T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO
: 2015 / 289
KARAR NO : 2015 / 306
KARAR TR
: 4.5.2015ÖZET : Davacı tarafından, satış senedi ile satın aldığıesnada aracın ruhsatında bulunmayan "Karayolları Md.özel izin almak kaydı ile trafiğe çıkabilir, sadece bölünmezyük taşıyabilir" şerhinin, aracı satın alması sonrasındaruhsatın Z1 bölümüne eklenmesi nedeni ile uğradığızararın, olayda kusuru bulunan davalı idareden tazminiistemi ile 26.09.2011 tarihinde açılan davanın; 2918 sayılıYasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110.Maddesi gereğince ADLİ YARGI YERİNDEçözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı
:B.G.
Vekili
:Av.C.S.
Davalı
:İçişleri Bakanlığı (Emniyet Genel Müdürlüğü)
Vekili
:Av.L.M.
(Adli Yargıda)
O L A Y
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, Aksaraylılar Loj. Turizm. Otom. İnş. San veTic.Ltd adına kayıtlı, 2004 model 5 dingilli 4030 Ford Cargo marka, 59 PF 068 plakalı aracı 23 Ağustos 2010tarihinde Aksaray 5. Noterliğinin 4285 sayılı satış senedi ile satın aldığını ve aracın sonrasında Aksaray Trafik Tescil veDenetleme büro amirliğine 68 HT 161 plaka ile kaydedildiğini; Daha sonra davacının telefonla Aksaray EmniyetMüdürlüğü’ne çağrıldığını ve 26.08.2011 tarihinde araç ruhsatının elinden alındığını ve ruhsatın Z1 bölümüne öncekikayıtlara ilave olarak "Karayolları Md. özel izin almak kaydı ile trafiğe çıkabilir, sadece bölünmez yük taşıyabilir" şerhiyazıldığını;
Davalı idarenin araç ruhsat kayıtlarını takmada yetkili ve sorumlu kuruluş olduğunu, davalı idarenin dava konusuaraç satın alınmadan önce bu şerhi işlemeyi unuttuğunu, esasen bu şerhin Emniyet Genel Müdürlüğünün 16.06.2004 tarihve 2004/103 no lu genelgesi gereğince tescil esnasında tescil belgelerine şerh edilmesinin gerektiğini, "Karayolları Md.Özel izin almak kaydı ile trafiğe çıkabilir, sadece bölünmez yük taşıyabilir" şerhi konulmadan önce davaya konu araç ilebölünür bölünemez yük ayırımı yapmaya ve izin almaya gerek olmaksızın her türlü yükün taşınabildiğini, aracın trafikkaydına bu şerhin konulması ile çalışma alanının daraldığını ve izin almanın da zorlaştığını; davacının bu şekilde zararauğradığını;
Meydana gelen olayda davacının bir kusurunun bulunmadığını, davacının gerek araca ilişkin noter satış senediniyaptığı esnada gerekse aracın tescilini üzerine aldığı esnada davaya konu şerh ile karşılaşmadığını, ruhsattaki bilgileredayanarak ve güvenerek bu araç ile her türlü yükü taşıyabileceğini düşündüğünü, davalının araç devrine esas ve değerbelirleyici ruhsat bilgilerini özenle ve doğru olarak tutmak zorunda olduğunu, bu nedenle söz konusu yükümlülüğününihmalinden doğan zarardan sorumlu olduğunu belirterek; davacının uğradığı 30.000 TL zararın davalıdan dava tarihindenitibaren işleyecek yasal faizi ile tahsil edilmesine karar verilmesi istemi ile idari yargı yerinde dava açmıştır.Aksaray İdare Mahkemesi: 26.01.2012 gün ve 2011/1329 Esas, 2012/66 Karar sayılı kararında özetle; 2918sayılı Kanun’un 20. Maddesinde düzenlenen araçların tescilinden kaynaklanan zararların tazmini istemi ile açılan davanınadli yargıda görülmesi gerektiğini belirterek; davanın görev yönünden reddine karar vermiş, verilen karar 08.02.2012günü davalıya, 07.02.2012 günü davacıya tebliğ edilmiş, süresi içinde temyiz edilmemesi üzerine, kesinleşme formuna daişlendiği üzere 09.03.2012 tarihinde kesinleşmiştir.Davacı bu kez aynı istemle adli yargı yerinde dava açmıştır.
Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi: 21.11.2013 gün ve 2012/155 Esas, 2013/962 Karar sayılı kararı ile;“dava dilekçesi, cevap dilekçesi, bilirkişi raporları, trafik kayıtları, Aksaray idare Mahkemesinin 2011/1315 Esas sayılıdosyası, Aksaray 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/91 Değişik İş sayılı dosyası ile tüm dosya kapsamı bir bütünolarak incelendiğinde; davacının 23/08/2010 tarihli noter satış senedi ile 68 HT 161 plakalı aracı üzerinde herhangi birşerh yokken satın alıp, aynı tarihte Aksaray Trafik ve Tescil Şube Müdürlüğü aracılığıyla trafik kaydına tescil ettirdiği,ancak aracı tescil ettirdikten sonra İçişleri Bakanlığı Emniyet Müdürlüğü'nün 16/06/2004 tarihli genelgesine dayanılarakAksaray Emniyet Müdürlüğü tarafından 26/08/2011 tarihinde aracın trafik kaydına, "Karayolları MD. özel izin almakkaydı ile trafiğe çıkabilir, sadece bölünmez yük taşıyabilir" şeklinde şerh düşüldüğü anlaşılmış olup, dosya arasına alınanAksaray 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/91 D.iş dosyası ve dosyamızda alınan iki bilirkişi raporuyla, şerhin trafikkaydına sonradan işlenmesi nedeniyle davacının maddi zararı tespit edilmeye çalışılmış olup, son bilirkişi raporunun diğerbilirkişi raporlarına oranla daha gerekçeli ve denetlenebilir mahiyette olması, bilirkişi raporunda belirlenen oranın dosya
kapsamı ve aracın değeriyle orantılı olması ve son bilirkişi raporuna önceki bilirkişi raporları arasındaki çelişkiningiderilmesi amacıyla alındığı dikkate alınarak son bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle davanın kısmen kabulünekarar verilmiştir. Davalının itirazlarının aksine işlemin yapıldığı tarih dikkate alınarak zaman aşımının dolmadığı kanaatiyleitirazın reddine karar verilmiş, dava: ibarenin dava konusu şerhi davacının aracı ilk satın aldığı tarihte ruhsata işlemişolması günde, davacının aracı kullanma amacı da dikkate alınarak aracı satın almama yolunu dahi tercih edebileceği,ayrıca aracın şerhli haliyle kullanım amacının kısıtlandığı ve davacının bu haliyle zarara uğradığı kanaatine ile…” davanınkısmen kabulüne karar vermiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi; 22.05.2014 gün ve 2014/7652 Esas, 2014/8471 Karar sayılı kararında “Davayakonu edilen husus, davalı İçişleri Bakanlığına bağlı Emniyet Müdürlüğü tarafından davacıya ait aracın trafik tescilkaydında yazılan şerh nedeniyle uğranılan zararın tahsiline ilişkindir. Trafik Tescil ve Büro Amirliği tarafından araçtesciline ilişkin olarak yapılan işlemler "idari işlem" niteliğindedir. Bu işlem davalı idarenin görevi kapsamında olup, hiçyapılmaması, geç yapılması ya da gereği gibi yapılıp yapılmadığı hususu idari yargı yerinin denetimine tabidir. Görevin hiçveya gereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğinde olup idare'nin işleminden doğan talepler; İdari YargılamaUsulü Yasası'nın 2/1-b maddesi gereğince İdare'ye karşı, idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekir.(HMK114) Görev sorunu, açıkça veya hiç ileri sürülmese de kendiliğinden dikkate alınır. (HMK. 115) Yerel mahkemecedavalı içişleri Bakanlığı yönünden yargı yolu bakımından usulden reddine karar verilmesi gerekirken uyuşmazlığın esasıincelenerek karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.” şeklindeki gerekçesi ile ilkderece mahkemesinin kararının bozulmasına hükmetmiştir.
Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi; 25.09.2014 gün ve 2014/738 Esas, 2014/1053 Karar sayılı kararında;“Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davacı vekili bozma ilamına uyulması hususunda takdirin mahkemenin olduğunu,görevsizlik kararı verilmesi sonrasında dosyanın uyuşmazlık mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini beyan etmiş,davalı vekili de bozma ilamına uyulmasını ve görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, bilirkişi raporları, trafik kayıtları, Aksaray idare Mahkemesinin 2011/1315 Esassayılı dosyası, Aksaray 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/91 Değişik İş sayılı dosyası ile tüm dosya kapsamı bir bütünolarak incelendiğinde; davaya konu edilen husus, davalı İçişleri Bakanlığına bağlı Emniyet Müdürlüğü tarafından davacıyaait aracın trafik tescil kaydında yazılan şerh nedeniyle uğranılan zararın tahsiline ilişkindir. Davacının 23/08/2010 tarihlinoter satış senedi ile 68 HT 161 plakalı aracı üzerinde her hangi bir şerh yokken satın alıp. aynı tarihte Aksaray Trafik veTescil Şube Müdürlüğü aracılığıyla trafik kaydına tescil ettirdiği, ancak aracı tescil ettirdikten sonra İç İşleri BakanlığıEmniyet Müdürlüğü'nün 16/06/2004 tarihli genelgesine dayanılarak Aksaray Emniyet Müdürlüğü tarafından 26/08/2011tarihinde aracın trafik kaydına, "Karayolları MD özel izin almak kaydı ile trafiğe çıkabilir, sadece bölünmez yüktaşıyabilir" şeklinde şerh düşüldüğü anlaşılmış olup, dosya arasına alınan Aksaray 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/91D.İş. sayılı dosyası ve dosyamızda alınan iki bilirkişi raporuyla, şerhin trafik kaydına sonradan işletmesi nedeniyledavacının maddi zararı tespit edilmeye çalışılmıştır. Trafik Tescil ve Büro Amirliği tarafından araç tesciline ilişkin olarakyapılan işlemler "idari işlem" niteliğindedir. Bu işlem davalı idarenin görevi kapsamında olup, hiç yapılmaması, geçyapılması ya da gereği gibi yapılıp yapılmadığı hususu idari yargı yerinin denetimine tabidir. Görevin hiç veya gereği gibiyerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğinde olup idare'nin işleminden doğan talepler; idari Yargılama Usulü Yasasının2/1-b maddesi gereğince İdare’ye karşı, idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekmektedir. (HMK 114) Görevsorunu, açıkça veya hiç ileri sürülmese de kendiliğinden dikkate alınır (HMK 115)" hükümleri gereğince ve Yargıtaybozma ilamı doğrultusunda davanın yargı yolu bakımından usulden reddine, davada idari yargı yolunun görevli ve yetkiliolduğunun tespitine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” şeklindeki gerekçesi ile davanın yargı yolubakımından usulden reddine karar vermiş, verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 4. HukukDairesi’nin 17.12.2014 gün ve 2014/16988 Esas, 2014/17367 Karar sayılı kararı ile onanmış ve verilen karar buşekilde karara da şerh edildiği üzere 24.02.2015 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı vekili, adli ve idari yargı yerlerince verilen görevsizlik kararları nedeniyle oluşan olumsuz görevuyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvuruda bulunmuştur.İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Eyüp SabriBAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 4.5.2015 günlü toplantısında:
l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; Adlive idari yargı yerleri arasında 2247 sayılı Yasa'nın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığıdoğduğu, idari ve adli yargı dosyalarının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacının istemi üzerine songörevsizlik kararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi birnoksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildiII-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Birgül YİĞİT’in, davanın çözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Uğurtan ALTUN’un adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, davacının 23 Ağustos 2010 tarihinde Aksaray 5. Noterliği’nin 4285 sayılı satış senedi ile satın aldığı,öncesinde Aksaraylılar Loj. Turizm. Otom. İnş. San ve Tic. Ltd adına 59 PF 068 plakası ile kayıtlı olan 2004 model 5dingilli 4030 Ford Cargo marka aracın, kendi adına Aksaray Trafik Tescil ve Denetleme Büro Amirliği’ne 68 HT 161plaka ile kaydedilmesi sonrasında, 26.08.2011 tarihinde araç ruhsatının Z1 bölümüne önceki kayıtlara ilave olarak"Karayolları Md. özel izin almak kaydı ile trafiğe çıkabilir, sadece bölünmez yük taşıyabilir" şerhi yazılması nedeni ileuğradığı zararın, olayda kusuru bulunan davalıdan tazmini istemi ile açılmıştır.
Dava dosyası kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde; İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel
Müdürlüğü’nün 16.06.2004 gün ve 2004/103 sayılı genelgesinde aynen; “Yürürlükte bulunan AİTM Yönetmeliğinde 5dingilli araçlarla ilgili herhangi bir hüküm bulunmamasına rağmen 18.04.2003 tarih ve 25087 sayılı Resmi Gazetedeyayınlanan "Motorlu Araçların ve Römorklarının Bazı Sınırlarının Kütle ve Boyutları ile ilgili Tip Onayı (97/27/AT)Yönetmeliği”nin ilgili hükmü ve AB üye ülkelerin uygulamaları da göz Önümle bulundurularak, Ford Otomotiv SanayiA.Ş ve BMC Sanayi ve Ticaret A.Ş nin talepleri üzerine 5 dingilli kamyonlar için Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 128.maddesi gereğince, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğünden trafiğe her çıkışında izin almakkaydı ile Ulusal Tip Onay belgesi verilir./Ancak, özel izinle sadece bölünmez yüklerin taşınmazı amacıyla Bakanlıklarıncaverilen 5 dingilli kamyonun fiilen üçüncü şahıslara satışında norma araç olarak tescil işleminin yapıldığı tespit edildiğindensöz konusu araçların tescil belgelerine mutlaka mevzuatın istisna hükmünün belirtilmesi ve iznin suiistimal edilmemesiamacı ile gerekli tedbirlerin alınması talep edilmektedir./ Bu sebeple, 5 dingilli araçların tescil işlemleri esnasında tescil belgelerine "Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü’nden trafiğe her çıkıkta özel izin almak kaydıile trafiğe çıkabilir, sadece bölünemez. yüklerin taşınması amacıyla kullanılabilir” ibaresinin şerh olarak düşülmesi veuygulamada herhangi bir eksikliğe mahal verilmemesini arz ve rica ederim” şeklindeki açıklamaları ile, Avrupa Birliği’neuyum çalışmaları çerçevesinde uygulamaya konulan "Motorlu Araçların ve Römorklarının Bazı Sınırlarının Kütle veBoyutları ile ilgili Tip Onayı (97/27/AT) Yönetmeliği” gereğince Ford Otomotiv Sanayi A.Ş ve BMC Sanayi ve TicaretA.Ş nin talepleri üzerine 5 dingilli kamyonlar için Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 128. maddesi gereğince, Bayındırlıkve İskan Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğünden trafiğe her çıkışında izin almak kaydı ile Ulusal Tip Onay belgesiverilmesi gerektiği, söz konusu araçların tescil işlemleri sırasında söz konusu kaydın araç tescil belgelerine söz konusukısıtın şerh edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Söz konusu genelgede, genelge tarihi nedeni ile 18.04.2003 tarih ve 25087sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Motorlu Araçların ve Römorklarının Bazı Sınırlarının Kütle ve Boyutları ile ilgili TipOnayı (97/27/AT) Yönetmeliği’ne değinilmiş ise de, davaya konu işlemin tesis edildiği tarihte 12.10.2013 gün ve 28793sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren “Motorlu Araçların ve Römorklarının Kütle ve Boyutları İle İlgili TipOnayı Yönetmeliği (Ab/1230/2012) yürürlükte olduğundan, işlem tarihi esas alınarak inceleme yapılacaktır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Araçların karayoluna uygunluğu ve teknik esaslar’ başlıklı 29.Maddesinde; “Araçların yapım ve kullanma bakımından karayolu yapısına ve trafik güvenliğine uyması zorunludur.Yapım safhasında, araçların Tip Onayı Yönetmeliği ile buna bağlı diğer yönetmeliklerin çıkarılmasına Sanayi ve TicaretBakanlığı yetkilidir. Tip Onayı Yönetmeliği ve buna bağlı diğer yönetmelikler Bayındırlık ve İskan Bakanlığının görüşüalınarak Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca düzenlenir.” denilmek sureti ile, araçların, karayolunun yapısı ve trafik güvenliğigereğince taşıması gereken belirli özellikler olduğu söylendikten sonra, bu özelliklerin belirlenmesine esas yönetmeliklerinBayındırlık ve İskan Bakanlığının görüşü alındıktan sonra Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca düzenleneceği belirtilmiştir.
12.10.2013 gün ve 28793 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren “Motorlu Araçların VeRömorklarının Kütle Ve Boyutları İle İlgili Tip Onayı Yönetmeliği (Ab/1230/2012)”’nin ‘Dayanak’ başlıklı 3.Maddesinde; “Bu Yönetmelik; 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 29 uncu, 29/6/2001tarihli ve 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanunun 4 üncü ve3/6/2011 tarihli ve 635 sayılı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun HükmündeKararnamenin 7 nci maddelerine dayanılarak, Avrupa Birliğinin 12/12/2012 tarihli (EU) 1230/2012 sayılıRegülasyonuna paralel olarak hazırlanmıştır.” şeklindeki düzenleme ile, yönetmeliğin 2918 sayılı Kanun’un 29. Maddesireferansı ile hazırlandığı belirtilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin ‘Tescil/kullanım sırasındaki müsaade edilebilir azami kütleler’ başlıklı 7. Maddesinin 1.Fıkrasında; “Bu Yönetmelik çerçevesinde tip onayı verilen araçların tescili ve hizmete başlaması açısından araç tipidahilinde, her bir varyant ve versiyon için Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 128 inci maddesi kapsamında ulusal trafikveya uluslararası trafik için müsaade edilen aşağıdaki kütlelerin tamamı belirlenir. Onay Kuruluşu, bu fıkrada atıftabulunulan tescil ve kullanım sırasındaki müsaade edilebilir azami kütlelerin tespitine ilişkin prosedürü belirler. İlavetenOnay Kuruluşu, bu kütlelerin belirlenmesiyle görevlendirilecek yetkili kuruluşu tespit eder ve bu yetkili kuruluşa teminedilmesi gereken bilgileri belirler.” denilmek sureti ile, tip onayı verilen araçların tescil ve hizmete başlamasına ilişkingerekli olan kütlelerin tamamının Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 128. maddesine göre belirleneceği, buna ilişkinprosedürün ise, onay makamınca düzenleneceği kaleme alınmıştır.
Adı Geçen Yönetmeliğin Atıf Yaptığı, 18.07.1997 tarih ve 23053 sayılı Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 128.Maddesi’nde dava konu 5 dingilli araca ilişkin azami ağırlık 40 ton olarak belirlenmiş ve aynı maddenin 4. Fıkrasının ebendinde; “e) Yukarıdaki (a), (b), (c) ve (d-5 dingilli olup azami ağırlığı 40 ton olan araçlar) bentlerinde belirtilen ölçü veağırlıklara uygun olan araçlar, bu Yönetmelik ve ilgili yönetmeliklerle belirtilen diğer şartlara da uygun olması halinde,normal tescil işlemine tabi tutulur ve bu sınırlar dahilinde yüklü veya yüksüz olarak karayoluna çıkabilir. / Ancakbelediyelere ait troleybüslerin genişliği azami 2.65 metre olabilir ve normal tescil işlemine tabi tutularak bu sınırlardahilinde yüklü veya yüksüz olarak karayoluna çıkarılabilir.” denilmek sureti ile, davaya konu aracın dahil olduğugruptaki araçların normal tescil işlemine tabi tutulacakları ve bu sınırlar dahilinde yüklü ve yüksüz olarak karayolunaçıkabileceği düzenlenmiştir.
Aynı Yönetmeliğin 128. Maddesinin “g” bendinde de; “Karayolundan başka bir ulaşım imkanının olmadığı,zorunlu ve istisnai hallerde; bölünemeyen özel yüklerin taşınması aşağıdaki şartlarla mümkündür.
Yükü taşıyacak aracın seçiminde, bu maddenin (a), (b), (c) ve (d) bendi hükümlerine uygunluğunun sağlanmasıimkanı aranır. Bu imkanın bulunup bulunmadığı Karayolları Genel Müdürlüğünce takdir olunur.
Bu imkan bulunmadığı taktirde ağırlık veya boyutları bakımından bu maddenin (a), (b), (c ) ve (d) bentlerindenen az birine uymayan bölünemeyen özel yüklerin taşınması, yol ve köprülerin durumu göz önünde tutulmak, trafikgüvenliğini tehlikeye düşürmemek ve gösterilecek güzergah üzerinde, istenecek gerekli güvenlik tedbirlerini almakkaydıyla mümkündür.
Ancak bunun için Karayolları Genel Müdürlüğünden,
1) Karayollarında trafiğe çıkışın devamlı olarak yapılmasının gerekli görülmesi halinde, bu işe ayrılacak her biraraç, yarı römorklu araç veya katar için güzergah ve taşıma sınırları ile süre belirtilerek süreli,
2) Karayollarında trafiğe çıkışın münferit olarak yapılması halinde, bu işe ayrılacak araç, yarı römorklu araç veyakatar için güzergah ve taşıma şartları ile taşıma zamanı belirtilerek, her çıkış için ayrı, bir Özel Yük Taşıma İzin Belgesialınması mecburidir.” denilmek sureti ile, 128. Maddenin 1. fıkrasında belirtilen azami ağırlıklar aşılmak sureti ile vekarayolunun kullanılması zorunlu bulunan hallerde, aracın karayoluna çıkışı Karayolları Genel Müdürlüğü’nden alınacaksüreli ve her çıkış için ayrı özel yük taşıma izin belgesine dayanılarak yapılabilecektir.
Yukarıda incelenen yasal mevzuat çerçevesinde dava konusu olayın değerlendirilmesi neticesinde; dava konusuaracın dosyada bulunan ruhsat bilgilerine göre 5 dingilli ve yüklü ağırlığının 40.000 ton olarak gösterildiği, bu itibarlaKarayolları Taşıma Yönetmeliği’nin 128. Maddesinin “e” bendinde belirtilen koşullara bağlı olduğu, ancak KarayollarıGenel Müdürlüğü’nün 2004/103 sayılı Genelgesinde belirtildiği üzere “Ford Otomotiv Sanayi A.Ş ve BMC Sanayi veTicaret A.Ş nin talepleri üzerine 5 dingilli kamyonlar için Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 128. maddesi gereğince, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğünden trafiğe her çıkışında izin almak kaydı ile Ulusal TipOnay belgesi verilir.” şeklinde düzenleme yapıldığı, bu düzenleme üzerine aracın bağlı bulunduğu Aksaray İl EmniyetMüdürlüğü yetkililerince aracın ruhsatına ilgili durumun şerh edildiği, davacının aracı satın aldığı esnada mevcut olmayanfakat daha sonradan eklenen bu kayıt nedeni ile zarara uğradığını iddia ettiği ve uğradığı zararın, olayda kusuru bulunandavalı idareden tazminini istediği anlaşılmıştır.
Tüm dosya muhteviyatı dikkate alındığında, davanın 2918 sayılı Kanun’un 29. Maddesi atfı ile 12.10.2013 günve 28793 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Motorlu Araçların Ve Römorklarının Kütle Ve Boyutlarıİle İlgili Tip Onayı Yönetmeliği 18.07.1997 tarih ve 23053 sayılı Karayolları Trafik Yönetmeliği kapsamındadeğerlendirilmesi gerektiği, bu değerlendirmenin de 2918 sayılı Kanun’un 110. Maddesindeki; “İşleteni veya sahibiDevlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır./Motorlu araçkazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesiniyapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde deaçılabilir.” şeklindeki özel düzenleme gereğince adli yargı yerinde yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Nitekim 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3. Asliye HukukMahkemesi ve Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen AnayasaMahkemesi, şu gerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “…Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’daadli ve idari yargı ayrımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkilikılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konulardaadli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargınıngörevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar göreninasker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesidurumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarınınadli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusudavalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bununsöz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden,bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any.Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)
Ayrıca davaya konu aracın ruhsatına özel izin belgesine ilişkin şerhin işlendiği 26.08.2011 günü ile idari yargıdadavanın açıldığı 26.09.2011 tarihinde, 2918 sayılı Kanun’un 110. Maddesinde değişiklik yapan 6099 sayılı Kanun’unyürürlükte olduğu anlaşılmakla, olay ya da dava tarihi itibari ile 2918 sayılı Kanun’un uygulanmasına herhangi bir engelbulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Aksaray 2.Asliye HukukMahkemesi’nin 25.09.2014 gün ve 2014/738 Esas, 2014/1053 Karar sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 4.5.2015 gününde Üye Eyüp Sabri BAYDAR’ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi.
BaşkanSerdarÖZGÜLDÜR
ÜyeEyüp SabriBAYDAR
ÜyeAlaittin AliÖĞÜŞÜyeAliÇOLAK
ÜyeAyhanAKARSUÜyeNurdaneTOPUZ
ÜyeMehmetAKBULUT