T.C.UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS
NO
: 2014 / 676
KARAR NO
: 2014 / 736
KARAR TR
: 14.07.2014 ÖZET : Sigortalı aracın uğradığı hasarıödeyen sigorta şirketinin, zararın idarecegiderilmesi istemiyle açtığı davanın, ADLİYARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.
K A R A R
Davacı
: E.İsviçre Sigorta A.Ş.Vekili
: Av. H.C.A.Davalı
: Ankara Büyükşehir Belediye BaşkanlığıVekili
: Av. D. B. G. O L A Y : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30/5/2009 tarihinde Kazan Keresteciler Sitesi nizamiye girişinde davacıya kasko poliçesi ile sigortalı 06 BK 0975 plakalı aracın yol kusuru nedeniyle devrilerek tek taraflı maddi hasarlı kaza yaptığını, 06 BK 0975 plakalı artça kaza sonucu 11.377,76 TL maddi zarar meydana geldiğini, 8/6/2009 tarihli ekspertiz raporu ile bu durumun tespitedildiğini, Nail Otomotiv San. ve Tic. Ltd. Şti’nin aracı 9.000,00 TL’ye onarmaya taahhüt ettiğini, bunedenle sigorta tazminatına esas olarak servisin vermiş olduğu fiyatın esas alındığını, aracın servisteonarıldığını ve 9.000,00 TL ödendiğini ileri sürerek, 9.000,00TL’nin %75 kusur oranına göre karşılığı olan6.750,00 TL’nin idareye başvuru tarihi olan 31/8/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birliktedavalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle idari yargı yerinde dava açmıştır.ANKARA 3. İDARE MAHKEMESİ : 28.12.2012 gün ve E:2011/2344, K:2012/2254 sayı ile,Uyuşmazlıkta 2918 sayılı Kanunun 110. maddesinin 6099 sayılı Kanunun 14. maddesiyle değiştirilmesisonrasında karayolundaki sorumluluk davalarının adli yargı yerinde görüleceği kurala bağlandığından,bakılan davanın çözümünün adli yargı yerine ait olduğu nedeniyle davanın görev yönünden reddine kararvermiş, bu karar kesinleşmiştir.Davacı vekili bu kez aynı istemle adli yargı yerinde dava açmıştır.ANKARA 16. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ : 5.3.2014 gün ve E:2013/341, K:2014/101 sayı ile,davaya bakmakla Mahkemelerinin görevli olmadığı, İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanunun 2.maddesi hükmü uyarınca İdare mahkemesinin görevli olduğu, Ankara 3. İdare Mahkemesi ileMahkemeleri arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığı, bu nedenle kararın temyiz edilmeksizinkesinleşmesi halinde dosyanın görev yerinin belirlenmesi için mercii tayini yapmakla görevli UyuşmazlıkMahkemesi Başkanlığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyledavaya bakmakla idare mahkemesinin görevli olduğu, mahkemelerinin görevi dışında olduğuanlaşıldığından davanın yargı yolu yönünden ve usulden reddine, dosyanın daha önce Ankara 3. İdareMahkemesinin 2011/2344 E ve 2012/2254 K sayılı kesinleşmiş görevsizlik kararı nedeni ilemahkemelerine gönderilmesi, böylece her iki mahkeme arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıkmasınedeni ile, kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi halinde, dosyanın görevli yargı yerinin belirlenmesiiçin uyuşmazlık mahkemesine gönderilmesine karar vermiş, bu karar kesinleşmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: EyüpSabri BAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, Alaittin Ali OĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve MehmetAKBULUT‘un katılımlarıyla yapılan 14.07.2014 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME: 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesindeki “Adli, idari, askeri yargı mercilerindenbirisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendine gelen bir davayı incelemeye başlayanveya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısınavarırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur veelindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler.” hükmüne göre, adliyargı yeri, davaya bakma görevinin daha önce görevsizlik kararı veren idari yargı yerine ait olduğunubelirten gerekçeli bir karar ile doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurma olanağına sahiptir. Şukadar ki, başvuru kararının, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesi’nce karar verilmesine değin işinincelenmesinin ertelenmesi hususunu da ihtiva etmesi gerekir.Yasakoyucu, 14. maddeye göre hukuk alanında olumsuz görev uyuşmazlığı doğması halinde her iki
yargı merciince işten el çekilmiş olduğundan başvurma iradesini davanın taraflarına bırakmış iken, buyönteme nazaran daha kısa zamanda çözüme ulaşılmasını amaçladığı 19. madde ile, daha öncegörevsizlik kararı veren yargı merciinden sonra davayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmedendoğrudan Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurma olanağını tanımıştır.Olayda, adli yargı yerince, öncelikle görevsizlik kararı verilmekle birlikte, bununla yetinilmemiş vegörevli merciin belirtilmesi için re’sen Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurulmasına da karar verilmiştir.Bu haliyle, her ne kadar 2247 sayılı Yasa’da öngörülen yönteme uymamakta ise de, davanıntaraflarınca başvuruda bulunulmadığı gözetilerek, Asliye Hukuk Mahkemesi’nce re’sen yapılanbaşvurunun 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesi kapsamında olduğunun kabulü ile UyuşmazlıkMahkemesi’nin önüne gelmiş bulunan görev uyuşmazlığının çözüme kavuşturulması, gerek davaekonomisine gerekse Uyuşmazlık Mahkemesi’nin kuruluş amacına uygun olacağından, görevuyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Gülşen AKAR PEHLİVAN’ın, davanın çözümünde adliyargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarcagörevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Mehmet BAYHAN ile Danıştay Savcısı Mehmet Ali GÜMÜŞdavada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, sigortalı aracın uğradığı hasarı ödeyen sigorta şirketinin, zararın idarece giderilmesiisteminden ibaret bulunan bir rücuen tazminat davasıdır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can vemal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları,hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki vesorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarında uygulanacağıbelirtilmiştir.Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren6099 sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamukuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumlulukdavaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasınıönlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veyaşubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birindeaçılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “BuKanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idariyargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz” denilmiştir.Dosyanın incelenmesinden, dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda;Şirkete sigortalı vasıtanın geçirdiği trafik kazası neticesinde hasarlandığı, bahis konusu olay neticesindevasıtada maddi hasarın meydana geldiği; tespit edilen hasar bedelinin sigortalı vasıta sahibine ödendiği,olayın meydana gelişinde davalı idarenin yol kusurunun tespit edildiği, meydana gelen hasar nedeniylesigortalısına tazminat ödeyen şirketin kusur nispetine göre faiziyle birlikte davalıdan tahsili istemiyledavanın açılmış olduğu anlaşılmaktadır.2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye HukukMahkemesi ve Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyenAnayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oybirliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere,tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idariuyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genelolarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargıgörevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargınıngörevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklıdeğildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı nedenve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural,trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasınaveya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini öngörmektedir.İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adliyargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgiliolarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarakdavaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklıkılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamuyararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridiüzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışmabulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusuolmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üretenaraçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itirazkonusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any.Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)
Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesiarasındaki görev uyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesi’nin kararı esas alınır.” denilmektedir. AnayasaMahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren birkonuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birincifıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesidüzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş birkarardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargı organlarıbakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile AnayasaMahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can vemal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacakönlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunlarınuygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışmausullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm veçözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adliyargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle davanın görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu,
bu nedenle, Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesi kapsamında görülen başvurusunun reddi ile aynı mahkemece verilen 5.3.2014 gün ve
E: 2013/341, K: 2014/101 sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.S O N U Ç
: Davanın görüm ve çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesi kapsamında görülen BAŞVURUSUNUN REDDİ ile aynı mahkemece verilen 5.3.2014 gün ve E:2013/341, K:2014/101 sayılıGÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 14.07.2014 gününde Üyelerden Eyüp Sabri BAYDAR’ınKARŞI OYU ve OYÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.
BaşkanSerdarÖZGÜLDÜR
ÜyeEyüp SabriBAYDAR
ÜyeAlaittin Ali ÖĞÜŞÜyeAliÇOLAK
ÜyeAyhanAKARSUÜyeNurdane TOPUZ
ÜyeMehmetAKBULUT