T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS NO
: 2015 / 159
KARAR NO : 2015 / 181
KARAR TR
: 6.4.2015 ÖZET : Dava dışı üçüncü kişinin sevk ve idaresindebulunan davacıya ait aracın, yol üzerinde bulunan kumyığınına çarparak yolun solunda bulunan bordür taşlarınaçarpması sonucu ters dönmesi şeklinde meydana gelenkazada, yolun bakım ve onarımından sorumlu olandavalının kusuru bulunduğu belirtilerek açılan davanın;2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren110. Maddesi gereğince ADLİ YARGI YERİNDEçözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A RDavacı
: M.T.
Vekili
: Av.U.Ş. & Av.İ.K. Davalı
: Erzincan İl Özel İdare Müdürlüğü Vekili
: Av.M.D. O L A Y
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait 25 HD 887 plakalı aracın RecepDelibaş’ın sevk ve idaresinde iken, 20.07.2011 günü tek taraflı yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydanageldiğini, bu trafik kazası sonucu Erzincan Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2011/46 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişiraporunda davacının aracını kullanan Recep Demirbaş’ın %25 oranında kusurlu olduğunun, yolun bakım ve onarımındansorumlu davalı idarenin ise %75 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ayrıca kaportacı bilirkişinin düzenlemişolduğu raporda kasko ve piyasa değerinin 9.500,00 TL olduğunun, bu aracın yapımı, kasko ve piyasa değerinigeçeceğinden hurdaya ayrılmasının uygun görüldüğünün ve hurda bedelinin 1.950,00 TL olduğunun belirtildiğini,kaportacı bilirkişisinin raporuna göre davacının aracının hurda değeri piyasa değerinden çıkarıldığında maddi zararının7.550,00 TL olduğunun bildirildiğini belirterek; davalının hizmet kusuru sonucunda meydana gelen toplam 6.020.825TL’nin olay tarihi olan 06.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (idarenin %75 oranında kusurunatekabül eden miktar) tahsiline karar verilmesi istemi ile 22.12.2011 tarihinde idari yargı yerinde dava açmıştır.Sivas İdare Mahkemesi: 24.02.2012 gün ve 2011/1977 Esas, 2012/230 Karar sayılı kararı ile; “2577 sayılıKanunun 2. maddesinde; "idari dava türleri, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biriile hukuka aykırı olduklarından dolayı açılan iptal davaları; idari işlem ve eylemlerden dolayı kişisel hakları doğrudanmuhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları; kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idarisözleşmelerden dolayı açılan davalar olarak sayılmış; idari yargının idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunundenetimini yapmakla görevli olduğu kurala bağlanmıştır.2576 sayılı Kanunun “idare Mahkemelerinin Görevleri” başlıklı 5. maddesinde; “1. İdare mahkemeleri, vergimahkemelerinin görevine giren davalarla ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olanlar dışındaki: a) iptal davalarını, b)Tam yargı davalarını, c) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamuhizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkindavaları, d) Diğer kanunlarla verilen işleri, çözümler.” hükmü yer almaktadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun “Karayolu Trafik Güvenliği” başlıklı 13. maddesinde; “Karayolununyapımı, bakımı, işletilmesi ile görevli ve sorumlu bütün kuruluşlar, karayolu yapısını, trafik güvenliğini sağlayacak durumdabulundurmakla yükümlüdür.”, 110. maddesinde, (Değişik madde: 11/01/2011-6099 S.K./14.mad.) “İşleteni veya sahibiDevlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğansorumluluk davaları, adli yargıda görülür...” hükmü yer almaktadır.Dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden; davacıya ait 25 HD 887 plakalı aracın 20.07.2011 tarihindeAkyazı Beldesinden Üzümlü İlçesi istikametinde yol alırken idarenin yol bakım ve onarımı çalışmalarında gerekliişaretlemeyi yapmadığından kaynaklandığı iddia edilen tek taraflı ve maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle oluşan6.020,82 TL maddi zararın tazmini istemiyle yapılan 06.10.2011 tarihli başvurunun zımnen reddi üzerine 21.12.2011tarihinde ilgili zararın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Yukarıda aktarılan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ile davalı idareye yüklenilen sorumluluğun yerinegetirilmediğinden bahisle açılan davanın aynı Kanunun 110. maddesi uyarınca bu Kanundan doğan sorumlulukların yerinegetirilmemesinden kaynaklanan tazminat davası niteliğinde olduğu ve davanın görüm ve çözümünde adli yargı yeriningörevli olduğu düzenlendiğinden, davanın adli yargı yerinde açılması gerektiği” şeklindeki gerekçesi ile 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Yasasının 15/1-a.maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, verilen karartaraflara 08.03.2012 tarihinde tebliğ edilmiş, yasal süresi içinde kanun yollarına başvurulmadığından karara şerh edildiğiüzere 09.04.2012 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı vekili bu kez aynı gerekçelerle; dava konusu olay nedeni ile uğramış olduğu 6.021,075 TL’nin olay tarihiolan 20.07.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemi ile adli yargı yerinde davaaçmıştır.Erzincan 1.Asliye Hukuk Mahkemesi: 26.03.2013 gün ve 2012/127 Esas, 2013/153 Karar sayılı kararı ile; “…Davalının kusur eylemi nedeniyle davacının aracının hasara uğradığı, davalı kurumun kusur miktarına göre meydana gelenzararı tazminle sorumlu olduğu tespit edilmiş, davanın kısmen kabul, kısmen reddine” şeklindeki gerekçesi ile davanınkısmen kabul, kısmen reddine karar vermiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Yargıtay 17.Hukuk Dairesi: 10.10.2013 gün ve 2013/10901 Esas, 2013/13698 Karar sayılı kararı ile: “5302sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 6. maddesinin (b) bendinde; İmar, yol, su, kanalizasyon, katı atık, çevre, acil yardım vekurtarma, orman köylerinin desteklenmesi, ağaçlandırma, park ve bahçe tesisine ilişkin hizmetleri belediye sınırlarıdışında yapmakla il özel idaresinin görevli ve yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.Somut olayda, tazminat istemine konu edilen olayın, davalı idarenin görevleri arasında bulunan yol yapımçalışması nedeniyle kamu hizmetinin görüldüğü bir sırada doğduğu ve hizmet ile ilgili bulunduğu anlaşılmaktadır.
Olayda, İl Özel idaresinin, yukarıda açıklanan İl Özel idaresi Yasası hükümlerinden doğan görevini belirlenenşekilde yerine getirip getirmediğinin, kamu hizmetini yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütüp yürütmediğinin, idareninhizmet kusurunun bulunup bulunmadığının yargısal denetimi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde"idari dava türleri" arasında sayılan "idari işlem ve eylemlerden dolayı zarara uğrayanlar tarafından açılacak tam yargıdavası" kapsamında, idari yargı yerlerine aittir.
Bu durumda mahkemece, davalı Erzincan İl Özel idaresi yönünden yargı yolu bakımından görevsizlik kararıverilmesi gerekirken işin esasının çözümlenmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir” şeklindeki gerekçesiile davalı Erzincan İl Özel İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermiştir.Erzincan 1.Asliye Hukuk Mahkemesi: 20.02.2014 gün ve 2014/41 Esas, 2014/115 Karar sayılı kararı ile:“Davalı İl Özel İdare Müdürlüğü’nün bir kamu tüzel kişiliği olup kural olarak, işlem ve eylemleri kamusal nitelik taşır,somut olayda davalının, yasa ile kendisine verilmiş bulunan görevi yerine getirmediği ileri sürülmüştür. Görevin, hiç veyagereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir. İdare’nin işlem ya da eylemi nedeni ile doğan zararlardandolayı İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince idareye karşı, idari yargı yerinde tam yargı davasıaçılması gerekir.” şeklindeki gerekçesi ile mahkemenin görevsizliğine karar vermiş, verilen karar davacı vekili tarafındantemyiz edilmiştir.Yargıtay 17.Hukuk Dairesi: 16.10.2014 gün ve 2014/18812 Esas, 2014/13624 Karar sayılı kararı ile; kararınonanmasına hükmetmiş; verilen karar taraf vekillerine 30.12.2014 tarihinde tebliğ edilmiş olup, süresinde karar düzeltmetalebinde bulunulmadığından, karara şerh edildiği üzere 15.01.2015 tarihinde kesinleşmiştir.Davacı vekili adli ve idari yargı yerlerince verilen görevsizlik kararları nedeniyle oluşan olumsuz görevuyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvuruda bulunmuştur.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Eyüp SabriBAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU, Mehmet AKBULUT ’unkatılımlarıyla yapılan 6.4.2015 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27.maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; 2918sayılı Yasa’dan kaynaklanan sorumluluk davasında adli ve idari yargı yerleri arasında 2247 sayılı Yasa’nın14.maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, davacı vekilinin istemi üzerine, adli yargıdosyasının son görevsizlik kararını veren mahkemece, idari yargı dosyası da temin edilmek suretiyle UyuşmazlıkMahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığından görev uyuşmazlığının esasınınincelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Birgül YİĞİT’in, davanın çözümünde adli yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Uğurtan ALTUN’un adli yargının, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, olay günü dava dışı Recep Delibaş’ın sevk ve idaresinde bulunan davacıya ait 25 HD 887 plakalı aracınkarıştığı tek taraflı trafik kazası nedeni ile aracında oluşan zararın, olayda kusuru bulunduğu iddia edilen davalıdantazminine karar verilmesi istemi ile açılmıştır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1.maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu;“Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasınıve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı vebu kanunun karayollarında uygulanacağı; 10. maddesinde, yapım ve bakımdan sorumlu olduğu yolları trafik düzeni vegüvenliğini sağlayacak durumda bulundurmanın gerekli görülen kavşaklara ve yerlere trafik ışıklı işaretleri, işaret levhalarıkoymak ve yer işaretlemeleri yapmanın Belediye Trafik birimlerinin görev ve yetkileri arasında olduğu belirtilmiştir.Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılıYasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçlarınsebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarargörenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafikkazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veyasigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yermahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve
ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunandavalara uygulanmaz” denilmiştir.Dosyanın incelenmesinden; davanın, 20.07.2011 günü meydana gelen yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasısonucu davacının aracında oluşan zararın, olayda kusuru bulunan davalıdan tazmini istemi ile Sivas İdare Mahkemesi’ndedava açıldığı, davanın görev yönünden reddedilerek kesinleşmesi üzerine bu kez Erzincan 1.Asliye HukukMahkemesi’nde dava açıldığı, Erzincan 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce davanın kısmen kabul, kısmen reddine kararverildiği, davalı vekilinin temyiz talebinde bulunduğu, Yargıtay 17.Hukuk Dairesi’nin kararı bozduğu, Erzincan 1.AsliyeHukuk Mahkemesi’nce bu kez davanın görevden reddedildiği, davacı vekilinin kararı temyiz ettiği, kararın Yargıtay17.Hukuk Dairesi’nce onandığı, tarafların karar düzeltme yoluna gitmemesi üzerine kesinleştiği; davacının, 2247 SayılıUyuşmazlık Mahkemesi Kanunu’nun 14.maddesi uyarınca görevli yargının belirlenmesi istemi ile Mahkememizemüracaat edildiği anlaşılmaktadır. 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi veBatman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şugerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… AnayasaMahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli veidari yargı ayrımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkilikılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konulardaadli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargınıngörevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararınınbulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar göreninasker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesidurumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarınınadli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idariyargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusudavalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bununsöz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanansorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücündenkaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden,bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanannedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any.Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görevuyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıdagerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevineverebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğantüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esasitibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmaküzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliğiyönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı veKanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşlarıve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla meydana gelen zararın tazminiistemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle davanın görüm ve çözümü adli yargı yerinin görevine girdiğinden Erzincan 1.Asliye HukukMahkemesi’nce verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Erzincan 1.Asliye HukukMahkemesi’nin 20.02.2014 gün ve 2014/41 Esas, 2014/115 Karar sayılı GÖREVSİZLİK KARARININKALDIRILMASINA, 6.4.2015 gününde Üye Eyüp Sabri BAYDAR’ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLEKESİN OLARAK karar verildi.
Başkan
Serdar
ÖZGÜLDÜRÜyeEyüp Sabri BAYDAR
ÜyeAlaittin AliÖĞÜŞ
Üye
Ali
ÇOLAK
ÜyeAyhanAKARSU
Üye Nurdane
TOPUZ
Üye Mehmet AKBULUT