Hukuk Bölümü
2011/64 E. , 2011/127 K.2499 SAYILI SERMAYE PIYASASI KANUNU UYARINCA VERILEN IDARI PARA CEZASINA KARŞI AÇILAN DAVA"İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukukisorumluluk gerektirir.Davacı
: E.Yatırım Menkul Değerler A.Ş.Vekili
: Av. M.E. & Av. A.İ. & Av. F.G.Davalılar
: 1- Sermaye Piyasası KuruluVekili
: Av. A.Ç.
2- Yatırımcıları Koruma FonuVekili
: Av. A. T.T., Av.N.K. O L A Y
: Davacı şirkete; Sami Aydın hesabı ile ilgili olarak Kurul tarafından yürütülen inceleme sırasında, Kurula gerçeğeaykırı bilgi verilerek yapılan incelemede gecikme yaşanmasına yol açan ve söz konusu hesap ile ilgili olarak gereken özenigöstermediğinden bahisle, Seri: V, No:46 Tebliği'nin "Faaliyetler süresince uyulması gereken ilkeler" başlıklı 11 'inci maddesineaykırılık nedeniyle, 2007 yılında Ersu hisse senedinde piyasa işleyişini ve güvenini doğrudan olumsuz yönde etkileyen manipülatifnitelikte işlemlerin gerçekleştirildiği hususu ve aracılık edilen işlemlerin yüklü miktarda olması dikkate alınarak, Sermaye PiyasasıKurulu Karar Organı’nın 28.11.2008 tarih ve 31/1214 sayılı kararı ile, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 47/A maddesiuyarınca 59.182 YTL idari para cezası verilmiş ve durum Yatırımcıları Koruma Fonu tarafından 24.12.2008 tarih ve F.4/2008-16802/ 19415 sayılı yazı ile davacıya bildirilmiştir.Davacı vekili, söz konusu para cezasının iptali istemiyle adli yargı yerinde itirazda bulunmuştur.
ŞİŞLİ 2. SULH CEZA MAHKEMESİ: 09.10.2009 gün ve Müt. No: 2009/12, Müt. Karar No: 2009/12 sayı ile; itiraz edenşirket vekili tarafından Mahkemelerinde dava açılmış ise de, cevap dilekçesi, cevap dilekçesine ekli Uyuşmazlık Mahkemesi HukukBölümü'nün 22.12.2008 tarihli 2008/13 Esas, 2008/355 Karar sayılı kararı ve tüm evrak kapsamı ile itiraza konu edilen işlem esasalındığında, itiraza ilişkin davada Mahkemelerinin görevli olmadığı, idare mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlikkararı vermiş; bu karara Yatırımcıları Koruma Fonu vekili ile davacı Şirket Vekili itiraz etmiş ise de; İstanbul 6. Ağır CezaMahkemesi; 24.12.2009 gün ve E:2009/1114 D.İş, K:2009/1114 D.İş sayı ile, Mahkeme kararına yapılan itirazın süre yönündenreddine, Yatırımcıları Koruma fonu vekilinin yaptığı itirazın kısmen kabulü ile, Mahkeme kararı aynen geçerli kalmakla; hükümtarihinde yürürlükte bulunan avukat asgari ücret tarifesi ve 5326 sayılı yasanın 31. maddesi gereğince 150 TL maktu dilekçeyazım ücretinin Euro Yatırım Menkul Değerler A.Ş.'den alınarak, Yatırımcıları Koruma Fonuna verilmesine, Yatırımcılar KorumaFonu'nun dosyada yaptığı bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar vermiş, sonuçta Mahkeme’nin görevsizlik
kararı kesinleşmiştir.Davacı vekili, bu kez, aynı istemle idari yargı yerinde dava açmıştır.
İSTANBUL 8. İDARE MAHKEMESİ: 21.12.2009 gün E: 2009/1865, K: 2009/2188 sayı ile; 2499 sayılı Sermaye PiyasasıKanununun idari para cezaları başlıklı 47/A maddesinde bu Kanuna dayanılarak yapılan düzenlemelere, belirlenen standart veformlara ve Kurulca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı hareket ettiği tespit edilen gerçek kişiler ve tüzel kişilere,gerekçesi belirtilmek suretiyle Kurul tarafından onbeşbin Türk Lirasından yüzbin Türk Lirasına kadar idari para cezası verileceğininhüküm altına alındığı; 5326 sayılı Kabahatler Kanunun 2. maddesinde; kabahat deyiminden; kanunun, karşılığında idari yaptırımuygulanmasını öngördüğü haksızlığın anlaşılacağı, "Yaptırım Türleri" başlıklı 16. maddesinde; kabahatler karşılığında uygulanacakolan idari yaptırımların, idari para cezası ve idari tedbirlerden ibaret olduğu, idari tedbirlerin ise, mülkiyetin kamuya geçirilmesi veilgili kanunlarda yer alan diğer tedbirlerin olduğunun hükme bağlandığı; anılan kanunun "Başvuru Yolu" başlıklı 27. maddesinde;idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihindenitibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabileceği, bu süre içinde başvurunun yapılmamış olmasıhalinde idari yaptırım kararı kesinleşeceği, mücbir sebebin varlığı dolayısıyla bu sürenin geçirilmiş olması halinde bu sebebinortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde karara karşı başvuruda bulunulabileceği, bu başvuru, kararınkesinleşmesini engellemeyeceği; ancak, mahkeme yerine getirmeyi durdurabileceği, başvuru, bizzat kanuni temsilci veya avukattarafından sulh ceza mahkemesine verilecek bir dilekçe ile yapılacağı, başvuru dilekçesinin, iki nüsha olarak verileceği, başvurudilekçesinde, idari yaptırım kararına ilişkin bilgiler, bu karara karşı ileri sürülen deliller açık bir şekilde gösterileceği, dilekçedeayrıca, başvurunun süresinde yapılmasını engelleyen mücbir sebep dayanaklarıyla gösterileceği, idari yaptırım kararının verildiğiişlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idari yaptırımkararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları bu işlemin iptali talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceği, 3. maddesinde iseyukarıda yer alan kanun yoluna ilişkin hükümlerin diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağının hükmebağlandığı; yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, idari yaptırımın; idari para cezası, mülkiyetinkamuya geçirilmesi ve diğer kanunlarda yer alan idari tedbirlerin olduğu, bu idari yaptırım kararlarına karşı özel kanunlarındaaksine hüküm bulunmaması halinde sulh ceza mahkemeleri nezdinde başvuruda bulunulabileceği, idari yaptırım kararının verildiğiişlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idari yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; bu işlemleriniptalleri talebiyle birlikte idari yargı merciinde görüleceğinin hükme bağlandığı; dava dosyasının incelenmesinden; SermayePiyasası Kurulu tarafından Sami Aydın hesabı ile ilgili olarak yürütülen inceleme sırasında davacı şirket tarafından gerçeğe aykırıbilgi verilerek yapılan incelemede gecikme yaşanmasına yol açıldığı ve söz konusu hesapla ilgili olarak gereken iznin gösterilmediğigerekçesiyle davacı şirket hakkında idari para cezasına ilişkin 28.11.2008 gün ve 31/1214 sayılı işlemin düzenlenerek davacıyatebliğ edildiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığının anlaşıldığı; bu durumda, dava konusu idari paracezasına yapılan itirazların görüm ve çözümüne ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığı, yine dava konusu idari para cezasınınkabahatler kanunu kapsamında idari yaptırım olduğundan, görüm ve çözümünün 5326 sayılı Kabahatler Kanununun yukarıda yeralan hükümleri uyarınca adli yargı mercilerinin görev alanında bulunduğu sonucuna varıldığı; nitekim Uyuşmazlık Mahkemesininbenzer bir davada verdiği 05.10.2009 gün ve E:2009/22 K:2009/214 sayılı kararının da bu yönde olduğu gerekçesiyle; davanın2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 15/1-a. maddesi hükmü uyarınca görev yönünden reddine karar vermiş, bu kararkesinleşmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE :Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Ahmet AKYALÇIN’ın Başkanlığında, Üyeler: Mahmut BİLGEN, Erdoğan BUYURGAN,
Sıddık YILDIZ, Nüket YOKLAMACIOĞLU, Muhittin KARATOPRAK ve Sedat ÇELENLİOĞLU’nun katılımlarıyla yapılan 06.06.2011 günlütoplantısında:l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; Uyuşmazlık MahkemesiGenel Kurulunun 11.7.1988 günlü, E:1988/1, K:1988/1 sayılı İlke Kararında, “2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş veİşleyişi Hakkında Kanunun bütünüyle incelenip değerlendirilmesinden, bu Kanunun uygulanması yönünden 2 nci maddesinin ikincifıkrasında yer alan, ‘ceza uyuşmazlıkları’ ibaresinden, savcının ya da şahsi davacının talebi ile başlayan yargılaması sonundasanığın mahkumiyetine ya da beraatine hükmedilebilecek davalarda, askeri ve adli ceza mahkemeleri arasında çıkan görev vehüküm uyuşmazlıklarının anlaşılması, bunun dışında kalan tüm görev uyuşmazlıklarının ‘hukuk uyuşmazlığı’ sayılması gerektiğisonucuna varılmaktadır. Uygulanması idari organlara bırakılan cezalar, adli nitelikte olmadığından, bunlar hakkında yapılan itirazlarya da açılan davalar ‘ceza davası’ olarak nitelendirilemezler. İdari niteliklerinden dolayı bu davalara ilişkin görev ve hükümuyuşmazlıklarının Uyuşmazlık Mahkemesinin Hukuk Bölümünde incelenip çözümlenmesi gerektiği…” açıkça belirtilmiştir. Bu durumgöz önüne alındığında, olay bölümünde yazılı başvuru konusu görev uyuşmazlığının Hukuk Bölümünde incelenmesi gerektiğikuşkusuzdur.Adli ve idari yargı yerleri arasında 2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu,idari yargı dosyasının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacı vekilinin istemi üzerine son görevsizlik kararını verenmahkemece, ekinde adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlıkbulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oybirliği ile karar verildi.II-ESASIN İNCELENMESİ : Raportör-Hakim Taşkın ÇELİK’in, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu iledosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Dr. İlknur ALTUNTAŞ ile DanıştaySavcısı Mehmet AKKAYA’nın davada adli yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİGÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :Dava, davacıya, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 47/A maddesi uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin işleminiptali istemiyle açılmıştır.
2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun “İdari Para Cezaları” başlıklı 47/A maddesinde, “(Ek:15/12/1999 - 4487/26md.; Değişik: 23/1/2008-5728/373 md.)Bu Kanuna dayanılarak yapılan düzenlemelere, belirlenen standart ve formlara ve Kurulca alınan genel ve özel niteliktekikararlara aykırı hareket ettiği tespit edilen gerçek kişiler ve tüzel kişilere, gerekçesi belirtilmek suretiyle Kurul tarafındanonbeşbin Türk Lirasından yüzbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.Kanunun 40/C maddesinin beşinci fıkrasındaki yükümlülüğe uymayan üyelere Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları BirliğiYönetim Kurulunca beşbin Türk Lirasından yirmibeşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.Kanunun 40/D maddesinin beşinci fıkrasındaki yükümlülüğe uymayan üyelere, Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği YönetimKurulunca bin Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. Birlik, verdiği cezaları ilgiliye tebliğ eder vetahsil ve gelir kaydı için Yatırımcıları Koruma Fonuna bildirir.İdarî para cezalarının verilmesini gerektiren fiillerin tekrarı halinde, verilen para cezası iki katı, ikinci ve müteakip tekrarlarda üçkatı artırılarak uygulanır. Bu cezaların verildiği tarihten itibaren iki yıl içinde idarî para cezası verilmesini gerektiren aynı fiilişlenmediği takdirde önceki cezalar tekrarda esas alınmaz.” hükmü yer almıştır.Olayda, idari para cezasının iptali istemiyle dava açılmış olup; 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nda, bu cezaya karşı kanunyoluna ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir.1.6.2005 tarihinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun yürürlüğe girmesi üzerine Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nce, sözüedilen Kanun’un diğer kanunlarda düzenlenen idari yaptırımlar ile bunlara karşı yapılacak itirazlara ilişkin görev hükümleriüzerindeki etkisinin incelenmesi sonucunda: diğer kanunlarda düzenlenen idari yaptırımın, dayanağı olan yasanın amacı dikkatealınarak; Kabahatler Kanunu’nun 1., 2., 16. ve 19. maddelerinde belirtilen koşulları taşıması, 27. maddenin (1) numaralıbendinde belirtilen idari yaptırımlardan olması halinde, idari para cezaları ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin olanlarına karşı1.6.2005 tarihinden sonra yapılacak itirazlarda sulh ceza mahkemelerinin genel görevli kılındığına ve bu nedenle doğan görevuyuşmazlıklarında adli yargı yerinin görevli bulunduğuna karar verilmiştir.Daha sonra, 30.3.2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 3 üncü maddesini değiştiren 6.12.2006 günlü, 5560 sayılıYasa’nın 31. maddesinde,
“ (1) Bu Kanunun;
a) İdari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde,
b) Diğer genel hükümleri, idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiillerhakkında,
uygulanır.” denilmiştir.
19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren bu düzenlemeye göre, Kabahatler Kanunu’nun; idari yaptırım kararlarına karşı kanun yolunailişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı; diğer kanunlarda görevli mahkemeningösterildiği durumunda ise uygulanmayacağı anlaşılmaktadır.Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan, görev konusunda taraflar için bir müktesep hak doğmayacağı; bu nedenle, yenibir yasayla kabul edilen görev kurallarının, geçmişe de etkili olacağı, bilinen bir genel hukuk ilkesidir.
Davanın açıldığı andaki kurallara göre görevli olan mahkeme, yeni bir yasa ile görevsiz hale gelmiş ise, (davanın açıldığıanda görevli olan ve fakat yeni yasaya göre görevsiz hale gelen) mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerekeceği; ancak, yeniyasadaki görev kuralının, değişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra açılacak davalarda uygulanacağına dair intikal hükümlerininvarlığı halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilemeyeceği açıktır.
Diğer taraftan, dava görevsiz mahkemede açılmış, bu sırada yapılan bir kanun değişikliği ile görevsiz mahkeme o davaiçin görevli hale gelmiş ise, mahkeme, artık görevsizlik kararı veremeyip (yeni kanuna göre görevli hale geldiği için) davayabakmaya devam etmesi gerekir.
İncelenen uyuşmazlıkta, öngörülen idari para cezasının 5326 sayılı Kanun’un 16. maddesinde belirtilen idari yaptırımtürlerinden biri olduğu, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nda da idari para cezasına itiraz konusunda görevli mahkemenin
gösterilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda, Kabahatler Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’la değişik 3. maddesinde belirtildiği üzere, idarîyaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağınedeniyle, görevli mahkemenin belirlenmesinde 5326 sayılı Yasa hükümleri dikkate alınacağından, idari para cezalarına karşıaçılan davanın görüm ve çözümünde, anılan Kanunun 27. maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca adli yargı yerinin görevli olduğusonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, Sulh Ceza Mahkemesince verilen görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir. S O N U Ç : Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Şişli 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nce verilen09.10.2009 gün ve Müt. No: 2009/12, Müt. Karar No: 2009/12 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 06.06.2011gününde OYBİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.