Hukuk Bölümü
2011/171 E. , 2011/273 K.5326 SAYILI KABAHATLER KANUNU’NUN 41/4. MADDESINE AYKIRILIK NEDENIYLE VERILEN IDARI PARACEZASINA KARŞI YAPILAN ITIRAZIN ADLİ YARGI YERİNDE ÇÖZÜMLENMESI GEREKTIĞI HK.İMAR KANUNU (3194) Madde 42KABAHATLER KANUNU (5326) Madde 41"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.
Davacı
: D. Beton San. A.Ş.
Vekilleri
: Av. Ş.A. - Av. K.G.
Davalı
: Tuzla Belediye Başkanlığı
Vekili
: Av. M.A. - Av. G.G. - Av. N.K.
O L A Y
: Tuzla Belediye Başkanlığınca, 02.10.2007 tarih ve 1223 sayılı Encümen Kararı ile, "Tuzla-Aydınlı, ŞifaMahallesi ve Mimar Sinan Mahallerinde ruhsatsız olarak yapılan inşaatlara beton getirerek alanı işgal ettiği, çevre kirliliğine vekaçak yapılaşmaya sebebiyet verdiği"nden bahisle 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 41/4 maddesi uyarınca davacı şirkete,5.918 YTL idari para cezası verilmiştir.Davacı vekili, para cezasına karşı 5.11.2007 tarihinde adli yargı yerinde itirazda bulunmuştur.TUZLA SULH CEZA MAHKEMESİ; 28.12.2007 gün ve Müt.E:2007/140, Müt.K:2007/177 sayı ile; itiraz eden davacı vekilinin, TuzlaBelediye Başkanlığının 02.10.2007 tarih 1223 karar nolu idari para cezası yazısı ile tebliğ edilen idari para cezasının yasayaaçıkça aykırı olduğundan iptaline karar verilmesini talep ve dava ettiği; itiraz dilekçesinin Tuzla Belediye Başkanlığına tebliğedildiği; Tuzla Belediye Başkanlığı vekilinin vermiş olduğu cevap layihasında, 3.9.2007 ile 7.9.2007 tarihleri Tuzla Mimar SinanŞifa ve Aydınlı mahallesinde ruhsatsız inşaatın yapıldığının tespit edildiği, bahse konu ruhsatsız durum nedeniyle tutanaktutulduğu ve tutanağın ilgiliye tebliğ edildiği, 02.10.2007 tarih ve 1223 sayılı Encümen Kararı ile kaçak inşaat yapmak suçundandolayı İmar Kanunun 42. maddesi gereğince idari para cezası tatbik edildiği ve davanın reddinin talep edildiği; 3194 sayılı İmarKanununun 42/5 maddesi ile imar kanununda verilmiş olan para cezalarına karşı tebliğden itibaren, 7 gün içerisinde Sulh CezaMahkemesine itiraz edilir hükmünün Anayasa Mahkemesinin 15.5.1997 tarih 1996/72 Esas 1997/51 Karar sayılı ilamı ile iptaledildiği; 5326 Sayılı Kabahatler Kanununun 3. üncü maddesinin de Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olduğu, AnayasaMahkemesi kararı yürürlüğe girmeden önce, 06.12.2006 tarih 5560 sayılı yasanın 31. maddesi ile "bu kanunun idari yaptırımkararlarına karşı kanun yoluna İlişkin hükümleri diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, uygulanır hükmü getirmiş isede; Danıştay 10. Dairesinin 26.1.2007 tarihinde vermiş olduğu bir kararında Anayasa Mahkemesinin 04.10.2006 tarih 2006/75-99Esas-Karar sayılı ilamı ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu 140/4 maddesinde değişiklik yaparak Sulh Ceza Mahkemeleriniyetkili kılan 5454 sayılı yasanın 5. maddesi Anayasa aykırı bulduğundan iptaline karar verildiğinden bahisle, İdare Mahkemesinin506 Sayılı Kanuna göre verilen para cezalarına iIişkin uyuşmazlıkların görüm ve çözümü görevinin İdare Mahkemesine aitolduğundan bahisle vermiş olduğu kararı bozduğunun görülmüş olduğu; olayda, Danıştay 10. Dairesinin vermiş olduğu kararauygun durumun söz konusu olduğu, Sulh Ceza Mahkemelerinin görevli olduğuna dair 3194 sayılı kanunun 42/5 maddesininAnayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş bulunduğu, buna göre davaya bakma görevini İdare Mahkemesine ait olduğununanlaşıldığı gerekçesiyle; 4458 sayılı Yasanın 242. maddesinde idari para cezasının itiraz yeri olarak idare Mahkemelerini göstermişbulunması nedeniyle idari para cezasının iptali istemiyle açılan davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiği gözetilerekMahkemelerinin Görevsizliği Nedeniyle Reddine karar vermiş, yapılan itiraz Kartal 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 26.02.2008 gün veDeğ.İş No:2008/133 sayılı kararıyla reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir.Davacı vekili bu kez, söz konusu idari para cezasının verilmesine ilişkin Tuzla Belediye Encümen Kararının iptali istemiyle idariyargı yerinde dava açmıştır.
İSTANBUL 10. İDARE MAHKEMESİ; 13.05.2008 gün ve E:2008/386, K:2008/919 sayı ile; 2576 sayılı yasanın 5.ncimaddesinin 1.nci fıkrasında İdare Mahkemelerin, Vergi Mahkemelerinin görevine giren davalar ile Danıştay da çözümlenecekolanlar dışındaki iptal davaları ile tam yargı davalarını, tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğanuyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinin birinin yürütülmesi için yapılan idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkanuyuşmazlıklara ilişkin davalar ve kanunlarla verilen diğer işleri çözümleyeceğinin hükme bağlandığı; 5326 sayılı KabahatlerKanunu'nun "ÇEVREYİ KİRLETME" başlıklı 41. maddesinin 4. fıkrasında "İnşaat atık ve artıklarını bunların toplanmasına veyadepolanmasına özgü yerler dışına atan kişiye, yüz Türk Lirasından üçbin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir. İnşaatfaaliyetinin bir tüzel kişi adına yürütülmesi halinde bu tüzel kişi hakkında verilecek idari para cezasının üst sınırı beşbin TürkLirasıdır. Bu atık ve artıkların kaldırılmasına ilişkin masraf da ayrıca kişiden tahsil edilir." hükmünün düzenlendiği; yine KabahatlerKanunu'nun 27/1. maddesinde "İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararıntebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir." kuralının yer aldığı; dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirketin kaçak yapılara beton getirmek suretiyle çevre kirliliğine sebep olduğundanbahisle 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 41/4, maddesi uyarınca 5.918,00YTL idari para cezası verilmesine ilişkin TuzlaBelediye Encümen kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmış ise de; yukarıda ilgili hükümleri aktarılan, Kabahatler Kanunuuyarınca verilen para cezalarına karşı "İdari Yargıya" başvurma olanağının bulunmadığı; her ne kadar, davacının daha önce aynıişleme karşı Tuzla Sulh Ceza Mahkemesinde dava açtığı ve adı geçen mahkemece davanın görev yönünden reddine karar verilmişise de; söz konusu görevsizlik kararında 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinden bahisle İdari Yargının görevli olduğuyolunda hüküm kurulmuş olduğu; ancak dava konusu işlemin 3194 sayılı imar Yasası ile ilgisinin bulunmadığı, encümen kararıiçeriğinde açık bir ifadeyle 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 41/4. maddesi uyarınca para cezası verildiğinin belirtilmekteolduğu; bu durumda 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 27/1. maddesi uyarınca bakılan davanın görüm ve çözümünün Sulh CezaMahkemeleri’nin görev alanına girdiği; gerekçesiyle davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 15/1-a, maddesi hükmüuyarınca görev yönünden reddine karar vermiş, bu karar itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.Davacı vekili söz konusu idari para cezasının verilmesine ilişkin Tuzla Belediye Encümen Kararının iptali istemiyle bir kez daha adliyargı yerinde itirazda bulunmuştur.
TUZLA SULH CEZA MAHKEMESİ; 03.09.2008 gün ve Müt.E:2008/99, Müt.K:2008/103 sayı ile; idari ve adli yargı yerleriarasında yargı yeri uyuşmazlığı oluştuğu, öncelikle bunun çözümlenmesinin gerektiğinden bahisle, 2247 sayılı Yasanın 19.
maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine, Mahkemece kararverilinceye kadar davanın ertelenmesine karar vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler: Mustafa AYSAL, Eyüp Sabri BAYDAR, SıddıkYILDIZ, Nurdane TOPUZ, Sedat ÇELENLİOĞLU ve Ayhan AKARSU’nun katılımlarıyla yapılan 19.12.2011 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME:
Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; Uyuşmazlık MahkemesiGenel Kurulu’nun 11.07.1988 günlü, E:1988/1, K:1988/1 sayılı İlke Kararında, “2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun bütünüyle incelenip değerlendirilmesinden, bu Kanunun uygulanması yönünden 2 nci maddesinin ikincifıkrasında yer alan, ‘ceza uyuşmazlıkları’ ibaresinden, savcının ya da şahsi davacının talebi ile başlayan yargılaması sonundasanığın mahkumiyetine ya da beraatine hükmedilebilecek davalarda, askeri ve adli ceza mahkemeleri arasında çıkan görev vehüküm uyuşmazlıklarının anlaşılması, bunun dışında kalan tüm görev uyuşmazlıklarının ‘hukuk uyuşmazlığı’ sayılması gerektiğisonucuna varılmaktadır. Uygulanması idari organlara bırakılan cezalar, adli nitelikte olmadığından, bunlar hakkında yapılan itirazlarya da açılan davalar ‘ceza davası’ olarak nitelendirilemezler. İdari niteliklerinden dolayı bu davalara ilişkin görev ve hükümuyuşmazlıklarının Uyuşmazlık Mahkemesinin Hukuk Bölümünde incelenip çözümlenmesi gerektiği...” açıkça belirtilmiştir. Bu durumgözetildiğinde, olay bölümünde yazılı başvuru konusu görev uyuşmazlığının Hukuk Bölümünde incelenmesi gerektiğikuşkusuzdur.
Olayda, adli ve idari yargı yerlerince, görevsizlik kararı verilmekle birlikte, kararların kesinleşmesinden sonra, Davacı vekilitarafından, para cezasına karşı ikinci kez adli yargı yerinde itirazda bulunulması üzerine Mahkemece; 2247 sayılı Yasanın 19.maddesi uyarınca görevli merciin belirtilmesi için re’sen Uyuşmazlık Mahkemesi başvurulmuştur.Bu haliyle, her ne kadar 2247 sayılı Yasa’nın 14. ve 19. maddesinde öngörülen yönteme uymamakta ise de, davanın taraflarıncabaşvuruda bulunulmadığı gözetilerek, Sulh Ceza Mahkemesi’nce yapılan başvurunun kabulü ile Uyuşmazlık Mahkemesi’nin önünegelmiş bulunan görev uyuşmazlığının çözüme kavuşturulması, gerek dava ekonomisine gerekse Uyuşmazlık Mahkemesi’nin kuruluşamacına uygun olacaktır. Öte yandan Sulh Ceza mahkemesince, 2247 sayılı Yasada öngörülen durumun aksine, öncekigörevsizlik kararına ilişkin dava dosyaları temin edilmeden Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulduğu görülmekte ise de; Başkanlıkyazısıyla, adli ve idari yargı dava dosyalarının Mahkemelerinden istenildiği ve sonuçta usule ilişkin başka bir noksanlık dabulunmadığı anlaşıldığından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu iledosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ile DanıştaySavcısı Mehmet AKKAYA’nın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, 5326 sayılı Yasa’nın 41/4. maddesine aykırılık nedeniyle verilen idari para cezasının kaldırılması istemiyle açılmıştır.30.3.2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesini değiştiren 6.12.2006 günlü, 5560 sayılı Yasa’nın 31.maddesinde " (1) Bu Kanunun;
a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,
b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiillerhakkında,
uygulanır." denilmiş; Kanunun 16. maddesinde, kabahatler karşılığında uygulanacak olan idari yaptırımların idari paracezası ve idari tedbirlerden ibaret olduğu, idari tedbirlerin ise, mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alan diğertedbirler olduğu hükme bağlanmış;
Kanunun 27. maddesinin (1) fıkrasında “İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesineilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya fethimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, Sulh CezaMahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir.” (8). fıkrasındaise “İdarî yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idarî yargının görev alanına giren kararların daverilmiş olması halinde; idarî yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiyle birlikte idarî yargı merciindegörülür.” hükümlerine yer verilmiştir.
Aynı Yasanın “Çevreyi kirletme” başlığını taşıyan 41. maddesinin 4. fıkrasında, “İnşaat atık ve artıklarını bunlarıntoplanmasına veya depolanmasına özgü yerler dışına atan kişiye, yüz Türk Lirasından üçbin Türk Lirasına kadar idarî para cezasıverilir. İnşaat faaliyetinin bir tüzel kişi adına yürütülmesi halinde bu tüzel kişi hakkında verilecek idarî para cezasının üst sınırıbeşbin Türk Lirasıdır. Bu atık ve artıkların kaldırılmasına ilişkin masraf da ayrıca kişiden tahsil edilir.”, hükmü yer almıştır.Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflar için bir müktesep hak doğmayacağı; bu nedenle, yenibir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.
Davanın açıldığı andaki kurallara göre görevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmiş ise, (davanın açıldığıanda görevli olan ve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeniyasadaki görev kuralının, değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalarda uygulanacağına dair intikal hükümlerininvarlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilemeyeceği açıktır.
Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemede açılmış, bu sırada yapılan bir kanun değişikliği ile görevsiz mahkeme o davaiçin görevli hale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiği için) davayabakmaya devam etmesi gerekir.
İncelenen uyuşmazlıkta, ruhsatsız olarak yapılan inşaatlara beton getirerek alanı işgal ettiği, çevre kirliliğine ve kaçakyapılaşmaya sebebiyet verdiğinden ötürü, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 41/4. maddesini ihlal ettiğinden bahisle davacışirkete, idari para cezası verilmiş; idari yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görevalanına giren başka bir karar verilmemiştir.Bu durumda, davacıya verilen idari para cezasının, 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırım türlerinden biriolduğu ve Kabahatler Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’la değişik 3. maddesinde belirtildiği üzere, idarî yaptırım kararlarına karşıkanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı nedeniyle, görevli mahkemenin belirlenmesinde 5326 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınacağından, idari para cezasına karşı açılan davanın görümve çözümünde, anılan Kanunun 27. maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca adli yargı yerinin görevli olduğu sonucunavarılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Tuzla Sulh Ceza Mahkemesince 03.09.2008 gün ve Müt.E:2008/99, Müt.K:2008/103 sayı ile yapılan ve2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesi kapsamında görülen başvurunun reddi ile aynı Mahkemece daha önce verilen 28.12.2007 günve Müt.E:2007/140, Müt.K:2007/177 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Tuzla Sulh Ceza Mahkemesince 03.09.2008gün ve Müt.E:2008/99, Müt.K:2008/103 sayı ile yapılan ve 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesi kapsamında görülen BAŞVURUNUNREDDİ ile, aynı Mahkemece daha önce verilen 28.12.2007 gün ve Müt.E:2007/140, Müt.K:2007/177 sayılı GÖREVSİZLİKKARARININ KALDIRILMASINA, 19.12.2011 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.