Hukuk Bölümü
2011/184 E. , 2012/8 K.DAVACI BANKA LEHINE REHINLI BULUNAN KAMYONETIN, ILGILI ŞIRKE¬TIN VERGI BORCU NEDENIYLEDAVALI VERGI DAIRESINCE HACZEDILEREK SATILMASI ÜZERINE; ISTIHKAK IDDIALARININ KABUL EDILMIŞOLDUĞU GEREKÇESIYLE, ARAÇ SATIŞ BEDELININ TARAFLARINA ÖDENMESINE KARAR VERILMESIISTEMIYLE AÇILAN DAVANIN, ADLİ YARGI YERİNDE ÇÖZÜMLENMESININ GEREKTIĞI HK.AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN (6183) ACİZ HALİ:"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.
Davacı
: Y.V.K.Bankası A.Ş.(Devredilen K. A.Ş.)
Vekili
: Av. K.S.Y.
Davalı
: İstanbul Valiliği, İstanbul İl Defterdarlığı, Anadolu Kurumlar Vergi Daire
Başkanlığı
OLAY
: Davacı Bankaya borçlu ve Anadolu Kurumlar Vergi Dairesinin 7320058270 vergi numarasında kayıtlımükellefi olan PMB Akıllıkart ve Bilgi Teknolojileri A.Ş.'nin maliki bulunduğu 34 ZA 2315 plakalı kamyonet, borcundan dolayıBeyoğlu 19. Noterliği 01240 yevmiye ve 25.1.2002 tarihli Düzenleme Şeklinde Ticari İşletme Rehin Sözleşmesi ile davacı Bankalehine rehnedilmiş; alacak tahsil edilemediğinden bu Ticari İşletme Rehninin paraya çevrilmesi için İstanbul 14. İcraMüdürlüğü'nün E:2002/20231 Sayılı dosyası ile icra takibine geçilmiştir.
Davalı Anadolu Kurumlar Vergi Dairesinin, Ticari İşletme Rehnine konu aracı vergi borçlarından dolayı haciz altına alaraksatışa çıkarttığının öğrenilmesi üzerine, Davacı Banka 16.1.2004 tarihli dilekçe ve ekinde Ticari İşletme Rehin Sözleşmesi, takiptalebi ve ödeme emri örneği gönderilerek istihkak iddiasını davalıya bildirerek, yapılacak satış ve sıra cetvelinde bu hakkınındikkate alınmasını istemiş; aracın 11.2.2004 tarihinde satışının yapılması üzerine de 17.2.2004 tarihli dilekçe ile, Ticari İşletmeRehninden doğan haklarına dayalı olarak satış bedelinin bankaya ödenmesini talep etmiştir.Davalı İdare 25.2.2004 tarih ve 4899 sayılı yazı ile; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 3176 sayılı Yasanın değişik 20/Dmaddesi gereği trafiğe kayıtlı araçlar üzerine yapılacak tüm bildirimlerin (Haciz, rehin ve benzeri işlemler) trafik sicil kaydınaişlenmesi halinde hüküm ifade edeceğini, Gaziosmanpaşa Trafik Tescil Denetleme Büro Amirliğince Başkanlıklarına gönderilen2.1.2004 tarih ve 04/08 sayılı haciz şerhi işlendiğine dair yazıda ise bankanın rehin şerhinin araç kaydına işlenmediğinin tespitedilmiş olduğunu; bu nedenle, 6183 sayılı Kanunun 54,74,77,84 ve 85. maddeleri gereği haciz konulup satış işlemigerçekleştirilen araca ait bedel vergi borcunun tamamını karşılayamadığından, herhangi bir ödeme yapılamayacağını davacıbankaya bildirmiştir.Davacı vekili; müvekkili Bankaya borçlu Şirketin maliki bulunduğu aracın Bankalarına rehnedildiğini, alacağın tahsil edilemeyerekrehnin paraya çevrilmesi için İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün 2002/20231 E. Sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini; davalının,Ticari İşletme Rehnine konu aracı haczederek satışa çıkarttığının öğrenilmesi üzerine 16.1.2004 tarihli dilekçeleri ve ekinde Ticariİşletme Rehin Sözleşmesi, takip talebi ve ödeme emri örneği gönderilerek istihkak iddialarının davalıya yazılı olarak bildirildiğini, buiddialarına herhangi bir cevap verilmeyerek kabul edilmiş olduğunu, 6183 sayılı Kanunun istihkak iddiasını düzenleyen 66. maddesiuyarınca istihkak iddiaları kabul edilmiş olmasına rağmen satışa devam edilerek aracın satışının gerçekleştirildiğini, satış ilanıvs.nin de kendilerine tebliğ edilmediğini; aracın satışı yapıldığından dolayı 17.2.2004 tarihli dilekçe ile satış bedelinin bankayaödenmesi için yeniden başvurulduğunu ancak 25.4.2004 gün ve 4899 sayılı cevap yazısı ile aracın satış bedelininödenmeyeceğinin bildirildiğini; Ticari İşletme Rehin Haklarının davalının haczinden önce geldiğini, İstihkak iddiaları da kabuledildiğine göre davalının bu tutumunun Yasaya aykırı olduğunu, sıra cetveli niteliğindeki bu kararın iptali için Mahkemeye başvuruzorunluluğunun doğduğunu ifade ederek sonuç itibariyle; istihkak iddialarının kabul edilmiş olması nedeni ile, araç satış bedelinintaraflarına ödenmesine, karar verilmesi istemiyle 3.3.2004 tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır.
KADIKÖY 2. İCRA TETKİK MERCİİ HAKİMLİĞİ; 4.3.2004 gün ve Hukuk Esas No:2004/411, Karar No: 2004/331, İcraDosya No:6.2004/42 Tal. Sayı ile; davacı K. A.Ş. vekilinin, Bilgi Teknolojileri A.Ş'nin maliki bulunduğu 34 ZA 2315 plakalı araçüzerine adı geçenin müvekkili bankaya borcundan dolayı ticari işletme rehin sözleşmesiyle müvekkiline rehnedildiğini ve rehninparaya çevrilmesi için İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2002/20231 sayılı dosyasıyla icra takibine geçtiklerini, bu arada davalıVergi Dairesi Başkanlığı'nın aracı haczederek satışa çıkarttığını öğrenip, kendilerinin istihkak iddialarını yazılı olarak bildirdiklerini,istihkak prosedürü sonunda müvekkilinin istihkak iddiasının kabul edilmiş sayıldığını, hal böyle iken Vergi Dairesince aracın satışınıngerçekleştirildiğini, rehin haklarından doğan satış bedelinin müvekkiline ödenmesi yönündeki taleplerinin idarece reddedildiğini, sıracetveli niteliğindeki bu kararın iptaliyle araç satış bedelinin kendilerine ödenmesini istemiş olduğunu; dava dilekçesi ve delilolarak dosyaya ibraz edilmiş belgelerin tetkikinde; davacının rehin iddia ettiği aracın vergi dairesince vergi borcundan dolayısatışının gerçekleştirildiği, işlemin 6183 sayılı yasaya tabi olup dava dilekçesinde ekli davacı talebinin vergi dairesi başkanlığınca25.2.2004 tarihli işleminin doğru olup olmadığını inceleme yerinin idari Yargı olduğu, bu hususun incelenmesinin icra TetkikMerciinin görev alanı dışında bulunduğu, kaldı ki asıl icra dosyasının da Kadıköy İcra Dairelerinde olmadığı gerekçesiyle görevsizlikkararı vermiş, bu karar kesinleşmiştir.Davalı vekili, bu kez aynı istemle idari yargı yerinde dava açmıştır.İstanbul 4. İdare Mahkemesi, 31.10.2006 tarih, E:2004/2529, K:2006/2133 sayı ile, davanın 2577 sayılı Kanunun 15/1-amaddesi uyarınca görev yönünden reddine karar vermiş; temyiz edilmesi üzerine Danıştay 10. Dairesi; 25.5.2010 tarih,E:2007/4020, K:2010/4615 sayı ile, İdare Mahkemesince 2247 sayılı yasanın 19.maddesi uyarınca Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurulması gerektiğinden bahisle bu kararı bozmuştur.İstanbul 4. İdare Mahkemesi bozma kararına uymuştur:
İSTANBUL 4. İDARE MAHKEMESİ; 24.5.2011 gün ve E:2010/2549, K:2011/1030 sayı ile davanın; davacı bankanın rehinkoyduğu 34 ZA 2315 plakalı aracın davalı idarece haczedilerek 6.900,00TL'ye satılması nedeniyle bu araç üzerindeki istihkakiddialarının kabulü ile araç bedelinin bankalarına yatırılması yönünde karar verilmesi istemiyle açılmış olduğu; 2576 sayılı Bölgeİdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruşu ve Görevler Hakkında Kanun'un 5. maddesinde; iptaldavaları, tam yargı davaları, tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlarına ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu
hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar vediğer kanunlarla verilen işlerin idare mahkemelerinin görevleri arasında sayılmış olduğu; 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2/1-a maddesinde ise iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ilehukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmış bulunduğu; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un İstihkak iddiaları ile İlgili Diğer Hükümler başlıklı 68. maddesindeistihkak davalarına bakmaya haczi yapan tahsil dairesinin bulunduğu mahal mahkemesinin salahiyetli olduğu, istihkak davalarınındiğer işlere takdimen görüleceğinin hükme bağlanmış olduğu; 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve işleyişi HakkındaKanun'un 19. maddesinin 1. fıkrasında; adli, idari, askeri yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararıüzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı merciinin, davada görevsizlik kararıveren merciin görevli olduğu kanısına varması halinde, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için UyuşmazlıkMahkemesine başvuracağı ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteleyeceği; aynımaddenin 5791 sayılı Yasayla değişik 2. fıkrasında ise, yargı merciinin, önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyasını da teminederek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyalarını Uyuşmazlık Mahkemesine göndereceği hükmüne yer verildiği; olayda; davacı Bankaya borçlu PMB Akıllıkart ve Bilgi Teknolojileri A.Ş.'nin maliki bulunduğu 34 ZA 2315 plakalı borcundan dolayıBeyoğlu 19. Noterliği 01240 yevmiye ve 25.1.2002 tarihli Düzenleme Şeklinde İşletme Rehin sözleşmesi ile Banka adınarehnedilen aracın satışının yapılması üzerine 17.2.2004 tarihinde idareye başvurularak satış bedelinin bankaya ödenmesi talebinin25.4.2004 tarihli, 4899 sayılı işlemle reddi üzerine söz konusu aracın satış bedelinin kendilerine ödenmesine karar verilmesiistemiyle Kadıköy 2. İcra Tetkik Mercii Hakimliği’nde açılan davada yapılan yargılama sonucu verilen 4.3.2004 günlü, E:2004/411,K:2004/331 sayılı kararla davanın görev yönünden reddine karar verilmesi üzerine 17.3.2004 tarihinde bakılan davanın açıldığınınanlaşıldığı; yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre iptal davalarının konularını idari işlemlerin oluşturduğu, idari işleminise; idarenin kamu gücünü kullanarak yürüttüğü ve tek yönlü irade açıklamasıyla hukuksal sonuçlarını doğuran işlemler olduğu,idarenin özel hukuk alanında tesis etmiş olduğu ve haksız fiilden kaynaklanan işlemlerle; 6183 sayılı Kanun kapsamında "istihkak"iddialarına yönelik davaların adli yargı düzeni içinde çözümlenmesinin gerektiği; dava konusu olayda, uyuşmazlığın davacı Bankatarafından Düzenleme Şeklinde Ticari İşletme Rehni Sözleşmesi ile rehinli bulunduğu öne sürülen, davalı idarece haciz yolu ilesatılan araç üzerindeki istihkak iddiasına ilişkin olması nedeniyle davanın adli yargı düzeni içinde görülmesi gerekeceğinden,mahkemelerinin görev alanına girmeyen uyuşmazlığın esasının incelenme imkanının bulunmadığı gerekçesiyle; davanın görevyönünden reddine, dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler: Mustafa AYSAL, Eyüp Sabri BAYDAR, SıddıkYILDIZ, Nurdane TOPUZ, Sedat ÇELENLİOĞLU ve Ayhan AKARSU’nun katılımlarıyla yapılan 06.02.2012 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; Olay kısmında belirtildiğiüzere, tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada; adli yargı yerince idari yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle verilmiş vekesinleşmiş bir görevsizlik kararı bulunmakta olup, bunun üzerine kendine gelen davayı inceleyen idari yargı yerinin sahip olduğuseçenekler ile verdiği karar bakımından bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
1- 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde yer alan, “Olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli,idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri vebu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir.
Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanın taraflarınca ve ceza davalarında ise ayrıca ilgili makamlarca ilerisürülebilir” hükmüne göre, adli yargı yerinin kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine idari yargı yerince de görevsizlik kararı verilmesive bu kararın kesinleşmesi halinde, olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuş olacak; hukuk alanında doğmuş bulunan bu uyuşmazlığıngiderilmesi istemi ise, ancak davanın taraflarınca ileri sürülebilecektir.
2- 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesindeki “Adli, idari, askeri yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmişgörevsizlik kararı üzerine kendine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlikkararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesinebaşvurur ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler.” hükmüne göre ise, idari yargıyeri, davaya bakma görevinin daha önce görevsizlik kararı veren adli yargı yerine ait olduğunu belirten gerekçeli bir karar iledoğrudan Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurma olanağına sahiptir. Şu kadar ki, başvuru kararının, görev konusunda UyuşmazlıkMahkemesi’nce karar verilmesine değin işin incelenmesinin ertelenmesi hususunu da ihtiva etmesi gerekir.
Yasakoyucu, 14. maddeye göre hukuk alanında olumsuz görev uyuşmazlığı doğması halinde her iki yargı merciince iştenel çekilmiş olduğundan başvurma iradesini davanın taraflarına bırakmış iken, bu yönteme nazaran daha kısa zamanda çözümeulaşılmasını amaçladığı 19. madde ile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciinden sonra davayı inceleyen yargı merciine,işten el çekmeden doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurma olanağını tanımıştır.Olayda, idari yargı yerince, öncelikle görevsizlik kararı verilmekle birlikte, bununla yetinilmemiş ve görevli merciin belirtilmesi içinre’sen Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurulmasına da karar verilmiştir.Bu haliyle, her ne kadar 2247 sayılı Yasa’da öngörülen yönteme uymamakta ise de, davanın taraflarınca başvuruda bulunulmadığıgözetilerek, İdare Mahkemesi’nce re’sen yapılan başvurunun 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesi kapsamında olduğunun kabulü ileUyuşmazlık Mahkemesi’nin önüne gelmiş bulunan görev uyuşmazlığının çözüme kavuşturulması, gerek dava ekonomisine gerekseUyuşmazlık Mahkemesi’nin kuruluş amacına uygun olacağından, görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile kararverildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu iledosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ile DanıştaySavcısı Mehmet AKKAYA’nın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, davacı Banka lehine rehinli bulunan kamyonetin, ilgili Şirketin vergi borcu nedeniyle davalı Vergi Dairesince haczedilereksatılması üzerine; istihkak iddialarının kabul edilmiş olduğu gerekçesiyle, araç satış bedelinin taraflarına ödenmesine kararverilmesi istemiyle açılmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 77 ila 87. maddelerinde menkul malların haciz ve satışınailişkin hükümler yer almıştır. Aynı Kanun`un“Borçlu elinde haczedilen mallara karşı istihkak iddiaları” başlıklı 66.maddesinde, “Borçlu, elinde bulunan bir malı üçüncü şahsınmülkü veya rehni olarak gösterdiği yahut üçüncü bir şahıs tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiğitakdirde, haczi yapan memur bunu haciz zaptına geçirir. Keyfiyet, iddia borçlu tarafından yapılmışsa üçüncü şahsa, üçüncü
şahıs tarafından yapılmışsa borçluya bildirilir.
Tahsil dairesi, haciz zaptını aldığı tarihten itibaren 7 gün içinde iddiayı reddetmediği takdirde istihkak iddiasını kabuletmiş sayılır. Üçüncü şahıs, tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde itiraz etmediği takdirde istihkak iddiası dinlenmez.
İstihkak iddiası tahsil dairesince kabul edilmez veya borçlu tarafından istihkak iddiasına itiraz edilirse, 7 gün içindemahkemeye müracaat etmesi lüzumu tahsil dairesince üçüncü şahsa bildirilir. Müddetinde dava açılmadığı takdirde istihkakiddiasından vazgeçilmiş sayılır.”; “Üçüncü şahıs elinde haczedilen mallara karşı istihkak iddiaları” başlıklı 67.maddesinde, “Haczedilen mal borçlunun elinde olmayıp da, o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia eden üçüncü bir şahıs elinde isekeyfiyet, haczi yapan memur tarafından haciz zaptına geçirilir. Malın borçluya ait olduğu iddiasında bulunan tahsil dairesikeyfiyeti alacaklı amme idaresine bildirir. Alacaklı amme idaresi bildirme tarihinden itibaren 15 gün içinde dava açmadığı takdirdeistihkak iddiası kabul edilmiş sayılır.
Borçlu ile birlikte ikamet etmekte olan şahıslar tarafından istihkak iddiasında bulunulduğu takdirde mal borçlunun elindesayılır.”; “İstihkak iddiaları ile ilgili diğer hükümler” başlıklı 68. maddesinde ise, “istihkak davalarına bakmaya haczi yapan tahsildairesinin bulunduğu mahal mahkemesi salahiyetlidir. İstihkak davaları diğer işlere takdimen görülür.
Davacı takibin tehirini istediği takdirde kendisinde mevcut delillerin mahiyetine göre ve muhtemel zarara karşı kafiteminat alınmak suretiyle takibin tehirine mahkemece karar verilebilir. İstihkak davası üzerine takibin tehirine karar verilir veneticede dava reddolunursa, dava mevzuunu teşkil eden mahcuz malın değerinin % 10 u tutarında tazminat hükmolunur.”denilmiştir.
Dava dosyalarının incelenmesinden; davacı Bankaya borçlu Şirketin maliki bulunduğu kamyonetin borcundan dolayıDüzenleme Şeklinde İşletme Rehin sözleşmesi ile Banka adına rehnedildiği, alacak tahsil edilemediğinden rehnin paraya çevrilmesiiçin icra takibine geçildiği; Davalı Vergi Dairesinin, söz konusu aracı, ilgili Şirketin vergi borçlarından dolayı haciz altına alaraksatışa çıkarttığının öğrenilmesi üzerine, Davacı Banka tarafından davalıya bir dilekçe ve ekinde Ticari İşletme Rehin Sözleşmesi,takip talebi ve ödeme emri örneği gönderilerek istihkak iddiasında bulunulduğu ve yapılacak satış ve sıra cetvelinde bu haklarınındikkate alınılmasının istenildiği; aracın satışının yapılması nedeniyle de Ticari İşletme Rehninden doğan haklarına dayalı olaraksatış bedelinin bankaya ödenmesinin talep edildiği ancak Davalı İdarece, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca, trafiğekayıtlı araçlar üzerine yapılacak tüm bildirimlerin trafik sicil kaydına işlenmesi halinde hüküm ifade edeceği, Trafik TescilDenetleme Büro Amirliğince Başkanlıklarına gönderilen yazıda bankanın rehin şerhinin araç kaydına işlenmediğinin tespit edildiğinedeniyle, 6183 sayılı Kanun gereği haciz konulup satış işlemi gerçekleştirilen araca ait bedel vergi borcunun tamamınıkarşılayamadığından, herhangi bir ödeme yapılamayacağının davacıya bildirilmesi üzerine; davacı Banka tarafından 6183 sayılıKanunun 66. maddesi uyarınca istihkak iddiaları kabul edilmiş olmasına rağmen satışa devam edilerek aracın satışınıngerçekleştirildiğinden bahisle, araç satış bedelinin taraflarına ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açıldığı anlaşılmıştır.
Satılan menkul mal üzerinde rehin hakkı bulunduğunun ileri sürülmesi bir istihkak iddiasıdır. 68. madde ise, istihkakdavalarına bakmaya haczi yapan tahsil dairesinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğunu hükme bağlamış bulunmaktadır.Yukarıda açıklanan 66, 67 ve 68. maddeler, Yasa`nın Amme alacağının cebren tahsili başlığı altında yer alan menkul vegayrimenkul mal haczi ve satışına ilişkin genel hükümlerdir. Bu nedenle menkul mal haczi satışı ve istihkak iddialarında da buhükümlere uyulması gerekmektedir.
Olayda, davacı tarafından, 6183 sayılı Kanunun 66. maddesi uyarınca istihkak iddiaları kabul edilmiş olmasına rağmensatışa devam edilerek aracın satışının gerçekleştirildiğinden bahisle, araç satış bedelinin taraflarına ödenmesine karar verilmesiistemiyle dava açıldığı gözetildiğinde, uyuşmazlığın istihkak iddiasından kaynaklandığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle haczedilen mal ile ilgili istihkak iddiasına ilişkin davanın çözümü adli yargı yerinin görevinegirdiğinden, İstanbul 4.İdare Mahkemesinin 2247 sayılı Yasa`nın 19. maddesi kapsamında kabul edilen başvurusunun kabulüyle,Kadıköy 2.İcra Tetkik Mercii Hakimliği’nin görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nin 2247 sayılıYasa’nın 19. maddesi kapsamında görülen BAŞVURUSUNUN KABULÜ ile Kadıköy 2. İcra Tetkik Mercii Hakimliği’nin 4.3.2004 gün veHukuk Esas No:2004/411, Karar No: 2004/331, İcra Dosya No:6.2004/42 Tal. sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA,06.02.2012 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.