Hukuk Bölümü
2011/188 E. , 2011/278 K.DAVACININ TAŞINMAZINDAN SU BORU HATTI GEÇIRILMESI SIRASINDA AĞAÇLARINA VERILEN ZARARNEDENIYLE UĞRANILDIĞI ÖNESÜRÜLEN MADDI ZARAR NEDENIYLE AÇILAN TAZMINAT DAVASININ, ADLİYARGI YERİNDE ÇÖZÜMLENMESI GEREKTIĞI HK.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 27"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir. Davacı
: M.G.
Vekili
: Av. M.A.Davalı
: 1- Adli Yargıdaa)
Elazığ İl Özel İdaresiVekili
: Av. S.D.A.b)
Gözebaşı Köyü Muhtarlığı2- İdari Yargıda
Elazığ İl Özel İdaresi O L A Y
: Davacının Elazığ İli, Merkez Gözebaşı Köyü sınırları içerisinde tapunun 2397 parsel sayılı taşınmazıbulunmaktadır. Köyün su ihtiyacını karşılamak amacıyla döşenen su borusu hattı davacının bahçesinden geçirilmiştir.Davacının talebi üzerine Elazığ 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/172 Değişik İş sayılı dosyasında, su boru hattı sebebiyleağaçlarda oluşan zararın 975.00 TL olduğuna yönelik tespit yapılmıştır.Davacı vekili taşınmazda dikili 11-13 yaşlarında meyve ağaçlarının olduğunu, bu ağaçların bir kısmının Muhtarlık ve İl Özel İdareMüdürlüğü tarafından çekilen yer altı su tesisatı sebebiyle, hiçbir haber verilmeksizin, herhangi bir istimlak yapılmaksızınsökülerek boru döşendiğini ileri sürerek, sökülen ağaçların bedelinin davalılardan tahsili istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.ELAZIĞ 1. SULH HUKUK MAHKEMESİ; 17.12.2009 gün ve E:2009/1176, K:2009/1433 sayı ile, davanın davacıya ait taşınmaziçerisinde bulunan ağaçların su borusu döşenmesi nedeni ile sökülmesinden dolayı uğranılan zararın davalılardan tahsili davasıolduğu, yapılan su borusu döşeme ve götürme işleminde yapılan hizmetin kamu hizmeti olduğu hizmetin idari işlem nedeniyleyapıldığı ve bunun sonucu olarak zararın doğduğu 11.2.1959 tarih ve 17/15 sayılı içtihatı birleştirme kararı göz önüne alındığındabu tür davaların idari yargının görev alanına girdiği ve tam yargı davası olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle görev yönündendava dilekçesinin reddine karar vermiş bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.Davacı aynı istemle idari yargı yerinde dava açmıştır.ELAZIĞ 1. İDARE MAHKEMESİ; 7.6.2011 gün ve E:2010/83 sayı ile, davacıya ait taşınmaz üzerinden, köy halkının su ihtiyacınıkarşılamak amacıyla geçirilen hattın davacının bahçesindeki ağaçlara zarar verdiğinden bahisle meydana gelen zararların tazminiamacıyla açılan davada, davalı idarece tesis edilen bir işlemin bulunmasına karşın davacının özel mülkiyetinde bulunantaşınmazından su hattı geçirilmesi suretiyle hukuka aykırılıkla malul bir idari işlemle davacının mülkiyet hakkına saldırının sözkonusu olduğu ve bunun maddi ve fiili icra yolu ile uygulanması nedeniyle fiili yol halinin bulunduğu görüldüğünden anılanuyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle Mahkemelerinin görev alanı içindebulunmadığı sonucuna varılan davada görevli yargı merciinin belirlenmesi için, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun 19. maddesi uyarınca dava dosyasının Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine, davanın UyuşmazlıkMahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler: Mustafa AYSAL, Eyüp Sabri BAYDAR, SıddıkYILDIZ, Nurdane TOPUZ, Sedat ÇELENLİOĞLU ve Ayhan AKARSU’nun katılımlarıyla yapılan 19.12.2011 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İdare Mahkemesince, idariyargı dosyası ile birlikte adli yargı kararının kesinleşmiş örneği gönderilmek suretiyle 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesindeöngörülen şekilde başvurulduğu ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, adli ve idari yargı yerleriarasında doğan görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülşen AKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundakiraporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ileDanıştay Savcısı Mehmet AKKAYA’nın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonraGEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, Elazığ İli, Merkez Gözebaşı Köyünün su ihtiyacını karşılamak amacıyla döşenen su borusu hattının, davacının bahçesindengeçirilmesi suretiyle bahçesinde bulunan ağaçlara zarar verildiği ileri sürülerek 975.00 TL nin yasal faiziyle birlikte tazminiistemiyle açılmıştır.Dosyanın incelenmesinden, Gözebaşı Köyünün içme ve kullanma suyu tesisinin 1987 yılında köy hizmetleri müdürlüğüncetamamlandığı ve isale edilen suyun köy ihtiyaçlarını karşılamaması üzerine 2007 senesinde eski sondaj kuyusunun yanına yeni birsondaj kuyusunun açıldığı ve bu kuyudan elde edilen suyun tesise kazandırılması amacıyla 2009 yılı KÖYDES yapım programıkapsamında 1987 senesinde su hattının geçtiği güzergaha paralel olarak aynı araziler üzerinden yeni hattın geçirildiği ve 1987
tarihinde hattın geçirildiği güzergah üzerinde evleri bulunan taşınmaz sahiplerince bir itirazın bulunmadığı ayrıca konuya ilişkin birdavanın açılmadığı gerekçe gösterilerek yeni yapılan hat için kamulaştırma yönünde bir işlem yapılmadığı dava dosyası içeriğindebulunan belgelerden anlaşılmıştır.İdarece, Kamulaştırma Kanunu’nda öngörülen usul ve yöntemlere uygun idari nitelikte uygulama işlemleri yapılmaksızın, davakonusu taşınmaza fiilen el atılarak spor tesisi inşaatına başlanılması karşısında, idarenin bu eyleminin kamulaştırmasız el atmaniteliğini taşıdığı açıktır.Öte yandan idarenin yürütmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmetine ilişkin olarak uygulamaya koyduğu plan ve projeye göremeydana getirdiği yol, kanal, baraj, su yolları, su şebekesi gibi tesislerin kurulması, işletilmesi ve bakımı sırasında kişilere verdiğizararların tazmini istemiyle açılacak davaların görüm ve çözümünün, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları muhtelolanlar tarafından açılacak tam yargı davaları kapsamında yargısal denetim yapan idari yargı yerine ait olduğu; idarece herhangibir ayni hakka müdahalede bulunulduğu; özel mülkiyete konu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığı veya plan ve projeye aykırı işgörüldüğü iddiasıyla açılacak müdahalenin men'i ve meydana gelen zararın tazmini davalarının ise, mülkiyete tecavüzünönlenmesine ve haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerince çözümleneceği, yerleşik yargısal içtihatlarlakabul edilmiş bulunmaktadır. Nitekim, yukarıda belirtilen genel kabul doğrultusundaki Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun11.2.1959 günlü, E:1958/17, K:1959/15 sayılı kararının, III. Bölümünde, "İstimlaksiz el atma halinde amme teşekkülü İstimlakKanununa uygun hareket etmeden ferdin malını elinden almış olması sebebiyle kanunsuz bir harekette bulunmuş durumdadır vebu bakımdan dava Medeni Kanun hükümlerine giren mülkiyete tecavüzün önlenmesi veya haksız fiil neticesinde meydana gelenzararın tazmini davasıdır. Ve bu bakımdan adliye mahkemesinin vazifesi içindedir.Bundan başka, bir amme teşekkülü tarafından bir tesisin yaptırılması sırasında Devlet malı olmayan yerlerden toprak alınmasıveya böyle yerlere toprak veya moloz yığılması neticesinde meydana gelen zararların tazmini davası da başkasının malına ammeteşekkülünün dilediği gibi el atma hakkı bulunmadığı ve plan ve projelere ve şartnamelere başkasının malına ihtiyaca göre elatılabilmesini gerektirecek esaslar konulamayacağı cihetle, haksız fiilden doğan bir tazminat davası sayılır.
Yapılan işlerin plan veya projeye aykırı olarak yapılması hali de idari karara aykırı bir hareket bulunması itibariyle yineidari kararın tatbiki olan bir fiil sayılamaz ve bu bakımdan bu iddia ile açılmış bir dava haksız fiilden doğan bir davadan ibaretolacaktır.
Bu bendde anılan davalar, içtihadı birleştirme kararının dışında kaldıklarından kararın bunlara şümulü yoktur”denilmektedir.Dosya kapsamından, davacıya ait parselden onun bilgisi dışında su borusu geçirilmesi çalışmalarının yapılması sırasındataşınmazdaki ağaçlara zarar verildiği anlaşılmıştır.Bu durumda, idarenin davacıya ait taşınmaza kamulaştırmasız el atmasından doğan zararın tazminine yönelik bulunan davanın,Borçlar Kanunu’nun haksız fiillere ilişkin hükümlerine göre adli yargı yerince çözümlenmesi gerekeceği açıktır.Açıklanan nedenlerle, uyuşmazlığa konu edilen davanın görüm ve çözümünde adli yargı yeri görevli olduğundan, İdareMahkemesi’nin başvurusunun kabulü ile Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Elazığ 1. İdare Mahkemesi’ninBAŞVURUSUNUN KABULÜ ile, Elazığ 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 17.12.2009 gün ve E:2009/1176, K:2009/1433 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 19.12.2011 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.