında oluşan zararın, kazanın oluşumunda sorumluolduğundan bahisle, idarece tazmin edilmesi isteminden ibarettir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can vemal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları,hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki vesorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarında uygulanacağı; 10.maddesinde, yapım ve bakımdan sorumlu olduğu yolları trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak durumdabulundurmanın, gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhaları koymak ve yerişaretlemeleri yapmanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğu belirtilmiştir.Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren6099 sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veyaşubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birindeaçılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “BuKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idariyargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz” denilmiştir.Dava dosyalarının incelenmesinden, davalı idare personeli olan sürücü M.Y. yönetimindeki işmakinasının, Ordu İli, Korgan İlçesi, Aşağıköy Mahallesi girişinde, (adli yargı yerinde davacı olup dahasonra vefat eden B.B.’e; idari yargı yerinde ise adıgeçenin mirasçıları olan davacılara ait olan) 52 DD957 plakalı araca çarpması sonucunda araçta maddi hasar oluştuğu, söz konusu kazanın davalı idarepersonelinin sevk ve idaresindeki iş makinasını trafik kurallarına aykırı olarak kontrolsüz bir biçimdekullanması, yine Korgan Belediye Başkanlığının da çalışma yapılan yerde gerekli işaret ve işaretçibulundurmaması
nedeniyle oluştuğundan bahisle, sözkonusu araçta oluştuğu belirtilen zararın yasalfaiziyle birlikte davalı idarece ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır.2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye HukukMahkemesi ve Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyenAnayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genelolarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargınıngörevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklıdeğildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural,trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına
veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini öngörmektedir.İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adliyargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgiliolarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridiüzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışmabulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusuolmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üretenaraçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur.Açıklanan nedenlerle, itirazkonusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any.Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesiarasındaki görev uyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir. AnayasaMahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş birkarardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargı organlarıbakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can vemal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunlarınuygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışmausullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adliyargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, Korgan Asliye Hukuk Mahkemesi kararının; “Davalı Belediye Başkanlığıyönünden: Dava dilekçesinin görev yönünden REDDİNE” ilişkin kısmının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Korgan AsliyeHukuk Mahkemesi’nin 20.12.2012 gün ve E:2011/114, K:2012/197 sayılı kararının; “Davalı BelediyeBaşkanlığı yönünden: Dava dilekçesinin görev yönünden REDDİNE” ilişkin kısmının KALDIRILMASINA,14.7.2014 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. BaşkanSerdar ÖZGÜLDÜR
ÜyeEyüp SabriBAYDAR
ÜyeAlaittin AliÖĞÜŞÜyeAliÇOLAK
ÜyeAyhanAKARSUÜyeNurdaneTOPUZ
ÜyeMehmetAKBULUT