Hukuk Bölümü
2011/119 E. , 2011/266 K.3194 SAYILI İMAR YASASI UYARINCA VERILEN IDARI PARA CEZASININ IPTALI ISTEMIYLE AÇILAN DAVANIN,İDARİ YARGI YERİNDE ÇÖZÜMLENMESI GEREKTIĞI HK.ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN (5560) Madde 27ÇEŞİTLİ KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN (5560) Madde 31UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 14KABAHATLER KANUNU (5326) Madde 17İMAR KANUNU (3194) Madde 42"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.
Davacı
: S.K.
Vekili
: Av. T.K.
Davalı
: Kadıköy Belediye Başkanlığı
O L A Y
: Davalı idare tarafından İstanbul İli, Kadıköy İlçesi, Merdivenköy Mahallesi, İnönü Sokak 281 pafta, 2494ada, 12 parsel 12 kapı sayılı davacıya ait yerde ruhsatsız ilaveler yapıldığı saptanmış, 27.4.2005 tarih 6013 sayılı yapı durdurmatutanağı düzenlenmiştir.
Ruhsatlı yapıda yapılan ilavelerin kaçak 3. normal katı davacı tarafından yıkılmış ancak zemin ve normal katlardakibüyümelerin bahçe mesafesine tecavüzü olduğundan ortak alanların bağımsız bölüme dönüştürülemeyeceği ve ruhsatabağlanmasının olanaksız olduğu tespit edilmiştir.
Kadıköy Belediye Başkanlığının 14.6.2005 gün ve 45/21-A sayılı işlemi ile, söz konusu yapı için 3194 sayılı Yasanın 42.maddesi uyarınca davacıdan 30.000,00 TL para cezası alınmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili, para cezası verilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle 5.10.2005 tarihinde idari yargı yerinde dava açmıştır.İSTANBUL 1. İDARE MAHKEMESİ: 20.10.2005 gün ve E:2005/2436, K:2005/1995 sayı ile, Kabahatler Kanunu bir bütün olarakincelendiğinde toplum düzenini, genel ahlakı, genel sağlığı ve ekonomik düzeni korumak amacıyla konulan kuralların icrai veyaihmali bir davranışla ihlal edilmesinin bu kanunla kabahat olarak tanımlandığı, keza bu kabahat nedeniyle kendi Kanununda idaribir yaptırım öngörülmüş ise bu yaptırımlara karşı sulh ceza mahkemesine itiraz edilebileceği buna göre idari para cezalarının daidari bir yaptırım türü olarak kabul edilmesi ve bu cezalara karşı yapılacak itirazların Kabahatler Kanunu uyarınca Sulh CezaMahkemesince çözümlenmesi gerekeceği, olayda, davacıya 3194 sayılı Kanuna aykırılık nedeniyle idari para cezası verildiğigörülmüş olup, kabahat niteliğindeki bu fiil nedeniyle verilen para cezasının Kabahatler Kanunun 17. maddesi kapsamında biryaptırım olduğu, bu itibarla söz konusu cezaya yönelik itirazın adli yargı yerince çözümlenmesi gerekeceği sonucuna varıldığıgerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar vermiş, bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.Davacı aynı istemle adli yargı yerinde dava açmıştır.KADIKÖY 2. SULH CEZA MAHKEMESİ; 22.3.2007 gün ve E:2005/1067, K:2007/311 sayı ile, 5326 sayılı Kabahatler Yasasının 3.maddesinin Anayasa mahkemesince iptal edildiği ve maddenin 5560 sayılı Yasanın 31. maddesi ile yeniden düzenlenerek19.12.2006 tarihinde yürürlüğe girdiği, yapılan yeni düzenlemeye göre 5326 sayılı yasanın idari yaptırım kararlarına karşı kanunyoluna ilişkin hükümlerinin diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağının belirtildiği, itiraza konu idariyaptırım kararının 3194 sayılı İmar Yasasının 42. maddesi uyarınca verildiği, 3194 sayılı Yasanın 42. maddesinde idari paracezalarına karşı Sulh Ceza mahkemesine itiraz edilebileceği yönündeki fıkranın Anayasa Mahkemesinin 15.5.1997 tarih ve 996/72esas 997/51 karar sayılı kararları ile iptal edildiği ve iptal gerekçesinde idare mahkemelerinin görevli olması gerektiğinin belirtildiği,bu durum karşısında 19.12.2006 tarihinde yapılan yeni yasal düzenleme ile konuya ilişkin yargılama görevinin idari yargı yerine aitolması nedeniyle mahkemelerince görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle, mahkemelerinin görevsizliğiyle davadosyasının görevli İdare Mahkemesine gönderilmesine, her ne kadar Mahkemeleri ile İstanbul 1. İdare Mahkemesi arasındaolumsuz görev uyuşmazlığı meydana gelmiş ise de, mahkemelerinin görevsizlik kararı sonradan Anayasa Mahkemesinin kararı ile5326 sayılı yasanın 3. maddesinde yeniden düzenleme sonucu oluşan yeni hukuki duruma dayandığından bu durumda görevlimahkemenin tayini için Uyuşmazlık mahkemesinin kararına gerek bulunmadığından kararın kesinleşmesini takiben 2577 sayılıyasanın 9. maddesi uyarınca 30 gün içerisinde taraflarca istekte bulunulması halinde dava dosyasının görevli mahkemeyegönderilmesine, karar verilmiş, davacı tarafından bu karara itiraz edilmiştir.Kadıköy 1. Asliye Ceza Mahkemesi; 18.4.2007 gün ve Müt. Karar No:2007/98 sayı ile,İtirazın reddine karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir.
Davacı tarafından dosyanın İstanbul İdare Mahkemesine gönderilmesi isteminde bulunulmuştur.İSTANBUL 1. İDARE MAHKEMESİ: 8.6.2007 gün ve E:2007/1103, K:2007/1533 sayı ile, uyuşmazlık konusu olayda, tarafları,konusu ve sebebi aynı olan davada idari ve adli yargı yerlerince verilen görevsizlik kararlarından sonra Uyuşmazlık MahkemesiYasası hükümleri uyarınca ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesine yönelik olarak anılan hükümler gereği davanıntaraflardan birinin istemi halinde son görevsizlik kararını veren yargı yerince görevli yargı yerinin belirlenmesi için dava dosyasınınUyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesi gerektiğinden, idare mahkemesi ve sulh ceza mahkemesince verilmiş bulunan vekesinleşen görevsizlik kararlarından sonra yeniden bir dava açılması ve açılan bu davanın da idare mahkemesince esasınınincelenerek karar verilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar vermiş, bu karar davacı vekilitarafından temyiz edilmiştir.Danıştay 6. Dairesi 2.6.2009 gün ve E:2007/6543, K:2009/6596 sayı ile, kararın onanmasına karar vermiştir.Davacı vekilinin Kadıköy 2. Sulh Ceza Mahkemesine başvurması üzerine dava dosyası Mahkememize gönderilmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler: Mustafa AYSAL, Eyüp Sabri BAYDAR, SıddıkYILDIZ, Nurdane TOPUZ, Sedat ÇELENLİOĞLU ve Ayhan AKARSU’nun katılımlarıyla yapılan 19.12.2011 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre:Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Kurulu’nun 11.7.1988 günlü, E:1988/1, K:1988/1 sayılı İlke Kararında, “2247 sayılı UyuşmazlıkMahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun bütünüyle incelenip değerlendirilmesinden, bu Kanunun uygulanmasıyönünden 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, ‘ceza uyuşmazlıkları’ ibaresinden, savcının ya da şahsi davacının talebi ilebaşlayan yargılaması sonunda sanığın mahkumiyetine ya da beraatine hükmedilebilecek davalarda, askeri ve adli cezamahkemeleri arasında çıkan görev ve hüküm uyuşmazlıklarının anlaşılması, bunun dışında kalan tüm görev uyuşmazlıklarının ‘hukukuyuşmazlığı’ sayılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Uygulanması idari organlara bırakılan cezalar, adli nitelikte olmadığından,bunlar hakkında yapılan itirazlar ya da açılan davalar ‘ceza davası’ olarak nitelendirilemezler. İdari niteliklerinden dolayı budavalara ilişkin görev ve hüküm uyuşmazlıklarının Uyuşmazlık Mahkemesinin Hukuk Bölümünde incelenip çözümlenmesi gerektiği…”açıkça belirtilmiştir. Bu durum göz önüne alındığında, olay bölümünde yazılı başvuru konusu görev uyuşmazlığının HukukBölümünde incelenmesi gerektiği kuşkusuzdur.Adli ve idari yargı yerleri arasında 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu,adli yargı dosyasının; davacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlik kararını veren Mahkemece 15. maddede belirtilen hükmünaksine, önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyası temin edilmeden gönderildiği görülmekte ise de; Başkanlık yazısıyla, idariyargı dosyasının Mahkemesinden istenildiği ve sonuçta usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülşen AKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundakiraporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ileDanıştay Savcısı Mehmet AKKAYA’nın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonraGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesine göre verilen para cezasının iptali istemiyle açılmıştır.3.5.1985 tarih ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin birinci fıkrasında, ruhsat alınmadan veya ruhsat veya eklerineveya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının yapı sahibine, fenni mesule ve müteahhidine, istisnalar dışında özelparselasyon ile hisse karşılığı belirli bir yer satan ve alana para cezası verileceği kurala bağlanmış; anılan Yasa maddesinin itirazmerci olarak sulh ceza mahkemesini belirleyen beşinci fıkrası Anayasa Mahkemesi’nin 15.5.1997 tarihli ve E:1996/72, K:1997/51sayılı kararıyla; bir idari işlemin bir bölümünün idari yargının, diğer bir bölümünün ise adli yargının denetimine bırakılmasında, kamuyararı bulunmadığı, zira bu işlemlerin, kamu gücünün kullanılmasıyla ilgili bir idari işlemin devamı ve idari bir yasağa aykırıdavranan kişiye idari bir yaptırımın uygulanması niteliğinde olduğu, çıkacak uyuşmazlıkların çözümünde de idari yargının yetkiliolacağı, idarenin aynı yapı için aldığı kararın bir bölümünün idari yargıda bir bölümünün adli yargıda görülmesinin yargılamanınbütünlüğünü bozacağı, idari bir işlemin bölünerek bir bölümünün idari yargının bir bölümünün de adli yargının denetiminebırakılmasında isabet bulunmadığı belirtilmek suretiyle iptal edilmiş olup, yasama organınca bu konuda düzenleme yapılmamıştır.Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararını gözeten Uyuşmazlık Mahkemesi, 3194 sayılı Yasa’nın 42. maddesine göre verilen idari paracezalarına karşı açılan davaları, göreve ilişkin genel ilkelere göre idari yargının görev alanında görmüştür.3194 sayılı Yasa’nın 42. maddesi, 9.12.2009 gün ve 5940 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile değiştirilmiş ise de; idari para cezasınakarşı kanun yoluna ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
30.3.2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 6.12.2006 gün ve 5560 sayılı Yasa’nın 31. maddesiyle değiştirilen 3.maddesinde, “ (1) Bu Kanunun;
a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,
b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiillerhakkında,uygulanır” denilmiştir.Aynı Kanunun 27. maddesine, 5560 sayılı Kanun ile eklenen sekizinci fıkrada ise; idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamındaaynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idari yaptırım kararına ilişkin hukukaaykırılık iddialarının, bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceği kurala bağlanmış, bu maddenin gerekçesindede bu hükümle, Kabahatler Kanunu'ndaki düzenlemelerin ortaya çıkardığı bağlantı sorununa çözüm getirilmesinin amaçlandığıifade edilmiştir. 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren bu düzenlemeye göre, Kabahatler Kanunu’nun; idari yaptırım kararlarına karşı kanunyoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlarda görevlimahkemenin gösterilmesi durumunda ise uygulanmayacağı, ancak; idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ileilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idari yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılıkiddialarının, bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceği anlaşılmaktadır.Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflar için bir müktesep hak doğmayacağı; bu nedenle, yenibir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.Davanın açıldığı andaki kurallara göre görevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmiş ise, (davanın açıldığı andagörevli olan ve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeniyasadaki görev kuralının, değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalarda uygulanacağına dair intikal hükümlerininvarlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilemeyeceği açıktır.Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemede açılmış, bu sırada yapılan bir kanun değişikliği ile görevsiz mahkeme o dava için görevlihale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiği için) davaya bakmaya devametmesi gerekir.İncelenen uyuşmazlıkta, öngörülen idari para cezasının 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırım türlerindenbiri olduğu, 3194 sayılı İmar Kanunu’nda da idari para cezasına itiraz konusunda görevli mahkemenin gösterilmediği, ancak; idaripara cezasına konu yapı ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararın (yıkım) da verildiği anlaşıldığından; idari paracezasına ilişkin kararın hukuka aykırılığı iddiasının da, idari yargı yerinde görüleceği kuşkusuzdur.
Bu durumda, Kabahatler Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’la değişik 3. maddesi ve aynı Kanunun 27. maddesine 5560 sayılı Kanun’laeklenen sekizinci fıkra hükmü bir arada değerlendirildiğinde, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca verilen paracezasına karşı açılacak davanın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, İdare Mahkemesince verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nin 20.10.2005gün ve E:2005/2436, K:2005/1995 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 19.12.2011 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİNOLARAK karar verildi.