T.C.
UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
HUKUK BÖLÜMÜ
ESAS
NO
: 2015 / 490
KARAR NO : 2015 / 507
KARAR TR
: 6.7.2015
ÖZET : Davacı kurumda memur olarak çalışmakta ikenvefat eden müteveffanın; ölmeden önce zimmetine parageçirdiği iddiasına dayalı olarak açılan, müteveffanındavalı nezdinde bulunan emeklilik keseneklerinin davacıkuruma verilmesi istemine ilişkin davanın, müteveffanın5434 sayılı Kanun uyarınca emekli sandığı iştirakçisiolması ve keseneklerin bu kapsamda yapılmayabaşlanmış olması nedenleri ile aynı kanunun 87 ve 88.maddeleri kapsamında, İDARİ YARGI YERİNDEgörülmesi gerektiği hk.
K A R A R Davacı
: PTT Genel MüdürlüğüVekili
: Av.M.Y.Davalı
: Sosyal Güvenlik Kurumu BaşkanlığıVekilleri
: Av.N.Y.& Av.H.A.Ö.
(Adli Yargıda)
Av.Y.E.B.
(İdari Yargıda) O L A Y
: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müteveffa Salih Yaşar’ın davacı kurum Balçova PTTMerkezi Müdürlüğü’nde memur olarak görev yapmakta iken 06.11.2007 tarihinde evinde ölü bulunduğunu; sonrasındamüteveffanın yapılan incelemede görev yapmış olduğu PTT Şubesinde Salih Yaşar'ın sorumluluğunda bulunan gişede12.171,35-TL noksan olduğunun ve toplamda da çalıştığı şubede 17.266.35 TL yi zimmetine geçirdiğinin yaptırılan idarisoruşturma sonucu düzenlenen 26.03.2008 tarih ve 10 sayılı soruşturma raporu ile tespit edildiğini; ancak Salih Yaşar'ınmirasçıları tarafından mirasın reddedildiğini ve bu durumun Diyadin Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/241-271 sayı ve14.12.2007 tarihli kararı ile mirasın reddinin tespit ve tescil edildiğini; bu sebeple davacı kurumun alacağının tahsilininmümkün olamadığını; müteveffa Salih Yaşar'ın terekesinin tespiti ve tasfiye amacı ile açılan davada İzmir 4. Sulh HukukMahkemesi’nin 2009/7 Tereke, 2010/28 K sayı ve 16.03.2010 tarihli kararı ile Salih YAŞAR'ın terekesinin tasfiyesinekarar verildiğini ve tasfiye işlemlerini yürütmek üzere İzmir 11. İcra Müdürlüğü’nün görevlendirildiğini; İzmir 11. İcraMüdürlüğü’nce iflas müdürlüğü sıfatı ile 2010/7 iflas sayılı dosyası ile tasfiye işlemlerine başlanıldığını; 12.11.2010 tarihlikarar gereğince 17.12.2010 tarihinde olağanüstü alacaklıklar toplantısı yapıldığını ve müteveffanın çalıştığı süre zarfındaçalışmış olduğu yerlerde adına 16.362.53 TL emekli keseneklerinin yatırıldığının tespit edildiğini ancak davalı Kurum işbu meblağı 2010/7 iflas dosyasına yatırmayacağını bildirdiğini belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı iledavalı kuruma emekli kesenekleri kapsamında yatırılan 16.362,53 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalı kurumdanalınarak PTT Genel Müdürlüğü’ne verilmesi istemi ile adli yargı yerinde dava açmıştır.Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi: 28.12.2011 gün ve 2011/50 Esas, 2011/477 Karar sayılı kararındaaynen; “Davalı kurum kayıtlarından, davacı idare nezdinde memur olarak çalışmakta iken ölen Salih Yaşar'ın 5-10 yılarası hizmeti olup, emekli keseneklerinin iadesine hak kazandığı, mirasçılarının mirası reddetmesi sebebiyle iadeedilemediği, adı geçenin zimmeti nedeniyle davacı idarenin alacağını istediği, terekenin tasfiyesine Mahkemece kararverildiği. davacı idarenin iflas müdürlüğünden aldığı yetki ile iş bu davayı açtığı, bu durumda davaya hakem sıfatı ile görevyapan mahkemede değil de Mahkememizde bakılabileceği, 16.362,53 TL tutarlı kuruma yatırılan (Emekli Sandığı)kesenek miktarında uyuşmazlık olmadığı borçlunun mirası reddedilmeseydi bu miktarın mirasçılarından talep edilebileceğidikkate alınarak, davacının alacaklı olduğu husumetin doğru yönetildiği, Mahkememizin görevli olduğu, davacı idareninicra iflas kanunu hükümlerine göre Muris Salih Yaşar'ın tasfiye halindeki terekesinden alacağını istemekte haklı olduğu,alınan bilirkişi raporunda bu yöndeki değerlendirmenin yerinde olduğu kanaatine varılmış, dava sabit görülmüştür.”şeklindeki gerekçesi ile davanın kabulüne kadar vermiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi; 20.06.2013 gün ve 2012/6902 Esas 2013/11991 Karar sayılı kararında aynen;“Dosya arasında bulunan belgelerden ölenin davacı kurumda 6 yıl 8 ay 13 gün hizmetinin bulunduğu anlaşılmaktadır.Emekli Sandığı iştirakçisinin (sigortalının) ölümü halinde hak sahipleri için uzun vadeli sigorta kollarından aylıkbağlanmasına yeterli olmayacak ise; keseneklerin toptan ödenmesi gündeme gelir. Bu durumda yaşaması halindesigortalıya, ölümü halinde miras payları oranında mirasçılara ödenmesi gerekir. Her ne kadar ölen Salih Yaşar'ın ölümütarihinde yürürlükte bulunan 5434 sayıl Emekli Sandığı yasasına göre 10 yıl hizmeti bulunmadığından hak sahiplerine aylıkbağlanmayacak ise de, 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe giren 5510 sayılı yasanın 32. maddesine göre en az 1800gün (5 tam yıl) malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri bildirilmiş olanların ölümü halinde hak sahiplerine ölüm aylığıbağlanabilecektir. Buna göre ölen Salih Yaşar'ın hak sahibine aylık bağlanabilecektir. Bu durumda artık öleninterekesinden değil Sosyal Güvenlik Hukuku anlamında hak sahipliğinden bahsedilir. Sosyal Güvenlik Hukukunun
kendine özgü kuralları ve hak sahiplerinin sonradan yürürlüğe giren yasa kapsamında aylık bağlanma hakkı kazandıklarıbirlikte gözetildiğinde, ölen adına yapılan emekli keseneği ödemelerinin terekeye dahil olduğunun kabul edilmesi vedavacının istemi doğrultusunda davalı kurumda biriken keseneğin davacı kuruma ödenmesinin hukuki imkanı yoktur. Bunedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile kabulü doğru bulunmamış kararınbozulması gerekmiştir.” şeklindeki gerekçesi ile kararın bozulmasına hükmetmiş; karara karşı PTT Genel Müdürlüğütarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuştur.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi; 17.12.2013 gün ve 2013/15036 Esas, 2013/20021 Karar sayılı kararında aynen;“Dosya kapsamından, 5434 sayılı kanun kapsamında hizmeti bulunan Salih Yaşar'ın 06/11/2007 tarihinde hayatınıkaybettiği ve fiili hizmet süresinin 10 yılın altında olduğu anlaşılmaktadır. 5510 sayılı kanunun geçici 4. maddesi gereğince,kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçiliği sona erenlerden tahsis talebinde bulunacaklar ile bu kanunun yürürlüğegirdiği tarihten önce 5434 sayılı kanun hükümlerine göre tahsis talebinde bulunanlardan işlemleri devam edenlerhakkında, bu kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil, 5434 sayılı kanun hükümlerine göre işlem yapılır. Ohalde, 5510 sayılı kanunun yürürlüğünden önce emekli sandığı iştirakçisi iken 2007 yılında ölen iştirakçinin emeklikeseneklerinin istenip istenmeyeceği hususunun 5434 sayılı kanun hükümlerine göre değerlendirileceği göz önünealındığında davanın idari yargı yerinde açılması gerekir.” şeklindeki gerekçesi ile karar düzeltme talebinin kabulüne kararvermiş ve kararın görev nedeni ile bozulmasına hükmetmiştir.
Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi; 27.03.2014 gün ve 2014/44 Esas, 2014/188 Karar sayılı kararındaaynen; “ 5434 sayılı Kanun kapsamında hizmeti bulunan Salih Yaşar’ın 06.11.2007 tarihinde hayatını kaybettiği ve fiilihizmet süresinin 10 yılın altında olduğu görülmektedir. 5510 sayılı Kanunun geçici 4. maddesi gereğince, Kanununyürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçiliği sona erenlerden tahsis talebinde bulunacaklar ile bu Kanunun yürürlüğe girdiğitarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsis talebinde bulunanlardan işlemleri devam edenler hakkında, buKanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil, 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır. Buna göre 5510sayılı Kanunun yürürlüğünden önce Emekli Sandığı iştirakçisi iken 2007 yılında ölen iştirakçinin emekli keseneklerininistenip istenmeyeceği hususunun 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre değerlendirileceği gözönüne alındığında davanınidari yargı yerinde açılması gerekir.” şeklindeki gerekçesi ile davanın görev nedeni ile reddine karar vermiş, verilenkarar taraflarca temyiz edilmeksizin karar şerh edildiği üzere 26.06.2014 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı bu kez davalı kurum nezdinde bulunan 16362.53 TL’nin davalıdan tazminine karar verilmesi istemi ileAnkara 12.İdare Mahkemesi’nde, 16362,53 TL’nin 10.06.2010 tarihinden itibaren işleyen 3073,33 TL’lik faizinintazmini istemi ile Ankara 18. İdare Mahkemesi’nde dava açmış, davalar arasında bağlantı bulunması nedeni ile AnkaraBölge İdare Mahkemesi 1.Kurul’un 10.07.2014 gün ve 2014/6904 Esas, 2014/10104 Karar sayılı kararı ile dosyanınAnkara 18. İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiş ve dosya Ankara 18. İdare Mahkemesi’nin 2014/1357Esasına kaydedilerek yargılamaya 2014/522 Esas sayılı dosyadan ayrı şekilde devam edilmiştir.Ankara 18. İdare Mahkemesi; 20.05.2015 gün ve 2014/1357 Esas sayılı kararında aynen; “Dava dosyasınınincelenmesinden; davacı kurum çalışanı müteveffa Salih Yaşar'ın Balçova PTT Merkez Müdürlüğünde görev yapmaktaiken 17.266.35 TL zimmet gerçekleştirerek 06/11/2007 tarihinde intihar ettiği, mirasçılarının Diyadin Sulh HukukMahkemesi'nin 2007/241-271 E.K sayılı ilam ile mirası reddettikleri. İzmir 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2009/7 E.2010/28 K sayılı tereke dosyası üzerinden müteveffa Salih Yaşar'ın terekesinin resmi tasfiyesine karar verildiği,alacaklılar toplantısının yapıldığı, bu alacağın tahsiline yönelik dava açılması için yetki verildiği, davalı kurumabaşvurulmasına rağmen ödeme yapılmadığı, müteveffa Salih Yaşar'ın görevi başladığı 23/02/2001 tarihinde vefat ettiği06/11/2007 tarihine kadar davalı kuruma 16.362.53 TL emekli keseneği ödendiği, müteveffanın zimmeti nedeniyleoluşan zararın giderilmesi için davalı kurumda biriken emekli keseneğinin ödenmesinin İzmir İflas Müdürlüğü'nün 2010/7İflas sayılı dosyasından talep edildiği, ödemenin yapılmaması üzerine Ankara 21.Asliye Hukuk Mahkemesi'ninE:2011/50 sayılı dosyasından dava açıldığı, dava sonunda Mahkemece K:2011/477 sayılı kararla davanın kabulünekarar verildiği, bu kararın Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin e:2012/6902. K:2013/11991 sayılı 20.06.2013 tarihli kararı ilebozulduğu, karar düzeltme başvurusu sonrasında Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin E:2013/15036. K:2013/20021 sayılıdosyasından davanın idari yargıda görülmesi gerektiği gerekçesi ile bozma kararı verildiği, bozma kararı üzerineMahkemece bozma kararına uyulmak suretiyle 27.03.2014 tarih E:2014/44, K:2014/188 sayılı görev ret kararı verildiği,bu kararın kesinleşmesi sonrasında aynı taleple Ankara 12.İdare Mahkemesi'nin E:2014/1206 sayılı dosyasından davaaçıldığı. Mahkememizin E:2014/522 sayılı dosyasından bakılmakta olan dava ile Ankara 12.İdare Mahkemesi'ninE:2014/1206 sayılı dosyası arasında bağlantı bulunduğuna dair Ankara Bölge İdare Mahkemesi'nin E:2014/6904,K:2014/10104 sayılı kararı sonrasında dava dosyasının Mahkememizin E:2014/1357 esasına kaydedildiğianlaşılmaktadır.2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 19. maddesinde. "Adli, idari,askeri yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeyebaşlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa,gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesiniUyuşmazlık Mahkemesi'nin karar vermesine kadar erteler.Mahkemenin gerekçeli kararı, dava dosyası ile birlikteUyuşmazlık Mahkemesine gönderilir." hükmü yer almıştır.Bu durumda; İzmir 4.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin E:2009/7 Tereke. K:2010/28 sayılı terekenin tasfiyesi kararıgereğince, İcra ve İflas Kanunu'nun 245.maddesine göre İzmir İflas Müdürlüğü'nün 2010/7 sayılı İflas dosyasındanyapılan yetkilendirme kapsamında açılan ve uyuşmazlık konusu emeklilik keseneklerinin terekeye dahil edilipedilmeyeceği olan davanın, idari yargı yetkisi kapsamında açılmış bir idari dava olduğundan söz etmek olanaksızolduğundan; uyuşmazlığın, özel hukuk hükümlerine göre görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli bulunduğusonucuna varıldığından. Mahkememizin görevsizliğine. 2247 sayılı Kanunun 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerininbelirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık
Mahkemesince karar verilinceye kadar ertelenmesine, 20/05/2015 tarihinde karar verildi.”denilmek sureti ile 2247 sayılıUyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesiiçin Uyuşmazlık Mahkemesi'ne başvurulmasına, işin incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesi'nce karar verilmesine değinertelenmesine karar vermiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Serdar ÖZGÜLDÜR’ün Başkanlığında, Üyeler: Eyüp SabriBAYDAR, Ali ÇOLAK, Nurdane TOPUZ, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Ayhan AKARSU ve Mehmet AKBULUT’unkatılımlarıyla yapılan 6.7.2015 günlü toplantısında:l-İLK İNCELEME:Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İdare Mahkemesince,idari yargı dosyası ile birlikte adli yargı dosyası da temin edilmek sureti ile 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesindeöngörülen şekilde başvurulduğu ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından, adli ve idari yargıyerleri arasında doğan görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Birgül YİĞİT’in, davanın çözümünde idari yargının görevliolduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay CumhuriyetSavcısı Uğurtan ALTUN ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlüaçıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, davacı kurumda memur olarak çalışmakta iken 06.11.2007 tarihinde vefat eden Salih Yaşar’ın, zimmetine17.266.35 TL geçirmesi nedeni ile davacı kurumun uğradığı zararın tazmini kapsamında, davalı nezdinde bulunan SalihYaşar’a ait emekli keseneklerinin davalıdan alınarak yasal faizi ile birlikte davacıya verilmesi istemi ile açılmıştır.Dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde; müteveffa Salih Yaşar’ın İzmir İli, Balçova İlçesi PTTMerkezi Müdürlüğü’nde memur olarak görev yaptığı ve 06.11.2007 tarihinde vefat ettiği, vefatı sonrasında PTT GenelMüdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından başlatılan soruşturma neticesinde hazırlanan 26.03.2008 gün veB.11.2.PTT.060.00.01-10 sayılı raporla, müteveffanın zimmetine 17.266.35 TL geçirdiğinin tespit edildiği, bu sıradamüteveffanın mirasçıları tarafından mirasın reddedildiği ve durumun Diyadin Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 14.12.2007 günve 2007/241 Esas, 2007/271 Karar sayılı kararı ile tespit edildiği, bunun üzerine davacı kurum tarafından terekenintasfiyesinin sağlanması ve zimmete konu miktarın davacı kuruma iade edilmesi amacı ile İzmir 4. Sulh HukukMahkemesi’nde dava açıldığı, İzmir 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin, 06.03.2010 gün ve 2009/7 Esas, 2010/28 Kararsayılı kararı ile Salih Yaşar’ın terekesinin tasfiyesine ve bu amaçla İzmir 11. İcra Müdürlüğü’nün görevlendirilmesinekarar verildiği anlaşılmıştır.İzmir 11. İcra Müdürlüğü tarafından 05.05.2010 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na yazılanmüzekkere ile müteveffanın emekli keseneklerinin bulunması halinde üzerine iflas şerhinin konulmasının istendiği, bumüzekkereye verilen 16.06.2010 gün ve B.13.12.SGK.0.10.03.25/74913042 sayılı yazıda 5434 sayılı Yasa’nın 87.Maddesi gereğince keseneğin ancak ilgilinin kendisine veya yasal mirasçılarına yapılabileceği belirtilerek reddedildiği, bunun üzerine İzmir 11. İcra Müdürlüğü tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na yazılan 29.06.2010 tarihli 2.yazı ile; Salih Yaşar’ın yasal mirasçılarının mirası reddettikleri, bunun üzerine İzmir 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nceterekenin iflas hükümlerine göre icra müdürlüğü tarafından tasfiyesine karar verildiği belirtilerek bir önceki yazı gereğincekesenekler üzerine iflas şerhinin konulmasının istendiği; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın 13.09.2010 gün veB.13.2.SGK.0.10.02.00.01.03/74913.042 sayılı yazısı ile müteveffanın toplamda 8 yıl 4 ay ve 17 gün hizmetininbulunduğu, görevde iken ve bekar olarak vefat ettiğinden kesenek iadesinin mümkün olmadığı, 2665 sayılı Kanunuyarınca yapılacak ödeme için ise mirasçılarının müracaatının gerektiğini belirterek istemin reddine karar verdiği tespitedilmiştir.Ayrıca, davacı kurum tarafından davalı kuruma hitaben yazılan 14.11.2008 gün ve 1841 sayılı yazı ile zimmetekonu meblağın tazmini amacı ile davalı nezdinde bulunan emekli keseneklerinin davacı kuruma verilmesi istenmiş; butalep, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın 30.12.2008 gün ve B.07.1.EMS.0.11.01.15/74.913.042 sayılıyazısı ile, kesenek iadesinin ancak ilgilinin kendisi veya mirasçılarının müracaatı üzerine yapılabileceği gerekçegösterilerek reddedilmiştir. Davacı yine aynı taleple, müteveffanın murislerinin Diyadin Sulh Hukuk Mahkemesi’nin2007/241 Esas, 2007/271 Karar sayılı kararı ile mirası reddettiklerini belirtilerek konunun yeniden değerlendirilmesinitalep etmiştir. Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı bu yazıya istinaden verdiği 03.03.2009 tarih veB.07.1.EMS.0.11.01.15/74.913.042 sayılı yazıda 5434 sayılı Yasa’nın 87. maddesinde mirasın reddi konusu ile ilgiliolarak kendilerine istisnai bir şekilde verilen bir yetki olmadığını belirterek , talebin reddine karar vermiştir.Bunun üzerine davacı tarafından ilk olarak Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 16.362,53 TL’lik asılalacak yönünden, sonra da Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 3073,33 TL faizi yönünden tazminat davasıaçılmış, adli yargıda verilen ve yukarıda safahatı belirtilen görevsizlik kararları üzerine dosyalar asıl alacak yönündenAnkara 18. İdare Mahkemesi’nin 2014/1357 esasına, faiz alacağı yönünden aynı mahkemenin 2014/522 esasınakaydedilmiş ve Ankara 18. İdare Mahkemesi tarafından 2247 sayılı Kanun’un 19. Maddesi gereğince her bir dosyayönünden ayrı ayrı Mahkememize müracaat edilmesi üzerine; asıl alacak yönünden açılan dava yönünden oluşan görevuyuşmazlığı Mahkememizin iş bu dava esasına kaydedilmiş, faiz yönünden yapılan görev uyuşmazlığının giderilmesi istemiise Mahkememizin 2015/417 Esasına kaydedilmiştir.Bu dosya kapsamında yapılacak değerlendirmelerde, 16.362,53 TL’lik asıl alacak yönünden konu ele alınacakgöreve ilişkin durum irdelenecektir.Davacı vekili, davalı kurum nezdinde bulunan emekli keseneklerinin davacı kuruma verilmemesine ilişkinişlemlerin hukuka aykırı olduğunu belirterek, söz konusu meblağın tazmini ile davacıya iadesine karar verilmesiniistemektedir. Davalı ise 5434 sayılı 87. Maddesi gereğince söz konusu meblağın davacıya verilemeyeceğinibelirtmektedir. Bu itibarla taraflar arasında ortaya çıkan uyuşmazlığın temelinde 5434 sayılı Kanun’un Emekli kesenekleri
hakkında ne şekilde tasarruf edileceğine ilişkin maddeler bulunmakta olup (müteveffanın işe giriş tarihi itibari ileyürürlükte bulunan ve 5510 sayılı Kanun’un Geçici 4. maddesi gereğince olaya uygulanması gereken), söz konusumaddelerin olaya uygunluğu ve bu itibarla davalı idare işleminin yerindeliğinin hangi Mahkemece incelenmesi gerektiğihususları üzerinde durulması gerekmektedir.5434 sayılı Kanunu’nda emekli kesenekleri üzerinde yapılacak tasarrufa ilişkin iki yol öngörülmüştür. Bunlardanilki emekli keseneklerinin toptan ödeme şeklinde ilgilisine ödenmesine ilişkin 82. ve 86. Maddeleri arası düzenlemeler veEmekli keseneklerinin ilgilisine geri verilmesine ilişkin 87 ve 88. Maddelerde yapılan düzenlemelerdir.5510 sayılı Kanun ile mülga 5434 sayılı Kanun’un eki 82. Maddesinde;“Toptan ödeme, aşağıda yazılı hallerde yapılır:a) Yaş haddinden dolayı emekliye ayrılanlardan veya (61) (...) yaşını doldurarak emekliye ayrılmalarınıisteyenlerden, fiili hizmet müddetleri 15 (...) yıldan az olanlara;b) 39 uncu maddenin (e) ve (f) fıkralarında yazılı olanlardan; fiili hizmet müddetleri 25 yılı doldurmamış olanlara;c) Haklarında adi malullük hükümleri tatbik edilen iştirakçilerden; fiili hizmet müddetleri 10 yıldan az olanlara;ç) Vazife malullüğü geçtiğinden aylığı kesilmiş ve emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye tayin edilmemiş durumdaiken (61) (...) yaşını dolduranlardan; fiili hizmet müddetleri 10 yıldan az olanlara veya yine bu durumda iken ölen ve fiilihizmet müddetleri 15 (...) yıldan az olanların; dul ve yetimlerine;d) Mahkemece gaipliklerine hükmolunan iştirakçilerden fiili hizmet müddetleri 10 yıldan az olanların; hükümtarihinden itibaren bir yıl içinde yazı ile Sandığa müracaat eden dul ve yetimlerine.” denilmek sureti ile toptan ödemeninkimlere yapılabileceği açıkça ve maddeler halinde belirlenmiştir.5510 sayılı Kanun ile mülga 5434 sayılı Kanun’un 87. Maddesinde ise, sigortalı hakkında yapılan emeklikeseneklerinin iadesi konusu düzenlenmiştir. Buna göre;“Aşağıda yazılı sebeplerle, emeklilik hakkı tanınan vazifelerden ayrılanların, Sandıkla ilgileri kesilir ve o tarihekadar aylık ve ücretlerinden kesilerek Sandıkta birikmiş kesenekleri (34 ve 38 inci maddelerde yazılı kesenek ve karşılıktoplamlarının kesenek itibar edilen kısımları dahil) faizsiz olarak kendilerine ödenir.a) (Değişik bent: 09/06/1952 - 5951/4 md.) İstifa edenler; (Milletvekilliğine seçilmek üzere seçim kanunundayazılı müddet içinde istifa etmiş olupta milletvekili seçilmiş bulunanlar hariç)b) İstifa etmiş sayılanlar;c) Emeklilik hakkı tanınmayan kadrolara nakil suretiyle tayin edilenler;ç) (Mülga bent: 09/06/1952 - 5951/4 md.)d) Belediye başkanlığından veya il daimi komisyonu üyeliğinden 39 uncu maddenin (b) fıkrasında yazılı durumagirmeden ayrılanlardan emeklilik hakkı tanınan bir vazifeye tayin edilmemiş veya 40 ıncı maddede yazılı yaş hadlerisebebiyle tayin edilememiş olanlar; e) İdareten veya cezaen vazifelerine son verilenler; f) Asillikleri tasdik olunmayarak vazifelerine son verilen stajyerler ve adaylar; g) Bakanlık emrine alınanlardan, kurumlarca teklif edilen eski vazifelerine eşit veya bir aşağı derecedekiemeklilik hakkı tanınan vazifeleri kabul etmemek suretiyle ilgisi kesilerek aylıksız duruma geçenler; h) Emeklilik hakkını düşürmeyen hürriyeti tahdit edici ceza ile hükümlü bulunanlar (Cezaları tecil edilenler hariç); i) Kadro yüzünden açıkta kalanlardan aylıksız veya ücretsiz duruma girenler; j) Kadroları kurumlarınca geçici hale getirilenler; k) 92 nci madde gereğince emeklilik hakkı düşen iştirakçiler; l) (Değişik bend: 28/05/2003 - 4861 S.K./23. md.) Harp okulları ve astsubay meslek yüksek okullarındakiöğrenciler ile astsubay nasbedilmek üzere temel askerlik eğitimine tabi tutulanlardan eğitimlerini tamamlayamayarakayrılanlar (Yalnız öğrenci aylıklarından kesilen miktarlar); m) Muvazzaflık hizmetini kısa veya tam olarak yapmak üzere vazifeleri ile ilgileri kesilmek suretiyle silah altınaalınan iştirakçilerle, seferberlik, talim veya manevra için er olarak silah altına alınan ve vazifeleri ile ilgileri kesilenhizmetliler; Bu maddede yazılı olanlardan fiili hizmet müddetleri ile fiili hizmet zamları 5 yılı doldurmamış bulunanlara birşeyverilmez. Ancak tekrar iştirakçi olanların hakları devam eder.“ şeklindeki düzenleme ile, emekli keseneklerinin iadesiniisteyebilecek olan kamu çalışanları teker teker belirlenmiştir.5510 sayılı Kanun ile mülga 5434 sayılı Kanun’un 88. Maddesinde ise; “ 87 nci maddenin (a, b, c, d, e, g, h, i, j,m) fıkralarında yazılı olanlardan fiili hizmet müddetleri 10 yıl ve daha fazla bulunanların ayrılışlarında kesenekleri geriverilmez.” şeklindeki düzenleme ile emekli keseneklerinin iadesi için 10 yıldan az görev yapmış olma şartı getirilmiştir.Buradan hareketle emekli keseneklerinin iadesinin istenebilmesi için ilgilinin 5 yıldan fazla ancak 10 yıldan az fiilihizmet süresinin bulunması gerekmektedir.Dava konusu olay, açıklanan mevzuat hükümleri ile birlikte ele alındığında, müteveffa Salih Yaşar’ın 23.02.2001tarihinde sözleşmeli memur olarak, Emekli Sandığı iştirakçisi sıfatı ile göreve başladığı, 06.11.2007 tarihinde vefat ettiği,vefatı sonrasında yapılan tahkikat neticesinde zimmetine 17.266,35 TL para geçirdiğinin anlaşıldığı, müteveffanın 8 yıl 4ay ve 17 gün hizmeti nedeni ile davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı nezdinde birikmiş 16.362.53 TL’ninbulunduğu, gerek davacı kurumun gerekse İzmir 4. Sulh hukuk Hakimliği kararı ile terekenin tasfiyesi için görevlendirilenİzmir 11. İcra Müdürlüğü’nün söz konusu keseneklere ilişkin taleplerinin, davalı kurum tarafından 5434 sayılı Kanun’un87 ve 88. Maddeleri gereğince reddedildiği, bu nedenle davacı kurum tarafından söz konusu zararın tazmini istemi ile dava açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık Mahkemesinin istikrar kazanmış kararlarına göre, 5510 sayılı Kanununyürürlüğe girmesinden önce iştirakçi sıfatıyla çalışmakta olan memurlar ve diğer kamu görevlileri ile emekli sıfatıyla 5434sayılı Kanuna göre emekli, dul ve yetim aylığı almakta olanlar ve ayrıca memurlar ve diğer kamu görevlilerinden ilerideemekliliğe hak kazanacaklar yönünden SGK’ca tesis edilen işlem ve yapacağı muamelelerin idari işlem ve idari eylem
niteliğini korumaya devam edeceği, bu itibarla, davalı idarenin, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden önce vefat edenilgiliden dolayı davacının talebinin reddine ilişkin kararlarının ve bu kararların bir sonucu olarak nezdindeki parayı davacıkuruma iade etmemesine ilişkin işlemlerinin 5434 sayılı Kanun’un ilgili maddelerine uygun olup olmadığı yönündekideğerlendirmenin 2577 sayılı Kanun’un 2/1-a ve b maddeleri kapsamında idari yargıda ele alınması gerektiği sonucunaulaşılmıştır.Açıklanan bu nedenlerle, Ankara 18. İdare Mahkemesi’nin başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir. S O N U Ç
: Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 18.İdareMahkemesi’nin BAŞVURUSUNUN REDDİNE, 6.7.2015 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK kararverildi. BaşkanSerdarÖZGÜLDÜR
ÜyeEyüp SabriBAYDAR
ÜyeAlaittin AliÖĞÜŞÜyeAliÇOLAK
ÜyeAyhanAKARSUÜyeNurdaneTOPUZ
ÜyeMehmetAKBULUT