Hukuk Bölümü
2011/19 E. , 2011/255 K.Askerliğini yapmakta olan davacının, karayolunda meydana gelen trafik kazası nedeniyle uğradığını önesürdüğü maddi manevi zararıntazmini istemiyle açılan davanın, ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.1982 ANAYASASI (2709) Madde 125UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 27UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 10KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU (2918) Madde 110TEBLİGAT KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (6099) Madde14UYUŞMAZLIK MAHKEMESİNİN KURULUŞ VE İŞLEYİŞİ HAKKINDA KANUN (2247) Madde 13KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU (2918) Madde 106ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ KANUNU (1602) Madde 21ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ KANUNU (1602) Madde 20"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir. Davacı
: E.Ç.Vekilleri
: Av. O.G. – Av. E.K.Davalı
: Milli Savunma Bakanlığı Vekili
: Av. Y.Ü.
O L A Y
: Davacı, Şanlıurfa İlinde askerliğini yapmakta iken, görevli olarak bulunduğu araçtaki araç şoförünün direksiyonhakimiyetini kaybetmesi sonucu tek taraflı yaralamalı ve ölümlü trafik kazası meydana gelmiştir.Davacı vekili, davacının üç aylık hava değişiminden sonra çelik korse ile askerliğini yaptığını, 30.8.2008 tarihinde meydana gelentrafik kazası nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek 50.000,00 TL manevi, 10.000,00 TL maddi zararın yasal faiziyle birliktetazmini istemiyle Adli Yargı yerinde dava açmıştır.Davalı idare vekilince birinci savunma dilekçesinde asker kişileri ilgilendiren davaların Askeri Yüksek İdare Mahkemesindegörülmesi gerektiği ileri sürülerek, görev itirazında bulunulmuştur.ANKARA 16. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 3.11.2010 gün ve E:2010/371 sayı ile, davaya bakmakla Adli Yargı yerinin görevliolduğu, idari yargı yerinin görevi dahilinde bulunmadığı nedeniyle davalı hazine vekilinin görev itirazının reddine karar vermiştir.Davalı idare vekilinin, idarelerinin hizmet kusuru veya objektif sorumluluk esaslarına göre sorumlu olup olmayacağının tespit vetakdirinin idari yargıya ait olduğu ileri sürülerek olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması yönündeki 24.11.2010 günlü dilekçesi üzerinedava dosyası Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcılığı’na gönderilmiştir.ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ BAŞSAVCILIĞI; 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci maddesinde,Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevlerinin hükme bağlandığı, anılan hükme göre Askeri Yüksek İdare Mahkemesince “Askeriolmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğanuyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimini yapar” denildiği, asker kişinin tanımının yapıldığı aynı hükmün2 nci fıkrasında ise, “Bu kanunun uygulanmasında asker kişiden maksat; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veyahizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ilesivil memurlardır” hükmünü taşıdığı 1602 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ilk fıkrasına göre, “20 nci maddede belirtilen kişileriilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden dolayı; yetki, sebep, şekil, konu, maksat yönlerinden biri ile hukukaaykırı olduklarından bahisle menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacak iptal davaları, aynı idari işlem ve eylemlerin haklarını ihlaletmesi halinde açılacak tam yargı davaları, doğrudan doğruya ve kesin olarak Askeri Yüksek İdari Mahkemesinde çözümlenir vekarar bağlanır” denildiği, Anayasanın, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi başlıklı 157 nci maddesinde yer alan göreve ilişkinhükümlerini yukarıda açıklandığı gibi benzer bir biçimde tekrarlayan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 nci ve 21 incimaddelerine göre, uyuşmazlık konusunun Askeri İdari Yargı yerinde görülebilmesi için iki şartın bir arada gerçekleşmesi gerektiğidavacının 1602 sayılı AYİM Kanununun 20 nci maddesinin 2 nci fıkrası gereğince asker kişi sayıldığı, bu nedenle dava konusununasker kişiyi ilgilendirdiği, diğer şartın ise, davaya konu idari işlemin veya eylemin “askeri hizmete ilişkin” olduğu, UyuşmazlıkMahkemesinin birçok kararında belirtildiği üzere idari işlemin veya eylemin, görevli yargı yerinin tespiti yönünden “askeri hizmeteilişkin” olup olmadığının saptanabilmesi için işlemin veya eylemin konusuna bakılması gerektiği, eğer idari işlem veya eylem askerigereklere, askeri usul ve yönteme ve askeri hizmete göre tesis edilmiş ise bu işlemin askeri hizmete ilişkin bulunduğunun kabuledilmesi gerektiği, daha açık bir ifadeyle, askeri hizmete ilişkin idari işlemler ya da eylemlerin, idarece bir asker kişinin askeriyeterlik ve yetenekleri, tutum ve davranışları, askeri geçmişi, asker kişi olmaktan kaynaklanan hak ve ödevleri, askerlikhizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural, gerek ve gelenekler göz önünde tutularak değerlendirilmesisonucunda tesis edilen işlem ya da eylemler olduğu, bütün bu hususlar nazara alındığında, dava konusu eylemin askeri hizmete,ilişkin olup olmadığı irdelendiğinde; Davacının, görevi gereği askeri araçla birlik dışına çıktığı, askeri araçla seyir halinde bulunduğusırada, askeri aracın devrilmesi sonucu yaralandığı, askeri araç şoförünün dikkatsizliği nedeniyle meydana gelen kazada idareninhizmet kusuru içerisinde bulunduğu, ancak, tazminatın konusunu oluşturan zararın kamu idaresine ait bir motorlu aracın karayoluüzerinde işletilmesi sırasında meydana gelmiş olması nedeniyle, görevli yargı yerinin belirlenebilmesi için konuya ilişkin özeldüzenleme içeren 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümlerinin gözden geçirilmesi gerektiği, 2918 sayılı Karayolları TrafikKanununun 106’ncı maddesi: “Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine ve belediyelere, kamuiktisadi teşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebep oldukları zararlardan dolayı, bu Kanunun işletenin hukukisorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır” hükmünü; aynı kanunun 90’ıncı maddesi “Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevitazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” hükmünü haiz olduğu, 2918 sayılı KarayollarıTrafik Kanununun 85’inci maddesinde; işleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğunun; 86'ncımaddesinde ise; işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin, sorumluluktan kurtulması veya sorumluluğunazaltılması hususlarının düzenlenmiş bulunduğu, sözü edilen Yasa hükümlerinde, açıkça göreve ilişkin bir düzenlemeye yerverilmediği, esasen 85’inci maddedeki işletenin hukuki sorumluluğunun zarar gören üçüncü kişiler bakımından ele alınmış olmasıkarşısında, işleten veya teşebbüs sahibi ile hizmet ilişkisi içinde bulunan araç sürücüsünün veya diğer görevlilerin uğradıkları
zararlardan dolayı hukuki sorumluluğun genel hükümlere tabi olmasının doğal olduğu, belirtilen hükümler çerçevesinde, kamukurumuna ait motorlu aracın kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla işletilmesi sırasında bir kamu görevlisinin yaralanması ya daölmesi nedeniyle uğranılan zararlardan dolayı, idarenin hizmet kusuru ya da objektif sorumluluk esasları çerçevesinde sorumluolup olmadığının yargısal denetiminin, idari eylemden doğan zararların giderilmesi için açılacak bir tam yargı davası kapsamındaidari yargı yerlerince yapılacağı, olayda, askeri bir hizmetin yerine getirilmesi sırasında bu hizmet için tahsis edilen aracın, trafikkazası yapmasına bağlı olarak, araçtaki görevli davacı personelin yaralanması dolayısıyla uğranılan zararların tazmin edilmesiistenildiğine göre; zararın askeri kural ve talimatlar çerçevesinde yürütülen bir hizmet sırasında doğması ve asker kişininbedeninde oluşması karşısında, davada idari eylemin “askeri hizmete ilişkin bulunması” ve “asker kişiyi ilgilendirmesi” şartlarınınbirlikte gerçekleştiği anlaşıldığından, uyuşmazlığa konu edilen davanın görüm ve çözümünde askeri idari yargı yerinin görevliolduğunun değerlendirildiği, yapılan bu açıklamalara göre dava konusu olayda Anayasanın 157 nci ve 1602 sayılı AYİMKanununun 20 nci maddesinde öngörülen idari eylemin “askeri kişiyi ilgilendirmesi” ve “askeri hizmete ilişkin bulunması” şartlarıbirlikte gerçekleştiğinden, davanın görüm ve çözümünde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevli olduğu sonucuna; ulaşıldığı,Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün, benzer konulardaki 24.6.2002 gün ve 2002/36 Esas, 2002/28 Karar numaralı; 3.4.2001gün ve 2000/20 Esas, 2000/47 Karar; numaralı; 2.2.2009 gün ve 2008/84 Esas, 2009/10 Karar numaralı kararlarının da buyönde olduğu, gerekçesiyle 2247 sayılı Kanunun 10, 12 ve 13 üncü maddeleri gereği görev uyuşmazlığının halli için dosyanınUyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.Başkanlıkça 2247 sayılı Yasanın 13. maddesinin 3. fıkrası uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yazılı düşüncesiistenilmiştir.YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISI; Dava konusu zararın, kamu idaresine ait aracın karayolu üzerinde işletilmesi sırasındameydana gelmiş olması nedeniyle, görevli yargı yerinin belirlenebilmesi için konuya ilişkin özel düzenleme içeren Karayolları TrafikYasası hükümlerinin gözden geçirilmesi gerektiği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun, trafik kazalarına ilişkin yedinci kısmınıizleyen hukuki sorumluluk ve sigorta hakkındaki sekizinci kısmının “İşleten ve Araç İşleticisinin Bağlı Olduğu Teşebbüs SahibininHukuki Sorumluluğu'" başlıklı birinci bölümünde aynı başlıkla yer alan 85. maddesinin değişik birinci fıkrası, "Bir motorlu aracınişletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın birteşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işletenive bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar" ve değişik beşinci fıkrası,"İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına yardımcı kişilerin kusurundan kendikusuru, gibi sorumludur" hükümlerini taşımakta; aynı kısmın "Özel Durumlar" başlıklı üçüncü bölümünde Devlete ve kamukuruluşlarına ait araçların durumunu düzenleyen değişik 106. maddesinde, "Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelere,il özel idarelerine ve belediyelere, kamu iktisadi teşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebep olduklarızararlardan dolayı, bu Kanunun işletenin hukuki sorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır" hükmüne yer verildiği diğer taraftan;19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14. maddesi ile değişik 2918 sayılı Yasa'nın "Görevli ve YetkiliMahkeme"ye ilişkin 110. maddesinde, "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiğizararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması,bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleriuygulanır. Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigortasözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesindede açılabilir" ve Geçici 21. maddesinde (Ek: 11/1/2011-6099/15 md.) ise, "Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasınıngöreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalarauygulanmaz" hükmünün yer aldığı, bu durumda, 6099 sayılı Kanun ile 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesinde yapılan değişiklikle,işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundandoğan sorumluluk davalarının, adli yargıda görüleceği, zarar görenin kamu görevlisi olmasının, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemeyeceğinin açık bir şekilde belirtilmiş olması karşısında, uyuşmazlığa konu edilen davanın görüm ve çözümünde adli yargınıngörevli olduğu sonucuna varıldığı bu nedenle; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanlığı’nın 2247 sayılı Yasa’nın 10. maddesigereğince yapmış olduğu başvurunun reddine karar verilmesi gerektiği yolunda yazılı düşünce vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler: Mustafa AYSAL, Eyüp Sabri BAYDAR, SıddıkYILDIZ, Nurdane TOPUZ, Sedat ÇELENLİOĞLU ve Ayhan AKARSU’nun katılımlarıyla yapılan 19.12.2011 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Başvuru yazısı ve dava dosyası örneği üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi gereğince yapılan incelemeyegöre, davalı Milli Savunma Bakanlığı vekilinin anılan Yasanın 10/2 maddesinde öngörülen yönteme uygun olarak yaptığı görevitirazının reddedilmesi ve 12/1. maddede belirtilen süre içinde başvuruda bulunması üzerine Askeri Yüksek İdare MahkemesiBaşsavcısı’nca, 10. maddede öngörülen biçimde olumlu görev uyuşmazlığı çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Usule ilişkin herhangi birnoksanlık bulunmadığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülşen AKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundakiraporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN’ın adliyargının, A.Y.İ.M. Savcısı Müjdat TUNA’nın ise askeri idari yargının görevli olduğu yolundaki yazılı ve sözlü açıklamaları dadinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, 18 aylık askerliğini yaparken, verilen bir görev sırasında içinde yolcu olarak bulunduğu askeri aracın karayolu üzerinde kazayapması nedeniyle yaralanan davacının uğradığı öne sürülen maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle açılmıştır.Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kuralabağlanmış olup, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları ihlâl edilenler tarafından açılacak tam yargı davalarının görüm veçözümünün idari yargı yerlerinin görevine girdiği tartışmasızdır.
Ancak, tazminatın konusunu oluşturan zararın kamu idaresine ait bir motorlu aracın karayolu üzerinde işletilmesisırasında meydana gelmiş olması nedeniyle, görevli yargı yerinin belirlenebilmesi için konuya ilişkin özel düzenleme içerenKarayolları Trafik Kanunu hükümlerinin gözden geçirilmesi gerekmektedir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun, trafik kazalarına ilişkin yedinci kısmını izleyen hukuki sorumluluk ve sigorta hakkındakisekizinci kısmının, “İşleten ve Araç İşleticisinin Bağlı Olduğu Teşebbüs Sahibinin Hukuki Sorumluluğu” başlıklı birinci bölümündeaynı başlıkla yer alan 85. maddesinin değişik birinci fıkrası, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veyayaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altındaveya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğanzarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” ve değişik beşinci fıkrası, “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi,aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerini taşımakta;aynı kısmın “Özel Durumlar” başlıklı üçüncü bölümünde Devlete ve kamu kuruluşlarına ait araçların durumunu düzenleyen değişik
106. maddesinde ise, “Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine ve belediyelere, kamu iktisaditeşebbüslerine ve kamu kuruluşlarına ait motorlu araçların sebep oldukları zararlardan dolayı, bu Kanunun işletenin hukukisorumluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmektedir.Anılan 85. maddeden, işleten ve teşebbüs sahibinin, bir motorlu aracın işletilmesinden ve bu arada aracın sürücüsünün veişletme yardımcılarının eylem ve davranışlarından dolayı üçüncü kişilerin uğradıkları zararlardan, kusurlu olup olmamalarınabakılmaksızın
“tehlike esası”na göre sorumlu tutuldukları; 106. madde ile de, maddede sayılan kamu kurum ve kuruluşlarınınişleten gibi aynı hukuki sorumluluğa tabi kılındığı anlaşılmaktadır.Sözü edilen Yasa hükümlerinde, açıkça göreve ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği gibi, esasen 85. maddedeki işletenin hukukisorumluluğunun zarar gören üçüncü kişiler bakımından ele alınmış olduğu, nitekim, Karayolları Trafik Kanunu’nun hukukisorumluluğa ilişkin diğer hükümlerinde, 85. madde kapsamı dışında kalan hallerde genel hükümlerin uygulanacağına işaret edildiğigörülmektedir.Belirtilen duruma göre, kamu kurumuna ait motorlu aracın kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla işletilmesi sırasında bir kamugörevlisinin yaralanması ya da ölmesi nedeniyle uğranılan zararlardan dolayı, idarenin hizmet kusuru ya da objektif sorumlulukesasları çerçevesinde sorumlu olup olmadığının yargısal denetiminin, idari eylemden doğan zararların giderilmesi için açılacak birtam yargı davası kapsamında idari yargı yerlerince yapılacağı açık olmakla birlikte, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1.maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğiniilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgilikuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki vesorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarında uygulanacağının belirtildiği; öte yandan2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanlarıdahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmününuygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesiniyapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir”;Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihtenönce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz” denilmiştir.Dosyanın incelenmesinden, askerlik görevini yerine getirmekte iken görevi gereği sivil olarak kışla dışına çıkan davacının,30.8.2000 tarihinde askeri araçla tabura doğru giderken araç şoförünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonrasında meydanagelen trafik kazasında ağır derecede yaralanması nedeniyle uğradığı öne sürülen maddi ve manevi zararının karşılığı olarak10.000.00 TL maddi, 50.000.00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren başlayacak yasal faizi ile birlikte tazmini istemiyledavanın açıldığı anlaşılmıştır.Yukarıda açıklanan nedenlerle ve 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi gözetildiğinde işleteniveya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğansorumluluk davalarının, adli yargıda görüleceği, zarar görenin kamu görevlisi olmasının, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemeyeceğinin açık bir şekilde belirtilmiş olması karşısında, uyuşmazlığa konu edilen davanın görüm ve çözümünde adli yargınıngörevli olduğu sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle davanın görüm ve çözümü adli yargı yerinin görevine girdiğinden Askeri Yüksek İdare MahkemesiBaşsavcısının başvurusunun reddi gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başsavcısı’nınBAŞVURUSUNUN REDDİNE, 19.12.2011 gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.