T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO
: 2016 / 155
KARAR NO : 2016 / 203
KARAR TR
: 11.04.2016ÖZET : Davacılardan Ş.D.’in sivil memur (yardımcıhizmetler sınıfı) olarak Tatvan Asker HastanesiBaşhekimlik emrinde görev yaparken,rahatsızlanması üzerine Tatvan Asker Hastanesindeyanlış gördüğünü iddia ettiği tedavi sonucuböbreğinde oluşan işlev ve fonksiyon bozukluğunedeniyle ortaya çıktığı iddia olunan maddi vemanevi zararların tazmini istemiyle açtığı davanın,ASKERİ İDARİ YARGI yerinde görülmesigerektiği hk.
K A R A R
Davacı lar
: 1-Kendi adına asaleten, yaşı küçük davacılar
adına velayeten Ş.D.
2- Kendi adına asaleten, yaşı küçük davacılar
adına G.D.
3-M.D.
4-Y.D.
5-İ.D. Vekilleri
: Av. V.S.
Davalı
: Milli Savunma Bakanlığı
Vekili
: Av.F.Y
(Adli Yargıda)
Av.E.G
(Genel İdari Yargıda)
Av.B.K.M.
(Askeri İdari Yargıda)
O L A Y
: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı Ş.D.’in 23.07.2007 tarihinde Tatvan AskerHastanesinde geçirdiği ameliyat esnasındaki yanlış ve hatalı teşhis ve tedavi sonucunda böbreğinde oluşan işlem vefonksiyon bozukluğundan kaynaklı işgücü kaybının olduğunu, davacının ameliyat sırasında idrar kanalının koptuğunu vedaha sonra açık ameliyat yolu ile idrar kanalının dikildiğini, davacının geçirmiş olduğu ameliyat sonrasında iyileşmediğini,ameliyatı gerçekleştiren Üroloji Uzmanı Tabip Asteğmen M.H.T.’nin operasyon esnasında gerekli dikkati ve özenigöstermediğini, Tatvan Sulh Ceza Mahkemesince yürütülen yargılamada İstanbul Adli Tıp 3. İhtisas Dairesinden aldırılanraporda da üroloji uzmanının gerektiği gibi tüm dikkat ve özeni göstermediğini ve davacının yaralanmasına sebebiyetverdiğini, davacının 28.09.2007 tarihinde Tatvan Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet dilekçesi ile başvurduğu ve2008/1343 sayılı dosya üzerinden soruşturma başlatılarak 25.03.2011 tarihinde iddianame hazırladığını, sanık hakkındaTatvan Sulh Ceza Mahkemesine sunulan iddianamenin kabul edildiği ve 2011/197 Esas dosya üzerinden dava açıldığınıve dava sonunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, davacının, doktorun yanlış tedavi uygulamasısonucu Gülhane Askeri Tıp Akademisi Nükleer Tıp laboratuarından alınan 10.02.2009 tarihli raporda sağ böbreğininfonksiyonu % 67,23 iken % 32,77 olduğunu belirtildiği, davacılardan Ş.D.’in yaşamış olduğu hadiselerin ailesini deolumsuz yönde etkilediğini belirterek; 140.000,00 TL maddi ve manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasalfaizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle adli yargıda dava açmıştır.
TATVAN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ:08.01.2013 gün ve E:2012/511 K:2013/3 sayılı kararında; “…görev kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında resen mahkemece göz önüne alınması gerektiğinden, davanınaçıldığı tarihte görevli olsa dahi yargılama sırasında mahkememizin görevsiz olduğu…” şeklindeki gerekçe ileUyuşmazlığın idari yargının görev alanında kaldığı anlaşıldığından mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın reddinekarar vermiş; karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ: 27.05.2013 gün ve E:2013/7167 K:2013/10008 sayılı kararında “…Mahkemece, görevsizlik nedeni ile davanın reddine karar verildiğinden davalı idare yararına tek bir maktu vekaletücretine hükmedilmesi gerekirken dava konusu maddi ve manevi tazminat talepleri için ayrı ayrı vekalet ücretinehükmedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekir. Ne var ki belirlenen bu yanılgınıngiderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 438 maddesi uyarıncahükmün düzeltilerek onanmasına…” şeklindeki gerekçe ile, temyiz edilen kararın vekalet ücretine ilişkin hüküm fıkrasının(4) no’lu bendinin çıkarılarak yerine “Davalı Milli Savunma bakanlığı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden AvukatlıkAsgari Ücret Tarifesi’nin 7/1. maddesi uyarınca 1.320,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı MilliSavunma Bakanlığı’na verilmesine” biçimindeki cümlenin yazılmasına, davacıların diğer temyiz istemlerinin ilk benttekinedenle reddiyle kararın düzeltilmiş bu biçiminin onanmasına karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir.
Davacı vekili bu kez aynı istemle idari yargı yerinde dava açmıştır.VAN 3. İDARE MAHKEMESİ:22.01.2015 gün ve E:2013/1368 K:2015/84 sayılı kararında; “…Anayasa’nın157. maddesinde; Askeri Yüksek idare Mahkemesi’nin, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileriilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve sonderece mahkemesi olduğu belirtilmiş; 1602 sayılı Askeri Yüksek idare Mahkemesi Kanunu’nun 20. maddesinde ise;"Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Türk Milleti adına; askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileriilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarakyargı denetimini ve diğer kanunlarda gösterilen, görevleri yapar. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğanuyuşmazlıklarda; ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz.Bu Kanunun uygulanmasında asker kişiden maksat; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmettenayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve er,erbaş ve erler ile sivil memurlardır."hükümlerine yer verilmiştir.2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14 üncü maddesinin 3/a bendinde dava dilekçelerinin "görev"yönünden ilk incelemeye tabi tutulacağı belirtilmiş, 15 inci maddesinin l/a bendinde ise; 14 üncü maddeni 3/a bendinegöre adli ve askeri yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine karar verileceği hükme bağlanmışbulunmaktadır.Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, Tatvan Asker Hastanesi Başhemşirelik emrinde sivil memur olarakgörev yaptığı, 23.07.2007 tarihinde Tatvan Askeri Hastanesinde geçirdiği operasyon esnasındaki yanlış ve hatalı teşhisve tedavi neticesinde böbreğinde oluşan ve halen devam eden işlev ve fonksiyon bozukluğu meydana gediği iddiasıylatoplam 140.000 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olaniş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlem veya eylemin “askerkişiyi ilgilendirmesi” ve “askeri hizmete ilişkin bulunması” koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.1602 sayılı Yasa’nın 20. maddesinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olansivil memurların asker kişi sayıldığı, davacının da askeri hastanede sivil memur olduğu, yani asker kişi olduğu, davakonusu tazminat konusu olayın ise; 23.07.2007 tarihinde, Tatvan Askeri Hastanesi'nde, davacının geçirdiği operasyonailişkin yanlış ve hatalı teşhis ve tedavi iddialarına ilişkin olduğu, bahsi geçen idari eylemin gerçekleştirildiği yerin askerihastane olduğu hususu da dikkate alındığında, eylemin askeri hizmete ilişkin olduğu sonucuna varılmış olup, asker kişiyeve askeri hizmete ilişkin olan iş bu davanın görüm ve çözüm yerinin, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi olduğu…”şeklindeki gerekçe ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15 inci maddesinin 1-a bendi hükmü uyarıncadavanın görev yönünden reddine karar vermiş; karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.Davacı vekili bu kez aynı istemle askeri idari yargı yerinde dava açmıştır.ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ İKİNCİ DAİRESİ: 04.11.2015 gün ve E:2015/1683K:2015/1721 sayılı kararında; “…Anayasanın, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevleri, üyelerinin seçimi ve özlükhakları, kuruluşu, işleyişi ile yargılama usullerine ilişkin 157 nci maddesinde “Askeri Yüksek idare Mahkemesi, askeriolmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerdendoğan uyuşmazlıkların yargı denetimi yapan ilk ve son derece mahkemesidir. Ancak askerlik yükümlülüğünden doğanuyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz” hükmü bulunmaktadır.Askeri Yüksek idare Mahkemesinin görevlerini belirleyen, 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare MahkemesiKanununun 2508 sayılı Kanunla değişik 20 nci maddesinde, “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Türk Milleti adına askeriolmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerdendoğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimini ve diğer kanunlarda gösterilen görevleriyapar. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda, ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz. Bu kanununuygulanmasında asker kişiden maksat, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay,askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlardır"hükmü, aynı kanunun idari davalar ve yargı yetkisinin sınırı başlığı taşıyan 21 nci maddesinde de, 20 nci madde debelirtilen kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlemi ve eylemden dolayı açılacak iptal ve tam yargı davalarınındoğrudan doğruya ve kesin olarak Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde çözümlenip karar bağlanacağı hükmü yeralmaktadır.Anayasanın ve 1602 sayılı Kanunun bu hükümleri karşısında bir davaya Askeri Yüksek İdare Mahkemesindebakılabilmesi için;1-İdari işlemin bir asker kişi göz önünde tutularak tesis edilmesi veya idari eylemin bir asker kişiye yönelmişolması, yahut uyuşmazlığın askerlik yükümlülüğünden doğmuş olması,2-Dava konusu idari işlem ve eylemin askeri hizmete ilişkin bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmiş olmasıgerekir.Davacının olay sırasında, askerlik hizmetini yerine getirmek üzere görev yaptığı, dolayısıyla asker şahıs olduğuhususunda herhangi bir tereddüt yoktur. Burada açıklığa kavuşturulması gereken husus dava konusu eylemin, yani tıbbiteşhis ve tedavide hata yapıldığı iddiasına ilişkin eylemlerin askeri hizmete ilişkin olup olmadığıdır. Bu itibarla askerihastanede verilen sağlık hizmetinin, niteliği açısından incelenmesinde yarar vardır.Kuruluş Kanunu gerekçesinde de belirtildiği üzere, asker kişinin statü bakımından farklı konumu, askeri hizmetinkendine özgü kurallarla yürütülmesi ve bu nedenle asker kişiyi ilgilendiren, askeri hizmete ilişkin idari işlemlerin hukukauygunluk denetiminin, söz konusu statü farklılığını ve askerlik mesleğinin değişik yapı ve koşullarını bilen, bu koşullarıniçinde yaşayan uzman bir kuruluş tarafından yapılması amaçlanmıştır. Anayasada ve Mahkemenin kuruluş kanunundaasker kişileri ilgilendiren ve askeri makamlarca tesis edilen tüm işlemler veya eylemler değil de, yalnızca askeri hizmete
ilişkin olanlardan söz edilmesinin anlamlı olduğu açıktır.Bir idari eylemin “askeri hizmete ilişkin bulunması”, eylemin kanun ve nizamların Türk Silahlı Kuvvetlerine tanıdığıyetki ve görevlerin yerine getirilmesi amacına yönelik olması, askeri nitelikteki idari eylemin ise, askeri kural ve gereklerçerçevesinde yürütülen askeri hizmet sırasındaki bir hareket, tutum veya meydana gelen ya da getirilen bir olay olaraktanımlanması mümkündür. Bu durumda bir idari eylemin “asker kişiyi ilgilendirmesi” için; davacının asker kişi olması, idarieylemin asker kişilerce tesis edilmiş olması ve idari eylemin bir asker kişiye yönelmiş bulunması gerekmektedir.Bu kapsamda bir işlem veya eylem Askeri makamlarca asker şahıslar hakkında tesis edilmiş ya da uygulanmışolsa bile, bu işlem veya eylemin Askeri makamlar dışındaki bir başka kamu kurum ya da kuruluşunca kendi personelihakkında tesis edilmiş olan işlem veya eylemden nitelik yönünden herhangi bir farkı bulunmuyorsa, bu işlem Askerihizmete ilişkin bir işlem veya eylem olmayıp, bu işlem veya eyleme ilişkin davaların görüm ve çözüm yerinin de AYİMdeğil genel idari yargı yeri olması gerekir. Başka bir anlatımla bir idari işlem veya eylemin askeri hizmete ilişkin olabilmesive yargısal denetiminin AYİM’de yapılabilmesi için, işlem veya eylemin yargısal denetiminde askerlik mesleğiningereklerini yakından bilmenin önem taşıması gerekmektedir. Açılan iptal ya da tam yargı davasında, asker kişi hakkındatesis edilen işlem veya eylemden doğan dava ve onun çözümüyle varılacak sonuç ile, aynı durumdaki sivil kişi hakkındaaynı işlem veya eylemden doğan dava ve onun çözümüyle varılacak sonucun farklı olmaması halinde davanın çözüm yeriAYİM değil Genel İdari Yargıdır.Davaya konu uyuşmazlık, davacının rahatsızlığına ilişkin olarak askeri hastanede yapılan teşhis ve tıbbi tedavidehata, ihmal ya da gecikme dolayısıyla oluşan zararının tazminine ilişkindir.Bu yönüyle sorun sadece TSK.da görevli ya da askerlik hizmetini yerine getiren ve durumları davacı gibi olanpersonelle sınırlı olmayıp, kamu ya da özel hastanelerde tıbbi tedavi hizmeti alan kamu personelinin tamamınıilgilendirmektedir.Davanın çözümünde ne davacının 1602 sayılı Kanunun 20’nci maddesi uyarınca asker kişi sayılmasının, ne detıbbi tedavi hizmetini askeri hastanelerde almasının herhangi bir etki ve önemi yoktur. Kamuda 657 sayılı Kanunkapsamında veya diğer özel kanunlarda memur olarak görev yapan personelin almış olduğu tıbbi tedavi hizmeti iledavacının almış olduğu tıbbi tedavi hizmeti arasında bir fark bulunmadığı, zira her iki durumda da tıp ilminin verileridoğrultusunda sağlık hizmet verildiği, örnek vermek gerekirse; kalp rahatsızlığına ilişkin bir ameliyat kamuya aithastanelerde (devlet hastanesi, araştırma hastaneleri, tıp fakültesi hastaneleri vb.) veya özel hastaneler ya da sağlıkkuruluşlarında tıp ilmince kabul edilmiş olan hangi usul ve esaslara göre yapılıyorsa, askeri hastanelerde de aynı usul veesaslara göre yapılmaktadır. Kaldı ki, askeri personelin sağlık hizmetlerini askeri hastanelerde alma zorunluluğu dabulunmadığı (hatta sivil vatandaşların da asker hastanelerden sağlık/hizmeti aldıkları), bu hizmetin Sosyal GüvenlikKurumu tarafından tanınan tüm kamu ya da özel hastanelerden alınabildiği, hatta bu hastanelerden alınan raporların dageçerli olduğu, bu durumda uyuşmazlığın esasını teşkil eden sağlık hizmetinde, tıp ilminin verileri dikkate alınırken, askerihizmetin gereklilikleri (veya askeri kural ve gerekler) gözetilmemektedir. Zira, Mahkememizce de bu davaların çözümüuzman bilirkişi görüşüne başvurulmasını gerektirdiğinden tıbbi bilirkişi incelemesi yapılmaktadır. Seçilen bilirkişileraskerlik konusunda uzman kişiler olmayıp, dava konusu rahatsızlıkla ilgili bilim dallarında görev yapan profesör veyadoçent unvanlı sivil doktorlardır. Yani benzer davalarda genel idari yargı organları hangi kriterlere göre karar veriyorsa,AYİM’de de aynı kriterlere göre karar verilmektedir. Tüm bu sebeplerle davacının 1602 sayılı Kanunun 20’nci maddesi kapsamında asker kişi olduğu, ancak davakonusu zararının, askeri hastanedeki tıbbi tedavide ihmal, gecikme veya hata sonucu oluşup oluşmadığının tıp ilmininverileri doğrultusunda ortaya konulacağı, bu haliyle söz konusu uyuşmazlığın çözümünde askerlik hizmetinin gereklerininbir önemi olmadığı, dolayısıyla zararı oluşturan eylemin askeri hizmete ilişkin olmadığı, bu itibarla davanın görev ve çözümyönünden AYİM’in görevli olmadığı ve bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiği…” şeklindeki gerekçe iledavanın görev yönünden reddine karar vermiş ve karar kesinleşmiştir.Davacı vekili idari, adli ve askeri yargı yerlerince verilmiş olan görevsizlik kararları nedeniyle oluştuğunu ilerisürdüğü olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvuruda bulunmuştur.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK,Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ınkatılımlarıyla yapılan 11.04.2016 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; adli,genel idari ve askeri idari yargı yerleri arasında 2247 sayılı Yasa'nın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görevuyuşmazlığı doğduğu, adli, idari ve askeri yargı dosyalarının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacınınistemi üzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkinişlemlerde herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ilekarar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Filiz BUDAK’ın, davanın çözümünde askeri idari yargınıngörevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay SavcısıUğurtan ALTUN, Danıştay Savcısı Yakup BAL ile Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Savcısı Yusuf ŞEKER’in davadaaskeri idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü ve yazılı açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜPDÜŞÜNÜLDÜ:Dava, davacılardan Ş.D.’in sivil memur (yardımcı hizmetler sınıfı) olarak Tatvan Asker Hastanesi Başhekimlikemrinde görev yaparken, rahatsızlanması üzerine Tatvan Asker Hastanesinde yanlış gördüğünü iddia ettiği tedavi sonucuböbreğinde oluşan işlev ve fonksiyon bozukluğu nedeniyle ortaya çıktığı iddia olunan maddi ve manevi zararların tazminiistemiyle açılmıştır.
Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlü olduğu kurala bağlanmış olup, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları ihlâl edilenler tarafından açılacaktam yargı davalarının görüm ve çözümünün idari yargı yerlerinin görevine girdiği tartışmasızdır.Anayasa’nın 157. maddesinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin, askeri olmayan makamlarca tesis edilmişolsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargıdenetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu; ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilininasker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiş; 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun25.12.1981 tarih ve 2568 sayılı Yasa ile değişik 20. maddesinin birinci fıkrasında, “Askeri Yüksek İdare MahkemesiTürk Milleti adına; askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkinidari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimini ve diğerkanunlarda gösterilen, görevleri yapar. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda; ilgilinin asker kişiolması şartı aranmaz” denilmiştir.Buna göre, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari işlem veyaeylemin “asker kişiyi ilgilendirmesi” ve “askeri hizmete ilişkin bulunması” koşullarının birlikte gerçekleşmesigerekmektedir.1602 sayılı Yasa’nın 20. maddesinin ikinci fıkrasında, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmettenayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivilmemurlar asker kişi sayılmaktadır.Davacının 1602 sayılı Yasa’nın 20. maddesinde sayılan asker kişilerden olduğu ve bu nedenle dava konusueylemin asker kişiyi ilgilendirdiği kuşkusuzdur.Dava konusu eylemin askeri hizmete ilişkin olup olmadığına gelince:Bir idari eylemin “askeri hizmete ilişkin bulunması”, eylemin kanun ve nizamların Türk Silahlı Kuvvetlerine tanıdığıyetki ve görevlerin yerine getirilmesi amacına yönelik olması, askeri nitelikteki idari eylemin ise, askeri kural ve gereklerçerçevesinde yürütülen askeri hizmet sırasındaki bir hareket, tutum veya meydana gelen ya da getirilen bir olay olaraktanımlanması mümkündür. Bu durumda bir idari eylemin “asker kişiyi ilgilendirmesi” için; davacının asker kişi olması, idarieylemin asker kişilerce tesis edilmiş olması ve idari eylemin bir asker kişiye yönelmiş bulunması gerekmektedir.Bu kapsamda bir işlem veya eylem askeri makamlarca, asker şahıslar hakkında tesis edilmiş ya da uygulanmışolsa bile, bu işlem veya eylemin askeri makamlar dışındaki bir başka kamu kurum ya da kuruluşunca kendi personelihakkında tesis edilmiş olan işlem veya eylemden, nitelik yönünden herhangi bir farkı bulunmuyorsa, bu işlem Askerihizmete ilişkin bir işlem veya eylem olmayıp bu işlem veya eyleme ilişkin davaların görüm ve çözüm yerinin de AYİMdeğil genel idari yargı yeri olması gerekir. Başka bir anlatımla bir idari işlem veya eylemin askeri hizmete ilişkin olabilmesive yargısal denetiminin AYİM’de yapılabilmesi için, işlem veya eylemin yargısal denetiminde askerlik mesleğiningereklerini yakından bilmenin önem taşıması gerekmektedir. Açılan iptal ya da tam yargı davasında, asker kişi hakkındatesis edilen işlem veya eylemden doğan dava ve onun çözümüyle varılacak sonuç ile aynı durumdaki sivil kişi hakkındaaynı işlem veya eylemden doğan dava ve onun çözümüyle varılacak sonucun farklı olmaması halinde, davanın çözüm yeriAYİM değil Genel İdari Yargıdır.Dava dosyalarının incelenmesinden; davacılardan Ş.D.’in böbreğindeki taşların alınması için Tatvan AskerHastanesine başvurduğu, 23.07.2007 tarihinde idrar yollarından ameliyat olduğu, yapılan operasyon sonrası hastanınrahatsızlığının arttığı, üroloji uzmanı doktor hakkında yapılan şikayet sonucu soruşturma başlatıldığı; Tatvan Sulh CezaMahkemesine sunulan iddianamenin kabul edilerek 2011/197 Esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama ile hükmünaçıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği; dosyalardaki mevcut raporlarda davacının böbrek fonksiyonlarındaönemli kayıp olduğu, Tatvan Asker Hastanesinde yanlış tedavi sonucu Ş.D.’in böbreğinde oluşan işlev ve fonksiyonbozukluğu nedeniyle Ş.D. ile eşi ve çocukları üzerinde olay nedeniyle ortaya çıktığı iddia olunan maddi ve manevizararların tazmini istemiyle davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 4.1.1961 tarih ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunun 12 nci maddesinin (c) bendinde “askerihastaneler” in askeri kurum oldukları açıkça hüküm altına alınmakta; anılan Kanunun “Sağlık İşleri” başlıklı Bölümdedüzenlenen 57-70/B maddelerinde ise Türk Silahlı Kuvvetlerinde yürütülecek “sağlık hizmeti”nin ana esasları ortayakonulmaktadır. Bu meyanda, dava konusu bakımından önem taşıyan bazı düzenlemelere göz atılmasında yararbulunmaktadır:Madde 57-Türk Silâhlı Kuvvetleri sağlık işlerinde, askerlerin fizik ve moral durumlarının takibi ile koruyucu veaskerî sağlık hizmetlerinin yürütülmesi esastır. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık SigortasıKanunu hükümleri saklıdır.Bu hizmetin yerine getirilmesinden kıta komutanları, karargâh veya askerî kurum amirleri ile bunların tabiplerisorumludur.
Türk Silâhlı Kuvvetleri sağlık teşkillerindeki sağlık hizmetleri, harekât ihtiyaçları hariç ulusal sağlık mevzuatında yeralan hizmet standartlarına göre yürütülür.
Madde 58 – Türk Silâhlı Kuvvetlerinde koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında; çevre sağlığı, kişisel sağlık vehijyen, ilk yardım, bağışıklama, bulaşıcı hastalıklar ile tütün ve madde kullanımının önlenmesi, iş sağlığı ve güvenliği, okulsağlığı, sağlıklı beslenme, barınma ve giyinme, fiziksel performans ve etkinliklerin artırılması ile koruyucu sağlıkhizmetlerine ilişkin diğer tedbirler alınır.Askerî sağlık hizmetleri; göreve uyarlık ve elverişlilik kontrolleri ile periyodik veya zorunlu kontrolleri, sağlıkraporu kontrolünü, tıbbi tehditlerin önlenmesini ve ortadan kaldırılmasını, tahliye, tedavi, sağlık lojistiği ve askerî sağlığailişkin diğer ihtiyaçları kapsar.
Madde 59- Subay, astsubay, uzman jandarma, sivil personel, askerî öğrenciler, erbaş ve erler ile bunlarınadayları, yönetmelikle belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde sağlık açısından; göreve uyarlık ve elverişlilik ile periyodik
veya zorunlu kontrollere ya da sağlık raporu kontrolüne tabi tutulabilir.
Madde 61 – Subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar ile sivil personel, hastalıklarını bizzat veyabaşka bir vasıta ile amirlerine bildirmeye mecburdurlar. Amirler bunları öncelikle kendi kıta, karargâh ve askerîkurumlarının tabiplerine gönderir. Acil durumlarda 5510 sayılı Kanun hükümleri saklıdır. Birinci basamak ve üstbasamaklardaki muayene ve tedavilerin safahat ve sonuçları, bizzat veya başka bir vasıta ile amirlere bildirilir.
Üst basamak sağlık hizmet sunucularına sevk işlemleri ile buralardaki muayene ve tedaviler, 5510 sayılı Kanunesaslarına göre yürütülür.
Personelin askerî veya sivil sağlık teşkillerindeki muayene ve tedavi sonucunun Türk Silâhlı Kuvvetlerindekigörevlere uyarlık bakımından takibi, gerekiyorsa 59 uncu madde kapsamında kontrolü sağlanmak suretiyle, kıtakomutanları, karargâh veya askerî kurum amirleri ile bunların tabipleri tarafından yapılır.
Madde 63 –Görevli oldukları kıta, karargâh veya askerî kurumun bulunduğu yerden başka bir yerde hastalanansubay, astsubay, uzman jandarma, sivil personel ve askerî öğrenciler ile erbaş ve erler; hastalıklarını, bulunduğumahaldeki en yakın kıta komutanlığına ya da karargâh veya askerî kurumun amirliğine haber verir. Bu kıta komutanı yada karargâh veya askerî kurumun amiri, hastaların muayene ve tedavisinin yapılabileceği en yakın askerî veya sivil sağlıkhizmet sunucularına sevk edilmesini sağlar ve hastanın kıta, karargâh veya kurumuna ve mahallin garnizon komutanlığınahaber verir. Garnizon komutanlığı ya da kıta, karargâh veya askerî kurumun bulunmadığı yerlerde hastalananlar,bulundukları yerdeki sivil sağlık hizmet sunucularına müracaat ederler. Bunlar, durumları ile tedavi safahat ve sonuçlarınıamirlerine mümkün olan en kısa sürede bildirirler.
İzindeyken hastalanan subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaşlar ile sivil personel birinci fıkrada yazılıesaslara tabi olmadan tercihlerine göre askerî veya sivil sağlık hizmet sunucularına müracaat edebilirler. Bunlar, durumlarıile tedavi safahat ve sonuçlarını mümkün olan en kısa sürede amirlerine bildirirler. İzindeyken hastalanan uzman erbaşlarhariç erbaş ve erler ile öğrenciler hakkında birinci fıkra hükümleri uygulanır.
Madde 64 – Acil vakalarda hasta, en yakın askerî veya sivil sağlık hizmet sunucusuna müracaat eder vedurumunu mümkün olan en kısa sürede amirine bildirir.
Madde 67 – Subay, astsubay, uzman jandarma, sivil personel ve askerî öğrenciler ile erbaş ve erler hakkındaaskerî veya sivil sağlık sunucuları tarafından düzenlenen sağlık raporları neticesinde yapılacak işlemler yönetmeliklebelirlenir.Askerî veya sivil sağlık hizmet sunucuları tarafından düzenlenen raporlar ve diğer sağlık kayıtları, personel vesağlık bilgi sistemleri ile özlük dosyalarında muhafaza edilir211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun “askeri sağlık hizmeti” ile ilgili yukarıda işaret edilendüzenlemeleri dışında, gerek anılan Kanun (211 sk.) gerek 1111 sayılı Askerlik Kanunu, 1076 sayılı Yedek Subaylar veYedek Askeri Memurlar Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 3269 sayılı Uzman ErbaşKanunu, 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu, 4678 sayılı Türk Silahlı Kuvvetlerinde İstihdam Edilecek SözleşmeliSubay ve Astsubaylar Hakkında Kanun ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanununun, ilgili hükümleri uyarınca,Bakanlar Kurulu’nun 8.10.1986 tarih ve 86/11092 sayılı kararı ile yürürlüğe konulan “Türk Silahlı Kuvvetleri SağlıkYeteneği Yönetmeliği” (RG.24.11.1986, Sayı:19291) ile Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli askeri ve sivil personel ileaskerlik göreviyle yükümlü vatandaşların Silahlı Kuvvetlerdeki görevlere uyarlık bakımından sağlık yeteneklerini tespitetmek ve barışta ve savaşta yapılacak sağlık işlemleri düzenlenmiştir.Yönetmeliğin; “Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Sivil Personelin Sağlık İşlemleri Sivil Personel GöreveAlınırken Yapılacak Sağlık İşlemleri” başlıklı 85 nci maddesinde “Türk Silahlı Kuvvetlerine alınacak sivil personelinsağlık yeteneği, yapacakları göreve engel olmayacak, rahatsızlığı zamanla artmayacak nitelikte olmalı, hiç bir bulaşıcıhastalıkları bulunmamalıdır. Sivil personelin sağlık kurullarında yapılan muayeneleri sonunda alacakları raporlargirecekleri Kuvvet Komutanlıklarının Sağlık Başkanlığınca, Milli Savunma Bakanlığı karargahı ve bağlıları ile Kuvvetlerebağlı olmayan birlik ve kurumlara girecek sivil personelin raporları M.S.B. Sağlık ve Veteriner Dairesi Başkanlığıncaonaylanır. Sivil personelin sağlık yetenekleri askeri hastanelerin sağlık kurullarınca belirlenir. Sivil Yürütme ve İdareBölümü Sayfa : 34 24 Kasım 1986 — Sayı : 19291 RESMÎ GAZET E Sayfa : 35 personelin rapor kararları sivil görevve mesleğine göre bu Yönetmeliğin Subay ve Astsubay Sınıflandırma Çizelgelerinde karşılığı bulunan sınıfın subaysütununa göre, karşılığı bulunan bir sınıf yoksa ve personel fikir ağırlıklı işlerde görev yapacaksa personel sınıfına göre,beden ağırlıklı işlerde görev yapacaksa teknisyen sınıfına göre işlem görür ve bu sınıflarda artı (+ ) işaretli olanlar görevealınır, eksi (—) işaretli olanlar göreve alınmazlar. Türk Silahlı Kuvvetlerine alınacak sivil sakat memurlara, 657 SayılıDevlet Memulları Kanununun 53 ncü maddesi uyarınca çıkarılan ve 27 Temmuz 1983 tarihli ve 18117 Sayılı ResmîGazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren "Sakatların Devlet Memurluğuna Alınma Şartları ile Hangi İşlerdeÇalıştırılacakları Hakkında Yönetmelik" hükümleri uygulanır. Ancak bu yönetmeliğe göre alınacak sakat sivil memurlarınsakatlık derecelerinin tesbiti 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 31 nci maddesinin 3 ncü bendi uyarınca çıkarılan28/4/1981 tarihli ve 17324 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren "Sakatlık İndiriminden YararlanacakHizmet Erbabının Sakatlık Derecelerinin Tesbit Şekli ile Uygulanması Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre yapılır.“Sivil Personelin Sıhhi İzin Süreleri, Emeklilik İşlemleri ve Sağlık Yetenekleri” başlıklı 86 ıncı maddesinde “ Sivil personelhastalanır veya arızalanırsa, ilgili kanun ve yönetmeliklerde belirtilen süreler kadar sıhhi izin süresi kullanırlar. Sivilpersonel; hastalık ve arızalarda sıhhi izin süresi sonunda, sabitleşmiş olan hastalık ve arızalarda, sıhhi izin süresi bitiminibeklemeden muayeneye gönderilir. Hastane sağlık kurullarında bu personele kesin işlem kararlı rapor düzenlenir. Raporkararları personelin görev ve mesleğine göre bu yönetmeliğin sınıflandırma çizelgelerinde karşılığı bulunan sınıfın subaysütunu uyarınca, karşılığı bulunan bir sınıf yoksa, personel fikir ağırlıklı işlerde görev yapacaksa personel sınıfına, bedenağırlıklı işlerde görev yapacaksa teknisyen sınıfına göre işlem görür ve artı (+) işaretli olanlar görevlerine devam eder,eksi (—) işaretli olanlar emekliye sevk edilir. 85 nci maddenin 2 ve 3 ncü fıkralarına göre sakat olarak göreve alınanpersonele, sonradan başka bir hastalığa yakalandıklarında, bu madde hükümleri uygulanır.” “Raporların Onayı” başlıklı
87 inci maddesi “Sivil personelin istirahat raporları hastane baştabipliğince, kesin işlem kararlı raporları, Milli SavunmaBakanlığı Sağlık ve Veteriner Dairesi Başkanlığınca onaylanır.” hükümleri yer almaktadır.(Hemen ifade etmek gerekir kianılan Yönetmelik ve belirtilen hükümleri olay tarihi itibariyle yürürlükte olan metinler olup; 12 Kasım 2015 tarih ve29530 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve bu tarihte yürürlüğe giren “Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık YeteneğiYönetmeliği” ile 24.11.1986 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğiyürürlükten kaldırılmış ve yerini anılan yönetmelik almakla birlikte; yeni Yönetmelik düzenlemesi de yukarıda açıklananhükümlere paralel bulunmaktadır.)17.11.1983 tarih ve 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 3 ncümaddesinde, Gülhane Askeri Tıp Akademisinin; Genelkurmay Başkanlığının kuruluşunda, bilimsel özerkliğe sahip, TürkSilahlı Kuvvetlerinin sağlık birimleri alanında en yüksek danışma organı olan, Türk Silahlı Kuvvetlerine muvazzaf askeritabip ve gerektiğinde diğer sağlık bilimleri alanında askeri personel yetiştiren, kendisine ve bünyesindeki Askeri TıpFakültesine enstitü, yüksekokul ve benzeri kuruluşlar, eğitim hastaneleri ile diğer eğitim ve öğretim kurumları bağlanabilenve Genelkurmay Başkanlığının gerek gördüğü sağlıkla ilgili eğitim ve öğretimi de yaptıran bir yükseköğretim kurumuolduğu ifade edilmektedir. Aynı Kanunun “Görevler” başlıklı 7 nci maddesinde de, Gülhane Askeri Tıp Akademesiningörevleri arasında “…(i) silahlı kuvvetler mensuplarıyla 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmetler Kanunu’nda vediğer kanunlarda askeri kurumlarda tedavileri öngörülen kişilerin her türlü muayene ve tedavilerini yapmak” sayılmıştır.Yukarıda işaret edilen mevzuat hükümlerinden de açıkça anlaşılacağı üzere, Türk Silahlı Kuvvetlerinde kıt’atabipleri, revirler, askeri hastaneler, eğitim hastaneleri ve Gülhane Askeri Tıp Akadamesi (GATA) eliyle yürütülen “sağlıkhizmetleri”, askeri hizmetin bir parçası olup, Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 9.2.1998 tarih ve E.1998/1, K.1998/3 sayılıkararında da işaret edildiği üzere “… askeri hizmetle birlikte yürüyen ve ona bitişik nitelikte olan…” bir hizmetmesabesinde olduğundan, tam yargı davasını doğuran “ hatalı sağlık hizmeti sunulduğu” na ilişkin iddiaya dairdeğerlendirme yapılırken eylemin “askeri hizmete ilişkin” bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Yine UyuşmazlıkMahkemesi’nin 8.3.1978 tarih ve E.1978/2, K.1978/8 sayılı kararında “… her şeyden önce bir askeri hastane raporunadayanılması ve bir asker kişinin emeklilik işleminin iptali sonucu doğuracak bir davanın askeri işlemle ilişkili olduğukuşkusuzdur…” denilmek suretiyle, bir idari işlem ya da eylemin kökeninde “askeri” nitelikli bir faaliyet bulunmasıhalinde, “askeri hizmete ilişkinlik” unsurunun gerçekleştiği kabul edilmiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 27.12.1999 tarihve E.1999/58, K.1999/57 sayılı kararında da, GATA’da yürütülen sağlık hizmeti konusunda şu değerlendirmedebulunulduğu görülmektedir: “… Silahlı Kuvvetler mensuplarıyla 211 sayılı TSK İç Hizmet Kanunu’nda ve diğerkanunlarda askeri kurumlarda tedavileri öngörülen kişilerin her türlü muayene ve tedavilerini yapmak gibi başlıcagörevleri olan Gülhane Askeri Tıp Akademisinde ve bünyesindeki hastanede yürütülen faaliyetler, sağlık hizmetlerialmakla birlikte, askeri niteliği itibariyle kuşkusuz askeri hizmete ilişkin bulunmaktadır…”Uyuşmazlık Mahkemesinin yeni tarihli kararlarında da aynı vurgunun yapıldığı görülmektedir. 4.12.2013 tarih veE.2012/37, K.2013/166 sayılı kararda “… Askeri hastanelerce ve Gülhane Askeri Tıp Akademisince sunulan sağlıkhizmetinin icrası sırasında, fiilen statüde bulunan asker kişiler yönünden doğan zararların askeri idari yargının görevalanında olduğu tartışmasızdır. Keza, bu asker kişilerden sözkonusu askeri sağlık hizmeti sırasında maruz kaldıkları idarieylemler nedeniyle statüden ayrıldıktan sonra ortaya çıkan veya gelişen zararlarda da askeri idari yargının görevli olmayadevam edeceği ve (asker kişiyi ilgilendirme) şartının varlığını koruyacağı şüphesizdir…” denilmiş; 24.12.2012 tarih veE.2012/265, K.2012/285 sayılı karar ile 24.12.2012 tarih ve E:2012/577, K.2012/472 sayılı kararda da, GATA’datedavi gören iki erin, sunulan sağlık hizmeti nedeniyle zarara uğradıkları iddiasiyle açtıkları tam yargı davalarında, adliyemahkemelerinin kendilerini görevli görmesi (görevlilik kararı vermeleri) sonrasında Askeri Yüksek İdare MahkemesiBaşsavcısınca çıkartılan olumlu görev uyuşmazlıklarında, davada askeri idari yargının (AYİM’in) görevli olduğusonucuna varılarak, anılan adli yargı görevlilik kararları kaldırılmıştır.Askeri sağlık hizmetlerinin sunulması nedeniyle uğradığı öne sürülen zararlar nedeniyle açılan tam yargıdavalarında Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin, istikrarlı biçimde bu tür eylemlerin “askeri hizmete ilişkinlik” unsurunutaşıdığını benimseyerek kararlar verdiği; nitekim bir kararında, er statüsündeki bir davacı ile ilgili olarak “… Davacınınihtiyaçları ve tüm özlük hakları devlet tarafından yerine getirilen er rütbesinde bir Silahlı Kuvvetler mensubu olmakla,dışarıda kendi insiyatifi ile tedavi olarak ve uygun ilaçları kullanabilmek durumunda bir kişi olmadığı, sağlığının korunmasıve tedavisi konusunda yetkinin tamamen idareye ait olduğu, tedavi esnasında uygun aşının bulunmaması ve yan etkisibulunan bir aşının uygulanmasında idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, davacının zararlarının idarece karşılanmasıgerektiği sonucuna ulaşılmıştır…” denildiği (AYİM. 2.D.nin 7.6.2000 tarih ve E.1998/892, K.2000/371); GATA’dageçirdiği ameliyatı sonrası vefat eden bir erin yakınlarının açtığı tam yargı davasında, uzun yıllar istikrarlı biçimde sürdüğüiçtihatından dönerek davanın görev yönünden reddine karar vermeyi takiben, vaki karar düzeltme istemi üzerine buistemi kabul ederek, esastan davayı gören kararında “… Davalı idarenin karar düzeltme istemleri üzerine yapılanincelemede; Uyuşmazlık Mahkemesi’nce verilip istikrar kazanmış çok sayılı karar, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ncebu tür davalara Mahkememizin kurulduğu 1972 yılından 2002 yılına kadar bakılmış olması ve uygulamanın yerleşipistikrar bulması karşısında, 1602 sayılı AYİM Kanununun 20 nci maddesinde bir davaya Askeri Yüksek İdareMahkemesinde bakılabilmesi için gerekli görülen tüm şartların bir arada gerçekleştiği sonucuna ulaşıldığından, davalıidarenin kararın düzeltilmesi isteminin kabulüyle, davanın görev yönünden reddine ilişkin Mahkememizin 20 Mart 2002gün ve E: 2000/1147, K: 2000/591 sayılı kararının kaldırılmasına ve davaya kalındığı yerden devam edilmesine kararverilerek davanın esasına geçilmiştir…” (AYİM.2.D.nin 29.9.2004 tarih ve E.2002/712, K.2004/626 sayılı kararı,AYİM Dergisi, Sayı:20, Kitap:2, s.1142-1145; benzer mahiyetteki diğer bir karar için bkz.AYİM.2.D.nin 6.10.2004tarih ve E.2002/735, K.2004/703 sayılı kararı, age. S.1135/1138) denilmek suretiyle uzun yıllara dayalı istikrarlıiçtihadın sürdürüldüğü görülmektedir.Davanın somutunda, AYİM’in görev yönünden red kararındaki gerekçelerin, Askeri Hastanelerce verilen askerisağlık hizmetinin zahiri sonucuna (tıbbi tedaviye/operasyona) bakılarak serdedildiği, sivil memur statüsündeki davacının,
belirtilen mevzuatta öngörülen kimi haller (acil durumlar) dışında Kıt’a ve kurum amirlerinin sevki olmadan, birincibasamak Kıt’a tabipleri ya da revirlerin sevkleri bulunmadan askeri hastaneler (ve GATA) dışında sivil sağlıkkuruluşlarından sağlık hizmeti alınmasının söz konusu edilemeyeceği gerçeğinin yanı sıra, “askerliğe elverişli değildir”, “Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamaz” vb. salt askeri nitelikli işlemler tesisinin verilen askeri sağlık hizmetleriyledoğrudan bağlantılı, onunla birlikte yürütülen ve ona bitişik mahiyeti gözetildiğinde, bu hususların anılan kararda gözardıedildiği, GATA’nın ve askeri hastanelerin belli ölçüde sivil yurttaşlara da sağlık hizmeti sunulmasının belirtilen buhususlarla doğrudan bir bağlantısının olmadığı, sivil kişilere sağlık hizmeti sunulmasında sadece bir atıfet söz konusu olup,yukarıda işaret edilen askeri hizmete ilişkin işlemlerin ve prosedürlerin bunlar yönünden söz konusu bulunmadığı,dolayısiyle bunların uğradıkları zarar iddiaları nedeniyle açacakları tam yargı davalarını genel idari yargının göreceğinintabii olduğu ve asker kişilerle mukayese edilmesinin isabetli bulunmadığı, dolayısiyle sunulan askeri sağlık hizmetisırasında zarara uğranıldığı iddiasıyla açılan tam yargı davasında “askeri hizmete ilişkinlik” unsurunun gerçekleştiği ve budavanın AYİM’in görevine girdiği sonucuna ulaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 04.11.2015 gün ve E:2015/1683K:2015/1721 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde ASKERİ İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle AskeriYüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 04.11.2015 gün ve E:2015/1683 K:2015/1721 sayılı GÖREVSİZLİKKARARININ KALDIRILMASINA, 11.04.2016 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi. BaşkanNuriNECİPOĞLU
ÜyeAliÇOLAK
ÜyeSüleyman HilmiAYDINÜyeYusuf ZiyaattinCENİK
ÜyeMehmetAKBULUTÜyeAlaittin AliÖĞÜŞ
ÜyeYükselDOĞAN